Die Ontologie ist das Vokabular der Wissensbasis: Sie sagt, dass Murtaza, Haydar, Şah-ı Merdan und Aslanullah auf dieselbe Gestalt zeigen. Ohne sie kennt das System nur Zeichenketten – und findet in einem Deyiş über Ali nichts, wenn dort keiner der Verse das Wort „Ali“ enthält.
2947 Entitäten mit 451 Aliasen. Davon sind 2893 aus den Korpora belegt und 54 warten auf ein menschliches Urteil – jede Alias-Zuordnung ist eine Deutung und wird nie automatisch gültig.
82 Kollisionen – ein Name zeigt auf mehrere Entitäten. Das ist in diesem Stoff normal und kein Fehler: die Imame tragen Namen Gottes (Rıza, Mehdî, Hâdî), und Haydar ist zugleich Alis Beiname und Pir Sultan Abdals Geburtsname. Sie werden gemeldet und nicht stillschweigend aufgelöst – welche gemeint ist, entscheidet der Vers, nicht der Rechner.
Name
zeigt auf
ali
Ali konzept · İmam Ali person
ali aba
Ehl-i Beyt gruppe · âli aba konzept
aliaba
Ehl-i Beyt gruppe · âli aba konzept
ayini cem
ayini cem konzept · Cem ritual
ayinicem
ayini cem konzept · Cem ritual
bade
bade konzept · Dolu symbol
betul
Betül konzept · Hz. Fatıma person
beytullah
Beytullah konzept · Kâbe ort
cafer i sadik
Cafer-i Sadık konzept · İmam Cafer Sadık person
caferi sadik
Cafer-i Sadık konzept · İmam Cafer Sadık person
caferisadik
Cafer-i Sadık konzept · İmam Cafer Sadık person
cem erkani
cem erkânı konzept · Cem ritual
cemerkani
cem erkânı konzept · Cem ritual
dar meydani
dâr meydanı konzept · dâr ritual
darmeydani
dâr meydanı konzept · dâr ritual
dem
Dem konzept · Dolu symbol
divan sazi
divan sazı konzept · meydan sazı konzept
divansazi
divan sazı konzept · meydan sazı konzept
dort kapi
dört kapı konzept · dört kapı kırk makam konzept
dortkapi
dört kapı konzept · dört kapı kırk makam konzept
duvazdeh
Oniki İmam gruppe · düvazdeh konzept
duvazdeh imam
Oniki İmam gruppe · düvazdeh imam konzept
duvazdehimam
Oniki İmam gruppe · düvazdeh imam konzept
ebu turab
Ebu Türab konzept · İmam Ali person
ebuturab
Ebu Türab konzept · İmam Ali person
ehlibeyt
Ehl-i Beyt gruppe · ehlibeyt konzept
esedullah
esedullah konzept · İmam Ali person
evvel
evvel konzept · Evvel ve Ahir esma
gercek
gerçek konzept · Hak konzept
hadi
Hâdî esma · İmam Ali Hadi person
hakk
Hak konzept · Hakk esma
hasan
Hasan konzept · İmam Hasan person
hatemul enbiya
Hâtemü’l-enbiya konzept · Hz. Muhammed person
hatemulenbiya
Hâtemü’l-enbiya konzept · Hz. Muhammed person
haydar
Haydar konzept · İmam Ali person · Pir Sultan Abdal person
Dervişlerin elbiselerinin üzerine giydikleri kalın, kaba kumaştan yapılan önü açık uzun ve geniş kollu üstlüktür. Bazı yörelerde örme yünden yapılıp ince olanlarına “aba”, dövme yünden olanlarına “kep
Auch: kebe
Belegt in: terminologie: S. 15 (TRM_0002)terminologie: S. 15 (TRM_0005)terminologie: aba, S. 15terminologie: âbâ, S. 15
Dervişlerin, pirlerin abalarının yırtık pırtık olmasını ifade eder. Eskiden dervişler, hırkalarının helal maldan olmasına itina gösterirler, bu yüzden mallarının helal olduğuna inandıkları sufilerden
Belegt in: terminologie: S. 15 (TRM_0004)terminologie: abası kırk yerinden yamalı, S. 15
Hakk’a kul olduğu için başkasına kul olmayan. Hz. Peygamber’in en yüce makamı, insanoğlunun sahip olduğu manevi mertebelerin en yükseği abdiyet yani kulluktur. Kul olmak risaletten ve nübüvvetten önce
Belegt in: terminologie: S. 16 (TRM_0008)terminologie: abd, S. 16
Genel olarak, dünya ilgilerinden kurtularak kendisini Allah yoluna adayan ve ‘ricâlü’l-gayp’ diye adlandırılan evliya zümresi içinde yer alan sufi veya erenler. Abdal, Türkler arasında özellikle de Oğ
Auch: Hüseyin Gazi tekkesiSeyyid Gazi tekkesiYakup tekkesiabdallu oymağıebdal
Belegt in: terminologie: S. 16 (TRM_0009)terminologie: abdal, S. 16
Aleviliğin ve Bektaşiliğin önemli inanç önderlerinden biri olarak kabul edilir. Geyikli Baba nasıl Rum Abdalları içinde Baba İlyas Horasanî geleneğini temsil ediyorsa, Abdal Musa da bu geleneğin Hacı
Belegt in: terminologie: S. 24 (TRM_0018)terminologie: Abdal Musa, S. 24
Hacı Bektaş Veli’nin halifesi kabul edilen Abdal Musa adına düzenlenen ayin. Abdal Musa ayininde kural olarak bir yola alınma veya görgü amacı yoktur. Kimi bölgelerde, her hafta perşembeyi cumaya bağl
Belegt in: terminologie: S. 25 (TRM_0020)terminologie: Abdal Musa ayini, S. 25
Menemenci oymağına bağlı Tahtacılar tarafından bolluk ve bereketin artması, birlik beraberliğin sağlanması ve herhangi olumsuz bir olayla karşılaşılmaması için bütün köylünün bir araya gelerek Abdal M
Belegt in: terminologie: S. 25 (TRM_0021)terminologie: Abdal Musa cemi, S. 25
Abdal Musa cemi diye de anılan bu erkân, özellikle kış aylarında yapılır. Köyün ileri gelenleri toplanır ve Abdal Musa kurbanına karar verirler. Görevli olanlar evleri dolaşarak lokma toplarlar. Kurba
Belegt in: terminologie: S. 25 (TRM_0022)terminologie: Abdal Musa kurbanı, S. 25
XV. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen; genel hatlarıyla Abdal Musa’nın doğumuyla başlayıp Teke yöresine gelişi ve buralarda gösterdiği kerametlerle devam ederek halifelerine icazet vererek onları çeşit
Belegt in: terminologie: S. 26 (TRM_0026)terminologie: Abdal Musa velayetnamesi, S. 26
Kimi Bâtıni tarikat mensuplarının kendilerinden olmayanlardan saklamak konusunda ifrat derecesinde taassup gösterdikleri ve sır dedikleri tarikat hususiyetleri. Başkalarının kendi sırlarını bilmelerin
Belegt in: terminologie: S. 27 (TRM_0028)terminologie: abdal sırrı, S. 27
Türkiye, Azerbaycan, İran, Afganistan ve Doğu Türkistan’da yaşayan Türk asıllı kimi topluluklara verilen ad. XIII-XVII. yüzyıllarda Anadolu ve Rumeli’de bulunan Şii-Bâtıni bir derviş topluluğu. XIV. y
Belegt in: terminologie: S. 23 (TRM_0011)terminologie: Abdalân (Abdallar), S. 23
Anadolu ve Rumeli bölgelerinde, İslamiyetin ve Türk hâkimiyetinin yayılması için gönüllü olarak çalışan, köy köy, şehir şehir dolaşan dervişlere verilen ad. bk. Rum Abdalları, Rum Erenleri
Belegt in: terminologie: S. 23 (TRM_0012)terminologie: Abdalân-ı Rum, S. 23
İbadetleri yerine getirmek için, elleri dirseklerle beraber yıkamak, yüzü yıkamak, başın dörtte birine mesh vermek ve ayakları topuklarla beraber yıkamaktan ibaret olan bir iştir. Ölü yıkamaya da “abd
Belegt in: terminologie: S. 27 (TRM_0029)terminologie: abdest, S. 27
Günümüzde Dürrânî adıyla tanınan bir Afgan kabilesinin eski adı. Rivayete göre, bu kabile efgan ırkının Sarbani koluna mensuptur. Diğer bir rivayette Afgan Abdalları olarak da bilinen, Abdâlîlerin (Dü
Belegt in: terminologie: S. 23 (TRM_0014)terminologie: abdâlî (ebdâlî), S. 23
İnsan-ı kâmil aşamalarından ilkini temsil eden, şeriat kapısıyla özdeşleştirilen, kökenlerinin hava olduğu kabul edilen dört tür insandan ilkine abidler denir. Hacı Bektaş Veli, Makalat ve Vilayetname
Belegt in: terminologie: S. 33 (TRM_0045)terminologie: abidler, S. 33
Gözönünde tutulması gereken esaslar, görgü kuralları gibi anlamları içerir. Tarikat mensuplarının uymak zorunda olduğu bu görgü kurallarına “adab-ı sufiyye”, “adab-ı tarikat”, “adab ve erkân” gibi adl
Belegt in: terminologie: S. 33 (TRM_0048)terminologie: adab, S. 33
Tarikat nizamnamesi veya yol mensuplarının “insan-ı kâmil” oluncaya kadar uymaları gereken kurallar. Diğer tasavvufi yapılarda olduğu gibi, Alevilik ve Bektaşilikte de adab-erkân, başka bir ifadeyle y
Belegt in: terminologie: S. 34 (TRM_0050)terminologie: S. 34 (TRM_0051)terminologie: adab-erkân, S. 34terminologie: adab-erkân, S. 34
Yol ehlinin gözettiği ve dikkate aldığı kurallar. Buna adab ve erkân adı da verilir. adak:1. Bir dileği yerine getirmesi veya bir tehlikeden koruması için gücüne inanılarak verileceği vaat edilen şey.
Belegt in: terminologie: S. 35 (TRM_0056)terminologie: adab-ı tarikat, S. 35
Bir Alevi-Bektaşi tarafından, herhangi bir dileği için babaya veya çelebiye verilen para. Önceleri bir Bektaşi herhangi bir dileği için bir para nezreder, adakta bulunursa, baba gelinceye kadar onu sa
Belegt in: terminologie: S. 35 (TRM_0057)terminologie: adak akçesi(nezir akçesi), S. 35
Bir isteğin yerine gelmesi için adanan kurbanın, o isteğe nail olduktan sonra kesilmesi. Bu kurban canlı ve cansız olabilir. Adak kurbanlarında büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarla beraber tavuk ve horoz
Belegt in: terminologie: S. 36 (TRM_0059)terminologie: adak kurbanı, S. 36
Kurban edilmek üzere tığlanan hayvanın yenmek için hazırlanmış eti veya bu amaçla bağışlanan herhangi bir yiyecek. Adak lokmasının öncesinde ve sonrasında dua okunur.
Belegt in: terminologie: S. 36 (TRM_0060)terminologie: adak lokması, S. 36
Canın bir işinin olması veya gerçekleşmesi için, gönülden koparak bir adakta bulunması durumunda yapılan tören. Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre özetle bu tören şu şekildedir: Muhabbet yapılacağı herke
Belegt in: terminologie: S. 36 (TRM_0061)terminologie: adak muhabbeti, S. 36
Yokluk, hiç. Tasavvufta Hak’tan gayri nesne. Vahdet-i vücud düşüncesinde yokluğa (adem) bir tür varlık atfolunur. Oğlanlar Şeyhi İbrahim Efendi, bu konuda; yokluğun bir ayna olduğunu, insanın yoklukta
Belegt in: terminologie: S. 36 (TRM_0063)terminologie: adem, S. 36
Bir şeyin sırrına vâkıf olan, uyanık, bilgili, vâkıf. Halden anlayan, doğru yolu gösteren, manen ve maddeten darda kalanların imdadına yetişen bilgin ve olgun Hak adamı, hoşgörülü ve kalp gözü açık ve
Auch: pir-i dil-âgâh
Belegt in: terminologie: S. 37 (TRM_0069)terminologie: agâh, S. 37
İsnaaşeriyye Şiiliğinde dinî bilginin kaynağı olarak imamların haberlerine dayanıp akla ve içtihada karşı olan fırkaya verilen ad. Başka bir ifade ile sadece imamlardan gelen ahbarla yetinip akıl deli
Belegt in: terminologie: S. 39 (TRM_0080)terminologie: Ahbârilik, S. 39
Yol erinin, manevi temizliğe ulaşabilmek için geçmek zorunda olduğu aşamalar sıralamasında yer alan, tanrısal evrene en yakın alan durumundaki en gizli aşama.
Belegt in: terminologie: S. 39 (TRM_0084)terminologie: ahfa makamı, S. 39
Bu tabir, daha çok Melamilikte olanlar için kullanılır. Onlar, âdet ve şekle önem vermeyip halk içinde sıradan biri gibi kendilerini gizledikleri için bu kavramla anılmışlardır.
Belegt in: terminologie: S. 39 (TRM_0085)terminologie: ahfiya, S. 39
Ahi Evran tarafından kurulan Anadolu’daki Ahilik teşkilatının mensuplarına verilen unvan. Ahiliğe bağlı kimse, topluluk. Fütüvvet yolunda sanat ve zenaat ehlinin her birinin şeyhlerine “ahi” derlerdi.
Auch: ahiyan
Belegt in: terminologie: S. 39 (TRM_0086)terminologie: S. 39 (TRM_0087)terminologie: ahi, S. 39terminologie: ahi, S. 39
Kırşehir’deki Ahi Evran Tekkesi şeyhine ve bu şeyhe bağlı yerel teşkilatlardaki vekillerine verilen unvan. Ahi babanın Ahi Evran soyundan geldiği ileri sürülür. Şeyhi temsil eden ve esnaf teşkilatları
Belegt in: terminologie: S. 40 (TRM_0088)terminologie: Ahi baba, S. 40
Ahilik teşkilatının Anadolu’daki kurucularından ve debbağ esnafının piri. Asıl adı Şeyh Nasirüddin Mahmud Ahi Evran b. Abbas olup Ahi Evran (Evren) adıyla tanınır. Tarihî bir hüviyete sahip olmasına r
Belegt in: terminologie: S. 40 (TRM_0090)terminologie: Ahi Evran (Evren), S. 40
Horasan erenlerinden Anadolu Ahilerinin piri Ahi Evran tarafından kurulan, Ahilik örgütünün sürekliliğini sağlayan yerel tekke ve zaviyelerin bağlı bulunduğu, Kırşehir’deki ana tekke. bk.Ahilik
Belegt in: terminologie: S. 41 (TRM_0092)terminologie: Ahi Evran tekkesi, S. 41
Fütüvvet teşkilatının bir devamı olarak Anadolu Selçukluları döneminde ortaya çıkan Osmanlı Devleti’nin kuruluş aşamasında yaygınlaşan, esnaf, zanaatçı, çiftçi gibi çalışma kollarından insanları kapsa
Auch: ahibabalık
Belegt in: terminologie: S. 41 (TRM_0095)terminologie: Ahilik, S. 41
Öbür dünya diye ifade edilen, cennet, cehennem, âraf, iyiliklerin ve kötülüklerin karşılandığı yer, sırat ve mizan gibi yerleri ihtiva eder. ahiret Ahiret inancı, İslamın en temel esaslarından biri ol
Auch: Cennetahret
Belegt in: terminologie: S. 46 (TRM_0097)terminologie: ahiret, S. 46
Yol kardeşi. Kimi bölgelerde musahip olan çiftlerin birbirlerine verdikleri ad. Her Alevi çifti, bir musahip tutmak durumundadır. Bu dört kişilik iki aile Alevi cemaatinin çekirdeğini teşkil eder ve b
Belegt in: terminologie: S. 52 (TRM_0100)terminologie: ahiret kardeşi, S. 52
Kimi Türkmen ölü kaldırma törenlerinde; Hz. Ali ile Fâtıma’dan kaldığına inanılan, ölü yıkandıktan sonra ölü yakınları tarafından dökülen birer tas su.
Belegt in: terminologie: S. 52 (TRM_0102)terminologie: ahiret suyu, S. 52
Yazılı belge veya sözleşme. 1. Şeyhin yerine geçecek halifeyi belirleyen yazılı belgesi veya sözlü beyanı. 2. Şeyhin müritlere yaptığı tavsiyeleri ve kuralları gösteren yazılı metin.
Auch: ahidname
Belegt in: terminologie: S. 52 (TRM_0104)terminologie: ahitname, S. 52
Rıfaiyye tarikatının on üç kolundan biri. Rıfailik, Anadolu’da ahilikle, Trakya’da Bektaşilikle karışmıştır. Rıfailerin ahilerle kaynaşan bölümüne Ahiyye adı verilir. bk.Rıfaiyye, Ahilik
Belegt in: terminologie: S. 53 (TRM_0108)terminologie: Ahiyye, S. 53
Zahirî hükümler. Beden ve organlarla yapılan amel ve fiillerin hükümleri. Namaz, oruç, hac, zekât ve şeri muamelelere ait hükümler buna örnek verilebilir.
Belegt in: terminologie: S. 53 (TRM_0111)terminologie: ahkâm-ı zâhire, S. 53
İnsanın manevi seciyesini temyiz eden özellikler. Huylar, insani davranışlar. Biri güzel diğeri çirkin (iyi-kötü) olmak üzere ahlak iki kısımdır. Birincisine ahlâk-ı hamîde, ikincisine ahlâk-ı zemîme
Belegt in: terminologie: S. 53 (TRM_0112)terminologie: ahlak, S. 53
İnsan uyurken ruhun bedeni terk ederek beden dışında farklı bir varlık alanında gezip dolaşıp bu dünyaya ait sembollerle bazı şeyler görmesi. Rüyalar, düşler. Ahmed-i Muhtar postu:1. Mürşit postu. Mey
Belegt in: terminologie: S. 53 (TRM_0113)terminologie: ahlam, S. 53
Bunların tutmuş oldukları yola tarik-i ahyâr denir. Çile çekerek Allah’a ermek isteyenlerin yoluna tarik-i ebrâr, aşk ve vecdle aynı gayeye ulaşmak isteyenlerin yoluna tarik-i şuttâr adı verilir.
Belegt in: terminologie: S. 53 (TRM_0118)terminologie: ahyar, S. 53
Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın; çevresi işlenmiş taşlarla süslü, kemerinin kilit taşında Selçukluların çifte kartal kabartması bulunan büyük giriş kapısına verilen isim.
Belegt in: terminologie: S. 55 (TRM_0128)terminologie: akkapı, S. 55
1478’de ölen Otman Baba abdalları tarafından kutup olarak görülen ve 1495’te şöhret bulan İbrahim-i Sâni. Bektaşiler, Akyazılı’yı kendilerinden sayarlar, hatta kimileri onu kutup olarak kabul eder. Ra
Auch: Akyazılı Sultan
Belegt in: terminologie: S. 56 (TRM_0134)terminologie: Akyazılı, S. 56
Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinde yer alan bir tekke. Akyazılı, esas adı İbrahim-i Sani olan bir Bektaşi önderinin lakabıdır. Otman Baba’nın (ö. 1478) müritleri ve kimi Bektaşilerce kutup olarak kab
Belegt in: terminologie: S. 56 (TRM_0135)terminologie: Akyazılı Baba Tekkesi, S. 56
Bektaşiler rakıya ak yazılı, kırmızı şaraba da kızıl deli derler. Ak Yazılı Sultan adlı bir Bektaşi babası rakıyı tarikata soktuğu için rakıya ak yazılı denildiğine dair bir rivayet vardır. bk. Akyazı
Belegt in: terminologie: S. 56 (TRM_0136)terminologie: Akyazılı Kızıl Deli, S. 56
Görgü esnasında dede tarafından taliplerin sırtlarının sıvazlanmasında kullanılan, üç karış uzunluğundaki üç boğumlu değnek. Korkmaz’ın naklettiğine göre, alacadeğneğin, Orta Asya kandaş toplumlarında
Auch: deynekdeğnekçubuktan geçme
Belegt in: terminologie: S. 57 (TRM_0141)terminologie: S. 57 (TRM_0142)terminologie: alacadeğnek, S. 57terminologie: alacadeğnek, S. 57
İnsanın Hakk’a giden yola girmesini, bu yolda ilerlemesini engelleyerek ruhun yükselmesine ket vuran ve ele takılmış kelepçe, ayağa bağlanmış zincir olarak algılanan maddi ve nefsi sebepler, her türlü
Belegt in: terminologie: S. 58 (TRM_0144)terminologie: alaka, S. 58
Anadolu’nun kimi yörelerinde özellikle Doğu ve Orta Karadeniz bölgelerinde dönülen, (kadının sürekli ve hızla dönmesi, erkeğin ise dönmeyip elini kolunu ve ayağını müziğin ritmine uydurarak onu kollam
Belegt in: terminologie: S. 58 (TRM_0143)terminologie: S. 58 (TRM_0150)terminologie: alaçam, S. 58terminologie: alaçam, S. 58
Kimi Alevi ve Tahtacı zümrelerine göre alkarısı, alanası, albastı adı, verilen kötü bir ruhun lohusaya ve bebeğine musallat olmasıyla ortaya çıkan bir hastalık. Bu rahatsızlıktan kurtulabilmek için kı
Belegt in: terminologie: S. 58 (TRM_0148)terminologie: albasması, S. 58
Nakîbüleşraftan sonra seyyid ve şeriflerin en büyük amiri durumunda olan zata verilen unvan. Alemdar, muharebe esnasında saraydan çıkarılarak ordu ile beraber gidecek olan “Sancak-ı Şerif”i karşılamak
Belegt in: terminologie: S. 59 (TRM_0151)terminologie: alemdar, S. 59
Hz. Ali’ye bağlılık noktasında birleşen çeşitli dinî ve siyasi gruplar için kullanılan bir terim. Ali’ye mensup, Ali’ye ait anlamlarına gelen bu kelimenin çoğulu Aleviyye ve Aleviyyun şeklindedir. İsl
Belegt in: terminologie: S. 61 (TRM_0165)terminologie: Alevi, S. 61
Alevi-Bektaşi inancını, düşüncesini, yaşayışını, dünya görüşünü ihtiva eden edebiyat. Alevi-Bektaşi edebiyatı, bu inanç sistemi içinde doğmuş edebiyat olup farklı zaman ve mekanlarda oluşmuştur. Her i
Auch: Bektaşi edebiyatı
Belegt in: terminologie: S. 63 (TRM_0166)terminologie: Alevi Bektaşi edebiyatı, S. 63
Mihman meydanı, muhabbet meydanı, Kerbelâ meydanı, eş meydanı ve düşkünlük/düşkün meydanının açıldığı yer veya tören olarak izah edilir. Sofra süreği, musahip kavline girme ve Kızılbaş meydanı adlarıy
Auch: Kızılbaş meydanı
Belegt in: terminologie: S. 65 (TRM_0167)terminologie: Alevi meydanı, S. 65
Bektaşilerin başlarına giydikleri on iki dilimli taç Fahir adıyla da bilinen bu taç, beyaz yünden yapılır. Babalar, bu tacın üzerine yine beyaz yünden yapılmış bir de sarık sararlar. bk.Bektaşi tacı
Belegt in: terminologie: S. 65 (TRM_0169)terminologie: Alevi tacı, S. 65
Hz. Ali’ye muhabbet eden, Ali taraftarı, Ali’ye mensup, Ali soyundan gelen, Hz. Ali’yi, Hz. Peygamberden sonra imamet ve fazilet bakımından önder ve üstün kabul edenlere Alevi, bu düşünceye de Alevili
Belegt in: terminologie: S. 65 (TRM_0170)terminologie: Alevilik, S. 65
Taberistan, Deylem ve Gilân’da hüküm süren bir hânedan. 4. Alevi oğullarından Muhammed b. Ali b. Muhammed’e (ö.1255) nispet edilen bir tarikat. Hadramut’ta yaşayan Alevi oğullarının soyu, Alevi b. Ube
Belegt in: terminologie: S. 66 (TRM_0172)terminologie: Aleviyye, S. 66
Pir Sultan’ın musahibi olduğu nakledilir. Ala gözlüm zülfün kelep eylesin Döksün mah yüzüne nikab eylesin Ali Baba haktan dilek eylesin Bizi dar dibinde eylemesinler Pir Sultan Abdal
Belegt in: terminologie: S. 75 (TRM_0177)terminologie: Ali Baba, S. 75
Çerağ tahtının solunda bulunan rehber postu. bk. Ali postu
Belegt in: terminologie: S. 76 (TRM_0181)terminologie: S. 76 (TRM_0185)terminologie: Ali el-Murtaza postu, S. 76terminologie: Ali el-Murtaza postu, S. 76
Ali ile Tanrı arasında özdeşlik olduğunu ileri sürenler, Ali’nin tanrılığını ortaya atmışlardır. Onlara göre Ali Tanrı’dır. Tanrı, Ali’nin varlığında insan suretine girerek görünüş alanına çıkmıştır.
Belegt in: terminologie: S. 76 (TRM_0182)terminologie: Ali İlahilik (Ali Allahilik), S. 76
Fatma Ana semahı adıyla da bilinen, Muhammed- Ali-Fatma üçlüsünü konu edinen ve kırk yaşın üzerinde üç bacı tarafından dönülen semah. Ali Nur semahı üç bölümden oluşur: Ağırlama, canlanma ve yeldirme.
Belegt in: terminologie: S. 77 (TRM_0187)terminologie: Ali Nur semahı, S. 77
Kimi Alevi Bektaşi gruplara göre “Arı sırrı” da denen bu terim, söylenceye göre Aleviler ve tasavvuf ehli arasında, arının kovan kurması, bal yapması ve yaşayışı bakımından insanı hayrete düşüren bir
Belegt in: terminologie: S. 78 (TRM_0190)terminologie: Ali sırrı, S. 78
Hz. Ali hakkında yazılan şiirler. Türk İslam tarihinde Hz. Ali hakkında yazılan birçok esere rastlamak mümkündür. Alevi Bektaşi edebiyatında da bu anlamda pek çok eser vardır. Burada sadece Kaygusuz A
Belegt in: terminologie: S. 76 (TRM_0184)terminologie: Ali-nâme, S. 76
Klasik Türk şairleri, Alevi-Bektaşi meşrebe sahip olsun veya olmasın, şiirlerinde Hz. Ali’nin kahramanlığı, ilmi yönü, Âl-i Abâ’nın bir ferdi olması ve cenkleri gibi onun farklı yönlerine işaret ederl
Belegt in: terminologie: S. 76 (TRM_0183)terminologie: Alilik eylemek, S. 76
Geleneksel Anadolu halk inancında, çocuklara ve özellikle yeni doğum yapmış olan kadınlara uykuda musallat olduğuna, onlara felaket ve şiddet getirdiğine inanılan kâbus ruhu. Doğan Kaya bunu daha çok
Belegt in: terminologie: S. 78 (TRM_0192)terminologie: alkarısı, S. 78
Kötülüklerden arınıp saf ve temiz duruma gelmiş ermiş insan. Ricalullahtan, ehlullahtan ve evliyaullahtan olan kimse, hak dostu, ermiş. Süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hak, eren.
Belegt in: terminologie: S. 82 (TRM_0194)terminologie: Allah adamı, S. 82
Bektaşilerce yemin, onay işareti. Tasavvuf ehli arasında genelde ortak olan, fakat ağırlıklı olarak Bektaşiler ve Mevleviler tarafından kullanılan bu deyim, daha çok muhatabı tatmin etmek için kullanı
Belegt in: terminologie: S. 82 (TRM_0195)terminologie: Allah eyvallah, S. 82
Yiğit, kahraman, cesur, zorlu kimse. D. Kaya’ya göre Alp tipi geniş mekân insanıdır, hırslıdır ve durağan değil aktif karakterlidir. Daima fetihler peşindedir. Türk kültüründe alp tipinin en ideal örn
Belegt in: terminologie: S. 83 (TRM_0199)terminologie: alp tipi, S. 83
Mücahit derviş. Gazi derviş. Alperen, eli silahlı savaşlara katılan ve savaşlarda kendisi gibi inanmış insanlarla birlikte büyük yararlılıklar gösteren kimselerdir. Onların dünya nimetleriyle hiçbir i
Belegt in: terminologie: S. 83 (TRM_0200)terminologie: alperen, S. 83
‘Hacı Fatma’, ‘Hundi Bacı Hatun’ ve ‘Süme Bacı’ adlarında dergâh yöneticisi kadınlara rastlanılmaktadır. Tarihte Anadolu’da başında kadınların bulunduğu çeşitli Bektaşi ocaklarına da rastlamak mümkünd
Belegt in: terminologie: S. 84 (TRM_0209)terminologie: altın zincir (silsiletüz zeheb), S. 84
Altı sayısıyla anlatılanlar anısına yalnızca erkekler tarafından dönülen bir semah çeşidi. Bu semah, genellikle altı erkek tarafından dönülür. Semahçılar ceketsiz ve yalınayaktır. Sarma hareketleriyle
Belegt in: terminologie: S. 84 (TRM_0202)terminologie: altıya girme semahı, S. 84
Ezel ile ebedi içine alan ilahi mertebenin imtidâdı, zamanın batını ve aslı. Daimi an, zaman üstü zaman, daha doğrusu zamansızlık anlamına gelir ve üzerinden zaman geçmediği hakikate ve zata işaret ed
Belegt in: terminologie: S. 88 (TRM_0219)terminologie: an-ı daim, S. 88
Alevilikte ve Bektaşilikte mürşitlerin, dedelerin ve babaların eşlerine verilen ad. Onlara Anabacı veya Anasultan sıfatı ile hitap edilir. Dedebaba eşine de Anabacı Sultan adı verilir. Bektaşilikte ma
Auch: Ana Sultanbacı sultanbacıanabaşıtaçlı
Belegt in: terminologie: S. 84 (TRM_0208)terminologie: Anabacı, S. 84
Anadulu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında büyük payı olan zümre. Bunlara abdalân-ı Rum yahut Rum Abdalları adı da verilir. Bunlar, Horasan erenleri olarak Anadolu’ya gelmiş, baba, dede, abdal, pir
Belegt in: terminologie: S. 85 (TRM_0213)terminologie: Anadolu abdalları, S. 85
Anadolu’nun ve Rumeli’nin Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında önemli rol oynayan alperenler. Bunlara Abdalan-ı Rum veya Gaziyan-ı Rum da denilir. Yine bunlara Alpler veya Alperenler adı da verilmektedir
Auch: gaziyan-ı Rum
Belegt in: terminologie: S. 88 (TRM_0217)terminologie: Anadolu Gazileri, S. 88
Daha çok ruhsal varlıklarla ilgili doktrine verilen ad. Dinin menşei ile ilgili ortaya atılan teorilerden biri. Animizm anlayışında, kainattaki her nesnenin bir kutsal varlık veya ruh tarafından yönet
Belegt in: terminologie: S. 88 (TRM_0220)terminologie: animizm, S. 88
Halk arasında ismi olup cismi bulunmayan mitolojik bir kuşa verilen isim. Örneği az bulunan şeyler hakkında da kullanılır. İnanca göre, Kafdağında yaşayıp tüyleri renkli ve süslü, yüzü insan yüzüne be
Belegt in: terminologie: S. 89 (TRM_0222)terminologie: S. 89 (TRM_0223)terminologie: Anka, S. 89terminologie: Anka, S. 89
Madde âleminin temel unsurları. Bunlar: Ateş, hava, su ve toprak’tır. Sufiler, nefsin dört mertebesini dört unsura benzetirler. Nefs-i emmâre=ateşe,nefs-i levvâme=havaya,nefs-i mülhime=suya,nefs-i mut
Belegt in: terminologie: S. 88 (TRM_0218)terminologie: anâsır-ı erbaa, S. 88
Zile ve Çekerek’in Babacı Alevi köylerine verilen isim. Zile Anşa Bacılıları denilince Acısu, Karşıpınar, Üçkaya, Karacaören, Uzunköy (Bultu), Kuzalan, ve Kervansaray köyleri akla gelir. Çekerek Anşa
Belegt in: terminologie: S. 90 (TRM_0224)terminologie: S. 90 (TRM_0229)terminologie: Anşa Bacılılar, S. 90terminologie: Anşa Bacılılar, S. 90
Bir duygunun bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçen tarikat yolcusunun, yol erinin Hak ile giriştiği tartışma. Bu bir naz ve samimiyet hâlidir.
Belegt in: terminologie: S. 91 (TRM_0233)terminologie: arbede, S. 91
Manevi ve ruhi tecrübelerle Allah hakkında zevki ve vecdi bilgilere sahip olan kimse. Diğer bir ifade ile yaratıcının gizemine ulaşan, Allah katında iyi karşılanan yetkin kişi, ermiş.
Belegt in: terminologie: S. 93 (TRM_0242)terminologie: arif-i billah, S. 93
Bazı Tahtacı gruplarında Kurban Bayramından bir gün önce, arife günü, baba ocağını bekleyen evlâdın babasının ruhuna adadığı kurban. Arifelik olarak genellikle koyun tercih edilir, ancak maddi durumu
Auch: arefelik
Belegt in: terminologie: S. 93 (TRM_0243)terminologie: arifelik, S. 93
Hacıbektaş ilçesinde Hacı Bektaş Veli Külliyesinde avlunun sağında bulunan çeşme. Bu çeşmede su arslan heykelinin ağzından akmaktadır ki, bu Alevilerce kutsal görülüp içmek ve yıkanmak için diğer sula
Belegt in: terminologie: S. 93 (TRM_0246)terminologie: arslanlı çeşme, S. 93
Bir Bektaşi ve Mevlevi tarikatı terimi. Daha çok Bektaşilerin yemekte, Mevlevilerin ise ayinde yaptıkları dualardandır. asa:1. Dervişlerin zor işleri başarmak için kullandıkları gizemli değnek. Asa ta
Belegt in: terminologie: S. 94 (TRM_0251)terminologie: artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin, S. 94
Allah’ın, çok sevdiği ve başkalarından kıskandığı için halka açıklamadığı velileri, Hakk’ın harim-i ilahideki has dostları, özel ilgisine mazhar olan kulları. Gerdek gecesi, gelini damattan başkası gö
Belegt in: terminologie: S. 91 (TRM_0230)terminologie: arâis-i Hak, S. 91
Mürşide verilen simgesel ad. Hakikatı arayanı anımsatan sembol. Bektaşi dervişlerinin dilinde arı dervişi simgeler, bal ise dervişin elde etmeye çalıştığı kutsal gerçektir, Hak’tır. Suriye’de yaşayan
Belegt in: terminologie: S. 91 (TRM_0236)terminologie: arı, S. 91
Ashâb-ı Suffe:1. Kırklar. 2. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicret etmesinden sonra Medine’deki mescidin sofasında ikamet eden fakir sahabiler. Bunlar tasavvuf yolunun ilk temsilcileri olarak görülür. Bun
Belegt in: terminologie: S. 94 (TRM_0255)terminologie: arş-ı kerim, S. 94terminologie: arş-ı kerim, S. 94
Allah isminin mazharı olması itibariyle insan, yani insanın bir örneği sayılan mutlak varlık. bk.arş arşu’r-rahmân:1. Kâmil insanın kalbi. 2. Kimi Alevilere göre, cemin icrası için tahsis edilen meyda
Belegt in: terminologie: S. 94 (TRM_0250)terminologie: arşullah, S. 94
Kimi Alevi gruplara göre, cem töreninin kolları sıralamasında yer alan ve cem töreninin belli ölçülerde yenilenmesi biçiminde gerçekleştirilen bir tören. asâkir-i Hak (asâkir-i Rahman):1. İblis’in, Şe
Belegt in: terminologie: S. 94 (TRM_0252)terminologie: asa töreni, S. 94
Hz. Muhammed’i görüp İslama inanmış, onunla konuşmuş, onun sohbetine katılmış ve Müslüman olarak ölmüş kişilere denir. Hz. Peygamber ashab hakkında “Benim ashabımın her biri yıldızlar gibidir. Hangisi
Belegt in: terminologie: S. 94 (TRM_0253)terminologie: ashab, S. 94
Kimi Aleviler arasındaki inanca göre Hz. Muhammed Miraç’a giderken yolunu bir aslan keser. Muhammed yüzüğünü onun ağzına atar, aslan yol verir. Ertesi gün Muhammed miracını anlatırken Ali ağzındaki yü
Belegt in: terminologie: S. 95 (TRM_0260)terminologie: aslan, S. 95
Necef, Kerbelâ, Kâzımiye, Samıra, Horasan gibi kutsal yerler. atebe:1. Tekkenin kapı eşiği. Bektaşilikte, eşik kutsal kabul edildiğinden üzerine basılmaz. 2. Tarikata girmek için atılan ilk adım. ateş
Belegt in: terminologie: S. 106 (TRM_0305)terminologie: atebât-ı âliye, S. 106
Ateşhâne, ateşgâh. 1. Mecusi mabedi. Ateşperestlerin ibadethanesi. Bu mabette sürekli ateş yanar. 2. Gönül, aşk âlemi, Hak aşkı. Mecusi mabedindeki ateş sürekli yandığı gibi aşk ateşi de gönüllerde ar
Auch: ateşgâh
Belegt in: terminologie: S. 107 (TRM_0308)terminologie: ateşgede, S. 107
Bir veli, ermiş beddua ettiği zaman bir ok gibi mutlaka hedefini bulur. Artık onu durdurmak mümkün olmaz. Mürşide, veliye, pire karşı işlenen suçun affı olmaz. Bu oka, yani manevi darbeye “batın oku,
Belegt in: terminologie: S. 107 (TRM_0310)terminologie: atılan ok geri dönmez, S. 107
Toplumun kabul edip benimsediği ve uyulması gereken kurallar hâline getirdiği, uymayanları şiddetle kınadığı âdetler, ananeler. Kişiler bu kurallar uğruna, hak bildikleri şeylere uymakta zorlanırlar.
Belegt in: terminologie: S. 107 (TRM_0314)terminologie: avaid, S. 107
Ruhun Allah’a kavuşmasına engel olan her şey. avam:1. İlim ve marifet ehli olmayan, derece bakımından düşük kimseler hakkında kullanılan terim. Her ne kadar, soylu soplu da olsa tarikat eğitiminden ge
Belegt in: terminologie: S. 107 (TRM_0315)terminologie: avaik, S. 107
Hz. Ali. Kimi Alevi-Bektaşi gruplarında Ay’a, geceleyin de görmeyi sağlayan kutsal, sevimli bir yıldız olarak, Ali’nin sureti “Ay Ali” olarak saygı gösterilir. Ay aynı zamanda takvim görevi görür. Din
Belegt in: terminologie: S. 107 (TRM_0317)terminologie: Ay, S. 107
Ay Hz. Ali, Gün (Güneş) ise Hz. Muhammed için kullanılır. ayyar:1. Fütüvvet ehlinden olan cömert, cesur, fedakâr ve eli kılıçlı bazı sufilere verilen ad. 2. Orta Çağ’da Bağdat dolaylarında yaşayan, to
Belegt in: terminologie: S. 112 (TRM_0342)terminologie: ay ve gün, S. 112
Mürşit katında dururken sağ ayak başparmağını sol ayak başparmağı üzerine koyma şekli. Ayak mühürlemek, mürşide saygıyı simgeleyen bir duruş biçimidir. Mürşidin huzuruna yalın ayak çıkan mürit, emrind
Belegt in: terminologie: S. 108 (TRM_0323)terminologie: ayak mühürleme, S. 108
Meydan hizmetlerini gören, postları seren görevli. Diğer bir ifade ile tekkelerde temizlik vs. sıradan işleri gören talip. Bektaşilerde yeni ikrar etmiş olan ayakçılar, bu işlerde çalıştırılarak deney
Belegt in: terminologie: S. 108 (TRM_0319)terminologie: ayakçı, S. 108
Varlıkların Allah’ın ilminde sabit olan ezeli hakikatları. Varlık âlemine çıkmadan önce, bunlar hakkındaki ilmi. Başka bir deyişle, varlık türlerinin var olmadan önce, yaratıcının bilgisindeki değizme
Belegt in: terminologie: S. 108 (TRM_0324)terminologie: ayan-ı sabite, S. 108
Tahtacılarda aydaş olmuş (zayıf, çelimsiz, her zaman hastalanan) çocuğun iyileştirilebilmesi için uygulanan dinsel-büyüsel bir uygulama. Çocuk üç yol ağzına götürülüp içi boş bir kazanın içine konulur
Belegt in: terminologie: S. 108 (TRM_0326)terminologie: aydaş aşı, S. 108
Aydın’daki Hacı Emirli ocağına bağlı bulunan Tahtacı oymaklarından biri. Bunların önce Çukurova ve Mersin bölgesinden Aydın taraflarına daha sonra tekrar Aydın’dan bu bölgeye geldikleri ve dolayısıyla
Belegt in: terminologie: S. 109 (TRM_0328)terminologie: Aydınlı, S. 109
Dinî-tasavvufi Türk şiiri türlerinden biri olup surelerin ve bu çerçevede ayetlerin konu edildiği şiirler. Hece vezni ile ve daha ziyade dörtlüklerle ortaya konulan bu örneklerin ilki Nesimî’ye aittir
Belegt in: terminologie: S. 109 (TRM_0329)terminologie: ayetleme, S. 109
Tarikat ehlinin kendi aralarında belli kurallara göre düzenledikleri tören. Alevilerin ve Bektaşilerin çeşitli vesilelerle yaptıkları cem törenine de âyin-i cem adı verilir.
Belegt in: terminologie: S. 111 (TRM_0331)terminologie: ayin, S. 111
Gözle görmek yoluyla ulaşılan ilim. İlme’l-yakin, ayne’l-yakin ve hakke’l-yakin adı verilen üç yakin mertebesinden ikincisi. Kalbin müşahede yoluyla hakiki vahdeti görmesi. Bu makam, arifler makamıdır
Belegt in: terminologie: S. 112 (TRM_0337)terminologie: ayne’l-yakin, S. 112
İnsan-ı kâmil. aynü’l-cem gülbangı:1. Cem töreninin açılış ve kapanışında okunan dua. 2. Mevlevilikte şeyh ve dervişlerle muhiblerin ayin okunurken kalkıp kol açmaksızın sema etmeleri.
Belegt in: terminologie: S. 112 (TRM_0340)terminologie: aynü’l-âlem, S. 112
Alevilerden bir kısmı ayıdan hoşlanmaz. Bu hayvanın adını bile ağızlarına almamaya çalışırlar. “Kocaoğlan” veya “Dağdaki” gibi ifadeler kullanıp geçerler. Ayının kuru derisine dahi dokunmaktan kaçınır
Belegt in: terminologie: S. 111 (TRM_0330)terminologie: ayı, S. 111
Esat Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre üç bölümden oluşan semahta, canlanmadan önce gelen ve daha az hareketli olan ilk bölüm. Kimi yörelerde buna düzlemece de denir. Ağırlamada erkek kollarını sağa sol
Belegt in: terminologie: S. 38 (TRM_0075)terminologie: ağırlama, S. 38
Hz. Muhammed tarafından dünyada iken cennetle müjdelenen on sahabi. Hz. Muhammed, kendileri henüz hayatta iken cennete gideceklerini bazı sahabilere müjdelemiş ve bunlardan topluca zikredilen on sahab
Belegt in: terminologie: S. 96 (TRM_0265)terminologie: aşere-i mübeşşere, S. 96
Sır dedikleri ezelden bir yol Eğersen boynunu olursun sen kul Olurmuş zakirler elinde bülbül Eğersen boynunu olursun sen kul Uçulmaz yalnız olmayınca eşin Er Hak meydanında uğradım başın Mürebbi musah
Belegt in: terminologie: S. 99 (TRM_0275)terminologie: aşina (aşna), S. 99
Aynı yola bağlı iki kişinin birbirini can arkadaşı seçmesi. bk.aşina aşina olma:1. Aynı yola bağlı iki kişinin birbiriyle can arkadaşı olması. 2. Tarikat mensubunun benliğinden uzaklaşarak Hakk’a yakl
Belegt in: terminologie: S. 100 (TRM_0276)terminologie: S. 100 (TRM_0279)terminologie: aşina bulma, S. 100terminologie: aşina bulma, S. 100
Aşırı sevginin yüreğe bıraktığı yangı. Aşk bir ateştir, ocağı da gönüldür. Aşk ateşi maddeyi, bizi hakikatten uzaklaştıran boş arzu ve istekleri yakar, ruhumuzu temizler. Aşk ateşi önce sevilene düşer
Belegt in: terminologie: S. 101 (TRM_0282)terminologie: aşk ateşi, S. 101
Başta Bektaşiler ve Mevleviler olmak üzere kimi tarikatlarda selamlaşma sözü. Hoş geldin, afiyet olsun yerine kullanılır. Buna “eyvallah” veya “aşkın cemal olsun”diye cevap verilir. Bunu işiten dilers
Belegt in: terminologie: S. 102 (TRM_0286)terminologie: aşk olsun, S. 102
Hem Mevlevi, hem de Bektaşilerce kullanılır. Bektaşiler babalarına “tabanlarına aşk u niyaz ederim” diye selam yollarlar. Dervişlere “aşk u niyaz ederim”, muhiblere de “aşk ederim” şeklinde bir tabir
Belegt in: terminologie: S. 102 (TRM_0289)terminologie: aşk u niyaz etme, S. 102
Alevilerin yaşadığı kimi bölgelerde, talibin görgüsü sırasında secdeye kapanması için pir tarafından söylenen söz. Pir “aşkola” deyince, görgüsü yapılan talip dizüstü otururken secdeye varır ve secded
Belegt in: terminologie: S. 101 (TRM_0284)terminologie: S. 101 (TRM_0285)terminologie: aşkola, S. 101terminologie: aşkola, S. 101
Hicri takvimin ilk ayı olan muharrem ayının onuncu gününe verilen isim. “Aşure günü”, kendisinde yaşandığı kabul edilen pek çok hadiseden dolayı neredeyse bütün semavi inanç ve geleneklerde önemsenmiş
Auch: aşuraİmam Hüseyin aşı
Belegt in: terminologie: S. 102 (TRM_0292)terminologie: aşure, S. 102
Bu konudaki yaygın inanışa göre, Hz. Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’nda karaya oturduğu gün, gemide bulunanlar tarafından bu kurtuluşun şükrü olarak, geminin ambarında arta kalan tahılları karıştırarak ya
Belegt in: terminologie: S. 105 (TRM_0298)terminologie: S. 105 (TRM_0299)terminologie: aşure tatlısı, S. 105terminologie: aşure tatlısı, S. 105
Büyük Bektaşi tekkelerinde, on iki evden en önemlisi durumunda bulunan ve aşevini yöneten baba. Yetenekli aşçı babalar, dedebaba Hakk’a yürüdüğünde onun yerine geçerdi.
Belegt in: terminologie: S. 95 (TRM_0261)terminologie: aşçı baba, S. 95
Aşure.Muharrem ayında tutulan orucun son gününde (hicri takvimin ilk ayı olan muharrem ayının onuncu günü) hububat ve baklagillerle Aşır Koca aşkına pişirilen ve bu nedenle aşır çorbası adı verilen ta
Belegt in: terminologie: S. 98 (TRM_0273)terminologie: aşır çorbası, S. 98
Varlıkta ikinci mertebeyi teşkil eder. Ba ile yaratılmışların hepsine işaret olunur. ba noktası:1. Ba harfi, besmelenin simgesi olarak kabul edilir ve bu harfe gelince besmele çekilmez. Kur’an’daki bu
Belegt in: terminologie: S. 115 (TRM_0346)terminologie: ba, S. 115
Besmele’nin ‘b’ si. Ali’nin, Tevrat, İncil ve Zebur’da ne varsa Kur’an’da var. Kur’an’da olan, Yasin suresi’nde; Yasin’de olan, ilk sure Fatiha’da; Fatiha’da olan, ilk ayet olan besmele’de; besmele’de
Belegt in: terminologie: S. 132 (TRM_0392)terminologie: ba-i bismillah, S. 132
Asıl adı Ebü’l-Bakâ Şeyh Baba İlyas b. Ali el-Horasânî’dir. Muhtemelen Moğol istilası sırasında Harezm-şahlar devletinin yıkılmasından hemen sonra Anadolu’ya sığınarak Selçuklu sultanı I. Alâeddin Key
Belegt in: terminologie: S. 117 (TRM_0350)terminologie: Baba İlyas, S. 117
Kimliği, ailesi ve yetişmesi vb. konularda net bilgilere rastlamak mümkün değil. Ocak’tan naklen Ebü’l-Ferec ve Elvan Çelebi’nin verdiği bilgiye göre Baba İshak, Baba İlyas’ın baş halifesidir. Ebü’l-F
Belegt in: terminologie: S. 117 (TRM_0351)terminologie: Baba İshak, S. 117
Hacı Bektaş Dergâhı bünyesinde ortaya çıkan Çelebiler ve Babagan kolu şeklindeki ikili yapılanmanın Hacı Bektaş Veli’nin mücerred (evlenmemiş) olup olmaması ile bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Çele
Belegt in: terminologie: S. 118 (TRM_0359)terminologie: Babagan kolu (babaganlar), S. 118
Anadolu Selçukluları döneminde, Orta ve Güneydoğu Anadolu’da Baba İlyas’a bağlı Türkmenlerin isyanı dolayısıyla ortaya çıkan dinî-tasavvufi hareket. Babailik İsyanı, Amasya yöresinde faaliyet gösteren
Belegt in: terminologie: S. 119 (TRM_0361)terminologie: Babailik, S. 119
Müridin derviş babayla başladığı eğitim sürecinde, bir önceki gelişine göre, bir sonraki gelişinde daha bilgili olması, kendisine verilen bilgileri özümsemesi ve kendisine yapılan telkinlerin gereğini
Belegt in: terminologie: S. 123 (TRM_0366)terminologie: babaya eli dolu gelme, S. 123
1844’te Mirza Ali Muhammed tarafından kurulan mezhep. XIX. yüzyılın önemli cereyanlarındandır. Bahailiğin başlangıcını temsil eden Babiliğin kurucusu 1819 yılında Şiraz’da doğmuş olan Mirza Ali Muhamm
Belegt in: terminologie: S. 123 (TRM_0368)terminologie: Babilik, S. 123
Ahi Evran’ın karısı Fatma Bacı tarafından kurulan ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda önemli rol oynayan Anadolu bacıları örgütü. Diğer bir ifade ile Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında öneml
Auch: Anadolu Bacıları
Belegt in: terminologie: S. 125 (TRM_0374)terminologie: Bacıyan-ı Rum, S. 125
Dolu. Tasavvufta, Yüce sevgiliye (Allah’a) ulaşmak yolunda âşığa muhabbet ve çoşkunluk veren bir vasıta anlamında kullanılır. Rivayete göre ruhlar yer yüzüne inmeden önce Bezm-i Elest’de toplandılar.
Belegt in: terminologie: S. 128 (TRM_0375)terminologie: S. 128 (TRM_0376)terminologie: bade, S. 128terminologie: bade, S. 128
Şeyh, mürşid karşlılığında kullanılmıştır. Bektaşi geleneğinde, kıyamet günü kevserin sunucusunun Hz. Ali olacağını bildiren bir hadiseye dayanılarak Hz. Ali, hammar, bade-füruş, mey-füruş sıfatlarıyl
Belegt in: terminologie: S. 129 (TRM_0380)terminologie: bade füruş, S. 129
Bâb Mirza Ali Muhammed’in müridi ve halefi Mirza Hüseyin Ali (1817-1892) tarafından kurulan dini akım. Kimilerinin Bahailiği bir din olarak takdim etmesine karşılık, kimileri de İslamiyeti yozlaştıran
Belegt in: terminologie: S. 132 (TRM_0389)terminologie: S. 132 (TRM_0394)terminologie: Bahailik, S. 132terminologie: Bahailik, S. 132
Bektaşilikte Hacı Bektaş Veli’den sonra ikinci pir (pir-i sânî) olarak kabul edilen Balım Sultan’ın asıl ismi “Hızır Bali”’dir. Kendisiyle ilgili olarak yaşadığı dönemden kalma hiçbir belge bulunmadığ
Belegt in: terminologie: S. 133 (TRM_0396)terminologie: Balım Sultan, S. 133
Kırşehir yöresinde çıkan ve kendisinden oyularak vazo, masa, sürahi vs. gibi eşyalar yapılan balgamî tür taşa, Aleviler ve Bektaşiler, balımtaşı derler. Onlara göre bu taş, Balım Sultan’ın kerametiyle
Belegt in: terminologie: S. 135 (TRM_0400)terminologie: balımtaşı, S. 135
Baş kesme; şeyhin, tarikat büyüklerinden birinin huzurunda, bir velinin türbesinde yapılır. Türk kültür çevresinin saygı anlayışı sınırları içinde oluşmuş bir tarikat edebidir. Kendilerini Bektaşi say
Belegt in: terminologie: S. 136 (TRM_0408)terminologie: bank, S. 136
Kimi kaynaklara göre XIII. yüzyılın sonlarıyla XIV. yüzyılın başlarında bir taraftan Anadolu’daki Türkmenler, diğer taraftan İran’da İslamlaşma süreci yaşayan Moğollar arasında faaliyet gösteren Türkm
Belegt in: terminologie: S. 136 (TRM_0404)terminologie: Barak Baba, S. 136
Hal olarak kabul, lütuf, rahmet ve ünse işarettir. Sufi, bast halinde herşeyi kuşatır ve her şeye tesir ederken hiçbir şey ona tesir edemez. Sufi, önce kabz’a sonra bast’a maruz kalır. İleri makamlard
Belegt in: terminologie: S. 136 (TRM_0405)terminologie: bast, S. 136
Karın, iç. Zahr, Kur’an’ın lafzı, batn ise te’vilidir. Yine kıssa şeklen “zahr” iken, ondan alınacak nasihata “batn” denmiştir. Kur’an’ın okunmasına (tilavetine) zahr, okunan ayet üzerinde düşünmeye b
Belegt in: terminologie: S. 142 (TRM_0419)terminologie: S. 142 (TRM_0422)terminologie: batn, S. 142terminologie: batn, S. 142
Tarihi bir şahsiyet olduğundan şüphe olmayan Battal Gazi’nin menkıbevi yaşamını, Anadolu’ya yerleşen Müslüman Türklerin gözüyle aksettiren eser. Tarihî kaynaklarda Gâziyân-ı Rum olarak isimlendirilen
Belegt in: terminologie: S. 142 (TRM_0421)terminologie: battalnâme, S. 142
Kimi Alevi gruplarda baykuş uğursuz olarak görülür. Tahtacılara göre, baykuş bağırırsa fena, gülerse iyidir. Ölüme işaret eden havyanların başında baykuş gelir. Tahtacılar arasında ölümünü istedikleri
Belegt in: terminologie: S. 143 (TRM_0423)terminologie: baykuş, S. 143
Daha çok bir kısım Tahtacı grupların Kurban Bayramı’nın ilk akşamında dede evinde, dedenin bulunmadığı yerlerde vekilinin veya herhangi musahipli bir büyüğün evinde yapılan ve bütün taliplerin katılab
Belegt in: terminologie: S. 143 (TRM_0424)terminologie: bayram akşamı, S. 143
Telli ve mızraklı bir halk müziği çalgısı. ‘Bağlama’ isminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, ‘bağlamak’ fiilinden türediği ve perdesiz bir çalgı olan ‘kopuz’un sapına bağlanan perd
Belegt in: terminologie: S. 129 (TRM_0384)terminologie: bağlama, S. 129
Sağ ayağın baş parmağını, sol ayağın baş parmağı üstüne koyup eller düz ve parmaklar açık olarak sağ kol, sol kolun üstüne gelecek şekilde, elleri omuz başlarına çaprazvari götürüp sonra da belini bük
Belegt in: terminologie: S. 136 (TRM_0407)terminologie: baş kesme, S. 136
Yılda bir kez yinelenen günahlardan arınma töreni. Bektaşilikte, kişinin ikrarına bağlı olduğunu göstermeye yönelik olarak yapılan bu erkan, Alevilikteki “görgü erkanı”na tekabül eder. Buna teksiye-i
Belegt in: terminologie: S. 137 (TRM_0409)terminologie: baş okutma (hizmet görme) erkânı, S. 137
Çaylak Tahtacılarında musahip olan çiftlerin, musahip olma cemlerinden birkaç gün veya bir yıl sonra, maddî durumları ne zaman elverirse, dedenin de bulunduğu bir cemde verdikleri kurban.
Belegt in: terminologie: S. 137 (TRM_0410)terminologie: S. 137 (TRM_0411)terminologie: başabaş, S. 137terminologie: başabaş, S. 137
XV. yüzyılda Anadolu’da kurucusu Şeyh Bedreddin Simavi olduğu nakledilen bir tarikat. Bazı kaynaklara göre ise, şeyhin vefatından sonra böyle bir tarikat teşekkül etmemiştir. Ancak onun sempatizanları
Auch: Bedreddinilik
Belegt in: terminologie: S. 143 (TRM_0427)terminologie: Bedriyye, S. 143
Kişinin kötü huylardan kurtulup iyi huyları edinmesi. Kötü huyları terk edip, yaratıcının sıfat ve vasıflarıyla süslenmesi. İnsana ait bütün özelliklerden sıyrılıp çıkma, tanrısal özde sürekli kalma h
Belegt in: terminologie: S. 143 (TRM_0428)terminologie: beka, S. 143
Hacı Bektaş Veli’nin asıl adı Vilâyetnâme’ye göre “Bektaş”tır. Vakfiyelerde adı “Hacı Bektaş” olarak kaydedilmiştir. Künhü’l-Ahbâr, Mir’âtu’l-Makâsıd gibi daha sonraki birtakım kaynaklar ise asıl adın
Belegt in: terminologie: S. 144 (TRM_0432)terminologie: bektaş, S. 144
Bektaşiliği benimsemiş olan kimse, topluluk. Kendine has bir anlayışı âdâp-erkan ve felsefesi olan Bektaşiliğe mensup insanlar, “Bektaşi” olarak adlandırılır. Bektaşi, Allah ile samimi diyaloglara gir
Belegt in: terminologie: S. 144 (TRM_0434)terminologie: Bektaşi, S. 144
Yazılı belge durumuna getirilmeyen, sözlü anlatım yoluyla kuşaktan kuşağa, kişiden kişiye aktarılan, asla dışarı sızdırılmayan tarikat bilgisi. Bu sır, tarikatta önemli bir yer tutar. Başkaları tarafı
Auch: sırrı tarikat
Belegt in: terminologie: S. 145 (TRM_0439)terminologie: S. 145 (TRM_0440)terminologie: Bektaşi sırrı, S. 145terminologie: Bektaşi sırrı, S. 145
Üst kısmı on iki dilimli, alt kenarı dört parçalı, keçeden yapılmış beyaz başlık. Bektaşi tacındaki on iki dilim, Oniki İmamı; alt kenarındaki dört parça, dört kapıyı simgeler. Tepede dilimlerin birle
Belegt in: terminologie: S. 146 (TRM_0441)terminologie: S. 146 (TRM_0442)terminologie: Bektaşi tacı, S. 146terminologie: Bektaşi tacı, S. 146
Anadolu’da XIII. yüzyıldan itibaren Hacı Bektaş Veli düşüncesi etrafında ortaya çıkıp XV. yüzyılın sonlarında şekillenen bir tarikat. Bektaşiliğin mahiyetini, yapısını ve tarihi inkişafını iyi anlayab
Belegt in: terminologie: S. 147 (TRM_0443)terminologie: Bektaşilik, S. 147
Kimi kaynakların verdiği bilgiye göre, Bektaşi tekkelerine bağlı vakıflar genellikle az olduğu için bu tekkelerde, tekke yakınında bulunan arazide ziraatle meşgul olmak en önemli hizmetlerden biriydi.
Belegt in: terminologie: S. 152 (TRM_0444)terminologie: Bektaşinin çapası, Mevlevinin çivisi, S. 152
Cemin ve cem törenine gelen canların güvenliğini sağlayan kişi. Aynı zamanda onların boş kalan evlerini gözetler. Hırsızlık, yangın gibi zarar verici olaylardan korur. Evlerinde bıraktıkları hayvanlar
Belegt in: terminologie: S. 144 (TRM_0431)terminologie: bekçi (ayakçı), S. 144
Korkmaz’a göre, ikrar töreninde mürşid tarafından uyarılan canın beline sarılmadan tığbente atılan, zina yapmamak ve bu yolda kendini kontrol etmek anlamında beline sahip olmak için verilen sözü simge
Belegt in: terminologie: S. 152 (TRM_0445)terminologie: belbağı, S. 152
Nefsine sahip olma, zina yapmama anlamında, gayrimeşru ilişkilerden uzak durma anlayışının güdücülüğünde cinsel organların zina aracı olmaktan çıkarılıp herkesin eşiyle birlikte yaşamasının güzellikle
Belegt in: terminologie: S. 153 (TRM_0450)terminologie: beline sahip olma, S. 153
Benan b. Sem’an’ın görüşlerini benimseyen aşırı Şii gruplardan biri. Kısaca bu grubun, ilahlarının insan şeklinde olup zamanla helak olarak yalnız yüzünün kaldığına, ruhunun da Ali’de olduğuna, daha s
Belegt in: terminologie: S. 153 (TRM_0452)terminologie: Benaniyye, S. 153
Kul, köle. Allah’a kul olmak, mürid. Aşkla Allah’a ve onun görünümü durumunda olan güzele bağlanmış kimse. Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru davâ imiş Bir velîye bende olmak cümleden a’lâ imiş.
Belegt in: terminologie: S. 153 (TRM_0455)terminologie: bende, S. 153
Ölüm anından başlayıp kıyamete kadar süren, başka bir deyişle ölüm ile kıyamet günü yeniden dirilme arasında geçen döneme ve bu dönemde yaşanan hallere denir. Bu anlamın dışında kimilerine göre, dünya
Belegt in: terminologie: S. 154 (TRM_0463)terminologie: berzah, S. 154
Besmele, yüce yaratıcının varlığının adının ve en çok kullanılan doksan dokuz isim içinde başta söylenen rahman ve rahim sıfatlarının yer aldığı bir ayettir. Esirgeyen, bağışlayan, lütuf, merhamet ve
Belegt in: terminologie: S. 154 (TRM_0464)terminologie: besmele, S. 154
Hz. Fâtıma’nın lakabı. bk.Fâtıma bevvâb:1. Bektaşilikte, on iki hizmet sıralamasında yer alan ve Abdülhalil bin Ali tarafından temsil edilen kapıcı hizmeti. 2. Mevlânâ türbesindeki türbedarlara “bevvâ
Belegt in: terminologie: S. 158 (TRM_0478)terminologie: Betül, S. 158
Hariciliğin kollarından biri. Ebû Beyhes Heysem b. Câbir’e nisbetle bu adı alan fırkaya göre iman, ilim, ikrar ve amelden meydana gelir. Dolayısıyla bi kimse Allah’ı, peygamberlerini, Hz. Muhammed’in
Belegt in: terminologie: S. 158 (TRM_0479)terminologie: Beyhesiyye, S. 158
Allah’ın evi. Arifin, kamil insanın kalbi veya Ka’be. Kamil insan, bütün isimleri toplayan Allah isminin ortaya çıkış yeri olduğundan tüm mahlukat ancak O’na sığabilir. Bunun için gönüle mir’ât-ı Hüda
Belegt in: terminologie: S. 159 (TRM_0482)terminologie: Beytullah, S. 159
Elest meclisi. Allah ile ruhların sözleştiği toplantı. Allah kâinatı yaratmadan evvel ruhları toplayıp; “Elestü bi-Rabbiküm”(Ben sizin Rabbiniz değilmiyim?) diye sormuş, ruhlar da “Belâ” (Evet) demişl
Belegt in: terminologie: S. 159 (TRM_0485)terminologie: S. 159 (TRM_0486)terminologie: bezm-i elest, S. 159terminologie: bezm-i elest, S. 159
Ehlibeyti oluşturan Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i temsil eden kutsal sayı. Bir elin beş parmağı, Arap yazısıyla Allah biçimindedir. (Baş parmak: Hz. Ali, orta parmak: H
Belegt in: terminologie: S. 156 (TRM_0469)terminologie: beş, S. 156
Hacıbektaş ilçesinde bulunan ve rivayete göre Hacı Bektaş Veli’nin ilişkilerinde tanıklık yapan beş taşa verilen ad. Rivayete göre, Hacı Bektaş Veli, İdris ve Kadıncık Ana’nın evine yerleştiği zaman S
Belegt in: terminologie: S. 156 (TRM_0471)terminologie: beş taş, S. 156
Hz. Muhammed, Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den oluşan beş ulu kişiye verilen ad. Bu ulu zatlar için Pençe-i Âli Aba, Ehl-i Aba, Ehlibeyt, Âl-i Aba, Bende-i Âl-i Aba, Penç Ten-i Âl-i A
Belegt in: terminologie: S. 157 (TRM_0475)terminologie: S. 157 (TRM_0476)terminologie: beşler, S. 157terminologie: beşler, S. 157
Ahd etme, söz verme, ikrar verme, bağlanma. Bir talibin, biat töreniyle bir uyarıcıya (mürşide) teslim olması. Diğer bir deyişle, talibin mürşide sadık ve bağlı kalacağına, ona kayıtsız şartsız teslim
Belegt in: terminologie: S. 160 (TRM_0487)terminologie: S. 160 (TRM_0495)terminologie: biat, S. 160terminologie: biat, S. 160
Biat sırasında yapılan tören. Kimi bölgelerde icra edilen bu törende, istekli ile uyarıcı el ele tutuşur; daha sonra telkin yapılıp ikrar alınır. El tutuşmakla istekli (talip) öncelikle uyarıcıya (mür
Belegt in: terminologie: S. 160 (TRM_0488)terminologie: biat töreni, S. 160
Hacı Bektaş Veli. bilme, bulma, olma:1. Olgunlaşmanın üç merhalesi. “Kendini bilen, Rabbini bilir” sözü gereğince, bir insanın olabilmesi için, kendini bilerek, tanıyarak Rabbini bulması gerekir. 2. D
Belegt in: terminologie: S. 160 (TRM_0492)terminologie: bilginler başı, S. 160
Vahdetin (birliğin) sembolü olan Tanrı. Yaratıcı, yaşatıcı, öldürücü olan Tanrı’dır. Tektir. “Söz bir, Allah bir, yol bir” denir. Bir sayısıyla, Alevi-Bektaşi deyişlerinde “Tanrı”ya işaret edilerek te
Belegt in: terminologie: S. 160 (TRM_0494)terminologie: bir, S. 160
Musahib olanlar hakkında söylen bir söz. Tarikata beraberce giren iki can tıpkı bir gömlekten veya bir bedenden iki baş göstermiş gibidir. Canları, imanları ve ikrarları birdir. Bu kardeşliğe ve birli
Belegt in: terminologie: S. 161 (TRM_0496)terminologie: bir gömlekten baş gösterme, S. 161
‘Çok azla yetinme’ anlamında kullanılır. Malın kalpte değil cepte olması gerektiği fikri benimsenir. “Mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir fitnedir” âyetinin espirisini de geri plana atmamak gere
Belegt in: terminologie: S. 161 (TRM_0497)terminologie: bir hırka bir lokma, S. 161
Aydınlılarda birlik ceminde verilen kurban. Çaylaklarda ve Menemencilerde birlik ve beraberliğin sağlanması; bunun yanında bolluk ve bereketin artmasına yardımcı olması amacıyla bütün köylünün ortak k
Belegt in: terminologie: S. 161 (TRM_0500)terminologie: birlik kurbanı, S. 161
“Allah’ın adıyla” anlamında, Bismillahirrahmanirrahim sözünün kısaltılmış biçimi. Besmele. İnanca göre bir işe besmele ile başlanırsa o işin sonu kesik gelmez. Alevi, Bektaşi ve Tahtacıların kimi bölg
Belegt in: terminologie: S. 162 (TRM_0503)terminologie: S. 162 (TRM_0510)terminologie: bismillah, S. 162terminologie: bismillah, S. 162
Yirmi sekiz. Hurufilerce, insanın yüzünde, yedi kara hat vardır: Dört kirpik, iki kaş, bir saç. Her biri dört unsurdan meydana geldiğinden bu yedi hat, yirmi sekiz eder. Arap alfabesindeki yirmi sekiz
Belegt in: terminologie: S. 162 (TRM_0504)terminologie: bist-ü heşt, S. 162
Üç âlem sıralamasında yer alan; kurucu ögelerin (hava, su, toprak ve ateş) ve kurucu niteliklerin (sıcak, soğuk, kuru ve yaş) karşılıklı ilişkileri sürecinde oluşan âlem.
Belegt in: terminologie: S. 162 (TRM_0505)terminologie: bitkiler âlemi, S. 162
Canların, tekke büyüğü ya da büyükleri önünde, bir saygı ve teslimiyet göstergesi olarak eller göğüste öne doğru eğilmesi. Boyun kesme, bir selamlama biçimidir. İki el midenin altına gelecek şekilde ç
Belegt in: terminologie: S. 162 (TRM_0508)terminologie: boyun kesme, S. 162
D. Kaya’ya göre, Türk kültüründe ve inancında darda kalanların anında yardımına yetiştiğine inanılan ulu kişi, iye. “Boz Atlı Yol İyesi” olarak da kabul edilir. Oğuz Kağan Destanı’nda, Tanrı tarafında
Belegt in: terminologie: S. 162 (TRM_0509)terminologie: Boz Atlı Hızır, S. 162
M.Ö. VI. yüzyılda Gautama Buddha’nın özellikle Kuzey Hindistan’da yerleştirmeye çalıştığı dini sistem Budizm’i meydana getirmektedir. Daha sonra Hindistan’ın dışına taşan Budizm, Doğu Asya’nın büyük b
Belegt in: terminologie: S. 164 (TRM_0515)terminologie: Budizm, S. 164
Bir dinî tören yapılırken ateş üzerine serpilerek yakılan, dumanı güzel kokulu maddelere tütsü veya buhur denir. Bu iş için çeşitli maddeler kullanılır. Bazı ağaçların kabukları, kökleri, yaprakları;
Belegt in: terminologie: S. 165 (TRM_0517)terminologie: buhur, S. 165
Hz. Muhammed’i Miraç Gecesi taşıyan hayvana verilen isim. Kelime olarak “berk”ten türediği belirtilir. Kur’an-ı Kerim’de adı geçmez. Katırdan küçük, eşekten büyük, renginin beyaz olduğu düşünülen bir
Belegt in: terminologie: S. 165 (TRM_0519)terminologie: Burak, S. 165
Korkmaz özetle bu konuyu şu şekilde ifade eder: İnsan biçiminin, göklere yansıması olarak algılanan Zodyak’ın, on iki yayından her biri. Burçların adları, insan vücudunda temsil ettikleri yerler, anla
Belegt in: terminologie: S. 166 (TRM_0522)terminologie: burç, S. 166
Alevi inancının tezahürü olarak ortaya konulan ve velayet, pire bağlanma, zikir, tövbe, murakabe, tevazu, ilahi aşk, insan-ı kâmil, Oniki İmam, On Dört Masum, On Yedi kemer-best, yol, edep, erkân gibi
Belegt in: terminologie: S. 167 (TRM_0527)terminologie: buyruk, S. 167
IX. yüzyılda Azerbaycan’da patlak vermiş, dinî ve siyasi bir çok inançları içeren bir halk hareketi. Kaynaklara göre bu hareketin lideri, Bâbek el-Hürremî, Me’mun ve Mu’tasım döneminde Azerbaycan’da ö
Belegt in: terminologie: S. 123 (TRM_0367)terminologie: Bâbekilik, S. 123
Kur’an ve Hadislerin, zahiri anlamlarının bulunduğunu ve bunların gerçek manasının ancak te’vil yoluyla anlaşılabileceğini savunan dinî akımlara, XII. yüzyıldan itibaren verilen genel isim. Başka bir
Auch: Bâtınilik
Belegt in: terminologie: S. 138 (TRM_0417)terminologie: Bâtıniyye, S. 138
Genellikle değerli hayvan postlarından yapılan başlık; külah, kalpak gibi şeyler. Esasen “börk” deyince akla yeniçerilere mahsus beyaz keçeden ya da beyaz çuhadan yapılan başlık akla gelir. “Üsküf” ad
Belegt in: terminologie: S. 164 (TRM_0514)terminologie: börk, S. 164
Baba tarafından Hz. Ali, anne tarafından ise Hz. Ebubekir’e uzanan bir soy kütüğüne sahip olan Cafer-i Sadık, Şianın altıncı imamıdır. Yaşadığı süre zarfında halifelik çekişmelerinden elden geldiğince
Belegt in: terminologie: S. 169 (TRM_0534)terminologie: Cafer-i Sadık, S. 169
Hz. Ali’nin kardeşi. Mekke’de mü’minlere baskı yapan müşriklerin şerrinden Habeşistan’a göçen Müslümanlara başkanlık etti. Hayber’in fethi günü gelip Hz. Peygamberle buluşmuş ve Hz. Peygamber buna çok
Belegt in: terminologie: S. 169 (TRM_0535)terminologie: Cafer-i Tayyar, S. 169
Şianın günümüze ulaşan üç büyük fırkası Zeydiyye, İsmailiyye ve İmamiyye (İsnâaşeriyye) denibarettir. Bunlardan İsnâaşeriyye (İmamiyye) XX. yüzyılda dünya Müslümanlarının yaklaşık %10’nu oluşturan Şia
Belegt in: terminologie: S. 169 (TRM_0536)terminologie: Caferilik, S. 169
Gözle görülen bütün varlıklara verilen ad. Bunları bilmek ancak ilimle olur. Varlıklar. cam:1. Allah dostunun gönlü, kalbi için kullanılır. Hak adamının gönlü. 2. Allah’ın zatının bilinmesini simgeley
Belegt in: terminologie: S. 171 (TRM_0539)terminologie: caizü’l-vücud, S. 171
Kimi Alevilerin Şii kaynaklara dayanarak Hz. Ali’nin yazdığına inandıkları, gayb âleminden bilgiler veren kitap. can:1. Nasip almış kimse. Tarikat eri. 2. Tarikata mensup insanların kadın erkek ayırma
Belegt in: terminologie: S. 171 (TRM_0544)terminologie: camia, S. 171
Kimi Alevi bölgelerinde ve Tahtacılarda cenazenin arkasından verilen üç, yedi, on iki, kırk ve yıl dönümü yemekleri. Bunlardan üçünde ve yedisinde isteğe veya maddî duruma göre kan akıtılmayabilir, an
Belegt in: terminologie: S. 172 (TRM_0546)terminologie: can aşı, S. 172
Yaratıcıya kavuşmak için kişinin, canını hiçe sayması, ondan geçmesi gerekir. “Can cömertliği lakırdıyla olmaz”ata sözü, bu anlamı ihtiva eder. Ayrıca Yunus Emre bu konuda şunları söyler: Sen cânından
Belegt in: terminologie: S. 173 (TRM_0550)terminologie: can elden gitmeyince canan ele girmez, S. 173
Kimi yörelerde cem ayininde tığlanan (kesilen) kurbanın kelle ve paçasının pişirilerek yenmesi ve bu sırada yapılan cem ayinini belirtmek için söylenen söz. Can-baş’ın, bazı yörelerde “sabah cemi”adı
Belegt in: terminologie: S. 172 (TRM_0547)terminologie: can-baş: (kelle-paça), S. 172
Zeydiyye mezhebinin kollarından bir tanesidir. Kurucusu, Ebu Carud Ziyad b. El-Munzir’dir. Bu gruba göre, Hz. Peygamber Ali’yi isim olarak değil vasıf olarak imam tayin etmiştir. Onlara göre, halifeli
Belegt in: terminologie: S. 173 (TRM_0561)terminologie: Carudiyye, S. 173
Câru, süpürme demektir. Kimi yörelerde her hizmetin sonunda veya verilmiş aralardan sonra hizmetin başında “carıcı”tarafından meydan sembolik olarak süpürülür. Bu süpürmede iki amaç güdülür: Birincisi
Belegt in: terminologie: S. 173 (TRM_0558)terminologie: carı, S. 173
Hurremilerin Bâbekilere verdiği ad. Hurremilerin Bâbek’ten önceki başkanları Câvidân adını taşıyordu. Genç Bâbek’i o yetiştirmişti. Câvidân’ın ölümünden sonra Bâbek’e aşık olan Câvidân’ın karısı, Câvi
Belegt in: terminologie: S. 174 (TRM_0563)terminologie: S. 174 (TRM_0566)terminologie: Cavidanilik, S. 174terminologie: Cavidanilik, S. 174
Fazlullah Hurufinin öğretisini açıkladığı eser. Hurufilik ilkelerini ortaya koyan en önemli kaynak. Cebertiyye: 1. Ekberiyye’nin kolu olan bir tasavvuf akımı. Kurucusu, Şerefü’d-din Abdü’l-Ma’ruf İsma
Belegt in: terminologie: S. 174 (TRM_0564)terminologie: Cavidanname, S. 174
İlahi kudret ve azamet âlemi, varlık mertebelerinden ikincisi. Üç çeşit âlem olduğundan bahsedilir. Bunlardan birincisi latif meleklerin yaşamakta olduğu, latif melekût âlemi. İkincisi süfli âlem de d
Belegt in: terminologie: S. 174 (TRM_0565)terminologie: ceberut, S. 174
1. İlm-i hurûf, simya, sayı ve harflerle geleceği bilme. 2. Hz. Ali ya da İmam Cafer-i Sadık’ın yazdığı düşünülen, harflere sayısal değerler yükleyerek gelecekten haber verme konusunu işleyen kitap. c
Auch: cifr
Belegt in: terminologie: S. 175 (TRM_0569)terminologie: cefr, S. 175
Kerbelâ’da hunharca şehit edilen Hz. Hüseyin ve yetmiş iki yakını için yapılan tören. Bölgeler arası bazı farklılıklar olmakla birlikte böyle bir törende saki yerinden kalkar ve şerbet tasını önce mür
Belegt in: terminologie: S. 179 (TRM_0574)terminologie: cem birleme, S. 179
Tarikat, yol ehli insanların oluşturduğu topluluk. cemal:1. İki türlü cemal olduğu belirtilir, birincisi halkın bildiği güzellik, ikincisi hakiki güzellik. Bu da her uzvun, olması gerektiği karakter v
Belegt in: terminologie: S. 179 (TRM_0577)terminologie: cemaat, S. 179
656 yılında Hz. Ali ile Hz. Aişe güçleri arasında meydana gelen savaş. İster dinî, ister dünyevî hırs ve kızgınlıklar sebebiyle olsun teşekkül eden karşı grup, İslam tarihinde ilk defa Müslümanların k
Belegt in: terminologie: S. 180 (TRM_0581)terminologie: Cemel vakası, S. 180
Cem için özel olarak yapılmış bağımsız yapı. “Âdet, görenek, ibadet şekli” anlamındaki “ayin” ile “toplamak, toplantı” manasındaki “cem” kavramının terkibi ile Alevilerin ibadet anlayışını ifade etmek
Belegt in: terminologie: S. 180 (TRM_0582)terminologie: cemevi, S. 180
Abdullah bin Muaviye’nin görüşlerini benimseyen aşırı Şii gruplardan biri. Ruhun tenasüh yoluyla ceset değiştirdiğine inanırlar. Onlara göre, Tanrı’nın ruhu, önce Âdem (a.s.)’a, sonra Şit (a.s.)’a gir
Belegt in: terminologie: S. 184 (TRM_0588)terminologie: Cenahiyye, S. 184
Uzun kış gecelerinde daha çok odalarında, kalabalık bir cemaat karşısında okunan kahramanlık hikâyelerine verilen ad. Bu hikayeler, halkın kahramanlık duygularını şahlandırır, dinî ve hamasî yönden be
Auch: cenknâmeler
Belegt in: terminologie: S. 184 (TRM_0589)terminologie: cenk kitapları, S. 184
Allah aşkının etkisiyle kulun aşırı şekilde coşkulanıp kendinden geçmesi. Kulun beşeri özelliklerinden uzaklaşıp ilahi özellikleri kazanarak vahdet tecellilerini müşâhede etmesidir. Kısaca cezbe kulun
Belegt in: terminologie: S. 186 (TRM_0599)terminologie: cezbe, S. 186
Tarikat araç-gereci. Tarikat ehli, yol ehli tarafından kullanılan ve tekkelerde, dergâhlarda bulundurulan âsâ, tâç, kemer, hırka, tesbih, ibrik, tiğbend vb. eşyalara verilen ad.
Belegt in: terminologie: S. 187 (TRM_0604)terminologie: cihaz-ı tarikat, S. 187
Bektaşi şeyhlerinin önlerinde kemerlerine bağlı ufak kapalı meşin çanta. Kimilerine göre de kemer üzerine tokalı bir kayışla bağlanan, meşinden yapılmış, kapağı ön yüzüne sarkan, dikdörtgen biçimli kü
Belegt in: terminologie: S. 187 (TRM_0605)terminologie: cilbend, S. 187
Cinlerle ilgilenmeyi, muska, büyü ile meşgul olmayı meslek edinmiş kişilere denir. Bunlar dua edip üfürerek hastaları iyileştirmeye çalıştıkları için “üfürükçü” olarak da anılırlar.
Belegt in: terminologie: S. 187 (TRM_0607)terminologie: cinci, S. 187
Yanın yatır ocağına bağlı olan ‘Sivri Külahlılar’ adındaki Tahtacı oymağının diğer ismi. Bunlara ‘Üsküdarlı’ da denilirdi. Daha çok İzmir Kemalpaşa ve Manisa’nın Karaoğlu civarında yaşarlardı.
Belegt in: terminologie: S. 187 (TRM_0608)terminologie: Cingöz oymağı, S. 187
Bir Peygamber. Rivayete göre bu peygamberi yetmiş kez öldürmüşler, yetmiş kez dirilmiş. İsa peygamberden sonra onun şeriatıyla hükmetmek üzere gönderilen bu peygamberi kavmi yetmiş kez öldürmüş, o da
Auch: cercis
Belegt in: terminologie: S. 187 (TRM_0610)terminologie: circis, S. 187
Hâricilerin Halife Ali ile savaşmak için toplandıkları köprü. Rivayete göre Basra ve Kûfe haricileri Nehrevan Köprüsünde toplanmışlar, Hz. Ali bunların üstüne yürüyüp tümünü kılıçtan geçirmiş. Ancak b
Belegt in: terminologie: S. 188 (TRM_0612)terminologie: Cisr-i Nehravan, S. 188
Kimi Tahtacı gruplarında perşembeyi cumaya bağlayan gece düzenlenen cem töreni. Musahiplilerin yanında musahibi olmayanların da katılabildiği bu cemde, topluluk içindeki sorunlar görüşülüp bir çözüme
Belegt in: terminologie: S. 189 (TRM_0616)terminologie: Cuma akşamı, S. 189
Başta Bektaşi ve Mevlevi dergâhları olmak üzere tekkelerde zikir aralarında okunan ilahilere verilen ad. İlahiden farkı; ilahiler genellikle zâkir, cumhurlar ise semahanedekilerin hepsi tarafından oku
Belegt in: terminologie: S. 189 (TRM_0618)terminologie: cumhur, S. 189
Cemde on iki hizmet çerçevesinde ferrâşın kullandığı süpürge. Ferrâş hizmetini yerine getirdikten sonra dede tarafından okunan duaya da “cârû duası” adı verilir. Harf düşmesi sonucu günlük dilde genel
Belegt in: terminologie: S. 173 (TRM_0560)terminologie: cârû, S. 173
İçinde halk şairlerine ait eserlerin, türkü, mani, destan, fıkra, hikaye, dua ve hutbe gibi yazanı belli olmayan anonim manzum ve mensur ürünlerin yer aldığı, aşağıdan yukarı doğru açılan, sırtı dar,
Belegt in: terminologie: S. 188 (TRM_0614)terminologie: cönk, S. 188
Bektaşi tarikatının vazgeçilmez ögelerinden biri olarak kabul edilen cübbeyi, bizzat Allah tarafından Hz. Peygamber’e hediye edilen, ondan da ehlibeyte bırakılan manevi bir miras olarak tarif edenler
Auch: kıbletü’l-cübbe
Belegt in: terminologie: S. 190 (TRM_0622)terminologie: cübbe, S. 190
Tekkeye giren dış kapıya denir. Cümle kapılarının sağ ve solunda halkalar olur, bu halkalara zincirler bağlanarak kapının orta yerinde bu iki zincir birbirine düğümlenirdi. Kapıdan giren, kafasını çar
Belegt in: terminologie: S. 191 (TRM_0624)terminologie: cümle kapısı, S. 191
Tarikata, yola girerken verdiği sözden dönme durumu. Görgüde verilen sözün bozulması, yani tarikat zinası yapma.Bu tür cünüplük yıkanmakla temizlenmez. Ancak mürşit veya dede huzurunda kurulan bir sor
Belegt in: terminologie: S. 192 (TRM_0628)terminologie: cünüplük, S. 192
Abdalların kemerlerine astıkları üzeri çifte “Yâ Ali”işlemeli sahtiyan esrar mahfazası. Karakaşzâde’nin Nûrü’l-Hüdâ limen ihtidâ adlı eserinin abdâllara ait kısmında verilen bilgiye göre de, cür’adânı
Belegt in: terminologie: S. 191 (TRM_0626)terminologie: S. 191 (TRM_0627)terminologie: cür’adan, S. 191terminologie: cür’adan, S. 191
İnanışa göre, kıyamet gününün başlıca alâmetlerinden olan bir canavar. Altmış kulaç boyunda olup vücudu çeşitli hayvanların organlarından oluşmuştur. Başı boğa başı, kulakları fil kulağı, ayakları dev
Belegt in: terminologie: S. 211 (TRM_0745)terminologie: Dabbetü’l-Arz, S. 211
Mersin bölgesindeki Tahtacılarda aşırı sıcaklardan dolayı dalağı şişen kişilerin çarşamba günleri dalak ocağına giderek bu hastalıktan kurtulabilmek için yaptırdıkları pratikler. Eskiden dalağın eskim
Belegt in: terminologie: S. 212 (TRM_0749)terminologie: dalak kesme, S. 212
Semah başlamadan önce canların önüne gelerek niyaz eden oyuncuların, “Allah, Hû, Şah” sözleriyle birlikte aldıkları selamlama duruşu. Damga duruşuyla semahçılar, halkı iki taraflı selamlar; arka arkay
Belegt in: terminologie: S. 212 (TRM_0752)terminologie: damga duruşu, S. 212
Mısır, darı yığını. Rivayete göre Hacı Bektaş, Lokman Parende’nin öğrencisiyken, darı çeçi üzerinde namaz kılmış ama ağırlığından darı yığını bozulmayıp bir tane bile yerinden oynamamış. Bu kerametind
Belegt in: terminologie: S. 217 (TRM_0763)terminologie: darı çeç, S. 217
Dâr’da salik, tarikata kabul edilir. Bir suç işleyen de yine odaya gidip sağ ayağının baş parmağını sol ayağının baş parmağı üzerine kor ve sağ el üstte olmak üzere ellerini çaprazvari göğsüne koyarak
Belegt in: terminologie: S. 212 (TRM_0753)terminologie: daî, S. 212
İlahi dinlerde kıyamet alametlerinden sayılan ve insanları doğru yoldan saptırmaya çalışacağı kabul edilen olağanüstü güçlere sahip kişi. Kaynaklarda “ahir zamanda ortaya çıkıp göstereceği hârikulâde
Belegt in: terminologie: S. 220 (TRM_0781)terminologie: Deccâl, S. 220
Alevilikteki dedelik kurumunun yürütücüleri olan kişiler. Dedeler, mürşittir. Onun geleneksel rolü, Aleviliği anlamak için yegâne anahtardır. Anadolu Aleviliğinin sosyal ve dini yapılanması içinde en
Belegt in: terminologie: S. 221 (TRM_0783)terminologie: dede, S. 221
Hacı Bektaş Tekkesi yakınında yer alan ve Tekke’ye bağlı olarak işletilen üzüm bağının adı idi. Eskiden eyvallah kapısına hizmet eden derviş, önce dede bağı’nda iki veya üç sene çalışmak zorundaydı.
Belegt in: terminologie: S. 225 (TRM_0786)terminologie: dede bağı, S. 225
Kendisi hakkında net bilgilerin elimizde bulunmadığı Dede Garkın, büyük ihtimalle Moğol istilası neticesinde müritleriyle Anadolu’ya gelerek Elbistan bölgesine yerleşen bir Türkmen şeyhi. Zamanla büyü
Belegt in: terminologie: S. 225 (TRM_0790)terminologie: S. 225 (TRM_0791)terminologie: Dede Garkın, S. 225terminologie: Dede Garkın, S. 225
Bektaşilikte pir postunda oturan ve Hacı Bektaş Veli’yi temsil ettiği kabul edilen, onun adına tarikat inanış ve düşüncesini yönlendirip yöneten dini önder. Diğer bir ifade ile en üst makam olan post-
Auch: başbaba
Belegt in: terminologie: S. 224 (TRM_0784)terminologie: S. 224 (TRM_0785)terminologie: dedebaba, S. 224terminologie: dedebaba, S. 224
Hacıbektaş ilçesine yaklaşık 2 km. uzaklıkta bulunan ve rivayete göre Hacı Bektaş Veli’nin çile doldurduğu yer kabul edilen mağara. Aleviler arasında çiledağı olarak da bilinen bu mağara ziyaret edili
Belegt in: terminologie: S. 226 (TRM_0796)terminologie: deliklitaş, S. 226
Arapça bir kelime olup sözlükte yol gösteren, kılavuz, rehber, işaret, iz vs. gibi anlamlara gelir. 1. Bektaşilikte delil, genel olarak rehber anlamında kullanılır. 2. Tekkelerde, dergâhlarda, törenle
Belegt in: terminologie: S. 226 (TRM_0797)terminologie: delil, S. 226
Cemlerde delili yakmakla ve cem süresince delilin yanar bir vaziyette kalmasını sağlamakla görevli kişi. Kimi bölgelerde bu görevi yerine getirebilecek olan hizmet sahibini öncelikle halk belirler; de
Belegt in: terminologie: S. 227 (TRM_0799)terminologie: delilci, S. 227
Çerağı dinlendirme, çerağı sır etme. dem:1. Kamil insanın ses, söz ve soluğunda var olduğuna inanılan manevi güç, tanrısal etki. Şeyhin ölü kalbe hayat veren nefesi. 2. Bu gücün ve etkinin belirdiği a
Belegt in: terminologie: S. 227 (TRM_0801)terminologie: delili dinlendirme, S. 227
Başta Eskişehir-Seyitgazi yöresi olmak üzere kimi bölgelerde dönülen, üç aşamalı bir semah. Bu semaha kalkanlar, daire biçiminde halka olur: Ezgiye uyarak kol ve ayak hareketleri başlar; hareketlerde
Belegt in: terminologie: S. 227 (TRM_0803)terminologie: S. 227 (TRM_0804)terminologie: dem geldi semahı, S. 227terminologie: dem geldi semahı, S. 227
Dem, aklın sıvı biçimi olarak algılandığından, dem almanın kulak yoluyla eğitim almak demek olduğunu anlatan özdeyiş. dem tutma:1. İnsan-ı kâmilde var olduğuna inanılan manevi gücün belirme zamanı ola
Belegt in: terminologie: S. 228 (TRM_0806)terminologie: dem kulaktan içilir, S. 228
Genel olarak nefes yerine kullanılan bir deyim. Alevi ozanların tarikatla ilgili konuları işledikleri şiirlere verilen ad. Daha çok 11 hecelidirler. Koşma tarzında kafiyelenirler. bk. Nefes Deme Biz M
Belegt in: terminologie: S. 228 (TRM_0807)terminologie: deme, S. 228
Tarikat yolcusunun (yol erinin) ulaştığı; muhib, derviş, baba (ya da çelebi), halife, dede (veya dedebaba) tarafından temsil edilen her bir aşama. dergâh:1. Tarikat mensubu şeyhlerle, dervişlerin, pir
Belegt in: terminologie: S. 229 (TRM_0812)terminologie: derece, S. 229
Kimi Tahtacılarda cemden daha küçük toplantı, tören. derviş:1. Allah’a kul olduğunu bilen ve sadece O’na muhtaç olduğuna inanan ve O’ndan başka hiçbir şeyden ve hiç kimseden herhangi bir şey istemeyen
Belegt in: terminologie: S. 230 (TRM_0817)terminologie: dernek, S. 230
Hacı Bektaş Tekkesi’ndeki Babagan kolunun Tokat çevresindeki taliplerine verilen isim. Tokat yöresi Alevileri üzerinde önemli araştırmalar yapan Cenksu Üçer’in verdiği bilgilere göre, bunlar din hizme
Belegt in: terminologie: S. 232 (TRM_0820)terminologie: dervişçiler, S. 232
El verme, yardımlaşma. bk. dest destur:1. Bir tarikat yolcusunun, baba, dede gibi bir tarikat yetkilisine karşı, izin verir misiniz? Anlamında kullandığı söz. 2. Dervişler arasında, “izin verin, yol v
Belegt in: terminologie: S. 234 (TRM_0834)terminologie: dest verme, S. 234
Azerbaycan ve İran’da, aşure törenlerine verilen ad. desteçup:1. Rivayete göre; Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikâr yerine elinde taşıdığı ağaç parçası. 2. Eline Zülfikâr verilmiş kimse olarak algılanan yol e
Belegt in: terminologie: S. 233 (TRM_0828)terminologie: deste, S. 233
Kollu salta ile uzun cübbeye destegül denir. Genel anlamda dervişlerin tennure üzerine giydikleri kolsuz üstlük olarak tanımlanır. Mevlevi dervişleri, bunu hücrede giyerlermiş. Âyin sırasındaki giysil
Belegt in: terminologie: S. 233 (TRM_0829)terminologie: destegül, S. 233
Tarikatta yetkili kimseden (şeyh, dede, baba) gerekli bilgileri edinerek yetki almak, izin almak. Dervişler arasında “destur erenler” biçiminde yaygındır. bk. destur
Belegt in: terminologie: S. 235 (TRM_0837)terminologie: destur alma, S. 235
Bir mürşidin, önderin izni olmadan hakikate ulaşılamayacağını anlatan bir ata sözü. Herhangi birinin haremine izinsiz girilemeyeceği gerektiği, yine bu ata sözü ile anlatılır. “Destur” diyen kişiye “H
Belegt in: terminologie: S. 235 (TRM_0836)terminologie: destursuz bağa girilmez, S. 235
İbrahim Desûkî (ö. 1277) tarafından Mısır’da kurulan bir tarikat. Desûkî, Mısır’daki Markus’ta doğar. Ömrünün çoğunu Desuk kasabasında geçirdiği için “Desûkî” nisbetiyle tanınır. Babası ve annesi tasa
Belegt in: terminologie: S. 235 (TRM_0841)terminologie: Desûkilik, S. 235
Hz. Ali ile ilgili olarak onu mübarek, kutlu kılma, kutsama anlamında kullanılır. Çoğu tarikatların kökü Hz. Ali’ye dayandığı için, bu oluşuma geneliyle birlikte devhatü’z-zeheb denir.
Belegt in: terminologie: S. 235 (TRM_0842)terminologie: devhatü’z-zeheb, S. 235
Dönme. Genel anlamda “dolanmak, dairevi bir hareketle dönmek” anlamlarına gelir. Bu manadan hareketle çeşitli ilim dallarında özel ıstılah olarak kullanılmıştır. 1. Evrenin oluşumu, insanın geçirdiği
Belegt in: terminologie: S. 236 (TRM_0844)terminologie: devir (devr), S. 236
Tekke edebiyatında, evrenin ve insanın Allah’tan çıkıp tekrar Allah’a dönmesi felsefesine göre yazılan tasavvuf şiirlerine devriye denir. Diğer bir ifade ile her varlığın Allah’tan gelip tekrar Allah’
Auch: DevirDevr-i Daim
Belegt in: terminologie: S. 236 (TRM_0845)terminologie: S. 237 (TRM_0847)terminologie: devriye, S. 236terminologie: devriye, S. 237
Devir öğretisi kapsamında, yükselen eğriyi konu edinen şiir. bk. devriye
Belegt in: terminologie: S. 238 (TRM_0848)terminologie: S. 238 (TRM_0850)terminologie: devriye-i arşiyye, S. 238terminologie: devriye-i arşiyye, S. 238
Devir öğretisi kapsamında, alçalan eğriyi konu edinen şiir. bk. devriye deyiş:1. Anadolu’da yaygın kullanım alanı bulan ve dini olduğu kadar din dışı konuları da içeren bir şiir türü. 2. Alevi-Bektaşi
Belegt in: terminologie: S. 238 (TRM_0849)terminologie: devriye-i ferşiyye, S. 238
“Gül ol, hâr olma; yâr ol, bâr olma” sözü genel olarak Mevleviler ve az da olsa Bektaşiler arasında kullanılan bir atasözüdür. Yunus bunu şöyle dile getiriyor: “Gül ol, herkese dost olup herkesi hoşnu
Belegt in: terminologie: S. 241 (TRM_0860)terminologie: diken olma gül ol, S. 241
Kimi yörelerde görgü sırasında veya herhangi bir muhabbet toplantısında, pir huzurunda, herhangi bir konunun konuşulup halledilmesi sırasında pirin talibe, konuşması ya da bildiklerini anlatması için
Belegt in: terminologie: S. 241 (TRM_0866)terminologie: dil verme, S. 241
“Diline sahip olma” sözü, Alevilikte; yalan söylememe, sözle insanları birbirine düşürmeme, gıybette bulunmama anlamında bu yolla dili, dedikodu yapma, fitne ve fesada katılma aracı olmaktan çıkarıp d
Belegt in: terminologie: S. 241 (TRM_0865)terminologie: diline sahip olma, S. 241
Bazı Tahtacı zümrelerine göre, çocuklar ilk diş çıkartmaya başladıklarında dişleri kolay ve sağlam çıksın diye buğday, nohut ve darının haşlanmasıyla hazırlanan yiyecek. Pişirildikten sonra önceden da
Belegt in: terminologie: S. 241 (TRM_0869)terminologie: diş börtmesi, S. 241
Kimi bölgelerde, Hz. Musa ile Allah’ın Tur Dağındaki buluşmalarında doksan bin kelam konuştukları, ayrıca Hz. Muhammed’in Miraçta Allah’la konuşmadan doksan bin kelam görüştüklerine inanılır.
Belegt in: terminologie: S. 242 (TRM_0875)terminologie: doksan bin ayet, S. 242
İnanışa göre, Tanrı’nın dokuz sudur (oluşum varoluş ya da varlığa geliş) kademesindeki dokuz varoluş biçimini simgeleyen kutsal sayı. Kimi Aleviler, “Tanrı-Doğa-İnsan” ilişkisini sudur (oluşum) teoris
Belegt in: terminologie: S. 242 (TRM_0877)terminologie: dokuz, S. 242
Kimilerine göre yedi kat gök sayısına gökten sonra gelen Arş ve Kürsi de birer kuşatıcı kat sayılarak göklerin sayısı dokuz kat olur. Bu dokuz kat göğün dört unsurla (su, ateş, toprak, yel) birleşmesi
Belegt in: terminologie: S. 243 (TRM_0880)terminologie: dokuz gök (ata, felek), S. 243
Dokuz akıldan türeyen üçüncü oluşum evresi. Sayı ve sıralama konusunda çeşitli farklılıklar olsa da dokuz ruhu şu şekilde sıralamak mümkündür: meleklerin ruhu, peygamberlerin ruhu, ermişlerin ruhu, in
Belegt in: terminologie: S. 243 (TRM_0881)terminologie: dokuz ruh, S. 243
Kimi bölgelerde saki ile dolu sunulan talibin arasından yanlışlıkla geçen ve bu nedenle edebe aykırı davrandığı kabul edilen canın düşkün sayılması. dolu üçleme:1. Kimilerine göre, Tanrı-Doğa-İnsan ve
Belegt in: terminologie: S. 245 (TRM_0883)terminologie: dolu kesme, S. 245
Saki. Cemlerde içki dağıtmakla görevli on iki hizmet sahibinden birisi. Şemsi. bk: on iki hizmet, ibriktar don:1. Bir erenin başka bir şekle girmesi, mesela güvercin gibi görünmesi “güvercin donuna gi
Belegt in: terminologie: S. 245 (TRM_0884)terminologie: dolucu, S. 245
Kaya’nın verdiği bilgiye göre, ermiş bir kişinin turna, güvercin, doğan, geyik, yılan, balık veya ejderha gibi hayvanların şekline girerek kerametini göstermesi için kullanılan sözdür. Don değiştirme
Auch: suret değiştirme
Belegt in: terminologie: S. 245 (TRM_0885)terminologie: don değiştirme, S. 245
İlahi sevgi. Aynı yolda olan kişilere, sufiler dost der. Ancak gerçek dost, Allah’tır ki, bu yüzden “dost Allah’tır” denmiştir. Mecnun oluben yürüyem yüce dağları bürüyem Mum oluben eriyem yanam hey d
Belegt in: terminologie: S. 246 (TRM_0887)terminologie: dost, S. 246
İsteme, dileme, yalvarma. Kulun Hakk’a yakarışı. İhtiyaçların anahtarı, darda kalanların rahatladığı yer, muhtaçların sığınağı. Dua, hemen her inanç sisteminde görülen önemli bir olgudur. Dinlerin ve
Belegt in: terminologie: S. 255 (TRM_0912)terminologie: dua, S. 255
Eskiden esnaf teşkilatındaki reislerden biri de, “duacı” idi. Fütüvvet teşkilatı, varlığını sürdürdüğü dönemlerde duacının, şeyhin huzurunda yapılan merasimde uzun dualar okuduğu nakledilir.
Belegt in: terminologie: S. 255 (TRM_0915)terminologie: duacı, S. 255
Ölen bir canın ardından, musahibi ya da varisleri tarafından, onun geride kalan alacak vereceğini halletmek için cemde kesilen kurban. Kesilen bu kurbanla ölen can için çevredeki insanlardan rızalık a
Belegt in: terminologie: S. 214 (TRM_0756)terminologie: dâr kurbanı, S. 214
Yüzüstü yere kapanma duruşuyla temsil edilen; Fazlullah Hurufi gibi, yol uğruna başı boyundan kestirmeyi göze alma. “Aşk ola” denince, yüz üstü yere kapanmadır. Diğer bir ifade ile zalimlerin kalbinde
Auch: Fazl-ı Dâr
Belegt in: terminologie: S. 218 (TRM_0766)terminologie: dâr-ı Fazlı, S. 218
Rivayete göre, İmam Ali’ye su verirken sol ayağının baş parmağını taşa vurarak kanatan Hz. Hüseyin, Hz. Ali’nin görmemesi için sağ ayağının baş parmağını sol ayağının baş parmağı üzerine koyar ve kapa
Auch: Fâtıma dârı
Belegt in: terminologie: S. 218 (TRM_0765)terminologie: S. 218 (TRM_0771)terminologie: dâr-ı Fâtıma, S. 218terminologie: dâr-ı Fâtıma, S. 218
Ayak mühürleme duruşuyla sembolize edilir. İmam Hüseyin ve Hz. Fâtıma gibi, yol uğruna canını vermeye hazır olma anlamına gelir. bk. dâr, dâr-ı Fâtıma, dâra durma
Belegt in: terminologie: S. 218 (TRM_0767)terminologie: dâr-ı Hüseyin, S. 218
Dâr. Asılma duruşuyla temsil edilen; darağacında asılarak öldürülen Hallac-ı Mansur gibi, yol uğruna ölümü göze alma, asılmaya hazır olma anlamını taşır. Enel Hak dediği için asılarak şehit edilen Hal
Auch: Hallac-ı Mansur dârı
Belegt in: terminologie: S. 218 (TRM_0768)terminologie: dâr-ı Mansur, S. 218
İçindekinin Allah olduğunu, kendisinin Hak olduğunu söyleyen Nesimi’nin düşüncelerinden dolayı yargılanarak derisinin yüzülmesine ve küllerinin gökyüzüne savrulmasına karar verildiğine inanılır. Bu yo
Belegt in: terminologie: S. 219 (TRM_0772)terminologie: dâr-ı Nesimi, S. 219
Karşıdakinin affediciliğine güvenerek ve inanarak, affına sığınma, muhakeme edilme. Dedenin karşısında sağ ayak baş parmağı sol ayak baş parmağın üzerine getirilmiş, kollar yanda ve öne doğru hafifçe
Belegt in: terminologie: S. 215 (TRM_0761)terminologie: dâra durma, S. 215
Üyelerini tekke, dergah büyüklerinin oluşturduğu cem mahkemesi (halk mahkemesi), suç işleyen, hatalı görülen tarikat üyesini meydan ya da meydan odasının orta yerine çağırarak sorgulama, yargılama, ge
Belegt in: terminologie: S. 215 (TRM_0760)terminologie: dâra çekme (dâra çekilme), S. 215
Ölen bir Alevinin ruhunu ta’ziz için yapılır. Alevilikte ve Bektaşilikte vefat eden bir kimse için “Hakk’a yürüdü” terimi kullanılır. Gerçekte, insan Tanrı’dan gelmiş ve O’na dönmektedir. Ölüm bu dönü
Belegt in: terminologie: S. 217 (TRM_0762)terminologie: dârdan indirme erkânı, S. 217
Güvene kavuşma kapısı anlamında ayini cem kapısının adı. Meydan kapısı. Dergâh kapısı. Eskiden başta baba olmak üzere tüm dervişler, bu kapının eşiğinde niyaz ederlerdi. İkrar veren derviş, ikrar verd
Belegt in: terminologie: S. 219 (TRM_0775)terminologie: S. 219 (TRM_0776)terminologie: dâru’l-eman (sığınma kapısı), S. 219terminologie: dâru’l-eman (sığınma kapısı), S. 219
İnsan, Allah ile şeytan arasında olup Allah’a bakan yönüne dâru’r-rahman, şeytana bakan yönüne dâru’ş-şeytan denir. Birine akıl, diğerine cehl denildiği gibi birine âhiret, diğerine dünya denildiği de
Belegt in: terminologie: S. 220 (TRM_0778)terminologie: dâru’r-rahmân/dâru’ş-şeytan, S. 220
İçeri kurbanlarında semah oynamaya kalkan kişilerin musahiplilerinin, semahın ağırlama bölümü bitinceye kadar ayakları dâr’da, elleri yana sarkmış ve hafifçe öne eğilmiş bir vaziyette durmalarına veri
Belegt in: terminologie: S. 219 (TRM_0774)terminologie: dârında durma, S. 219
Halifelik makamı olarak algılanan ve Hacı Bektaş’taki Pir Dergâhı’na bağlı bulunan Abdal Musa (Abdal Musa Tekkesi, Antalya Elmalı’ya bağlı Tekke köyünde), Kaygusuz Abdal (Kaygusuz Abdal Tekkesi, Mısır
Auch: dört dergâh
Belegt in: terminologie: S. 247 (TRM_0894)terminologie: dört halifelik, S. 247
Tarikat yolcusunun, yol erinin Tanrı’ya ulaşmada yükselmek ve derinleşmek durumunda olduğu dört aşamayı simgeleyen şeriat kapısı, tarikat kapısı, marifet kapısı ve hakikat kapısı. Aleviliğin temel kav
Belegt in: terminologie: S. 248 (TRM_0897)terminologie: dört kapı, S. 248
Alevilik ve Bektaşiliğin temel düşüncesi olan dört kapı kırk makam tasavvuru, insanın bu yolla iç temizliğe kavuşması, yükselip yücelmesi ve bu erdemleriyle olgunluğa ulaşarak kâmil insan olmasıdır. D
Auch: Dört KapıDörtkapıKırk Makamhakikat makamları
Belegt in: terminologie: S. 249 (TRM_0899)terminologie: dört kapı kırk makam, S. 249
Bektaşilikte dört selam kuralı vardır. Meydana girilirken önce eşik öpülür. Meydanda dört kapının önünde dört adım atıldıktan sonra “dört kapı”ya selam verilir.
Belegt in: terminologie: S. 254 (TRM_0905)terminologie: dört selam, S. 254
Peygamberlerin şeriat sahibi olanlarıyla diğer bir peygamberin şeriata tabi olanlarının yüz yirmi dört bin olduğuna, erenlerin ise dört yüz kırk dört bölük bulunduğuna dair inanış.
Belegt in: terminologie: S. 255 (TRM_0910)terminologie: dört yüz kırk dört, S. 255
Önsüz ve sonsuz olarak algılanan ve varlık türlerini oluşturan, her biri bir kapı insanının kökeni durumunda bulunduğuna inanılan toprak, hava, ateş ve sudan oluşur. bk. âlem-i anâsır
Belegt in: terminologie: S. 254 (TRM_0904)terminologie: dört öge, S. 254
Bu ifadenin düdâne ve dürr-i yekta olarak da kullanıldığı görülür.1. Sedefinde tek olarak çıkan iri, büyük inci, yani Hz. Muhammed. Bilindiği gibi babası Abdullah, onun doğumundan önce vefat etmiş ve
Belegt in: terminologie: S. 256 (TRM_0921)terminologie: dürr-i yetim, S. 256
Suriye, Lübnan ve Filistin’de taraftarları bulunan ve Şiiliğin İsmailiyye kolundan neş’et eden bir mezhep. Fâtımi halifelerinden Hâkim bi-Emrillah döneminde (996-1021) Vezir Hamza b. Ali tarafından ku
Belegt in: terminologie: S. 256 (TRM_0922)terminologie: S. 257 (TRM_0924)terminologie: Dürzilik, S. 256terminologie: Dürzilik, S. 257
Mevleviliğin Şems koluna bağlı şairlerle, Alevi-Bektaşi şairlerin Oniki İmamın ad ve özelliklerine, bazen de ‘hal tercümelerine ve menkabelerine’ temas eden manzumelere verilen ad. İçinde Oniki İmamın
Belegt in: terminologie: S. 262 (TRM_0937)terminologie: düvaz-nâme, S. 262
Alevi-Bektaşi şairlerin Oniki İmam için söyledikleri övgü dolu şiirlere verilen ad. Övgü için yazılan bu şiirlere “düvâzdeh imam” denildiği gibi halk deyişiyle “düvâz imam” veya yalnız “düvâz” da deni
Auch: düvaz imam
Belegt in: terminologie: S. 263 (TRM_0939)terminologie: S. 263 (TRM_0940)terminologie: düvazdeh, S. 263terminologie: düvazdeh, S. 263
Oniki İmamın adlarının sırasıyla geçtiği şiir türü. bk. düvazdeh, Oniki İmam ebcet:1. Arap harflerinin tamamını içine alan ve sekiz sözcükten oluşan bir dizeye ebcet denir. Bu sekiz sözcüklük dizinin
Belegt in: terminologie: S. 264 (TRM_0941)terminologie: düvazdeh imam, S. 264
Alevilikte ve Bektaşilikte suçlu sayılanlara, yol terbiyesine aykırı davrananlara verilen isim. Düşküne, yol (tarikat) dan uzaklaştırıldığı için, “yolsuz” da denir. Düşme için “yolsuzluk etme”, “yolsu
Belegt in: terminologie: S. 258 (TRM_0925)terminologie: düşkün, S. 258
Suçlu duruma düşen tarikat yolcusuna, yol erine düşkün meydanı açarak ceza verilmesi. düşkün kaldırma:1. Düşkünün düşkünlük durumunu, düşkün meydanı açarak sona erdirme. 2. Düşkünlük suçunun şahsın du
Belegt in: terminologie: S. 258 (TRM_0926)terminologie: düşkün edilme, S. 258
İşlediği bir suçtan dolayı cezalandırılarak düşkün olan bir kişinin, belli bir süre sonra aynı suçu bir daha işlemeyeceğine kanaat getirilerek tarikate geri dönmesine karar verilmesi sonucunda bunun i
Belegt in: terminologie: S. 259 (TRM_0929)terminologie: düşkün kaldırma kurbanı, S. 259
Alevilik ve Bektaşilikte yasakları çiğneyen ve edebin dışına çıkan insana düşkün, bu suça da düşkünlük denir. Alevi geleneğinde düşkünlük, topluluk içinde bir kişinin ya da kişilerin, kendi istek ve a
Belegt in: terminologie: S. 259 (TRM_0931)terminologie: düşkünlük, S. 259
Yol mensubu bir canın ikrarına bağlı kalmayarak büyük suç işlemesi üzerine pirin talimatıyla toplum dışına itilmesine “düşkünlük”; suçlunun cezasını çekip pişmanlık duyması ve yeniden pire teslimiyet
Belegt in: terminologie: S. 261 (TRM_0932)terminologie: S. 261 (TRM_0933)terminologie: düşkünlük erkanı, S. 261terminologie: düşkünlük erkanı, S. 261
Düşkün olan bir kişinin dedenin ve toplumun ileri gelenlerinin hazır bulunduğu bir cemde sorguya çekildiği, varsa şahitlerinin dinlendiği, gerekli görüldüğü taktirde işlenen suçun büyüklüğüne göre cez
Auch: halk mahkemesi
Belegt in: terminologie: S. 262 (TRM_0934)terminologie: düşkünlük meydanı, S. 262
Anadolu Aleviliğinde, bir dileğin gerçekleşmesi ya da bir adaktan dolayı kesilen kurbanlardır. Adak kurbanları, kanlı ya da kansız kurban şeklinde uygulanabilmektedir. Adak kurbanı olarak koç, koyun v
Belegt in: terminologie: S. 240 (TRM_0854)terminologie: dışarı kurbanı, S. 240
Kimi Alevilerce semahlar, içeri (tarikat semahları) ve dışarı semahları (avare semahları) olmak üzere iki gruba ayrılır. Genç kuşaklara semah kültürünü benimsetmek ve semah yapmayı öğretmek amacıyla O
Belegt in: terminologie: S. 240 (TRM_0855)terminologie: dışarı semahları, S. 240
6.Bazı ilimlerde: Fizik, matematik, geometri ve astronomide sıkça sa’fes kelimesindeki harflerden yararlanıldığı görülür. 7.Musikide: Örneğin; seslerin ve perdelerin belirlenmesinde ebced alfabe düzen
Auch: hisab-ı cümel
Belegt in: terminologie: S. 266 (TRM_0943)terminologie: ebcet, S. 266
Korkmaz bunu şu şekilde açıklar: 1. Demirci Ahi Hurdek tarafından Ebu Müslim’e verilen savaş aracı olarak yapılan balta. 2. Ebu Müslim’in baltası anısına Rum abdallarının, Hacı Bektaş Veli düşüncesini
Belegt in: terminologie: S. 268 (TRM_0949)terminologie: Ebu Müslim nacağı, S. 268
Toprağın babası anlamında Hz. Ali. Hz. Ali’nin lakabı. Rivayete göre, Hz. Muhammed bir gün Ali’yi yerde yatıp toprak üzerinde uyurken görmüş ve ona “Kalk yâ Ebâ Türâb”(Kalk ey toprak babası) diye hita
Belegt in: terminologie: S. 268 (TRM_0950)terminologie: Ebu Türab, S. 268
Ebu Müslim Horasâni’nin tarihi kişiliği, efsaneleşmiş yaşamı ve savaşları kapsamında Ali taraftarları ile Muaviye taraftarları arasındaki mücadeleyi anlatan, destansı halk hikayesi.
Belegt in: terminologie: S. 269 (TRM_0956)terminologie: ebumüslimnâme, S. 269
Güzel terbiye, zarafet, iyi ahlak, incelik, terbiye, utanma, usluluk, insanlara güzel söz ve davranışta bulunma, toplum töresine uygun davranma. Bazılarına göre edep, hatanın her çeşidinden sakınmadır
Belegt in: terminologie: S. 269 (TRM_0957)terminologie: S. 269 (TRM_0958)terminologie: edeb, S. 269terminologie: edeb, S. 269
Topluluk veya herhangi bir cemaat içinde söylenmesi ayıp olarak karşılanan bir konu gündeme gelince, bu ifade kullanılır. “Hâşâ huzurdan dışarı, hâşâ huzurunuzdan, sözüm meclisten dışarı” manasına gel
Belegt in: terminologie: S. 270 (TRM_0959)terminologie: edeb erenlere, S. 270
Karşıdakini doğru söz ve davranış için uyarmak maksadıyla söylenen söz. Edeple davranma, canlı cansız, insan hayvan, her şeye, herkese yapılmalıdır. Örneğin; Kapıdan içeri girerken ve çıkarken sırt çe
Belegt in: terminologie: S. 271 (TRM_0963)terminologie: S. 271 (TRM_0964)terminologie: edeb ya hu, S. 271terminologie: edeb ya hu, S. 271
Manevi eğitim gören sâlikin, her yerde ve her an, daima kendisini görüp her hareketinin farkında olan Allah’ı düşünerek ve buna bağlı olarak ağzından çıkan sözlere, yaptığı hareket ve davraışlara dikk
Belegt in: terminologie: S. 270 (TRM_0960)terminologie: edeb-erkân, S. 270
efrad:1. Kutbun gözetimi dışında kalan gayp erenler. Bu gruba dahil olanların sayısı iki, üç veya daha fazladır. Efrad, Allah tarafından memur oldukları hizmetleri yerine getirir. Hz. Hızır, Hz. Ali v
Belegt in: terminologie: S. 272 (TRM_0967)terminologie: Edhemî, S. 272
Varlık devirleri. Varlığın, var oluş çemberinde kendisi için mümkün olan seyrini tamamlayarak aslına geri dönmesi. Varlığın, kendisi için mümkün olan kemal çizgisinde yükselmesi ve sonuçta ilkelerin i
Belegt in: terminologie: S. 272 (TRM_0966)terminologie: edvar-ı vücud, S. 272
Pertev Naili Boratav da Türk efsanelerini şu şekilde tasnif etmiştir: 1. Dünyanın yaratılışı ve sonu ile ilgili efsaneler. 2. Tarihi efsaneler. 3. Tabiatüstü şahıslar ve varlıklar üzerine efsaneler. 4
Auch: esatir
Belegt in: terminologie: S. 273 (TRM_0968)terminologie: efsane, S. 273
Sıfat ve isimlerin çok olmasına karşılık, Allah’ın zatındaki birlik, bu kelime ile ifade edilir. ehl:1. Sahib ve erbab kelimeleri gibi bazı kelimelerin başına getirilerek tasavvufi terimler yapılır. 2
Belegt in: terminologie: S. 274 (TRM_0969)terminologie: S. 274 (TRM_0974)terminologie: ehad, S. 274terminologie: ehad, S. 274
Yaratıcıya ait sırra ermiş olanlar. Eşyanın gizli yönlerini ve kendine özgü özelliklerini bildiklerini iddia eden kimseler, Kur’an’ın bir açık bir de gizli anlamının bulunduğuna inananlar.
Belegt in: terminologie: S. 274 (TRM_0972)terminologie: ehl-i batın, S. 274
Debdebe, şan-şöhret ve gösterişe düşkün. ehl-i dil:1. Gönül ehli kimseler. Neşeli, zevkli, hal ehli, aşk ve şevk sahibi kimse. 2. Gönül dilinden anlayanlar, gönül adamları. bk. sahib-i kalp Ehl-i dild
Belegt in: terminologie: S. 276 (TRM_0978)terminologie: ehl-i dârât, S. 276
Ahiret konusunda duyarsız bir tavır sergileyip dünyanın meşgalesinde boğulmuş kişi. Dünyalık işlerin kendilerini oyaladığı kişiler. ehl-i Hakk:1. Allah dostları, evliya. Marifet sahipleri; arifler, ke
Belegt in: terminologie: S. 276 (TRM_0979)terminologie: ehl-i dünya, S. 276
Düşünce ehli, arınma ehli. Hakikatin akıl ve istidlalle bilineceği görüşünde olanlara ehl-i nazar, tuttukları yola tarik-i nazar denir. Hakikatin manevi arınma ve ruhi temizlikle bilineceği görüşünde
Belegt in: terminologie: S. 277 (TRM_0988)terminologie: ehl-i tasfiye/ehl-i nazar, S. 277
Evin fertleri, ev halkı. Alevi-Bektaşi gruplar arasında terim olarak bu kavram, Hz. Peygamber’in neslinden ve yakınlarından olanlara verilen ad şeklinde ifade edilir. Bunlar, Hz. Muhammed’in bizzat ke
Belegt in: terminologie: S. 274 (TRM_0973)terminologie: S. 275 (TRM_0975)terminologie: ehlibeyt, S. 274terminologie: ehlibeyt, S. 275
Ekmekevini yöneten baba. el:1. Her şeyi düzelteceğine, her manevi yarayı iyileştireceğine inanılan mürşidin, velinin manevi gücü. 2. Başkalarını etkileyecek şekilde verme, bedene kalbe, bütün zerreler
Belegt in: terminologie: S. 277 (TRM_0993)terminologie: ekmekevi babası, S. 277
Bir mürşide bağlanma. Derviş olma. Bektaşilikte el almaya “nasip alma” da denir. Yola, tarikata ait bir şeyi, bir töreyi yapma, yahut bir hastalığa okumak için izin alma. İzin vermeye de el verme, tab
Belegt in: terminologie: S. 278 (TRM_0996)terminologie: el alma, S. 278
Tarikata giren bir dervişe el veren şeyh; kendisinin de aynı şekilde bir önceki şeyhten el aldığını ve bu işlemin zincirleme olarak tâ Hz. Peygambere kadar uzandığını ve ona biat edenlerin Allah’a bia
Belegt in: terminologie: S. 278 (TRM_0997)terminologie: el benim elim değil, S. 278
Dedeye, babaya biat etme yoluyla Hz. Muhammed’e ve Allah’a biat etmiş olma. Hz. Muhammed, Hudeybiye’de taraftarlarını bir ağacın altında toplayarak müşriklere karşı ölünceye kadar savaşacakları taahhü
Belegt in: terminologie: S. 278 (TRM_0998)terminologie: el ele el Hakk’a, S. 278
Hz. Peygamberin söylediğine inanılan “Fakirlik benim öğüncümdür, ben onunla öğünürüm” hadisinden alınmış tasavvufi bir deyimdir ki insanın, Allah karşısında kendisinin hiçbir şey olmadığını aklıyla ve
Belegt in: terminologie: S. 279 (TRM_1003)terminologie: el fakru fahri, S. 279
Hz. Ali’ye bağlılığın bir delili olarak O’nun adı geçtiğinde toparlanıp eli göğsüne ve dudaklarına götürerek selam verip saygı gösterme.
Belegt in: terminologie: S. 280 (TRM_1005)terminologie: S. 280 (TRM_1012)terminologie: el göğüs dudak yapma, S. 280terminologie: el göğüs dudak yapma, S. 280
Bağlılık ifadesi olarak mürşidin sağ elinin içini öpme. Kimi Alevi ve Tahtacıların yaşadığı bölgelerde el öpme, önemli bir davranıştır. Dedenin sağ eli, kaç yaşında olursa olsun, kendisinden küçük vey
Belegt in: terminologie: S. 280 (TRM_1006)terminologie: el öpme, S. 280
Allah’ın ruhları yarattığında “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (mealinde) diye sorduğunda, ruhların: “Evet Rabbimizsin” diye cevap vermeleri ânına “elest meclisi” veya “bezm-i elest” adı verilir. Bez
Belegt in: terminologie: S. 280 (TRM_1009)terminologie: elest demi, S. 280
İnanışa göre Allah’ın insanları yaratmadan önceki evrede ruhları toplayarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sorduğu ve ruhların da kendisine evet cevabını verdikleri toplantı ya da toplantının
Belegt in: terminologie: S. 280 (TRM_1010)terminologie: elest meclisi, S. 280
Tanrı tarafından yaratılan ruhların, ilk defa Tanrı katında toplanmasıdır. Bu toplantıda Tanrı ruhların kendisine biatını ister. (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) diye üç kere sorar. Ruhlar bela (evet
Belegt in: terminologie: S. 280 (TRM_1011)terminologie: elestü bezm, S. 280
Kuşak altına bele sarılan keçe kemer. elifî sumat:1. Dervişlere yolculuklarında verilen ve büzülüp kuşağa bağlanarak taşınan deriden sofra örtüsü. 2. Mevlevi tekkelerinde, dervişlerin toplu halde yeme
Belegt in: terminologie: S. 281 (TRM_1016)terminologie: elifî nemed, S. 281
Yukarıya doğru sivrilen ve ensizleşen iki parça keçeden dikilmiş sivri bir külahtır. Sivriliğinden dolayı elife benzetilmiş ve bu adla anılmıştır. Alt tarafı dört parçadır. Horasanî elifî taç da buna
Belegt in: terminologie: S. 281 (TRM_1018)terminologie: elifî taç, S. 281
Alevi ahlakının temel ilkesidir. El, dil, bel kelimelerinin ilk harfleri alınıp bir kelime yazılırsa ortaya edep çıkar. Hacı Bektaş Veli’nin söylediği Anadolu ve Balkanlardaki bir çok bölgede en ücra
Belegt in: terminologie: S. 282 (TRM_1021)terminologie: eline diline beline sahip olma, S. 282
Elma, Anadolu Kızılbaşlarında önemli bir yere sahiptir. Pir Sultan Abdal’ın şiirlerinde şu şekilde geçmektedir: Koca Şah Urum’a bir elma saldı Dolandı Urum’u Banaz’a geldi Pir Sultan elma’ya bir tekbi
Belegt in: terminologie: S. 283 (TRM_1025)terminologie: elma, S. 283
İnanışa göre, bir gün Cebrail cennetten bir elma, bir nar ve bir ayva getirir. Muhammed bunları Hasan ile Hüseyin’e verir. Bunları yemeden önce birer parçasını saklamalarını söyler. Onlar da birazını
Belegt in: terminologie: S. 285 (TRM_1026)terminologie: elma-nar-ayva, S. 285
Kimi Bektaşi kaynaklarında yer alan nurlar hakkındaki simgeleme şu şekildedir: Beyaz nur Hz. Muhammed’in, siyah nur Fâtıma’nın, koyu yeşil nur İmam Ali’nin, belli belirsiz sarı nur İmam Hasan’ın, açık
Belegt in: terminologie: S. 285 (TRM_1027)terminologie: elvan-ı penç-i Âl-i-Aba, S. 285
Elvan Çelebi’nin verdiği bilgiye göre Baba İlyas’ın halifelerinden biri. Bu şahsın adına Vilâyetnâme’de de rastlanır. Vilâyetnâme’ye göre Emircem Sultan, Hacı Bektaş Veli ile iyi ilişkiler içerisinde
Belegt in: terminologie: S. 285 (TRM_1030)terminologie: Emircem (Emirci) Sultan, S. 285
Zaman ve mekân üstü olarak emirle birlikte yaratılan âlem. Buna gayp ve melekût âlemi de denir. Ruhlar ve akıllar bu âlemdendir. Bir anda yaratılmıştır. Bu âlem rahmâni bir nefesle, yani Hakk’ın tecel
Belegt in: terminologie: S. 286 (TRM_1034)terminologie: emr âlemi, S. 286
Kişinin “ben” demesi. Enaniyet veya Enaiyet: Kişinin her şeyi kendisine bağladığı ve dayandırdığı gerçeği. Can-ım, ruh-um, kalb-im, el-im gibi. Burada insanlar her şeyi “im”e yani kendi “ben” ine bağl
Belegt in: terminologie: S. 286 (TRM_1036)terminologie: ene-enaniyet, S. 286
Enel Hak
ONT_K0756 · ungeprüft · Konfidenz 0.5 · seed
Der Ausspruch Mansur al-Hallacs, im Deyiş Sinnbild der Vereinigung mit dem Göttlichen.
Yanınyatır Ocağı’na bağlı Tahtacı oymaklarındandır. Eseli oymağından oldukları, zamanla Enseli şeklinde isimlendirildikleri tahmin edilmektedir. Daha önceleri Fethiye kazası çevresinde çadırda yaşadık
Belegt in: terminologie: S. 287 (TRM_1041)terminologie: Enseli Oymağı, S. 287
Kırk. Çile çekmek, nefsi ezmek, bencilliği kırmak için müritlerin kırk gün halvete çekilmeleri, bu süre içinde zaruret bulunmadıkça bir şey yememeleri, konuşmamaları, uyumamaları, daima zikir ve tefek
Belegt in: terminologie: S. 288 (TRM_1046)terminologie: erbain, S. 288
Alevilerde ve Bektaşilerde cem ayini’nin yapıldığı, ibadet yeri olan meydan. Başka bir deyişle törenin yapıldığı odaya verilen ad. Erenler Meydanına İbadet Meydanı veya Kırklar Meydanı da derler. bk.
Belegt in: terminologie: S. 290 (TRM_1061)terminologie: erenler meydanı, S. 290
Ermişlerin ana kaynağı anlamında Hacı Bektaş Veli. erkân:1. Kurallar. Tarikat uluları tarafından konulan ve tarikatın yasası durumunda olan ilkeler, kurallar ve törenlerin tamamı; erkân-ı tarikat.Bekt
Belegt in: terminologie: S. 291 (TRM_1067)terminologie: erenlerin ser çeşmesi, S. 291
Düşkün kaldırılması sırasında, günahlarından arınması için alaca değnekle sembolik olarak dövülen düşkünden, bu vuruşların bedeli olarak alınan para vb. şeyler.
Belegt in: terminologie: S. 292 (TRM_1073)terminologie: erkân değneği hakkı, S. 292
Daha çok Erzincan yöresinde oynanan, ağır hareketleri ile buna uygun adımlarla yapılan belirgin bir semah türü. Erkân semahı için kadınlar odanın bir tarafında, erkekler diğer tarafında oturur. Cemde,
Belegt in: terminologie: S. 292 (TRM_1078)terminologie: erkân semahı, S. 292
Cemde dedenin bulunduğu yere kurulan sofra. Dışarı cemlerinde cemaatin tamamının bir odaya sığmadığı durumlarda dede ve diğer musahipli erkekler bir odada; kadınlar ise bir başka odada oturur. Böyle d
Belegt in: terminologie: S. 292 (TRM_1079)terminologie: erkân sofrası, S. 292
Cemlerin düzenlenme amaçları birbirinden farklı olduğu için, musahip olma, ikrar verme, cuma akşamı vb. cemlerdeki hizmetlerin sayısı da değişebilmektedir. Büyük cemlerde on iki hizmetin tamamının bul
Belegt in: terminologie: S. 292 (TRM_1081)terminologie: erkân çubuğu, S. 292
Tarikat erkânını ve gereklerini belirleyen ve dergâhın müdavimlerince kaleme alınan esasları ihtiva eden belgelere verilen ad. Müellifleri belli değildir. Hacim olarak 50-200 sayfa kadardır. Önce müri
Belegt in: terminologie: S. 293 (TRM_1089)terminologie: erkânname, S. 293
Anadolu halk inancında veliler veya henüz dünyadayken Allah’ın rızasını kazanmış kişiler için kullanılan genel terim. Başka bir ifade ile Tanrı’ya yakın, Tanrı ile dost olduğuna, kendisinde olağanüstü
Belegt in: terminologie: S. 293 (TRM_1090)terminologie: ermiş, S. 293
Eskiyi terk ederek yeniden doğma anlamında “ölmeden önce ölme” tasarımını canlı tutup eğitimi ve eğitilmenin önemini, vurgulayan Alevi-Bektaşi özdeyişi.
Belegt in: terminologie: S. 294 (TRM_1101)terminologie: eskiyi terk cahile ölüm arife doğumdur, S. 294
“Hz. Muhammed’in 99 ve daha fazla ismiyle ilgili özellikleri, onun isimlerinin (m-mim) harfi ile ifadesi ve bu ifadenin onun son peygamber oluşuna delaleti” anlamına gelir. Örneğin Kaygusuz Abdal’ın,
Belegt in: terminologie: S. 294 (TRM_1102)terminologie: esmâ-i nebi, S. 294
İbrahim Ethem’in, tarikat yolcusu, yol eri olmak için dünyevi tahtan vazgeçişinin anısına, dünya nimetlerinden uzaklaşma simgesi olarak algılanan dört terkli derviş tacı. bk. tâç
Belegt in: terminologie: S. 297 (TRM_1117)terminologie: ethemî taç, S. 297
Allah’ın sevgisine, ilgisine ve yardımına nail olan kişiler. Allah’a yakınlık derecesini kazanmışlar, O’nun dostu olmuş kimseler anlamınadır. Bir açıdan ermiş deyimi ile anlamdaştır. Olağanüstü yetene
Belegt in: terminologie: S. 297 (TRM_1121)terminologie: evliya, S. 297
Hz. Peygamberin kızı ve Hz. Ali’nin karısı Fâtıma’nın soyu. Hz. Peygamberin amcası oğlu ve damadı Hz. Ali’nin eşi Fâtıma’dan olma çocuklarını ve torunlarını ifade eder. Alevilere göre, imamlık evlâdı
Belegt in: terminologie: S. 297 (TRM_1120)terminologie: evlâdı Fâtıma, S. 297
Ayet, hadis ve yakarışlardan meydana getirilen dua. Her vakit dil ve ağızda dolaşan söz. Her gün gece ve gündüz okunur. Tarikatların pirleri tarafından düzenlenen virdler, müritler tarafından belli bi
Belegt in: terminologie: S. 299 (TRM_1124)terminologie: evrad, S. 299
Hiyerarşik veliler silsilesi içerisinde yer alan bir zümre. Dört veliden oluşan evtadın her biri, merkezinde bulundukları dört yönden (doğu, batı, kuzey, güney) birine nezaret ettikleri için, bu ismi
Belegt in: terminologie: S. 299 (TRM_1126)terminologie: S. 299 (TRM_1127)terminologie: evtad, S. 299terminologie: evtad, S. 299
Nusayriliğe göre eşlerinin bulunmadığına inanılan beş yetim. Nusayriler, gökteki yıldızlar gibi, yerde de yıldızların bulunduğuna inanmaktadırlar. İyilik, hizmet ve sevgi örneği insanlar her zaman var
Auch: beş eytambeş yetimhamse-i eytam
Belegt in: terminologie: S. 300 (TRM_1129)terminologie: eytâm-ı hamse, S. 300
Bu kelimenin aslının “İyi Vallah” veya “İy vallahi” olduğu belirtilir. Razı gelme, kabul etme, onaylama anlamlarına gelir. 1. Edinilen bir sözü, yapılan bir işi, gösterilen bir tavrı olumlama, onaylam
Belegt in: terminologie: S. 301 (TRM_1131)terminologie: eyvallah, S. 301
Pirevinde babaların yetiştirildiği bölüm. Nakledildiğine göre, Bektaşilikte baba olabilmek için eyvallah kapısına başvuran derviş, Dede Bağı’nda iki üç yıl hizmet ederdi. Daha sonra büyük baba tarafın
Belegt in: terminologie: S. 301 (TRM_1132)terminologie: eyvallah kapısı, S. 301
Hariciliğin bir kolu... Hz. Peygamberin amca oğlu ve damadı Hz. Ali’ye karşı siyasi bir hareket olarak ortaya çıkmış olan Havâriç (Havârice Mârika da denir)’in en güçlü kolu. VII. yüzyılda Nâfi bin Ez
Auch: Ezrakiler
Belegt in: terminologie: S. 302 (TRM_1134)terminologie: Ezarika, S. 302
Kimi Tahtacı ve Alevi gruplarda bu, cem âyininin tamamıyla ifasından fazla olarak, erenler görülmeye başlayacağı zaman, önce eşlere, merasim-i mahsusa ile kardeşlik âyinini icra etmektir. eşiğe baş ko
Belegt in: terminologie: S. 295 (TRM_1106)terminologie: eş tutunma merasimi, S. 295
Üzerine basıldığı için yokluğu, alçakgönüllülüğü ve yüceliği ifade eder. Bu bakımdan eşiğe basılmaz ve eşiğin üzerine oturulmaz, hatta öpülüp geçilir. “Beşikten eşiğe kadar”ifadesinde, beşik doğumu, m
Auch: beşikten eşiğe kadar
Belegt in: terminologie: S. 295 (TRM_1109)terminologie: eşik, S. 295
Bektaşilerin bir şeyhin huzuruna giderken yahut bir türbeye girerken şu tercümanlardan birini okurlar. Eşiğine koymuşam cân ü ser Tâ vücudum ola sâfi hemç ü zer Eşiğinde hâcetim hem budurur Ta fakire
Belegt in: terminologie: S. 296 (TRM_1112)terminologie: eşik tercümanı, S. 296
Kimi yörelerde görgüsü yapılacak kişilerin, meydana çıkmadan önce, cemevinin iç kapısının eşiğine niyaz etmelerine denir. Bunun anlamı; canlarla tek tek görüşüp niyazlaşarak helallik almak çok uzun sü
Belegt in: terminologie: S. 296 (TRM_1113)terminologie: eşik yoklama, S. 296
Tarikat, yol, ışık ve bilgisine ulaşmış olmanın anısına, bir alçak gönüllülük ve teslimiyet ifadesi olarak eşiğin önünde sol diz üzerine çökerek elleri eşiğe koyup her bir eli bir kez öpme.
Belegt in: terminologie: S. 296 (TRM_1111)terminologie: eşik öpme, S. 296
Cemevinde kapının hemen içeri tarafında elindeki sopayı veya oklavayı yerde tutan kişi. Eşikten herkes niyaz ederek geçer. Bu sırada eşikçi, eşiği hiç hareket ettirmez. Eşikçi adı verilen bu hizmet sa
Belegt in: terminologie: S. 297 (TRM_1115)terminologie: eşikci, S. 297
Eşiği öperek meydana girme. eşik:1. Hz. Muhammed’in “Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır” hadisinden esinlenerek Hz. Ali’yi temsil ettiğine inanılan yola girişin simgesi sayılan, kutsal bilinen, üzer
Belegt in: terminologie: S. 295 (TRM_1108)terminologie: eşiği aşma, S. 295
Kutsal sayılan vadi. Hz. Ali soyundan birçok kişinin Abbasiler tarafından kılıçtan geçirildikleri bu vadi Mekke civarındadır. Şiilerin kendilerince kutsal saydıkları bu vadide, zaman zaman Eş-şühedâ a
Belegt in: terminologie: S. 303 (TRM_1139)terminologie: Fahh, S. 303
Âlemin övündüğü kişi, Hz. Muhammed. Yüz yiğirmi dört bin nebî evveli Fahr-i âlem giydi o nurlu tacı Kul Himmet Yüzün dîdar nûrudur saçın mi’rac dünüdür Gören canın unudur Fahr-i Âlem sen misin Yunus
Belegt in: terminologie: S. 303 (TRM_1145)terminologie: Fahr-i Âlem, S. 303
Bektaşiliğin kapatılmasından sonra tarikatla ilgili kuruluşların ayakta kalmasını sağlamak amacıyla mevcut durumun korunması ve sürdürülmesiyle görevli dervişlere verilen isim. fakir:1. Yaratıcı karşı
Belegt in: terminologie: S. 304 (TRM_1146)terminologie: S. 304 (TRM_1153)terminologie: Fahri Baba, S. 304terminologie: Fahri Baba, S. 304
Allah’ın varlığı karşısında kişinin yoksulluğunu belirten bir terim olarak ifade edilir. Dünya varlığından sıyrılmak önemli bir eylem olduğu için ‘fakr’, oldukça yüksek aşamalardan biri sayılır. Fakr
Belegt in: terminologie: S. 304 (TRM_1150)terminologie: fakr, S. 304
Hz. Muhammed’in, dört büyük halifenin ve din ulularının faziletlerini, vasıflarını, erdemlerini anlatan manzum veya mensur eser. Faziletnamelerin önemli bir kısmında Hz. Ali’nin kerametleri, muharebel
Belegt in: terminologie: S. 308 (TRM_1170)terminologie: faziletname, S. 308
Rıfaiyye tarikatının kollarından birinin adı. Kurucusu, Seyyid Cemaleddin b. Fazlullah el-Hindi el-Burhanpuri’ye nisbetle bu adı almıştır. Şeyh Cemaleddin 1535’te Gücerat’ta doğmuş, 1620’de Burhan Pur
Belegt in: terminologie: S. 309 (TRM_1175)terminologie: Fazliyye, S. 309
Hurufilik fırkasını kuran İranlı mutasavvıf. Hayatı konusunda net bilgiler bulunmamaktadır. Farklı görüşler olsa da 1340 yılında Hazar Denizi’nin güney-doğusundaki Esterâbâd şehrinde doğduğu nakledilm
Belegt in: terminologie: S. 309 (TRM_1176)terminologie: S. 309 (TRM_1177)terminologie: Fazlullah Hurufi, S. 309terminologie: Fazlullah Hurufi, S. 309
Hayber’in fethinden sonra barış yoluyla alınan ve yarısı Hz. Peygambere tahsis edilen arazi. Fedek (bugünkü Hâit) Medine ile Hayber arasında, Medine’ye yaklaşık 150 km. uzaklıkta Yahudilerin yaşadığı
Belegt in: terminologie: S. 310 (TRM_1180)terminologie: Fedek, S. 310
Gökyüzü. Gök katlarının genel adı. Gökleri oluşturan yedi varlığın olduğuna inanılır. Bunların bulundukları gök katlarına felek denir. Bunlar yeryüzünde dönen, diziliş düzenine göre birbiri üstünde bu
Belegt in: terminologie: S. 312 (TRM_1186)terminologie: felek, S. 312
Allah’ta yok olma. Allah’ta sonsuzlaşma. Kulun, beşeri vasıflardan ve aşağı arzulardan sıyrılıp ilahi vasıflarla donanması. Tarikat yolcusunun kendi varlığını Tanrı varlığında yok etmesi ve Allah yolu
Belegt in: terminologie: S. 312 (TRM_1189)terminologie: fenafillah, S. 312
Olgunluğun en yüksek aşaması olarak algılanıp tarikat yolcusunun, derin bir içe kapanış ve sınırsız bir coşkuyla kendini tanrısal özde bulmak için yokluğun ötesine geçmesi durumu. Yokluğun yokluğu.
Belegt in: terminologie: S. 312 (TRM_1190)terminologie: fenâ filfenâ, S. 312
Müridin mürşitte, tarikat yolcusunun pirinde fâni olması. Kişinin kendi şahsi irâde ve arzularını yok edip yerine pirinin irade ve arzusunu koyması. Pirde fâni olmak Allah’ta fâni olmanın başlangıcıdı
Belegt in: terminologie: S. 313 (TRM_1192)terminologie: fenâ fi’l-pîr (fenâ fi’ş-şeyh), S. 313
Varlıkta fâni olma. Her şeyi hem Allah olarak görme, hem Allah olarak bilme. Bu aşamada, kişi öylesine kendisinden geçer ki kesilen yerinin acısını duymaz, bütün duyusal etkilerden uzaklaşır.
Belegt in: terminologie: S. 313 (TRM_1193)terminologie: fenâ fi’l-vücûd, S. 313
Cemdeki on iki hizmet sıralamasında yer alan temizlik işlerini yürüten görevli. Farraş, cem başlamadan önce cemevini süpürüp temizler. Oturma yerlerine gerekli yaygıları yayar. Cemevinin sürekli temiz
Auch: farraş
Belegt in: terminologie: S. 313 (TRM_1197)terminologie: ferraş, S. 313
Tarikat yolcusuna görünen ve onu bu yolda üstün derecelere taşıyan kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefisteki fetih tam bir ilim, ruh
Belegt in: terminologie: S. 313 (TRM_1204)terminologie: fetih (feth), S. 313
Allah’ın isim ve sıfatlarının hariçte varlıklar olarak tecelli etmesi. Feyz-i mukaddes, feyz-i akdes’e bağlıdır. Yani burada varlıklara sûret bahşedilmesi söz konusudur.
Belegt in: terminologie: S. 315 (TRM_1217)terminologie: feyz-i mukaddes, S. 315
Hacı Bektaş Veli’den sonra posta oturan çelebilerden. bk. Çelebiler feyiz (feyz):1. Âlemin Allah’tan derece derece ve devamlı olarak iniş tarzı ile aynı zamanda başka bir mevcudu meydana getirme özell
Belegt in: terminologie: S. 314 (TRM_1212)terminologie: Feyzullah Çelebi, S. 314
Nusayrilerde 29 Zilhicce; Hz. Muhammed Medine’ye hicret etmek zorunda kaldığı gün, düşmanların dikkatini çekmesin diye Hz. Ali’nin onun yatağında yattığı gece.
Belegt in: terminologie: S. 315 (TRM_1218)terminologie: firaş bayramı, S. 315
Dinin temeli üzerine kurulup binası olarak kabul edilen şartlar. Bektaşiler bu konuda Hacı Bektaş Veli’nin Makalat’ında geçen bilgileri esas alırlar ve Makalat’ta geçtiği kadarıyla bunları şu şekilde
Belegt in: terminologie: S. 316 (TRM_1222)terminologie: furu-u din, S. 316
Bektaşi hırkası veya öğünme demek olan Fâhir, düz yakalı, boyu topuğa kadar uzun, omuzlarından eteğe kadar bolca bir pardesü gibi dümdüz, uzun geniş kollu bir giyim eşyasıdır. Yaka ve kol ağızlarından
Belegt in: terminologie: S. 303 (TRM_1140)terminologie: fâhir, S. 303
Varlıkların kalıcı olmadığını, bir gölge gibi gelip geçici olduğunu ifade etme. fark:1. Senden alınana cem, sana verilene fark denir. 2. Birliği çoklukta ve çokluğu birlikte düşünme. Görünüşe taşınan
Belegt in: terminologie: S. 304 (TRM_1152)terminologie: fâni, S. 304
909-1171 yılları arasında Kuzey Afrika, Mısır ve Suriye’de hüküm süren Şii-İsmâili bir devlet. Hânedan adını Hz. Fâtıma’dan alır. Kurucuları Hz. Fâtıma ve Hz. Ali yoluyla Hz. Peygamberin soyundan geld
Belegt in: terminologie: S. 308 (TRM_1160)terminologie: Fâtimiler, S. 308
Hz. Peygamberin soyunu devam ettiren kızı. Bir kısım tarihçilere göre Hz. Muhammed’e peygamberlik verilmeden yaklaşık bir yıl önce 609 yılında, bazılarına göre ise, Kureyş’in Kâbe’yi yeniden inşası sı
Belegt in: terminologie: S. 305 (TRM_1155)terminologie: Fâtıma (Hz.), S. 305
Feta, “yiğit”, fütüvvet ise; “gençlik”, “yiğitlik” ve “mertlik” anlamlarına gelir. Buradan hareketle fütüvvet, tasavvufi yönü olan meslek teşkilatı yerine kullanılmıştır. Hz. Muhammed’in söylediğine y
Belegt in: terminologie: S. 316 (TRM_1224)terminologie: fütüvvet, S. 316
Fütüvveti konu alan ve bu konuda ayrıntılı bilgi veren eser. Başka bir ifade ile fütüvvet teşkilatını, yapısını, usul, adap, erkân ve ilkelerini kapsayan, bir bakıma fütüvvet teşkilatı mensupları için
Belegt in: terminologie: S. 318 (TRM_1233)terminologie: fütüvvetnâme, S. 318
Arapça bir kelime olup ‘insan topluluğu’ anlamına gelir. Bir mezhep içinde aynı inanç ve fikirleri paylaşanların oluşturduğu grup. fırka-i naciye:1. İslami akideyi en net ve sağlam şekliyle kabul eden
Belegt in: terminologie: S. 315 (TRM_1219)terminologie: fırka, S. 315
3. Bektaşilik yoluyla ilahi hakkın sırlarına erişebilecekleri inancında ve kanaatinde olan Bektaşilerin, kendileri için kullandıkları ad. bk. güruh-ı naci
Belegt in: terminologie: S. 315 (TRM_1220)terminologie: fırka-i naciye, S. 315
Kulun Allah’tan habersiz olması, nefsin arzularına uyması, zamanı boşa geçirmesi, önemli bir şeyin önemini kavrayamaması, değerli bir şeyin kıymetini takdir edememesi hali. Dünyayı veya bütün mahlukat
Belegt in: terminologie: S. 323 (TRM_1235)terminologie: gaflet, S. 323
Sâliki tesiri ve hakimiyeti altına alan bir hal olup sâlik bu hal içinde bulunduğu sürece sebebi düşünemez, edebe riayet edemez, karşılaştığı şeyleri birbirinden ayırd edemez, bazen uygun olmayan şeyl
Belegt in: terminologie: S. 323 (TRM_1237)terminologie: galebe, S. 323
Tarikat yolunda coşma, taşma. Galiyye:1. İslama mensup olduklarını iddia ettikleri halde, İslam dininin temel inanç esaslarından birini veya birkaçını inkâr eden veya inkâra götüren bir yönüyle tevile
Belegt in: terminologie: S. 323 (TRM_1238)terminologie: galeyân, S. 323
En ulu gavs. Buna kutb-i ekber de denir. Veliliğin en yüce mertebesi budur. Alevilik-Bektaşilikte Gavs-ı A’zam deyince Bektaşiliğin kurucu piri Hacı Bektaş Veli akla gelir. bk. kutb
Belegt in: terminologie: S. 324 (TRM_1242)terminologie: gavs-ı a’zam, S. 324
Göz önünde olmayan, bilinmeyen, gizli olan. Senden Hakk’ın gizlediği her şeydir. Allah’ın pek çok âlemleri vardır. Allah’ın insan vasıtasıyla baktığı âleme vücûdî şehâdet denir. Allah’ın insan vasıtas
Belegt in: terminologie: S. 324 (TRM_1243)terminologie: gayb, S. 324
Halk içinde bulunmalarına rağmen, yaratıcıya ait çeşitli sırlara ulaştıkları için kendilerini halktan gizleyebilen arifler. Göze görünmeyen veliler. Buna Ricalü’l-gayb da denilir. Üçler, yediler ve kı
Belegt in: terminologie: S. 325 (TRM_1246)terminologie: gayb erenleri, S. 325
Duyu organları ve akılla bilinmeyen varlıklar ve bunların bulundukları âlem. Başka bir ifade ile duyularla tanınıp akılla kavranabilen ve algılanabilen alemin dışında varlığına inanılan başka bir alem
Belegt in: terminologie: S. 325 (TRM_1245)terminologie: gayb âlemi, S. 325
Özellikle İsnâaşeriyye inancında görülen, on ikinci imamın ölmeden insanlar arasından ayrılıp gizlenmesi manasında bir terim. “Gayp” kökünden isim olup “kaybolma gizlenme” demektir. İslamdan önceki dö
Belegt in: terminologie: S. 325 (TRM_1247)terminologie: S. 325 (TRM_1248)terminologie: gaybet, S. 325terminologie: gaybet, S. 325
En büyük savaş anlamında nefisle yapılan mücadele. gazi:1. Nefisle girdiği mücadele sonucunda kötülükleri, olumsuzlukları ortadan kaldırmış, yani ölmeden evvel ölmüş yol, tarikat eri. 2. Horasan’dan y
Belegt in: terminologie: S. 326 (TRM_1255)terminologie: gaza-yı ekber, S. 326
Tarikata girişte kişiye vazgeçme hakkını kullanabilmesi için en son söylenen ve bir kez girilince verilen sözden dönülemeyeceğini vurgulayan özdeyiş. Tarikata girmek isteyene uyarı ve bilgi verme sözü
Belegt in: terminologie: S. 326 (TRM_1261)terminologie: gelme gelme, dönme dönme, S. 326
Hacı Bektaş Velayetnâmesi’ne göre Hacı Bektaş’ın dervişlerinden biri. XVI. yüzyılda yaşayan ve Hacı Bektaş tekkesine dedebaba olan Sersem Abdal, bir şiirinde Genç Abdal’ı, Hacı Bektaş ve Sarı Saltuk’l
Belegt in: terminologie: S. 327 (TRM_1263)terminologie: Genç Abdal, S. 327
Alıştırma semahı kapsamında, evlenmemiş erkek ve kızların döndüğü bir semah. Korkmaz’a göre gençler semahında kızla erkek birbirine dokunmaz. Ağırlamada erkek, kollarını sağa sola hareket ettirir; kız
Belegt in: terminologie: S. 327 (TRM_1265)terminologie: gençler semahı, S. 327
“Gerçekler demine Hû” anlamında kullanılır. Hû Tanrı’nın isimlerinden biridir. Gerçek ise yine Tanrı veya Tanrı’ya ulaşmış, Hakk’la Hakk olmuş ulu kişilerdir. “Gerçeğe Hû” sözü ile dua ve gülbank bagl
Belegt in: terminologie: S. 327 (TRM_1266)terminologie: gerçeğe Hû, S. 327
Kutsal sayılan bir hayvandır. Geyik avlamak yasaktır, öldürülmesi günah kabul edilir. Geyiği avlayan kimselerin büyük bir felaketle karşılaşacaklarına inanan kimi Tahtacılar, onun bir çeşit melek oldu
Belegt in: terminologie: S. 328 (TRM_1271)terminologie: geyik, S. 328
Rum Abdalları içinde Baba İlyas bağlantısını sürdüren Vefâiyye tarikatının bir mensubu olarak bilinen Geyikli Baba’nın taşıdığı bu isim, anlaşılacağı üzere onun asıl adı değildir. Rivayete göre dağlar
Belegt in: terminologie: S. 328 (TRM_1272)terminologie: Geyikli Baba, S. 328
Kimi bölgelerde Muharrem ayında kapı kapı dolaşarak yağ, un, bulgur toplayan gruba verilen ad. Goygoycular genellikle muharremin ilk günlerinde gezerler. İçlerinden birisi ilahi okur. İlahi okunurken
Belegt in: terminologie: S. 329 (TRM_1279)terminologie: goygoycu, S. 329
Hz. Muhammed’in Ali’ye karganın kargaya, sineğin sineğe benzemesinden daha çok benzediğini, Allah’ın Kur’an’ı Ali’ye götürmek için emir verdiğinde çok benzediklerinden, Cebrail’in yanlışlıkla Muhammed
Belegt in: terminologie: S. 338 (TRM_1314)terminologie: Gurabiyye, S. 338
Bütün vücudun temiz su ile yıkanmasını kapsayan temizlik işlemini ifade eden bir terimdir. İslam hukukunda normal abdeste “tahâret-i suğrâ” (küçük temizlik), gusüle de “tahâret-i kübrâ” (büyük temizli
Belegt in: terminologie: S. 338 (TRM_1316)terminologie: S. 339 (TRM_1318)terminologie: gusül, S. 338terminologie: gusül, S. 339
Çerağ tahtının solunda rehber postu bulunur. Buna “Aliy-el-Murtaza postu” da denilir. Bazı kaynaklarda burada duran post çin gâib erenler postu da dendiğine dair kayıtlar vardır. bk. meydan
Belegt in: terminologie: S. 323 (TRM_1236)terminologie: gâib erenler postu, S. 323
Alevi-Bektaşi yardımlaşmasını, dayanışmasını ortaya koyan bir özdeyiş. gönül:1. İnsanın marifete erişme gücü. 2. “Allah evi” anlamında, yaratıcının tecelli ettiği, görünüş alanına çıktığı ve Allah ile
Belegt in: terminologie: S. 331 (TRM_1285)terminologie: gönlün, elin, sofran açık olsun, S. 331
Allah’a bütün dış yönelişlerin merkezi nasıl İbrahim (a)’in yaptığı Kâbe ise, iç yönelişlerin merkezileştiği yer de kalptir. Birisi maddi, diğeri manevi Kâbe’dir. Allah’a kulluk için kurulan ev nasıl
Belegt in: terminologie: S. 332 (TRM_1290)terminologie: gönül Kâbe’si, S. 332
İnsan-ı kâmil olarak her yönden tam bir kusursuzluğa erişen insan kalbi/gönlü Tanrı ağırlayan, bilgi taşıyan kutsal bir evdir. İnanca göre gönülde Tanrı ağırlama hac yapmış gibidir. Sudur öğretisindek
Belegt in: terminologie: S. 332 (TRM_1291)terminologie: gönül yolculuğu, S. 332
Daha çok genç kızlar tarafından dönülen, hem kendi ekseni çevresinde, hem de daire üzerinde dönüşlerle belirgin bir semah türü. Kimi bölgelerde ‘Genç Kızlar Semahı’ ya da ‘Gençler Semahı’ olarak da is
Belegt in: terminologie: S. 333 (TRM_1295)terminologie: gönüller semahı, S. 333
Bütün canların içlerindeki kini, kibiri, benlik duygusunu atıp alacağından ve haklarından vaz geçerek “ben” değil, “biz” diyebilecek gönül güzelliğine erişmesi hali. Bütün canların bir yürek olması.
Belegt in: terminologie: S. 333 (TRM_1294)terminologie: gönülleri birleme, S. 333
Görgü; ikrar vererek yahut müsahiplik erkânı uygulayarak yola giren canların, yılda bir kez pirin önderliğinde toplum huzurunda sorgulanmadan geçip aklanması; “görgü erkânı”da bu amaçla uygulanan mera
Belegt in: terminologie: S. 333 (TRM_1297)terminologie: görgü cemi/erkânı, S. 333
Cebecioğlu’nun verdiği bilgiye göre kimi yörelerde yaşayan Aleviler arasında, sonbahar hasadı sonrasında dede, taliplerinin bulundukları köylere gider, cuma geceleri toplantı yapılırdı. O toplantılard
Belegt in: terminologie: S. 336 (TRM_1302)terminologie: görgü-sorgu, S. 336
Kimi Alevi gruplarında birbiri ile müsahib olan iki aile yılda bir kez, beraberce dede katına vararak, suçlarını birer birer sayıp bunlardan arınmaya çalışırlar. Talipler kötü işlerini saymazsa diğer
Belegt in: terminologie: S. 337 (TRM_1305)terminologie: görülme, S. 337
Bazı bölgelerde “yasacı”adıyla anılan “gözcü”, rehberin yardımcısı mahiyetindedir.Tarikata yeni girmiş talipleri ve dervişlik derecesine yükselmiş tarikat mensuplarını gözetler. Tarikat kurallarına ay
Auch: yasacı
Belegt in: terminologie: S. 337 (TRM_1306)terminologie: gözcü, S. 337
Bu oymağın, Yanınyatır Ocağı’na bağlı olup Eseli oymağı ile beraber göç ettiği nakledilir. Son zamanlara kadar bu oymağın Adana’da Ceyhan Irmağı’nın Ceyhan kazasına yakın, ırmağın geldiği taraftan iki
Belegt in: terminologie: S. 330 (TRM_1282)terminologie: Göğçeli (Gökçeli) Oymağı, S. 330
Isparta’nın Ulubey ilçesinin İlegüp köyündendir. Asıl adı Cafer’dir. Gül Baba’nın, Fatih, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın zamanlarında yaşadığı nakledilir. Budin’in fethin
Belegt in: terminologie: S. 340 (TRM_1319)terminologie: Gül Baba, S. 340
Gül gibi kırmızı renkli gülbank: Bektaşi türbelerinde okunan dualar. gülbang:1. Bektaşiler ve Alevilerde uyarıcının, törenlerde okuduğu Türkçe dua tarzında düzenlenmiş cümleler. Bektaşilikte dua, “gül
Belegt in: terminologie: S. 340 (TRM_1321)terminologie: gül tam, S. 340
Gül demeti. 1. Alevilik-Bektaşilikte kutsal kabul edilen edebiyat ürünlerini derleyen yapıt, antoloji. 2. Selman’ın Hz. Ali’ye hediye ettiği bir deste gülü temsil eden, mürşidlere verilen güllerin adı
Belegt in: terminologie: S. 343 (TRM_1325)terminologie: güldeste, S. 343
Bazı Tahtacı gruplarına göre Hz. Muhammed’in sembolü. Özellikle Bulgaristan’da olmak üzere kimi Alevi gruplarına göre, yeryüzüne hayat veren bir gök yıldızı. Onun erkek olduğu kabul edilir. “Gün Muham
Belegt in: terminologie: S. 343 (TRM_1326)terminologie: gün, S. 343
Aydınlık olarak algılanan ve hakikate ulaşmayı sağlayan bilgi ışığı. “Gündüz şevk ile dünya işine, gece aşk ile ahiret işine” özdeyişi, Alevi-Bektaşilikte çalışkanlığı ve emeğe saygıyı simgeler.
Belegt in: terminologie: S. 343 (TRM_1327)terminologie: gündüz, S. 343
Günahlardan kurtulmuş, selamete çıkmış topluluk. Hz. Muhammed’in Kimi Alevi-Bektaşi topluluklar, bu kurtulmuş topluluğun kendileri olduğuna inanırlar. bk. fırka-i naciye
Belegt in: terminologie: S. 343 (TRM_1330)terminologie: S. 343 (TRM_1331)terminologie: güruh-ı naci, S. 343terminologie: güruh-ı naci, S. 343
Hacı Bektaş Veli’nin Güvenç Abdal adıyla bilinen bir dervişinin olduğu nakledilir. Rivayete göre, er terbiyesi ile yetişen bu zat bir gün Veli’ye “Efendim, size bir sorum var. Müsaadeniz olursa sorabi
Belegt in: terminologie: S. 344 (TRM_1332)terminologie: Güvenç Abdal, S. 344
Alevilerde kutsal olarak kabul edilen hayvanlardan biri. Mazlumluğun sembolü olarak görülür. Hacı Bektaş’ın şahin ve güvercin suretine büründüğüne inanılır. Ayrıca Hızır’ın ya da ermişlerin, insanları
Belegt in: terminologie: S. 346 (TRM_1334)terminologie: güvercin, S. 346
Anlatılan bir menkıbeye göre, Hacı Bektaş, Horasan’dan Anadolu’ya doğru “güvercin donu’nda” uçmağa başlar. Sulucakarahöyük üzerinden uçarken Kadıncık Ana, “üstümüzden er geçti” diye bağırır. Bu sırada
Belegt in: terminologie: S. 347 (TRM_1336)terminologie: güvercin donu, S. 347
Nusayrilerin kollarından biri. Bazı farklılıklar bulunsa da genel olarak Mütevâlîlerle aynı görüşü paylaşırlar. Ali’yi Allah’ın gölgesi olarak kabul ederler. bk. Mütevâlîler
Belegt in: terminologie: S. 329 (TRM_1274)terminologie: Gıyabiler, S. 329
“Belirli vakitte Arafat’ta bulunma ve usulüne uygun olarak Kâbe’yi tavaf etme” fiillerinden oluşan bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de şartları elverişli olanların yerine getirmeleri ilahi hak olarak bil
Belegt in: terminologie: S. 349 (TRM_1338)terminologie: hac, S. 349
Sekiz-on kişiyle dönülen, Hacı Bektaş Veli’ye saygı semahı. Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre, Hacı Bektaş semahına, sağ el göğüste mühürlenmiş olarak başlanır. Semahçılar dedenin önüne geldiklerinde, s
Belegt in: terminologie: S. 353 (TRM_1340)terminologie: Hacı Bektaş semahı, S. 353
Değişik renkte damarlar içeren, mermer görünümlü, kolay işlenen ve özellikle süs eşyası yapımında kullanılan, yarı saydam bir kayaç türü. Hacı Bektaş taşı, hâreli ve pek güzel renkleri bulunan balgani
Belegt in: terminologie: S. 353 (TRM_1341)terminologie: Hacı Bektaş taşı, S. 353
Tahtacıların Aydın’ın Reşadiye nahiyesindeki ocaklarına verilen ad. Bu ocağın merkezi Reşadiye’dedir. Reşadiye’deki ocaklı dedelere Hacı Emirli denir. Bu ocağın atası olan İbrahim Sâni, Gaziantep’e ba
Belegt in: terminologie: S. 360 (TRM_1345)terminologie: Hacı Emirli ocağı, S. 360
Vilâyetnâme’de Hacı Bektaş Veli’ye “Hacı” denilmesi ile ilgili olarak şu menkabe anlatılır: “Hocası Lokman Perende hacca gitmiş, haccın ritüellerini yerine getirmiş, Arafat’a çıktığında yanındakilere;
Belegt in: terminologie: S. 360 (TRM_1346)terminologie: hacı lakabı, S. 360
Hacı Bektaş Veli’nin halifelerindendir. Asıl adının “Hacı” olduğu nakledilir ve Hacı Bektaş Veli’nin amcasının oğlu olduğu söylenir. Hacım Sultan adına cemde kurulan makama “Hacım Sultan Makamı” denir
Auch: Hacım Sultan makamı
Belegt in: terminologie: S. 361 (TRM_1349)terminologie: Hacım Sultan, S. 361
Gelip derviş olmayan, ancak dervişlere hizmet eden, tekke sakinlerine ve tarikat ehline yardım edip bunu bir ibadet olarak algılayan hizmet erine verilen isim.
Belegt in: terminologie: S. 362 (TRM_1355)terminologie: hadim, S. 362
Fakirlerin veya dervişlerin hizmetkârı anlamında Arapça bir ifade. Şeyh ve dervişler için kullanılan bir unvan. Eskiden şeyhlerin yazdıkları mektuplara bastıkları mühürlerde, genellikle bu unvanın kaz
Belegt in: terminologie: S. 362 (TRM_1356)terminologie: hadimü’l-fukara, S. 362
Rızalık alınarak dâr’a duran canın aklanması. hak üleştirme:1. Nevruz’da ruhların esenliği için sofradaki yemek ve içeceklerin bir kısmını dağıtma. 2. Mübarek gün ve gecelerde, kimi bölgelerde, çocukl
Belegt in: terminologie: S. 368 (TRM_1377)terminologie: hak teslimi yapılma, S. 368
“Yok” anlamında kullanılan bir tabir. Örneğin, “dede paran var mı?” sorusuna “yok” denmez. “Hak vere” denilirdi. Bu tabir aynı zamanda bir dua mahiyetinde idi. Dilencilere para vermeyip “Allah versin”
Belegt in: terminologie: S. 369 (TRM_1379)terminologie: hak vere, S. 369
Hak şehri vücuttur. Yedi kapıdan maksadın yedi nefis olduğu düşünülür ki, bunlar kötülüğü fazlasıyla buyuran “emmare”, kötülükte bulununca kendisini kınayan “levvame”, iyiliği ilham eden “mülhime”, iy
Belegt in: terminologie: S. 368 (TRM_1375)terminologie: Hak şehri-yedi kapı, S. 368
Ecel şerbeti. Tanrı’ya kavuşmayı hazırlayan şerbet. Allah’a kavuşmanın başlangıcı olması nedeniyle ölüm, tatlı bir içecek olan şerbete benzetilir. Haktan gelen şerbeti İçtik elhamdülillah Yunus
Belegt in: terminologie: S. 368 (TRM_1376)terminologie: hak şerbeti, S. 368
Bazen “Allah-Muhammed-Ali” bazan da “Hak-Muhammed-Ali” şeklinde ifade edilen kavram, denilebilir ki Aleviliğin en önemli sembolüdür. Öyle ki Alevi-Bektaşi edebiyatı bu üçlemeye ilişkin deyişlerle dolu
Belegt in: terminologie: S. 364 (TRM_1372)terminologie: Hak-Muhammed-Ali, S. 364
Her şeyin kendisinden olduğuna inanılan gerçek birlik, Tanrı, Yaratıcı.
Belegt in: terminologie: S. 370 (TRM_1388)terminologie: S. 370 (TRM_1391)terminologie: Hakikatü’l-Hakayık, S. 370terminologie: Hakikatü’l-Hakayık, S. 370
Tarikat yolcusunu ölümsüzlüğe ulaştırdığına inanılan; kendini Yaratıcıya verme, Allah’tan başka bir varlığı sevmeme, görmeme, gönlünü O’nunla dolup taşırma durumu; gerçek aşk.
Belegt in: terminologie: S. 370 (TRM_1389)terminologie: hakiki aşk, S. 370
Bir şeyi tadarak ve yaşayarak öğrenme, kesin ve apaçık bilgi. Diğer bir ifade ile gerçeği, başka araçlara başvurmaksızın, kendi özünde yaşayarak, duyarak kavrama aşaması. 1. Tarikat yolcusunun, yol er
Belegt in: terminologie: S. 372 (TRM_1394)terminologie: Hakka’l-yakîn, S. 372
Alevilik ve Bektaşilikte cemde görev yapan dedelere ve babalara çalışmalarına, emeklerine karşılık olarak ceme katılan canlar tarafından gönüllerinden koptuğu kadar verilen para, yiyecek ve giyecek gi
Auch: döşek hakkıerkân hakkıgaziler hakkıhumuslokma hakkıpir hakkıyol hakkıüstad hakkı
Belegt in: terminologie: S. 372 (TRM_1396)terminologie: hakkullah, S. 372
Bektaşilikte vefat edene genellikle “öldü” tabiri kullanılmaz. Ölüm yoktur, ölümü tatmak vardır. “Her nefis ölümü tadacaktır” ayetinden dolayı ölüm kavramı kullanılmaz. Bunun yerine “Hakka yürüdü”, Ha
Auch: cemale kavuşmakavuşma
Belegt in: terminologie: S. 370 (TRM_1390)terminologie: S. 371 (TRM_1392)terminologie: Hakk’a yürüme, S. 370terminologie: Hakk’a yürüme, S. 371
Bir erenin, hal bağışlamasıdır. Bu çok defa meczubların, hallerini, kendileriyle düşüp kalkanlara yansıtmaları veya meczubun yanındakilerine dokunmayın, ama onlarla da düşüp kalkmayın, yoksa hallerini
Belegt in: terminologie: S. 375 (TRM_1402)terminologie: hal giydirme, S. 375
Yol erinin, cem veya bir sohbet esnasında ya da yüksek manevi bir şahsın huzurunda, kendinden geçip cezbeye gelmesine “hallenme” veya “hale gelme” denir.
Belegt in: terminologie: S. 375 (TRM_1403)terminologie: hale gelme, S. 375
Bu kelime, Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 30, Sâd Suresi’nin 26. ayetlerinde geçer. İlk ayette “yeryüzünde bir halife yaratacağım”, ikincisinde ise “Biz seni yeryüzünde halife kıldık, artık insan
Belegt in: terminologie: S. 375 (TRM_1405)terminologie: halife, S. 375
Babalığın üstünde bir kademedir. Babalığa kadar olan görevlendirmeler için yapılan erkânlar her yerde yapılabilir. Ancak halifebabalık erkânı sadece Hacı Bektaş Veli dergâhında yapılır. Üstün ahlaklı,
Belegt in: terminologie: S. 376 (TRM_1407)terminologie: halifebaba, S. 376
Bektaşilikte, Hacı Bektaş Veli’nin postunda, onun adına oturan zata halife denir. Mücerret kolunda Mehmet Ali Hilmi Babadan sonra bu makama oturan mücerret babaya dedebaba denilmiştir. Genel olarak bu
Belegt in: terminologie: S. 377 (TRM_1409)terminologie: halifelik, S. 377
Hz. İbrahim’e verilen bir sıfat. İbrahim (A.S.) cömertlik ve misafirperverlikle tanınmıştır. Bu husus, özellikle Hicr 51 ve Zâriyat 24. ayetlerde açıkça görülmektedir. Tasavvuf okulları bu sebeple, so
Belegt in: terminologie: S. 378 (TRM_1411)terminologie: S. 378 (TRM_1417)terminologie: halil, S. 378terminologie: halil, S. 378
Kimi Alevilere göre cemde halka şeklinde oturularak yapılan ve halka niyazı olarak da algılanan ritüel. Alevilerin yaşadığı kimi bölgelerde cem töreni için cem evinde toplanan insanlar, meydana bir da
Belegt in: terminologie: S. 378 (TRM_1416)terminologie: halka namazı, S. 378
Tek başına yaşama, topluma karışmama. Tarikat yolcusunun, yol erinin, mürşidin onayıyla tek başına çile evine çekilerek Allah ile baş başa olduğunun bilincine varması. İçe kapanıp derin düşünceye dala
Belegt in: terminologie: S. 379 (TRM_1421)terminologie: S. 379 (TRM_1422)terminologie: halvet, S. 379terminologie: halvet, S. 379
Çiğ, olgun olmayan. 1. Manevi olgunlaşma yolunun henüz başlangıcında bulunan kişiye ham denir. 2. Tarikata, yola yeni girmiş ve henüz olgunlaşmamış, pişmemiş olan. Hz. Mevlânâ’nın “Hamdım, piştim, old
Belegt in: terminologie: S. 380 (TRM_1426)terminologie: ham, S. 380
Manevi açıdan henüz olgunlaşmamış, pişmemiş tarikat yolcusu, yol eri; zahit. Halk arasında, kaba, incelikten uzak kişiler için kullanılan bir tabirdir. Maneviyat yoksulu kişiler, ham ervah olarak nite
Belegt in: terminologie: S. 380 (TRM_1427)terminologie: ham ervah, S. 380
Nusayrilerce arşın hamalları yada sekizler adıyla bilinen bir terim. Bu topluluk, hemse-i eytam-ı Ali (Ali’nin beş yetimi) nin Fâtıma’nın dışındaki eşlerinden doğan “Talib, Akîl ve Cafer’in ilavesiyle
Belegt in: terminologie: S. 380 (TRM_1429)terminologie: hammâletü’l-arş, S. 380
Abâ altındaki beş kişi. Ahzab suresi 33. ve Şura suresinin 23. ayetleri geldiği zaman Hz. Muhammed’in, Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’i abasının altına alarak bunların kendi ehlibeyti olduğunu ilan ett
Belegt in: terminologie: S. 381 (TRM_1433)terminologie: hamse-i Âl-i Abâ, S. 381
Hacı Bektaş Veli tekkesi yakınında, dergâhın yiyecek ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuş olan üzüm bağı. Burası başlı başına bir tekke idi. Han Bağı ile Dede Bağı’nda hizmet eden derviş, mihman (misa
Belegt in: terminologie: S. 381 (TRM_1437)terminologie: han bağı, S. 381
Belegt in: terminologie: S. 382 (TRM_1440)terminologie: S. 382 (TRM_1443)terminologie: hanedan-ı ehlibeyt, S. 382terminologie: hanedan-ı ehlibeyt, S. 382
Toplantı ve sohbet yeri. Âsitâne, zâviye, dergâh, tekke, pirevi gibi kelimelere karşılık olarak da kullanılır. Sufilerin toplandığı yerler, küçükten büyüğe, zâviye, tekke ve hankâh şeklinde sıralanırd
Belegt in: terminologie: S. 382 (TRM_1441)terminologie: hankâh, S. 382
Dinî ve siyasi konulardaki görüşleri ve faaliyetleriyle tanınan fırka. Başka bir deyişle Hz. Ali’ye başkaldırarak ondan ayrılan grup. Haricî, çıkmak, itaatten ayrılıp isyan etmek anlamındaki hurûc kök
Belegt in: terminologie: S. 382 (TRM_1442)terminologie: Hariciler, S. 382
Hz. Ali ile Muaviye arasında cereyan eden çekişmede Hz. Ali’nin yanında yer alan, ancak Sıffin Savaşı’nda (658) savaşı kaybedeceğini anlayan Muaviye’nin hileli bir anlaşma önerisini kabul eden Ali’ye
Belegt in: terminologie: S. 383 (TRM_1444)terminologie: Haricilik, S. 383
Hz. Hasan, Hz. Peygamber’in sevgili kızı Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin büyük oğludur. Hicretin ikinci yılında doğduğu rivayetleri varsa da, kaynakların çoğunluğu hicretin üçüncü (m.625) yılı Ramazan ayın
Belegt in: terminologie: S. 384 (TRM_1448)terminologie: Hasan, S. 384
Fas’ta Muhammed en-Nefsüzzekiyye’ye (ö. 762) mensup şerifler sülalesi. Hz. Hasan’ın soyundan gelen kişiler için kullanılan Hasenî nisbesi Fas’ta daha özel bir anlam kazanmış ve Hz. Hasan’ın torunu Abd
Auch: Hasaniler
Belegt in: terminologie: S. 385 (TRM_1452)terminologie: Haseniler, S. 385
Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın büyük oğulları Hz. Hasan’ın soyundan gelen Alevi şerifleri. Hz. Hüseyin’in soyundan gelen Alevi şeriflerine de Hüseynî adı verilir.
Belegt in: terminologie: S. 385 (TRM_1451)terminologie: Hasenî, S. 385
Mevlevi ve Bektaşi tabiridir. Mevleviler, semahanede şeyhin oturduğu post ile tam karşısına tesadüf eden ve insanlık makamını temsil eden “meydan kapısı” nın arasında olduğu varsayılan düz çizgi hakkı
Belegt in: terminologie: S. 386 (TRM_1462)terminologie: hattı istiva, S. 386
Bir şeyi birisine ısmarlama. 1. Tarikat yetkilisinden izin alma, izin isteme. 2. Misafirin konuk olduğu ev sahibi veya şeyhden, pirden ayrılmak üzere izin istemesine denir. Örneğin “havalet verirseniz
Belegt in: terminologie: S. 387 (TRM_1464)terminologie: havalet, S. 387
Tarikatta, kişinin belli yükseliş aşamalarına göre geçirdiği korku basamakları bulunmaktadır. Tarikat yolunu seçenin olgunluğu duyduğu korku ile orantılıdır.
Belegt in: terminologie: S. 387 (TRM_1466)terminologie: havf, S. 387
Allah korkusu. Buna “haşyetullah” da denir. Kimi cehennemden ve oradaki azaptan, kimi Allah’ın gazabından, kimi de Allah’ın kendisinden korkar. Allah’ın zatından korkmak, âşıkın ma’şûkunu üzmesinden v
Belegt in: terminologie: S. 388 (TRM_1467)terminologie: havfullah, S. 388
Nefsin, maddi âlemle ilişkisini tümüyle kesmesiyle ulaşılan mertebe. hayat:1. Bir şeyin kendi nefsi sebebiyle varlığı, onun tam hayat sahibi olması. 2. Tarikat yolcusunu dünya nimetlerinden ve nefsin
Belegt in: terminologie: S. 388 (TRM_1470)terminologie: hayal aşaması, S. 388
Cesur ve yürekli anlamında Hz. Ali’nin lakaplarından biri. Aynı zamanda Ali b. Muhammed b. İdris’in lakabı olarak geçmektedir. Rivayete göre Fâtıma binti esed Ali’yi dünyaya getirdiğinde babası Ebu Ta
Belegt in: terminologie: S. 388 (TRM_1472)terminologie: Haydar, S. 388
Hz. Ali. Döne döne, geriye çekilip ileriye atıla atıla savaşan anlamında Hz. Ali nitelemesi. bk. Ali haydari (haydariye):1. Dervişlerin giydiği kolsuz, yakasız, bele kadar inen, omuz başlarında üçgen
Belegt in: terminologie: S. 389 (TRM_1474)terminologie: Haydar-ı kerrar, S. 389
Hz. Ali. hayır:1. Var olan her şey, bütün mevcudât. Mutasavvıflara göre var olan şey hayırdır, yokluk ise şerdir. Onun için “olanda hayır vardır” derler.
Belegt in: terminologie: S. 391 (TRM_1479)terminologie: Hayder-i Hayber, S. 391
Nusayriler arasında küçük grupların yardımlaşma ve dayanışma adı altında yaptıkları günlere verilen ad. Hayrat günlerinin Nusayriler arasında özgün bir yeri vardır. Bu günler mübarektir. Hayrat yapaca
Auch: hırisse sofrası
Belegt in: terminologie: S. 393 (TRM_1484)terminologie: hayrat günleri, S. 393
“Beş bacı” da denilen, Hz. Havva, Hz. Meryem, Hz. Asiye, Hz. Hatice ve Hz. Fâtıma’dan oluşan beş kadın. Cem birlemede meydana gelen bacılar, bunlara izafeten hizmet yaparlar.
Belegt in: terminologie: S. 394 (TRM_1486)terminologie: hayru’n-nisa bacılar, S. 394
Utanma. 1. Nefsin bir şeyden çekinmesi ve o konuda yerilmekten korkarak terk etmesidir. 2. Kişinin yakışıksız davranışlardan, uygunsuz işlerden kaçınması, başka bir ifadeyle kınanma endişesiyle bir şe
Belegt in: terminologie: S. 388 (TRM_1469)terminologie: hayâ, S. 388
2. Kimi Tahtacı bölgelerinde ölünün toprağa gömülmesinden itibaren geçen 3 üncü, 7 inci, 40 ıncı günde ve ölüm yıldönümünde verilen yemek. Gençlerin ve yaşlıların ölümünde yapılan hayırlar külfetli ol
Belegt in: terminologie: S. 391 (TRM_1480)terminologie: hayır, S. 391
Mürşit, dede, baba tarafından kimi hizmet aşamalarında okunan dua, başka bir ifade ile cemde hizmet sahiplerine hizmetlerinin karşılığı olarak mürşit veya dede tarafından verilen dua. Muhtelif hayırlı
Belegt in: terminologie: S. 392 (TRM_1482)terminologie: hayırlı, S. 392
Kudret ve onun temsilcileri yerinde kullanılır. Bu Allah’tan zuhûr ve sudûr eden varlıkların geçirdikleri beş âlemdir. Bunlar; 1. Âlem-i mülk, âlemi melekûtun yani âlemi misal-i mutlakın mazharı. 2. Â
Belegt in: terminologie: S. 394 (TRM_1489)terminologie: hazerat-ı hams, S. 394
Meydan odasının giriş kapısının iç kısmı “Eşik” diye adlandırılır. Geniş bir yer olan bu odanın ortasında “Dar” veya “Dar-ı Mansur” adı verilen bir yer vardır. Genellikle giriş kapısının karşısında bi
Belegt in: terminologie: S. 395 (TRM_1496)terminologie: hazreti Fâtıma ocağı, S. 395
Bektaşiler, “Hatt-ı istivâ, makam-ı insaniyye’dir” derler. “Ara kesit” anlamında kullanılan bir terimdir. Bektaşilikte bu konuya şu şekilde izah getirilmeye çalışılır: “Hatt-ı istiva zihnî bir çizgidi
Belegt in: terminologie: S. 386 (TRM_1463)terminologie: Haşimilik, S. 386terminologie: Haşimilik, S. 386
Sözlükte korkmak anlamına gelen Arapça bir kelime. Yol erinin işlemiş olduğu günahlar nedeniyle ileride başına gelecekleri düşünerek gönlünde hissettiği acı ve üzüntüye denir.
Belegt in: terminologie: S. 386 (TRM_1457)terminologie: haşyet, S. 386
Dâr ceminde, Hakk’a yürüyenin yakını meydan alıp Hakk’a yürüyen için helallik istendiğinde cemdeki canların onay vermesi. helalleşme:1. Cem törenine katılacak olan canların, aralarında var olan küskün
Belegt in: terminologie: S. 395 (TRM_1501)terminologie: helal verme, S. 395
Anadolu Alevileri arasında kimi bölgelerde bir canın ölümünden sonra teneşir tahtasında yıkanması sırasında komşuların ve yakınlarının sırasıyla üzerine bir miktar su dökmesi. Buna Hak Suyu da denir.
Auch: Hak suyu
Belegt in: terminologie: S. 395 (TRM_1502)terminologie: helallik suyu, S. 395
Tanrı’nın celal sıfatı ile kendi yüceliğini, enginliğini gösterecek ve buna dayalı bir korku yaratacak biçimde insanın gönlünde tecelli etmesi, görünmesi.
Belegt in: terminologie: S. 395 (TRM_1503)terminologie: heybet, S. 395
Yaratıcı ile kulları arasındaki ince perde. Çoğu zaman bunun dünya ve içindekiler olduğu söylenir. İnsanı Allah’tan alıkoyan her şey için bu tabirin kullanıldığı görülür. bk. hicab hicret:1. Kişinin b
Belegt in: terminologie: S. 404 (TRM_1532)terminologie: hicabü’r-refik, S. 404
Türk tasavvuf geleneğinde hikmet, Ahmet Yesevi’nin Yesevilik yolunu anlatan şiirlerine verilen adtır. Zaten onun şiir mecmuasının adı da “Divan-ı Hikmet”dir. Ayrıca Yeseviliği benimsemiş dervişlerin,
Belegt in: terminologie: S. 405 (TRM_1537)terminologie: S. 405 (TRM_1538)terminologie: hikmet, S. 405terminologie: hikmet, S. 405
Allah hiçbir şeyi boş yere yaratmamıştır. Onun yarattığı her şeyin bir hikmeti vardır. Bu, her şeyin hikmetinin anlaşılamayacağını, bilinemeyeceğini, bu yüzden de ona, “hikmeti nedir?” diye sorulamaya
Belegt in: terminologie: S. 406 (TRM_1539)terminologie: hikmetinden sual olunmaz, S. 406
Canın, nefsini arındırmak ve Allah yolunda ilerlemek için bir mürşidin veya pirin yönetiminde belirli görevleri yerine getirmesi, tarikat adap ve erkânına dair eğitim alması. Alevilikte ve Bektaşilikt
Belegt in: terminologie: S. 407 (TRM_1543)terminologie: hizmet, S. 407
“Hora geçme”, bir şeyin makbul olduğunu yani yenilen yemeğin hoşa gittiğini belirtmek için kullanılır. “Hora geçirdik” ise, bir şeyi yedik anlamına gelir.
Belegt in: terminologie: S. 407 (TRM_1550)terminologie: hora geçirme, S. 407
Bugünkü Doğu İran’ı, Afganistan’ın kuzey batısını ve Türkmenistan çöllerinin güney bölümünü içine alan bölgenin eski adı. Horasan, Melâmetiliğin benimsenerek odaklaştığı bir yer olarak tanınmıştır. Ta
Belegt in: terminologie: S. 407 (TRM_1551)terminologie: Horasan, S. 407
Baba postu. On iki post sıralamasında ilk sırada yer alan ve birinci hizmet olan cem başkanlığı hizmetini temsil eden, dede’nin baba’nın ya da mürşit’in oturduğu post. bk. post, on iki post, meydan
Belegt in: terminologie: S. 408 (TRM_1557)terminologie: Horasan postu, S. 408
On iki çerağdan, pir postunun yanında bulunan ve diğerlerinden önce yakılan, üç fitilli büyük çerağ. Horasan çerağı, on iki çerağın en büyüğü durumundadır. Başı bektaşi tacı biçiminde olan Horasan çer
Auch: üç fitilli kanun çerağı
Belegt in: terminologie: S. 408 (TRM_1553)terminologie: Horasan çerağı, S. 408
Kimi bölgelerdeki Aleviler arasında daha çok adak kurbanı olarak kesilen bu hayvana “Cebrail” adı verilir. Adak kurbanı olarak kesilen horoz ve tavuklara Cebrail denilmesi konusunda çeşitli rivayetler
Belegt in: terminologie: S. 408 (TRM_1560)terminologie: horoz, S. 408
Her şeyin iyi tarafını görme, müsamahalı olma, kaderin her türlü cilvesini gönül hoşluğuyla karşılama, Allah’ın yarattığı her şeyi beğenme. Elif üstün ötürü, Pazar eyle götürü Yaradılanı hoşgör, Yarad
Belegt in: terminologie: S. 409 (TRM_1562)terminologie: hoşgörme, S. 409
Ocak merkezi, Tokat’ın Almus sınırları içerisinde bulunan (eskiden Sivas’ın Hafik ilçesi sınırları içinde imiş) Hubyar Tekke köyündedir. Farklı rivayetler olsa da Hubyar Sultan’ın Ahmet Yesevi soyunda
Belegt in: terminologie: S. 411 (TRM_1567)terminologie: Hubyar ocağı, S. 411
Çelebiler, iki aileye ayrılır demenin yanlış olmayacağı düşüncesindeyim. Bunlardan birine Hûdadatlı, diğerine Mürselli adı verilirdi. Mürselliler, Hûdadatlı’lardan daha imtiyazlı idiler. Örneğin, Hûda
Auch: mürselli
Belegt in: terminologie: S. 411 (TRM_1570)terminologie: Hudadatlı, S. 411
Yeni ve güzel elbise, kadın, silah ve astarlık kumaş anlamlarında kullanılan bir kelime. Cennet elbisesi. Hz. İdris’in cennetliklere hulle diktiği rivayet edilir. Pazarından gül alırlar, satarlar Kokl
Belegt in: terminologie: S. 411 (TRM_1573)terminologie: hulle, S. 411
Âdem Peygamber’in giysisi; incir yaprağı. hulul:1. Allah’ın bazı eşyaya veya kişilere girmesi inancı. 2. Allah’ın insan biçiminde görünüş alanına çıkması. Hulul nazariyesi, Allah’ın her yerde mevcut o
Belegt in: terminologie: S. 412 (TRM_1576)terminologie: hulle-i Âdem, S. 412
Kerbelâ’da şehit olan bir savaşçı. İmam Hüseyin’i yakalamak için Kûfe Valisi Abdullah’ın gönderdiği iki bin kişilik askerin komutanı. Rivayete göre bu komutan Hüseyin ile görüşür, daha sonra onun yanı
Belegt in: terminologie: S. 412 (TRM_1583)terminologie: Hur Şehid, S. 412
Harfler. 1. Harflerle, rakamlarla tabiat ve hadiseleri etkileme gücünün bulunduğu veya bunların gaybdan haber vermede yararlı olduğu iddiasına dayanan bir ilim. 2. Hurufilikte, tanrısal sırları gizley
Belegt in: terminologie: S. 412 (TRM_1585)terminologie: huruf, S. 412
Fazlullah-ı Hurufi’nin (ö.1394) kurup geliştirdiği, harflerin esrarına dayanan Bâtıni bir akım. Hurufiliğin temeli, eski çağlardan gelen ve harflerle sayıların kutsallığını kabul edip bunlara çeşitli
Belegt in: terminologie: S. 413 (TRM_1587)terminologie: Hurufilik, S. 413
İnsanın alnındaki çizgilerden hareketle, kişinin karakteri ve kaderiyle ilgili anlam çıkarmaya verilen ad. Diğer bir ifade ile insan yüzünde bulunup gökleri ve yeri temsil ettiğine inanılan çizgiler.
Auch: yedi çizgi
Belegt in: terminologie: S. 416 (TRM_1590)terminologie: hutût, S. 416
Bazı Tahtacı gruplarında sürekli yaramazlık yapan ve ağlayan çocukların bu huylarından kurtulmaları için yapılan bir uygulama. Bunun için akraba olmayan bir kişi ayakkabısını çıkartarak üç defa çocuğu
Belegt in: terminologie: S. 417 (TRM_1594)terminologie: huy kesme, S. 417
Hakk’ın kapı bekçisi anlamında Arapça bir ifade. Kulu Tanrı’ya ulaştıracak metodu, tarikatı bilen ve öğreten, aracı durumunda bulunan rehber, insan-ı kâmil. Onların ihsâna veya vuslata ulaştırmadaki m
Belegt in: terminologie: S. 361 (TRM_1351)terminologie: hâcib-i Hak, S. 361
Zikir hüzün, sevinç gibi durumlarda kalbe gelen şey. Tasavvufta genellikle olgunluk aşaması, gizemsel derin bir kavrayış, tanrısal yetkinlik, coşku vb. değişik anlamlara gelir. 1. Tarikat yolcusunun k
Belegt in: terminologie: S. 374 (TRM_1400)terminologie: hâl, S. 374
Hz. Muhammed anlamında son peygamber. hâtemün-nübüvve:1. Allah’ın peygamberliği kendisiyle sona erdirdiği kişidir ki bu, Hz. Muhammed’dir. 2. Peygamberlik işareti.
Belegt in: terminologie: S. 386 (TRM_1460)terminologie: Hâtemü’l-enbiya, S. 386
Allah’ın güzel isimlerinden biridir ve bununla Allah kastedilr. Hû, Allah’ın zâtını ifade eden, mutlak gayb olan hüviyeti ifade eder ve “Her şey bitti, O, yani Alah kaldı” anlamına gelir. Bu bakımdan
Auch: Hü
Belegt in: terminologie: S. 409 (TRM_1564)terminologie: Hû, S. 409
Her an uyanık olma. Cebecioğlu’nun verdiği bilgiye göre, her insanın soluğu “ha” sesi şeklinde vücuda girip çıkar. Bu, “hâ- yı hüviyet”e işarettir. Bu bakımdan insanoğlu, her nefeste istese de istemes
Belegt in: terminologie: S. 416 (TRM_1589)terminologie: hûş der dem, S. 416
Doğru yolu gösterme, hidayete erdirme ve irşad etme gibi anlamları ifade eder. bk. Tanrı Ali Baba eğer söze uyarsa Emir Hüda’dandır beyler kıyarsa Ala gözlü yavrularım duyarsa Alın çözüp kara bağlamas
Auch: Huda
Belegt in: terminologie: S. 417 (TRM_1598)terminologie: Hüdâ, S. 417
Devlet kuşu. Kimin başına konarsa devlete erişeceğine, padişah olacağına inanılan, kemikle geçindiği söylenen bir kuş. Bu kuş, bazen Zümrüdüanka diye bilinen Simurg’la karıştırılır. Hüma edebiyatta de
Belegt in: terminologie: S. 418 (TRM_1601)terminologie: S. 418 (TRM_1603)terminologie: hüma, S. 418terminologie: hüma, S. 418
Hz. Peygamber’in gözbebeği iki torunundan ikincisi olan Hüseyin b. Ali, 626 tarihinde Medine’de doğdu. Künyesi Ebû Abdullah, lakabı eş-Şehîd’dir. Ayrıca kendisine Reyhânetu’n-Nebi (Hz. Peygamber’in çi
Belegt in: terminologie: S. 418 (TRM_1602)terminologie: Hüseyin, S. 418
3 Ekim 1854’de Beşiktaş Mevlevihânesi’nde doğdu. Babası, Mevlevihânenin şeyhi Hasan Nazif Dede, annesi Zübeyde Havva Hanım’dır. Henüz üç yaşında iken Mehmed Said Hemdem Çelebi tarafından teberrüken si
Belegt in: terminologie: S. 419 (TRM_1606)terminologie: S. 419 (TRM_1607)terminologie: Hüseyin Fahreddin Dede (1854-1911), S. 419terminologie: Hüseyin Fahreddin Dede (1854-1911), S. 419
Kubbesi on iki dilimli, alt kenar kısmı (lengeri) dört parçalı, beyaz keçeden yapılmış derviş başlığı. Kubbedeki dilimlere terk denir. Hüseyni tacın kubbesindeki on iki dilim, Oniki İmamı; alt kenarın
Auch: haydarî taçon iki dilimli taçon iki terekli külahşemsî taç
Belegt in: terminologie: S. 420 (TRM_1609)terminologie: Hüseynî taç, S. 420
Şiaya ait çeşitli inançları Hüsniye adlı bir cariyenin dilinden hasımlarına karşı savunan bir eser. Hüsniye, her ne kadar Şii-İmami âlimlerden Ravzü’l-Cinân adlı tefsirin yazarı Ebü’l-Fütûh er-Râzi’ye
Belegt in: terminologie: S. 421 (TRM_1612)terminologie: hüsniye, S. 421
Genel olarak Alevi bölgelerinde bayram olarak kutlanan günlerden biri. Başka bir ifade ile Hızır ve İlyas peygamberlerin heryıl buluştuklarına ve buluşma anısına tabiatın yeniden canlandığına inanılan
Auch: Hıdır bayramı
Belegt in: terminologie: S. 396 (TRM_1508)terminologie: S. 396 (TRM_1509)terminologie: Hıdrellez, S. 396terminologie: Hıdrellez, S. 396
Pir emaneti olarak algılanan ve tarikata girenlere ya da tarikat yolunda belli makamlara varanlara özel törenle giydirilen, önü açık, düğmesiz, yakasız, kollu, geniş ve topuklara kadar uzanan bir giys
Belegt in: terminologie: S. 397 (TRM_1511)terminologie: hırka, S. 397
Hacı Bektaş ilçesi yakınında bulunan ve Hacı Bektaş Veli’nin derin düşünceye dalarak ruhunu aydınlattığına inanılan dağ. Yüksekliği yaklaşık 1670 metredir. Volkanik olan bu dağın güneyinde birisi kuru
Belegt in: terminologie: S. 399 (TRM_1513)terminologie: Hırka Dağı, S. 399
Silsilesi, Hz. Ali’ye dayanan tarikatlarda, müridin, iradesine girdiği şeyhin elinden giydiği hırka veya hırka ile beraber tâca “Hırka-i Ali” denir. bk. hırka
Belegt in: terminologie: S. 399 (TRM_1515)terminologie: hırka-i Ali, S. 399
Hz. Musa zamanında yaşamış, veli mi, peygamber mi olduğu konusunda belirsizlik bulunan mübarek bir zat. Kur’an’da ismi açıkça zikredilmez. Oturduğu yerdeki sararmış otlar, kalkınca yeşerdiği için, ken
Belegt in: terminologie: S. 399 (TRM_1519)terminologie: Hızır, S. 399
İhtiyaç sahibine tam zamanında yetişip, yardım eden için kullanılan söz. “Kul bunalmayınca Hızır yetişmez” tabiri de, Hızır’ın genellikle darda kalanlara yardıma koştuğunu ifade eder.
Belegt in: terminologie: S. 403 (TRM_1520)terminologie: Hızır gibi yetişme, S. 403
Yaşanan sevinçli bir olayın ya da bir dileğin yerine gelmiş olması anısına mayıs ayının altıncı günü yapılan tören ve törende tığlanan kurban. bk. Hızır
Belegt in: terminologie: S. 403 (TRM_1523)terminologie: Hızır İlyas kurbanı, S. 403
Hızır orucu sonrasında yapılan Hızır ceminde kesilen kurbandır. Bu kurban diğer bazı kurbanlarda olduğu gibi bütün canların imkânları ölçüsünde katılımlarıyla alınır ve cemde topluca yenir. bk. kurban
Belegt in: terminologie: S. 403 (TRM_1524)terminologie: Hızır kurbanı, S. 403
Kimi bölgelerde ocak ayından şubat ayının sonuna kadar geçen süre içerisinde tutulan üç günlük Hızır orucu, kentlerde şubat ayının 13-14-15. günlerinde tutulur olmuştur. Aleviler arasında genellikle ü
Belegt in: terminologie: S. 403 (TRM_1527)terminologie: Hızır orucu, S. 403
Geçmiş ve gelecek endişesinden kurtulmuş, zamanın değerini ve denetimini bilen dervişe denir. Derviş, içinde bulunduğu zamanda yapılması en uygun olan şeyle meşgul olur, o vakitte kendisinden istenen
Belegt in: terminologie: S. 427 (TRM_1630)terminologie: ibnü’l-vakt, S. 427
İçine su konulan kulplu ve emzikli kap. Özellikle tasavvufun erken dönemlerinde olmak üzere çok az da olsa günümüzde de kullanıldığı görülür. Eskiden dervişler yolculuk sırasında yanlarında rekve, mat
Belegt in: terminologie: S. 427 (TRM_1633)terminologie: ibrik, S. 427
Cemin başında ve yemekten sonra cemde bulunanlara el suyu dökmekle görevli kişi. On iki hizmet içerisindeki adı Selman olan bu görevliye bazen sucu adı da verilmektedir. bk. ibriktar
Belegt in: terminologie: S. 427 (TRM_1634)terminologie: ibrikci, S. 427
Cem törenindeki on iki hizmet sıralamasında temizlik için ibrikle su dökme işini yürüten görevli. Elinde leğen ve ibrik, omzunda havlu ile cemde hazır bulunur. Mürşidin abdest almasında ve yemekten so
Belegt in: terminologie: S. 427 (TRM_1635)terminologie: S. 427 (TRM_1636)terminologie: ibriktar, S. 427terminologie: ibriktar, S. 427
Kendini beğenmeyi ifade eden Arapça bir kelime. Kendini, ibadetini beğenme, önemli bir nefis hastalığıdır. Bu aynı zamanda başkasını küçük görme demektir. icazet:1. İzin. 2. Halifenin Bektaşi babasına
Belegt in: terminologie: S. 428 (TRM_1637)terminologie: icab, S. 428
Nusayrilerde Selmanî’nin devrinin makamı’dır ve on bir makam devretmiştir. Nusayriliğin kurucusu olarak bilinen Muhammed Nusayr bin Bekrî en-Nümeyrî’nin bu makama eriştiğine ve on bir doğum kapısını a
Belegt in: terminologie: S. 429 (TRM_1650)terminologie: ihdâ aşer metali’ü’l-bâbiyye, S. 429
Kalbi, safasına keder veren şeyden kurtarma. Tam bir dürüstlükle kullukta bulunma. Amellerinde Allah’tan başkasından karşılık beklememe. Yalansız, riyasız sevme. Özün söze, sözün öze uyması durumu; öz
Belegt in: terminologie: S. 430 (TRM_1652)terminologie: S. 430 (TRM_1659)terminologie: ihlas, S. 430terminologie: ihlas, S. 430
Sırrı ehil olmayan birisine verme konusunda acele etme; yol sırrını yabancılara verme. Kimi yörelerde ihtilam bir suç olup bu suçu işleyenin ahdinin yenilenmesi gerekir.
Belegt in: terminologie: S. 430 (TRM_1654)terminologie: ihtilam, S. 430
Bu deyimle, hem anadan doğma, hem de mürşide veya pire bağlanma anlatılır. Hz. İsa “bir kimse iki kez doğmadıkça melekûtun sırlarına eremez” der. Burada ilk doğum, ana karnından dünyaya gelmedir ki, b
Auch: ikinci doğum
Belegt in: terminologie: S. 430 (TRM_1658)terminologie: iki kez/defa doğma, S. 430
Kimi Alevi gruplar arasında var olan rivayete göre, Tanrı önce melekleri yarattı “ben kimim, sen kimsin dedi”, melekler “sen sensin ben de benim” dediler. Böyle benlik iddiası üzerine Allah bu melekle
Belegt in: terminologie: S. 432 (TRM_1662)terminologie: iki nur, S. 432
Tarikata, yola girmek için verilen söz. Tarikata girmek Alevilik-Bektaşilikte ikinci doğum olarak kabul edilir. İkrar özel bir tören yapılarak alınır. Bu kavram Alevilik ve Bektaşiliğin temelidir. İkr
Belegt in: terminologie: S. 432 (TRM_1665)terminologie: S. 433 (TRM_1667)terminologie: ikrar, S. 432terminologie: ikrar, S. 433
Tarikata, yola girdiğine dair verilen söz. Mürşit ya da dedenin yola giren canın yolla ilgili bütün kurallara uyacağına dair verdiği sözü dinlemesi. Tahtacılar bunu, belirli bir yaşa gelen delikanlıla
Belegt in: terminologie: S. 434 (TRM_1668)terminologie: ikrar alma, S. 434
İkrar cemi, yola girmek için tertip edilen en büyük törendir. Bu törenden geçmeyenin Alevi-Bektaşi olması mümkün değildir. Bu törenin yapılışı konusunda günümüzde gerek Alevi, gerek Bektaşi gruplar ar
Belegt in: terminologie: S. 435 (TRM_1674)terminologie: ikrar cemi, S. 435
Yola giren bir Alevi’nin giriş töreninde kestiği kurbandır. Bu kurban yola girecek kişi tarafından alınır ve ceme katılanlarla beraber topluca yenir. bk. ikrar cemi, kurban
Belegt in: terminologie: S. 450 (TRM_1677)terminologie: ikrar kurbanı, S. 450
Söz verme, üstlenme. 1. Mevlevilikte ve Bektaşilikte tarikata girmeye ve dervişe bağlanmaya talibin söz vermesi, biat etmesi. 2. Tarikata, yola girmek için söz verme. Tarikata, yola girdikten sonra yo
Auch: el alıp etek tutma
Belegt in: terminologie: S. 450 (TRM_1680)terminologie: ikrar verme, S. 450
Bir kişinin Alevi-Bektaşi yoluna alınması amacıyla yapılan törendir. Musahip kavline girip musahibi ile birlikte hem yola alınma hem de musahipliğini tanıtma amacıyla yapılır. Bu işleme de ikrar verme
Belegt in: terminologie: S. 450 (TRM_1681)terminologie: ikrar verme cemi, S. 450
Yola girdikten sonra verdiği sözden vazgeçme. İkrarını inkar etme. İkrarından dönerek büyük suç işleme. Alevilikte yoldan dönme, kabul edilebilir bir şey değildir. Yola giren kişiye yolun incelikleri
Belegt in: terminologie: S. 450 (TRM_1683)terminologie: ikrardan dönme, S. 450
İkrar verilip nasip alındıktan sonra yola girmenin önemini vurgulayan nefes. Kurbanlar tığlanıp gülbank çekildi Gaflet uykusundan uyana geldim Dört kapı sancağı anda dikildi Üryan büryan olup meydana
Belegt in: terminologie: S. 450 (TRM_1684)terminologie: ikrarname, S. 450
Hakk’ın eşyadaki tecellisi hakkındaki, bilgi, veya her varlık için bahis konusu olan, özel ilahi tecelli hakkındaki bilgi. Tasavvufi iksir, bakır gibi değersiz insan nefsinin değişip altın gibi olması
Belegt in: terminologie: S. 451 (TRM_1686)terminologie: iksir, S. 451
Doğrudan dinî konulara bağlı ezgiyle söylenen bir şiir türüdür. Kelime anlamı Allah’a ait olan demektir. İlahilerde Allah sevgisi ve onun çevresindeki her türlü dini konular işlenir. İlahiler belli bi
Belegt in: terminologie: S. 451 (TRM_1687)terminologie: ilahi, S. 451
Canın, kalbinde tanrısal sırların belirmesi. ilahiyye:1. Her şeyin Allah’ın birliği içinde yer alması durumunu ifade eden bir tabir. 2. Çoklukta birlik olarak her şeyin Tanrı olduğunu iddia eden anlay
Belegt in: terminologie: S. 453 (TRM_1690)terminologie: ilahi tecelli, S. 453
Tarikat içinde fenâfillah makamına eren kimselerin durumunu açıklayan nefesler. bk. ilahi Vahdet kaynağından dolu içenler Kanmıştır bâdeye şarap istemez Hakikat uğrunda candan geçenler Ermiştir mahbub
Belegt in: terminologie: S. 453 (TRM_1689)terminologie: ilahiname, S. 453
Yolda belli bazı mertebeleri geçerek olgunluk mertebelerine yükselenlere, başkalarını irşada izin verme yetkisini ihtiva eden “icazetnâme, hilafetnâme” verme yerinde kullanılan bir tabir. Hırka, dervi
Belegt in: terminologie: S. 453 (TRM_1691)terminologie: ilbâs-ı hırka, S. 453
kimi hakikat ilmini; kimi belâgat ilmini; kimi hendese ilmini; kimi astronomi ilmini bilen âlimler var’ diyerek İslami ilimlerle birlikte müsbet ilimlerden de bahseder. Genel anlamda Alevi-Bektaşi şai
Belegt in: terminologie: S. 454 (TRM_1695)terminologie: ilham, S. 454
Yol erinin, gönül yoluyla önce kendini, sonra kendi özünde Allah’ı bulması. Salikin kendini bilmesi. “Kendini bilen Rabbini bilir”. Ayrıca bu konuda “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” şeklind
Belegt in: terminologie: S. 454 (TRM_1694)terminologie: S. 455 (TRM_1696)terminologie: ilim, S. 454terminologie: ilim, S. 455
Meydanda bulunan bir makam. ilmel yakin:1. Şeksiz, şüphesiz anlamında kesin bilgi, gerçek bilgi. 2. Bilgiye ve delile dayanan kesin bilgi. Çalışmakla, kendini bilime, okumaya, bilgili olanları, şeyhle
Belegt in: terminologie: S. 456 (TRM_1697)terminologie: ilim postu, S. 456
Allah’ın sırlarını ihtiva eden manevi bilgiye verilen ad. Tanrısal âleme ilişkin sırları çözmekle uğraşan ilim. Gayb ilmi. Allah tarafından öğretilen ilim. Şeri ve zahiri ilimler, melek ve rasul aracı
Belegt in: terminologie: S. 456 (TRM_1700)terminologie: ilmi ledün, S. 456
Dinin direği. Hz. Ali’nin lakaplarından. bk. Ali imam:1. En önde bulunan kimse, önder, lider. 2. Başkaları tarafından önder kabul edilen ve kendisine tabi olunan kimse. 3. Cemaate namaz kıldıran kimse
Belegt in: terminologie: S. 456 (TRM_1702)terminologie: imadüddin, S. 456
İslami literatürde devlet başkanı, dinî ilimlerde çığır açmış büyük şahsiyetler, sosyal ve dinî hareketlere öncülük eden kimseler ve cemaatle namaz kıldıran kimse gibi farklı görev ve fonksiyona sahip
Belegt in: terminologie: S. 457 (TRM_1708)terminologie: imamet, S. 457
Ermişlerin oluşturduğu rical’ül-gayb sıralamasında, üsten ikinci basamakta bulunan iki imam. İnanışa göre, Rical’ül-gayb sıralamasında ilk sırada yer alan ve gavs ya da kutup olarak adlandırılan ermiş
Belegt in: terminologie: S. 459 (TRM_1709)terminologie: imameyn, S. 459
Kimi Bektaşi kaynaklarına göre kutbun sağında ve solunda oturan iki imam. Bu imamlardan sağdakinin melekler, soldakinin de gökler evrenini yönettiklerine inanılır. Kutup ya da gavs adı verilen tarikat
Belegt in: terminologie: S. 457 (TRM_1706)terminologie: imamân, S. 457
Tahtacılarda cenazenin kefenlenmesi sırasında, kefene sarma işlemine başlamadan önce, ölünün göğsünü ve ön tarafını örten havlu büyüklüğündeki bez. imtihan:1. Allah, kendine ulaşan yolda giderken; sâl
Belegt in: terminologie: S. 460 (TRM_1714)terminologie: iman bezi, S. 460
Günahlardan tevbe ederek her türlü kötülükten arınıp Allah’a yönelme, doğru yolu bulma. Halktan Hakk’a kaçma. İnabet, tevbe etmenin daha ileri bir aşamasıdır. Bu kelime aynı zamanda birinden el alıp b
Belegt in: terminologie: S. 461 (TRM_1719)terminologie: inabet, S. 461
Allah’ın kulunu kayırması, koruması ve kollaması, ona destek olması. İki cihan zindan ise gerek bana bostân ola Ayruk bana ne gam gussa, gün inâyet dosttan ola Yüz bin peygamber gele hiç şefaat olmaya
Belegt in: terminologie: S. 461 (TRM_1720)terminologie: inayet, S. 461
Alevilik-Bektaşilikte, içinde bulunulan şart ya da yaşanılan sistem tarafından üretilen kötülüğün sorgulanması, ama kötü insan olmadığı için insanın onurlandırılması algısını öne çıkaran Hacı Bektaş V
Belegt in: terminologie: S. 461 (TRM_1722)terminologie: incinsen de incitme, S. 461
Arapça bir ifade olup olgun insan anlamına gelir. 1. Allah’ın, zât, sıfat, isim ve fiilleriyle en mükemmel biçimde kendisinde tecelli ettiği insan. 2. Âlemin var oluşunun ve varlığını sürdürmesinin se
Belegt in: terminologie: S. 461 (TRM_1723)terminologie: insanı kâmil, S. 461
Arapça kökenli bir sözcük olup tek başına yaşama anlamına gelir. Tasavvufta, Tanrı düşüncesini daha içten ve derinden yaşayabilmek için günah işleme ortamından uzaklaşarak ayrı yaşama ve yaşamı bu şek
Belegt in: terminologie: S. 462 (TRM_1726)terminologie: inziva, S. 462
Marifet, keşf, ilham, sezgi. 1. Sezgi, tecrübe ve manevi yolla elde edilen bilgi. 2. Evrenin sırlarını bilme, kavrama gücü. 3. Uyarıcıdan (mürşit) alınan bilgi. 4. Gönül yoluyla edinilen bilgi. irşad:
Belegt in: terminologie: S. 463 (TRM_1730)terminologie: irfan, S. 463
“Allah” lafzı olup bütün ilahi isimleri içinde bulundurduğu için “İsmi Azam” denmiştir. Kulun içinde bulunduğu halde kendisine hakim olan, kendisini etkisi altında tutan isme de, ismi azam denir. İsmi
Belegt in: terminologie: S. 467 (TRM_1739)terminologie: ismi azam, S. 467
Tarikata girmek isteyen kimse. Bektaşi hiyerarşisinin ilkini meydana getirir. İsteklilik süresi bir yıl veya daha az olabilir. Tarikata girmek isteyen kimse, en yakın tanıdığı Bektaşi cana isteğini sö
Belegt in: terminologie: S. 468 (TRM_1743)terminologie: istekli, S. 468
Şeyhlerin, pirlerin taliplerini ve müritlerini olgunluğa erdirme maksadıyla hırka giydirme, çile çıkarma ve sema yapma gibi hakkında ayet ve hadis olmayan konularda istihsan yoluyla yaptıkları özel iç
Belegt in: terminologie: S. 469 (TRM_1745)terminologie: istihsan, S. 469
İki ayrı şeyin tek bir şey olması. Vahdet-i vücud. Hak olan vücud-ı mutlakı müşahede etme. Sufilere göre her mevcut, Hak ile mevcuttur. Yoksa kendi özü itibariyle yok olur.
Belegt in: terminologie: S. 470 (TRM_1752)terminologie: ittihad, S. 470
Cemevinde bulunan postları sıra ve kurallarına göre yerlerine yerleştiren kişi. Cem töreni yapılacağı zaman hazırlar. Cemevine gelen canlara mürşid huzurunda duruş, niyaz ve diğer kurallarda yol göste
Belegt in: terminologie: S. 470 (TRM_1754)terminologie: iznikci (meydancı), S. 470
Ölen bir kişinin kefenlenmesinden önce sarılan; ön tarafı dize arka tarafı da bele kadar uzanan gömlek. Sır örtüsü de denilen bu gömlek, ölünün başından geçirilerek giydirilir.
Belegt in: terminologie: S. 429 (TRM_1640)terminologie: iç göynek, S. 429
Anadolu Alevileri yaptıkları cemlerde belirli ritüellere bağlı olarak bir seremoni ile gerçekleştirdikleri ve cemdeki on iki hizmetten biri olarak ibadetin asli unsurlarından birini oluşturan kurbanla
Belegt in: terminologie: S. 429 (TRM_1645)terminologie: içeri kurbanları, S. 429
Alevi-Bektaşi ahlâkında bunun çok önemli yeri vardır. Olduğu gibi görünmek, göründüğü gibi olmak… İsteklinin içi dışı bir olmalıdır. Yoksa münafıktır, nifaktadır (iki yüzlüdür). Böyle olmak kâfir olma
Belegt in: terminologie: S. 429 (TRM_1648)terminologie: içi dışı bir olma, S. 429
Aydınlatma, aydınlanma. Ruhun eğitilmesi ve olgunlaştırılması, kalbin arındırılması ve temizlenmesi neticesinde insanın içinin aydınlanması suretiyle manevi, ezelî ve ebedî gerçeği kavraması. Bu kavra
Auch: İşrakiyye (İşrakilik)
Belegt in: terminologie: S. 470 (TRM_1748)terminologie: işrak, S. 470
Kimi yörelerde Abdal Musa Kurbanı’na verilen ad. itikaf:1. İbadet için kulun kendini bir yere hapsetmesi, orada belli bir süre durması, bu süreyi ibadetle geçirmesi, bu süre içerisinde zaruret hali dı
Belegt in: terminologie: S. 470 (TRM_1751)terminologie: iştirak kurbanı, S. 470
Hariciliğin temel kollarından birisi. İbadilik ismi, VII. yüzyılda yaşayan ve söz konusu akımın kurucusu olarak kabul edilen Abdullah ibn İbâd (İbâz)’ın isminden geldiği belirtilmektedir. Ezarika gibi
Belegt in: terminologie: S. 425 (TRM_1622)terminologie: İbadilik (İbâziyye), S. 425
Bâtıni mezheplerden biri. Bu mezhep İslamın yasaklar ve haramlar konusundaki hükümlerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir akımdır. Bu mezhebe göre, günahlardan kaçınmaya ve farzları yapmaya gücümüz ye
Auch: İbahecilikİbahilik
Belegt in: terminologie: S. 425 (TRM_1627)terminologie: İbahiyye, S. 425
Şeytanın diğer adı, çoğulu ebâlis veya ebâlise’dir. 1. Tanrı’nın huzurundan kovulan ve rahmetinden uzaklaştırılan bir varlık. Kovulma sebebi Âdem’e secde etmemesidir. 2. Asi, asiliğinde ısrarlı ve idd
Belegt in: terminologie: S. 426 (TRM_1628)terminologie: S. 426 (TRM_1629)terminologie: İblis, S. 426terminologie: İblis, S. 426
Çaylaklarda verilen bir adak kurbanı. İmam Hüseyin’e adanıldığı için adakların en önemlisidir. Kimi Tahtacılar arasında ulu kişi ve yatırlara adanan ve koyun kurban etmeyi gerektiren büyük adaklardan
Auch: tüm kurban
Belegt in: terminologie: S. 457 (TRM_1705)terminologie: İmam Hüseyin kurbanı, S. 457
Kerrâmîliğin on iki kolundan biri. Kimi kaynaklara göre Kerrâmîliğin bu on iki kolu Hakaikiyye, Taraikiyye ve İshakiyye adları altında üç kolda toplanabilir. Cafer-i Sadık’ın oğullarından İshak’ın son
Belegt in: terminologie: S. 463 (TRM_1733)terminologie: İshakiyye, S. 463
Yüce yaratıcıya itaat etmek, teslim olmak, Hz. Muhammed’in din adına getirdiklerinin hepsini bütün varlığı ile benimsemek ve benimsediğini göstermek demektir. İslam aynı zamanda Hz. Muhammed’in getird
Belegt in: terminologie: S. 463 (TRM_1734)terminologie: İslam, S. 463
Hz. Muhammed’in torunlarından biri. İsmâililerin yedinci imamı, Hz. Fâtıma ile Hz. Ali soyundan Cafer-i Sadık’ın en büyük oğludur. Babasından önce ölmüştür.
Belegt in: terminologie: S. 465 (TRM_1735)terminologie: İsmail, S. 465
Cafer-i Sadık’ın oğlu İsmail (ö. 760) tarafından kurulan ve imamın yanılmazlığı temeline dayanan mezhep. Seb’iyye, Yedicilik ve Yedi İmam Mezhebi adlarıyla da anılır. İsmaililik Altıncı imam Cafer-i S
Auch: Alamut İsmaililiğiİsmailiyye
Belegt in: terminologie: S. 465 (TRM_1737)terminologie: İsmaililik, S. 465
Şianın günümüze ulaşan üç büyük fırkası Zeydiyye, İsmailiyye ve İmamiyye (İsnâaşeriyye)’den ibarettir. Bunlardan İsnâaşeriyye, XX. yüzyılda dünya Müslümanlarının yaklaşık yüzde onunu oluşturan Şianın
Belegt in: terminologie: S. 467 (TRM_1740)terminologie: İsnâaşeriyye, S. 467
Birbirine denk olma, kastetme, doğrulama, hâkim olma, kaplama, eşit olma. 1. İstiva olunan şey üzerinde zuhur etme. İstiva eden Hakk, istiva edilen Arş’tır. Hak istiva eden, arş istiva edilendir. İlah
Belegt in: terminologie: S. 469 (TRM_1746)terminologie: İstiva, S. 469
İki yay aralığı kadar bir mesafe anlamında. Hz. Peygamber’in Mi’raç Gecesi Allah’a çok yaklaştığını anlatan bir ifade. Tasavvufta, varlık dairesi adı verilen emr-i ilahide isimler arasındaki mütekabil
Auch: kabe kavseyn ev ednâ
Belegt in: terminologie: S. 471 (TRM_1759)terminologie: kabe kavseyn, S. 471
Daralma ve kapanma gibi manaları vardır. Bu terim, bast ile birlikte kullanılır. Bu durumda kabz ve bast, sâlikte bulunan iki zıt hali anlatır. Biri, emin olunan şeyden korkmak; diğeri de korkulan şey
Belegt in: terminologie: S. 472 (TRM_1762)terminologie: kabz, S. 472
Tarikat yolcusunun, kabz durumundan bast durumuna ya da bast durumundan kabz durumuna geçmesi. Bu durumda kabz ve bast, sâlikte bulunan iki zıt hâli anlatır. Biri emin olunan şeyden korkmak, diğeri de
Belegt in: terminologie: S. 472 (TRM_1763)terminologie: kabzü bast, S. 472
Uğur getirme, uğurlu gelme. Kadıncık Ana:1. Kadıncık Fatma, Fatma Nuriye, Kutlu Melek... Kimilerine göre, Hacı Bektaş Veli’nin karısı. Hacı Bektaş’tan Seyyid Ali Sultan (Timurtaş) adlı bir oğlu olduğu
Belegt in: terminologie: S. 472 (TRM_1765)terminologie: kadem getirme, S. 472
Allah’ın sıfatlarından (veya isimlerinden) biri. Kendinden başka varlığı olmayan için kullanılır. Bu da zât ile kadimdir. Varlığının öncesinde yokluk olmayan için de kullanılır. Bu da zaman ile kadimd
Belegt in: terminologie: S. 473 (TRM_1769)terminologie: kadim, S. 473
Kudret sahibi anlamına geldiğini söyleyenler olduğu gibi dünyayı çepeçevre kuşattığına inanılan efsanevi dağ olarak da bilinir. İnanca göre yüksekliği 500 fersahtır; etrafı sularla çevrilidir; arkasın
Belegt in: terminologie: S. 473 (TRM_1772)terminologie: S. 473 (TRM_1773)terminologie: Kaf Dağı, S. 473terminologie: Kaf Dağı, S. 473
İnanca göre, sağ olup her an ortaya çıkması beklenen İmam Mehdi için kullanılır. Kimi tarikat şeyhlerinin kâim-i muntazar ve hayy-i muntazar olduğuna inanılmıştır. Örneğin İmâmilerden Mûseviyye tarika
Belegt in: terminologie: S. 475 (TRM_1778)terminologie: Kaimi Muntazar, S. 475
Kur’an’da geçen “kalem” sözcüğünü farklı şekilde yorumlayanlar olmuştur. Gerçi yine yazı yazan araç anlamı vardır. Kimilerine göre bu aracın niteliği ve işlevi başkadır. Örneğin ışık niteliğindedir. U
Belegt in: terminologie: S. 475 (TRM_1780)terminologie: kalem, S. 475
Dünya ile ilgili şeylerden vazgeçmekle manevi hakikatlardan zevk duyan, filozof, derviş. Başka bir ifade ile dünya ile alâkasını kesip Allah’a yönelen kimselere denir. Kalenderiye tarikatına mensup ol
Belegt in: terminologie: S. 476 (TRM_1782)terminologie: kalender, S. 476
Kalender evi. Fakir dervişlerin barınmaları için yapılan zâviyeler hakkında kullanılan bir tabir. Dervişlerin kalıp yiyip içtikleri ya da geçici olarak konakladıkları tekke. Fatih Sultan Mehmed devrin
Belegt in: terminologie: S. 477 (TRM_1785)terminologie: kalenderhâne, S. 477
Kaynaklara göre önceleri X. asırda Orta Asya ve İran’da, Horasan Melâmetiliğinden kaynaklanan, henüz teşkilatlı bir şekilde olmayıp büyük bir sufilik akımı olarak ortaya çıkan Kalenderilik, XII. asrın
Auch: Kalenderiyye
Belegt in: terminologie: S. 477 (TRM_1786)terminologie: Kalenderilik, S. 477
Genellikle geniş temalar işleyen nefes türleridir. Değişik tarzlarda yazılabilirler. Diğer edebî tarzda yazılanlar olduğu gibi çoğu zaman koşma, destan ve semai tarzında yazıldığı görülür. bk. nefes
Belegt in: terminologie: S. 477 (TRM_1784)terminologie: kalenderânî, S. 477
Ölme, vefat etme. Buna benzer olmak üzere şu ifadeler kullanılır: “Göçtü, göçündü, yürüdü, Hakk’a yürüdü, Hakk’a kavuştu, irtihal etti, çilesi bol dünyadan geçti” bk. Hakk’a yürüdü
Belegt in: terminologie: S. 479 (TRM_1789)terminologie: kalıbı dinlendirme, S. 479
Bektaşi babalarının kuşaklarına taktıkları, sadakatle hizmet, vefa ve bağlılık ifade eden, Necef veya Hacı Bektaş taşından yapılmış, yumurta şeklinde ortası delik taş. Tığbend, teslim taşı, kemer, pal
Auch: kanberiye
Belegt in: terminologie: S. 481 (TRM_1799)terminologie: kamberiye, S. 481
Bektaşilerce “idrar yaptı” anlamında kullanılır. bk. kan alma kan alma:1. Küçük abdestini yapma, diğer bir deyişle küçük abdest bozma anlamında kullanılır. 2. Küçük abdest için izin isteme. Vücudun ye
Belegt in: terminologie: S. 481 (TRM_1802)terminologie: kan aldı, S. 481
Elde bulunanla yetinme, gönlü zengin ve tokgözlü olma, aşırılığa kaçmama, tutkuya kapılmama. Bir insanın yücelmesi ve olgunlaşması için bütün tutkularından arınması gerekir. Bunun da kanatla olacağı d
Belegt in: terminologie: S. 482 (TRM_1806)terminologie: kanaat, S. 482
Hz. Ali’nin Kanber’i’ manasına gelir. Hz. Ali’nin Kanber adlı bir kölesi olduğu rivayet edilir. Bu bir Bektaşi terimidir. Bektaşiler kullandıkları bir kemere, kanber-i Ali derler. Yuvarlak şerit veya
Belegt in: terminologie: S. 482 (TRM_1810)terminologie: kanber-i Ali, S. 482
Nur simgesi. İnanca göre; Cebrail, Muhammed’in huzurunda Ali’ye büyük saygıda bulununca, Muhammed bu saygının nedenini sormuş. Cebrail de şu olayı anlatmış: Tanrı bütün melekleri toplamış, “Sen kimsin
Belegt in: terminologie: S. 482 (TRM_1813)terminologie: kandil, S. 482
Ahirete geçmek için köprü olarak algılanan içinde yaşadığımız dünya. kanun çerağı:1. Bektaşilerde taht ve Balım (Sultan) Taşı’nın önünde duran ve zeytinyağı ile yanan çıraya Kanun Çerağı denir. Pirinç
Belegt in: terminologie: S. 483 (TRM_1817)terminologie: kantara, S. 483
Tarikat yolcusunun bilgi dağarcığı. kapı:1. Gönül kıblesi olarak algılanan meydanın girişi. Alevilik ve Bektaşilikte kapının özel bir yeri vardır. “Bilim şehrinin kapısı” Hz. Ali olarak görüldüğünden,
Belegt in: terminologie: S. 484 (TRM_1819)terminologie: kap, S. 484
Hacı Bektaş türbesinin kapısında “Kara Baba” diye bilinen bir zat vardır. Bu zatın 1628’de ölen ve Ak Abdullah Baba’nın yerine geçen Kara Halil Dedebaba olduğuna inanılır. Kalender mahlasını taşıyan b
Belegt in: terminologie: S. 485 (TRM_1825)terminologie: Kara Abdal, S. 485
(Çelebi) için Hakkullah toplarlar, köylünün harmanından nasibini alır giderlerdi. 2. Dergâhın yeme-içme giderlerini karşılamak için tahsil edilen, yılın belli günlerinde ya da babanın veya dedenin uyg
Belegt in: terminologie: S. 485 (TRM_1826)terminologie: kara kazan hakkı, S. 485
Kûfe havalisi köylülerinden biri olan Hamdan Karmat’ın, zeki, becerikli, girgin, çevresine etkili olmada mahir, haris bir kimse olduğu nakledilir. Yörenin İsmaili daisi el-Hüseyin el-Ahvazi’nin tesiri
Belegt in: terminologie: S. 486 (TRM_1838)terminologie: kara post, S. 486
Karaca Ahmet’in, Hacı Bektaş Veli’nin müridlerinden olup XVI. yüzyılda yaşayan Şeyh Karaca Ahmet olduğuna inanılır. Karaca Ahmet Sultan, Alevi-Bektaşi kültüründe saygınlık kazanmış bir kişiliktir. Baş
Belegt in: terminologie: S. 486 (TRM_1829)terminologie: Karaca Ahmet Sultan, S. 486
Hamdan Karmat tarafından kurulan ve İsmailiyyenin kollarından biri kabul edilen mezhep. Bâtıniliğin en etkin ve önemli akımlarından biri. Karamita ve Karamitiyye de denir.
Belegt in: terminologie: S. 486 (TRM_1837)terminologie: S. 487 (TRM_1839)terminologie: Karmatilik, S. 486terminologie: Karmatilik, S. 487
Kimi bölgelerde yaşayan Alevilerin, özellikle de Anadolu’da yaşayan göçebe Yörüklerin inancına göre balık yeni yetmelik, kartal erkeklik ve güçlülük, koyun ise yaşlılık döneminin simgesidir.
Belegt in: terminologie: S. 488 (TRM_1840)terminologie: kartal, S. 488
Mısır’da Kaygusuz Abdal’ın dergâhının olduğu yer. kaşağı:1. Bektaşilerce sırt kaşımak için kullanılan bir alet. 2. Dervişlerin kendi sırtını kaşımakta kullandığı, uzun saplı, ucu el biçiminde tırtıklı
Belegt in: terminologie: S. 488 (TRM_1847)terminologie: Kasr-ı bü’l-‘ayn, S. 488
Yunanistan’da yaşayan Bektaşilerin önemli bir kısmının kendilerini Seyyid Ali Sultan’a nisbet ettikleri görülür. Kayıtlara göre bunların yaptıkları kasık niyazı şu şekildedir: Parmaklar düz ve bitişik
Belegt in: terminologie: S. 488 (TRM_1846)terminologie: kasık niyazı, S. 488
Kimi Tahtacı bölgelerinde, “katmer adağı” denen küçük adaklarda, katmer, lokma, pişi isimli hamur tatlıları ile bir tür balkabağı tatlısı olan lelengir ikram edilir.
Belegt in: terminologie: S. 488 (TRM_1850)terminologie: katmer adağı, S. 488
Yay, eğri, yay şeklindeki eğri. Varoluş devrine göre, varoluş çemberini oluşturan kavsi nüzul (alçalan eğri) ve kavsi uruc (yükselen eğri)’tan her biri. bk. kavsi nüzul, kavsi uruc, devir
Belegt in: terminologie: S. 489 (TRM_1853)terminologie: kavis, S. 489
Arapça, iniş yayı anlamına gelen bir tamlama. İlahi vücuddan ayrılan nurun dört unsura (toprak, hava, su, ateş) geçişi durumu hakkında kullanılan bir tabirdir. Buna mebde (başlangıç, temel, esas) de d
Belegt in: terminologie: S. 489 (TRM_1855)terminologie: kavsi nüzûl, S. 489
Tarikat meclislerinde, kavvâl adı verilen kişiler, kısmen bugünün mevlidhanlarını andırır tarzda derin, tasavvufi ve felsefi şiirleri okuyarak, insanları heyacana, tefekküre ve vecde getirirlerdi. Osm
Belegt in: terminologie: S. 490 (TRM_1858)terminologie: kavvâl, S. 490
Tasasız, dertsiz. Bektaşi edebiyatının en güzel şiirlerini yazan Kaygusuz Abdal ve Kaygusuz Sultan’a Kaygusuz denir. Asıl adı Alaaddin Gaybî olan, Alevi-Bektaşi edabiyatının kurucusu sayabileceğimiz K
Belegt in: terminologie: S. 490 (TRM_1859)terminologie: Kaygusuz, S. 490
Hacı Bektaş’taki Pir Dergâhı’na bağlı olan ve halifelik makamı olarak algılanan dört tekke sıralamasında yer alan, Mısır’ın Kahire kentindeki tekke. Ünlü bir Alevi-Bektaşi önderi olan Abdal Musa, menk
Belegt in: terminologie: S. 490 (TRM_1860)terminologie: Kaygusuz Abdal tekkesi, S. 490
Cem yemeklerinde ya da herkesin evinde yediği yemeklerde isteğe bağlı olarak “Kaygusuz aşkına” biraz büyükçe alınan son lokma. Bazı Alevi köylerinde ise can aşı (cenaze yemeği)’ndan herkes büyükçe bir
Belegt in: terminologie: S. 490 (TRM_1861)terminologie: Kaygusuz lokması, S. 490
Öğle vaktinde uyumak veya o vakit süt içmek. Vahdetin çoklukta müşahedesi, çokluğun vahdette müşâhedesi tecellinin doğması ile olur. Bu durumda Allah’tan başka şeyler ve kesret yok olur. İşte bu kesre
Belegt in: terminologie: S. 491 (TRM_1866)terminologie: kaylule, S. 491
Başta Mersin yöresi olmak üzere Tahtacıların yaşadığı bazı bölgelerde kutsal olarak kabul edilen hayvan. Tahtacıların kaza karşı duydukları sevgiyi dinî bir temele dayandırdıkları görülür. Onlara göre
Belegt in: terminologie: S. 491 (TRM_1867)terminologie: kaz, S. 491
İslam dünyasında en çok tartışılan konulardan biri şüphesiz kaza ve kader meselesidir. Allah’ın yaratıklarına ilişkin planını ve tabiatın işleyişini gerçekleştirmesini ifade eden kaza ve kader hakkınd
Belegt in: terminologie: S. 492 (TRM_1869)terminologie: kaza ve kader, S. 492
Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla asıl adı Ahmet olan ve Kaygusuz tarzında şiirler yazan bir şair. Yine şiirlerinden onun Balım Sultan’ın takipçilerinden olduğu ve şiirlerinde devamlı giyimiyle kuşam
Belegt in: terminologie: S. 495 (TRM_1870)terminologie: Kazak Abdal, S. 495
Bir talibin bir başka talibe musahip olmak isteyip onunla dostluk etmesi. Geleneksel Anadolu Aleviliğinde belirli şartları yerine getirip birbirlerini bir süre gözleyen ve değerlendiren iki kişi, musa
Auch: sınama
Belegt in: terminologie: S. 495 (TRM_1871)terminologie: kazanç, S. 495
Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı köylerde kağnı arabasını yapan Alevilere eskiden kağnıcı veya arabacı denildiği belirtilir. kahveci:1. Rivayete göre, Kırklar Cemi’nde Veysel Karânî’nin görevine izafete
Belegt in: terminologie: S. 475 (TRM_1776)terminologie: kağnıcı, S. 475
Bir kısım Tahtacı oymaklarına göre loğusanın yeni yavrulamış bir kediyle aynı ortamda bulunmuş olmasından dolayı yani kırkının karışması sonucu bebekte ortaya çıkan hastalık. Kedi kırkı basan çocuğun
Belegt in: terminologie: S. 496 (TRM_1876)terminologie: kedi kırkı, S. 496
Bazı farklı uygulamalar görülse de genel anlamda kefenlemenin şu şekilde yapıldığı görülür: Kefen üç parçadır. Fite, gömlek ve boyluk. Önce göbekten dize kadar olan bölüm sarılır ki, buna fite adı ver
Belegt in: terminologie: S. 496 (TRM_1879)terminologie: kefenleme, S. 496
Alevi ve Tahtacılarda uğursuz hayvanlar arasında sayılıp müfsid ve fesatçı olarak kabul edilir. Kekliğin bu şekilde kabul edilmesinin birkaç nedeni bulunmaktadır. 1. Kekliğin kendi neslini avlanırken
Belegt in: terminologie: S. 496 (TRM_1881)terminologie: keklik, S. 496
“Lâ ilâhe illallah; Muhammed’ün resûlüllah, Ali’yyün veliyyüllah”. (Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun resulü, Ali velisidir). Kaygusuz Abdal’ın eserlerine baktığımız zaman, onun kelime-i tevh
Belegt in: terminologie: S. 498 (TRM_1888)terminologie: kelime-i tevhid, S. 498
Gerek Alevilik, gerekse Bektaşilikte temel ilke, Allah’ın birliğine ve Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmaktır. Şehadette bulunurken Hz. Ali’nin Allah’ın velisi olduğunu, “Aliyyün Veliyyüllah” diye
Belegt in: terminologie: S. 497 (TRM_1886)terminologie: kelime-i şehadet, S. 497
Birisine kötü gözle bakma, tarikat edebine aykırı bir davranış. Tarikat erbabı, herkese iyi nazarla, hüsn-i zanla bakmak zorundadır. Tarikat sahibinin kötü nazarla bakması gereken tek şey, kendi nefsi
Belegt in: terminologie: S. 498 (TRM_1889)terminologie: kem nazarla bakma, S. 498
Manevi olgunluk ve bağlılık işareti olarak, belli dereceye yükselmiş dervişin, tarikat erinin beline özel bir törenle kuşak dolama. bk. şed bağlama, tığbend
Belegt in: terminologie: S. 499 (TRM_1893)terminologie: kemer kuşanma/bağlama, S. 499
Tasavvufta kendini tanıma ile çevresini tanıma iç içe ele alınır. Bunun nedeni, tevhid anlayışı yani varlığı birlemektir. “Kendini bilen Rabbini bilir” ilkesi, tasavvufun ana kurallarından biri durumu
Belegt in: terminologie: S. 500 (TRM_1898)terminologie: S. 501 (TRM_1900)terminologie: kendini bilme, S. 500terminologie: kendini bilme, S. 501
Tanrı’ya ait gizler dünyası. bk. kenzi mahfi kenzi mahfi:1. Allah’ın, evreni yaratmadan önceki durumunu simgeler. Gizli hazine demektir. Zaman yaratılmadan önce, yaratıcının bulunduğu bu gizli evren,
Belegt in: terminologie: S. 502 (TRM_1902)terminologie: kenz, S. 502
Döğme yünden yapılmış, yağmur, kar, fırtınadan korunmak üzere kimi yörelerde dervişlerin giydiği bir giysi. Geniş, kolsuz, yakasız ve önü açık olur. Bu tür giysiyi daha çok Şii-Bâtıni zümrelerin giydi
Belegt in: terminologie: S. 503 (TRM_1904)terminologie: kepenek, S. 503
Kerbelâ olayının konu edildiği eserlere verilen ad. Bağdat’ın yaklaşık 110 km. güneybatısında yer alan Kerbelâ’nın İslam tarihindeki önemi, Hz. Hüseyin ile ailesini oluşturan kişilerin 10 Muharrem 61
Belegt in: terminologie: S. 505 (TRM_1908)terminologie: kerbelânâme, S. 505
Cömertlik, lütuf, bağış. Maddi veya manevi lütuflar bağışlar veya ihsan manasına kullanılır. Böyle bir lütufa eren sufi, “keremin var olsun” diye şükran ifadesinde bulunur.
Belegt in: terminologie: S. 505 (TRM_1911)terminologie: kerem, S. 505
Hz. Ali hiç puta tapmadan Müslüman olduğu için kendisine Allah onu şerefli kılsın-Allah onun yüzünü kerim kılsın anlamında bu lakap verilmiştir. Başka bir ifade ile hiç puta tapmadan ve şirke girmeden
Belegt in: terminologie: S. 506 (TRM_1916)terminologie: kerramellahü vechehü, S. 506
Peygamberlik iddiası ile ilgili olmaksızın bir kişide harikulâde bir hâlin zuhur etmesi. 1. Peygamberlerden ortaya çıkan olağanüstü olaylara mucize denirken, benzeri durum veliler için söz konusu olun
Belegt in: terminologie: S. 503 (TRM_1905)terminologie: kerâmet, S. 503
Bazı Tahtacı zümrelerinde toplumda işlenilen suçlara karşılık herkesin bulunduğu bir cemde ortaklaşa alınan karar ile kesilen para veya yaptırım cezası. İşlenilen suçun büyük veya küçüklüğüne göre bu
Belegt in: terminologie: S. 506 (TRM_1917)terminologie: kesene, S. 506
Bir olan yaratıcının isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak sadece Hakk’ı görmeye vahdet denir. Kesrette vahde
Belegt in: terminologie: S. 506 (TRM_1918)terminologie: kesret, S. 506
Kimi Tahtacı bölgelerinde kadınların başlarına örttükleri, kenarları pul ve oyalarla süslü, beyaz renkte, büyük ve ince baş örtüsü. Tahtacı kadınların giyinme tarzlarındaki özellik, bilhassa başlarınd
Auch: terlik
Belegt in: terminologie: S. 507 (TRM_1922)terminologie: keten, S. 507
Kimi Alevi-Bektaşiler kıbleyi beş şekilde düşünürler: 1.Mekke: Manevi kıble. 2.Ten kıblesi: Meydan taşı. 3.Kalp kıblesi: Meydan, Beyt’ül-mamur (madde). 4.Akıl kıblesi: Çerağ, post, mürşid. Tefekkür (i
Belegt in: terminologie: S. 508 (TRM_1931)terminologie: kevn, S. 508
Cismani ve ruhani âlem, dünya ve ahiret. kevser:1. Cennette Allah’ın nimetlerinden biri olarak kabul edilen bir ırmak. Bu ırmağın suyu baldan tatlı, kardan soğuk, bir içen bir daha susamaz. Bu suyun s
Belegt in: terminologie: S. 508 (TRM_1927)terminologie: kevneyn, S. 508
Keysan Ebu Amr tarafından kurulan ve Muhtar es-Sakafî’ce geliştirilen; imamlığın Hz. Hüseyin’den Muhammed bin el-Hanefi’ye geçtiğini, sonra oğlu Ebu Haşim’e geçmesi gerektiğini ileri süren Şiiliğin dö
Auch: Kiysaniyye
Belegt in: terminologie: S. 508 (TRM_1928)terminologie: Keysaniyye, S. 508
Bir şeyi örten perdenin kalkması, gizli bir şeyi bulma, bir şeyin olacağını önceden anlama gibi manalara gelir. Tarikat yolunda, yolda; gizli, örtük ve perdelenmiş durumda bulunan tanrısal gerçeği açı
Belegt in: terminologie: S. 506 (TRM_1920)terminologie: keşif, S. 506
Türkler arasında sünnet olma geleneğinin ne zaman başladığına dair kesin bir bilgi yoktur. İslam öncesi Türk toplumunda sünnet olma âdetinin olmadığı nakledilir. Belki Yahûdi olan Türk boylarında sünn
Belegt in: terminologie: S. 525 (TRM_1993)terminologie: S. 525 (TRM_1994)terminologie: kirvelik, S. 525terminologie: kirvelik, S. 525
Bütün ilahi dinlerin paylaştığı “vahiy” gerçeği, bir başka ifadeyle Yaratıcı’nın yükümlü kıldığı varlık olarak insana bildirim ve açıklamalarda bulunması. İslamda Kur’an ile son halini almıştır. Bu ba
Belegt in: terminologie: S. 526 (TRM_1999)terminologie: kitap, S. 526
Gül kokusu Hz. Hüseyin’e, şebboy Hacı Bektaş Veli’ye, diğer çeşitli güzel kokular da Hz. Muhammed’e ve Hz. Ali’ye bağlanır. Yeşil yaprak ise, niyâz, nezîr, adak anlamına kullanılıp Mürşide gönül almak
Belegt in: terminologie: S. 531 (TRM_2008)terminologie: koku, S. 531
Alevilikte bu erkan, bir ayinden ziyade, gençleri toplantıya alıştırma, onlara adap ve erkan hususunda duygu verme, tarikat mefkuresini aşılama amaçlı bir muhabbet meclisidir. Diğer bir ifade ile genç
Auch: koldan kopma
Belegt in: terminologie: S. 531 (TRM_2010)terminologie: koldan kopma erkânı, S. 531
İslam dininin diğer mezheplerinde olduğu gibi Şiilik ve Alevilikte de kurban olarak koyun ve koç kesilir. Rivayete göre Hacı Bektaş Veli zamanında yaşadığına inanılan ermiş bir kişiye Koyun Baba adı v
Belegt in: terminologie: S. 532 (TRM_2017)terminologie: konuk, S. 532
Kimi köy Alevilerinde ve özellikle de bazı Tahtacı bölgelerinde; Hakk’a yürüyeni sırlamak için, mezar çukurunun sağ uzun kenarına açılan ve içine tabut yerleştirilen gizli bölme. koyun:1. Bir kurban h
Auch: köytan
Belegt in: terminologie: S. 532 (TRM_2016)terminologie: koytan, S. 532
Hacı Bektaş Veli’nin çağdaşı olduğuna ve hayatı boyunca hiç konuşmayıp yalnızca ibadet zamanlarında beş kez melediğine inanılan ulu kişi. Başka bir rivayette de XV. yüzyılda yaşadığı nakledilir. Deniz
Belegt in: terminologie: S. 533 (TRM_2018)terminologie: Koyun Baba, S. 533
Cemde bulunanların tamamının katılımıyla düşünülen, yürüyüş figürü ve bel hareketleri üzerine kurulu yatır semahlarına verilen ad. Korkmaz’a göre, yatır semahları adı verilen büyük semahlara Koyun Bab
Auch: Çoban Baba semahı
Belegt in: terminologie: S. 533 (TRM_2019)terminologie: S. 533 (TRM_2020)terminologie: Koyun Baba semahı, S. 533terminologie: Koyun Baba semahı, S. 533
Yiğitlik ve başkaldırı edası taşıyan sözleri ihtiva eden koşmaya verilen ad. Koçaklama, kahramanlığı, yurt sevgisini, yiğitliği ve coşkuyu ihtiva eden şiirlerdir. Gelsin Dövüşelim Eğer kendilerinde er
Belegt in: terminologie: S. 530 (TRM_2004)terminologie: koçaklama, S. 530
Genellikle 11 heceli dörtlüklerden oluşan ve belirli uyak düzenlerine göre kurulan aşk, özlem, yiğitlik, başkaldırı, Tanrı’ya sitem vb. konuları işleyen şiir türü. Koşmalar, türlerine göre güzelleme,
Belegt in: terminologie: S. 532 (TRM_2014)terminologie: koşma, S. 532
“Allah sırrını kutsal kılsın” anlamında bir dua cümlesi. Allah dostları için kullanılır. Cebecioğlu’nun verdiği bilgiye göre, Allah dostunun kalbi, manevi âlemin gizlilikleriyle doludur. Üç boyutlu âl
Belegt in: terminologie: S. 535 (TRM_2031)terminologie: kuddise sirruh, S. 535
Evlâd-ı Resul’ün gazalarından bahseden manzum eser. Beyitlerin sonu “kumru” diye bittiği için bu isimle anılır. Daha çok Şiiler arasında okunması yaygındır.
Belegt in: terminologie: S. 536 (TRM_2036)terminologie: kumru, S. 536
Yakınlık, yakın bulunma. 1. Kelime ezelde, yani ruhlar âleminde, Allah ile kul arasında geçen ahde uymayı ifade eden bir tabirdir. 2. Tarikat yolunda, yolda Allah yolcusunun, gönlünü yaratıcı dışındak
Auch: kurbet
Belegt in: terminologie: S. 542 (TRM_2041)terminologie: kurb, S. 542
Beşeri sıfatların sona erişi ve beşer üzerinde Allah’ın sıfatlarının zuhuru. Bu durumda beşer, uzaktakileri duyar ve görür hale gelir. Buna, beşeri sıfatların, Allah’ın sıfatlarında fani olması da den
Belegt in: terminologie: S. 546 (TRM_2053)terminologie: kurb-ı nevâfil, S. 546
Kurban bayramlarında kesilen kurbandır. Bölgeler arasında bir takım farklılıklar olduğu görülse de gerek Bektaşiler ve gerekse Aleviler arasında hali vakti yerinde olup gücü yetenlerin bu kurbanı kest
Belegt in: terminologie: S. 545 (TRM_2043)terminologie: S. 545 (TRM_2044)terminologie: Kurban Bayramı kurbanı, S. 545terminologie: Kurban Bayramı kurbanı, S. 545
Allah tarafından Hz. Muhammed’e gönderilen son ilahi kitap. Kur’an-ı Kerim bütün Müslümanların ortak kitabıdır. Dolayısıyla Kur’an, Alevi-Bektaşi Müslümanlar arasında da en çok okunan kitapların başın
Belegt in: terminologie: S. 537 (TRM_2038)terminologie: Kur’an, S. 537
Büyük değirmen taşının milin etrafında döndüğü gibi, kâinat denen bu kozmosun da idare bakımından kutbun etrafında döndüğüne inanılır. Bu yönüyle kutup, manevi derecesi büyük, veli bir kuldur ve âlemi
Belegt in: terminologie: S. 548 (TRM_2058)terminologie: S. 548 (TRM_2059)terminologie: kutb (kutup), S. 548terminologie: kutb (kutup), S. 548
Kadıncık Ana için kullanılır. Kadıncık Ana’nın esas isminin Fatma Nuriye olduğuna, Anadolu’ya geçtikten sonra Kutlu Melek adını aldığına, olgunluğunun ve halk üzerindeki sempatisinin kendisine Kadıncı
Belegt in: terminologie: S. 550 (TRM_2068)terminologie: Kutlu Melek, S. 550
Cafer-i Sadık’tan nakledildiğine inanılan bir rivayete göre, Cebrail’in Hz. Muhammed’e getirdiği ve ondan Hz. Ali’ye, ondan imamlar yoluyla Ahmed Yesevi’ye, ondan Hacı Bektaş Veli’ye ulaşan tac, hırka
Belegt in: terminologie: S. 550 (TRM_2071)terminologie: kutsal emanetler, S. 550
Arapçada, kâf ve nûn harfleri bir araya gelirse “kûn” (ol) sözünü meydana getirir. Kevn (olmak) fiilinin emir çekimindeki iki harfi, (kâf ve nûn harflerinin) ayrı ayrı okunuşudur. Bu iki harf bir arad
Belegt in: terminologie: S. 474 (TRM_1774)terminologie: S. 474 (TRM_1775)terminologie: kâf nûn kûn, S. 474terminologie: kâf nûn kûn, S. 474
Hak Teala insanlardan çok evvel onların ruhlarını yaratmış ve sormuş: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Onlar da “evet öyledir” demişler. Böylece Allah ile kulları arasında bir sözleşme yapılmış, kull
Belegt in: terminologie: S. 479 (TRM_1795)terminologie: S. 479 (TRM_1796)terminologie: kâlû bela, S. 479terminologie: kâlû bela, S. 479
Ebû Kâmil olarak bilinen Rafizi bir kişinin taraftarlarına verilen ad. Başka bir ifade ile Ebû Kâmil tarafından kurulan bir Şii akım. Gâliyyenin kollarından biri olarak nakledilir. Tanrılık gücünün Ta
Belegt in: terminologie: S. 481 (TRM_1801)terminologie: Kâmiliyye, S. 481
Alevi-Kızılbaşlarda genellikle her çocuk doğuştan Alevidir. Bektaşilikte ise, tarikata dışarıdan girme, bir derneğe katılma gibi, intisap ediş vardır. Belli şartları yerine getirip belli kaidelere uym
Auch: daldan yetme
Belegt in: terminologie: S. 535 (TRM_2022)terminologie: kökten bitme, S. 535
Bir kısım Tahtacı zümrelerinde “cuma akşamı”nda, bayramlarda mezarlık ziyaretlerinde, nevruz, hıdırellez gibi törenlerde mayalanmış hamurun iki sac arasında pişirilmesi ve üzerine susam ekilmesiyle ha
Belegt in: terminologie: S. 535 (TRM_2023)terminologie: kömbe, S. 535
Mersin bölgesindeki Tahtacılarda lohusanın yeni yavrulamış bir köpekle aynı yerde bulunmasından dolayı bebekte ortaya çıkan hastalık. Böyle durumlarda bir köpek eniğinin bulunması ve çocuğun bunun üze
Belegt in: terminologie: S. 535 (TRM_2024)terminologie: köpek kırkı, S. 535
Tanrı’nın evreni yaratmak için verdiği “ol” anlamındaki hitab. Tanrı bir şeyi yaratacağı zaman ona “ol” der, o da oluverir. Tasavvufta Tanrı’nın bu sözlü emrine “kelimetu’l-hazret”, “kelime-i tekvin”
Belegt in: terminologie: S. 558 (TRM_2081)terminologie: kün, S. 558
“Ben (gizli) bir hazineydim” demektir. “Ben bilinmekliğimi istedim ve bütün evreni yarattım” anlamında olan bir hadiste geçtiğine inanılır. Sufiler bunu, Allah katında ehadiyet (birlik) basamağının bu
Belegt in: terminologie: S. 558 (TRM_2083)terminologie: küntü kenz, S. 558
Kesintisiz bir öğrenme sürecine girerek akıl alanını sürekli genişletme, her an bir öncesinden daha bilgili olma anlamında eğitimin zorunluluğunu dile getiren bir söz.
Belegt in: terminologie: S. 558 (TRM_2085)terminologie: küpünü genişletme, S. 558
Birçok Alevi-Bektaşi şiirinde geçen bu deyim, simgesel bir kavramdır. Fiziksel olarak bütün noktaları merkezlerinden aynı uzaklıkta bulunan kapalı bir yüzeyle sınırlandırılmış cisim anlamına gelir. Dü
Auch: kürre
Belegt in: terminologie: S. 558 (TRM_2086)terminologie: küre, S. 558
Çiğ yiyeceklerin pişirilip yenebilecek duruma getirildikleri bir yer olarak küre ile simgelenen olgunlaşma, kemale erme makamı. Pişme yeri. Çiğin piştiği, olgunlaştığı makam. Hz. Fâtıma ocağı. Bektaşi
Belegt in: terminologie: S. 559 (TRM_2088)terminologie: küre makamı (ocak makamı), S. 559
Bisatî tarafından yazılan Menâkibü’l-Esrâr-Behçetü’l-Ahbâr adlı kitaba Aleviler “büyük buyruk”, Erdebilli Safiyüddin İshâk’a, oğlu Sadreddin’in yönelttiği soruları ve cevaplarını içeren küçük kitaba d
Belegt in: terminologie: S. 550 (TRM_2077)terminologie: küçük buyruk, S. 550
İçel Tahtacılarında Muharrem orucunun son akşamında gece yattıktan sonra sabaha kadar hiçbir şey yenilip içilmeden tutulan oruç. Bu oruç sabahleyin kuşluk vakti kesilen horozun taşlığıyla açılır.
Belegt in: terminologie: S. 551 (TRM_2079)terminologie: küçük oruç, S. 551
Kâbe istikametine kıble denir. Tasavvufta mürşid, sevgili, Hak gibi anlamlar ihtiva ettiği gibi insanın yöneldiği, tanrısal gerçeklere ulaştığı, Tanrı’nın evi anlamına gelen gönül.
Auch: kalp kıblesi
Belegt in: terminologie: S. 508 (TRM_1930)terminologie: kıble, S. 508
Ali’nin insanlık libasından soyunmasından sonra aya yerleştiğine, yahut Ayın Ali’nin şahsı, Aydaki izlerin de Ali’nin cisminin uzuvları olduğuna, dolayısıyla da Ali’ye temsil edilen ayın mabud olarak
Belegt in: terminologie: S. 509 (TRM_1933)terminologie: Kıbliyye, S. 509
Rehber. Yol gösteren mürşid gibi anlamlara gelir. “Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz” şeklinde yaygın olarak kullanılan bu söz, “yol, iz, usûl, metod bilmeyene uymamak gerek, zira hedefe
Belegt in: terminologie: S. 509 (TRM_1934)terminologie: kılavuz, S. 509
Kimi araştırmacılara göre Kırat Semahı’nın ana fikrini, özellikle İslam öncesi Türk inançlarından kaynaklanan, kırsal kesimde en büyük hizmet aracı ve yol arkadaşı gibi görülen at ve kutsal olarak kab
Belegt in: terminologie: S. 510 (TRM_1939)terminologie: S. 510 (TRM_1940)terminologie: kırat semahı, S. 510terminologie: kırat semahı, S. 510
Kimi Tahtacı ve Alevi bölgelerinde lohusa ve bebeğinin doğumdan sonraki kırk gün içerisinde hastalanmasına verilen ad. Bu kırk gün içerisinde anne ve çocuğunu hastalıklardan, nazardan, kötü etkilerden
Belegt in: terminologie: S. 511 (TRM_1943)terminologie: kırk basması, S. 511
Horasan’dan geldiğine inanılan ve biri Hacı Bektaş’ta Kırklar meydanında, diğeri de Balım Sultan Türbesinin içinde bulunan kırk kollu (mumlu) bronzdan veya ahşaptan yapılmış şamdan. Nevruz ve On Muhar
Auch: kırk şamdan
Belegt in: terminologie: S. 512 (TRM_1945)terminologie: S. 512 (TRM_1951)terminologie: kırk budak, S. 512terminologie: kırk budak, S. 512
Dört kapı öğretisine göre, kâmil insan olma sürecinde, yol erinin geçmek zorunda olduğu manevi aşamalar olarak algılanan dört kapıya bağlı kırk alt aşama. Hacı Bektaş Veli, Kırk Makam’ı, Allah yolunda
Belegt in: terminologie: S. 512 (TRM_1946)terminologie: kırk makam, S. 512
Yaratıcının, varlık âlemi içinde tecellisinde tek bir vücud olarak algılanan kırkların, Hz. Ali’nin başkanlığında yaptığı toplantı. Bu toplantının devamında yapıldığına inanılan cem. bk. kırklar, kırk
Belegt in: terminologie: S. 516 (TRM_1952)terminologie: kırklar cemi, S. 516
Kırkların gayp erenlerinin ermişlik sıralamasında bulundukları derece. kırklar meclisi:1. Kırk ulu kişiden oluşan zümreye verilen ad. 2. İçlerinde Hz. Ali ile onun eşi Fatma’nın, ayrıca Selman’ın da b
Belegt in: terminologie: S. 517 (TRM_1957)terminologie: kırklar makamı, S. 517
Kaynağını kırkların yaptığı cemdeki semahtan alan ve cem töreninin zorunlu semahlar sıralamasında ilk sırada bulunan bir semah türü. Cem törenlerinin ana semahlarındandır. Her yerde bilinip dönülen bu
Belegt in: terminologie: S. 518 (TRM_1959)terminologie: S. 518 (TRM_1960)terminologie: kırklar semahı, S. 518terminologie: kırklar semahı, S. 518
Yaratıcının yol erine takdir ettiği şey, nasip. Kimi Alevi-Bektaşilere göre, Alevilik-Bektaşilik bir kısmet yoludur; bu yola girenler, Allah tarafından insana ne ayrılmışsa, ne verilecekse onu bulur.
Belegt in: terminologie: S. 519 (TRM_1964)terminologie: kısmet, S. 519
Tarikat önderlerinin tarihi kişiliği ve efsaneleşmiş yaşamları kapsamında, Oniki İmam taraftarları ile karşıtları arasındaki mücadeleyi anlatan, destansı halk hikâyesi. Kıssaların bir kısmı gerçekten
Belegt in: terminologie: S. 519 (TRM_1965)terminologie: kıssa, S. 519
Tarikat, yol kurallarını yerine getirmek için harekete geçme. Kimi Alevilere göre, Alevi felsefesinin hareket noktası, hakikat sırlarının yörüngesi olarak algılanır.
Belegt in: terminologie: S. 520 (TRM_1968)terminologie: kıyam etme, S. 520
Âlemin sona ermesi ve yeniden dirilme. Kıyamet üç türlü algılanır: 1. Tabii ölümden sonra, kulun dünyadaki durumuna göre, ulvî veya süflî bir hayat yaşamak üzere dirilmesi. Küçük kıyametten (kıyamet-i
Belegt in: terminologie: S. 520 (TRM_1969)terminologie: Kıyamet, S. 520
Rivayete göre, Hz. İsa’nın bâkire Meryem’den doğuşuyla özdeşleştirildiği için Meryem gibi bâkire olarak algılanan Balım Sultan’ın annesi Maria’ya verilen ad.
Belegt in: terminologie: S. 520 (TRM_1970)terminologie: Kız Ana, S. 520
Kızılbaş adındaki “kızıl” kelimesi Türkiye Türkçesinde, olumsuz anlamlarla yapılan yüklemelerle oldukça yıpranmış ve bu yüzden de Türk dilindeki asıl anlamlarıyla kullanılamaz veya az kullanılır bir h
Belegt in: terminologie: S. 520 (TRM_1972)terminologie: kızıl (al rengi), S. 520
Bektaşiler, Kızıldeli’yi, Balım Sultan’ın mürşidi olarak kabul ederler. XV. yüzyılda yaşayan Seyyid Ali Sultan’ın lakabıdır. Yine Bektaşiler, şarabı “Kızıl Deli” diye anarlar. Erken dönem Balkan Alevi
Belegt in: terminologie: S. 521 (TRM_1974)terminologie: Kızıl Deli, S. 521
Dimetoka’da Tanrı Dağı üzerinde kurulmuş olan Seyyid Ali Sultan Dergâhı. bk. Kızıl Deli kızıl eşik:1. Cemevinin kapısı. 2. Meydanda, Hz. Pir Postu’nun yanında yer alan bir makamdı. Buna Mürüvvet Taşı
Belegt in: terminologie: S. 521 (TRM_1975)terminologie: Kızıl Deli Dergâhı, S. 521
Alevi inanca sahip olanlar için kullanılan söz. Kırmızı börk veya başlık giyenlere verilen ad. Kızılbaşlığı benimsemiş olan kimse. Genel anlamda, güvenilir tarihi kaynaklar tarafından doğrulanmasa da
Belegt in: terminologie: S. 522 (TRM_1977)terminologie: Kızılbaş, S. 522
Kızılbaş terimi izah edilirken üzerinde durulduğu üzere, Kızılbaşların bu adla anılmalarına kaynak olarak genellikle, Safevi şahlarının savaşta erlerine giydirdiği ya da Uhud Savaşı’nda yaralanan Hz.
“Ali’den başka yiğit yoktur” anlamına gelir. Bu sözün tamamı, La Seyfe İlla Zülfikar ve La Fetâ İllâ Ali (Zülfikar’dan başka kılıç, Ali’den başka yiğit yoktur)’dir. Cebrail (a.s)’ın, Uhut Savaşında gö
Belegt in: terminologie: S. 561 (TRM_2092)terminologie: la feta illâ Ali, S. 561
Taştan tabut şeklinde yapılmış sanduka, kabir, mezar. Tahtacılar, genellikle ölüleri için bir azize hürmet eder gibi hürmet ederler, mezarlarının üzerlerine lahitler yaparlar, iyi yontulmuş taşlar dik
Belegt in: terminologie: S. 566 (TRM_2100)terminologie: lahit, S. 566
“Etin etimdir” anlamında olan ve Hz. Muhammed’in “Kim ki ehlibeyti sever, beni sevindirir” hadisini telmih eden söz. Daha çok Alevi-Bektaşi şairlerce kullanıldığı görülür. Bununla ehlibeyt ve Hz. Ali
Belegt in: terminologie: S. 566 (TRM_2101)terminologie: lahmeke lahmî, S. 566
Beş evren sıralamasında ilk sırada yer alan, en yüksek varlık alanı; kesin varlık alanı, tanrısal evren. Tasavvuftaki yaratılış teorisine göre ilk yaratılan âlemdir. Mutlak vücudun ilk mertebesi olan
Belegt in: terminologie: S. 566 (TRM_2103)terminologie: lahut âlemi, S. 566
Bir mürşitten tarikat adab ve erkanını öğrenmemiş, mürdişin terbiyesinden geçmemiş, kör olarak algılanan kimse. Böyleleri, başkalarını irşad ehliyetine asla sahip değillerdir.
Belegt in: terminologie: S. 567 (TRM_2106)terminologie: lakît, S. 567
Hoş olan söz, espri. Hal inceliklerine sahip kalbe işaret eden bir kelime. Zihinde parlayan, anlayışla zuhur eden ve manasındaki incelik sebebiyle anlatılamayan bir işaret.
Belegt in: terminologie: S. 567 (TRM_2112)terminologie: latife, S. 567
Kırgızistan’da Yeseviliğin izlerini devam ettiren ve aynı zamanda Alevi-Bektaşi gruplarla birçok konuda önemli benzerlikler gösteren bir grup. XIX. yüzyıl sonlarında Orta Asya ve Kafkasya olarak genel
Belegt in: terminologie: S. 562 (TRM_2096)terminologie: Laçi(ler), S. 562
Yaratıcıya ait bilgi ve sırlar. lenger:1. Tacın, başa geçen alt kısmı. 2. Kenarı yaygan, büyük ve geniş sahana denir. Tekke ve hangâhlar da dervişlere, gariplere yemek yedirilen büyük sahanlara, lenge
Belegt in: terminologie: S. 568 (TRM_2117)terminologie: ledünniyât, S. 568
Ulvi alemde, olmuş ve olacak her şeyi içeren ilahi levhanın adı. Başka bir ifadeyle, tanrısal evrende bulunduğuna inanılan; genel olarak insanın ve evrenin kaderinin yazılı olduğu kaynak, kitap. Doksa
Belegt in: terminologie: S. 568 (TRM_2121)terminologie: levh-i mahfûz, S. 568
Kudsi bir hadis olduğuna inanılan ibarenin ilk kısmı. Tanrının Hz. Muhammed’e dolayısıyla da tüm insanlığa seslendiği Ya Muhammed sen olmasaydın, âlemleri yaratmazdım cümlesi, İslam dininin özüyle yak
Belegt in: terminologie: S. 568 (TRM_2122)terminologie: levlâke levlâk, S. 568
Dervişlik derecesine ulaşanların giydiği tennure, haydariyye ve hırka ile kuşandığı kanberiye, kemer ve taktığı teslim taşı’ndan oluşan özel giysi. bk. libâs-ı fâhire
Belegt in: terminologie: S. 569 (TRM_2124)terminologie: libas, S. 569
Aşamasını tamamlayan tarikat yolcusuna tennure, haydariyye ve hırka giydirerek kanberiye ve kemer kuşatıp teslim taşı takarak onu derviş yapma, ona dervişlik yetkisi verme. bk. libas lokma:1. Kanlı ya
Belegt in: terminologie: S. 569 (TRM_2126)terminologie: libas giydirme, S. 569
Yalnız ibadet sırasında (kutsal törenlerde) giyilen özel Bektaşi giysilerine verilen ad. Bu kutsal törenlerde erkekler: Teslim taşı takmak, arakiye giymek ve tığbent bağlamakla yükümlüdürler. Bacılar
Belegt in: terminologie: S. 569 (TRM_2125)terminologie: libas-ı fâhire, S. 569
Hakk’a yürüyen can için, yürüyüşünün üçüncü, yedinci, kırkıncı günlerinden birinde ya da bu günlerde olmazsa kırkıncı gününe kadar olan herhangi bir günde kurban tığlanarak yapılan özel tören.
Belegt in: terminologie: S. 569 (TRM_2128)terminologie: lokma erkânı, S. 569
Velayetname’ye göre Hacı Bektaş Veli, Ahmet Yesevi’nin müridi Lokman Perende’ye bağlıdır. XII. yüzyılda yaşayan Hoca Ahmet Yesevi’nin, XIII. yüzyılda yaşayan Hacı Bektaş Veli ile görüşmesi zaman açısı
Belegt in: terminologie: S. 570 (TRM_2132)terminologie: Lokman Perende, S. 570
Kelimelerin başına gelerek onları olumsuz yapan bir söz. İnkar ve tecrit anlamlarına da gelir. lâ-dini “din dışı”, lâ-zeval “zevali olmayan, ölümsüz”, lâ cevap “cevapsız”… gibi.
Belegt in: terminologie: S. 561 (TRM_2091)terminologie: lâ, S. 561
“Ali gibi yiğit, Zülfikar gibi (keskin) kılıç bulunmaz” anlamına gelir. Bu sözün, Hz. Muhammet (bazılarına göre Cebrail) tarafından Ali için söylendiğine inanılır. (Lahmü-ke lahmi, cismü-ke cismi, ruh
Belegt in: terminologie: S. 561 (TRM_2093)terminologie: lâ feta illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikâr, S. 561
Lâ, Arapçada olumsuzluk, illâ ise istisna edatıdır. La, nefy, illa ispat içindir. “Yoktur ancak O vardır”, anlamında kullanılır. Lâ, tasavvufta vahdet-i vücud inancına göre varlığın ancak Allah varlığ
Belegt in: terminologie: S. 562 (TRM_2094)terminologie: S. 562 (TRM_2097)terminologie: lâ illâ, S. 562terminologie: lâ illâ, S. 562
Lâ, siz, sız, yok vs. gibi anlamları ihtiva eder. Bu durumda lâ mekân sözü, yersiz, yurtsuz, mekanı olmayan gibi anlamlara gelir. 1. Mekân ve zamanın dışında kalan Tanrı’nın durumunu belirtmek için ku
Belegt in: terminologie: S. 562 (TRM_2095)terminologie: lâ mekan, S. 562
Arap harflerinden biridir. Bu harfin, Hz. Ali’yi simgelediğine inanılır. “Allah” sözcüğü içinde iki tane lâm vardır; “kendi aşkı içinde, kendi aşkı aracılığıyla aşığa dönüşen mâşuk” anlamına gelir. Al
Belegt in: terminologie: S. 567 (TRM_2107)terminologie: lâm, S. 567
Yeni ay. 1. Tasavvufi eğitime yeni başlayan kimseler için, kinâye olarak kullanılan bir tabir. Bu durumda olan kişi, yeni doğmuş bir aya benzetilmektedir. 2. Tarikata, yola giren kimse.
Belegt in: terminologie: S. 572 (TRM_2148)terminologie: mah-ı nev, S. 572
Camilerde özel tahsisli kısım. Padişah için yapılanlara hünkâr mahfili, müezzinler için olanlara da müezzin mahfili denir. Cehri zikir yapılan tasavvuf okullarında, zikir esnasında, bu mahfillerde çeş
Auch: mahfel
Belegt in: terminologie: S. 571 (TRM_2144)terminologie: mahfil, S. 571
Sözü, davranışı ve iradesi ile Hakk’a muhalefet etmekten korunmuş veli. Mahfûz sadece Hakk’ın razı olduğu sözü söyler, işi yapar, emrettiğini irâde eder.
Belegt in: terminologie: S. 571 (TRM_2146)terminologie: mahfûz, S. 571
Hacı Bektaş Veli’nin genel inanç konularını içeren, özellikle “Dört Kapı Kırk Makam” eğitim öğretisini açıklayan küçük hacimli eseri. makam:1. Velilerin mezarlarına veya hatıralarını taşıyan yerlere v
Belegt in: terminologie: S. 572 (TRM_2153)terminologie: Makalat, S. 572
Tarikat kapısının sekizinci makamında açıklanan; Allah’ın emrettiği ahlaki değerlere uymayan sünnet dışındaki yenilikleri terk etme; birey ve toplum katında ahlak dışılıktan uzaklaşma. İnanca göre Ale
Belegt in: terminologie: S. 572 (TRM_2157)terminologie: makas alma, S. 572
Katledilen, öldürülen yer. Meşhed. Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesiyle ilgili olarak yazılan manzum ve mensur eserlerin genel adı. Bilindiği üzere; Muaviye’nin ölümünden sonra yerine geçen Yez
Auch: maktel
Belegt in: terminologie: S. 573 (TRM_2161)terminologie: maktel-i Hüseyin, S. 573
Hurufiliğin kurucu piri Fazlullah’ın öldürüldüğü yer. Burası Hurifiler için kutsal bir yerdir. Her yıl buraya gelerek hac görevlerini yerine getirirler.
Belegt in: terminologie: S. 573 (TRM_2160)terminologie: Maktelgâh, S. 573
MS 3. yüzyılda Mani tarafından kurulan gnostik bir din. Mani, MS 216’da Güney İran’da doğmuş olup Hristiyan “Elkesai” Maniheizm mezhebine mensup bir aile içerisinde yetişmiştir. Mani’nin yetiştiği yör
Belegt in: terminologie: S. 575 (TRM_2167)terminologie: Maniheizm, S. 575
Allah’tan başka her şey. Dünya ve dünya ile ilgili her şey. İnanca göre, gönlün masiva ile ilgisini koparmak, tarikat yolcusu için Tanrı’ya doğru yükselişin ön koşulu durumundadır. Kişi ancak masivada
Belegt in: terminologie: S. 579 (TRM_2176)terminologie: masivâ, S. 579
Yanılgıdan ve günah işlemekten bağışlanmış olan. Özellikle Şii tarikatlarda kullanılır. Kelime anlamı itibariyle suçsuz ve günahsız demektir. Özellikle on dört imam yerine İmâmilerde on dört mâsum dey
Belegt in: terminologie: S. 579 (TRM_2179)terminologie: masum, S. 579
Hicretin 61. yılının 10 Muharrem Cuma günü (18 Ekim 680 M.) Hz. Ali’nin küçük oğlu ve Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve yandaşlarının Kerbelâ’da şehit edilmesinden duyulan derin üzüntü, acı. Alevi
Auch: yas
Belegt in: terminologie: S. 579 (TRM_2182)terminologie: matem, S. 579
Kimi Alevi-Bektaşi ve Tahtacılar tarafından Muharrem ayının 12. günü kesilen kurban. Genelde zenginler koyun, diğerleri horoz keser. bk. kurban, muharrem kurbanı matem orucu bk. Muharrem orucu
Belegt in: terminologie: S. 580 (TRM_2186)terminologie: matem kurbanı, S. 580
MS. 5.yüzyılda İran’da bir çeşit komün toplum yapısını savunan Mazdak’ın öncülüğündeki toplumsal ve ekonomik kaynaklı dini ve felsefi reform sonucu kurulan, insanların eşitliğini ve bu nedenle de her
Belegt in: terminologie: S. 581 (TRM_2193)terminologie: Mazdakilik, S. 581
Halife Memun’un Taberistan yöneticisi Maziyar bin Karin’in adına bağlanan, İran geleneklerine bağlı, Hurremiliğin ve Babekiliğin İslam ülkelerindeki uzantısı.
Belegt in: terminologie: S. 581 (TRM_2198)terminologie: Maziyariyye, S. 581
Zerdüşt tarafından kurulduğu rivayet edilen din. Mecusiliğin, dinsel yapı açısından birbirinden farklılık gösteren iki döneminden bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi Avesta’nın Gatalar kısmından
Auch: Mazdeizm
Belegt in: terminologie: S. 582 (TRM_2205)terminologie: Mecusilik, S. 582
Tasavvufta meded, Allah’tan istenir. Ermişlerin ruhlarından yardım istemeye de meded denir. Özellikle Alevi- Bektaşi zümreler, “Yetiş yâ Ali” anlamında meded kelimesini kullanırlar. Derdimin sultanı s
Belegt in: terminologie: S. 584 (TRM_2209)terminologie: meded, S. 584
Hz. Muhammed, Hz. Ali ve dini önderlerden yardım isteyen şiirler. Medetnâmeler, ağırlıklı olarak Alevi-Bektaşi şairlerin ehlibeytten ve Oniki İmam’dan yardım istedikleri şiirlerdir. Bu şiirlere istimd
Belegt in: terminologie: S. 584 (TRM_2210)terminologie: medetnâme, S. 584
XV. asırda Ebû Muhammed Abdülaziz b. Ebî Bekr el-Kurâşî el-Mehdevî tarafından kurulan ve mehdi kültü üzerine yapılanan Şii bir tarikat. Hindistan’da kurulduğu kaydedilir. Oniki İmamın sonuncusunun adı
Belegt in: terminologie: S. 585 (TRM_2212)terminologie: Mehdeviyye, S. 585
IX. yüzyılda Horasan bölgesinde ortaya çıkıp daha sonra bütün İslam dünyasında yaygınlık kazanan tasavvuf anlayışı. Sözlükte, kınama, ayıplama, kötüleme, karalama, azarlama ve sitem etme gibi anlamlar
Belegt in: terminologie: S. 587 (TRM_2214)terminologie: melamet, S. 587
Cebecioğlu’nun verdiği bilgiye göre, Hamdûn-ı Kassâr (ö. 884) tarafından Nişabur’da kurulan bir tasavvuf okulu. Bu meslek mensupları, içlerinde olanın aksine davranmayı metot edindikleri nakledilir. İ
Belegt in: terminologie: S. 587 (TRM_2215)terminologie: Melametilik, S. 587
Doğan Kaya, bilinen tasavvufi kaidelerin dışında düşünce ve pratikleri olan tarikata verilen isim şeklinde tanımlar. Bu tarikatın Melamilik mensuplarına da Melami denilir. IX. yüzyılda Horasan’da kuru
Belegt in: terminologie: S. 587 (TRM_2217)terminologie: Melamilik, S. 587
Bütün ilahi dinler tarafından varlığı kabul edilen melekler, görünmez nurani varlıklar olduğu için, bu konudaki bilgiler tamamen vahyin açıklamalarına dayanmaktadır. Bu çerçevede, bilindiği gibi, yayg
Belegt in: terminologie: S. 589 (TRM_2218)terminologie: melek, S. 589
Alevilik-Bektaşilikte, Hz. Muhammed’in “Men arafe nefsehü fekad arafe rebbehü” (kendini bilen Rabbini de bilir) şeklindeki hadisi önem arz eder. bk. kendini bilme
Belegt in: terminologie: S. 592 (TRM_2222)terminologie: men arefe, S. 592
Dinî önderlerin, evliyaların, ermişlerin yaşamlarını, yaptıkları olağanüstü işleri ve gösterdikleri kerametleri anlatan kısa öykülere denir. bk. menakıbname
Belegt in: terminologie: S. 592 (TRM_2223)terminologie: menakıb, S. 592
Tarikat kurucularının, mezhep imamlarının ve diğer önemli dini şahsiyetlerin (evliyalar-ermişler) biyoğrafilerini, yaşamları boyunca yaptıkları olağanüstü işleri ve gösterdikleri kerametleri öğrenme,
Belegt in: terminologie: S. 592 (TRM_2224)terminologie: menakıbname, S. 592
Özellikle İçel ve çevresinde olmak üzere kimi Tahtacı grupları arasında kadın-erkek birlikte dönülen ve sözkonusu grupların geleneksel oyunları arasında yer alan, semaha yakın özellikler gösteren karş
Auch: içel semahı
Belegt in: terminologie: S. 593 (TRM_2228)terminologie: S. 593 (TRM_2229)terminologie: mengi, S. 593terminologie: mengi, S. 593
Mücerret ikrarı veren, yani hiç evlenmemiş ve evlenmemeye de söz veren dervişlerin sağ kulaklarına takılan küpe. Pir evinde, ikrar töreni sabahı Balım Sultan yatırının iç kapısının eşiğinde, tahta bir
Auch: Balım Sultan küpesiküpemenkuşmücerredlik küpesi
Belegt in: terminologie: S. 594 (TRM_2230)terminologie: mengüş, S. 594
Evliyaların, ermişlerin, erenlerin hayatını, yaptıkları olağanüstü işleri, gösterdikleri kerametleri ve tavsiyeleri anlatan kısa kısa eserler. bk. menakıb, menakıbname
Belegt in: terminologie: S. 594 (TRM_2231)terminologie: menkabe (menkıbe), S. 594
Ebu Mensur Acli’nin görüşlerini takip eden aşırı Şii gruplardan biri. İmam Muhammed Bakır’ın talebelerinden biri olduğu, İmam’ın bunu tardedince kendinin imam olduğunu yaydığı nakledilir. Söz konusu g
Belegt in: terminologie: S. 594 (TRM_2234)terminologie: Mensuriyye, S. 594
Hak dergâhından kovulan, yoldan düşen bir kimseyi ya da bu kimsenin durumunu belirtmek için kullanılan bir terim. Kimi Alevilere göre; 1. Yolda evlenilmesi yasak edilmiş kimselerle evlenilmesi; 2. İkr
Belegt in: terminologie: S. 595 (TRM_2247)terminologie: merdud, S. 595
Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntüyü beyan etmek amacıyla yazılan manzum parça. İslam öncesi Türk edebiyatında “sagu” halk edebiyatında da “ağıt” olarak isimlendirilir. Mersiye türüne Alevi-Bek
Belegt in: terminologie: S. 595 (TRM_2248)terminologie: mersiye, S. 595
Emevi komutanlarından. Muaviye’nin oğlu Yezit’ten sonra halifeliğe geçmiş ve hükümdar olmuştur. Kimi Alevi-Bektaşi grupları kendilerinden olmayanlara, özellikle karşı olduklarına Mervan ve Yezit derle
Belegt in: terminologie: S. 596 (TRM_2250)terminologie: Mervan, S. 596
Kabe’nin hemen yakınında, anlamlı bir tevekkül olayına sahne olmuş, Allah’ın nişanı olarak bilinen küçük bir tepe. Allah’ın nişanı olarak bilinen bu tepeden esinlenilerek aynı anlamda algılanan Hz. Al
Belegt in: terminologie: S. 596 (TRM_2252)terminologie: Merve, S. 596
Dört mertebe. Tanrının ve kâinatın hakikatını anlayabilmek için geçilmesi gereken dört mertebedir. Bunlar sırasıyla şeriat, tarikat, marifet ve hakikattir. Kaygusuz Abdal bu dört mertebe için “dört ka
Belegt in: terminologie: S. 595 (TRM_2239)terminologie: merâtibi erbaa, S. 595
Bir şeyin şeklini çirkin bir şekle çevirme, insanı hayvana döndürme. Şekil değişimlerinden biri de kadın şekline konulmaktır. Kimi Nusayriler kadının mü’min olamayacağı, eğer onun mü’min olması takdir
Belegt in: terminologie: S. 597 (TRM_2256)terminologie: mesh, S. 597
Tarikat yolcusunun, Yaratıcya ulaşmak için benimsediği manevi uğraş. Mesnevi:1. Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî’nin Farsça manzum eseri. 2. Her beyti kendi arasında kafiyeli olan, aruzun kısa biçimleriyle y
Belegt in: terminologie: S. 597 (TRM_2257)terminologie: meslek, S. 597
Kürsüde veya herhangi bir mekanda Mevlânâ’nın Mesnevisi’ni açarak onu okuyup şerh ederek sohbette bulunan kimseye mesnevi han denir. Cebecioğluna göre, Mevlânâ zamanında bu görev yoktu. Zira müridleri
Belegt in: terminologie: S. 597 (TRM_2258)terminologie: mesnevi han, S. 597
Ma’şûkun cemalini görmek için, yüzünü döndürme. meşhed (meşâhid):1. Hakk’ın tecelli ettiği yer, tecelligâh. 2. Şehidlerin gömülü oldukları yerler, kabirler. 3. Ziyaret yerleri, yatırlar, türbeler. bk.
Belegt in: terminologie: S. 598 (TRM_2262)terminologie: mesti, S. 598
Nefes türlerinden biri. Din büyüklerini, devlet ricalinden birini, şair ve kumandanları, bir beldeyi yahut dağ, dere ırmak gibi herhangi bir tabiat parçasını hatta bir hayvanı övmek için yazılmış şiir
Belegt in: terminologie: S. 598 (TRM_2267)terminologie: methiye, S. 598
Köleler, kullar, efendiler ve sahipler. Dervişlik aşamasına ermiş kimseler. “Ben kimin mevlâsı (dostu) isem, Ali de onun mevlâsıdır”, hadisine dayanarak, bu sözün anlamını, Hz. Ali’nin bendeleri, bağl
Belegt in: terminologie: S. 599 (TRM_2269)terminologie: mevali, S. 599
Mevleviliği benimsemiş, Mevleviliğe bağlanmış olan kimse, topluluk. Başka bir ifade ile Mevlânâ’nın kurduğu tasavvuf okuluna mensup olanlara verilen ad.
Belegt in: terminologie: S. 600 (TRM_2272)terminologie: mevlevi, S. 600
Mevlânâ Celaleddîn Rumi’ye (ö.1273) izafe edilen, ancak asıl olarak oğlu Sultan Veled (ö.1322) ile Ulu Arif Çelebi tarafından kurulup geliştirilen bir tasavvuf okulu. Mevlevilik, Sema ayini ve ayrıntı
Auch: Mevleviyye
Belegt in: terminologie: S. 600 (TRM_2273)terminologie: Mevlevilik, S. 600
Arapça bir kelime olup doğmak, doğum zamanı ve doğum yeri anlamlarına gelen mevlit, terim olarak Hz. Muhammed’in doğumunu, güzel ahlakını, mucizelerini, miracını ve vefatını konu edinen eser anlamına
Belegt in: terminologie: S. 601 (TRM_2277)terminologie: mevlit, S. 601
Ceme katılan canlardan her biri. meydan eşiğine baş koyma:1. Eşik öperek tarikata bağlanma. 2. Düşkünlük durumunun kaldırılması için meydan açılması halinde; düşkün olanın, eşik öperek kendini meydan
Belegt in: terminologie: S. 603 (TRM_2283)terminologie: meydan eri, S. 603
Hz. Pir Anadolu’yu işgal etmek için gelmekte olan Moğol ordularına karşı halifelerinden Karadonlu Canbaba’yı gönderir. Bu sırada Moğol orduları henüz Müslüman olmayıp çoğu Hristiyan dinine bağlı ve Mü
Belegt in: terminologie: S. 604 (TRM_2294)terminologie: meydan odası, S. 604
Meydanda, giriş kapısının solunda yer alan ve Kolu Açık Hacim Sultan adına kurulan ve suçluya ceza makamını temsil eden taş. Buna Kızıl eşik, Niyaz taşı, Kanaat taşı ve Mürüvvet taşı diyenler de vardı
Belegt in: terminologie: S. 604 (TRM_2292)terminologie: meydan taşı, S. 604
Meydan taşı makamı simgeseldir. Cemin yapıldığı meydanın ortasında bulunur ve iki şeyin sembolüdür. Birincisi: Cemevi Allah’ın adının anıldığı yerdir. Her Alevi ve Bektaşi ayin-i cem yaptığı evi Beytu
Belegt in: terminologie: S. 604 (TRM_2293)terminologie: S. 605 (TRM_2295)terminologie: meydan taşı makamı, S. 604terminologie: meydan taşı makamı, S. 605
Tarikatta, ceme katılanları temsil eden meydana, bir dileğin gerçekleşmesi için yakarma.
Belegt in: terminologie: S. 606 (TRM_2296)terminologie: S. 606 (TRM_2301)terminologie: meydana niyaz etme, S. 606terminologie: meydana niyaz etme, S. 606
On iki hizmet sahibinden biri. Kimi bölgelerde, cemdeki on iki hizmet sıralamasında gösterilen meydanı törene hazırlama ve çerağları uyandırma hizmetini gören cana verilen isim. bk. iznikci, çerağcı
Belegt in: terminologie: S. 606 (TRM_2297)terminologie: meydancı, S. 606
Bazı Tahtacı gruplar arasında taliplerin topluluk içerisinde işledikleri suçlarla ilgili olarak sorgulandıkları ve daha önce vermiş oldukları ikrarlarını yeniledikleri cem. meyhane:1. Kulun aşk ve şev
Belegt in: terminologie: S. 606 (TRM_2300)terminologie: meydandan geçme, S. 606
Bir dinin birbirinden farklı yorumlarından her biri. Mezhep kurucusu kabul edilen imam veya müçtehid hiçbir şekilde bir din koyucusu değildir. Daha geniş anlamıyla, İslam bilginlerinin kendi anlayışla
Belegt in: terminologie: S. 607 (TRM_2302)terminologie: mezhep, S. 607
Mürşitlik, postnişinlik. meşreb:1. Manevi açıdan Tanrı’ya ulaşma yolu olarak algılanan tarikat, yol bilgisi. 2. Tarikat yolundaki Tanrı yolcusunun yaşam tarzı, duyuşu, tutumu, davranış biçimi. 3. Her
Belegt in: terminologie: S. 598 (TRM_2264)terminologie: meşihat, S. 598
İkrar törenlerinde, tarikat, yol erkânı gereği bulunan misafir dedeye verilen isim. mihman evi:1. Pirevinde ya da kimi büyük tekkelerde misafirlerin kalması için ayrılan yer, bölüm. Mihmanhane. Tekkey
Belegt in: terminologie: S. 608 (TRM_2304)terminologie: mihman dede, S. 608
Hz. Muhammed’in recep ayının 27. gecesi “Burak” ile göğe çıkması, orada Allah ile bizzat görüşmesidir. Ayrıca o diğer peygamberlerin ruhlarıyla da görüşmüştür. Miraciyeler Hz. Muhammed’in miracından b
Belegt in: terminologie: S. 612 (TRM_2315)terminologie: miraciye (miraçname), S. 612
Simgesel düzeyde miracın işlendiği miraçlama, kısa bir semahtır. Bunda bir semah izlenir, söz el öpülerek alınır, çalınmaya başlanarak nefes ve deyiş denen parçalar okunur. Mürşit görevindeki dedenin
Auch: miraçlamapir semahı
Belegt in: terminologie: S. 613 (TRM_2317)terminologie: miraçlama, S. 613
Tasavvufta yokluk anlamında kullanılır. Zira Allah’ın varlığı yokluk aynasında yansıyarak çokluk meydana gelir. Mir’ât-ı Kevn: Oluş aynası. Tek olan mutlak varlık. Çünkü oluşumlar, bunların vasıfları
Belegt in: terminologie: S. 617 (TRM_2321)terminologie: mir’ât, S. 617
Varlık duygusundan sıyrılan, varlığı yokluğa çeviren, kendisinde hiçbir varlık görmeyen kişi. Derviş olan kişilerin miskinliktir sermayesi Miskinlikten özge bize mâl u mülk gerekmez Yunus Emre Gel imd
Belegt in: terminologie: S. 618 (TRM_2324)terminologie: miskin, S. 618
Bel bağı. Alevi ve Bektaşilerde derviş olanın beline bir çevre, yahud o akşam kesilen kurbanın yününden bükülmüş ip (tığ- bend) bağlanır. Buna miyan-bend denir. bk. tığbend mizan:1. İnsanın isabetli g
Belegt in: terminologie: S. 619 (TRM_2327)terminologie: miyan bend, S. 619
Hacı Bektaş Veli’nin bilgin halifelerindendir. Rivayete göre, Aksaray’daki medresesinde dört yüz talebe okuturken Veli’nin kerametlerini, görerek irşad olan Sadeddin, çevresindekilerin Veli hakkında o
Belegt in: terminologie: S. 619 (TRM_2328)terminologie: Molla Sadeddin, S. 619
İnanışa göre, Hz. Muhammed, miraç gecesi, bir anda Mekke’den Kudüs’e gitmiş, orada peygamberlerin ruhlarına imam olup iki rekat namaz kıldırmış, sonra bir taşa basmış ve göğe yükselmeye başlamış, taş
Belegt in: terminologie: S. 619 (TRM_2330)terminologie: muallak taş, S. 619
Mutezile anlayışının bir kolu. Muammer bin Abbad (ö. 215/830) tarafından kurulmuş uç noktada yer alan bir mezheptir. Abbad’a göre, Tanrı kendini tanımaz, çünkü tanıyanla tanınan birbirinden başka şeyl
Belegt in: terminologie: S. 619 (TRM_2329)terminologie: Muammeriyye, S. 619
Yaygın İslam inancına göre, “Allah’ın peygamberlik iddiasında bulunan peygamberlerini doğrulamak ve desteklemek için yarattığı ve insanların benzerini getirmekten aciz kaldıkları olağanüstü olay” şekl
Belegt in: terminologie: S. 619 (TRM_2331)terminologie: mucize, S. 619
Sevgi, aşk. 1. Yaratıcıya, tarikat büyüklerine ya da tarikat yolunda yapılan bir işe, eyleme karşı gönülde uyanan sevgi, bağlılık. Muhabbette karşılıksız sevmek esastır ve ondan kaçmamak gerekir. 2. B
Belegt in: terminologie: S. 620 (TRM_2336)terminologie: muhabbet (mahabbet), S. 620
Kimi Alevi ve Tahtacı gruplarına göre, bir dede veya bir mürşidin tüm müridler ile kardeş olmuş kabul edilmekte; sofular da kâmiller önünde ve Tanrı katında muhabbet kardeşi olarak telakki edilmektedi
Belegt in: terminologie: S. 621 (TRM_2339)terminologie: muhabbet kardeşliği, S. 621
Muhabbete katılanların oluşturduğu topluluk, grup. muhabbet meydanı açma:1. Bir şikayetin veya problemin tartışılarak değerlendirilmesi ve bir sonuca bağlanması için cem tutma. 2. Gençleri görgü ayini
Belegt in: terminologie: S. 621 (TRM_2340)terminologie: muhabbet meclisi, S. 621
Dört Kapı Kırk Makam öğretisinin dokuzuncu makamında belirtilen; 1. Tanrı’ya, tarikat büyüklerine ya da tarikat yolunda yapılan bir işe, bir eyleme gönülden sevgi ve bağlılık duyma. 2. Bir şikayetin v
Belegt in: terminologie: S. 622 (TRM_2343)terminologie: muhabbet sahibi olma, S. 622
Hariciliğin ana kollarından biri. Sıffîn Savaşı sonunda hakem olayı ortaya çıktığı zaman Harûra’da toplanan, bu nedenle Harûriyye diye de anılan, başlarında Abdullah b. Kevvâ, Abdullah b. Vehb er-Râsi
Belegt in: terminologie: S. 622 (TRM_2349)terminologie: Muhakkime-i Ûlâ, S. 622
İslam peygamberi (571-632). İslami anlayışta Hz. Muhammed, Allah’ın insanlara mesajını iletmek ve bunları hayatında yaşayarak kılavuzluk yapmak üzere gönderdiği peygamberler zincirinin son halkasıdır.
Belegt in: terminologie: S. 622 (TRM_2350)terminologie: Muhammed, S. 622
İçel Tahtacılarında içeri ceminde dedenin oturduğu yere verilen ad.
Belegt in: terminologie: S. 630 (TRM_2352)terminologie: S. 630 (TRM_2356)terminologie: Muhammed Ali döşeği, S. 630terminologie: Muhammed Ali döşeği, S. 630
Kimi Tahtacı köylerinde dinî törenlerin açılış semahı. Dedenin sazcıya hayır dua etmesinden sonra, “Üçler” aşkına üç kez birer çift (bacı-erkek) kalkıp semah döner; ardından “Hû” çekilip dedenin izniy
Belegt in: terminologie: S. 630 (TRM_2353)terminologie: Muhammed Ali semahı, S. 630
Gulat fırkalarından biri. Selmân, Mikdâd, Ammâr, Ebû Zer el-Gıffârî ve Ömer b. Ümeyye es-Saymerî’nin Allah tarafından alemin idaresiyle görevlendirilmiş olduklarını ve Selman’ın bu işte onların reisi
Belegt in: terminologie: S. 630 (TRM_2354)terminologie: Muhammise, S. 630
Hz. Peygamber’in torunu, Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin oğlu, ehlibeytin en önemli üyelerinden Hz. Hüseyin, bütün Müslümanlar tarafından olduğu kadar Alevi ve Bektaşiler tarafından da büyük bir sevgi ve s
Belegt in: terminologie: S. 632 (TRM_2358)terminologie: Muharrem erkânı, S. 632
Muharrem orucu sonrasında yapılan cemde kesilen kurban. Kimilerine göre Kerbelâ’da İmam Zeynel’in sağ kalması ve dolayısıyla ehlibeyt soyunun devamına şükür niyetiyle kesilir. Bütün canların katılımıy
Belegt in: terminologie: S. 633 (TRM_2360)terminologie: Muharrem kurbanı, S. 633
1-12 Muharrem günleri; Kerbelâ’da şehit edilenlerin ve Oniki İmamın anısına su içmeyerek ve eğlencelerden uzak durarak tutulan yas orucu. Cem ayini gibi, Alevi geleneğe özgü uygulamadan biri de Muharr
Belegt in: terminologie: S. 634 (TRM_2364)terminologie: Muharrem orucu, S. 634
Hz. Hüseyin ile aile fertleri ve taraftarlarından yaklaşık seksen kişinin 10 Ekim 680 tarihinde Emevi halifesi Yezid kuvvetlerince Kerbelâ’da şehid edilmesi sebebiyle duyulan üzüntüyü ifade etmek, dol
Belegt in: terminologie: S. 633 (TRM_2362)terminologie: muharremnâme, S. 633
Tarikat yolcusunun, yol erinin, kendi kendini eleştirmesi, kendisiyle hesaplaşması. Diğer bir ifade ile nefsin yaptığı iyi ve kötü işler açısından kendini hesaba çekmesi.
Belegt in: terminologie: S. 639 (TRM_2366)terminologie: muhasebe, S. 639
Tarikat yolunu ve o yolda gidenleri seveni ifade eder. Tarikat yolunu seven, kişiye muhib denir. Bektaşilikte muhiblik âşıklıktan sonra gelir. Bundan sonra dervişlik, babalık ve halifelik gelir. Diğer
Belegt in: terminologie: S. 639 (TRM_2367)terminologie: S. 639 (TRM_2368)terminologie: muhib, S. 639terminologie: muhib, S. 639
Cebecioğlu’nun verdiği bilgiye göre Bektaşilikte, tarikata girme münasebetiyle yapılan törene, muhib ayini denir. Bu tören, perşembeyi cumaya bağlayan cuma gecesi veya pazarı pazartesiye bağlayan paza
Belegt in: terminologie: S. 640 (TRM_2369)terminologie: muhib ayini, S. 640
Bilgili olmasına karşın, henüz Hakk’ın muhabbetinin farkında olmayan talip. muhiblik:1. Tarikat yolunda muhib olmanın gereklerini yerine getirme; muhibin görevi. 2. Derece sıralamasında dervişlikten ö
Belegt in: terminologie: S. 640 (TRM_2370)terminologie: muhib meşrep talip, S. 640
Mürşidin riyazetinde dervişlerin bir araya gelerek zikir yapmaları; mukabele izni. mukabele günü:1. Dergâhlarda, mukabelenin (zikir töreni) icra edildiği gün. Her tarikatın ve tekkenin mukabele günü f
Belegt in: terminologie: S. 640 (TRM_2371)terminologie: mukabele, S. 640
Mum, mecazi pervane kelebeğiyle birlikte kullanılır. Mum aşık olunanı, yani Allah’ı, pervane de, Allah’a aşık olan kişiyi temsil eder. Gezegenlerin Güneş etrafında döndüğü gibi pervane de mumun ateşi
Belegt in: terminologie: S. 641 (TRM_2376)terminologie: mum pervâne, S. 641
Dervişlerin, dünya malına önem vermeme ve alçak gönüllülük simgesi olarak giydikleri yamalı hırka. Eskiden dervişler, nefislerinin gurur ve kibrini kırmak için eski elbiseler giyerlermiş. Bu tip elbis
Belegt in: terminologie: S. 641 (TRM_2379)terminologie: murakkaa, S. 641
Sohbet arkadaşı, manevi kardeş. İkrar verecek ve nasip alacak erkek ve kadının (karı-koca) seçtiği kefil anlamında eş; yol arkadaşı, yol kardeşi. Başka bir ifade ile Alevi yoluna mensup evli iki kişin
Auch: kardeşyol arkadaşı
Belegt in: terminologie: S. 641 (TRM_2381)terminologie: musahip, S. 641
Özellikle Anadolu Aleviliğinin temel niteliklerinden birisi olan musahipliğe (yol ya da ahiret kardeşliği) giriş merasiminde iki musahip tarafından alınarak kesilen kurban. Bu kurban cemde bulunanlar
Belegt in: terminologie: S. 643 (TRM_2386)terminologie: musahip kurbanı, S. 643
Musahip kardeş olmak isteyen iki muhibin bu isteklerini kendine özgü özel merasimle yerine getiren erkân. Bektaşilerin bir kısmı hariç genel olarak bütün Aleviler için önemli bir unsur olan musahiplik
Belegt in: terminologie: S. 647 (TRM_2391)terminologie: musahiplik erkânı, S. 647
Kur’an’ın yazıya geçirilmiş ve kitap haline gelmiş şekli. Mushaf, iki kapak arasına toplanıp ciltlenen sayfalar ve yapraklar anlamına gelmekle birlikte, bu kelime sadece Kur’an-ı Kerim için kullanılır
Belegt in: terminologie: S. 647 (TRM_2394)terminologie: S. 647 (TRM_2395)terminologie: mushaf, S. 647terminologie: mushaf, S. 647
Oniki İmamcılara göre, Hz. Muhammed’in Hakk’a yürümesinden sonra kızı Fâtıma ile damadı Hz. Ali’ye bir melek aracılığı ile gönderildiğine inanılan ve yeni vahiylerden oluşan kutsal kitap. Kimi Şii kol
Belegt in: terminologie: S. 648 (TRM_2396)terminologie: mushaf-ı Fâtıma, S. 648
Büyük günah işleyen kişinin, küfür ile iman arasında bir mertebede olduğunu söyleyerek ehlisünnet bilginlerinden ve tabiinin büyüklerinden Hasan Basri ile ona uyanların oluşturduğu mezhep bu isimle an
Belegt in: terminologie: S. 648 (TRM_2398)terminologie: Mutezile, S. 648
“Ölmeden önce ölünüz” anlamında bir hadis. Tasavvufta nefsi öldürmeyi, dünyadan ilgiyi kesmeyi amaçlar. Diğer bir ifade ile tasavvuf yolunda masivadan kurtulup kalpte Allah’tan başka her şeyi yok etme
Belegt in: terminologie: S. 648 (TRM_2399)terminologie: mûtû kable en temûtû, S. 648
Cafer-i Sadık’ın oğlu İsmail’in kölesi Mübarek tarafından kurulduğu kabul edilen ve İsmail’in oğlu Muhammed’i sonuncu imam sayan İsmailiyye kolu. Bu mezhep, imamların ölmeyip gizlendiğine ve bir gün d
Belegt in: terminologie: S. 649 (TRM_2401)terminologie: Mübarekiyye, S. 649
Tarikat yolcusunun, yol erinin nefsini her türlü kötülükten arıtmak için nefsiyle giriştiği savaş, mücadele. Nefsi ezmek hatta öldürmek, ölmeden evvel ölmek. mücerred:1. Bektaşiliğin Babagan kolundan,
Belegt in: terminologie: S. 649 (TRM_2402)terminologie: mücahede, S. 649
Bektaşiliğin Babagan kolunda, aşamasını tamamlayıp yapılan bir törenle hiç evlenmemeye ve kendini tarikata yani Hz. Ali yoluna adamaya söz veren dervişin (can) saç, kaş, bıyık ve sakalları ustura ile
Belegt in: terminologie: S. 649 (TRM_2403)terminologie: S. 649 (TRM_2404)terminologie: mücerredlik ayini (ikrarı), S. 649terminologie: mücerredlik ayini (ikrarı), S. 649
Gulat denilen aşırı Şiiler çok erken bir dönemde, daha Hz. Ali hayatta iken ortaya çıkmışlardır. O zaman bunlara Müellihe, yani Hz. Ali’nin Tanrılığına inananlar deniliyordu. Daha sonra bunlara Ali il
Belegt in: terminologie: S. 650 (TRM_2408)terminologie: müellihe, S. 650
Aşırı Şii gruplardan biri. Bunlardan bir kısmı Allah’ın dünyayı yarattıktan sonra bütün işlerini Muhammed’e bıraktığını ileri sürerken bir kısmı da bütün dünya işlerini Ali’ye bıraktığını, Ali’nin ise
Belegt in: terminologie: S. 650 (TRM_2409)terminologie: Müfevvida, S. 650
Allah’a dua etme ve ona yalvarma konularını işleyen şiirler. Ayrıca münacatların Hz. Muhammed ile tarikat önderleri ve yol ulularını övmek için de yazıldığı görülmektedir.
Belegt in: terminologie: S. 651 (TRM_2414)terminologie: münacât, S. 651
Hakk’la ve halkla güzel ilişkide bulunma hali. münib:1. Her şeye yüz çevirerek Yaratıcıya yönelen. 2. Acemilik dönemini tamamlayarak dervişliğe kabul edilen.
Belegt in: terminologie: S. 651 (TRM_2416)terminologie: münasefe, S. 651
Haricilik ve Mutezile’nin büyük günah işleyen kimse hakkındaki görüşlerine karşı tez olarak doğan mezhep. Bu mezhebin temel görüşü, büyük günah işleyen kimsenin durumunun Allah’a bırakılması gerektiği
Belegt in: terminologie: S. 651 (TRM_2419)terminologie: Mürcie, S. 651
Yol ehli canların yerine getirmeleri gereken farzlardan “hak kazanında pişmek” anlamına gelen farz. mürid:1. Allah’a ulaşmayı arzu eden, bir başka deyişle, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak isteyen ve ol
Belegt in: terminologie: S. 652 (TRM_2421)terminologie: mürebbiye düşme, S. 652
Tarikata, yola girip bir mürşide, pire bağlanma. müridi mecaz:1. İç ve dışa ait her hususta pirinin rey ve iradesi altında bulunan kişi. 2. Uyumu bozmayan ancak kendi muhakemesini de yapan mürid. müri
Belegt in: terminologie: S. 652 (TRM_2422)terminologie: mürid olma, S. 652
Alevilik ve Bektaşilikte, suç işlemiş birinin meydanda dara durup kendisi için mürüvvet meydanı açılmasını istemesine “mürüvvet dileme” denir. Yine tarikatta suçlunun, düşkünün geri topluma dönebilmes
Belegt in: terminologie: S. 655 (TRM_2434)terminologie: S. 655 (TRM_2435)terminologie: mürüvvet, S. 655terminologie: mürüvvet, S. 655
Suçlunun topluma geri dönmesi için küçük suçlarda 40 gün sonra, büyük suçlarda ise verilen cezanın sona ermesinden itibaren suçlunun topluma geri dönebilmesi için yapılan tören. bk. mürüvvet
Belegt in: terminologie: S. 656 (TRM_2437)terminologie: mürüvvet meydanı, S. 656
Aydınlatan, müritlerine kurtuluş yolu gösteren, dervişleri yönetip yönlendiren, aynı zamanda sözü yasa niteliği taşıyan üst seviyedeki tarikat ulusu. Gerçek mürşid Hz. Muhammed’dir. Diğer mürşidler, O
Belegt in: terminologie: S. 652 (TRM_2425)terminologie: mürşid (pir, baba, dede, sercem), S. 652
Bektaşi ve Alevilerin senede bir kez ödemeleri gerekli olan üç tür vergiden birisi. Mürşid hakkı, mürşid, dede, baba ve sair piran için verilir. bk. hakkullah, kara kazan hakkı, çerağ hakkı
Belegt in: terminologie: S. 655 (TRM_2429)terminologie: mürşit hakkı, S. 655
Nusayrilerin dört kolundan biri. Oniki İmam’ı benimsedikleri gibi ona yakın fikirlere de değer veren bir gruptur. Aynı zamanda Ali’nin zatı uluhiyyet makamının arş olduğuna inanırlar. Kendilerinin Kur
Belegt in: terminologie: S. 656 (TRM_2445)terminologie: Mütevâlîler, S. 656
Çile çıkarmak için halvethâneye giren dervişlerin uzanıp yatmamaları için başlarını dayadıkları asâ. Mevlevihânelerde ve diğer tekkelerde farklı biçimde ve büyüklükte çeşitli müttekâlar bulunurdu.
Belegt in: terminologie: S. 656 (TRM_2446)terminologie: müttekâ muîn, S. 656
Mücâhede yoluna giren bir sâlikin, uzun bir mücadeleden sonra, vecd dolu bir ruha mazhar olması, hicâb içinde bulunan huzura girmesi anlamlarına gelir. Bu durum, ruhun Allah’a mutlak teslim oluşunu, d
Belegt in: terminologie: S. 657 (TRM_2448)terminologie: müzahere, S. 657
Anadolu’da Alevilerin yaşadığı kimi bölgelerde düşkünlük cezasının iki şekilde verildiği görülür. Bunlardan birisi süresiz düşkünlük, diğeri ise süreli düşkünlüktür. Kişinin işlediği suçun niteliğine
Belegt in: terminologie: S. 656 (TRM_2441)terminologie: müşkül, S. 656
Bir şeyin niteliklerini övmeye denir. Genel anlamda naat, Hz. Muhammed’i övmek, ona yalvarıp şefaat ve bağışlama dilemek için yazılmış şiirlere denir. Naatların Hz. Muhammed’in yanı sıra dört halife v
Belegt in: terminologie: S. 659 (TRM_2450)terminologie: naat (övgü), S. 659
Hz. Ali için yazılmış övgü şiiri. Hz. Ali hakkında yazılan şiir. bk. naat, Ali-name Geceleri aylar doğup iniyor Zülfikarı almış Ali’m geliyor Altında Düldülü yollar alıyor Tanrı’nın aslanı Ali’m geliy
Belegt in: terminologie: S. 660 (TRM_2451)terminologie: S. 660 (TRM_2452)terminologie: naatı Ali, S. 660terminologie: naatı Ali, S. 660
Yanınyatır ocağına bağlı oymaklardan biri. Nacarlı oymağının değişik bölgelere Çukurova bölgesinden göç ettikleri ve bu bölgeyi tamamen terk ettikleri kaydedilmektedir. İzmir yöresinde Çobanlı diye an
Belegt in: terminologie: S. 661 (TRM_2454)terminologie: Nacarlı oymağı, S. 661
Tasavvuf dilinde şeyh yardımcısı. Nakiblik fütüvvet geleneğinden geçme bir çeşit kalfa’lıktır. Hz. Peygamber’in soyundan olanların işlerini görmek üzere Osmanlı hükümetince tayin edilen memurlara da N
Belegt in: terminologie: S. 662 (TRM_2461)terminologie: nakib, S. 662
Bu makamın ilk defa Hz. Muhammed tarafından oluşturulduğuna inanılır. Rivayete göre miladi 622 yılında hac zamanında, Medineli bir grup mü’min Peygambere biat etmek için gece yarısı Mekke yakınlarında
Belegt in: terminologie: S. 663 (TRM_2464)terminologie: nakiblik (hizmetlilik), S. 663
Hz. Muhammed’in neslinden gelen seyyid ve şeriflerin amir ve reisi olup, Osmanlı ülkesindeki seyyid ve şeriflerin nezâreti ile onların şecerelerini kayıt ve zabt eden, seyyid veya şeriflerden olan gör
Belegt in: terminologie: S. 663 (TRM_2465)terminologie: nakibü’l-eşraf, S. 663
Kerbelâ toprağından preslenerek yapılmış olan, namaz kılınırken secde edilen yere konulan yuvarlak, dört ya da on iki köşeli plaka verilen ad. Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre, genellikle madeni para b
Auch: secde taşı
Belegt in: terminologie: S. 672 (TRM_2470)terminologie: namaz mühürü, S. 672
Namus, bir kimsenin sırlarını bilen kişi demektir. Bu anlamda namus, insanın yanından hiç ayrılmayan melekler için kullanılır. Fakat en büyük namus anlamındaki namus-ı ekber sözü dört büyük melekten b
Belegt in: terminologie: S. 673 (TRM_2472)terminologie: namus-ı ekber, S. 673
Öğüt vermeyi esas alan manzum eser. Şah Hatai’nin, yol kurallarını anlatan mesnevisi. Nasihatin lüzumuna inanan birçok şairin bu vadide çeşitli şiirler vücuda getirdikleri görülür. Bu şiirler genellik
Belegt in: terminologie: S. 673 (TRM_2478)terminologie: S. 673 (TRM_2479)terminologie: nasihatnâme, S. 673terminologie: nasihatnâme, S. 673
Kendini bilmenin bir karşılığı olarak algılanan ve mürşitten, yoldan insana aktarılan şey. nasip alma:1. İkrar vererek tarikata, yola girme, bir mürşide bağlanma; ikrar verme, el alma. 2. Talibin Bekt
Belegt in: terminologie: S. 674 (TRM_2480)terminologie: nasip, S. 674
Tarikat büyüğü tarafından, tarikata yeni gireni, cem töreni yaparak tarikata kabul etme. Bu genellikle Bektaşilikte olur. Özetle tören sırasında nasiplenecek aday için önce çerağ yakılarak delili ve ş
Belegt in: terminologie: S. 675 (TRM_2485)terminologie: nasip verme, S. 675
İnsanların bulundukları evren, tanrısal evrenden sonra dördüncü varlık alanı. Korkmaz, Alevilik-Bektaşilik inancında dört ayrı evrenden bahseder: 1.Lâhut: Kesin varlık evreni. 2.Ceberut: Bütün varlıkl
Belegt in: terminologie: S. 675 (TRM_2487)terminologie: nasût, S. 675
Âşıklara ve ariflere mahsus özelliklere verilen isim. Naz, âşıklara, niyaz ise ariflere mahsustur. Niyaz, “dua etme, isteme, dileme, yalvarma, esenlikte bulunma, tevazu gösterme” gibi anlamlara gelir.
Belegt in: terminologie: S. 676 (TRM_2498)terminologie: naz-niyaz, S. 676
Nazar edilen yer anlamında dergâh. Nazar eden mürşidin makamı, huzuru. nazarın:1. Bektaşiler arasında “siz” yerine kullanılan kelime 2. Mevlevilerce “senin” yerinde kullanılan bir tabirdir. Bektaşiler
Belegt in: terminologie: S. 676 (TRM_2497)terminologie: nazargâh, S. 676
Hayvanların ayaklarına çakılan demir naldır. Abdallar vücutlarına nal şeklinde dağ yakarlardı. Bazen bunların vücutlarına nal şeklinde teneke koyup çuvaldız gibi şişlerle etlerine tutturdukları Cumhur
Belegt in: terminologie: S. 664 (TRM_2467)terminologie: S. 664 (TRM_2469)terminologie: na’l, S. 664terminologie: na’l, S. 664
Şubat ayı ortalarında, yaklaşık Nevruzdan altı hafta önce tutulan üç günlük oruçtan sonra perşembeyi cumaya bağlayan gece Hızır adına yapılan bayrama verilen ad.
Belegt in: terminologie: S. 677 (TRM_2500)terminologie: nebi bayramı, S. 677
Hariciliğin ana kollarından biri. Necde b. Âmir el-Hanefî liderliğinde Ezârika’ya iltihak edecekken Nâfi b. Ezrak’ın, Harici olup hicret etmeyenleri kâfir sayması üzerine bundan vazgeçen, ictihadi kon
Belegt in: terminologie: S. 677 (TRM_2503)terminologie: Necedât, S. 677
Mürşidin manevi gücü ile gönülleri ferahlandırması. nefes evladı:1. Çocuğu olmayan kadına, erenlerden birinin himmet etmesi ile çocuğu dünyaya gelince o çocuğun, himmet edenin manevi evladı olduğunu b
Belegt in: terminologie: S. 679 (TRM_2507)terminologie: nefes etme, S. 679
İçeri kurbanlarının bulunduğu cemlerde veya adak merasimi sırasında yapılan bu uygulama şu şekildedir: Önce dede bir nefesin bir kıtasını, ikinci bir kişi, bir başka nefesin bir kıtasını, daha sonra d
Belegt in: terminologie: S. 680 (TRM_2510)terminologie: nefes üçlemesi, S. 680
Boyuna takılır. Antilop veya keçiboynuzundan yapılır. Sade olanları olduğu gibi üzerleri gümüş veya altından kaplamalar ile süslenmiş olanları ile kendinden oymalar şeklinde yapılmış olanları da vardı
Auch: nefiri Âdem
Belegt in: terminologie: S. 680 (TRM_2512)terminologie: nefir, S. 680
Diğer tarikatlarda olduğu gibi Bektaşilikte de seyr-i sülûk yani ruhi yönde yükseliş vardır. Bu yükseliş Allah aşkında yanmaktır. Allah’tan başka tüm duyguları yok edip yalnızca Allah aşkı ile bütünle
Belegt in: terminologie: S. 681 (TRM_2518)terminologie: nefis mertebelerinde miraç (yükseliş), S. 681
Kur’an’da zâtullah, insan ruhu, kalp, sadır, insan bedeni, bedenle beraber ruh, insana kötülüğü emreden kuvvet, zât ve cins gibi çeşitli anlamlarda kullanılmıştır. Tasavvufta; 1. Bir varlığın, kendind
Auch: bennefisnefis mertebeleri
Belegt in: terminologie: S. 681 (TRM_2520)terminologie: nefs, S. 681
Nefsin ilk mertebesidir. Kalbi, ulvî değil, süfli (aşağılık, alçak) şeylere celbeden şeye nefsi emmare denir. Nefsi emmare, şer yuvası, kötü fiillerin, yerilmiş ahlakın kaynağı olarak görülür. Tüm köt
Belegt in: terminologie: S. 683 (TRM_2521)terminologie: nefsi emmare, S. 683
Nefsin ikinci mertebesidir. Kötü ve iyi duyguların birlikte olduğu nefis mertebesidir. Talip kendisinde olan kötü duyguları iyi duyguların yardımıyla yavaş yavaş yok etmeye çalışır veya etkisiz hale g
Belegt in: terminologie: S. 684 (TRM_2524)terminologie: nefsi levvâme, S. 684
Nefsin altıncı mertebesidir. Bu vasfa kavuşan nefis; beşeri istekleri terk etmiş, güzel huylu olmuştur. Kusurları affeden, güzel düşünen, şefkatli, eli açık, insanları sırf Allah için seven, hassas, i
Belegt in: terminologie: S. 684 (TRM_2525)terminologie: nefsi mardiyye, S. 684
Nefsin dördüncü mertebesidir. Bu mertebeye kadar gelebilmiş kimseler, gerçekten olgunlaşmış kimselerdir. Bu nefis; kötü sıfatlardan sıyrılmış, güzel ahlak ile ahlaklanmıştır. Bu makamda nefsin üzüntül
Belegt in: terminologie: S. 685 (TRM_2527)terminologie: nefsi mutmainne, S. 685
Nefsin üçüncü mertebesidir. İlham ve keşfe nail olan nefis. İyiyi kötüden ayıran iradeye nefs-i mülhime denir. Bu, nefsin ulaştığı üçüncü makamdır. Bu bir iyileşme derecesidir. Artık nefis, sevabını v
Belegt in: terminologie: S. 685 (TRM_2528)terminologie: nefsi mülhime, S. 685
Nefsin beşinci mertebesidir. Rıza makamına eren nefis. Bu durumdaki nefis, kendi iradesinden vazgeçip Hakk’ın iradesine tabi olur. Hiçbir şeyden şikayet etmez. Bu mertebede nefs yerilmiş, beşeri özell
Belegt in: terminologie: S. 685 (TRM_2530)terminologie: nefsi raziye, S. 685
Nefsin yedinci mertebesidir. Her şeyden arınmış, kendisinde Allah’tan başka hiçbir şey bulunmayan nefistir. Bu mertebeye eren kimse miracını tamamlamış kimsedir. O gerçek mürşid-i kâmildir. Onun bunda
Belegt in: terminologie: S. 686 (TRM_2532)terminologie: nefsi safiye, S. 686
Kimi Alevi-Bektaşi bölgelerinde, doğumdan sonra kırkıncı gününü dolduran kadın ebenin gözetiminde yıkanır, gusül abdestini aldıktan sonra lohusalıktan çıkar. Mali durumu yerinde olan canlar, çocuğun d
Belegt in: terminologie: S. 686 (TRM_2538)terminologie: nesike kurbanı, S. 686
Hristiyanlıkta İsa Mesih’in şahsıyla ilgili tartışmalarda, İsa’da iki ayrı şahsiyetin, yani ilahi ve insani şahsiyetlerin, yan yana birbirine karışmaksızın varlığını sürdürdüğü görüşüne dayalı Diyofiz
Auch: Nasturilik
Belegt in: terminologie: S. 686 (TRM_2539)terminologie: Nesturilik, S. 686
Para ile ölüye ağlayan kadın ve erkeğe denir. İran, Arabistan ve çeşitli Türk topluluklarında var olan bir âdettir. Eski Türklerin bunlara daha çok ağıtçı dedikleri bilinmektedir. Hâmî’nin şu beyti, b
Belegt in: terminologie: S. 687 (TRM_2541)terminologie: nevhager, S. 687
Tarikata, yola yeni giren kimse. Genellikle Mevlevilerin kullandığı bir tabiridir. Tarikata yeni giren dervişe nev-niyaz denir. 1001 günlük çile hayatına ayakçılık vazifesiyle başlayan yeni dervişleri
Belegt in: terminologie: S. 687 (TRM_2542)terminologie: nevniyaz, S. 687
Yeni gün. Aşağıdaki anlamlarda kullanıldığı görülür: 1. İlkbaharın başlangıcı sayılan, güneşin balık burcundan çıkıp koç burcuna girdiği ve inanca göre Hz. Muhammed’in Peygamberliğini ilan ettiği, Hz.
Belegt in: terminologie: S. 687 (TRM_2543)terminologie: nevruz, S. 687
Her inanç grubu veya ulusun, kendi kurtuluşlarının simgesi haline gelen efsane vaya efsanavi kişiliği bir şekilde doğanın kurtuluşu, yaşamın dirilişi simgesiyle özdeşleştirdiği ve kutlamaya yöneldiği
Belegt in: terminologie: S. 689 (TRM_2544)terminologie: Nevruz Bayramı, S. 689
Alevi, Bektaşi ve Tahtacılarda nevruz günü yapılan ayin. bk. Nevruz Bayramı Sultan Nevruz günü cemdir erenler Gönülleri şad oldu ehli imanın Cemali yar görüp doğru bilenler Himmeti erince Nevruz Sulta
Belegt in: terminologie: S. 694 (TRM_2545)terminologie: nevruz cemi (ayini), S. 694
Nevruz günü öğleye kadar bayram yapan Alevi ve Bektaşiler, yemekten sonra duruma göre dergâhta veya başka bir yerde toplanarak kutlama erkanı yaparlar. Normal cem törenlerinde olduğu gibi, burada da h
Belegt in: terminologie: S. 694 (TRM_2546)terminologie: nevruz erkânı, S. 694
Maddi durumu yerinde olanların nevruz günü kestikleri kurban. Kimi bölgelerde bugün bayram olması nedeniyle önceden adanmış adak kurbanları kesilerek pişirilip etli pilav olarak yufkayla dağıtılırken
Belegt in: terminologie: S. 694 (TRM_2547)terminologie: nevruz kurbanı, S. 694
Daha çok Ege bölgesinde yaşayan çeşitli tahtacı ve Bektaşi grupların nevruzda topluca döndükleri, kendine özgü hareketlerle belirgin bir semah türü. bk. Nevruz Bayramı nevruziye:1. Nevruz konusunu işl
Belegt in: terminologie: S. 695 (TRM_2549)terminologie: nevruz semahı, S. 695
Adak. Uğur olsun, bereket olsun diye mürşide verilen armağan. Tekkeye sunulan para. Tarikatta Tanrı’ya adanan nesneye de nezir denir. Bütün yollarda kullanılan bir terimdir. Kaynaklara göre, Bektaşile
Belegt in: terminologie: S. 697 (TRM_2551)terminologie: nezir, S. 697
Kimi Tahtacı bölgelerinde Hz. Fâtıma’dan kalma, keten denilen bir nevi çene bağı vardır ki bu, izdivacın ikinci günü bağlanıp bir daha cem ayini dışında hiç çözülmez. Buna neçek denir.
Belegt in: terminologie: S. 677 (TRM_2504)terminologie: neçek, S. 677
2. Şeriat kapısının beşinci makamında açıklanan; bir canın tarikata, yola kabul edilmesi; ikrar vererek tarikata, yola girmesi. 3. Bu sırada yapılan tören; ikrar töreni. 4. Tarikatta, yolda şeytan ola
Belegt in: terminologie: S. 697 (TRM_2553)terminologie: nikah, S. 697
Makam, cemiyet, nasihat ve muhabbet sahibi olarak iyilik sunma, fayda sağlama. Korkmaz’a göre, nimet dağıtabilmek için: 1. Makam sahibi olmak; ruhsal bakımdan belli bir olgunluk aşamasına ulaşmış olma
Belegt in: terminologie: S. 698 (TRM_2555)terminologie: nimet dağıtma, S. 698
İmamiyyenin bir kolu. XV. yüzyılın ortalarına doğru İran’da Şah Nimetullah tarafından kurulmuştur. Oniki İmama bağlı bir tarikattır. Nimetullah Veli’nin beşinci Imam Bakır’ın soyundan geldiğine inanıl
Belegt in: terminologie: S. 698 (TRM_2556)terminologie: Nimetullahiyye, S. 698
Hinduizme göre aydınlanmış ruhun tekrar tekrar vücut bulma kısırdöngüsünden kurtulması, buna son vermesi. Hinayana mezhebine göre Nirvana yokluk demektir. Mahayana ekolü ise onu, ruhun kavuştuğu metaf
Belegt in: terminologie: S. 698 (TRM_2557)terminologie: nirvana, S. 698
Dedelerin, babaların, köy ve tekkelerden, hizmet karşılığı aldıkları hediyeler, paralar. Gerek Aleviler gerekse Bektaşilerde köylere gidilerek kara kazan hakkı, mürşid hakkı, çerağ hakkı adı altında p
Belegt in: terminologie: S. 699 (TRM_2559)terminologie: niyaz akçesi, S. 699
Saygının ayakta durularak belirtilmesi, sağ ayak başparmağını sol ayak başparmağı üzerine basarak ve kollar göğüste, sağ orta parmak sol omuzu, sol orta parmak sağ omuzu gösterir biçimde çaprazlama du
Belegt in: terminologie: S. 700 (TRM_2562)terminologie: niyaz duruşu, S. 700
Cemevine gelen lokmaları ve kurbanları teslim alır. Kurbanları tekbirleyerek keser, yüzer ve pişirir. Lokma merasimi zamanına kadar hazırlar. Lokma merasiminde sofraları açar. Yemekten sonra sofraları
Belegt in: terminologie: S. 700 (TRM_2569)terminologie: niyazcı (kurbancı, sofracı), S. 700
Bu sözle asıl niyazın Allah’a yapılması gerektiği bildirilir. Bir insandan bile herhangi bir şey isterken nezaket, edep, usul ve erkâna riayet etmeye çalışmak gerek. Zira, Allah’tan da istemenin kendi
Belegt in: terminologie: S. 700 (TRM_2571)terminologie: niyazın Hakk’a niyazım Hakk’a, S. 700
Fatımi halifesi Muntasır’ın oğlu Nizar’ın adından gelmektedir. İsmaililiğin, Muntasır’ın oğlu Nizar’ı imam kabul eden ve Hasan Sabbah’ın ahlak öğretilerini benimseyen kolu. bk. Sabbâhiyye nokta:1. Nok
Belegt in: terminologie: S. 700 (TRM_2572)terminologie: nizariyye, S. 700
Hurufilikten ayrılarak Mahmûd-i Merdûd (Matrûd) tarafından kurulup Arap egemenliğine karşı İran egemenliğini savunan bir tarikat. Fazlullah-ı Hurufi’den sonra İran topraklarında tutunabilen veya sakla
Belegt in: terminologie: S. 701 (TRM_2575)terminologie: Noktavilik, S. 701
İmamiliğin en eski kollarından biri. Bu kol aynı zamanda müşebbiheci bir koldur. nur:1. Allah’ın zahir ismi ile tecellisine nur denir. Kainattaki suretlerde ortaya çıkan vücuttur. Gizlenmiş bir şeyin
Belegt in: terminologie: S. 702 (TRM_2579)terminologie: Numaniyye, S. 702
Hz. Ali’den başlayıp Hacı Bektaş Veli’ye kadar uzanan soy zinciri. nura muhabbet:1. Kızılbaşlığın ilkeleri sıralamasında yer alan ve Tanrı olarak algılanan ışığı sevme ilkesi; Tanrı’yı sevme. 2. Oniki
Belegt in: terminologie: S. 703 (TRM_2581)terminologie: nur zinciri, S. 703
“Daha iyi, daha güzel olsun” anlamında söylenen bir selamlaşma sözü. nurun nur:1. İnsanın yaratılmasıyla maddenin çok özel bir biçimi olarak doğasal süreçte yerini alan beynin ürünü olan ve ışığın ışı
Belegt in: terminologie: S. 703 (TRM_2587)terminologie: nurun âlâ olsun, S. 703
Peygamberlik nuru demektir. Hz. Muhammed’in nuru, Allah’ın ilk yarattığı nur olup Hz. Âdem’den başlayarak, Hz. Muhammed’e kadar intikal etti ve onda karar kıldı.
Belegt in: terminologie: S. 703 (TRM_2585)terminologie: nurı nübüvvet, S. 703
Velilik derecesine ulaşmış uluların, ermişlerin nuru. Nuriyye:1. Ebu’l-Hasan Ahmed b. Muhammed en-Nuri (ö.907)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu. 2. Nurettin Abdu‘r-Rahmani’l-Isferayinî (ö. 1241) tar
Belegt in: terminologie: S. 703 (TRM_2586)terminologie: nurı velayet, S. 703
Günümüzde Arap Aleviliği olarak da bilinen Nusayrilik, İbnu’n-Nusayr en-Nemirî (Ö. 270/883) tarafından kurulan aşırı bir Şii fırkadır. Diğer Bâtıni fırkalarda olduğu gibi Nusayrilik de tarihi itibariy
Belegt in: terminologie: S. 704 (TRM_2591)terminologie: Nusayrilik, S. 704
Öğüt, nasihat. Akıl verme. nutuk:1. Bektaşiler arasında “şeyh sözü” yerinde kullanılan tabir. 2. Tasavvufta, tarikata yeni girecek olan kişilere onun rehberi olan mürşid tarafından tarikatın âdap ve e
Belegt in: terminologie: S. 706 (TRM_2592)terminologie: S. 706 (TRM_2593)terminologie: nush, S. 706terminologie: nush, S. 706
“Yetiş yâ Ali”, anlamında bir ifade. Bektaşiler ve Kızılbaşların vird olmak üzere okudukları söze, Nâdi Ali denir. Başka bir ifade ile Bektaşilerde, Alevilerde ve Kızılbaşlarda pek çok özelliği, nitel
Belegt in: terminologie: S. 661 (TRM_2458)terminologie: nâdi Ali, S. 661
Alevilerin yaşadığı kimi bölgelerde pervanelik hizmetine verilen ad. nukaba:1. Bir tekkede, dergâhta mürşide yardım eden, onun buyruğu üzerine yerine geçen, onun adına iş gören derviş ya da dedelere v
Belegt in: terminologie: S. 702 (TRM_2578)terminologie: nöbetçilik, S. 702
Ali’nin velâyeti tasavvufi velâyet anlayışı ile Şii imamet anlayışı arasında farklı boyutlarda ifade edilmiştir. Yine çeşitli mitolojik unsurların karıştırılmasıyla Hz. Ali’nin tarihi şahsiyeti efsane
Belegt in: terminologie: S. 708 (TRM_2595)terminologie: nübüvvet, S. 708
Tasavvuf dilinde soylu kişiler. Soyu temiz olanlar, seçkinler. Özellikle Bektaşilikte kırk kişilik bir dereceyi adlandırır. Bu kırk kişiye Ricâl-ullah ve Ricâl-ul-gayb da denir.
Belegt in: terminologie: S. 709 (TRM_2596)terminologie: nüceba, S. 709
Aşağıya inme, bir yere gelme, orada konaklama. ocak:1. Oturulan barınılan yer, ev, aile, yuva. 2. Evlerin oda ve mutfaklarında ateş yakılan yer. 3. Tekke. Dergah. 4. Ehlibeyt soyu, Hz. Ali soyundan ge
Belegt in: terminologie: S. 709 (TRM_2599)terminologie: nüzul, S. 709
Kimi Tahtacılarda; 1. Ana-baba evinden ayrılıp yeni bir yuva kurma. 2. Evli çiftlerin ana-baba evinden ayrılıp da başka bir evde yaşamaya başlayacakları zaman, ocaklarının devamlı tütmesi amacıyla, ye
Belegt in: terminologie: S. 712 (TRM_2601)terminologie: S. 712 (TRM_2604)terminologie: ocak kazma, S. 712terminologie: ocak kazma, S. 712
Türkçe, Bektaşiler ocağı demektir. Yeniçeri ocağına da bu ad verilir. Yeniçeri ocağı, Hacı Bektaş Veli’ye bağlı sayıldığı için, bu tabir kullanılagelmiştir. Ancak Yeniçeri ordusunun kuruluşunda, Hacı
Auch: Yeniçeri ocağı
Belegt in: terminologie: S. 712 (TRM_2603)terminologie: S. 713 (TRM_2605)terminologie: Ocak-ı Bektaşiyan, S. 712terminologie: Ocak-ı Bektaşiyan, S. 713
Alevilerde, “dede”nin seyyid yani Hz. Peygamber’in soyundan gelmesi şarttır. Örneğin, Sarı Saltuk, Pir Sultan, Dede Kargın, Ağuçen, Karadonlu Can Baba, Kızıl Deli, Seyyid Baba, Şeyh Samud, Şeyh Çoban
Belegt in: terminologie: S. 714 (TRM_2608)terminologie: ocaklı, S. 714
Türkçe-Farsça bir kelime olup sözlükte “ocak evladı, ocak oğlu” gibi anlamlara gelir. 1. Bektaşiliğin Çelebiyan kolunda, soyları Oniki İmamlara bağlanan dedeler grubu. 2. Anadolu’ya Hacı Bektaş Veli’d
Auch: ocakoğlu
Belegt in: terminologie: S. 714 (TRM_2607)terminologie: ocakzâde, S. 714
Tahtacılarda ormanda çalışmaya başlamadan önce herhangi bir kazanın yaşanmaması için kesilen pay kurbanının eşit olarak dağıtılabilmesi için pay sahiplerinden alınan çakı, bıçak, tarak vb. özel eşyala
Belegt in: terminologie: S. 715 (TRM_2611)terminologie: ok, S. 715
Çeşitli Alevi-Bektaşi deyişlerinde Muharrem ayının 10’uncu gününe işaret edilerek telmih sanatı yapılır. Kasıt, Kerbelâ olayıdır. Nesîmî’nin aşağıdaki deyişinde: “Derdim 10 Muharrem, Kerbelâ Olayı’dır
Belegt in: terminologie: S. 715 (TRM_2615)terminologie: S. 715 (TRM_2616)terminologie: on, S. 715terminologie: on, S. 715
Tarikata girmek isteyenin bilmek ve inanmak durumunda olduğu, Allah yoluna gönülden bağlanmanın şartları olarak da bilinen on altı husus. Bu konular cana hatırlatılıp gerekirse soru biçiminde de yönel
Belegt in: terminologie: S. 716 (TRM_2617)terminologie: S. 716 (TRM_2618)terminologie: on altı inanç, S. 716terminologie: on altı inanç, S. 716
Alevi-Bektaşi kültüründe, Oniki İmam dışında, hemen hemen dua ve gülbanklarda toplu olarak saygıyla anılan bazı isimler vardır. Hz. Peygamberin soy torunlarından olup henüz küçük yaşlarda şehid edilen
Belegt in: terminologie: S. 718 (TRM_2620)terminologie: on dört masumu pak, S. 718
“Altın zincir” denilen “12” sayısı, Oniki İmam’ı gösterir. Bektaşi tacı, on iki terkli (dilimli) dir. Aylar on iki, burçlar on ikidir. “Lâ ilâhe illâllâh”, “Muhammed Resulullah”, “Aliyy’ün Veliyyullah
Belegt in: terminologie: S. 720 (TRM_2622)terminologie: on iki, S. 720
Yolun belirtileri olarak algılanan on iki işaret. Yolda hikmet çok olmasına rağmen, bu on iki işaret, tarikatın on iki alameti durumundadır. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür: 1. Hakk’tan korkma.
Belegt in: terminologie: S. 720 (TRM_2623)terminologie: on iki alamet, S. 720
İnsan biçiminin göklere yansıması olarak algılanan Zodyak’ın on iki yayı. Alevilikte burçların adları, insan bedeninde temsil ettikleri yer, anlamları ve işaretleri on ikidir. bk. burç
Belegt in: terminologie: S. 721 (TRM_2625)terminologie: on iki burç, S. 721
İmam Cafer’e tabi olanların yerine getirmesi gereken erkânları (on iki kural) şu şekilde sıralamak mümkündür: 1. Kanaat sahibi olma 2. Sabırlı olma. 3. İyi ve yumuşak huylu olma. 4. Eli açık cömert ol
Belegt in: terminologie: S. 721 (TRM_2627)terminologie: on iki erkan, S. 721
Yapılması, yerine getirilmesi, uyulması zorunlu on iki buyruk. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür: 1. Allah’tan korkulmalı. Şeriat erkânı içinde Hz. Peygambere bağlanılmalı.
Belegt in: terminologie: S. 721 (TRM_2629)terminologie: S. 721 (TRM_2630)terminologie: on iki farz, S. 721terminologie: on iki farz, S. 721
Cemlerde belirli bir plân ve düzen dâhilinde yerine getirilen görevler. On iki post sayısınca ayrı nitelikte on iki hizmet vardır. Hangi cem yapılıyor olursa olsun, temelde cem toplantıları on iki hiz
Belegt in: terminologie: S. 722 (TRM_2631)terminologie: on iki hizmet, S. 722
Cemde yürütülen hizmetlerin sorumlusu durumunda bulunan kişiler. Her hizmetin bir sahibi (sorumlusu) vardır. Bazı bölgelerde hizmet sahibinin adlarında ve sıralanışında değişiklikler olabilir. bk. on
Belegt in: terminologie: S. 724 (TRM_2632)terminologie: S. 724 (TRM_2634)terminologie: on iki hizmet sahibi, S. 724terminologie: on iki hizmet sahibi, S. 724
Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre Alevilikte bir bütün olarak “yola” bağlanma olarak algılanan “secde”de, yerine getirilmesi gereken ilkeler. Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre Aleviler’in, “secde”de tarik
Belegt in: terminologie: S. 725 (TRM_2637)terminologie: S. 725 (TRM_2638)terminologie: on iki işlek, S. 725terminologie: on iki işlek, S. 725
İnsan gövdesinde bulunan ve insanın içine açılan kapılar olarak algılanır. Bunlar; iki göz, iki burun deliği, iki kulak, bir ağız, iki meme, bir göbek bağı ve önde ve arkadaki iki dışkı yeri olmak üze
Belegt in: terminologie: S. 726 (TRM_2639)terminologie: S. 726 (TRM_2642)terminologie: on iki kapı, S. 726terminologie: on iki kapı, S. 726
Alevilikte “on iki kurban” “on iki koyun” olarak algılanan ve Oniki İmam sayısınca tığlanan hayvan. Korkmaz’a göre, tığlanan on iki kurbanı şu şekilde sıralamak mümkündür: 1.Tercüman Kurbanı: Musahip
Belegt in: terminologie: S. 726 (TRM_2641)terminologie: on iki kurban, S. 726
Tarikatta belli bir görev aşamasını gösteren on iki makam. Bektaşiliğin kuruluşunda ve gelişmesinde hizmeti geçmiş on iki zata birer post tayin edilmiştir. Bu postların ikisi tarikat öncesine aittir.
Belegt in: terminologie: S. 727 (TRM_2644)terminologie: S. 727 (TRM_2645)terminologie: on iki post, S. 727terminologie: on iki post, S. 727
Aşure pişirilirken katılan; buğday, un, su, incir, elma, armut, ayva, üzüm, nohut, fasulye, ceviz, badem, çekirdek, fıstık, fındık, karanfil zencefil, şeker ve pekmez gibi gıdalardan en az on ikisi.
Belegt in: terminologie: S. 728 (TRM_2646)terminologie: S. 728 (TRM_2650)terminologie: on iki taam, S. 728terminologie: on iki taam, S. 728
Hz. Ali, oğullarından on yedisine ve on yedi savaşçı arkadaşına kemer bağlamıştır. Her ikisine de On Yedi Kemerbestler denir. bk. on yedi kemerbest, on yedi kemerbesti handan
Belegt in: terminologie: S. 729 (TRM_2651)terminologie: S. 729 (TRM_2652)terminologie: on yedi, S. 729terminologie: on yedi, S. 729
Alevi-Bektaşi inanışında çok farklı şekillerde yorumlanmakta ve tam olarak bilinmemektedir. Bir geleneğe göre, Hz. Ali, seferlere çıkarken on yedi erkek evladının bellerine kendi elleriyle kemer kuşat
Auch: ehlibeyt kemerbest
Belegt in: terminologie: S. 730 (TRM_2653)terminologie: on yedi kemerbest, S. 730
9. Kanaat ehli olma. 10. Hakk’tan gelecek rızık için kaygıya düşmeme. 11. Allah’la baş başa kalmak için faydasız kalabalıktan ayrı yaşama, çileye çekilme. 12. Talip olup Hak sermayesi edinme.
Belegt in: terminologie: S. 720 (TRM_2624)terminologie: ondörtler, S. 720
Kur’an-ı Kerim’de önceki ümmetlere farz kılındığı gibi, Müslümanlara da Ramazan ayında farz kılındığı ve hasta, yolcu, dayanamayacak kadar yaşlı ve özürlü kimseler dışında, bütün müminlerin yerine get
Auch: sıyam
Belegt in: terminologie: S. 732 (TRM_2655)terminologie: oruç, S. 732
Asıl adı Hüsam Şah (1378-1478)’tır. Gani Sultan da denilir. Ancak Otman Baba lakabıyla ün yaptığı bilinir. Yapılan tasvirlere bakılırsa, onun da Abdal Musa, Kaygusuz Abdal ve Sultan Şucâuddîn gibi bir
Belegt in: terminologie: S. 736 (TRM_2657)terminologie: S. 736 (TRM_2658)terminologie: Otman Baba, S. 736terminologie: Otman Baba, S. 736
Otman Baba’nın yakın halifelerinden olup daima kendisiyle birlikte dolaşan küçük Abdal tarafından onun ölümünden beş yıl sonra yani 1483 yılında yazılmıştır. Eser, Velâyetnâme-i Şâhî adıyla da bilinir
Belegt in: terminologie: S. 737 (TRM_2660)terminologie: Otman Baba velâyetnâmesi, S. 737
Ağırlıklı olarak sözlü kültüre dayanan Aleviliğin taşıyıcısı (sözcüsü-belleği) olarak öne çıkan şair. Şiirlerini saz eşliğinde söyleyen halk şairi. Yüzyıllarca Alevi ozanları ve dedeleri, ellerindeki
Belegt in: terminologie: S. 737 (TRM_2662)terminologie: ozan, S. 737
Muharrem ayında daha çok umutsuz bir hastalığı iyileştirmek amacıyla tutulan oruç. Bu orucun üç gün sürdüğü ve oruç süresince günde bir üzüm tanesi ya da bir tek leblebinin yendiği ve üç gün süre zarf
Belegt in: terminologie: S. 715 (TRM_2610)terminologie: oğundurma orucu, S. 715
Tanrı, Hakk, Hudâ. palheng:1. Dervişlerde ve özellikle Kalenderilerle Abdallarda ve Bektaşilerde, kemerin üstüne ve sol tarafa, mide hizasına, altındaki halkaya geçen dar bir kuşakla bağlanan, akik, b
Belegt in: terminologie: S. 743 (TRM_2684)terminologie: padişah, S. 743
Dervişlerin gönüllerini Tanrı’ya bağlamalarının sembolüdür. Yan taşı anlamına da gelir. Eline, diline, beline (eteğine) sahip olmak gerektiğinin işareti sayılır. Kemer üzerine takılır. Teslim taşının
Auch: pelhenk taşı
Belegt in: terminologie: S. 743 (TRM_2685)terminologie: palheng taşı, S. 743
Dede’nin, yeni doğan çocuğa ad verdikten sonra sırrına sahip ve güçlü olması için, parmağını ağzına götürüp oradan aldığı tükürüğü çocuğun ağzına sürmesi olayına verilen ad.
Belegt in: terminologie: S. 744 (TRM_2688)terminologie: parpılama, S. 744
Bazı Tahtacı bölgelerinde, ormanda çalışmaya başlamadan önce, kesim esnasında kendilerine herhangi bir zarar gelmemesi için kestikleri kurbana verilen ad. Kurban edilecek küçükbaş hayvan, üç beş ailen
Belegt in: terminologie: S. 744 (TRM_2692)terminologie: pay kurbanı, S. 744
Tahtacıların yaşadığı bazı bölgelerde cem sonrasında bir kadın ortaya çıkıp “var mı bana yan bakan” diyerek gözüne kestirdiği bir erkeği güreşe davet eder. Şakadan yapılan bu güreş sonrasında erkeğin
Belegt in: terminologie: S. 744 (TRM_2697)terminologie: pehlivan erkanı, S. 744
Alevilik-Bektaşilikte, cemaate kabul edilen adayın katıldığı beş tören. Bunlar; cem erkanı, sorgulama erkanı, ikrar verme-musahip tutma erkanı, koldan kopma erkanı, dârdan indirme erkanıdır.
Belegt in: terminologie: S. 745 (TRM_2701)terminologie: penç erkan, S. 745
Ehlibeyti anlatmak için kullanılıp yüce beşli anlamındadır. Alevi felsefesinde penç-i âlâ şunlardır: Hz. Muhammed - Hz. Ali - Hz. Fâtıma - Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin. Daha sonra bu terim, Pençe-i Âl-i A
Belegt in: terminologie: S. 745 (TRM_2712)terminologie: penç-i âlâ, S. 745
Çelebi geleneğinde, görgü sırasında talibin sırtı değnekle değil elle sıvazlanır. El, pençe anlamındadır. Bu işlemi yapanlara pençeciler denir. bk. pençeci
Belegt in: terminologie: S. 745 (TRM_2703)terminologie: pençe, S. 745
Hamse-i Âl-i Abâ da denir. 1. Bir elin beş parmağı ile simgelenen, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den oluşan ehlibeyt. 2. Bu adların sağ elin baş parmağından başlayarak sı
Belegt in: terminologie: S. 745 (TRM_2709)terminologie: pençe-i âl-i abâ, S. 745
Yusuf Ziya Yörükhan’a göre Tahtacıların yaşadığı bazı bölgelerde erkan denilen ve kırklar semaından sonra başlayan ayin, bir erkekle bir kadının meydan postu üzerine sarmaşarak yatıp dede tarafından d
Belegt in: terminologie: S. 745 (TRM_2710)terminologie: pençelenme, S. 745
Tanrı ile nesnel varlık dünyasını birbirinden ayıran ve gerçekte bulunmayan simgesel engel. Hak ile kul arasında kimi zulümâttan (karanlıklardan), kimi ise nurdan (ışıktan) engeller (perdeler) vardır.
Belegt in: terminologie: S. 746 (TRM_2717)terminologie: perde, S. 746
Perhiz yapan, marifet kapısının üçüncü makamında tanımlanan perhizin gereklerine uyan kişi. pervane:1. Cem ayinindeki on iki hizmet sıralamasında yer alıp semah yapma görevini yerine getiren kimse. Mü
Auch: perhizkâr
Belegt in: terminologie: S. 746 (TRM_2719)terminologie: perhizli, S. 746
Sema’ Mevlevilerde vardır. Mamafih sema’ı her ayinci yapar. Fakat bu oyun diger oyunlarından farklıdır. Oynayanlar âdeta vecde gelir... Onlarda ilahi bir aşk ve vecd oluşturur. İzleyenler de aynı dere
Belegt in: terminologie: S. 748 (TRM_2726)terminologie: pervaze, S. 748
İlahi dinlerde uluhiyet inancının yanında, melek ve kitaplara iman gibi peygamberlik inancı da temel iman esaslarından olup, İslamda bu doğrultuda diğer peygamberlerle birlikte, Hz. Muhammed’in peygam
Belegt in: terminologie: S. 749 (TRM_2732)terminologie: peygamber, S. 749
Erkanın yürütülmesindeki on iki görevden birini yerine getiren görevli. Bu hizmeti yapana pervane de denilir. Cemin yapılacağını mürşidin emri ile ev ev gezerek tüm canlara duyurur. Canların eksiksiz
Belegt in: terminologie: S. 751 (TRM_2733)terminologie: peyik (pervane-haberci), S. 751
Mürşit karşısında; ayaklar mühürlenmiş, kollar göğüste çapraz, baş öne eğik biçimde gerçekleştirilen yalvarma-yakarma duruşu; niyaz duruşu. Sağ ayak başparmağı, sol ayak başparmağı üzerine konur. Koll
Auch: paymaçan
Belegt in: terminologie: S. 751 (TRM_2736)terminologie: peymançe, S. 751
Dâr’da niyaz duruşu alma. bk. dâr, peymançe peymane:1. Tanrı’nın evi olarak algılanan insanın gönlü. 2. İlahi aşk ve marifetle dolu olan âşıkın/ârifin kalbi/gönlü/ruhu. O, aşk kadehini tâ “Kâlû Belâ”d
Auch: niyaz duruşunu alma
Belegt in: terminologie: S. 751 (TRM_2739)terminologie: peymançeye geçme, S. 751
Tahtacılarda dayanışma içine giren iki aşinadan her biri. Tercüman sırasında pir, aşinalı iki talibi peşine etmek üzere bacılarıyla birlikte karşısına çağırır. Dört can, eşiğe niyaz ederek pirin karşı
Belegt in: terminologie: S. 748 (TRM_2727)terminologie: peşine (peşne), S. 748
İki aşınanın meydana getirdiği dayanışma kurumu. Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre, Alevilikte musahip ve musahiplik durumu çok önemlidir. Aleviliğe kabul töreni olarak algılanan eş meydanı ya da nasip
Belegt in: terminologie: S. 748 (TRM_2728)terminologie: peşinelik, S. 748
Fütüvvet erbabının simgesi durumunda bulunan peştamal kuşanmak, çıraklıktan ustalığa yükselenlere uygulanan bir törenin adı. Bu törende Ahi lideri, işinde ustalaşmış sanatkara, peştamal kuşatır. Sonra
Auch: peştamal kuşanma
Belegt in: terminologie: S. 749 (TRM_2730)terminologie: peştamal, S. 749
XVI. yüzyılda yaşamış, önemli bir Alevi-Bektaşi halk ozanıdır. Öneminin nedeni ise, Alevilik tarihi açısından dönüm noktası sayılabilecek bir olay içerisinde yer alması ve bu olayın yakın tanıklığını
Belegt in: terminologie: S. 753 (TRM_2743)terminologie: Pir Ali, S. 753
Hacı Bektaş Veli’nin çerağcısı olup önde gelen halifelerindendir. Rivayete göre, Konya’da oturmakta olan Sadreddin Konevi, Hacı Bektaş Veli’ye bir dervişini gönderir. “Hünkâr’a çok mecbur olduk, güzel
Belegt in: terminologie: S. 753 (TRM_2747)terminologie: Pir Ebi Sultan, S. 753
Hacı Bektaş’taki ana dergâh. Pir evi, Hacı Bektaş ilçesinin ortasında, ayrı ayrı üç avlu ve bunların çevresinde birçok yapıdan oluşan büyük bir külliyedir. 1964 yılında müze yapılmıştır. Başka bir ifa
Auch: Hacı Bektaş Tekkesipir dergâhı
Belegt in: terminologie: S. 754 (TRM_2749)terminologie: pir evi, S. 754
Bektaşilikte meydandaki makamı ifade eden yere serilmiş post. Meydanda bulunan çeşitli makamlardan biri. Buruda da niyaz olunur. Nasip alan yeni tâlib, rehberin delaletiyle buraya geldiği zaman, rehbe
Auch: Hacı Bektaş postu
Belegt in: terminologie: S. 756 (TRM_2755)terminologie: pir postu, S. 756
Ahmet Yesevi’nin, Anadolu’ya gönderdiği sanılan dervişlerden biri. Ahmet Yesevi’nin Osmancık (Çorum) ilçesine gönderdiği tebliğcisi Koyun Baba ile ilgili söylenceleri vardır. Merzifon (Amasya)’da yaşa
Belegt in: terminologie: S. 760 (TRM_2759)terminologie: Pir-i Baba, S. 760
Farsça, baş keşiş demektir. Kâmil mürşid veya kutb-ı âlem yerinde kullanılan bir tâbirdir. Meyhaneci anlamına da gelen bu kelime, aşk şarabı sunan, Allah sevgisini insanlara öğretmeye çalışan mürşitle
Belegt in: terminologie: S. 760 (TRM_2762)terminologie: pir-i mugan, S. 760
Pir olmanın gereklerini yerine getirme. Peygamber soyundan gelmiş olmayı gerektirir. Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat, nasıl Muhammed-Ali’den kalmışsa pirlik de Muhammed-Ali’den kalmış bir şeydir.
Belegt in: terminologie: S. 760 (TRM_2765)terminologie: pirlik, S. 760
Tarikat yolunda bir aşamayı, bir makamı simgeleyen ve seccade olarak algılanan, pirin, dedenin, ya da babanın oturduğu tabaklanmış, tüylü deri. Postlar, genellikle keçe veya tabaklanmış bol tüylü beya
Auch: erenler postu
Belegt in: terminologie: S. 761 (TRM_2768)terminologie: post, S. 761
Postun simgelediği dereceye, makama ulaşma; bu makamın gereklerini yerine getirmeye hak kazanma. Post sahibi olma. Tekkeye şeyh olma. bk. post, on iki post
Belegt in: terminologie: S. 763 (TRM_2774)terminologie: posta oturma/geçme, S. 763
Geleneksel Türk inançlarından kalma bazı kelimeler, bugün de varlığını korumaktadır. Tanrılardan olan ve çocukları koruyan Umay Ana, bugün umacı adıyla yaşamaktadır. Ocak ve aile tanrısının bugün de g
Belegt in: terminologie: S. 751 (TRM_2740)terminologie: pınar anası, S. 751
Zâtın, ruhi veya cismani gayp varlıklarına olan nisbeti bakımından, Hakk’ın bir ismidir. Tüm varlıklar ve şeyler Allah’ın bir ismine bağlıdır. Allah’ın ismi Rab (kayıran) ona bağlı olan şey ise merbûb
Belegt in: terminologie: S. 765 (TRM_2779)terminologie: Rab, S. 765
Veli, ermiş. Allah dostu, Allah’ı bilen, tanıyan ve ona amelen ve fikren yakın olan kimse demektir. İlim ve dinde derinleşmiş, ilmini hayatına geçirmeye muvaffak olmuş kimselere de rabbani adı verilir
Belegt in: terminologie: S. 765 (TRM_2780)terminologie: rabbani, S. 765
Rablerin rabbi yani, terbiye edenlerin terbiye edicisi Tanrı. Rabbu’l-Erbab, gayelerin gayesi ve bütün isimlerin menşei olan ilk belirlenme ve ism-i a’zam itibariyle, Hak’dır. Bütün istekler ona yönel
Belegt in: terminologie: S. 765 (TRM_2783)terminologie: rabbu’l-erbab, S. 765
Başlangıçta Zeyd b. Ali’den ayrılan ilk İmamilere, daha sonra bütün Şii fırkalar ile Şii unsurları taşıyan bir kısım Bâtıni gruplara verilen isim. Zeyd b. Ali’nin Emevilere karşı başlattığı isyan esna
Auch: rafazarafıza
Belegt in: terminologie: S. 766 (TRM_2788)terminologie: S. 766 (TRM_2789)terminologie: Rafizilik, S. 766terminologie: Rafizilik, S. 766
“Tanrı’nın evi” olarak algılanan insan gönlündeki akıl. Kimi inanca göre insan gönlü, kutsal bir şehirdir, mekandır; bu şehrin iki sultanı vardır: Aklı temsil eden “rahmani sultan”, nefsi temsil eden
Belegt in: terminologie: S. 768 (TRM_2794)terminologie: rahmani sultan, S. 768
Peygamber için kullanılan bu ifade, Kur’an-ı Kerim’deki bir ayette geçmektedir. Bu ayette (Enbiya/107): “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” buyrulmaktadır. Bundan da anlaşılıyor ki, Hz. Muhamm
Belegt in: terminologie: S. 768 (TRM_2796)terminologie: rahmeten lil âlemîn, S. 768
Kâmil insan olmak için yola giren, dört kapı kırk makam eğitimini alarak üç terkten geçip seyr-i süluk yolculuğuyla kendini “Enel Hak” noktasına taşımak isteyen yol eri.
Auch: rehrevan
Belegt in: terminologie: S. 768 (TRM_2797)terminologie: rahrevan, S. 768
Sema, deveran. Topluca zikir yapılıp ilahiler okunurken bir halka oluşturan dervişlerin otururken veya ayakta iken yaptıkları ritmik hareketler. ram:1. Tarikat yolcusunun, bütün varlık ve benliği ile
Belegt in: terminologie: S. 769 (TRM_2801)terminologie: raks, S. 769
Kimi İslam öncesi Türk boylarında rakı, ocağa, Ocak Tanrısı’na veya ateşe sunulan kansız bir kurbandır; ecdat ruhlarına ve onların temsilcileri olan tuslara sunulan ve adanan bir şeydir. Bu mezarlara
Belegt in: terminologie: S. 768 (TRM_2799)terminologie: rakı adama, S. 768
Efsanevi bir kuş. Cebrail Mi’raç gecesi Hz Peygamberi gidebileceği son noktaya kadar götürdü. O noktadan ileriye geçmesine müsade edilmediğinden ondan sonra Refref geldi. Hz. Peygamberi alıp Allah’ın
Belegt in: terminologie: S. 769 (TRM_2810)terminologie: refref, S. 769
Varlıklardan ve zatî emirlerden olan ilahi makam. Cebrâil aklın, refref aşkın simgesidir. Akıl insanı Allah’a belli bir ölçüde yaklaştırır ama O’na erdiremez, sâliki Hakk’a ulaştıran aşktır.
Belegt in: terminologie: S. 769 (TRM_2811)terminologie: refref-i â’lâ, S. 769
Musahiplik töreni sırasında, kefenler giydirildikten sonra karı-koca iki talipten kadına yol abdesti aldıran ve ona bilmesi gerekenleri bir kez daha hatırlatan kadın rehber.
Belegt in: terminologie: S. 770 (TRM_2814)terminologie: rehber bacı, S. 770
Musahiplik töreni sırasında kefenler giydirildikten sonra karı-koca iki talipten kadına yol abdesti aldıran ve ona bilmesi gerekenleri bir kez daha hatırlatan erkek rehber.
Belegt in: terminologie: S. 771 (TRM_2816)terminologie: rehber dede, S. 771
Yolda, tarikatta öğretim yolunu açan kapılar sıralamasında yer alan ilk kapı. Bektaşiler rehberliğin Hz. Peygamber’i simgelediğini belirtirler. Naci Orhan bu konuda şunları aktarır: “İkrara bağlıyan,
Belegt in: terminologie: S. 771 (TRM_2817)terminologie: rehber kapısı (rehber postu), S. 771
Kimi Alevi bölgelerinde rehber makamı olarak kabul edilen Ali Postu. Genellikle çerağ tahtının sağ yanında bulunur. bk. Ali postu rehber sahibi olma:1. Hak yolunda kılavuz edinme. 2. İmam Câfer’in Men
Belegt in: terminologie: S. 771 (TRM_2818)terminologie: rehber postu, S. 771
Beşeri bağlar, ilişkiler ve adetler gibi anlamlara gelir. Tasavvufta renk ve renksizlik deyimleri çok kullanılır. Aleviler, beyaz rengi Hz. Muhammed’e, al rengi Hz. Ali’ye, siyahı Hz. Fâtıma’ya, açık
Belegt in: terminologie: S. 771 (TRM_2822)terminologie: S. 771 (TRM_2823)terminologie: renk, S. 771terminologie: renk, S. 771
Hacı Bektaş Veli’nin meşhur halifelerindendir. Bir gün Hünkâr’ın huzurunda otururken diğer halifelerin Veli’den icazet alarak dağıldıklarını düşünür. Resul’ün düşündükleri kendisine malum olan Hünkâr
Belegt in: terminologie: S. 772 (TRM_2826)terminologie: Resul Baba, S. 772
Temiz ruh, manen temiz, pak can. rıdvan:1. Razı olma, kabul etme, hoşnutluk. 2. Cennetin muhafızı olan, kapısında bekleyen melek. 3. Cennet’in izdüşümünün kimliklendirilmiş biçimi olarak algılanan Hz.
Belegt in: terminologie: S. 772 (TRM_2829)terminologie: revan-ı pak, S. 772
Halkın hakkındaki söylediklerine aldırmadan gönlünce hareket edip keyfince davranan, içi irfanla süslü, ilimle dolu olduğu halde halktan biri gibi sade yaşayan, görünüşe önem vermeyip dünya işlerine s
Belegt in: terminologie: S. 775 (TRM_2845)terminologie: rind, S. 775
Nefsi eğitmek üzere onu aç, susuz ve sevdiği şeylerden mahrum bırakmaya riyazet denir. Alevilikte riyâzet, tarikat yolcusunun Tanrı dışındaki bütün varlıklardan ilgisini keserek iradesini, kendisinde
Belegt in: terminologie: S. 775 (TRM_2848)terminologie: riyazet, S. 775
İlahi alemdengeldiğine, ölümsüz olduğuna, ilk yaratılış sırasında Tanrı’nın kudret eliyle yoğurduğu insan çamuruna kendisinden nur kattığına inanılan, geçici bir süre için insan bedenine girerek ona d
Belegt in: terminologie: S. 776 (TRM_2852)terminologie: ruh, S. 776
Ruhun, geçici bir süre kaldığı bedenden ayrılarak yine geçici bir süre için kalacağı yeni bir bedene, varlığa geçmesine ruh göçü adı verilir. İslamiyet bunu kabul etmezken nadir de olsa kimi Alevi gru
Belegt in: terminologie: S. 776 (TRM_2853)terminologie: ruh göçü, S. 776
Düş, uyku halinde zihinde beliren düşünceler ve olaylar. Rüya üç çeşittir. Allah’tan olan rüya, melekten olan rüya, şeytandan olan rüya. Birincisi açık olduğu için yoruma ihtiyaç yoktur. İkincisi rüya
Belegt in: terminologie: S. 776 (TRM_2864)terminologie: rüya, S. 776
XII. yüzyılda Seyyid Ahmet Rıfai (ö. 1182) tarafından Irak’ta kurulan bir tarikat. ‘Rıfaa’ kabilesinden olduğu için bu adı almış olup kendisi aktab-ı erbaa (dört kutub)’dan biri sayılır. Soyu Hz. Ali
Auch: RufaiyyeRıfaiye tarikati
Belegt in: terminologie: S. 773 (TRM_2832)terminologie: Rıfailik, S. 773
Rıza
ONT_K2060 · ungeprüft · Konfidenz 0.5 · seed
Einwilligung und Gottgefallen; Grundlage der alevitischen Gemeinschaftsordnung.
Tarikat, yol. rıza lokması:1. Cem töreni esnasında pişirilen kurbandan ya da kurban kesilmeyen cemlerde, evlerden getirilen ekmek ve çöreklerin doğranarak karıştırılmasıyla elde edilen yiyecekten yene
Belegt in: terminologie: S. 774 (TRM_2836)terminologie: rıza kapısı, S. 774
Aynı gece yola alınan çiftler için, bir yıl sonra dede köye geldiğinde yapılan yeni bir cemle dâr’a çekme durumu. Korkmaz’a göre, dedelerin köylere gelmesini izleyen cemlerdeki dâr’a çekmeler, bir yıl
Belegt in: terminologie: S. 774 (TRM_2837)terminologie: rızalaşma, S. 774
Hasan Sabbah’ın başkanlığında gelişen Bâtıniliğin ilk biçimi… Bâtınilik İslam disiplini içinde bu mezheple gelişmeye başlamıştır. Hicretin beşinci yüzyılında bir İsmailiyye devleti kuran Hasan Sabbah’
Auch: FedaviyyeHaşhâşiyyeSeb’iyye
Belegt in: terminologie: S. 777 (TRM_2869)terminologie: Sabbahiyye, S. 777
Verdiği sözde durma. sabreden derviş muradına ermiş:1. Sabreden dervişin, erdemlere kavuşacağını dile getiren Bektaşi özdeyişi. 2. Burada derviş, hem fakir kimse, hemde sufî anlamına gelir. Her ikisi
Belegt in: terminologie: S. 778 (TRM_2872)terminologie: sabit kadem, S. 778
Başa gelen bela ve sıkıntılardan dolayı Allah’tan başka kimseye şikâyetçi olmama, sızlanmama, yakınmama, kendine acındırmama. Kul, karşılaştığı sıkıntı ve belaların verdiği üzüntüyü sadece Allah’a arz
Belegt in: terminologie: S. 777 (TRM_2870)terminologie: sabır, S. 777
Marifet kapısının dördüncü makamında açıklanan; 1. Bir olgunluk belirtisi ve bir basamak olarak algılanan, Allah’tan başka kimseye yakınmama. 2. Kutsal gerçeğe giderken aceleci olmama, taşkınlık yapma
Belegt in: terminologie: S. 778 (TRM_2871)terminologie: sabır gösterme, S. 778
Tarikat içerisinde kendi doğasıyla buluşarak yapaylıktan ve süsten arınmış olan. safa nazar:1. Mürşid bakışı. Mürşidin gösterdiği ilgi. 2. Mürşidin yol evladını olgunlaştırıcı, onun gönlünü açıcı bakı
Belegt in: terminologie: S. 779 (TRM_2882)terminologie: saf, S. 779
Şeyh Safiyyüddin Erdebilî (ö.1334) tarafından kurulan tarikat. İlhanlılar döneminde yaşamış olan Şeyh Safiyyüddin (Safi), uzun araştırmalardan sonra 1276 yılında Hazar Denizi’nin güney kıyısında Gilan
Auch: Safeviyye
Belegt in: terminologie: S. 779 (TRM_2884)terminologie: Safevilik, S. 779
Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın, aynı dereceye gelmesidir. Kutsuz yıldızlar olan Zühal ve Mirrih (Merih), aynı dereceye gelirse “kıran-ı nahseyn” yani iki uğursuz, kutsuz yıldızın bir araya gelm
Belegt in: terminologie: S. 786 (TRM_2891)terminologie: sahib kıran, S. 786
Kâinatın sahibi anlamında Allah, Tanrı. sahibi kalp:1. Gönlündeki irfan sermayesini dili ile anlatamayan kişi. 2. Gönül dilinden anlayanlar, gönül adamları. bk. ehli dil
Belegt in: terminologie: S. 786 (TRM_2898)terminologie: sahibi kâinat, S. 786
Zamanın sahibi, o zamanın kutbu. Bu tâbir, zamanın etkisinden kurtulmuş, geçmiş, gelecek düşüncesinden sıyrılmış, ân-ı vâhidi yakalayan ve onu sürekli yaşayan kişidir. O bu durumuyla zamanı aşmıştır.
Belegt in: terminologie: S. 787 (TRM_2902)terminologie: sahibi zaman, S. 787
Hislerini yitirip vecd ile cezbeye kapılarak kendinden geçen arifin yeniden kendine gelmesi durumu. saka:1. Dergâhın içme ve kullanma suyunu taşıyan derviş. 2. Cemde dağıtılacak şerbetleri hazırlar ve
Belegt in: terminologie: S. 787 (TRM_2903)terminologie: sahv, S. 787
Mevlevihanelerde ve Bektaşi tekkelerinde suculuk görevini yapanların oturdukları yere verilen addır. Saka postu mutfak kapısının yanıbaşında bulunurdu. saka suyu:1. Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit olm
Belegt in: terminologie: S. 787 (TRM_2904)terminologie: saka postu, S. 787
Cem töreni esnasında görevli olan on iki hizmet sahibinden biri. Cemden önce şerbet hazırlar. Şerbetleri ve suları kaplarına doldurup hazır hale getirir (Nevruzda süt hazırlar). Cem süresince susayan
Belegt in: terminologie: S. 787 (TRM_2905)terminologie: sakacı, S. 787
Kimi Alevi-Bektaşi gruplarında sakal ve bıyık kesilmez. Sebep olarak da her şeyden önce ilâhi yaradılışa uymak olarak gösterilir. Hatta bunlar içerisinde az da olsa sakalını kesmeyenler de vardır. Hz.
Belegt in: terminologie: S. 787 (TRM_2906)terminologie: S. 787 (TRM_2907)terminologie: sakal ve bıyık kesmeme, S. 787terminologie: sakal ve bıyık kesmeme, S. 787
Güzel Şah’tan bize bir dolu geldi Bir sen iç efendim bir de bana ver Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den geldi Bir sen iç efendim bir de bana ver Payım gelir erenlerin payından Muhammed neslinden Ali soyundan
Auch: şerbetçi
Belegt in: terminologie: S. 788 (TRM_2910)terminologie: saki, S. 788
Saki olmanın gereklerini yerine getirme. Sakinin işi, görevi. sakinâme:1. Divan şairlerinin saki ve şarabın övülmesi ve sakiden şarap istenmesi konusunda yazdıkları manzumeler hakkında kullanılan bir
Auch: Şemsilik
Belegt in: terminologie: S. 788 (TRM_2909)terminologie: sakilik, S. 788
Namaz hakkında yazılan eserlere verilen ad. Bu hususta pek çok manzum ve mensur eser yazılmıştır. Edebiyatımızda salatnâme türünde yazılan en güzel eser, Kaygusuz Abdal’ın hece vezniyle yazdığı manzum
Belegt in: terminologie: S. 789 (TRM_2912)terminologie: salatnâme, S. 789
Tarikat yolcusunun, manevi yönden arınmayı sağlamak için geçmesi gereken dereceler sıralamasında yer alan; kişisel niteliklerden sıyrılma, tanrısal varlığın özünde ölümsüzlüğe ulaşmayla belirgin mutla
Belegt in: terminologie: S. 790 (TRM_2919)terminologie: salt gerçeklikler aşaması, S. 790
Şeyhzâde Cem’in buyruğu ile Ebul-Hayr Rûmi tarafından yazılan; Sarı Saltuk’un yaşamını, amacını, gösterdiği kerametleri ve içinde yaşadığı toplumsal olayları anlatan ve daha çok rivayete dayanan eser.
Belegt in: terminologie: S. 790 (TRM_2922)terminologie: saltuknâme, S. 790
Hz. Nuh’un oğlu Sam’dan türediklerine inanılan beyaz ırkın Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerin toplandığı kol. samt:1. Dilin afetlerinden korunmak üzere, az konuşmak veya sü
Belegt in: terminologie: S. 791 (TRM_2925)terminologie: S. 837 (TRM_3183)terminologie: Sami, S. 791terminologie: şâmî, S. 837
Hacı Bektaş Veli’nin özel işlerini yürüten ve seyahatlerinde daima yanında bulunduğu, hatta ibriktarlığını yaptığı rivayet edilen çok sevdiği sırdaş halifelerinden biri. Hacı Bektaş Veli Velâyetnâmesi
Belegt in: terminologie: S. 791 (TRM_2931)terminologie: S. 791 (TRM_2932)terminologie: Sarı İsmail Sultan, S. 791terminologie: Sarı İsmail Sultan, S. 791
Malum olduğu üzere yatırlara karşı gösterilen saygı, onlarda bulunduğuna inanılan sıhri kudrete karşı gösterilen bir saygıyı ve boyun eğmeyi ifade etmekte ve Alevi inancında önemli bir yer tuttuğu bil
Belegt in: terminologie: S. 792 (TRM_2934)terminologie: Sarı Kız, S. 792terminologie: Sarı Kız, S. 793
XIII. yüzyılda yaşadığı bilinen Sarı Saltuk, ölümünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen hâlâ Anadolu, Rumeli ve Balkan Türklerinin gönlünde ve hafızasında yaşamaktadır. En doğuda Diyarbakır ve Tunc
Belegt in: terminologie: S. 794 (TRM_2938)terminologie: Sarı Saltuk, S. 794
Hacı Bektaş Veli hakkında söylenmiş bir rivayettir. Anlatıldığına göre, bir gün Sulucakarahöyük’te sığırları gütme sırası Hacı Bektaş’a gelir. Sığırları güderken “Sarı İnkar” adında birinin öküzünü ku
Belegt in: terminologie: S. 794 (TRM_2937)terminologie: S. 794 (TRM_2939)terminologie: Sarı Öküz (Sarı’nın Öküzü), S. 794terminologie: Sarı Öküz (Sarı’nın Öküzü), S. 794
Kavuk, börk, külah, fes gibi başlıklar üzerine sarılan tülbent veya şal. Sarık, kimseyi ayıplamamayı, “yetmiş iki milleti bir gözle görmeyi” simgeler. Baba olunca taçlarının alına yakın kısmına 3-4 pa
Belegt in: terminologie: S. 795 (TRM_2941)terminologie: sarık, S. 795
Saz çalıp nefes söyleyen hizmet sahibi, zâkir. Bazı Alevi ve Bektaşi topluluklarında buna zakir denir. Cem toplantılarının en önemli hizmetlerinden birini görür. Çaldığı nefesler, deyişler, buyruklarl
Belegt in: terminologie: S. 796 (TRM_2947)terminologie: sazandar, S. 796
Tarikat kapısının üçüncü makamında yer verilen; cinsiyet farklarının ortadan kaldırılması bağlamında “kadının dişiliğinin ve erkeğin kişiliğinin” yok edilmesi olarak algılanan sembolik “çâr darp” erkâ
Belegt in: terminologie: S. 778 (TRM_2876)terminologie: saçını giderme, S. 778
Ahiliğe girmek isteyen kişiye nefes vermesi, uğur getirmesi için özel bir törenle seçtirilen, yol gösterici simgesel kimse. sâğar:1. Gayp nurlarını görmeye ve manaları idrak etmeye yarayan şeye, sâğar
Belegt in: terminologie: S. 785 (TRM_2887)terminologie: sağ yoldaşı, S. 785
Hz. Ali’nin bir taraftan ilah, diğer taraftan mehdi olduğuna (onun ölmediğine ve kıyamet gününden önce çıkarak yeryüzünde adalet kuracağına) inanan topluluk.
Auch: Sebeiyye
Belegt in: terminologie: S. 797 (TRM_2955)terminologie: Sebeiler, S. 797
Şeyh Süleyman Sebsebi tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Rıfaiyye tarikatının kollarından biri. bk. Rıfailik seccade:1. Namaz kılmaya mahsus dikdörtgen şeklinde küçük boyutlu halı, yaygı, namazlı
Belegt in: terminologie: S. 797 (TRM_2958)terminologie: Sebsebiyye (Şebseviyye), S. 797
Nusayrilerce yedi inci yıldızlar. Bu topluluk, “eytam-ı hamse”ye Muhammed ve Selman’ı da eklemekle oluşan grup. İnanca göre bununla yedi kat göklerin makamları onaylanmaktadır. bk. eytam-ı hamse
Belegt in: terminologie: S. 796 (TRM_2952)terminologie: seb’atü’l-kevâkibi’d-dürriyye, S. 796
Fâtiha sûresi. Bu surenin diğer adı. Tekrarlanan yedi ayet. 1. Ayn ve ilim mertebelerindeki yedi çeşit zuhuru bakımından Hakk’ın zâtı. 2. Yedi ayetten oluştuğu, iki rekatta tekrar edildiği için bu sur
Belegt in: terminologie: S. 797 (TRM_2954)terminologie: seb’ul-mesânî, S. 797
Şeyhler, dervişler hakkında kullanılan bir tabirdir. Bunlar, tekkelerde seccade veya post üzerinde oturdukları için bu adla anılmışlardır. bk. post-nişin secde:1. Namazda ve niyaz ayinlerinde makama y
Belegt in: terminologie: S. 797 (TRM_2959)terminologie: seccade-nişin, S. 797
Suç işleyen Bektaşilerin ceza olarak boyunlarına astıkları taş. Bu taş, şeriattan bir taş koparan, yani İslama aykırı bir davranışta bulunup suç işleyenlere asılırdı. Bektaşilerin bunu Hz. Musa hakkın
Belegt in: terminologie: S. 799 (TRM_2966)terminologie: sekil, S. 799
Sekiz cenneti, sekiz cennetin sekiz kapısını ya da sekiz adını simgeleyen sayı. Kimi Alevi-Bektaşi deyişlerinde “cennet”e işaret edilerek telmih sanatı yapılır. Nesîmî, aşağıdaki deyişinde “günahlarım
Belegt in: terminologie: S. 799 (TRM_2968)terminologie: sekiz, S. 799
Uçmak ve bahçe anlamına gelen sekiz cennetin olduğuna inanılır. Yunus Emre bir şiirinde “Kasteder sekiz uçmağı nur idüp nura katmağa” der. İnanca göre sekiz cennet şunlardır: Dârül cemal, Dârüs selam,
Belegt in: terminologie: S. 800 (TRM_2970)terminologie: S. 800 (TRM_2975)terminologie: sekiz cennet, S. 800terminologie: sekiz cennet, S. 800
İnsanın kendisini kötülüğe zorlayan sekiz şey. Bunlar: İstemezlik, büyüklenme, şehvet, hırs, nefis, sevicilik, gazap ve gönül kırmadır. Başka bir rivayette de bu sekiz buyruk şu şekilde geçmektedir: İ
Belegt in: terminologie: S. 800 (TRM_2971)terminologie: sekiz tutku, S. 800
Tahtacıların bir kolu olan Çaylaklar arasında ve bir kısım Alevi bölgelerinde gençlerin oynadığı semâa Düzlemece, orta yaşlarda olanların oynadığına Sekmece, ihtiyarların oynadığı semâa da Kırklar sem
Belegt in: terminologie: S. 800 (TRM_2974)terminologie: sekmece, S. 800
Bektaşiliğin ve Bektaşilerin Hz. Hüseyin’e olan bağlılığı, onun uğradığı büyük zulme karşı duyulan acı ve bunu yapanlara beslediği nefret ve lanet hisleri, yolun önemli bir ilkesidir. Her gün su içerk
Belegt in: terminologie: S. 798 (TRM_2964)terminologie: sekâhüm sırrı, S. 798
Kimi Alevilere göre, batıniliğin dereceleri sıralamasında yer alan; zâhirden batına geçiş ve Tanrı ile bütünleşmeyle belirgin, her türden dini yükümlülüğün ortadan kalktığı derece.
Belegt in: terminologie: S. 801 (TRM_2976)terminologie: selh, S. 801
Cemlerde meydanı süpürmek, el suyu dökmek ve sofraları serip yemek süresince ihtiyaçları karşılamakla görevli hizmet sahibi. Tahtacı kültüründe eskisi gibi içeri kurbanları yapılmadığı için hizmet sah
Belegt in: terminologie: S. 801 (TRM_2977)terminologie: selman, S. 801
Hz. Muhammed’in sahâbesinden ve Hz. Ali’nin dostlarından biri. Hz. Muhammed’in, Selmân hakkında “Selman, bizden ehlibeyttendir.” dediği nakledilir. Bu nedenle Alevi-Bektaşiler arasında önemli bir yere
Belegt in: terminologie: S. 802 (TRM_2979)terminologie: Selmân-ı Farisi, S. 802
İşitme, musiki dinleme, güzel ses ve nağmelerle coşup vecde gelerek raksa girme ve dönme anlamlarına gelir. Sema, Anadolu’da Aleviler arasında semah tarzında söylenir. Kimi sufiler semai (musikiyi) bi
Belegt in: terminologie: S. 803 (TRM_2984)terminologie: sema, S. 803
Cemaatin ve dedenin önünde semah dönmeye hazır olduğunu bildirmek için, niyaz ederek meydanın ortasına gelip ayaklar mühürlenmiş, kollar göğüste çapraz ve baş öne eğik durma. bk. semah
Belegt in: terminologie: S. 807 (TRM_2987)terminologie: semah dâr’ına durma, S. 807
Semah dönülürken belli bir ezgi ile okunan nefes. Tarikatın temel ritüellerinden biri olup Türkçe icra edilen cemin önemli bir parçası olan semahlar müzikle iç içedir. Şâhî’den bir semah örneği sunalı
Belegt in: terminologie: S. 808 (TRM_2992)terminologie: semah nefesi, S. 808
Baş. “Ser çeşme”, “ser deste”, “ser tarîk”, “ser verip sır vermeme”, “ser verip sır vermeyen serverdir” sözlerinde yer alır. Alevilerin “tarik” dedikleri aşamaya da bu ad verilir. Tarikatta kaynağın b
Auch: ser desteser tarik
Belegt in: terminologie: S. 809 (TRM_2997)terminologie: S. 845 (TRM_3220)terminologie: ser, S. 809terminologie: şer, S. 845
Başını verip gizemini açıklamama. Tasavvufta sırların saklanması çok önemlidir. Sır, anlatılamadığı için değil, anlayan olamadığı için başkasına söylenmez. bk. sır saklama
Belegt in: terminologie: S. 809 (TRM_3000)terminologie: ser verip sır vermeme, S. 809
Bir topluluğun önderi, başkanı anlamındamürşid, dede, baba. bk. mürşid, dede, baba serçeşme:1. Suyun başı, kaynak, pınar. 2. Yolun asıl kaynağı, yolun en ulu piri anlamında Hacı Bektaş Veli. 3. Tarika
Belegt in: terminologie: S. 809 (TRM_3001)terminologie: sercem, S. 809
Önder, ulu, rehber, baş. settar:1. Örten, saklayan, kapatan, gizleyen. 2. Allah (c.c.)’ın isimlerinden biri. sevgi:1. İnsanları birleştireceğine inanılan duygusal güç. 2. Su, toprak, hava ve ateşi bir
Belegt in: terminologie: S. 810 (TRM_3004)terminologie: server, S. 810
Boğayla sembolize edilen burç; Boğa burcu. Zodyak, insan biçiminin göklere yansımasından kaynaklanan bir “burç insanı”dır; sevr, bu “burç insanı”nın yaratıcı coşkusunu anlatan boynunu ve boğazını tems
Belegt in: terminologie: S. 810 (TRM_3005)terminologie: sevr, S. 810
Kılıç. Seyfi (Seyfiler):1. Hz. Muhammed’in Hz. Ali’ye kılıç vermesini bir gelenek halinde yaşatan ve kılıç kuşanan, zalimlere ve nefsi isteklerine karşı savaş verenlerin bağlı bulunduğu Ahilik kolu. 2
Belegt in: terminologie: S. 810 (TRM_3007)terminologie: seyf, S. 810
Tanrı’ya, Tanrı ile ve Tanrı’dan yapılan yolculuk. Bir isteklinin (tâlip) bir hükümden bir başka hükme, bir halden bir başka hale geçmesidir. Bu tamamen manevi bir gidiştir. Süluk edenin (hakikat yolu
Belegt in: terminologie: S. 810 (TRM_3008)terminologie: seyr, S. 810
Allah yolundaki tarikat yolcusunun çeşitli aşamaları (dört kapı kırk makam) geçerek Allah’a varması ve Allah’tan halka dönmesi için yaptığı manevi yolculuk. Başka bir ifade ile müridin dervişliğe başl
Belegt in: terminologie: S. 811 (TRM_3011)terminologie: seyrü sülûk, S. 811
Seyrü sülûk yolculuğuna hazır duruma gelmiş canın, bu durumunun kanıtlanması bağlamında yalnız başına kalarak kendini dinlemesi biçiminde gerçekleştirilen çile. bk. seyr ü sülûk
Belegt in: terminologie: S. 812 (TRM_3013)terminologie: seyrü sülûk çilesi, S. 812
Bir derviş ya da cana, bir haberin ulaştırılması ve onların ziyaret edilmesi görevini yapan kişi. seyyah çıkarma:1. Bir can ya da bir dervişe bir görevin yapılması, bir haberin ulaştırılması ya da öne
Belegt in: terminologie: S. 812 (TRM_3014)terminologie: seyyah, S. 812
Hz. Muhammed soyundan gelen kimse. Hz. Muhammed’in çocukları ve torunları; Hz. Ali’nin eşi Hz. Fâtıma’dan olan bir soyu oluşturur. Önceleri, Hz. Hüseyin soyundan olanlara “seyyit”, Hz. Hasan soyundan
Belegt in: terminologie: S. 812 (TRM_3017)terminologie: seyyid, S. 812
Kendisi hakkında bir Velayetnâme bulunduğu gibi, efsanevî hayatı hakkında da halkın sözlü rivayetlerinde oldukça zengin bir yerinin olduğu bilinmektedir. Bektaşiler içerisinde yer alan Çelebiler ve Ba
Belegt in: terminologie: S. 812 (TRM_3018)terminologie: S. 813 (TRM_3020)terminologie: Seyyid Ali Sultan, S. 812terminologie: Seyyid Ali Sultan, S. 813
Hacı Bektaş ilçesindeki Pir Dergâhı’na bağlı, halifelik makamı olarak algılanan, Dimetoka’daki tekke. bk. Kızıl Deli
Belegt in: terminologie: S. 814 (TRM_3021)terminologie: S. 814 (TRM_3023)terminologie: Seyyid Ali tekkesi, S. 814terminologie: Seyyid Ali tekkesi, S. 814
Hacı Bektaş Veli’nin çok sevdiği, devamlı yanında oturttuğu, Cemalim Cemalim diye sırtını sıvazladığı ve birçok özel görevler verdiği baş halifelerinden biri. Rivayete göre, Hünkâr, Cemal Seyyid’i, ha
Belegt in: terminologie: S. 814 (TRM_3022)terminologie: Seyyid Cemal Sultan, S. 814
Kerbelâ’da yetişen bir ağaç türü. Kimi Tahtacı aşiretleri, eskiden Kerbelâ’ya gittikleri zaman orada yetişen “seze” ağacından bir arşın uzunluğunda bir değnek alırlar ve bununla erkân yaparlardı. Bu a
Belegt in: terminologie: S. 815 (TRM_3028)terminologie: seze, S. 815
Hariciliğin ana kollarından biri. Sa’lebe b. Mişkân veya Sa’lebe b. Âmir’e nisbetle anılan bu grup, Acâride ile aynı görüşte iken kâfirlerin çocukları yanında müminlerin çocuklarına da büluğ çağına er
Auch: Ahnesiyye
Belegt in: terminologie: S. 796 (TRM_2951)terminologie: Seâlibe (Seâlibiyye), S. 796
Otuz iki. Hurufilikte, varlık türlerini özünde topladığına ve kutsal olduğuna inanılan sayı. Kimi mutasavvıflara göre otuz ve otuz iki kutsal sayıdır. Özellikle Hurufi mezhebinde otuz iki harfin ayrı
Belegt in: terminologie: S. 822 (TRM_3085)terminologie: si vü dü, S. 822
Cennette bir ağaç. Yaratılmışların Allah’a doğru giderken ulaşabileceği son nokta. Bundan sonrası sadece Allah’a mahsustur. Sidreden sonrasına ulaşmak mümkün değildir. Zira mahluk burada mahv olmuş, t
Auch: sidre-i münteha
Belegt in: terminologie: S. 821 (TRM_3073)terminologie: Sidretü’l-Münteha, S. 821
Kimi yörelerde düşkün olan canın “kaldırılması” veya cezalı olan bir canın görgüsü sırasında, Meydan’da ona çektirilen ceza ve uygulamalar. (Çelik vurma, ateşe bastırma, sözlü olarak paylama gibi)
Belegt in: terminologie: S. 822 (TRM_3080)terminologie: sitem, S. 822
Sitem cezasına çarptırılmış olma. sitem hakkı:1. Çektirilen sitem sonrasında alınan maddi (para, mal vs.) değerlerdir. Yani verilen ceza bedelinin tahsilidir. Sitem hakkını, sitemi çeken kişi pire ver
Belegt in: terminologie: S. 822 (TRM_3081)terminologie: sitem görme, S. 822
Yanınyatır Ocağı’na bağlı bir Tahtacı oymağıdır. Bunlar eskiden İzmir dağlarında, Sivrihisar’da, Kemal Paşa taraflarında ve Urfa havalisinde bulunurlardı. Bu oymağın bir kısmı da Midilli’de yaşardı.
Belegt in: terminologie: S. 822 (TRM_3084)terminologie: sivri külahlı oymağı, S. 822
Seyyidlik beratı. Seyyidliği sabit olanlara nakibü’l-eşraf tarafından verilen berat. Yapılan detaylı tetkikler neticesinde, seyyid oldukları kesin olarak tespit edilenlere nakîbü’l-eşraf mahkemesinde,
Belegt in: terminologie: S. 822 (TRM_3088)terminologie: siyadet hücceti, S. 822
Hz. Muhammed’in hal tercümesi ile uğraşan ilim dalının adı. Hz. Muhammed’in hayatını, peygamber olarak eylemlerini ve sahip olduğu değerleri anlatan eser.
Belegt in: terminologie: S. 823 (TRM_3090)terminologie: siyer, S. 823
Bilgiyle, bilimle yıkanma yeri anlamında kulaktan beslenme mekânı, eğitim mekânı. Sofra Bektaşilerde yoğun bir biçimde eğitim yapılan mekândır. Bu nedenle Bektaşi sofrasına “Ali Sofrası” denir. Bu sof
Belegt in: terminologie: S. 823 (TRM_3094)terminologie: sofra, S. 823
Cem törenindeki on iki hizmet sıralamasında yer alıp sofraların serilmesi, dağıtılması ve sonunda da toplanması ile ilgili görevleri yerine getiren kişi. Yemek boyunca sofradakilere hizmet eder. Tahta
Belegt in: terminologie: S. 824 (TRM_3097)terminologie: sofracı, S. 824
Sûfî, veli, ermiş karşılığında kullanılır. Tasavvufta; 1. Takva sahibi, samimi dindar, dini konularda duyarlı kişi. 2. Mutaassıp, ham ruhlu, dinin özünden habersiz, şekilci ve katı kişi. 3. Dinin buyr
Auch: sofuluk
Belegt in: terminologie: S. 824 (TRM_3099)terminologie: sofu, S. 824
Dedenin (dede yoksa mürebbinin veya babanın) ceme başlamadan önce talipler arasında dargın olanlar veya herhangi bir suçu olanlar varsa, bunları meydana çağırıp sorgulaması. Kişi gelir her şeyi açık a
Belegt in: terminologie: S. 825 (TRM_3106)terminologie: sorgudan geçirme, S. 825
Bir ailenin kökenini ve daha sonraki hısımlık, akrabalık bağları içindeki gelişimini kesintisiz biçimde ortaya koyan ve bir zincirin halkaları biçiminde algılanan çizelge, liste. soyunma:1. Bir dergâh
Belegt in: terminologie: S. 825 (TRM_3109)terminologie: soy zinciri, S. 825
2. Aleviler, özellikle de Tahtacılar için su önem arzetmektedir. Kerbelâ’da şehit edilen İmam Hüseyin ve arkadaşlarının susuzluktan kıvranmaları, onların hatıralarında hala canlı bir şekilde yaşamakta
Belegt in: terminologie: S. 825 (TRM_3112)terminologie: su, S. 825
Kara kilim, siyah zemin. Açık olmadığı için “heyula” adı verilen “heba” ya sübha denir. Hebanın varlığı kendi nefsiyle değil, suretlerledir. Heba, güneş ışığındaki ince toza denir. Sübha, bir hadis-i
Belegt in: terminologie: S. 826 (TRM_3114)terminologie: subha, S. 826
Medine’de Hz. Muhammed döneminde, onun tarafından yaptırılan mescidin hemen yanında inşa edilen “suffe” adı verilen mekanda barındırılarak eğitilen kimsesiz ve ihtiyaç sahibi genç Müslümanlar.
Belegt in: terminologie: S. 826 (TRM_3118)terminologie: suffe ehli, S. 826
Kırklar meclisinin toplandığı yer. sufi:1. Gönlü saf kişi. 2. Nefsinden fani, Hak ile bâkî. 3. Zâhirde halk ile batında Hak ile olan. 4. Sükût ettiği halde muhatabın sırrını okuyan. 5. Nefsinde ölen H
Belegt in: terminologie: S. 827 (TRM_3120)terminologie: suffe-i safa, S. 827
Hariciliğin ana kollarından biri. Ziyâd b. Asfar veya Abdullah b. Asfar et-Temîmî’ye nisbet edilen, günah işleyenleri müşrik kabul etmekle birlikte muhaliflerin kadın ve çocuklarını öldürmeyi caiz gör
Belegt in: terminologie: S. 827 (TRM_3125)terminologie: Sufriyye, S. 827
Zeydiye’nin kollarından bir tanesidir. Kurucusu, Süleyman b. Cerir ez-Zeydi’dir. Bunlar Ebubekir ve Ömer’in halifeliğini kabul ederler. bk. Zeydiye süluk:1. Bir tarikata bağlanan kişinin, belli bir me
Belegt in: terminologie: S. 828 (TRM_3139)terminologie: Süleymaniyye (Cerîriye), S. 828
Alevilerin ve Bektaşilerin yaşadığı kimi bölgelerde bu terimin üç farklı anlamda kullanıldığı ifade edilmektedir: 1. Hz. Muhammed’in söz, davranış, uygulama ve onayları. 2. Hz. Ali soyundan gelen imam
Belegt in: terminologie: S. 829 (TRM_3143)terminologie: sünnet, S. 829
Hz. Muhammed’in sünnetini takip eden ve Müslümanların büyük çoğunluğunun görüşlerini sürdürenler, “ehlisünnet ve’l-cemaat” veya kısaca “Sünni” adıyla anılagelmişlerdir. Bunların savunduğu görüşler ve
Belegt in: terminologie: S. 829 (TRM_3144)terminologie: Sünnilik, S. 829
Süpürge erkanı bildiğimiz sıradan süpürgelerle yapılır. Fesleğenden süpürge şeklinde örülmüş demetlerle yapılması daha makbuldür. Yeterince fesleğen bulunmayan yerlerde bir kaç dal fesleğen ve diğer ç
Auch: ferraş rüknüferraş-ı Selman
Belegt in: terminologie: S. 830 (TRM_3148)terminologie: S. 830 (TRM_3149)terminologie: süpürge erkanı, S. 830terminologie: süpürge erkanı, S. 830
Cem evinin sürekli temiz tutulmasından sorumlu olan hizmet sahibi. Cem yapılacağı zaman cem evini silip süpürür temizler. Cemin yapılması için hazır hale getirir. bk. ferraş Mümin olan mü’min nice olm
Belegt in: terminologie: S. 829 (TRM_3145)terminologie: süpürgeci, S. 829
Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin. sıdk:1. Tarikata, yola candan bağlanma. 2. Yalandan başka bir şeyin insanı kurtaramayacağı hallerde bile doğruluktan ayrılmama, doğru olanı söyleme. 3. Kişinin inancında şüp
Belegt in: terminologie: S. 815 (TRM_3029)terminologie: sıbteyn-i mükerremeyn, S. 815
Yol erinin, kalabalık içinde başka bir yol erine kendini ya da bir şeyi anlatırken kullandığı ve yalnızca kendilerinin anladığı simge/ sembol dili. sır etme:1. Duyulması istenmeyen bir düşünce ya da o
Belegt in: terminologie: S. 816 (TRM_3038)terminologie: S. 816 (TRM_3042)terminologie: sır dili, S. 816terminologie: sır dili, S. 816
Yol, tarikat bilgisini dışarıya açmama. Sofinin gerek kendisine verilen le-dünnîsırları, gerekse tarikat sırlarını dışarıya açmayarak kendi bünyesinde eritmesi esastır. Alevilik, “sır tutmayı” çok öne
Auch: sır tutma
Belegt in: terminologie: S. 816 (TRM_3041)terminologie: sır saklama, S. 816
Kimi dergâhlarda kanun çerâğının karşı tarafında (odanın öbür tarafında) tek bir çerağ bulundurulur. Buna “sirac-ı münir” denir ki, bu özel olarak Hz. Ali için konulurdu.
Belegt in: terminologie: S. 817 (TRM_3044)terminologie: S. 822 (TRM_3078)terminologie: sıracı münir, S. 817terminologie: siracı münir, S. 822
Bu kelimenin anlamı üzerinde birçok farklı görüş olmakla beraber, kabul gören ve bilineni sırrını açmak, gizliliği kaldırmak, anlamında oluşu ve böyle kullanılışıdır. Öyle anlaşılıyor ki sıraç toplulu
Belegt in: terminologie: S. 817 (TRM_3045)terminologie: sıraç, S. 817
Kimi tahtacılara göre, Hz. Muhammed, Mirac’da dört kat göğe çıktı, her birine selam verdi. Birincide Âdem’i buldu ki bu sırr-ı vücut’tur. İkincide İsa’yı buldu ki bu sırr-ı ruh’tur. Üçüncüde Yusuf’u b
Auch: sırrı melei alasırrı ruhsırrı vücut
Belegt in: terminologie: S. 819 (TRM_3050)terminologie: sırrı cemal, S. 819
Rivayete göre kimi yörelerde Kırklar Cemi’nde, Hz. Fâtıma’nın dağıttığı suya izafeten, cemlerde sırsuyu hizmetinin, Hz. Fâtıma’yı temsilen, tercümanını okuyarak bir bacının yaptığına inanılır. Sırsuyu
Belegt in: terminologie: S. 820 (TRM_3067)terminologie: sırsuyu, S. 820
Büyük ocaklara bağlı olan küçük ocaklar için kullanılan bir terim. tabiat:1. Yaratılış, huy, seciye, karakter. 2. Varlıkların ve nesnelerin tümü; doğa.
Belegt in: terminologie: S. 852 (TRM_3268)terminologie: tabi ocak, S. 852
İslamda sahabe devrinde yaşamış ve sahabeyi görmüş olan Müslüman; Hz. Muhammed sonrası ikinci nesle tabi kişi. Sahabe devrinde değil de Tâbiîn devrinde yaşamış olana ise Tebei Tâbiîn adı verilir.
Belegt in: terminologie: S. 852 (TRM_3270)terminologie: tabiîn, S. 852
Kimi ibadetlerin yerine getirilebilmesi için gereken el, ağız, burun, yüz, kol ve ayağın yıkanması ile başa ve enseye ıslak el gezdirme ve kulağı temizleme biçiminde gerçekleştirilen küçük temizlenme;
Belegt in: terminologie: S. 859 (TRM_3287)terminologie: taharet-i suğra (abdest), S. 859
İçini kötü huylardan, yanlış inançlardan arındırmış kimse. Allah’ın vesvese ve şeytani fikirlerden koruduğu kişi. tahkik:1. Tarikat yolcusunun, yol erinin, her türlü dini uygulamanın özündeki gerçeği,
Belegt in: terminologie: S. 859 (TRM_3288)terminologie: tahir’ül-bâtın, S. 859
Bektaşilikte meydandaki makamların en büyüğüdür. Diğer makamlarda olduğu gibi burada da niyaz olunurdu. Tarikata yeni giren kişi, rehberinin delâleti ile buraya geldiğinde, ona burası şu şekilde tanıt
Belegt in: terminologie: S. 859 (TRM_3289)terminologie: taht, S. 859
Orta Asya kandaş kavimlerinde toplum önderinin kurmaylığını yapan askeri kimlikli eren ve erlerin elindeki metal kılıcın dönüşüme uğramış biçimi olarak algılanan; söylence zemininde, söylence kimlikle
Belegt in: terminologie: S. 859 (TRM_3290)terminologie: tahta kılıç, S. 859
Günümüzde Anadolu’da Tahtacılar olarak bilinen bu topluluğun Oğuz Türkmenlerinden olduğu kabul edilmektedir. Bunlar Osmanlı arşivlerinde “cemaat-ı tahtacıyân” olarak geçer. Batı AnaTahtacılar dolu ve
Auch: Ağaçeriler
Belegt in: terminologie: S. 859 (TRM_3291)terminologie: Tahtacılar, S. 859
İnancını, yer ve zamana göre saklayarak, taşıdığının aksine bir inancı sergileme. Tarihte siyasi ve toplumsal baskı altında tutulan grupların, temelinde karşı tarafı aldatma bulunan takiyye prensibine
Belegt in: terminologie: S. 861 (TRM_3295)terminologie: takiyye, S. 861
Gerdanlık takma, taklit etme anlamında Arapça bir ifade. İnsanın yapmasında, etmesinde ve konuşmasında başkasına uyması. Başkasını taklit edene mukallit (taklitçi) denir. Tasavvuf ıstılahında taklit;
Belegt in: terminologie: S. 861 (TRM_3298)terminologie: S. 861 (TRM_3299)terminologie: taklit, S. 861terminologie: taklit, S. 861
Olduğu gibi görünmeyen, iki yüzlü kimseye yol-tarikat dilinde verilen ad. bk. taklit takva:1. Dinin bütün hükümlerini eksiksiz ve sürekli olarak titiz bir şekilde uygulama. Takva, kişinin kendini kims
Belegt in: terminologie: S. 862 (TRM_3300)terminologie: S. 862 (TRM_3303)terminologie: taklitçi, S. 862terminologie: taklitçi, S. 862
Kimi yörelerde meydanın, maddi ve manevi tüm kirlerden ve pisliklerden arındırılması için carıcı tarafından sürülmesi işlemi. bk. carı Tanrı:1. Kendiliğinden var olan, varlığı kendisinden başka bir va
Belegt in: terminologie: S. 863 (TRM_3309)terminologie: tam carı, S. 863
Cehennem demektir. Karac’oğlan der ki doğru yürürler Tamuya girmezler uçmağa girerler Karacoğlan Gece gündüz işleri isyan kamu Korkarım yerleri ola tamu Süleyman Çelebi
Belegt in: terminologie: S. 863 (TRM_3307)terminologie: tamu, S. 863
XIII. yüzyılın sonlarıyla XIV. yüzyılın başlarında yaşamış Türkmen babası. Aynı zamanda ünlü sufi şair Yunus Emre’nin de şeyhi olması hasebiyle oldukça iyi bilinen bir şahsiyettir.
Belegt in: terminologie: S. 864 (TRM_3320)terminologie: Tapduk Emre (Tapduk Baba), S. 864
Mersin bölgesindeki Tahtacılarda cenazenin yıkanma sırasında, abdesti bozulmasın diye, yıkayan kişi tarafından ölünün altının silindiği bez. Bu bez önceden hazırlanıp cenazeyi yıkayacak kişiye verilir
Belegt in: terminologie: S. 864 (TRM_3322)terminologie: tarak bezi, S. 864
Kimi Tahtacı bölgelerinde cem esnasında sohbetin tadını kaçıracak derecede sarhoş olanın ayinden çıkarılması, “taranma” kelimesi ile ifade edilirdi. Bir kez taranan kimse yedi ceme katılamazdı.
Belegt in: terminologie: S. 864 (TRM_3323)terminologie: taranma, S. 864
Hz. Ali’nin, Hz. Peygamberin kendisine “Ben öldükten sonra kimseye kılıç çekmeyesin” şeklindeki vasiyeti üzerine, Zülfikâr’ı Necef Denizi’ne atarak onun yerine kullandığı ve kılıç kadar keskin olduğu
Belegt in: terminologie: S. 865 (TRM_3326)terminologie: tarik çalma, S. 865
Bektaşilikte tarikat abdesti rehber tarafından aldırılır. Tarikata ilk girişte ve birde musahiblik ikrarında olmak üzere iki kere alınır. Esas adı ikrâr abdestidir. İkrarda alınan abdest, iki şekilde
Belegt in: terminologie: S. 866 (TRM_3328)terminologie: S. 866 (TRM_3330)terminologie: tarikat abdesti, S. 866terminologie: tarikat abdesti, S. 866
Dört kapı temel ilkesinin ikincisidir. Bektaşiliğe girmenin yolları, töreleri, ilke ve kuralları ile bir mürşide bağlanma kuralı öğretilir. Bu aşamadaki kişiye yol oğlu denir. Mürşid, tarikat düzenind
Belegt in: terminologie: S. 867 (TRM_3331)terminologie: tarikat kapısı, S. 867
Abdest ve tevbeden sonra rehberin imamlığında kılınan iki rekat namaz. Tarikat namazı, cemin açılışında mürşidin imamlığında yine kılınır. Tarikat namazının önemini rehber, tâlibe şöyle açıklar: -Ey T
Belegt in: terminologie: S. 867 (TRM_3333)terminologie: tarikat namazı (evrad namazı), S. 867
Bir kısım Tahtacı zümrelerinde resmi nikâhın ardından dedenin bulunduğu yerlerde gelinin oğlan evine getirildiği günün gecesinde; bulunmadığı yerlerde ise dedenin geldiği zamanlarda yakın akrabaların
Belegt in: terminologie: S. 867 (TRM_3334)terminologie: tarikat nikâhı, S. 867
Kimi bölgelerde, cemdeki oniki hizmet sıralamasında ilk sırada gösterilen; tarikatın kurallarını, törelerini, ilkelerini öğretme ve uygulama görevini yerine getiren cana verilen ad.
Belegt in: terminologie: S. 868 (TRM_3344)terminologie: tarikçi, S. 868
İslam geleneğinde içsel arınma ve temizliğe önem vererek hakikati kavramaya ve kurtuluşa ulaşmaya çalışan, Allah insan ilişkisinde mistik yaklaşımları ön plana çıkaran düşünce sistemini ifade eder. İs
Auch: sufizm
Belegt in: terminologie: S. 869 (TRM_3359)terminologie: tasavvuf, S. 869
Eğitim aşamaları sıralamasında yer alan ve “bulmak” olarak algılanan, “bilgi kişinin davranışına yansımazsa onun malı olmaz” anlayışını dışa vuran ikinci aşama.
Belegt in: terminologie: S. 869 (TRM_3361)terminologie: tasnif, S. 869
Daha çok adak kurbanı olarak kesilir ve Cebrail adı verilir. bk. horoz, tavşan taylasan:1. Sarığın yukarıdan bırakılıp sarılmayan kısmına denir. Bu ya sağa ya da sola sarkıtılır. Bazen iki taylasan ol
Belegt in: terminologie: S. 872 (TRM_3370)terminologie: tavuk, S. 872
Arka bacakları uzun, koşucu, kemirgen ve kürklü memeli bir hayvan olan tavşan, Aleviler tarafından sevilmez, eti yenmez ve uğursuz sayılır. Kur’an’da genel anlamda eti yenmesi yasak olan hayvan, “domu
Belegt in: terminologie: S. 870 (TRM_3365)terminologie: tavşan, S. 870
Tanrı’nın dostlarına bahşettiği kerametlerinden biri de, Miraç gecesinde Hz. Muhammed’in yaşadığı türden olmak üzere, onlara bir anda uzun mesafeler kat’ ettirmesidir. Zaman ve mekanla kayıtlı insan b
Belegt in: terminologie: S. 872 (TRM_3371)terminologie: tayyi mekan (tayyi zaman), S. 872
Ermişler. bk. tayyi mekan (tayyi zaman) taziye:1. Yakınını kaybeden birinin acılarını paylaşma. 2. Kerbelâ olayı ile ilgili olarak genellikle, muharrem ayında düzenlenen yas niteliğindeki dini içerikl
Belegt in: terminologie: S. 873 (TRM_3374)terminologie: tayyi zaman erbabı, S. 873
Yemek. Tarikat yolundaki edepler arasında az yemek önemlidir. Allah’ın rahmetinin erenlerin, ulu kişilerin üzerine üç yerde indiği nakledilir ki bunlar; 1. Yemek yedikleri zaman; onlar yemeği yeterinc
Belegt in: terminologie: S. 851 (TRM_3265)terminologie: taâm, S. 851
Bektaşilikte önemli bir yere sahip olan taç, kubbesi on iki terkli (dilimli), başa geçen alt kenar kısmı (lengeri) ise dört parçalı beyaz keçeden yapılmış bir başlıktır. Kızılbaşlarda da baş giyiminin
Auch: kızılbörk
Belegt in: terminologie: S. 852 (TRM_3275)terminologie: S. 853 (TRM_3277)terminologie: taç, S. 852terminologie: taç, S. 853
Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre tevhitte, kutsal olarak algılanan tarikat ulularının adlarının anıldığı, kıta aralarında cemaatin “Lâ ilâhe illâllah/İllâllah Şah illâllah” diyerek vecd ve huşu içinde
Belegt in: terminologie: S. 854 (TRM_3280)terminologie: taçlama düvazı, S. 854
Dedenin karısı. Kadınların cem yönetiminde dedelik, babalık yapmaları yaygın değildir. Kimi ocaklarda özellikle Cumhuriyetten önce olmak üzere, zorunlu durumlarda başka dede yoksa yarım kalan cemleri
Belegt in: terminologie: S. 858 (TRM_3282)terminologie: taçlı bacı, S. 858
Kâmil insanın bir halden diğer bir hale geçmesi, bir aşamadan başka bir aşamaya atlaması. teber:1. Uzun bir bastona geçirilmiş ince bir baltadır ki, Osmanlı ordusunda savaş aleti olarak kullanılmıştır
Belegt in: terminologie: S. 873 (TRM_3375)terminologie: tebdil olma, S. 873
Yüz çevirme, uzak durma, düşman bilme. Alevilik ve Bektaşiliğin temel ilkelerinden biri durumunda bulunan; Hz. Muhammed, ehlibeyt ve ehlibeyt soyundan gelenlere ve bunları sevenlere düşmanlık gösteren
Belegt in: terminologie: S. 873 (TRM_3376)terminologie: teberra, S. 873
Babası Hakk’a yürüyen bir canın yeni bir babaya bağlanması. tecella:1. Görünme, görüşme, niyazlaşma. 2. Mürşide görünme, onu yürekte, gönülde duyma. tecella gezme (dolaşma):1. Görüşerek, niyazlaşarak
Belegt in: terminologie: S. 874 (TRM_3381)terminologie: tecdidi vuzu, S. 874
Çaylaklarda (Tahtacılarda) içeri cemlerinde yerine getirilen bir uygulama. Cemin sonunda cemdeki bütün bacılar dedenin izniyle tecelleye kalkar; en önde dedenin eşi, onun arkasında hizmet sahiplerinin
Belegt in: terminologie: S. 874 (TRM_3382)terminologie: tecelle, S. 874
Tanrısal görünüşün bilincine varma. bk tecelli tecelligâh:1. Yaratıcının varlığının belirdiği, ilahi gücün göründüğü yer. 2. Bu anlamda insan gönlü. bk. tecelli
Belegt in: terminologie: S. 875 (TRM_3384)terminologie: tecelli neşesi, S. 875
Yaratıcıya ait adların etkisinin müminin kalbinde, gönlünde hissedilmesi. Tanrı’nın güzel isimlerinden birinin, kulun kalbine açılması. Bu tecelli meydana gelince kul, o ismin nurları altında öylesine
Belegt in: terminologie: S. 875 (TRM_3387)terminologie: tecelli-i esma, S. 875
Allah’ın bir ışık gibi varlığını açık olarak duyurması. Bu tabir daha çok nur adını alan varlığın ortaya çıkışı için kullanılır. Yani tecelli-i şuhudi, Hakk’ın yaratmış olduğu kâinatta, isimlerin orta
Belegt in: terminologie: S. 875 (TRM_3389)terminologie: tecelli-i şuhudi, S. 875
Tarikat yolcusunun, yol erinin dışını mal ve mülkten, içini de karşılık bekleme anlayışından arındırması ve gönlünü tamamıyla Tanrı sevgisine adaması. Tecrid, mâlik olmama, tefrîd, memlûk olmamaktır.
Belegt in: terminologie: S. 876 (TRM_3395)terminologie: tecrid-tefrid, S. 876
Tarikat yolcusunun, içe kapanarak gönlündeki ve evrendeki tanrısal tecelliler üzerinde düşünceye dalması. Tarikat yolcusu burada yaratıcının zatını değil, nimet ve kudretlerini düşünür. Mutasavvıflar
Belegt in: terminologie: S. 876 (TRM_3396)terminologie: tefekkür, S. 876
Manen yükselen sâlikin, ruhi bir miraç yapması, ulvî-süflî bütün âlemlerde yolculuk etmesi, her şeye yukarıdan bakması. Başka bir ifade ile manevi olgunluğa ulaşan tarikat yolcusunun, yol erinin ruhun
Belegt in: terminologie: S. 876 (TRM_3397)terminologie: teferrüc, S. 876
Açıklama, keşfetme, örtülü ve kapalı bir şeyi açığa çıkarma, açma ve aydınlatma. “Tefsir ilmi” ise Kur’an’ın anlam ve hükümlerini inceleyip yorumlayan ilmi disiplini ifade eder. Kur’an ayetlerinin man
Belegt in: terminologie: S. 877 (TRM_3399)terminologie: tefsir, S. 877
Kimi tarikat, yol törenlerinde ve kurban tığlanırken, özel bir ezgiyle okunan Allah’ı, Muhammed’i, Ali’yi ve piri ululama duası; tekbir duası. Tekbir getirilen duayı, kurban tekbiri, hırka tekbiri ve
Belegt in: terminologie: S. 877 (TRM_3400)terminologie: tekbir, S. 877
Antalya, Burdur ve Isparta yöresinde yaşayan kimi Alevi Yörüklerce kutsal olarak görülen bir hayvan. Teke yöresinde yaşayan bazı Yörük grupların halk ezgilerine, oyunlarına teke havaları adı erilir. A
Belegt in: terminologie: S. 877 (TRM_3404)terminologie: teke, S. 877
Genellikle bir erkek bir kadın, bazen iki kadın tarafından dönülen, ağırlama bölümü bulunmayan yalın bir semah türü. tekke:1. Tasavvuf erbabının, oturup kalkmalarına, sülûk çıkarmalarına, âyin yapmala
Belegt in: terminologie: S. 877 (TRM_3405)terminologie: tekeleme, S. 877
Yeniçeri Ocağı’nın kırkıncı ortası hakkında kullanılan bir deyim. tekkenişin:1. Bir tekkede posta oturan en üst yetkili. 2. Tekkede yatıp kalkan orada ikamet eden dervişler. bk. post-nişin
Belegt in: terminologie: S. 878 (TRM_3407)terminologie: tekke ortası, S. 878
Tekkede manevi olarak yükselme eğitiminden geçen dervişler, tekkenin çeşitli hizmetlerini görürler. Bu arada yeme, içme, barınma gibi ihtiyaçlarını da orada giderirlerdi. Atasözünün ortaya çıkışının a
Belegt in: terminologie: S. 878 (TRM_3408)terminologie: tekkeye hizmet eden tekkeden geçinir, S. 878
İkrar ayininin kolları sıralamasında yer alan ve ikrar ayininin belli ölçülerde yinelenmesi biçiminde gerçekleştirilen bir tören. telkin:1. Cenaze defnedildikten sonra, imamın kabir suali ile ilgili o
Belegt in: terminologie: S. 878 (TRM_3409)terminologie: tekvin töreni, S. 878
Kimi Tahtacı gruplarında, temrenin (derinin üzerinde kızarıklık ve küçük su kabarcıkları şeklinde görülen, tedavi edilmezse değişik bölgelere yayılabilen bir deri hastalığı) tedavisi için gidilen ocak
Belegt in: terminologie: S. 879 (TRM_3414)terminologie: temre ocağı, S. 879
Ruh göçü. Bir bedenden ayrılan ruhun başka bir bedene girmesi. İlk dönem İslami geleneğe yabancı olmasına rağmen bu kavram, sonraki dönemlerde bazı Şii ekollerde (özellikle Hindistan civarında) yaygın
Auch: reenkarnasyon
Belegt in: terminologie: S. 879 (TRM_3418)terminologie: tenasüh, S. 879
Hırkanın tamamlayıcı parçaları, tennure ve haydariyedir. Tennure, ince bir kumaştan yapılan düz yakalı, kollu, önü yukarıdan aşağıya açık, geniş uzun etekli bir entaridir. Düz beyaz renklisi daha makb
Belegt in: terminologie: S. 884 (TRM_3419)terminologie: tennure, S. 884
Bazı Tahtacı gruplarında tercüman kesmekle yükümlü olan musahip adaylarının veya düşkünlüğü kaldırılacak olan kişilerin cemde kurban kesmesi. terk:1. Tarikat ehlinin başlığında bulunan kabarık dilimle
Belegt in: terminologie: S. 885 (TRM_3426)terminologie: tercümandan geçme, S. 885
Üç terk sıralamasında son sırada yer alıp geçici olarak algılanan ve terk edilen bu dünyanın ötesinde ahiretin de terk edilmesiyle ulaşılan, kişinin özünde Allah’a ait nurdan başka bir şeyin bulunmama
Belegt in: terminologie: S. 885 (TRM_3430)terminologie: terki terk, S. 885
Ufuklara doğru bazen dalarsın Hayalini bilmem nerde ararsın Kendini daima niçün yorarsın Ayrılık yükünün sikletinden mi Teselli ararken sen bu yuvada Kemal’i şu mısra koydu merakta “Nermin yavrum” diy
Belegt in: terminologie: S. 886 (TRM_3439)terminologie: terlik, S. 886
Namazın kılınış sırasına uyma. tesbih:1. Allah’ın yüceliğini, yaratıcılığını düşünerek ona şükretme. Zikirde Allah’ın isimlerinden bir veya birden fazlası, gizli veya açık olarak anılmasına rağmen, te
Belegt in: terminologie: S. 886 (TRM_3435)terminologie: tertip, S. 886
Cebecioğlunun verdiği bilgiye göre eskiden türbelerde, türbedarlar hastalanan küçük çocukları okur, daha sonra iri taneli tesbihi yere atıp, çocuğu üç defa basmadan üzerinden atlatırdı. Nazardan ve ha
Belegt in: terminologie: S. 886 (TRM_3436)terminologie: tesbihten geçme, S. 886
Kimi Tahtacı gruplarında cenazeyi kaldırmadan önce kendi aralarında ağıt söyleme adetleri vardır. Cenaze töreni tamamlanıp defin işlemleri bittikten sonra da gerek yas yerinde, gerekse kendi aralarınd
Belegt in: terminologie: S. 886 (TRM_3438)terminologie: teselli, S. 886
Tasavvuf dilinde, kendini Tanrı’ya teslim etme. Bir şeyi sahibine verme demektir. Tarikatta mürşide kendini verme ona biat etme anlamında kullanılır. Özellikle Bektaşiler bu terimden teslim halkası (k
Belegt in: terminologie: S. 887 (TRM_3442)terminologie: teslim, S. 887
Mücerret canların kulaklarına taktıkları “mengüş” adı verilen küpe. Bu küpeyi ilk uygulayanın Balım Sultan olduğu nakledilir. Mücerret kolundaki dervişlerin kulakları delik ve küpeli idi. İnanışa göre
Belegt in: terminologie: S. 887 (TRM_3443)terminologie: teslim halkası, S. 887
“1-1,5 cm. kalınlığında, önyüzü biraz dışa doğru tümsek, kenarlarında on iki muntazam hilal şeklinde çukurluğu olan, 5-15 cm. çapında bir taştır.” İçi yuvarlak, aşağıya doğru delinir ve buradan geçiri
Belegt in: terminologie: S. 887 (TRM_3445)terminologie: teslim taşı, S. 887
Düşkün duruma düşene öngörülen en küçük ceza. teveccüh:1. Mürşidin bütün manevi gücünü müridin kalbi üzerine yöneltmesi ve bu sebeple ona aktarması. Bu, müridin ruhunda filizlenmelere sebep olacak bir
Belegt in: terminologie: S. 888 (TRM_3449)terminologie: tevbih, S. 888
Hz. Muhammed’i, ehlibeytini ve ehlibeytinden gelen soyunu sevme, onlara bağlanıp itaat etme, onların gittiği yolu takip etme, aynı zamanda onları sevenleri sevip onlara dost olanlara dost olma ilkesid
Belegt in: terminologie: S. 888 (TRM_3450)terminologie: tevellâ, S. 888
Ehlibeyt ve ehlibeyt soyundan gelenler ile onları sevenleri sevip ehlibeyt ve ehlibeyt soyundan gelenler ile bunları sevenlere düşmanlık gösterenleri sevmeme. Kimilerine göre bahsettiğimiz bu anlam Te
Belegt in: terminologie: S. 889 (TRM_3453)terminologie: S. 889 (TRM_3454)terminologie: tevellâ ve teberrâ etme, S. 889terminologie: tevellâ ve teberrâ etme, S. 889
Sufi kalbinin safa durumuna göre, Kur’an-ı Kerim’i her okuyuşta, farklı farklı mana doğuşlarıyla karşılaşır ki, buna, tasavvufi planda te’vil denir. Kimi bölgelerde Alevi düşüncesinin temel taşlarında
Belegt in: terminologie: S. 892 (TRM_3457)terminologie: tevil, S. 892
Kerbelâ olayında, söz verdikleri halde, Hz. Hüseyin’e yardım etmeyen, faciadan sonra da bu duruma pişmanlık duyup, Şam’daki Emevi yönetimine ayaklanan siyasi bir akım. Diğer bir ifade ile Kerbelâ vak’
Belegt in: terminologie: S. 892 (TRM_3459)terminologie: tevvâbîn (tevvâbûn), S. 892
Kefenleme işi tamamlandıktan sonra Bakara sûresinin 255, 285, 286. ayetleri ile Fâtiha sûresi okunur, ardından salavat getirilerek tabuta konur. Kapak kapatıldıktan sonra tezkiye yapmak için en kıdeml
Belegt in: terminologie: S. 892 (TRM_3460)terminologie: tezkiye, S. 892
Nusayrilerce “Muhammed’in dokuz varlığı” yani dokuz defa kalıp değiştirmesi anlamına gelen bir terim. Nusayriler bu cümleyi Muhammed’den Muhammed’e “minel Muhammedi ilâ Muhammedi’t-taki” şeklinde ifad
Belegt in: terminologie: S. 895 (TRM_3474)terminologie: tis’atü kıbâbü’l-Muhammediye, S. 895
Tasarlayarak adam öldürdüğü için düşkün olana ceza olarak kılıç vurma. Bile bile adam öldürmenin günahı değnek vurmakla ortadan kalkmaz; bu nedenle ona, kılıçla vurularak daha acılı bir ceza uygulanır
Belegt in: terminologie: S. 894 (TRM_3469)terminologie: tiğ çalma, S. 894
Dört kapının sonuncusu olan Hakikatın birinci makamı, toprak olmaktır. Toprak olmaktan maksat alçak gönüllü olmaktır. Bir Bektaşi önderine göre Bektaşi olmak, şefkatte güneş gibi olma, cömertlikte su
Belegt in: terminologie: S. 895 (TRM_3476)terminologie: toprak olma, S. 895
Şeriat kurallarına, yaygın töre ve geleneklere aldırmazlıklarıyla bilinen, yün ya da at kılından dokunmuş giysiler giyen, gönül zenginliğini her şeyin üstünde tutan Kalenderi dervişler kolu.
Belegt in: terminologie: S. 895 (TRM_3478)terminologie: torlaklar, S. 895
Alevi-Bektaşi kültüründe kutsallık atfedilerek anılan bir kuş. Sesi güzel iri yapılı göçmen kuşu. Bazılarının boyu, uçarken 1,5 m.’ye kadar uzayabilir. En meşhur olanı “telli turna”dır. Telli turna da
Belegt in: terminologie: S. 899 (TRM_3484)terminologie: turna, S. 899
Alevilerde turna sesi Hz. Ali’nin sesi olarak kabul edilir. Kimi Tahtacılar bu durumu; Şah-ı Merdan’ın avazı / Turna denen kuştadır diyerek ifade ederler. bk. turna, turnalar semahı, tavşan
Belegt in: terminologie: S. 901 (TRM_3485)terminologie: turna sesi, S. 901
Yaygın olarak oynanan, turnanın duruşunu, yürüyüşünü, uçuşunu ve kanat çırpışını simgeleyen hareketlerle belirgin bir ağır semah türü. Halk edebiyatında turna kuşunun, özgün bir yere sahip olduğu görü
Belegt in: terminologie: S. 901 (TRM_3486)terminologie: S. 901 (TRM_3487)terminologie: turnalar semahı, S. 901terminologie: turnalar semahı, S. 901
Kendini bilme eylemine giren insanın eğitim meydanında dengeli olmasını, dengeli davranmasını simgeleyen kimse. Tuzun simgesel anlamı nedeniyle özellikle Bektaşilikte eğitim mekanı olarak algılanan so
Belegt in: terminologie: S. 902 (TRM_3488)terminologie: tuz, S. 902
Allah’ın iradesine uyma, ibadet etme. Allah’ın rızasına uygun düşen her söz, hal, hareket, ibadet. taayyün:1. Vahdet-i vücuta göre, zattan ilk ortaya çıkan, beliren varlık mertebesine, ta’ayyün-i evve
Belegt in: terminologie: S. 851 (TRM_3266)terminologie: tâat, S. 851
Tarikat yaşamında önemli bir yeri bulunan bir olayı, bir günü kutlamak, bir kimseyi anıp ona saygı göstermek ya da bir hizmete, bir hizmetin aşamalarına başlamak için yapılan dini toplantı ve bu topla
Belegt in: terminologie: S. 896 (TRM_3480)terminologie: tören, S. 896
Bilinçli bir şekilde yapılmaması gereken bir şeyi yapan bilerek kötülük eder; bu nedenle böylelerinin pişmanlığına höşgörü gösterilemez, algısını dışa vuran Alevi-Bektaşi özdeyişi.
Belegt in: terminologie: S. 899 (TRM_3482)terminologie: tövbenin tövbesi olmaz, S. 899
Tarikat, yol uluları, erenler, veli oldukları düşünülen kişiler için üstü kapalı olarak yapılmış mezar. Bir ermişin ve yatırın kabrinin bulunduğu üstü kapalı mekan, ziyaret yeri.
Belegt in: terminologie: S. 902 (TRM_3492)terminologie: türbe, S. 902
Türbeye bakan, türbeyi bekleyen kişilere denir. Bu görevliler, türbenin temizlik, açılıp kapanması gibi çeşitli işlerine bakarlar. Türbedâr olsun bana bir pîr-i mey-hor ü garîb Nezr-i serhoşân ile ol
Belegt in: terminologie: S. 902 (TRM_3494)terminologie: türbedar, S. 902
Bir hayvanı kurban kesme. Genellikle kurban, “tercüman”, “lokma” ve “rıza lokması” gibi adlarla, kurban kesme ise, çoğu zaman “tığlama” tabiri ile ifade edilir. Kurbanlar tığlanup gülbeng çekildi Gafl
Belegt in: terminologie: S. 894 (TRM_3467)terminologie: tığlama, S. 894
Kulun, kişisel isteklerinden öte Cennet umudu ve Cehennem korkusundan da sıyrılarak tüm varlığı ile kendini Tanrı yoluna vermesi. Allah nasıl kişinin Rabb’ı ise, kişinin de O’na öylece kul olmasıdır.
Belegt in: terminologie: S. 903 (TRM_3498)terminologie: ubûdiyet, S. 903
Ulu ozan nitelemesi, daha çok Alevi çevrelerde geçerlik gören ve “7” kutsal sayısıyla birlikte “Yedi Ulu Ozan” şeklinde kullanılan bir kavram. Geleneğe göre bu ozanlar şunlardır: Nesimî, Hatayî (Şah İ
Belegt in: terminologie: S. 904 (TRM_3505)terminologie: ulu ozan, S. 904
Yaş ve maneviyat bakımından yüce olanların gönül alçaklığı göstermeleri veya birtakım nedenlerden ötürü düşkün bir hale gelmeleri durumunda, onlara karşı büyüklenmemeyi tavsiye eden bir atasözü.
Belegt in: terminologie: S. 904 (TRM_3507)terminologie: ulular köprü olsa basıp geçme, S. 904
Mana ve ömür zenginliğine sahip kişilerin nasihatleri dirilticidir, dünya devam ettikçe de diriltmeye devam edecektir. İşte bu sebeple uluların tecrübe ve akıl ürünleri, ihtiyaç duyanlara fayda sağlay
Belegt in: terminologie: S. 904 (TRM_3508)terminologie: uluların sözü yere düşmez dünya durdukça, S. 904
Bu söz, kalbi selim sahibi, şefkat, merhamet madeni olgun kişileri akla getirir. Kendisinden sürekli güller çıkan, ama üzerine çöp ve pislik atılan merhametli kişi mum gönüllüdür, yani aydınlatmaya de
Belegt in: terminologie: S. 905 (TRM_3510)terminologie: ulunun gönlü mum gibi gerek, S. 905
Marifet kapısının beşinci makamında açıklanan; yakışıksız davranışlardan ve uygunsuz işlerden kaçınma ya da kınanma, ayıplanma endişesiyle bir şeyi yapmaktan ya da yapmamaktan sıkılma durumu. uyandırm
Belegt in: terminologie: S. 905 (TRM_3514)terminologie: utanma, S. 905
Halka karışmamak, onlardan ayrı yaşamak, inzivaya çekilmek. Tasavvufta, günaha girmemek, daha çok ve daha samimi ibadet etmek için toplumdan ayrılıp ıssız ve kimsesiz yerlere çekilip tek başına yaşama
Auch: vihdet
Belegt in: terminologie: S. 905 (TRM_3520)terminologie: uzlet, S. 905
Elini, dilini, belini kötü kullanan kimse uğru olarak kabul edilir. Uğru, kötü, uğursuz, yol-yolak dışı, kem kişilere verilen addır. Dört kapı, kırk makam, on yedi erkânda uğrunun yüzü karadır. Uğru,
Belegt in: terminologie: S. 903 (TRM_3501)terminologie: uğru, S. 903
Bazı Tahtacı zümrelerinde muharrem orucunun son gününde 24 saat süresince tutulan oruç. Herhangi bir dileği olanlar orucun son gününde oruçlarını açmazlar; o gün akşam saz çalıp nefes söylerler, semah
Belegt in: terminologie: S. 904 (TRM_3502)terminologie: uğundurma, S. 904
Birlik, teklik, bir ve tek olma. Çeşitli anlamlarda kullanılır. 1. Tanrı’ya yakın olma, Tanrı ile bir olma. 2. Tanrı ile baş başa kalmak için uyku durumuna geçme, bir başına yalnız kalma. Sufiler, mür
Belegt in: terminologie: S. 915 (TRM_3557)terminologie: vahdet, S. 915
Murat ve maksadın birliği. Kulun kendi irade, düşünce ve arzusunu Allah’ınki ile birleştirmesi yani O’na bağlamasıdır. Böylece iki irade birleşmiş tek bir irade olmuştur. Ancak burada gerçek bir birle
Belegt in: terminologie: S. 915 (TRM_3559)terminologie: vahdet-i kusûd, S. 915
Allah’tan başka varlık olmadığının idrak ve şuuruna sahip olma, bilme. Şuhudî tevhiddeki sâlikin her şeyi görmesi geçicidir, birlik bilgide değil, görmededir. Vahdet-i vücudda ise bu birlik bilgidedir
Auch: Vahdeti VücutVücud Birliği
Belegt in: terminologie: S. 916 (TRM_3562)terminologie: vahdet-i vücud, S. 916
Kulun cem ve vecd halinde masivanın yok olması ile her şeyi Allah olarak Allah’ın tecellisi görmesi, O’ndan başkasını görmemesi hali. Bu hal sekr, galebe ve gaybet gibi isimler verilen vecd ve istiğra
Belegt in: terminologie: S. 915 (TRM_3560)terminologie: vahdet-i şuhûd, S. 915
Allah’ın varlığını birliğini ona kavuşmayı konu edinen manzum ve mensur eserlere verilen ad. Diğer bir deyişle tasavvufi düşünceleri içeren nefeslerdir. İlâhiname de denilir. Tanrı’da yok olma veya Ta
Belegt in: terminologie: S. 917 (TRM_3564)terminologie: S. 917 (TRM_3565)terminologie: vahdetnâme, S. 917terminologie: vahdetnâme, S. 917
Zaman. Kulun üzerine gelen ilahi vâridât ve Rabbâni tecelliyatın zamanı. O vârid gelince, kulu tasarrufu altına alıp etkiler. Vârid havf ve hüzün gerektirirse kul korkar ve üzülür. Aksi olursa sevinir
Belegt in: terminologie: S. 919 (TRM_3572)terminologie: vakit, S. 919
Sermedî kelimesi, zamansız ve mekânsızlığı ifade eder. Sermedî hayat, sonsuz (ezelî ve ebedî) hayat anlamındadır. Bir sufî “benim vaktim müsermeddir” dediği zaman o, bununla, değişmeksizin hal olarak,
Belegt in: terminologie: S. 919 (TRM_3573)terminologie: vakt-i müsermed, S. 919
Hz. Muhammed’in nübüvvet zamanları. vârid (vâridât):1. Hakk’tan kulun gönlüne, kalbine gelen anlamlar. 2. Kul, irade etmeden, kendi katkısı bulunmadan, eğer kalbine bir mana gelirse, buna vârid denir.
Belegt in: terminologie: S. 919 (TRM_3575)terminologie: vakt-i saâdet, S. 919
Bir mülkü insanların yararına sonsuza kadar tahsis etme. vâkıf:1. Kalp gözü açık, ârif, ileriyi ve gerçeği gören. Vâkıf bütünüyle ilim, bütünüyle hükümdür, Allah’ı en iyi bilen odur. 2. Ölümsüzlük aşa
Belegt in: terminologie: S. 918 (TRM_3568)terminologie: vakıf, S. 918
ayrı bir varlığı yoktur. Yokluk tertemizdir. Çünkü onda hiçbir şey yoktur. Onun için gizli hazine yoklukta görünür. Varlık bir denizdir. Söz de kıyısı, sedefi harf, incileri ise gönüldeki bilgidir. Her dalgası yorumlardan, Tanrı buyruklarından, peygamber sözlerinden binlerce iri taneli ve değerli inciler çıkarır. Her an o denizden binlerce dalga kopar da yine bir dalga eksilmez. Bilgi o denizden m
Öncelikle hukuki bir terim olarak karşımıza çıkan vasiyetnâme, kişinin ölümünden sonra yapılmasını istediği dileklerin yazıldığı manzum veya mensur eser. Vasiyet, tarih boyunca Türk kültür hayatında y
Belegt in: terminologie: S. 920 (TRM_3581)terminologie: S. 921 (TRM_3583)terminologie: vasiyetnâme, S. 920terminologie: vasiyetnâme, S. 921
Horasanî tarafından temsil edilmiştir. Kaynaklar, Vefailikin Irak ve Suriye Türkmenlerinin yanı sıra, Anadolu’daki Türkmenler arasında da yaygın olduğunu; bilahare adı Bektaşi geleneğine de karışan De
Belegt in: terminologie: S. 922 (TRM_3585)terminologie: vecd, S. 922
Kurucusu kabul edilen Ebü’l-Vefa el-Bağdadî’ye nispetle anılan Vefaîlik hakkında, göçebe Türklerin yer aldığı çok önemli mistik bir yapı olmasına rağmen, yeterli araştırma yapılmamıştır. Bilindiği kad
Belegt in: terminologie: S. 922 (TRM_3584)terminologie: Vefailik, S. 922
Kimi Alevilerin yaşadığı bölgelerde dede tarafından “cem ya da başka işlemleri yürütmekle görevli birisini kendi yerine vekil tayin etmek” yaygın bir gelenektir. İşte bu geleneğe bağlı olarak örneğin
Belegt in: terminologie: S. 923 (TRM_3586)terminologie: vekilciler, S. 923
Hz. Muhammed’in doğum gününde okunan nefesler. Bir örnek verecek olursak; Şu âleme bir nur doğdu Muhammed doğduğu gece Yeşil kandilden nur indi Muhammed doğduğu gece Muhammed anadan düştü Kâfirlerin a
Belegt in: terminologie: S. 924 (TRM_3589)terminologie: veladetnâme, S. 924
Tanrı dostu, ermiş, Tanrı’nın en sevdiği kul. Tanrı’nın velisi demektir. Bunun çoğulu, evliyaullah (Tanrı’nın velileri) şeklindedir. Bektaşilere göre bu velilerin sayısı 356’dır. En tepede gavs-i âzam
Belegt in: terminologie: S. 927 (TRM_3603)terminologie: veliyyullah, S. 927
Bir şey üstünde egemenlik, velilik, ermişlik. Tanrı’nın kendine dost kıldığı ve verdiği ilhamla yaratıcı varlığına kattığı velileri, ermişlerin makamı, derecesi. Velâyet, velâyet-i hasse ve velâyet-i
Ölümünden sonra müritleri tarafından dile getirilen, tarikat önderlerinin başta hayatı olmak üzere, kerametleri hakkında, olmuş ve olağanüstü hadiseleri anlatan eserlere verilen ad. Diğer bir ifade il
Belegt in: terminologie: S. 926 (TRM_3595)terminologie: velâyetnâme, S. 926
Hacı Bektaş Veli’nin halifelerinden Hacım Sultan’ın Anadolu’ya gelişini, halife olarak Germiyan’a yerleşmesini ve gösterdiği kerametleri anlatan menakıpname.
Belegt in: terminologie: S. 926 (TRM_3596)terminologie: velâyetnâme-i Hacım Sultan, S. 926
Güç, tasarruf, hüküm, emir, dostluk gibi anlamlara gelir. Bektaşi ve Alevilere göre Peygamberin Allah’tan aldığı hükümler doğrultusunda insanlar arasında hüküm sürmesi, emirleri yerine getirmesi, yani
Belegt in: terminologie: S. 928 (TRM_3606)terminologie: vilâyet, S. 928
Alevi-Bektaşilerin belli vakitlerde söyledikleri, ayet, hadis ya da ermişlerin sözlerinden oluşan yakarış ve dualara verilen ad. Yezit bir dert eyledi İmamlar vird eyledi Şahım bir şehir yaptı Kapusun
Belegt in: terminologie: S. 928 (TRM_3608)terminologie: vird (virt), S. 928
Allah’ın birliği. İsimlerin kaynağı olması itibariyle Allah’ın zâtı. vahiy:1. Allah kelamı, Hakk’ın hitabı. 2. Peygamberlere ilham edilen Allah kelamı, haber. 3. Sufilere gelen ilham. İbn-i Arabi’nin
Belegt in: terminologie: S. 918 (TRM_3567)terminologie: vâhidiyet, S. 918
Rıfaiyye tarikatının bir kolu. bk. Rıfailik vasiyet:1. Bir kimsenin ölümünden sonra yerine getirilmesi için sözlü ya da yazılı olarak belirttiği istek. 2. Sufîlerin çevrelerindeki kişilere, Pirin, mür
Belegt in: terminologie: S. 920 (TRM_3580)terminologie: Vâsıtiyye, S. 920
Kesin, eksiksiz ve sağlam bilgi gibi anlamlara gelir. Ayrıca, gönül bilgisi bakımından olgunluğun en yüksek aşamasına çıkmış tarikat yolcusunda, yol erinde bulunan ve dolaysız olarak sağlanan kesin bi
Belegt in: terminologie: S. 930 (TRM_3618)terminologie: yakîn, S. 930
Tahtacıların bağlı bulundukları iki ocaktan birisi, en büyük olanıdır. “Yan yatır” adı da verilen bu ocak, İzmir’e bağlı Narlıdere köyünde bulunmaktadır. Yanın Yatırlıların atası Adana’nın Misis taraf
Belegt in: terminologie: S. 930 (TRM_3622)terminologie: Yanın Yatır ocağı, S. 930
Herhangi bir yakınını kaybeden kişilerin, günlük yaşamdaki birçok ihtiyaçlarına belirli bir süre (bu eskiden 40 gün sürermiş) kısıtlama getirmesi. Cenaze yakınları bu süre boyunca saç, sakal tıraşı ol
Belegt in: terminologie: S. 931 (TRM_3629)terminologie: yas tutma, S. 931
Tahtacılarda bacıların tecelleye kalkmasından sonra cemin sonunda cemle ilgili herhangi bir dedikoduda bulunulmaması için dede tarafından verilen dua. yatır:1. Veli, evliya, tarikat ulusu ve ermişleri
Belegt in: terminologie: S. 931 (TRM_3631)terminologie: yatan oturan hayırlısı, S. 931
Daha çok bazı Tahtacı gruplarında vakti olanlar tarafından haziranda, mahsulün bereketi için yapılan merasimde kesilen kurban. Dişi hayvandan kesilmez. Keçi, öküz ve deveden olmaz. Bu tip kurbanlar, e
Belegt in: terminologie: S. 931 (TRM_3634)terminologie: yaz kurbanı (haziran kurbanı), S. 931
Kuru odunları suda ıslatıp Yaş satan esnafsan yazıklar olsun Kömürün içine çakılı katıp Taş satan esnafsan yazıklar olsun Daim adaletli ol müşterine Saygı göster onun alın terine Eğerki fiyatı iki yer
Belegt in: terminologie: S. 46 (TRM_0096)terminologie: Yazıklar Olsun, S. 46
Kuraklığın olduğu zamanlarda yağmur duasına çıkıldığında kesilen kurbandır. Bu kurban bütün canların katılımıyla alınıp yağmur duasına çıkanlarca yenir. bk. kurban
Belegt in: terminologie: S. 930 (TRM_3616)terminologie: yağmur duası kurbanı, S. 930
Tasavvufta kutsal sayılardandır. Özellikle Alevilik ve Bektaşilikte önemlidir. Çeşitli anlamlara gelir: 1. Yedi sözüyle; dünyayı merkez tanıyan ve çevresinde sırayla dönen Ay, Utarid, Merih, Güneş, Zü
Belegt in: terminologie: S. 931 (TRM_3636)terminologie: S. 931 (TRM_3637)terminologie: yedi, S. 931terminologie: yedi, S. 931
Tarikat kapısının dördüncü makamında belirtilen, yol erinin manevi arınmaya ulaşmak için geçmek zorunda olduğu yedi makam. Korkmaz’a göre bunları şu şekilde sıralamak mümkündür; 1. Nefs aşaması (ben m
Belegt in: terminologie: S. 933 (TRM_3640)terminologie: yedi aşama, S. 933
İlahi sırları olduğuna inanılan ve her biri bir gök katı olarak algılanan yedi gök cismi. İnanca göre, yedi gök yukarıdan aşağıya doğru şöyle sıralanır. 1. Zühal. 2. Müşteri. 3. Merih. 4. Güneş. 5. Zü
Belegt in: terminologie: S. 934 (TRM_3646)terminologie: yedi gök/gezegen, S. 934
Makalat’ta kalbin sağ kulakçığında bulunduğuna inanılan yedi ilke. Yedi kale olarak inanılan ilkeler şunlardır: İlim, cömertlik, sabır, marifet, perhizkârlık, korku ve edep.
Belegt in: terminologie: S. 934 (TRM_3648)terminologie: yedi kale, S. 934
Kur’an’ın yedi okunuşa göre ve yedi konu üzerine indiğine inanılır. İnanca göre Kur’an, emir, nehiy, helal, haram, muhkem (manası açık ve belli) ve müteşabih (manası teville anlaşılan) esaslar üzerine
Belegt in: terminologie: S. 934 (TRM_3649)terminologie: yedi mushaf, S. 934
Yedi cehennem olarak algılanan ve yedi yer katından oluştuğu kabul edilen yedi ceza ülkesi. Yedi tamu sekiz uçmak her birinin vardır yolu Her bir yolda yüz bin çarşı Allah sana sundum elim Yûnus
Belegt in: terminologie: S. 934 (TRM_3652)terminologie: yedi tamu, S. 934
Taç, Allah’ın sevgili kullarına bir armağanı. Rivayete göre, gökten yedi taç inmiş, ilk taç, beyaz renkli olarak Hz. Âdem’e; ikinci taç, yine beyaz renkli olarak Hz. Nuh’a; üçüncü taç, siyah renkli ol
Belegt in: terminologie: S. 934 (TRM_3651)terminologie: yedi taç, S. 934
Allah’ın gücü, kudreti. Alevi-Bektaşi cem ayinlerinde görülen talibin kulağına dede tarafından okunan Kur’an’ın Fetih Suresinin onuncu ayetindeki bir kelime.
Belegt in: terminologie: S. 936 (TRM_3660)terminologie: yedullah, S. 936
Aydınlılar tarafından musahibi olmayanlara verilen ad. yel bayrağı:1. Mezarın ayak ve baş ucuna dikilen iki tahta arasındaki ipe asılı bez parçalarına verilen isim. Tahtacı mezarlarının belirgin bir i
Belegt in: terminologie: S. 936 (TRM_3661)terminologie: yekde, S. 936
Ahmed Yesevi’ye nisbetle anılıp XII. yüzyılda Türkistan’da kurulan ve Türklerin manevi hayatı üzerinde yüzyıllar boyu önemli tesirler bırakmış olan bir tarikat. Hayatı ve düşünceleri ile ilgili olarak
Auch: Yeseviyye
Belegt in: terminologie: S. 936 (TRM_3665)terminologie: Yesevilik, S. 936
Hz. Muhammed’in “Ümmetim yetmiş iki fırkaya bölünecektir; biri dışında (ki onlar gerçek mü’minlerdir) onların hepsi için cehennem kaçınılmazdır” şeklinde nakledilen hadisinin bu terimin kaynağını teşk
Belegt in: terminologie: S. 939 (TRM_3674)terminologie: yetmiş iki millet, S. 939
Makalat’ta hakikatin ikinci makamı yetmiş iki milleti ayıplamamaktır. Bektaşi âdap ve erkanında başkalarının kusurlarını görmeme ve tolerans yaygın bir özelliktir. Bektaşi başkasının ayıbını yüzüne ka
Belegt in: terminologie: S. 939 (TRM_3675)terminologie: yetmiş iki millete bir gözle bakma, S. 939
Tanrı. Aşırı Hz. Ali taraftarı olanlar onun Tanrı olduğuna inanıp “Müminlere Yezdan olan Ali’dir” derler. Sefilî güllerin vardır emeli Kudret-i Yezdân’da buldum kemâli Bana bir yâr lazım esmer simalı
Belegt in: terminologie: S. 940 (TRM_3677)terminologie: yezdan, S. 940
Emevi saltanatını kuran Muaviye’nin oğlu. Hz. Muhammed’in torunu Hüseyin, Yezid’in hükümdarlığı sırasında ve onun emriyle maiyetindekilerle beraber şehit edilmiştir. Bu olaydan dolayı yalnız Alevi-Bek
Belegt in: terminologie: S. 940 (TRM_3678)terminologie: yezid, S. 940
Doğuşu XII ile XIII. yüzyıla kadar uzanan Yezidilik, her şeyden önce ismi ve menşei konusunda çok çeşitli görüşlerin ileri sürüldüğü bir grup. Yezidiliği, Orta Doğu’daki çeşitli din ve inançlardan teş
Belegt in: terminologie: S. 941 (TRM_3681)terminologie: Yezidilik, S. 941
Eskiden köylerde seyitlerin başlarına sardıkları sarık. Tarihte ilk olarak yeşil rengin seyyid ve şeriflerin, bir başka ifade ile Hasenî ve Hüseynilerin belirgin alameti olarak kabul edilmesinin, Abba
Belegt in: terminologie: S. 937 (TRM_3668)terminologie: yeşil, S. 937
Hacı Bektaş Veli üzerine söylenen bir söylence. O, elinin ayasını yeşil olarak göstermiştir. Aynı yeşil ben’in Hz. Ali’nin avucunda da olduğu kabul edilir.
Belegt in: terminologie: S. 938 (TRM_3670)terminologie: yeşil el, S. 938
Alevilik ve Bektaşilikte inanca göre, Tanrı’nın gücü sınırsızdır. Bu inanca mensup olan insanlar bunu doğrulayan birçok mitoslar yaratmışlardır. Bunlardan biri Yeşil Kuş (Akkuş) rivayetidir. Rivayete
Belegt in: terminologie: S. 938 (TRM_3671)terminologie: yeşil kuş, S. 938
Kimi bölgelerde gözcülüğe verilen ad. yol:1. Tarikat, tarikat bilgisi, tarikatta davranış, Hakk’a giden ve insanı ilahi huzura ulaştıran vasıta. 2.Erkan-ı Fahire olarak da bilinen yol, “tarikat” karşı
Belegt in: terminologie: S. 943 (TRM_3693)terminologie: yoklamacılık, S. 943
Allah’a giden yolda taliplere (müridlere) en güzel şekilde rehberlik edebilecek, onları yoldaki tehlike ve yol kesicilerden koruyup bir bir geçirecek ve yolun sonuna kadar ulaşmayı başarabilecek nitel
Belegt in: terminologie: S. 944 (TRM_3699)terminologie: yol eri, S. 944
Nefes türlerinden biri. Nefeste gösterilen EDEB, Arap harfleri ile yazıldığında üç harften oluşur. Bunlar elif, dal ve be harfleridir. Elif: Eline sahip ol, elinden kimseye zarar verme. Dal: Diline sa
Belegt in: terminologie: S. 944 (TRM_3701)terminologie: yol gösterme, S. 944
Doğru yolu bulan acı, üzüntü çekmez; kendi durumuna/konumuna saygı içinde sürekli dingin kalır anlamında yolun gerçekler yolu olduğunu dışa vuran Alevi-Bektaşi özdeyişi.
Belegt in: terminologie: S. 944 (TRM_3703)terminologie: yol ile giden yorulmaz, S. 944
Aleviliğin temel kavramlarından biridir. İki Alevi ailesinin dünyada ve ahirette kardeş olmasıdır. Kan kardeşliğinin dışında ikinci bir kardeşlik düzeni oluşturulmuş ve buna da yol kardeşliği (musahip
Belegt in: terminologie: S. 944 (TRM_3706)terminologie: yol kardeşliği, S. 944
Yol kardeşliği Alevilerde iki erkeğin veya çiftin dünya ahiret kardeşi olmalarıdır. Yol kardeşi olanlardan erkekler birbirlerine kardeş, eşlerine bacı diye seslenirler. Bunların çocukları birbirleriyl
Belegt in: terminologie: S. 945 (TRM_3708)terminologie: yol kardeşliği cemi, S. 945
Kızılbaşların yaşadığı bazı bölgelerde seyyah derviş adlı gezginlerin uğradıkları köylerden aldıkları para. bk. dem akçesi yol oğlu:1. Tarikata veya yola girmiş, kendini bu inanca vermiş can. 2. Bekta
Auch: dem akçesi
Belegt in: terminologie: S. 945 (TRM_3709)terminologie: yol mangırı, S. 945
İkrardan dönen, evlenilmesi yasaklanmış biriyle evlenen ya da zinada bulunan kimseye uygulanan, cemaatten sürekli kovulma cezası. yunma:1. Mürşidin gönlünü alıp suçuna göre bir miktar para cezası ödey
Belegt in: terminologie: S. 945 (TRM_3716)terminologie: yoldan düşme, S. 945
Yunus b. Abdurrahman’ın görüşlerini takip eden aşırı Şii gruplardan biri. Allah’ın Arş üstünde oturduğunu, O’nu oraya meleklerin çıkardığını ancak Allah’ın onlardan daha kuvvetli olduğunu, yine turna
Belegt in: terminologie: S. 946 (TRM_3718)terminologie: Yunusiyye, S. 946
Bu harf insanı simgeler. “Yâ Rab” sözünün başında gelir. Yâ (ey, üstün) insan olarak yorumlanır. Tasavvufta “Yâ Allah, yâ Hû, yâ Pir, yâ Hz. Mevlânâ” örneklerinde olduğu gibi hitap edatı olarak kullan
Belegt in: terminologie: S. 929 (TRM_3612)terminologie: yâ, S. 929
Tokat, Sivas ve Malatya yörelerinde var olup Hızır (a.s.) anısına dönülen ve kendine özgü figürleriyle belirgin bir semah türü. yâ Hû:1.“Ey O” demektir. Tasavvufta ‘ey’ anlamına gelen “yâ” ile “o” anl
Belegt in: terminologie: S. 929 (TRM_3615)terminologie: yâ Hızır semahı, S. 929
Özellikle dışarı semahları olmak üzere kimi semahlarda ağırlamayı izleyen, semah dönenlerin arka arkaya yürümesi ve gittikçe hızlanması biçiminde dönülen bölüm.
Belegt in: terminologie: S. 946 (TRM_3721)terminologie: yürütme, S. 946
Aydınlılarda birbiriyle dargın olan iki kişinin dede ve topluluk huzurunda barıştırılmalarından sonra birbirlerine karşı işlemiş oldukları suçlarını affettirmek için hazırlıkta bulunmalarına verilen a
Belegt in: terminologie: S. 946 (TRM_3722)terminologie: yüz alma, S. 946
Peygamberlerin şeriat sahibi olanlarıyla diğer bir peygamberin şeriata tabi olanlarının yüz yirmi dört bin olduğu, erenlerin ise dört yüz kırk dört bölük olduğuna inanılır.
Belegt in: terminologie: S. 946 (TRM_3725)terminologie: yüz yirmi dört bin dört yüz kırk dört, S. 946
Hali vakti yerinde olan ikrarlı bir talibin yılda üç kurban borcunun olduğuna inanılır. Bunlar; 1. Kurban Bayramında, 2. Muharrem orucunun sonunda aşure çorbası ile birlikte, 3. Görgüden sonra uygun o
Belegt in: terminologie: S. 942 (TRM_3685)terminologie: yıl kurbanı, S. 942
Tahtacılar arasında uğurlu olduğuna inanılır. Alevi mitolojisinde şeyhler aslanlara biner ve kırbaç olarak yılan kullanır. Buluşma yerine Hacı Bektaş Veli duvara, Ahi Evran yılana binerek gelir.
Belegt in: terminologie: S. 942 (TRM_3687)terminologie: yılan, S. 942
Mücerret ikrarı veren, yani hiç evlenmemiş ve evlenmemeye de söz veren dervişlerin menguş takılmak için delinen kulaklarındaki deliğin küçülmemesi için geçici bir süre delinen yere yerleştirilen bir s
Belegt in: terminologie: S. 942 (TRM_3689)terminologie: yıldız taşı, S. 942
Yöneticiler, tekkede birlik-düzenlik sağlamakla görevli kimseler. Genellikle Mevlevilikte geçen bir terimdir. Mevlevilikte tekkenin temelini matbah (aşevi) oluşturur. Aşçıbaşı adı verilen aşevi yöneti
Belegt in: terminologie: S. 947 (TRM_3730)terminologie: zabitan, S. 947
Halvetiye tarikatının kurucusu. Safevi tarikatı kurucusu Şeyh Safi, Zahid Gîlanî’nin yanında yetişmiş ve ondan halifelik alarak Safevi tarikatını kurmuştur.
Belegt in: terminologie: S. 947 (TRM_3731)terminologie: Zahid Gîlanî, S. 947
Tarikat kavmi. bk. zahid zâhir:1. Gerçek olan görünmeyen alanın(bâtının) bir yansıması olarak algılanan, görünen nesnel varlık alanı. 2. Şeriat olarak algılanan ve Tanrısal tecelliler biçiminde görünü
Belegt in: terminologie: S. 947 (TRM_3732)terminologie: Zahidler, S. 947
Tasavvufta, 1. Tanrısal âlemden ayrı düşen ruhun, zahir alemde geçici konaklama yeri olarak algılanan görünür varlık. 2. Bu anlamda insan bedeni, vücut. 3. Kötü huylardan uzaklaşmak, iyi huyları kazan
Belegt in: terminologie: S. 948 (TRM_3740)terminologie: zarf, S. 948
Büyük tekkelere bağlı küçük tekke. Zaviyeler, genel olarak şehir ve kazaların kenarlarında, uzakça yerlerinde kurulurdu. Mecaz olarak dünyaya da zaviye denilir.
Belegt in: terminologie: S. 948 (TRM_3743)terminologie: zaviye, S. 948
Tarikat yolunda kurtuluşa ermek için nefsin isteklerinden sıyrılma, nefsi öldürme. Ancak bu, nefsi terbiye etme manasındadır. Hz. Muhammed’in “benim de nefsim vardı. Ancak o Müslüman oldu. Artık bana
Belegt in: terminologie: S. 949 (TRM_3747)terminologie: zebh, S. 949
Davud peygambere indirilen mukaddes kitabın adı. zekat: 1. Zengin Müslümanların, mal ve paralarından, helalliğini sağlamak için her yıl yoksullara vermekle yükümlü oldukları kırkta birlik pay. 2. İnsa
Belegt in: terminologie: S. 949 (TRM_3748)terminologie: Zebur, S. 949
Tarikat kapısının sekizinci makamında tanımlanan; kainatın sırlarını bilme, kavrama durumu ya da uyarıcıdan alınan bilgi; gönül yoluyla elde edilen sezgisel akıl.
Belegt in: terminologie: S. 951 (TRM_3750)terminologie: zembil alma, S. 951
Ali’yi ilah olarak gören aşırı Şii gruplardan biri. Ali’nin Muhammed’i peygamber yaptığını, Muhammed’in ise insanları Ali’ye bağlıyacağı yerde kendisine bağladığını iddia ederler. Bazı kaynaklar, bunl
Belegt in: terminologie: S. 951 (TRM_3752)terminologie: Zemmiyye, S. 951
Çerağların uyarılması sırasında çerağcı, rehber tarafından önceden yakılan küre (ocak) makamına doğru yürür. Elindeki delili küre makamında yanmakta olan ateşten veya makamın sağında solunda bulunan v
Belegt in: terminologie: S. 952 (TRM_3755)terminologie: zerre alma, S. 952
Hoşa giden hal, haz, lezzet, tad anlamına gelen Arapça bir kelime. 1. Tanrı sevgisinin tadına varılmasıyla ulaşılan manevi haz. 2. Tanrının bir yansıması olarak algılanan varlıkları gözlemlemeyle ulaş
Belegt in: terminologie: S. 952 (TRM_3756)terminologie: zevk, S. 952
İmamiyye’nin dördüncü İmamı Ali b. Hüseyin Zeynel Âbidin’in oğlu Zeyd tarafından VIII. yüzyılın ortalarında kurulmuş bir Şii mezhebi. İmam Zeyd, ehlibeyt içinde, gerçekten bilgili ve fakih bir zat, de
Auch: zeydilik
Belegt in: terminologie: S. 952 (TRM_3759)terminologie: Zeydiyye, S. 952
Dördüncü İmam. Hz. Hüseyin’in oğludur. Annesi, İran Hükümdarı Yezdcerd’in kızı Şehri Banu’dur. M. 658 yılında Medine’de doğdu. Künyesi, Ebul-Hasan’dır. Çok ibadet etmesi nedeniyle kendisine Zeynül Abi
Belegt in: terminologie: S. 953 (TRM_3763)terminologie: Zeynel Abidin, S. 953
Karadağ prensinin kızı iken Müslüman olmuş ve Resul Bâlî oğlu Mürsel Bâlî ile evlenmiş, bunlardan Balım Sultan doğmuştur. Zeyniyye:1. Zeynü’d-Din Hâfî (ö. 1434) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
Belegt in: terminologie: S. 953 (TRM_3764)terminologie: Zeynepcik Ana, S. 953
Oniki İmamdan biri olan Musa el-Kazım’ın lakabıdır. zındık:1. İslami gelenekte özellikle Maniheistler ve Mecusiler için kullanılan bu terim, sonraları her türlü sapkın kişi için kullanılmaya başlanmış
Belegt in: terminologie: S. 953 (TRM_3765)terminologie: zeynü’l-müteheccidin, S. 953
Hapishanelerdeki dar ve tek kişilik hücreler. 1. Masiva. 2. Nefs. bk. masiva, nefs zinde: 1. Kendini dünya bağlarından sıyırarak ölmeden ölme sırrına eren. Ölmeden önce ölmeyi gerçekleştiren kişi, ebe
Belegt in: terminologie: S. 955 (TRM_3767)terminologie: zindan, S. 955
Dua etmek, dilekte bulunmak, gezip görmek ve kurban kesmek gibi amaçlarla tarikat ulularının, ermişlerin ve velilerin türbelerine ya da kutsal sayılan bir yere gitme. Ziyaret edilen yere ziyaretgâh (m
Belegt in: terminologie: S. 956 (TRM_3772)terminologie: ziyaret, S. 956
Bazı bölgelerdeki Alevi kadınlar, başlarındaki çene sargısını, tomakayı, alınlarını sıktıkları bağı, ziynet altınlarını ve yüz açık olmak üzere başlarına sardıkları yırtma ve şırvatayı ayin sırasında
Belegt in: terminologie: S. 956 (TRM_3776)terminologie: zopine, S. 956
Varlıkların görünür duruma gelmeden önce bulundukları yer olduğuna inanılan ve karanlıklar ülkesi biçiminde bilinen, duyularla algılanamayan, görünmeyen, bilinmeyen alem.
Belegt in: terminologie: S. 957 (TRM_3780)terminologie: zulmet, S. 957
Cemde on iki hizmet sıralamasında yer alır. Genellikle sesi güzel olanlardan ve saz çalabilenler arasından seçilir. Mürşidin emri ile âyin-i cem süresince zikri yönetir. Kur’an okur, ilâhi okur, deyiş
Auch: okuyucu
Belegt in: terminologie: S. 948 (TRM_3738)terminologie: zâkir, S. 948
Zühd dünyayı terk etmektir. Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete verme, dinin gereklerini yerine getirme. Dünyaya ait isteklerden sıyrılarak kendini Tanrı yoluna, tarikat yoluna adama. Dünyay
Auch: züht
Belegt in: terminologie: S. 957 (TRM_3784)terminologie: zühd, S. 957
Hacı Bektaş Veli’den sonra posta oturan çelebilerdendir. 1605 tarihinde doğduğu rivayet edilir. Elli bir yaşında iken babasının vefatı üzerine yerine postnişin olur. On bir sene postnişinlik yapar. 62
Belegt in: terminologie: S. 957 (TRM_3790)terminologie: Zülfikar Çelebi (Yusuf Çelebi oğlu), S. 957
Bir şiir türü. Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikâr’ı övmek için yazılmış şiirlere verilen ad. Daha çok Hz. Ali’nin yiğitliğini ve kılıcı Zülfikar’ın keskinliğini anlatır. Doğrusu Zülfekar’dır. Fekar; “omurga,
Belegt in: terminologie: S. 958 (TRM_3793)terminologie: S. 959 (TRM_3795)terminologie: zülfikarnâme, S. 958terminologie: zülfikarnâme, S. 959
Hırsın ve tamahın kötülüğünü ve olanla yetinmenin erdemini belirtmek için “bir hırka bir lokma” anlamına kullanılır. Aynı zamanda takdir edilmiş ve herkesin kısmetine düşen su ve ekmek demektir.
Belegt in: terminologie: S. 33 (TRM_0047)terminologie: âb u dâne, S. 33
Gönül bilgisi yani “irfan”ın müteradifi olarak kullanıldığı gibi nurun ışıltısı ve ilahi tecelliler için de kullanılır. Özellikle şiir olmak üzere edebiyatta, sevgilinin dudağı anlamına kullanıldığı d
Belegt in: terminologie: S. 32 (TRM_0037)terminologie: âb-ı hayavân, S. 32
Cennet’te aktığına inanılan şarap ve içki karşılığında kullanılır. Bu içkiyi, Cennet’te Ali, kendisini sevenlere ve kendi yolundan gidenlere sunacak şeklinde bir inanç vardır. Bu nedenle Ali’ye “saki-
Belegt in: terminologie: S. 32 (TRM_0040)terminologie: âb-ı kevser, S. 32
Ezelî ilgi ve irtibattan haberdar olma. Arka arkaya gelen gönül rahatlığı, ferahlık ve iç açıklığı hâli. Yârim senden ayrılalı Hayli zaman oldu gel gel Bak gözümden akan yaşlar Ab-ı revan oldu gel gel
Belegt in: terminologie: S. 33 (TRM_0042)terminologie: âb-ı revan, S. 33
İnsanlığın babası, ilk insan, kişi, adam. Allah’ın eşref-i mahlukat olarak yarattığı insan. Kur’an’da (A’raf/179), kalpleri olduğu hâlde anlamayan, gözleri olduğu hâlde hikmetleri görüp sezmeyen, kula
Belegt in: terminologie: S. 36 (TRM_0064)terminologie: Âdem (adam), S. 36
Her şeyin aslını bilen, mana âlemine aşina kişi. Mana adamı. Hakiki insan. İnsan-ı kâmil. Nüsha-i vahdet âdemdir Nefha-i kudret âdemdir Âdem’den gayri ademdir Gel âdeme er bu deme Şeyh İbrahim
Belegt in: terminologie: S. 37 (TRM_0066)terminologie: âdem-i mana, S. 37
Mantıklı ve düşünceli hareket edip dünyevi arzular tuzağına düşmeyen kimse. Akıllının özellikleri şunlardır: Beka yurdunu sever, fenadan hoşlanmaz. İhtiyacı kadar konuşur, fazlasını terk eder. Şu dört
Belegt in: terminologie: S. 54 (TRM_0123)terminologie: âkıl, S. 54
Nesep bakımından Hz. Muhammed’in ailesi. Bu nispet Hz. Muhammed’e cismani olur. Resulullah’ın çocukları bu gruba girer veya bu nispet manevi olur. İlimde derinleşmiş âlimler, kâmil veliler ve onun kan
Belegt in: terminologie: S. 57 (TRM_0139)terminologie: âl, S. 57
Hz. Muhammed’in kızı Fâtıma ile kardeşliği, amcasının oğlu ve damadı Ali’den gelen soyu. Soyu, Hz. Muhammed’in dedesi, Abdül-Muttalib’e çıkan herkes. bk. âl-i aba
Belegt in: terminologie: S. 77 (TRM_0186)terminologie: âl-i Nebi, S. 77
Dördüncü basamaktaki âlemdir. Su, ateş, hava ve topraktan oluşan maddi âlemdir. Aynı anlamda âlem-i mülk, âlem-i halk, âlem-i şehâdet gibi terimler de kullanılır.
Belegt in: terminologie: S. 59 (TRM_0152)terminologie: âlem-i anâsır, S. 59
Teala’nın zatıyla sıfatından ibarettir. 2. Allah’ın bulunduğu dünya, fâni dünyanın dışında olan âlem. İlâhi olan isim ve sıfat âlemi. Buna âyân-ı sâbite de denir. Aynı anlamda akl-ı evvel, âlem-i vahd
Belegt in: terminologie: S. 59 (TRM_0154)terminologie: âlem-i ceberût, S. 59
Dünya. âlem-i ervah:1. Cisim olmadıkları için zaman ve mekanla ilgisi olmayan âlem. Âlem-i ervahdaki her ruh, kendisini ve kendi başlangıcı olan Hakk’ı idrak eder. 2. Tasavvufta bir mertebe olarak kab
Belegt in: terminologie: S. 60 (TRM_0156)terminologie: âlem-i fenâ, S. 60
Görünüş itibariyle büyük âlem kâinat, küçük âlem de insandır. Gerçekte kâinat insanda dürülmüştür. Ağacın çekirdekte dürülü hâlde bulunuşu gibi. İnsan bütün âlemlerin aslıdır. Bu âlem kâmil insan için
Belegt in: terminologie: S. 60 (TRM_0159)terminologie: âlem-i kübra (âlem-i ekber), S. 60
Allah’ın mutlak hükümdar olduğu âlem. Bu âlem ruhlar âlemidir. Aynı anlamda âlem-i gayb, sidretü’l-müntehâ gibi terimlerin de kullanıldığı görülür. Ruhlar âlemi, varoluş bakımından cisimler âleminden
Belegt in: terminologie: S. 60 (TRM_0160)terminologie: âlem-i melekût, S. 60
Aba ailesi. Kaynaklara göre, bir gün Hz. Muhammed üzerinde aba bulunduğu bir sırada yanına gelen Hz. Ali’yi, kızı Fâtıma’yı, torunları Hasan ve Hüseyin’i abasının altında toplar. Bunun üzerine, Hz. Pe
Belegt in: terminologie: S. 74 (TRM_0174)terminologie: âli aba, S. 74
1. Köy ve oymak şairleri, 2. Şehir ve kasaba şairleri, 3. Yeniçeri şairleri. Pertev Naili Boratav ise konuya daha geniş açıdan bakarak onları beş gruba ayırmıştır. 1. Din ve tasavvuf şairleri (Yunus E
Belegt in: terminologie: S. 97 (TRM_0269)terminologie: âşık edebiyatı, S. 97
Bektaşilikte, istekli ancak nasip almamış canın geçirdiği çıraklık dönemi, makamı. Bir grup derviş adayının denenme dönemidir. Din adamı olacak kişi, bu süre içinde “dede bağı”, “han bağı”, “balım evi
Belegt in: terminologie: S. 98 (TRM_0271)terminologie: âşıklık, S. 98
Kimi Tahtacı ve Alevi yerleşim birimlerinde belli zamanlarda uğursuz kabul edilen hayvan. Çakalın uzun uzun pavkırması ölümün ön belirtisi olarak değerlendirilir. Eğer çakal bir evin yakınında veya ya
Belegt in: terminologie: S. 193 (TRM_0631)terminologie: çakal, S. 193
Genellikle on iki hizmetin yerine getirildiği cemlerde, kırk yaşını geçmiş bacılar tarafından dönülen, hızlı ritimli bir semah türü. Semahlar içerisinde özgün bir yeri vardır. Hızlı semah ya da pervaz
Belegt in: terminologie: S. 196 (TRM_0652)terminologie: çark semahı, S. 196
Alevi-Bektaşi kadınların başlarına ve alınlarına bağladıkları yemeni. Korkmaz’a göre, çekilerin renkleri ve bağlanış biçimleri kimi özel anlamlar içerir. Yeşil renk, Alevilerde ocakzâde kadını, Bektaş
Auch: kofisargı
Belegt in: terminologie: S. 197 (TRM_0660)terminologie: çeki, S. 197
Osmanlılar’da özellikle XIV. yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar kültürlü yüksek tabakaya mensup olanlar, ilmiye ricâli, divan şairleri, kalem erbabı, Divan-ı Hümayûn kâtipleri gibi genel olarak okumuş, bi
Belegt in: terminologie: S. 197 (TRM_0661)terminologie: çelebi, S. 197
Hacı Bektaş Dergâhı bünyesinde ortaya çıkan çelebiler ve babagan kolu şeklindeki ikili yapılanmanın Hacı Bektaş Veli’nin mücerret (evlenmemiş) olup olmaması ile bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Çele
Belegt in: terminologie: S. 197 (TRM_0663)terminologie: Çelebiler, S. 197
Bektaşilikte, Hacı Bektaş Veli soyundan geldikleri ve piri temsil ettikleri görüşünde olan dervişlerin oluşturduğu tarikat kolu. Bektaşiliğin temelde iki büyük kola ayrıldığı görülür. Bunlar, Çelebiya
Belegt in: terminologie: S. 200 (TRM_0664)terminologie: S. 200 (TRM_0665)terminologie: Çelebiyan kolu (Çelebiler kolu), S. 200terminologie: Çelebiyan kolu (Çelebiler kolu), S. 200
Oğuzların Üçok kolundan olup Anadolu’nun Türkleşme sürecinde önemli rol oynayan bir boy. XVI. yüzyılda Anadolu’da onlara ait 45 kadar yer adının görülmesi bunun en önemli delilidir. Hacı Bektaş Veli v
Belegt in: terminologie: S. 201 (TRM_0668)terminologie: S. 201 (TRM_0669)terminologie: Çepni, S. 201terminologie: Çepni, S. 201
Kandil, mum, ışık. Hz. Muhammed’in Tanrı’dan gelen ilk ışık olması anısına, ruhun aydınlanmasının bir sembolü olarak algılanan ve cem törenlerinde kullanılan kandil, mum ya da çıra. Topraktan veya mad
Belegt in: terminologie: S. 202 (TRM_0670)terminologie: S. 202 (TRM_0671)terminologie: çerağ (çıra, çırağ, çırak), S. 202terminologie: çerağ (çıra, çırağ, çırak), S. 202
Posttan sonra ikinci derece olarak kabul edilen makam. Önemi iki konudan ileri gelmektedir. Biri maddi, diğeri manevidir. Bunları şu şekilde izah etmek mümkündür: 1. Maddi açıdan: Işık saçıp gece boyu
Belegt in: terminologie: S. 203 (TRM_0677)terminologie: çerağ (ışık) makamı, S. 203
Tekkede yakılan mum ve gaz giderlerinin karşılanması için cemaattan toplanan bir çeşit vergi. İnanç açısından bir Alevinin senede bir ödemesi gerekli üç tür vergi vardır. Bunlar: karakazan hakkı, mürş
Auch: çırağ hakkı
Belegt in: terminologie: S. 203 (TRM_0675)terminologie: çerağ hakkı, S. 203
Cem töreninin yapıldığı meydana girene göre sağ taraf karşı köşede, yerden biraz yükseltilmiş bir zemin üzerinde Hz. Muhammed makamı olarak algılanan Ahmed-i Muhtar postu, postun solunda kalan duvarın
Belegt in: terminologie: S. 204 (TRM_0679)terminologie: çerağ tahtı, S. 204
Bektaşiler ışık yakmağa çerağ uyandırmak derlerdi. Akşam olup da karanlık basmaya başladığı zaman büyük küçük her Bektaşi yurdunda çerağ uyandırır. Tekkelerde yahut ayin-i cem yapmak için toplanılan m
Belegt in: terminologie: S. 204 (TRM_0680)terminologie: çerağ töreni, S. 204
Cemdeki on iki hizmet sıralamasında yer alan; çerağcının gülbank, tercüman ve dualar eşliğinde çerağları yakması hizmeti. Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre, kurbanla ilgili işlerin bitmesinden sonra hiz
Belegt in: terminologie: S. 205 (TRM_0683)terminologie: çerağ uyandırma hizmeti, S. 205
Hz. Ali’nin çığıldaşının toprak olduğuna inanılır. Hz. Ali’nin sıfatlarından biri de toprak anlamına gelen turaptır. Hz. Ali’nin toprakla çığıldaş olması, toprakla bir ve aynı olması anlamına gelir ki
Belegt in: terminologie: S. 206 (TRM_0704)terminologie: çerağ-ı dâim, S. 206
Cemdeki on iki hizmet sıralamasında yer alan çerağı uyandırma hizmetinin sahibi olarak algılanan kimse. Çerağcının görevlerini şu şekilde özetlemek mümkündür: Cemevinde bulunan aydınlatma cihazları il
Auch: çirağcıŞamdancı
Belegt in: terminologie: S. 205 (TRM_0685)terminologie: çerağcı, S. 205
Orta Çağ’da çok meşhur bir oyun. Çevgan Türkçede (çevgen) topu çelmeye yarayan ucu eğri sopa anlamındadır. Oyuncular iki taraf olup atlara binerek ellerindeki çevganla topu karşı tarafın iki direk ara
Auch: çevken (çevgen)
Belegt in: terminologie: S. 206 (TRM_0699)terminologie: çevgan, S. 206
Cenaze yıkandıktan sonra defnedilmeden tennuresinin bedenine, arakiyesinin başına giydirilmesi ve tığbentinin boynuna dolanıp uçlarının eline tutturulması işi.
Auch: çeyizleme
Belegt in: terminologie: S. 206 (TRM_0701)terminologie: çeyiz giydirme, S. 206
Ceylan gözü, ceylan gözlü. Hakk’ın, tarikat yolcusunun ve yol ehlinin kusurlarını örtüp onu bu durumdan haberdar etmesi. Bu durum Hakk’ın, tarikat yolcusuna ve yol ehline en büyük lütfu olarak algılan
Belegt in: terminologie: S. 206 (TRM_0696)terminologie: çeşm-i ahu, S. 206
Kimi bölgelerdeki uygulamaya göre aşure pişirilirken sağdaki kişi kepçeyi eline alıp “Ya İmam” diyerek sağdan sola çevirir. Daha sonra soldaki alır ve “Ya Hüseyin” diyerek soldan sağa doğru çevirip bi
Belegt in: terminologie: S. 207 (TRM_0713)terminologie: çifte vav çevirmek, S. 207
Dervişlerin tenha ve ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece çetin bir perhiz ve nefs mücadelesi döneminden geçmeleri, bu süre için gıda, uyku ve dünya kelamını en alt düzeye indirerek hem beden, he
Belegt in: terminologie: S. 207 (TRM_0716)terminologie: çile (çilâ, çille), S. 207
Dervişlerin çile doldurdukları hücre biçiminde tekke bölümü ya da müstakil yapı. bk. çilehâne çilehâne:1. Dervişlerin çile çekmeleri için özel olarak inşa edilen yer. Çilehane iki diz üzerine oturabil
Belegt in: terminologie: S. 209 (TRM_0722)terminologie: çile evi, S. 209
Hacı Bektaş Veli’nin çağdaşı olduğuna ve hayatı boyunca hiç konuşmayıp yalnızca namaz zamanlarında beş kez melediğine inanılan Koyun Baba’nın diğer adı. bk. Koyun Baba
Belegt in: terminologie: S. 209 (TRM_0731)terminologie: Çoban Baba, S. 209
Yanınyatır ocağına bağlı Tahtacı oymaklarından biri. Narlıdere’nin bulunduğu bölge eskiden beri Çobanlı aşiretinin dolaştığı mıntıka olarak kabul edildiği için, İzmir yöresinde Kızıldağ adıyla bilinen
Belegt in: terminologie: S. 209 (TRM_0733)terminologie: Çobanlı oymağı, S. 209
Bektaşilerde, halife olan kişiye, deriden dikilmiş, iç tarafında bir şeyler konmak için düğmeyle iliklenen deliklere sahip, bele sarılan ince ve uzun bir sofra, çerağ (mum), alem (bayrak) ve seccâde v
Auch: elifî sofraçıhâr alâmet
Belegt in: terminologie: S. 193 (TRM_0641)terminologie: çâr alamet, S. 193
Abdallar, Kalenderiler, Şemsiler ve eski Bektaşilerde, saç, sakal, bıyık ve kaşları usturayla tıraş etmek. Cebecioğlu’nun verdiği bilgiye göre Kalenderiler ve Abdallar, başlarında biten bütün kılları
Auch: çıhar darb
Belegt in: terminologie: S. 194 (TRM_0644)terminologie: çâr darb, S. 194
Dört tıraş; yani saçını, sakalını, kaşını, bıyığını tıraş etmek. Alevi inancına göre bu bir bakıma kadının dişiliğini, erkeğin kişiliğini aradan çıkararak kadın ve erkeğin eşitliğini anlatmaktadır. Al
Belegt in: terminologie: S. 196 (TRM_0654)terminologie: çâr tıraş, S. 196
Isfahan’da bir sahada Safevi hükümdarlarına mahsus büyük saraylar, geniş bahçeler vardı. Bugün harabeleri bulunmaktadır. Bu bahçelerdeki havuzlar, mermer parmaklıklar ve ağaçlar vaktiyle buranın çok m
Belegt in: terminologie: S. 194 (TRM_0643)terminologie: çârbağ, S. 194
On dört mâsum. Alevilerin büyük inancını dile getirir. Bu inançta, Alevi-Bektaşi gruplar arasında bazı farklılıkların görüldüğü anlaşılmaktadır. Örneğin kimileri on dört masumu Hz. Ali dahil olmak üze
Auch: çehardeh Mâsum-ı Pâk
Belegt in: terminologie: S. 195 (TRM_0646)terminologie: çârdeh-i masum-ı pak, S. 195
İri gövdeli, kısa saplı bir halk sazı. Yeniçeriler tarafından sefer sırasında çalınan saz. Evliya Çelebi’ye göre bu sazı Germiyanoğlu Yakub Bey icat etmiştir ve XVII. yüzyılda bu saz büyük ilgiyle kar
Auch: çöğürcü
Belegt in: terminologie: S. 210 (TRM_0738)terminologie: çöğür, S. 210
Alevi-Bektaşi kökenli saz şairi, âşık. Sanatını çöğürle icra eden halk şairi. Çöğür şairi terimi, XVII. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlamış, bu XIX. yüzyıla kadar devam etmiştir. Sultan Abdülaziz
Belegt in: terminologie: S. 210 (TRM_0739)terminologie: çöğür şairi, S. 210
Peşineden sonra gelen dördüncü ahiret kardeşliği. Aşinalık ve peşinelik gibi sadece Çaylaklar arasında bulunan bu aşama, her türlü kötülükten uzaklaşmış, kendisine yapılan kötülüklere bile iyilikle ka
Belegt in: terminologie: S. 206 (TRM_0703)terminologie: çığıldaş, S. 206
Kalpte, Allah’tan başka varolan bütün istekleri yok etme. Hak yolunda çile çekerek nefsini öldürme. Bu, isteğe bağlı ölümdür. Mecburi ölüm (son nefesle ölüm) değildir. Bu şekilde, kendi iradesiyle öle
Belegt in: terminologie: S. 739 (TRM_2667)terminologie: ölmeden önce ölme, S. 739
Bir kısım Tahtacı zümrelerinde loğusanın, cenazeyle aynı ortamda bulunması sonucu bebekte görülen rahatsızlık. Kırkı çıkmamış bir kadının evinde biri öldüğünde bebeğin kırkıyla ölünün kırkının birbiri
Belegt in: terminologie: S. 739 (TRM_2668)terminologie: ölü kırkı, S. 739
Mevt. Ölüm, tabii ve ihtiyari olmak üzere ikiye ayrılır. 1. İhtiyari-iradi ölüm (ölmeden önce ölme). 2. Tabii ölüm, Hakk’a yürüme. Bektaşilikte vefat edene öldü denilmez. Bunun yerine Hakk’a yürüdü, m
Belegt in: terminologie: S. 740 (TRM_2670)terminologie: ölüm, S. 740
Arzu edilmeyen bir yerde durmamak gerektiğini, öğütleyen bir söz. Sufiler, mücadele ve münakaşadan kaçınırlar, onun için böyle bir durumla karşılaşınca eşiği öpüp niyaz ederek çıkarlar.
Belegt in: terminologie: S. 740 (TRM_2672)terminologie: öp eşiği çık dışarı, S. 740
Genellikle Mersin yöresindeki Tahtacılarda olmak üzere Kadınların ikrar alma törenleri. Kadınların ikrarı, ancak evlendikten sonra alınabilir. Bunun için eğer dede varsa düğün gecesi, yoksa dedenin ge
Belegt in: terminologie: S. 741 (TRM_2676)terminologie: özne, S. 741
Tanrı uğruna dünya varlığından vazgeçme, nefsin geçici isteklerine aldanmama, büyüklük taslayarak ilahi varlık karşısında bağımsız bir tavır takınmama durumu.
Belegt in: terminologie: S. 742 (TRM_2680)terminologie: özünü fakir görme, S. 742
Hz. Fâtıma’nın künyelerinden biri. bk. Fâtıma üns: 1. Kalbi, Allah’ın sevgisiyle dolduran mutluluk ve sevinç. Salik, Allah’a dayanıp O’dan yardım dileyip O’nda sükun bularak bu hale ulaşır. 2. Allah v
Belegt in: terminologie: S. 914 (TRM_3552)terminologie: Ümmül Muhsin, S. 914
Eseli oymağından ayrılıp Rumeli seyahatinden sonra bu ismi alan bu oymağın çoğunun Adana civarında yaşadığı kaydedilir. Bunların Sivri Külahlı şeklinde de isimlendirildiği görülür. bk. Eseli oymağı
Belegt in: terminologie: S. 914 (TRM_3553)terminologie: üsküdarlı oymağı, S. 914
Ali: ehlibeyt yoluna sımsıkı bağlanıp teslim olmak ve teslimiyetin gereklerini yapmaktır Kimi bölgelerde de üç sünnetin farklı farklı şekillerde anlaşıldığı görülmektedir. Örneğin bazı Alevilerin üç s
Belegt in: terminologie: S. 908 (TRM_3530)terminologie: üç mevcut, S. 908
Alevilerde toplanma, bir araya gelme üç şekilde gerçekleşir. Bunlar; sohbet, dernek, cemdir. Bunlara bazı bölgelerde Üç Meydan denildiği gibi, bazı bölgelerde de birincisine muhabbet, ikincisine küçük
Belegt in: terminologie: S. 908 (TRM_3526)terminologie: üç meydan, S. 908
Yaygın İslami anlayışta sünnet, Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirlerini; farz ise, Allah’ın kesin olarak yapılmasını istediği hükümleri ifade ettiği halde; Alevilikteki “üç sünnet-yedi farz” tasavv
Auch: yedi farzüç sünnet
Belegt in: terminologie: S. 908 (TRM_3529)terminologie: S. 909 (TRM_3531)terminologie: üç sünnet-yedi farz, S. 908terminologie: üç sünnet-yedi farz, S. 909
Tanrı’ya ulaşmak isteyen tarikat yolcusunun, geçmek durumunda olduğu, “bu dünyayı terk etme, öbür dünyayı terk etme ve terk ettiğin yeri terk etme” (terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i terk) olarak tanı
Belegt in: terminologie: S. 910 (TRM_3532)terminologie: üç terk, S. 910
Alevilerce, yılın günlerine ve bir inanışa göre bedendeki kemik, damar ve iliklerin sayısına uygun olarak tanınan üç yüz altmış tarikat makamıdır. Halife, pir, mürşit, rehber, musahib, mürebbî, âşinâ
Belegt in: terminologie: S. 910 (TRM_3535)terminologie: üç yüz altmış altı uğrak, S. 910
Güneşin kendi yörüngesi üzerinde dolaşırken geçtiği üçyüz altmış durak. Eskiden dünyanın değil de güneşin döndüğüne inanılırdı. Güneş dünya çevresinde üçyüz altmış gün dolaşır, her gün bir durak sayıl
Belegt in: terminologie: S. 911 (TRM_3537)terminologie: üç yüz altmış menzil, S. 911
Bir şeyi üç kez yapmaya denir. Aleviler ve Bektaşiler, “mahabbet” dedikleri içkili mecliste, önce, meze almaksızın üç kadeh dem, yani rakı içerler. Saki, önce kadehi babaya sunar. Baba, bir yudumda iç
Belegt in: terminologie: S. 911 (TRM_3538)terminologie: üçleme, S. 911
Üç defa ölme. Pir Sultan, önce Mansur’un, sonra Hüseyin’in öldürülmeleriyle kendisinin iki defa öldüğünü ve asılarak öldürülmesinin de üçüncü ölüm olduğuna inanır. Bu aslında öldürülse de fikirlerinin
Belegt in: terminologie: S. 913 (TRM_3543)terminologie: üçüncü ölme, S. 913
Dervişler için kullanılan bir tabirdir. Alevilere XV. ve XVI. yüzyıllarda verilen adlardan birisi. Bu ad, Alevilerin bilgisizlik karanlığını aşıp bilginin aydınlığı ile dirildiklerini, yani ışıkta old
Belegt in: terminologie: S. 423 (TRM_1616)terminologie: ışık, S. 423
Hacı Bektaş’ın şahin suretine büründüğüne inanılır. Velâyetnâmede anlatılan bir menkıbeye göre, Hacı Bektaş’ın, mürşidi Hoca Ahmet Yesevi’nin Bedahşan Şehri’nin kâfir olan halkının eline esir düşmüş o
Belegt in: terminologie: S. 836 (TRM_3175)terminologie: şahin, S. 836
Horasan erenlerinin sultanı anlamında Hacı Bektaş Veli için kullanıldığı gibi Horasan padişahı (Horasan sultanı) anlamında, Oniki İmamın sekizincisi olan ve h.203’de (m. 818) Abbasoğullarından Me’mun
Belegt in: terminologie: S. 835 (TRM_3164)terminologie: Şahı Horasan, S. 835
Yiğitliği ve savaşlardaki bahadırlığı nedeniyle yiğitlerin şahı, erlerin padişahı, mertlerin önderi anlamında Hz. Ali için kullanılan bir ünvan. bk. Ali Hz. Ali’nin sınır tanımayan mücadele coğrafyası
Belegt in: terminologie: S. 835 (TRM_3167)terminologie: Şahı merdan, S. 835
Çeşitli Türk boylarında bir çeşit büyücü-rahip görevini üstlenen din adamına verilen ad. Tunguzca bir terim olan Şaman kelimesine karşılık, birçok Türk boyu Kam terimini kullanır. Yakutlar erkek Şaman
Belegt in: terminologie: S. 836 (TRM_3178)terminologie: Şaman (Kam), S. 836
Allah’ın zâtında kaybolup her türlü maddi bağdan kurtulma. şarap:1. Allah’a duyulan sevginin neden olduğu coşkulu hal ve hareket. 2. Evrensel akıl olarak algılanan Yaratıcının sözcüsü olarak bilinen m
Belegt in: terminologie: S. 837 (TRM_3187)terminologie: şarabı tevhid, S. 837
Kâmil insanın iç dünyası. şathiyât:1. İlahi kitap ve sözlerde (Kur’an ve Hadis gibi) geçen veya sufi dilinde işlenen belli makamların sırlarını izah eden rumuzlarla örtülü kalbî ve hissî sözler. 2. Te
Belegt in: terminologie: S. 837 (TRM_3188)terminologie: şaraphane, S. 837
Allah yolundaki tarikat yolcusunun; vecd durumunda söylediği, gizli olan anlamını herkesin kavrayamayacağı kabul edilen, akla, mantığa ve şeriata aykırı görünen söz. bk. şathiyât, şathiye
Belegt in: terminologie: S. 841 (TRM_3193)terminologie: şath (şatıh), S. 841
Şathiyeler, sufînin kendinden geçtiği bir sırada dıştan bakıldığı zaman şeriate aykırı gibi görünen, dînî duyguların nükteli bir biçimde dile getirilmesidir. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairler
Belegt in: terminologie: S. 838 (TRM_3191)terminologie: şathiye, S. 838
Tasavvuf edebiyatında, bazı meczupların sözlerini taklit suretiyle yazılmış, zâhirde saçma gibi görünen, fakat şerh ve tahlili halinde manidar olduğu anlaşılan manzumeler hakkında kullanılan bir deyim
Belegt in: terminologie: S. 838 (TRM_3190)terminologie: şathiyâtı sofiyâne, S. 838
İki küpe, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin anlamında. Hz. Ali’nin oğulları olan Hasan ve Hüseyin için kullanılan ve Hz. Muhammed tarafından verilen isim. bk. şepper-şüpeyr Tığ üzre laleler açıp kara dağları y
Belegt in: terminologie: S. 841 (TRM_3195)terminologie: şebberü şübber, S. 841
Kendilerine özgü bir Şiilik anlayışı olan Musul’da Kürtlerden oluşan bir grub. Kimi kaynaklar, bunların menşe olarak Türk oldukları üzerinde durur. Dilleri Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe karışımıdır
Belegt in: terminologie: S. 841 (TRM_3196)terminologie: şebekler, S. 841
Eskiden kuşak ve peştamal gibi giysilere şed denirdi. Kuşak karnın üstünde düğümlenip uçları sarkıtılırdı. Çalışırken ayağa dolanmaması için, bu uçlar yukarı kaldırılır, koyuna sokulurdu. Ahilikte füt
Belegt in: terminologie: S. 842 (TRM_3199)terminologie: şed, S. 842
Uğraştığı sanat dalında başarılı olup maharet kazanan çıraklara, fütüvvet geleneğince, ustaları tarafından bir törenle kuşak kuşandırılması. Usta çırağına kendisine ilk şedin kim tarafından bağlandığı
Belegt in: terminologie: S. 842 (TRM_3200)terminologie: şed bağlama, S. 842
Hz. Ali kuşağı olarak algılanan şed, kemer. şefkat:1. Halka ihtiyaç duydukları şeyi verme, güçleri yetmeyecek şeyi onlara teklif etmeme, anlamayacakları dille kendilerine hitap etmeme. 2. Şeriat kapıs
Belegt in: terminologie: S. 843 (TRM_3202)terminologie: şeddi şah, S. 843
Hacı Emirli Ocağı’na bağlı Tahtacı oymaklarından biridir. Bu oymağın büyük bir kısmı, eskiden Reşadiye’de otururdu. Cebel-i Bereket ve Osmaniye civarındaki Tahtacılar da bunlardandı. Karahayıt köyü il
Belegt in: terminologie: S. 843 (TRM_3207)terminologie: Şehepli oymağı, S. 843
Hz. Hüseyin. şehit:1. Allah yolunda savaşırken düşman tarafından öldürülen kimse. 2. Kimi Alevi gruplarına göre, nefsindeki kötülükleri yok etmek için girdiği savaşta ölen kimse. 3. Hak yolda Hak için
Belegt in: terminologie: S. 844 (TRM_3210)terminologie: Şehid-i Kerbelâ, S. 844
Mutlak varlık. Hacı Bektaş Veli’nin Menakıbı’nda ve Hacı Bayram Veli’nin şiirinde şâr, gönül, kalp olarak değerlendirilir. Çalab’ın bir şâr yaratmış iki cihân arasında Bakıcak dîdâr görünür ol şârın k
Belegt in: terminologie: S. 844 (TRM_3209)terminologie: S. 844 (TRM_3219)terminologie: şehir-şâr, S. 844terminologie: şehir-şâr, S. 844
Hasan ve Hüseyin anlamlarını ifade eden Süryanice iki kelime. Bu isimler Hz. Harun’un iki oğlunun adı olup Hz. Peygamber tarafından, Hz. Ali’nin oğullarına verilmiştir. bk. şebberü şübber Şüpeyrü Şepp
Belegt in: terminologie: S. 844 (TRM_3218)terminologie: şepper-şüpeyr, S. 844
Hz. Hasan yoluyla Hz. Muhammed’in soyundan gelme. Bu soydan gelme onuru. bk. şerif şerbet:1. İlahi, feyz, ilahi sevgi ve aşk şarabı. 2. İçki içilmeyen kimi Alevi-Bektaşi bölgelerinde, cemlerde içki ye
Belegt in: terminologie: S. 845 (TRM_3221)terminologie: şerafet, S. 845
Nasip alıp yola girecek canın, tören yapılmadan önce hazırlandığı, yani yol kurallarını yeniden gözden geçirdiği, abdest alarak kefen giydiği yer, bölüm.
Belegt in: terminologie: S. 846 (TRM_3225)terminologie: şeriat evi, S. 846
Hz. Muhammed’in torunu ve Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere verilen unvan. Hz. Hüseyin’in neslinden gelenlere de “seyyid” denir. şevk:1. İnsan gönlünün Allah sevgisinden, Allah’a ait te
Belegt in: terminologie: S. 846 (TRM_3228)terminologie: şerif, S. 846
Pir, mürşid. Bir tekkenin lideri durumunda olan kişi. Müridi yetiştirir. Tarikatın inanç ve felsefesini öğretir. Bir başka deyişle kulu Allah’a, Allah’ı kula sevdirir. Şeyh, şeriat ahkamını bilen, ahl
Auch: manevi amcanüvvâbşeyhül-kebir
Belegt in: terminologie: S. 846 (TRM_3231)terminologie: şeyh, S. 846
Elvan Çelebi’nin Baba İlyas’ın halifeleri arasında saydığı bu zatın, Vilâyetnâme’de Balı Şeyh adıyla zikredilen ve Hacı Bektaş’ın halifeleri arasında gösterilen zatla aynı kişi olması büyük ihtimaldir
Belegt in: terminologie: S. 847 (TRM_3233)terminologie: Şeyh Balı, S. 847
Baba İlyas’ın önde gelen halifelerinden biri. Elvan Çelebi’ye göre Muhlis Paşa’nın hizmetine girerek Kırşehir’e yerleşmiş ve orada açtığı zaviyesinde faaliyetlerine devam etmiştir. Kendisi aynı zamand
Belegt in: terminologie: S. 847 (TRM_3234)terminologie: Şeyh Osman, S. 847
XIII. yüzyılda Kırşehir’de yaşayıp burada vefat ettiği nakledilen ve Babai hareketine mensup bir Türkmen şeyhi olduğu tahmin edilen bir zât. Günümüzde Türbesi Kırşehir’dedir.
Belegt in: terminologie: S. 847 (TRM_3235)terminologie: Şeyh Süleyman-ı Türkmânî, S. 847
Şeyh Zeynüddin Ahmed bin İbrahim-i Ahsâî tarafından XVIII. yüzyılda kurulan ve Oniki İmamların tanrısal nitelikler taşıdığı iddiasında bulunan, Hz. Ali’ye bağlılıkla belirgin bir mezhep, tarikat. Kur’
Belegt in: terminologie: S. 847 (TRM_3237)terminologie: Şeyhilik, S. 847
İmamiliğin bir kolu… Nûmâniyye adıyla da anılır. bk. Nûmâniyye şıh:1. Çaylak Oymağı’na bağlı Tahtacılarda delikanlıların kendi aralarında düzenledikleri “cuma akşamı”nı yöneten ikrarlı gence verilen a
Belegt in: terminologie: S. 848 (TRM_3242)terminologie: Şeytaniye, S. 848
Hz Ali ve soyundan gelenlerin halife olması gerektiğine inanan çeşitli grupların ortak adı. Başka bir deyişle Hz. Peygamberden sonra Hz. Ali’yi halifeliğe en layık kişi olarak gören ve onu ilk meşru h
Auch: Şiilik
Belegt in: terminologie: S. 848 (TRM_3244)terminologie: Şia, S. 848
Ali’nin güneşde bulunduğuna inanan Nusayrilerden bir grup. Bunlar Haydariyye ve Şemsiyye diye de anılırlar. Ali’nin ilah olduğunu kabul eden bu zümreye göre şehadet kelimesi “Ali’den başka ilah olmadı
Auch: Şemsiyye
Belegt in: terminologie: S. 849 (TRM_3250)terminologie: Şimaliyye, S. 849
Şiaya göre, Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının başına gelen musibetin akşamı (11 Muharrem gecesi), garipler akşamıdır. Birisinin ölüp defnedildiği günün akşamına da, garipler akşamı denir.
Belegt in: terminologie: S. 837 (TRM_3182)terminologie: şâmı garibân, S. 837
Eskiden Romanya’da bir kısım Babailerin el aldıkları, Seyyid-i Battal Gazi civarında bulunan ocak. şühud:1. Var olma, görünür durumda olma. 2. Hakk’ı Hak ile görme.
Belegt in: terminologie: S. 850 (TRM_3259)terminologie: Şücâuddin ocağı, S. 850
Bu mübarek isim başta peygamberlerin dilinden aktarılan sözlerde olmak üzere Kur'ân-ı Kerîm'in muhtelif yerlerinde kırk sekiz defa zikrolunur. Biz, yukarıda örnek olarak yalnızca bir tanesini zikretti
Belegt in: esma: {'sure_name': "En'âm", 'sure': 6, 'ayet': 124, 'sure_name_quran': 'EN’AM'}terminologie: S. 58 (TRM_0149)terminologie: âlem, S. 58
Kur'ân-ı Kerîm'de beş defa geçen Afuvv ismi çok bağışlayan, affedici anlamına gelir. Allah Afuvv'dur; çirkinlikleri yok eder, günahları bağışlar. Afuvv ismiyle Gafûr isminin anlamları birbirlerine yak
Allah'ın güzel isimlerinden olup Kur'ân'da bir yerde zikrolunan Ahad ismi zatında tek ve biricik olan anlamına gelir. Ahad, teklik, ahadiyet makamına nispet edilir. Ahadiyet makamı, feyz-i akdes, en k
Belegt in: esma: {'sure_name': 'İhlâs', 'sure': 112, 'ayet': 1, 'sure_name_quran': 'İHLAS'}terminologie: S. 39 (TRM_0079)terminologie: ahad, S. 39
Ahkamu'l-Hâkimîn ismi, ilahî tecelli ve kemallerden bazı özel tecelli ve kemallerin göstergesi olan bir isimdir ve hükmü her türlü hükümden daha etkin anlamına gelir. Hüküm ve hikmet arasındaki bağınt
Râgıb, Müfredât'ında şöyle der:2 Halk sözcüğü aslında doğrudan takdir anlamına gelir. Ancak eşyanın yaratılışı ve ibdası bağlamında da kullanılmıştır: "Gökleri ve yeri yarattı."3 İbda anlamında kullan
Kur'ân'da on bir defa tekrarlanan Akreb ismi iki defa Allah için sıfat olarak zikredilmiştir: Andolsun biz insanı yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha
Aliyy ismi Kur'ân-ı Kerîm'de dokuz defa tekrarlanır. Aliyy, yüce, üstün, her şeye galip gelen anlamlarına gelir. Yüce Allah, Aliy'dir; çünkü bütün varlıklar üzerinde ihatası vardır, onlardan yücedir;
Bu sözcük Kur'ân-ı Kerîm'de dokuz yüz seksen defa tekrar edilmiştir. Allah sözcüğü Hakk'ın yüce zatına özgü olup bütün cemal ve celal sıfatlarını kendisinde toplar. Bu isim Câhiliyye döneminde de kull
Kur'ân-ı Kerîm'de dört defa geçer (diğerleri için bk. Mâide, 5:116; Tevbe, 9:78; Nûr, 24:48). Allâmu'l-guyûb, gizlilikleri bilen, sırlardan haberdar olan demektir. Allâm, âlim sözcüğünün mübalağa kipi
Alîm ismi Kur'ân-ı Kerîm'de yüz otuz yedi defa tekrarlanır. Âlim sözcüğünün mübalağa kipi olan alîm, Allah'ın ilminin genişliğine, O'nun gerek yaratmadan önce, gerek yaratmadan sonra bütün mevcudat ha
Allah'ın güzel isimlerinden bir diğeri olan Azîm ismi Kur'ân-ı Kerîm'de on dört defa geçer. Azîm, vehim, idrak ve düşünceden daha yüce anlamına gelir. Sözlük âlimleri azîm sözcüğünün altı anlamı olduğ
Esmâ-i hüsnadan olan Azîz ismi Kur'ân-ı Kerîm'de seksen sekiz defa tekrarlanır. Azîz sözcüğü izz kökünden türemiştir ve yüce ve güçlü anlamına gelir. Yine kuvvet, şiddet, galebe ve yücelik anlamlarına
Allah'ın güzel isimlerinden biri olan Basîr, Kur'ân-ı Kerîm'de kırk iki defa tekrarlanır. Allah'ın gizli ve açık her şeyi gördüğü anlamına gelir. Allah açısından basar, görme O'nun ilim ve idraki anla
Esmâ-i hüsnadan bir diğeri olan Bedî ismi Kur'ân-ı Kerîm'de iki yerde geçer (diğeri için bk. En'âm, 6:101). İbda, varlıkları model olmaksızın yaratmak, icat etmek anlamına gelir. Bedî, varlığın bütün
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen Berr ismi iyilik eden anlamına gelir. Allah'a nispet edildiğinde ise başkasına iyilikte ve ihsanda bulunmada inayeti çok geniş olan anlamına gelir. Râğıb Müfredât'ınd
Tâcu'l-Arûs'un yazarı özetle şöyle der: "Model olmaksızın yaratmasından dolayı Allah bu isimle tesmiye edilmiştir. Zira anlam açısından Bârî, Hâlik'ten daha özel bir anlama sahiptir. Bir grup Allah'ı
Zuhurunun şiddetinden, yoğunluğundan dolayı bütün yaratıklarından gizli olduğundan; beşerî idrak -gizliliğinden ötürü- zatının künhünü algılamaya güç yetiremediğinden Allah'a Bâtın ismi nispet edilmiş
Belegt in: esma: {'sure_name': 'Hadîd', 'sure': 57, 'ayet': 3, 'sure_name_quran': 'HADİD'}terminologie: S. 138 (TRM_0415)terminologie: bâtın, S. 138
Cebbâr ismi, celalî isimlerden olup Kur'ân'da bir yerde geçer. Cebbâr, cebr kökünün mübalağa kipidir. Cebbârın üç anlamı olduğu nakledilir: Kahreden, yüce ve telafi eden. Her üç anlam da Allah'ın şanı
Allah'ın güzel isimlerinden bir diğeri olan Câmi ismi, Kur'ân-ı Kerîm'de sıfat olarak iki yerde geçer (diğeri için bk. Nisâ, 4:140). Câmi sözlükte birbirine ekleyen, birleştiren anlamına gelir. İlkler
Kur'ân-ı Kerîm'de yedi defa zikredilen Ebkâ isminin birkaç anlamı vardır. Bir anlamı, ilahî sevabın ve ücretin sürekliliğinin beşerî karşılık ve ücretten daha fazla olduğudur. Bir diğer anlamı ise All
Kur'ân-ı Kerîm'de geçen Allah'ın isimlerinden bir diğeri Ehlu'l-mağfiret'tir. Allah, mağfiret etmeye layık tek varlık olduğundan mağfiret ehli ismiyle tesmiye olunmuştur. Gafûr olan Allah, dergâhına y
Ehlu't-Takvâ Allah'ın güzel isimlerinden, esmâ-i hüsnasından bir diğer isimdir. Kur'ân-ı Kerîm'de Müddessir Suresi'nde Allah bu isimle tesmiye olunmuştur. Allah'ın takvâ ehli olmasından maksat O'ndan
Ekrem, kerîm sözcüğünün ism-i tafdilidir. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah, Ekrem ve Kerîm isimleriyle tesmiye edilmiş, vasıflandırılmıştır: "Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; ganîdir, çok kerem sahibidir.
Erhamu'r-Rahimîn Allah'ın güzel isimlerinden bir diğer ismidir. İlahî kemallerden bir kemale delalet eder. Rahmet, rahmet edilene yönelik ihsanı beraberinde getiren bir tür duygulanım, teessürdür. Kim
Allah'ın güzel isimlerinden biri olan Esreu'l-Hâsibîn Kur'ân-ı Kerim'de bir yerde geçer ve hesap görenlerin en serisi anlamına gelir. Zikrolunan ayetin baş kısmı şöyledir: "Nihayet birinize ölüm geldi
Kur'ân-ı Kerîm'de evvel sözcüğü muhtelif biçimleriyle altmış iki defa tekrarlanmış, Allah için bir sıfat olmuştur. O evveldir; yani farz olunan her şeyden önce Yüce Allah vardır. O, ahirdir; yani son
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen Fettâh ismi işlerin önünü açan, hakemlik eden anlamına gelir. Feth, sorunu ortadan kaldıran anlamına gelir. İki türlüdür: Kapıyı açmakta olduğu gibi göz ile hâsıl ola
Belegt in: esma: {'sure_name': 'Sebe', 'sure': 34, 'ayet': 26, 'sure_name_quran': 'SEBE’'}terminologie: S. 314 (TRM_1210)terminologie: fettah, S. 314
Esmâ-i hüsnanın cüzî ve fiilî isimlerinden olan Fâliku'lHabbi ve'n-Nevâ ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Allah, kudreti, hikmeti ve ilmiyle çatlayıp açtıktan sonra kullarına rızk olsunlar diye
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen Fâliku'l-İsbâh ismi, sabahı aydınlatan anlamına gelir. Felk sözcüğünden türeyen fâlik sözcüğü bir şeyi bir şeyden ayıran anlamına gelir. Allah, yaratış nuruyla varlık
Fâtır ismi Kur'ân-ı Kerîm'de altı defa geçer ve yaratan, bölen, yeri ve göğü yayan anlamlarına gelir. Varlıkları yokluktan varlık diyarına çıkardığı; yokluğun karanlık perdesini yok ettiği ve her mahl
Gaffâr ismi Kur'ân-ı Kerîm'de beş defa geçer. Kulların günahlarını çokça bağışlayan anlamına gelir. Allah'ın mağfireti, asilerin günahlarını örtmek ve bağışlamak şeklinde tezahür eder. Allah, Gaffâr'd
Kur'ân-ı Kerîm'de doksan defa zikrolunan Gafûr ismi çok bağışlaya, çirkinlikleri örtüp affeden anlamına gelir. Yüce Allah Gafûr'dur; zira günahkârların çirkin amellerini, günahkâr kul gizlediği müddet
Esmâ-i hüsnadan bir isim olan Ganî ismi Kur'ân-ı Kerîm'de on altı defa tekrarlanır. Ganî, her durumda hiçbir şeye ve hiç kimseye ihtiyaç duymayan demektir. Allah Ganî'dir; yani zatında ve sıfatında il
Günahları affeden anlamına gelen Gâfiru'z-Zenb ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Allah'ın gufranının, mağfiretinin anlamı kulu azaptan masun kılması, korumasıdır. O, kulunu cehennem azabından ku
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunan Gâlib ismi, galebe sözcüğünden türemiştir ve üstün gelen anlamına gelir. Yüce Galib'dir; yani her şeye kadir ve her şey üzerinde üstündür.
Habîr ismi Kur'ân-ı Kerîm'de kırk iki kez tekrarlanır. Râğıb Isfahanî habîr sözcüğünün üç anlamı olduğunu yazar: "Kulların amellerini bilen; işlerin gizli yönlerini, batınını bilen ve haber veren."3 M
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen Hafiyy ismi sözlükte lütufkâr, şefkatli anlamına gelir. Her şeyi bilmesi, lütuf sahibi olması ve tüm varlıklara karşı şefkatli olmasından dolayı Allah bu isimle tesmi
Hafîz, Kur'ân-ı Kerîm'de üç yerde geçer (diğerleri için bk. Hûd, 11:57; Şûrâ, 42:6). Hâfız sözcüğünün mübalağa kipi olan hafîz sözcüğü Yüce Allah'ın bütün varlıklara yönelik yetkin koruyuculuğuna işar
Kur'ân-ı Kerîm'de üç yüz otuz üç kez zikrolunan Hak ismi gerçek, doğru ve layık anlamlarına gelir. Hak, batılın karşıtıdır; varlığın yokluğun karşıtı olması gibi. Kur'ân'da, Kur'ân'a, adalete, İslâm'a
Allah'ın güzel isimlerinden olan Hakîm ismi Kur'ân-ı Kerîm'in muhtelif yerlerinde doksan defa tekrarlanır.2 Hikmetin birçok anlamı olduğu söylenmiştir. Sözgelimi, din bilgisi, bilgi eylem bütünlüğü, A
Kur'ân-ı Kerîm'de iki yerde geçen (diğeri için bk. Yâsîn, 36:81) Hallâk ismi hâlık sözcüğünün mübalağa kipidir. Çok fazla yaratan anlamına gelen sözcük Allah'ın yaratmadaki sürekliliğine; özellikle de
Belegt in: esma: {'sure_name': 'Hicr', 'sure': 15, 'ayet': 86, 'sure_name_quran': 'HİCR'}terminologie: S. 379 (TRM_1420)terminologie: hallâk, S. 379
Esmâ-i hüsnadan olan Halîm ismi Kur'ân-ı Kerîm'de on bir defa zikrolunur. Râğıb Isfahanî "hilm"i şu şekilde tanımlar: Hilm, otokontrol ve öfke patlamasını önlemektir. Başka bir deyişle halîm, her işi
Belegt in: esma: {'sure_name': 'Bakara', 'sure': 2, 'ayet': 235, 'sure_name_quran': 'BAKARA'}terminologie: S. 378 (TRM_1412)terminologie: halim, S. 378
Hamîd ismi Kur'ân-ı Kerîm'in muhtelif yerlerinden on altı defa geçer. Hamd kökünden türeyen bu sözcüğün karşıt anlamlısı zemm'dir. Allah daima kendisine hamd ve senada bulunduğundan; kendisini hakkıyl
Hasîb ismi Kur'ân-ı Kerîm'de üç yerde (diğerleri için bk. Nisâ, 4:6, 86) geçer. Hasîb isminin üç anlamı olduğu söylenmiştir ki her üçüne Kur'ân'da rastlanılır: – Kifayet eden: "Ey Peygamber! Sana ve s
Kur'ân-ı Kerîm'de yüz yetmiş altı defa tekrarlanan Hayr ismi altı yerde Allah için tekil sıfat olarak kullanılmıştır. Mutlak hayır olduğundan, kendisinden hiçbir şer sadır olmadığından dolayı Allah bu
Fasl sözlükte bir şeyi bir şeyden ayırmak anlamına gelir. Kıyamet günü, doğru yol üzere olanlar ile batıl yol üzerine olanlar birbirlerinden ayrılacaklarından Fasl Günü olarak isimlendirilmiştir. Doğr
Bu mübarek isim Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Gafr ve gufrân örtme anlamına gelir. Allah'a Gâfir veya Gaffâr isimlerinin nispet edilmesinin nedeni günahları örtüp rahmetiyle insanları affedip bağ
Hayru'l-Hâkimîn ismi Kur'ân-ı Kerîm'de üç kez geçer (diğerleri için bk. Yûnus, 10:109; Yûsuf, 12:80). Allah yargılayanların en hayırlısı ve hüküm verenlerin en iyisi olduğundan dolayı bu isimle tesmiy
Hayru'l-Munzilîn ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde Allah'ı niteleyen bir sıfat olarak geçer ve bereketi indirenin en hayırlısı anlamına gelir. Ayrıca Allah, saadet menziline iskân edenlerin en hayırlıs
Hayru'l-Mâkirîn ismi Kur'ân-ı Kerîm'de iki defa geçer. Mekr, sözlükte hile, çare ve planlı her tür iş anlamına gelir. Mekr ikiye ayrılır: Güzel bir fiil ile yapılan beğenilen mekr ve kötü bir fiil ile
Allah'ın güzel isimlerinden olan bu mübarek isim Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Vâris sözcüğü, Allah'ın her şeyin fenasından sonra baki kalması anlamına gelir. Ayrıca Allah'ın fani olmalarından so
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen bu isim en hayırlı yardım edici anlamına gelir. Allah, müminlerin mevlası, ulusu ve efendisidir. Bu yüzden müminler Hak dışında birinden yardım istememelidirler; zira
Hayru'r-Râhimîn Kur'ân-ı Kerîm'de iki kez zikrolunur (diğeri için bk. Mü'minûn, 23:118). Allah'ın rahmeti ihsan anlamına gelir ki bu rahmet bazen umumi, bazen hususidir; belli koşullara bağlıdır. Alla
Hayru'r-Râzıkîn ismi Kur'ân-ı Kerîm'de beş kez zikrolunur. Rızk bazen dünyevî ve uhrevî bağış anlamına, bazen de insanın nasibi olan şey anlamına gelir. Allah, dünyevî ve uhrevî rızkı verdiğinden dola
Allah'ın güzel isimlerinden olan Hayy ismi Kur'ân-ı Kerîm'de beş defa tekrarlanır. Hayat, Allah'ın zat isimlerindendir. Allah'ın hayat ismi, ezelden ebede kadar bizatihî bâki olması anlamına gelir. O'
Kur'ân-ı Kerîm'de on defa tekrarlanan Hâdî mübarek ismi hidayet eden anlamına gelir. Hidayet iki türlüdür: Genel hidayet ve özel hidayet. Genel hidayet ister akıl sahibi olsun, ister olmasın bütün var
Belegt in: esma: {'sure_name': 'Furkân', 'sure': 25, 'ayet': 31, 'sure_name_quran': 'FURKAN'}terminologie: S. 362 (TRM_1353)terminologie: S. 362 (TRM_1360)terminologie: hadi, S. 362
Hâlik ismi Kur'ân-ı Kerîm'de dokuz yerde geçer. Sözlük anlamı itibariyle takdir anlamına gelen halk sözcüğü bazı yerlerde yaratma ve icat anlamında da kullanılmıştır. Sözgelimi "Göklerin ve yerin yara
Allah'ın güzel isimlerinden biri olan İlah ismi Kur'ân-ı Kerîm'de defalarca zikredilmiştir. Allah, her şeyin mabudu olduğundan O'na İlah denilmektedir. İlah, melûh yani mabut anlamına gelir. Ancak kul
Kadîr ismi Kur'ân-ı Kerîm'de kırk beş defa zikrolunur. Kadîr ismi, benzersiz olan Allah'ın eşyayı icat edip yok etme gücüne sahip olduğu anlamına gelir. O, varlıklar üzerinde tam bir istila ve iktidar
Esmâ-i hüsnadan bir diğeri olan Kahhâr ismi Kur'ân'da altı yerde geçer. Kâhir sözcüğünün mübalağa kipi olan Kahhâr ismi kimsenin karşısında güç yetiremediği, kendisinden intikam alınamayan anlamına ge
Allah'ın güzel isimlerinden Karîb ismi Kur'ân'da üç defa geçer (diğerleri için bk. Hûd, 11:61; Sebe, 34:50). Allah, Karîb'dir; yani yaratıklarına mutlak kudretiyle manen yakındır. Öyle ki mutlak kudre
Allah'ın güzel isimlerinden bir diğeri olan Kaviyy ismi Kur'ân-ı Kerîm'de yedi defa tekrarlanır ve Allah'ın genel, sonsuz, tam ve kâmil kudretini bildiren bir sıfattır. Bizatihi kudret Allah'ın zatına
Esmâ-i hüsnadan bir diğer isim olan Kayyûm ismi Kur'ân'da üç defa zikrolunur (diğerleri için bk. Bakara, 2:255; Tâ-Hâ, 20:111). Kayyûm, kendi kendine var olan, gayrisine kıvam, biçim bahşeden demektir
Kur'ân-ı Kerîm'de sekiz defa zikrolunan Kebîr ismi, yüce, celal ve ceberut sahibi, her türlü ölçü ve vasıftan daha yüce olan anlamlarına gelir. Allah, mahlûkata benzemekten yüce olduğu, O'nun büyüklüğ
Allah'ın isimlerinden olan Kerîm ismi Kur'ân-ı Kerîm'de dört yerde Allah'a nispet edilir. Kerîm ismi farklı şekillerde tefsir edilmiştir. Allah Kerîm'dir çünkü: – Zatında, sıfatlarında ve fiillerinde
Belegt in: esma: {'sure_name': 'Neml', 'sure': 27, 'ayet': 40, 'sure_name_quran': 'NEML'}terminologie: S. 506 (TRM_1915)terminologie: kerim, S. 506
Esmâ-i hüsnadan olan Kuddûs ismi Kur'ân-ı Kerîm'de iki defa geçer (diğeri için bk. Cuma, 62:1). Kuddûs, kuds sıfatının mübalağa kipi olup temizlik ve paklık anlamlarına gelir. Allah bağlamında kuddûs
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen Kâbilu't-Tevb ismi tövbeyi kabul eden demektir. Kulun tövbesi, Allah'a, salim fıtrata dönüş, geçmişten pişmanlık duyup yitirdiğini elde etme çabasıdır. Allah'ın tövbe
Allah'ın güzel isimlerinden Kâhir, Kur'ân-ı Kerîm'de iki defa zikrolunur (diğeri için bk. En'âm, 6:61). Kâhir; güçlü, gazap eden ve bütün varlıkları idaresi altına alan demektir. Her şey Allah'ın salt
Latîf ismi Kur'ân'da sekiz defa geçer. Allah'a bu ismin nispet edilmesinin nedenleri şöyle sıralanabilir: – Duyumlar O'nu idrak edemez. Nitekim mezkûr ayetin başında "Gözler O'nu göremez; hâlbuki O, g
Belegt in: esma: {'sure_name': "En'âm", 'sure': 6, 'ayet': 103, 'sure_name_quran': 'EN’AM'}terminologie: S. 567 (TRM_2111)terminologie: latif, S. 567
Allah'ın güzel isimlerinden olan Mecîd ismi Kur'ân-ı Kerîm'de iki defa geçer (diğeri için bk. Burûc, 85:15). Şeref anlamına gelen mecd kökünden türeyen Mecîd ismi Mâcid isminin mübalağa kipidir. Allah
Kur'ân-ı Kerîm'de dört defa zikrolunan2 Melik ismi bütün mahlûkat üzerinde hükümran olan anlamına gelir. Râğıb Müfredât'ında melik sözcüğünü şöyle tanımlar: "Melik, yönetim gücü olan ve bütün toplumsa
Allah'ın güzel isimlerinden olan ve Kur'ân-ı Kerîm'de yalnızca bir yerde geçen Metîn ismi sabit, güçlü ve sağlam anlamlarına gelir. Metânet sözcüğünden türeyen bu isim bir şeyin sağlamlığına delalet e
Mübarek Mevlâ ismi Kur'ân-ı Kerîm'de dokuz defa zikrolunur. Rab, efendi, malik, nimet veren, özgür kılan, muhip, dost, tâbi, komşu, yemin eden gibi anlamlara gelen Mevlâ sözcüğünün Kur'ân'daki anlamı
Allah'ın fiilî sıfatı olan Mubdî mübarek ismi Kur'ân-ı Kerîm'de on defa geçen "yubdî" fiilinden türemiş olup hadîslerde Mubdî şekliyle geçmektedir. Mubdî, yaratılışı ortaya çıkaran, varlığa getiren an
Allah'ın güzel isimlerinden bir diğeri olan Mubîn ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Mubîn isminin iki anlamı olduğu belirtilmiştir. Birinci anlama göre Allah'ın mukaddes zatı öylesine zâhir ve a
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunan Mucîb isminin iki anlamı vardır: Kendisinden isteyene istediğini veren ve kendisiyle konuşana icabet edip kendisini çağırana cevap veren. Allah, dua edenlerin du
Kur'ân-ı Kerîm'de iki defa zikrolunan (diğeri için bk. Fussilet, 41:39) Muhyî ismi ölüleri dirilten anlamına gelir. Hayat sözcüğü çeşitli anlamlarda kullanılır. Bitkilerde ve hayvanlarda gelişme, büyü
Kur'ân-ı Kerîm'de beş defa zikrolunan Muhît her şeyi kuşatan; hiçbir varlığın kudretinin ve ilminin dışında olmayan demektir. Allah, her şeyin varlığını, türünü, cinsini, keyfiyetini, yaratılış gayesi
Muktedir ismi Kur'ân-ı Kerîm'de dört defa zikrolunur (diğerleri için bk. Zuhruf, 43:42; Kamer, 54:42, 55). Güç sahibi, kadir anlamına gelen Muktedir ismi her şeye kadir olduğundan dolayı Allah'a nispe
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen mübarek Mukît ismi rızkı yaratan anlamına gelir. Gıda maddelerini bedenlere ulaştıran O'dur. Gıda manevî gıdaları da kapsar; yani Allah Teâlâ marifetleri kalplere ula
Kur'ân-ı Kerîm'de bir defa zikrolunan Musavvir ismi mahlûkların suretlerini, şekillerini yoktan var eden anlamına gelir. O, her varlığa hikmeti muktezasınca suret verir. Musavvir isminin iki anlamı da
Kur'ân-ı Kerîm'de on üç defa geçen "yuîd" fiilinden türeyen ve Allah'ın güzel isimlerinden olan Muîd ismi geri getiren, halkı kendisine döndüren anlamına gelir. Kastedilen kıyamet günü ve insanların A
Mâliku'l-Mülk ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Allah âlemi, yeri, göğü ve ikisi arasındakileri yaratan olduğundan saltanat ve yöneticilik O'na aittir ve malikiyeti tekvînîdir. İnsanın malikiyet
Kur'ân-ı Kerîm'de bir defa zikrolunan Müheymin ismi, şahit, emin, emanetçi, sırları bilen, kullarının sözlerine ve amellerine şahit olan, kullarının yaratılışına, fiillerine, rızklarına ve yaşamlarına
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçen Mümin ismi güveni muhafaza eden, vaadine vefa gösteren, kullarını koruyup gözeten ve kulların himayesinde emniyette oldukları anlamlarına gelir. İman ve aman sözcükle
Kur'ân-ı Kerîm'de iki defa geçen (diğeri için bk. Enbiyâ, 21:112) Müsteân ismi yardımcı, kendisinden yardım istenen anlamına gelir. İnsan ister ruhsal olsun, ister fiziksel olsun, her işi Allah'ın yar
Esmâ-i hüsnadan olan Mütekebbir ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Bu isimde yatan inceliği anlamak için basiret sahibi olmak, aklı kullanmak gerekir. Kibriya sözcüğünden türeyen mütekebbir sözcü
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Bir tür mübalağa içeren Müteâl ismi yücelik, çok yücelik, üstünlük anlamına gelir. Allah'ın Müteâl oluşunun üç anlamı olduğu belirtilmiştir. Birinci anlama göre Alla
Nûr ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunur. Allah Nûr'dur. Şöyle ki kendisi bizatihi zâhirdir ve gayrisini nuruyla aşikâr eder, aydınlatır. Nûr isminin şu anlamlara geldiği zikredilmiştir: – Hida
Rabb ismi Kur'ân-ı Kerîm'de doksan yedi kez tekrarlanır. Birçok anlamı olan Rabb kelimesinin başlıca anlamları şunlardır: Malik, birleştiren, yöneten, yoldaş, refik, daim, hâlik, dönüştüren ve düzenle
Rahmân ismi Kur'ân-ı Kerîm'de elli altı defa, Rahîm ismi ise iki yüz yirmi sekiz defa geçer. Bu iki isim rahmet kökünden türemiştir. Rahmet sözcüğü sözlükte, rikkat, yumuşaklık ve iyiliği, bağışlamayı
Kur'ân-ı Kerîm'de üç defa (diğerleri için bk. Mâide, 5:117; Ahzâb, 33:52) zikrolunan Rakîb ismi ihtiyar sahibi olan, kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan koruyucu anlamına gelir. Allah hem vücuda get
Esmâ-i hüsnadan olan Raûf ismi Kur'ân-ı Kerîm'de on bir kez geçer. Allah'ın rafet sıfatı, rahmanlık sıfatı gibi, genişliğe sahiptir. Allah'ın günahkârlara yönelik rafeti, şefkati onların tövbelerini k
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunur. Hafz'ın karşıt anlamlısı olan ref' sözcüğü ile ilgili olarak Râğıb Müfredât'ında şunları kaydeder: Ref sözcüğü bazen cisimler hakkında: "Görmekte olduğunuz gökl
Rezzâk ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunur. Rızk kökünden türeyen rezzâk sözcüğü râzıkın mübalağa kipi olup çokça rızk veren anlamına gelir. Rızk ile yemek vb. gibi maddî rızk ve ilim, marifet
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunan mübarek Samed ismi "efendi, itaat edilen" anlamına gelir. Allah bağlamında samed, her şeyin kendisine muhtaç olması, herkesin ihtiyaçlarını giderdiği anlamına ge
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunan Selâm ismi, her türlü eksiklikten münezzeh ve beri olduğu; sıfatlarında ve fiillerinden asla şer, kötülük ve noksan bulunmadığı anlamına gelir. Allah, insanları
Mübarek Semî ismi Kur'ân-ı Kerîm'de kırk dört defa geçer. Allah'ın Semî, Duyan olmasının anlamı şudur: O zatıyla sözün her türlüsünü; gizli açık, yüksek sesli alçak sesli, dile gelen dillendirilmeyen,
Kur'ân-ı Kerîm'de sekiz yerde geçen Serîu'l-Hisâb ismi kıyamet gününde göz açıp kapayıncaya dek kullarını hesaba çekeceğinden dolayı Allah'a nispet edilir.
Allah'ın güzel isimlerinden olan Serîu'l-İkâb ismi Kur'ân-ı Kerîm'de iki yerde geçer (diğeri için bk. Arâf, 7:167). Serîu'lİkâb, Allah'ın kıyamet gününde münafıkları ve kâfirleri çabucak cezalandıraca
Tevvâb, Allah'ın güzel isimlerinden bir diğeridir. Kur'ân-ı Kerîm'de on bir defa geçmektedir. Tevbe sözcüğünden türeyen bu ismin sözlük anlamı yönelmektir. Yönelmek anlamında kullanılan sözcükler; "te
Vedûd ismi Kur'ân'da iki yerde geçer (diğeri için bk. Burûc, 85:14). Vedd kökünden türeyen vedûd seven ve şefkatli anlamlarına gelir. Vedûd'un birkaç anlamı olduğu belirtilmiştir: – Sevilen; şöyle ki
Vehhâb ismi Kur'ân-ı Kerîm'de üç defa zikrolunur (diğerleri için bk. Sâd, 38:9, 35). H b h mastarından türeyen ve mübalağa kipi olan Vehhâb ismi hayrı bol, ihsanı ezelî, bağışlayıcılığı sonsuz, karşıl
Mübarek Vekîl ismi Kur'ân-ı Kerîm'de on üç defa geçer. Çeşitli anlamlara gelen vekîl sözcüğü ezcümle, her şeyin dönüş yeri, işleri yoluna koyan ve koruyucu anlamlarına gelir. Allah'ın sıfatı olması aç
Kur'ân-ı Kerîm'de yirmi dört defa zikrolunan Velî ismi vali, hâkim, malik, efendi, yetki sahibi, lider ve dost anlamlarına gelir. Allah Velî'dir; çünkü kullarının bütün işlerini üstlenmiştir ve istedi
Belegt in: esma: {'sure_name': 'Âl-i İmrân', 'sure': 3, 'ayet': 68, 'sure_name_quran': 'ALİ İMRAN'}terminologie: S. 926 (TRM_3598)terminologie: veli, S. 926
Vâhid ismi Kur'ân'da yirmi üç defa tekrarlanır. Allah, zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tektir; yani biricik ve yegânedir. Allah, ezelî ve ebedîdir; zatında ve sıfatlarında sonsuzdur ve sonsuzluğu
Belegt in: esma: {'sure_name': 'Bakara', 'sure': 2, 'ayet': 163, 'sure_name_quran': 'BAKARA'}terminologie: S. 918 (TRM_3566)terminologie: vâhid, S. 918
Allah'ın güzel isimlerinden olan ve Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunan Vâlî ismi, el-vely kökünden olup yakınlık anlamına gelir. Vâlî ismiyle aynı kökten gelen Mevlâ isminin açıklamasında sözcüğün
Kur'ân-ı Kerîm'de sekiz defa zikrolunan Vâsi ismi her şeyi kuşatan, fetheden, rızıklandıran ve rahmeti ve fazlı her şeyi kapsayan anlamlarına gelir. Vâsi sözcüğü genişlik anlamına gelen sia kökünden t
Allah'ın celal isimlerinden olan Zu İntikâm Kur'ân-ı Kerîm'de dört kez zikrolunur (bk. Mâide, 5:95; İbrahim, 14:47; Zümer, 39:37). İntikam sözcüğünün kökü olan nakme ukubet, ceza anlamına gelir. Allah
Kur'ân'da iki kez geçer (diğeri için bk. İsrâ, 17:42). Arş'tan maksat kimsenin hakikatini bilmediği bir iştir denilmiştir. Kimileri ise arşın göklerden ve yerden önce yaratılan bir mahlûk olduğu kanaa
Bu mübarek isim Kur'ân-ı Kerîm'de iki defa zikrolunur (diğeri için bk. Rahmân, 55:78). O celal, azamet sahibidir; çünkü O'nun dışında şeref, yücelik, izzet, kudret ve güç sahibi olan başka biri yoktur
Bu mübarek isim Kur'ân-ı Kerîm'de altı defa tekrarlanır.2 Râğıb Müfredât'ında fazl sözcüğünü şöyle tanımlar: "Fazl, ziyade anlamına gelir. İki kısımdır: ilmin ve hilmin fazlası gibi beğenilen fazl ve
Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde zikrolunan bu isim yükselme dereceleri anlamına gelir. Allah hesap ve yükselme mertebeleri sahibi olup herkese yakınlığı ölçüsünce yükselme derecelerini bağışlar. Mecmau'l-
Zu'r-Rahmet ismi Kur'ân-ı Kerîm'de iki yerde geçer (diğeri için bk. En'âm, 6:133). Allah'ın merhamet sahibi oluşu, bütün varlıkların O'nun rahmet ve inayetinin kapsamına girdiği anlamına gelir. Elbett
Zu't-Tavl ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Tavl, minnet, çok hayır ve fazl anlamına gelir. Allah, fazilet, minnet ve nimet sahibi olduğundan ve bunları kullarına bağışladığından dolayı bu isiml
Zâhir ismi Kur'ân-ı Kerîm'de bir yerde geçer. Sözlükte zuhur etmiş, ortaya çıkıp belirmiş anlamına gelir. Allah'ın zâhir oluşuyla ilgili olarak birkaç anlam söz konusu edilmiştir: – Allah Zâhir'dir; ç
Kur'ân-ı Kerîm'de on defa zikrolunan Âlimu'l-gaybi ve'şşehadet ismi gizliyi ve açığı bilen demektir. Şuhûd ve şehadet müşahede yoluyla bilmeye denir. Müşahede, basar/göz veya basiret/gönül gözü ile ol
Kur'ân'da bir yerde zikrolunur. Hileye şiddetle karşılık veren anlamına gelir. Başka bir deyişle Allah, hile yapanın hilesini en kötü biçimiyle kendisine çevirir.
Şehîd ismi Kur'ân-ı Kerîm'de yirmi defa tekrarlanır. Şehîd, irili ufaklı, gizli açık her şeyi gören, bilen anlamına gelir. Şehîd sözcüğü huzur anlamına gelen şuhûd sözcüğünden türemiştir. Huzur, bilgi
Kur'ân-ı Kerîm'de dört defa zikrolunan Şekûr ismi şâkir sözcüğünün mübalağa kipi olup şükrü çokça kabul eden, kulun naçiz ibadetine karşılık çok karşılık veren anlamına gelir. Şekûr'un başka anlamları
Kur'ân-ı Kerîm'de iki yerde Allah'a nispet edilen (diğeri için bk. Bakara, 2:158) Şâkir ismi, şükrü kabul eden, karşılık veren anlamına gelir. Allah, kulunun şükrüne karşılık ona olan nimetini artırır
Bektaşilik tarikatının kurucusu olarak kabul edilen Türkmen şeyhi. 1210 tarihinde doğup 1271 tarihinde vefat ettiği nakledilir. Asıl adı Bektaş olup muhtemelen ölümünden sonra Hacı Hacı Bektaş Veli Be
Auch: Bektaş VeliHacı BektaşHacı Bektaş-ı VeliHünkârHünkâr Hacı BektaşPir
Belegt in: terminologie: S. 353 (TRM_1344)terminologie: Hacı Bektaş Veli, S. 353
Bölgeler arasında bir kısım farklılıklar olsa da dâr, Dâr-ı Fâtıma, Dâr-ı Hüseyin, Dâr-ı Fazlı, Dâr-ı Mansûr ve Dâr-ı Nesimî gibi farklı dâr çeşitleri vardır. Tasavvuf edebiyatında dâr, “Hallâc-ı Mans
Auch: DarDar MeydanıDâra durmak
Belegt in: terminologie: S. 213 (TRM_0754)terminologie: dâr, S. 213
Kameri ayların birincisi, hicri takvimin birinci ayı. Kültürümüzde Muharrem’in onuncu günü Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da, Şimir Mervan tarafından kafasının kesilmesi (10 Ekim 680) dolayısıyla önem arzetme
Auch: Matem OrucuMuharrem Orucu
Belegt in: terminologie: S. 630 (TRM_2355)terminologie: S. 631 (TRM_2357)terminologie: Muharrem, S. 630terminologie: Muharrem, S. 631
Bir dinî-sosyal dayanışma kurumu olan musahiplik, Aleviliğin temel kavramlarındandır. Kardeş tutmak, kardeş edinmek ve yol kardeşliği anlamına gelen musahiplik, terim olarak Alevilikte evli iki çiftin
Auch: MusahipYol Kardeşliğikardeşlik
Belegt in: terminologie: S. 643 (TRM_2389)terminologie: musahiplik, S. 643
Müzik ezgilerini dinlemek, dinlerken vecde gelip devinmek, kendinden geçip oynayıp dönmek. Bunu, cemin belli bir aşamasında bağlama eşliğinde kadın ve erkek canların çalınan ezgiler eşliğinde birlikte
Auch: SemaSemâhsamah
Belegt in: terminologie: S. 803 (TRM_2986)terminologie: semah, S. 803
Gruppen 5
Ehl-i Beyt
ONT_G0001 · ungeprüft · Konfidenz 0.5 · seed
Die Hausgemeinschaft des Propheten: Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin.
Auch: Ali AbaBeş Tenli Âl-i AbâEhl-i BeyitEhlibeytPençe-i Âl-i AbâÂl-i Abâ
Alevilik ve Bektaşilikte kırklar konusunda tam bir birliktelik söz konusu değildir. Bu konuda farklı rivayetler vardır. Bunları maddeler halinde vermeye çalışalım. 1. Gayp erenleri. Ululuk/ermişlik sı
Auch: KırkKırklar CemiKırklar Meclisikırk abdal
Belegt in: terminologie: S. 512 (TRM_1950)terminologie: kırklar, S. 512
Muhammed Ali
ONT_G0003 · ungeprüft · Konfidenz 0.5 · seed
Die Paarformel, nicht die Summe zweier Personen: im alevitischen Verständnis ein Ausdruck des Tevhid — beide zusammen vervollständigen den Einheitsgedanken wie die zwei Hälften eines Apfels.
Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin soyundan gelen on iki kutsal kişi. Alevi-Bektaşi kültüründeki Oniki İmam, velâyet sahipleri sıfatıyla son derece önemli bir yer tutar. Özellikle edebî m
Auch: Dü-vazdeh İmamDüvazdehOn İki İmamOniki İmamlarİmamlar
Belegt in: terminologie: S. 724 (TRM_2633)terminologie: Oniki İmam, S. 724
Alevilerde ve Bektaşilerde Üçler denilince şunlar akla gelir: 1. Allah-Muhammed-Ali’dir. Alevi-Bektaşi inancında evreni yöneten en üstte üç kişi vardır. Buna kutb denir. Kutbun sağında ve solunda iki
Auch: YedilerÜçlerÜçler Yediler Kırklar
Belegt in: terminologie: S. 912 (TRM_3540)terminologie: S. 912 (TRM_3541)terminologie: üçler, S. 912terminologie: üçler, S. 912
Orte 5
Hayber
ONT_O0001 · ungeprüft · Konfidenz 0.5 · seed
Festung, deren Tor Ali der Überlieferung nach aushob.
Yeryüzünde Allah’a ibadet edilmek üzere yapılan ilk mâbed. Vuslat makamı. Gönlün Hakk’a yönelmesi, kalbin sevgiliye yönelmesi. Bütün insanlığı içine alan, gönüllerin bir olduğu yer. Tarikat erbabına g
Auch: BeytullahBeytülharamKabe
Belegt in: terminologie: S. 471 (TRM_1758)terminologie: Kâbe, S. 471