Hidayet Önderleri: İmam Cevad

318 Passagen · İmam Muhammed Cevad · siyer · Quelle: H. O. imam Cevad-www.caferilik.com.pdf

Gefiltert wird nach Gestalt, nicht nach Kapitel: In diesem Stoff sucht man „wo spricht İmam Cafer Sadık“, und die Kapitelangaben vieler Bände sind dafür zu grob. Ein blasser Namenschip heißt: die Gestalt ist über Band oder Kapitel belegt, im Wortlaut der Passage aber nicht genannt.

https://t.me/caferilikcom

Türkiye Caferileri Sitesi Kevser Suresi Rahman Rahim Allahʹın Adıyla Şüphesiz biz, sana Kevserʹi verdik.
CEV_0001 · S. 1–6 · https://t.me/caferilikcom
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Türkiye Caferileri Sitesi Kevser Suresi Rahman Rahim Allahʹın Adıyla Şüphesiz biz, sana Kevserʹi verdik. Şu hâlde Rabbin için namaz kıl ve tekbir alırken, namazda ellerini boğazına kadar kaldır. Doğrusu asıl soyu kesik olan, sana kin duyandır. Türkiye Caferileri Sitesi İ M A M C E V A D (ONA SELAM OLSUN ) 11. cilt Telif Komisyonu (Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı) Çeviri: Vahdettin İnce Tashih & Tatbik: Musa Güneş K E V S E R Türkiye Caferileri Sitesi Kevser Yayınları: 163 Eserin Orijinal Adı: Aʹlamuʹl‐Hidaye; el‐İmam Muhammed b. Ali (aleyhiʹs‐selâm) Dizgi ve Mizanpaj: Kevser Yayıncılık Kapak Tasarım: Kevser Son Okur: Kevser Cilt: Kimmad Matbaacılık Baskı: Kimmad Matbaacılık 1. Baskı: Aralık 2009 ISBN: 978‐975‐6640‐67‐7 (Takım No) 978‐9944‐709‐49‐1 (Cilt No) Adres: Kevser Basın Yayın Ltd. Şti. Sofular Mah. Simitçi Şakir Sok. No: 14/1 Fatih – İSTANBUL Tel: (0212) 534 35 28 Fax: 631 36 01 Türkiye Caferileri Sitesi ﺍﻟﻘﺮ ﺁﻥ ﺍﻟﻜﺮﱘ : ﺇﹺﻧﱠﻤَﺎ ﻳُﺮﹺﻳﺪُ ﺍﷲُ ﻟِﻴُﺬﹾﻫِﺐَ ﻋَﻨْﻜﹸﻢُ ﺍﻟﺮﱢﺟْﺲَ ﺃﹶﻫْـﻞﹶ ﺍﻟﹾﺒَﻴْـﺖِ ﻭَ ﻳُﻄﹶﻬﱢﺮَﻛﹸﻢْ ﺗَﻄﹾﻬﹺﲑًﺍ . Kurʹân‐ı Kerim: Allah ancak siz Ehl‐i Beytʹten her türlü kötülüğü uzak tutmak ve sizi tertemiz kılmak ister. (Ahzâb / 33) Türkiye Caferileri Sitesi ﻗﹶﺎﻝﹶ ﺭَﺳُﻮﻝ ﺍﷲ ) ﺻﻠﹼﯽ ﺍﷲ ﻋﻠﻴﻪ ﻭَ ﺁﻟﻪ (:
: ﻛِﺘَﺎﺏَ ﺍﷲ،ِ ﻭَ ﻋِﺘْﺮَﺗِـﻲ ﺍﹶﻫْـﻞﹶ َﺑَﻴْﺘِﻲ، ﻣَﺎ ﺍِﻥﹾ ﺗَﻤَﺴﱠﻜﹾﺘُﻢْ ﺑﹺﻬﹺﻤَﺎ ﻟﹶﻦْ ﺗَﻀِﻠﱡﻮﺍ ﺍﹶﺑَﺪًﺍ، …
CEV_0002 · S. 6–7 · https://t.me/caferilikcom
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
: ﻛِﺘَﺎﺏَ ﺍﷲ،ِ ﻭَ ﻋِﺘْﺮَﺗِـﻲ ﺍﹶﻫْـﻞﹶ َﺑَﻴْﺘِﻲ، ﻣَﺎ ﺍِﻥﹾ ﺗَﻤَﺴﱠﻜﹾﺘُﻢْ ﺑﹺﻬﹺﻤَﺎ ﻟﹶﻦْ ﺗَﻀِﻠﱡﻮﺍ ﺍﹶﺑَﺪًﺍ، ﻭَﺍﻧﱠﻬُﻤَﺎ ﻟﹶـﻦْ ﻳَﻔﹾﺘَﺮﹺﻗﹶﺎ ﺣَﺘﯽّ ﻳﺮﹺﺩَﺍ ﻋَﻠﹶﻲﱠ ﺍﻟﹾﺤَﻮْﺽ . Hz. Resulullah (s.a.a): Ben sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum: ‐Biri‐ Allahʹın kitabı ve ‐diğeri‐ itretim, Ehl‐i Beytim. Bu ikisine sımsıkı sarıl‐ dığınız müddetçe asla sapmazsınız. Bu ikisi Kevser havuzunun başında bana varıncaya kadar birbirinden ayrılmazlar. Türkiye Caferileri Sitesi TAKDİM Rahman ve Rahim Allahʹın Adıyla Son dönemde düşmanların tüm çabalarına rağmen mo‐ dern cehaletten bitkin düşen ve evrensel adalete susamış olan dünya gözünü bir kez daha İslâm dinine, Şia kültürüne ve Ehl‐i Beyt (a.s) Ekolüʹne dikmiş durumda. Bu durum, se‐ vindirici olmakla beraber bilinçli insanların sorumluluğunu kat kat artıran, başta Hz. Resulullah (s.a.a) olmak üzere hi‐ dayet önderleri olan Ehl‐i Beytʹi tanıtmanın ne denli zaruret hâline geldiğini gözler önüne seren bir faktördür aynı za‐ manda. İşte bu nedenle, Ehl‐i Beyt ve Muhammedî öz İslâm kül‐ türünü yaymayı amaç edinen yayınevimiz bu doğrultuda yazar ve araştırmacıların araştırma eserlerine ve ilmî faali‐ yetlerine kucak açıyor ve kendisini bu yüce kültürün yayıl‐ ması için çaba harcayan yazar ve mütercimlerin hizmetçisi biliyor. Bu hususta Dünya Ehl‐i Beyt Kurultayıʹnın, Şiaʹnın dü‐ şünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazır‐ lattığı ʺHidayet Önderleriʺ unvanıyla 14 ciltten oluşan dev çalışması şayan‐ı teveccühtür.
Bu titiz çalışmada bir taraftan Müslümanlar arası vahdet ve birliğin zaruretinin bilinci hâkim iken, diğer …
CEV_0003 · S. 7 · https://t.me/caferilikcom
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Bu titiz çalışmada bir taraftan Müslümanlar arası vahdet ve birliğin zaruretinin bilinci hâkim iken, diğer taraftan akıcı bir üslûpla kaleme alınması, gerçeklerin, konusunda kaynak kitaplar esas alınarak tüm çıplaklığıyla ortaya konulmasına Türkiye Caferileri Sitesi dikkat edilmiştir. Ehl‐i Beyt öğretileriyle ilgili olarak merkez konumunda olan ʺDünya Ehl‐i Beyt Kurultayıʺndan da an‐ cak bu özellikleri haiz bir çalışma beklenirdi zaten. Yayınevimizin, konusunda kaynak olacak 14 ciltlik bu dev eseri Türkçeʹye kazandırma yönünde birkaç yıldan beri çalışma başlattığı ve kısa aralıklarla okurlarına sunacağı ha‐ berini siz değerleri okurlarla paylaşmak isteriz. Kitabın telifinde gösterilen titizlik, çeviri aşamasında da gözetildi. Güçlü çevirmenlerin akıcı çevirilerinden sonra ay‐ nen kaynak eserlerde olduğu gibi orijinal metni ile tatbik ya‐ pıldı. Tatbik aşamasında uzman kadrodan yararlanıldı. Bü‐ tün bu aşamalardan sonra yine uzman kardeşlerimiz ve üs‐ tatlarımız tarafından bir kez daha gözden geçirildi. Bu arada eserin hazırlanmasında emeği geçen bütün üs‐ tatlara ve kardeşlerimize teşekkürü borç biliyoruz. Kültürel cihad meydanında atılan bu küçük adımın, Mevlâʹmızın rızasını kazanmaya vesile olması ve Ehl‐i Beyt öğretilerine susamış insanlara faydalı olması umuduyla…

Önsöz

Rahman ve Rahim Allahʹın Adıyla Hamd, her şeyi yaratan ve ona yol gösteren Allahʹa mah‐ sustur.
CEV_0004 · S. 9 · Önsöz
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Rahman ve Rahim Allahʹın Adıyla Hamd, her şeyi yaratan ve ona yol gösteren Allahʹa mah‐ sustur. Salât ve selâm Allahʹın kulları için rehber olarak seç‐ tiği önderler, özellikle peygamberlerin sonuncusu, elçilerin ve seçkin kulların efendisi Ebuʹl‐Kasım Muhammed Mustafa (s.a.a) ile onun mübarek ve tertemiz Ehl‐i Beytʹinin üzerine olsun. Yüce Allah insanı yarattı ve onu akıl ve irade unsurları ile donattı. İnsan aklı ile gerçeği görüp ortaya çıkarır ve onu batıldan ayırt eder. İrade ile de yararına gördüğü, amaçlarını ve hedeflerini gerçekleştireceğini düşündüğü şeyi seçer. Yüce Allah, bu ayırt edici aklı kulları için hüccet kıldı. Bu akıllara hidayet pınarından feyiz sunarak onları destek‐ ledi. Çünkü insana bilmediklerini öğreten, onu lâyığı olduğu kemal yoluna yönlendiren, ona uğruna yaratıldığı ve gerçek‐ leştirilmesi için dünyaya getirildiği amacı bildiren Oʹdur. Kurʹân‐ı Kerim bize ilâhî hidayetin kriterlerini, ufukları‐ nı, gereklerini ve yollarını açık nasları ile belirtti. Ayrıca bir yandan bu hidayetin sebeplerini açıklarken, öbür yandan onun meyvelerini ve sonuçlarını gözler önüne serdi. Yüce Allah şöyle buyuruyor: De ki, asıl hidayet Allahʹın hidayetidir.1 Türkiye Caferileri Sitesi
Allah dilediği kimseleri doğru yola iletir.1 Allah gerçeği söyler ve O doğru yola iletir.2 Kim Allahʹa …
CEV_0005 · S. 10 · Önsöz
İmam Muhammed Cevad
Allah dilediği kimseleri doğru yola iletir.1 Allah gerçeği söyler ve O doğru yola iletir.2 Kim Allahʹa sarılırsa, o kesinlikle doğru yola ile‐ tilmiştir.3 De ki, Allah hakka iletir. Hakka ileten mi uyul‐ maya daha lâyıktır, yoksa başkasının kılavuzluğun‐ dan yararlanmadıkça kendisi doğru yolu bulamayan mı?4 Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana in‐ dirilen mesajın gerçek olduğunu, üstün iradeli ve hamde lâyık Allahʹın yoluna ilettiğini görürler.5 Allahʹtan kaynaklanan bir yol gösterme olmaksı‐ zın keyfî arzusuna uyandan daha sapık kim olabi‐ lir?6 Buna göre hidayetin kaynağı yüce Allahʹtır ve gerçek hidayet Oʹnun hidayetidir. İnsanı elinden tutup doğru yola ve sağlam gerçeğe ileten Oʹdur. Bunlar ilmin desteklediği, bilginlerin idrak edip bütün varlıkları ile boyun eğdikleri gerçeklerdir. Yüce Allah, insan fıtratını kemale ve cemale eğilimli bir yapıda yarattı. Sonra onu lâyığı olduğu kemale yönlendir‐ mekle ödüllendirdi ve ona kemale erdirecek yolu tanıma ni‐ metini bağışladı. Bu yüzden yüce Allah; ʺBen cinleri ve in‐ sanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.ʺ7 buyuruyor. Nasıl ibadet edileceği bilinmeden bu görev gerçekleştirile‐ meyeceği için bilmek ile ibadet etmek kemal zirvesine erdi‐ recek tek yol ve yegâne amaç olmuştur.
Türkiye Caferileri Sitesi Öte yandan insanın kemale doğru hareketinde itici et‐ ken olması için onu öfke ve …
CEV_0006 · S. 10–11 · Önsöz
İmam Muhammed Cevad
Türkiye Caferileri Sitesi Öte yandan insanın kemale doğru hareketinde itici et‐ ken olması için onu öfke ve hırs içgüdüleri ile donattığından dolayı, öfkenin ve hırsın ve bunlardan kaynaklanan ve bun‐ ların gerekleri olan arzu ve duyguların egemenliğinden kur‐ tulmasından emin olunamaz. Bundan dolayı insan aklının ve diğer bilgi edinme yöntemlerinin yanı sıra sağlıklı algıla‐ mayı ve görmeyi garanti edecek araçlara da muhtaçtır. Bu araçlar sayesinde yüce Allahʹın ona yönelik hücceti tamam‐ lanmış, hidayet nimeti kemale ermiş ve böylece serbest ira‐ desiyle iyilik ya da kötülük yolunu seçmesini mümkün kıla‐ cak bütün sebeplere sahip olmuş olur. Bundan dolayı ilâhî hidayet yasası, insan aklını destek‐ lemeyi gerekli gördü. Bu destek ilâhî vahiy ve kulları doğru yola yöneltme sorumluluğunu üstlenmek üzere Allah tara‐ fından seçilen hidayet önderleri aracılığı ile gerçekleşti. Bu destekleme ise, gerekli bilgileri ayrıntılı şekilde sunmak ve hayatın her alanında gerekli olan yönlendirmeleri yapmakla gerçekleşmiştir. Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıl‐ lar boyunca peygamberler ile onların vasileri ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Aklın delillerini destekler nitelikteki vahiy nasları açıkça be‐ lirtiyor ki, yeryüzü yüce Allahʹın kullara hitap edecek hücce‐ tinden yana boş kalmaz. Çünkü böyle bir boşluk insanlar ta‐ rafından yüce Allahʹa karşı bahane ve gerekçe olarak kulla‐ nılabilir. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur. Kurʹân‐ı Kerim bu ilkeyi şüpheye yer bırakmayacak şe‐ kilde şöyle vurguluyor:
Sen sadece bir uyarıcısın ve her kavmin bir yol göstericisi vardır.1 Yüce Allahʹın nebileri, resulleri ve …
CEV_0007 · S. 12 · Önsöz
İmam Muhammed Cevad
Sen sadece bir uyarıcısın ve her kavmin bir yol göstericisi vardır.1 Yüce Allahʹın nebileri, resulleri ve onların yol gösterici vasileri doğru yola yöneltme görevini bütün aşamaları ile üstlenirler. Bu aşamalar şu maddelerde özetlenebilir: 1‐ Vahyi tam bir şekilde almak ve ilâhî mesajı en ince ay‐ rıntısına kadar kapsamak. Bu aşama elçiliği üstlenmek için tam bir hazırlığı gerektirir. Bundan dolayı elçilerle ilgili se‐ çim, tamamı ile Allahʹa ait bir iştir. Kurʹân‐ı Kerimʹde bu ger‐ çek şöyle ifade edilir: Allah elçilik görevini kime vereceğini daha iyi bilir.2 Allah elçilerinden dilediğini seçer.3 2‐ İlâhî mesajı insanlığa ve mesajın hitap ettiği kitleye u‐ laştırmak. Bu ulaştırma görevi, ulaştırma görevini, ulaştır‐ manın amaçlarını ve gereklerini bütün ayrıntıları ile kapsa‐ mada somutlaşan tam bir yeterliliğin yanı sıra yanlış yap‐ maktan ve sapmalardan korunmuş olmaya dayanır. Yüce Allah bu ilkeyi şöyle ifade ediyor: İnsanlar tek bir ümmet idi. Allah peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi.
Onlarla beraber anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hüküm vermek üzere gerçeği içeren kitabı …
CEV_0008 · S. 12 · Önsöz
İmam Muhammed Cevad
Onlarla beraber anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hüküm vermek üzere gerçeği içeren kitabı gönderdi.4 3‐ İlâhî risalete inanan bir ümmet oluşturmak ve bu üm‐ meti hidayete erdirici önderliği destekleyip güçlendirmeye hazırlamak. Bu hazırlığın amacı ilâhî risaletin amaçlarını ger‐ çekleştirmek ve onun yasalarını hayata uygulamaktır. Kurʹ‐ ân‐ı Kerimʹin ayetleri bu görevi açık bir dille vurgularken tezkiye (arındırma) ve talim (öğretim) terimlerini kullanarak şöyle diyor: Onları arındırıp yücelten, onlara kitabı ve hik‐ meti öğreten bir elçi gönderdi.1 Tezkiye, insana lâyık kemal doğrultusundaki eğitimdir. Bu eğitim, kemalin bütün unsurları ile donanmış, elverişli bir örneğin varlığını gerektirir. Nitekim yüce Allah şöyle bu‐ yuruyor: Allahʹın Elçisiʹnde sizin için güzel bir örnek var‐ dır.2 4‐ İlâhî risaleti, onun için belirlenen süre boyunca bo‐ zulmadan, değişmeye ve kayba uğratmadan korumak. Bu görev de ilmî ve ruhsal yeterliliği gerektirir ki, buna ʺismetʺ (yanılgıdan ve hatadan korunmuşluk) denir. 5‐ Manevî misyonun amaçlarını gerçekleştirmek, fertle‐ rin vicdanlarında ve toplumların kurumlarında ahlâkî de‐ ğerleri kökleştirmek için çalışmak. Bu da ancak ilâhî kriterle‐ ri yürürlüğe koymakla, ilâhî risaletin kriterleri uyarınca üm‐ metin işlerini yönetmeyi üstlenen siyasî bir yapı kurarak ha‐ nif dinin yasalarını topluma uygulamakla mümkündür. Bu yürütme görevi bilge bir yönetim kadrosu, üstün bir cesaret, büyük bir kararlılık, fertlerin psikolojileri ile toplumsal uy‐ gulamalarla, fikrî, siyasî ve sosyal akımlarla, yönetim, eğitim ve hayat tecrübeleri ile ilgili tam bir bilgiyi gerektirir. Bunların hepsini evrensel bir dinî devleti yönetmeyi sağ‐ layacak ilmî yeterlilikle özetleyebiliriz. Bu ilmî yeterliliğe di‐ nî yönetimi her türlü sapmadan ve yanlış uygulamadan ko‐ ruyacak ruhsal yeterlilikte ifadesini bulan ʺismetʺ (yanılma‐ dan ve hatadan korunmuşluk) sıfatını da eklemek gerekir.
Çünkü bu yönden bir yetersizlik hâlinde baş gösterebilecek olan sapmalar ve yanlışlıklar yönetimin ve ona …
CEV_0009 · S. 14 · Önsöz
İmam Muhammed Cevad
Çünkü bu yönden bir yetersizlik hâlinde baş gösterebilecek olan sapmalar ve yanlışlıklar yönetimin ve ona uyan ümme‐ tin takip ettiği yolda ilâhî risaletin amaçları ile çelişen olum‐ suz etkiler meydana getirebilir. Tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından ge‐ len seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izle‐ diler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler, ilâhî elçilik gö‐ revini yerine getirme yolunda her türlü zorluğa katlandılar, ilâhî elçilik hedeflerinin gerçekleşmesi yolunda kendini ilke‐ lerine ve inançlarına adamış bir insanın feda edebileceği her şeylerini feda ettiler. Bir an bile geri çekilmediler, göz açıp kapatacak bir süre kadar bile yerlerinde saymadılar. Yüce Allah onların yüzyıllar boyu süren kesintisiz gay‐ retlerini ve cihatlarını peygamberlerin sonuncusu olan Ab‐ dullah oğlu Muhammedʹin (s.a.a) peygamberliği ile taçlan‐ dırdı, büyük emaneti ve bütün aşamaları ile hidayet sorum‐ luluğunu ona yükledi, ondan bu emanetin hedeflerini ger‐ çekleştirmesini istedi. Bu en büyük peygamber, bu sarp ve dikenli yolda müthiş adımlar attı, köklü değişimlere yol a‐ çan davetler ve inkılâpçı hareketler alanında son derece kısa sürede mümkün olan en büyük başarıyı gerçekleştirdi. Yir‐ mi yıl kadar süren geceli gündüzlü çabalarının ve cihadının başlıca kazanımları şu maddelerde özetlenebilir: 1‐ İnsanlığa süreklilik ve kalıcılık unsurlarını içeren ek‐ siksiz bir ilâhî mesaj sunmak. 2‐ Bu mesajı yozlaşmadan ve sapmadan koruyan unsur‐ larla donatmak. 3‐ İlke olarak İslâmʹa, önder olarak Peygamberimize ve hayat yasası olarak şeriata inanan bir ümmet oluşturmak. 4‐ İslâm sancağını taşıyan ve ilâhî şeriatı uygulayan bir siyasî yapı, bir İslâm devleti kurmak. 5‐ Peygamberimizin önderliğinde örneğini bulan hik‐ metli ilâhî önderliğin aydınlık saçan yüzünü sunmak.
Bu ilâhî risalet ve görevin hedeflerini eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmek için şunlar zarurîdir:
CEV_0010 · S. 15 · Önsöz
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Bu ilâhî risalet ve görevin hedeflerini eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmek için şunlar zarurîdir: a) Bu ilâhî risaletin uygulamasını ve onu yozlaştırıp yık‐ mak için sürekli fırsat kollayan komplolardan korumayı ga‐ ranti edecek yeterlilikte bir önderliğin devamlı şekilde var olması. b) İlmî ve psikolojik bakımdan yeterli bir eğitimcinin eli ile verilecek sağlıklı bir eğitimin nesiller boyunca sürmesi, bu yeterli eğitimcinin ahlâkta ve davranışta Peygamberimiz gibi örnek olması, ilâhî risaleti bütün yönleri ile kapsayıp bütün davranışlarında ve tutumlarında somutlaştırması. Bundan dolayı Peygamberimiz (s.a.a) ilâhî bir plân ge‐ reğince Ehl‐i Beytiʹne mensup bazı seçkinleri bu görev için hazırlamakla ve bu seçkinlerin isimlerini ve fonksiyonlarını açıkça belirtmekle yükümlü kılındı. Bu seçkin önderler, Peygamberimizin (s.a.a) başlattığı bü‐ yük hareketin ve kıyamete kadar hüküm sürecek olan ilâhî hidayetin dizginlerini yüce Allahʹın emri ile teslim alacaklar, yüce Allahʹın ebedîlik bahşettiği ilâhî risaleti cahillerin boz‐ malarından ve hainlerin tuzaklarından koruyacaklar, yüzyıl‐ lar boyunca ve dünya durdukça kriterlerini açıklamayı, sır‐ larını ve hazinelerini gözler önüne sermeyi üstlendikleri mü‐ barek şeriatın değerleri ve kavramları uyarınca nesilleri eği‐ teceklerdi. Bu ilâhî plân, Resulullahʹın (s.a.a) sözlerinde şöyle so‐ mutlaşıyor: Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allahʹın kitabı ile benim Ehl‐i Beytʹimdir. Bunlar Ha‐ vuzʹda yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ay‐ rılmayacaklardır. Ehl‐i Beyt İmamları (hepsine Allahʹın selâmı olsun) Pey‐ gamberimizin (s.a.a) Allahʹın emri ile kendinden sonra üm‐ metin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimse‐ lerdir. On İki Ehl‐i Beyt İmamıʹnın hayat çizgisi, Hz. Peygam‐ ber (s.a.a) döneminden sonraki İslâmʹın gerçek çizgisini yan‐ sıtır.
Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözlerimiz …
CEV_0011 · S. 15 · Önsöz
Oniki İmam İmam Muhammed Cevad
Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözlerimiz önüne sürer. O İslâm hareketi ki, Peygamberimizin (s.a.a) vefatının arkasından ateşli enerjisi zayıflamaya yüz tuttu, ama sonra ümmetin derinliklerinde içten içe yol almaya başladı. Bu süreçte Masum İmamlar (Allahʹın selâmı hepsine olsun) üm‐ meti bilinçlendirmeye, ümmetin enerjisini Peygamberimizin (s.a.a) kutsal devrimini kavrama doğrultusunda harekete ge‐ çirmeye çalıştılar. Fakat yönetimin ve ümmetin tutumlarına egemen olan evrensel yasaların müsaade ettiği ölçüde ilerle‐ yebildiler. Bu râşid imamların hayatlarında dikkat çeken ortak ö‐ zellikler şunlar oldu: Peygamberimizin (s.a.a) açtığı çığırı ısrarla izlediler. Ümmet, teveccühünü onlara yönelterek on‐ larla kaynaştı, onları Hidayet Önderleri ve müminlerin yolu‐ nu aydınlatan yıldızlar olarak benimsedi. Onlar Allahʹa ve Oʹnun rızasına ulaştıran kılavuzlar, Allahʹın emrinde karar bulanlar, Allah sevgisinde kemale erenler, Allah özleminin ateşinde eriyenler, imrenilen insanî kemalin zirvelerine yö‐ nelik tırmanışta birbirleri ile yarışanlardır.
Onların hayatı cihadın, sabırla Allahʹa itaat etmenin, za‐ limlerden gelen cefaya tahammül etmenin çeşitli …
CEV_0012 · S. 15 · Önsöz
Hz. Muhammed Ehl-i Beyt İmam Ali İmam Hasan Askerî İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Onların hayatı cihadın, sabırla Allahʹa itaat etmenin, za‐ limlerden gelen cefaya tahammül etmenin çeşitli örnekleri ile doludur. Öyle ki, yüce Allahʹın hükümlerini yürürlüğe koyma uğrundaki kararlı direnişin en üstün örnekleri oldu‐ lar. Bu direnişin arkasından onurlu şehitliği, onursuz hayata tercih ederek yüce bir mücadelenin ve büyük bir cihadın ar‐ kasından Allahʹa kavuşma başarısını elde ettiler. Tarihçiler ve yazarlar, bu İmamların hayatlarını her açıdan ele alıp tam anlamı ile incelediklerini iddia edemezler. Bundan dolayı bizim bu girişimimiz onların hayatlarından bazı kesitler; kiş‐ ilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kay‐ dettikleri ve araştırma kaynaklarında bulabildiğimiz bazı a‐ lıntıları sunmaktan ibarettir. Yüce Allahʹın bu çalışmamızı faydalı kılmasını umarız. Hiç şüphesiz, başarının sahibi Oʹ‐ dur. Ehl‐i Beyt hareketi hakkındaki bu incelememiz, İslâm Peygamberi ve elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muham‐ med Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vasilerin sonuncusu ve bek‐ lenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî ile son buluyor. Yüce Allah onun ortaya çıkışını çabuklaştırsın ve yeryüzünü adaleti ile aydınlatsın. Bu kitap, Resulullahʹtan (s.a.a) sonra gelen Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın dokuzuncusu ve Masum Hidayet Önderleriʹ‐ nin on birincisi olan İmam Muhammed b. Ali el‐Cevadʹın (a.s) hayatını incelemeye ayrıldı. O; düşünce, ahlâk ve yol bakımından İslâmʹı tüm boyutları ile kendi hayatında so‐ mutlaştırdı. Resulullah (s.a.a) ve Allahʹın tertemiz kılıp bü‐ tün kötülüklerden arındırdığı babalarından sonra insanlık için üstün bir örnek oldu. Bu kutsal projenin gerçekleştirilip gün ışığına çıkarılma‐ sı için yoğun gayretleri ile katkıda bulunan bütün kardeşle‐ rimize, özellikle Seyyid Munzir Hakimʹin denetiminde çalı‐ şan yazarlar kurulunun üyelerine şükranlarımızı sunmalı‐ yız. Son sözümüz, bizi bu kutsal projeyi gerçekleştirmeye muvaffak eden yüce Allahʹa dua ve şükürlerimizi sunmak olacaktır. O, kâfidir ve ne güzel yardımcıdır.
● İmam Cevadʹın (a.s) Hayatına Kısa Bir Bakış ● İmam Cevadʹın (a.s) Kişiliğinden Yansımalar ● İmam Cevadʹın …
CEV_0013 · S. 19–21 · Önsöz
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık
● İmam Cevadʹın (a.s) Hayatına Kısa Bir Bakış ● İmam Cevadʹın (a.s) Kişiliğinden Yansımalar ● İmam Cevadʹın (a.s) Kişiliğinden Görünümler İMAM CEVADʹIN HAYATINA KISA BİR BAKIŞ İmam Ebu Cafer Muhammed b. Ali el‐Cevad (a.s) Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın dokuzuncusudur. O Ehl‐i Beyt ki, Resu‐ lullah (s.a.a) yüce Allahʹın kendisine verdiği emir gereğince, kendisinden sonra imamlık ve liderlik görevini üstlenmek üzere onları tavsiye etmiştir. Bundan önce de Kurʹân‐ı Ke‐ rim, onların masumiyetini vurgulamıştı. Bu husustaki hadis‐ ler ise tevatür düzeyindedirler. Bütün saygıdeğer ataları gibi bu büyük İmam (a.s) da yüksek meziyetlerin, ideal özelliklerin ve üstün ahlâkın bü‐ tün hususlarını üzerinde toplamıştır. Ki bunlar, risaletle bağ‐ lantılı imamete ve rabbanî liderliğe lâyık olmayı sağlayan şeylerdir. Dokuz yaşında iken, genel imamet görevini üstlendi. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. İsa b. Meryem (a.s) de henüz beşikte bir bebek iken peygamberlik görevini üstlenmişti. Kuşkusuz tarih, bu erken imamlık süreci aracılığıyla Şi‐ aʹnın imamet makamının ilâhî bir makam olduğuna, yüce Allah tarafından, her çağda kemal sıfatlarına sahip bulunan kimselerden dilediğine bahşettiğine ilişkin görüşünün doğru olduğunu kanıtlamıştır. İmam Cevad (a.s) da, yaşının küçüklüğüne rağmen, dö‐ neminin âlimlerine karşı koymuş ve sunduğu kanıtlarla on‐ lara üstünlük sağlamıştır. Allahʹın, onun aracılığıyla göster‐ diği maarif ve ilimler sayesinde döneminin âlimlerini ve hâ‐ kimlerini susturmuştur.
Henüz yedi yaşında iken, büyük âlimler, fakihler ve raviler onun etrafını sarıyor, eşsiz ilminden istifade …
CEV_0014 · S. 22 · Önsöz
Ehl-i Beyt Oniki İmam İmam Muhammed Cevad
Henüz yedi yaşında iken, büyük âlimler, fakihler ve raviler onun etrafını sarıyor, eşsiz ilminden istifade etmeye çalışıyorlardı. Akideye, felsefeye, kelâma, fıkha ve tefsire ilişkin birçok meselenin çözümünü ondan rivayet ediyorlar‐ dı. Bunun yanında beşerî ilimlere dair ayrıcalıklarından isti‐ fa ediyorlardı. O da muhterem babalarının hareket metodunu izlemiş, Şiîleri gözetmiş, onların ilmî, manevî ve siyasî eğitimleriyle ilgilenmiştir. Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın kendileri için belirle‐ dikleri yolda hareket edebilmeleri için gerekli donanıma sa‐ hip olmalarını sağlamıştır. Çünkü önlerinde zor günler var‐ dı. İmamlar silsilesi kopacaktı. O zaman kendi kendilerine yeterli olmaları gerekirdi. İtikadî, siyasÎ, içtimaî ve iktisadî o‐ larak kendi başlarına kalacaklardı. Evet, bu büyük İmam (a.s), kısa süren ömrüne rağmen, sözünü ettiğimiz bu müktesebata büyük katkılar sunarak en büyük hedefin gerçekleşmesini sağlamıştır. Yirmi beş yaşında iken şehit edilmiş olması, hareketinde ve stratejisinde başarılı olduğunun kanıtıdır. Çünkü İslâmî sosyal hayatın içinde aktif bir rol oynaması, tağutları rahat‐ sız ediyordu. Sonunda ona karşı suikast düzenlemek ve ya‐ pıcı faaliyetlerine son vermek zorunda hissetmişlerdi kendi‐ lerini.

İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar

İmam Muhammed Taki el‐Cevadʹın (a.s) sahip olduğu vehbî yetenekler, onunla aynı dönemi yaşayıp kişiliğine …
CEV_0015 · S. 23 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
İmam Cafer Sadık İmam Ali Hz. Muhammed İmam Rıza İmam Hasan İmam Hüseyin İmam Muhammed Cevad
İmam Muhammed Taki el‐Cevadʹın (a.s) sahip olduğu vehbî yetenekler, onunla aynı dönemi yaşayıp kişiliğine mut‐ tali olan, fikrinin büyüklüğüne, ilminin mükemmelliğine şa‐ hit olan herkesin aklını etkisi altına almıştı. Onu gören biri, onun karşısında kendisine hâkim olamazdı. Onun yanından, hayranlık ve boyun eğmişlik adeta önünde yarışır bir şekilde çıkıp ayrılırdı. Bu noktada azametinin yüceliğine, şahsiyetinin ululu‐ ğuna ilişkin olarak onun zamanında yaşayan, onun hakkın‐ da yazan, onun tarihini anlatan kimselerin dilinden dökülen bazı hakikatleri aktarmak istiyoruz: 1‐ Babası İmam Rıza (a.s), oğlu Cevadʹı (a.s) şu sözlerle tanıtıyor: a) O henüz doğmadan Hüseyin b. Beşşarʹa onun hak‐ kında şöyle demiştir: Allahʹa yemin ederim ki, birkaç gün ve gece geç‐ meden yüce Allah beni erkek bir çocuk bağışlayacak‐ tır. Bu çocuk, hak ile batılı birbirinden ayıracaktır.1 Başka bir rivayette fazladan şu ifadeye yer verilir: Benim sulbümden bir erkek çocuk dünyaya gele‐ cek, benim hareket ettiğim gibi hareket edecek, hakkı diriltecek ve batılı silecektir.2 b) Dünyaya geldikten sonra da onun hakkında şöyle bu‐ yurmuştur: Bu öyle bir çocuktur ki onun gibi Şiaʹmıza bereket getiren başka bir çocuk doğmamıştır.1 c) Yine şöyle buyurmuştur: Bu Ebu Caferʹdir. Onu kendi meclisime oturttum ve yerime yerleştirdim.2 d) Safvan b. Yahyaʹya da şöyle demiştir: Ebu Cafer muhaddestir.3 2‐ Ali b. Cafer (babasının amcası): Muhammed b. Hasan b. Ammar anlatıyor: Ebu Cafer Muhammed b. Ali er‐Rıza (a.s) Resulullahʹın (s.a.a) mescidine girdi. Ali b. Cafer ayak‐ kabılarını ve hırkasını giymeden hemen ayağa fırladı, elleri‐ ni öptü ve ona büyük hürmet gösterdi. Ebu Cafer (a.s) ona dedi ki: ʺEy amca, otur; Allah sana rahmet etsin.ʺ Dedi ki: ʺEy efendim! Sen ayakta iken ben nasıl oturabilirim?ʺ Ali b. Cafer meclisine geri dönünce, arkadaşları onu kı‐ nayarak şöyle dediler: ʺSen onun babasının amcasısın, buna rağmen ona bu şekilde hürmet gösteriyorsun!ʺ O söyle dedi: Susun!
Yüce Allah şu yaşlı adamı ‐kendi sakalını avuçlamıştı‐ lâyık görmeyip o genci lâyık görmüşse ve onu bu yüksek …
CEV_0016 · S. 23 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Yüce Allah şu yaşlı adamı ‐kendi sakalını avuçlamıştı‐ lâyık görmeyip o genci lâyık görmüşse ve onu bu yüksek makama getirmişse, onun üstünlü‐ ğünü inkâr mı edeyim? Sizin dediklerinizden Allahʹa sığınırız. Bilâkis ben onun kölesiyim.4 3‐ Şeyh Müfid anlatıyor: Halife Meʹmun, Ebu Caferʹe (a.s) hayrandı. Çünkü yaşının küçüklüğüne karşın, büyük bir fazilete sahip olduğunu; ilimde, hikmette ve edebiyatta üstün bir makamda bulunduğunu ve mükemmel bir aklının olduğunu ve zamanın yetişkinlerinden ve yaşlılarından hiç kimsenin onun düzeyinde olmadığını görmüştü. Bu yüzden kızı Ümmüʹl‐Fazlʹı onunla evlendirmiş ve onunla Medineʹye göndermişti. Ona bolca ikramda bulunur, büyük saygı gösterir ve de‐ ğerini her zaman üstün tutardı.1 Halife Meʹmun, kızını onunla evlendirmek isteyip de Ab‐ basîler buna karşı çıkınca, İmam Muhammed Cevadʹı (a.s) şöyle vasfetmiştir: Ebu Cafer Muhammed b. Aliʹyi seçtim; çünkü o, yaşının küçüklüğüne rağmen ilim ve fazilet ehlinin tamamından daha üstündür ve bu bakımdan olağa‐ nüstü özelliklere sahiptir. Sonra dönüp Abbasîlere şöyle seslendi: Yazıklar olsun size. Ben bu genci sizden daha iyi tanıyorum. O, İlimleri Allahʹtan gelen, kaynakları Al‐ lahʹın ilhamı olan bir aileye mensuptur. Onun ataları, dinî ilimler ve edep bakımından her zaman, kemal hususunda noksan olan halktan daha zengin olmuş‐ lardır. Halife Meʹmun, babası İmam Rızaʹnın (a.s) vefatından sonra İmam Muhammed Cevad (a.s) ile ilk kez karşılaşıp o‐ nu kendince sınadıktan sonra ‐ömrünün henüz ilk çağların‐ daydı‐ ona şöyle demiştir: Sen, gerçekten Rızaʹnın oğlusun, Mustafaʹnın aile‐ sinin sadık bir ferdisin. Böylece Meʹmun onu yanında tutmuş, büyük ihsanlarda bulunmuş ve kendisine yakınlaştırmıştı. İleri derecede ik‐ ramda bulunarak büyük saygı göstermişti.2
4‐ Ebuʹl Aynaʹ, İbn Rızaʹya (a.s) babasının vefatından do‐ layı taziyelerini sunmuş ve şöyle demiştir:
CEV_0017 · S. 26 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
4‐ Ebuʹl Aynaʹ, İbn Rızaʹya (a.s) babasının vefatından do‐ layı taziyelerini sunmuş ve şöyle demiştir: Sen, bizim tavsifimizden çok yücesin ve biz sana öğüt vermeyecek kadar eksiğiz. Sana yetecek olan şey, Allahʹın ilmi kapsamındadır. Sana teselli verecek şey, Allahʹın sevabıdır.1 5‐ Allame Sıbt b. Cevzî el‐Hanefî (öl. 654 hicrî) onun hakkında şunları söylemiştir: Muhammed, İmam Ebu Cafer es‐Sani; ilimde, tak‐ vada, züht ve cömertlikte babasının yolunu izliyor‐ du... el‐Murtaza ve el‐Kaniʹ lakaplarıyla anılıyordu…2 6‐ Şeyh Kemaluddin Muhammed b. Talha eş‐Şafiî (öl. 652) onun hakkında şunları söylemiştir: Yaşı küçük olmakla birlikte değeri yüksek ve şanı yüceydi… Ayrıca şunları söylemiştir: Ebu Cafer Muhammed el‐Cevadʹın menkıbeleri o kadar çoktur ki, soylu atlar bile onun fazilet meyda‐ nında yarışamaz. Ne var ki ecel onları göstermesine mühlet vermedi, ilâhî takdir dünyada az bir süre kal‐ masına hükmetti. Bu, Oʹnun hükmüdür ve böyle ön‐ görmüştür. Evet, dünyada az bir süre kaldı. Uzun ge‐ celer ve günler yaşamadı; ama yüce Allah, nurlu men‐ kıbelerinin tazim doğularında parlamasını, haberleri‐ nin fazilet ve kerem miraçlarına yükselmesini diledi… Sonra, Halife Meʹmunʹun, onun faziletini ve yüceliğini kabul etmesini sağlayan bir menkıbesine yer vermiştir.3 7‐ Ali b. İsa el‐Erbilî (öl. 693) onun hakkında, ona yöne‐ lik inancının derinliğini ve bağlılığının sarsılmazlığını yansı‐ tan şu sözleri söylemiştir:
el‐Cevad, her hâl ve hareketiyle Cevadʹdır (bağış‐ layan ve soyludur).
CEV_0018 · S. 27 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
İmam Muhammed Cevad
el‐Cevad, her hâl ve hareketiyle Cevadʹdır (bağış‐ layan ve soyludur). Dil bilgininin, ʺCevad kelimesi, soylu anlamına gelen ʹcevdehʹ mastarından türemiş‐ tir.ʺ şeklindeki sözü onun için geçerlidir. Soyunun te‐ mizliğiyle, doğumunun paklığıyla insanlara üstünlük sağlamıştır. Yüceliğin zirvesine çıkmıştır. Ki hiç kimse oraya ulaşma başarısı göstermediği gibi, ulaşacak gibi de değildir. Ululuğu mertebelerin ötesindedir. Yüksek mekânı, yıldızları aşar. Onun makamı bütün makamlara yuka‐ rıdan bakar. Yolcular uzaktan bir ateş gördüklerinde, ʺKeşke onun ateşi olsa!ʺ derlerdi. Ona galip gelecek bir ateş olmaz. Onun yüceliklere doğru bir yükselişi vardır. Şerefe yönelik gidişi vardır. Efendilikte mübalağa ve fazlalık onundur. Feleklerin üzerinde yüceliği ve yüksekliği vardır. Her türlü alçaklıktan, rezillikten uzaktır. Her türlü fazilete de yakındır. Duygularından kerem sızmaktadır. Her tarafından ululuk damlamaktadır. Ondan, oğullarından ve geç‐ mişlerinden hoşgörü haberleri rivayet edilmektedir. Ona dost olmaya çalışana ne mutlu! Ona karşı çıkma eğiliminde olana da yazıklar olsun! Ululuk, yücelik ve övünç ganimetleri paylaştırıldı‐ ğı zaman, bunların en süzülmüşleri, en berrak olanları ona düşer. Yiğitlik binek olduğu zaman, en yukarıya, zirveye o kurulur. Cömertlik ve bahşetmede yağmurla rekabet eder, cesaret ve izzetinefiste aslanla yarışır, öne geçtiğinde hoşnut olunan ve güzel bir tavır sergiler. Saygıdeğer ataları ve evlâtları (üzerlerine selâm ol‐ sun) sayıldığı zaman, parlak inciler onu saymaya dizi‐ lir. Üstün ahlâkın bütün güzelliklerini hareket ve du‐ ruşlarında sergiliyordu. Türlü yücelikleri kendinde toplamıştı. Önceki ataları ve sonraki evlâtları da öyle.
O hâlde onun babası gibi babası veya dedesi gibi de‐ desi olan biri var mı?
CEV_0019 · S. 28 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
Hz. Fatıma Hz. Muhammed İmam Ali İmam Muhammed Cevad
O hâlde onun babası gibi babası veya dedesi gibi de‐ desi olan biri var mı? O, onların ululuklarına, onlar da onun ululukları‐ na ortaktır. Onlar yoksulların ve düşkünlerin avuçla‐ rını kendi kâselerinden doldurdukları gibi, o da öyle yapardı. Hidayet yolları onlarla aydınlandı, alçaklıklardan yüceliklere onlar aracılığıyla tırmanıldı. Yarın onlara yönelik sevgi sayesinde kurtuluşa ve başarıya ermek umulur. Onlar maruf/iyilik ehli ve fazilet sahibidirler. Her övgü, mutlaka hak ettiklerinden daha azdır. Her üstün ahlâk, onların üstün ahlâklarından alınmış‐ tır. Her hayır sıfatı, onların değerli varlıklarında ve damarlarında yaratılmıştır. Cennet onların visalinde, cehennem onların firakındadır. (Onların vuslatı cen‐ nettir, firakı ise cehennemdir.) Bu sıfatlar onların hepsi için geçerli olduğu gibi, tek teki için de geçerlidir. Onlardan gaip olan için de, hazır olan için de söz konusudur. Baba olanına da, ev‐ lât olanına da bu sıfatlar sürekli inmektedir. Onları sevmek, vazgeçilmez bir farzdır. Devletleri sonsuza kadar bakidir. Liderliklerinin revaçta olduğu pazar, her zaman işlektir. Onları sevenler, her zaman mutluluktan tebessüm ederler. Muhammed (s.a.a) gi‐ bi birinin dedeleri, Ali (a.s) gibi birinin babaları ve Fatıma (a.s) gibi birinin de anneleri olması, şeref ola‐ rak onlara yeter. O hâlde, kim övünçte onlarla rekabet edebilir? Kim yücelikte onlarla yarışabilir? Bütün hedeflere herkesten önce vardılar. Bütün li‐ derlik ve efendilik mertebelerini daha sonra katılan‐ lardan güvenli bir şekilde ihraz ettiler. Bu, Hakkuʹl‐ Yakin, hatta Aynuʹl‐Yakinʹdir. Bütün insanlar onların aileleri konumundadırlar. Kölelik bağıyla onlara mensupturlar.
Üstün meziyetler onlardan alındı, övünçler onlar‐ dan öğrenildi, öncekiler ve sonrakiler onların şerefiyle …
CEV_0020 · S. 29 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Üstün meziyetler onlardan alındı, övünçler onlar‐ dan öğrenildi, öncekiler ve sonrakiler onların şerefiyle şereflendi. Onların sıfatlarını ne kadar anlatsam da saçmalamış, faydasız bir şey getirmiş olmam. Onların üstün meziyetlerini sınırlandırmak istesem, Süreyya bana şöyle seslenir: ʺSüreyya nerde, ona uzanan el ner‐ de!ʺ Öncekilerin ve sonrakilerin aciz oldukları üstün‐ lükleri sınırlandırmak ne mümkün?!1 8‐ Zehebî şöyle anlatıyor: Muhammed; el‐Cevad (cömert), el‐Kaniʹ (kanaat eden) ve el‐Murtaza (beğenilen) lakaplarıyla anılırdı. Peygamberʹin (s.a.v) Ehl‐i Beytʹinin üstün liderlerin‐ den biriydi. Cömertlikle nitelenenlerden biriydi. Bu yüzden ʺel‐Cevadʺ lakabını almıştı…2 9‐ İbn Sabbağ el‐Malikî (öl. 855) onun hakkında şunları söylemiştir: Dokuzuncu imamdır... Ebu Cafer es‐Sani (İkinci Ebu Cafer) olarak biliniyordu. Yaşı küçüktü, ama de‐ ğeri yüksekti, şanı yüceydi. Ali b. Musa er‐Rızaʹdan sonra imamlık görevini üstlendi. Çünkü babası onun imam olacağını açık bir şekilde bildirmiş ve işaret et‐ mişti. Nitekim güvenilir ve adil kişilerden oluşan bir topluluk bunu haber vermişlerdir.3 10‐ Şeyh Abdullah b. Muhammed b. Amir eş‐Şebravî eş‐ Şafiî (öl. 1154), ʺİmamların dokuzuncusu Muhammed el‐ Cevad…ʺ dedikten sonra, İmamʹın nesebini ve hicrî kamerî 190 yılında dünyaya geldiğini anlatıyor ve şunları söylüyor: Onun (Allah ondan razı olsun) kerametleri çoktur, menkıbeleri meşhurdur.
Sonra bazı menkıbelerini anlatıyor ve sözlerini şu ifade‐ lerle bitiriyor:
CEV_0021 · S. 30 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Rıza Şah Hatayi
Sonra bazı menkıbelerini anlatıyor ve sözlerini şu ifade‐ lerle bitiriyor: Bunlar onun göz kamaştırıcı kerametlerinden ve güzel menkıbelerinden bazılarıydı.1 11‐ Yusuf İsmail en‐Nebhanî onunla ilgili olarak şunları söylüyor: Muhammed el‐Cevad b. Ali er‐Rıza, büyük imam‐ lardan, ümmetin aydınlatıcı lambalarından biriydi. E‐ fendilerimiz olan Ehl‐i Beyte mensuptu…2 12‐ Mahmud b. Vuheyb el‐Bağdadî onun vasfederken şunları söylüyor: İlim ve fazilet bakımından babasının varisiydi. De‐ ğer ve kemal bakımından kardeşlerinin en üstünüy‐ dü.3 13‐ Fazl b. Ruzbehan (öl. 927), Hz. Peygamberʹin (s.a.a) ve onun tertemiz Ehl‐i Beytʹinin faziletlerini açıklamak mak‐ sadıyla kaleme aldığı salâvatları şerh ederken onun hakkın‐ da şu değerlendirmede bulunuyor: Allahʹım! Çokça yakaran, secde eden, cömertlikte her cömerdin üstünde olan, bütün kullara bağışlarda bulunup onları yararlandıran, sapkınlık ve inatçılığı silip bertaraf eden, azgınlık ve fesat erbabını ezen, doğru yola ileten hidayet ve irşat alametlerinin sahibi, ilimlerinin nurundan abdallar ve erenlerden oluşan bütün efradın (Allahʹın seçkin kullarının) derlediği do‐ kuzuncu imam Ebu Cafer Muhammed et‐Taki el‐Ce‐ vad b.
Ali er‐Rızaʹya salât ve selâm eyle! O ki en güzel yaşayışla cennet bahçesine yerleşmiş, Kureyş mezarlı‐ ğında …
CEV_0022 · S. 30 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad İmam Ali İmam Cafer Sadık
Ali er‐Rızaʹya salât ve selâm eyle! O ki en güzel yaşayışla cennet bahçesine yerleşmiş, Kureyş mezarlı‐ ğında dedesinin yanına gömülmüştür. Allahʹım! Efen‐ dimiz Muhammedʹe, efendimizin Ehl‐i Beytʹine, özel‐ likle çok secde eden İmam Muhammed et‐Taki el‐Ce‐ vadʹa salât ve selâm eyle!1 14‐ Hayruddin ez‐Zerkülî onun hakkında şunları söylü‐ yor: Ataları gibi saygın bir konuma ve değere sahipti. Zekiydi; akıcı, güçlü ve açık bir hitabeti vardı. ed‐Du‐ beylî Muhammed b. Vehbanʹın, ʺAhbaru Ebî Cafer es‐ Saniʺ adında onun siyeri ile ilgili bir kitabı vardır.2 İmam Cevad döneminde ve ondan sonraki zamanlarda yaşayan bazı önemli şahsiyetlerin onun hakkında serdettik‐ leri bu ifadeler, İmamʹın sahip olduğu ilâhî bağışlara ve son peygamber Hz. Muhammedʹden (s.a.a) sonra hidayet meşa‐ lelerini ve işaretlerini taşıyan saygı değer ecdadının kişilikle‐ rinin birebir benzeri olan eşsiz kişiliğine hayranlıklarını da yansıtmaktadır.
İMAM CEVADʹIN (A.S) KİŞİLİĞİNDEN GÖRÜNÜMLER Hiç kuşkusuz On İki Masum İmamʹın (üzerlerine selâm olsun) ‐ve …
CEV_0023 · S. 33 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
İMAM CEVADʹIN (A.S) KİŞİLİĞİNDEN GÖRÜNÜMLER Hiç kuşkusuz On İki Masum İmamʹın (üzerlerine selâm olsun) ‐ve onlardan biri olan İmam Cevadʹın‐ faziletleri sa‐ yılmayacak kadar çoktur. Nasıl olmasın ki?! Onları bir bilgiye dayanarak imamet görevi için seçen yüce Allahʹtır. Allah tarafından bu şekilde seçilmiş olmaları, eşsiz er‐ demlere ve göz kamaştırıcı menkıbelere sahip olduklarının, bu özellikleriyle eşsiz olduklarının, başkalarından ayrıldık‐ larının ve bu yüzden de yüce Allah tarafından halkın için‐ deki hüccetler ve emin halifeler kılındıklarının kanıtı ve gös‐ tergesidir. Ne yazık ki her bir İmamʹa has olan bu üstünlüklerden ve bu faziletlerden çok az şey bize ulaşmıştır. Bunun sebebi de, Ehl‐i Beytʹin (üzerlerine selâm olsun) ve onlara tâbi olup ulu İslâm mirasını aktarmayı görev bilen takipçilerinin ya‐ şadıkları ağır koşullardır. Zalim yönetimlerin, Ehl‐i Beyt İmamlarıʹna, onlara tâbi olanlara ve onların eşsiz hayatlarına dair herhangi bir haki‐ kati ortaya çıkarmaya çalışan herkese karşı uyguladıkları düşünsel terör ve fizikî tasfiye hareketi, bu büyük mirasın ve eşsiz ilâhî lütfün zayi olması için yeterli bir sebeptir. Bu bölümde, İmam Cevadʹın (a.s) hayatı hakkında bize ulaşan kimi bilgilere, göz kamaştırıcı menkıbelerine ve üstün ahlâkının görkemli örneklerine yer vereceğiz.
Beşikte Konuşması Tarihçiler, İmam Cevadʹın (a.s) doğduğunda şahadet ge‐ tirdiğini, üç günlük iken de Allahʹa …
CEV_0024 · S. 34 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Yansımalar
İmam Cafer Sadık İmam Rıza İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Beşikte Konuşması Tarihçiler, İmam Cevadʹın (a.s) doğduğunda şahadet ge‐ tirdiğini, üç günlük iken de Allahʹa hamdedip, Resulullahʹa (s.a.a) ve Raşid İmamlara salâvat getirdiğini kaydetmişler‐ dir. Örneğin Musa b. Cafer el‐Kâzımʹın (a.s) kızı Hekime Hatunʹdan şöyle rivayet edilmiştir: Ebu Cafer el‐Cevadʹın (a.s) annesi ona hamile ka‐ lınca, İmam Ali Rızaʹya (a.s), ʺCariyen Subeyke hamile kaldı.ʺ diye yazdım. Bana şöyle bir cevap gönderdi: ʺO, falan ayın falan gününün falan saatinde hamile kal‐ dı. Doğum yaptığı zaman dokuz gün boyunca ondan hiç ayrılma.ʺ Doğum yapıp çocuk dünyaya gelince, ʺŞa‐ hadet ederim ki Allahʹtan başka ilâh yoktur ve Muham‐ med Allahʹın resulüdür.ʺ dedi. Üç günlük iken hapşır‐ dı ve ʺElhamdülillah ve sallallahu alâ Muhammedin ve aleʹl‐Eimmetiʹr‐Raşidinʺ dedi.1 Yine şöyle demiştir: Ebu Cafer el‐Cevadʹın (a.s) annesi Hayzeranʹın do‐ ğurma vakti yaklaşınca, İmam Rıza (a.s) beni çağırdı ve şöyle dedi: ʺEy Hekîme! Onun doğumunda hazır ol ve içeri gir. Sakın ebe ona yaklaşmasın!ʺ Bizim için bir çıra yaktı. Kapıyı üzerimize kapattı. Doğum sancıları başlayınca çıra söndü. Önünde bir teşt vardı. Çıra söndüğü için etrafı göremiyordum. Öylece bekliyorken, Ebu Cafer teştin içinde görün‐ dü. Elbise gibi ince bir perde vardı üzerinde. Nuru evi aydınlatacak kadar parlaktı. Bu nur sayesinde onu gö‐ rüyorduk. Alıp bağrıma bastım. Üzerindeki bu örtüyü sıyırdım. Sonra İmam Rıza (a.s) geldi, kapıyı açtı; biz ise daha önce işimizi bitirmiştik. İmam onu aldı ve be‐ şiğe koydu. Ardından bana dedi ki: ʺEy Hekîme! Beşi‐ ğinin yanından ayrılma.ʺ

İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler

Üç günlük iken gözlerini açıp göğe baktı.
CEV_0025 · S. 35 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Muhammed Cevad
Üç günlük iken gözlerini açıp göğe baktı. Sonra sa‐ ğına, ardından soluna baktı ve şöyle dedi: ʺAllahʹtan başka ilâh olmadığına şahitlik ederim. Ve Muhammedʹin Allahʹın resulü olduğuna şahitlik ederim.ʺ Ben korkuy‐ la kalktım, Ebuʹl‐Hasanʹın (a.s) yanına gittim ve de‐ dim ki: ʺBu çocuktan acayip bir şey duydum.ʺ ʺNedir o?ʺ dedi. Olayı anlattım. Bunun üzerine şöyle buyur‐ du: ʺEy Hekîme! Bundan sonra ondan göreceğiniz ola‐ ğanüstülükler daha çoktur.ʺ1 Küçük Yaşta Kendisine Hikmet Verilmesi İmam Cevad (a.), henüz küçük bir çocuk iken, yüce Al‐ lahʹın kullarının halifesi ve imamı oldu. Kuşkusuz bu, ilâhî iradenin gerektirdiği bir durumdu. Nitekim İsa ve Süleyman peygamberler (üzerlerine selâm olsun) için de aynı irade tecelli etmişti. İmamʹın yaşının küçük olması, bazı insanlar tarafından yadırganmış ve bu yetkilendirme kuşkuyla karşı‐ lanmıştı. Bundan dolayı İmam Cevad (a.s) meseleyi onlara açıklama gereğini duymuştu.
Aşağıdaki rivayetler bu amaca yönelik olarak varit ol‐ muşlardır: 1‐ Ravi anlatıyor:
CEV_0026 · S. 35 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Aşağıdaki rivayetler bu amaca yönelik olarak varit ol‐ muşlardır: 1‐ Ravi anlatıyor: Ebu Caferʹe (a.s) dedim ki: ʺİnsanlar senin yaşının küçüklüğü hakkında ileri geri konuşuyorlar.ʺ Buyurdu ki: Yüce Allah, Davudʹa, koyun güden küçük bir ço‐ cuk olan Süleymanʹı kendisine halife ilan etmesini em‐ retmişti. İsrailoğullarıʹnın abitleri ve âlimleri bu du‐ rumu yadırgamış, karşı çıkmışlardı. Bunun üzerine yü‐ ce Allah, Davudʹa, ʺİsrailoğullarıʹnın konuşanlarının asaları ile Süleymanʹın asasını al, bir eve koy, her biri‐ nin asasına da sahibinin mührünü vur. Sabah olunca bakın, kimin asası yaprak açmış ve meyve vermişse, halife odur.ʺ diye vahyetti. Davud (a.s) onlara bunu haber verince, ʺRazı olduk, teslim olduk.ʺ dediler.1 2‐ Ravi anlatıyor: Ebu Caferʹi (a.s) gördüm. Evinden dı‐ şarı çıkıp yanıma gelmişti. Ona baştan ayağa kadar bakarak süzdüm. Mısırdaki arkadaşlarımıza onu tarif edebilmek için iyice bakıp inceledim. Ben bu şekilde onu süzerken bana şöyle dedi: Ey Ali! Yüce Allah, nübüvvet için öngördüğü delil‐ leri imamet için de öngörmüştür. Örneğin, ʺOna kü‐ çük yaşta hikmet verdik.ʺ2, ʺOlgunluk çağına erişin‐ ce...ʺ3 ʺKırk yaşına girince...ʺ4 buyurmuştur.
Bir İmam‐ ʹa, çocuk yaşta hikmet verilebileceği gibi, kırk yaşında da verilebilir.5 3‐ Ravi, Ebu Caferʹe …
CEV_0027 · S. 35 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Ehl-i Beyt İmam Ali kırklar İmam Muhammed Cevad
Bir İmam‐ ʹa, çocuk yaşta hikmet verilebileceği gibi, kırk yaşında da verilebilir.5 3‐ Ravi, Ebu Caferʹe (a.s) der ki: ʺEfendim! İnsanlar senin yaşının küçüklüğünü yadırgıyorlar.ʺ İmam şu karşılığı verir: Ama yüce Allahʹın şu sözünü inkâr edemezler: ʺDe basiret üzere Allahʹa davet ediyoruz.ʺ6 Allahʹa yemin ederim ki bu ayet nazil olduğu sırada ona sadece Ali (a.s) tâbi olmuştu. Ve Ali (a.s) o sırada dokuz yaşın‐ daydı. Ben de dokuz yaşındayım.7 İlmi İmamʹın ilim ve marifetinin geniş olması gerekir. Çünkü İmam, zamanının en âlimi olmak durumundadır. Şerʹi işleri, dinin hükümlerini en iyi bilen kişi olmak zorundadır. Bunun yanında insanların ihtiyaç duydukları şeylerle ilgili siyasî ve idarî meseleleri kuşatmış olması da lazımdır. İmam Cevad (a.s) bizzat buna bir delil oluşturmaktadır. Çünkü yaşının küçüklüğüne rağmen, değişik ilmî meselelere dalmış, âlim‐ lerin ve fakihlerin şerʹi ve ilmî meselelerin en ağır olanlarına ilişkin sorularına muhatap olmuş ve bunlara büyük bir kuşa‐ tıcılık ve dikkatle cevap vermiştir. Bu da Ehl‐i Beyt mezhe‐ binin yayılmasına ve o çağda insanların Ehl‐i Beyt mezhebi‐ ne büyük bir yoğunlukla ilgi duymasına sebep olmuştur.
Bir‐ çok âlim imameti kabul ettiğini ilan etmiştir.1 İmamʹın (a.s) ilmine işaret etmeden önce, Ehl‐i Beytʹi …
CEV_0028 · S. 35 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Bir‐ çok âlim imameti kabul ettiğini ilan etmiştir.1 İmamʹın (a.s) ilmine işaret etmeden önce, Ehl‐i Beytʹi ay‐ rıcalıklı kılan bu rabbanî ilmin kaynaklarına işaret etmemiz gerekir: 1‐ Tarihçi Mesʹudî, Abdurrahman b. Muhammedʹden, o Kulsum b. İmranʹdan şöyle rivayet etmiştir: İmam Rızaʹya (a.s) dedim ki: ʺSen çocukları sevi‐ yorsun. Allahʹa dua et, sana bir çocuk versin.ʺ Dedi ki: ʺBana bir tek çocuk bahşedilecek ve o benim vârisim ola‐ caktır.ʺ Ebu Cafer dünyaya gelince, bütün gece bo‐ yunca beşiğinin başında ayrılmadan onunla oynadı, okşadı, sevdi. Bu durum birkaç gece devam edince, dedim ki: ʺSana feda olayım, bundan önce başkaları‐ nın da çocukları olmuştur, bütün bunları onu koru‐ mak (Allahʹın himayesine sığındırmak) için mi yapı‐ yorsun?ʺ ʺYazıklar olsun sana!ʺ dedi, ʺBunun için yap‐ mıyorum, bilakis onu ilimle besliyorum.ʺ2 2‐ Önceki bölümlerde, onun beşikte konuştuğunu göste‐ ren tarihî metinlere yer verdiğimiz gibi, ona küçük yaşta hik‐ met verildiğine dair rivayetlere de işaret etmiştik. 3‐ İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Ebu Cafer el‐Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur: ʺVasi‐ ler muhaddestirler.
CEV_0029 · S. 38 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Ali İmam Muhammed Bakır İmam Muhammed Cevad
Ebu Cafer el‐Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur: ʺVasi‐ ler muhaddestirler. Ruhuʹl‐Kudüs onlarla konuşur, a‐ ma onlar Ruhuʹl‐Kudüsʹü görmezler.ʺ1 Yine rivayet edilir ki, babasının şehit edilmesinden son‐ ra Ebu Cafer el‐Cevad (a.), Resulullahʹın (s.a.a) mescidine ge‐ tirtilir. Henüz çocuktur. Minberin yanına gelir, bir basama‐ ğının üzerine çıkar, sonra konuşmaya başlar: Ben Muhammed b. Ali er‐Rızaʹyım. Ben el‐Ceva‐ dʹım. Ben insanların sulplerindeki neseplerini bilirim. Ben sizin gizliliklerinizi ve açıklıklarınızı en iyi bile‐ nim. Varacağınız akıbeti de en iyi ben bilirim. Bu, bü‐ tün mahlûkatın yaratıcısının bize bahşettiği bir ilim‐ dir. Göklerin ve arzın yok olmasına kadar devam ede‐ cektir. Eğer batıl ehli ve dalalet devleti saldırganlaş‐ masaydı, şüpheler içinde olanlar telaşlanıp ortalığa fır‐ lamasalardı, öyle şeyler söylerdim ki geçmiş ve gele‐ cek herkes şaşkınlıktan donakalırdı. Sonra elini mübarek ağzının üzerine koydu ve ʺSus ey Muhammed!
Daha önce ataların sustuğu gibi.ʺ dedi.2 Bu noktada İmamʹdan (a.s) nakledilmiş bazı ilmî açıkla‐ malara yer …
CEV_0030 · S. 38 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Muhammed Cevad
Daha önce ataların sustuğu gibi.ʺ dedi.2 Bu noktada İmamʹdan (a.s) nakledilmiş bazı ilmî açıkla‐ malara yer vermemiz uygun olacaktır: Tevhid İle İlgili Açıklamaları İmam Cevad (a.s) çağında, tevhid ilkesi etrafında birçok şüphe ve vehim fırtınası koparılmıştı. Bu tür şüphe ve ve‐ himleri, dinde en ufak bir hassasiyeti olmayan, İslâmʹa kin besleyen, Müslümanların inançlarını sarsma amacını güden insanlar çıkarıyorlardı. Amaçları, Müslümanları, büyük din‐ lerinin prensipleri hakkında şüpheye düşürmekti. İmam Ce‐ vad (a.s) bu tür şüphelere susturucu, ikna edici cevaplar vermiş, bu söylemlerin sahiplerini en güzel şekilde sustura‐ rak, şüpheleri bertaraf etmiştir. Bu tür açıklamalarından bazılarına aşağıda yer veriyoruz: 1‐ Ravi diyor ki: Ebu Caferʹe (a.s) tevhitle ilgili bir soru sordum ve dedim ki: ʺAllahʹı ʹşeyʹ olarak tasavvur edebilir miyim?ʺ Dedi ki: Evet, ama aklen kavranamayan, sınır biçilemeyen bir şey. Bir şey olarak senin zihninde beliren, Oʹndan ayrıdır. Hiçbir şey Oʹna benzemez, zihinler Oʹnu kav‐ rayamaz. Zihinler nasıl Oʹnu kavrayabilsin ki?! Oysa O, aklen algılanan her şeyden ayrıdır, zihinlerde ta‐ savvur edilen her şeyden farklıdır.
Ancak aklen algı‐ lanamayan ve sınır biçilemeyen bir şey olarak tasav‐ vur edilebilir.1 2‐ Ravi diyor ki:
CEV_0031 · S. 38 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Ancak aklen algı‐ lanamayan ve sınır biçilemeyen bir şey olarak tasav‐ vur edilebilir.1 2‐ Ravi diyor ki: Ebu Caferʹe (a.s) soruldu: ʺAllah şeydir demek caiz midir?ʺ Dedi ki: Evet, ama Oʹnu iki sınırlandırmanın dışında tut‐ mak koşuluyla. Biri ilâhlığını geçersiz kılacak (tatil) sınır, biri de başka varlıklara benzeme (teşbih) sınırı.2 3‐ Ravi diyor ki: Ebu Cafer Muhammed b. Aliʹye (a.s) sordum: ʺBirʹin anlamı nedir?ʺ Buyurdu ki: Bütün dillerin, birliği üzerinde birleştiği şey de‐ mektir.3 Kur'ân'ı Tefsir ve Tevil Etmesi İmam Cevadʹdan (a.s), Kurʹânʹın bazı ayetlerine yönelik tefsir ve tevilini içeren birçok metin rivayet edilmiştir. Bu me‐ tinlerden biri aşağıdaki iki ayete ilişkin tefsiridir: Biz, bir ayeti nesheder veya onu unutturursak (ertelersek), mutlaka daha iyisini veya benzerini ge‐ tiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir? (Yi‐ ne) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hü‐ kümranlığı yalnızca Allahʹındır?
Sizin için Allahʹtan başka ne bir veli, ne de bir yardımcı vardır.ʺ1 İmam bu ayetleri şu şekilde tefsir …
CEV_0032 · S. 38 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Sizin için Allahʹtan başka ne bir veli, ne de bir yardımcı vardır.ʺ1 İmam bu ayetleri şu şekilde tefsir etmiştir: ʺBiz, bir ayeti neshedersekʺ yani hükmünü kaldı‐ rırsak ʺveya onu unutturursakʺ yani şeklini kaldırır, kalplerden ve senin kalbinden ey Muhammed siler‐ sek… Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur: ʺSana (Kurʹânʹı) okutacağız; artık Allahʹın dilediği hariç,ʺ ya‐ ni Allahʹın sana unutturmayı dilediği hariç, ʺsen hiç unutmayacaksın.ʺ2 Böylece o kısmı senin kalbinden kaldırır, artık hatırlamazsın. ʺmutlaka daha iyisiniʺ ya‐ ni sizin için daha iyi olanını getiririz. Çünkü bu ikinci‐ si, sizin daha büyük sevap kazanmanızı sağlar ve nes‐ hedilen ilk ayete göre sizin maslahatınıza daha uy‐ gundur. ʺveya benzerini getiririz.ʺ Yani ya da masla‐ hat bakımından öncekine benzeyen bir ayet getiririz. Yani, biz bir ayeti neshediyor veya unutturuyorsak, bizim bundaki amacımız sizin maslahatınızdır. Sonra yüce Allah şöyle buyuruyor: ʺEy Muham‐ med! Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.ʺ Yani Oʹnun her şeye gücü yeter; neshetmeye de, başka bir şeye de güç yetirir.
Yine ʺBilmez misin, ey Muham‐ med, göklerin ve yerin mülkü Allahʹındır?ʺ O, gökle‐ rin ve yerin maslahatını …
CEV_0033 · S. 38 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Ali İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Yine ʺBilmez misin, ey Muham‐ med, göklerin ve yerin mülkü Allahʹındır?ʺ O, gökle‐ rin ve yerin maslahatını da, onları idare etmeyi de bi‐ lir. O, ilmiyle sizi idare etmektedir: ʺSizin için Allahʹ‐ tan başka ne bir veli,ʺ yani sizin maslahatlarınızı gö‐ zetmeyi ve gerçekleştirmeyi üstlenecek başka bir veli‐ niz, yöneticiniz yoktur. Çünkü maslahatları ancak Al‐ lah bilir. Oʹndan başkası bunları bilemez. ʺne de bir yardımcı vardır.ʺ Yani eğer Allah size bir kötülük in‐ dirmeyi dilerse ve başınıza bir azap indirmeyi dilerse, ona karşı Oʹndan başka size yardım edecek kimse yoktur.1 Kurʹânʹın ayetlerini tefsir ederken, Kurʹânʹın kendisini rehber edinme ve Kurʹânʹdan şahit gösterme yöntemi yuka‐ rıdaki bu metinde gayet açık bir şekilde görülmektedir. Kurʹânʹı tevil (batinî yorum) etmesine gelince; ʺNerede olursanız olun, sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüp‐ hesiz Allah her şeye kadirdir.ʺ2 ayetiyle ilgili olarak Abdul‐ azim b. Abdullah el‐Hasanî şöyle rivayet etmiştir: Muham‐ med b. Ali b. Musaʹya (a.s) dedim ki: ʺSenin, zulüm ve zor‐ balıkla dolan yeryüzünü adaletle dolduracak olan Muham‐ medʹin (s.a.a) Ehl‐i Beytiʹnden çıkacak Kaim olmanı isterim.ʺ Buyurdu ki: Ey Ebuʹl‐Kasım!
Bizim her birimiz Allahʹın emriyle kaimdir, Allahʹın dinine ileten hadidir.
CEV_0034 · S. 38 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Bizim her birimiz Allahʹın emriyle kaimdir, Allahʹın dinine ileten hadidir. Ama bizden olup da yüce Allahʹın onun aracılığıyla yeryüzünü kü‐ für ve inkâr ehlinden temizleyerek adaletle doldura‐ cağı Kaim, doğumu insanlardan gizlenen, şahsı onlara gösterilmeyip gaip kılınan, isminin söylenmesi yasak‐ lanan ve Resulullahʹın (s.a.a) adıyla adlanan, onun kün‐ yesi ile anılan zattır. Yer onun için dürülür. Her zor‐ luk ona boyun eğer. Bedir ashabına denk sayıdaki üç yüz on üç ashabı dünyanın uzak noktalarından onun etrafında toplanırlar. ʺNerede olursanız olun sonunda ye kadirdir.ʺ ayetinde kastedilen budur. Bu sayıda ih‐ lâslı kişi etrafında toplanınca, yüce Allah onun işini ortaya çıkarır. Artık akit onun için tamamlanınca, ya‐ ni on bin adam emrine hazır olunca, Allahʹın izniyle ortaya çıkar. Allah razı oluncaya kadar Allah düşman‐ larını öldürür.
Abdulazim der ki: Ona dedim ki: ʺEfendim!
CEV_0035 · S. 42 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Muhammed Cevad Hz. Fatıma
Abdulazim der ki: Ona dedim ki: ʺEfendim! Allahʹın razı olduğunu nasıl bilir?ʺ Buyurdu ki: Kalbine rahmet duygusunu atar. Medineʹye girdi‐ ğinde Lat ve Uzzaʹyı çıkarıp yakar.1 Hadis Nakletmesi İmam Cevad (a.s), kendi rivayet zinciriyle dedesi Resu‐ lullahʹtan (s.a.a) ve yine dedesi Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s) ve atalarından birçok hadis rivayet etmiştir. Aşağıda onun ri‐ vayet ettiği hadislerden bazı örnekler sunacağız. Bu hadisler, onun Resulullahʹın (s.a.a) ve atalarının hadislerine verdiği ö‐ nemi gözler önüne sermektedir: 1‐ İmam Cevad (a.s) kendi rivayet zinciriyle Resulullahʹ‐ tan (s.a.a) şöyle rivayet etmiştir: Fatıma, iffetini muhafaza etti. Bu yüzden yüce Al‐ lah, onu ve zürriyetini ateşe haram kıldı.2 2‐ Resulullahʹın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: İnsan kendi dilinin altında gizlidir.3 3‐ Şöyle buyurmuştur: Basraʹda bir adam Emirüʹl‐Müminin Aliʹnin (a.s) huzuruna çıktı ve dedi ki: ʺBize kardeşleri anlat.ʺ Bu‐ yurdu ki: ʺKardeşler iki kısma ayrılırlar: Güvenilen kardeşler. Yüze gülen kardeşler.ʺ ʺGüvenilen kardeşler, avuç, kanat, aile ve mal gi‐ bidirler. Kardeşine güveniyorsan, malını ve gücünü ona harca, onun dostuna dost, düşmanına da düşman ol. Sırrını sakla, ona yardım et; güzelliklerini, iyilikle‐ rini izhar et. Ey soruyu soran adam! Bil ki, onlar Kib‐ rit‐i Ahmer4 gibi nadir bulunurlar.ʺ
ʺYüze gülen kardeşlerden ise lezzetini alırsın, on‐ ların da senden lezzet almalarına engel olma.
CEV_0036 · S. 43 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
ʺYüze gülen kardeşlerden ise lezzetini alırsın, on‐ ların da senden lezzet almalarına engel olma. Sakın bunun ötesinde içlerinde olanı talep etme. Onların sa‐ na karşı gösterdikleri güler yüzlülük ve tatlı dilliliği onlardan esirgeme.ʺ1 4‐ İmam Cafer Sadıkʹa (a.s) ʺDünyada zahit/zühdü esas alan kimdir?ʺ diye sorulduğunu, onun da şöyle buyurduğu‐ nu rivayet eder: Hesaba çekilme korkusuyla helâl olanı, azaba uğ‐ rama korkusuyla haram olanı terk eden kimsedir.2 5‐ Yine İmam Cafer Sadıkʹa (a.s), ʺBize ölümü tarif et.ʺ denildiğinde İmamʹın şöyle buyurduğunu nakleder: Ölüm, mümin için koklayıp hoş kokusundan hap‐ şırdığı tatlı bir rüzgâr gibidir. Bütün yorgunluğu ve acıları son bulur. Kâfir içinse, yılan ve akrep sokması gibidir veya daha şiddetlidir.3 6‐ Yine şöyle rivayet eder: İmam Rızaʹnın (a.s) ashabından bir adam hastalan‐ dı. İmam (a.s) onu ziyaret etti ve ʺKendini nasıl hisse‐ diyorsun?ʺ dedi. Adam hastalığının şiddetlendiğini kas‐ tederek, ʺSenden sonra ölümü hissettim.ʺ dedi. İmam, ʺNasıl hissettin?ʺ diye sordu. Adam, ʺÇok şiddetli ve elem verici.ʺ dedi. Buyurdu ki: ʺSen ölümü hissetme‐ din. Hissettiğin şey, sana görünen ve ölümün bazı hâlle‐ rini sana tanıtan bir şeydir. İnsanlar iki kısma ayrılırlar: Kimisi ölümle rahata kavuşur, kimisi de ölmekle rahat eder. Sen Allahʹa ve velâyete (Ehl‐i Beytʹin imametine) yeniden iman et, o zaman rahata kavuşursun.ʺ4
İmam Cevad'ın (a.s) Fıkhından Örnekler İmam Ebu Cafer el‐Cevadʹdan (a.s) rivayet edilen hadis‐ ler, İmamiye …
CEV_0037 · S. 44 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Ehl-i Beyt İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
İmam Cevad'ın (a.s) Fıkhından Örnekler İmam Ebu Cafer el‐Cevadʹdan (a.s) rivayet edilen hadis‐ ler, İmamiye Şiası nezdinde şerʹi hükümlerin istinbat edildi‐ ği bereketli bir kaynaktır. Çünkü Masum Ehl‐i Beyt İmamla‐ rıʹnın söz, fiil ve onaylamalarından ibaret olan sünnetini i‐ fade etmektedir. İmamʹdan (a.s) önemli miktarda hadis riva‐ yet edilmiştir ve bunlar fıkıh ve hadis kaynaklarında tedvin edilmişlerdir. Ki bu hadisler, önemli fıkıh konularını içer‐ mektedirler. Aşağıda buna ilişkin bazı örnekler sunacağız: Namaz 1‐ Ravi diyor ki: Ebu Caferʹe (a.s), ʺSincap, tilki postu ve ipek hakkında bir mektup yazdım ve dedim ki: Sana feda o‐ layım, bu hususta bana takiyye ile cevap vermemeni istiyo‐ rum.ʺ Kendi el yazısıyla bana şu cevabı verdi: ʺBunların ü‐ zerinde namaz kıl.ʺ1 Fakihler, bu ve bu konuyla ilgili benzeri rivayetlerden hareketle adı geçen hayvanların postları üzerinde namaz kı‐ lınabileceğine hükmetmişlerdir. 2‐ Ravi anlatıyor: ʺTevriye günü güneş zeval vaktine eri‐ şince, Ebu Caferʹin (a.s) İbrahim makamının arkasında altı rekât namaz kıldığını ve namazda ayakkabılarını çıkarmadı‐ ğını gördüm.ʺ2 Fakihler, bu rivayetten hareketle, boğazlanmış bir hay‐ vanın derisinden imal edilmiş temiz bir ayakkabı ile namaz kılınabileceğine hükmetmişlerdir. Zekât Zekât ibadetinin teferruatı ile ilgili olarak İmam Cevadʹ‐ dan (a.s) bazı rivayetler aktarılmıştır. Nitekim fakihler, zekât gerektiren bir eşyanın aynî değerinin karşılığının zekât ola‐ rak verileceğine hükmetmişlerdir.
Çünkü İmam Cevad (a.s), ʺBuğday ve arpa gibi ekinlerin ve altın gibi kıymetli maden‐ lerin zekâtını dirhem …
CEV_0038 · S. 44 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Ehl-i Beyt İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Çünkü İmam Cevad (a.s), ʺBuğday ve arpa gibi ekinlerin ve altın gibi kıymetli maden‐ lerin zekâtını dirhem olarak vermem caiz midir, yoksa her şeyin zekâtının kendi içinden mi çıkarılması gerekir?ʺ şeklin‐ de bir soruya, ʺHangisi kolayına geliyorsa verebilirsin.ʺ şek‐ linde cevap vermiştir.1 Hac Fakihler, haccın bazı teferruatı ve meseleleri ile ilgili ola‐ rak verdikleri fetvalarda, İmam Cevadʹdan (a.s) aktarılan konuya dair rivayetleri esas almışlardır. Aşağıda buna iliş‐ kin bazı örneklere yer vereceğiz: 1‐ Fakihler, çocuğun haccetmesinin müstahap oluşuna delil olarak şu rivayeti göstermişlerdir: Ravi der ki: Ebu Ca‐ ferʹe (a.s), ʺÇocuk ne zaman ihrama girer?ʺ diye sordum. Buyurdu ki: ʺÖn süt dişleri düşünce.ʺ2 2‐ İmamiye mezhebinin fakihleri, mustahap bir hac yapmak isteyenler için temettü haccının en faziletli hac şekli olduğu hususunda görüş birliği içindedirler. Bu konuda da İmam Cevadʹdan (a.s) ve diğer Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan ge‐ len rivayetlere dayanmışlardır. Ravi diyor ki: Ebu Cafer (a.s) şöyle derdi: Temettü umresi ile temettü haccı yapan kimsenin haccı, kurbanı kesileceği yere sevk eden ifrat haccı yapan kişinin haccından daha üstündür. Yine şöyle buyururdu: Hacı için temettüden (temettü haccından) daha üs‐ tün bir amel yoktur.3
Teşriin Felsefesi ve Hükümlerin İlletleri İmam Muhammed Taki (a.s), bazı şerʹi hükümlerin yü‐ rürlüğe …
CEV_0039 · S. 46 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Teşriin Felsefesi ve Hükümlerin İlletleri İmam Muhammed Taki (a.s), bazı şerʹi hükümlerin yü‐ rürlüğe konulmasının illetleri üzerindeki perdeyi aralamış‐ tır. Bunun örneklerinden biri şudur: Muhammed b. Süleyman, ona, boşanmış kadının üç ay‐ başı hâli (hayız görme dönemi) veya üç ay beklemesinin ön‐ görülmesine karşın, kocası ölen kadının dört ay on gün bek‐ lemesinin öngörülmesinin illetini sormuş, İmam (a.s) da ona şu cevabı vermiştir: Boşanmış kadının bekleme süresi, üç temizlenme (hayız kanından temizlenme) dönemidir. Bunun sebe‐ bi, kadının rahminde çocuk olmadığının anlaşılması‐ dır. Kocası ölmüş kadının bekleme süresine (iddet) ge‐ lince; yüce Allah, biri kadınların lehine, biri de aley‐ hine olmak üzere iki şart koşmuştur. Lehlerinde olan şartı koşmakla onların tarafını tutmamış, aleyhlerinde şart koşmakla da onlara haksızlık etmemiştir. Kadın‐ ların lehine olan şart, îlâ (karsına yaklaşmamaya ye‐ min etmek) ile ilgili olarak öngörülen dört aylık bek‐ leme süresidir.
Bu konuyla ilgili olarak yüce Allah şöyle buyur‐ muştur:
CEV_0040 · S. 46 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Bu konuyla ilgili olarak yüce Allah şöyle buyur‐ muştur: ʺKadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler dört ay beklerler.ʺ1 Böylece yüce Allah îlâ durumunda hiç kimseye dört aydan fazla beklemesini caiz kılma‐ mıştır. Çünkü yüce Allah, bir kadının erkeksiz da‐ yanma süresinin dört ay olduğunu bilmektedir. Onların aleyhine olan şarta gelince, o da kocaları öldüğü zaman dört ay on gün beklemeleridir. Böylece hayatta iken îlâ esnasında kadın için erkekten aldığını, ölümü sırasında erkek için kadından almış oluyor. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: ʺDört ay on gün bek‐ lerler.ʺ2 İddet dönemindeki on günlük süreyi, sadece dört ayla birlikte zikretmiştir. Çünkü bir kadının cima etmeden sabredebileceği süre dört aydır. Bu yüzden lehinde de, aleyhinde de bu süre öngörülmüştür…1 6- İbadeti ve Duası İmam Muhammed Taki (a.s), zamanının en çok ibadet edeniydi. Allahʹı en çok seveni, Oʹndan en çok korkanı idi. Allahʹa ibadet ve itaat ederken en derin takvaya o sahipti. Tıpkı kendilerini Allahʹa yaklaştıracak herhangi bir ameli işlerken derin bir takva, sevgi ve korku duygusuyla hareket eden tertemiz ataları olan diğer Ehl‐i Beyt İmamları gibi.
İmamʹın (a.s) ibadetiyle ilgili olarak aşağıdaki hususlara işaret etmek istiyoruz:
CEV_0041 · S. 46 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
İmamʹın (a.s) ibadetiyle ilgili olarak aşağıdaki hususlara işaret etmek istiyoruz: Nafile İbadetleri Nafile (müstahap) ibadetleri çokça ederdi. Tarihçiler an‐ latıyor: İmam (a.s), iki rekât namaz kıldığında, her rekâtında Fâtiha Suresi ile İhlâs Suresiʹni yetmiş kere okurdu.2 Her ye‐ ni ayın ilk gününe girdiğinde, iki rekât namaz kılardı. Birinci rekâtında Fâtiha Suresiʹni bir kere, İhlâs Suresiʹni ise ayın ger bir günü sayısınca yani otuz kere okurdu. İkinci rekâtta da, Fâtiha Suresi ile Kadir Suresiʹni bu şekilde okurdu. Kolayına gelen miktarda sadaka verirdi ve böylece o ayın selametini satın alırdı.3 Bir rivayette belirtildiğine göre, İmam Muhammed Ce‐ vad, Bağdatʹta iken recep ayının ortasına denk gelen günde ve yirmi yedinci gününde oruç tutmuştu. Bütün ailesi ve ma‐ iyetindekiler de onunla beraber oruç tutmuşlardı. (Ravi anla‐ tıyor:) Bize on rekât namaz kılmamızı emretti. Her rekâtta Fâtiha Suresi ile birlikte bir sure okuyordu. Namazı bitirince, dört Fâtiha, dört İhlâs, dört de Nâs ve Felak Surelerini oku‐ du.
Dört kere, ʺLâ ilâhe illallah vellahu ekber, subhanallahi veʹl‐hamdülillahi ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ …
CEV_0042 · S. 46 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Dört kere, ʺLâ ilâhe illallah vellahu ekber, subhanallahi veʹl‐hamdülillahi ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahiʹl‐aliy‐ yiʹl‐azimʺ, dört kere, ʺAllahu Allahu Rabbî lâ uşriku bihi şey‐ enʺ, dört kere de, ʺLâ uşriku bi‐Rabbî ahadenʺ dedi.1 Haccı İmam (a.s) birçok kere hacca gitmiştir. Bir rivayette şöy‐ le deniyor: Ebu Cafer el‐Cevadʹı (a.s), iki yüz on beş yılında güneş yükseldikten sonra Beytullahʹa veda tavafında bulunurken gördüm. Kâbeʹyi tavaf ederken, her turda Rükn‐i Yemanîʹye el sürüyordu. Yedinci turda hem Rükn‐i Yemanîʹye, hem de Hacerüʹl‐Esvedʹe el sürdü. Sonra elini yüzüne sürdü. Ardından İbrahim maka‐ mına geçti. Makamın arkasında iki rekât namaz kıldı. Ardından Kâbeʹnin arka tarafındaki Mültezemʹe gitti ve Kâbeʹye sarıldı. Orada uzun süre kalarak dua etti. Sonra Hannatin kapısından çıktı. Ravi anlatıyor: 219 (hicrî) yılında geceleyin Kâbeʹye veda ettiğini gördüm. Tavafının her turunda Rükn‐i Yemanî ile Ha‐ cerüʹl‐Esvedʹe el sürüyordu. Yedinci turda, Kâbeʹnin arka tarafındaki Rükn‐i Yemanîʹye yakın olan Mülte‐ zemʹde ve dikdörtgen şeklindeki taşın üstünde Kâbeʹ‐ ye sarıldı... Sonra Hacerüʹl‐Esvedʹin yanına geldi, onu öpüp elini sürdü. Oradan da İbrahim makamına çıktı, makamın arkasında namaz kıldı. Sonra oradan yürü‐ dü ve bir daha Kâbeʹye dönmedi. Mültezemʹde bizim dostlardan bazısının yedi, bazısının da sekiz kere ta‐ vaf ettiği süre kadar durmuştu.2
İmam'ın Zikirleri, Duaları ve Münacatları Burada İmamʹın zikirlerinden, dualarından ve münacat‐ larından …
CEV_0043 · S. 49 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Oniki İmam Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
İmam'ın Zikirleri, Duaları ve Münacatları Burada İmamʹın zikirlerinden, dualarından ve münacat‐ larından bazılarına yer vermek istiyoruz. Rabbine yalvarır‐ ken dile getirdiği bu münacatlar, Allahʹa ibadet mihrabından yansıyan tesbih ve temcit manzaralarıdır: İmamʹın kunutta okuduğu dualardan biri şöyledir: Allahʹım! Sen, sayısal önceliği olmayan ilksin. Sı‐ nırlı sonluğu olmayan sonsun. Bizi var ettin, zorlayıcı bir illetten dolayı değil. Bizi ortaya çıkardın, güce ih‐ tiyaç duyduğun için değil. Bizi hikmetine dayalı ola‐ rak ihtiyarın uyarınca yoktan var ettin. Bizi sınamak için emirlerin ve yasaklarınla denedin. Aletlerle bizi destekledin. Bize gereçler bağışında bulundun. Bize güç verdin. Bize itaati yükledin. Bize serbest irademi‐ ze dayalı olarak emirler verdin. Sakındırmak maksa‐ dıyla bize yasaklar yönelttin. Birçoğunu bağışladın. Çok azını sordun. Emrine karşı gelindi; hilm ile karşı‐ ladın. Kadrin bilinmedi; ikramda bulundun…1 Namazdan sonra okuduğu dualardan biri şöyledir: Rab olarak Allahʹa, din olarak İslâmʹa, kitap olarak Kurʹânʹa, peygamber olarak Muhammedʹe, veli olarak Aliʹye, imamlar olarak Hasanʹa, Hüseyinʹe, Ali b. Hü‐ seyinʹe, Muhammed b. Aliʹye, Cafer b.
Muhammedʹe, Musa b. Caferʹe, Ali b. Musaʹya, Muhammed b. Aliʹye, Hasan b. Aliʹye, Hüccet b. Hasan b.
CEV_0044 · S. 49 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Hasan Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Muhammedʹe, Musa b. Caferʹe, Ali b. Musaʹya, Muhammed b. Aliʹye, Hasan b. Aliʹye, Hüccet b. Hasan b. Aliʹye razı oldum. Allahʹım! Velin olan Hüccetʹi (Mehdiʹyi) önünden, arkasından, sağından, solundan, üstünden ve altından gelecek tehlikelerden koru. Ömrünü uzat. Onu, senin emrinle kaim (kıyam eden) kıl. Dininin yardımcısı kıl. Canı, zürriyeti, ailesi, malı, Şiası ve düşmanları açı‐ sından onu sevindirecek, gözlerini aydınlatacak ge‐ lişmeleri ona göster. Onlara da ondan onu sevindire‐ cek, gözlerini aydınlatacak şeyler göster. Onunla bi‐ zim ve müminler topluluğunun göğüslerine şifa ver.1 Sabah ve akşam ihtiyaçlarını karşılamak için okuduğu dua ile ilgili ravi şöyle anlatıyor: Ebu Cafer el‐Cevadʹa (a.s), bir mektup yazdım ve bana bir dua öğretmesini istedim. Ba‐ na şunu yazdı: Sabaha çıktığında ve akşama vardığında şu duayı oku: ʺAllah, Allah, Allah benim Rahman ve Rahim o‐ lan Rabbimdir. Oʹna hiçbir şeyi ortak koşmam.ʺ Eğer buna eklemede bulunursan, senin için daha iyidir. Bu durumda ihtiyaç duyduğun şeyle ilgili duada bulu‐ nursun. Çünkü bu, Allahʹın izniyle her şey için etkili olan bir duadır.
Allah dilediğini yapar.2 7- Mucizeleri ve Kerametleri İmam Cevad (a.s), henüz yedi yaşında bir çocuk iken …
CEV_0045 · S. 49 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Cafer Sadık Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Allah dilediğini yapar.2 7- Mucizeleri ve Kerametleri İmam Cevad (a.s), henüz yedi yaşında bir çocuk iken Müslümanların imamlığı makamına çıkmış olması bakımın‐ dan başlı başına bir mucize olmakla beraber, yüce Allah, onun aracılığıyla, değişik münasebetlerle birçok kerametler göstermiştir. Ki kullar üzerindeki hüccet tamamlansın, inat‐ çıların dilleri kesilsin ve müminlerin de kalpleri mutmain ol‐ sun. Aşağıda buna ilişkin bazı örnekler sunuyoruz3: 1‐ Ebu Haşim Davud b. Kasım el‐Caferî anlatıyor: Bir gün Ebu Cafer el‐Cevadʹın (a.s) evine girdim. Yanımda üç mektup vardı. Ama mektupların kime ait olduklarını gösteren bir isim yazılmıyordu. Bu yüz‐ den onları karıştırmış ve bundan dolayı da üzülmüş‐ tüm. Mektuplardan birini aldı ve ʺBu, Reyyan b. Şe‐ bibʹindir.ʺ dedi. İkincisini aldı, ʺBu, Muhammed b. Ham‐ zaʹnındır.ʺ dedi. Üçüncüsünü de aldı, ʺBu da falanın‐ dır.ʺ dedi. Hayretten dona kalmıştım. Bana baktı ve tebessüm etti. Yine ravi şöyle anlatıyor: Ebu Cafer bana bir kese içinde üç yüz dinar ver‐ mişti.
Bunları amcaoğullarından birine vermemi em‐ retti ve şöyle dedi: ʺSana diyecek ki:
CEV_0046 · S. 49 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Bunları amcaoğullarından birine vermemi em‐ retti ve şöyle dedi: ʺSana diyecek ki: ʹBu parayla benim için bazı eşyalar satın alacak bir sanatkâr göster.ʹ Sen de ona göster.ʺ Adama dinarları götürdüm. Bana dedi ki: ʺEy Ebu Haşim! Bu parayla benim için bazı eşyalar sa‐ tın alacak bir sanatkâr göster.ʺ Ben de istediğini yap‐ tım. Yine Ebu Haşim diyor ki: Bir gün bir deveci, İmamʹın işlerinde çalışmak is‐ tediğini belirterek benim gidip bu hususta onunla ko‐ nuşmamı istedi. Bu hususta konuşmak üzere İmamʹın (a.s) yanına gittim. Baktım bir toplulukla birlikte ye‐ mek yiyor. Onunla konuşmama imkân yoktu. İmam, ʺEy Ebu Haşim, ye!ʺ dedi. Önüme yemek koydu. Son‐ ra, bana herhangi bir soru sormadan şöyle buyurdu: ʺEy hizmetçi! Ebu Haşimʹin bize getirdiği deveciye bak ve çalışanlarımız arasına kat.ʺ 2‐ Ebu Haşim anlatıyor: Bir gün bir bahçede iken onun yanına girdim. De‐ dim ki: ʺSana feda olayım, ben çamur yemekten ken‐ dimi alamıyorum. Benim için Allahʹa dua et.ʺ Sustu. Birkaç gün sonra, ben herhangi bir şey demeden şöyle buyurdu: ʺEy Ebu Haşim! Allah, senden çamur yeme isteğini giderdi.ʺ Ebu Haşim devamla diyor ki: O günden sonra çamur yemekten nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmedim. 3‐ Ali b. Esbat anlatıyor:
Babasının ölümünün üzerinden birkaç gün geç‐ mişti ki, bir gün Ebu Cafer (a.s) dışarı çıkıp yanıma geldi.
CEV_0047 · S. 52 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Babasının ölümünün üzerinden birkaç gün geç‐ mişti ki, bir gün Ebu Cafer (a.s) dışarı çıkıp yanıma geldi. Arkadaşlarıma onu tarif etmek için baştan aya‐ ğa süzdüm. Yanıma oturdu ve şöyle dedi: ʺEy Ali! Yüce Allah, nübüvvet için öngördüğü delilleri imamet için de öngörmüştür. Şöyle buyurmuştur: Ona küçük yaşta 4‐ Ravi anlatıyor: İmam Rıza (a.s) vefat ettiğinde, yanında dört bin dirhemim vardı. Bunu benden ve ondan başka kimse bilmiyordu. Ebu Cafer (a.s) bana haber saldı; ʺYarın bana gel.ʺ diye. Ertesi gün yanına gittim. Bana dedi ki: ʺEbuʹl‐Hasan vefat etti. Senin onda dört bin dirhemin var, değil mi?ʺ ʺEvet.ʺ dedim. Altındaki namazlığı kaldırdı. Dinarlar ordaydı. Onları bana verdi. O vakit bu dinarların değeri dört bin dirhem ediyordu. 5‐ Ravi anlatıyor: Medineʹde idim ve zaman zaman Ebu Caferʹi (a.s) ziyarete giderdim. O zamanlar Ebuʹl‐Hasan (a.s) Ho‐ rasanʹda idi. Ailesi, babasının amcaları yanına gelir, ona selâm verirlerdi. Bir gün bir cariyeyi çağırdı ve şöyle dedi: ʺOnlara matem için hazırlanmalarını söy‐ le.ʺ Ayrıldıkları zaman dediler ki: ʺOna kimin matemi diye niye sormadık?ʺ Ertesi gün aynı şeyi söyledi. Bu sefer, ʺKimin matemi için?ʺ diye sordular. ʺYeryüzün‐ deki en hayırlı insanın matemine.ʺ dedi. Birkaç gün sonra Ebuʹl‐Hasan er‐Rızaʹnın (a.s) vefat haberini al‐ dık. Meğer o sözü söylediği gün vefat etmiş. 6‐ Ravi anlatıyor: Ebu Cafer (a.s) bana şöyle yazdı: ʺHumusʹu bana getirin. Çünkü bu seneden sonra onu sizden almayaca‐ ğım.ʺ İmam (a.s) o sene vefat etti.
8- Üstün Ahlâkından Örekler İmam Cevad (a.s), ömrünün baharında bir gençti.
CEV_0048 · S. 53 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Hasan İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
8- Üstün Ahlâkından Örekler İmam Cevad (a.s), ömrünün baharında bir gençti. Halife Meʹmun, bir milyon dirhemi bulan meblağda bol para gön‐ derirdi ona. İmametine inanan Şia toplumu da ona şerʹi hak‐ larını takdim ederdi. Bunun yanında Kumʹda ve başka yer‐ lerde vakıflar da vardı. Ama bunlardan hiçbirini şahsî har‐ camalarında kullanmazdı. Fakirlere, muhtaçlara ve yoksun‐ lara dağıtırdı. Hasan el‐Mekkarî onu Bağdatʹta görmüştü. Resmî gö‐ revliler ve halk tarafından bir saygı ve ikram halesiyle çev‐ rilmişti. Bu yüzden İmamʹın (a.s) vatanı Yesribʹe (Medine) dönmeyeceğini, bilakis bu nimet ve konfordan yararlanmak için Bağdatʹta kalacağını sanmıştı. İmam (a.s), onun aklından geçenleri anlamış ve ona dö‐ nerek şöyle demişti: Ey Hasan! Dedem Resulullahʹın (s.a.a) hareminde arpa ekmeği ve kaya tuzu yemek, benim için şu gör‐ düğün bol nimetlerden ve konforlu hayattan daha se‐ vimlidir…1 Çünkü o, devletin kendisine sunduğu bu maddî görün‐ tülerin peşinde değildi. Bilakis, tıpkı ataları gibi, dünyayı boşamış, Allahʹa yönelmişti ve Oʹndan başka hiçbir şey arzu etmiyordu. Cömertliği İmam Ebu Cafer (a.s) insanların en eli açığı, en cömer‐ diydi. İkramının, iyiliğinin ve insanlara ihsanının çokluğun‐ dan dolayı ʺel‐Cevadʺ olarak isimlendirilmişti. Tarihçiler, onun cömertliği ile ilgili olarak birçok hikâye aktarmışlardır. Bunlardan biri, tarihçilerin rivayet ettikleri şu hikâyedir:
Ahmed b. Hadid, arkadaşlarıyla birlikte hac mak‐ sadıyla yola çıkar.
CEV_0049 · S. 54 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Ahmed b. Hadid, arkadaşlarıyla birlikte hac mak‐ sadıyla yola çıkar. Bir grup hırsızın saldırısına uğrar‐ lar. Yanlarındaki bütün eşyayı ve parayı alırlar. Me‐ dineʹye geldiklerinde Ahmed, İmam Muhammed el‐ Cevadʹın (a.s) yanına gider ve başlarına gelen olayı o‐ na anlatır. İmam (a.s) adamlarına ona bir elbise veril‐ mesini ve arkadaşlarına dağıtmak üzere bir miktar da para verilmesini emreder. Verdiği para, tam da hırsız‐ ların kendilerinden aldıkları para kadardı.1 Bu yardımıyla İmam (a.s) onları büyük bir sıkıntıdan kur‐ tarmış ve büyük bir cömertlikle, ellerinden alınan malları miktarında yardımda bulunmuştu. İmamʹın (a.s) kerem ve cömertliği, hayvanları da kapsa‐ yacak kadar yayılmıştı. Muhammed b. Velid el‐Kirmanî şöy‐ le rivayet eder: İmam Ebu Cafer el‐Cevadʹın (a.s) önünde yemek yedim. Ben yemeği bitirip de sofra kaldırıldığında, hizmetçi, yemekten arta kalanları ve dökülenleri top‐ lamak için harekete geçti. İmam (a.s) ona şöyle dedi: ʺÇöle dökülen yiyeceği yerinde bırak, bir koyunun budu dahi olsa; eve dökülenleri ise arayıp topla.ʺ2 İmam (a.s), çöle dökülen yiyecekleri kaldırmamasını emretmişti, yiyecek bulamayan kuşlar ve diğer hayvanlar yesin diye. İnsanlara İhsanda Bulunması İnsanlara ihsan ve iyilikte bulunmasına gelince; bu, İ‐ mam Cevadʹın (a.s) temel karakteri ve en belirgin sıfatıydı. Tarih, İmam Cevadʹın (a.s) ihsan ve iyiliğine ilişkin birçok hikâye kaydetmiştir ki bunlardan biri şöyledir:
Best ve Sicistan1 ahalisinden Benî Hanife kabilesine men‐ sup Ahmed b.
CEV_0050 · S. 55 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Best ve Sicistan1 ahalisinden Benî Hanife kabilesine men‐ sup Ahmed b. Zekeriya es‐Saydalanî şöyle rivayet eder: el‐Muʹtasimʹin hilâfetinin ilk dönemlerinde Ebu Caferʹle (a.s) birlikte hacca gittim. Bir arada sofrada oturmuşken ona dedim ki: ʺSana feda olayım, bizim valimiz siz Ehl‐i Beytʹin velâyetini kabul ediyor, sizi seviyor. Onun divanından bana kesilen bir haraç vardır. Allah beni sana feda etsin, eğer uy‐ gun görürsen, bana ihsanda bulunması için ona bir mektup yazar mısın?ʺ ʺOnu tanımıyorum.ʺ dedi. Dedim ki: ʺSana fe‐ da olayım, söylediğim gibi, o, siz Ehl‐i Beytʹi sevenlerden bi‐ ridir. Sizin yazacağınız bir mektup bana büyük fayda sağla‐ yacaktır.ʺ İmam (a.s), talebini kabul etti ve besmeleden sonra şöyle yazdı: Benim şu mektubumu ulaştıran zat, senin güzel bir yol (mezhep) tutturduğundan söz etti. Senin için fay‐ dalı olacak iş, ihsanı esas aldığın iştir. O hâlde, kar‐ deşlerine ihsanda bulun. Bil ki yüce Allah, zerre ve hardal ağırlığında şeyler için dahi seni hesaba çeke‐ cektir...2
Sicistanʹa varınca, Vali Hüseyin b. Abdullah en‐Nisaburî, İmamʹın kendisine bir mektup gönderdiğini öğrendi.
CEV_0051 · S. 56 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Hüseyin İmam Muhammed Cevad
Sicistanʹa varınca, Vali Hüseyin b. Abdullah en‐Nisaburî, İmamʹın kendisine bir mektup gönderdiğini öğrendi. Mek‐ tubu iki fersahlık yoldan karşıladı. Mektubu aldı, öptü ve bunu kendisi için bir şeref kabul etti. Mektubu getiren ada‐ ma ne ihtiyacının olduğunu sordu, o da meselesini anlattı. Bunun üzerine şöyle dedi: ʺBu görev benim olduğu sürece senden vergi alınmayacaktır.ʺ Sonra ailesini sordu. Adam, çocuklarının sayısını söyledi. Vali, onlara yardım edilmesini emretti. Vali hayatta olduğu sürece adam haraç ödemedi. Ayrıca vali onunla münasebetini de kesmedi.1 Bütün bunlar İmamʹın bereketi ve lütfü sayesinde olmuştu. İnsanların Dertlerine Ortak Olması İmam (a.s), zorluk ve sıkıntılarda insanların dertlerine, üzüntülerine ortak olurdu. Anlatıldığına göre, bir gün şehrin valisi, İbrahim b. Muhammed el‐Hemedanîʹye bir haksızlık yapmıştı. Adam, İmam Cevadʹa (a.s) başına gelenleri anlatan bir mektup gönderdi. İmam çok üzüldü ve adama cevaben yazdığı mektupta şunları söyledi: Sana zulmedene karşı Allah, bir an önce sana yar‐ dım etsin. Onun rızkından seni ihtiyaçsız kılsın. İnşal‐ lah, Allahʹın bu dünyada da, ahirette de gelecek yar‐ dımıyla sevin.
Allahʹa çokça hamdet…2 İnsanların dertleriyle ilgilenmesinin bir göstergesi de fe‐ lakete uğrayan, …
CEV_0052 · S. 56 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Muhammed Cevad
Allahʹa çokça hamdet…2 İnsanların dertleriyle ilgilenmesinin bir göstergesi de fe‐ lakete uğrayan, sevdiklerini yitirdikleri için büyük acılar ya‐ şayan kimselere taziyelerini sunmasıydı. Oğlunu yitirdiği i‐ çin büyük acı duyan bir adama taziye maksadıyla bir mek‐ tup yazmış ve besmeleden sonra şöyle buyurmuştu: Oğlun Aliʹden dolayı yaşadığın musibeti anlatmış‐ sın. Onu bütün oğullarından daha çok sevdiğini be‐ lirtmişsin. Yüce Allah, aileleri için en değerli olan ev‐ lât ve malları alır ki, musibete uğrayanların ecirleri büyük olsun. Allah senin de ecrini büyütsün. Matemi‐ ni güzelliğe dönüştürsün. Kalbini sağlamlaştırsın. Oʹ‐ nun her şeye gücü yeter. Allah, en kısa zamanda onun yerine sana hayırlı bir evlât versin. Allah dilerse, Al‐ lahʹın sana bu lütfü bahşedeceğini umuyorum...1 Bu duyarlı mektup, İmamʹın (a.s) insanlara karşı besle‐ diği şefkati, zorlukta ve rahatlıkta onların dertleriyle ilgilen‐ mesinin boyutlarını gözler önüne sermektedir.
Yine insanların dertleriyle ilgilenmesinin bir diğer örne‐ ği de şudur:
CEV_0053 · S. 56–58 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Yine insanların dertleriyle ilgilenmesinin bir diğer örne‐ ği de şudur: Şiasından bir adam ona bir mektup yazarak ço‐ cuğunu yitirmesinden dolayı duyduğu üzüntüyü, çektiği a‐ cıyı anlatmış, İmam (a.s) da ona başsağlığı dileklerini içeren şu mektubu göndermişti: Bildiğin gibi yüce Allah, müminin malından ve ev‐ lâdından en gözde olanlarını alır ki, onu bundan dola‐ yı ödüllendirsin.2 İmam, zorlukta da, rahatlıkta da insanların duygularına ortak olur, başlarına gelen musibetlere ve çektikleri sıkıntıla‐ ra çare bulmaya çalışırdı. Fakirlere ve zayıflara yardım elini uzatırdı. O, bu iyilik ve ihsanıyla kalpleri kazanmış, insanların duygularına hâkim olmuştu. İnsanlar da ihlâs ve sevginin en üst düzeyiyle ona karşı alabildiğine ihlâslı olmuş ve en derin duygularla onu sevmişlerdi. İmam Cevad (a.s) yeryüzünde erdem ve kemalin en par‐ lak örneğiydi. İnsanlar, ilim, takva ve vakarda, dine sıkı sı‐ kıya bağlılıkta onun gibisini görmemişlerdi. O, bir benzeri olmayan tek bir numuneydi. İmamlığının da sırrı olan fazilet ve güzelliklerde eşi manendi yoktu. İslâmî çevreler, İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) sahip olduğu yetenekleri, sınırlanamayan ilmî melekelerini gör‐ dükçe hayretlerini gizleyemiyorlardı. Bu da Şiaʹnın imanını ve yakinini arttırıyor; mezheplerinin doğruluğuna ve ʺbir i‐ mam zamanının en âlimi, en faziletlisi ve en muttakisi olma‐ lıdırʺ şeklindeki inançlarının sahihliğine daha bir derinden iman etmelerini sağlıyordu.1
● İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) Doğumu ● İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) Hayatının Aşamaları ● İmam Muhammed Taki …
CEV_0054 · S. 59–61 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Muhammed Cevad İmam Cafer Sadık İmam Hasan Askerî İmam Rıza
● İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) Doğumu ● İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) Hayatının Aşamaları ● İmam Muhammed Taki (a.s), Babasının Himayesinde İMAM MUHAMMED TAKİʹNİN (A.S) DOĞUMU Soyu İmam Muhammed Taki (a.s) peygamber ailesindendir. Bu aile ise insanlığın tarih boyunca tanık olduğu en üstün, en şerefli ailedir. Resulullahʹın (s.a.a) torunu ve İmam Ali b. Ebu Talibʹin oğlu İmam Hüseyinʹin oğlu İmam Ali es‐Seccadʹın oğlu İ‐ mam Muhammed el‐Bâkırʹın oğlu İmam Cafer es‐Sadıkʹın oğlu İmam Musa el‐Kâzımʹın oğlu İmam Ali er‐Rızaʹnın oğ‐ ludur. Hepsine selâm olsun. Annesi İmamʹın annesi; Nubiyeli, Mursiyeli1 Mariya el‐Kıbtîʹnin (Resulullahʹın eşi ve oğlu İbrahimʹin annesi) ailesinden geli‐ yordu. Adı, Subeyke veya Reyhane ya da Dürre idi. İmam Rıza (a.s) ona Hayzeran adını vermişti. Resulullah (s.a.a) Mariyeʹyi tertemiz cariyelerin en ha‐ yırlısı olarak nitelendirmişti. İmam Hasan Askerî (a.s) şöyle demiştir: Temiz ve pak yaratılışlıydı. Ümmü veled (çocuk doğurduğu için azat edilmiş cariye) idi. Künyesi Üm‐ müʹl‐Cevad ve Ümmüʹl‐Hasanʹdı. Zamanının kadınla‐ rının en faziletlisiydi.2
Doğumu Yüz doksan beş senesinin ramazan ayının on yedisinde doğdu.
CEV_0055 · S. 62–63 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad Hz. Muhammed İmam Rıza
Doğumu Yüz doksan beş senesinin ramazan ayının on yedisinde doğdu. Bazılarına göre, ramazanın on beşinde cuma gecesi dünyaya gelmiştir.1 Medineʹde doğdu. İmam Rıza (a.s), mübarek oğlunun doğumuyla birlikte büyük bir sevince boğuldu. Şöyle diyordu: İmran oğlu Musa gibi denizleri yaran, Meryem oğ‐ lu İsa gibi anasına kutsiyet kazandıran bir oğlum ol‐ du…2 Künyesi Künyesi Ebu Caferʹdir. Bu, aynı zamanda dedesi İmam Muhammed Bâkırʹın (a.s) da künyesidir. Bu yüzden ikisini ayırt etmek için ona Ebu Cafer es‐Sani (İkinci Ebu Cafer) denilmiştir. Delailuʹl‐İmame adlı eserde bir künyesinin de ʺEbu Ali el‐Hasʺ olduğu belirtilmektedir. Son kuşak âlimler bu ibare‐ yi, ʺOnun Ebu Ali diye has (özel) bir künyesi vardı.ʺ şeklinde yorumlamışlardır ve künyesinin ʺEbu Ali el‐Hasʺ olmadığını belirtmişlerdir. Nitekim Delailuʹl‐İmameʹnin ifadesine bakan herkes bunu fark edebilir. Lakapları Mübarek lakaplarına gelince; bunlar, onun büyük şahsi‐ yetinin belirtileri ve zatının yüceliğinin işaretleri olarak be‐ lirginleşmişlerdir. Bu lakapları şöyle sıralamak mümkündür: 1‐ el‐Cevad: İnsanlara büyük iyiliklerde, ihsanda ve ba‐ ğışta bulunmasından dolayı bu lakabı almıştır. 2‐ et‐Taki: Allahʹtan çok korkup sakındığı ve sürekli Oʹ‐ na yöneldiği, Oʹna sığındığı, nefsanî isteklerden kaynakla‐ nan hiçbir etkene kapılmadığı için bu lakabı almıştır. 3‐ el‐Murtaza (Beğenilmiş). 4‐el‐Kaniʹ (Kanaat Getiren). 5‐ er‐Razi (Hoşnut Olan). 6‐ el‐Muhtar (Seçilmiş). 7‐ Babuʹl‐Murad (Murat Kapısı).1 Mührünün Üzerindeki Yazı Mührünün üzerindeki yazı, Oʹnun kendini her şeyden soyutlayıp tamamen Allahʹa adadığının göstergesiydi. Şöyle yazıyordu: ʺel‐İzzetu lillahʺ (İzzet, şeref ve üstünlük Allahʹa aittir.)2
İMAM MUHAMMED TAKİʹNİN (A.S) HAYATININ AŞAMALARI İmam Muhammed b.
CEV_0056 · S. 65 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt İmam Ali dâr
İMAM MUHAMMED TAKİʹNİN (A.S) HAYATININ AŞAMALARI İmam Muhammed b. Ali el‐Cevad (a.s), hicrî 195 yılın‐ da, yani Abbasî halifesi Meʹmunʹa biat edildiği yıl dünyaya geldi. Yedi yıl kadar babası İmam Rızaʹnın (a.s) himayesinde büyüdü. Babası İmam Rızaʹya (a.s) veliaht olarak biat edil‐ mesine, buna bağlı baş gösteren hadiselere, ondan sonra ortaya çıkan olaylara, sıkıntılara, babası İmam Rızaʹnın (a.s) en son Meʹmun tarafından bir suikast ile şehit edilmesine kadar varan gelişmelere tanık oldu. İmam Muhammed Taki (a.s), babasının şehit edilmesin‐ den sonra Meʹmunʹun tuzaklarından emin olarak yaşadı. Meʹmun, İmam Rızaʹyı (a.s) öldürmüştü; ama insanlar tara‐ fından bu töhmete maruz kalmaktan kurtulamamıştı. Ayrıca İmamʹın (a.s) şahsiyetini zedelemeyi, insanların kalplerinde‐ ki yüksek makamından indirmeyi başaramamıştı. Bu giri‐ şimlerin tümü, Ehl‐i Beyt mezhebinin, Şiaʹnın imamet ve ön‐ derliğe ilişkin itikadının daha bir belirginleşmesine yol aç‐ mıştı. Nitekim buna bağlı olarak da nice siyasal ve sosyal ge‐ lişmeler gün yüzüne çıkmıştı. Abbasî halifesi Meʹmunʹun dönemi hicrî 218 tarihinde sona erdi. Ondan sonra kardeşi Muʹtasım hicrî 227 yılına ka‐ dar hilâfet makamına oturdu.
Muʹtasım, İmam Cevadʹa (a.s) hareket imkânını vermedi.
CEV_0057 · S. 65 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Muʹtasım, İmam Cevadʹa (a.s) hareket imkânını vermedi. Olanca dikkatiyle onu, bütün sosyal ve siyasal faaliyetlerini gözetim altına aldı. Sonra onu, Ümmüʹl‐Fazl adıyla bilinen ve halife Meʹmun tarafından İ‐ mam Cevadʹla (a.s) evlendirilen kardeşinin kızı aracılığıyla öldürdü. İmamʹın (a.s) bu kadından çocuğu olmadı. Bu olay hicrî 220 tarihinde gerçekleşti. Böylece Muʹtasım, Haşi‐mî çizginin sembolü ve dayanağı olan İmam Muhammed Takiʹ‐ yi (a.s) ortadan kaldırdı. Dolayısıyla bu mazlum İmamʹın kısacık hayatını iki bö‐ lüm ve üç aşama şeklinde inceleyebiliriz: Birinci Bölüm: Babasının himayesinde geçen hayatı. Bu, aynı zamanda kısa ve bereketli ömrünün ilk aşamasıdır da. Yaklaşık olarak yedi yıl sürmüştür. İkinci Bölüm: Hayatının, babasının şehit edilmesinden, kendisinin şahadetine kadar geçen bölümü. Bu da, yaklaşık on yedi sene kadar sürmüştür. İmamʹın (a.s) hayatının bu bölümü, özellikleri itibariyle iki belirgin aşamaya ayrılmaktadır: Birinci Aşama: Meʹmun zamanında geçen hayatı. Bu, ay‐ nı zamanda genel hayatının ikinci aşaması sayılmaktadır. Yaklaşık olarak on beş sene sürmüştür. İmamʹın kısacık öm‐ rünün en uzun aşaması da budur. İkinci Aşama: Abbasî Halifesi Muʹtasım zamanında ge‐ çen hayatı. Yaklaşık olarak iki sene süren bu aşama, müba‐ rek hayatının üçüncü aşamasına tekabül etmektedir. İmamʹın (a.s) hayatının aşamalarını şu şekilde özetleye‐ biliriz: Birinci Aşama: Yedi yıl sürmüştür. İmam Rıza (a.s) za‐ manına denk gelmektedir. Şöyle ki, İmam Muhammed Taki (a.s) hicrî 195 yılında dünyaya geldi. O sırada Abbasî tahtına Muhammed Emin geçmişti. İmam Rıza (a.s) da hicrî 203 yı‐ lının safer ayında şehit edildi. İkinci Aşama: On beş yıl sürmüştür. Bu, Meʹmunʹun hic‐ rî 203 yılından hicrî 218 yılına kadar tahtta kaldığı süreye tekabül etmektedir.
Üçüncü Aşama: Meʹmunʹun yönetiminin sona ermesin‐ den sonraki dönemdir.
CEV_0058 · S. 67–69 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Muhammed Cevad dâr
Üçüncü Aşama: Meʹmunʹun yönetiminin sona ermesin‐ den sonraki dönemdir. Muʹtasımʹın tahta geçmesiyle birlikte yaklaşık iki sene sürmüştür. Yani hicrî 218 ilâ 220 yılına ka‐ dar. İMAM MUHAMMED CEVAD, BABASININ HİMAYESİNDE Abbasî devleti ‐başlangıçta‐ özellikle Hz. Aliʹnin soyuna (Alevilere), sonra Ehl‐i Beytʹe, sonra da Âl‐i Muhammedʹden razı olunmuş kişiye yönelik çağrıya dayalı olarak kuruldu. Abbasîlerin başarılı olmalarının altında yatan sır, Ehl‐i Beytʹe bağlılıklarıydı. Çünkü Abbasîler, Resul‐i Erkemʹe (s.a.a) ya‐ kınlıkları, onun soyundan gelmeleri iddiasıyla ümmet üze‐ rinde hâkimiyet kurabildiler. Bundan dolayı Abbasîleri ve hilâfetlerini tehdit eden en büyük tehlikeyi, amca çocukları olan Alevilerin oluşturması son derece doğaldı. Çünkü Alevilerin delilleri daha güçlüy‐ dü, soy ve akrabalık olarak Hz. Peygamberʹe (s.a.a) onlardan daha yakındılar. Dolayısıyla Alevilerin halifeliği iddia etmelerinin eksik‐ siz gerekçeleri vardı. Özellikle aralarında yetenekli ve ehil kimselerin bulunması, bu iddialarını daha bir güçlendiriyor‐ du. En kusursuz sıfatlara sahip, bu gibi makamlar için gerek‐ li olan ilim, akıl, hikmet, din ve siyaset açısından ileri görüş‐ lülük gibi nitelikleri üzerlerinde taşıyan şahsiyetler mevcut‐ tu. Bunun yanında halk da onlara karşı derin bir saygı ve tekdir besliyordu.
Buna ilaveten İslâmʹın öncüleri ve kahramanları da Ebu Talib (r.a) ailesine mensuptular. Ebu Talib, Hz.
CEV_0059 · S. 69 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Ali Ehl-i Beyt İmam Hasan İmam Hüseyin İmam Zeynelabidin İmam Muhammed Cevad
Buna ilaveten İslâmʹın öncüleri ve kahramanları da Ebu Talib (r.a) ailesine mensuptular. Ebu Talib, Hz. Peygamberʹi (s.a.a) yetiştirmiş, onu koruması altına almıştı. İmam Ali (a.s) onun vasisi ve destekçisiydi. Hasan, Hüseyin, Ali Zeynel‐ abidin ve diğer Ehl‐i Beyt İmamları (üzerlerine selâm olsun) da öyle. Abbasî halifeleri, Alevilerin nüfuzlarının, halk üzerin‐ deki etkilerinin farkındaydılar ve iktidara geldikleri ilk gün‐ den itibaren bundan derin bir korku duyuyorlardı. Örneğin Seffah daha iktidara gelir gelmez İmam Hasanʹın oğullarının peşine casuslarını takmıştı. İmam Hasanʹın oğullarından olu‐ şan heyet yanından çıktıktan sonra güvendiği adamlardan birine şöyle demişti: Onları iyi ağırla. Onlara karşı nazik davranmakta kusur etme. Onlarla baş başa kaldığında onlara eğilim gösterdiğini izhar et; bize ve iktidarımıza saldır, hilâ‐ fete bizden daha lâyık olduklarını ifade et. Ama bütün söylediklerini ve gidip geldikleri yerleri bir bir bana anlat.1 Evet, Abbasîler, kendilerini tehdit eden gerçek tehlike‐ nin farkındaydılar. Bu tehlikenin Aleviler cihetinden geldiği‐ ni biliyorlardı.
Bu yüzden kendilerini kuşatması an meselesi olan bu tehlikeye karşı koymaya yönelik tedbirler almaları, her …
CEV_0060 · S. 69 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Muhammed Cevad
Bu yüzden kendilerini kuşatması an meselesi olan bu tehlikeye karşı koymaya yönelik tedbirler almaları, her türlü yönteme başvurarak bu tehdidi bertaraf etmeleri kaçınılmazdı. Özellikle insanların Aleviler tarafından yapı‐ lan çağrılara çabucak koştuklarına, onlar tarafından yapılan her çağrıyı desteklediklerine, yardımcı olduklarına tanık ol‐ muşlardı. Abbasîlerin Halka Karşı İzlediği Siyaset Burada, Abbasîlerin işledikleri türlü zulümleri anlatmak gibi bir amacımız yoktur. Çünkü bu kısa değerlendirme kap‐ samında, onların bütün zulümlerini detaylı bir şekilde anlat‐ maya, yeniden gündeme getirmeye imkân yoktur. Amacımız, onların halka karşı sergiledikleri tutumlarına kısaca değinmek, uyguladıkları baskı ve zulümlerin, zorba‐ lıkların boyutlarına işaret etmektir. Kuşkusuz bu kadarı bile, kitleler nezdinde gerçek kimliklerinin ortaya çıkmasına ye‐ terlidir. Örneğin, Ebuʹl‐Ata es‐Sindî (öl. Hicrî 180) şunları söy‐ lemiştir: Keşke Mervanoğullarıʹnın üzerimizdeki zulümleri devam etseydi! Keşke Abbasoğullarıʹnın adaleti ateşe girseydi!1 İnsanların Abbasîlerden bekledikleri ideal adalet ve eşit‐ lik, çok geçmeden bir kuruntuya dönüşmüştü.
Mansurʹun, Harun Reşidʹin yırtıcılık ve aç gözlülüğü, Ali b.
CEV_0061 · S. 69 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Ali İmam Ali Hadi İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Mansurʹun, Harun Reşidʹin yırtıcılık ve aç gözlülüğü, Ali b. İsaʹnın ço‐ cuklarının işledikleri zulümler, Müslümanların mallarını har vurup harman savurmaları, bize Haccacʹı, Hişamʹı, Yusuf b. Amr es‐Sekafîʹyi hatırlatmaktadır. Önce Seffahʹın (Kan Dö‐ kücü), sonra da Mansurʹun tarihte eşi görülmemiş şekilde kan dökmeye başlamaları, halkın tüm fertlerini nefret ve derin bir karamsarlık kaplamıştı.2 Tarihçiler, Ebuʹl‐Abbas es‐Seffahʹın iş başına gelir gel‐ mez kan dökmeye başladığını, doğudaki ve batıdaki valile‐ rinin de ondan geri kalmadıklarını anlatmaktadırlar. Mu‐ hammed b. Eşʹas Mağripʹte, Salih b. Ali Mısırʹda, Hazım b. Huzeyme, Humeyd b. Kahtaba vb. diğer valiler de onun yo‐ lunu izlemişlerdi.3 Ebu Cafer el‐Mansur, insanları, kendileri için öngörül‐ müş vergileri verinceye kadar ayaklarından asardı...4 Başka tarihçiler de onu hain, güvenilmez, entrikacı, kan dökmekte tereddüt etmeyen acımasız biri olarak nitelendirmişlerdir. Azgınlığında sınır tanımazdı, haramları açıktan çiğner, u‐ tanma nedir bilmezdi. Ali evlâdına karşı takındığı tavır, Ab‐ basî tarihinin kara sayfalarından biridir.1 Halifelerden el‐Hadi ise içki içen, eğlenceye düşkün bi‐ riydi.
Zulüm ve zorbalıkla meşhur olmuştu. Ahlâksız, katı kalpli ve zorbaydı.
CEV_0062 · S. 69 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
İmam Muhammed Cevad
Zulüm ve zorbalıkla meşhur olmuştu. Ahlâksız, katı kalpli ve zorbaydı. Bütün vaktini içki içip eğlenmekle geçi‐ rirdi.2 Harun Reşidʹe gelince; tarihçilerin, ʺHer bakımdan Man‐ surʹa benziyordu. Savurganlığı hariç. Çünkü Mansur cim‐ riydi.ʺ değerlendirmesinde bulunmaları, onun kişiliği hak‐ kında yeterince tanıtıcıdır. Diğer Abbasî halifeleri, işaret ettiğimiz bu halifelerden farklı değillerdi ve onların dönemleri de geleneksel zulüm siyasetinin dışında bir görünüme sahip değildi. Eğer Abbasîlerin ahlâkî özelliklerini tümüyle ifade eden bir söz belirlemek gerekirse, Meʹmunʹun Mervʹde iken Bağ‐ datʹtaki Abbasoğularıʹndan kardeşlerine yazdığı mektuptan iyisi bulunamaz. Meʹmun ki, bu ailenin bir ferdidir ve onlar da evde geçenleri herkesten daha iyi biliyorlardı. Çünkü hadiselerin kucağında yaşıyorlar, her şeye en yakından tanık oluyorlardı. Meʹmun bu mektupta şunları söylüyor: …Sizler kendi kendiyle oynayıp eğlenen, kıt akıllı, tedbiri zayıf kimselersiniz. Ya şarkı söyler, ya da tef veya zurna çalarsınız. Allahʹa yemin ederim ki, eğer dün öldürdüğünüz Ümeyyeoğulları diriltilirlerse, on‐ lara denilir ki: ʺSizden geri kaldılar diye bunların işle‐ dikleri ayıplara burun kıvırmayın.
Bilakis sizin yap‐ tıklarınıza katkı sağladılar.
CEV_0063 · S. 69 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Bilakis sizin yap‐ tıklarınıza katkı sağladılar. Bu bakımdan davranış ve ahlâk olarak sizin şiarınızı ve bayrağınızı yükselttiler.ʺ Sizin herhangi birinize bir kötülük işlese, hemen pa‐ niğe kapılır. Bir hayra nail olsa, cimri kesilip kimseye vermez olur. Siz ancak korktuğunuz için bir kötülük‐ ten yüz çevirirsiniz. Gece günah işleyen, sabah uyan‐ dığında da işlediği günahla övünülecek bir şey yap‐ mış gibi böbürlenen biri, günahtan nasıl yüz çevirsin ki?! Sizin tek amacınız, karnınız ve cinsel organınız‐ dır. Karşı konulmaz şehvetiniz bin gönderilmiş pey‐ gamberi veya mukarreb meleği öldürmeyi gerektirir‐ se, bundan asla geri durmazsınız. Sizin insanlar içinde en sevdikleriniz günahlarınızı size süsleyen veya çir‐ kin hayâsızlıkları işlemede size yardımcı olan kimse‐ lerdir…1 Bu Aşamanın Siyasal Yapısı Tarihsel açıdan Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan (selâm onlara olsun) herhangi birinin rolünü, kendisinden önceki veya sonraki İmamlardan ayırmak mümkün değildir. Ancak he‐ def, amaç ve maksat birliğine rağmen üstlendikleri roller, iz‐ ledikleri çalışma yöntemleri ve yerine getirdikleri görevler birbirinden farklı olabilir. Realiteyi İslâmʹın ve Müslümanların yüksek çıkarlarına doğru harekete geçirmek noktasında İmam Cevadʹın (a.s) rolünü anlamaya yardımcı olacak en önemli unsurlardan biri, babası İmam Rızaʹnın (a.s) şehit edilmesinden sonra i‐ mamet görevini fiilen üstlendiği dönemle, ondan önce baba‐ sının himayesinde geçirdiği döneme hâkim olan siyasal du‐ rumun temel özelliklerini incelememizdir. İmam Cevad (a.s) bu iki aşamada, şerʹi liderliğe kin bes‐ lemek ve bu liderliğe karşı entrikalar çevirmek bakımından aralarında fark olmasa da, yönetim tarzı itibariyle birbirle‐ rinden tamamen farklı olan iki ayrı halifenin yönetimine ta‐ nık olmuştur. İmam Cevadʹın (a.s) imamlığı, Harun Reşidʹin oğulları Meʹmun ve Muʹtasımʹın dönemlerini kapsamıştır. İmamet görevini fiilen üstlenmediği dönemde ise, Emin ve Meʹmu‐ nʹun hâkimiyetleri söz konusuydu.
Bu büyük İmamʹın hayatının ilk aşamasının karakteris‐ tik özelliklerini sağlıklı bir şekilde irdeleyebilmemiz …
CEV_0064 · S. 69 · İmam Cevad'ın Kişiliğinden Görünümler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Bu büyük İmamʹın hayatının ilk aşamasının karakteris‐ tik özelliklerini sağlıklı bir şekilde irdeleyebilmemiz için, bu aşamanın en önemli siyasal hadiseleri üzerinde durmamız, bu hadiselerin en önemli sebeplerini, arka planlarını, genel‐ de İslâm ümmetinin, özelde İslâm devletinin sosyal, dinî ve ekonomik hayatına yansıyan olumsuz etkilerini incelememiz gerekir. Bu yüzden aşağıdaki noktalar üzerinde durmak bir zo‐ runluluktur: 1‐ Emin ve Meʹmun arasında baş gösteren taht kavgası. 2‐ Emin; karakteri, tutumları ve siyaseti. 3‐ Meʹmun; karakteri, tutumları ve siyaseti. Harun Reşidʹin oğulları Muhammed el‐Emin ile Abdul‐ lah el‐Meʹmun arasında baş gösteren fitne ve taht kavgası, temel özellikleri üzerinde durduğumuz bu aşamada meyda‐ na gelen en önemli siyasal gelişmedir. Bu gelişme, tarihte ʺel‐ Fitnetuʹl‐Kubra=Büyük Fitneʺ olarak nitelendirilmiştir. Nite‐ kim bu fitne sonucu ikisi arasında savaş çıkmış, Müslüman‐ lar ağır bir bedel ödemek zorunda kalmışlardı. Nice kanlar dökülmüş, mallar ve enerjiler bunlardan birinin tahtı ele ge‐ çirmesi uğruna heba olup gitmişti! Bu fitnenin sebeplerinin üzerinde durmak için de iki kardeşten her birinin kişiliğini mercek altına almak gerekir. Buna ek olarak da bizzat Harun Reşidʹin bu fitnenin ortaya çıkmasındaki rolünü incelemek lazımdır. Çünkü her üç oğ‐ luna, yani Emin, Meʹmun ve Müʹteminʹe de taht sözü vermiş, onları veliaht ilan etmişti. Böylece iktidara gelmek için bir‐ birleriyle kıyasıya bir rekabete tutuşmalarının yolunu açmış‐ tı. Her birine imkânlar ve güç kaynakları sağlamıştı. Böylece hilâfetin kardeşlerine değil, oğullarına geçmesini temin et‐ meyi amaçlamıştı.

İmam Cevad, Babasının Himayesinde

Muhammed Emin; Karakteri ve Siyaseti Emin, İslâm açısından son derece önemli olan bu maka‐ mı hak edecek tek …
CEV_0065 · S. 75 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Muhammed Emin; Karakteri ve Siyaseti Emin, İslâm açısından son derece önemli olan bu maka‐ mı hak edecek tek bir üstün ve saygın özelliğe sahip değildi. Onun hayıtını kaleme alan bütün tarihçiler, onun övgüye değer tek bir karaktere sahip olmadığı noktasında birleşmiş‐ lerdir. Harun Reşid, karısı Zübeydeʹnin etkisinde kaldığı için ona taht yolunu açmıştı. Aşağıda bu halifenin bazı özellikle‐ rini inceleyeceğiz: 1‐ İlimden Nefret Etmesi: Emin; ilimden nefret eder, â‐ limleri aşağılardı. Okuma yazma bilmiyordu.1 Böyle iken, Re‐ şid, hangi gerekçeyle halifeliği ona bırakmıştı? 2‐ Görüş Zayıflığı: Emin, zayıf görüşlü biriydi. Kendisi‐ ne geniş bir ülke teslim edilmişti; ama bu memleketi idare edecek beceriden yoksundu. Tarihçi Mesʹudî, onu şu şekilde nitelendiriyor: Çirkin bir hayat tarzı vardı. Zayıf görüşlü biriydi. Arzularının peşinden giderdi. Çok önemli meseleler‐ de başkalarının görüşlerine göre hareket ederdi. Ken‐ disi için hayır düşünmeyen kimselere güvenirdi.2 Ketbî ise onun hakkında şunları söylüyor: İğrenç şeyleri normal karşılardı. Arzu ve hevesle‐ rinin peşine düşerdi. Ne yaparsa yapsın, ahireti aklına getirmezdi. Yemek yedirmek bakımından insanların en cimrisiydi. Nerede oturduğuna ve kiminle beraber içki içtiğine bakmazdı.3 Müslümanların yönetimini üstlenecek kişinin köklü bir düşünceye ve isabetli bir görüşe sahip olmasının en önemli unsurlardan olduğu hususunda kimsenin kuşkusu yoktur.
3‐ Halktan Kaçması: Halife Emin, kendi ailesinden, ko‐ mutanlarından ve valilerinden gizlendiği, onlara …
CEV_0066 · S. 76 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Şah Hatayi İmam Muhammed Cevad
3‐ Halktan Kaçması: Halife Emin, kendi ailesinden, ko‐ mutanlarından ve valilerinden gizlendiği, onlara görünme‐ diği gibi halktan da kaçıp gizleniyor, onları küçümsüyordu.1 Kendini oyun ve eğlenceye vermişti. Devletin idaresini Fazl b. Rebiʹe teslim etmişti. O da devleti kendi arzularına ve key‐ fine göre yönetiyordu. Eminʹin yanında seçkin bir yere sahip olan İsmail b. Subeyh, bir gün Eminʹe şöyle demişti: Ey Müminlerin Emiri! Komutanların, askerlerin ve halkının genelinin nefisleri iyice kötüleşti. Kötü zanlar besliyorlar. Kendilerine görünmemen onlara ağır gel‐ meye başladı. Eğer günde bir saat onlarla birlikte o‐ tursan, gelip seninle görüşseler, bu onları yatıştıracak, arzularını tatmin edecektir. Emin, onun bu isteğini olumlu buldu. Sarayında oturdu. Şairler huzuruna girerek kasidelerini okudular. Sonra Emin saraydan çıktı, Dicle üzerinde bir gemiye binerek Şemasiyeʹ‐ ye doğru hareket etti. Atlılar arkasında, Dicleʹnin kenarında saf tutmuşlardı. Mutfak malzemelerini ve hazineleri de o‐ nunla birlikte taşıyorlardı. Bindiği gemi ise aslan şeklinde ya‐ pılmıştı. İnsanlar bunun gibi göz alıcı görkemli bir manzara o güne kadar görmüş değillerdi.
Emin, gösteriş meraklısı bir adamdı. Kendini lezzetlere ve şehvetlere adamıştı.
CEV_0067 · S. 76 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Emin, gösteriş meraklısı bir adamdı. Kendini lezzetlere ve şehvetlere adamıştı. İslâm devletinin hiçbir işiyle ilgilen‐ miyordu. 4‐ Meʹmunʹu Veliahtlıktan Azletmesi: Emin, Harun Reşi‐ dʹin öldüğü gün halifelik makamına oturdu. Halifelik mührü ve Abbasî halifelerinin birbirlerine devrettikleri hırka ve kı‐ lıç ona ulaştırılmıştı. Tahta oturur oturmaz kardeşi Meʹmu‐ nʹu halifelikten azletti. Henüz beşikte olan oğlu Musaʹyı ve‐ liaht ilan etti ve ona ʺen‐Natık biʹl‐Hak (Hakkı Konuşanʺ adını verdi. Babası Harun Reşidʹin Kâbeʹye astığı veliahtlık fermanını getirmesi için birini gönderdi. Bu fermanda Eminʹ‐ den sonra Meʹmunʹun halife olması öngörülüyordu. Ferman eline geçer geçmez, yırtıp attı. Yıkıcı Savaşlar Emin, kardeşi Meʹmunʹu veliahtlıktan azledip, bunu ona resmî olarak ilettikten sonra, Ali b. İsaʹyı onunla savaşması için üzerine gönderdi. Altından yapılmış bir zincir vererek, ʺMeʹmunʹu bununla bağla. Bana getirinceye kadar da öldür‐ me.ʺ dedi. Ayrıca ona eşya ve hayvanların dışında iki mil‐ yon dinar da verdi. Bunu haber alan Meʹmun, kendini ʺEmirüʹl‐Mümininʺ ilan etti. Eminʹe vergi vermeyi durdurdu. Nakışlardan, dir‐ hem ve dinarlardan (para birimlerinden) ismini sildi.
Ona i‐ taat etmediğini ilan etti. Tahir b. Hüseyin ve Herseme b. Aʹ‐ yenʹi onunla savaşmaya çağırdı.
CEV_0068 · S. 76 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Hüseyin İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Ona i‐ taat etmediğini ilan etti. Tahir b. Hüseyin ve Herseme b. Aʹ‐ yenʹi onunla savaşmaya çağırdı. İki ordu Reyʹde karşı karşı‐ ya geldi. Korkunç bir savaş meydana geldi. Oluk oluk kan aktı. Sonunda Meʹmunʹun ordusu Eminʹin ordusunu yendi. Eminʹin ordusunun başkomutanı öldürüldü. Bütün silahlar ve eşyalar ele geçirildi. Tahir b. Hüseyin, Meʹmunʹun veziri Fazl b. Sehlʹe gör‐ kemli zaferi haber verdi. Mektubunda şöyle diyordu: Sana bu mektubu yazarken Ali b. İsaʹnın başı ka‐ rargâhımda, mührü de elimdeydi. Âlemlerin rabbi o‐ lan Allahʹa hamdolsun! Fazl, Meʹmunʹun yanına girdi ve onu, halifelik unvanını kullanarak selâmladı. Olayı anlattı. Meʹmun zaferden emin olunca, ordularının başkomutanı Tahirʹe hediyeler ve para gönderdi. Bu başarısından dolayı ona teşekkür etti. Onu ʺZüʹl‐ Yemineyn (İki Sağ Kol Sahibi)ʺ ve ʺSahibu Hayriʹl‐Yedeyn (En Hayırlı İki Elin Sahibi) olarak isimlendirdi. Ayrıca ona Irakʹı ele geçirme ve kardeşi Eminʹin işini bitirme emrini de verdi.
Meʹmunʹun orduları Tahir b. Hüseyinʹin komutasında Bağdatʹı ele geçirmek üzere harekete geçti.
CEV_0069 · S. 78 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
Meʹmunʹun orduları Tahir b. Hüseyinʹin komutasında Bağdatʹı ele geçirmek üzere harekete geçti. Kuşatma uzun süre devam etti. Bu esnada, Bağdatʹtaki bütün medeniyet sembolleri tahrip oldu. Yoksulluk ve olumsuz hayat şartları bütün halkı sardı. Çeteler türedi. Bunlar masum insanları kaçırıp öldürüyor, insanların mallarını gasp ediyorlardı. Ka‐ dınlar sokağa çıkamaz olmuşlardı. Çıkanları da bu çetelerin saldırısına uğruyordu. Sonunda halkın ar namus sahibi er‐ demlilerinden oluşan bir grup, Sehl b. Selâme liderliğinde örgütlenerek çetelere karşı koydular ve silah kullanarak on‐ ları Bağdatʹtan kovdular.1 Meʹmunʹun ordusu, Eminʹin sarayına kadar gelmiş, sa‐ rayı çembere almıştı. Eminʹin ordusu peş peşe yenilgiler ala‐ rak Meʹmunʹun ordusu karşısında tutunamamıştı. Çünkü Me‐ munʹun ordusunun maneviyatı daha yüksek, silah ve teçhi‐ zat bakımından daha üstündü. Emin'in Öldürülmesi Bu gelişmeler olurken Emin eğleniyordu. Bir grup hiz‐ metçiyle birlikte balık avlıyordu. Aralarında aşk derecesinde düşkün olduğu Kevser adlı bir hizmetçi de vardı. Ona, ordu‐ larının yenilgisine dair haberler ulaştırılırdı; ama o bunlara ilgi duymaz, sarayının kuşatılmış olmasına aldırış etmezdi. Bu haberler gelirken o şöyle diyordu: ʺKevser üç tane balık yakaladı, bense sadece iki tane yakalayabildim!! Nihayet Meʹmunʹun ordusunun öncüleri Eminʹe saldırıp onu öldürdüler. Kesik başını Tahir b. Hüseyinʹe götürdüler. Tahir de başını bir mızrağın ucuna takarak şu ayeti okudu: Mülkün sahibi olan Allahʹım! Sen mülkü diledi‐ ğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın.2
İbrahim el-Hali' (Utanmaz) Hilâfeti İbrahimʹe, ʺel‐Hali’ʺ denilmesinin sebebi, önüne gelen her türlü …
CEV_0070 · S. 79 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
İbrahim el-Hali' (Utanmaz) Hilâfeti İbrahimʹe, ʺel‐Hali’ʺ denilmesinin sebebi, önüne gelen her türlü utanmazlığı ve çirkefliği işlemesiydi. Zamanının çoğu‐ nu içki içmekle geçirirdi. Abbasîler, Meʹmunʹa karşı besle‐ dikleri kin ve nefretten dolayı onu halife olarak ilan etmişler‐ di. Ayaktakımından insanlar ve eğlence düşkünü kimseler de ona biat etmişlerdi. İlginçtir, bu ayaktakımı insanlar, on‐ dan para istiyorlardı, o da sürekli olarak erteliyordu. Bu er‐ telemelerin sonu bir türlü gelmediği için sarayını kuşattılar. Sonunda İbrahimʹin elçisi karşılarına çıktı ve verecek parası‐ nın olmadığını söyledi. Bu sırada Bağdat nüktedanlarından biri kalkıp kalabalığa şöyle seslendi: ʺKoşun! Halifemiz şu taraftakilere üç şarkı, şu taraftakilere de üç şarkı söyleyecek! Böylece onları ödüllendirmiş olacak!ʺ1 Meʹmun, İbrahimʹin başını çektiği isyanı bastırmak üze‐ re Bağdatʹa doğru harekete geçti. Bunu haber alan İbrahim kaçtı. Onun zafer kazanacağına inanan bazı adamları da kaçtılar. İbrahim Bağdatʹta kaçak olarak saklanmaya, sürekli korku içinde yaşamaya başladı. Sonunda Meʹmun onu yaka‐ ladı. Korkulacak siyasî bir ağırlığının olmadığını bildiği için de affetti. Ebu's-Seraya İsyanı İmam Muhammed Taki (a.s) zamanında patlak veren en büyük halk isyanı, Müslüman halklar için yol ayırımı sayıla‐ cak bir süreci hedefleyen Ebuʹs‐Seraya isyanıydı. ʺÂl‐i Mu‐ hammedʹden (s.a.a) Razı Olunanʺ şiarı yükselmişti. Çünkü Âl‐i Muhammed, ezilenlerin ve yoksunların en büyük umut kaynağıydı. Bu isyanın, Abbasî devletini bir kasırga gibi yerle bir etmesi an meselesiydi. İslâm âleminin dört bir ya‐ nında büyük kitleler hâlinde katılımlar oluyordu.
İsyanın lideri, deneyimli Ebuʹs‐Seraya idi.
CEV_0071 · S. 80 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
İsyanın lideri, deneyimli Ebuʹs‐Seraya idi. Görmüş geçir‐ miş biri olarak zamanın çeşitli meziyetler kazandırdığı, de‐ neyimlerin olgunlaştırıp ustalaştırdığı biriydi. Böyle bir is‐ yanı idare edecek kuşatıcı bir akla sahipti. Mahareti sayesin‐ de İmam Musa b. Caferʹin (a.s) çocuklarının büyük bir kıs‐ mını yanına çekmeyi başarmıştı. Onları ordusunda komu‐ tanlık görevine getirmişti. Bu da kitlelerin ateşli bir coşkuyla isyanına katılmasına yol açıyordu. Ancak Meʹmun, büyük bir ustalıkla bu hareketi bastır‐ mayı başardı. Henüz kundakta olan bu kalkışmayı boğabil‐ di. İmam Rızaʹyı (a.s) Horasanʹa çağırmış ve onu veliahtlığı kabul etmek zorunda bırakmıştı. Bu da İslâm âlemine, onun Alevî bir anlayışa sahip olduğunu gösteriyordu. Alevileri yakınına alıyordu. Bütün devlet kurumlarına emirler vere‐ rek Muaviyeʹyi kötülemelerini ve İmam Emirüʹl‐Müminin Aliʹnin bütün sahabelerden üstün olduğunu anlatmalarını istemişti. Kitleler artık iyice onun Şiî olduğuna inanmışlardı. Meʹmun, bu dâhiyane hile sayesinde gelişmeleri kontrol al‐ tına almış, isyan ateşini fazla yayılmadan söndürebilmişti.1 İmam Ebu Cafer Muhammed el‐Cevad (a.s), ömrünün büyük kısmını Meʹmun zamanında geçirdi.
Meʹmunʹdan son‐ ra fazla yaşamadı. Bazı tarihçilere göre Meʹmun, İmamʹa (a.s) karşı büyük ve samimi bir sevgi …
CEV_0072 · S. 80 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
Meʹmunʹdan son‐ ra fazla yaşamadı. Bazı tarihçilere göre Meʹmun, İmamʹa (a.s) karşı büyük ve samimi bir sevgi besliyordu. Kızı Ümmüʹl‐ Fazlʹı onunla evlendirmiş ve büyük miktarda mal bağışla‐ mıştı. Onu adeta kuşatmış, himayesine almıştı. Zamanın fe‐ lâketlerinden dolayı başına bir şey gelmesinden endişe eder‐ di. Başına bir olumsuzluk gelecek olsa, hemen yardımına koşardı. Bütün bunları Allahʹın ecrine nail olmak için yaptı‐ ğını açıkça söylerdi. Bunun, atalarının kestiği akrabalık bağı‐ nı sürdürmenin bir gereği olduğunu dile getirirdi. Bizim kanaatimize göre, Meʹmunʹun gösterdiği bu saygı, İmamʹa inanmasından, ona samimiyetle bağlı olmasından kaynaklanmıyordu. Bilakis, bütün bunları, ileriki bölümler‐ de ele alacağımız siyasal gelişmeleri bertaraf etmek adına ya‐ pıyordu. Sebep her ne olursa olsun, Meʹmunʹun hayatına kısaca göz atmamızda yarar vardır. Onun düşünsel eğilimleri ve inançları üzerinde durmamız gerekir. İmamʹa karşı göster‐ diği saygının altındaki nedenleri irdelememiz zorunludur. Çünkü İmam Cevadʹın (a.s) hayatını araştırırken, bütün bun‐ ların konuyla objektif bir irtibatı vardır. Abdullah el-Me'mun; Karakteri ve Siyaseti Abdullah el‐Meʹmun Ebuʹl‐Abbas b. Harun b.
Muham‐ med b. Abdullah b. Muhammed b. Ali b. Abdullah b.
CEV_0073 · S. 80 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Hasan Askerî Hz. Muhammed İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Muham‐ med b. Abdullah b. Muhammed b. Ali b. Abdullah b. Abbas, hicrî 170 yılında rebiyülevvel ayının on beşinde cuma gecesi Yasiriyeʹde doğdu. Mervʹde kendisine halife olarak biat edil‐ di. Sonra Bağdatʹa hareket etti. Orada on dokuz yıl on ay on gün hüküm sürdü. Annesi, Meracil adlı bir Ümmü Veled (çocuğu olduğu i‐ çin azat edilen cariye) idi. Me'mun'un en Belirgin Özellikleri ve Sıfatları 1‐ Deha: Abbasî tarihinde Meʹmunʹdan daha zeki birine rastlanmaz. Genel siyaseti onun kadar kavrayan bir başka halife yoktur. Birinci sınıf bir siyasetçiydi. Keskin zekâsı ve siyasî beceresi sayesinde karşısına çıkan ve saltanatıyla bir‐ likte hayatına son verebilecek türden korkunç hadiseleri at‐ latabilmişti. Örneğin Abbasî ailesinin ve askerî makamların yoğun desteğini arkasına alan kardeşi Eminʹi ortadan kaldı‐ rabilmişti. İktidarına karşı başlatılan en büyük ve en etkili askerî hareketi de bertaraf edebilmişti. Ebuʹs‐Seraya isya‐ nından söz ediyoruz ki, bu isyan İslâm âleminin dört bir ya‐ nını etkileyecek genişlikteydi. Öyle ki bazı bölgeler isyancı‐ ların eline geçmişti.
Bu isyanın kullandığı slogan, ʺer‐Rıza Min Âl‐i Muham‐ med=Âl‐i Muhammedʹden Razı Olunanʺ idi ki, kitleler …
CEV_0074 · S. 82 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Rıza İmam Ali İmam Hasan Askerî İmam Muhammed Cevad
Bu isyanın kullandığı slogan, ʺer‐Rıza Min Âl‐i Muham‐ med=Âl‐i Muhammedʹden Razı Olunanʺ idi ki, kitleler üze‐ rinde son derece etkili olan bir slogandı bu. Meʹmun, hemen İmam Rızaʹyı (a.s) Horasanʹa çağırdı. İmam Rıza (a.s) Ali oğullarının lideri ve temel dayanağıydı. Onu, veliahtlığı ka‐ bul etmek zorunda bıraktı. Devletin bütün kurumlarına, İ‐ mam Rızaʹnın (a.s) faziletlerini ve üstünlüklerini yaymaları emrini verdi. Adına para bastırdı. Böylece isyancılara ve isyancıları destekleyen halk güçlerine, yaptıklarında ciddi ve kararlı olduğu mesajını verdi. Sonunda İmam Rıza (a.s) veli‐ aht olduğuna göre kan dökmeye gerek yoktur noktasına gel‐ diler. Böylece isyanın gerekçeleri bir anda etkisiz hâle geldi. Tarihin bütün dönemlerinde tanık olunan en parlak siyasal taktiklerden biriydi bu. 2‐ Acımasızlık: Merhamet ve şefkat gibi duygulardan yoksunluk, onun nefsinin diğer belirgin özelliklerinden bi‐ riydi. Askerî olarak yenilgiye uğrattığı kardeşini gözünü kırp‐ madan öldürtmüştü. Bir parça merhamet olsaydı yüreğinde, kardeşini öldürtmezdi. Öte yandan İmam Rızaʹyı (a.s) öldürmesinden sonra A‐ levilere (Ali soyuna) karşı korkunç bir baskı uygulaması da bunun örneklerinden biridir. Cellâtlarına, onları gördükleri yerde tepelemelerini, öldürmelerini emretmişti. 3‐ Hainlik: İmam Rızaʹya (a.s) veliaht olarak biat edilme‐ sini sağlamıştı. Bu siyasal adımla güttüğü amaçlarını gerçek‐ leştirince de ondan kurtulmak için bir plan hazırlayarak ze‐ hirleyerek öldürttü. 4‐ Eğlenceye Düşkünlük: Eğlence ve oyun düşkünlüğü, ondan aktarılan bazı şiirlere de yansımıştır. Aşağıda, buna dair örnekler sunacağız: a) Satranç Oynaması: Bütün oyunlar içinde en çok sat‐ ranç oynamayı severdi.1 Bu oyuna adeta âşıktı.
Satranç oyununu aşağıdaki şiirde şöyle vasfetmiştir:
CEV_0075 · S. 83 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
Satranç oyununu aşağıdaki şiirde şöyle vasfetmiştir: Dikdörtgen şeklinde kırmızı deriden bir meydan Keremle vasfedilmiş iki bin asker arasında Savaştan söz ediyorlar, ona benziyor ele geçirilme‐ si de. Bir farkla ki kan dökmeye çalışılmaz Bu şuna saldırıyor, şu da Buna saldırıyor; tıpkı savaş gibi, uyumadan Atlara bak, çatışmanın coşkusunu yaşıyorlar Her iki orduda; davulsuz, bayraksız.1 Bu şiirde satranç oyunu son derece ince bir gözlemle vas‐ fedilmektedir. Muhtemelen, satranç oyununu vasfeden şiir‐ lerin en iyisidir. Babası Harun Reşid de satranç oyununa düş‐ kündü. Nitekim Fransız kralına hediye ettiği satranç takımı, hâlâ Fransaʹdaki bir müzede bulunmaktadır. b) Müzik ve Raks: Meʹmun, müziğe ve raksa düşkündü. Müziğe, müzik eşliğinde eğlenmeye karşı büyük bir arzu beslerdi. O dönemde Arap âleminin en büyük müzisyenle‐ rinden olan Ebu İshak el‐Mavsilî hayranıydı. Onunla ilgili o‐ larak şunları söylemiştir: O şarkı söylediği zaman, şeytanın ardı arkası ke‐ silmeyen bütün vesveseleri içimden kaybolup gider.2 Gecelerini şarkı dinleyerek, raksla ve ud çalarak geçirir‐ di.
Saraylarında geceler boyu Allahʹın adı anılmazdı.
CEV_0076 · S. 83 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Saraylarında geceler boyu Allahʹın adı anılmazdı. 5‐ Kendini Şiî Olarak Göstermeye Çalışması: Meʹmun, Şiî olarak görünmeye çalışırdı. Bu yüzden bazıları onun ger‐ çekten Şiî olduğuna kanaat getirmişlerdi. Bunun nedeni, aşa‐ ğıda zikredeceğimiz bazı davranışları sergilemesiydi: a) Fedek Arazisini Ali Oğullarıʹna İade Etmesi: Önceki hükümetler, Ali soyu arasında yoksulluğun yaygınlaşması, iktisadî bir kuşatmışlık içinde yaşamaları için bu araziyi mü‐ sadere etmişlerdi. Böylece yoksul düşen Ali evlâdı, bu yöne‐ ticilerle uğraşmaya fırsat bulamayacaklardı. Meʹmun, Ali ev‐ lâdına rahat bir ortam sağladı. Boğazlarına dayanmış bulu‐ nan bu iktisadî kuşatılmışlığı kaldırdı. Bazıları onun bu icra‐ atını Şiîliğinin delili olarak göstermişlerdir. b) Ali b. Ebu Talibʹi Bütün Ashaptan Üstün Tutması: Me‐ mun, son derece önemli bir icraatta bulundu. Resmî olarak İ‐ mam Emirʹü‐Müminin Ali b. Ebu Talibʹin (a.s) bütün sahabî‐ lerden üstün olduğunu ilan etti. Bu bağlamda Muaviye b. Ebu Süfyanʹın itibarını de düşürdü. Bu icraat, onun Şiîliğinin delilleri olarak gösterilen un‐ surlar arasında en dikkat çekenidir.
Ondan önceki bütün ha‐ lifeler İmam Aliʹyi (a.s) küçük düşürme ve önemini azaltma, başka sahabîleri onun …
CEV_0077 · S. 83 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Ondan önceki bütün ha‐ lifeler İmam Aliʹyi (a.s) küçük düşürme ve önemini azaltma, başka sahabîleri onun önüne geçirme çabası içinde olmuş‐ lardı. c) İmam Rızaʹyı Veliaht Olarak İlan Etmesi: Öyle ki bu adım, onun halifeliği Abbasoğullarıʹndan alıp Ali Oğullarıʹ‐ na devretmesi olarak değerlendirilmişti. Yukarıdaki bu adımların tümü üzerine yapılacak bir de‐ ğerlendirmede söylenebilecek söz şudur: O, bütün bunları siyasetini güçlendirmek ve amaçlarını gerçekleştirmek için yapıyordu. Bunun kanıtlarını da şöyle sıralamak mümkün‐ dür: Birincisi: Meʹmun, Abbasî hanedanıyla çok şiddetli bir ihtilâf içindeydi. Çünkü Abbasîler kardeşi Eminʹden yanay‐ dılar. Eminʹin annesi Zübeyde ise halka karşı son derece eli açık davranırdı ve Abbasî ailesinden geliyordu. Buna karşı‐ lık Meʹmunʹun annesi Meracil, Abbasî sarayındaki bir cari‐ yeydi. Abbasîler, annesinden dolayı Meʹmunʹa küçümseyici gözle bakıyorlardı. Meʹmun, Şiî gibi görünerek, Resululla‐ hʹın (s.a.a) Ehl‐i Beytʹinin ve onların taraftarlarının amansız düşmanı olan ailesinden intikam almak istedi.
İkincisi: Meʹmun, böyle görünerek Şiîleri ortaya çıkar‐ mak, yönetimin onların gizli gücünü öğrenmesini …
CEV_0078 · S. 85 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
İkincisi: Meʹmun, böyle görünerek Şiîleri ortaya çıkar‐ mak, yönetimin onların gizli gücünü öğrenmesini sağlamak istiyordu. Çünkü önceki Abbasî halifeleri onları tanımayı, i‐ simlerini ve hücrelerini tespit etmeyi başaramamışlardı. Meʹ‐ mun, Şiîlere iyi davranmak suretiyle onları ortaya çıkarmayı amaçlamıştı. Nitekim onun elinden çıkmış bazı resmî belge‐ ler buna delil oluşturmaktadır. Üçüncüsü: Meʹmun, büyük komutan Ebuʹs‐Seraya lider‐ liğindeki Şiî ayaklanmasını bastırmak istiyordu. Meʹmun, bu hareketi bastırmanın ve etkisini tamamen kırmanın en gü‐ venli yolunun Şiîlere iyi davranmak olduğunu düşündü.1 Me'mun'un Hayat Tarzı ve Karakteri Meʹmun, halife olmadan önce son derece mazbut, aktif ve sade bir hayat sürdürüyordu. Buna karşılık kardeşi Emin, oyun ve eğlenceye düşkün, tembel, sorumluluk isteyen ciddi işlere gelmeyen bir tip çiziyordu. Muhtemelen bunun altındaki sır, Meʹmunʹun, kardeşi E‐ min gibi kendinde belirgin bir soyluluk olmadığını düşün‐ mesiydi. Geleceğinden ve Abbasîlerin kendisini kabullenme‐ sinden de emin değildi. Daha doğrusu Abbasîlerin kendisi‐ nin halife ve hâkim olmasına razı olmayacaklarından emin‐ di. Bu yüzden kendisinden başka kimseye güvenmemesi ge‐ rektiğini anlamıştı. Kendi konumunu kavradıktan ve kardeşi Eminʹin sahip olduğu ayrıcalıkları fark ettikten sonra kolları sıvayarak geleceğini garantiye almak üzere kararlı bir çalış‐ ma içine girdi. Aslında onun, kardeşi Eminʹin hatalarından yararlandı‐ ğı da söylenebilir. Fazl, Eminʹin oyun ve eğlenceye meyilli olduğunu görünce, Meʹmunʹa muttaki ve dindar görünme‐ sini, mazbut bir hayat sahibi olduğunu göstermesini tavsiye etmişti. Meʹmun da bu tavsiyeye uygun davrandı. Ne zaman
Emin kusurlu bir iş yapsa, Meʹmun, iyi bir iş yapmaya koyu‐ lurdu.
CEV_0079 · S. 86 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
Emin kusurlu bir iş yapsa, Meʹmun, iyi bir iş yapmaya koyu‐ lurdu. Abbasîlere gönderdiği mektupta beliren ifadelerin sırrı da böylece açığa çıkıyor. O mektupta bir muttaki vaiz eda‐ sıyla onlara hitap etmişti. Kendini bir takva ve vakar halesiy‐ le sarmış, şeriatın hükümlerine bağlı bir mümin üslubuyla mesajını iletmişti. Ki hem Abbasîler, hem de diğer insanlar Eminʹin temsil ettiği insan tipinden farklı bir tiple karşı kar‐ şıya olduklarını anlasınlar. Meʹmun, çeşitli ilim dallarında derinlik kazanmıştı. Bu alanda akranlarını geride bırakmıştı. Daha doğrusu bütün Abbasî halifelerini aşan bir performans sergilemişti. Abbasî halifeleri içinde Meʹmunʹdan daha bilgili biri yoktur.1 Halifeler içinde fıkıh ve kelâmdan en iyi anlayan oydu.2 Bir tarihçi ya da bir başkası Meʹmunʹun hayatını incele‐ yecek olsa, onun diğer halifelerden çok ileride olduğunu gö‐ rür. Abbasî halifeleri içinde tek adam olduğunu anlar.3 Baruda bizi ilgilendiren şey, Meʹmunʹun durumuna, ta‐ vırlarına işaret etmektir. Siyasî dehasına ve isabetli yönetim tarzına dikkat çekmektir.
Babası Harun Reşid, Emin ile karşılaştırıldığında Meʹ‐ munʹun çok daha üstün ve dirayetli olduğunu bizzat …
CEV_0080 · S. 86 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Babası Harun Reşid, Emin ile karşılaştırıldığında Meʹ‐ munʹun çok daha üstün ve dirayetli olduğunu bizzat itiraf etmiş olmasına rağmen, Abbasîlerin Meʹmunʹu halife olarak kabul etmeyeceklerini ileri sürerek Eminʹi veliahdı olarak vasiyet etmiştir.4 Bazı tarihçilere göre Abbasîlerin Meʹmunʹu halife olarak içlerine sindirememelerinin sebebi, Eminʹin kelimenin tam anlamıyla Abbasî olmasıydı. Çünkü babası Harun Reşid idi, annesi de Mansurʹun torunu Zübeydeʹydi... Reşidʹin sütkar‐ deşi ve sarayda büyük bir nüfuza sahip Fazl b. Yahya el‐ Bermekîʹnin denetiminde yetişmişti. Onun bakımını üstle‐ nen de Fazl b. Rebiʹydi. Arap olan bu adamın Abbasîlere bağlılığında en küçük bir kuşku yoktu. Meʹmun ise, Cafer b. Yahyaʹnın gözetiminde yetişmişti. Bu ise kardeşi Fazlʹa göre daha az etkiliydi sarayda. Eğiticisi ve maslahatlarının gözeticisi de, Abbasîlerin hoşlanmadıkla‐ rı bu adamdı... Çünkü Ali soyuna meyilli olmasıyla bilini‐ yordu... Ayrıca Meʹmunʹun annesi Horasanlıydı, Arap de‐ ğildi.1 Me'mun İktidarına Yönelik Tehditler ve Bunlara Karşı Takındığı Tavır Meʹmun yönetimi çok tehlikeli tehditlerle karşı karşı‐ yaydı. Bunlar, yönetimini bütünüyle ortadan kaldıracak, yerle bir edecek dinamizme sahiptiler. Meʹmunʹun yönetim‐ de kalması büyük bir dehayı gerektiriyordu. Meʹmunʹun baş etmek zorunda olduğu gelişmelerin en önemlileri şunlardı: 1‐ Şiî hareket. Bu, Meʹmunʹun baş etmek zorunda oldu‐ ğu en zorlu hareketti. O tarihte İslâm dünyasının bütün ö‐ nemli merkezlerini etkileyen Ebuʹs‐Seraya ayaklanması, bu‐ nun tipik örneklerinden biriydi. 2‐ Abbasî ailesinin Meʹmunʹa karşı bir blok oluşturup onu tanımaması, önce kardeşi Eminʹi desteklemesi, ondan sonra da Meʹmunʹu terk ederek amcası İbrahim b. Mehdiʹyi halife olarak tayin etmesi. 3‐ Haricî gruplar ve diğer muhaliflerin hareketleri. 4‐ İslâm devletine karşı tehlikeli planlar hazırlamakta o‐ lan dış güçler. Özellikle Bizans İmparatorluğuʹnun tehlikeli bir hazırlık içinde olması.
Bu tehditlere karşı Meʹmun aşağıdaki önlemleri aldı: Birincisi:
CEV_0081 · S. 88 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Ehl-i Beyt İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Bu tehditlere karşı Meʹmun aşağıdaki önlemleri aldı: Birincisi: Kardeşi Eminʹin başını çektiği hareketle birlikte kendisine karşı çıkan tüm güç odaklarını tasfiye etmesi. İkincisi: Ümmete meşru liderlikten yana olduğunu, do‐ layısıyla yönetimi meşru liderliği devrettiğini göstermek için İmam Rızaʹyı (a.s) veliahtlık görevini üstlenmeye zorlaması. O bu oyunu oynayarak, ümmetin Ehl‐i Beyt önderliğinde zalim yönetime karşı başkaldırma ruhunu etkisiz hâle getir‐ meyi hedefliyordu. Üçüncüsü: Ali soyunun ayaklanmalarını bastırması, bu hareketin gücünü tasfiye etmesi. Dördüncüsü: En tehlikeli ayaklanmaları bertaraf ettikten sonra İmam Rızaʹyı (a.s) ortadan kaldırması. Beşincisi: Abbasî hanedanının muhalefetini kırmak için Bağdatʹa hareket etmesi. Altıncısı: Kendi gücünü korumak ve pekiştirmek ama‐ cıyla devlet içindeki bütün güç odaklarını tasfiye etmesi. Yedincisi: İnsanların asıl meseleleriyle ilgilenmelerinin önüne geçmek için ʺKurʹânʹın mahlûkluğuʺ fitnesini alevlen‐ dirmesi. Sekizincisi: Haricîlerin temsil ettiği muhalif güçleri orta‐ dan kaldırması. Dokuzuncusu: Bizans devletinin oluşturduğu tehdidi or‐ tadan kaldırması amacıyla bu devle savaş açması. İmam Rıza (a.s) ve Me'mun Arasındaki İlişki İmam Rızaʹnın (a.s) döneminde İslâmî hareket, önceki İ‐ mamların (onlara selâm solun) çabaları sonucu ileri bir aşa‐ maya ulaşmıştı. Bu da Abbasî ailesini İmam Rızaʹyı (a.s) ve‐ liaht tayin etmek gibi bir adım atmak zorunda bırakmıştı. Bununla vermek istedikleri mesaj, hilâfetin Abbasîlerden Eh‐ l‐i Beytʹe geçmekte olduğuydu. Bu konuyu açıklamak için a‐ şağıdaki hususlar üzerinde durmak gerekir:
Meşru Liderlik Karşısında Ümmetin Genel Durumu Öyle anlaşılıyor ki ümmet, Ehl‐i Beytʹin liderliğini des‐ …
CEV_0082 · S. 89 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Ehl-i Beyt İmam Hasan İmam Hasan Askerî İmam Muhammed Cevad
Meşru Liderlik Karşısında Ümmetin Genel Durumu Öyle anlaşılıyor ki ümmet, Ehl‐i Beytʹin liderliğini des‐ tekliyordu, Ehl‐i Beytʹe inanıyordu. Ama bu da üç farklı dü‐ zeyde belirginleşiyordu: 1‐ Ümmetin geneli, Ehl‐i Beytʹin liderliğine inanıyordu; ama onlarla doğrudan ve derin bir bağı yoktu. 2‐ Devlete muhalif olanlar, mevcut rejimi yıkmak ve ye‐ rine İslâmî bir yönetim kurmak için silahlı mücadeleyi esas alıyorlardı. Ebuʹs‐Seraya ayaklanması buna örnektir. 3‐ Şerʹi liderliğin bilincinde olan müminler. Bunlar da İmam Rızaʹnın (a.s) ashabından ve destekçilerinden oluşu‐ yorlardı. Me'mun'un Bu Üç Farklı Muhalefet Düzeyine Karşı Geliştirdiği Tavır Bu üç farklı muhalefet düzlemini kuşatıp kontrol altına almak için Meʹmun, aşamalı bir hareket izledi. Sonunda bü‐ yük bir deha ve ustalıkla bütün bunları bertaraf etmeyi ba‐ şardı: 1‐ Ehl‐i Beyt taraftarı ayaklanmacılara karşı savaşarak onları askerî olarak tasfiye etti. Nitekim Ebuʹs‐Seraya onun döneminde isyan etti; gücü de günbegün artıyordu. İnsanla‐ rı Ehl‐i Beytʹe mensup bazı kişilere uymaya davet ediyordu. Hasan b. Sehl ona karşı savaştı. Sonunda Meʹmunʹun ordusu galip geldi ve Ebuʹs‐Seraya öldürüldü. 2‐ Şiaʹnın Ehl‐i Beytʹe yönelip onların etrafında küme‐ lenmeleri kontrol altına alındı. Meʹmun, bu yönelişi kontrol altına alıp etkisiz hâle getir‐ mek için parlak bir siyasal taktik uygulamaya koydu. İmam Rızaʹya (a.s) veliaht olarak biat edilmesini sağladı. Böylece Ehl‐i Beyt taraftarı görüntüsünü vererek bu yönelişi zihin bulanıklığına sevk ederek etkisizleştirdi.
Meʹmun, Ebu Talib soyundan bazı gruplara nüfuz et‐ mişti. Onları Medineʹden yanına getirtti.
CEV_0083 · S. 90 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Rıza İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Meʹmun, Ebu Talib soyundan bazı gruplara nüfuz et‐ mişti. Onları Medineʹden yanına getirtti. Bunlar arasında Ali b. Musa er‐Rıza (a.s) da vardı. Onları Basra yolu üzerinde bekledi; nihayet onları yanına getirdiler. Onları kendisine tanıtması için el‐Celudî adlı bir kişiyi görevlendirmişti. Bunları Meʹmunʹun yanına getirdi. Meʹmun da onları bir eve, İmam Rızaʹyı (a.s) da bir başka eve yerleştirdi. Ona ik‐ ramda bulundu ve büyük saygı gösterdi. Sonra şunları söy‐ ledi: – Ben kendimi halifelikten azledip seni bu makama ge‐ tirmek istiyorum. Bu hususta ne düşünüyorsun? İmam Rıza (a.s) bu teklifi reddetti ve ona şöyle dedi: – Ey Müminlerin Emiri! Bu sözü söylemekten ve biri ta‐ rafından duyulmasından Allahʹa sığınmanı diliyorum. Meʹmun ona bir mesaj ileterek şunları söyledi: – Sana yaptığım teklifi reddettiğine göre, benden sonra‐ ki veliaht olmak zorundasın. İmam Rıza (a.s), bu öneriyi de şiddetle reddetti. Sonra Meʹmun, İmamʹı yanına çağırdı. Yanında Fazl b. Sehl de var‐ dı. Mecliste onlardan başka kimse yoktu. Meʹmun, İmamʹa (a.s) dedi ki: – Ben, Müslümanların emirliğini sana tevdi etmeyi dü‐ şünüyorum. Boynumda olan sorumluluğu sana devretmek istiyorum. İmam Rıza (a.s) şu karşılığı verdi: Allah, Allah, ey Müminlerin Emiri! Benim buna gücüm yetmez. Bu işi yürütecek kuvvetim yok. Meʹmun dedi ki: – O zaman seni benden sonraki veliaht olarak tayin edi‐ yorum. İmam da şöyle buyurdu: – Ey Müminlerin Emiri! Beni bundan muaf tut.
Meʹmun, konuşmanın bu aşamasında görevi üstlenmek‐ ten kaçınmaya karşı biraz tehdit kokan bir söz söyledi:
CEV_0084 · S. 91 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Meʹmun, konuşmanın bu aşamasında görevi üstlenmek‐ ten kaçınmaya karşı biraz tehdit kokan bir söz söyledi: – Ömer b. Hattab altı kişilik bir şûrâ oluşturdu. Bunların içinde senin deden Emirüʹl‐Müminin Ali b. Ebu Talib de var‐ dı. Bunlardan muhalif olanın boynunun vurulmasını emret‐ ti. Dolayısıyla senden istediğimi kabul etmek zorundasın. Bu‐ nun kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. İmam Rıza (a.s) şu karşılığı verdi: – Senin bana yaptığın veliahtlık teklifini kabul ediyorum. Ama hiçbir emir vermeyeceğim. Hiçbir yasak koymayaca‐ ğım. Hiçbir fetva vermeyeceğim. Hiçbir hüküm koymayaca‐ ğım. Kimseyi vali tayin etmeyeceğim. Kimseyi azletmeyece‐ ğim ve mevcut olan hiçbir uygulamayı değiştirmeyeceğim. Meʹmun, İmamʹın (a.s) önerisini kabul etti. İmam (a.s) veliahtlığı kabul etmeye mecbur bırakılmıştı. Yani bu görevi reddetme seçeneği yoktu. Eğer veliaht olarak kendisine biat edilmesini reddetseydi, Meʹmun onu öldürme hususunda kararlıydı. Reyyan b. Saltʹtan şöyle rivayet edilmiştir: Ali b. Musa er‐Rızaʹnın (a.s) yanına gittim ve dedim ki: ʺEy Resulullahʹın oğlu!
İnsanlar, ʹDünyadan uzak durduğu‐ nu söylemesine rağmen veliahtlığı kabul ediyor.ʹ söylüyor‐ lar!ʺ Buyurdu …
CEV_0085 · S. 91 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
İnsanlar, ʹDünyadan uzak durduğu‐ nu söylemesine rağmen veliahtlığı kabul ediyor.ʹ söylüyor‐ lar!ʺ Buyurdu ki: Allah, bunu istemediğimi bilir. Bu teklifi kabul et‐ mekle reddedip öldürülme şıklarından birini tercih etme durumunda bırakılınca, kabul şıkkını tercih et‐ tim. Yazıklar olsun onlara! Bilmiyorlar mı ki Yusuf bir nebi ve resul olarak zorunluluk hâli gerektirdiği için Mısır Aziziʹnin hazinelerinin başına geçmeyi kabul et‐ mişti. ʺBeni yeryüzünün hazinelerinin başına getir, çünkü ben bilgili bir koruyucuyum.ʺ1 demişti. Zorlan‐ dığım, mecbur bırakıldığım ve ölümle burun buruna getirildiğim için bu teklifi kabul ettim. Kaldı ki ben bu işe, aslında bu işin dışında olan biri gibi dâhil olmu‐ şum. Şikâyetimi Allahʹa iletiyorum ve yardım da sa‐ dece Oʹndan istenir.1 Ebu Salt el‐Herevîʹden de rivayet edilmiştir: Meʹmun, Ali b. Musaʹya (a.s) dedi ki: – Ey Resulullahʹın oğlu! Senin faziletini, ilmini, zühdü‐ nü, takvanı ve ibadetini biliyorum. Bu yüzden senin benden daha fazla halifeliğe lâyık olduğunu düşünüyorum. İmam Rıza (a.s) şu karşılığı verdi: – Allahʹa kul olmakla iftihar ediyorum. Dünyadan uzak durmakla da dünyanın şerrinden kurtulmayı umarım.
Ha‐ ramlardan sakınmakla ahiret ganimetlerini kazanmayı te‐ menni ediyorum.
CEV_0086 · S. 91 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Ha‐ ramlardan sakınmakla ahiret ganimetlerini kazanmayı te‐ menni ediyorum. Dünyada tevazu ile de yüce Allah katında yücelmeyi arzu ediyorum. Meʹmun şöyle dedi: – Ben, kendimi halifelikten azledip seni halife yapmayı ve sana biat etmeyi düşünüyorum. İmam Rıza (a.s) şu karşılığı verdi: – Eğer bu halifeliği Allah sana vermişse, Allahʹın sana giydirdiği bir elbiseyi çıkarıp başkasına giydirmen caiz ol‐ maz. Şayet halifelik sana ait değilse, bu takdirde de sana ait olmayan halifeliği bana vermek gibi hakkın olmaz. Meʹmun şöyle dedi: – Ey Resulullahʹın oğlu! Bu işi kabul etmek zorundasın. İmam dedi ki: – Bunu isteyerek asla kabul etmeyeceğim. Meʹmun, günlerce uğraştı. Sonunda kabul etmesinden ü‐ midini kesince şöyle dedi: – Mademki halifeliği kabul etmiyorsun ve sana biat et‐ memi istemiyorsun, o hâlde veliahdım ol ve benden sonra halifelik sana geçsin. İmam Rıza (a.s) şöyle dedi: – Allahʹa yemin ederim ki, babam atalarından, onlar da Emirüʹl‐Mümininʹin (a.s) aracılığıyla Resulullahʹtan (s.a.a) ri‐ vayet etmişlerdir ki, ben senden önce bu dünyadan ayrılaca‐ ğım. Zehirlenerek ve mazlum olarak öldürüleceğim ve gök melekleriyle yer melekleri bana ağlayacaklardır.
Gurbet di‐ yarında Harun Reşidʹin yanına gömüleceğim.
CEV_0087 · S. 91 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Gurbet di‐ yarında Harun Reşidʹin yanına gömüleceğim. Meʹmun ağladı, sonra şöyle dedi: – Ey Resulullahʹın oğlu! Ben hayatta olduğum sürece kim seni öldürebilir veya sana bir kötülük edebilir? Buyurdu ki: – Eğer beni kimin öldüreceğini söylemek isteseydim, söylerdim. Meʹmun şöyle dedi: – Ey Resulullahʹın oğlu! Sen bu sözlerinle nefsini hafif‐ semek ve bu görevi savmak, dolayısıyla insanların senin dün‐ yadan uzaklaştığını söylemeleri için söylüyorsun. İmam Rıza (a.s) şöyle dedi: – Allahʹa yemin ederim ki, yüce Rabbimin beni yarattı‐ ğından beri hiç yalan söylemedim, dünyadan da dünyalık i‐ çin uzaklaşmaya çalışıyor değilim ve senin ne istediğini de biliyorum. – Ne istiyorum? dedi. – Doğruyu söylemek için can güvenliği var mı? dedi. – Var, dedi. Buyurdu ki: Bununla insanlara şu mesajı vermek istiyorsun: Ali b. Musa dünyadan uzak durmuyor, bilakis dünya ona yönel‐ miyor. Halife olmak için veliahtlığı nasıl kabul ettiğini gör‐ müyor musunuz? Meʹmun kızdı ve şöyle dedi:
– Sen hiçbir zaman hoşnut olmadığım şeyler söylüyor‐ sun. Benim öfkemden emin olmuşsun.
CEV_0088 · S. 94 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
– Sen hiçbir zaman hoşnut olmadığım şeyler söylüyor‐ sun. Benim öfkemden emin olmuşsun. Allahʹa yelin ederim ki ya veliahtlığı kabul edersin, ya da seni bunu kabul etmeye mecbur edeceğim. Ya istediğimi yaparsın, ya da senin boy‐ nunu vururum. İmam Rıza (a.s) ona şu karşılığı verdi: – Allah, kendi ellerimle kendimi tehlikeye atmaktan be‐ ni sakındırmıştır. Eğer durum bundan ibaretse, bu takdirde istediğini yap. Bu görevi kabul ediyorum; ama kimseyi gö‐ revlendirmeyeceğim, kimseyi görevinden almayacağım, hiç‐ bir töreni ve geleneği kaldırmayacağım. Sadece dışarıdan bir müşavir olacağım. Meʹmun, bunu kabul etti ve İmam Rızaʹyı (a.s) istemedi‐ ği hâlde veliaht olarak tayin etti.1 Bilinçli Müminlere Karşı Tavrı Meʹmun, daima İmam Rızaʹdan (a.s) sakınırdı. Ona bir suikast düzenlemek için fırsat kollardı. Nitekim ilk fırsatta da bunu yaptı. Memurların birine ona karşı suikast düzen‐ lemesi telkininde bulundu. Bu, imam Rızaʹnın (a.s) veliaht olarak tayin edilmesinden yaklaşık iki sene sonra gerçekle‐ şen bir olaydır. İki yüz bir yılının ramazan ayının başında İmam Rızaʹya (a.s) veliaht olarak biat edildi.2 İki yüz üç yılı‐ nın safer ayında Horasanʹın Tus bölgesinde şehit oldu. O sı‐ rada elli beş yaşındaydı.3 Ahmed b. Ali el‐Ensarî rivayet etmiştir: Ebu Salt el‐He‐ revîʹye sordum ve dedim ki: ʺMeʹmun, o kadar ikram ettiği, sevdiği ve veliahdı tayin ettiği İmam Rızaʹyı (a.s) nasıl öldü‐ rebildi?ʺ Dedi ki:
Meʹmun, faziletini bildiği için ona ikramda bulu‐ nuyor, sevgi besliyordu.
CEV_0089 · S. 95 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Meʹmun, faziletini bildiği için ona ikramda bulu‐ nuyor, sevgi besliyordu. Bu arada onun dünyaya rağ‐ bet eden biri olduğunu göstermek için de onu veliaht olarak tayin etti. İmam Rızaʹnın veliaht olarak tayin e‐ dilmesinden sonra insanların üzerinde böyle bir inti‐ baın uyanmadığını, tam tersine faziletinin daha da büyüyüp yüreklerinde daha üstün bir yere sahip ol‐ duğunu görünce, ülkenin her tarafından kelâmcıları getirtti. Belki biri onu mağlup eder de âlimler nezdin‐ deki itibari düşer diye. Böylece halkın nezdinde de birçok eksiği olan biri olarak ünlenir. Ama Yahudi, Hıristiyan, Mecusi, Sabiî, Brahmanist, mülhit, dehrî veya Müslüman fırkalarından muhalif her kim onunla tartıştıysa, bütün delillerini birer birer çürüttü. Bu yüzden insanlar, ʺVallahi o hilâfete Meʹmunʹdan daha lâyıktır.ʺ diyorlardı. Meʹmunʹun muhbirleri de bu söy‐ lenenleri ona ulaştırıyorlardı. O da bunları duymak‐ tan dolayı kızıyor, İmamʹa yönelik hasedi daha da ar‐ tıyordu. İmam Rıza (a.s) hakkı bir kenara bırakıp Meʹmunʹa yardımcı olmuyordu. Her zaman Meʹmunʹun hoşlan‐ madığı şeyleri söyleyerek ona cevap veriyordu. Bu da Meʹmunʹu öfkelendiriyor, kinini daha da artırıyordu. Ama dışa da vurmuyordu.
Sonunda onunla ilgili bir hile bulunca zehirleyerek öldürdü.1 Ali b.
CEV_0090 · S. 95 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
üçler İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Sonunda onunla ilgili bir hile bulunca zehirleyerek öldürdü.1 Ali b. İbrahim, İmam Rızaʹnın (a.s) hizmetçisi Yasirʹden rivayet etmiştir: Tusʹa varmamıza yedi menzil kala İmam Ebuʹl‐Ha‐ san (a.s) hastalandı. Tusʹa girdiğimizde, hastalığı iyice şiddetlenmişti. Tusʹta birkaç gün kaldık. Meʹmun her gün iki kere onu ziyarete geliyordu. Vefat edeceği son gün iyice bitkin düşmüştü. Öğlen namazını kıldıktan sonra bana dedi ki: ʺEy Yasir! İnsanlar bir şey yediler mi?ʺ Dedim ki: ʺEfendim! Sen bu hâlde iken insanlar nasıl yemek yiyebilirler?ʺ Bunun üzerine doğruldu, sonra şöyle dedi: ʺSofrayı getirin.ʺ Beraberindekiler‐ den tek kişi bırakmadan herkesi sofraya oturttu. Her‐ kesi tek tek soruyordu. Herkes yedikten sonra, ʺKa‐ dınlara da yemek gönderin.ʺ dedi. Kadınlara da yemek götürüldü. İnsanlar yemeklerini yedikten sonra İmam kendinden geçti ve takati kesildi. Bir gürültü koptu. Meʹmunʹun cariyeleri ve eşleri felâkete uğramanın alameti olarak yalın ayak ve baş açık hâlde geldiler. Tusʹta bir gürültüdür koptu. Meʹ‐ mun yalın ayak, başı açık koşup geldi. Başına vuru‐ yor, sakallarını çekiştiriyordu. Üzülüyor, ağlıyordu. Yaşlar yanaklarından aşağıya süzülüyordu.
İmam Rı‐ zaʹnın (a.s) başında durdu. İmam (a.s) kendine gelmiş‐ ti.
CEV_0091 · S. 95 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Cafer Sadık Hz. Muhammed İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
İmam Rı‐ zaʹnın (a.s) başında durdu. İmam (a.s) kendine gelmiş‐ ti. Şöyle dedi: ʺEfendim! Allahʹa yemin ederim ki, hangi musibetin daha büyük olduğunu bilmiyorum: Seni yitirmem ve senden ayrılmam mı? Yoksa insan‐ ların beni, seni öldürmekle, suikast düzenlemekle suç‐ lamaları mı?ʺ İmam (a.s) gözlerini açtı, ona bakıp şöyle dedi: ʺEy Müminlerin Emiri! Ebu Caferʹe (İmam Cevadʹa) iyi muamele et. Seninle onun ömrü şöyledir.ʺ Bunu söyler‐ ken iki işaret parmağını yan yana getirdi. Yasir devamla şöyle diyor: O gece, ilerleyen saatlerde İmam Rıza (a.s) vefat et‐ ti. Sabah olunca, insanlar toplandılar ve Meʹmunʹu kastederek, ʺBu adam (Meʹmun) onu öldürdü.ʺ dedi‐ ler. ʺResulullahʹın oğlunu öldürdü.ʺ sözü dilden dile dolaşıyordu. Etraf bu sözle çalkalanıyordu. İmam Rı‐ zaʹnın (a.s) amcası Muhammed b. Cafer b. Muham‐ med (a.s) Meʹmunʹdan aman isteyerek Horasanʹa gel‐ di. Meʹmun ona dedi ki: ʺEy Ebu Cafer! İnsanların karşısına çık ve Ebuʹl‐Hasanʹın bugün defnedilmeye‐ ceğini söyle.ʺ Bu kalabalıkta İmamʹın naşını dışarı çı‐ karmaktan, böylece önü alınmaz bir fitnenin kopma‐ sından korkuyordu. Muhammed b. Cafer insanların karşısına çıktı ve ʺEy İnsanlar!
Dağılın, Ebuʹl‐Hasanʹın cenazesi bugün defnedilmeyecektir.ʺ dedi.
CEV_0092 · S. 95 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Dağılın, Ebuʹl‐Hasanʹın cenazesi bugün defnedilmeyecektir.ʺ dedi. İnsanlar dağılınca, Ebuʹl‐Hasanʹın naşı geceleyin yıkanıp def‐ nedildi.1 Meʹmun, İmam Rızaʹnın (a.s) şehit edilmesi karşısında üzüntüsünü ve derin kederini göstermekle insanlardan bir‐ çoğunu aldatabilmişti. Özellikle avam üzerinde çok etkili ol‐ muştu. Ama bilinçli insanları aldatamamıştı. Çünkü onlar Meʹ‐ munʹun gerekçelerini, siyasal yöntemlerini ve amaçlarını bi‐ liyorlardı. Nitekim bunu Ebu Salt rivayetinde gözlemlemiş‐ tik. Yine aşağıda yer vereceğimiz Abdullah b. Musaʹnın mek‐ tubunda da bu gerçeği gözlemleyebiliriz. Me'mun Yönetiminin Tabiatı Seyyid Abdullah b. Musa b. Abdullah b. Hasan b. Hasan b. Ali b. Ebu Talib (a.s), yazdığı mektupta Meʹmun yöneti‐ minin tabiatını ve yönetim yöntemlerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiş, bu halife ile İmam Cevad (a.s) arasın‐ daki ilişkiye ışık tutmuştur. Seyyidʹin teşhisi dakik ve derin‐ liklidir. Meʹmun, kendisinden saklanan Abdullah b. Musaʹya bir mektup yazarak aman verir ve kendisinden sonraki veliaht olacağı garantisini verir. Ali b. Musaʹya yaptığı gibi. Mektu‐ bunda şöyle der: Rızaʹya yaptıklarımdan sonra Ebu Talib soyundan bir kimsenin benden korkacağını sanmıyordum.
Ardından mektubu Abdullah b. Musaʹya gönderir. Ab‐ dullah b.
CEV_0093 · S. 98 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
Ardından mektubu Abdullah b. Musaʹya gönderir. Ab‐ dullah b. Musa ise ona şu cevabı gönderir: Mektubun ulaştı ve söylediklerini çok iyi anladım. Kurnaz bir avcı gibi beni kandırıp tuzağa düşürmek istiyorsun. Kanımı dökmek isteyen hain bir düşmanın kalleş hilesini kullanıyorsun. Bana cömert bir şekilde veliahtlık makamını vermene şaşırdım doğrusu. Sanki Rızaʹya yaptıklarını duymamışım gibi davranıyor‐ sun! Benim böyle bir şeyi isteyebileceğimi nereden çı‐ karıyorsun? Seni baştan çıkaran saltanatı istediğim‐ den mi? Allahʹa yemin ederim ki cayır cayır yanan bir ateşe canlı canlı atılmayı, Müslümanlar içinde senin adına bir görev üstlenmeye, ya da öldürücü bir susuzluğu haram bir içeceği içmeye tercih ederim. Yoksa Rızaʹyı öldürürken kullandığın zehirli üzümleri istediğimi mi sanıyorsun? Ya da saklanmaktan sıkıldığımı, bundan bana gına geldiğini mi düşünüyorsun? Allahʹa yemin ederim ki, ben tam da bu hâldeyim. Hayattan bıktım, dünyaya buğzediyorum. Eğer dinim bana müsaade etseydi, benimle ilgili maksadına eriş‐ men için elimi eline verirdim. Ama Allah kanımı teh‐ likeye atmaktan beni sakındırmıştır. Keşke ben ken‐ dimi sana teslim etmeden, sen beni yakalasaydın da öldürseydin!
Böylece senin tarafından dökülmüş ka‐ nımla Allahʹın huzuruna çıksaydım!
CEV_0094 · S. 98 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
Böylece senin tarafından dökülmüş ka‐ nımla Allahʹın huzuruna çıksaydım! Öldürülmüş bir mazlum olarak Oʹnunla buluşsaydım da bu dünyadan kurtulsaydım! Bil ki ben, kendini kurtarmayı isteyen biriyim. Yü‐ ce Allahʹın benden razı olmasını sağlayacak bir yol, beni Oʹna yaklaştıracak bir amel aradım. Bu hususta amacımı gerçekleştirecek, beni bu maksada ulaştıra‐ cak bir görüş bulamadım. Hidayet ve şifa kaynağı o‐ lan Kurʹânʹa müracaat ettim; sure sure araştırdım, ayet ayet inceledim. Allahʹın rızasını isteyen bir kul için o‐ nu Allahʹa yaklaştıracak bir amel olarak şahadetten daha iyisini bulamadım. Sonra Kurʹânʹı bir kez daha araştırdım. ʺCihadın hangi türü ve kimlere karşı yapılanı daha faziletlidir?ʺ diye düşünmeye başladım. Baktım, yüce Allah şöyle buyuruyor: ʺSize yakın olan kâfirlerle savaşın. Sizde bir sertlik, caydırıcılık bulsunlar.ʺ1 ʺHangi kâfir İslâm‐ ʹa daha zararlıdır? Ve bunlardan hangisi bulunduğum yere daha yakındır?ʺ diye araştırmaya başladım. Sen‐ den daha çok İslâmʹa zararlı olan birini bulamadım. Çünkü kâfirlerin küfrü açıktır, insanlar onları rahat‐ lıkla bilirler. Onları tanırlar ve onları korkuturlar. A‐ ma sen İslâmʹı kullanarak Müslümanları aldattın.
Küf‐ rü gizledin. Zanna dayanarak adam öldürdün. Sadece suçlama ve ithamla insanları cezalandırdın.
CEV_0095 · S. 98 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
Küf‐ rü gizledin. Zanna dayanarak adam öldürdün. Sadece suçlama ve ithamla insanları cezalandırdın. Sana helâl olmayan malları gasp ettin ve helâl olmayan yerlerde harcadın. Haram olan içkiyi açıktan içtin. Allahʹın ma‐ lını eğlencelerde harcadın, şarkıcılara dağıttın. Müs‐ lümanların haklarını vermedin. İslâmʹın berraklığını bozdun, bulandırdın. İslâm ehlini kuşatıp ezmek için bütün sınırları tuttun. İslâm toplumunda müşrikçe hükmettin. Bu hususta Allah ve Resulüʹne bir karşıt, bir inatçı gibi muhalefet ettin. Eğer zaman bana müsaade etse ve Allah sana karşı hakkın yardımcılarının desteğiyle bana yardım etse, sana karşı cihat için Allahʹı razı kılacak şekilde canımı öyle veririm. Ama Allah sana mühlet verse ve ahirette hak ettiğin azabı görmen için cezanı ertelese, ya da bundan önce vadem tükense, gerçekleştirmek için har‐ cadığım çabadan yüce Allahʹın niyetimde olanı bilme‐ si bana yeter. Vesselâm.2
İmam Rıza'nın Şahadeti ve İmam Cevad'ın İmameti İmam Rıza ve Oğlu İmam Cevad'ın İmameti İmam Rıza (a.s), …
CEV_0096 · S. 100 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Rıza İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt İmam Hasan
İmam Rıza'nın Şahadeti ve İmam Cevad'ın İmameti İmam Rıza ve Oğlu İmam Cevad'ın İmameti İmam Rıza (a.s), kendisinden önceki Ehl‐i Beyt İmamla‐ rıʹnın yaptığı gibi, kendisinden sonraki imam olarak oğlu Cevadʹın (a.s) imametini açık bir şekilde vurgulamıştır. Her İmam kendisinden sonraki İmamʹı isim olarak belirtmiştir. Bu bağlamda İmam Rızaʹnın (a.s) oğlu Cevadʹın imamlığına ilişkin olarak sergilediği tavırları ortaya koyacağız. İmam Rı‐ za (a.s) Şiaʹsını da bu yöndeki tavsiyelerine uymaya çağır‐ mıştır. Bu tavırları şöyle sıralayabiliriz: 1‐ Ravi anlatıyor: Ebuʹl‐Hasan er‐Rızaʹnın (a.s) yanında oturan biri bana haber verdi: İmamʹın ashabı kalktıklarında, İmam onlara şöyle dedi: Ebu Caferʹi bulup ona selâm verin ve onunla ahdi‐ nizi yenileyin. İmamʹın (a.s) ashabı kalkıp gidince, bana döndü ve şöyle dedi: Allah, Mufaddalʹa rahmet etsin! Böyle bir işarete ihtiyaç duymadan, Cevadʹın imametine kanaat getir‐ mişti.1 2‐ Ravi anlatıyor: İmam Rızaʹnın (a.s) bir şeyler anlattı‐ ğını duydum, bu arada şöyle dedi: Sizin buna ne ihtiyacınız var? Şu Ebu Caferʹdir, o‐ nu yerime oturttum ve makamıma yerleştirdim.
Sonra şöyle devam etti: Biz Ehl‐i Beyt, küçüklerimiz büyüklerimize birbiri ardı sıra gelecek şekilde vâris …
CEV_0097 · S. 100 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Hasan Hz. Muhammed İmam Rıza Ehl-i Beyt İmam Hüseyin İmam Muhammed Cevad
Sonra şöyle devam etti: Biz Ehl‐i Beyt, küçüklerimiz büyüklerimize birbiri ardı sıra gelecek şekilde vâris olurlar.2 3‐ Ravi anlatıyor: Ali b. Caferʹin Hasan b. Hüseyin b. Ali b. Hüseyinʹle konuştuğunu duydum. Şöyle diyordu: ʺKar‐ deşleri ve amcaları karşı çıkınca, Allah Ebuʹl‐Hasan er‐Rı‐ zaʹya (a.s) yardım etti…ʺ Uzun bir konuşma yaptı. Sonra şöyle devam etti: ʺSonra kalktım ve Ebu Cafer Muhammed b. Ali er‐Rızaʹnın (a.s) elini tuttum ve şöyle dedim: Senin Allah tarafından tayin edilen İmamım olduğuna şahitlik e‐ diyorum.ʺ Bunu gören İmam Rıza (a.s) ağladı, ardından şun‐ ları söyledi: Ey amca! Babamın şöyle dediğini duymadın mı?: Resulullah (s.a.a) buyurdu ki: Babam, Nubeli temiz ve en hayırlı cariyeye feda olsun! O ki oğlu kaçmış, vata‐ nını terk etmiştir; babasının ve ceddinin intikamı a‐ lınmamıştır, gaybet sahibidir. Onun hakkında derler ki: ʺHangi vadiye gitmişse, ölmüş veya helâk olmuş‐ tur.ʺ1 4‐ Ravi anlatıyor: İmam Rızaʹya (a.s) dedim ki: ʺAllah sana Ebu Caferʹi bahşetmeden önce hep sorardık ve sen de, ʺAllah bana bir erkek çocuk bahşedecektir.ʺ derdin. Allah da sana onu bahşetti. Allah bize o günü göstermesin, ama eğer emr‐i hak vaki olursa bu, iş kimin uhdesine geçecektir?ʺ E‐ liyle önünde duran Ebu Caferʹi işaret etti. Dedim ki: ʺSana feda olayım, o daha üç yaşında?ʺ Buyurdu ki: Bu ona zarar vermez. İsa Peygamber hücceti orta‐ ya koyarken, üç yaşında bile değildi.2 5‐ Ravi anlatıyor: Ebuʹl‐Hasan er‐Rızaʹnın (a.s) yanında oturuyordum. O sırada henüz küçük bir çocuk olan oğlu E‐ bu Cafer getirildi. İmam Rıza (a.s) şöyle dedi: Bu doğan çocuk gibi Şiamız için büyük bereketlere vesile olan bir çocuk henüz doğmamıştır.3 6‐ Ravi anlatıyor: İmam Rızaʹnın (a.s) yanına gittim. Oğ‐ lu Ebu Cafer yeni doğmuştu. Buyurdu ki:
Allah, bana ve Davud ailesine vâris olacak birini bahşetti.1 7‐ Ravi anlatıyor:
CEV_0098 · S. 103 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Cafer Sadık İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Allah, bana ve Davud ailesine vâris olacak birini bahşetti.1 7‐ Ravi anlatıyor: Ebuʹl‐Hasanʹın (a.s) yanında oturu‐ yordum. Henüz küçük bir çocuk olan oğlunu çağırdı ve ku‐ cağına oturttu. Sonra bana dedi ki: ʺOnu soy ve gömleğini çıkar.ʺ Çocuğu soydum. Dedi ki: ʺBak, omuzlarının arasında etine gömülü mühür benzeri bir şey var.ʺ Sonra şöyle dedi: ʺGördün mü? İşte bunun gibisi babamın da omuzlarının ara‐ sında vardı.ʺ2 8‐ Ravi anlatıyor: İmam Rıza (a.s) oğlu Muhammedʹi is‐ miyle çağırmaz, her zaman künyesiyle çağırırdı. ʺEbu Cafer bana mektup yazdı… Ben Ebu Caferʹe yazdım…ʺ derdi. Ebu Cafer o sırada Medineʹde bulunan bir çocuktu. Ona saygı ifadesiyle hitap ederdi. Ebu Caferʹin son derece belâgatli ve güzel yazılmış mektupları gelirdi. İmam Rızaʹnın (a.s) şöyle dediğini duydum: Ebu Cafer benim vasimdir, benden sonra ailem i‐ çinde benim halifemdir.3 9‐ Ravi anlatıyor: Diʹbil b. Ali el‐Huzaîʹnin şöyle dediği‐ ni duydum: Mevlâm Ali b. Musa er‐Rızaʹya (a.s) kasidemi okudum… Buyurdu ki: Ey Diʹbil! Benden sonraki İmam oğlum Muham‐ medʹdir.
Muhammedʹden sonra oğlu Ali, Aliʹden son‐ ra onun oğlu Hasan ve Hasanʹdan sonra onun oğlu Hüccet ve beklenen …
CEV_0099 · S. 103 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Muhammedʹden sonra oğlu Ali, Aliʹden son‐ ra onun oğlu Hasan ve Hasanʹdan sonra onun oğlu Hüccet ve beklenen Kaimʹdir.4 Babasının Şehit Edilmesi Sırasında İmam Cevad Ebu Salt el‐Herevî anlatıyor: Ebuʹl‐Hasan Ali b. Musa er‐Rızaʹnın (a.s) önünde oturu‐ yordum. Bana dedi ki: ʺEy Ebu Salt! Şu Harunʹun kabrinin bulunduğu kubbeye gir ve dört yanından toprak al, bana getir.ʺ Gittim ve istediği toprağı getirdim. Önünde dikilince, ʺŞu toprağı bana ver.ʺ dedi. O sırada kapının yanında duruyor‐ du. Toprağı verdim. Aldı toprağı, kokladı, sonra da yere attı. Ardından dedi ki: Benim için burada mezar kazılacak. Mezarı kazar‐ larken karşılarına bir kaya çıkacak. Horasanʹın bütün kazmaları bir araya gelse de onu kıramazlar. Ardından ayak tarafında ve baş tarafında da böyle kaya‐ ların çıkacağını söyledi. Sonra dedi ki: ʺŞu toprağı bana ver. Bu benim toprağımdır.ʺ Sonra şöyle dedi: Benim mezarım burada kazılacak. Benim için aşa‐ ğıya doğru yedi basamak kazmalarını emredersin. Benim için lahitsiz kabir hazırlasınlar. Eğer cesedimi lahde koymakta ısrar ederlerse, lahdin iki arşın ve ka‐ rış kadar olmasını söyle. Allah onu dilediği kadar ge‐ nişletecektir. Bunu yaparlarsa, baş tarafımda bir ıslak‐ lık göreceksin. O zaman sana öğreteceğim sözleri söy‐ lersin. Oradan su çıkacak ve lahdi dolduracak. İçinde küçük balıkların yüzdüğünü göreceksin. Sana verece‐ ğim ekmeği doğrayıp onlara atarsın. Ekmeği kapıp yi‐ yecekler. Ekmekten bir şey kalmayınca büyük bir ba‐ lık ortaya çıkacak ve küçük balıkları geride bir tane bı‐ rakmadan yutacak, sonra ortadan kaybolacak. Büyük balık ortadan kaybolunca, elini suya koy ve sana öğre‐ teceğim sözleri söyle. O zaman su çekilecek ve geride hiçbir iz kalmayacak. Bütün bunları mutlaka Meʹmu‐ nʹun huzurunda yap. Sonra şöyle buyurdu: Ey Ebu Salt! Yarın şu günahkârın yanına gidece‐ ğim. Eğer dışarı çıktığımda başım açık ise, benimle ko‐ nuş, seninle konuşurum. Şayet başım örtülü ise, be‐ nimle konuşma.
Ebu Salt devamla şöyle diyor: Sabah olunca, kalktı ve elbiselerini giydi. Mihrabına oturup beklemeye başladı.
CEV_0100 · S. 105 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Rıza Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Ebu Salt devamla şöyle diyor: Sabah olunca, kalktı ve elbiselerini giydi. Mihrabına oturup beklemeye başladı. Öyle bekliyorken, yanına Meʹmunʹun kölesi geldi ve şöyle dedi: ʺEmirüʹl‐Mümininʹin davetine icabet et.ʺ İmam Rıza (a.s) ayakkabılarını ve hırkasını giydi. Kalkıp yürümeye başladı, ben de arkasından yürüdüm. Meʹmunʹun yanına girdi. Meʹ‐ munʹun önünde bir tabak üzüm vardı. Meyve dolu başka tabaklar da vardı. Elinde bir üzüm salkımı vardı, birazını yemiş birazı da kalmıştı. İmam Rızaʹyı (a.s) görünce, ayağa sıçradı ve onu kucak‐ ladı. Kaşlarının arasını öptü ve yanına oturttu. Sonra üzüm salkımını uzattı ve şöyle dedi: ʺEy Resulullahʹın oğlu! Bun‐ dan daha güzel üzüm görmedim!ʺ İmam Rıza (a.s) şöyle dedi: ʺCennette bundan daha güzel üzüm olsa gerek.ʺ Meʹmun, ʺBiraz yesene!ʺ dedi. İmam Rıza (a.s), ʺBeni mazur görsen!ʺ dedi. ʺHayır, olmaz.ʺ dedi, ʺMut‐ laka yiyeceksin. Niçin yemiyorsun? Yoksa bizi bir şeyle mi itham ediyorsun?ʺ Ardından Meʹmun salkımı aldı ve birazı‐ nı yedi. Sonra İmam Rıza (a.s) aldı, üç tane üzüm yedi. Sonra salkımı bıraktı ve kalktı. Meʹmun da kalktı ve ʺNereye?ʺ dedi. İmam, ʺBeni gön‐ derdiğin yere.ʺ dedi. Dışarı çıktığında başı örtülüydü. Eve gi‐ rinceye kadar kendisiyle konuşmadım. Kapının kapatılma‐ sını emretti, kapı kapatıldı ve yatağının üzerinde uyudu. Ben de evin avlusunda kederli ve üzüntülü bir şekilde bekliyor‐ dum. Ben öylece beklerken içeri güzel yüzlü, düzgün saçlı bir delikanlı girdi. İmam Rızaʹya (a.s) onun kadar benzeyen birini görmemiştim. Hemen delikanlının yanına koştum ve ʺKapı kapalı olduğu hâlde nereden içeri girdin?ʺ dedim. Dedi ki: ʺBeni şu vakitte Medineʹden getiren, şu kilitli kapıdan da içeri soktu.ʺ Dedim ki: ʺKimsin sen?ʺ Bana dedi ki: ʺBen senin Hüccetinim ey Ebu Salt! Ben Muhammed b. Aliʹyim.ʺ
Sonra babasının bulunduğu yere gitti, içeri girdi ve be‐ nim de kendisiyle birlikte içeri girmemi emretti.
CEV_0101 · S. 106 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Rıza Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Sonra babasının bulunduğu yere gitti, içeri girdi ve be‐ nim de kendisiyle birlikte içeri girmemi emretti. İmam Rıza (a.s) onu görür görmez ayağa kalktı, kucakladı, bağrına bas‐ tı, kaşlarının arasını öptü. Sonra onu yatağına doğru çekti. Muhammed b. Ali (a.s) babasının üzerine kapandı, öptü. Anlamadığım bazı sözleri gizlice kulağına fısıldadı. İmam Rıza (a.s) vefat etmişti. Ebu Cafer dedi ki: ʺEy Ebu Salt! Kalk ve mahzenden teneşir ve su getir.ʺ Dedim ki: ʺMah‐ zende teneşir ve su yok.ʺ Bana dedi ki: ʺSana emrettiğimi yap.ʺ Mahzene girdim. Orada teneşir ve su olduğunu gör‐ düm. Bunları alıp dışarı çıkardım. Elbisemi topladım, onun‐ la birlikte naşı yıkamak istedim. Bana dedi ki: ʺKenara çekil, ey Ebu Salt! Çünkü bana yardım edenler var.ʺ Sonra da İmam‐ ʹın (a.s) naşını yıkadı. Sonra bana dedi ki: ʺMahzene gir, kefeninin ve kâfurun bulunduğu kutuyu getir.ʺ Mahzene girdim. Daha bu mah‐ zende görmediğim bir kutu gördüm. Alıp götürdüm. Baba‐ sını kefenledi ve namazını kıldı. Sonra, ʺBana tabutu getir.ʺ dedi. ʺMarangoza gideyim de bir tabut yapsın.ʺ dedim. ʺKalk, çünkü mahzende tabut var.ʺ dedi. Mahzene girdim. Daha önce görmediğim bir tabutun orada olduğunu gördüm. Alıp getirdim. Namazını kıldıktan sonra İmam Rızaʹnın (a.s) naşını alıp tabuta koydu. Ayakla‐ rını düzeltti. İki rekât namaz kıldı. Namazı daha bitirmemiş‐ ti ki, tabut kendiliğinden yükselmeye başladı. Tavan yarıldı ve tabut oradan çıkıp gitti. Dedim ki: ʺEy Resulullahʹın oğlu! Şimdi Meʹmun yanı‐ mıza gelecek ve bizden Rızaʹyı (a.s) soracak. Ne yapalım?ʺ Dedi ki: ʺSus! Çünkü geri dönecek o, ey Ebu Salt! Maşrık‐ ta vefat eden hiçbir nebi yoktur ki vasisi mağripte ölsün de Al‐ lah onların ruhlarını ve bedenlerini bir araya getirmesin.ʺ
Henüz sözlerini tamamlamıştı ki tavan yarıldı ve tabut aşağı indi.
CEV_0102 · S. 107 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Muhammed Cevad
Henüz sözlerini tamamlamıştı ki tavan yarıldı ve tabut aşağı indi. Kalktı, Rızaʹyı (a.s) tabuttan çıkardı ve sanki yı‐ kayıp kefenlememiş gibi yatağına uzattı. Sonra bana şöyle dedi: ʺEy Ebu Salt! Kalk ve Meʹmunʹa kapıyı aç.ʺ Kapıyı aç‐ tım. Meʹmun ve hizmetçileri kapıda duruyorlardı. Ağlaya‐ rak, yakasını parçalayarak içeri girdi. Başına vuruyordu, bir yandan da şöyle diyordu: ʺEfendim! Senin ölümünle başıma ne büyük felaket geldi!ʺ Sonra içeri girip başucuna oturdu ve ʺNaşın teçhizine başlayın.ʺ dedi. Mezar kazılmasını emretti. Mezar yerini kazdım. Rızaʹ‐ nın (a.s) anlattığı her şey gerçekleşti. Meʹmunʹun bazı arka‐ daşları ona, ʺOnun İmam olduğunu iddia etmiyor muydun?ʺ dediler. ʺEvet.ʺ dedi. Dediler ki: ʺO hâlde İmam ancak insan‐ ların önünde olan kişi olur.ʺ Meʹmun kıble tarafının kazılmasını emretti. Dedim ki: ʺİmam bana yedi basamak kazılmasını emretmiş, kendisi i‐ çin orada mezar yeri açılmasını istemişti.ʺ Dedi ki: ʺEbu Sal‐ tʹın dediğini yapın. Ama naşın konulacak yer hariç. Ona bir lahit hazırlayın.ʺ Islaklığı ve balıkları ve diğer olağanüstülükleri görünce, Meʹmun şöyle dedi: ʺRıza hayatta iken bize olağanüstülükle‐ rini gösterip dururdu; aynı olağanüstülükleri ölümünden son‐ ra da gösteriyor.ʺ Yanındaki veziri şöyle dedi: ʺRızaʹnın sana ne anlatmak istediğini biliyor musun?ʺ ʺHayır.ʺ dedi. Vezir dedi ki: ʺDi‐ yor ki: Ey Abbasoğulları! Çokluğunuza ve sıkı tedbirler al‐ manıza rağmen sizin saltanatınız şu balıklar gibidir. Eceliniz tükenince, izleriniz kesilince, devletiniz ortadan kalkınca, yüce Allah bizden olan bir adamı size musallat kılacak ve en sonunuza kadar kökünüzü getirecektir.ʺ Meʹmun, ʺDoğru söyledin.ʺ dedi. Sonra bana dedi ki: ʺEy Ebu Salt! Konuştuğun o sözleri bana öğret.ʺ Dedim ki: ʺVallahi o sözleri o anda unuttum.ʺ
Gerçekten unutmuştum. Meʹmun zindana atılmamı emretti.
CEV_0103 · S. 108 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Rıza dâr İmam Muhammed Cevad
Gerçekten unutmuştum. Meʹmun zindana atılmamı emretti. İmam Rıza (a.s) defnedilince, ben de bir sene zindanda kal‐ dım. Zindan bana iyice dar gelmişti. Gece boyunca uyanık kaldım. Muhammedʹi ve Âl‐i Muhammedʹi anarak Allahʹa dua ettim ve beni bu sıkıntıdan kurtarmasını diledim. Duayı henüz tamamlamıştım ki, yanıma Ebu Cafer Mu‐ hammed b. Ali (a.s) girdi. Bana dedi ki: ʺEy Ebu Salt! İçin mi daraldı?ʺ ʺEvet.ʺ dedim, ʺAllahʹa yemin ederim ki içim da‐ raldı.ʺ ʺKalk ve dışarı çık.ʺ dedi. Sonra elime ve ayaklarıma vurulmuş zincirlere elini sür‐ dü ve hepsini çözdü. Elimden tuttu ve beni zindandan çıkar‐ dı. Muhafızlar ve hizmetçiler beni görüyorlardı. Ama benim‐ le konuşamıyorlardı. Böylece ben zindanın kapısından dışarı çıktım. Sonra bana dedi ki: ʺAllahʹa emanet olarak yürü. Çünkü ne sen ona ulaşabilirsin, ne de o ebediyen sana ulaşabilir.ʺ Ebu Salt anlatıyor: Şu ana kadar Meʹmunʹla hiç karşı‐ laşmadım.1
● İmam Muhammed Taki (a.s) Döneminin Belirgin Özellikleri ● İmam Muhammed Taki (a.s) ve Döneminin …
CEV_0104 · S. 110–112 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
● İmam Muhammed Taki (a.s) Döneminin Belirgin Özellikleri ● İmam Muhammed Taki (a.s) ve Döneminin Yöneticileri ● İmam Muhammed Taki (a.s) Döneminin İhtiyaçları İMAM MUHAMMED TAKİ DÖNEMİNİN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) yaşadığı dönem, İslâm tarihinin en parlak ve en görkemli çağlarından biriydi. Bu dönemde ilmî uyanış ve fikir medeniyeti en belirgin olgular‐ dan biriydi. Nitekim Müslümanların yanı sıra dünyanın baş‐ ka toplulukları da, nesiller boyu o dönemin fikrî ve ilmî mi‐ rasından yararlanmışlardır. Bu yüzden kısaca da olsa, İmam Cevadʹın (a.s) yaşadığı dönemin ayırıcı özelliklerinden bahsetmemiz gerekir. Çün‐ kü bir araştırmacı için, araştırdığı olguyu ilgilendiren çağı etraflıca incelemek artık bir zorunluluk hâline gelmiştir. Kültürel Hayat Bu çağdaki kültürel hayat, kesin olarak İslâm tarihinin bütün dönemlerinin en parlak olgularından kabul edilmiştir. Kültür hareketi son derece gelişmişti. İlmî faaliyetler geniş bir alana yayılmıştı. Eğitim kurumları açılmış, ilim halkaları her tarafa yayılmıştı. İnsanlar büyük bir iştiyakla ilme yö‐ nelmişlerdi. Nicholson şunları söylüyor: Abbasî devletinin sınırlarının genişliği, zenginlik kaynaklarının bolluğu ve ticarî hayatın canlılığı kültü‐ rel uyanışın, daha önce doğuda tanık olunmamış bir şekilde gerekleşmesi üzerinde büyük bir etki oyna‐ mıştı.
Öyle ki, halifeden tutun toplumun en alt kat‐ manlarındaki sıradan herhangi bir insana kadar her‐ kesin …
CEV_0105 · S. 112 · İmam Cevad, Babasının Himayesinde
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Öyle ki, halifeden tutun toplumun en alt kat‐ manlarındaki sıradan herhangi bir insana kadar her‐ kesin sürpriz sayılabilecek şekilde ilim öğrenmekte olduğu veya en azından edebiyata meyilli olduğu gö‐ rülebilirdi. Abbasîler zamanında insanlar, ilim ve ir‐ fan kaynaklarına ulaşmak ve edindikleri bilgileri mem‐ leketlerine aktarmak maksadıyla üç kıtayı dolaşırlar‐ dı. Tıpkı bal arısı gibi, her çiçekten öz alarak ilim tale‐ belerine, ilim âşıklarına aktarıyorlardı. Sonra da bu ilimleri kesintisiz bir sürecin belirtisi olarak tasnif et‐ me işine koyulurlardı. Ki bu tasnifleri ansiklopedilere benzetmek mümkündür. Hiç kuşkusuz çağdaş bilgile‐ rin, önceden tahmin edilmeyecek şekilde bizim elimi‐ ze ulaşmasında, bu çalışmaların büyük bir etkisi var‐ dır.1 Şimdi bu kültürel hayatın bazı işaretleri üzerinde dur‐ mak istiyoruz: Kültür Merkezleri İmam Muhammed Taki (a.s) zamanındaki kültür mer‐ kezlerini şöyle sıralamak mümkündür: 1‐ Medine: O dönemin en önemli kültür merkezlerinden biri Medineʹydi. Ehl‐i Beyt (selâm üzerlerine olsun) medre‐ sesi burada şekillenmişti. Ehl‐i Beyt hadislerini tedvin etmek için gecelerini gündüzlerine katan gözde fakihler ve raviler bu medresenin müdavimleriydiler. İslâmʹın ruhunu ve özü‐ nü temsil eden fıkha dair konusal hadislerin tedvininde bü‐ yük bir özen gösteriyorlardı. Yine Medineʹde tâbiîn medresesinin de şekillendiğini gö‐ rüyoruz. Bu medrese, fıkhın sahabeden alınmasını esas alan bir fıkıh ekolünü temsil ediyordu. Bu ekolün belirgin özellik‐ lerinden biri, herhangi bir mevzuda sahabeden rivayet edi‐ len bir görüş olmadığı durumlarda, kendi ifadeleriyle kişisel görüş ve kıyas yöntemine başvurmaktı.

İmam Cevad Döneminin Özellikleri

2‐ Kûfe: Kûfe, önem bakımından Medineʹden sonra ge‐ lir.
CEV_0106 · S. 114 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
2‐ Kûfe: Kûfe, önem bakımından Medineʹden sonra ge‐ lir. Şehrin Camiuʹl‐Aʹzamʹı (Büyük Camii), en büyük ilim enstitülerinden, İslâmî medreselerden biriydi. Burada birçok ders halkası vardı. Buradaki eğitimin genel özelliği; fıkıh, tefsir ve hadis gibi İslâmî ilimlerin okutulmasıydı. Kûfe, Alevi bir görüşün etkisindeydi. Şehrin medreseleri Ehl‐i Beyt ilmini öğretmeyi esas almışlardı. Hasan b. Ali el‐ Veşşa anlatıyor: Mescitte ‐Kûfe mescidinde demek istiyor‐ dokuz yüz şeyhle (üstatla) görüştüm. Hepsi de sözlerine, ʺBana Cafer b. Muhammed anlattı.ʺ1 diye başlıyorlardı. Bu mescitte eğitim gören en önemli ilim aileleri şunlardı: Âl‐i Hayyan et‐Tağlibî, Âl‐i Aʹyen, Benî Atiyye ve Derrac ailesi… Kûfe medresesinde etkin olan ilim dalı sadece fıkıh de‐ ğildi. Nahiv de önemli bir yer tutuyordu burada. Kûfeʹde na‐ hivciler medresesi kurulmuştu. Bu medresenin en belirgin siması, Halife Harun Reşidʹin, oğlu Emin ve Meʹmunʹu eğit‐ mekle görevlendirdiği Kisaîʹdir. Bu arada vurgulamakta ya‐ rar vardır ki, insanı dili yanlış kullanmaktan koruyan bu il‐ min kurucusu, kaidelerinin ve usullerinin belirleyicisi İmam Emirüʹl‐Müminin Aliʹdir (üzerine selâm olsun). 3‐ Basra: Nahiv ilminin önemli merkezlerinden biriydi. Basra medresesinin temelini atan kişi, İmam Emirüʹl‐Mümi‐ nin Aliʹnin (a.s) öğrencisi Ebuʹl‐Esved ed‐Duelîʹdir. Bu med‐ rese Kûfe medresesinin rakibiydi. Kûfe nahivcilerinden ayır‐ mak için Basra nahivcilerine ʺMantık Ehliʺ denilmiştir. Bu ilmin sembol siması da, ʺel‐Kitabʺın müellifi Fars olan Sibe‐ veyhʹdir. Adı geçen kitap Arap diline ilişkin kitapların en olgunu, en derinliklisi ve en köklüsüdür. Debour şöyle der: Sibeveyhʹin kitabını inceleyecek olursak, olgun bir çalışmanın, büyük bir çalışmanın ürünü olduğunu gö‐ rürüz. Öyle ki son kuşak âlimler bu kitap hakkında şöyle demişlerdir: ʺBu eserin, tıpkı İbn Sinaʹnın el‐
Kanun adlı eseri gibi birçok âlimin ortak çalışmaları‐ nın ürünü olması gerekir.ʺ1 Basra, nahiv ilminin adeta …
CEV_0107 · S. 115 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Muhammed Cevad
Kanun adlı eseri gibi birçok âlimin ortak çalışmaları‐ nın ürünü olması gerekir.ʺ1 Basra, nahiv ilminin adeta meydanı olduğu gibi, tefsir ilminin de medresesi sayılıyordu. Ki bu ilmin en belirgin si‐ ması, Ebu Amr b. Ala idi. Yine temelleri, arap dilinde kale‐ me alınmış ilk sözlük sayılan ʺel‐Aynʺ kitabının yazarı el‐ Halil tarafından atılan aruz ilminin de medresesi sayılırdı. 4‐ Bağdat: İlim ve kültür faaliyetleriyle parlamıştı. Birçok medrese ve enstitü barındırıyordu. İlimden daha kolay, da‐ ha bol bulunan başka bir şey yoktu. Bağdat, diğer İslâm mer‐ kezleri gibi belli bir ilim dalına has değildi. Bilakis aklî ve naklî ilimlerin tamamına ve diğer sanatlara ilişkin faaliyetle‐ re rastlamak mümkündü orada. Dönemin en büyük ilim hav‐ zasıydı Bağdat. Dünyanın her tarafından ilim ve irfan talebe‐ leri Bağdatʹa akın ediyordu. Gustav Leboun anlatıyor: Başta Yunanlılar, Farslar, Kıptîler ve Keldanîlerden olmak üzere bütün milletlerden ve dinlerden âlimler, sanatçılar ve edebiyatçılar Bağdatʹa geliyorlardı. Bu‐ rayı bir dünya kültür merkezi hâline getirmişlerdi. Ebuʹl‐Ferec, Meʹmun hakkında şunları söylüyor: ʺHe‐ kimler (hikmet ehli filozoflar) ile özel toplantılar dü‐ zenler, onların ilmî münazaralarına kulak verirdi. İlim ehlinin Allahʹın seçme kulları, gözde mahlûkları ol‐ duğunun bilincinde olarak onların müzakerelerinden lezzet alırdı.ʺ2 Yukarıda işaret ettiğimiz şehirler, o dönemin belli başlı kültür merkezleriydiler. Popüler İlimler O dönemde popüler olup da insanların yoğun bir ilgiyle öğrenmek istedikleri ilimleri şöyle sıralamak mümkündür:
1- Kur'ân İlimleri a) Kıraat İlmi: Bu ilmin amacı, Kurʹânʹın okunuşuna dair araştırmalar yapmaktı.
CEV_0108 · S. 116 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Ehl-i Beyt İmam Hasan Askerî İmam Muhammed Cevad
1- Kur'ân İlimleri a) Kıraat İlmi: Bu ilmin amacı, Kurʹânʹın okunuşuna dair araştırmalar yapmaktı. Yedi kıraat çeşidi tespit edilmiştir. Bu kıraatlerin her biri bir Kariʹye nispet edilmiştir. Bunların Ab‐ basî döneminde en meşhurları, Yahya b. Hâris ez‐Zimarî (öl. 145), Hamza b. Habib ez‐Zeyyat (öl. 156), Ebu Abdurrahman el‐Mukrî (öl. 213), Halef b. Hişam el‐Bezzaz (öl. 229) idi.1 b) Tefsir: Bu ilmin amacı, Allahʹın aziz kitabını açıkla‐ mak, anlamlarını ortaya koymaktır. Müfessirler, Kurʹân tef‐ sirinde iki yol izlemişlerdir: Birincisi: Kurʹânʹın hadisle tefsiri. Bundan maksat, Kurʹ‐ ân‐ı Kerimʹin Peygamber efendimizden (s.a.a) ve Hidayet İ‐ mamlarıʹndan (selâm onlara olsun) gelen rivayetler ışığında tefsir edilmesidir. Şia müfessirlerinin büyük kısmı bu yönte‐ mi esas almıştır. Tefsiruʹl‐Kummî, Tefsir‐i Askerî ve el‐Bur‐ han gibi. Bu yöntemi benimsemelerinin delili olarak da, şu argümanı ileri sürmüşlerdir: Bütün gerçekliği ve hakikatiyle Kurʹânʹı bilmek Ehl‐i Beyt İmamlarıʹna has kılınmıştır.
İmam Muhammed Bâkır (a.s) bunu şöyle ifade etmiştir:
CEV_0109 · S. 116 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Ehl-i Beyt İmam Ali İmam Ali Hadi İmam Muhammed Bakır İmam Muhammed Cevad
İmam Muhammed Bâkır (a.s) bunu şöyle ifade etmiştir: Vasilerden başka hiç kimse zahiri ve batınıyla bü‐ tün Kurʹân ilimlerine sahip olduğunu iddia edemez.2 Kurʹânʹı tefsir ederken Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın hadisleri‐ ne müracaat etmeninin zorunluluğuna dair birçok delil var‐ dır. Şeyh Tusî anlatıyor: Peygamberʹin (s.a.a) ve sözleri Peygamberʹin sözle‐ ri gibi hüccet olan Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın sahih hadi‐ sini esas almadan Kurʹânʹı tefsir etmek caiz değildir.3 İkincisi: Kurʹânʹın rey ile tefsiri. Bundan maksat, Kurʹâ‐ nʹı tefsir ederken istihsana (akıllarına yatkın ve daha uygun olan) dayanan aklî değerlendirmeleri dikkate almaktır. Bazı Mütezilî ve Batınî müfessirler bu yöntemi esas almışlardır ve Kurʹânʹı tefsir ederken Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın hadislerini dikkate almamışlardır. Bilakis Kurʹânʹı tefsir ederken, aklî is‐ tihsan olarak kabul ettikleri değerlendirmeleri dayanak al‐ mışlardır.1 Bunlar bir yana; rivayetle tefsirin ilk örneği, İmam Emi‐ rüʹl‐Müminin Ali (a.s) zamanında verilmiştir. O, ilk Kurʹân müfessiridir. İbn Abbas gibi önde gelen sahabîler de ondan öğrenmişlerdir tefsir ilmini. Yine tertemiz Ehl‐i Beyt İmam‐ ları da, bu ilme büyük bir önem vermişlerdir.
Meclislerinin birçoğunda Kurʹân tefsirini ele almışlardır.
CEV_0110 · S. 116 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Ehl-i Beyt İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Meclislerinin birçoğunda Kurʹân tefsirini ele almışlardır. Ayetlerinin nü‐ zul sebeplerine ve Kurʹân okumanın faziletine dair bilgiler aktarmışlardır. 2- Hadis İlmi Bununla, Hz. Peygamberʹden (s.a.a) veya vasileri olan tertemiz Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan birinden rivayet edilen söz, fiil veya takriri kastediyoruz ki, buna genel bir isimlen‐ dirme olarak ʺSünnetʺ denir. Şia, hadislerin tedvin edilmesi faaliyetine erken dönem‐ lerden itibaren başlamıştır. Ehl‐i Beytʹin tertemiz İmamları ashaplarını buna teşvik ederlerdi. Örneğin Ebu Basir şöyle rivayet etmiştir: Bir gün Ebu Abdullah İmam Cafer Sadıkʹın (a.s) yanına girdim. Buna dedi ki: Sizi yazmaktan alıkoyan nedir? Yazmadıkça ezber‐ leyemezsiniz. Biraz önce yanımdan Basraʹdan gelen bir grup çıktı. Birçok şeyi sordular ve aldıkları cevap‐ ları yazdılar. İmam Rızaʹnın (a.s) ashabından bir grup âlim, sahih ha‐ disleri büyük bir hadis mecmuası hâlinde toplamaya çalış‐ mışlardır ki bu, İmamiye mektebinde kaleme alınan ilk hadis mecmuasıdır ve üç Şeyhuʹl‐İslâmʹın1 derlediği dört hadis mec‐ muasının da esasını oluşturmaktadır.2 3- Fıkıh Bu dönemde, belki de bütün bir İslâm tarihinde büyük bir yaygınlık kazanan ilim dalı fıkıhtır.
Bu ilim, mükellefle‐ rin yerine getirmekle yükümlü oldukları görevleri, Allah ka‐ tında sorumlu oldukları …
CEV_0111 · S. 116 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Bu ilim, mükellefle‐ rin yerine getirmekle yükümlü oldukları görevleri, Allah ka‐ tında sorumlu oldukları hususları, kendilerine tatbik etmek ve hayatlarında fiilî amele dönüştürmek istedikleri konuları açıklamayı amaç edinmektedir. Bu yüzden fıkıh eğitimine verilen önem, sair ilimlere o‐ ranla daha büyük olmuştur. Ehl‐i Beyt İmamları, fıkhî medreselerini kurmak için ak‐ tif rol oynamışlardır. Ve onların kurdukları bu medreseden Zürare, Muhammed b. Müslim, Cabir b. Yezid el‐Cuʹfî gibi seçkin fakihler ve âlimler mezun olmuştur. Bu âlimler, tertemiz Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan duyduk‐ ları sözleri, sayıları dört yüzü bulan usul kitaplarında tedvin etmişlerdir. Sonra bu kitaplar gözden geçirilmiş ve dört te‐ mel kitapta3 derlenmişlerdir. İmamiye mezhebinin fakihleri, şerʹi hükümleri istinbat4 ederken, bu temel kaynaklara müracaat ederler. Fıkıh ilmine bu yönelim, bu yoğun öğrenme isteği sade‐ ce Şiaʹya özgü değildir kuşkusuz; diğer İslâmî gruplar için de geçerlidir.
4- Fıkıh Usulü İlmi Bu ilmin temellerini, İmam Ebu Cafer Muhammed el‐ Bâkır (a.s) atmıştır.
CEV_0112 · S. 119 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Muhammed Bakır İmam Muhammed Cevad
4- Fıkıh Usulü İlmi Bu ilmin temellerini, İmam Ebu Cafer Muhammed el‐ Bâkır (a.s) atmıştır. İçtihat ve istinbat faaliyetlerinin esasını oluşturan bu ilim dalı, sözünü ettiğimiz bu çağda eğitim fa‐ aliyetlerinin ana konularından biri olmuştur. 5- Nahiv İlmi Nahiv, Abbasîler zamanında büyük bir rol oynamıştır. Tartışma konularını büyük ölçüde bu ilim oluşturuyordu. Halifelerin saraylarında nahiv ilmine özel meclisler düzen‐ lenir ve bu ilmin bazı konularıyla ilgili olarak nahiv âlimleri arasında çok sıcak tartışmalar meydana gelirdi. Bu dönemde bazı seçkin âlimler bütün çalışmalarını bu ilimde yoğunlaştırmışlardı. Bunların başında da Kisaî, Ferra ve Sibeveyh gibi büyük dilbilimciler gelmektedir. Bu arada bu ilmi, yeryüzündeki ilim ve hikmetin öncüsü İmam Emi‐ rüʹl‐Müminin Aliʹnin (a.s) kurduğunu da belirtelim. 6- Kelâm İlmi Bu ilmin amacı, ilmî delillere dayalı olarak dinin inanç prensiplerini savunmaktır. Bu ilim, Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın eliyle kurulmuş ve seçkin talebelerinden bir topluluk da ke‐ ndilerini bu alandaki araştırmalara adamışlardı. Bunların ba‐ şında da büyük âlim Hişam b. Hakem gelmektedir. Vâsıl b. Ata, Ebuʹl‐Huzeyl el‐Allaf, Ebuʹl‐Hasan el‐Aşʹarî ve Gazalî gibi isimler de Ehlisünnetʹin önde gelen kelâmcıla‐ rıdırlar. 7- Tıp Abbasî halifeleri tıp eğitimini teşvik ediyorlardı. Hıristi‐ yan tabiplerden Cibril b. Bahtaşuʹ gibi uzmanlara büyük meblağları bulan malî destekte bulunurlardı.
8- Kimya Doğunun ve Arapʹın övünç vesilesi Cabir b. Hayyan bu ilim dalında uzmanlaşmıştı.
CEV_0113 · S. 120 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
8- Kimya Doğunun ve Arapʹın övünç vesilesi Cabir b. Hayyan bu ilim dalında uzmanlaşmıştı. O da bu alandaki bilgilerini, in‐ sanlık dünyasının eşsiz düşünürü ve bu ilmin gerçek kuru‐ cusu İmam Cafer Sadıkʹtan (a.s) öğrenmişti. 9- Mimarlık ve Şehircilik Geometrisi 10- Astronami. Kitapların Tercüme Edilmesi O dönemin kültür hayatının en belirgin aktivitesi, çeşitli kitapların Arapçaya tercüme edilmesiydi. Tıp, matematik, astronomi, siyaset ve felsefe ile ilgili kitaplar tercüme edildi. Bu ilimlerin isimlerini İbn Nedim, el‐Fihrist adlı eserinde zikretmektedir. Tercüme divanına Huneyn b. İshak başkan‐ lık ediyordu. İbn Nedim anlatıyor: Meʹmun ile Roma Kralı arasında mektuplaşmalar oluyordu. Meʹmun bir seferinde ondan yardım isteye‐ rek Roma İmparatorluğuʹnda bulunan eski ilimlere dair saklanan ilmî eserleri inceleme iznini vermesini talep etti. Roma Kralı uzun süre böyle bir izin ver‐ mekten imtina ettiyse de sonunda kabul etti. Bunun üzerine Meʹmun, Haccac b. Matar, İbn Bat‐ rik ve Beytuʹl‐Hikmetʹin sahibi Müslimʹden oluşan bir heyet oluşturarak bu eserleri incelemek üzere gön‐ derdi. Bunlar da buldukları bütün eserleri Meʹmunʹa getirdiler. Meʹmun da bunları Arapçaya tercüme et‐ melerini istedi. Ve böylece söz konusu eserleri tercü‐ me etmeye başladılar…1
Enstitüler ve Kütüphaneler Hükümet, İslâmî ilimlerin ve diğer ilim dallarının öğre‐ tilmesi maksadıyla …
CEV_0114 · S. 121 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Muhammed Cevad
Enstitüler ve Kütüphaneler Hükümet, İslâmî ilimlerin ve diğer ilim dallarının öğre‐ tilmesi maksadıyla Bağdatʹta birçok medrese ve enstitü açtı. Bağdatʹta yaklaşık otuz medrese açılmıştı. Bu medreselerin görkemi karşısında en büyük saraylar bile küçük kalırdı. Bağdatʹta halk kütüphaneleri kurulmuştu. Beytuʹl‐Hik‐ met Kütüphanesi de bunlardan biriydi. Halife Harun Reşid, özel kütüphanesini buraya nakletmişti. Dedesi Mansur ve babası Mehdiʹnin topladığı kitapları da buraya taşımıştı. Me‐ mun zamanında Sicilya Kralından bazı ilmî ve felsefî kitap‐ lar istenmişti. Bu kitaplar gelir gelmez Beytuʹl‐Hikmetʹe nak‐ ledildiler. Horasanʹdan da buraya birçok kitap getirilmişti. Nerede bir kitap olduğu haber alınsa, hemen buraya getirti‐ lirdi. Dünyanın en değerli hazinesi olan bu kütüphaneye a‐ raştırmacılar ve ilim adamları gelirlerdi. Ne yazık ki hunhar Moğollar, Bağdatʹı hicrî 656 yılında istila etmeleri ile birlikte bu kütüphaneyi imha etmeye başladılar. Böylece İslâm âlemi en büyük kültürel mirasını kaybetmiş oldu.1 Atlaslar ve Rasathaneler Meʹmunʹun emriyle dünyanın bir haritası yapıldı. Buna es‐Suretuʹl‐Meʹmuniyye adı verildi. Dünya için Abbasî dö‐ neminde yapılan ilk haritaydı bu.
Yine Meʹmunʹun emriyle Bağdatʹın mahallerinden biri olan eş‐Şimasiyyeʹde bir rasat‐ hane yapıldı.2 Bu parlak …
CEV_0115 · S. 121 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Muhammed Cevad İmam Cafer Sadık
Yine Meʹmunʹun emriyle Bağdatʹın mahallerinden biri olan eş‐Şimasiyyeʹde bir rasat‐ hane yapıldı.2 Bu parlak ilmî atmosferde, İmam Ebu Cafer el‐Cevad (a.s) kültür hareketinin en etkili öncülerindendi. Bağdatʹta ikamet ettiği esnada etrafında âlimler halka oluşturmuşlardı. İlminden istifade ediyorlardı. En zor, en çetrefilli felsefî ve kelâmî meseleleri ona soruyor, ondan yüce Allahʹın kendisi‐ ne bahşettiği ilim ve irfan sayesinde zamanı aşan cevaplar alıyorlardı.1 Siyasî Hayat İmam Ebu Caferʹin (a.s) yaşadığı dönemin siyasal ortamı son derece kötüydü. Sadece İmam Cevad (a.s) için değil, bütün Müslümanlar için. Çünkü İslâm âlemi çok büyük so‐ runlarla boğuşuyordu. Ümmet, yıkıcı fitne ve kargaşa dalga‐ larıyla çalkalanıyordu. Bu meseleyi ele almadan önce, ko‐ nuyla ilgisi nedeniyle, Abbasîlerin ve diğer yöneticilerin yö‐ netim tarzı üzerinde durmakta yarar görüyoruz: Yönetim Tarzı Abbasîler, amaç ve yöntem olarak Emevî yönetiminin yolunu izliyorlardı. Nicholson, Abbasî yönetimini bir istib‐ dat rejimi olarak nitelendirir ve Abbasîlerin tıpkı kendilerin‐ den önceki Sasanîler gibi ülkeyi baskıyla yönettiklerini belir‐ tir.2 Yönetim, Abbasî sultanlarının ve amirlerinin arzularına göre şekillenmişti. İslâm dininin prensipleriyle örtüşmesi söz konusu değildi. İdarî, iktisadî ve siyasî uygulamaları, İslâm‐ ʹın bu alanlarla ilgili olarak koyduğu kurallara tamamen ay‐ kırıydı. Abbasî sultanları, Müslümanların işlerini baskıyla yürü‐ tüyorlardı. Kelimenin tam anlamıyla Müslümanlar üzerinde terör estiriyorlardı. Merhamet ve şefkat nedir bilmezlerdi. Adaleti egemen kılmak, insanlar arasında hakkı belirleyici hâle getirmek ve insanlara eşit muamelede bulunmak gibi a‐ maçlara yönelik olan İslâmʹın koyduğu düzen ve kanunlara tamamen aykırı hareket ediyorlardı.
Hilâfet ve Veraset İslâmî hilâfet, İslâmʹın temel değerleri itibariyle veraset‐ le veya kişilerin arzularına …
CEV_0116 · S. 123 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Ehl-i Beyt Oniki İmam İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Hilâfet ve Veraset İslâmî hilâfet, İslâmʹın temel değerleri itibariyle veraset‐ le veya kişilerin arzularına göre belirlenen başka bir yöntem‐ le, asabiyet değerleriyle belirlenmez. İslâm bu olguların tü‐ müyle savaşmış ve bunları çöküşün, düşünsel ve soysal geri kalmışlığın başlıca etkenlerinden kabul etmiştir. Buna para‐ lel, hilâfet kurumunu yüce değerlerle, üstün ideallerle çerçe‐ velemiştir. Hilâfet için, ümmetin işlerini en güzel şekilde yü‐ rütme gücüne ve becerisine sahip olmayı şart koşmuştur. Üm‐ metin selâmetinin ve mutluluğunun eksenini oluşturan bu önemli göreve ancak bütün bunlara sahip olan kişi aday ola‐ bilir. Şia, halifelik makamını, tertemiz Ehl‐i Beyt İmamlarıʹna has bir görev olarak görmektedir. İmamlar, Resulullahʹın (s.a.a) akrabaları oldukları, onun en yakınında bulundukları, ondan ayrılmadıkları için değil elbette; rabbanî yetenekleri olduğu için. Kendilerinden başka kimsede bulunmayan er‐ demlere sahip oldukları için. Ayrıca Müslümanlara bir tercih imkânı bırakmayan apaçık nasslarla kendilerine işaret edil‐ diği için. Ama bu görev için veraseti esas alanlar, Abbasîlerdir. Tıpkı kendilerinden önceki Emevîler gibi. Veraseti, halifelik‐ te hak sahibi olduklarının en sağlam dayanağı olarak görü‐ yorlardı. Gerekçeleri de Resulullahʹın (s.a.a) amcasının ço‐ cukları olmalarıydı. Bu gerekçenin halk arasında yaygınlaş‐ ması ve benimsenmesi için propaganda araçlarına büyük meblağlarda para dağıtıyorlardı. Bu çerçevede Abbasîleri desteklemek ve İmam Ali (a.s) evlâdını küçük düşürmek maksadıyla maaşlı dalkavuklar devreye girdi. Bunlar, bu işleri sayesinde Abbasîlere yaklaşır ve Abbas‐ oğullarıʹnın, Âl‐i Resulʹün tertemiz efendilerine göre Resu‐ lullahʹa (s.a.a) daha yakın olduklarını söylerlerdi.
Benzeri Görülmemiş Uygulamalar Abbasîler, halifelikle ilgili olarak veraset kuralını esas al‐ dıkları için, …
CEV_0117 · S. 124 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Muhammed Cevad
Benzeri Görülmemiş Uygulamalar Abbasîler, halifelikle ilgili olarak veraset kuralını esas al‐ dıkları için, ümmetin maslahatıyla hiçbir surette bağdaşma‐ yan uygulamalara imza attılar: 1‐ Henüz rüşde ermemiş çocukları halife tayin etmek. Harun Reşid, oğlu Eminʹi veliaht gösterirken çocuk beş ya‐ şındaydı. Meʹmunʹu veliaht gösterirken, o da on yaşındaydı. Henüz gerekli ilim, hikmet, idarî ve siyasî beceri kazanma‐ mışlardı. Bu yüzden onları saray mensupları yönlendiriyor‐ lardı. Oysa imamet ve hilâfet, Resulullahʹa (s.a.a) ait rabbanî bir makam ve ilâhî bir ahittir. Bu yüzden bu makama fıtratı dengeli, hayat tarzı sağlıklı, hayatının her alanında çarpıklık‐ tan, hatadan ve sapmadan beri biri çıkabilir. Ta ki ümmeti doğru yola götüren bir öncü işlevini yerine getirebilsin. Böylece Abbasîler, İslâmʹın koyduğu, ʺhalifelik makamı; hikmet sahibi, korunmuş, sosyal işlerden haberdar, eksiksiz bir dirayeti bulunan, ümmetin her alanda muhtaç olduğu şeyleri en güzel şekilde bilen kimseye aittirʺ şeklindeki ilke‐ sinden saptılar. 2‐ Birden çok kişiyi veliaht tayin etmek. Bu, ümmetin birliğinin parçalanması anlamına geliyordu. Harun Reşid bu uygulamayı başlatan kişidir.
Kendisinden sonra halife olarak oğulları Emin ve Meʹmunʹun ikisini birden göstermiştir.
CEV_0118 · S. 124 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Kendisinden sonra halife olarak oğulları Emin ve Meʹmunʹun ikisini birden göstermiştir. Böy‐ lece oğulları arasında bir mücadele başlatmıştır. Ümmeti de ölümcül krizlerin, tehlikeli fitnelerin girdabına atmıştır. İle‐ rideki bölümlerde bu meseleye değineceğiz. Vezirlik Kurumu Abbasî devletinin en hassas kurumlarından biri vezirlik‐ ti. Vezirler çoğunlukla istedikleri gibi hareket edebilme yet‐ kisine sahiptiler. Halife, vezire devletin bütün işlerini idare etme yetkisini verir, kendisi de eğlenceye, boş işlere ve gü‐ naha dalardı. Abbasî halifesi Mehdi, Yakub b. Davudʹu vezir olarak tayin etmiş, halkın bütün idaresini onun eline vere‐ rek, kendisi lezzet dünyasına çekilmişti. Harun Reşidʹin veziri de Yahya b. Halid el‐Bermekî idi. Reşid, ona her türlü yetkiyi vermiş, kendisi de lezzet ve şeh‐ vet âlemine dalmıştı. Reşidʹin Bağdatʹtaki kızıl geceleri, bu‐ nun en somut göstergesidir. Yahya, uçsuz bucaksız imparatorluğun idaresinde arzu‐ larına göre hareket ediyordu. Kendisini metheden şairlere yüksek meblağlarda ödüller veriyordu. Milyonlarla ifade e‐ dilen parayı mal mülk edinmeye, köşkler yaptırmaya ayırı‐ yordu.
Bu yüzden Harun Reşid onu tutukladı, oğlu Caferʹi de öldürerek mallarını müsadere etti.
CEV_0119 · S. 124 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Muhammed Cevad
Bu yüzden Harun Reşid onu tutukladı, oğlu Caferʹi de öldürerek mallarını müsadere etti. Meʹmun zamanında Vezir Fadl b. Sehlʹin eli devletin bü‐ tün işlerine karışacak şekilde serbest bırakılmıştı. Devler iş‐ lerinde istediği gibi tasarrufta bulunuyordu. Vezir, talan ve rüşvet yoluyla büyük bir servet edinmişti. Bu esnada üm‐ met, tavsifi mümkün olmayan mihnet ve belânın bin türlü‐ süyle boğuşuyordu. Vezirler, halkı ezmenin araçlarıydılar. Sultanlar, halkın mallarını talan etmek, halkı zelil kılmak ve istemedikleri şeyleri yapmaya zorlamak için vezirleri kulla‐ nırlardı. Bu arada vezirler her zaman öfkenin ve intikam girişim‐ lerinin hedefiydiler. Bunun nedeni de işledikleri zulüm ve zorbalıklardı. Nitekim Diʹbil el‐Huzaî, Abbasîlerin vezirle‐ rinden biri olan Fadl b. Mervanʹa nasihat etmiş, insanlara maruf ve ihsan esasında muamele etmesini tavsiye ederek kendisinden önce vezirlik makamına kurulan ve kendisinin de adaşı olan, zulmettikleri için de öfkeye ve intikam saldırı‐ larına maruz kalıp canlarından olan üç vezirden, yani Fadl b. Yahya, Fadl b. Rebi ve Fadl b. Sehlʹden ibret almasını tel‐ kin etmişti.
Vezirlerin işledikleri ihanetlerin en ilginç olanı ise, Ab‐ basî halifesi el‐Muktediru Billahʹın veziri …
CEV_0120 · S. 126 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Ali Hz. Fatıma İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Vezirlerin işledikleri ihanetlerin en ilginç olanı ise, Ab‐ basî halifesi el‐Muktediru Billahʹın veziri Hakanîʹnin bir günde on sekiz kişiyi Kûfe nazırı olarak tayin etmesi ve her birinden rüşvet almasıdır.1 Bunun gibi Abbasî devletinin ve‐ zirlerinin işledikleri daha bir sürü iğrenç, yüz kızartıcı suçlar vardır.2 Ali Evlâdına Baskı Uygulanması Abbasî halifelerin büyük çoğunluğu, resmî bir politika olarak Alevilere (Ali soyundan gelenlere) büyük baskılar uy‐ gulamışlardır. Onlara karşı akıl almaz işkenceler, zorbalıklar işlemişlerdir. Emevîler zamanında bile görülmemiş işkence‐ lere maruz bırakmışlardı. Ali evlâdına karşı baskı uygulama, ezme kapısını açan ilk kişi bu ümmetin Firavunʹu tağut Mansur ed‐Devanikîʹdir.3 Şu söz onundur: Fatıma evlâdından bin kişiyi öldürdüm. Ama bü‐ yükleri ve efendileri olan Cafer b. Muhammedʹi sağ bıraktım.4 Ali evlâdının kesik başlarından oluşan bir mahzeni oğlu Mehdiʹye saltanatının ve hâkimiyetinin sağlamlaştırmak için miras olarak bırakmıştı.
Bu mahzende çocukların, gençlerin ve yaşlıların kesik başları bulunuyordu.5 Ali evlâdının seçkin simalarını, …
CEV_0121 · S. 126 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Ali Kerbela İmam Ali Hadi İmam Muhammed Cevad
Bu mahzende çocukların, gençlerin ve yaşlıların kesik başları bulunuyordu.5 Ali evlâdının seçkin simalarını, önde gelenlerini kor‐ kunç zindanlarına atıyor, bazısı bu zindanlarda kokudan ya da üzerine zindanın duvarının yıkılıp taş toprak altında kal‐ masından dolayı vefat ediyordu. Bu kan dökücü tağut, Ali evlâdının maddî olarak varlık‐ larına son vermek için akla gelebilecek her türlü zulmü işli‐ yordu. Ali evlâdı, onun yönetimi altında türlü terör eylemle‐ rine, tepelenmelere maruz kaldılar ki, bunları ifade edecek söz bulmak zordur. Musa el‐Hadi ise selefi Mansurʹdan da ileri gitmişti. Fah faciasının failidir ki, bu facia dehşeti ve yürek yakıcılığı iti‐ bariyle Kerbela felâketinden hiç de geri kalmaz. Bu kan dö‐ kücü, söz konusu olayda eşi görülmemiş cinayetler işledi. Çocukların öldürülmesini, esirlerin idam edilmesini emretti. Ali evlâdı sürekli bir takip altındaydılar. Her yerde aranıyor‐ lardı. Yakaladıklarını öldürüyorlardı. Ama çok geçmeden yüce Allah bu zalim cellâdın belini kırdı. Harun Reşidʹe gelince, Ehl‐i Beytʹe (a.s) düşmanlık bes‐ leme ve onları sürekli olarak baskı altında tutup ezme husu‐ sunda seleflerinden geri kalmazdı.
Şu söz onundur: Ne zamana kadar Ebu Talib oğullarına tahammül edeceğim?
CEV_0122 · S. 126 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Şu söz onundur: Ne zamana kadar Ebu Talib oğullarına tahammül edeceğim? Andolsun onları öldüreceğim! Şialarını öl‐ düreceğim! Bu işi kesinlikle yapacağım! Yapacağım!1 Büyük İmam Musa b. Caferʹi (a.s) senelerce zindanda tu‐ tan oydu. Sonra da zindanda zehirleyerek canına kıymıştı. Harun Reşid, Ali evlâdına zulmetmek, onları yok etmek için sahip olduğu bütün imkânları kullanıyordu. Ali evlâdı, o‐ nun zamanında Mansur dönemini aratmayan terör eylemle‐ rine, yüz kızartıcı zulümlere maruz kaldılar. Meʹmun halife olunca, Ali evlâdı üzerindeki sıkı dene‐ tim kaldırıldı. Kendilerine ekonomik destek sağlandı, belli bir inayete mazhar oldular. Ama bu da uzun sürmedi. Çün‐ kü İmam Rızaʹnın (a.s) zehirlenerek öldürülmesinden sonra, Meʹmun da selefleri gibi Ali evlâdını kovalamaya, gördüğü yerde ezmeye başladı. Kısaca söylemek gerekirse, Müslümanların bir imtihan olarak yaşadıkları en büyük siyasî mesele; Resul‐i Ekremʹin ıtretinin (Ehl‐i Beytʹinin) ve soyunun baskılara maruz kalma‐ sı, azgın Abbasî çetesi tarafından öldürülmesidir. Acımasız‐ lığı ve iğrençliği itibariyle Ümeyyeoğullarıʹnın zulümlerini fersah fersah geride bırakmışlardı.
Yüce Resulʹün (s.a.a) ço‐ cukları, uğradıkları onca zulüm ve işkencenin yanı sıra açlık ve susuzluktan …
CEV_0123 · S. 126 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Muhammed Cevad
Yüce Resulʹün (s.a.a) ço‐ cukları, uğradıkları onca zulüm ve işkencenin yanı sıra açlık ve susuzluktan kıvranıyorlardı. Bu durumun İmam Ebu Ca‐ fer el‐Cevadʹın (a.s) kalbine elem vermesi, acı ve hüzün çek‐ mesine yol açması son derece doğaldı.1 Kur'ân'ın Mahlûkluğu Meselesi Muhtemelen o dönemde Müslümanların bir belâ olarak yaşadıkları en büyük siyasî hadise, Kurʹânʹın mahlûkluğu meselesinden dolayı yaşanan süreçti. Bu mesele yüzünden İslâm dünyasında fitneler çıkmış, yıkıcı felâketler birbiri ar‐ dınca yaşanmaya başlamıştı. Bu meseleyi hicrî 212 yılında gündeme getiren Meʹ‐ munʹdu. Âlimler bu hususta ağır bir imtihandan geçirildiler. Akıl almaz baskılara maruz kaldılar. Meʹmun gibi düşünme‐ yenler zindana atıldılar, sürüldüler veya öldürüldüler. İn‐ sanları zor ve baskıyla kendi düşüncesine bağlamıştı. O çağda yaşanan en önemli, bir o kadar da tehlikeli ha‐ dise, işte bu mesele etrafında kopan fırtınaydı. Nice felsefeci ve kelâmcı bu inancın yaygınlaşması ve kapalı yönlerinin açıklanması için geceli gündüzlü uğraş veriyordu.2 İktisadî Hayat İslâm; iktisada, iktisadî hayatın geliştirilmesine büyük önem verir.
Fakirliği ise, her yolun ve her aracın devreye so‐ kularak bitirilmesi gereken bir felâket olarak …
CEV_0124 · S. 126 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Muhammed Cevad
Fakirliği ise, her yolun ve her aracın devreye so‐ kularak bitirilmesi gereken bir felâket olarak değerlendirir. İslâm, valileri ve yetkilileri genel iktisadın gelişmesi, ferdin gelirinin artması, insanların refah düzeylerinin yükselmesi için çaba sarf etmekle yükümlü tutmuştur. Ki Müslümanlar, çoğunlukla fakirlik ve yoksulluktan kaynaklanan sapıklıklar‐ dan, kaymalardan emin olsunlar. İslâmʹın önemle üzerinde durduğu hususlardan biri; yet‐ kililerin, devlet malını Müslümanların çıkarına olmayan alan‐ lardan harcamalarını yasaklamasıdır. İslâm dini, devlet yet‐ kililerinin devlet malını kendileri, akrabaları ve çevreleri için ayırmalarını haram kılmıştır. Fakat Abbasî sultanları, İslâmʹın bu alanla ilgili buyruk‐ larını görmezden geldiler. Allahʹın malını kendileri için ser‐ vet, Allahʹın kullarını da kendileri için kul bildiler. Müslü‐ manlara ait olan malları, utanmadan, sıkılmadan sınırsızca şehvetlerini tatmin etmek ve lezzet almak için oluk oluk har‐ cadılar. Bu sapkın siyaset ise, genel iktisadî hayatta büyük ve yıkıcı krizlerin çıkmasıyla sonuçlandı. Çünkü toplum iki sınıfa ayırdı: Birincisi; zengin, servet sahibi tabaka. Bunlar çalışmaz‐ lardı.
Bütün uğraşıları oyun ve eğlenceydi. İkincisi ise, emek sahipleri tabakası.
CEV_0125 · S. 126 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Bütün uğraşıları oyun ve eğlenceydi. İkincisi ise, emek sahipleri tabakası. Bunlar toprağı eken, zanaatla uğraşan, bi‐ rinci sınıfı oluşturan efendileri mutlu etmek için ter döken, emeğine karşılık olarak da ölmemek kadar bir para kazanan yoksul kesimlerdi. İktisadî hayatın dengesinin bozulması neticesinde siyasi ve sosyal hayatın dengesi de doğal olarak alt üst oldu.1 Aşağıdaki bölümde o çağın iktisadî hayatını özetlemeye çalışacağız: Devletin Gelir Kaynakları İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) yaşadığı dönemde, Ab‐ basî devletinin gelir kaynakları alabildiğine genişti. İbn Hal‐ dun, Meʹmun döneminin gelirlerini 400 milyon dirhem ola‐ rak hesaplamıştır.1 Devletin para olarak geliri o kadar fazlaydı ki, saymak yerine tartılıyordu. Örneğin, altı veya yedi kantar2 altın ola‐ rak ifade ediliyordu.3 Muʹtasimʹin Rum diyarı görevlisi, ala‐ cağı vergiyi hesaplamıştı. Bu, üç milyon dirhemden daha az‐ dı. Muʹtesim ona bir mektup yazarak azarlamıştı. Mektupta şöyle diyordu: En değersiz bölgeye valilik eden en basit valimin bana gönderdiği vergi bile senin topraklarından gön‐ derilen vergiden daha fazladır.4 Ne yazık ki bu muazzam servet Müslümanların durum‐ larının düzeltilmesi, hayat düzeylerinin geliştirilmesi için har‐ canmıyordu. Bu malların çoğu, şehevî arzuların tatmini ve lezzetler uğruna harcanıyordu. Nitekim zevk ve eğlence alanında yapılan bu harcama‐ lar yüzünden Bağdat, konforun, eğlencenin merkezi hâline gelmişti. Bin bir gece masalları o dönemin eğlence hayatını anlatmaktadır. Mal Toplama Hırsı O çağda insanlar, mümkün olan her yola başvurarak mal toplama derdine düşmüşlerdi. Bu yolun meşru olup ol‐ madığı umurlarında değildi. İnsanlar değerlendirilirken kıs‐ tas maldı. Bağdatʹta şu tür darbımeseller dolaşırdı dillerde: ʺMal (gerçek değer) maldır, gerisi (maldan başkasına yönel‐ mek) muhaldir.ʺ İnsanlar her yolu deneyerek mal toplamakla meşguldü‐ ler. Hiçbir haram yoldan sakınmaz ve çirkin yöntemlerden utanmazlardı.
Mal toplamanın en muteber yolu, aldatma ve dolandırıcılıktı.1 Servet Biriktirmek Özellikle İslâm dünyasının o …
CEV_0126 · S. 126 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Mal toplamanın en muteber yolu, aldatma ve dolandırıcılıktı.1 Servet Biriktirmek Özellikle İslâm dünyasının o günkü başkenti Bağdatʹta bazı insanların sahip oldukları servet korkunç rakamlara u‐ laşmıştı. Milyonlara hükmeden bir sermayedar sınıf oluş‐ muştu. Basraʹda da geniş bir zenginler tabakası vardı. Basra, Irakʹın liman şehriydi. Önemli bir ticaret merkeziydi. Doğu ile Batıʹyı birbirine bağlayan bir konumu vardı. Hint ticaret mallarıyla Doğu denizlerinin adalarının ürünleri burada bu‐ luşurdu. Bu yüzden Basraʹya ʺHint Toprağıʺ ve ʺIrakʹın Ana‐ sıʺ denirdi.2 Me'mun'un Evlilikleri İçin Yaptığı Harcamalar Bu savurganlığın, Müslümanların malları üzerinde ya‐ pılan bu zalim harcamanın en somut örneği Meʹmunʹun, Boran Hanımefendi ile evlenirken yaptığı harcamalardır. Bo‐ ranʹa bir milyon dinar mehir vermişti. Boranʹın babası, Ha‐ san b. Sehl, kızıyla ʺFemuʹs‐Sulhʺ (Sulh Ağzı) denilen yerde‐ ki köyünde zifafa girmesini şart koşmuştu. Meʹmun da bunu kabul etti. Meʹmun evlenmeye karar verince, Femuʹs‐Sulhʹa doğru yola çıktı. Beraberindeki askerlere bir milyon dinar dağıttı. Bu yolculuğunda otuz bin çocuk köle, çocuk ve yetişkin hiz‐ metçi ve yedi bin cariye eşlik ediyordu… Dört yüz bin atlı ve üç yüz bir piyadeden oluşan ordu görkemli bir manzara oluşturuyordu. Hasan b. Sehl de, mi‐ safirleri için otuz bin koyun, bunun iki katı tavuk, dört yüz sığır ve dört yüz deve kesmişti. İnsanlar bu ziyafete, ʺİslâm Davetiʺ adını vermişlerdi. Ama İslâmʹla bir ilgisi yoktu.
Çünkü İslâm, Müslümanların beytülmali konusunda son de‐ rece hassastır ve bu kurumdan Müslümanların çıkarına …
CEV_0127 · S. 132 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Çünkü İslâm, Müslümanların beytülmali konusunda son de‐ rece hassastır ve bu kurumdan Müslümanların çıkarına ol‐ mayan en küçük bir harcamayı bile haram sayar. Meʹmun, Boranʹla zifafa girince, Hasan b. Sehlʹin evinin damından insanlara amber şişeleri dağıtıldı. İnsanlar bu he‐ diyeleri küçümsediler ve almak istemediler. Bunun üzerine bir adam dama çıkıp insanlara şöyle seslendi: Elinde amber şişesi bulunanlar onu kırsınlar, için‐ de bir yazı bulacaklardır. Orada ne yazılmışsa kendi‐ sine verilecektir. Bunun üzerine insanlar şişeleri kırmaya başladılar. İçin‐ de yazı olduğunu gördüler. Kimisi bin dinar, kimisi beş yüz dinar, kimisi yüz dinar değerindeydi. Kimisinde on atlas el‐ bise, kimisinde beş elbise, kimisinde bir köle, kimisinde bir cariye yazılıydı. Elinde bu şişeden olanlar kırıp içindeki ya‐ zıyla birlikte divana gidip şansına düşeni teslim aldı.1 Meʹ‐ mun, bu düğünde sadece ordu komutanına elli milyon dir‐ hem verdi.2 Zifaf saatinde Boran, altından dokuma bir hasır üzerine oturtuldu. Meʹmun, yanında halası ve bir grup Abbasî ha‐ nedanına mensup kadınla birlikte içeri girdi. Hasan b. Sehl, Meʹmunʹun ve karısının başlarına her biri bir miskal ağırlı‐ ğında üç yüz tane inci serpti. Kimse almak için elini uzatma‐ dı. Meʹmun, halasına incileri toplamasını söyledi. Eğilip bir tane aldı. Diğerlerini Abbasî hanedanına mensup kadınlar topladılar. Hasan ve Meʹmun bu cömert harcamaları Müslümanla‐ rın beytülmalinden yapıyorlardı. Oysa Allah bu malların yok‐ sulluk, darlık ve fakirlikle mücadele için kullanılmasını em‐ retmişti.
Bağışlar ve Hediyeler Abbasî sultanları, Müslümanların mallarını büyük bir cömertlikle şarkıcılara, …
CEV_0128 · S. 133 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Bağışlar ve Hediyeler Abbasî sultanları, Müslümanların mallarını büyük bir cömertlikle şarkıcılara, hizmetçilere ve saray çalışanlarına dağıtırlardı. Bir gün İbrahim b. Mehdi el‐Abbasî, Halife Mu‐ hammed el‐Eminʹe bir şarkı söyledi. Halife ona üç yüz mil‐ yon dirhem verdi. İbrahim bu bağışı fazla buldu ve şöyle de‐ di: ʺEy efendim! Yirmi milyon dirhem verseydin yeterdi.ʺ Halife ona şu karşılığı verdi: ʺNe verdim ki? Küçük bir vila‐ yetin vergisini!1ʺ İbn Muhriz, bir gün Halife Harun Reşidʹin yanında bir şarkı söyledi. Şarkının girişi, ʺHatırla sıtma günlerini, sonra da salınıp yürü.ʺ şeklindeydi. Halife bu sözlerin etkisiyle coştu ve yüz bin dirhem verilmesini emretti. Aynı miktarda paranın şarkıcı Dahman el‐Aşkarʹa de verilmesini söyledi.2 el‐Mehdi de halife olunca, beytülmalin hazinelerinden bi‐ rindeki bütün parayı kölelerine ve hizmetçilerine dağıttı.3 Bunlar gibi merkezî hazineden yapılan akıl almaz meb‐ lağlardaki bağışlar ve armağanlar... Şeriat, bütün bunların hayatın her alanında yapıcı olarak harcanmasını ve memle‐ ketin kalkındırılmasını emretmişti oysa. Cariye Edinmek Abbasî sultanları, ülkeyi ıslah edip iktisadını geliştire‐ ceklerine, cariyeler satın alarak günlerini gün etme peşine düştüler. Abartılı bir şekilde cariye satın alıyorlardı. Dünya‐ nın her tarafından güzel cariyeler Bağdatʹa getirilirdi. Bunlar arasında Habeşli, Bizanslı, Gürcü, Çerkez ve Medine, Taif, Yemame ve Mısırʹdan getirilen tatlı dilli, hazır cevap Arap cariyeler vardı. Bunlar arasında, göz kamaştırıcı giysiler için‐ de şarkı söyleyenler de bulunuyordu. İnci ve mücevher di‐ zilmiş, üzerinde altın yazılar bulunan kemerler takarak sul‐ tanların göz zevkine hitap ederlerdi.1 Harun Reşidʹin yaklaşık iki bin cariyesi vardı. Mütevek‐ kilʹin ise dört bin cariyesi bulunuyordu.2 Harun Reşid boş olduğu bir günde, Bermekîleri ziyaret etmişti.
Oradan ayrılırken Bermekîlerin cariyeleri tıpkı as‐ kerler gibi ikişerli saf tutarak şarkılar söylemiş, ud ve …
CEV_0129 · S. 133 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Oradan ayrılırken Bermekîlerin cariyeleri tıpkı as‐ kerler gibi ikişerli saf tutarak şarkılar söylemiş, ud ve def ça‐ larak sarayın burçları görününceye kadar halifeye eşlik et‐ mişlerdi.3 Cafer el‐Bermekîʹnin yüz kadın hizmetçisi vardı ve her birinin elbisesi ve süsleri öbürlerinkinden tamamen farklıy‐ dı.4 Bu kadar çok cariyeye sahip olmak, büyük bir servete sa‐ hip olmuş bu sermayedar sınıfın aşırı zenginlikten ne yapa‐ cağını şaşırmasının bir sonucuydu. Bina Yapma Savurganlığı Abbasî sultanları görkemli ve süslü saraylar yaptırmaya düşkündüler. Dünyanın hiçbir yerinde benzeri olmayan göz kamaştırıcı saraylar yaptırıyorlardı. Yüce Allahʹın muttakile‐ re vaat ettiği ʺCennetuʹl‐Huldʺe (Sonsuzluk Cenneti) öykü‐ nerek, ʺKasruʹl‐Huldʺ (Sonsuzluk Sarayı) adında Bağdatʹta bir saray yaptırmışlardı. Bu sarayların en büyüğü, Eminʹin yaptırdığı eyvanʹdı. Tarihçiler bu eyvanı şöyle tarif ediyorlar: ʺÖnce yumur‐ ta gibi beyaz bir renkle boyadı. Sonra araya lacivert renkli çizgiler koyarak som altın döktü üzerine. Eyvanın büyük kapıları ve kalın kapakları vardı. Uçları nefis mücevherlerle süslü altın çivilerin parıldayışı göz alıyordu.
Kanla boyan‐ mış gibi duran sergiler serilmişti ve hepsi de altın süsleme‐ liydi.
CEV_0130 · S. 133 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Kanla boyan‐ mış gibi duran sergiler serilmişti ve hepsi de altın süsleme‐ liydi. Üzerlerine amber ve kâfur serpilmişti.ʺ1 Cafer el‐Bermekî evini yaptırırken, yaklaşık yirmi mil‐ yon dirhem harcamıştı.2 O çağda gösteriş ve varlık içinde şımararak savurganca harcamalar öyle bir düzeye varmıştı ki Bağdatʹtaki evlerin çoğunun kapısı altındandı. Buna karşılık ümmetin ezici ço‐ ğunluğu açlık ve yoksulluğun pençesinde kıvranıyordu. Ev Eşyası Abbasî sarayları dünyanın en pahalı, en göz alıcı eşyala‐ rıyla donatılmıştı. Tarihçiler anlatıyor: Zübeyde Hanımefen‐ di, saf ipekten bir halı yaptırmıştı. Halının üzerinde her tür‐ den bütün hayvanların, bütün kuşların şekilleri altınla işlen‐ mişti. Gözleri yakut ve mücevherlerden yapılmıştı. Söylen‐ diğine göre bu halıyı yaptırmak için bir milyon dinar masraf etmişti.3 Yine mücevher işlemeli altın bir sandal satın almıştı ki, üzeri ipek, samur ve türlü atlaş kumaşlarla örtülüydü. Bir amber şamdanlık ve mücevher işlemeli bir ayakkabı almış‐ tı...4 Bermekîlerin meclisleri ise, kelimenin tam anlamıyla zevk ve eğlence merkezleri görünümündeydi. Harun Reşid bu mec‐ lislere mücevher süslemeli kaplar, göz alıcı hazineler, ipek ve atlaş tahtlar arasında katılırdı. Cariyeler de, ipek ve mü‐ cevher işlemeli kumaşlarının eteğini sürüyerek salını salını yürürlerdi ve ne olduğu bilinmeyen hoş kokularla onu karşı‐ larlardı. Böylece kendini güzeller, mücevherler ve hoş koku‐ lar arasında cennette sanmasını sağlıyordu.5
Giysiler Abbasîlerin gösteriş ve savurganlıkları, varlık içinde şı‐ marmaları, İbn Haldun tarafından şöyle …
CEV_0131 · S. 136 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Giysiler Abbasîlerin gösteriş ve savurganlıkları, varlık içinde şı‐ marmaları, İbn Haldun tarafından şöyle anlatır: Abbasî saraylarında elbise dokumaya ayrılmış bir bölüm vardı ve buna ʺDûruʹt‐Tıraz (Nakış ve Stil Ev‐ leri)ʺ adı veriliyordu. Bu bölümü idare eden kişi, terzi‐ lerin ve sanatçıların işlerine, aletlerinin teminine ve maaşlarını ödemeye bakıyordu.1 Yemekler Medeniyetin gelişmesiyle birlikte yemek çeşitleri de ço‐ ğalıyordu doğal olarak. Tarihçi Tayfur, Cafer b. Muhammed el‐Enmatîʹden şöyle nakleder: Bir gün Meʹmunʹla yemek yedim. Sofraya üç yüz çeşit yemek konulmuştu.2 Böyle çeşitli yemek yemenin sonucu, dişleri de doğal o‐ larak çürüyordu. Bu da tedavi maksadıyla altın diş takmaya zorluyordu onları.3 Abbasî Halifelerinin Öldükten Sonra Geride Bıraktıkları Kişisel Servetleri Abbasî sultanları ve vezirleri öldüklerinde, geride sayıl‐ mayacak kadar çok mal bırakıyorlardı.
Aşağıda bunlardan bazılarının bıraktıkları serveti dikkatinize sunmak istiyoruz:
CEV_0132 · S. 136 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Aşağıda bunlardan bazılarının bıraktıkları serveti dikkatinize sunmak istiyoruz: 1‐ Cimriliğiyle meşhur tağut Mansur Devanikî öldüğün‐ de, Müslümanlardan çaldığı servetinin miktarı, altı yüz mil‐ yon dirhem ve on dört milyon dinardı.1 Bu korkunç serveti hazinelerine doldurmuş, İslâm memleketinin her tarafını ise yoksulluk, perişanlık, sefalet içinde bırakmıştı. 2‐ Harun Reşidʹin geride bıraktığı serveti, dokuz yüz milyon dirhem kadardı.1 3‐ Harun Reşidʹin annesi Hayzeran öldüğünde gelirinin değeri bir milyon altmış bin dirhemdi.2 4‐ Meʹmunʹun vezirlerinden Amr b. Saʹd öldüğü zaman, seksen milyon dinar değerinde mal bırakmıştı. Vezirʹin bı‐ raktığı bu büyük miras bir yazıyla Meʹmunʹa bildirildi. Meʹ‐ mun, bu yazıya şöyle karşılık verdi: Bu servet; bizimle ilişki kuran, uzun yıllar bize hizmet eden biri için azdır. Allah bu serveti çocukları için bereketli kılsın.3 Eğlence Hayatı Abbasî halifelerinin çoğu, eğlence, zevk ve günah esaslı bir hayat yaşıyorlardı. Onların hayatında Allahʹtan ve ahiret gününden söz edilmezdi. Günlerini, çöküşün ve düşüşün göstergesi olan bu zevk ve eğlence ağırlıklı hayat üzere geçi‐ riyorlardı. Ahmed b.
Sadaka anlatıyor: Yortu günü4 Meʹmunʹun yanına gittim. Huzurun‐ da yirmi Bizanslı cariye vardı.
CEV_0133 · S. 136 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Sadaka anlatıyor: Yortu günü4 Meʹmunʹun yanına gittim. Huzurun‐ da yirmi Bizanslı cariye vardı. Bellerine Hıristiyanlı‐ ğın sembolü zünnarı kuşanmış, Bizans ipeğinden elbi‐ selerle süslenmişlerdi. Boyunlarında altın haçlar salla‐ nıyordu. Ellerinde hurma yaprağı ve zeytin (dalı) var‐ dı. Eğlence esaslı hayatlarının bir göstergesi de, tavla ve satranç oynamalarıydı. Güvercin yetiştirmeye büyük merak‐ ları vardı ve güvercinler için yüksek fiyatlar ödüyorlardı.1 Yine zevklerinden bir diğeri de, horoz ve köpek dövüşü yaptırmalarıydı.2 Ayrıca kumar da oynuyorlardı. Öyle ki, kumar oynamak fakir semtlerine kadar sirayet etmişti.3 Ne yazık ki bu eğlence ve günah düşkünlüğü, bazı ha‐ disçilere de bulaşmıştı. İman ve istikamet üzere olmakla ni‐ telenmeleri gereken bu insanlar, hâkim sınıfın ahlâkıyla ah‐ lâklanmışlardı. Tarihçi Hâkim Bağdadî, muhaddis Muham‐ med b. Davʹ ile ilgili olarak şunları diyor: Ondan ilim almak caiz değildir. Çünkü çekinme‐ den şarap içen ve açıktan günah işleyen biridir. Ebu Nuas, onu Kûfeʹde Cabir adında bir ayyaşın evinde ziyaret ederdi.4 Nimet İçinde Yaşamayı Terk Etmek ve Züht İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) yaşadığı dönemde, in‐ sanların eğlence ve zevk esaslı bir hayat yaşamalarının ya‐ nında, bir grup insan da zühde yönelmiş, sade bir hayatı tercih ederek nimet içinde yaşamayı terk etmişlerdi. Bunlar, hayatın göz alıcı nimetlerine aşağılayıcı bir gözle bakıyorlar, onlara aldırış etmiyorlardı. Bunlar arasında İbrahim b. Edhem gibi zatlar vardı. İb‐ rahim b. Edhem, nimetler içinde yüzdüğü bir hayatı terk ederek kendini Allahʹa ibadet etmeye adamıştı. Ağzından şu beyti düşürmezdi: Dost edin Allahʹı / Bir yana bırak insanları. Kış günü altında gömlek olmadan bir post giyerdi.1 Bu, zühtte ne derece ileri gittiğinin göstergesiydi.
Nimetleri terk etmesiyle bilinen zatlardan biri de Maruf el‐Kerhîʹdir.
CEV_0134 · S. 139–140 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Nimetleri terk etmesiyle bilinen zatlardan biri de Maruf el‐Kerhîʹdir. Seherleri ağlar ve şu şiiri okurdu: Günahlar benden ne istiyor? Bana vurulmuş ve benden uzaklaşmıyorlar. Günahlar bir zarar vermez bana, eğer beni ıslah edersen Bana olan rahmetinden. Ki yaşlılık beni yakalamış‐ tır.1 O dönemin zahitlerinden bir diğeri de, Bişr b. Hârisʹti. Şu şiirler ona aittir: Geceleri gündüzlerle birlikte mahlûkatla geçirmek İnsanlar, keder ve sıkıntı çatılarının altında iken Benim için yarın şöyle denmesinden daha iyi ve en mazur görülenidir: ʺZenginliği yalvarıp yaratılanın elinden aldım.ʺ Dediler ki: ʺBuna kanaat mi getirdin?ʺ Dedim ki: ʺAsıl zenginlik kanaattir.ʺ ʺZenginlik malın ve paranın çokluğu değildir.ʺ Zorluğumda da, kolaylığımda da Allahʹtan razı‐ yım. Çünkü ben ancak açık olan bir yolu izlerim.2 Hiç kuşkusuz, bu zühde yönelim akımı, Abbasî sultan‐ larının ve sermaye sahiplerinin varlık içinde şımarmalarına, eğlence ve günaha dalmalarına, Allahʹın haram kıldığı şeyle‐ ri işlemekten sakınmamalarına bir tepki olarak ortaya çık‐ mıştı. Böylece İmam Cevadʹın (a.s) döneminin karakteristik özelliklerine ilişkin değerlendirmemizin sonuna geldik.1 Buraya kadar o dönemin karakteristik özelliklerini; kül‐ türel, siyasal, iktisadî ve sosyal yönlerini ele aldık. İleride İ‐ mamʹın zamanındaki yöneticilerle İmam (a.s) arasındaki iliş‐ kinin özelliklerini ele alacağız. Sonra bu özellikler ışığında ve İmam Cevadʹın (a.s) risaleti çerçevesinde o dönemin ge‐ rektirdiği hareket tarzını işleyeceğiz. Ayrıca Peygamberʹin (s.a.a) Ehl‐i Beytiʹnin bir ferdi ol‐ ması hasebiyle İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) hedeflerini ana hatlarıyla ele alacak ve İmamʹın içinde yaşadığı koşulları ibret nazarıyla irdeleyeceğiz. Çünkü risaleti ve Müslüman ümmeti, İslâmʹın insanları çağırdığı ve müminlerin ötesinde Müslümanlara ve hatta bü‐ tün âleme vaat ettiği güven ve selâmet sahiline ulaştırmak a‐ macıyla risaleti ve Müslüman ümmeti koruma görevi Ehl‐i Beytʹe bırakılmıştır.
İMAM MUHAMMED TAKİ VE DÖNEMİNİN YÖNETİCİLERİ 1- Me'mun Abbasî Meʹmun, önceki tutumunu sürdürdü;
CEV_0135 · S. 142 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad İmam Ali İmam Cafer Sadık
İMAM MUHAMMED TAKİ VE DÖNEMİNİN YÖNETİCİLERİ 1- Me'mun Abbasî Meʹmun, önceki tutumunu sürdürdü; Ehl‐i Beytʹe (üzer‐ lerine selâm olsun) iyi davranıyor görüntüsü yaratma şek‐ lindeki yaklaşımını bir süre daha devam ettirdi. Görünürde İmam Cevadʹa (a.s) ikramda bulunuyordu: Kızını onunla ev‐ lendirdi ve onunla yakınlık kurmak için çok girişimde bu‐ lundu. Fakat aynı zamanda İmamʹa karşı tuzaklar kurmak‐ tan da geri durmuyor, hareketlerini dondurup toplumdaki et‐ kisini azaltmaya ve üzerindeki denetimi sıkılaştırmaya çalı‐ şıyordu. Beri taraftan Ehl‐i Beytʹe dost gibi görünmekten de geri durmuyor, İmamʹa da özel bir ilgi gösteriyordu. Daha önceki bölümlerde Meʹmunʹun, İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) babası İmam Rızaʹya (a.s) karşı sergilediği tav‐ rı da incelemiştik. Onun İmam Rızaʹya karşı sergilediği ta‐ vırlardan hareketle İmam Cevadʹa karşı takındığı tavırları izah edebiliriz. İmam Cevad (a.s) ile Meʹmun arasındaki ilişkilerdeki a‐ na gedikleri daha sonra ele almak istiyoruz. Me'mun'un Kızını İmam Cevad'la Evlendirmesi Tarihçiler anlatıyor: Meʹmun, kızı Ümmüʹl‐Fazlʹı Ebu Cafer Muhammed b. Ali (a.s) ile evlendirmek isteyince, Ab‐ basî hanedanı mensupları bu haberi duydu. Bu tavır onlara ağır geldi. Böyle bir evliliği istemediklerini belirttiler. İmam
Rızaʹnın (a.s) daha önce veliaht ilan edilmesi gibi bir durum‐ la karşı karşıya kalmaktan korktular.
CEV_0136 · S. 143 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Muhammed Cevad
Rızaʹnın (a.s) daha önce veliaht ilan edilmesi gibi bir durum‐ la karşı karşıya kalmaktan korktular. Bu işe bütün güçleriyle müdahale ettiler. Meʹmunʹa yakın olan aileler onunla bir ara‐ ya gelerek meseleyi konuştular. Dediler ki: Ey Müminlerin Emiri! Allah adına seni yemine ve‐ riyoruz; kızını Rızaʹnın oğluyla evlendirmek şeklinde kararlaştırdığın bu iş üzerinde bir daha düşün. Biz, yüce Allahʹın bizi sahip kıldığı bu işin elimizden çık‐ masından, Allahʹın bize giydirdiği izzet elbisesinin üs‐ tümüzden çıkarılmasından korkuyoruz. Bu kavimle bizim aramızdaki eski ve yeni meseleleri biliyorsun. Senden önceki raşit halifelerin tutumunu da biliyor‐ sun. Halifeler onları iktidardan uzaklaştırmış ve ko‐ numlarını küçük düşürmüşlerdi. Rızaʹya karşı sergile‐ diğin tavırdan dolayı zaten derin bir korku yaşamış ve dehşete kapılmıştık. Sonunda yüce Allah bizi o be‐ lâdan kurtarmıştı. Allah hakkı için, Allah hakkı için, bizi terk edip gi‐ den hüzne bizi bir daha uğratma. Rızaʹnın oğluyla il‐ gili görüşünü terk et. Kızını onun yerine akrabaların içinde bu işe lâyık biriyle evlendir. Meʹmun onlara şu karşılığı verdi: Sizinle Ebu Talib ailesi arasındaki çekişmenin asıl sebebi sizsiniz.
Eğer o kavme karşı insaflı davransay‐ dınız, onlar sizden daha öncelikliydiler.
CEV_0137 · S. 143 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Eğer o kavme karşı insaflı davransay‐ dınız, onlar sizden daha öncelikliydiler. Benden önce‐ kilerin onlara karşı sergiledikleri tutumlara gelince; bu, akrabalık bağını kesmektir. Bundan da Allahʹa sı‐ ğınırım. Allahʹa yemin ederim ki, Rızaʹyı kendimden sonraki halife olarak tayin etmiş olmaktan pişman de‐ ğilim. Ben, ona görevi derhal devralmasını ve benim de bu işten feragat etmemi önerdim; ama o kabul et‐ medi. Sonra Allahʹın takdir ettiği iş oldu. Ebu Cafer Muhammed b. Aliʹye gelince, yaşının küçüklüğüne rağmen ilim ve fazilet ehli içinde ayrıca‐ lıklı bir yere sahip olmasından ve fazilet sahibi herke‐ se olan üstünlüğünden dolayı onu seçtim. Bu hususta olağanüstü bir kapasiteye sahip olduğunu gördüm ve ona hayran oldum. Onda gördüğüm şeylerin halk ta‐ rafından da bilinmesini istiyorum. Böylece benim tav‐ rımın yerinde ve haklı olduğunu göreceklerdir. Dediler ki: Bu gencin yol göstericiliği seni büyülemiş olsa da o henüz küçük bir çocuktur, irfandan ve fıkıhtan haberi yoktur. Bir süre bekle, eğitimini tamamlasın; sonra yapacağını yaparsın. Meʹmun onlara şöyle dedi: Yazıklar olsun size! Ben bu genci sizden daha iyi tanıyorum.
Bu ev halkı (Ehl‐i Beyt), ilimlerini yüce Al‐ lahʹın ilminden, cevherinden ve ilhamından almıştır.
CEV_0138 · S. 143 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Bu ev halkı (Ehl‐i Beyt), ilimlerini yüce Al‐ lahʹın ilminden, cevherinden ve ilhamından almıştır. Onun ataları her zaman, kemal bakımından eksik ka‐ lan reayadan insanlara göre din ve edebiyat ilmi ba‐ kımından zengindirler. İsterseniz Ebu Caferʹi imtihan edin. Belki bu takdirde onun durumunu kavrayabilir‐ siniz. Dediler ki: Tamam, onu imtihan etmeyi kabul ediyoruz, ey Müminlerin Emiri! Bizimle onu baş başa bırak. Senin huzurunda İslâm şeriatıyla ilgili soruları soracak kişi‐ yi biz belirleyelim. Eğer bu sorulara doğru cevaplar verirse, ona itiraz etmeyeceğiz. O zaman has ve avam herkes Müminlerin Emiriʹnin görüşünün isabetli ol‐ duğunu görecektir. Ama bu sorulara cevap veremez‐ se, istediğimiz sonucu elde etmiş oluruz. Meʹmun, ʺNe zaman isterseniz, onu imtihan edebilirsi‐ niz.ʺ dedi Meʹmunʹun yanından çıktılar, Yahya b. Eksemʹin İmamʹa (a.s) soru sormasında görüş birliğine vardılar. Yahya b. Ek‐ sem kendi döneminin büyük kadısıydı. Cevabını bilemeye‐ ceği sorular sormasını istediler. Eğer başarılı olursa, büyük bir servet vereceklerini de söylediler. Sonra Meʹmunʹun ya‐ nına döndüler ve buluşma için bir gün belirlemesini istedi‐ ler. O da imtihanın yapılacağı günü belirledi.
Üzerinde ittifak ettikleri günde buluştular. Yahya b. Ek‐ sem de toplantıya katıldı.
CEV_0139 · S. 143 · İmam Cevad Döneminin Özellikleri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Üzerinde ittifak ettikleri günde buluştular. Yahya b. Ek‐ sem de toplantıya katıldı. Meʹmun, İmam için evin başköşe‐ sinin hazırlanmasını ve oraya iki yastık konulmasını emretti. Meʹmunʹun emri yerine getirildi. O sırada henüz dokuz ya‐ şında olan Ebu Cafer içeri girdi. İki yastığın ortasında otur‐ du. Yahya b. Eksem de karşısında oturdu. İnsanlar makam‐ larına göre yerlerini aldılar. Meʹmun, İmamʹın oturduğu yere yakın makamına oturmuştu. Yahya b. Eksem, Meʹmunʹa dedi ki: ʺEbu Caferʹe bir soru sormama izin verir misiniz ey Müminlerin Emiri?!ʺ Meʹmun, ʺBu konuda ondan izin al.ʺ dedi. Yahya b. Eksem, İmamʹa döndü ve şöyle dedi: – Sana feda olayım, bir soru sormama izin verir misin? Ebu Cafer (a.s): – İstediğini sor, dedi. Yahya dedi ki: – Sana feda olayım, ihramda iken av hayvanını öldüren kimse hakkında ne dersin? Ebu Cafer (a.s) şu karşılığı verdi: – İhramlı olan bu adam, av hayvanını haremin dışında mı içinde mi, bilerek mi bilmeyerek mi, isteyerek (taammü‐ den) mi yanlışlıkla mı öldürmüş? Bu ihramlı adam hür mü‐ dür, köle midir; küçük müdür, büyük müdür; ilk defa mı öl‐ dürmüş, yoksa öldürmeyi tekrar mı gerçekleştirmiş; öldür‐ düğü hayvan kuş türünden midir, yoksa başka türden midir; avlanan küçük hayvanlardan mıdır, büyük hayvanlardan mıdır? Adam yaptığında ısrar mı ediyor, yoksa pişmanlık mı duyuyor? Hayvanı gece mi öldürmüş, yoksa gündüz mü?

İmam Cevad Döneminin Yöneticileri

Hayvanı öldürürken umre için mi ihram giymişti, yoksa hac için mi? Yahya b. Eksem şaşırıp kaldı.
CEV_0140 · S. 146 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık Hz. Muhammed İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Hayvanı öldürürken umre için mi ihram giymişti, yoksa hac için mi? Yahya b. Eksem şaşırıp kaldı. Çaresizliği, yüzünden o‐ kunuyordu. Dili tutuldu. Bir iki laf geveledi ağzında; ama meclistekiler, onun içine düştüğü durumu çok açık biçimde görebiliyorlardı. Meʹmun dedi ki: ʺDüşünce alanında bana bu nimeti ve başarıyı bahşeden Allahʹa hamdolsun.ʺ Sonra akrabalarına döndü ve şöyle dedi: ʺŞimdi anladı‐ nız mı neye karşı çıktığınızı?ʺ Ardından Ebu Caferʹe (a.s) döndü ve ʺEvlenmek istiyor musun, ey Ebu Cafer?!ʺ dedi. ʺEvet, ey Müminlerin Emiri!ʺ dedi. Meʹmun şöyle dedi: ʺSana feda olayım, evlenmek iste‐ diğine göre, ben de seni evlendirmeyi kabul ediyorum ve ak‐ rabalarımın karşı çıkmasına rağmen seni kızım Ümmüʹl‐Fazl ile evlendiriyorum.ʺ Ebu Cafer (a.s) şöyle dedi: Nimetinin ikrarı olarak Allahʹa hamdolsun. Birli‐ ğine ihlâsla bağlılığın ifadesi olarak Allahʹtan başka ilâh yoktur. Allahʹın salât ve selâmı, mahlûkatının e‐ fendisi Muhammedʹin ve onun soyundan gelen seçil‐ mişlerin üzerine olsun. Hiç kuşkusuz, helâller sayesinde mahlûkatı ha‐ ramlara muhtaç bırakmaması, yüce Allahʹın büyük bir lütfüdür. Bu hususta şöyle buyurmuştur: ʺAranızdaki Muhammed b. Ali b.
Musa, Abdullah el‐Meʹmu‐ nʹun kızıyla nikâhlanıyor.
CEV_0141 · S. 146 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık Hz. Fatıma İmam Muhammed Cevad
Musa, Abdullah el‐Meʹmu‐ nʹun kızıyla nikâhlanıyor. Ona mehir olarak nenesi Fatıma bint Muhammedʹin (s.a.a) mehrinin miktarı o‐ lan beş yüz dirhem veriyor. Ey Müminlerin Emiri! Sö‐ zü edilen bu mehir karşılığında onu kızınla evlendir‐ din mi? Meʹmun şöyle dedi: ʺEvet, Ey Ebu Cafer! Seni, sözü edi‐ len mehir karşılığında kızım Ümmüʹl‐Fazl ile evlendirdim, nikâhı kabul ettin mi?ʺ Ebu Cafer, ʺBunu kabul ettim ve razı oldum.ʺ dedi. Ardından Meʹmun, has ve avam insanların makamları‐ na göre oturmalarını emretti. er‐Reyyan anlatıyor: Çok geçmeden gemicilerin kendi a‐ ralarında yaptıkları konuşmalara benzer konuşmalar duy‐ maya başladık. Hizmetçiler gümüşten yapılmış, ibrişim ha‐ latlara bağlı, misk ve amber gibi güzel kokularla dolu olan [küçük] bir gemiyi çarklar üzerinde ittirerek içeriye getiri‐ yorlardı. Meʹmun, özel adamalarına sakallarını bu kokular‐ dan sürmelerini emretti. Sonra avam halkın bulunduğu sa‐ lona götürüldü ve oradaki herkes üstüne başına bu kokular‐ dan sürdü. Ardından sofralar kuruldu, insanlar yemek yedi‐ ler ve herkese mevkisine göre hediyeler dağıtıldı.
İnsanlar dağılıp gidince ve yakınlardan birkaç kişi kalın‐ ca Meʹmun, Ebu Caferʹe (a.s) şöyle dedi:
CEV_0142 · S. 146 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
İnsanlar dağılıp gidince ve yakınlardan birkaç kişi kalın‐ ca Meʹmun, Ebu Caferʹe (a.s) şöyle dedi: ʺSana feda olayım, ihramlı kimsenin av hayvanını öldürmesi ile ilgili olarak ay‐ rıntılı açıkladığın mesele hakkında fıkhî cevabı versen de bi‐ lip ondan istifade etsek olmaz mı?ʺ Ebu Cafer (a.s) şöyle buyurdu: Evet… İhramlı kişi harem dışında bir av hayvanını öldürse, bu hayvan kuş türünden ve büyük olsa, bir koyun kesmesi gerekir. Eğer harem içinde öldürse, cezası iki katına çıkar. Öldürdüğü kuş yavru olsa ve harem dışında öldürmüş olsa, sütten kesilmiş bir koç kesmesi gerekir. Eğer haremde öldürmüş olsa, bu takdirde bir koç kesmesinin yanı sıra yavrunun bede‐ lini de vermesi gerekir. Eğer bir yaban hayvanını öl‐ dürmüş olsa ve bu hayvan da bir yaban eşeği olsa, bu durumda bir inek kesmesi gerekir. Eğer deve kuşu öldürmüşse, deve kesmesi gerekir. Ceylan öldürmüş‐ se, bir koyun kesmesi gerekir. Eğer bunlardan her‐ hangi birini haremde öldürmüşse, kurbanlık olarak Kâbeʹye ulaştırılması şartıyla cezası iki kata çıkar. Eğer ihramlı kişi kurban kesmesini gerektiren bir amelde bulunur da ihramı hac için giymişse, kurban‐ lığı Minaʹda kesmelidir.
Şayet umre için ihrama gir‐ mişse, kurbanlığı Mekkeʹde kesmesi gerekir.
CEV_0143 · S. 146 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Şayet umre için ihrama gir‐ mişse, kurbanlığı Mekkeʹde kesmesi gerekir. Bilerek avlanan kimse ile bilmeyerek avlanan kimsenin cezası aynıdır. Taammüden avlanan kişi ayrıca günah da kazanır. Hata sonucu av hayvanını öldüren kimseye günah yoktur. Hür kimsenin kefareti kendisine, köle‐ nin kefareti efendisine aittir. Küçük çocuğa kefaret ge‐ rekmez; ama büyüğüne (velisine) kefaret vermesi farz olur. Pişman olan kimsenin ahiret cezası düşer. Israr eden kimseye ahiret cezası gerekli olur. Meʹmun şöyle dedi: ʺNe güzel anlattın, ey Ebu Cafer! Allah sana iyilik versin. İstersen sen de Yahyaʹya, onun sana sorduğu gibi, bir soru sorabilirsin.ʺ Ebu Cafer (a.s), Yahyaʹya, ʺSorabilir miyim?ʺ dedi. Yah‐ ya, ʺSen bilirsin, sana feda olayım. Eğer sorduğun sorunun cevabını bilirsem, ne güzel; bilemezsem, senden istifade ede‐ rim.ʺ dedi. Ebu Cafer (a.s) şöyle dedi: Bir adam günün başında bir kadına bakıyor ve bu bakışı haram oluyor. Güneş biraz yükselince, o kadın ona helâl oluyor. Güneş zeval vaktine girince, kadın ona haram oluyor. İkindi vakti ise ona helâl oluyor. Güneş batınca tekrar haram oluyor, yatsı zamanı helâl oluyor. Gecenin yarısı haram oluyor, sabah sökünce helâl oluyor. Bu kadının durumu nedir, nasıl bu adam için bir helâl, bir de haram oluyor?
Yahya b. Eksem şöyle dedi: ʺHayır, Allahʹa yemin ede‐ rim ki, bu sorunun cevabını bilmiyorum ve ne demek …
CEV_0144 · S. 149 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Ehl-i Beyt İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Yahya b. Eksem şöyle dedi: ʺHayır, Allahʹa yemin ede‐ rim ki, bu sorunun cevabını bilmiyorum ve ne demek isten‐ diğini anlamadım. Bizi yararlandırmanı istiyorum.ʺ Ebu Cafer (a.s) şöyle buyurdu: Bu kadın, bir adamın cariyesidir. Yabancı bir adam günün başında ona baktı, bu bakışı haramdı. Güneş biraz yükselince, onu sahibinden satın aldı; bunun üzerine kadın ona helâl oldu. Öğlen vakti onu azat et‐ ti, bunun üzerine ona haram oldu. İkindi vakti onunla evlendi, böylece tekrar helâl oldu. Akşam olunca, ka‐ dına zıhar1 yaptı ve kadın ona haram oldu. Yatsı za‐ manı zıhardan dolayı kefaret verdi ve tekrar ona helâl oldu. Gece yarısı kadını bir kere boşadı, böylece kadın ona haram oldu. Sabah olunca onu geri aldı ve kadın tekrar ona helâl oldu. Ravi diyor ki: Bunun üzerine Meʹmun, huzurunda bu‐ lunan akrabalarına döndü ve şöyle dedi: ʺBu soruya bu şe‐ kilde cevap verecek veya önceki sorunun cevabını bilecek kimse var mı aranızda?ʺ ʺHayır, Allahʹa yemin ederiz ki, Müminlerin Emiri daha iyi bilir ve onun görüşü daha isabet‐ lidir.ʺ Dedi ki: Yazıklar olsun size, şu Ehl‐i Beyt, gördüğünüz bu özellikleri itibariyle insanlar arasında seçkin kılınmış‐ lardır.
Yaşlarının küçük olması, kemal özelliğine sa‐ hip olmalarına engel değildir.
CEV_0145 · S. 149 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Ali Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Hüseyin İmam Muhammed Cevad
Yaşlarının küçük olması, kemal özelliğine sa‐ hip olmalarına engel değildir. Resulullahʹın (s.a.a) İs‐ lâmʹa daveti, Emirüʹl‐Müminin Ali b. Ebu Talibʹi (a.s) davet etmekle başlattığını ve Aliʹnin o sırada on ya‐ şında olduğunu bilmiyor musunuz? Ali, İslâmʹı kabul etmiş ve Resulullah da onun Müslümanlığına hük‐ metmişti. Dikkat edin, onun dışında o yaşlarda kim‐ seyi davet etmemiştir. Hasan ve Hüseyin Resulullahʹa biat ederlerken, henüz altı yaşında bile değillerdi. On‐ ların dışında biat eden bir tek çocuk yoktur. Siz, yüce Allahʹın bu topluluğa bahşettiği özellikleri bilmiyor musunuz? Onlar, birbirlerinden olan bir zürriyettir. En ilkleri için geçerli olan hüküm ve nitelik, en sonun‐ cuları için de geçerlidir. Bunun üzerine şöyle dediler: ʺDoğru söyledin, ey Mü‐ minlerin Emiri! Sonra kalkıp dağıldılar.ʺ Ertesi gün insanlar yeniden toplatıldı, Ebu Cafer (a.s) de hazır bulundu. Komutanlar, muhafızlar, halifenin has adam‐ ları ve çalışanlar Meʹmun ve Ebu Caferʹin (a.s) hazırlanması için harekete geçtiler. Üç gümüş tabak çıkarıldı. İçlerinde birbirine karıştırılmış misk ve safran şişeleri vardı.
Bunların içinde de malların, çok değerli hediyelerin ve belli bir bölge‐ nin gelirinin tahsisinin yazıldığı …
CEV_0146 · S. 149 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Bunların içinde de malların, çok değerli hediyelerin ve belli bir bölge‐ nin gelirinin tahsisinin yazıldığı mektuplar vardı. Meʹmun bunların yakın adamlarına dağıtılmasını emretti. Bu hediye‐ leri kapanlar, şişeden yazıyı çıkarıp payına düşen hediyeyi alıyordu. Sonra içi para dolu büyük keseler getirildi ve ko‐ mutanlarla diğerlerine dağıtıldı. İnsanlar hediye ve bağışlar‐ la ceplerini doldurmuş olarak evlerine döndüler. Meʹmun bütün yoksullara sadaka verdi. Hayatı boyunca İmam Ebu Caferʹe (a.s) saygı gösterdi, iyi davrandı. Onu çocuklarından ve ailesinden üstün tutuyordu.1 İmam İle Me'mun Arasındaki İlişkinin Gerçek Mahiyeti İmamʹın (a.s), Meʹmunʹun kızıyla evlenmesi meselesini, bu evliliğin gerçekleştiği ortamı, bu konuyla ilgili olarak yaşanan sıcak tartışmaları aktardıktan sonra Abbasî halifesi Meʹmun ile İmam Cevad (a.s) arasındaki ilişkinin barındır‐ dığı açıkları gözler önüne sermek için aşağıdaki değerlen‐ dirmeleri gerekli görüyoruz: 1‐ Meʹmun, İmam Cevadʹın (a.s) imamet çizgisinin ger‐ çek vârisi, dedesi Resulullahʹın (s.a.a) ümmetinin meşru ön‐ deri olduğunu çok iyi biliyordu.
Bu yüzden İmamʹa (a.s) kar‐ şı izlediği siyasal taktik çerçevesinde son derece ciddi ve gü‐ zel bir tavır …
CEV_0147 · S. 149 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Bu yüzden İmamʹa (a.s) kar‐ şı izlediği siyasal taktik çerçevesinde son derece ciddi ve gü‐ zel bir tavır içindeydi. Onun İslâmî siyaset sahasının önemli kutuplarından bi‐ ri, ümmet içinde bilinçli bir öncü grup tarafından takip edi‐ len bir önder, ayrıca ümmetin geniş bir kesimi tarafından saygı ve hürmete lâyık görülen üstün bir makama sahip ol‐ duğunun bilincinde olarak hareket ediyordu. Nitekim Meʹmun, Abbasî hanedanı mensuplarına hitap ederken bu düşüncesini ifade etmişti. Abbasî hanedanı men‐ supları ona şöyle demişlerdi: Ey Müminlerin Emiri! Kızını ve gözünün nurunu İslâm dininde derin kavrayışa sahip olmayan, helâli ve haramı ayırt edemeyen, farzın ve sünnetin ne ol‐ duğunu bilmeyen bir çocukla mı evlendireceksin? He‐ nüz dokuz yaşında olan Ebu Caferʹle evlendireceksin? Sabretsen, iyice eğitim alıncaya, Kurʹânʹı öğreninceye, helâl ve haramı ayırt edinceye kadar beklesen olmaz mı? Meʹmun da onlara şu cevabı vermişti: O, dini kavrama bakımından sizden daha ileridir. Allah ve Resulüʹnü, onun sünnet ve ahkâmını sizden daha iyi bilmektedir. Allahʹın kitabını da sizden daha iyi okumakta, kitabın muhkemini, müteşabihini; nasi‐ hini, mensuhunu; zahirini, batınını; özelini, genelini; tenzilini ve tevilini sizden daha iyi bilmektedir. Bu yüzden Meʹmunʹun, İmam Cevadʹa (a.s) karşı özenle ve ustaca hareket etmesi gerekiyordu. Bütün bunlar, İmam‐ ʹın (a.s), Meʹmunʹun kızıyla evlenmesinin önemini arttıran;
muhafızlar, kapıcılar ve sarayın has adamları nezdinde bü‐ yük bir saygı görmesini sağlayan önemli …
CEV_0148 · S. 152 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Ehl-i Beyt İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
muhafızlar, kapıcılar ve sarayın has adamları nezdinde bü‐ yük bir saygı görmesini sağlayan önemli unsurlardı. 2‐ Bundan önceki noktaya dayalı olarak Meʹmun, İmam‐ ʹa (a.s) karşı sevgi ve takdir gösterişinde bulundu. Bütün bunları sergilerken, şu hususları amaçlıyordu: a) Resulullahʹın Ehl‐i Beytʹini seven, onlara saygı göste‐ ren biri olarak görünerek ümmetin Ehl‐i Beyt taraftarı olan geniş kitlelerinin desteğini sağlamak. Bu, çağdaş politikacı‐ ların iktidara gelmek veya iktidarlarını sağlamlaştırmak için ümmetin gerçekleşmesini arzu ettiği şiarları dillerinden dü‐ şürmemelerine benzeyen bir tutumdu. b) İmam Cevadʹa şefkat, sevgi saygı göstererek babası İmam Rızaʹyı (a.s) öldürme suçunu örtbas etmek. Meʹmun, bu siyasetiyle kamuoyunu yanıltmayı başarabildi. 3‐ Meʹmunʹun, İmam Cevadʹla (a.s) ilişkisi, bundan önce babası İmam Rıza (a.s) ile kurduğu ilişkinin aynısıydı. Al‐ tında siyasal amaçlar yatıyordu. Yani görünürde güzel ve iyi bir ilişki söz konusuydu; fakat içi kötü niyet ve siyasal dü‐ zenbazlık barındırıyordu. Meʹmun, İmam Cevadʹa (a.s) tuzak kurdu; ama onu kü‐ çük düşürmek, aşağılamak şeklinde belirginleşen amaçlarını gerçekleştiremedi.
Bu amaçla attığı son adım, kızını onunla evlendirmek oldu.
CEV_0149 · S. 152 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Bu amaçla attığı son adım, kızını onunla evlendirmek oldu. [Bununla İmamʹın dünyaya düşkün oldu‐ ğu görünümü yaratmak ve halk arasındaki konumunu dü‐ şürmek istiyordu.] el‐Kâfi adlı eserde Muhammed b. Reyyanʹdan şöyle ri‐ vayet edilir: Halife Meʹmun, Ebu Caferʹe (a.s) karşı akla gelebi‐ lecek her türlü hileye başvurdu; fakat onu tuzağa dü‐ şüremedi. Hasta düşüp kızını İmamʹla evlendirmek istediğinde, iki yüz güzel cariyeyi çağırdı ve her biri‐ ne içinde mücevher bulunan bir cam (şarap kadehi veya gümüş tabak) verilmesini, Ebu Cafer (a.s) seçkin‐ lerin bulunduğu yerde oturduğunda yanına gidip karşılamalarını emretti. Fakat İmam bunların hiçbiri‐ ne bakmadı. Muharık adında güzel sesli, ud ve def çalan uzun sakallı bir adam vardı. Meʹmun onu çağırdı. Meʹmu‐ nʹa dedi ki: ʺEy Müminlerin Emiri! Eğer dünyalık bir işle ilgiliyse, senin istediğin gibi onun meylini dünya‐ ya çekerim.ʺ Adam İmamʹın karşısına oturdu ve öyle eşek gibi anırmaya başladı ki, evde bulunan herkes et‐ rafında toplandı. Bunun üzerine udunu çalmaya, be‐ raberinde şarkı söylemeye başladı. Bir saat kadar çalıp söylediği hâlde Ebu Cafer, ne sağına baktı, ne de so‐ luna; ona itina etmedi.
Bir süre sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi:
CEV_0150 · S. 152 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Bir süre sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi: ʺAllahʹtan kork, ey uzun sakallı adam!ʺ Derken mızrap ve saz elinden düştü, ölünceye kadar artık elini kullanamaz oldu. Meʹmun bu hâlini sordu. Dedi ki: ʺEbu Cafer bana haykırınca, öyle korktum ki, bir daha ebediyen bu korkudan kurtulmam mümkün değildir.ʺ1 Bu rivayetten açık bir şekilde anlıyoruz ki, Meʹmun, İmam Cevadʹın imamlık ve önderlik liyakatine sahip olma‐ dığını, kendisinin bu makama lâyık olduğunu halka göster‐ mek için her türlü hileye başvurmuştur. Ama bütün girişim‐ lerinde başarısız olmuştur ve bunun neticesinde, İmamʹın (a.s) hareketlerini kontrol altına almak için başka bir yöntemi devreye sokma gereğini duymuştur. Bunun bir gereği olarak da kızını onunla evlendirmiştir. Dolayısıyla bu, İmamʹı sınır‐ landırma girişimiydi, ona yapılmış bir ikram değildi. Nite‐ kim bu evliliğin sonu, amacını da gözler önüne sermektedir. İleriki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alacağımız gibi, Ümmüʹl‐Fazl, İmamʹa suikast düzenlemiştir.
Baş Kadı İbn Eksemʹin, İmamʹı zor durumda bırakmak maksadıyla birtakım ağır sorular sormasına gelince, aşağı‐ …
CEV_0151 · S. 154 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Ali İmam Cafer Sadık Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Baş Kadı İbn Eksemʹin, İmamʹı zor durumda bırakmak maksadıyla birtakım ağır sorular sormasına gelince, aşağı‐ daki rivayetten de anlaşılacağı gibi, Meʹmunʹun dayatmasıy‐ la atılmış adımlardı. Meʹmun, Yahya b. Eksemʹe şöyle dedi: ʺEbu Cafer Mu‐ hammed b. Ali er‐Rızaʹya (a.s) onu susturacak bir soru sor.ʺ Bunun üzerine Yahya dedi ki: ʺEy Ebu Cafer! Bir kadınla zina eden bir adamın o kadınla evlenmesi helâl olur mu?ʺ İmam (a.s) şu karşılığı verdi: Kadını, hem kendisinin, hem de başkasının nütfe‐ sinden arınıncaya kadar kendi hâline bırakır. Çünkü kendisiyle yatan bu kadının bir başkasıyla yatmamış olmasından emin olamaz. Sonra isterse bu kadınla ev‐ lenir. Bu, tıpkı bir adamın bir hurmayı haram surette yedikten sonra, bir de satın alarak helâl surette yemesi gibidir. Bu söz karşısında Yahya apışıp kaldı.1 Ama Meʹmunʹun dehası ve siyasî ustalığı, İmam, sorula‐ ra gereken cevapları verdiği zaman, büyük sevinç duydu‐ ğunu göstermesini gerektiriyordu. Böylece İbn Eksemʹin so‐ ruları da şahsi olarak alınmış kararlar gibi belirginleşiyordu. Günümüzde dahi uygulanan politik bir manevradır bu. Li‐ der, herhangi bir tarafa sevgisini gösterir; ama adamlarına o tarafla savaşmalarını emreder. Bu hileler sıradan insanların gözünü boyasa da, İmamʹa (a.s) iman edenlerin gözünü boyamamıştı. Nitekim Kuleynîʹ‐ nin aktardığı bir rivayette, bazı siyasî çevrelerin, Meʹmunʹun kızını İmamʹla evlendirmesi hilesine aldanmadıklarını, bila‐ kis bu adımın arkasında bir siyasal tuzağın olabileceğini dü‐ şündüklerini ortaya koymaktadır. Muhammed b. Ali el‐Ha‐ şimîʹden şöyle rivayet edilmiştir:
Ebu Caferʹin (a.s) Halife Meʹmunʹun kızıyla evlen‐ diği gecenin sabahında onun yanına gittim.
CEV_0152 · S. 155 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Ebu Caferʹin (a.s) Halife Meʹmunʹun kızıyla evlen‐ diği gecenin sabahında onun yanına gittim. Gece bir ilaç almıştım. O gün en erken onun yanına giden, ben olmuştum. Geceden aldığım ilacın etkisiyle çok susamıştım. Ancak su istemekten kaçındım. Ebu Cafer yüzüme baktı. ʺZannedersem susamışsın.ʺ dedi. ʺEvet.ʺ dedim. ʺEy hizmetçi ‐veya‐ ey cariye!ʺ dedi, ʺBize su getir.ʺ Kendi kendime dedim ki: ʺŞimdi ona su verirler, onu zehirlerler.ʺ Bu yüzden içime bir endişe girdi, üzül‐ düm. Hizmetçi su getirdi. İmam yüzüme bakıp gülümsedi, sonra ʺEy hizmet‐ çi! Suyu bana ver.ʺ dedi ve suyu içti. Sonra bana ver‐ di, ben de içtim. Sonra tekrar susadım, yine su iste‐ mekten kaçındım. O da önceki gibi yaptı. Hizmetçi elinde bardakla gelince, önceki gibi kendi kendime endişemi dile getirdim. İmam bardağı aldı, sonra içti, bana verdi ve gülümsedi.1 Rivayetten de anlaşılacağı gibi Haşimoğullarıʹndan bu adam, Meʹmunʹun ve güvenlik güçlerinin içinde besledikleri kinden ötürü İmamʹı (a.s) öldürmelerinden endişe ediyordu. Bu yüzden, İmam (a.s) su isteyince, endişeye kapılıp üzül‐ müştü.
Me'mun'un Kızını İmam Cevad'la Evlendirmesinin Sebebi Bu evlilik, Meʹmun açısından, Ehl‐i Beytʹi sevmesinin …
CEV_0153 · S. 155 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Me'mun'un Kızını İmam Cevad'la Evlendirmesinin Sebebi Bu evlilik, Meʹmun açısından, Ehl‐i Beytʹi sevmesinin propagandası olacaktı elbette; ama bunun yanında başka bir sebep daha vardı ki, biz onu başka sebeplere tercih ediyoruz ve bu evliliğin temel sebebi olarak görüyoruz. Bu da doğru‐ dan İmamʹın (a.s) evine, her zaman yanında bulunacak, ge‐ lenini gidenini, hareketlerini, duruşlarını kontrol edecek, sonra da bunları devlet mekanizmalarına aktaracak bir casus yerleştirmekti. İşte Abbasî halifesi Meʹmunʹun kızı Ümmüʹl‐ Fazlʹın rolü buydu. Abbasîlerin Tavrı Abbasî hanedanının tavrını kin, taassup ve basitlik ola‐ rak nitelendirebiliriz. Meʹmunʹun görünüşte İmamʹa (a.s) karşı iyi davranıyor olması, onlar açısından kötü bir tavırdı. Böyle davranmalarını gerektiren birçok etken söz konusuy‐ du. Fakat Meʹmunʹun bu davranışlarla güttüğü amacı derin‐ liğiyle, bütün boyutlarıyla kavrayamıyorlardı. Nitekim Meʹ‐ mun da onların bu basitliğinden istifade ederek, onların dü‐ şüncelerini boşa çıkararak Ehl‐i Beytʹin hakikî bir dostu imiş gibi görünmeyi başarmıştı.
İmam Cevad'ın İbn Eksem'e Karşı Takındığı Tavır İmam (a.s), İbn Eksemʹle münazara etmiş ve sorduğu so‐ rulara …
CEV_0154 · S. 155 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
İmam Cevad'ın İbn Eksem'e Karşı Takındığı Tavır İmam (a.s), İbn Eksemʹle münazara etmiş ve sorduğu so‐ rulara cevap vererek halkın gözü önünde onun acizliğini or‐ taya koymuştu. Bunun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz: a) Her taraftan propaganda mekanizmalarının, yaşının küçüklüğünden dolayı dinde derin kavrayışa sahip olmadı‐ ğını kanıtlamak için saldırıya geçtikleri bir sırada, insanların gözü önünde imamlığını ve âlimliğini ispat etmek. b) İmamʹın (a.s) İbn Eksemʹi susturması, acizliğini ortaya koyması, mevcut rejimi susturup aciz bırakması anlamına geliyordu. Çünkü İbn Eksem, Meʹmunʹun baş kadısıydı. c) İnsanları bilinçlendirmek ve sorulara verdiği cevaplar aracılığıyla sahih ilmi halk katmanlarına aktarmak. İmam Cevad'ın Me'mun Zamanına Denk Gelen İmamet Süresi İmam Muhammed Cevad (a.s), babası İmam Rızaʹnın (a.s) şahadetinden sonra hicrî 203 yılında imamet makamını ve ümmetin önderliği sorumluluğunu fiilen yüklendi. O sı‐ rada halifelik makamında Meʹmun bulunuyordu.
Meʹmun hicrî 218 tarihinde Bizans topraklarında (Anadolu) bulunan Bedendunʹda (Pozantı) öldü ve cenazesi …
CEV_0155 · S. 155 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad Kul Himmet
Meʹmun hicrî 218 tarihinde Bizans topraklarında (Anadolu) bulunan Bedendunʹda (Pozantı) öldü ve cenazesi Tusʹa getirilerek o‐ raya defnedildi.1 Buna göre İmam Cevad (a.s) on yedi senelik imamet sü‐ resinin on beş senesini Meʹmun zamanında geçirmiştir. Yani İmamʹın imametinin büyük kısmı, Meʹmunʹun hâkimiyeti zamanına denk gelmiştir. 2- Mu'tasım Abbasî Künyesi Ebu İshak olan Muʹtasımʹın adı Muhammedʹdir ve Harun er‐Reşidʹin oğludur. Tarihçi Zehebîʹye göre hicrî 180 yılında doğdu. Savlî ise 178 yılının şaban ayında doğdu‐ ğunu söylemektedir. Annesi, Kûfe ebelerinden olan Maride adındaki ümmü veled (çocuk doğurduğu için azat olan bir cariye) idi. Ma‐ rideʹnin Halife Harun Reşid yanında oldukça saygın bir yeri vardı. Muʹtasım; cesur, kuvvetli, himmet sahibi, ama ilimden yoksundu. Allahʹa sarılmaktan uzak bir hayatı olduğu hâlde ʺel‐Muʹtasım Billâh (Allahʹa sarılan)ʺ lakabını almıştı. Ahlâksız biriydi. Acip adında bir kölesi vardı ve bu kö‐ leye vurulmuştu. Kurʹânʹın mahlûkluğu fitnesini uyandırma hususunda kardeşi Meʹmunʹun yolunu izledi. Ömrünü, insanları Kurʹâ‐ nʹın mahlûkluğu hususunda sınamakla tüketti.
Ülkenin dört bir yanına fermanlar gönderdi, hocaların çocuklara bunu öğ‐ retmelerini emretti.
CEV_0156 · S. 155 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Ülkenin dört bir yanına fermanlar gönderdi, hocaların çocuklara bunu öğ‐ retmelerini emretti. Bundan dolayı insanlar onun elinden ağır eziyetler çek‐ tiler. Birçok âlim bu yüzden öldürüldü. Ahmed b. Hanbelʹi bu yüzden dayakla cezalandırdı. Öyle ki bir yılda yirmi defa dayakla cezalandırmıştı. Anlatıldığına göre aklı başından gidinceye kadar kırbaçlamıştı. Vücudu yara bere içinde kal‐ mış ve ayaklarına kayıt vurularak zindana atılmıştı.1 Muʹtasım kıt düşünceli biriydi. Siyasî rakip ve başka ha‐ sımlarıyla kurduğu ilişkilerde şiddete meyilliydi. Devlet ida‐ resinde, yöneticilik becerilerinin çoğundan yoksundu. Onun zamanında Abbasî devletinin sınırlarının içinde çoğu bölge‐ lerde karışıklıklar eksik olmadı.2 Onun zamanında ordu, iktidarı ele geçirip hükümet ko‐ nusunda tam bir egemenliğe sahip oldu. Çünkü Muʹtasım dayıları olan Türklere meyletmiş ve onlardan özel bir ordu kurmuştu. Onlara yüksek meblağlarda paralar veriyordu. Bu da Arap askerlerin tepkisine neden oluyordu. Böylece top‐ lum içinde milliyetçilik duyguları kabarmaya başlamıştı. Muʹtasımʹın bu siyaseti, Abbasî devletinin tarihi boyun‐ ca yaşadığı en olumsuz gelişme olarak kabul edilir.
Muʹtasımʹdan sonra işler kötü gitmeye başladı. Devlet içinde asker tehdidi gittikçe çoğaldı.
CEV_0157 · S. 155 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Hasan Askerî Muharrem
Muʹtasımʹdan sonra işler kötü gitmeye başladı. Devlet içinde asker tehdidi gittikçe çoğaldı. Askerler, egemenlikleri‐ ni sınırlandırmaya çalışan halifelere karşı askerî darbeler yap‐ maya başladılar. Mu'tasım ve Bilinçli İslâmî Öncüler Ehl‐i Beyt İmamları (onlara selâm olsun) ve onların Şiî‐ leri olan müminler ile Abbasî halifeliği ve tâbileri arasındaki akidevî ayrılıklar, dönemlerin özelliklerine bağlı olarak de‐ ğişik renklere bürünse veya şiddet bakımından farklı derece‐ lerde olsa bile, iki çizgi arasındaki düşmanlığın kesintisiz devam etmesine sebep oldu. Muʹtasım da, Ehl‐i Beytʹe ve e‐ kolüne düşman olan kendisinden önceki halifelerin siyaseti‐ ni takip ediyordu. Muʹtasım, İslâmʹa ve onun sahih çizgisine karşı çeşitli entrikalar içine girdi. Ancak Ehl‐i Beytʹin ve onların Şiaʹsının sert tepkileriyle karşı karşıya kaldı. Sonraki bölümlerde onun döneminde vuku bulan kı‐ yamları ve ayaklanmaları ele alacağız. İmam Cevad (a.s) ve Mu'tasım İmam Cevadʹın (a.s) Muʹtasım zamanında yaşadığı süre uzun değildi. İki seneyi aşmıyordu bu süre. Bu sürenin sonunda İmam (a.s), sapkın rejim tarafından şehit edildi. Aşağıda İmam Muhammed Cevad (a.s) ile Muʹtasım arasındaki ilişkinin özellikleri üzerinde duracağız: a) İmam'ın Bağdat'a Getirilmesi Muʹtasım, İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) kendisinden uzakta Medineʹde yaşamaya devam etmesinden endişe edi‐ yordu. Bu yüzden onun Bağdatʹa çağrılmasını kararlaştırdı. Ki gözünün önünde bulunsun, nefeslerini dahi kontrol etsin, hareketlerini izlesin. Bu yüzden onu Medineʹden getirtti. İmam (a.s) hicrî 220 senesinin muharrem ayının bitimine iki gece kala Bağdatʹa vardı ve aynı sene zilkade ayında Bağdatʹta vefat etti.1 Bu çağrılma, akasından daha büyük bir operasyonun, yani fizikî varlığın ortadan kaldırılması operasyonunun ge‐ leceği bir mecburî iskân uygulamasıydı.
b) İmam Cevad'ı (a.s) Öldürme Planı İmam Cevadʹın (a.s) varlığı mevcut rejim için büyük bir tehlike arz …
CEV_0158 · S. 160 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
b) İmam Cevad'ı (a.s) Öldürme Planı İmam Cevadʹın (a.s) varlığı mevcut rejim için büyük bir tehlike arz ediyordu. Çünkü İmam, aktif bir rol oynuyor ve ümmet ölçeğinde etkin bir önderlik örneği sergiliyordu. Bu yüzden mevcut rejim, İmamʹın fizikî varlığından kurtulmaya karar verdi. Çünkü önder İmam ile ümmet içinde baş göste‐ ren uyanış hareketi arasında sağlam bir ilişkinin olması ih‐ timalini uzak görmüyordu. Tarihçiler, Muʹtasımʹın kadısı İbn Ebu Duadʹın arkadaşı Zurkanʹdan şu sözleri aktarmışlardır: Bir gün İbn Ebu Duad, Muʹtasımʹın yanından döndü. Üzüntülü görünüyordu. Bunun sebebini sordum. Dedi ki: ʺBugün, yirmi sene önceden ölmüş olmayı temenni ettim.ʺ ʺNiçin?ʺ diye sordum. Dedi ki: ʺŞu kara adam Ebu Cafer Muhammed b. Ali b. Musaʹnın bugün Emirüʹl‐Mümininʹin huzurunda yaptığından dolayı.ʺ ʺNasıl oldu?ʺ dedim. An‐ latmaya başladı: ʺBir adam hırsızlık yaptığını itiraf etti. Halifeʹden kendi‐ sini, had uygulayarak temizlemesini istedi. Bunun için fakih‐ leri meclisinde topladı. Muhammed b. Aliʹyi de çağırmıştı. Hırsızın elinin nereden kesilmesi gerektiğini sordu. Ben, ʹBi‐ lekten kesilmesi gerekir.ʹ dedim. ʹBu husustaki delilin nedir?ʹ dedi. Dedim ki: ʹÇünkü el; parmaklar, avuç ve bilekten iba‐ rettir. Yüce Allah teyemmümden söz ederken, ʹYüzünüzü ve ellerinizi meshedin.ʹ1 buyurmuştur.ʹ Oradakiler de benimle aynı görüşü paylaştıklarını söylediler. Bazıları da dirsekten kesilmesi gerektiğini söylediler. ʹBuna ilişkin deliliniz nedir?ʹ dedi. Dediler ki: Çünkü yüce Allah abdestten söz ederken, ʹve ellerinizi dirseklere kadar...ʹ2 buyurmaktadır. Bu da gös‐ teriyor ki elin sınırı dirseklere kadardır.ʺ
ʺSonra Halife, Muhammed b. Aliʹye döndü ve ʹEy Ebu Cafer! Bu konuda sen ne diyorsun?ʹ dedi.
CEV_0159 · S. 161 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
ʺSonra Halife, Muhammed b. Aliʹye döndü ve ʹEy Ebu Cafer! Bu konuda sen ne diyorsun?ʹ dedi. Dedi ki: ʹEy Mü‐ minlerin Emiri! Topluluk açıklamada bulundu.ʹ Dedi ki: ʹOn‐ ların ne konuştuklarını bırak! Sen ne düşünüyorsun?ʹ Dedi ki: ʹEy Müminlerin Emiri! Beni muaf tut.ʹ Dedi ki: ʹSeni Allah adına yemine veriyorum, düşünceni söyle!ʹ Bunun üzerine şöyle dedi: ʹBeni Allah adına yemine verdiğin için düşüncemi söyleyeceğim. Bana göre topluluktakiler Sünnetʹe aykırı bir gö‐ rüş ifade ettiler. Çünkü hırsızın cezası olarak el kesmenin yeri‐ nin parmakların son mafsalı olması gerekir. Avuç bırakılmalı‐ dır.ʹ Dedi ki: ʹDelilin nedir?ʹ Dedi ki: ʹResulullah şöyle bu‐ yurmuştur: ʹSecde, yedi aza üzerine yapılır: Yüz, iki el, dizler, iki ayak.ʹ Elini bilekten veya dirsekten kesersen, adamın üzerine secde edeceği bir eli kalmaz. Oysa yüce Allah, ʹSecde yerleri Al‐ lahʹındırʹ ‐Burada üzerine secde edilen yedi aza kastedilmiştir.‐ Allah ile beraber hiçbir kimseyi çağırmayın.ʹ1 buyurmuştur. Allahʹa ait olan bir şey de kesilemez.ʹ Muʹtasım, bu cevaba hayran kaldı ve hırsızın elinin parmakların mafsallarından itibaren kesilmesini, avucun bırakılmasını emretti.ʺ İbn Ebu Duad dedi ki: ʺİşte o an benim için kıyamet koptu. Hayatta olmamayı temenni ettim.ʺ Zurkan anlatıyor: İbn Ebu Duad dedi ki: ʺBu olaydan üç gün sonra Muʹtasımʹın yanına gittim ve dedim ki: ʹMüminle‐ rin Emiriʹne nasihat etmek benim için vaciptir.ʹ Aslında be‐ nim cehenneme girmeme sebep olacak şeyleri ona söylediği‐ mi biliyordum. ʹNeymiş o?ʹ dedi. Dedim ki: Müminlerin E‐ miri, meclisine reayasının fakihlerini ve âlimlerini dinî bir mesele ile ilgili olarak topladığı ve onlara hükmün ne oldu‐ ğunu sorduğu zaman, onlar da bildikleri hükmü söylediler. Bu arada meclisinde Halifeʹnin ailesi, komutanları, vezirleri ve kâtipleri de hazır bulunuyordu. Ayrıca başka insanlar da kapıların ardından konuşulanları dinliyorlardı.
Fakat Halife, bu ümmetin bir bölümünün imamlığına inandığı ve bu ma‐ kama Halifeʹden daha lâyık olduğuna iman …
CEV_0160 · S. 161 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Fakat Halife, bu ümmetin bir bölümünün imamlığına inandığı ve bu ma‐ kama Halifeʹden daha lâyık olduğuna iman ettiği bir adamın sözünü tutarak bütün fakihlerin ve âlimlerin sözlerini bir ke‐ nara bırakıyor, sonra da fakihlerin sözlerine göre değil, onun sözlerine göre hüküm veriyor.ʺ İbn Ebu Duad Diyor ki: ʺBu söz üzerine Muʹtasımʹın ren‐ gi değişti. Dikkat çektiğim husus ilgisini çekmişti. ʹBu hayırlı nasihatinden dolayı Allah seni hayırla ödüllendirsin.ʹ dedi. Dördüncü gün vezirlerinden birine emretti ve onu (İmam Cevadʹı ‐a.s‐) evine çağırmasını istedi. Vezir çağırdı; ama İmam Cevad çağrıya icabet etmedi ve ʹSizin meclislerinize katılmadığımı biliyorsun.ʹ dedi. Vezir, ʹBen seni yemeğe çağı‐ rıyorum ve sergilerime ayak basmanı, evime girmeni istiyo‐ rum ki ailem bereketlensin. Ayrıca Halifeʹnin vezirlerinden falan oğlu falan da seninle buluşmayı arzu ediyor.ʹ dedi. İ‐ mam adamın evine gitti. Yemeği tadınca, zehirli olduğunu hissetti. Derhal bineğinin getirilmesini istedi. Ev sahibi kal‐ masını istedi. Şöyle dedi: ʹEvinden çıkmam, senin için daha hayırlıdır.ʹ Ertesi gün canın teslim etti.ʺ1 İmam Cevad (a.s), Medineʹden çağrıldıktan sonra şehit edileceğini bekliyordu.
Nitekim İsmail b. Mihranʹdan şöyle rivayet edilmiştir:
CEV_0161 · S. 161 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık Şah Hatayi İmam Muhammed Cevad
Nitekim İsmail b. Mihranʹdan şöyle rivayet edilmiştir: Ebu Cafer (a.s) ilk defa Bağdatʹa çağrılınca, yola çı‐ kacağı sırada yanına gittim ve dedim ki: ʺSana feda olayım, bu şekilde götürülmenden korkuyorum. Sen‐ den sonra İmam kim olacaktır?ʺ Yüzünü bana çevirdi ve gülerek şöyle dedi: ʺZannettiğin şey bu sene olma‐ yacaktır.ʺ Sonra Muʹtasım onu çağırınca, yanına gittim ve dedim ki: ʺSana feda olayım, sen buradan ayrılıyor‐ sun, senden sonra kim İmam olacaktır?ʺ Ağladı, göz‐ yaşları sakallarını ıslattı. Sonra bana dönüp şöyle de‐ di: ʺBu sefer benim başıma bir şeyin gelmesinden korku‐ lur. Benden sonra imamlık görevi oğlum Aliʹnindir.ʺ1 Muʹtasım, İmamʹı (a.s) yok etmek için en etkili ve en az zararlı yolu bulmak için çok uğraştı. Nihayet kardeşinin kızı Ümmüʹl‐Fazlʹın bu görevi yerine getirmesinden başka bir yol bulamadı. Çünkü bu işi ümmet içinde büyük bir tepki u‐ yandırmadan ancak o yapabilirdi, İmamʹı ancak o öldürebi‐ lirdi. Muʹtasım, bunun için Ümmüʹl‐Fazlʹın kişiliğindeki iki özelliği kullandı: 1‐ Ümmüʹl‐Fazl yönetimin çizgisine tam anlamıyla bağ‐ lıydı. Neticede o, Meʹmunʹun kızıydı ve Muʹtasım da amca‐ sıydı. Bu mensubiyetini önemsemeyecek bir iman düzeyine sahip değildi.
Bu yüzden Muʹtasımʹın etkisinde kalıyor, İma‐ mʹa karşı kurduğu planları uyguluyordu.
CEV_0162 · S. 161 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Ali Hadi İmam Muhammed Cevad
Bu yüzden Muʹtasımʹın etkisinde kalıyor, İma‐ mʹa karşı kurduğu planları uyguluyordu. 2‐ İmamʹı kıskanıyordu, ona karşı içinde kin besliyordu. Çünkü İmam (a.s) başka kadınlarla da evlenmişti. Ayrıca İmamʹa bir evlât da verememişti. İmamʹın oğlu Hadi (a.s) başka bir eşinden dünyaya gelmişti. Bu yüzden İmamʹı kıskandığı hususu halk arasında dil‐ den dile dolaşıyordu. Tarihçiler anlatıyor: Rivayet edildiğine göre Ümmüʹl‐Fazl Medineʹden babasına bir mektup yazmış ve Ebu Caferʹi şikâyet et‐ mişti. Mektupta şunları yazmıştı: ʺO benim üzerime kuma getiriyor ve kıskançlık duygularımı harekete geçiriyor.ʺ Meʹmun da ona şu cevabı yazmıştı: ʺKızım! Biz se‐ ni Ebu Caferʹle ona helâl olan şeyleri haram kılmak için evlendirmedik. Bundan sonra sözünü ettiğin bu mevzuu bana anlatma.ʺ2
İktidardan nemalanan işgüzar memurların bu dönemde İmamʹa (a.s) yönelik açık saldırıları aralıksız devam …
CEV_0163 · S. 164 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Hz. Muhammed Ehl-i Beyt İmam Ali İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
İktidardan nemalanan işgüzar memurların bu dönemde İmamʹa (a.s) yönelik açık saldırıları aralıksız devam etti. Bu‐ na örnek, Abbasîlerin valisi ve Ehl‐i Beyt düşmanı Ömer b. Ferec er‐Ruhhacîʹnin tavırları gösterilebilir. Örneğin tarihçi‐ ler Muhammed b. Sinanʹdan şöyle rivayet etmişlerdir: Ebuʹl‐Hasan el‐Hadiʹnin (a.s) yanına gittim, dedi ki: ʺEy Muhammed! Ferec ailesinin başına bir şey geldi mi?ʺ ʺÖmer öldü.ʺ dedim. Dedi ki: ʺBundan dolayı Al‐ lahʹa hamdolsun.ʺ Yirmi dört kere bu sözü tekrarladı‐ ğını saydım. Sonra şöyle dedi: ʺOnun ‐Allah lanet et‐ sin‐ babam Muhammed b. Aliʹye ne dediğini bilmiyor musun?ʺ ʺHayır.ʺ dedim. Dedi ki: ʺBabam bir hususta onunla konuştu. Tutup babama dedi ki: ʹSenin sarhoş olduğunu sanıyorum.ʹ Bunun üzerine babam şöyle dedi: ʹAllahʹım! Senin için oruçlu olarak akşamladığımı bili‐ yorsun. Bu adama savaşın acısını ve esir düşmenin zille‐ tini tattır.ʹ Allahʹa yemin ederim ki, aradan birkaç gün geçmeden bir saldırıya uğradı, bütün malları talan edildi ve kendisi de esir alındı. İşte şimdi de öldü.ʺ1 İmam Cevad'ın (a.s) Şahit Edilmesi Daha önce Muʹtasımʹı, İmam Cevadʹı (a.s) öldürmeye sevk eden gerekçelerden ve bu iş için Ümmüʹl‐Fazlʹı seçtiğin‐ den söz etmiştik. Muʹtasımʹın, bu suçu işlemek için Ümmüʹl‐Fazlʹı seçme‐ sinin sebebi, onun, babasının zamanında İmamʹı şiddetli bir şekilde kıskanması ve hatta İmamʹın bizzat babası Meʹmun tarafından öldürülmesini talep etmesiyle ilgili olarak ortalık‐ ta dolaşan söylentilerdi.2 Ebu Nasr el‐Hemedanî anlatıyor: Bana Muhammed b. Ali b. Musa b. Caferʹin (İmam Hadiʹnin ‐a.s‐) kızı ve Ebu
Muhammed Hasan b. Aliʹnin (İmam Hasan Askerîʹnin ‐a.s‐) halası Hekime anlattı: Muhammed b.
CEV_0164 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Hasan İmam Cafer Sadık İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Muhammed Hasan b. Aliʹnin (İmam Hasan Askerîʹnin ‐a.s‐) halası Hekime anlattı: Muhammed b. Ali er‐Rıza (a.s) vefat edince, eşi ve Meʹ‐ munʹun kızı Ümmü İsaʹnın1 yanına gittim ve ona başsağlığı diledim. Çok üzgündü. Feryat ediyordu. Ağlamaktan, ağıt yakmaktan kendini helâk edecekti. Acılarının artmasından korkuyorduk. Biz İmamʹdan, onun kereminden, ahlâkının güzelliğinden, yüce Allahʹın kendisine bahşettiği şeref ve ih‐ lâstan, lütfettiği izzet ve saygınlıktan söz ediyorduk ki, Üm‐ mü İsa şöyle dedi: ʺOnunla ilgili olarak sana hayret verici, akıl almaz, kelimelere sığmaz bir olay anlatayım mı?ʺ ʺNedir bu olay?ʺ dedim. Anlatmaya başladı: Onu çok kıskanıyordum. Sürekli kontrol ediyordum. Bazen böyle davranmamam gerektiği yönünde sözler de işi‐ tiyordum ondan. Ben de gidip babama şikâyet ediyordum. O da, ʺKızım, ona karşı tahammüllü ol. Çünkü o Resulul‐ lahʹın bir parçasıdır.ʺ derdi. Bir gün ben oturuyordum. Bir‐ den içeriye bir cariye girdi ve bana selâm verdi. ʺKimsin sen?ʺ dedim. ʺBen Ammar b. Yasirʹin soyundan gelen bir ca‐ riyeyim. Senin eşin Ebu Cafer Muhammed b. Ali er‐Rızaʹnın (a.s) eşiyim.ʺ dedi. Karşı konulmaz bir kıskançlık duygusuna kapıldım.
Dı‐ şarı çıkıp bağırmayı ve herkese sesimi duyurmayı istedim.
CEV_0165 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Dı‐ şarı çıkıp bağırmayı ve herkese sesimi duyurmayı istedim. Az kalsın şeytan beni o cariyeye bir kötülük etmeye sevk edecekti. Öfkemi yutkundum, cariyeye eşlik ettim ve giyimi‐ ni kuşamını düzelttim. Kadın yanımdan çıkınca, kalkıp ba‐ bamın yanına gittim ve olayı ona anlattım. Babam hiçbir şey düşünemeyecek kadar sarhoştu. Dedi ki: ʺEy hizmetçi! Kılı‐ cımı getir.ʺ Hizmetçi kılıcını getirdi. Atına bindi, ʺAllahʹa ye‐ min ederim ki onu öldüreceğim.ʺ dedi. Babamı bu hâlde gö‐ rünce kendi kendime şöyle dedim: ʺİnna lillahi ve inna ileyhi raciun… Kendime ve eşime ne yaptım!ʺ Sonra yüzüme gö‐ züme başıma vurmaya başladım. Babam eşimin yanına girdi ve peş peşe indirdiği kılıç darbeleriyle onu parça parça etti. Sonra yanından çıktı. Ben de arkasından koşarak çıktım. O gece uyuyamadım. Sabah olunca babama geldim ve şöyle dedim: ʺDün akşam ne yaptığını gördün mü?ʺ Ne yaptım?ʺ dedi. Dedim ki: ʺİbnuʹr‐Rızaʹyı (Rızaʹnın oğlunu) öldürdün.ʺ Gözleri fal taşı gibi açıldı. Baygınlık geçirdi. Bir süre sonra kendine gelince, ʺYazıklar olsun sana, neler söylüyorsun?ʺ dedi.
Dedim ki: ʺEvet, Allahʹa yemin ederim babacığım, o‐ nun yanına gittin ve öldürünceye kadar kılıçla vurdun …
CEV_0166 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Dedim ki: ʺEvet, Allahʹa yemin ederim babacığım, o‐ nun yanına gittin ve öldürünceye kadar kılıçla vurdun ona.ʺ Bundan dolayı büyük bir huzursuzluğa kapıldı. Sonra ʺBana hizmetçi Yasirʹi çağırın.ʺ dedi. Yasir geldi. Meʹmun ona baktı ve şöyle dedi: ʺYazıklar olsun sana, şu kızım neler söylüyor?ʺ Dedi ki: ʺEy Müminle‐ rin Emiri! Doğru söylüyor.ʺ Eliyle göğsüne ve yüzüne vurdu ve şöyle dedi: ʺİnna lillah ve inna ileyhi raciun… Allahʹa yemin ederim ki helâk olduk. Ebediyen rezil olduk. Yazıklar olsun sana ey Yasir! Etrafa bak bakalım, ne haberler var. Sonra çabucak yanıma gel. Çünkü şimdi ölecek kadar sıkın‐ tılıyım.ʺ Yasir dışarı çıktı. Ben de o sırada yüzüme gözüme vurup ağlıyordum. Yasir döner dönmez, ʺMüjde! Ey Mü‐ minlerin Emiri!ʺ dedi. ʺSana da müjde, haberler nelerdir?ʺ dedi. Yasir diyor ki: Yanına gittim, oturuyordu ve üzerinde de bir gömlek ve aba vardı. Dişlerini misvakla temizliyordu. Selâm verdim ve dedim ki: ʺEy Resulullahʹın oğlu! Şu göm‐ leğini bana hediye etmeni istiyorum. Onunla namaz kılıp bereketleneyim.ʺ Aslında benim amacım bedenine bakmaktı. Üzerinde kılıç izin in olup olmadığını görmekti.
Allahʹa ye‐ min ederim ki, üzerine safra sürülmüş fildişi gibi pürüzsüz‐ dü vücudu ve hiçbir iz yoktu.
CEV_0167 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Allahʹa ye‐ min ederim ki, üzerine safra sürülmüş fildişi gibi pürüzsüz‐ dü vücudu ve hiçbir iz yoktu. Meʹmun uzun süre ağladı, sonra şöyle dedi: ʺBu durumda, söylenecek bir söz kalmadı. Bu, öncekiler için de, sonrakiler için de bir ibrettir.ʺ Ardından şöyle dedi: ʺEy Yasir! Onun yanına gitmek üzere ata binişimi, kılıcımı alışımı ve yanına girişimi hatırlı‐ yorum. Yanından çıkışımı da hatırlıyorum. Bundan başka hiçbir şey hatırlamıyorum. Meclisime dönüp gelişimi de ha‐ tırlamıyorum. Ne yaptığım ve onun yanına nasıl gittiğimi anlamadım. Allah şu kızıma lanet yağdırsın. Yanına git ve ona de ki: Baban diyor ki, Allahʹa yemin ederim ki bugün‐ den sonra bir daha onu şikâyet etmek üzere bana gelirsen veya ondan izinsiz evinden çıkarsan, onun intikamını sen‐ den alırım. Ardından İbnuʹr‐Rızaʹya git ve benden ona selâm söyle. Ona yirmi bin dinar götür. Dün akşam bindiğim atı da ona ver. Sonra Haşimîlere emret, yanına gidip ona selâm versinler.ʺ Yasir diyor ki: Haşimîlere bunu söyledim. Ben de onlar‐ la birlikte yanına gittim. Ona selâm verdim. Meʹmunʹun se‐ lâmını ilettim. Parayı önüne koydum. Atı da gösterdim. Bir süre ata baktı, sonra gülümsedi. Ardından şöyle dedi: ʺEy Yasir!
Bizimle onun arasında ahit vardı. Sonra kalkıp bana sal‐ dırdı.
CEV_0168 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Bizimle onun arasında ahit vardı. Sonra kalkıp bana sal‐ dırdı. Bilmez mi ki benim koruyucum ve muhafızım var, benim‐ le onun arasına girer?ʺ Dedim ki: ʺEy efendim! Ey Resulul‐ lahʹın oğlu! Bu tür azarlamaları bir kenara bırak ve onu hoş görüp affet. Allahʹa yemin ederim ki, deden Resulullahʹın (s.a.a) hakkı için aklı başında değildi ve nerede olduğunu bilmiyordu. Allahʹa samimi olarak söz verdi, yemin etti, bir daha içki içip sarhoş olmayacak. Çünkü bu şeytanın hilele‐ rinden, tutunduğu iplerinden biridir. Ey Resulullahʹın oğlu! Onun yanına geldiğin zaman ona herhangi bir şey anlatma ve yaptığından dolayı onu azarlama.ʺ Dedi ki: ʺAllahʹa yemin ederim, kararım budur, böyle dü‐ şünüyorum.ʺ Sonra elbiselerini istedi. Giyinip kalktı. Diğer bütün insanlar da onunla birlikte kalktılar. Derken Meʹmu‐ nʹun yanına girdi. Meʹmun onu görünce, onu karşılamak üzere ayağa kalktı. Kucaklayıp bağrına bastı. Hoşgeldin, de‐ di. İçeriye kimsenin girmesine izin vermedi. Onunla uzun u‐ zun konuştu, istişarede bulundu. Bu görüşme son bulunca, Ebu Cafer Muhammed b. Ali er‐Rıza (a.s) şöyle dedi: ʺEy Müminlerin Emiri!ʺ ʺBuyur, sa‐ adetler dilerim.ʺ diye karşılık verdi.
İmam, ʺSana bir nasihat vereceğim, onu kabul et.ʺ dedi.
CEV_0169 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
İmam, ʺSana bir nasihat vereceğim, onu kabul et.ʺ dedi. Meʹmun, ʺAllahʹa hamt ederek, şükürler sunarak kabul ederim. Nedir bu nasihat ey Resulullahʹın oğlu?ʺ dedi. İmam Dedi ki: Gece dışarı çıkmamanı istiyorum. Çünkü şu tersi‐ ne dönmüş halktan yana senin için endişe duyuyo‐ rum. Bir akdim var, onunla kendini korursun; kötü‐ lüklerden, belâlardan, istenmeyen hadiselerden, afet‐ lerden ve felâketlerden korunursun. Tıpkı dün gece beni senden koruduğu gibi. Eğer bunu yanına alarak Bizans ve Türk ordularına karşı çıkarsan, onlar birle‐ şerek üzerine gelseler de, bütün yeryüzü halkı seni mağlup etmek için birleşseler de, Cebbar olan Allahʹın izniyle bunu başaramazlar. Eğer istersen onu sana gönderirim, bu sayede sana anlattığım bu kötülükle‐ rin tümünden korunursun. ʺEvet.ʺ dedi, ʺKendi el yazınla yaz ve bana gönder.ʺ İmam da, ʺEvet.ʺ dedi. Yasir di ki: Sabah olunca Ebu Cafer (a.s) beni çağırdı. Yanına gittim ve karşısına oturdum. Tihame bölgesi ceylanı‐ nın derisinin getirilmesini istedi. Üzerine kendi el yazısıyla bu akdi yazdı. Sonra şöyle dedi: Ey Yasir! Bunu Müminlerin Emiriʹne götür ve ona de ki: Bunu gümüşten kamış şeklinde bir kabın içine koysun.
Üzerine de benim söyleyeceklerimi nakşetsin. Eğer koluna bağlamak istiyorsa, sağ koluna bağlasın.
CEV_0170 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Üzerine de benim söyleyeceklerimi nakşetsin. Eğer koluna bağlamak istiyorsa, sağ koluna bağlasın. Erkânına uygun olarak güzel bir abdest alsın. Dört re‐ kât namaz kılsın. Her rekâtta bir kere ʺFâtiha Sure‐ siʺni, yedi kere ʺAyeteʹl‐Kürsîʺyi, yedi kere ʺŞehidel‐ lahuʺ1 ayetini, yedi kere ʺVeʹş‐şemsi ve duhahaʹʺ sure‐ sini, yedi kere ʺVeʹl‐leyli iza yeğşahaʺ suresini, yedi kere de ʺKul huvellahʺ suresini okusun. Namazı biti‐ rince, bunu sağ koluna bağlasın. Zorluklar ve felâket‐ ler zamanında yüce Allahʹın gücü ve kudreti sayesin‐ de korktuğu ve çekindiği her şeyden korunur. Ama bu sırada ayın akrep burcundan doğmamış olmasına dikkat etsin. Eğer Bizanslılarla, onların krallarıyla sa‐ vaşırsa, Allahʹın izni ve bu akdin bereketiyle onları mağlup eder. Rivayete göre Meʹmun, Ebu Caferʹin (a.s) bu hirzle (ko‐ ruyucu dua) ve onun özellikleriyle ilgili olarak bu sözleri dinleyince, Bizanslılara savaş açtı ve Allah onu galip getirdi. Allahʹın dilediği kadar ganimet aldı. Bu akdi hiçbir savaşta üzerinden çıkarmadı. Bu sayede yüce Allah onu galip getiri‐ yor, fetihler nasip ediyordu.
Bütün bunlar, Allahʹın gücü ve kudretiyle oluyordu elbette.2 Tarihçiler Ümmüʹl‐Fazlʹın zehir içirerek İmam …
CEV_0171 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
Bütün bunlar, Allahʹın gücü ve kudretiyle oluyordu elbette.2 Tarihçiler Ümmüʹl‐Fazlʹın zehir içirerek İmam Cevadʹı (a.s) öldürme cinayetini işlediğini söylemişlerdir. Rivayet edilir ki: Muʹtasım, Ebu Caferʹi (a.s) öldürmek için bir yol düşünüyordu. İmamʹın eşi ve Meʹmunʹun kızı Ümmüʹl‐Fazlʹdan onu zehirlemesini istedi. Çünkü Ümmüʹl‐ Fazlʹın İmamʹın çizgisinden saptığını, onu aşırı kıskandığını öğrenmişti... Ümmüʹl‐Fazl bu isteği kabul etti. Üzüme zehir bulaştırarak İmamʹın önüne koydu. İmam üzümü yiyince, Ümmüʹl‐Fazl yaptığına pişman olup ağlamaya aşladı. İmam, ʺNiçin ağlıyorsun? Allahʹa yemin ederim ki, Allah seni sonu gelmez bir fakirlikle, gizlenemez bir belâ ile cezalandıracaktır.ʺ dedi. Nitekim Ümmüʹl‐Fazl iç organlarındaki bir hastalıktan dolayı öldü. Kanaması durdurulamıyordu. Bu hastalıktan kurtulmak için bütün malını harcadı. Sonunda başkalarının yardımına muhtaç oldu.1 Zehir, İmam (a.s) üzerindeki etkisini çok şiddetli bir şe‐ kilde gösterdi. Son nefeslerini verirken, dilinden Allah zikri eksik olmuyordu. Onun şehit edilmesiyle imametin ve İslâ‐ mî masum önderliğin parlak yıldızlarından biri söndürül‐ müş oldu.
İmam Muhammed Cevad (a.s), zamanının tağutu Abba‐ sî halifesi Muʹtasımʹın eliyle şehit edilmişti.
CEV_0172 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
İmam Muhammed Cevad (a.s), zamanının tağutu Abba‐ sî halifesi Muʹtasımʹın eliyle şehit edilmişti. Onun ölümüyle düşüncenin ufuklarını aydınlatan, ilim ve fazilet meşalesini yeryüzünün her tarafında yükselten İslâm risalesinin sayfa‐ larından biri dürülmüş oldu. Cenaze Merasimi İmamʹın (a.s) mübarek bedeni teçhiz edildi, yıkandı ve kefene sarıldı. Abbasî Vâsık ve Muʹtasım ellerini çabuk tuta‐ rak gelip namazını kıldılar.2 Mübarek naaşı Kureyş mezarlı‐ ğına götürüldü. Cenazeye büyük bir kalabalık eşlik ediyor‐ du. Bağdat böyle bir gün görmemişti. Büyük bir keder yaşa‐ yan taziye grupları on binlerle ifade ediliyordu. Herkesin di‐ linden İmamʹın faziletlerine, eşsiz kişiliğine dair sözler dö‐ külüyordu. İmam Cevadʹın (a.s) kaybıyla Müslümanların uğ‐ radıkları büyük zarar konuşuluyordu. Mübarek naaşı için büyük dedesi İmam Musa b. Caferʹin (a.s) mezarına bitişik bir mezar kazıldı ve oraya defnedildi. Onunla birlikte insanî değerleri de, insanlığın onur duyduğu üstün idealin somut örneğini de defnediyorlardı.1 Ebu Cafer el‐Meşhedî kendi rivayet zinciriyle Muham‐ med b.
Radiyyeʹden, o da Ebuʹl‐Hasan el‐Hadiʹnin (a.s) bakı‐ cısından rivayet etmiştir:
CEV_0173 · S. 165 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Ali Hadi İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Radiyyeʹden, o da Ebuʹl‐Hasan el‐Hadiʹnin (a.s) bakı‐ cısından rivayet etmiştir: Günlerden bir gün İmam Hadi (a.s) benim önüm‐ de bir levhada yazılanları okuyordu. Birden levha elinden düştü, bir telaşla ayağa kalktı ve ʺİnna lillahi ve inna ileyhi raciun… Allahʹa yemin ederim ki babam öldü.ʺ dedi. Dedim ki: ʺNereden bildin?ʺ Dedi ki: ʺAl‐ lahʹın celâl ve azametinin şimdiye kadar gözlemlediğim‐ den farklı bir açıklıkta tecelli etmesinden.ʺ Dedim ki: ʺO hâlde ölmüş.ʺ Bana şöyle dedi: ʺBırak bu konuyu. Bana izin ver, eve gireyim, sonra yanına ge‐ lirim. O zaman bana Kurʹânʹdan dilediğin ayetleri sun, onları sana ezberden söylerim.ʺ Eve girdi. Ben de kalkıp onun peşinden gitmeye karar verdim. Çünkü ona acıyordum. Nerede olduğu‐ nu sordum. Denildi ki: ʺŞu eve girdi, kapıyı üzerine kapattı ve ʹBen yanınıza gelinceye kadar kimsenin içeri girmesine izin verme.ʹ dedi.ʺ Sonra rengi değişmiş olarak evden dışarı çıkıp ya‐ nımıza geldi. ʺİnna lillahi ve inna ileyhi raciun… Alla‐ hʹa andolsun ki, babam öldü.ʺ diyordu. Dedim ki: ʺSa‐ na feda olayım, ölmüştür herhâlde.ʺ Dedi ki: ʺEvet, onu ben yıkadım, kefenledim. Zaten onun bu işlemlerini benden başkası yapamazdı.ʺ Sonra şöyle dedi: ʺBırak bu konuyu. Kurʹânʹdan dilediğin ayetleri bana oku. Onları sana tefsir edeyim, ezberlersin.ʺ Dedim ki: ʺAʹrafʹı an‐ lat.ʺ Kovulmuş şeytandan Allahʹa sığındı, sonra oku‐ maya başladı: ʺRahman ve Rahim olan Allahʹın adıyla.
kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar.ʺ1 Yaşı ve Şehit Ediliş Tarihi İmam Muhammed Cevad (a.s) zehirlenerek …
CEV_0174 · S. 172–174 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt Hz. Muhammed
kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar.ʺ1 Yaşı ve Şehit Ediliş Tarihi İmam Muhammed Cevad (a.s) zehirlenerek öldürüldü‐ ğü sırada, meşhur olan görüşe göre yirmi beş yaşındaydı.2 Bu bakımdan yaş olarak tertemiz Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın (hepsine selâm olsun) en küçüğüdür. Kısa hayatını İslâmʹın ve Müslümanların izzeti, insanların tevhide, imana ve tak‐ vaya çağrılması uğrunda harcadı. İmam Muhammed Taki (a.s) hicrî 220 senesinin zilkade ayının beşinde salı günü şehit edildi. Bir görüşe göre zilhicce ayının yirmi beşinde şehit edilmiştir. Bazılarına göre zilhic‐ cenin altısında, bazılarına göre de zilkadenin sonunda şehit edilmiştir.3 Doğduğu gün, imamet görevini üstlenip Rabbinin yo‐ lunda sabrederek ve ödülünü sadece Oʹndan bekleyerek ci‐ hat ettiği gün, şehit edildiği gün ve yeniden dirileceği gün selâm onun üzerine olsun! İMAM CEVAD (A.S) DÖNEMİNİN İHTİYAÇLARI Önceki iki bölümde, İmam Cevadʹın (a.s) yaşadığı dö‐ nemin özelliklerini, o dönem yöneticilerinin İmamʹla (a.s), o‐ nun risalet çizgisiyle ve n hak İmamʹın yanında saf tutan sa‐ lihler topluluğuyla kurdukları ilişkilerin tabiatını, doğrultu‐ sunda hareket edişini ele aldık. Bu bölümde İmam Cevad (a.s) döneminin beklentilerini, özel ortamını, gelişmelerini, kültürel, siyasal ve sosyal veri‐ lerini, İslâm şeriatının genelde Ehl‐i Beytʹin (a.s), özelde de dokuzuncu imam el‐Cevadʹın omuzlarına yüklediği risalet görevi kapsamında ele almamız bir gerekliliktir. Önceki iki bölümde, İmam Cevadʹın (a.s) yaşadığı dö‐ nemin özelliklerini, o dönem yöneticilerinin İmamʹla (a.s) kurdukları ilişkilerin tabiatını, İmamʹın risalet çizgisini ve gerçek İmamʹın yanında saf tutan salihler topluluğunu ele aldık. O hak İmam ki, yolu insanlık için rabbanî hidayetin çizgisini temsil ediyordu.
Bu bölümde ise İmam Cevad (a.s) döneminin ihtiyaç ve beklentilerini, özel ortamını, kültürel, siyasal ve …
CEV_0175 · S. 174 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad Hz. Muhammed
Bu bölümde ise İmam Cevad (a.s) döneminin ihtiyaç ve beklentilerini, özel ortamını, kültürel, siyasal ve sosyal ge‐ lişmelerini, İslâm şeriatının genelde Ehl‐i Beytʹin, özelde de dokuzuncuları olan İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) omuz‐ larına yüklediği risalet görevi kapsamında ele almamız bir gerekliliktir. Çünkü Ehl‐i Beyt, nübüvvet ve risalet evidir. Resulullah (s.a.a) onları mübarek elleriyle eğitmiş ve onlardan, risaleti Resulullahʹtan (s.a.a) sonra yöneticilerin ve saray vaizlerinin elinde bir oyuncak olmaktan koruyan sağlam bir zırh mey‐ dana getirmiştir. Nitekim bu özelliğiyle Ehl‐i Beyt (a.s), rab‐ banî İslâm medeniyeti meşalesini bütün dünyaya ulaştır‐ makla yükümlü dipdiri, dinamik bir ümmet olma durumu‐ na gelen İslâm ümmetini ölümcül bir helâk çukuruna yuvar‐ lanmaktan da korumaktaydı. Ne yazık ki bu ümmet, siyasal liderlik düzeyinde belirginleşen ve oradan İslâmî hayatın her alanına sirayet eden sapkınlığın şahsında somutlaşan büyük bir musibetle boğuşmak durumunda kalmıştı. [İşte Ehl‐i Beyt, bu musibetin ümmeti büsbütün uçuruma sürük‐ lemesine engel olmaktaydı.] İmam Cevad (a.s), görevini üstlendiği kendine özgü dö‐ neminde, pak atalarının bu iki önemli alanda gerçekleştir‐ dikleri sonuçları yanı başında görüyordu. Bunun yanında, İslâm devletinin bütün sapık akımların tam bir özgürlükle İslâm dünyasında hareket etmelerine izin vermesinden son‐ ra siyasal, sosyal ve dinî alanda yaşanan gelişmeleri ve deği‐ şimleri de gözlemliyordu. Çünkü sapık yöneticiler, sapık a‐ kımlara izin vermekle, açıkça cephe alamadıkları Ehl‐i Bey‐ tʹin risalet cephesini zayıflatmayı hedefliyorlardı. İmam Muhammed Cevad (a.s), kendi ilâhî görev ve so‐ rumlulukları ile var olan imkânlar ve o şartlar içinde gerçek‐ leştirilmesi mümkün olan olgular arasında bir denge kur‐ mak durumundaydı. Ta ki bu sayede şeriatın ve şeriat sahi‐ binin kendisi için belirlediği büyük ve nihaî hedeflere ulaşa‐ bilsin.
O şeriat ki, onu kendini Allahʹa ve Oʹnun ölümsüz ri‐ saletine adayan risalet kaynaklı bir yönetici ve …
CEV_0176 · S. 174 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad
O şeriat ki, onu kendini Allahʹa ve Oʹnun ölümsüz ri‐ saletine adayan risalet kaynaklı bir yönetici ve rabbanî bir önder kılmıştır. Buradan hareketle İmam Cevadʹın (a.s) imamet görevini üstlendiği dönemin kendine özgü ihtiyaçları ve bunlar mu‐ vacehesinde İslâmî sahada aktif olarak oynayacağı rolü açık bir şekilde gözlemleyebiliriz. Bu arada özel olarak salihler topluluğu açısından elde ettiği sonuçları kavrayabiliriz.
Şu hâlde, bu ihtiyaçlar bağlamında konuyu iki esas ko‐ nuya ayırmak durumundayız: Birincisi:
CEV_0177 · S. 176 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Mehdi Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Şu hâlde, bu ihtiyaçlar bağlamında konuyu iki esas ko‐ nuya ayırmak durumundayız: Birincisi: Genel İslâmî ortamın ihtiyaçları. İkincisi: Salihler topluluğunun ihtiyaçları. Genel İslâmî ortamın ihtiyaçlarını şu şekilde özetlemek mümkündür: 1‐ Ehl‐i Beyt çizgisinin, Müslümanların geneline yönelik olarak risaletten kaynaklanan liderlik yetkinliğine sahip ol‐ duğunun, bu çerçevede İmam Cevadʹın (a.s) rabbanî liderlik makamına lâyık olduğunun ispatlanması. 2‐ Hâkim rejimin ve izleyicilerinin Ehl‐i Beytʹi ve bu çiz‐ ginin takipçilerini küçük düşürme amaçlı girişimlerinin boşa çıkarılması. 3‐ Hâkim rejimin değişik yöntemlerle İmam Mehdi (a.s) meselesini kökten halletme girişimlerine rağmen İmam Meh‐ diʹnin beklenen hak devletine yönelik genel bir hazırlık yap‐ mak. 4‐ Genel İslâmî ortamı etkileyen sapıklığa, bidatlere ve sapık akımlara karşı koymak. 5‐ İslâm ümmetinin evlâtlarının meseleleriyle ilgilen‐ mek. Risalet çizgisinin ve salihler topluluğunun ihtiyaçları ise şöyle özetlenebilir: 1‐ Genç imamet olgusunu, doğal kanunların işleyiş sü‐ reci bağlamında somutlaştırmak. 2‐ Salihler topluluğunun kültürel, ruhsal ve eğitsel yapı‐ sını kökleştirmek. 3‐ Salihler topluluğunun organik yapısını sağlamlaştır‐ mak ve uzun sürecek bir gaybet dönemine hazırlamak. 4‐ Zor koşullara rağmen, İmam Hadiʹnin (a.s) erken baş‐ layan imamlığına hazırlık yapmak. 5‐ Şartların elverişsizliğine rağmen beklenen Gaip İmam (İmam Mehdi ‐a.s‐) için ortamı hazır hâle getirmek, beklenen gaybet asrına özel ve zor koşulları göz ardı etmeden düşün‐ sel ve ruhî açıdan insanları hazırlamak. Bu bölümde genel İslâmî ortamın ihtiyaçlarını ele alaca‐ ğız. Salihler topluluğunun ihtiyaçlarını ise, inşallah sonraki bölümlerde ele alacağız.
● İmam Cevad (a.s) ve Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları ● İmam Cevad ve Salihler Topluluğunun İhtiyaçları ● …
CEV_0178 · S. 178–180 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt İmam Rıza
● İmam Cevad (a.s) ve Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları ● İmam Cevad ve Salihler Topluluğunun İhtiyaçları ● İmam Cevadʹın (a.s) Medresesi ve İlmî Mirası İMAM CEVAD VE GENEL İSLÂMÎ ORTAMIN İHTİYAÇLARI Ehl-i Beyt ve İlâhî Önderlik Abbasî halifesi Meʹmun, İmam Rızaʹnın (a.s) kişiliğini küçük düşürmek ve onu Ehl‐i Beyt sevgisiyle mamur olmuş gönüllerden çıkarmakla ilgili gizli niyetlerini bir türlü ger‐ çekleştiremedi. Çünkü İmam Rıza (a.s), genel anlamda tüm insanların kalplerini kendisine cezp etmeyi, akılları ve nefis‐ leri etkilemeyi başarmıştı. Böylece uzak‐yakın herkes için onun amelî kişiliği ve za‐ tı güneş gibi parlamaktaydı. Bu yüzden Meʹmun, son çare olarak İmam Rızaʹnın (a.s) İslâmî ortamdaki fiilî varlığına son vermeye, bedenini orta‐ dan kaldırmaya karar verdi. Çünkü ünü her tarafı kaplamış, kişiliği parlak bir güneş gibi her tarafı aydınlatmış İmamʹa (a.s) Medineʹye gitme iznini vermek, Meʹmunʹun tahtına ve Abbasî saltanatına mal olabilirdi. Diğer taraftan, Meʹmunʹun tahtına yönelik oluşturduğu olumsuz etkiler ve risalet kaynaklı imamet çizgisi açısından gerçekleştirdiği olumlu etkiler hasebiyle hilâfetin başkentin‐ de kalması da Medineʹye gitmesinden daha az tehlikeli de‐ ğildi.
Genelde Abbasî hanedanının, özelde Meʹmunʹun üze‐ rinde önemle durdukları ikinci nokta ise, vaat edilen ve …
CEV_0179 · S. 180 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Hz. Muhammed İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Genelde Abbasî hanedanının, özelde Meʹmunʹun üze‐ rinde önemle durdukları ikinci nokta ise, vaat edilen ve bek‐ lenen İmam Mehdi (a.s) meselesiyle ilgili duydukları endi‐ şeydi. Çünkü kırıkları onarması, dağınıklıkları derlemesi, zu‐ lüm ve tuğyanın dayanaklarını yerle bir etmesi için yüce Al‐ lah bütün ümmetlere vaatte bulunmuştur. Hz. Resulullahʹın (s.a.a) tağut/azgın yöneticileri korkuttuğu, müminleri ve müs‐ tazafları müjdelediği tehlikenin eli kulağındaydı. Çünkü Re‐ sulullah (s.a.a), Mehdiʹnin (a.s) soyunu, önderlik konumunu açık bir şekilde beyan etmiş, onun İmam Hüseyinʹin (a.s) do‐ kuzuncu göbekten çocuğu olduğunu açıklamıştı. Adını, ba‐ basının adını, genel niteliklerini, özelliklerini ve alâmetlerini zikretmişti. Hz. Peygamberʹden (s.a.a) gelen bu gibi haberler, zalim‐ leri uyutmaz, huzurlarını kaçırır. Çünkü Resulullah (s.a.a) vahiyle irtibatlı, semadan destek görmektedir. Onun verdiği haberler boş ve anlamsız olamaz.
Sıradan veya profesyonel bir müneccim bile böyle bir haber verse, zalim yöneticilerin çokça muhtaç oldukları …
CEV_0180 · S. 180 · İmam Cevad Döneminin Yöneticileri
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Sıradan veya profesyonel bir müneccim bile böyle bir haber verse, zalim yöneticilerin çokça muhtaç oldukları ruh‐ sal istikrarları bozulup dengeleri alt üst olurken, kendisine mensup olduklarını iddia ettikleri, gönderilmiş bir elçi olan peygamberden gelen böyle bir haberden mi etkilenmeyecek‐ lerdi?! Kaldı ki onlar saltanatlarını sağlamlaştırmak için her yo‐ lu araştırıp, saltanatlarını sarsacak ihtimallerle ilgili bin kere hesap yaparken, kapıya dayanmak üzere olan büyük tehlike için mi tedbir düşünmeyeceklerdi?! Resulullahʹın (s.a.a), risalet meşalesini taşıma sorumlu‐ luğuna sahip Ehl‐i Beytʹi ile ilgili olarak verdiği sayı belli ve bilinmektedir. Onlar, hepsi de Kureyşʹten ve Haşimoğulları ailesinden on iki halifedirler. Ali b. Ebu Talib (a.s) ile onun soyundan gelecek olan on bir tertemiz İmam... İmam Rıza (a.s), sayıları Resulullah (s.a.a) tarafından nas (net bir ifade) ile belirlenmiş on iki imamın sekizincisiydi. Hüseyinʹin (a.s) soyundan gelen İmamların da beşincisiydi. Diğer Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan onlara dair gelen rivayetler de vardı kuşkusuz.

Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları

Hâkim rejim adına faaliyet gösteren çeşitli odakların, Ehl‐i Beytʹin mirasını ve rabbanî ilimlerini korumaya …
CEV_0181 · S. 182 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Hâkim rejim adına faaliyet gösteren çeşitli odakların, Ehl‐i Beytʹin mirasını ve rabbanî ilimlerini korumaya özen gösteren, onların çeşitli sırlarının emanetçisi konumunda o‐ lan salihler topluluğunun insicamını bozmak için birtakım girişimlerde bulunmuş olmasını uzak bir ihtimal olarak gör‐ müyoruz. Kuşkusuz Ehl‐i Beyʹtin (a.s) sırlarını ancak yüce Allahʹın kalplerini imanla sınadığı müminler taşıyabilir. Abbasî yöneticileri salihler topluluğuna tamamen hâkim olamadılar elbette. Ama aralarına sızmayı ve onların hareket çizgilerinin özelliklerini gösteren bilgileri edinmeyi denemiş‐ lerdir kuşkusuz. Hz. Mehdiʹnin (a.s) doğumunun yakın olduğunun far‐ kındaydılar; ama ne zaman doğacağını, ne zaman zuhur edeceğini bilmiyorlardı. Bu yüzden her şeyden önce İmam Mehdiʹyi (a.s) dünyaya getirmemeleri için Ehl‐i Beytʹi engel‐ lemeleri kaçınılmazdı. Tıpkı Firavunʹun Hz. Musaʹya (a.s) yaptığı gibi. Önemli gördükleri bu işi çözmek, adından ve varlığın‐ dan söz edilmesi bile huzurlarını kaçırmaya yeten bu doğu‐ mu önlemek için Ehl‐i Beytʹi sıkı bir kontrol altına aldılar. Onların özel hayatlarının derinliklerine sızdılar. Hareketle‐ rini kontrol eden özel denetçiler görevlendirdiler. Meʹmu‐ nʹun kızı Ümmüʹl‐Fazlʹı İmam Cevadʹla (a.s) evlendirmekte ısrar etmesi, buna açık bir örnektir. Hatta onların evliliklerini ve çocuk dünyaya getirmelerini bile sınırlandırmaya kalktı‐ lar. Oğulların ve eşlerin sayısı bakımından İmam Rızaʹdan (a.s) önceki İmamlarla sonraki İmamların arasında bir karşı‐ laştırma yaptığımız zaman, İmam Rızaʹdan (a.s) sonraki İ‐ mamların oğullarının sayısının dikkat çekici şekilde az ol‐ ması, bunun en güzel şahididir. Öte yandan İslâm ümmetine, gerçek Mehdiʹyi alternatif‐ ler de sunmaya kalktılar. Meselâ, bazı çocuklarının adını
Mehdi ve Muhtedi diye koydular. Amaçları, Hz.
CEV_0182 · S. 183 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Mehdi dâr İmam Muhammed Cevad
Mehdi ve Muhtedi diye koydular. Amaçları, Hz. Peygambe‐ rʹin hadislerinde kendilerinin kastedildiğini ima ederek Müs‐ lümanların genelinin zihinlerini karıştırmak, ortalığı bulan‐ dırmaktı. Ama yalanın ipi kısadır. (Yalancının mumu yatsıya ka‐ dar yanar.) Gerçeğin ortaya çıkması engellenemez. Tağutlar uzun süre hak görüntüsü veremezler. Gerçek anlamda hak elbisesini giymedikleri sürece sahte bir hak görüntüsüyle u‐ zun süre insanları kandıramazlar. Çünkü bunların kişilikleri hak nitelikli tertemiz bir çevreden ve eşsiz rabbanî değerler‐ den barınmamıştı. Fakat beklenen Mehdi (a.s) gerçeğinin üzerini örtmek üzere sergilenen sahte görüntülerin, gerçeğin yerini tutama‐ dığı, bu gibi zihin karıştırmaların güttükleri amaçları gerçek‐ leştiremediği çok geçmeden anlaşıldı. Geride, onlar açısından mümkün olan tek yol kalmıştı. Ehl‐i Beytʹten dünyaya gelecek olan Mehdiʹnin (a.s) doğu‐ munu engelleyemediklerine, Müslüman kitlelerin zihinlerini bulandıramadıklarına göre, tek çare onu ortaya çıkarmala‐ rıydı. Yani onun doğumunu gözetleyecek, doğar doğmaz da öldüreceklerdi.
Böylece uykularını zehir eden, üzerlerine çö‐ ken bu kâbustan, tağutların tahtlarını yerle bir edecek inti‐ …
CEV_0183 · S. 183 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Böylece uykularını zehir eden, üzerlerine çö‐ ken bu kâbustan, tağutların tahtlarını yerle bir edecek inti‐ kam alıcı Mehdi kâbusundan kurtulmuş olacaklardı. Evet, halifelerin bu gerçeğe kesin inançla inanmaları zo‐ runlu değildi. Ama sırf böyle bir ihtimalin bulunması bile sıkı önlemler almalarına yeterdi. Çok yakınlarda kapılarını çalması kesin veya muhtemel olan bu tehlike karşısında tep‐ kisiz durmaları beklenemezdi. İşte genel siyasal ortam bir taraftan, Müslümanların ge‐ nel ihtiyaçları da diğer taraftan, Resulullah (s.a.a) ve terte‐ miz Ehl‐i Beytʹi tarafından müjdelenen, nübüvvet haneda‐ nından ortaya çıkacağı bildirilen ve kılıçla kıyam edeceği haber verilen İmam aracılığıyla zulüm ve tuğyanın ortadan kalkacağına ilişkin en büyük ümidin devam etmesini gerek‐ tiriyordu. Bu ışığın sürmesi ve söndürülmesinin engellenmesi ka‐ çınılmazdı. Çünkü bu ümit bile zalimlerin ve müstekbirlerin tahtlarını sarsıyor, rahat ve huzurlu bir hayat sürdürmeleri imkânını ellerinden alıyordu. Kuşkusuz bu inanç ilkesi, üm‐ met için reel bir ihtiyaçtı, Ehl‐i Beyt açısından sürdürülmesi gereken bir risalet göreviydi.
Çünkü mevcut şartlar, bekle‐ nen Mehdiʹnin (a.s) görevini ifa etmelerine imkân vermemiş‐ ti.
CEV_0184 · S. 183 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Oniki İmam Hz. Muhammed İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Çünkü mevcut şartlar, bekle‐ nen Mehdiʹnin (a.s) görevini ifa etmelerine imkân vermemiş‐ ti. Ama doğumunu, ardından hayatta kalmasını temin ede‐ bilirlerdi. Böylece İmam Mehdi (a.s) perde gerisinden Müslüman‐ ların işlerini idare edecek ve Kurʹânʹda müjdelenen, Hz. Re‐ sul‐i Ekremʹin (s.a.a) hadislerinde ortaya çıkacağı vurgula‐ nan mübarek devrimini gerçekleştirecek şartları hazırlayabi‐ lecekti. Bu genel ihtiyaç karşısında Abbasîlerin, Resulullahʹın (s.a.a) soyundan gelecek olan Mehdiʹnin (a.s) doğumunu en‐ gelleme yönündeki çabalarının daha da ciddileştiğini, güçlü‐ lük kazandığını ve hızlandırıldığını görüyoruz. Çünkü teh‐ like gittikçe onlara yaklaşıyordu. Dolayısıyla İmam Muhammed Taki (a.s) ve ondan son‐ raki İmamlar iki önemli görevle karşı karşıyaydılar: 1) Büyük ümidi korumak; ışığının istimrarını ve sönme‐ mesini sağlamak. 2) Mevcut yönetimi Mehdiʹnin doğumu karşısında etki‐ siz kılmak ve Mehdiʹye yaklaşmalarını engellemek.
Ta ki gü‐ nahkâr elleriyle ona dokunmasınlar;
CEV_0185 · S. 183 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Ta ki gü‐ nahkâr elleriyle ona dokunmasınlar; önceki dönemlerde Meh‐ diʹnin (a.s) atalarının önderliklerini denetim altına aldıkları ve onlardan geriye kalanları sıkı bir şekilde muhasara ettik‐ leri gibi, son rabbanî önderliği de kontrol altına almasınlar. O ki, hak bayrağını taşımak, Muhammedî İslâm sancağını yükseltmek ve çağlar boyu gelip geçen bütün peygamberle‐ rin arzularını gerçekleştirmek amacıyla kendini yüce Allahʹa adayacaktır. Ehl‐i Beyt İmamları (üzerlerine selâm solun), hayat tarz‐ ları itibariyle sapık yöneticilerin gerçek yüzlerini ortaya çı‐ karmış, kitlelere onların gerçek mahiyetlerini gösterebilmiş‐ lerdi. İmamların hayat tarzları kelimenin tam anlamıyla a‐ melî, ilmî ve ahlâkî bir meydan okumaydı. Bu sayede İslâm ümmeti, hâkim rejimin anlayışı ile, yönetimi elinde bulun‐ durması, İslâm ümmetine önderlik etmesi gereken Ehl‐i Beyt anlayışı arasındaki büyük farklılığı açık bir şekilde görebili‐ yordu. Ama ümmetin, iki çizgi arasındaki farkı daha iyi kavra‐ yabilmesi için bundan fazla çabaya, daha büyük farklılıkları ortaya koyacak çalışmaya ihtiyacı vardı. Ümmet, zalim yö‐ neticilerin yüzlerine geçirdikleri maskenin altındaki gerçek kimliği görmek zorundaydı. Meʹmun, İmam Cevadʹa (a.s) belli ölçüde yaklaşmayı ba‐ şarmıştı. Onun da kendisine belli oranda yakın durmasını da sağlamıştı. Kızını onunla evlendirerek, hareketlerini kontrol etme imkânına kavuşmuştu. Böylece İmamʹın (a.s), hem kı‐ zından, hem de başka kadınlardan bir çocuğunun olmasını bu sayede önleyebilirdi.1 Tabi, eğer Meʹmunʹun maksadı bu idiyse. Çünkü incelememizin akışı içinde bu hedefine dair işaretlere rastlamıştık.
Meʹmunʹdan sonraki yöneticiler de bu ince politikayı büyük bir dikkatle sürdürdüler.
CEV_0186 · S. 186 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Meʹmunʹdan sonraki yöneticiler de bu ince politikayı büyük bir dikkatle sürdürdüler. Özellikle Meʹmunʹun, İmam Rızaʹya (a.s) suikast düzenleme girişiminde rezil olmasından sonra bundan başka seçenekleri yoktu. Meʹmun, İmam Rı‐ zaʹyı (a.s) şehit etmekle saltanatını tehdit eden en büyük ra‐ kipten kurtulmuştu; ama meydan okumada ve zalimlerin bu‐ runlarını sürtmede kendisine üstünlük kuran yeni bir rakip‐ le karşı karşıya kalmıştı. Bundan dolayı İmam Cevadʹın (a.s) özel koşulları, özel‐ likle dokuz yaşında olması, başta Meʹmun için, sonra halkın geneli için ve en sonunda Ehl‐i Beyt Şiaʹsından bazı kimseler için bir soru işareti oluşturuyordu. Soru şuydu: Bu küçük çocuk, mevcut bütün siyasal ve sosyal perdeleri yırtması gereken ve itaat edilmesi de zorun‐ lu olan rabbanî önderliği, yani imamet görevini yürütecek liyakate sahip midir? İmam Cevad (a.s) risaletin devamı olan imamet görevini üstlenirken, böylesine büyük bir soruyla karşı karşıyaydı ve bu soru üç farklı düzlemde belirginleşiyordu. Bu nedenle, İ‐ mam Muhammed Cevadʹın (a.s), liyakatini herkese kanıtla‐ ması gerekiyordu. Bu, bundan sonraki hayatı açısından bü‐ yük zorluklara yol açacak olsa da.
Çünkü bu rabbanî çizgi‐ nin bekası, Ehl‐i Beyt hattının gerçekliğinin ve rabbanî risale‐ tin ispatı her şeyin …
CEV_0187 · S. 186 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Rıza Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Çünkü bu rabbanî çizgi‐ nin bekası, Ehl‐i Beyt hattının gerçekliğinin ve rabbanî risale‐ tin ispatı her şeyin üstündeydi. Bu yüzden, İmam Cevadʹın (a.s) bu soruların tümüne cevap vermesi, bu bağlamda İslâm dünyasının bütün siyasal ve ilmî odaklarına karşı durması gerekiyordu. İşte ancak o zaman genel ve özel anlamda risaletin gerektirdiği hareket‐ leri gerçekleştirme imkânını bulabilirdi. Şu hâlde İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) en başta gelen görevi, babası İmam Rızaʹdan (a.s) sonra yaşadığı süreçte genel ve özel çerçevede imameti ispat etmekti. Çünkü İmam Rıza (a.s) açık ve net bir ifadeyle onun imamlığına işaret et‐ miş, dostlarına ve tâbilerine onun kendisinden sonraki imam olduğunu söylemişti. İmam Rıza (a.s), Meʹmunʹun stratejisi‐ ni, planlarını bizzat gözlemlemişti, onun yoğun bir gizli gün‐ dem ve plana sahip olduğunu biliyordu. Nitekim bu plan çerçevesinde kendisine son derece karanlık bir taktikle veli‐ ahtlık önermişti. Ama İmam Rıza (a.s) bu planı boşa çıkararak, zamanın azlığına ve Allah rızası için feda ettiği değerli hayatının meş‐ guliyetinin yoğunluğuna rağmen bunu İslâmʹın çıkarına kul‐ lanmayı başarmıştı.
İmam Cevad (a.s), halifeler tarafından düzenlenen genel oturumlarda kendisine yöneltilen sorulara, Ehl‐i …
CEV_0188 · S. 186 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
İmam Cevad (a.s), halifeler tarafından düzenlenen genel oturumlarda kendisine yöneltilen sorulara, Ehl‐i Beytʹin risa‐ let kaynaklı çizgisinin hak üzere olduğunu ve kendisinin imamlığını ispat edecek; ilmî liyakate ve bütün Müslüman‐ lara önderlik etme kişiliğine sahip olduğunu ispatlayacak şe‐ kilde cevaplar veriyordu. Böylece toplantıda bulunanlara, ha‐ lifelere ve onların etrafında kümelenen âlimlerin geneline kar‐ şı hücceti tamamlıyordu. İmamʹın (a.s) bu tavrı, aynı zamanda halifelere ve onla‐ rın âlimlerine karşı bir meydan okuma mahiyetindeydi. O âlimler ki, öz Muhammedî risalet çizgisinden sapmış bir or‐ tamda yetişen kitleler nazarında hilâfetin ilmî arka planını, kültürel ve şerʹi altyapısını oluşturuyorlardı. Çünkü böyle bir ortamda yetişen kitleler görüntüler ve şiarlara önem ve‐ rirler; akılları aracılığıyla öze, olayların ve o günkü İslâm top‐ lumuna hükmeden akımların derinliğine inme gibi bir giri‐ şim içinde olmazlar. Bu aynı zamanda, yöneticilerin Ehl‐i Beytʹi aşağılama, kitlelerin gözünde değersizleştirme amaçlı planlarına karşı da bir meydan okumaydı. Çünkü Ehl‐i Beyt, zorba halifele‐ re, ilâhî bir izin ve sarih bir açıklama olmaksızın önderlik makamına kurulan yöneticilere karşı sessiz ve etkili muhale‐ feti oluşturuyordu.
Nitekim Ehl‐i Beyt akidesine göre İmamʹın (a.s) masum olması, Allah ve Resulü (s.a.a) tarafından tayin …
CEV_0189 · S. 188 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Nitekim Ehl‐i Beyt akidesine göre İmamʹın (a.s) masum olması, Allah ve Resulü (s.a.a) tarafından tayin edilmesi ge‐ rekir. İslâm Âlemi ve Ehl-i Beyt Medresesinde Küçük Yaşta (Erken) İmamlıkla Görevlendirilme Daha önce işaret ettiğimiz gibi, İmam Muhammed Ce‐ vadʹın (a.s) varlığı, Ehl‐i Beytʹin imametle ilgili akidesinin sa‐ hihliğinin delilidir. Çünkü bir kimsenin çocuk yaşta imamet görevini üst‐ lenmesi olayı ve bununla birlikte meydana gelen hadiseler, tek başına Ehl‐i Beyt mezhebine özgü olan bu akidenin sa‐ hihliğini kesin bir şekilde ortaya koyabilir. Bütün mezhepler arasında sadece Ehl‐i Beyt mezhebi, imameti rabbanî bir ma‐ kam olarak görür. Buna göre imamet, insanların seçmesi veya aday göster‐ mesi ile olmaz. Bilakis müminlere, daha doğrusu bütün Müs‐ lümanlara fikrî, amelî, dinî ve amelî liderlik gibi bu rabbanî görevi yönetmek için gerekli olan bütün yeterlilik ve gerçek kudret özelliklerini üzerinde taşıyan bir şahıs için ilâhî tayin ve nasb ile belirlenir. Bütün tarihçiler şu konuda görüş birliği içindedirler: İ‐ mam Muhammed Cevad (a.s), babası vefat ettiğinde yedi ya‐ şını geçmemişti ve imamet görevini, babasından sonra, zahi‐ rî şartlara göre çocukluk dönemini temsil eden bu yaşta üst‐ lenmiştir. Bu, Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın (üzerlerine selâm olsun) ha‐ yatında daha önce rastlanmayan bir olguydu. Eğer bu olguyu ilâhî kriterler ve tarihsel realiteler ışığın‐ da ele alacak olursak, İmam Cevad (a.s) medresesinin ve yi‐ ne İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) temsil ettiği Ehl‐i Beyt çizgisinin hakkın ta kendisi olduğunu görebiliriz.
Aksi takdirde yedi yaşını henüz tamamlamış bir şahsın, hem manevî, hem düşünsel, hem dinin fıkhî, hem de …
CEV_0190 · S. 189 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt
Aksi takdirde yedi yaşını henüz tamamlamış bir şahsın, hem manevî, hem düşünsel, hem dinin fıkhî, hem de başka alanlarında bu topluluğun rabbanî önderliğini en kusursuz şekilde yürütmesini başka nasıl izah edebiliriz? Bu bağlamda kabul edilemeyecek diğer varsayımları şöy‐ le sıralamak mümkündür: Birinci varsayım: Bu zatın imamlığına inanan Şia taifesi, onun bir çocuk olduğunu tam olarak bilmiyordu. Böyle bir varsayım doğru olamaz. Çünkü Ehl‐i Beytʹten bir imamın liderliği polis ve askerle kuşatılmış, liderle halk arasında bir koruma duvarı çekilecek şekilde kral ve sultan heybetiyle erişilmez kılınmış değildi. Ehl‐i Beytʹin liderliği, sofu davetçiler ve Fatımîlerde ol‐ duğu gibi, tavan ile taban arasında engel koyan benzeri Ba‐ tınî gruplar tarafından gizlice yürütülen illegal bir davetin liderliği gibi değildi. İmam Muhammed Cevad (a.s) diğer Ehl‐i Beyt İmamları gibi Şiaʹnın gözlerinin önündeydi. Bütün katmanlarıyla Şia taifesi, İmamʹla doğrudan temas kurabiliyor; dinî meseleleri‐ nin, manevî ve ahlâkî sorunlarının çözümü için ona başvu‐ rabiliyordu. Bizzat İmam Cevad (a.s), kendisini Bağdatʹa getiren Meʹ‐ munʹdan ısrarla Medineʹye geri dönmesine izin vermesini is‐ temiş ve sonunda Meʹmun Medineʹye dönmesine izin ver‐ mişti. O da Medineʹye geri dönerek ömrünün geri kalanını veya büyük bir kısmını orada geçirmişti. Böylece İmam Cevad (a.s), aralarında liderliğine ve i‐ mamlığına inanan Şiîler de olmak üzere bütün Müslümanla‐ rın gözlerinin önünde hayatını sürdürdü. Dolayısıyla, İmamʹın (a.s) Şia taifesi tarafından tam ola‐ rak bilinmediğine ilişkin varsayım, ta baştan beri Ehl‐i Beyt İmamları ile Şia tabanı arasında oluşturulan ilişkinin doğa‐ sına aykırıdır. Bu bir.
İkincisi: İmam Cevad (a.s), Abbasî halifesi tarafından sı‐ kı bir kontrol altında tutuluyordu.
CEV_0191 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Bakır İmam Muhammed Cevad
İkincisi: İmam Cevad (a.s), Abbasî halifesi tarafından sı‐ kı bir kontrol altında tutuluyordu. Bunu İmamʹın, Ümmüʹl‐ Fazl ile evlenmesi hikâyesinde açıklamıştık. Abbasîler, Meʹ‐ munʹun ona karşı takındığı olumlu tavrı değiştirmek için İ‐ mamʹı sıkı bir denetim altına almışlardı. Bu da Müslümanla‐ rın onu görmediklerine, yaşının küçük olduğunu bilmedik‐ lerine ilişkin varsayımın batıl ve yanlış olduğunun bir diğer kanıtıdır. İkinci varsayım: İmam Cevadʹın (a.s) imametine inanan Şia toplumunun düşünsel ve ilmî düzeyi o zamanlar, imam olmadığı hâlde imamet iddiasında bulunan bir çocuğun ima‐ metine inanmak hususunda doğruyu eğriden ayıracak dü‐ zeyde değildi. Bu varsayımı da, Şia toplumunun tarihsel realitesi, ulaş‐ tığı ilmî ve fıkhî düzeyi yalanlamaktadır. Çünkü Şia toplumu İmam Muhammed Bâkır (a.s) ve İ‐ mam Cafer Sadık (a.s) tarafından eğitilmişti. Mutlak olarak bütün İslâm âleminin en büyük İslâmî düşünce medresesi bu topluluğa aitti. Medrese, birbirini izleyen iki kuşak tarafından yürütü‐ lüyordu: Birinci kuşak, İmam Cafer Sadık (a.s) ve İmam Mu‐ sa Kâzımʹın (a.s) talebelerinden, onları izleyen ikinci kuşak da talebelerinin talebelerinden oluşuyordu.
Şia toplumuna öncülük eden bu iki seçkin kuşak;
CEV_0192 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Şia toplumuna öncülük eden bu iki seçkin kuşak; tefsir, kelâm, hadis ve ahlâk alanlarında, daha doğrusu İslâm öğre‐ tilerinin her alanında temayüz etmişti. Şu hâlde, bu topluluğun düşünsel ve ilmî düzeyi, reel bir gözlem; mantıklı, makul ve benimseyeni inanmaya zorla‐ yan bir delil olmadıkça, böylesine erken yaşta beliren, bütün maddî şartlara ve hayatın reel gerçeklerine muhalif duran ve iman edenlerine de sınırlandırılmaktan, baskı görmekten, ta‐ kibe alınmaktan, öldürülmekten ve acımasız tehditler altın‐ da yaşamaktan başka bir şey kazandırmayan böyle bir inancı benimsemesi için sağlam bir gerekçesinin olduğunu göster‐ mektedir. Elli veya altmış yaşına gelmiş engin ilme sahip ve her şeyden haberdar olup ileri görüşlü olan bir adamın, sırf yük‐ sek derecede ilme, marifete, üstün bir zekâya ve ileri görüş‐ lülüğe sahip olduğu için, imam olmadığı hâlde bir grup in‐ sanı imamlığına inandırması tasavvur edilse de, on yaşına girmemiş bir çocuğun böyle bir şeyi gerçekleştirmesi tasav‐ vur edilemez. Çünkü gözlerinin önünde olduğu hâlde, o gün için İslâm âleminde oluşturulmuş en büyük düşünce medre‐ sesine sahip bir topluluğu sahte imamlığına inandırdığı nasıl tasavvur edilebilir?
Bu medresenin bazı unsurları Kûfeʹde, bazıları Kumʹda ve bazıları da Medineʹde bulunuyordu.
CEV_0193 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Bu medresenin bazı unsurları Kûfeʹde, bazıları Kumʹda ve bazıları da Medineʹde bulunuyordu. Dolayısıyla bu, İslâm âleminin ana merkezlerinde kök salmış bir medreseydi. İ‐ mam Cevadʹla (a.s) da doğrudan ilişki hâlinde bulunuyor‐ lardı. Ondan fetva istiyor, ona soru soruyor ve dünyanın her tarafındaki Şiîlerden toplanan malları ve paraları ona gönde‐ riyorlardı. Böyle bir medresenin, imam olmayan bir çocuğun ger‐ çek durumundan haberdar olmadığını düşünemeyiz. Üçüncü varsayım: İmam ve imamet kavramı Şia toplulu‐ ğu nezdinde net değildi. Bilakis imamlığı salt bir babadan oğla geçen bir miras görüyorlardı. İmam nedir, imamın de‐ ğeri nedir ve imametin şartları nelerdir? Bilmiyorlardı. Ancak bu varsayım, Emirüʹl‐Müminin İmam Aliʹden (a.s) İmam Rızaʹya (a.s) kadar imamlığın şartlarına, hakikatine ve İmamʹın alâmetlerine ilişkin olarak aktarılan ve Şia toplulu‐ ğunun elinde bulunan tevatür düzeyine ulaşmış ilmî miras tarafından yalanlanmaktadır. Nitekim bu miras, Şiaʹyı diğer taife ve mezheplerden ayırmaktadır. Çünkü söz konusu taife ve mezheplere göre imamet beşerî bir makamdır, birçok in‐ san için bu makama çıkmak, onu üstlenmek ve iddia etmek çok zor değildir.
Buna karşılık Şia, imamete ilişkin derin bir ilâhî kavra‐ ma dayanmaktadır.
CEV_0194 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Buna karşılık Şia, imamete ilişkin derin bir ilâhî kavra‐ ma dayanmaktadır. Ve bu, Şia için en başta gelen ve apaçık olan kavramlardan biridir. Şia anlayışında İmam; bilgisi, ah‐ lâkı, sözleri ve davranışları itibariyle eşsiz ve biricik bir in‐ sandır. Bu anlayış, Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s) İmam Rızaʹya (a.s) kadar büyük bir ilim topluluğu tarafından müjdelen‐ miştir.1 Dolayısıyla Şia topluluğu açısından bütün ayrıntılar, bü‐ tün özellikler tedricî olarak açıklığa kavuşturulmuş, belli bir nokta üzerinde odaklanmıştır. Ravi der ki: İmam Rızaʹnın (a.s) vefatından sonra Medineʹye gittim. İmam Rızaʹdan (a.s) sonraki halifeyi sordum. Bana dediler ki: ʺHalife Medineʹye yakın bir köyde‐ dir.ʺ Söyledikleri köye gitmek üzere yola çıktım. Köye girdim. Orada İmam Musa Kâzımʹın çocuklarına ka‐ lan bir evi vardı. Evin insanlarla hıncahınç dolu oldu‐ ğunu gördüm. İmam Rızaʹnın (a.s) kardeşlerinden bi‐ rinin oturduğunu gördüm. Meclisin başköşesine otur‐ muştu. Ama insanlar, ʺİmam Rızaʹdan (a.s) sonraki i‐ mam bu değildir.ʺ diyorlardı. Çünkü önceki İmam‐ lardan, ʺİmamet, Hasan ve Hüseyinʹden sonra iki kar‐ deşte olmaz.ʺ dediklerini duyduk.
Evet, maddî ve manevî olarak ortaya konan bu ayrıntı‐ ların ve özelliklerin tümü, Şia topluluğu açısından …
CEV_0195 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Evet, maddî ve manevî olarak ortaya konan bu ayrıntı‐ ların ve özelliklerin tümü, Şia topluluğu açısından açık ve ortadaydı. Şu hâlde önceki İmamlardan tevatür düzeyinde aktarı‐ lan ilmî gelenek ve miras gerçeğinin İmam Muhammed Ce‐ vad (a.s) hakkında da geçerli olması, bu üçüncü varsayımı yalanlamaktadır. Dördüncü varsayım: Şia topluluğunun mensupları ara‐ sında yalan ve batıl inançları kabul etmek üzere bir ittifak vardı. Tarihsel realite bu varsayımı da yalanlamaktadır. Bu, söz konusu topluluğun takvasına ve kutsiyetine yönelik şah‐ sî inancımızdan dolayı söylediğimiz bir şey değildir. Bilakis topluluğun objektif koşulları böyle bir varsayımı yalanla‐ maktadır. Çünkü Şiîlik, söz konusu topluluğun hayatında hiçbir gün mala, makama, saltanata ve yüksek mevkilere ulaşma‐ nın yolu olmamıştır. Bilakis bu süreç boyunca Şiîlik, işkence‐ lere maruz kalmanın, zindanlara atılmanın, mahrumiyetin, felâkete uğramanın ve yıkıma duçar olmanın yolu olmuştur. Şiîlik dikenlerle dolu, mayınlı bir yol gibiydi. Korku, ta‐ kiyye, eziklik bu yolun alâmeti ve meyvesiydi.
Şiîlik o gün için herhangi bir maddî beklentiye veya dünyevî bir arzuya kavuşmanın yolu olmadığına göre, …
CEV_0196 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Şiîlik o gün için herhangi bir maddî beklentiye veya dünyevî bir arzuya kavuşmanın yolu olmadığına göre, yalan ve batıl üzere itti‐ fak etmenin ne gibi bir maddî kazancı olabilirdi! Şiaʹnın düşünürleri, saygınları ve âlimleri niçin batıl bir imamlık üzerinde birleşsinlerdi? Hâlbuki bu sebatları onlara türlü yoksunluklardan, işkencelerden başka bir şey kazan‐ dırmıyordu. Sırf batıl bir mesnetten hareketle hangi akıl böy‐ lesine ağır bir yükün altına girer? Hiç kuşkusuz bu objektif koşullar bir tek şeyin delilidir: Bu inanç, Şia topluluğunu oluşturan bireyler için bağlayıcı olan değişmez bir hakikatten kaynaklanıyordu. Onlar bu ha‐ kikati özümsemiş, ona inanmış, gereklerine ve sonuçlarına teslim olmuşlardı; süreç boyunca maddî hayatları türlü sı‐ kıntıya maruz kalsa da. Geride bir tek seçeneği kabul etmek kalıyor. O da şudur: İmam Cevad (a.s), erken yaşta imamlık iddia etmekle, imam‐ lığına karşı çıkanlara meydan okumakla, her türlü kargaşa ve kafa karıştırma amaçlı girişime ve sınama amaçlı sorgu‐ lamalara karşı koymakla, davasının, mezhebinin ve çizgisi‐ nin hak oluşuna bir delil oluşturmuştur.
Bu çizgi Ehl‐i Beyt çizgisidir ki, o gün için İmam Cevad (a.s) bütün Müslümanlara önderlik ve İslâm ümmetine …
CEV_0197 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad Hz. Muhammed Ehl-i Beyt
Bu çizgi Ehl‐i Beyt çizgisidir ki, o gün için İmam Cevad (a.s) bütün Müslümanlara önderlik ve İslâm ümmetine lider‐ lik bağlamında bu çizgiyi temsil ediyordu. Bu önderlik ise, Resulullah (s.a.a) ile başlamıştı; Resulullah (s.a.a) da, ümmet tekâmül etsin ve İslâm medeniyeti ilâhî esaslar ve rabbanî değerler temeli üzerine kurulsun diye onu Müslümanlara miras bırakmıştı. Kuşkusuz bu büyük İmamʹın (a.s) bize bıraktığı değerli miras, üstlendiği rolün büyüklüğüne ilişkin kesin bir delil‐ dir; Kurʹân ayetlerinin ve Nebevî açıklamaların vurguladığı İslâmî önderlik alanında Şiaʹnın sahip olduğu inancı en açık şekliyle ortaya koyacak niteliktedir.1 İmam Cevad ve Ümmet Arasında Yaygın Olan Sapkın Anlayışlar Aşırılık tek bir şekilde ortaya çıkmış değildi, aksine tür‐ lü şekilleri vardı. Bunlardan biri de sahabîlere ilişkin aşırı anlayışlardı. Abbasî halifesi Meʹmunʹun huzurunda birçok insanın da bulunduğu bir toplantıda İmam Cevad (a.s) ile Yahya b. Eksem arasında geçen bir tartışmada İmam Cevad (a.s), sa‐ habîlere ilişkin aşırı düşünceleri büyük bir maharetle çürü‐ tür.
Tartışmanın metni şöyledir: Rivayet edilir ki:
CEV_0198 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Cafer Sadık Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Tartışmanın metni şöyledir: Rivayet edilir ki: Halife Meʹmun, kızı Ümmüʹl‐Fazlʹı İ‐ mam Cevadʹla (a.s) evlendirdikten sonra yanında Ebu Cafer el‐Cevad (a.s), Yahya b. Eksem ve kalabalık bir topluluğun da bulunduğu bir toplantıya katıldı. Yahya b. Eksem dedi ki: ʺEy Resulullahʹın oğlu! ʹCebrail (a.s), Resulullahʹa indi ve dedi ki: Ya Muhammed! Yüce Al‐ lah sana selâm söylüyor ve diyor ki: Ebubekirʹe sor: Acaba o da benden razı mıdır? Ben ondan razıyım.ʹ rivayeti hakkında ne dersin?ʺ Ebu Cafer (a.s) şöyle dedi: Ebubekirʹin faziletini inkâr edecek değilim. Ama bu rivayeti aktaran kimse, Resulullahʹın (s.a.a) Veda Haccıʹnda söylediği şu hadisi göz önünde bulundur‐ malıdır: ʺBenim adıma yalan uyduranlar çoğalmıştır ve ben‐ den sonra da çoğalacaktır. Bilerek bir sözü yalan yere bana isnat eden kimse, cehennemdeki yerine şimdi‐ den hazırlansın! Benden bir hadis size ulaştırıldığı zaman, onu Allahʹın kitabına ve benim sünnetime gö‐ türün. Allahʹın kitabına ve benim sünnetime uyanı a‐ lın. Allahʹın kitabına ve benim sünnetime muhalif ola‐ nı ise terk edin.ʺ Bu rivayet Allahʹın kitabına uymuyor.
Yüce Allah şöyle buyuruyor: ʺAndolsun, insanı biz yarattık ve şahdamarından daha yakınız.ʺ1 Böyle iken yüce …
CEV_0199 · S. 190 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Hüseyin İmam Muhammed Cevad
Yüce Allah şöyle buyuruyor: ʺAndolsun, insanı biz yarattık ve şahdamarından daha yakınız.ʺ1 Böyle iken yüce Allah, Ebubekirʹin kendisinden razı olup olmadığını bilme‐ yecek! İçinde sakladığı düşünceyi öğrenmek isteye‐ cek! Böyle bir şey aklen imkânsızdır.ʺ Sonra Yahya b. Eksem şöyle dedi: ʺYine ʹEbubekir ve Ö‐ merʹin göklerdeki örnekleri Cebrail ve Mikailʹdir.ʹ diye riva‐ yet edilmiştir.ʺ İmam (a.s) buyurdu ki: Bunu da kuşku ile karşılamak gerekir. Çünkü Ceb‐ rail ve Mikail, Allahʹın kendisine yakınlaştırılmış me‐ lekleridirler ve hiçbir zaman Oʹna karşı gelmezler. Bir an bile Oʹna itaatten ayrılmazlar. Ama Ebubekir ve Ö‐ mer uzun süre yüce Allahʹa ortak koşmuş, sonra Müs‐ lüman olmuşlar. Ömürlerinin çoğu Allahʹa şirk koş‐ makta geçmiştir. Dolayısıyla o iki meleğe benzemeleri imkânsızdır. Yahya b. Eksem dedi ki: ʺBir de şöyle bir rivayet vardır: ʹEbubekir ve Ömer cennet yaşlılarının efendileridirler.ʹ Buna ne dersin?ʺ Buyurdu ki: Bu rivayetin de gerçek olması imkânsızdır. Çünkü cennet ehlinin tamamı genç olacaktır. Aralarında yaş‐ lılar olmayacaktır. Bu rivayeti Emevîler, Resulullahʹın (s.a.a), ʺHasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendi‐ leridir.ʺ şeklindeki hadisine karşı uydurmuşlardır. Yahya b. Eksem şöyle dedi: ʺÖmer b. Hattabʹın, cennet ehlinin kandili olduğu rivayet edilmiştir.ʺ İmam Muhammed Cevad (a.s) buyurdu ki: Bu da imkânsızdır. Çünkü cennette Allahʹın, ken‐ disine yakınlaştırılmış melekleri, Âdem (a.s), Muham‐ med (s.a.a) ve bütün nebilerle resuller vardır. Şimdi bunların nurları insanlara ışık vermeyecek de Ömerʹin nuru mu onlara ışık verecek?! Yahya b. Eksem dedi ki: ʺRivayete göre, sekinet (iç hu‐ zur) Ömerʹin dili üzere konuşur.ʺ İmam buyurdu ki: Ben Ömerʹin faziletini inkâr edecek değilim; ama Ebubekir Ömerʹden daha üstündür. [Dolayısıyla seki‐ netin Ebubekirʹin dili üzere konuşması gerekir.] Ebu‐ bekir de ‐minberin üzerinde‐ şöyle demiştir: ʺBenim bir şeytanım var, bana hâkim oluyor. Eğer sapmaya meyledersem, beni doğrultun.ʺ
Yahya dedi ki: ʺPeygamberimizin (s.a.a), ʹEğer ben pey‐ gamber olarak gönderilmeseydim, Ömer gönderilecekti.ʹ …
CEV_0200 · S. 197 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Yahya dedi ki: ʺPeygamberimizin (s.a.a), ʹEğer ben pey‐ gamber olarak gönderilmeseydim, Ömer gönderilecekti.ʹ de‐ diği rivayet edilmiştir.ʺ İmam (a.s) buyurdu ki: Allahʹın kitabı, bu hadisten daha doğrusunu söy‐ lüyor. Allah, kitabında buyuruyor ki: ʺHani biz pey‐ gamberlerden söz almıştık; senden, Nuhʹtan…ʺ1 De‐ mek ki Allah peygamberlerden söz almıştır. Allahʹın sözünü değiştirmesi mümkün müdür? Hiçbir pey‐ gamber hayatının hiçbir döneminde bir an bile Allahʹa ortak koşmuş değildir. Böyle iken, bir dönem şirk ko‐ şan ve ömrünün çoğu Allahʹa şirk koşmakla geçen bir adamın peygamber olarak gönderilmesi ihtimalinden nasıl söz edilebilir? Kaldı ki Resulullah (s.a.a), ʺÂdem, ruh ve beden arası bir şey iken, ben peygamberdim.ʺ buyurmuştur. Yahya b. Eksem dedi ki: ʺBir de Peygamber efendimizin (s.a.a) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ne zaman vahyin gel‐ mesi gecikmişse, hep Hattab sülalesine inmiştir diye sanmı‐ şımdır.ʺ İmam (a.s) dedi ki: Bu da imkânsızdır. Çünkü Peygamberʹin (s.a) ken‐ di peygamberliğinden şüphelenmesi caiz değildir. Yü‐ ce Allah şöyle buyurmuştur: ʺAllah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da.ʺ2 Böyle iken, yüce Allah‐ ʹın peygamber olarak seçtiği birinden peygamberliği alıp ömrünün bir döneminde kendisine şirk koşan bi‐ rine vermesi mümkün olabilir mi? Yahya b. Eksem dedi ki: ʺRivayet edilir ki: Peygamberi‐ miz (s.a.a), ʹEğer azap inse, Ömerʹden başka kimse kurtul‐ maz.ʹ demiştir.ʺ
İmam Cevad (a.s) buyurdu ki: Bu da imkânsızdır.
CEV_0201 · S. 198 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
İmam Cevad (a.s) buyurdu ki: Bu da imkânsızdır. Çünkü yüce Allah şöyle buyur‐ muştur: ʺHâlbuki sen onların içinde iken Allah, onlara Allah onlara azap edecek değildir.ʺ1 Burada yüce Al‐ lah, Resulullah (s.a.a) aralarında bulunduğu ve istiğ‐ far ettikleri sürece kimseye azap etmeyeceğini bildir‐ mektedir.2 Bu rivayet, Emevî ve Abbasî hilâfetleri zamanında hadis alanında egemen olan tahrif olgusunun boyutlarını ve Pey‐ gamber efendimizin (s.a.a) mübarek sünnetine bulaştırılan bidatin etkinliğini ve bütün bunların Kurʹân‐ı Kerimʹin apa‐ çık nasslarına (yoruma yer bırakmayan ifadelerine) muhalif olmalarına rağmen, ümmet realitesi üzerinde ne denli etkin olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu rivayet aynı zamanda, tabi konumundaki sıradan in‐ sanların ötesinde saray âlimlerinin bilinç ve kültür düzeyle‐ rinin de çok düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Bu karşılıklı konuşma, bize İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) cesaretini gösterdiği gibi, güçlü mantığını da gözler ö‐ nüne sermektedir. Yine bu rivayetten hareketle, sahabelik ve Hz. Peygam‐ berʹin (s.a.a) sohbetinde bulunma şerefini istismar eden kimi şahısların hatalarını, bu maskenin arkasına gizlenerek tarih boyunca ümmetin zihninde mevhum kişiliklere bürünen sa‐ pık liderlerin çirkinliklerini örtbas etmek için ulema kılığın‐ daki kimi insanların dinin hakikatlerini çarpıtmaya yönelik bu tehlikeli sapmalarını tashih etmek için İmamʹın büyük bir rol üstlendiğini de anlıyoruz.
İmam Cevad ve İslâm Ümmetinin Evlâtlarının Dertleriyle İlgilenmesi İmam Cevad (a.s), insanlara hizmet …
CEV_0202 · S. 199 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt İmam Cafer Sadık
İmam Cevad ve İslâm Ümmetinin Evlâtlarının Dertleriyle İlgilenmesi İmam Cevad (a.s), insanlara hizmet etmekle, onları öz‐ gün Muhammedî İslâmʹa çağırmakla, onları Ehl‐i Beyt mek‐ tebine kazandırmakla özel olarak ilgileniyordu. Bu gibi faa‐ liyetlerinden biri şöyledir: Ebu Cafer (a.s), Bağdatʹta Halife Meʹmunʹun ya‐ nından ayrılıp eşi Ümmüʹl‐Fazl ile birlikte Medineʹye dönmek istediğinde, Kûfe kapısının caddesine doğru yöneldi. İnsanlar onu coşkuyla yolcu ettiler. Güneş batar‐ ken, Müseyyebʹin evine vardı. Eve yerleştikten sonra mescide gitti. Mescidin bahçesinde bir sedir ağacı (A‐ rabistan kirazı) vardı. Henüz meyve tutmamıştı. İçin‐ de su bulunan bir testi istedi. Ağacın dibinde abdest aldı. Kalkıp insanlara ak‐ şam namazını kıldırdı. Birinci rekâtta Fatihaʹyı, ardın‐ dan Nasr Suresiʹni okudu; ikinci rekâtta da Fatihaʹdan sonra İhlâs Suresiʹni okudu. Rükûdan önce kunut du‐ ası okudu, selâm verdikten sonra da bir süre oturup Allahʹı zikretti. Sonra namazın takibatını okumadan a‐ yağa kalktı; dört rekât nafile namaz kıldı, sonra taki‐ batı okudu. Ardından iki şükür secdesine gitti, sonra da mescitten çıktı. Sedir ağacının yanına varınca, insanlar ağacın çok güzel meyveler tuttuğunu gördüler. Şaşırıp kaldılar. Meyveleri yemeye başladılar, hiçbir hamlık olmadığı‐ nı, son derece tatlı olduklarını gördüler. İmam (a.s) Medineʹye doğru yola çıktı.1 İmam Cevad (a.s) bu olayda somut bir hadise aracılığıy‐ la insanlara imamlığının delilini sunmuştur.
Bunun yanında İmam Cevadʹın (a.s) insanlara hizmet etmeye önem vermesi, bu davranışın önemini, İslâm açısın‐ …
CEV_0203 · S. 200 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Bunun yanında İmam Cevadʹın (a.s) insanlara hizmet etmeye önem vermesi, bu davranışın önemini, İslâm açısın‐ dan erdemli oluşunu gözler önüne serdiği gibi, onları amelî yolla kazanmaya, fiilî olarak Ehl‐i Beyt mektebine bağlanma‐ larını sağlamaya yönelik çabasını da ortaya koymaktadır. Bu konuyla ilgili birkaç örnekle yetineceğiz: 1‐ Şeyh Ebubekir b. İsmailʹin şöyle dediği rivayet edil‐ miştir: Ebu Cafer b. Rızaʹya (a.s) dedim ki: ʺBir cariyem var, ağrılardan şikâyet ediyor.ʺ ʺOnu bana getir.ʺ de‐ di. Cariyeʹyi getirdim. Dedi ki: ʺEy cariye, neren ağrı‐ yor?ʺ ʺDizlerim ağrıyor.ʺ dedi. Bunun üzerine İmam (a.s) elbisenin üzerinden diz‐ lerini meshetti. Cariye oradan çıkarken hiçbir ağrısı kalmamıştı.1 2‐ Muhammed b. Umeyr b. Vakid er‐Râzîʹnin şöyle de‐ diği rivayet edilmiştir: Ebu Cafer b. Rızaʹnın (a.s) yanına gittim. Yanımda kardeşim de vardı. Şiddetli nefes darlığı çekiyordu. İ‐ mamʹa (a.s) bu derdini anlattı. İmam (a.s) buyurdu ki: ʺAllah, hastalığına şifa versin.ʺ Sonra onun yanından çıktık. Kardeşim iyileşmişti. Öyle ki, ölünceye kadar bir daha bu hastalıktan şikâ‐ yet etmedi. 3‐ Muhammed b. Umeyr diyor ki: Haftada bir böğrümde bir ağrı hissediyordum. Ba‐ zı günler bu ağrı şiddetleniyordu. İmamʹdan (a.s) bu hastalığımın son bulması için dua etmesini istedim. Dedi ki: ʺSana gelince, Allah sana şifa versin.ʺ Bir daha bu hastalık bu şiddette tekrarlamadı.2

https://t.me/caferilikcom

4‐ Ali b. Cerirʹden şöyle rivayet edilmiştir: Ebu Cafer b. Rızaʹnın (a.s) yanında oturuyordum.
CEV_0204 · S. 202 · https://t.me/caferilikcom
İmam Cafer Sadık İmam Ali İmam Muhammed Cevad
4‐ Ali b. Cerirʹden şöyle rivayet edilmiştir: Ebu Cafer b. Rızaʹnın (a.s) yanında oturuyordum. Cariyelerinden birinin bir koyunu kaybolmuştu. Bir komşuyu tutmuş, ʺKoyunu sen çaldın.ʺ diye çekiştire‐ rek İmamʹın yanına getirdiler. Ebu Cafer (a.s), ʺYazık‐ lar olsun size! Bırakın komşunuzu. Koyununuzu o çal‐ madı. Koyun falancanın evindedir. Oraya gidin ve ko‐ yunu oradan çıkarın.ʺ dedi. Hemen dediği eve gittiler ve koyunu oradan çıkar‐ dılar. Adamı da tutup dövdüler, üstünü başını yırttı‐ lar. Adam ise, ʺKoyunu çalmadım.ʺ diye yemin edip duruyordu. Derken Ebu Caferʹin (a.s) evine geldiler. Buyurdu ki: ʺYazıklar olsun size! Adama zulmettiniz. Koyun kendiliğinden onun evine girmişti, onun haberi yoktu.ʺ Ardından adamı çağırdı ve yırtılan üst başına karşılık olarak ona bir miktar para verdi.1 5‐ Kasım b. Hasanʹın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir gün Mekke ile Medine arasında bir yerde bu‐ lunuyordum. Durumu zayıf bir bedevî yanıma geldi ve benden bir şeyler istedi. Ben de ona acıdım. Bir ekmek çıkarıp ona verdim. Adam yanımdan uzakla‐ şıp gidince, bir fırtına koptu, başımdaki sarığı uçurdu. Sarığın nasıl ve nereye gittiğini anlayamadım. Medineʹye gelince, Ebu Cafer b.
Rızaʹya (a.s) uğra‐ dım. Bana dedi ki: ʺEy Ebu Kasım! Yolda sarığını mı yitirdin?ʺ ʺEvet.ʺ dedim.
CEV_0205 · S. 202 · https://t.me/caferilikcom
Ehl-i Beyt İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Rızaʹya (a.s) uğra‐ dım. Bana dedi ki: ʺEy Ebu Kasım! Yolda sarığını mı yitirdin?ʺ ʺEvet.ʺ dedim. Buyurdu ki: ʺEy hizmetçi! Sarığını çıkarıp getir.ʺ Hizmetçi benim sarığımın aynı‐ sı olan bir sarığı çıkardı. Dedim ki: ʺEy Resulullahʹın oğlu! Bu sarık sana nasıl ulaştı?ʺ Dedi ki: ʺBir bedevîye sadaka verdin. O da senin bu iyiliğin‐ den dolayı Allahʹa şükretti. Bunun karşılığı olarak da sarığın sana geri verildi. Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez.ʺ1 Bu davranışlar, Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın (üzerlerine se‐ lâm olsun) insanlara hizmet etmeye verdikleri büyük önemi gözler önüne sermektedir. Gördükleri üzerinde düşünen iyi bir gözlemci, bu gibi davranışların insanlar üzerinde meydana getirdiği büyük et‐ kiyi rahatlıkla görebilir. Çünkü halk nazarında en açık dil, davranış dilidir ve bunun onlar üzerindeki etkisi de büyük olur. Nitekim İmam Cafer Sadıkʹın (a.s) şöyle dediği rivayet edilmiştir: İnsanları sözle değil, amellerinizle davet edin.

Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları

İMAM CEVAD VE SALİH CEMAATİN İHTİYAÇLARI İmam Cevad, İmameti Etrafında Yayılan Kuşkuları Gideriyor İmam Cevad …
CEV_0206 · S. 205 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
İMAM CEVAD VE SALİH CEMAATİN İHTİYAÇLARI İmam Cevad, İmameti Etrafında Yayılan Kuşkuları Gideriyor İmam Cevad (a.s), Müslümanların meşru imamlık göre‐ vini üstlenirken henüz ergenlik çağına ulaşmamış bir çocuk‐ tu. Tıpkı beşikte iken kendisine peygamberlik görevi verilen Meryem oğlu İsa (a.s) gibi. İmamʹın bu olağandışı durumu, Ehl‐i Beytʹe bağlı, Resulullahʹtan (s.a.a) sonra onların imam‐ lıklarına inanan bazı kimselerin zihninde bazı soruların, bazı kuşkuların uyanmasına neden olmuştu. Ama İmam Cevad (a.s) bu kuşkuları gidermeyi başardı. Açıkça dile getirilen ve‐ ya içeride saklanan sorulara, kendisine verilen fazilet, ilim, hikmet ve maharetle ikna edici cevaplar verdi. İmam Cevadʹın (a.s), Resulullahʹın (s.a.a) halifeliği göre‐ vini üstlendiği sırada çocuk yaşta olması, böylesine erken bir zamanda Müslümanların imamlığı makamına oturması, Eh‐ l‐i Beytʹe bağlı bazı kimselerin zihinlerinde birtakım sorula‐ rın ve kuşkuların uyanmasına neden olmuştu. Sorulara, babası İmam Rızaʹdan (a.s) sadır olan, onun yakınları ve Mısır, Hicaz, Irak ve İran gibi Ehl‐i Beytʹe bağlı kitlelerin liderleri arasında yayılan hadis, direktif ve işaretler aracılığıyla bir ölçüde cevap verilebiliyordu.
Fakat bunun yanı sıra İmam Muhammed Cevad (a.s) da babası İmam Rızaʹnın (a.s) vefatından sonra şu veya bu şe‐ …
CEV_0207 · S. 205 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad İmam Rıza
Fakat bunun yanı sıra İmam Muhammed Cevad (a.s) da babası İmam Rızaʹnın (a.s) vefatından sonra şu veya bu şe‐ kilde ortalıkta dolaşan bu kuşkuları bertaraf etmek için biz‐ zat kendisi harekete geçti. Bunu bazı rivayetlerden anlıyo‐ ruz. Bu rivayetlerin bir kısmını aşağıya alıyoruz: a) Seyyid Murtaza (r.a) ʺUyunuʹl‐Muʹcizatʺ adlı eserinde şunları anlatıyor: İmam Rıza (a.s) vefat edince, Ebu Cafer (a.s) yedi yaşındaydı. Bağdatʹta ve diğer şehirlerde insanla‐ rın onunla ilgili görüşleri farklılık gösterdi. Bunun üzerine Reyyan b. Salt, Safvan b. Yahya, Muhammed b. Hakîm, Ab‐ durrahman b. Haccac ve Yunus b. Abdurrahman gibi Şiaʹnın önde gelen güvenilir şahsiyetleri Abdurrahman b. Haccacʹın ʺBirketu Zelul (Kaygan Havuz)ʺ denilen yerdeki evinde top‐ landılar. Başlarına gelen felaketten dolayı ağlıyor, sızlıyor‐ lardı. Yunus b. Abdurrahman, ʺKesin ağlamayın!ʺ dedi. ʺBu iş kime tevdi edilmiştir? Şu çocuk (Ebu Caferʹi kastediyor) büyüyünceye kadar meselelerin çözümü için kime başvura‐ cağız?ʺ Bunun üzerine Reyyan b. Salt ayağa kalktı, eliyle Yunus‐ ʹun boğazını sıktı ve bir yandan da tokatlamaya başladı.
Şunları söyledi: ʺSen bize iman etmiş gibi görünüyorsun; ama içinde şüphe ve şirk unsurlarını saklıyorsun.
CEV_0208 · S. 205 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Şunları söyledi: ʺSen bize iman etmiş gibi görünüyorsun; ama içinde şüphe ve şirk unsurlarını saklıyorsun. Eğer onun bu göreve getirilmesi yüce Allah tarafından ise, bir günlük çocuk bile olsa, yaşlı bir âlim düzeyindedir, hatta ondan daha üstündür. Ama Allah tarafından olmazsa, bin yaşında bile olsa, sıradan bir insan konumundadır. Üzerinde düşü‐ nülmesi gereken husus budur.ʺ Bunun üzerine topluluk onu ayıplamaya ve kınamaya başladı. Hac zamanıydı. Bağdat ve diğer bölgelerin fakihlerin‐ den ve âlimlerinden seksen kişi bir araya gelip hacca gitmek üzere yola çıktılar. İlk olarak Medineʹye gitmekti amaçları. Ebu Caferʹi (a.s) görmek istiyorlardı. Şehre vardıklarında, Cafer Sadıkʹın (a.s) boş olan evine gittiler. Eve girdiler ve büyük bir serginin üzerinde oturdular. Abdullah b. Musa yanlarına geldi, meclisin başköşesine oturdu. Biri ayağa kal‐ kıp şöyle seslendi: ʺBu, Resulullahʹın oğludur. Soru sormak isteyen varsa, ona sorsun.ʺ Bazı sorular soruldu, o da yanlış cevaplar verdi. Bunun üzerine Şiîler kederlenip şaşkınlığa düştüler. Fakihler de hu‐ zursuz oldular, kalkıp oradan ayrılmak istediler.
Kendi ken‐ dilerine şöyle dediler: ʺEğer Ebu Cafer sorulara cevap vere‐ cek olgunlukta olsaydı, Abdullah bu …
CEV_0209 · S. 205 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Cafer Sadık Hz. Muhammed İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Kendi ken‐ dilerine şöyle dediler: ʺEğer Ebu Cafer sorulara cevap vere‐ cek olgunlukta olsaydı, Abdullah bu şekilde yanlış cevaplar vermeye kalkışmazdı.ʺ Derken meclisin başköşesinden bir kapı açıldı. Muvaffak içeri girdi ve ʺBu Ebu Caferʹdir.ʺ dedi. Hep birlikte ayağa kalktılar, onu karşıladılar ve selâm verdiler. İmam (a.s) içeri girdi. Üzerinde iki gömlek ve başında iki püskülü olan bir sarık ve ayağında da iki nalın vardı. Oturdu. Meclistekilerin hepsi sustular. Sorusu olan kişi ayağa kalktı ve sorularını sordu. İmam (a.s) da sorulara hakka uygun cevaplar verdi. Dinleyenler sevindiler, ona dua ettiler ve onu övdüler. Dedi‐ ler ki: ʺAmcan Abdullah bunlarla ilgili olarak şöyle şöyle fetvalar vermişti!ʺ Dedi ki: Lâ ilâhe illallah. Ey amca! Bu tavrın Allah katında büyük bir suçtur. Yarın Allah huzuruna çıktığında sa‐ na, ʺÜmmet içinde senden daha âlim biri varken, ni‐ çin kullarıma bilmediğin hususlarda fetva verdin?ʺ derse, hâlin ne olacak?!1 b) Rivayet edilir ki: Babasının ölümünden sonra bir ço‐ cuk olan Ebu Cafer (a.s) Resulullahʹın (s.a.a) mescidine geti‐ rilir. İmam (a.s) minberin yanına gelir, bir merdiven yukarı çıkar ve şöyle der: Ben Muhammed b. Ali er‐Rızaʹyım.
Ben Cevadʹım. Ben insanların sulplerindeki neseplerini bilirim.
CEV_0210 · S. 205 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Ali İmam Cafer Sadık Şah Hatayi İmam Muhammed Cevad
Ben Cevadʹım. Ben insanların sulplerindeki neseplerini bilirim. Ben sizin gizlinizi, açığınızı ve akıbetinizi bilirim. Bu, bü‐ tün mahlûkatın yaratılmasından önce ve göklerle yer‐ lerin yok olmasından sonra bize bahşedilmiş bir ilim‐ dir. Eğer batıl ehlinin birbirini desteklemesi, sapıklık devletinin iş başında bulunması ve şüphecilerin orta‐ lığı velveleye vermesi olmasaydı, öyle şeyler söyler‐ dim ki, öncekiler ve sonrakiler şaşırıp kalırdı…1 c) İsmail b. Beziʹ anlatıyor: Ebu Cafer es‐Saniʹye (a.s), İmamʹın durumu ile ilgili olarak bir şey sordum; dedim ki: ʺİmam yedi yaşından daha küçük olabilir mi?ʺ İmam, ʺEvet, beş yaşından da küçük olabilir.ʺ dedi.2 d) Ali b. Esbat anlatıyor: Bir gün Ebu Caferʹin (a.s) bu‐ lunduğum yere çıkageldiğini gördüm. Onu şöyle bir süzme‐ ye başladım. Başına ve ayaklarına baktım, derin derin ince‐ ledim. Amacım, Mısırʹdaki arkadaşlarımıza onun boyunu ta‐ rif edebilmekti. Ben öylece onu süzerken, oturuverdi ve şöy‐ le dedi: Ey Ali! Yüce Allah, peygamberlik için gerekli gör‐ düğü delilleri imamlık için de öngörmüştür.
Yüce Al‐ lah, ʺVe henüz çocuk iken ona hikmet verdik.ʺ3 ʺYiğit‐ lik çağına erip olgunlaşınca…ʺ4 ʺNihayet kırk …
CEV_0211 · S. 205 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
kırklar Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Yüce Al‐ lah, ʺVe henüz çocuk iken ona hikmet verdik.ʺ3 ʺYiğit‐ lik çağına erip olgunlaşınca…ʺ4 ʺNihayet kırk yaşına varınca…ʺ5 buyurmuştur. Dolayısıyla İmamʹa çocuk iken de hikmet verilebileceği gibi, kırk yaşında iken de verilebilir.6 İmam Cevadʹın (a.s) henüz bir çocuk iken Müslümanla‐ rın imamlığı makamına gelmiş olması başlı başına bir muci‐ zeydi. Bundan sonraki bölümlerde onun sergilediği ilâhî öğre‐ tileri incelemeye çalışacağız. Daha önce Abbasî devletinin baş kadısı gibi yaşını başını almış büyük fakihlerin karşısın‐ da ilmini sergilediğini görmüştük. Hiç kuşkusuz bu, İmam‐ ʹın (a.s) sahip olduğu mucizevîlik sıfatının bir kanıtıdır. Ay‐ rıca Allah ile ilişkisinin derinliğini, bağlarının güçlülüğünü, Oʹna yakınlığını, yüce Allah katından sunulan gaybî desteğe mazhar oluşunu gösteren önemli kanıtlardan biridir. İmam Cevad ve Salihler Topluluğunun Kültürel Yapısı Ehl‐i Beyt İmamları; tavırları, öngörülen hedefe en güzel şekilde ulaşmanın garantisi olan hikmet esaslı hareketleri itibariyle İslâmʹın ve Müslümanların izzetini göz önünde bu‐ lunduruyorlardı. İmam Cevadʹın (a.s) hareketlerinin ana da‐ yanağını da bu bakış açısı oluşturuyordu.
Hareketlerini ku‐ şatan engelleyici ortama rağmen bu, alabildiğine geniş alanlı ve derinliğine etkileyici bir …
CEV_0212 · S. 205 · Genel İslâmî Ortamın İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Hareketlerini ku‐ şatan engelleyici ortama rağmen bu, alabildiğine geniş alanlı ve derinliğine etkileyici bir tutumdu. Bu bağlamda İmamʹın (a.s), ümmeti ve öncülerini bilinçli bir şekilde hazırlamaya yönelik çeşitli hareketlerinin belirginleştiği bazı alanlara işa‐ ret etmek istiyoruz: a) Düşünsel Yapıyı Derinleştirmek İmam Cevadʹın (a.s), Müslüman insanın kişiliğinin aki‐ devî yönünü sağlam temellere dayalı olarak geliştirmesi, on‐ dan kalan ilmî ve pratik mirası gözlemleyen herkesin fark e‐ debileceği bir olgudur. Bize miras kalan bu ilmî birikim, akidenin ana maddesini oluşturacak temel ilkeler ve prog‐ ramlar ihtiva etmektedir: İmam Cevad ve Saf Tevhide Davet Etmesi İslâm inanç sisteminin (akide) temeli, tevhit ve Allahʹın birliğine inanmaktır. Müslüman insanın yüce Allah ile ilgili düşüncelerinin sağlamlığı, geri kalan tüm diğer itikadî ilke‐ lerin asıl dayanağı ve odak noktasıdır. Bundan dolayı İmam

Salih Cemaatin İhtiyaçları

Cevad (a.s), bu temel ilkenin açıklanmasına, belirginleşme‐ sine büyük bir özen gösterirdi. Davud b.
CEV_0213 · S. 210 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Cevad (a.s), bu temel ilkenin açıklanmasına, belirginleşme‐ sine büyük bir özen gösterirdi. Davud b. Kasım el‐Caferîʹye hitaben yaptığı konuşmada söylediklerimize ilişkin kanıtlar vardır. Cafer anlatıyor: Ebu Caferʹe (a.s) dedim ki: ʺDe ki: O Al‐ lah tektir.ʺ1 ayetinde işaret edilen ʹahad (tek)ʹ kelimesinin anlamı nedir?ʺ Buyurdu ki: Her varlığın birliği üzerinde birleştiği zat demek‐ tir. Şu ayeti duymadın mı?: ʺAndolsun ki onlara, ʹGök‐ kimdir?ʹ diye sorsan, mutlaka ʹAllahʹ derler.ʺ2 Sonra da bu insanlar Oʹnun eşi ve ortağı olduğunu söylüyorlar. Dedim ki: ʺGözler Oʹnu göremez.ʺ3 ayetinde ne demek isteniyor?ʺ Buyurdu ki: Ey Ebu Haşim! Kalplerin algılaması, gözlerin gör‐ mesinden daha keskin ve daha dakiktir. Sen kalbî al‐ gılamanla Sindʹi, Hindistanʹı ve gitmediğin birçok mem‐ leketi tasavvur edebilirsin; ama gözlerinle göremez‐ sin. Allahʹı, kalplerin algılamaları bile tasavvur ede‐ mezken, gözler nasıl Oʹnu görebilir? İmam Cevadʹa (a.s) soruldu: ʺAllah için ʹşeydirʹ denebilir mi?ʺ diye soruldu. Buyurdu ki: Evet, ama tatil ve teşbih sınırlarının4 dışında tut‐ mak şartıyla.1
Ebu Haşim el‐Caferî rivayet eder: Bir gün İmam Ebu Ca‐ fer Muhammed Cevadʹın (a.s) yanında oturuyorken, bir …
CEV_0214 · S. 211 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Ebu Haşim el‐Caferî rivayet eder: Bir gün İmam Ebu Ca‐ fer Muhammed Cevadʹın (a.s) yanında oturuyorken, bir adam, ʺBana yüce Rabbimiz hakkında bilgi ver. Oʹnun kita‐ bında isimleri ve sıfatları var mıdır? Ve bu isimler ve sıfatlar Oʹnun kendisi midir?ʺ diye sordu. Ebu Cafer (a.s) şöyle buyurdu: Bu sözün iki yönü var: Eğer sen ʺBu isimler ve sı‐ fatlar Oʹnun kendisidirʺ derken, Oʹnun varlık olarak sayılan ve çokluktan ibaret olan biri olduğunu demek istiyorsan (yani birkaç tane ve çok olduğunu söylü‐ yorsan), Allah bundan münezzehtir. Eğer ʺBu isim ve sıfatlar hep vardılarʺ diyorsan, ʺhep vardılarʺın da iki anlamı vardır: Eğer ʺOʹnun yanında Oʹnun ilmi kap‐ samında hep vardılar ve O bunlara hep müstahaktıʺ diyorsan, bu doğrudur. Eğer ʺTasvirleri, heceleri ve harflerinin bölmeleri hep vardıʺ diyorsan, Allahʹla be‐ raber Oʹndan başka bir şeyin olmasını tasavvur et‐ mekten Allahʹa sığınırız. Bilakis Allah vardı ve mah‐ lûkat yoktu. Sonra bunları (isim ve sıfatları) yarattı ki kendisiyle mahlûkatı arasında bir vesile olsun ve mah‐ lûkat bunlar aracılığıyla kendisine yalvarıp kulluk sun‐ sunlar. Bu da Oʹnun zikridir [bunlar aracılığıyla Oʹnu zikrederler]. Allah vardı ve zikir yoktu. Zikir aracılı‐ ğıyla zikredilen, hep var olan kadim Allahʹtır. İsimler ve sıfatlar mahlûkturlar. Anlamlar ve bun‐ larla kastedilen, Allahʹtır ki ayrışma ve kaynaşma Oʹ‐ nun şanına yaraşmaz. Ayrışma ve kaynaşma bölüne‐ bilen varlıklar için geçerlidir. Allah için ʺbirleşimdir, azdır, çokturʺ denemez. Ama O, zatı itibariyle kadim‐ dir (öncesizdir). Çünkü birden başka her şey bölünebilir. Allah ise birdir, dolayısıyla bölünmez. Allah için azlık ve çok‐ lukla da tasavvur edilemez. Bölünebilen, azlık ve çok‐ luk ile tasavvur edilebilen varlık, yaratıcısına delâlet eden mahlûktur.
ʺAllah kadirdirʺ dediğin zaman, hiçbir şeyin Oʹnu aciz bırakamayacağını haber vermiş oluyorsun.
CEV_0215 · S. 212 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
ʺAllah kadirdirʺ dediğin zaman, hiçbir şeyin Oʹnu aciz bırakamayacağını haber vermiş oluyorsun. Bu sözle aczi Oʹdan olumsuzluyor ve Oʹndan başkası ola‐ rak nitelendiriyorsun. Aynı şekilde ʺO âlimdirʺ dediğin zaman, bu sözle cehaleti Oʹndan olumsuzluyor ve cehaleti Oʹndan baş‐ kası olarak nitelendiriyorsun. Allah eşyayı yok ettiği zaman suretleri, heceleri, harf bölmelerini de yok eder. Ama hep âlim olan, hep vardır. Bunun üzerine adam dedi ki: ʺŞu hâlde, nasıl oluyor da Rabbimizi Semiʹ (İşiten) olarak isimlendiriyoruz?ʺ Buyurdu ki: Çünkü kulaklarla idrak edilen hiçbir şey Oʹna gizli kalmaz. Ama Oʹnu, başta bulunan işitme organı kula‐ ğa benzer bir organa sahip olmakla vasfetmeyiz. Oʹnu Basir (Gören) olarak da isimlendiririz. Çünkü gözlerin gördüğü renk, şahıs veya başka hiçbir şey Oʹndan giz‐ li kalmaz. Bununla beraber Oʹnu baştaki görme orga‐ nına benzer bir göze sahip olmakla nitelendirmeyiz. Biz Oʹnu Latif olarak da isimlendiririz.
Çünkü siv‐ risinek ve ondan daha küçük olan latif şeyleri, onların üreyip geliştikleri yerleri, akıl …
CEV_0216 · S. 212 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Çünkü siv‐ risinek ve ondan daha küçük olan latif şeyleri, onların üreyip geliştikleri yerleri, akıl edişlerini, fesada olan şehvetlerini, nesillerine acımalarını, bazılarının bazıla‐ rı üzerinde sulta kurmasını; dağlarda, ovalarda, çöl‐ lerde, vadilerde ve sahralarda bulunan yavrularına yi‐ yecek ve içecek taşımalarını bilir. Bu yüzden onları ya‐ ratanın latif, ama keyfiyeti olmayan biri olduğunu bi‐ liriz. Keyfiyet (Nasıllık) ise şekillenen ve nasıllığı olan mahlûkat için geçerlidir. Allah, güçlüdür de diyoruz. Ama bu, mahlûkatta gördüğümüz şiddetle tutup yakalama anlamında bir güç değildir. Eğer Oʹnun kuvveti mahlûkatta gördü‐ ğümüz türden bir güç olsaydı, bu takdirde Oʹnunla mahlûkat arasında benzerlik oluşurdu ve artma ihti‐ mali ortaya çıkardı. Artması muhtemel olan bir şeyin eksilmesi de muhtemeldir. Eksik olan ise, kadim ola‐ maz. Kadim olmayan da acizdir. Dolayısıyla yüce Rabbimizin benzeri, zıddı, dengi, keyfiyeti, nihayeti yoktur. Gözle görülmez. Kalplerin Oʹnu tasavvur etmesi, vehimlerin Oʹnu sınırlandırma‐ sı, vicdanların Oʹnu şekillendirmesi yasaktır. O, mah‐ lûkatının aletlerine, yaratıklarının özelliklerine sahip olmaktan uzak ve beridir.
Bütün bunlardan çok yüce ve uludur.1 Aşırılarla (Gulat) Mücadele Tehlikeli sapmalardan biri de bazı aşırı …
CEV_0217 · S. 212 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Hüseyin İmam Muhammed Cevad
Bütün bunlardan çok yüce ve uludur.1 Aşırılarla (Gulat) Mücadele Tehlikeli sapmalardan biri de bazı aşırı (gulat) grupların Ehl‐i Beytʹe ilişkin anlayışlarıydı. Ehl‐i Beyt İmamları bu gibi aşırı gruplara karşı sürekli teyakkuzda olmuş, onları sus‐ turmuş, inançlarını reddetmiş, kendilerine tâbi olan samimî Müslümanlara onlardan uzaklaşmalarını emretmişlerdi. İmam Cevad (a.s) da bu mesele ile ilgili olarak atalarının yolunu izledi. Aşırılık tohumlarının yayılmasına karşı son derece titiz davrandı. Nitekim bazı gelişmeler karşısındaki tavrı bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Tarihçiler Hüseyin b. Muhammed el‐Eşʹarîʹden şöyle rivayet etmişlerdir: Bizim mezhebimize mensup olan Abdullah b. Rezin a‐ dındaki yaşlı bir adam bana anlattı: Medineʹye mücavir bir yerde oturuyordum. Ebu Cafer (a.s) her gün zeval vaktiyle birlikte mescide gelir, bir kayanın üzerine iner, Resulullahʹın (s.a.a) kabrine uğrar, ona selâm verirdi. Sonra Fatımaʹnın (a.s) evine uğrar, ayakkabılarını çıkarır ve namaz kılardı. Bir gün şeytan bana vesvese verdi ve şunu telkin etti: ʺMerke‐ binden indiğinde git, ayağının bastığı yerin toprağını al.ʺ O gün oturdum ve bu amacımı gerçekleştirmek için gelmesini bekledim.
Zeval vakti girince, İmam (a.s) eşeğinin sırtına binmiş olarak çıkageldi.
CEV_0218 · S. 214 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Zeval vakti girince, İmam (a.s) eşeğinin sırtına binmiş olarak çıkageldi. Ancak her zaman indiği yerde inmedi, ora‐ yı geçip mescidin kapısının yanında bulunan kayanın üzeri‐ ne indi. Sonra mescide girdi, Resulullahʹın (s.a.a) kabrinin başına varıp ona selâm verdi. Ardından her zaman namaz kıldığı yere döndü. Günlerce böyle yaptı (ve ayağının topra‐ ğını alabileceğim bir yere basmadı). Bunun üzerine kendi kendime dedim ki: ʺAyakkabılarını çıkardığı zaman, gidip bastığı yerdeki çakılları alayım.ʺ Ertesi gün yine zeval vaktinde geldi, kayanın üzerine indi. Sonra Resulullahʹın (s.a.a) kabrinin olduğu yere gitti ve namaz kıldığı yere geri geldi. Ama ayakkabılarını çıkarmadı. Günlerce bu şekilde davrandı. Kendi kendime dedim ki: ʺBurada amacımı gerçekleştiremeyeceğim. En iyisi yıkandığı hamamın kapısına gideyim. Hamama girdiğinde ayağının bastığı yerin toprağını alırım.ʺ İmamʹın (a.s) hangi hamamda yıkandığını sordum. Bana, Talhaʹnın soyundan gelen bir a‐ damın Bakiʹde bulunan hamamına gidip yıkandığını söyle‐ diler. Hamama gittiği gün oraya gittim ve hamamın kapısına kadar yürüdüm.
Talhaʹnın soyundan gelen bu adamın ya‐ nında oturdum, İmamʹın (a.s) gelişini beklerken, onunla ko‐ nuşmaya …
CEV_0219 · S. 214 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
dâr İmam Muhammed Cevad
Talhaʹnın soyundan gelen bu adamın ya‐ nında oturdum, İmamʹın (a.s) gelişini beklerken, onunla ko‐ nuşmaya daldım. Talhaʹnın soyundan gelen bu adam bana dedi ki: ʺEğer yıkanmak istiyorsan hamama gir. Çünkü bir saat sonra bu imkânı bulamayacaksın.ʺ ʺNiçin?ʺ dedim. Dedi ki: ʺÇünkü Rızaʹnın (a.s) oğlu hamama girmek istiyor.ʺ Dedim ki: ʺRı‐ zaʹnın oğlu kimdir?ʺ Dedi ki: ʺMuhammedʹin (s.a.a) soyun‐ dan gelen salih ve takvalı bir adamdır.ʺ Dedim ki: ʺOnunla birlikte başkasının hamama girmesine izin vermez mi?ʺ Dedi ki: ʺO geldiği zaman, onun yıkanması için hamamı boşaltı‐ rız.ʺ Öylece konuşurken İmam (a.s) çıkageldi. Yanında hiz‐ metçiler vardı. Biri de önünde gidiyordu. Bu hizmetçinin ya‐ nında bir hasır vardı. Derken hasırla birlikte soyunma yerine girdi ve hasırı serdi. İmam da oraya geldi, selâm verdi ve eşeğinin sırtında bölmeye girdi. Sonra soyunma yerine girip hasırın üzerine indi. Talhaʹnın soyundan gelen hamamcıya dedim ki: ʺSözü‐ nü ettiğin salihlik ve takvalılık bu muydu?ʺ Dedi ki: ʺEy adam! Allahʹa yemin ederim ki bugüne ka‐ dar hiç böyle davranmamıştı.ʺ Bunun üzerine kendi kendi‐ me şöyle dedim: ʺBenim davranışım yüzünden böyle oldu.
Kabahati ben işledim.ʺ Sonra dedim ki: ʺÇıkmasını bekleye‐ yim.
CEV_0220 · S. 214 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Kabahati ben işledim.ʺ Sonra dedim ki: ʺÇıkmasını bekleye‐ yim. Bakarsın çıkışta isteğimi gerçekleştiririm.ʺ Hamamdan çıkıp elbisesini giyinince, eşeğin getirilme‐ sini ve soyunma yerine sokulmasını istedi. Hasırın üzerine basarak eşeğe bindi ve hamamdan çıktı. Kendi kendime de‐ dim ki: ʺAllahʹa yemin ederim ki ona eziyet ettim. Bir daha böyle bir şey yapmayacağım, ona karşı böyle bir davranış içine girmeyeceğim.ʺ Gerçekten bu sözümü tuttum. O gün zeval vakti olunca eşeğinin sırtına binmiş olarak göründü. Her zamanki gibi avludaki yerde indi. İçeri girip Resulullahʹın (s.a.a) kabrinin başında ona selâm verdi. Ardından Fatımaʹnın (a.s) evinde namaz kıldığı yere geldi. Ayakkabılarını çıkardı, kalkıp na‐ mazını kıldı.1 b) İlmî Yapının Derinleştirilmesi İmam Cevadʹın (a.s) faaliyet gösterdiği alanlardan biri de, mübarek ataları olan önceki Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın te‐ mellerini atıp belli bir seviyeye getirdikleri ilmî yapıyı sağ‐ lamlaştırmasıydı. Bu faaliyetleri çerçevesinde özelde o gün‐ kü Şia topluluğunun, genelde de İslâm ümmetinin karşısına çıkan ilmî sorunlara verdiği cevapları ve fıkhî meselelere ilişkin fetvaları ön plana çıkmıştır.
Bu bağlamda en önemli husus, ilmî metot ve araçları tamamlayıcı bir çaba içinde olmasıdır.
CEV_0221 · S. 216 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed Ehl-i Beyt İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Bu bağlamda en önemli husus, ilmî metot ve araçları tamamlayıcı bir çaba içinde olmasıdır. İlmî Metot ve Araçları Tamamlama Usul kaideleri (fıkıh hukuku), şeriatı anlama ve hüküm‐ lerini istinbat etmeye ilişkin genel metodun bir parçasını o‐ luşturur. Aşağıda İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) bu husus‐ taki ilmî metodunu özetleyeceğiz: a) Kurʹânʹın tefsirini Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan öğrenme‐ den, Kurʹânʹın zahirinden nazarî hükümler istinbat etmenin caiz olmaması: el‐Kâfiʹde İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) İmam Cafer Sadıkʹtan (a.s) rivayet ettiğine göre, bir adam İmam Muham‐ med Bâkırʹa (a.s) bazı sorular sorar. Aralarında şöyle bir ko‐ nuşma geçer: İmam, adama dedi ki: Onlara de ki: ʺResulullahʹın (s.a.a) yüce Allahʹın il‐ miyle ilgili olarak izhar ettiği şeylerde ihtilâf var mı‐ dır?ʺ Eğer ʺYoktur.ʺ derlerse, onlara şöyle de: ʺO hâl‐ de, kim Allahʹın hükmüyle hükmeder de hükmünde ihtilâf olursa, Resulullahʹa (s.a.a) muhalefet etmiş olur mu?ʺ ʺEvet.ʺ diyecekler. Eğer ʺHayır.ʺ derlerse, önceki sözlerini nakzetmiş olurlar. Yine onlara de ki: ʺKurʹâ‐ nʹın tevilini Allahʹtan ve ilimde derin bilgiye ulaşan‐ lardan başkası bilemez.ʺ Eğer ʺİlimde derinleşenler kim‐ lerdir?ʺ derlerse, onlara de ki: ʺİlminde ihtilâf olma‐ yan kimselerdir.ʺ Eğer ʺKimdir onlar?ʺ diye sorarlar‐ sa, de ki: ʺResulullah (s.a.a) bu özelliğin sahibiydi... E‐ ğer Resulullah (s.a.a) kendisinden sonra ilminde bir kimseyi seçip geriye bırakmadıysa, kesinlikle kendi‐ sinden sonra gelecek adamların sulplerindeki insanla‐ rı zayi etmiş demektir.ʺ Adam dedi ki: ʺKurʹân onlar için yeterli olmayacak mı?ʺ Buyurdu ki: ʺEvet, ama onu tefsir eden birini bulurlarsa.ʺ De‐ di ki: ʺResulullah (s.a.a) onu tefsir etmedi mi?ʺ Buyurdu ki:
Evet, bir adama tefsir etti. Sonra bu adamın özel‐ liklerini de ümmete açıkladı. Bu adam, Ali b.
CEV_0222 · S. 217 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Evet, bir adama tefsir etti. Sonra bu adamın özel‐ liklerini de ümmete açıkladı. Bu adam, Ali b. Ebu Ta‐ libʹdir (a.s).1 Yine şöyle buyurmuştur: Muhkem iki şey değildir, bir şeydir. Bir kimse ken‐ disinde ihtilâf olmayan bir hüküm verirse, Allahʹın hükmüyle hükmetmiş olur. Kendisinde ihtilâf olan bir hüküm verir de görüşünde isabetli olduğunu düşü‐ nürse, o kimse tağutun hükmüyle hükmetmiş olur.2 b) Güvenilir kaynaklarda Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan nak‐ ledilen hadislerle amel etmenin zorunluluğu: Yine el‐Kâfiʹde Muhammed b. Hasan b. Ebu Halid Şen‐ buleʹden şöyle rivayet edilmiştir: Ebu Caferʹe (a.s) dedim ki: ʺSana feda olayım, bizim şeyhlerimiz İmam Ebu Cafer el‐Bâ‐ kırʹdan (a.s) ve Ebu Abdullah es‐Sadıkʹtan (a.s) hadisler riva‐ yet etmişlerdir. O zamanlar sıkı bir takiyye uygulaması var‐ dı. Bu yüzden yazdıklarını gizlemiş, kimse de onlardan riva‐ yet etmemiştir. Kitaplar ise ancak onlar öldükten sonra bize ulaştı.ʺ Buyurdu ki: Bu hadisleri rivayet edin.
Onlar doğru ve gerçek‐ tirler. c) İmamʹın (a.s) bir kimsenin sözüne göre amel etmeyi caiz görmesi durumunda …
CEV_0223 · S. 217 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Cafer Sadık Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad İmam Rıza
Onlar doğru ve gerçek‐ tirler. c) İmamʹın (a.s) bir kimsenin sözüne göre amel etmeyi caiz görmesi durumunda bu kimsenin sözüne göre amel et‐ menin caizliği: Rical‐i Keşşîʹde İmam Rızaʹnın (a.s) hizmetçisi Hayranʹ‐ dan şöyle rivayet edilmiştir: ʺEfendime1 sekiz dirhem gön‐ derdim...ʺ (Hadis bu şekilde devam ediyor. Diyor ki:) Dedim ki: ʺSana feda olayım, bazen adamlar gelir bana. Onların nezdinde senin hak olduğun bilgisi var veya senin hak ko‐ numunu bilmektedirler. Benden amel edecekleri şeyleri so‐ ruyorlar. Benim bu husustaki görüşüm, gizlice infak etmeleri şeklindedir.ʺ Buyurdu ki: Bu hususta kendi görüşüne göre amel et. Çünkü senin görüşün, benim görüşümdür. Sana itaat eden, bana itaat etmiş olur.1 d) Bilgisiz fetva vermenin caiz olmaması: Daha önce şunu belirtmiştik ki, İmam Rıza (a.s) vefat et‐ tiğinde, İmam Muhammed Taki (a.s) yedi yaşındaydı. Bağ‐ datʹtaki ve İslâm dünyasının diğer bölgelerindeki Şiîlerin o‐ nunla ilgili kanaatleri farklılık gösterdi. Bunun üzerine Şiaʹ‐ nın ileri gelenleri ve fakihleri hac mevsiminde Ebu Caferʹi (a.s) görmek üzere bir araya geldiler. İmam Cafer Sadıkʹın (a.s) evinde Abdullah b. Musaʹyı meclisin başköşesine otur‐ muş gördüler. Kendisine sorular soruluyor, o da Şiaʹnın ileri gelenlerini ve fakihlerini hayrete düşürecek [yanlış] cevaplar veriyordu. Bu yüzden rahatsız olup çıkmak istediler. Tam o sırada hizmetçi Muvaffak, Ebu Caferʹle (a.s) bir‐ likte içeri girdi. Hep birlikte kalkıp onu karşıladılar. Selâm verdiler. Sonra Ebu Cafer (a.s) oturdu. Sorular sormaya baş‐ ladılar. Sorulara gerçek ve isabetli cevaplar veriyordu. Bu‐ nun üzerine sevindiler, ona dua ettiler ve övgülerini sundu‐ lar. Ona dediler ki: ʺAmcan şöyle şöyle fetvalar verdi.ʺ Bu‐ nun üzerine dedi ki: Lâ ilâhe illallah! Ey amca! Bu tavrın Allah katında büyük bir suçtur. Yarın Allah huzuruna çıktığında sa‐ na, ʺÜmmet içinde senden daha âlim biri varken, ni‐ çin kullarıma bilmediğin hususlarda fetva verdin?ʺ derse, hâlin ne olacak?ʺ1
Fıkhî Meselelerde Fetva Vermek ve İlmî Soruları Cevaplandırmak İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) fıkhî sorulara …
CEV_0224 · S. 219 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Fıkhî Meselelerde Fetva Vermek ve İlmî Soruları Cevaplandırmak İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) fıkhî sorulara verdiği cevaplar ve diğer ilmî meselelere ilişkin açıklamaları, salih cemaatin ilmî yapısının oluşturulmasında önemli bir yer tut‐ muştur. Bunu aşağıdaki metinlerde gözlemlemek mümkün‐ dür: Sabah Namazının Vakti: Husayn b. Ebu Husayn rivayet etmiştir: Ebu Caferʹe (a.s) şöyle bir mektup yazdım: ʺSana feda olayım. Dostların sabah namazının vakti hususunda ih‐ tilâfa düştüler. Kimi dikey şekilde olan birinci fecir doğdu‐ ğunda sabah namazını kılıyor. Kimi de fecir yerin en aşağı kısmında yayılıp belirince namaz kılıyor. Namaz kılmak için bu iki vakitten hangisinin daha faziletli olduğunu bilmiyo‐ rum. Ey efendim! Eğer uygun görürsen, bana bu vakitlerden hangisinin faziletli olduğunu öğret. Mehtaplı gecede fecrin doğduğunu nasıl anlayabilirim, iyice kızarıp sabah oldu‐ ğunda mı vakit girmiş olur? Bulutlu gecelerde ne yapabili‐ rim? Bunun yolculuktaki ve mukimlikteki sınırı nedir? İnşal‐ lah dediklerinize göre hareket ederim.ʺ Bana kendi el yazısıyla şu cevabı gönderdi: Fecir ‐Allah sana rahmet etsin‐ beyaz ipliktir, dikey şeklindeki beyazlık değildir. Yolculukta da, mukim‐ likte de bu vakti iyice tespit etmeden namaz kılma; Allah sana rahmet etsin. Çünkü yüce Allah bu konu‐ da kullarını şüphe içinde bırakmamıştır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: ʺSabahın beyaz ipliği, siyah ipliğin‐ den ayırt edilinceye kadar yiyin, için.ʺ1 Şu hâlde beyaz iplik, oruç tutacak kimsenin yemesinin ve içmesinin haram olduğu fecir vaktidir. Bu vakit sabah namazı‐ nın da farz olduğu vakittir.2
Namazda Besmele: Yahya b. Ebu Umran el‐Hemedanî rivayet etmiştir:
CEV_0225 · S. 220 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Namazda Besmele: Yahya b. Ebu Umran el‐Hemedanî rivayet etmiştir: İmam Ebu Cafer Muhammed Cevadʹa (a.s) şöyle yazdım: ʺSana feda olayım. Tek başına namaz kılarken Fâtiha Suresiʹnin başında besmeleyi okuyup da zammı sure‐ de okumayan kimse hakkında ne dersin? Abbasî,1 ʹBesmele‐ yi terk etmekte bir beis yoktur.ʹ dedi.ʺ İmam (a.s) kendi el yazısıyla bana şu cevabı yazıp gön‐ derdi: Ona ‐Abbasîʹye‐ rağmen besmeleyi iki defa [Fati‐ haʹdan sonra bir kez daha] okumak gerekir.2 Evlilikte Zorlama: Ali b. Mehziyar, Muhammed b. Ha‐ san el‐Eşʹarîʹden şöyle rivayet etmiştir: Amcamın oğulların‐ dan biri Ebu Caferʹe (a.s) şöyle bir mektup yazdı: ʺAmcası‐ nın evlendirdiği bir kız çocuğu, büyüdüğünde bu evliliği reddetmektedir, bu hususta ne dersiniz?ʺ Kendi el yazısıyla şu cevabı gönderdi: Bu işte zorlama olmaz. Karar kıza aittir.3 Vakfın Hükmü: Ali b. Muhammed b. Süleyman en‐Nev‐ felî rivayet etmiştir: ʺEbu Caferʹe (a.s) bir mektup yazdım. Dedemin falan oğlu falanın çocuklarından muhtaç olanlara vakfettiği bir arazi hakkında bir soru sordum. Adamın ço‐ cukları çoktular ve farklı şehirlere dağılmışlardı.ʺ Bana şu cevabı yazdı: Dedenin falan oğlu falanın çocuklarına vakfettiği bir araziden söz ediyorsun. Arazi vakfın bulunduğu şehirde yaşayan çocuklara aittir. O şehirde bulunma‐ yan çocukları aramak gibi bir zorunluluğun yoktur.1
Kocasının ve Başkasının Kadın Hakkında Şahitlikte Bu‐ lunması: Muhammed b.
CEV_0226 · S. 221 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Kocasının ve Başkasının Kadın Hakkında Şahitlikte Bu‐ lunması: Muhammed b. Süleyman rivayet etmiştir: Ebu Ca‐ ferʹe (a.s) dedim ki: ʺNasıl oluyor da bir koca karısını zina ile suçladığı zaman şahitliği, Allah adına yapılan dört şahitlik yerine geçiyor da, başkası için böyle bir şey caiz olmuyor. Hatta kadının çocuğu ve kardeşi de olsa onun hakkında zina suçlamasında bulunan kimseye had uygulaması gerekiyor?ʺ Dedi ki: Bu soru, Ebu Cafer el‐Bâkırʹa (a.s) sorulmuş, o da şu cevabı vermiştir: Bilmez misin, bir adam karısını zina etmekle suçladığı zaman ona, ʺOnun zina ettiğini nasıl bildin?ʺ diye sorulur. Eğer ʺGözlerimle gördüm.ʺ derse, şahitliği Allah adına yapılmış dört şahitlik ye‐ rine geçer. Çünkü koca gece ve gündüz hiç kimsenin giremediği halvet yerine, kadının yanına girebilir. A‐ ma kadının çocuğu da olsa halvet yerine girmesi, içe‐ ride olup bitenleri görmesi caiz değildir. Bu yüzden koca, ʺGözlerimle gördüm.ʺ dediğinde, şahitliği dört kişinin şahitliği yerine geçer. Eğer ʺGözümle görmedim.ʺ derse, bir başkası gibi iftiracı konumuna düşer. Kadının zina ettiğine dair şahit ve güçlü delil bulunmazsa, kocaya da iftira ceza‐ sı uygulanır.
Eğer kocadan başka biri kadın hakkında zina suç‐ lamasında bulunursa ve bunu gözleriyle gördüğünü söylerse, …
CEV_0227 · S. 221 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Eğer kocadan başka biri kadın hakkında zina suç‐ lamasında bulunursa ve bunu gözleriyle gördüğünü söylerse, ona şöyle denir: ʺBunu nasıl gördün? Bu fii‐ lin işlendiğini gördüğün halvet yerine hangi gerek‐ çeyle tek başına girdin? Sen bu iddianda töhmet altın‐ dasın. Doğru söylüyor olsan da suçluluk durumunda‐ sın. Bu yüzden yüce Allahʹın senin gibiler için öngör‐ düğü cezayı uygulayarak, seni edeplendirmek gere‐ kir.ʺ İmam devamla dedi ki: Kocanın şahitliğinin, Allah adına yapılmış dört şa‐ hitlik sayılması, her bir şahit yerine bir kere yemin et‐ mesi nedeniyledir.1 Yukarıda verilen örneklerden, İmam Cevadʹın (a.s) bazı yönlendirici direktifleri gözlemlenmektedir. Bu da Şiaʹsını, dostlarını yazışmalar veya doğrudan görüşmeler yoluyla de‐ rin bilgiye sahip kılma amacına yöneliktir. c) Eğitim Sistemini Kökleştirmek İmam Cevadʹın (a.s), üzerinde önemle durduğu temel programlardan biri de, İslâm ahlâk anlayışını fert ve toplum düzeyinde kökleştirmekti. İmam (a.s) ümmeti eğitirken onlara atalarının, özellikle Emirüʹl‐Mümininʹin (a.s) hadislerini aktarıyordu. Çünkü bu hadisler etkili, derinlikli eğitsel direktifler içeriyordu. Şimdi İmam Cevadʹın (a.s) sözlerine, atalarından aktar‐ dığı hadislere ve eğitsel yönlendirmenin ana maddesi olarak ümmete sunduğu bu hususlara değiniyoruz: Amelde Hikmet ve Sağlamlık İmam Cevadʹın (a.s) bir amacı, Şiaʹsına amelde hikmeti ve sağlamlığı esas almanın, gelişmeleri yorumlarken zaman unsurunu gözetmenin önemini öğretmekti. Çünkü olayların zamanla belirginleşen dönemsel özellikleri vardır. Kemale e‐ rip olgunlaşmaları için bu dönemlerden geçmeleri zorunlu‐ dur. Olayların bu özelliklerini göz önünde bulundurmamak pratiği ifsat eder, olgunlaşmadan etkisiz hâle getirilmesine neden olur. Şöyle buyurmuştur: Bir şeyi (işi, programı veya projeyi) sağlamlaşma‐ dan açığa çıkarmak, onu ifsat etmektir.1
Yine bazı zorluk zamanları vardır. Zorluklar, zaman o‐ larak kendileri için öngörülen süre son bulmadan …
CEV_0228 · S. 223 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Yine bazı zorluk zamanları vardır. Zorluklar, zaman o‐ larak kendileri için öngörülen süre son bulmadan kişinin bunlardan tümüyle kurtulması mümkün değildir. Bu, bir ba‐ kıma bazı hastalık devrelerine benzer ki, bu devrelerin süre‐ sini azaltmanın imkânı yoktur. Ama bu direktif, zorlukları bertaraf etmek için vesile aramayı da terk etmek anlamına gelmez. Aksine bu hususta harekete geçmek ve çaba sarf et‐ mek gerekir. Çünkü sıkıntı ve zorluk zamanını aza indire‐ cek, sonra da bertaraf edecek olan budur. İşte İmam Cevad (a.s), dedesi Emirüʹl‐Müminin İmam Aliʹden (a.s) şu hadisi aktarırken bu anlama işaret etmiştir: Emirüʹl‐Müminin (a.s), Mısırʹdan gelen Kays b. Saʹ‐ dʹa şöyle dedi: ʺEy Kays! Zorluklar için öngörülmüş gaye ve sonlar vardır ki, o gaye ve sonlara ulaşmaları kaçınılmazdır. Dolayısıyla akıllı olan kimsenin, zor‐ luk, süresini doldurup gidinceye kadar ona aldırma‐ ması gerekir. Çünkü zorluk insana yöneldiğinde insa‐ nın ona karşı çare bulmaya çalışması, sıkıntıyı ve zor‐ luğu arttırmaktan başka bir işe yaramaz.ʺ1 Yine İmam Muhammed Cevad (a.s), dedesi Emirüʹl‐Mü‐ mininʹden (a.s) amelleri tamamlamaya yardımcı olan unsur‐ ları rivayet etmiştir: Dört haslet, kişinin ameli yerine getirmesine yar‐ dım eder: Sağlık, zenginlik, ilim ve ilâhî muvaffaki‐ yet.2 Zalimlerle İlişki İmam Cevad (a.s), bir Müslümanın zalimlere yakın dur‐ maktan, onlara meyletmekten uzak durmasının zorunluluğu‐ nu vurgulamış ve zalimlere karşı çıkmaya, onlardan uzak‐ laşmaya davet etmiştir.
Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir:
CEV_0229 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad İmam Rıza
Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Zulümle muamele eden, ona yardımcı olan ve ona rıza gösteren kimseler suç ortaklarıdır.1 Yine Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: İşlenen bir çirkinliği (kötülüğü) güzel (normal) gö‐ ren kimse de suçun ortağıdır.2 İmam Cevad (a.s), sapıklara itaat etmemeyi, onları din‐ lememeyi önemle vurgular, bunu şeytana itaat etmek, onu dinlemek olarak kabul ederdi. Şöyle buyurmuştur: Bir konuşmayı dinleyen kimse ona kul olur. Eğer konuşan Allah adına konuşuyorsa, Allahʹa kul olur. Şayet İblisʹin diliyle konuşuyorsa, İblisʹe kul olur.3 Zalimleri şiddetle reddetmek ve onları en sert üslupla e‐ leştirmek hususunda İmam Cevadʹdan (a.s) aktarılan son de‐ rece önemli bir tefsir örneği vardır ki burada dindarlığın, di‐ ni yaşamanın anlamı açık bir şekilde ortaya konmaktadır: Yüce Allah, peygamberlerinden birine şöyle vah‐ yetti: ʺDünyada züht içinde yaşaman, bir an önce ra‐ hata kavuşman içindi. Herkesten ilgini kesip kendini bana adaman, benimle güçlenmen amacına yönelikti.
Ama sen herhangi bir düşmanıma düşmanlık ettin mi, herhangi bir dostumu dost edindin mi?ʺ1 Bu rivayeti esas …
CEV_0230 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Ama sen herhangi bir düşmanıma düşmanlık ettin mi, herhangi bir dostumu dost edindin mi?ʺ1 Bu rivayeti esas aldığımızda din, Allahʹın dostlarını dost edinmek ve düşmanlarına düşman olmakla, onlarla uzlaşma‐ makla, onlarla barışık olmamakla gerçekleşir. Bu ruhun üm‐ meti bürümesi için dedesi Emirüʹl‐Mümininʹin (a.s) Ebu Zer‐ ʹe (r.a) hitaben söylediği şu sözü nakletmiştir: Sen Allah için onlara kızdın. O hâlde kendisi için kızdığın Allahʹtan ümidini kesme. Onlar dünyaları i‐ çin senden korktular, sen de dinin için onlardan kork‐ tun. Allahʹa yemin ederim, eğer gökler ve yerler tü‐ müyle kulun üzerine kapansa, şayet bu kul Allahʹtan korkan biri ise, mutlaka yüce Allah onun için bir çıkış yolu gösterir. Haktan başka hiçbir şeye ısınma ve ba‐ tıldan başka hiçbir şeyden ürküp kaçma.1 Toplumsal Faaliyet İnsanın toplumsal hareketleri, toplumda kökleştiği ve et‐ kinleştiği oranda güç kazanır. Bu yüzden İmam Cevad (a.s), mümin öncü grubun İslâmî faaliyetleriyle bağlantılı kavram‐ ları açıklığa kavuşturmaya büyük önem vermiştir.
Kavram‐ lara ilişkin bu açıklamaların bir kısmına aşağıda yer veriyo‐ ruz:
CEV_0231 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Kavram‐ lara ilişkin bu açıklamaların bir kısmına aşağıda yer veriyo‐ ruz: 1‐ İnsan toplum içinde edindiği merkezî konum kökleş‐ tikçe, insanların ona ilgisi artar, ihtiyaçlarını gidermesi ve sorunlarını çözmesi için ona başvururlar. İmam Cevad (a.s), ataları aracılığıyla İmam Aliʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Allahʹın bir kuluna yönelik nimeti çoğaldıkça, kul‐ ların ona yönelik muhtaçlığı da artar. Bu muhtaçlığa tahammül edemeyen kimseye verilen nimetler tüke‐ nişe yüz tutar.1 2‐ İnsanın sahip olduğu nimetlerin kalıcılığı, ümmet i‐ çindeki şerefli konumunun devamı, ümmete yönelik iyiliği‐ nin ve hizmetinin derecesine bağlıdır. İmam Cevad (a.s), E‐ mirüʹl‐Mümininʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Allahʹın özel olarak nimetlere gark ettiği bazı kul‐ ları vardır. Onlar bu nimetleri çevrelerindeki muhtaç‐ lara dağıttıkları sürece bu nimeti onlarda kalıcı kılar. Ama sahip oldukları nimetleri kimseyle paylaşmadık‐ ları zaman, bu nimeti onlardan çekip alır, başkasına verir.1 3‐ İyilik yapana teşekkürle karşılık vermenin zorunlulu‐ ğu hususunda İmam Cevad (a.s), Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s) bu konuda şöyle rivayet eder: Nimete nankörlük etmek, ilâhî öfkeyi celp eder.
Sana teşekkürle karşılık veren kimse, senden aldığın‐ dan fazlasını sana vermiştir.2 4‐ İmam Cevad (a.s), …
CEV_0232 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Sana teşekkürle karşılık veren kimse, senden aldığın‐ dan fazlasını sana vermiştir.2 4‐ İmam Cevad (a.s), insanlar arası ilişkileri düzeltmenin yollarını, arkadaşlar arası ilişkinin mahiyetini açıklamaya yö‐ nelik olarak dedesi Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Üç haslet vardır, eğer bunlara sahip olursan insan‐ ların sevgisini kazanırsın: Arkadaşlık ederken insaflı ve adil davranmak. Zorlukları eşitçe paylaşmak. Her zaman selim bir kalbe (düşünceye) müracaat etmek ve boyun eğmek.1 Yine şöyle buyurmuştur: Kendisiyle ilgili yakinin seni ıslah ettiği [doğru ol‐ duğuna kanaat getirdiğin] bir arkadaşına yönelik [kö‐ tü] zan seni ifsat etmesin. Kardeşine gizlice öğüt veren onu güzelleştirir, herkesin ortasında açıktan öğüt ve‐ rense, onu çirkinleştirir. İyileri ıslah etmenin yolu on‐ lara iyilik yapmaktır, kötüleri ıslah etmenin yolu ise onları cezalandırmaktır. Sevgi yararlı bir yakınlık ba‐ ğıdır. Koruyucu olarak ecel kâfidir. Akıl ve ahmaklık on sekiz yaşına kadar birbirleriyle mücadele ederler. Kişi buluğa erince, hangisi baskın çıkarsa, o kalıcı o‐ lur.
Yüce Allah bir kuluna bir nimet bahşettiğinde kul onun Allahʹtan olduğunu bilirse, Allahʹa hamdetme‐ den …
CEV_0233 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad Hz. Muhammed İmam Ali musahiplik
Yüce Allah bir kuluna bir nimet bahşettiğinde kul onun Allahʹtan olduğunu bilirse, Allahʹa hamdetme‐ den önce, Allah onun şükrünü kabul eder. Bir kul gü‐ nah işlediğinde, Allahʹın kendisini gördüğünü; dilerse azap edeceğini, dilerse bağışlayacağını bilirse, Allahʹ‐ tan bağışlanma dilemeden önce Allah onu bağışlar.1 5‐ İmam Cevad (a.s), iyi, salih insanlarla arkadaş olma‐ nın zorunluluğunu vurgulamıştır. Çünkü arkadaşın insan ü‐ zerindeki etkisi büyüktür. Nitekim şöyle rivayet etmiştir: Ahmaklarla arkadaşlık etmek ahlâkı bozar. Akıllı insanlarla arkadaşlık etmekse ahlâkı ıslah eder. Her insanın bir seciye ve karakteri vardır; herkes bu seciye ve karakterine göre hareket eder. İnsanlar kardeştir‐ ler. Kimin kardeşliği Allahʹın zatı [rızası] dışında bir amaca yönelik ise, bu kardeşlik düşmanlığı celp eder. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: ʺO gün, Allahʹa Bir insan, Allah rızasını gözeten Samimî bir insanla kar‐ deşlik bağlarını kurmuşsa, büyük bir başarı elde etmiştir. Bu kardeşiyle istişare etmesi, ondan öğüt alması gerekir. İmam Cevad (a.s), İmam Aliʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a) beni Yemenʹe gönderirken tavsi‐ ye mahiyetinde şöyle dedi: ʺEy Ali!
İstihare eden şa‐ şırmaz, istişare eden pişman olmaz.ʺ Yine şöyle demiştir:
CEV_0234 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad musahiplik
İstihare eden şa‐ şırmaz, istişare eden pişman olmaz.ʺ Yine şöyle demiştir: Allah rızası esasında biriyle kardeşlik bağlarını ku‐ ran kimse, cennette bir ev kazanmış olur.2 İslâmî Faaliyetlerde Bulunanlara Tavsiyeleri İmam Cevad (a.s), müminlerin kalplerine umut ve sabır ruhunu ekiyordu. Amacı zulüm ve tuğyanla mücadele ettik‐ leri, zulüm ve azgınlığa karşı harekete geçtikleri zaman etkin bir silaha sahip olmalarını sağlamaktı. Zalimlerin cezalandırıldıkları, adaletin gerçekleştiği, do‐ layısıyla mazlumların intikamlarının alındığı güne işaret et‐ miş ve bu zalimlerin uğrayacakları akıbetin mazlumlara uy‐ guladıkları zorbalıktan çok daha şiddetli olacağını vurgula‐ mıştır. Hiç kuşkusuz mazlumları bu kavram ekseninde bi‐ linçlendirmek, bu kavramı onların hayatlarının bir parçası hâline getirmek, onları bükülmez bir güce ve karşısında du‐ rulmaz bir isyana dönüştürür. İmam Cevad (a.s) şöyle riva‐ yet etmiştir: Adaletin zalime karşı uygulandığı gün, zulmün mazluma karşı işlendiği günden daha çetindir.1 Başka bir yerde şöyle rivayet etmiştir: Müminin zulme karşı gösterdiği sabır, zalimlere karşı kullandığı en güçlü silahtır.
Yine şöyle buyurmuştur: Musibete sabretmek, bundan dolayı sevinip şama‐ ta eden kimse için bir musibet ve …
CEV_0235 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Yine şöyle buyurmuştur: Musibete sabretmek, bundan dolayı sevinip şama‐ ta eden kimse için bir musibet ve felâkettir.2 Ayrıca dedesi İmam Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s), mümin‐ lerin bağlı kaldıkları sürece yüksek amaçlarına ulaşabilecek‐ leri yöntemi de rivayet etmiştir: Kim Allahʹa güvenirse, Allah ona sevinç gösterir. Kim Allahʹa tevekkül ederse, bu, bütün işlerde ona ye‐ ter. Allahʹa güvenmek bir kaledir ki, ona ancak emin mümin sığınır. Allahʹa tevekkül etmek her türlü kötü‐ lükten kurtuluştur ve her türlü düşmanlıktan korun‐ maktır. Din izzet ve şereftir. İlim hazinedir. Susma nurdur. Zühdün son amacı takvadır. Din için bidatten daha yıkıcı bir şey yoktur. İnsan için tamahkârlıktan daha ifsat edici bir şey yoktur. Sürü çoban ile ıslah olur. Belâ dua ile defedilir. Sabır atına binen kimse za‐ fer meydanına ulaşır. Ayıplayan ayıplanır. Söven kar‐ şılık görür (sövgü işitir). Takva fidanını eken, umut meyvelerini devşirir.1 İlim Öğrenmeye Teşvik Etmesi İmam Cevad (a.s), insanları ilim öğrenmeye teşvik etmiş ve gerek kendi hadisleri, gerekse dedesi Emirüʹl‐Mümininʹ‐ den (a.s) rivayet ettiği hadisler aracılığıyla âlimlerin fazileti‐ ni açıklamıştır.
Aşağıda, bu tür hadislerden bazı örnekler su‐ nacağız: İlim öğrenin.
CEV_0236 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Aşağıda, bu tür hadislerden bazı örnekler su‐ nacağız: İlim öğrenin. Çünkü ilim öğrenmek farz, ilmi araş‐ tırmada bulunmak da nafiledir. İlim kardeşler arasın‐ daki bağdır, erdemin delilidir, meclislerin armağanı‐ dır, yolculukta yoldaş, gurbette arkadaştır.1 Yine şöyle buyurmuştur: İki türlü ilim vardır: Biri tabiî [insan fıtratında ve tabiatında bulunan], biri de işitseldir [kazanılandır]. Tabiî ilim olmadan, işitsel ilim bir fayda vermez. Hik‐ meti bilen kişi, onu arttırmak için daha fazla bekleme‐ ye tahammül edemez, hemen harekete geçer. Güzellik diledir, kemal akıldadır.2 Ayrıca İmam Aliʹnin (a.s) kitabından İmamʹın şöyle bu‐ yurduğunu rivayet etmiştir: Âdemoğlu miyara ve teraziye çok benzer. Ya ilimle ‐bir yerde akılla‐ ağır basar, ya da cehaletle eksilir.3 Yine İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: Örnek alınmaya en uygun âlim, şüpheli şeyler kar‐ şısında kendini tutan kimsedir. Tartışma riyakârlıkla sonuçlanır. İstemenin yolunu yanlış seçen kimse, çö‐ züm hususunda yüzüstü bırakılır. Tamahkâr insan zil‐ let bağlarına tutunur.
Bekayı isteyen kimse, belâlara karşı sabırlı bir kalp hazırlamalıdır.1 İmam Cevad (a.s), cahillerin …
CEV_0237 · S. 224 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Bekayı isteyen kimse, belâlara karşı sabırlı bir kalp hazırlamalıdır.1 İmam Cevad (a.s), cahillerin çokluğundan ve âlimlerin onlarla imtihan edilmesinden büyük acı duyuyordu. İmam, insanların ihtilâfa düşmelerinin sebebini, cahillerin cehalet‐ leri sonucu ortaya attığı şeyler görüyordu. Dedesi Emirüʹl‐ Mümininʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Âlimler gariplerdir; aralarındaki cahillerin çoklu‐ ğundan dolayı.1 İmam Cevadʹın (a.s) kendisi de şöyle buyurmuştur: Eğer cahil susarsa, insanlar ihtilâf etmezler.2 Tövbeye Teşvik Etmesi İmam Cevad (a.s), insanları Allahʹa tövbe etmenin key‐ fiyetini öğrenmeye çağırmış ve onlara tövbenin yolunu öğ‐ retmiştir. Emirüʹl‐Mümininʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Tövbenin dört dayanağı vardır: Kalpte pişmanlık, dilde istiğfar, bedende amel ve bir daha dönmeme ka‐ rarlılığı. Üç şey kulu Allahʹın hoşnutluğuna ulaştırır: Çokça istiğfar etmek, mütevazı olmak ve çok sadaka ver‐ mek.3 Ayrıca İmam (a.s) tövbenin acilen yapılmasına işaret et‐ miş ve bu hususta ertelemeciliğin büyük bir tehlike olduğu‐ nu şöyle vurgulamıştır:
Tövbeyi ertelemek aldanmaktır. Sürekli ertelemek ise şaşkınlıktır.
CEV_0238 · S. 231 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Ehl-i Beyt İmam Ali İmam Hasan Askerî İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
Tövbeyi ertelemek aldanmaktır. Sürekli ertelemek ise şaşkınlıktır. Allahʹa karşı gerekçeler, bahaneler ü‐ retmek helâk olmaktır. Günahta ısrar etmek, Allahʹın tuzağından emin olmanın ifadesidir. Oysa ʺZiyana uğ‐ Salih Cemaati Örgütlemesini Sağlamlaştırması ve Gaybet Dönemine Hazırlaması a) Vekiller Sistemi ve Harekette Dikkatlilik Hiç kuşkusuz salih cemaatin yapısı, işlerinin tanzim edi‐ lip belli bir sistem dâhilinde devam etmesi ve İmamların da bu sisteme uygun olarak hareket etmesi, Ehl‐i Beyʹin temel hedefiydi. Nitekim İmam Ali b. Ebu Talib (a.s) zamanından beri bunu en açık biçimde ortaya koymuş; binanın tamama erdirilmesi, projenin kökleşmesi, hareket alanının genişleme‐ si için yoğun bir çaba içinde olmuşlardır; bu çaba İmam Ha‐ san Askerî (a.s) ve oğlu İmam Mehdi (a.f) zamanına kadar kesintisiz devam etmiştir. Egemen rejimin Ehl‐i Beytʹin faaliyetlerini sıkı bir dene‐ tim altında tutması, söz konusu proje ile yapının bir an önce tamamlamasının zorunluluğunu ortaya koyuyordu. Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın bazı hedeflerinin gerçekleşmesi hususunda, İ‐ mamların ashabı, talebeleri ve güvenilir taraftarları bilinçli bir rol üstlenmişlerdi.
Salih cemaate bağlı fertlerin sayısının artmasının, faaliyet merkezlerinin çoğalmasının ve İslâm âle‐ minin …
CEV_0239 · S. 231 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Ehl-i Beyt Oniki İmam İmam Muhammed Cevad
Salih cemaate bağlı fertlerin sayısının artmasının, faaliyet merkezlerinin çoğalmasının ve İslâm âle‐ minin değişik merkezlerinde faaliyetlerini yürütmesinin, ve‐ killer sisteminin oluşturulmasında ve alanının genişletilme‐ sinde büyük etkisi oldu. Öyle ki bu, Ehl‐i Beyt İmamları açı‐ sından da bir zorunluluk hâline gelmişti. Çünkü bu vekiller işlerin kolaylaştırılması, süratle hareket edilmesi ve ümmet ile İmamlar arasında irtibatın kurulması hususunda önemli roller üstlenebilirlerdi. Özellikle İmam Rızaʹnın (a.s) veliahtlığı kabul etmesiyle birlikte onun üzerinde, ondan sonra da oğlu İmam Cevad (a.s) üzerinde yoğunlaşan baskı ve sıkı denetimler, vekiller sistemine büyük önem verilmesi hususunda etkili olmuştur. Bu sistem, doğrudan Masum İmamʹın denetimi altındaydı. Çünkü İmamların içinde bulundukları ortamın özelliği, ve‐ killerle irtibat kurma noktasında titiz davranılmasını gerek‐ tiriyordu. İmam Cevadʹın (a.s) masum olduğunu, ümmetin meşru lideri olduğunu, ilmi ve sahih hareket çizgisini seçilmiş ter‐ temiz atalarından miras aldığını kabul ettikten sonra onun hareketlerinde dikkatli davrandığını ayrıca bir araştırma ko‐ nusu yapmaya gerek yoktur.
Ancak İmam Cevadʹın (a.s) hayatı incelenecek olursa, açık ve net bir şekilde büyük bir dikkat ve metanetle …
CEV_0240 · S. 231 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad
Ancak İmam Cevadʹın (a.s) hayatı incelenecek olursa, açık ve net bir şekilde büyük bir dikkat ve metanetle hareket ettiği görülecektir. Çünkü İmamʹın her bir girişimi diğer gi‐ rişimiyle bağlantılı ve ortamın şartlarıyla uyumlu idi. Aynı zamanda İmamʹın konuyla ilgili risalet kaynaklı görüşünü de ortaya koyuyordu. İmam Cevadʹın (a.s) hareket tarzlarından söz edilirken bu noktanın da üzerinde durulur. Amacı daha iyi vurgula‐ mak için bu bağlamda bazı örneklerden söz edeceğiz. İmam Cevadʹın (a.s), halk tabanı ile ilişkiler hususunda izlediği hareket tarzlarının temel özelliklerini açıklayıcı ola‐ rak şu noktalara işaret etmek mümkündür: b) Gizli Mektuplaşmalar Hiç kuşkusuz İmam (a.s) ile tâbileri arasında iletişim devam ediyordu. Ama bunun bir kısmının gizli olduğu da bir gerçektir. Çünkü İmamʹa (a.s) mektup yazanlardan bazı‐ larının isimlerinin deşifre olmasından korkuluyordu. İmam‐
ʹın (a.s) içeriden, eşi tarafından denetlendiğini göz önünde bulundurursak, bunun gerekliliğini kavrarız.
CEV_0241 · S. 233 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt Hz. Muhammed
ʹın (a.s) içeriden, eşi tarafından denetlendiğini göz önünde bulundurursak, bunun gerekliliğini kavrarız. Öte yandan İmamʹa (a.s) bazı isimsiz mektuplar da ula‐ şıyordu ve İmam özel bir yöntemle bu mektupların kimlere ait olduklarını biliyordu. Eğer ʺİmam bir şeyi bilmek istediği zaman Allah ona bildirir.ʺ1 hadisinden hareketle bunu, Ma‐ sum İmamʹın (a.s) gaybı bilmesiyle izah etmesek, bu takdir‐ de bu gibi mektuplarda özel bir şifrenin, sembolün bulun‐ ması ihtimali esas alınabilir. Ebu Haşim Davud b. Kasım el‐Caferî anlatıyor: Ebu Caferʹin (a.s) evine gittim. Yanımda üç mek‐ tup vardı ve bu mektupların kimlere ait oldukları belli değildi. Mektupları karıştırdığım için üzüldüm. İmam birini eline aldı, ʺBu mektup Reyyan b. Şebibʹindir.ʺ dedi. Sonra ikincisini aldı ve ʺBu, Muhammed b. Ham‐ zaʹnındır.ʺ dedi. Ardından üçüncüsünü aldı ve ʺBu da falanındır.ʺ dedi. Şaşırıp kaldım. Bana baktı, gülüm‐ sedi.1 İmam Muhammed Cevad (a.s) ansiklopedisinde belirtil‐ diğine göre, onun mektuplaşmaları sayılmış ve yetmiş iki ta‐ ne mektuplaşmasının bulunduğu tespit edilmiştir.2 c) Sosyal Hayatın Ayrıntılarını Bilmesi İmam (a.s) kendi toplumundan soyutlanmış, bir kenara çekilmiş değildi. Bilakis her zaman insanlar arasında bulu‐ nuyor, onların ihtiyaçlarını ve ilgilerini bizzat yaşıyordu. İmamların bu tür ilgilerini ortaya koyan birçok örnek vardır. Bu hususta önceki Ehl‐i Beyt İmamları için geçerli olan durum, İmam Cevad (a.s) için de geçerlidir. Aşağıdaki örnekten bunu anlayabiliriz:
Yukarıda sunduğumuz rivayetin devamında Davud b.
CEV_0242 · S. 234 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Yukarıda sunduğumuz rivayetin devamında Davud b. Kasım el‐Caferîʹnin şöyle dediği belirtilmektedir: İmam Ebu Cafer (a.s) bir kese içinde üç yüz dinar bana verdi ve amca çocuklarından birine götürmemi emretti ve dedi ki: ʺSana, ʹİşten anlayan bir muameleci göster bana, bu parayla benim için bazı şeyler satın al‐ sın.ʹ diyecektir. Sen de ona göster.ʺ Derken, dinarları götürüp verdim. Bana dedi ki: ʺEy Ebu Haşim! İşten anlayan bir muameleci göster bana, bu parayla benim için bazı şeyler satın alsın.ʺ Ben de dediğini yaptım.1 Bu rivayetten anlıyoruz ki, İmam Muhammed Taki (a.s) insanların ihtiyaçlarını araştırıyor ve bunları gidermek için çalışıyordu. d) Fertlerin Eğitimini Denetlemesi İmam Cevadʹın (a.s) ihmal etmediği hususlardan biri de, tâbilerinin ve Şiaʹsının eğitimiyle ilgilenmesi ve bu süreci sü‐ rekli olarak kontrol altında tutmasıdır. Bunun örneklerinden biri, tanınmış şair Diʹbil el‐Huzaî karşısındaki tavrıdır: Diʹbil b. Ali anlatıyor: Bir gün Diʹbil el‐Huzaî İmam Rızaʹnın (a.s) yanına gitti. Ona bir şey verilmesini emretti. Aldı, ama ʺel‐ hamdülillahʺ demedi. Ona, ʺNiçin Allahʹa hamt etme‐ din?ʺ dedi. Daha sonra İmam Ebu Caferʹin (a.s) yanı‐ na gitti. Ona bir şeyler verilmesini emretti. Aldı ve ʺelhamdülillahʺ dedi. ʺEdeplenmişsin.ʺ dedi.2 Bu örnek İmamʹın (a.s), tâbilerinin davranışlarını sürekli olarak gözettiğini, onların kültürel ve manevî tekâmüllerine büyük önem verdiğini gözler önüne sermektedir.
İmam Hadi'nin (a.s) Erken Dönem İmamlığına Hazırlık Yapması Bütün Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın ortak …
CEV_0243 · S. 235 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed Ehl-i Beyt İmam Ali Hadi İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
İmam Hadi'nin (a.s) Erken Dönem İmamlığına Hazırlık Yapması Bütün Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın ortak özelliklerinden biri, tâbilerini kendilerinden sonraki İmamʹa uymaya davet etme‐ leridir. İmam Cevad (a.s) da kendisinden sonraki İmamʹa uymaya çağırma ve bu mesajı öncü müminlerin yüreklerin‐ de kökleştirme hususunda atalarının yolunu izlemiştir. Aşa‐ ğıda İmamʹın (a.s) buna örnek oluşturacak bazı tavırlarını gözlemleyeceğiz: a) el‐Hayranî babasından rivayet etmiştir: Bana verilen görevi yerine getirmek üzere Ebu Caferʹin (a.s) kapısından ayrılmıyordum. Her gecenin sonunda seher vaktiyle birlikte Ahmed b. Muhammed b. İsa el‐Eşʹarî gelir ve Ebu Caferʹin (a.s) hastalığının seyri hakkında bilgi alırdı. İmam Ebu Cafer (a.s) ile el‐Hayranî arasında iletişimi sağlayan elçi geldiğin‐ de, Ahmed kalkar ve onu İmamʹla yalnız bırakırdı. el‐Hayranî anlatıyor: Bir gece elçi İmamʹın yanından çık‐ tı. O sırada Ahmed b. Muhammed b. İsa da gitmek üzere kalktı. Elçi benimle yalnız kalıp konuşmak istediğinde, Ah‐ med bir süre dolaştıktan sonra konuşmalarımızı duyacağı bir yerde durdu. Elçi dedi ki: Dostun sana selâm söylüyor ve diyor ki: ʺBen vefat etmek üzereyim. Bu görev oğlum Aliʹye geçiyor.
Babam‐ dan sonra bana karşı üstlendiğiniz sorumluluğun aynı‐ sını benden sonra ona karşı üstleneceksiniz.ʺ …
CEV_0244 · S. 235 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Babam‐ dan sonra bana karşı üstlendiğiniz sorumluluğun aynı‐ sını benden sonra ona karşı üstleneceksiniz.ʺ Sonra elçi gitti ve Ahmed yerine geri döndü. Bana dedi ki: ʺSana ne söyledi?ʺ ʺİyilik söyledi.ʺ dedim. ʺSöylediklerini duydum.ʺ dedi, sonra da duyduklarını bana tekrarladı. Ona dedim ki: ʺAllah bu yaptığını sana haram kılmıştır. Çünkü yüce Allah, ʹBirbirinizin kusurunu araştırmayın.ʹ1 buyurmuş‐ tur. Eğer bu sözleri duyduysan, unutma artık; bakarsın bir gün buna ihtiyacımız olur. Sakın vaktinden önce açıklama.ʺ el‐Hayranî diyor ki: Sabah olunca, İmamʹın bu mesajını onar nüsha olarak yazdım. Hepsini mühürledim ve her biri‐ ni seçkin arkadaşlarımızdan birine verdim. Onlara dedim ki: ʺEğer bunları sizden istememden önce ölürsem, bunları açın ve içinde yazılanlara göre amel edin.ʺ Ebu Cafer (a.s) vefat edince, evimden hiç dışarı çıkma‐ dım. Bir ara topluluğun ileri gelenlerinin Muhammed b. Fe‐ recʹin1 yanında toplandıklarını ve imamet meselesini konuş‐ tuklarını haber aldım. Muhammed b. Ferec bana bir mektup yazarak ileri gelenlerin yanında toplandıklarını bildirdi. Di‐ yordu ki: ʺEğer (sırrın) açığa çıkma korkusu olmasaydı, on‐ larla birlikte yanına gelirdim.
Bu yüzden senin atına binerek bizim yanımıza gelmeni istiyorum.ʺ Bunun üzerine atıma bindim ve onların yanına …
CEV_0245 · S. 235 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Bu yüzden senin atına binerek bizim yanımıza gelmeni istiyorum.ʺ Bunun üzerine atıma bindim ve onların yanına gittim. İleri gelenlerin orada top‐ landıklarını gördüm. Kapının önünde tartışmaya, çekişmeye başladık. Çoğunun şüphe içinde olduğunu gördüm. Mektu‐ bun nüshalarını verdiğim kişiler de orada bulundukları için ʺMektupları açın.ʺ dedim. Mektupları çıkardıklarında dedim ki: ʺİşte bana emredilen, budur.ʺ Bazıları dediler ki: ʺBu işle ilgili olarak sözünü destekle‐ yecek birinin daha olmasını isterdik.ʺ Onlara şöyle dedim: ʺAllah bu isteğinizi de vermiştir. E‐ bu Cafer el‐Eşʹarî, bu mektupta yazılanları duyduğuma şa‐ hitlik edecektir, gidin ona sorun.ʺ Gidip ona sordular. Şahit‐ lik etmekten kaçındı. Bunun üzerine onu lanetleşmeye ça‐ ğırdım. Korktu ve dedi ki: ʺEvet, bunu duydum. İmamet gö‐ revi şerefli bir makamdır, bir Arapʹın olmasını istemiştim. A‐ ma lanetleşme teklifinden sonra şahitliği gizlemeye imkân olmaz.ʺ
Bunun üzerine topluluktakiler gecikmeden gidip Ebuʹl‐ Hasanʹı (a.s) selâmladılar.1 b) İsmail b.
CEV_0246 · S. 237 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Hüseyin Şah Hatayi İmam Muhammed Cevad
Bunun üzerine topluluktakiler gecikmeden gidip Ebuʹl‐ Hasanʹı (a.s) selâmladılar.1 b) İsmail b. Mihran rivayet etmiştir: Ebu Cafer (a.s) ‐iki kere gittiği Bağdatʹa ilk gidişinde ‐ Medineʹden ayrılınca, şe‐ hirden çıkmak üzere iken ona dedim ki: ʺSana feda olayım, bu cihete doğru gidişinden dolayı senin için endişe ediyo‐ rum. Senden sonra bu görev kimindir?ʺ Gülerek yüzünü ba‐ na çevirdi ve şöyle dedi: ʺBu seneki ayrılık senin zannettiğin gibi sonuçlanmayacaktır.ʺ Daha sonra ikinci kez Medineʹden çıkarılıp halife Muʹtasımʹın yanına götürülünce dedim ki: ʺSana feda olayım, senden sonra imamet görevi kimindir?ʺ dedim. Sakalları ıslanıncaya kadar ağladı, sonra bana döndü ve şöyle dedi: ʺBu seferki gidişimde başıma bir şeyin gelmesin‐ den korkulur. Benden sonra imamet görevi oğlum Aliʹnindir.ʺ2 c) Muhammed b. Hüseyin el‐Vasıtî, Ebu Caferʹin (a.s) azatlısı Ahmed b. Ebu Halidʹden Ebu Caferʹin, kendisini aşa‐ ğıdaki yazılı vasiyete şahit tuttuğunu duyduğunu şöyle ri‐ vayet etmiştir: Ebu Caferʹin (a.s) azatlısı Ahmed b. Ebu Halid şahitlik etti ki: Ebu Cafer Muhammed b. Ali b. Musa b. Cafer b. Mu‐ hammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali b.
Ebu Talib (hepsine selâm olsun) beni şahit tuttu ki, kendisinin ve kız kardeşlerinin işlerinin yönetimini, …
CEV_0247 · S. 237 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Ebu Talib (hepsine selâm olsun) beni şahit tuttu ki, kendisinin ve kız kardeşlerinin işlerinin yönetimini, yürütülmesini oğlu Aliʹye vasiyet edi‐ yor. Buluğ çağına erinceye kadar Musaʹnın3 işlerini de ona vasiyet ediyor. Abdullah b. Musavirʹi de terekesinin, malla‐ rının, nafakalarının ve hizmetçilerinin başına memur ediyor. Ali b. Muhammed buluğ çağına erinceye kadar bunların yö‐ netimi onun elindedir. Ali buluğ çağına erince, Abdullah b. Musavir bunların tümünü ona geri verecektir. Artık kendisi işlerini, kız kardeşlerinin işlerini yönetir. Musaʹnın velâyeti de ona geçer. O da o ikisinin [babasının ve İbn Musavirʹin] ölümünden sonra [Musaʹnın buluğa ermesiyle] işlerinin yü‐ rütmesini kendisine devreder; ama sadaka olarak verdiği sa‐ dakalar konusunda babalarının emrine bağlı olmak şartıyla. Bu vasiyet yazıldığında, tarih 220 senesinin zilhicce ayının üçüne tekabül eden pazar gününü gösteriyordu. Ahmed b. Ebu Halid şahitliğini kendi el yazısıyla yazdı. Hasan b. Muhammed b. Abdullah b. Hasan b. Ali b. Hüse‐ yin b. Ali b. Ebu Talib (hepsine selâm olsun), yani el‐Cevva‐ nî de şahitliğini Ahmed b. Ebu Halid gibi mektubun baş ta‐ rafına yazdı. O da şahitliğini kendi el yazısıyla yazdı.
Yine hiz‐ metçi Nasr da şahitlik etti ve kendi eliyle şahitliğini yazdı.1 Tabersî, bu üç nassı/açıklamayı ve …
CEV_0248 · S. 237 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Yine hiz‐ metçi Nasr da şahitlik etti ve kendi eliyle şahitliğini yazdı.1 Tabersî, bu üç nassı/açıklamayı ve rivayeti naklettikten sonra şu değerlendirmeyi yapar: Bu konuyla ilgili birçok rivayet vardır. Bütün Şia topluluğun onun imamlığının üzerinde ittifak etmiş olması, ayrıca onun dışında kimsenin imamlık iddia‐ sında bulunmamış olması, başka rivayetleri aktarma‐ ya gerek bırakmayacak kadar başlı başına açık bir de‐ lildir. Diğer taraftan Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnın yaşadığı dönemlerin özellikleri olan düşmanlarından korkma‐ ları ve takiyye ile onlardan korunmaya çalışmaları, Şi‐ îlerini kendilerinden sonraki İmamları gösteren açık‐ lamalarını (nasslarını) öğrenmeye çalışmaya ve bun‐ dan, işaret ettiğimiz gibi çıkarsamada bulunmaya zor‐ lamıştır. Öyle ki Şiîlerin bu hususa ilişkin üç tane güç‐ lü delili vardı: İmameti gerekli kılan aklî deliller, riva‐ yetler gereği İmamların İmam Hüseyinʹin (a.s) soyun‐ dan olması ve batıl yollara sahip kimselerin görüşleri‐ nin batıllığı. Başarı Allahʹtandır.2
İmam Cevad ve Mehdilik Meselesi Mehdilik meselesi, İslâmʹın tarihî akışının ana meselele‐ rinden biridir.
CEV_0249 · S. 239 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Ali İmam Mehdi
İmam Cevad ve Mehdilik Meselesi Mehdilik meselesi, İslâmʹın tarihî akışının ana meselele‐ rinden biridir. Resulullahʹın (s.a.a) ve Ehl‐i Beyt İmamlarıʹ‐ nın hadislerini inceleyenler, hiçbirinin insanları İmam Meh‐ diʹye (a.f) inanmaya çağırmayı ihmal etmediğini ya da gör‐ mezden gelmediğini göreceklerdir. İmam Cevad (a.s) da bu doğrultuda hareket etmiştir. Mehdi (a.f) meselesini ümmetin gündemine getirmiştir. Bu‐ nu yaparken amacı, bir yandan bu kavramı zihinlere iyice yerleştirmek ve merkezî bir yere oturtmak, bir yandan da ümmeti Mehdiʹnin (a.f) ortaya çıkacağı güne hazırlamaktı. Aşağıda bu çağrıya ilişkin bazı örneklere yer vereceğiz: 1‐ Abdulazim b. Abdullah el‐Hasanî (r.a) rivayet etmiş‐ tir: Muhammed b. Ali b. Musaʹya (a.s) dedim ki: ʺEy Mev‐ lâʹm! Senin, Muhammedʹin Ehl‐i Beytʹinden olup, zulüm ve zorbalıkla dolmuş yeryüzünü adaletle dolduracak zat olma‐ nı umuyorum!ʺ Dedi ki: Biz Ehl‐i Beytʹin her biri Allahʹın emriyle kaimdir, insanları Allahʹın dinine yöneltendir. Ama yüce Al‐ lahʹın, onun aracılığıyla yeryüzünü küfür ve inkâr eh‐ linden temizleyeceği, yeryüzünü adaletle dolduracağı Kaimʹin doğumu insanlardan gizlenecektir. Şahsını da göremeyeceklerdir.
Onu adıyla anmaları da haram o‐ lacaktır. Onun adı ve künyesi, Resulullah (s.a.a) ile aynıdır.
CEV_0250 · S. 239 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Ali Hz. Muhammed İmam Hasan İmam Mehdi İmam Cafer Sadık İmam Hüseyin İmam Muhammed Cevad
Onu adıyla anmaları da haram o‐ lacaktır. Onun adı ve künyesi, Resulullah (s.a.a) ile aynıdır. Yer onun ayaklarının altında dürülecek, her zorluk ona boyun eğecektir. Bedir Savaşıʹna katılanla‐ rın (üç yüz on üç) sayısı kadar ashabı onun etrafında toplanacaktır. Bunlar yeryüzünün çeşitli köşelerinden gelmiş erkeklerdir. Çünkü yüce Allah şöyle buyur‐ muştur: ʺNerede olursanız olun, sonunda Allah hepi‐ dir.ʺ1 İhlâs sahibi bu kimseler onun etrafında toplan‐ dıkları zaman Allah onu açığa çıkarır. Taraftarlarının sayısı on bini bulunca, yüce Allahʹın izniyle ortaya çı‐ kar. Yüce Allah razı oluncaya kadar Allah düşmanla‐ rını öldürür.1 2‐ Ebu Turab Abdullah Musa er‐Ruyanî anlatıyor: Bize Abdulazim el‐Hasanî b. Abdullah b. Ali b. Hasan b. Zeyd b. Hasan b. Ali b. Ebu Talib (a.s) anlattı: Efendim Muhammed b. Ali b. Musa b. Cafer b. Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talibʹin (hepsine selâm olsun) yanına gittim. A‐ macım, Kaimʹin Mehdi mi yoksa başka biri mi olduğunu sor‐ maktı. Ben sormadan o konuşmaya başladı ve şöyle dedi: Ey Ebuʹl‐Kasım! Bizden olan Kaim, gaybetinde bek‐ lenmesi, zuhurunda itaat edilmesi gerekli olan Meh‐ diʹdir. O, benim üçüncü kuşaktan çocuğumdur.
Mu‐ hammedʹi (s.a.a) peygamberlikle gönderen, imamlığı da bize has kılan Allahʹa yemin ederim ki, eğer yeryü‐ …
CEV_0251 · S. 239 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Mehdi Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Mu‐ hammedʹi (s.a.a) peygamberlikle gönderen, imamlığı da bize has kılan Allahʹa yemin ederim ki, eğer yeryü‐ zünün ömrü bir tek gün kalsa dahi yüce Allah o günü uzatır; ta ki Mehdi ortaya çıksın ve zorbalık ve zulüm‐ le dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldursun. Yüce Allah onun işini bir tek gecede düzeltir. Tıpkı Keli‐ mullah Musaʹnın (a.s) işini bir tek gecede düzelttiği gibi. Hani Musa ailesi için ateş bulmak üzere gitmişti de nebi bir resul olarak ailesinin yanına dönmüştü. Sonra İmam (a.s) şöyle dedi: Şiaʹmızın en faziletli ameli, kurtuluşu (Mehdiʹnin ortaya çıkışını) beklemeleridir.2 3‐ Hamdan b. Süleyman rivayet etmiştir: Bize Sakar b. Ebu Dülef anlattı: Ebu Cafer Muhammed b. Ali er‐Rızaʹnın (a.s) şöyle dediğini duydum: Benden sonraki İmam, oğlum Aliʹdir. Onun emri benim emrim, sözü benim sözüm ve ona itaat etmek bana itaat etmektir. Ondan sonraki İmam ise oğlu Ha‐ sanʹdır. Onun emri babasının emri, sözü babasının sö‐ zü ve ona itaat etmek babasına itaat etmektir. Sonra İmam (a.s) sustu. Bunun üzerine dedim ki: ʺEy Resulullahʹın oğlu! Hasanʹdan sonraki İmam kimdir?ʺ İçin i‐ çin ağladı. Sonra şöyle dedi: Hasanʹdan sonraki İmam, hak ile Kaim olup bek‐ lenen oğludur. Dedim ki: ʺEy Resulullahʹın oğlu! Niçin ʹel‐Kaimʹ olarak adlandırılmıştır.ʺ Dedi ki: Çünkü adının unutulmasından ve imametine ina‐ nanların çoğunun mürtet olmasından sonra ortaya çı‐ kacaktır. Dedim ki: ʺNiçin ʹel‐Muntazar (Beklenen)ʹ olarak isim‐ lendirilmiştir.ʺ Buyurdu ki: Çünkü öyle bir gaybeti olacaktır ki gaybetinin gün‐ leri artacak, süresi uzadıkça uzayacaktır. O dönemde samimi bir inanca sahip olanlar onun ortaya çıkışını bekleyecek, şüphe içinde olanlar da onu inkâr edecek‐ ler, inkârcılar da ondan söz edilmesini alayla karşıla‐ yacaklardır. Çıkışı için tarihler verip duranlar onu ya‐ lanlayacak, gecikmesine sabredemeyen aceleciler he‐ lâk olacaklar ve teslim olanlar da kurtulacaklardır.1
İMAM CEVADʹIN MEDRESESİ İmam Muhammed Cevad'ın (a.s) Ashabı Âlimlerden ve ravilerden oluşan büyük bir …
CEV_0252 · S. 243 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
İMAM CEVADʹIN MEDRESESİ İmam Muhammed Cevad'ın (a.s) Ashabı Âlimlerden ve ravilerden oluşan büyük bir kalabalık, İ‐ mam Ebu Cafer Muhammed Takiʹnin (a.s) etrafında toplan‐ mışlardı. Dedesi Resulullahʹtan (s.a.a) miras aldığı katışıksız, saf ilminden derliyorlardı. Hadislerini, sözlerini ve hikmete, adaba dair parlak sözlerini yazıyorlardı. Kuşkusuz İslâm düşüncesi geleneğinin paha biçilmez ha‐ zinelerinden sayılan bu değerli mirasın kayda geçirilip gü‐ nümüze kadar ulaşmasında bu seçkin ve değerli âlimlerin payı büyüktür. İmamʹın (a.s) ashabı, dinî akidelerinden aldıkları ilhamla hareket ediyorlardı. O akideleri ki, tertemiz, pak İmamların sözlerini ezberleyip yazıya geçirmelerini zorunlu kılıyordu. İmamiye fakihleri de bunlara müracaat ederek şerʹi hüküm‐ leri ortaya çıkarmışlardır. Eğer onların bu çabası olmasaydı, Ehl‐i Beyt medresesinin mensupları, böylesine gelişmiş, bü‐ yük, İslâm âleminde, hatta dünyada bütün düşünce ve hu‐ kuk adamlarının itiraf ettiği köklü ve derinlikli fıkıh manzu‐ mesine sahip olamayacaklardı.
İmamʹın (a.s) ashabının en büyük gurur kaynağı;
CEV_0253 · S. 243 · Salih Cemaatin İhtiyaçları
İmam Hasan İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Hüseyin
İmamʹın (a.s) ashabının en büyük gurur kaynağı; en zor zamanlarda, en ağır baskılar altında ve nefes aldırmaz sıkın‐ tıların kıskacında olmalarına rağmen İmamʹdan (a.s) ayrıl‐ mamış olmaları ve hadislerini bütün imkânsızlıklara karşın yazıya geçirmiş olmalarıdır. Çünkü gerek Emevî, gerekse Ab‐ basî devletleri Ehl‐i Beyt İmamlarıʹnı (a.s) sıkı bir çembere almış, kitleler kendilerine uymasınlar diye her türlü iletişim imkânından yoksun bırakmışlardı. İmamların ashabından olan âlimlere ve ravilere yönelik baskılar o dereceye varmıştı ki, ilmi veya hadisi aldıkları İ‐ mamʹın adını açıklayamıyorlardı. Sadece bazı vasıfları, kimi özellikleriyle ona işarette bulunuyor, öldürülme veya hapse atılma korkusuyla adını söyleyemiyorlardı. İmam Cevad (a.s) Abbasî devletinin kendisine karşı uy‐ guladığı sıkı güvenlik kontrolünü göz önünde bulundurarak ashabına, kendisinin faaliyet imkânını bulamadığı alanlarda faaliyetler yürütmelerini tavsiye ediyordu. İmam Cevadʹın (a.s) faaliyetlerinin belirginleştiği temel alanlardan biri, hiç kuşkusuz ashabının faaliyetler yürüttük‐ leri alanlardır. Bunlar sadece İmamʹın (a.s) izni ile davranır, kendi başlarına bir şey yapmazlardı. Çünkü ona inançları gereği itaat ediyor, yol göstericiliklerini tereddütsüz kabul e‐ diyorlardı. İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) ashabının üzerinde dur‐ mamızın sebebi, o dönemde İmamʹın önderliği altında faali‐ yet gösteren bilinçli öncü neslin düşünsel ve ilmî yönünü tem‐ sil etmeleridir. Aşağıda İmamʹın (a.s) ashabından olan ravilerden bazı‐ larını zikredeceğiz. Ki bu isimler İmam Cevad medresesinin faaliyet ve etkinliğinin samimi ve sadık temsilcileridirler. 1‐ Hüseyin b. Said el‐Ahvazî: Hammad el‐ Ahvazîʹnin oğludur. Güvenilir bir ravidir. İmam Rızaʹdan (a.s), Ebu Ca‐ ferʹden (a.s) ve Ebuʹl‐Hasan İmam Ali el‐Hadiʹden (a.s)1 ha‐ dis rivayet etmiştir. 2‐ Hasan b. Said el‐Ahvazî: Hüseyinʹin kardeşi, İmam Rı‐ zaʹnın (a.s) ve İmam Cevadʹın (a.s) ashabındandı.2

İmam'ın Medresesi

Hasan ve Hüseyin el‐Ahvazî kardeşler önce İmam Rı‐ zaʹnın (a.s), ardından İmam Cevadʹın (a.s) yanında …
CEV_0254 · S. 245 · İmam'ın Medresesi
İmam Hasan Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Hüseyin İmam Ali İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Hasan ve Hüseyin el‐Ahvazî kardeşler önce İmam Rı‐ zaʹnın (a.s), ardından İmam Cevadʹın (a.s) yanında birlikte il‐ mî çalışmalarda bulundular. Birlikte tasnif işlerini yürüteler. Bazı kimselerin doğru yolu bulmasında bu iki zatın etkisi büyüktür. Hasan b. Said, İshak b. İbrahim el‐Hudeynî ve ondan sonra da Ali b. Reyyanʹı İmam Rıza (a.s) ile görüştürmüştü. Bu da bu iki zatın Ehl‐i Beyt medreselerini tanımalarına se‐ bep olmuştu. İmam Rızaʹdan hadis dinlemiş ve onun adıyla da tanınmışlardı. Abdullah b. Muhammed el‐Hudeynîʹyi ve başkalarını da bu şekilde Ehl‐i Beyt mektebiyle tanıştırmış, bunlar da birçok hizmetler sunmuştu. Bu ikisi ayrıca birçok kitap kaleme almışlardır. Nitekim Hasanʹın elli kitap yazdığı söylenmiştir.1 Şeyhuʹt‐Taife namıyla bilinen Şeyh Muhammed b. Ha‐ san Tusî (r.a) ,Hüseyin el‐Ahvazîʹden söz ederken şunları söylüyor: Sıka/güvenilir bir ravidir. İmam Rızaʹdan, İmam Cevadʹ‐ dan ve İmam Hadiʹden (üzerlerine selâm olsun) hadis riva‐ yet etmiştir. Aslen Kûfelidir. Kardeşi Hasan (r.a) ile birlikte Ahvazʹa taşındı. Oradan da Kumʹa gitti. Orada Hasan b. E‐ banʹa misafir oldu. Kumʹda da vefat etti. Kaleme aldığı otuz kitabın isimleri şöyledir: 1‐ Kitabuʹl‐Vuduʹ (Abdest Kitabı) 2‐ Kitabuʹs‐Salât (Namaz Kitabı) 3‐ Kitabuʹz‐Zekât (Zekât Kitabı) 4‐ Kitabuʹs‐Siyam (Oruç Kitabı) 5‐ Kitabuʹl‐Hac (Hac Kitabı) 6‐ Kitabuʹn‐Nikâh veʹt‐Talak (Evlilik ve Boşanma Kitabı) 7‐ Kitabuʹl‐Vesaya (Vasiyetler Kitabı) 8‐ Kitabuʹl‐Feraiz (Miras Kitabı)
9‐ Kitabuʹt‐Ticarat (Ticaretler Kitabı) 10‐ Kitabuʹl‐İcarat (Kiralar Kitabı) 11‐ Kitabuʹş‐Şahadat …
CEV_0255 · S. 246 · İmam'ın Medresesi
Hz. Muhammed Şah Hatayi İmam Muhammed Cevad
9‐ Kitabuʹt‐Ticarat (Ticaretler Kitabı) 10‐ Kitabuʹl‐İcarat (Kiralar Kitabı) 11‐ Kitabuʹş‐Şahadat (Tanıklıklar Kitabı) 12‐ Kitabuʹl‐Menakıb (Menkıbeler Kitabı) 13‐ Kitabuʹl‐Eyman veʹn‐Nuzur veʹl‐Keffarat (Yeminler, Adaklar ve Kefaretler Kitabı) 14‐ Kitabuʹl‐Bişarat (Müjdeler Kitabı) 15‐ Kitabuʹl‐Hudud veʹd‐Diyat (Hadler ve Diyetler Kitabı) 16‐ Kitabuʹz‐Zuhd (Züht Kitabı) 17‐ Kitabuʹl‐Eşribe (İçecekler Kitabı) 18‐ Kitabuʹl‐Mekasib (Alışverişler Kitabı) 19‐ Kitabuʹt‐Takiyye (Takiyye Kitabı) 20‐ Kitabuʹl‐Humus (Humus Kitabı) 21‐ Kitabuʹl‐Mürüvveti veʹt‐Tecemmül (Mürüvvet ve Süslenme Kitabı) 22‐ Kitabuʹs‐Saydi veʹz‐Zebaih (Avlanma ve Kesimler Kitabı) 23‐ Kitabuʹl‐Mesalib (Kusurlar Kitabı) 24‐ Kitabuʹt‐Tefsir (Tefsir Kitabı) 25‐ Kitabuʹl‐Müʹmin (Mümin Kitabı) 26‐ Kitabuʹl‐Melahim (Savaşlar, Olaylar Kitabı) 27‐ Kitabuʹl‐Mezar (Ziyaretler Kitabı) 28‐ Kitabuʹr‐Reddi Aleʹl‐Galiye (Gulata/Aşırılık Yapanla‐ ra Karşı Reddiye Kitabı) 29‐ Kitabuʹd‐Dua (Dua Kitabı) 30‐ Kitabuʹl‐Itkı veʹt‐Tedbir (Köle Azat Etme ve Öldük‐ ten Sonra Kölenin Azat Edilmesini Şart Koşma Kitabı)1 3‐ Muhammed b. İsmail: Beziʹin oğludur. Şeyh Tusî onu İmam Rızaʹnın ve İmam Cevadʹın (a.s) ashabı arasında zik‐ reder.
İmamların ashaplarının takvası bakımından en hayır‐ lılarındandır.
CEV_0256 · S. 246 · İmam'ın Medresesi
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad İmam Rıza İmam Ali
İmamların ashaplarının takvası bakımından en hayır‐ lılarındandır. Bu âlimin bazı faaliyetlerinden özetle söz et‐ mek istiyoruz: a) İmam Rıza (a.s) ile ilişkisi: Muhammedʹin İmam Rıza (a.s) ile sağlam bir ilişkisi vardı. İmam (a.s) ona saygı ve tak‐ dir gözüyle bakardı. Rivayete göre bir gün İmam Rızaʹnın (a.s) yanında ondan söz edilirken, İmam şöyle buyurmuştur: ʺAranızda onun gibi birinin olmasını ne çok isterdim!ʺ1 b) İmam Cevad (a.s) ile bağı: Muhammed b. İsmailʹin İ‐ mam Cevad (a.s) ile de sağlam bir münasebeti ve ilişkisi var‐ dı. İmamʹdan şerʹi hükümlerle ilgili bazı hadisler rivayet et‐ miştir. İmamʹdan, öldüğünde kefen olarak kullanılması için gömleklerinden birini kendisine göndermesini istemiş, İmam da ona gömleklerinden birini göndermiştir.2 4‐ Ahmed b. Ebu Abdullah el‐Berkî: Şeyh Tusî, Ebu Ca‐ fer b. Muhammed b. Halid b. Abdurrahman b. Muhammed b. Ali el‐Berkîʹyi ʺRicalʺ adlı kitabında bazen Ahmed b. Mu‐ hammed b. Halid el‐Berkî adıyla İmam Cevadʹın (a.s) ashabı arasında, bazen de Ahmed b. Ebu Abdullah el‐Berkî adıyla İmam Hadiʹnin (a.s) ashabı arasında zikreder.3 Bu büyük allamenin ölümsüz eserlerinden biri, ʺel‐Me‐ hasinʺ adlı eseridir. Adı geçen kitap tarih, coğrafya ve biyog‐ rafi âlimleri için bir başvuru kaynağı olmuştur. Aynı zaman‐ da hadis âlimleri için de çok önemli bir kaynaktır. Bu kitap aracılığıyla onun büyüklüğünü, ilminin genişliğini, rivayet kapasitesini ve ufkunu gözlemleyebiliyoruz. Hiç kuşkusuz, Şiaʹnın en büyük âlimlerinden, İmam Cevad ve İmam Hadiʹ‐ nin (a.s) güvenilir ravilerinden biriydi.4
5‐ Ali b. Mehziyar: İmam Cevadʹın (a.s) parlak ashapla‐ rından biriydi.
CEV_0257 · S. 248 · İmam'ın Medresesi
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
5‐ Ali b. Mehziyar: İmam Cevadʹın (a.s) parlak ashapla‐ rından biriydi. Fazilet ve takva bakımından döneminin en meşhur âlimlerindendi. Onun bazı çalışmalarına işaret etmek istiyoruz: a) Müslüman olması: Ali b. Mehziyar Hıristiyanʹdı. Yüce Allah ona İslâmʹa inanmayı nasip etti. Müslüman oldu ve İslâmʹında üstün bir ihlâs derecesine ulaştı.1 b) İbadeti: İbadet ve takva bakımından Ali b. Mehziyar gibisi görülmemişti. O kadar çok ibadet ederdi ki, güneş do‐ ğunca Allah için secdeye kapanır, kendisi için yaptığı dua‐ nın aynısını bin kardeşi için de yapmadıkça başını kaldır‐ mazdı. Çok secde etmesinden dolayı alnı deve dizi gibi nasır tutmuştu.2 c) Rivayette güvenilirliği (sıka oluşu): Eserlerinde onun hayatını yazanlar, rivayette güvenilir olduğu üzerinde ittifak etmişlerdir. Necaşî onun hakkında şu değerlendirmede bu‐ lunmuştur: ʺRivayette sıkaydı, bu konuda hiçbir eleştiri al‐ mamıştır.ʺ3 d) Telifleri: Büyük bir yekûn tutan kitaplar telif etmiştir. Bu da onun ilminin ve maarifinin genişliğine delalet etmek‐ tedir. Bu kitapların bazıları şunlardır: 1‐ Kitabuʹl‐Vuduʹ (Abdest Kitabı) 2‐ Kitabuʹs‐Salât (Namaz Kitabı) 3‐ Kitabuʹz‐Zekât (Zekât Kitabı) 4‐ Kitabuʹs‐Savm (Oruç Kitabı) 5‐ Kitabuʹl‐Hac (Hac Kitabı) 6‐ Kitabuʹt‐Talak (Boşanma Kitabı) 7‐ Kitabuʹl‐Hudud (Hadler Kitabı) 8‐ Kitabuʹd‐Diyat (Diyetler Kitabı)
9‐ Kitabuʹt‐Tefsir (Tefsir Kitabı) 10‐ Kitabuʹl‐Fazail (Faziletler Kitabı) 11‐ Kitabuʹl‐Itkı veʹt‐Tedbir …
CEV_0258 · S. 249 · İmam'ın Medresesi
İmam Mehdi İmam Muhammed Cevad
9‐ Kitabuʹt‐Tefsir (Tefsir Kitabı) 10‐ Kitabuʹl‐Fazail (Faziletler Kitabı) 11‐ Kitabuʹl‐Itkı veʹt‐Tedbir (Köle Azat Etme ve Öldük‐ ten Sonra Kölenin Azat Edilmesini Şart Koşma Kitabı) 12‐ Kitabuʹl‐Mekasib (Alışverişler Kitabı) 13‐ Kitabuʹl‐Mesalib (Kusurlar Kitabı) 14‐ Kitabuʹd‐Dua (Dua Kitabı) 15‐ Kitabuʹt‐Tecemmül veʹl‐Mürüvveti (Süslenme ve Mü‐ rüvvet Kitabı) 16‐ Kitabuʹl‐Mezar (Ziyaretler Kitabı) 17‐ Kitabuʹr‐Reddi Aleʹl‐Gulat (Gulata/Aşırılık Yapanla‐ ra Karşı Reddiye Kitabı) 18‐ Kitabuʹl‐Vesaya (Vasiyetler Kitabı) 19‐ Kitabuʹl‐Mevaris (Miraslar Kitabı) 20‐ Kitabuʹl‐Humus (Humus Kitabı) 21‐ Kitabuʹş‐Şahadat (Tanıklıklar Kitabı) 22‐ Kitabu Fezailiʹl‐Müminin ve Berrihim (Müminlerin Faziletleri ve İyilikleri Kitabı) 23‐ Kitabuʹl‐Melahim (Savaşlar, Olaylar Kitabı) 24‐ Kitabuʹt‐Takiyye (Takiyye Kitabı) 25‐ Kitabuʹs‐Saydi veʹz‐Zebaih (Avlanma ve Kesimler Kitabı) 26‐ Kitabuʹz‐Zuhd (Züht Kitabı) 27‐ Kitabuʹl‐Eşribe (İçecekler Kitabı) 28‐ Kitabuʹl‐Eyman veʹn‐Nuzur veʹl‐Keffarat (Yeminler, Adaklar ve Kefaretler Kitabı) 29‐ Kitabuʹl‐Huruf (Harfler Kitabı) 30‐ Kitabuʹl‐Kaim (Kaimʹin ‐Mehdiʹnin Kitabı) 31‐ Kitabuʹl‐Bişarat (Müjdeler Kitabı) 32‐ Kitabuʹl‐Enbiya (Peygamberler Kitabı) 33‐ Kitabuʹn‐Nevadir (Nadirler Kitabı)
34‐ Rasailu Ali b. Esbat (Ali b. Esbatʹın Risale ve Mek‐ tupları Kitabı).1 Yukarıda zikredilen kitaplar …
CEV_0259 · S. 250 · İmam'ın Medresesi
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
34‐ Rasailu Ali b. Esbat (Ali b. Esbatʹın Risale ve Mek‐ tupları Kitabı).1 Yukarıda zikredilen kitaplar furu‐u fıkıh, akide, tefsir ve ahlâk arasında çeşitlilik göstermekle birlikte çoğunluğu İslâm fıkhı ile ilgilidir. Bu da müellifin büyük İslâm fakihlerin‐den biri olduğunun delilidir. e) İmam Cevadʹın (a.s) ona gönderdiği mektuplar: İmam Cevad (a.s), Ali b. Mehziyarʹa birkaç kere mektup gönder‐ miştir. Bu da İmamʹa (a.s) ne derece bağlı olduğunu göster‐ diği gibi, onun İmamʹın yanındaki yerinin ve konumunun yüksekliğini de gözler önüne sermektedir. Bu mektuplardan bazılarını örnek olarak aşağıya alıyoruz: 1‐ Mektubun bana ulaştı. Söylediklerini anladım. Beni sevince boğdun. Allah da seni sevindirsin. Bütün kullarına yeten ve onlara yönelen tehlikeleri savan Al‐ lahʹtan seni her hilecinin tuzağından korumasını ve bu hususta sana yetmesini umuyorum inşallah.2 Bu mektup, Ali b. Mehziyarʹın İmamʹın (a.s) öngördüğü bir hizmeti yerine getirdiğini, böylece mübarek kalbini se‐ vinçle doldurduğunu, bu yüzden İmamʹın (a.s) onun için Al‐ lahʹtan ecir ve sevap dilediğini göstermektedir. 2‐ Kum halkının durumu ile ilgili olarak zikrettik‐ lerini anladım.
Allah onları kurtarsın ve sıkıntılarını gidersin. Bu hususta anlattıklarından dolayı beni se‐ vindirdin.
CEV_0260 · S. 250 · İmam'ın Medresesi
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Allah onları kurtarsın ve sıkıntılarını gidersin. Bu hususta anlattıklarından dolayı beni se‐ vindirdin. Allah da seni cennetle sevindirsin, senden razı olduğum için Allah da senden razı olsun. Allahʹ‐ tan af ve şefkat diliyorum ve diyorum ki: Bize Allah yeter, O ne güzel vekildir!3 Bu mektuptan, İbn Mehziyarʹın Kum halkını içinde bu‐ lundukları bir sıkıntıdan kurtardığı, bunun da İmamʹın (a.s) büyük bir sevinç duymasına sebep olduğu ve yüce Firdevsʹe kavuşması için ona dua ettiği anlaşılıyor. 3‐ Artık evine git. Allah seni dünya ve ahirette en güzel menzile kavuştursun.1 Bu mektuptan anlaşılacağı üzere İmam (a.s), yapmasını emrettiği bir hizmeti gördükten sonra ona evine gitmesini emrediyor. 4‐ Allahʹtan, seni önünden, arkandan ve her türlü hâlinde korumasını diliyorum. Sevin, çünkü ben Al‐ lahʹın seni tehlikelere karşı savunacağını umuyorum. Allahʹtan, pazar günü gelmekle ilgili verdiğin kararın hususunda seni hayra ulaştırmasını diliyorum. İnşal‐ lah gelişini pazartesi gününe ertele. Allah, yolculu‐ ğunda sana eşlik etsin, senden sonra ailene vekil ol‐ sun, senin adına emanetini eda etsin ve Oʹnun kudre‐ tiyle selâmette olasın.2 5‐ İbn Mehziyar İmam Cevadʹa (a.s) mektuplar yazmış, kendisine daha geniş malî destekte bulunmasını ve elindeki İmamʹa ait olan malı helâl etmesini istemiş, İmam da ona şu cevabı vermiştir: Allah sana ve kendileri için genişlik istediğin eşine ve aile fertlerine genişlik versin. Ey Ali! Senin için be‐ nim yanımda genişlikten fazlası vardır. Allahʹtan, sa‐ na genişlik ve afiyet ile yaklaşmasını diliyorum. Sana afiyet bahşetmesini, seni afiyetle örtmesini temenni e‐ diyorum. Şüphesiz O duaları işitendir.3 İmam (a.s) ona istediği malı vermiş ve onun için içten duada bulunmuştur. 6‐ Ali b. Mehziyar İmamʹa (a.s) bir mektup yazmış ve kendisi için dua etmesini istemiştir.
İmam (a.s) ona şu cevabı vermiştir: Senin için dua etmemi istemene gelince;
CEV_0261 · S. 252 · İmam'ın Medresesi
İmam Ali Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
İmam (a.s) ona şu cevabı vermiştir: Senin için dua etmemi istemene gelince; sen, yüce Allahʹın seni benim yanımda hangi konuma getirdiği‐ ni henüz bilmiyorsun. Kimi zaman seni adın ve so‐ yunla birlikte andığım oluyor. Bunun yanında sana büyük bir inayet gösteriyor ve seni seviyorum. Senin bulunduğun durumu da biliyorum. Allah sana bah‐ şettiği rızkın en faziletlisini senin için devamlı kılsın ve senden razı olsun. Seni en faziletli niyetine ulaştır‐ sın. Rahmetiyle seni en yüce Firdevs cennetine ulaştır‐ sın. Kuşkusuz O duaları işitendir. Allah seni korusun, veli edinsin. Rahmetiyle kötülüğü senden uzaklaştır‐ sın. Bu mektubu kendi ellerimle yazdım.1 7‐ Ey Ali! Allah sana mükâfatların en güzelini ver‐ sin. Seni cennetine yerleştirsin. Dünya ve ahirette rezil olmaktan korusun. Seni bizimle birlikte haşretsin. Ey Ali! Ben nasihat, ibadet, hizmet, vakar ve görevleri ye‐ rine getirme hususunda seni denedim, sınadım. Eğer ʺSenin gibisini görmedimʺ desem, gerçeği söylemiş ol‐ mayı umuyorum. Allah konak olarak Firdevs cenne‐ tiyle seni mükâfatlandırsın. Senin makamın da, sıcak soğuk, gece gündüz demeden yaptığın hizmet de ba‐ na gizli değildir. Yüce Allahʹtan mahlûkatı kıyamet günü topladığında rahmetiyle seni gıpta edilecek şe‐ kilde sevmesini diliyorum. Kuşkusuz O, duaları işi‐ tendir.2 İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) Ali b. Mehziyarʹa gön‐ derdiği mektuplar, onun İmam yanındaki yüksek menziline ve büyük konumuna dair parlak bir tablo sunmaktadır. Bu‐ nun yanında takvada bir benzerinin olmadığını ortaya koy‐ maktadır.
6‐ Safvan b. Yahya: Safvan b. Yahya Ebu Muhammed el‐ Becelî Beyyauʹs‐Sabirî (bir tür parça satıcısı);
CEV_0262 · S. 253 · İmam'ın Medresesi
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
6‐ Safvan b. Yahya: Safvan b. Yahya Ebu Muhammed el‐ Becelî Beyyauʹs‐Sabirî (bir tür parça satıcısı); Kûfelidir. Gü‐ venilir (sıka) bir ravidir. Gözlemleri güvenilirdir. Babası, İmam Cafer Sadıkʹtan (a.s), kendisi de İmam Rı‐ zaʹdan (a.s) hadis rivayet etmiştir. İmamʹın yanında yüksek ve şerefli bir makamı vardı. Keşşî, onu İmam Rızaʹdan (a.s) hadis rivayet eden rical arasında zikretmiştir. İmam Ali Rızaʹnın ve İmam Muhammed Cevadʹın (üzer‐ lerine selâm olsun) vekilliğini yapmış ve mezhebini Vakıfî‐ likten korumuştur. Züht ve ibadette yüksek bir makama sahipti. Vakıfiye mezhebi ona büyük miktarda mal bağışlamıştı [ama o mez‐ hebe yönelmemişti]. Abdullah b. Cündeb ve Ali b. Numanʹın ortağıydı. Ri‐ vayet edildiğine göre bu üçü Kâbeʹde ʺbiri ölürse geride ka‐ lanlar onun namazını kılacak, orucunu tutacak, zekâtını ve‐ recekʺ diye aralarında sözleşmişlerdi. Daha sonra ikisi ölmüş ve Safvan hayatta kalmıştı. Bu yüzden Safvan her gün yüz elli rekât namaz kılar, her sene üç ay oruç tutar ve üç kere malının zekâtını verirdi. Burada zikrettiğimiz hususların dışında kendi adına gö‐ nüllü olarak yerine getirdiği her ibadetin aynısını onlar adı‐ na da yerine getirirdi. Bizim mezhebimize mensup âlimler şöyle rivayet etmiş‐ lerdir: Bir gün bir adam Kûfeʹdeki ailesine götürmek üze‐ re ona birkaç dinar vermek ister. O şu karşılığı verir: ʺDeveleri kiraladım. Paranı taşımam için sahiplerin‐ den izin almam gerekir.ʺ Takva bakımından o dönemde bir benzeri yoktu. Mez‐ hebimizin âlimlerinin zikrettiklerine göre otuz kitap yazmış‐ tır. Bunlardan bazıları şunlardır:
1‐ Kitabuʹl‐Vuduʹ (Abdest Kitabı) 2‐ Kitabuʹs‐Salât (Namaz Kitabı) 3‐ Kutabuʹl‐Hac (Hac Kitabı) 4‐ …
CEV_0263 · S. 254 · İmam'ın Medresesi
İmam Ali Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
1‐ Kitabuʹl‐Vuduʹ (Abdest Kitabı) 2‐ Kitabuʹs‐Salât (Namaz Kitabı) 3‐ Kutabuʹl‐Hac (Hac Kitabı) 4‐ Kitabuʹz‐Zekât (Zekât Kitabı) 5‐ Kitabuʹn‐Nikâh (Nikâh Kitabı) 6‐ Kitabuʹt‐Talak (Boşanma Kitabı) 7‐ Kitabuʹl‐Feraiz (Miraslar Kitabı) 8‐ Kitabuʹl‐Vesaya (Vasiyetler Kitabı) 9‐ Kitabuʹş‐Şira veʹl‐Beyʹ (Alışveriş Kitabı) 10‐ Kitabuʹl‐Itkı veʹt‐Tedbir (Köle Azat Etme ve Efendisi Öldükten Sonra Kölesinin Azat Edilmesi Yönünde Şart Koş‐ ma Kitabı) 11‐ Kitabuʹl‐Bişarat veʹn‐Nevadir (Müjdeler ve Nadirler Kitabı) Safvan b. Yahya iki yüz on yılında vefat etti.1 İmam Cevad (a.s) ona rahmet dilemiş, onun mübarek atalarının hizbinden, yani Allahʹın kurtuluşa eren hizbinden olduğuna şahitlik etmiştir. 7‐ Abdullah b. Salt: Benî Teym el‐Lat b. Tağlibeʹnin azat‐ lısı olan Abdullah b. Salt Ebu Talib el‐Kummîʹdir. Hamdan b. Ahmed en‐Nehdî anlatıyor: Ebu Talib el‐Kummî bize şöyle anlattı: Ebu Cafer b. Rızaʹya (a.s), Ebuʹl‐Hasanʹın ‐yani babasının‐ iyilik‐ lerini sayıp methini yapmak için izin istedim. Bana şu cevabı gönderdi: ʺBenim ve babamın iyiliklerini anlatıp yay.ʺ2 8‐ Ali b. Esbat: Ali b. Esbat b. Salim el‐Kindî; Kûfelidir. Keşşî, şöyle der:
Ali, önceleri Fetahî mezhebine mensuptu. Ali b.
CEV_0264 · S. 255 · İmam'ın Medresesi
İmam Ali Hz. Muhammed İmam Musa Kâzım İmam Muhammed Cevad
Ali, önceleri Fetahî mezhebine mensuptu. Ali b. Mehziyar onun görüşlerini çürütmek için az ve küçük miktarda mektup göndermiştir ona. Necaşî de der ki: O, Fetahî mezhebindendi. Bu konuda Ali b. Meh‐ ziyar ile onun arasında bazı mektuplaşmalar oldu. So‐ nunda İmam Cevadʹa (a.s) müracaat ettiler, ardından Ali b. Esbat, mezhebinden döndü. Bundan önce İmam Rızaʹdan (a.s) hadis rivayet ederdi. Güvenilir biridir. İnsanların en güveniliri ve doğru sözlüsüydü. Ben de onun rivayetlerini esas alıyorum. Onun bir aslı [dört yüz asıldan biri] ve de birçok rivayeti vardır.1 Kitaplarından bazıları şunlardır: 1‐ Kitabuʹd‐Delâil (Delâletler Kitabı) 2‐ Kitabuʹt‐Tefsir (Tefsir Kitabı) 3‐ Kitabuʹl‐Mezar (Ziyaretler Kitabı) 4‐ Kitabu Nevadiri Meşhur (Meşhur Nadirler Kitabı).2 9‐ İbrahim b. Ebu Mahmud el‐Horasanî: İmam Cevadʹ‐ dan (a.s) hadis rivayet eden güvenilir ravilerden biridir. Ne‐ caşî, ricalinde ondan bu özelliğini vurgulayarak söz eder. İmam Musa Kâzım (a.s) ve İmam Ali b. Musa er‐Rızaʹdan (a.s) da hadis rivayet etmiştir. 10‐ İbrahim b. Muhammed el‐Hemdanî: Önde gelen ha‐ dis ricalinden biridir. İmam Cevadʹdan, babası İmam Rızaʹ‐ dan ve oğlu İmam Hadiʹden (hepsine selâm olsun) hadis ri‐ vayet etmiştir. 11‐ Ahmed b. Muhammed b. Ebu Nasr el‐Bezentî el‐Kûfî: İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) ve babası İmam Rızaʹnın (a.s) yanında yüksek bir makama sahipti. Parlak bir konumu vardı.
12‐ Ahmed b. Muafi: İmam Cevadʹın (a.s) ashabındandır. 13‐ Cafer b. Muhammed b.
CEV_0265 · S. 256 · İmam'ın Medresesi
Hz. Muhammed İmam Hasan İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Hüseyin İmam Muhammed Cevad
12‐ Ahmed b. Muafi: İmam Cevadʹın (a.s) ashabındandır. 13‐ Cafer b. Muhammed b. Yunus el‐Ahvel: İmam Mu‐ hammed Cevadʹın, babasının ve oğlunun (hepsine selâm ol‐ sun) ashabındandır. 14‐ Hüseyin b. Beşşar el‐Medainî: İmam Muhammed Ce‐ vadʹın, babasının ve dedesinin (hepsine selâm olsun) asha‐ bındandır. 15‐ Hakem b. Ulyaʹ el‐Esedî: İmam Cevadʹın (a.s) asha‐ bındandır. 16‐ Hamza b. Yaʹla el‐Eşʹarî Ebu Yaʹla el‐Kummî: Güveni‐ lir ve gözde bir raviydi. İmam Cevadʹdan (a.s) ve babasın‐ dan (a.s) hadis rivayet etmiştir. 17‐ Davud b. Kasım b. İshak b. Abdullah b. Cafer b. Ebu Talib: Künyesi Ebu Haşim el‐Caferîʹdir. Bağdatlıdır. İmam‐ ların yanında yüksek bir değere, üstün bir makama sahipti. İmam Cevadʹın (a.s) ashabıydı. Ondan hadis rivayet ettiği gibi, oğlu İmam Hadiʹden (a.s) ve torunu İmam Hasan Askerîʹden (a.s) de hadis rivayet etmiştir. 18‐ Salih b. Muhammed el‐Hemedanî: İmam Cevadʹın (a.s) ve oğlu İmam Hadiʹnin (a.s) ashabındandı. 19‐ Abdulcebbar b. Mubarek en‐Nehavendî: İmam Ceva‐ dʹın ve babasının (üzerlerine selâm olsun) ashabındandı. 20‐ Abdulazim b. Abdullah b. Ali b. Hasan b. Zeyd b. Hasan b. Ali b. Ebu Talib (a.s): Künyesi Ebuʹl‐Kasımʹdır.
İ‐ mam Cevadʹın (a.s), ibadeti ve takvasıyla temayüz etmiş has ashabından biriydi.
CEV_0266 · S. 256 · İmam'ın Medresesi
İmam Ali Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Hasan Askerî Oniki İmam İmam Ali Hadi İmam Hüseyin
İ‐ mam Cevadʹın (a.s), ibadeti ve takvasıyla temayüz etmiş has ashabından biriydi. Oğlu İmam Hadiʹnin ve torunu İmam Hasan Askerîʹnin (a.s) de ashabındandır. İmam Hadi (a.s) onun kabrini ziyaret etmenin, İmam Hüseyinʹin (a.s) kabrini ziyaret etmek kadar sevap kazandırdığını bildirmiştir. 21‐ Osman b. Said el‐Amrî: Künyesi Ebu Amr ve es‐Sem‐ man (Yağ Satıcısı)ʹdır. Kendisine ez‐Zeyyat (Zeytin Yağı Sa‐ tıcısı) el‐Esedî de denilirdi. Güvenilir bir ravidir. İmam Ce‐ vadʹın (a.s) değerli ashabından biridir. İmam Hasan Askerî (a.s) zamanında da yaşamış, onun vekili olmuştur. 22‐ Ali b. Cafer b. Muhammed b. Ali b. Hüseyin (a.s): Muttaki ve faziletleri çok, değeri yüksek biriydi. İmamlar‐ dan birçok hadis rivayet etmiştir. İmam Cevadʹın (a.s) asha‐ bındandı. Ondan önce de İmam Cafer Sadık, İmam Musa Kâzım ve İmam Ali Rızaʹnın (hepsine selâm olsun) yanında bulunmuştur. 23‐ Ali b. Bilal el‐Bağdadî: Sadece İmam Cevadʹın (a.s) ashabındandır. 24‐ Fadl b. Şazan b. Halil Ebu Muhammed el‐Ezdî en‐ Nisaburî: Güvenilir bir raviydi. Saygın bir kişiliği vardı. Fa‐ kih ve kelam âlimiydi. İmam Hasan Askerî (a.s) ona rahmet okumuştur. İmam Cevadʹdan (a.s) hadis rivayet etmiştir. İmam Rı‐ zaʹdan (a.s) da rivayet ettiği zikredilir. 25‐ Muhammed b. Abdulcebbar: Ebuʹs‐Sahban Kummîʹ‐ nin oğludur. İmam Cevadʹın, oğlu İmam Hadiʹnin ve torunu İmam Hasan Askerîʹnin (hepsine selâm olsun) ashabıdır. 26‐ Ebu Ali Muhammed b. İsa b. Abdullah b. Saʹd b. Ma‐ lik el‐Eşʹarî: Kumluların şeyhidir. İmam Cevadʹdan (a.s) ha‐ dis rivayet etmiş ve İmam Rızaʹdan (a.s) da dinlemiştir. 27‐ Nuh b. Şuayb el‐Bağdadî: Fakih, âlim, salih ve kendi‐ sinden razı olunan bir zattı. İmam Cevadʹın (a.s) ashabın‐ dandı. 28‐ Yakub b. İshak es‐Sıkkit (Ebu Yusuf): Dil âlimiydi. İmam Cevadʹın (a.s) has ashabından biriydi. İmamʹın yanın‐ da öncü bir makama sahipti. Aynı saygın makama İmam Hadiʹnin (a.s) katında da sa‐ hip olmuştu. Ehl‐i Beytʹin Şiaʹsından olduğu için halife Mü‐ tevikkil tarafından öldürüldü.
29‐ Ebu Yusuf el‐Kâtib Yakub b. Yezid b. Hammad el‐ Enbarî: Doğru sözlü, güvenilir bir raviydi.
CEV_0267 · S. 258 · İmam'ın Medresesi
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad İmam Mehdi İmam Musa Kâzım İmam Rıza
29‐ Ebu Yusuf el‐Kâtib Yakub b. Yezid b. Hammad el‐ Enbarî: Doğru sözlü, güvenilir bir raviydi. İmam Cevadʹdan (a.s) hadis rivayet etmiştir. Ondan önce de babası İmam Rı‐ zaʹnın (a.s) ashabındandı. 30‐ Ebuʹl‐Husayn b. Hudeyn el‐Hudeyn: İmam Cevadʹın ve oğlu İmam Hadiʹnin (a.s) ashabındandır. ʺMüsneduʹl‐İmamiʹl‐Cevadʺ adlı eserin yazarı Şeyh Ata‐ rudî, İmam Muhammed Cevadʹdan (a.s) hadis rivayet eden yüz yirmi bir kişi sayar. Bunlar arasında İmamʹın (a.s) asha‐ bı, vekilleri ve has arkadaşları vardır ki bunlar büyük fakih‐ lerin, kadın‐erkek gözde ilim talebelerinin ve şairlerin oluş‐ turduğu bir topluluktur. Bunlar hem babası İmam Rıza (a.s) zamanında, hem de ondan sonra İmam Muhammed Ceva‐ dʹın (a.s) hayatı boyunca hizmetinde bulunma şerefine nail olmuşlardır. Seyyid Muhammed Kazım el‐Kazvinî ise, ʺel‐İmamuʹl‐ Cevad Mineʹl‐Mehdi ileʹl‐Lahdi (Beşikten Mezara İmam Ce‐ vad)ʺ adlı kitabında ʺİmam Cevadʹın Ashabıʺ başlığı altında kadın ve erkek 275 kişiyi sayar. İmam Cevad (a.s), samimi ashabından oluşan güçlü bir akım meydana getirmişti. Bunlar hadis ravilerinden, fakih‐ lerden, kelâmcılardan, ümmet içinde erdem ve ıslah davetçi‐ liğini yapanlardan, o dönemde İslâm toplumunu yozlaştıran yıkıcı ortamdan kurtulmaya çağıran davetçilerden meydana geliyorlardı. Aynı şekilde İmam Muhammed Cevad (a.s), İslâm için, büyük İslâmî hareket için bütün imkânlarını kullanıyordu. Fırsatlar, ortaya çıkan imkânlar elverdikçe çok önemli hiz‐ metleri sunmaktan geri kalmıyordu. Eksiksiz bir şekilde hik‐ meti gözeterek duruma göre hareket etmekle birlikte engel‐ lemeler ve kendisine dayatılan özel koşullar onu bu çabasın‐ dan alıkoymuyordu.
İmam Muhammed Cevad (a.s) amacını gerçekleştirmiş‐ ti.
CEV_0268 · S. 259–261 · İmam'ın Medresesi
İmam Muhammed Cevad Oniki İmam
İmam Muhammed Cevad (a.s) amacını gerçekleştirmiş‐ ti. Çünkü yetiştirdiği talebeler erdem, hak, maruf ve hidayet kavramlarını insanlar arasında yaygınlaştırma hususunda, etkin ve olumlu bir rol oynayacak düzeye gelmişlerdi. Riva‐ yetleri, irşatları ve çok değerli telifleri insanlara yol gösterici‐ lik yapıyordu. İMAM CEVADʹIN (A.S) İLMÎ MİRASI İmam Muhammed Cevad (a.s), doğumundan şehit edili‐ şine kadar yirmi beş sene gibi kısa bir ömür yaşadı. Bu, Re‐ sulullahʹın (s.a.a) Ehl‐i Beytʹinden gelen On İki İmam (hepsi‐ ne selâm olsun) açısından gördüğümüz en kısa ömürdür. Buna rağmen İmam Cevadʹdan (a.s) bize ulaşan ilmî mirası‐ nın, onun ve Şiaʹsının içinde bulunduğu zor koşulları göz ö‐ nünde bulundurduğumuz, sonra kendisinden önceki saygı‐ değer atalarının ortalama ömürlerinin kendisinin ömrünün iki katı olduğunu da dikkate aldığımız zaman bu mirasın a‐ lan çeşitliliği, ortaya konan açıklamaların hacim ve mahiyet olarak ilmî bakımdan yüksek bir düzeyde oluşu itibariyle son derece zengin olduğunu söyleyebiliriz. Aynı şekilde bu ilmî miras, delâleti bakımından da açık bir meydan okuma özelliğine sahiptir. Doğumundan imameti fiilen üstlendiği döneme kadar, yani bir insan ömrünün sadece bir dönemine tekabül eden hayatında bu denli olağanüstü ürünler vermiş İmam Mu‐ hammed Cevadʹın (a.s) mirasının görkemi kendiliğinden be‐ lirginleşiyor. Önceki bölümlerde bu mirasın bazı yönlerine işaret et‐ tik, birtakım örnekler sunduk. Bu büyük İmamʹın (a.s) hayatının değişik yönlerinden söz ederken konunun tamamlanması ve sözün de yarım bı‐ rakılmaması için bu mirasın diğer yönlerine de işaret etme‐ miz gerekmektedir:
Tefsir İlmine İlişkin Mirası a) Davud b.
CEV_0269 · S. 262 · İmam'ın Medresesi
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Tefsir İlmine İlişkin Mirası a) Davud b. Kasım el‐Caferî rivayet etmiştir: Ebu Caferʹe (a.s), ʺSana feda olayım, ʹsamedʹ ne demektir?ʺ diye sordum. Buyurdu ki: Az olsun, çok olsun her ihtiyaç için kastedilen kimse demektir.1 b) Ebu Haşim el‐Caferî rivayet etmiştir: Ebu Caferʹe (a.s) sordum: ʺVahid ne demektir?ʺ Buyurdu ki: Bütün dillerin bir olduğu hususunda ittifak ettiği zat demektir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur: c) Cafer b. Muhammed es‐Sufî rivayet etmiştir: Ebu Ca‐ fer Muhammed b. Ali er‐Rızaʹya (a.s) dedim ki: ʺEy Resulul‐ lahʹın oğlu! Niçin Resulullahʹa (s.a.a) ʹümmî denilmiştir? O‐ kuma yazma bilmediği için mi?ʺ Buyurdu ki: Allahʹın laneti onların üzerine olsun; yalan söylü‐ yorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Allah, kitabının muh‐ kem ayetinde şöyle buyurmuştur: ʺÜmmîlere içlerin‐ deren Oʹdur.ʺ3 Resulullah (s.a.a) bilmediği bir şeyi on‐ lara nasıl öğretebilirdi? Allahʹa yemin ederim ki, Re‐ sulullah (s.a.a) yetmiş iki dilden veya yetmiş üç dil‐ den okuma yazma bilirdi. ʺÜmmîʺ olarak isimlendiril‐ mesinin nedeni, Mekkeli olmasıdır. Çünkü Mekkeʹnin bir adı da ʺÜmmüʹl‐Kura (Şehirlerin Anası, Ana Şe‐ hir)ʺdır.
Nitekim yüce Allah bir ayette şöyle buyur‐ muştur:
CEV_0270 · S. 262 · İmam'ın Medresesi
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Rıza İmam Muhammed Cevad
Nitekim yüce Allah bir ayette şöyle buyur‐ muştur: ʺÜmmüʹl‐Kura (Mekke) ve çevresindekileri u‐ Burada İmam Cevadʹın (a.s) bu örnek aracılığıyla Kurʹân ıstılahlarını ve kavramlarını anlama hususunda bizzat Kurʹâ‐ nʹın kendisinden pratik bir yöntem sunduğunu belirtmemiz gerekir ki, bu yöntem sonraları ʺKurʹânʹın Kurʹânʹla tefsir e‐ dilmesiʺ olarak formüle edilmiştir. Ayrıca ʺÜmmîʺ kavramını bu şekilde anlamlandırmak, Hz. Peygamberʹin (s.a.a) hiç kimseden okuma yazma öğren‐ memiş olması gerçeğiyle de çelişmez. Bu, Resulullahʹın (s.a.a) hayatında belirginleşen mucizelerden biridir. Hiç kimseden ders almadan en yüksek düzeyde ilimle nitelenmiş olması, insana bilmediğini öğreten Âlim Allah ile irtibatının delilidir. d) Amr b. Ebuʹl‐Mikdam rivayet etmiştir ki: İmam Rıza (a.s) ile İmam Muhammed Cevadʹın (a.s), ʺİyi işi işlemekte sana karşı gelmesinler.ʺ2 ayetiyle ilgili olarak şöyle dediğini duydum: Resulullah (s.a.a) Fatımaʹya (a.s) dedi ki: ʺBen öl‐ düğüm zaman, yüzünü tırmalama, saçını başını yol‐ ma, ahu vah edip figan etme, başımda feryat edip ağ‐ lama! Yüce Allahʹın kitabında yer alan ʺİyi işi işlemek‐ te sana karşı gelmesinler.ʺ ayetinde sözünü ettiği ʺma‐ ruf (iyi iş)ʺ budur.3 e) el‐Kâfiʹde Ebu Cafer el‐Cevadʹın (a.s) şöyle dediği ri‐ vayet edilmiştir: Yüce Allah Kadir Gecesi ile ilgili olarak şöyle bu‐ yurmaktadır: ʺHer hikmetli işe o gecede hükmedilir.ʺ4 Yani her hikmetli emir o gece indirilir.

İmam'ın İlmî Mirası

Muhkem iki şey olmaz. O, ancak bir tanedir.
CEV_0271 · S. 264 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Muhkem iki şey olmaz. O, ancak bir tanedir. Bir kimse içinde ihtilâf olmayan bir hüküm verirse, bu, yüce Allahʹın hükmündendir. Ama içinde ihtilâf olan bir hüküm verip de, bunu doğru olarak kabul eden kimse tağutun hükmüyle hükmetmiştir. Her sene Kadir Gecesiʹnde Veliyy‐i Emrʹe (Emir Sa‐ hibi) o senenin işlerinin tefsiri iner. O kendisi ile ilgili şu şu emirlere, insanlarla ilgili olarak da şu şu emirle‐ re emredilir. Bundan başka Emir Sahibi her gün Allahʹın özel, gizli, hayret verici ve saklı ilmine muhatap olur. Tıpkı Kadir Gecesi inen emir gibi. Sonra İmam (a.s) şu ayeti okudu: Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de ar‐ kasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa), yine Allahʹın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphe yok ki, Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir.1 Kelâm İlmine İlişkin Mirası Akide Binasını Sağlamlaştırmanın Zorunluluğu el‐İhticac adlı eserde İmam Muhammed Cevadʹdan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: İmamlarından kopmuş, cehaletleri içinde şaşkın va‐ ziyette kalakalmış, şeytanlarının eline tutsak düşmüş, düşmanlarımızdan Nasıbîlerin esiri olmuş Âl‐i Muham‐ med yetimlerinin bakımını üstlenen, onları düşmanla‐ rımızın elinden kurtaran, şaşkınlıklarından ve şeytan‐ ların kahrından çıkaran, şeytanların vesveselerini ve Nasıbîlerin kahrını Rablerinin hüccetlerine ve İmam‐ larının delillerine dayanarak geri çeviren kimseler, Al‐ lahʹın kullarından aldığı ahdi en güzel şekilde yerine getirmişlerdir. Bu çabaları; göğün yerden; arşın, kür‐ sünün ve hicapların semadan üstünlüğünden daha üs‐ tündür ve onların diğer kullardan üstünlükleri on dör‐ düncü gecedeki ayın gökteki en silik yıldızdan üstün olması gibidir.1 Tevhit Ebu Davud b. Kasım el‐Caferîʹden şöyle rivayet edilmiş‐ tir: Ebu Caferʹe (a.s) dedim ki: ʺDe ki: O Allah birdir.ʺ2 aye‐ tinde geçen ʹahad (bir)ʹ kelimesinin anlamı nedir?ʺ Buyurdu ki: Bir olduğu hususunda ittifak edilen, görüş birliği sağlanan demektir.
Şu ayeti duymadın mı: ʺAndolsun lah.ʹ derler.ʺ3 Bunu söyledikten sonra da Oʹnun ortağı‐ nın ve eşinin …
CEV_0272 · S. 264–266 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Mehdi kırklar Oniki İmam Hz. Muhammed İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Şu ayeti duymadın mı: ʺAndolsun lah.ʹ derler.ʺ3 Bunu söyledikten sonra da Oʹnun ortağı‐ nın ve eşinin olduğunu söylerler. Dedim ki: ʺGözler Oʹnu göremez.ʺ ifadesiyle ne kastedi‐ liyor?ʺ Buyurdu ki: Ey Ebu Haşim! Kalplerin tasavvur gücü, gözlerin görme gücünden daha dakiktir. Sen tasavvurunla Sin‐ dʹi ve Hindistanʹı, hiç gitmediğin, gözlerinle görmedi‐ ğin memleketleri idrak edebilirsin. İşte kalplerin ta‐ savvurları dahi Oʹnu idrak edemezken, gözler Oʹnu nasıl görebilir?4 Nübüvvet Hasan b. Abbas, Harişʹten, o da Ebu Caferʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a) buyurdu ki: ʺBizim ruhlarımız ve nebilerin ruhları her cuma gecesi arşı ziyaret ederler. Böylece vasiler, sahip oldukları ilme çok daha büyük bir ilim daha eklemiş olurlar.ʺ1 İmamet a) Ebu Caferʹden (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: Emirüʹl‐Müminin (a.s) İbn Abbasʹa şöyle dedi: ʺKa‐ dir Gecesi her senede vardır. O gece senenin bütün iş‐ leri indirilir. Bu işin de Resulullahʹtan sonra görevlile‐ ri vardır.ʺ İbn Abbas, ʺBu görevliler kimlerdir?ʺ diye sorduğunda dedi ki: ʺBen ve benim soyumdan gelen on bir muhaddes (meleklerle konuşan) imam.ʺ2 b) İmam Cevadʹa (a.s) Ebu Haşim el‐Caferî sordu: ʺAllah için kesinleştirilmiş bir hüküm ile ilgili olarak beda söz ko‐ nusu olabilir mi?ʺ ʺEvet.ʺ dedi. Bunun üzerine dedik ki: ʺBiz, Kaim (İmam Mehdi) ile ilgili olarak da Allah için beda ger‐ çekleşmesinden korkuyoruz.ʺ Buyurdu ki: Kaimʹin gelmesi, bir vaattir ve Allah, vaadinden dönmez.3 c) Benan b. Nafiʹ, Ebu Caferʹden (a.s) rivayet etmiştir: Biz İmamlar topluluğundan biri annesinin rahmi‐ ne düşünce kırk gün boyunca annesinin karnında ses‐ leri işitir. Annesinin karnında dört ayını tamamlayın‐ ca, Allah yeryüzünün işaretlerini onun için yükseltir.
Böylece uzaklar ona yakın olur. Öyle ki yararlı veya zararlı bir tek yağmur damlası bile ondan saklı ol‐ …
CEV_0273 · S. 266 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Böylece uzaklar ona yakın olur. Öyle ki yararlı veya zararlı bir tek yağmur damlası bile ondan saklı ol‐ maz.4 d) Amr b. Ferec er‐Ruhhacî rivayet etmiştir: Ebu Caferʹe (a.s) dedim ki: ʺSenin Siaʹn, senin Dicle nehrinde olan her şeyi ve ağırlığını bildiğini iddia ediyor, buna ne dersin?ʺ O sırada Dicle nehrinin kıyısında bulunuyorduk. Bana dedi ki: ʺAllah, bu bilgiyi mahlûkatından bir sivrisineğe vermeye kadir midir değil midir?ʺ Dedim ki: ʺEvet, kadirdir.ʺ Buyurdu ki: ʺBen Allah katında bir sivrisinekten ve daha birçok mahlûkat‐ tan daha değerliyim.ʺ1 Fıkhî Mirası a) Ebu Hıdaş el‐Mehrî rivayet etmiştir: Bir adam İmam Rızaʹnın (a.s) yanına geldi ve ona üç soru sordu, İmam da sorularına cevap verdi. Sonra Ebu Hıdaş o sırada Ebu Cafer‐ ʹin (a.s) yanına gitti ve aynı soruları ona sordu. Cevap ay‐ nıydı. Ebu Hıdaş anlatıyor: Dedim ki: ʺSana feda olayım, Üm‐ mü veled (çocuğu olan cariye) bir eşim var. Oğlumu emzir‐ diği sütle bir cariyemi de emzirdi. Bu cariye ile nikâhlan‐ mam haram mıdır?ʺ İmam buyurdu ki: ʺSütten kesildikten sonra tekrar süt emmek nikâhlanmayı haram kılan emzirme sa‐ yılmaz.ʺ Dedim ki: ʺHaremeynʹde namazı nasıl kılmak gere‐ kir?ʺ Buyurdu ki: ʺİstersen kısaltırsın (seferî kılarsın), istersen tamamlarsın.ʺ Dedim ki: ʺKadınların yanına girip çıkan (hadım) hiz‐ metçiye ne dersin?ʺ Yüzünü çevirdi. Sonra beni kendisine yaklaştırdı ve dedi ki: ʺBaşına gelen kölelik (hadımlık) vakıa‐ sından başka erkeklik bakımından bir eksikliği yok ki!ʺ2 b) Ali b. Mehziyar rivayet etmiştir: Ebu Cafer Muham‐ med b. Ali b. Musa er‐Rızaʹya (a.s) bir mektup yazdım ve dedim ki: ʺSana feda olayım. Allahʹa cisim isnat eden ve
Yunusʹun, yani İbn Abdurrahmanʹın görüşlerini benimseyen kişilerin arkasında namaz kılıyorum, bu yaptığım …
CEV_0274 · S. 268 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Yunusʹun, yani İbn Abdurrahmanʹın görüşlerini benimseyen kişilerin arkasında namaz kılıyorum, bu yaptığım doğru mu‐ dur?ʺ Bana şu cevabı yazdı: ʺOnların arkasında namaz kılma‐ yın. Onlara, zekâttan da vermeyin. Onlardan beri olun. Allah da onlardan beridir.ʺ1 c) Birisi, gemide çalışan bir gemicinin namazı kısaltarak kılıp kılamayacağını sordu, buyurdu ki: ʺHayır, çünkü gemi dışarı çıkmadığı evi mesabesindedir.ʺ2 d) Kumʹda, bir vakfın yöneticisi olan Salih b. Muham‐ med b. Sehl, İmam Cevadʹın (a.s) yanına geldi ve dedi ki: ʺEy efendim! (Vakfın gelirlerinden) on binini bana helâl et. Çün‐ kü bu parayı (kendi masraflarıma) harcadım.ʺ İmam dedi ki: ʺHelâl olsun.ʺ Salih çıkınca, Ebu Cafer (a.s) İbrahim b. Haşimʹe şöyle dedi: Birileri Âl‐i Muhammedʹin, yetimlerinin, düşkün‐ lerinin, yoksullarının, yolcularının hakkı olan malın başına oturuyor, ondan alıp harcıyor, sonra gelip, ba‐ na helâl et, diyor. Yoksa, helâl etmiyorum, diyeceğimi mi sanıyor? Allahʹa yemin ederim ki, kıyamet günü Allah bu konuda onları kesinlikle sorgudan geçirecek‐ tir.3 e) Ali b. Mehziyar rivayet etmiştir: Ebu Caferʹe (a.s), ʺ(Karanlığı ile etrafı) bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp ağardığı zaman gündüze... andolsun.ʺ,4 ʺBattığı zaman yıldıza andolsun.ʺ5 ayetleri ve bunlara benzer ayetler hakkında sor‐ dum. Buyurdu ki:
Yüce Allah yarattığı şeylerden dilediğine yemin eder;
CEV_0275 · S. 269 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Yüce Allah yarattığı şeylerden dilediğine yemin eder; ama kullar Oʹndan başkasına yemin edemezler.1 f) İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: Soy ve din bakımından eşit olan iki kişiden en edepli olanı, Allah katında en faziletli olandır. Ravi, Allah katında faziletli olmasının gerekçesini sordu. Buyurdu ki: Kurʹânʹı indiği gibi okuması, teganni yapmadan Allahʹa dua etmesi sebebiyle üstündür. Çünkü tegan‐ niyle yapılan dua Allah katına yükselmez.2 Tarihî Mirası a) Allâme Meclisî, Şeyh Sadukʹtan, o da Abdulazim el‐ Hasanîʹden şöyle rivayet etmiştir: Ebu Caferʹe (a.s) bir mek‐ tup yazarak Züʹl‐Kiflʹin adını ve gönderilmiş peygamberler‐ den olup olmadığını sordum. Allahʹın salât ve selâmı üzeri‐ ne olsun, bana şu mektubu gönderdi: Yüce Allah yüz yirmi dört bin peygamber gön‐ dermiştir. Bunların üç yüz on üç tanesi resuldür. Züʹl‐ Kifl de onlardan biridir. Allahʹın salât ve selâmı üzer‐ lerine olsun. Davud oğlu Süleymanʹdan (a.s) sonra gel‐ miş ve insanlar arasında Davudʹun hükümleri doğrul‐ tusunda hüküm veriyordu. Sadece Allah için öfkele‐ nirdi. İsmi Uveydiya idi. Yüce Allah kitabında ondan şöyle söz etmektedir: ʺİsmailʹi, Elyesaʹyı, Zülkiflʹi de b) Tarihçi Mesudî, kendi rivayet zinciriyle Ebu Cafer Muhammed b. Ali er‐Rızaʹnın (a.s) atalarından şöyle rivayet ettiğini belirtir:
Emirüʹl‐Müminin (a.s), Ebu Muhammed (oğlu Ha‐ san el‐Mücteba) ve Selman‐ı Farisî ile birlikte mescide gelip …
CEV_0276 · S. 270 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Emirüʹl‐Müminin (a.s), Ebu Muhammed (oğlu Ha‐ san el‐Mücteba) ve Selman‐ı Farisî ile birlikte mescide gelip oturdu. İnsanlar etrafında toplanmaya başladı‐ lar. O sırada güzel görünümlü ve kıyafeti düzgün bir adam çıkageldi. Emirüʹl‐Mümininʹe (a.s) selâm verip oturdu. Sonra şöyle dedi: ʺEy Emirüʹl‐Müminin! Sana üç soru sormak maksadıyla geldim. Eğer bu sorulara cevap verirsen, senin gerçekten Resulullahʹın (s.a.a) vasisi olduğunu anlarım. Eğer cevap veremezsen, se‐ ninle diğerleri arasında bir fark olmadığını bilirim.ʺ Emirüʹl‐Müminin (a.s), ʺİstediğini sor.ʺ dedi. Bu‐ nun üzerine adam dedi ki: ʺSöyler misin, insan uyu‐ duğu zaman ruhu nereye gider? Bir adam nasıl hatır‐ lar ve nasıl unutur? Bir de bir adamın çocukları nasıl amcalarına ve dayılarına benzer?ʺ İmam Ali (a.s), Ebu Muhammedʹe (Hasan) baktı ve ʺEy Ebu Muhammed! Ona cevap ver.ʺ dedi. Ebu Muhammed şu cevabı ver‐ di: ʺİnsan uyuduğu zaman ruhu rüzgâra, rüzgâr da havaya asılır, ta ki adam uyanmak üzere kımıldamaya başlayıncaya kadar. Allah ruhun adama geri dönme‐ sine izin verirse, ruh rüzgârı, rüzgâr da havayı çeker, böylece ruh bedendeki yerine geri döner. Eğer Allah ruhun, sahibine geri dönmesine izin vermezse, hava rüzgârı, rüzgâr ruhu çeker ve Allahʹın bütün insanları dirilteceği güne kadar bir daha sahibine dönmez.ʺ ʺHatırlamakla unutmaya gelince, insanın kalbi hak misalidir ve üzerinde de bir tabaka vardır. Eğer Allah‐ ʹın adını anıp zikreder ve unuttuğu zaman Muham‐ medʹe ve Ehl‐i Beytʹine salât getirirse, kalbinin üze‐ rindeki bu tabaka açılır. Bu tabaka hakkın üzerindeki bir perde gibidir. Kalbi aydınlanır ve unuttuğu şeyi hatırlar. Eğer Allahʹı zikrettikten sonra Muhammedʹe ve Ehl‐i Beytʹine salât getirmezse, bu perde hakkın üzerini kapatır. Kalp karanlığa bürünür ve adam ha‐ tırladığını unutur.ʺ
ʺAmcalarına ve dayılarına benzeyen çocuğa gelin‐ ce;
CEV_0277 · S. 271 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Hüseyin Hz. Muhammed İmam Ali İmam Muhammed Cevad
ʺAmcalarına ve dayılarına benzeyen çocuğa gelin‐ ce; adam eşine yaklaştığında kalbi sakin, damarları (nabzı) dingin ve bedeni huzurlu (mustaripsiz) olarak ilişkiye girerse, nütfesi rahim boşluğuna yerleşir, bun‐ dan da babasına ve annesine benzeyen bir çocuk do‐ ğar. Ama sakin olmayan bir kalple, yüksek nabızla ve huzursuz bir bedenle ilişkiye girerse, nütfe de musta‐ rip ve huzursuz akarak damarlardan birine değer. E‐ ğer amcalara çeken damarlardan birine değmişse, ço‐ cuk amcalarına; şayet dayılara çeken damarlardan bi‐ rine değmişse, çocuk dayılarına benzer.ʺ Adam (Hasanʹa) şöyle dedi: ʺŞahitlik ederim ki Al‐ lahʹtan başka ilâh yoktur. Ki ben buna hep şahitlik et‐ tim. Şahitlik ederim ki, Muhammed Allahʹın resulü‐ dür. Ki ben buna hep şahitlik ettim. Şahitlik ederim ki sen onun vasisi, halifesi ve onun hüccetini ayakta tu‐ tansın.ʺ Emirüʹl‐Mümininʹi de işaret ederek şöyle de‐ di: ʺŞahitlik ederim ki sen de onun vasisi ve hüccetini ayakta tutansın.ʺ Sonra tekrar Hasanʹa döndü ve şöyle dedi: ʺŞahitlik ederim ki kardeşin Hüseyin babanın ve senin vasindir, senden sonra onun hüccetini ayakta tutandır. Şahitlik ederim ki Ali b. Hüseyin, Hüseyinʹin emrini ayakta tutandır.
Şahitlik ederim ki Muhammed b. Ali, Ali b. Hüseyinʹin emrini ayakta tutandır. Şahit‐ lik ederim ki Cafer b.
CEV_0278 · S. 271 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Ali Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
Şahitlik ederim ki Muhammed b. Ali, Ali b. Hüseyinʹin emrini ayakta tutandır. Şahit‐ lik ederim ki Cafer b. Muhammed, babasının emrini ayakta tutandır. Şahitlik ederim ki Musa b. Cafer, ba‐ bası Caferʹden sonra Allahʹın emrini ayakta tutandır. Şahitlik ederim ki Ali b. Musa, babasından sonra Al‐ lahʹın emrini ayakta tutandır. Şahitlik ederim ki Mu‐ hammed b. Ali, babasından sonra Allahʹın emrini a‐ yakta tutandır. Şahitlik ederim ki Ali b. Muhammed, babası Muhammed b. Aliʹden sonra Allahʹın emrini a‐ yakta tutandır. Şahitlik ederim ki Hasan b. Ali, babası Ali b. Muhammedʹin emrini ayakta tutandır. Şahitlik ederim ki Hüseyinʹin soyundan gelen ve Allahʹın, işini ortaya çıkaracağı zamana kadar ismi söylenmeyen, sa‐ dece künyesi söylenen bir kişi zulüm ve zorbalıkla do‐ lu yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Ey Emirüʹl‐Mü‐ minin! Allahʹın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerine ol‐ sun.ʺ Sonra da kalkıp gitti. Bunun üzerine Emirüʹl‐Müminin (a.s) şöyle dedi: ʺEy Ebu Muhammed! Onu takip et, nereye gittiğine bak.ʺ Hasan b. Ali arkasından gitti. Adam ayağını mes‐ citten dışarı atar atmaz, Allahʹın arzında nasıl kaybol‐ duğunu anlayamadı. Geri dönüp babasına olayı anlat‐ tı.
Emirüʹl‐Müminin (a.s) dedi ki: ʺEy Ebu Muham‐ med!
CEV_0279 · S. 271 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Emirüʹl‐Müminin (a.s) dedi ki: ʺEy Ebu Muham‐ med! Onu tanıdın mı?ʺ ʺAllah, Resulü ve Emirüʹl‐Mü‐ minin daha iyi bilir.ʺ dedi. Dedi ki: ʺO Hızırʹdı.ʺ1 c) Ebu Cafer el‐Meşhedî kendi rivayet zinciriyle İmam Ebu Cafer el‐Cevadʹdan (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a), Selmanʹı bir iş için Fatımaʹnın (a.s) ya‐ nına gönderdi. Selman anlatıyor: Selâm vermek üzere kapı‐ da durdum. Fatımaʹnın yavaşça Kurʹân okuduğunu duydum. El değirmeni de kimse olmadığı hâlde kendiliğinden dönüp un öğütüyordu. Derhal Resulullahʹın (s.a.a) yanına döndüm ve dedim ki: ʺYa Resulallah! Fatımaʹnın yavaşça Kurʹân oku‐ duğunu duydum. El değirmeni de yanında kimse olmadığı hâlde kendiliğinden dönüyordu.ʺ Resulullah (s.a.a) tebessüm etti ve şöyle dedi: Ey Selman! Allah, kızım Fatımaʹnın kalbini ve be‐ deninin bütün organlarını iman ve yakinle doldur‐ muştur. O, kendini Allahʹa itaate vermiştir. Allah da Rufail adlı bir melek göndermiştir ona. –Başka bir yerde ʺRahmetʺ isimli bir melek deniyor.– Bu melek el değirmenini onun yerine döndürüyor. Dünya ve ahi‐ retteki bütün ihtiyaçları için Allah ona yeter.1 d) Hafız Ebu Nuaym rivayet etmiştir: Bize Ahmed b. İs‐ hak anlattı. Ona İbrahim b. Naile anlatmış.
O da Cafer b. Muhammed b. Mezidʹden şöyle duymuş: Bağdatʹta idim. Muhammed b. Mende b.
CEV_0280 · S. 271 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Ali Hz. Fatıma İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
O da Cafer b. Muhammed b. Mezidʹden şöyle duymuş: Bağdatʹta idim. Muhammed b. Mende b. Mehrbuzd, ʺSe‐ ni, İbn Rızaʹnın (a.s) yanına götürmemi ister misin?ʺ dedi. ʺEvet.ʺ dedim. Beni, İbn Rızaʹnın yanına götürdü, selâm ver‐ dik ve oturduk. İmam (a.s), Resulullahʹın (s.a.a) şu hadisini ona söyledi: Fatıma iffetini korudu. Bunun üzerine yüce Allah da onun zürriyetine cehennem ateşini haram kıldı. Dedi ki: Bu, Hasan ve Hüseyinʹe (Allah her ikisinden razı olsun) hastır.1 e) Ali b. İbrahim b. Haşimʹden, o babasından, o Ahmed b. Muhammed b. Ebu Nasr el‐Bezentîʹden şöyle rivayet edilmiştir: EbuCafer Muhammed b. Ali b. Musaʹya (a.s) dedim ki: ʺSize muhalif olan bir topluluk, babanıza ʺer‐Rızaʺ isminin, veliahtlık görevini kabul edip razı olduğu için halife Meʹ‐ mun tarafından verildiğini iddia ediyorlar, ne dersiniz?ʺ Buyurdu ki: Allahʹa yemin ederim ki yalan söylüyorlar, günah işliyorlar. Bilakis yüce Allah ona ʺer‐Rızaʺ ismini ve‐ riştir. Çünkü o, semada yüce Allahʹın, yerde Resulüʹ‐ nün ve kendisinden sonraki İmamların (Allahʹın salât ve selâmı onların üzerine olsun) razı olduğu kimsedir. Dedim ki: ʺSenin geçmiş bütün ataların Allahʹın, Resu‐ lüʹnün ve İmamların razı oldukları kimseler değil miydiler?ʺ ʺEvet.ʺ dedi. Bunun üzerine dedim ki: ʺO hâlde niçin onla‐ rın arasında sadece senin babana ʺer‐Rızaʺ adı verilmiştir?ʺ
Buyurdu ki: Çünkü kendisini onaylayan dostları ondan razı ol‐ dukları gibi, kendisini onaylamayan düşmanları …
CEV_0281 · S. 274 · İmam'ın İlmî Mirası
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Buyurdu ki: Çünkü kendisini onaylayan dostları ondan razı ol‐ dukları gibi, kendisini onaylamayan düşmanları da ondan razıydılar. Atalarının içinde hiçbiri böyle bir özelliğe sahip değildi. Bu yüzden onlar arasında sade‐ ce ona ʺer‐Rızaʺ adı verilmiştir.1 İmam Cevad'ın İlmî Mirasında Tıbbın Yeri Ehl‐i Beyt İmamları (üzerlerine selâm olsun) çeşitli ilim‐ leri kuşatmışlardı. Bunlardan biri de, yüce Allahʹın fazlından kendilerine bahşettiği tıp ve hikmet idi. Onları gaybına mut‐ tali kılmış, nuruyla kendilerini aydınlatmış, marifet ve öğre‐ tisinden onlara ilham etmişti. Peygamberlerin sonuncusu‐ nun ve elçilerin efendisinin (s.a.a) mirasını kendilerine sun‐ muştu. Nitekim Ehl‐i Beyt İmamları hastaları bazen Kurʹân ve dua ile, bazen hirz (muska) ve sadaka ile tedavi ederlerdi. Bazen de onlara temizliği, nezafeti ve genel korunma yön‐ temlerini, kimi zaman da tedavi edici özelliği bulunan otları ve tıbbî karışımları tavsiye ederlerdi. Bu da Ehl‐i Beyt İmam‐ larıʹnın deneysel analizlere, röntgen filmlerine ve günümü‐ zün gelişmiş tıbbının çeşitli uygulamalarına gerek duyma‐ dan hastalıkları tedavi etme hususunda geniş bir kudrete sahip olduklarını ortaya koymaktadır.
Bunun yanında bu ilaçların hangi hastalıklara iyi geldi‐ ğini tespit edecek geniş bir bilgiye sahip …
CEV_0282 · S. 274 · İmam'ın İlmî Mirası
Ehl-i Beyt İmam Muhammed Cevad
Bunun yanında bu ilaçların hangi hastalıklara iyi geldi‐ ğini tespit edecek geniş bir bilgiye sahip olduklarını gözler önüne serdiği gibi, hastalıkları doğru teşhis ettiklerini de gös‐ termektedir. Burada bir gerçeğe işaret emek gerekir: Aradan geçen birkaç asırdan sonra geniş imkânlarıyla modern tıp, Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan gelen bu konuyla ilgili haberlerin ve hadislerin doğruluğunu kanıtlarıyla ortaya koymuştur. Hat‐ ta bu haber ve rivayetlerin çoğunu da esas almıştır. Yeniden hacamatın ve damardan kan aldırmanın, köklü bir tedavi olmasını veya diğer tedavi yöntemlerine yardımcı bir uygu‐ lama olarak esas alınmasını, sadece söylediğimizin doğrulu‐ ğuna ilişkin bir açık kanıt olarak zikretmek istiyoruz. Birçok bilim adamı ve müsteşrik, yaptıkları araştırmalar neticesinde Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan gelen bu hakikatleri ve haberleri kabul etmek durumunda kalmışlardır. Tıbbın bü‐ tün kanunlarının, ʺYiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz.ʺ [Aʹrâf, 31] ayetinde toplandığı hususunda birleşmişlerdir. Burada hacamattan ve damardan kan aldırmaktan bir mik‐ tar söz etmenin yararlı olacağını düşünüyoruz.
Araplar, ʺfasadeʹl‐ırka fasdenʺ yani ʺdamarı yardıʺ der‐ ler.
CEV_0283 · S. 274 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Araplar, ʺfasadeʹl‐ırka fasdenʺ yani ʺdamarı yardıʺ der‐ ler. ʺFusidaʹl mariduʺ ise, ʺhastanın şahdamarından bir mik‐ tar kan alındıʺ demektir. Kan aldırma teknolojisi günümüzde ilerlemiş, artık bir şırınga aracılığıyla doğrudan damardan kan alınabiliyor. Alınan kan miktarı da 300 ila 500 cm3 arasında değişebiliyor. Bunun da en kısa sürede gerçekleştirilmesi gerekir. Hacamat ile kan aldırma arasında fark vardır. Kan al‐ dırma, temiz ya da katı kanın damarı kesmek suretiyle alın‐ ması demektir. Hacamat ise, damarlardan ve ette bulunan kılcal damarlardan hassas bir alet aracılığıyla bozuk kanın akıtılması demektir. Kan aldırma; vücuttaki kan miktarını azaltır, dolayısıyla yeni kan takviyesinde bulunmaya ya da vücudun yeniden kan üretmesine ihtiyaç vardır. Buna karşı‐ lık hacamat, kanı temizler; arındırırken de vücut fazla mik‐ tarda kan kaybetmiş olmaz. Tam tersine kan akışını canlan‐ dırır, bu da normalleşmeyi sağlar. Dolayısıyla hacamat, kan aldırmak gibi bedeni zayıf düşürmez. Hacamat esasında kan dolaşımını hafifletmek, zehirli ar‐ tıklardan, kolesterolden temizlemek için başvurulan bir yön‐ temdir. Çok zamanlardan beri kullanagelen bir uygulamadır bu.
Kan pıhtılaşması, kalp krizi, beyin damarlarının tıkan‐ ması gibi hastalıklarda tedavi edici bir yöntem …
CEV_0284 · S. 274 · İmam'ın İlmî Mirası
Ehl-i Beyt Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Kan pıhtılaşması, kalp krizi, beyin damarlarının tıkan‐ ması gibi hastalıklarda tedavi edici bir yöntem olarak vazge‐ çilmez bir ilaç konumundadır. Resulullah (s.a.a) şöyle bu‐ yurmuştur: Hacamat yaptırın. Kanınız fazlalaşarak kaynama‐ sın. Aksi takdirde sizi öldürür. Calinos şöyle der: Kanın senin kölendir. Köleler bazen efendilerini öldürürler. O hâlde onu serbest bırak. Ama iyi oldu‐ ğunu görürsen, yanında tut. Hacamatla ilgili birçok hadis vardır. Örneğin sülük‐suda yaşayan ve kan emerek beslenen bir solucan‐ hacamat araç‐ larından biridir. Bu yöntem birçok organik hastalıkta da te‐ davi yolu olarak kullanılmaktadır. Vücudun belli bir yerinde kan toplanması gibi. Bozuk kanı emme gibi özel bir yaratılı‐ şa sahip sülük, bu birikmiş kanı emerek söz konusu bölgeyi temizler. Bu sırada derinin altına da hava verir. Öte yandan sadece kan aldırmaya özel olan aşağıdaki tedavi yöntemleri de vardır: 1‐ Ciğerlerin şişmesine yol açarak nefes darlığına sebep olan orta karın bölgesi iltihaplanması hâlinde. 2‐ Yüksek tansiyon sonucu beyine giden kan miktarının normalin üstüne çıkması hâlinde. 3‐ İlk kanın uyuşma sayısının çoğalması hâlinde. 4‐ Ciğerlerin şişip su toplaması hâlinde. Kan aldırmak için özel damarlar vardır. Bunların da özel isimleri vardır ve kan bunlardan alınır. Resulullahʹtan (s.a.a) ve Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan, kan aldırmanın muayyen bir zamanının olduğuna dair rivayetler aktarılmıştır. Hacamat için de özel yerler vardır. Enseden ve belden aldırmak gibi. Ayrıca hacamatın da belli vakitleri vardır. Resulullahʹtan (s.a.a) ve Ehl‐i Beyt İmamlarıʹndan gelen ha‐ dislerde bunlara işaret edilir:
1‐ İbn Şehraşubʹun el‐Menakıb adlı eserinde şöyle geçer: Maʹrifetu Terkibiʹl‐Cesed adlı kitapta Hasan b.
CEV_0285 · S. 277 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
1‐ İbn Şehraşubʹun el‐Menakıb adlı eserinde şöyle geçer: Maʹrifetu Terkibiʹl‐Cesed adlı kitapta Hasan b. Ahmed et‐ Teymîʹden rivayet edilir ki: İmam Ebu Cafer (a.s), Meʹmun zamanında bir kan alıcı çağırdı ve ona dedi ki: ʺZahir (sarı) damardaki kanı al benden!ʺ Adam, ʺEfendim! Bu damarı bil‐ miyorum ve kimseden de duymadım.ʺ Dedi. İmam ona da‐ marı gösterdi. Adam damarı yarınca, içinden sarı bir su aktı. O kadar çok aktı ki tası doldurdu. Sonra adama dedi ki: ʺDamarı sıkıca tut.ʺ Sonra tasın boşaltılmasını emretti. Sonra, ʺDamarı bırak.ʺ dedi. Damardan biraz daha aktı. Ardından buyurdu ki: ʺŞimdi yarayı bağla.ʺ Adam yarayı bağlayınca, İmam ona yüz dinar verilmesini emretti. Adam parayı aldı ve Yuhanna b. Bahtişuʹa1 gidip olayı anlattı. Dedi ki: ʺAllahʹa yemin ederim ki, tıp ilmiyle uğraştığım günden beri böyle bir damarı duymamıştım. Ama burada bir başpiskopos var. Epey yaşlanmıştır. Ona gidelim. Bilirse o bilir, değilse bunu bilmemize imkân yoktur. Derken yola çıkıp piskoposun yanına gittiler ve olayı anlattılar. Adam bir süre başını öne eğip düşündü.
Sonra şöyle dedi: ʺBu adam ya bir peygamberdir ya da bir peygamberin soyundan geliyordur.ʺ1 2‐ Rical‐i …
CEV_0286 · S. 277 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Cafer Sadık İmam Ali İmam Hasan Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Sonra şöyle dedi: ʺBu adam ya bir peygamberdir ya da bir peygamberin soyundan geliyordur.ʺ1 2‐ Rical‐i Keşşîʹde, İmam Cevadʹın (a.s) babasının amcası Ali b. Caferʹle (a.s) ilgili olarak şöyle deniyor: ʺDoktor dama‐ rını kesmek için yaklaştı. Ali b. Cafer (a.s) kalkıp şöyle dedi: ʺEfendim! Demirin keskinliği senden önce bende denenmeli...ʺ Nöbetleri Günaşırı ve Dört Günde Bir Tutan Humma Hastalığını Tedavi Etmesi 1‐ Hasan b. Şazan rivayet etmiştir: Ebu Cafer (a.s) babası Ebuʹl‐Hasanʹdan (a.s) rivayet etmiştir: ʺOna günaşırı nöbetle‐ ri tutan humma hastalığı soruldu. Buyurdu ki: Bal ve şuniz1 karışımı getirilip hastaya üç ölçek ya‐ latılır (yedirilir). Bu, ateşi söküp atar. Bunların ikisi de mübarektirler. Yüce Allah bal hakkında şöyle buyur‐ muştur: ʺOnların karınlarından renkleri çeşitli bir şer‐ Resulullah (s.a.a) da şöyle buyurmuştur: ʺSiyah ta‐ ne, ʹsamʹ hariç her derde devadır.ʺ Dinleyenler dediler ki: Ya Resulallah! Sam nedir? ʺÖlümdür.ʺ dedi. İmam Devamla şöyle buyurdu: Bu ikisi sıcağa ve soğuğa veya tabiatlara (mizaçla‐ ra) göre etki göstermezler. Nereye ulaşırlarsa (her kim yerse) şifadırlar.1 2‐ Hasan b. Şazan rivayet etmiştir: Ebu Cafer (a.s) bize Ebuʹl‐Hasanʹdan (a.s) şöyle rivayet etti:
Nöbetleri dört günde bir tutan humma için en fay‐ dalı ilaç, nöbet gününde bal karışımlı faluzeçin1 bol …
CEV_0287 · S. 279 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Nöbetleri dört günde bir tutan humma için en fay‐ dalı ilaç, nöbet gününde bal karışımlı faluzeçin1 bol safranlı olarak yenilmesidir. O gün başka bir şey ye‐ memek gerekir.2 Sarılık Tedavisi Muhammed b. Yahya, Muhammed b. İsaʹdan, o da Ali b. Mehziyarʹdan rivayet etmiştir: Bir gün Ebu Caferʹle (a.s) birlikte öğle yemeği yedim. Sofraya bağırtlak kuşu etini ge‐ tirdiler. Buyurdu ki: Bu hayvan bereketlidir. Babam onun etini çok se‐ verdi ve sarılık hastalığına yakalananların onun etini kızartarak yemeleri durumunda onlara faydalı olaca‐ ğını söylerdi.3 Kısmî Felcin Tedavisi Ahmed b. İbrahim b. Riyah anlatmıştır: Bize Sabah b. Muharib şöyle rivayet etti: İmam Rızaʹnın (a.s) oğlu Ebu Ca‐ ferʹin yanındaydım. O sırada Şebib b. Cabirʹin kısmî felç ge‐ çirdiği, yüzünün ve gözünün eğrildiği söylendi. Bunun üze‐ rine İmam şöyle buyurdu: Beş miskal ağırlığında karanfil alsın ve kuru olarak bir şişeye koysun. Şişenin ağzını da sıkıca kapatsın. Sonra (şişeyi) çamura bulaştırarak güneşte bekletsin. Yazın bir gün, kışın ise iki gün bekletsin güneşte. Son‐ ra karanfili şişeden çıkarsın, güzelce ufalasın. Sonra macun kıvamına gelinceye kadar yağmur suyuyla ka‐ rıştırsın.
Sonra sırt üstü uzansın ve macun hâline geti‐ rilene kadar ufaltılmış karanfili yüzünün üzerine sür‐ sün.
CEV_0288 · S. 279 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Sonra sırt üstü uzansın ve macun hâline geti‐ rilene kadar ufaltılmış karanfili yüzünün üzerine sür‐ sün. Karanfil kuruyuncaya kadar sırt üstü uzanmaya devam etsin. Karanfil kuruyunca Allah o hastalığını giderir. Yüce Allahʹın izniyle en güzel şekline döner. Bizim arkadaşlar hemen ona haber gönderdiler ve bu i‐ lacı ona müjdelediler. O da İmamʹın (a.s) emrettiği şekilde tedavi oldu ve Allahʹın yardımıyla eskisinden daha güzel bir şekilde iyileşti.1 Kesilmeyen Hayız Kanamasının Tedavisi Muhammed b. Yahya, Muhammed b. İsaʹdan, o Ali b. Mehziyarʹdan şöyle rivayet etmiştir: Bir cariyemiz vardı ve hayız kanaması bir türlü durmuyordu. Neredeyse ölecekti. Ebu Cafer (a.s) mercimek kavutundan yapılmış çorbanın içi‐ rilmesini emretti. Gerçekten cariyeye bundan içirildi, kana‐ ması durdu ve iyileşti.2 Mide Soğukluğunu ve Kalp Çarpıntısını Tedavi Etmesi Hekimlik yapan Muhammed b. Ali Zenceveyh rivayet etmiştir: Bize Abdullah b. Osman şöyle anlattı: Ebu Cafer Muhammed b. Ali b. Musaʹya (a.s) mide soğukluğundan ve kalp çarpıntısından şikâyet ettim. Dedi ki: ʺBabamın ilacın‐ dan haberin yok mu? O her derde devadır.ʺ Dedim ki: ʺEy Re‐ sulullahʹın oğlu!
Bu ilaç hangisidir?ʺ Dedi ki: ʺŞiîlerin yanında bilinmektedir.ʺ Dedim ki: ʺE‐ fendim, mevlâm!
CEV_0289 · S. 279 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Bu ilaç hangisidir?ʺ Dedi ki: ʺŞiîlerin yanında bilinmektedir.ʺ Dedim ki: ʺE‐ fendim, mevlâm! Ben de onlardan biri gibiyim. Bana bu ilacı tanıt; hem kendim tedavi olayım, hem de insanlara ilaç ola‐ rak vereyim.ʺ Dedi ki: Safran, tarhun otu, sümbül, kakule, benc (ban otu), akçöpleme otu, beyaz Hint biberinden eşit miktarda al, onlara iki parça ferbiyon kat, sonra bunların tümü‐ nü iyice öğüt, ipek bir kumaşta ele ve onların iki kat ağırlığında bal katarak macun hâline getir. Köpüğünü de al. Bundan kalp çarpıntısı olan adama ve mide so‐ ğukluğuna yakalanan kimseye bir parçasını pişirilmiş kimyon suyuyla içir. Allahʹın izniyle iyileşir.1 Mesane Hastalığının Tedavisi Muhammed b. Hakkam anlatıyor: Bize, Ebu Cafer Mu‐ hammed b. Ali b. Musaʹnın (a.s) oğlunun bakıcısı Muham‐ med b. Nadr anlattı: İmamʹa (a.s) mesane ağrılarından şikâ‐ yet ettim. Dedi ki: ʺYazıklar olsun sana! Her derde deva olan babamın ilacını bilmiyor musun?ʺ ʺEfendim, melvâm! Bana bu ilacı tarif et.ʺ dedi. Buyurdu ki: ʺO ilaç yanımızda var. Ey Cariye, yeşil sandığı getir.ʺ Cariye sandığı getirdi. Ondan bir habbe kadar çıkardı ve şöyle dedi: Bunu sedef veya pişirilmiş turp suyuyla iç. Bu has‐ talıktan kurtulursun.1 Verdiği ilacı sedef suyuyla içtim. Allahʹa yemin ederim ki bugüne kadar bir daha mesane ağrısı görmedim.2
İmam Cevad'ın İlmî Mirasında Duanın Yeri Aşağıda bazı dualara yer vereceğiz.
CEV_0290 · S. 282 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad İmam Hüseyin İmam Hasan
İmam Cevad'ın İlmî Mirasında Duanın Yeri Aşağıda bazı dualara yer vereceğiz. Bunları İmam Mu‐ hammed Cevad (a.s) atalarından, onlar Resulullahʹtan (s.a.a), o da yüce Allahʹtan bildirmiştir. Dua ve münacat bakımın‐ dan bunlara bir tür ʺSahifetüʹl‐Cevad (a.s)ʺ diyebiliriz. Seyyid İbn Tavus kendi rivayet zinciriyle Ebu Cafer b. Babeveyhʹden, o da İbrahim b. Muhammed b. Hâris en‐Nev‐ felîʹden rivaye etmiştir: Bana babam ‐Muhammed b. Ali el‐ Cevadʹın (a.s) hizmetçisiydi‐ anlattı: Halife Meʹmun kızını Ebu Cafer Muhammed b. Ali b. Musa (a.s) ile evlendirince, İmam (a.s) ona şöyle bir mektup gönderdi: Kadının kocasının malından mihir alma hakkı var‐ dır. Yüce Allah bizim malımızı ahirete ayırmış, orada verilmek üzere ertelemiştir. Nitekim sizin mallarınızı da dünyada çarçabuk vermiş, onun hazineleri de bu‐ radadır. Ben de senin kızına mehir olarak, ʺel‐Vesail ileʹl‐Mesailʺi (İsteklere Ulaştıran Vesileler) veriyorum. Bu bir münacattır ki babam bana verdi ve dedi ki: Bu‐ nu babam bana verdi ve dedi ki: Bunu bana babam Musa verdi ve dedi ki: Bunu bana babam Cafer verdi ve dedi ki: Bunu bana babam Muhammed verdi ve dedi ki: Bunu bana babam Ali b. Hüseyin verdi ve dedi ki: Bunu bana babam Hüseyin verdi ve dedi ki: Bunu bana kardeşim Hasan verdi ve dedi ki: Bunu bana Emirüʹl‐Müminin Ali b. Ebu Talib (Allahʹın salât ve selâmı üzerlerine olsun) verdi ve dedi ki: Bunu ba‐ na Resulullah (s.a.a) verdi ve dedi ki: Bunu bana Ceb‐ rail (a.s) verdi ve dedi ki: Ey Muhammed!... İzzet sa‐ hibi Allah sana selâm söylüyor ve diyor ki: Bunlar dünya ve ahiret hazinelerinin anahtarlarıdır. Bunları isteklerine ulaştıran vesileler olarak kullan. Bu takdir‐ de arzularına kavuşursun, isteğini elde edersin. Bun‐ ları dünya ihtiyaçlarını elde etmede kullanmayı tercih etme ki, ahiret nasibin bakımından hüsrana uğrarsın.
Bunlar on isteğe ulaştıran on vesiledir. Arzu kapıları‐ nı bunlarla çalarsan, açılırlar.
CEV_0291 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Bunlar on isteğe ulaştıran on vesiledir. Arzu kapıları‐ nı bunlarla çalarsan, açılırlar. Bunlarla ihtiyaçlarını is‐ tersin ve elde edersin. İşte nüshası:1 1- İstihare (Hayır Dileme) Duası Bismillahirrahmanirrahim. Allahʹım! Senden hayır talep ettiğim şeyde benim için öyle bir hayır kıldın ki, arzulara nail kılar, bağışlarını bol bol gönderir, amaç‐ ları ganimet kılar, kazançları güzelleştirir, yolların en güzeline ulaştırır, en övülen sonuçlara götürür ve kor‐ kunç felâketlerden korur. Allahʹım! Görüşümün karar kıldığı, aklımın beni götürdüğü şey hususunda senden hayır istiyorum. O hâlde ey Allahʹım! Onun engebelerini düzleştir, zoru‐ nu kolaylaştır. Yapamadığım önemli miktarında bana sen yeterli ol. Bütün bıktırıcı, usandırıcı yönlerini ben‐ den uzaklaştır. Ay Rabbim! Onun akıbetini ganimet, korkusunu selâmet, uzaklığını yakınlık ve kuraklığını bereket kıl. Allahʹım! İcabetini bana ulaştır. Arzularımı başarılı kıl. İhtiyacımı gider. Zorluklarını benden uzaklaştır. Afetlerini benden sav. Allahʹım! Senden hayır istedi‐ ğim şeyle ilgili olarak bana zafer bayrağı ve hayır ver. Sana yaptığım dua ile dilediğim şeylerden bol gani‐ metler ulaştır bana.
Senden umduğum faziletli sonuç‐ ları bana ver. Allahʹım! Beni başarıyla bunlara yakın‐ laştır.
CEV_0292 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Senden umduğum faziletli sonuç‐ ları bana ver. Allahʹım! Beni başarıyla bunlara yakın‐ laştır. Onları salaha ve iyiliğe has kıl. Bunların içinde‐ ki hayır sebeplerini, ganimet alâmetlerini açık bir şe‐ kilde bana göster. Zorluklarının boğazını sık, çarça‐ buk kolaylaştığını hemen göster. Allahʹım! Karışıklıklarını açıkla ve bağlılarını çöz. Temelini sağlamlaştır. Ta ki, ganimetlerle gelmekte o‐ lan bir hayır olsun. Borçları gidersin. Çabucak fayda sağlasın. Etkisi devamlı olsun. Sen daha fazla verme‐ ye, cömertlik etmeye lâyıksın! 2- İstikale (Günahların Bağışlanmasını Dileme) Duası Bismillahirrahmanirrahim. Allahʹım! Geniş rahme‐ tine karşı beslediğim umut; senden af dileğinde bu‐ lunmama, bağışlamanı ummama ve şefkatini arzu et‐ meme neden oldu. Senin yumuşak davranman, senin emniyetini ve affını dileme hususunda bana cesaret verdi. Ey Rabbim! En büyük intikamların yöneldiği nice günahlarım var! Kök kurutma gözlerinin baktığı nice hatalarım var! Bunlardan dolayı senin adaletin gereğince elem verici azabı hak ettim. Bunları işle‐ mekle en ağır cezayı gerektirdim.
Bütün bu günahla‐ rın duamın icabetine engel olmasından, ihtiyaçlarımın giderilmesi isteğimin geri …
CEV_0293 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Bütün bu günahla‐ rın duamın icabetine engel olmasından, ihtiyaçlarımın giderilmesi isteğimin geri çevrilmesine sebep olma‐ sından, isteğimi iptal etmesinden ve sana yönelme ar‐ zumun sebeplerini kesmesinden korktum. Günahların belimi büktüğü, artık bunları taşıyacak gücüm kalma‐ dığı yüzünden. Sonra ey Rabbim, bunlardan vazgeçip hata edenlere yönelik hilmine, günahkârlara yönelik affına, isyan edenlere yönelik rahmetine sığındım. Sa‐ na güvenip tevekkül ettiğim, nefsimi senin önüne at‐ tığım, bütün dertlerimi sana şikâyet ettiğim, hak et‐ mediğim hâlde kederlerimi gidermeni istediğim, ga‐ mımı dağıtmanı dilediğim, beni affetmeni talep etti‐ ğim ve sana güvendiğim bir hâlde sana geldim ey mevlâm! Allahʹım! Kurtuluş yolunu göstererek bana lütfet. Çıkış yolunu kolaylaştırarak lütufta bulun. Şefkatinle bana düz yolu göster. Kudretinle beni eğri yoldan u‐ zaklaştır. Affınla beni gam zindanından kurtar. Rah‐ metinle esaret bağlarımı çöz. Üzerime hoşnutluğunu gönder. İhsanınla cömertliğini bana ulaştır. Tökezle‐ melerimi bağışla. Kederimi dağıt. İbretlik cezayı ge‐ rektiren hâlime merhamet et. Duamı perdeleme.
Af‐ fınla yükümü sağlamlaştır, sırtımı güçlendir, işimi dü‐ zelt ve ömrümü uzat.
CEV_0294 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Af‐ fınla yükümü sağlamlaştır, sırtımı güçlendir, işimi dü‐ zelt ve ömrümü uzat. Haşredildiğim gün, yeniden di‐ riltilip huzuruna getirildiğim vakit bana merhamet et. Kuşkusuz sen, kerem sahibi cömertsin. Bağışlayansın, merhamet edensin. 3- Yolculuk Duası Bismillahirrahmanirrahim. Allahʹım! Ben bir yolcu‐ luğa çıkmak istiyorum, bana bu yolculuğumda hayır ver. Bu yolculukta isabetli görüş yolunu açıkça göster bana. Azmimi doğrulukla aç. Bu yolculuğumda beni selâmetle kuşat. En güzel nasip ve kerametleri bana bahşet. En güzel koruma ve muhafaza ile beni koru. Allahʹım! Beni yolculuğun zorluklarından uzak tut. Sarp yerlerin meşakkatlerini benim için kolaylaştır. Merhalelerin uzayıp giden mesafelerini benim için dürüp kısalt. Konaklama yerlerinin uzaklıklarını bana yakınlaştır. Yolculuğumda bineklerin adımlarının ara‐ sını genişlet. Ki uzaklar yakın ve zorluklar kolay ol‐ sun. Allahʹım! Bu yolculuğumda korunmuşluk uğuru‐ na ulaşma başarısını göster bana. Afiyet ganimetlerini bahşet bana. Kendime yetmemi sağlayan bir muhafız kıl benim için. Korkuları aşmama yardım edecek bir rehber ver bana. Yeterlilik imkânlarını sunan bir se‐ bep gönder. Dostluk edecek bir yoldaş kıl bana. Allah‐ ʹım!
Yolculuğumu en büyük selâmetin ve en geniş ga‐ nimetin kazanıldığı bir sebep kıl.
CEV_0295 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Yolculuğumu en büyük selâmetin ve en geniş ga‐ nimetin kazanıldığı bir sebep kıl. (Yolculuktaki) gecelerimi afetlere karşı üzerimi ör‐ ten bir perde kıl. Gündüzlerimi helâkten koruyan en‐ geller eyle. Yol kesenleri, kudretinle benden uzaklaş‐ tır. Kuvvetinle beni yırtıcı hayvanlara karşı koru. Ki bu yolculukta selâmet benim arkadaşım olsun. Afiyet yakınım olsun. Uğur güdenim olsun. Kolaylık sıkı dostum olsun. Zorluk ayrıldığım olsun. Başarı uyu‐ mum olsun. Güvenlik yoldaşım olsun. Şüphesiz sen imkân ve minnet, kuvvet ve kudret sahibisin. Sen her şeye gücü yetensin ve kullarını gören, onlardan ha‐ berdar olansın. 4- Rızık İsteme Duası Bismillaharrihmanirrahim. Allahʹım! Rızkını kesin‐ tisiz yağmur gibi ardı ardına üzerime dök. Lütuf bu‐ lutlarını sağanak gibi üzerime yağdır. Bağış yağmur‐ larının üzerime yağışını devamlı kıl. Durmadan artan nimetlerini eksikliklerimi kapatacak şekilde gönder‐ dikçe gönder. Cömertliğinle beni kendine muhtaç et. Senin yanında olan nimetleri isteyenlerden beni müs‐ tağni kıl. Fakirlik hastalığımı lütuf ilacınla tedavi et. Sonsuz imkânlarınla beni fakirlik yıkımından ayağa kaldır.
Eksikliğime karşılık bol bağışını ve bozulan düzenime karşılık en güzel ihsanını lütfet.
CEV_0296 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Eksikliğime karşılık bol bağışını ve bozulan düzenime karşılık en güzel ihsanını lütfet. Rabbim! Rızık yollarını benim için kolaylaştır. Rızık elde etme temellerini bende sağlamlaştırıp sabitleştir. Rahmetin‐ le rızkın geniş pınarlarını benim için fışkırt. Şefkatinle rahat hayat nehirlerini önümde akıt. Fakirlik arazimi kurut, zarar kuraklığımı yeşert. Rızık hususundaki engelleri kaldır. Darlık konusundaki bağları benden uzaklaştır. Allahʹım! En bereketli rızık okunu bana isabet ettir. Devamlı surette bolluk içindeki bir hayat yaşat bana. Allahʹım! Genişlik elbiselerini, refah ve bolluk örtülerini giydir bana. Ya Rabbi! Ben darlıkları kaldırarak bana bağışta bulunmanı, gecikmeleri berta‐ raf ederek bana iyi davranmanı, yokluğu izale ederek bana lütufta bulunmanı bekliyorum. Kereminle ipimi kolaylığa ulaştır. Allahʹım! Rızık göğünden üzerime kesintisiz yağ‐ murlar yağdır. Dönüp dönüp gelen nimetlerle beni zenginleştir. Yokluk savaşçısını benim için öldür. Be‐ nim kötü durumlarımı bir an önce üzerimden kaldır. Kökten kesen kılıcınla darlığın boynunu vur. Rabbim! Katından bana geniş lütuflar hediyelerini gönder. Malların çoğalmasıyla bana yardım et. Yokluk darlı‐ ğından beni koru.
Kıtlığın (bereketsizliğin) kötülüğünü benden uzak‐ laştır. Bereket çokluğunu benim için yay.
CEV_0297 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Kıtlığın (bereketsizliğin) kötülüğünü benden uzak‐ laştır. Bereket çokluğunu benim için yay. Bana rızkı‐ nın suyundan bol bol içir. Geniş bağışının yollarını aç bana. Beklenmedik servet ve mal bahşet bana. Böylece beni yokluk darlığından çıkar. Yardım görmüş olarak sabaha çıkar beni. Bolluğa kavuşmayı nasip eyle bana. Sen büyük bir güç, geniş bir lütuf, muazzam bir min‐ net sahibisin. Kerem sahibi cömert sensin. 5- İstiaze (Allah'a Sığınma) Duası Bismillahirrahmanirrahim. Allahʹım! Belâların ardı ardına inişinden, büyük zorlukların korkularından sana sığınırım. Rabbim! Beni kötülüklerin yere yıkma‐ sından koru. Belaların dehşetinden uzak tut beni. Bek‐ lenmedik intikam azaplarından kurtar. Nimetlerin ze‐ valinden, ayakların kaymasından koru. Felâketlerin an‐ sızın gelmesine ve afetlerin sökün etmesine karşı beni izzetinin korumasına, koruyuculuğunun dokunulmaz‐ lığına al ey Allahʹım! Allahʹım, ey Rabbim! Belâ arzını yerin dibine geçir. Sıkıntılar meydanını sars. Felâketler güneşinin tutul‐ masını sağla. Kötülük dağlarını tuz buz et. Zamanın kederlerini dağıt. İşlerin engellerini bertaraf et. Beni selâmet sahiline ulaştır. Beni şeref makamlarına götür.
Günahları affederek bana eşlik et. Ayıpları örterek beni himaye et.
CEV_0298 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Günahları affederek bana eşlik et. Ayıpları örterek beni himaye et. Ey Rabbim! Nimetlerini ata etmekle, belâlarını kal‐ dırmakla, zorluklarını savmakla bana kerem et. Grup grup sökün eden azaplarını benden sav. Elem verici cezanı uzaklaştır benden. Zamanın felâketlerine karşı beni himayene al. İşlerin kötü akıbetlerinden kurtar. Her tehlikeden koru beni. İşimden belâ sıfatını söküp al. Yaşadığım sürece belânın elini bana uzanamayacak şekilde takatsiz kıl. Sen ulu rabsin. İlk kez var eden ve varlığı tekrarla‐ yansın. İstediğini kesinlikle yapansın. 6- Tövbe Duası Bismillahirrahmanirrahim. Allahʹım! Geri dönme‐ siz (nasuh) bir tövbe ihlâsıyla, sahih bir akit sarsılmaz‐ lığıyla, ferah bir kalbin duasıyla ve sarih bir sözün i‐ lanıyla sana yöneldim. Allahʹım! Samimi tövbemi, çarçabuk dönüşümü, gü‐ nah çukuruna yuvarlanma (özrümü) kabul et. Rab‐ bim! Tövbemi en geniş sevapla, en şerefli barınakla, cezayı kaldırmakla, azabı bertaraf etmekle, pişmanlı‐ ğın ganimetiyle, hicaplar örtüsüyle kabul et. Allahʹım! Sabit olan günahlarımı sil. Tövbemin ka‐ bulüyle bütün ayıplarımı yıka. Bu tövbe ile kalbimi ci‐ lalı kıl. Aklımın basiretini aç. Kirlerimi yıka. Bedeni‐ min necasetini temizle.
Vicdanımı iyileştir. Basiretimi (senin ahdine) vefa etmeye hızlandır. Allahʹım! Tövbemi kabul et.
CEV_0299 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Vicdanımı iyileştir. Basiretimi (senin ahdine) vefa etmeye hızlandır. Allahʹım! Tövbemi kabul et. Çünkü samimi niye‐ timden ve basiretimin doğruyu görmesinin ta derin‐ liklerinden sadır olmuştur. İç dünyamın coşkusunun ifadesidir. Hareketlerimi düzeltmeye yönelik çabala‐ rımın ürünüdür. Pişmanlığımı kalıcı kılmanın göster‐ gesidir. Bir an önce sana itaat ederek emrine koşma‐ nın beyanıdır. Allahʹım! Bu tövbe ile günahta ısrar karanlığını yar. Daha önce işlediğim günah yüklerini sil. Bana takva libasını, hidayet örtülerini giydir. Ben günah il‐ miğini boynumdan çıkardım. İsyan elbisesini bede‐ nimden sıyırdım. Rabbim, kudretine sarıldım. Nefsi‐ me karşı izzetinden yardım diliyorum. Tövbemi boz‐ mama azmimi huzuruna havale ediyorum. Senin ko‐ rumanla ve korumana yaklaşarak yüzüstü kalmaktan sana sığınıyorum. Senden başka güç ve kudret kayna‐ ğı yoktur. 7- Hac Duası Bismillahirrahmanirrahim. Allahʹım! Beni, imkânı olanlara farz kıldığın hacla rızıklandır. Onda bana bir rehber, ona götüren bir delil bahşet. Yolların uzaklığı‐ nı benim için yakınlaştır. Hac amellerini yerine getirmede bana yardım et. İhramımla bedenimi ateşe haram et. Yolculuk için kuv‐ vetimi ve dayanıklılığımı artır.
Rabbim! Huzurunda durup vakfe yapmayı, sana akmayı (ifaze) bana nasip eyle.
CEV_0300 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Rabbim! Huzurunda durup vakfe yapmayı, sana akmayı (ifaze) bana nasip eyle. Geniş kazançlar elde etmiş biri olma başarısını bana tattır. Rabbim! Beni Hacc‐ı Ekber konumundan, Meşʹar Müzdelifeʹsine ulaştır. Onu benim için rahmetine ya‐ kınlık vesilesi, cennetine giden yol kıl. Meşʹar‐ı Haram yerinde ve ihram vakfesi makamında beni durdur. Hac amellerini yerine getirme, kurbanlıkları kesme, şahdamarlarını kesip kan akıtma liyakatini bahşet ba‐ na. Kesilen kurbanları görmeyi, emrettiğin şekilde bo‐ ğazlarını kesmeyi ve senin vasfettiğin gibi (vacip olan miktardan) fazlasını yapmayı nasip et bana. Allahʹım! Vaadini umarak, tehdidinden korkarak, saçlarımı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, sana itaat et‐ meye çalışarak, eteklerini çemremiş, cemeratı yedi taş, arkasından bir yedi taş daha atıp taşlayarak bayram namazında hazır olmayı nasip et. Allahʹım! Beni beyti‐ nin meydanına ve çevresine sok. Güvenlik mahallinde ve Kâbeʹnde beni himayene al. Sana şikâyette bulun‐ mamı, senden istememi, sana gelmemi ve ihtiyaçları‐ mı senden istememi nasip et. Allahʹım! En geniş ecrini en kısa zamanda bana ver. Görevini yapmış olarak geri dönüşümü sağla. Allahʹım! Hac amellerimi bitir, eğriliğimi gider.
Kabul et ibadetlerimi. Rahmet et ba‐ na, ey merhametlilerin en merhametlisi!
CEV_0301 · S. 283 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Kabul et ibadetlerimi. Rahmet et ba‐ na, ey merhametlilerin en merhametlisi! 8- Zulmün Kalkması İçin Dua Bismillahirrahmanirrahim. Allahʹım! Kullarının zul‐ mü ülkelerini kuşattı. Öyle ki adaleti öldürdü. Yolları kesti. Hakkı ortadan kaldırdı. Doğruluğu iptal etti. İ‐ yiliği gizledi. Kötülüğü açığa çıkardı. Takvayı söndür‐ dü. Hidayeti söküp attı. Hayrı yok etti. Hüsranı yer‐ leştirildi. Fesadı geliştirdi. İnadı güçlendirdi. Zorbalığı her tarafa yaydı. Hadler aşıldı. Allahʹım! Ey Rabbim! Bunu ancak senin gücün or‐ tadan kaldırır. Bundan ancak senin lütfuna sığınılır. Ey Allahʹım! Ey Rabbim! Zulmün kökünü kurut. Pervasızlığın iplerini kopar. İnkârın seyrini ve akışını durdur. Ondan uzaklaşanları aziz kıl. Zulüm ehlinin kökünü kes. Büyüklenmeden sonra onlara zillet elbi‐ sesini giydir. Allahʹım! Onlara felâketlerini bir an önce gönder. İbretlik afetlerini üzerlerine indir. Kötülüğün hayatını bitir. Ki korku içindekilere güven gelsin. Derbeder olanlar barınsın. Açlar doysun. Zayi olanlar korun‐ sun. Kovulanlar himaye edilsin. Sürgünler geri dön‐ sün. Fakirler zenginleşsin. Sığınak arayanlar sığınak bulsun. Büyükler saygı görsün. Küçüklere merhamet edilsin. Mazlumlar aziz olsun. Zalimler alçalsın. Üz‐ günler sevinsin. Keder bulutları dağılsın. Toplumlar sükûnet bulsun. İhtilâf ölsün. Kaynaşma yaşasın. İlim yücelsin. Barış her tarafa hâkim olsun. Parçalar bütün‐ leşsin. İman güçlensin. Kurʹân okunsun. Hiç kuşkusuz sen amellerin karşılığını verensin, çok nimet veren lü‐ tuf sahibisin.
9- Allah'a Şükür Duası Bismillahirrahmanirrahim.
CEV_0302 · S. 291 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
9- Allah'a Şükür Duası Bismillahirrahmanirrahim. Allahʹım! Sana hamdol‐ sun belâların inişini geri çevirdiğin, nimetlerin akışını sürdürdüğün, zararları savdığın ve her tarafı kapla‐ yan kederleri dağıttığın için! Rabbim! Sana hamdolsun esenlik veren bağışın‐ dan, övgüye değer sınamandan, görkemli nimetlerin‐ den dolayı! Çok ihsanından, sınırsız cömertliğinden, kolay yükümlülüğünden ve ağır belâları defetmenden dolayı sana hamdolsun! Rabbim! Az şükrü çok değerlendirmenden, en ge‐ niş ecri vermenden, yükün ağırını kaldırmandan, ma‐ zeret zorluğunu kabul etmenden, ağır yükümlülüğü hafifletmenden, sarp yokuşları kolaylaştırmandan ve ürküten emirleri vermemenden dolayı sana hamdol‐ sun! Geri çevrilmiş belâdan, geniş iyiliklerinden, sa‐ vılmış korkulardan, zorlukları kolaylaştırıp boyun eğ‐ dirmenden dolayı sana hamdolsun! Yükümlülüğün azlığından, hafifletmelerin çokluğun‐ dan, zayıfın desteklenmesinden, yalvarana yardım e‐ dilmesinden dolayı sana hamdolsun! Rabbim! Geniş geniş mühlet vermenden, daima lütfetmenden, zor‐ lukları geri çevirmenden, övgüye değer fiillerinden ve nimetlerinin kesintisiz sürmesinden dolayı sana ham‐ dolsun! Acil cezaları ertelemenden, ansızın azabı indirmeyi terk etmenden, dönüş yollarını kolaylaştırmandan, yardım yağmurlarını indirmenden dola sana hamdol‐ sun! Şüphesiz sen çok nimet veren, çok bahşedensin. 10- İhtiyaçların Giderilmesini İsteme Duası Bismillahirrahmanirrahim. Dua etmeyi emrettiğin kimsenin sana dua etmesi ve duasını kabul edeceğini vaat ettiğinin senden kabulü umması gerekir.
Bir ihtiyacım var Allahʹım! Onu giderecek çözü‐ müm yetersiz kaldı. Gücüm tükendi.
CEV_0303 · S. 292 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Bir ihtiyacım var Allahʹım! Onu giderecek çözü‐ müm yetersiz kaldı. Gücüm tükendi. Ona ulaşmada kuvvetim zayıfladı. Kötülüğü emreden nefsim ve müptela olduğum aldatıcı düşmanım bana, benim gi‐ bi zayıf olan birinden yardım beklememi, düşkünlük‐ te benden farksız olan birine yönelmemi vesvese etti. Nihayet rahmetin bana ulaştı, şefkatinin yardımı bana koştu. Yardımınla aklımı başıma getirdin. Fazlınla doğ‐ ruyu bana ilham ettin. Sana umut bağlamakla kalbimi ihya ettin. Düşmanımın aldatmacasını aklımdan çıkar‐ dın. Sana umut bağlamamı sağlayarak fikrimin doğ‐ rulttun. Umut sayesinde göğsümü yardımına açtın. Umut ettiklerime ulaşmayı, beklentilerime kavuşmayı bana gösterdin. Allahʹım! Huzurunda senden diliyo‐ rum. Sana yalvarıyorum. Sana güveniyorum. İhtiya‐ cımın giderilmesi, beklentimin gerçekleşmesi ve arzu‐ mun doğrulanması hususunda sana tevekkül ediyo‐ rum. Allahʹım! İhtiyacımı en uğurlu şekilde karşıla. Onu kurtuluş ve saadet yoluna ilet. Senin yarımına umutla göğsümü aç. İşlerimle ilgili olarak hayır sebeplerini kolaylaştır. Umduğuma ermek, arzularıma kavuşmak suretiyle başarılı olmayı bana göster. Allahʹım! Arzuma kavuşmak ve isteğimin tasdik e‐ dildiğini görmek suretiyle ihtiyacımın giderilmesine muvaffak kıl beni. Allahʹım! Kereminle beni hüsran‐ dan, umutsuzluktan, geri çevrilmişlikten, gecikmeden koru. Kabulünü çabuklaştır ve bağışlarını akıt üzeri‐ me. Allahʹım! Büyük bağışları vermeye lâyıksın. Bu bağışlarınla benim ihtiyaçlarımı gider. Senin her şeye gücün yeter. Her şeyi kuşatmışsın. Kullarından ha‐ berdarsın, görensin.
İmam Cevad'dan (a.s) Öğütler Ebuʹl‐Hasan b. Ali b.
CEV_0304 · S. 293 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Ali İmam Cafer Sadık İmam Hasan İmam Muhammed Cevad
İmam Cevad'dan (a.s) Öğütler Ebuʹl‐Hasan b. Ali b. Şuʹbe el‐Harranî, ʺEbu Cafer el‐ Cevadʹın (a.s) Öğütleriʺ babında bazı mürsel hadisler rivayet etmektedir. Bu hadislerden birkaçını aşağıya alıyoruz: 1‐ Bir adam İmamʹa (a.s), ʺBana öğüt verir misin?ʺ dedi. İmam, ʺÖğütleri tutar mısın?ʺ diye sordu. Adam, ʺEvet.ʺ dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Başını sabır yastığına koy ve fakirliği kucakla. Şeh‐ vetleri kov, heva ve hevese karşı çık. Hiçbir zaman Al‐ lahʹın gözünden kaçmadığını bil, dolayısıyla nasıl oluğuna dikkat et.1 2‐ Bir rivayette de şöyle buyurduğu geçer: Yüce Allah peygamberlerinden birine şöyle vah‐ yetti: Dünyadan uzaklaşıp zühdü benimsemen, bir an önce rahata kavuşman içindir. Her şeyden uzaklaşıp kendini tamamen bana adaman, benimle güçlenmen i‐ çindir. Fakat herhangi bir düşmanımı düşman ve dos‐ tumu da dost edindin mi?2 3‐ Rivayet edilir ki: İmamʹa ait bir miktar kumaş, hayva‐ na yükletilip gönderildi. Kumaşın değeri yüksekti. Yolda çalındı. Yükü gönderen kimse bunu İmamʹa haber verdi. İmam kendi el yazısıyla ona şu cevabı gönderdi: Canlarımız ve mallarımız Allahʹın güzel bağışla‐ rından ve emanet edilen ödünçlerindendir. Bunlar‐ dan dilediğini sevinç ve gıpta ile faydalandırır. Dile‐ diğini de, ecir ve sevap karşısında alır. O hâlde kimin sabırsızlığı, sabrına galip gelirse, ecri yok olur. Böyle bir duruma düşmekten Allahʹa sığınırız.3 4‐ Şöyle buyurmuştur:
Bir kötülüğe şahit olup da ondan hoşnut olmayan kimse, hiç şahit olmamış gibidir.
CEV_0305 · S. 294 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Bir kötülüğe şahit olup da ondan hoşnut olmayan kimse, hiç şahit olmamış gibidir. Bir işe de şahit ol‐ madığı hâlde ondan razı olan kimse ona şahit olmuş gibidir.1 5‐ Yine şöyle buyurmuştur: Bir konuşmacıyı dinleyen kimse, ona tapmış olur. Eğer konuşmacı Allah adına konuşuyorsa, Allahʹa i‐ badet etmiş olur. Şayet konuşmacı İblis adına konu‐ şuyorsa, İblisʹe tapmış olur.2 6‐ İmamʹın (a.s) Halife Meʹmunʹun kızı Ümmüʹl‐Fazl ile evlendiği gün Ebu Haşim el‐Caferî ona şöyle dedi: ʺEy mev‐ lâm! Bugün, bize büyük bir bereket getirdi.ʺ Bunun üzerine İmam (a.s) şu karşılığı verdi: ʺAllahʹın bugün bize bahşettiği bereketler büyük mü?ʺ ʺEvet, ey mevlâm, bugün için ne diye‐ bilirim ki?ʺ dedim. Dedi ki: ʺBugün için hayır dile. O zaman hayır sana ulaşır.ʺ Dedim ki: ʺEy mevlâm efendim! Bu emri‐ ne uyacağım ve buna aykırı hareket etmeyeceğim.ʺ Bunun üzerine şöyle dedi: ʺO zaman doğruyu görürsün ve hayırdan başka bir şeyle karşılaşmazsın.ʺ3 7‐ Dostlarından birine şöyle bir mektup yazdı: Biz şu dünyadan bir avuç alıp yetinenleriz. Ama kimin arzusu arkadaşının arzusu olur ve onun dinine boyun eğerse, arkadaşı nerede olursa o da orada olur.
Ahiret ise, asıl yerleşme yurdudur.4 8‐ Yine şöyle buyurmuştur: Tövbeyi ertelemek aldanmaktır.
CEV_0306 · S. 294 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Ali İmam Muhammed Cevad
Ahiret ise, asıl yerleşme yurdudur.4 8‐ Yine şöyle buyurmuştur: Tövbeyi ertelemek aldanmaktır. Amel etmeyi hep sonraya bırakmak şaşkınlıktır. Allahʹa karşı gerekçe‐ ler, bahaneler bulmaya çalışmak helâktir. Günahta ıs‐ rar itmek ise, Allahʹın tuzağından emin olmaktır. ʺZi‐ 9‐ Rivayet edilir ki: Bir deveci İmamʹı (a.s) Medineʹden Kûfeʹye götürür. Bu arada İmam ona dört yüz dinar verdiği hâlde adam İmamʹın verdiği miktarı yetersiz bulmuş gibi konuşur. Bunun üzerine İmam (a.s) ona şu karşılığı verir: Subhanallah! Bilmez misin ki kul şükretmeyi kes‐ medikçe, Allah fazladan nimet bağışını kesmez?2 10‐ Şöyle buyurmuştur: Zamanı gelip iyice sağlamlaşmadan bir şeyi (işi) açığa çıkarmak, onu bozmaktır.3 11‐ Yine şöyle buyurmuştur: Mümin Allahʹın muvaffak kılmasına, nefsinden bir öğüt verene ve kendisine nasihat edenin dediklerini kabul etmeye muhtaçtır.4 12‐ Şeyh Müfid kendi rivayet zinciriyle Ali b. Mehziyarʹ‐ dan, o da Bekir b. Salihʹten rivayet etmiştir: Dünürüm İmam Ebu Caferʹe (a.s) şöyle yazdı: ʺBa‐ bam Nasıbîʹdir. Kötü görüşlere sahiptir. Ondan şiddet ve eziyet görüyorum. Sana feda olayım, bana dua et‐ sen çok iyi olur. Sana feda olayım, ne yapmamı öne‐ rirsin?
Ona düşüncelerimi açıklayayım mı? Yoksa o‐ nunla iyi geçinmeye mi çalışayım?ʺ İmam (a.s) ona şöyle yazdı:
CEV_0307 · S. 294 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Ona düşüncelerimi açıklayayım mı? Yoksa o‐ nunla iyi geçinmeye mi çalışayım?ʺ İmam (a.s) ona şöyle yazdı: Mektubunu ve babanla ilgili yazdıklarını anladım. İnşallah senin için dua edeceğim. Onunla iyi geçin‐ men, kendini açığa çıkarmandan daha iyidir. Her zor‐ lukla beraber kolaylık vardır. Sabret, çünkü akıbet muttakilerindir. Allah seni dost edindiklerinin dost‐ luğu üzere sabit kılsın. Biz ve siz Allahʹa emanetiz. Ki Allah emanetleri zayi etmez. Bekir diyor ki: ʺAllah, babasının kalbini ona karşı yumu‐ şattı. Artık hiçbir konuda ona muhalefet etmiyordu.ʺ1 13‐ Şöyle buyurmuştur: Kardeşlerin buluşması, çok az olsa dahi, akıl için neşvünema bulma ve aşılanma vesilesidir.2 14‐ Ebu Haşim el‐Caferî rivayet etmiştir: Ebu Caferʹin (a.s) şöyle dediğini duydum: Cennette ʺMarufʺ adı verilen bir kapı vardır. Bu kapıdan, maruf ehli olanlardan başkası giremez. Bu sözleri duyunca kendi içimde Allahʹa hamdettim. İn‐ sanların ihtiyaçlarını gönüllü olarak karşılamaya çalıştığım için sevindim. İmam (a.s) bana baktı ve şöyle dedi: Evet, tam da senin yaptığın amel maruf kapsamına girer. Çünkü dünyada iken maruf ehli olanlar, ahirette de maruf ehlidirler.
Allah seni onlardan biri yapsın ve sana rahmet etsin ey Ebu Haşim!3 15‐ Ebu Haşim el‐Caferî rivayet etmiştir:
CEV_0308 · S. 294 · İmam'ın İlmî Mirası
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Allah seni onlardan biri yapsın ve sana rahmet etsin ey Ebu Haşim!3 15‐ Ebu Haşim el‐Caferî rivayet etmiştir: Muhammed b. Salih el‐Ermenî, ʺÖnceden de, sonradan da emir Allahʹındır.ʺ4 ayetinin anlamını sordu. İmam Cevad (a.s) şu karşılığı verdi: ʺDilediği gibi emretmeden önce de, emrettikten sonra da emir Allahʹındır.ʺ Kendi kendime dedim ki: ʺBu açıklama ʺBilesi‐ niz ki, yaratmak da, emretmek de Oʹna mahsustur. Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!ʺ5 ayetinin tevilidir.ʺ Sonra şöyle de‐ dim: ʺŞahitlik ederim ki, sen Allahʹın hüccetisin ve Allahʹın kulları üzerine hüccet olarak görevlendirdiği zatın oğlu‐ sun.ʺ1 16‐ Şöyle buyurmuştur: Hevasına (nefsinin arzusuna) uyan kimse, düşma‐ nına arzu ve isteğini kendi elleriyle sunmuştur. 17‐ Yine şöyle buyurmuştur: Şehvet atına binenin hataları affedilmez.2 18‐ Şöyle buyurmuştur: Karşılığında şükredilmeyen nimet, bağışlanmayan günah gibidir.3 19‐ Yine şöyle buyurmuştur: Kefili Allah olan zayi olur mu? Peşinde Allahʹın olduğu kimse kurtulabilir mi? Her kim kendini Al‐ lahʹtan başkasına verirse, Allah onu, onunla baş başa bırakır.4 20‐ Şöyle buyurmuştur: Acele etmeden temkinli hareket et, ya (istediğine) ulaşırsın ya da yaklaşırsın.5 21‐ Şöyle buyurmuştur: Girişleri bilmeyeni çıkışlar yorup takatsiz bırakır.6 22‐ Şöyle buyurmuştur: Bir şeyi denemeden güvenen kimse, kendini helâ‐ ke ve zahmetli bir akıbete sürüklemiş olur.7 23‐ Şöyle buyurmuştur:
İyi Geçinmeyi terk edene, kötülükler yakın olur.1 24‐ Yine şöyle buyurmuştur: Kötü arkadaştan uzak dur.
CEV_0309 · S. 298–299 · İmam'ın İlmî Mirası
dâr İmam Muhammed Cevad
İyi Geçinmeyi terk edene, kötülükler yakın olur.1 24‐ Yine şöyle buyurmuştur: Kötü arkadaştan uzak dur. O, kınından sıyrılmış bir kılıç gibidir; görünüşü güzel, ama etkisi kötüdür.2 25‐ Şöyle buyurmuştur: Müminin izzeti insanlara muhtaç olmamasında‐ dır.3 26‐ Şöyle buyurmuştur: Hoşnutluğu zulüm olan birinin öfkesi sana zarar vermez.4 27‐ Yine şöyle buyurmuştur: Kişinin hain olması için hainlerin güvendiği biri olması yeterlidir.5 28‐ Şöyle buyurmuştur: Bir bilgiye dayanmadan hareket eden kimsenin bozduğu, ıslah ettiğinden fazla olur.6 29‐ Şöyle buyurmuştur: Kalple Allahʹa yönelmek, bedeni amelle yormaktan daha etkilidir.7 30‐ Şöyle buyurmuştur: En küçük bir şüphe duymadan ayıplayan kimse, memnun edilmeden (delilsiz) ayıplanır.8 31‐ Yine şöyle buyurmuştur: Allahʹa güvenmek, her pahalının fiyatı ve her yük‐ sekliğin merdivenidir.1 32‐ Şöyle buyurmuştur: Kaza gelince, feza dar olur.2 33‐ Şöyle buyurmuştur: Müminin zenginliği, insanlara muhtaç olmaması‐ dır.3 34‐ Yine şöyle buyurmuştur: Kardeşinin hüsnüniyetine razı olmayan, bağışına da razı olmaz.4 35‐ Şöyle buyurmuştur: Hoşuna gittiği için doğruyu senden gizleyen kim‐ se, senin düşmanındır.5 36‐ Şöyle buyurmuştur: İhtiyaçlar ümitle beraber talep edilir ve kadere gö‐ re inerler. Sağlık ise, en güzel bağıştır.6 37‐ Yine şöyle buyurmuştur: Bir kimseye, onunla Allah arasındaki durumu bil‐ meden düşmanlık etme. Eğer iyi biriyse, Allah onu sana teslim etmeyecektir. Kötü biriyse de, onun hak‐ kındaki bilgin sana yeterlidir, ona düşmanlık etme.7 38‐ Şöyle buyurmuştur: Açıktan Allahʹın dostu, gizlide ise düşmanı olma.8 39‐ Şöyle buyurmuştur:
Sakınıp korunma, duyulan korku kadardır.1 40‐ Şöyle buyurmuştur:
CEV_0310 · S. 300 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Ali Hz. Muhammed İmam Cafer Sadık İmam Muhammed Cevad
Sakınıp korunma, duyulan korku kadardır.1 40‐ Şöyle buyurmuştur: Zaman senin için sırların üzerindeki perdeyi yır‐ tar.2 41‐ Ebu Cafer Muhammed b. Ali b. Musa babası Aliʹden, o babası Musaʹdan, o da ataları aracılığıyla İmam Aliʹden (a.s) şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.a) beni Yemenʹe gönderirken tavsi‐ ye mahiyetinde şöyle dedi: ʺEy Ali! İstihare eden şaşırmaz, istişare eden piş‐ man olmaz. Ey Ali! Sakın gecenin başında kalkıp yola çıkma. Çünkü yüce Allah, gündüzde saklamadığı şey‐ leri gecede saklayıp dürer.ʺ ʺEy Ali! Allahʹın adıyla sabah erkenden yola çık. Çünkü yüce Allah sabah erken vakitlerini ümmetim için bereketli kılmıştır.ʺ3 42‐ Yine şöyle buyurmuştur: Allah için bir kardeş edinen kimse, cennette bir ev edinmiştir. 43‐ Şöyle buyurmuştur: Göklerle yer bir kulun üzerine kapanır da sonra kul takvalı olursa, yine de Allah ondan bir çıkış yolu gösterir ona. 44‐ Şöyle buyurmuştur: Allahʹa güvenene Allah sevinç gösterir. 45‐ Şöyle buyurmuştur: Allahʹa tevekkül edene, işlerinde Allah ona yeter. 46‐ Şöyle buyurmuştur:
Allahʹa güvenmek, müminden başkasının sığınma‐ dığı sağlam bir kaledir.
CEV_0311 · S. 301 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Allahʹa güvenmek, müminden başkasının sığınma‐ dığı sağlam bir kaledir. 47‐ Şöyle buyurmuştur: Allahʹa tevekkül etmek, her kötülükten kurtuluş ve her düşmandan korunmadır. 48‐ Yine şöyle buyurmuştur: Din şereftir, ilim hazinedir, susmak nurdur, züh‐ dün gayesi takvadır. Din için bidatten daha yıkıcı bir şey yoktur. Adam için de açgözlülükten daha ifsat edici bir şey yoktur. Sürü çobanla ıslah olur ve belâlar dua ile geri çevrilir. 49‐ Şöyle buyurmuştur: Ömür merkebine binen, zafer meydanına varır. Başkasının felâketine sevinen, benzeri bir felâkete uğ‐ rar. Takva fidanlarını diken, umut meyvelerini devşi‐ rir. 50‐ Şöyle buyurmuştur: Dört şey kula amel hususunda yardımcı olur: Sağ‐ lık, zenginlik, ilim ve ilâhî muvaffakiyet. 51‐ Şöyle buyurmuştur: Allahʹın bazı kulları var, Allah onları devamlı ni‐ mete has kılar. O nimeti muhtaçlara dağıttıkları süre‐ ce nimet onlarda kalır. Fakat vermemeye başladıkla‐ rında, Allah o nimeti onlardan alır, başkasına verir. 52‐ Yine şöyle buyurmuştur: Bir iyiliği yapan kişiler, o iyiliği yapmaya, o iyiliğe muhtaç olanlardan daha muhtaçtırlar. Çünkü ecri, övüncü ve namı onlara döner.
Kişi bir iyilik yaptığı zaman, ilkönce kendine yapmış olur.
CEV_0312 · S. 301 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Kişi bir iyilik yaptığı zaman, ilkönce kendine yapmış olur. 53‐ Şöyle buyurmuştur: Bir insana ümit veren, onu korkutur. Bir şeyi bil‐ meyen, onu ayıplar. Fırsat anlık ve ganimettir. Kederi çok olanın bedeni hasta olur. Müslümanın sahifesinin (amel defterinin) başından güzel ahlâk yer alır. 54‐ Başka bir yerde şöyle buyurmuştur: Mutlu insanın amel defterinin başında ona yönelik güzel övgüler yer alır. 55‐ Yine şöyle buyurmuştur: Güzellik dilde, olgunluk ise akılda olur. 56‐ Şöyle buyurmuştur: Yüzsüzlük etmemek, fakirliğin süsüdür. Şükretmek, zenginliğin süsüdür. Sabır, belânın süsüdür. Tevazu, a‐ saletin süsüdür. Fesahat, konuşmanın süsüdür. Ezber‐ lemek, rivayetin süsüdür. Mütevazı olmak, ilmin sü‐ südür. Güzel edep, aklın süsüdür. Güler yüzlülük, cö‐ mertliğin süsüdür. Başa kakmayı terk etmek, iyiliğin süsüdür. Huşu, namazın süsüdür. Çok ibadet, kanaat‐ kârlığın süsüdür. Kişiyi ilgilendirmeyen şeyi terk et‐ mek, takvanın süsüdür. 57‐ Yine şöyle buyurmuştur: Kişi için kemal ve erdem olarak kimseye kötülük etmemesi yeter.
Kişi için güzel ahlâk olarak başkasına eziyet etmekten vazgeçmesi, cömertlik olarak üzerin‐ de hakkı olanlara …
CEV_0313 · S. 301 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
Kişi için güzel ahlâk olarak başkasına eziyet etmekten vazgeçmesi, cömertlik olarak üzerin‐ de hakkı olanlara iyilik etmesi, kerem olarak onları kendisine tercih etmesi, sabır olarak az şikâyet etmesi, akıl olarak kendisine insaflı davranması, adalet olarak kendisine açıkça gösterilen hakkı kabul etmesi, iyi ni‐ yet olarak kendisi için istemediği şeyi nehyetmesi ye‐ ter. İyi komşuluk olarak ayıplarını bildiği hâlde düş‐ manlarının arasından bile seni ayıplamaması, şefkat ve yumuşak huyluluk olarak hoşlanmadığın kimsenin yanında seni yalnız bırakmaması, arkadaşlık olarak seninle çok uyuşup az ayrışması, şükür olarak iyilik edenin iyiliğini bilmesi, tevazu olarak değerini bilme‐ si, sağlıklılık olarak başkasının ayıplarını aklında tut‐ maması ve kendi kusurlarını düzeltmeye daha çok ö‐ nem vermesidir.ʺ 58‐ Şöyle buyurmuştur: Zulmeden, zulme yardımcı olan ve ona razı olan kişiler suç ortağıdırlar.1 59‐ Şöyle buyurmuştur: Adalet gereği zalime yaptıklarının verildiği gün, mazlumlara zulmettiği günden daha şiddetlidir. 60‐ Şöyle buyurmuştur: İhtiyaçları doğru tespit etmeyen kimse, çözüm yol‐ larını da bulamaz. Açgözlü insan, zillet ipiyle bağla‐ nır.
Varlığını sürdürmek isteyen, musibetlere sabırlı bir kalple hazırlansın.
CEV_0314 · S. 301 · İmam'ın İlmî Mirası
musahiplik İmam Muhammed Cevad
Varlığını sürdürmek isteyen, musibetlere sabırlı bir kalple hazırlansın. 61‐ Şöyle buyurmuştur: Cahiller çok oldukları için âlimler gariptirler. 62‐ Şöyle buyurmuştur: Musibete karşı sabretmek, bundan dolayı sevine‐ cek olan düşman için felâkettir. 63‐ Yine şöyle buyurmuştur: Kişinin ölümü iki çenesi arasındadır. Fikir teenniy‐ le birlikte güzeldir. Ne kötü destektir, ne kötü yar‐ dımcıdır yetersiz ve çarpık fikir! 64‐ Şöyle buyurmuştur: Üç haslet başkalarının sevgisini celp eder: Muaşe‐ rette adaletli davranmak, sıkıntılarda paylaşımcı ol‐ mak ve kalbiselime teslim olmak. 65‐ Şöyle buyurmuştur: İnsanların çeşitli mizaç ve meşrepleri vardır ve herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. İnsan‐ lar kardeştirler. Kimin kardeşliği Allah rızasından baş‐ ka bir amaca yönelikse, bu kardeşlik gün gelir düş‐ manlığa dönüşür. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: ʺAllahʹa kar‐ 66‐ Yine şöyle buyurmuştur: Bir çirkinliği güzel gören, onun suç ortağıdır. 67‐ Şöyle buyurmuştur: Nimete nankörlük etmek, gazabın sebebidir. Sana teşekkürle karşılık veren, senden aldığından fazlasını sana vermiştir. 68‐ Şöyle buyurmuştur: Kendisine olan yakinin seni ıslah ettiği bir arkada‐ şına karşı kötü zanda bulunma. Kardeşine gizlice öğüt veren onu süsler, açıktan öğüt verense onu çirkinleşti‐ rir. 69‐ Şöyle buyurmuştur: Her şerefli insanın şerefi onun ilmidir. Kişinin ulu‐ luğu ise, Rabbi olan Allahʹtan korkup sakınmasıdır. 70‐ Yine buyurmuştur ki: Vakti gelmeden önce bir işi yapmaya acele etme‐ yin, yoksa pişman olursunuz. Süre size uzun gelmesin (sürenin size gelmesini düşünmeyin veya istemeyin), aksi takdirde kalpleriniz katılaşır. Zayıflarınıza merhamet edin. Zayıflara merhamet etmek suretiyle Allahʹtan merhamet dileyin. 71‐ Şöyle buyurmuştur: Günahkâr birine umut bağlayan kimsenin göreceği en aşağı ceza, (umduğundan) mahrum kalmasıdır.
72‐ Ve şöyle buyurmuştur: İnsan eceliyle ölmeden önce günahlarıyla ölür.
CEV_0315 · S. 305 · İmam'ın İlmî Mirası
İmam Muhammed Cevad
72‐ Ve şöyle buyurmuştur: İnsan eceliyle ölmeden önce günahlarıyla ölür. İn‐ sanın iyilikleriyle yaşaması ise, normal ömrüyle ya‐ şamasından daha uzundur.1 Âlemlerin Rabbi olan Allahʹa hamdolsun!

İçindekiler

Takdim ...............................................................................................
CEV_0316 · S. 307–308 · İçindekiler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Takdim ............................................................................................... 7 Birinci Bölüm / 19 İmam Cevadʹın Hayatına Kısa Bir Bakış ................................... 21 İmam Cevadʹın (a.s) Kişiliğinden görünümler......................... 33 Beşikte Konuşması ..................................................................... 34 Küçük Yaşta Kendisine Hikmet Verilmesi ............................. 35 İlmi ............................................................................................... 36 İkinci Bölüm / 59 İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) Doğumu ................................ 61 Soyu .............................................................................................. 61 Annesi .......................................................................................... 61 Doğumu ....................................................................................... 62 Künyesi ........................................................................................ 62 Lakapları ...................................................................................... 62 Mührünün Üzerindeki Yazı ...................................................... 63 İmam Muhammed Takiʹnin (a.s) Hayatının Aşamaları .......... 65 İmam Muhammed Cevad, Babasının Himayesinde ................ 69 Abbasîlerin Halka Karşı İzlediği Siyaset ................................. 70 Bu Aşamanın Siyasal Yapısı ...................................................... 73 Muhammed Emin; Karakteri ve Siyaseti ................................. 75 Abdullah el‐Meʹmun; Karakteri ve Siyaseti ............................ 81
İmam Rızaʹnın Şahadeti ve İmam Cevadʹın İmameti ..........
CEV_0317 · S. 309–311 · İçindekiler
İmam Muhammed Cevad Ehl-i Beyt Hz. Muhammed
İmam Rızaʹnın Şahadeti ve İmam Cevadʹın İmameti .......... 100 Üçüncü Bölüm / 111 İmam Muhammed Taki Döneminin Belirgin Özellikleri ... 113 Kültürel Hayat .......................................................................... 113 Siyasî Hayat .............................................................................. 123 İktisadî Hayat ............................................................................ 129 İmam Muhammed Taki ve Döneminin Yöneticileri ............. 143 1‐ Meʹmun Abbasî ..................................................................... 143 2‐ Muʹtasım Abbasî ................................................................... 158 İmam Cevad (a.s) Döneminin ihtiyaçları ................................ 175 Dördüncü Bölüm / 179 İmam Cevad ve Genel İslâmî Ortamın Ohtiyaçları .............. 181 Ehl‐i Beyt ve İlâhî Önderlik .................................................... 181 İslâm Âlemi ve Ehl‐i Beyt Medresesinde Küçük Yaşta (Erken) İmamlıkla Görevlendirilme ...................................... 189 İmam Cevad ve Ümmet Arasında Yaygın Olan Sapkın Anlayışlar .................................................................................. 195 İmam Cevad ve İslâm Ümmetinin Evlâtlarının Dertleriyle İlgilenmesi ................................................................................. 200 İmam Cevad ve Salih Cemaatin İhtiyaçları ............................ 205 İmam Cevad, İmameti Etrafında Yayılan Kuşkuları Gideriyor ................................................................................... 205 İmam Cevad ve Salihler Topluluğunun Kültürel Yapısı .... 209
Salih Cemaati Örgütlemesini Sağlamlaştırması ve Gaybet Dönemine Hazırlaması …
CEV_0318 · S. 312–313 · İçindekiler
Hz. Muhammed İmam Muhammed Cevad
Salih Cemaati Örgütlemesini Sağlamlaştırması ve Gaybet Dönemine Hazırlaması ............................................................ 232 İmam Hadiʹnin (a.s) Erken Dönem İmamlığına Hazırlık Yapması ...................................................................................... 236 İmam Cevad ve Mehdilik Meselesi ........................................ 240 İmam Cevadʹın Medresesi .......................................................... 243 İmam Muhammed Cevadʹın (a.s) Ashabı ............................. 243 İmam Cevadʹın (a.s) İlmî Mirası ................................................ 261 Tefsir İlmine İlişkin Mirası ...................................................... 262 Kelâm İlmine İlişkin Mirası ..................................................... 264 Fıkhî Mirası ................................................................................ 267 Tarihî Mirası .............................................................................. 269 İmam Cevadʹın İlmî Mirasında Tıbbın Yeri .......................... 274 İmam Cevadʹın İlmî Mirasında Duanın Yeri ........................ 282 İmam Cevadʹdan (a.s) Öğütler ............................................... 293