Şah Hatayi

195 Werke, 2 analysiert · Quelle: Hatayi_Divani.pdf

Gönül ne gezersin seyran yerinde
SH_0001 · Gedicht Nr. 1 · S. 42–43 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gönül ne gezersin seyran yerinde Âlemde her şeyin var olmayınca Olura olmaza dost deyüb gezme Bir ahdine bütün yâr olmayınca Yürü sofî yürü yolundan azma îlin gıybetine kuyular kazma „ Varub her dükkânda metâm çözme Yanında mürşidin var olmaymca Kalktı havalandı gönülün kuşu Kavga gıybet etmek kötünün işi Üstadın tanımaz bunda her kişi Anm kim mürşidi er olmayınca Varub bir kötüj'^e seri olma nöker Çerhine değer de dolunu döker Ne Hudâ’dar^korkar ne hicap çeker Bir kötüde nâmus âr olmaymca Şah Hatâyî’m edem bu sırrı beyan Kâmil midir câhil sözüne uyan Bir başdan ağlamak ömredir ziyan İki başdan muhib yâr olmayınca
Gel öğüt viereyim öğüt alırsan
SH_0001b · Gedicht Nr. 2 · S. 42–43 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel öğüt viereyim öğüt alırsan Hizmet eyle gene gülü bulunca Kervan gider sakın geri kalırsın Heman elden koma yolu bulunca Öldürse de çıkmaz yoldan yol eri Gerçeklerin elindedir yulan Göründü seyreyle akan sulan Karışır ummana seli bulunca Arı oldun her çiçekten alırsm Balm damızlığın kande bulursım Yetmiş bin âyete delil olursım Anlajnp da bu ma’nâyı bilince Dinleyip de bu ma’nâyı yazmalı Her kişi hâlince kuyu kazmah Yedi pâdişahlık yeri gezmeli Hâline münâsib eri bulunca Sil süpür kalbini sütten beyaz it .Öldür nefisini şeytandan ant Doksan dokuz ere çıktı Bâyezit Hâline münâsib eri bulunca Şah Hatâyî’m eydür bakma bu hâle Gönlümüzde vardır bir ulu kale Elif gele aym gele mim gele Derdli kullar dermânmı bulunca
Gele gönül hoş görelim bu demi
SH_0002 · Gedicht Nr. 3 · S. 43–44 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Gele gönül hoş görelim bu demi Bu da böyle kalmaya bir gün ola Kişi çekmek gerek gussasa gama Hak’tan gelür her ne gelse bir kula Er odur i’tikad ede pirine Nazar ede evvel ü âhırma Elbet yol kadimdir ilter yerine Sana kim neylerse salagör yola Biz de biliriz ki dostu kardeşi Bulamadım bir kara gün yoldaşı Dost geçinüb yüze gülen kallaşı Bahâsıdır satmak gerek bir pula Her kişi bir hayâl ile eğlenür Dâim anın gönlünde ol eğlenür Böyle olur sevdiğim gâh ağlanur Kimi gördük kıyamete de^güle Kârun’u gör bunadı ya buldukça İnandı felek yüzüne güldükçe Sen iylik et durma elden geldikçe Dediler Halk bilmezse Halik bile Gerçek olan kişi dosttan ayrılmaz Değme kişide hakikat bulunmaz Sen seni satsan yedirsen bilinmez Bu zamanda kimse yaramaz ile Hatâyı dünyânm ötesi fânî Bizden evvel bunda gelenişr kani Sanma dâim şad yürüye düşmeni Bir gün olub nevbet ana da gele
Sabah oldu kutlu günler doğuyor
SH_0003 · Gedicht Nr. 4 · enthält auch Nr. 4, 5, 6, 7 · S. 44–47 · 124 Zeilen · noch nicht analysiert
Sabah oldu kutlu günler doğuyor Hatâ ettim günâhımı bağışla îhsân ettiğine nurlar yağıyor Hatâ ettim günâhımı bağışla Yağan yağmur içün esen yel içün Dergâhma varan doğru yol içün Urum’daki Hacı Bektaş Vel- içün Hatâ ettim günâhımı bağışla Seksen bin Urum erenleri içün Doksan bin Horasan pirleri içün Haşan Hüseyin’in nurları içün Hatâ ettim günâhımı bağışla Hüseyin Gazî’çün gerçek er içün Nazar edüb yarattığın yer içün Müşkilleri halleden rehber içün Hatâ ettim günâhımı bağışla Tâlib olamaz rehbersiz babasız Harman mı savrulur yeisiz yabasız Kul hatâsız olmaz hatâ tevbesiz Hatâ ettim günâhımı bağışla Ejryub Peygamber’in gözü yaşıyçün îiıüb inüb deldiceği taş içün Yusuf Peygamber’in aziz başıyçün Hatâ ettim günâhımı bağışla Mûsâ’ya verdiğin Tûr’un hakkiçün îsâ’ya verdiğin sûnm hakkiçün Ol şems ü kamerin nurun hakkiçün Hatâ ettim günahımı bağışla Cümle biten çiçeklerin hakkiçün On iki Ma’sûm’i pâk’in hakkiçün Sen ganîsin sende ngayrı kimsem yok Hatâ ettim günâhımı bağışla Hatâyı çağırır aman Enelhak Münkir kullanndan uzaksın uzak Sen ganîsin senden gayn kimsem yok Hatâ ettim günâhımı bağışla înüb yerden göğe binâ kuranlar Ali ile Muhammed’in aşkma Melekler misâli secde duranlar Ali ile Muharamed’in aşkına ŞeTtanı sürdüler düş eylediler Yezid’in bağrını taş eylediler Kırklar velâyeti fâş eylediler Ali ile Muhammed’in aşkına Muhammed Ali’dir kuran bu yolu Mü’mine saçıldı tarikat gülü Bir ulu dergâhtır sürün bu demi Ali ile Muhammed’in aşkına Muhammed Ali’nin cem’ine vardı Kırklar da silkinüb ayağa durdu Doksan bin erenler semâa girdi Ali ile Muhammed’in aşkına Şah HatâyVm hatm eyledim kelâmı Evvelâ Cibril’e verdi selâmı Mahrum öîİtTrârieven şâhı, imâmı Ali ile Muhammed’in aşkma Dün gün intizârım sana Kerbelâ Varalım îmâmı Hüseyn aşkma Serden gayrı sermâyem yok elimde Verelim îmâmı Hüseyn aşkına Ne hub öter şu seherin bülbülü Mani söyler îman ehlin kullan Taze açılmış Askeri’nin gülleri Derelim İmâmı Hüseyn aşkına Rehber talibini ankla getür Tamâm eyle eksik yerlerin yetür ' Rızâ lokmasını meydâna getür Yiyelim İmâmı Hüseyn aşkına Kapuyu kakdı kırklann birisi Birisinden mest olubdur varisi Sarı kaya pâdişâhın korusu Konalım İmâmı Hüseyn aşkma Şah Hatayım bu yola beli deyu Çağnşurlar Muhammed Ali deyu Cümlemiz bir ikrânn kulu deyu Varalım İmâmı Hüseyn aşkına Mürşidlikten size budur erenler Her ne ister menzil nere buluna Günfeş gibi tulü’ ede burcundan Ay üe gün doğub anda doluna Mürşid oldur tâlibini pişire Elin alub azmaklıktan devşire Günde bin kez teber vursa başma Lâ demeye ver nasibin alana Lâ der ise nasibini verme gel Nefsi yamandır yanmda durma gel Ölür ise namazmı kılma gel Sad hezâran lâ’net anm canına Tâlib deme pir yanmda utana Tâlib denmez pir yanmda ötene Güman ile yatur olsa siteme Yuma anda murdar gönder sinine Pir oldur ki pir yurdunda otura Tâlibin noksan yerini yetüre Teselli verüben yola getüre Eriştire dört kapunun hepine HatâyVyem. çar köşej^ gezerem Aşk kitabın okuyuben yazarem Mürşidine kec bakandan bîzârem Ne çağıram ne hod varam yanına
Aman mürvet Şâh-ı Merdan gel yetiş
SH_0004 · Gedicht Nr. 8 · S. 47–48 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Aman mürvet Şâh-ı Merdan gel yetiş Bozuldu bu âlem düzülmez ebed Kim-ileri çekti kimisi geru Aradan adavet kesilmez ebed Gayet evliyânm delili battı Sofiler de yol erkânı unuttu Tâlibin rehberden korkusu gitti Tâlib de rehbere sorulmaz ebed İleni gelenler geriye ürktü İkrar veren bir sırada duruktu Biraz yol hâini kallâş birikti Yolda büyük küçük bilinmez ebed Bir yere bir ocak oğlu gelince Danlur günâhm suçun sorunca Evliyânm buyruğunu deyince Kaçtı bir çokları görünmez ebed Şah Hatâyi'm yanar bağnmm başı Purmajnıb akıyor gözümün yaşı Ezel bu irfandan nasibsiz kişi Elbet bu demlerde bulunmaz ebed
Evvel ol_Allah’m adı söylenür
SH_0005 · Gedicht Nr. 9 · S. 48–49 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Evvel ol_Allah’m adı söylenür Cümle ibâdetin başıdır tevhîd Pirim Şeyh Safî’den bize kalmıştır Sofi kardeşlerin kânıdır tevhîd Her kim Şeyh Safî’nin emrini tutmaz Yorulur bu yolda menzile gitmez Gayn millet ana i’tibâr etmez Cümle il^âdetin başıdır tevhîd Tevhîd ile bitmez işler bitmiştir Tevhîd ile dünyâ karar tutmuştur Tevhîd ile tâlib Hak’ka yetmiştir Dermansız derdlerin dermanı tevhîd Mürebbîsiz nıusâhibsiz dâmensiz İkrarından dönen yanar imansız Yakın ihlâs ile çağır gümansız Şeyh Safî’nin armağanıdır tevlid Can HatâyPm Tevhîd derya denizdir Tevhîd etmeyenler bizim nemizdir ' Pîrim Şeyh Saff’den sermâyemizdir On iki imâmm erkânı tevhîd
Dün ü gün isteğim budur Huda’mdan
SH_0006 · Gedicht Nr. 10 · S. 49 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Dün ü gün isteğim budur Huda’mdan Mürşidimden gayn nem var benim de Dâimâ ayırma beni izinden Mürşidimden gayn nem var benim de Mürşide hile olmaz doğru gelinür Yalanın bünyâdı yokdur delinür Her ne ister isen anda bulunur Mürşidimden gayrı nem var benim de Yedi yerde İmam Ca’fer makamı Verdiler elime çün erzakımı Nakd elinde Şeyh Safî’nin makamı Mürşidimden gayri nem var benim de Muhammed Ali’nin doğru erkânı Mürşidine var ki göresin seni Mürşidin gemidir tâlib yelkeni Mürşidimden gayrı nem var benim de Bu sözü söyleyen Sultân Hatâyî Hatâyî’den gayrı kim var gedâyî Saların: üstüne bin bir kazâyı Mürşidimden gayrı nem var benim de
Kıble tarafından bir yıldız doğdu
SH_0007 · Gedicht Nr. 11 · S. 50 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Kıble tarafından bir yıldız doğdu Şevki on sekiz bin âleme urdu Yezidler mü’mini üstüne aldı Hâcem hayırlısın yazsun kaleme Yine kudretinden bir güneş doğdu Gökteki melekler secdeye indi Mehdi’nin sadâsı bağrımı deldi Zülfikar Kanber’den çıkar âdeme Şâhım gelir sağa sola bakmur Şah hışmmdan gökte nıelek sakınur Allah deyu ism-i a*zam okunûr îki rek’at namaz vardır kılana Şah Hatâyî yine varayım derse Varayım da hacı olayım derse Bu sırrm aslına ereyim derse Mürşid eşiğini bekler biline
Lâmekân ilinden misâfir geldim
SH_0008 · Gedicht Nr. 12 · S. 50–51 · 48 Zeilen · noch nicht analysiert
Lâmekân ilinden misâfir geldim Şu fena mülküne bastım İademe Nerenin selâmm getürdün dersen Şu fenâ mülküne gelüb bu deme Şu fenâ mülküne gelüb giderken Sarvan olub bin bir katar yederken Yoğurub çamurum balçık ederken geçerimle su taşıdım Âdem’e Adem’den'Ön âdem çok geldi gitti Mülk sâhibi bu cihanı halk etti 0 yuğurdu yaptı hem o yarattı Yedi kez emeğim geçti bu deme Ben bu dam içinde ırmağ akıttmı Celâlimden âdem oğlvm kakıttmı Mııhkem tuttum kalb evimi berkittim Anm içün İblis girmez kubbeme Şu fena mülküne gelüb yetmeden Ekilüben can tohumu bitmeden Kaldmıb binâsm tamâm etmeden Arş altmda yönüm döndüm kıbleme Ben kıblemi kıblem beni bilübdür Evliyâ enbiyâ andan olubdur Ben bilürem anam benden gelübdür 01 vakitte nikâh kıydım babama Ben hocamı kucağımda büyüttüm Kudret meyin emzik verüb avuttum Ders verüben ben hocamı okuttum Dört kitabdan ders verirdim hocama Ben obam içinde mekânda iken Muhammed’le bile mi’racda iken Mûsâ’la doksan bin kelâmda iken Doksan bin ilimi koydum abama Ben obam içinde bâkî can idim Ali idim din idim imân idim Kendisi Hak idi ben zindân idim Şimdi gelmiş sultan olmuş obama Şükr olsun Hatâyı sırdır sözlerim Aşk âteşin derûnumda gizlerim Günden ayan aslâ görmez gözlerim Âhır kârdan bu yazıldı adıma
Erenler serveri Şâh-ı velayet
SH_0009 · Gedicht Nr. 13 · S. 51–52 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Erenler serveri Şâh-ı velayet Aldı mü’minlerin elin eline Hânedan dostuna eyler hidâyet Mü’min olanları çeker yoluna Eğer bende isen Şâh-ı Merdân’a Ali gibi sen de kalma noksâna Bir tâlibi pişir getür meydana Ezel ebed lâ gelmeye diline Nasihattir benden sana emânet Sâdık emânete etmez hiyânet Yemek ile içmek içün bir âdet Kui-du Hak Arslanı mü’min kuluna Erenler gittiği yolları gözle Gözet bir kâmilin izini izle Mü’min kardeşlerin aybmı gizle Girmek ister isen rahmet gölüne Mürşide rehbere eyle itaat Zâhirde bâtında gözle sadâkat Muhammed Ali’den kaldı emânet Bağçe donanınca güller alma Muhammed Ali kırklara katıldı Anda varlıkları cümle atıldı Bir Yahudiye kul oldu satıldı îstek Hak olduğu bundan biline Sah Hatâyı cennet kapustm açtım Cömerd olanlann dolusun içtim Bshti olanlan ayırdım seçtim Bahilden gaynsı cemde buluna
Muhammed Ali’yi candan sevenler
SH_0010 · Gedicht Nr. 14 · S. 52–53 · 24 Zeilen · 18 Zeilen, 5 mit Ayet
Muhammed Ali’yi candan sevenler Yorulub yollarda kalmaz inşallah İmamı Hasan’m yüzün görenler Hüseyin’den mahrûm olmaz inşallah tmamı Zeynel’den bir dolu içen İmamı Bâkır’dan kaynayub coşan Sıdk ile İmam Ca’fer’e ulaşan Bundan özge yola sapmaz inşallah İmamı Mûsâ’dan gelen erenler Can baş fedâ edüb cemler görenler İmamı Rızâ’ya zehir verenler Dîvanda şefâat bulmaz inşallah Bir gün olur okuturlar defteri Şah oğlunun elindedir teberi Uyanırsa Takî, Nakî, Askerî Açılan gülümüz solmaz inşallah Hatâyı der bu iş bir gün biter a Özünü katagör ulu katara Mehdî şevki bu cihanı tutar a Şah oğlıma sitem olmaz inşallah

Zuordnungen

Verszeile(n)Bezug
Muhammed Ali’yi candan sevenler
Muhammed ve Ali’ye içten bağlılık gösterenlerin manevi yakınlık ve kurtuluş umudu taşıdığı anlatılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Yorulub yollarda kalmaz inşallah
İnanan kişinin manevi ilerleyişte engellere rağmen yolda kalmadan hedefine ulaşması dilenir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
İmamı Hasan’m yüzün görenler
Hasan’ın manevi makamını ve temsil ettiği güzelliği idrak edenlerin bereket ve iyiliğe erişeceği ifade edilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Hüseyin’den mahrûm olmaz inşallah
Hüseyin’in temsil ettiği adalet, fedakârlık ve manevi destekten uzak kalmama dileği dile getirilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
tmamı Zeynel’den bir dolu içen İmamı Bâkır’dan kaynayub coşan
Zeynel Âbidîn’in manevi irfanından pay alan kişinin içsel arınma ve bilgelik kazanacağı anlatılır. Bâkır’dan alınan bilginin ve manevi feyzin kişinin içinde çoğalıp canlı bir coşkuya dönüştüğü belirtilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Sıdk ile İmam Ca’fer’e ulaşan
İçtenlik ve doğrulukla Ca‘fer’in manevi öğretisine yönelen kişinin hakikate yaklaşacağı ifade edilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Bundan özge yola sapmaz inşallah
Hakikate götürdüğüne inanılan manevi yönelişten vazgeçmeme ve başka yollara dağılmama dileği anlatılır.
„Bu benim dosdoğru yolumdur, onu izleyin, başka yolları izlemeyin ki, sizi O’nun yolundan ayırıp parçalara bölmesinler. Sakınıp korunasınız diye O bunu önermiştir size."
EN’AM 6:153 · Similarity 0.5203 · über bedeutung
„Dosdoğru giden yola ilet bizi…"
FATİHA 1:6 · Similarity 0.5081 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
İmamı Mûsâ’dan gelen erenler
Mûsâ Kâzım’ın manevi mirasını sürdüren olgun ve seçkin kişilerden söz edilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Can baş fedâ edüb cemler görenler
Topluluk içindeki ibadet ve birlik meclislerine katılanların kendilerini bütünüyle manevi hizmete adadığı anlatılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
İmamı Rızâ’ya zehir verenler
Masum ve kutsal kabul edilen bir kişiye kötülük edenlerin ağır bir ahlaki suç işlediği vurgulanır.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak haksız yere öldürme ve seçkin kullara eziyet etme temaları bakımından verilen ayetlerle dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Allah’ın ayetlerini inkar edip haksız yere peygamberleri öldürenler ve insanlar içinden adaletle emredenlerin canına kıyanlar var ya, işte onlara korkunç bir azabı muştula."
ALİ İMRAN 3:21 · Similarity 0.5069 · über original
„Ey iman edenler! Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın. Allah, Musa’yı onların dediğinden uzak tutmuştur. O, Allah katında olumlu, itibarlı bir kul idi."
AHZAB 33:69 · Similarity 0.4998 · über original
Freigabe: pending
Dîvanda şefâat bulmaz inşallah
Mazluma kötülük edenlerin ilahi ve manevi yargı karşısında bağışlanma ve aracılık elde edemeyeceği söylenir.
„Artık yarar sağlamaz onlara şefaatçilerin şefaati."
MÜDDESSİR 74:48 · Similarity 0.5395 · über bedeutung
„Kimsenin kimse yerine birşey ödemeyeceği, kimseden fidye kabul edilmeyeceği, şefaatin hiç kimseye yarar sağlamayacağı ve onların hiçbir yardım göremeyecekleri o günden korkun."
BAKARA 2:123 · Similarity 0.5561 · über beide
Freigabe: auto_approved
Bir gün olur okuturlar defteri Şah oğlunun elindedir teberi
İnsanın yaptıklarının bir gün ortaya çıkarılacağı ve davranışlarından sorumlu tutulacağı anlatılır. Şah’ın oğluna atfedilen balta, kötülüğü ortadan kaldıran cezalandırıcı ve adalet sağlayıcı gücü temsil eder.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak defterin okutulması ve teberin adalet sembolü oluşu, kıyamet günü hesap ve eksiksiz adalet temasıyla ilişkilendirilebilir:
„Kıyamet günü için adalet terazilerini kuracağız / adaleti terazilere koyacağız. Hiç kimseye zerre kadar zulüm edilmeyecek. Hardal tanesi kadar birşey olsa onu ortaya getiririz. Hesapçılar olarak biz yeteriz."
ENBİYA 21:47 · Similarity 0.5351 · über beide
„Korkun o günden ki, onda Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra her benliğe kazanmış olduğu tam bir biçimde verilecektir. Onlar hiçbir zulme uğratılmayacaklardır."
BAKARA 2:281 · Similarity 0.5401 · über bedeutung
Freigabe: pending
Uyanırsa Takî, Nakî, Askerî
Takî, Nakî ve Askerî’nin yeniden uyanışı, manevi bilincin ve adaletin harekete geçmesi şeklinde yorumlanır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Açılan gülümüz solmaz inşallah
İlahi güzellik, manevi umut ve sevgiyle açılan değerlerin kalıcı olması dilenir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Hatâyı der bu iş bir gün biter a
Şair, yaşanan sürecin ve sıkıntıların sonunda mutlaka sona ereceğini bildirir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Özünü katagör ulu katara
Kişinin benliğini büyük manevi topluluğa ve hakikat yolculuğuna katması öğütlenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak özü yüce bir topluluğa katma düşüncesi, inananlarla birlik olma ve salihlerle beraber bulunma çağrısıyla ilişkilendirilebilir:
„Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız."
ALİ İMRAN 3:103 · Similarity 0.4975 · über bedeutung
„Benliğini, sabah-akşam yüzünü isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma. Ve sakın, kalbini bizim Zikrimiz’den / bizi anmaktan gafil koyduğumuz, boş arzularına uymuş kişiye boyun eğme. Böylesinin işi hep aşırılıktır."
KEHF 18:28 · Similarity 0.4933 · über bedeutung
Freigabe: pending
Mehdî şevki bu cihanı tutar a
Mehdî’ye duyulan coşku ve umut, bütün dünyayı etkileyen bir yenilenme ve adalet beklentisi olarak sunulur.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Şah oğlıma sitem olmaz inşallah
Şah’ın oğluna yöneltilmiş bir haksızlık veya kırgınlığın bulunmaması dileğiyle manevi bağlılık ve koruma umudu ifade edilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved

Genel İzlenim

Deyiş, Muhammed-Ali sevgisi ve On İki İmam bağlılığı üzerinden dosdoğru yolda sebat etmeyi, sadakati ve manevî olgunlaşmayı dile getirir. Kur’an’da vurgulanan Allah’ın yoluna uyma, ayrılık ve sapmalardan sakınma, salihlerle beraber olma ve hesap gününde adaletin eksiksiz tecelli edeceği ilkeleriyle ortak bir ahlâkî zemin taşır. İmamlar, deyişte tarihsel şahsiyet olmanın yanında irfan, rehberlik, sabır ve hakikat yolunun sembolleri olarak görünür. Şefaat, divan, defter ve terazi gibi imgeler ise nihai hükmün Allah’a ait olduğu; zulüm, ihanet ve haksızlığın karşılıksız kalmayacağı düşüncesini mecazî biçimde pekiştirir.

Sözlük

  • Can: Kişinin bütün varlığı ve içten bağlılığı anlamında kullanılır.
  • Cem: Birlik, ortak ibadet ve manevi dayanışma meclisini simgeler.
  • Defter: İnsanın eylemlerinin kayda geçirilmesini ve hesap gününü simgeler.
  • Dîvan: Manevi hüküm ve hesap verme makamını simgeler.
  • Dolu: Manevi bilgi, feyiz ve hakikat sarhoşluğu veren kutsal içimi simgeler.
  • Erenler: Manevi olgunluğa erişmiş ve hakikati temsil eden kişiler anlamında kullanılır.
  • Gül: Manevi güzelliği, sevgiyi ve hakikatin açığa çıkışını simgeler.
  • Katar: Manevi yolculukta birlikte ilerleyen topluluğu ve ortak yönelişi simgeler.
  • Mehdî: Son dönemde adaleti ve doğru yönelişi yeniden tesis edeceğine inanılan kurtarıcı figürü ifade eder.
  • Öz: Kişinin iç hakikatini ve arındırılması gereken benliğini ifade eder.
  • Şah: Manevi önderlik, yücelik ve hakikati temsil eden makamı ifade eder.
  • Teber: Manevi otoritenin kötülük ve haksızlık karşısındaki keskin gücünü simgeler.
  • Yol: Manevi eğitim, hakikate yöneliş ve olgunlaşma sürecini simgeler.

Herkunft

meaning_model: gpt-5.6-luna ranking_model: gpt-5.6-luna reasoning_model: gpt-5.6-terra validation_model: gpt-5.5-2026-04-23 embedding_model: text-embedding-3-large retrieval_mode: hybrid retrieval_context_lines: 2 min_score: 0.4 analyzed_at: 2026-08-05T09:46:31.317318+00:00
Kudret kandilinde parlayup duran
SH_0011 · Gedicht Nr. 15 · S. 53–54 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Kudret kandilinde parlayup duran Muhammed Ali’nin nûrudur vallah Zuhûra gelüb de küffân kıran Elinde Zülfikar Ali’dir billâh Elinde Zülfikar altında Düldül Önünce Kanber’i dilleri bülbül Hazret-i Fâtıma cennette bir gül Anı Ali’ye verdi Habîbullah Zuhûra geldiler Hasen Hüseyin Anların nûrundan zıyâlandı din Kırklarla buluştu Zesmelâbidin Tutarız yasını hasbetenlillâh Muhammed Bâkır’dan Ca’fer-i Sâdık Şâhım Mûsâ Kâzım Rızâ’yı dedik Tarikat eliyle cismimiz yuduk Hak dedi mü’minin kalbi Beytullah Takî, Nakî on iki imam câm Hasen-â Askerî Cem’in sultânı Elinde hücceti sâhib zamânı Sıdk ile dileriz gönderir Allah Hatâyî'm teslim et özün üstâza Elinde Zülfikar hem ehl-i gazâ Bin bir dondan baş gösterdi Murtezâ Bir mürşid belinden geldik eyvallah
Serseri meydanı değil bu meydan
SH_0012 · Gedicht Nr. 16 · S. 54 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Serseri meydanı değil bu meydan Gefil yiirümeyüb hazer olmşlı Giru düş yatlu fikr .ü yaman huydan Öz özünden özge zikir bulmalı Efsâneden berî eyle hâlini Rızâ ile bend eyle sen dilini Temâşâ eyle hilkatin yolunu Tenin kesüb kanın odur bulmalı Gaziler nâdâhı istemez nider Her ot kökü üzre uzayup gider Bu çekirdek aslına te’lîf eder Arayub bir özge bîmar bulmalı Hatâyî’m ikrardan dönen Mervan’dır Gaziler dergâha giden kervandır Musâhib dindir mürebbî erkândır Bir er bu dergâha yeder bulmalı
Tarîkatin erkânına ey mü’min
SH_0013 · Gedicht Nr. 17 · S. 54–55 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Tarîkatin erkânına ey mü’min Müşkilimiz hail oldu bizi gör imdi Gönül bizden yolu erkânı sorar Üç yüz altmış bin uğrağı var imdi î ’tibâr etmezler bunda yalana Verir nasibin yÜz sürüb gelene Ay Ali’dir gün Muhammied büene Gerçek isen ikrarına dur imdi Gitmez oldu §u gönlümün karası Aşk od’una ciğerciğim yanası Kırk makamdan benim bağrım yanasî Merhem eyle dört kapuda sar imdi Bâtıl olub kendi özün saklama Yüz sürüb de kilimini yoklama Evliyânın gevherini saklama Müşterisin buldun ise ver imdi Şah Hatâyı âhı arttı tâlibin Neyleyeyim bunda fırsat çalibin Dil evliyânmdır kulak tâlibin Rakibler dujrmasm süregör imdi
Ali’nin sırrına ereyin dersen
SH_0014 · Gedicht Nr. 18 · S. 55–56 · 23 Zeilen · 20 Zeilen, 13 mit Ayet
Ali’nin sırrına ereyin dersen Bir mürsid-i kâmil bul da andan gei (S) Küfrünü îmâna satayım dersen Var kendi küfrünü bil de andan gel Şeriat ma’nisi insana sözdür Tarikat sözlerimiz gece gündüzdür Gönül bahr-i aşktır deryâ denizdir Bahrî ol ummana dal da andan gel Pişin pişiri söyle sözünü îki babdan ayırma gör gözünü Mürşidine teslim eyle özünü Musâhib kapusun bul da andan gel Cellâd oluben cânma kıyagör Ârif olub her ma’niden duyagör Cesedin kendi elinde yuyagör Kendi namazmı kıl da andan gel Şah Hatâyî’m ma’ni söylerim düden Ayırırlar seni kibr ile kinden Ölmeyene nasîb olmaz bü yoldan Var ölmezden evvel öl de andan gel

Zuordnungen

Verszeile(n)Bezug
Ali’nin sırrına ereyin dersen
Ali’ye atfedilen batıni hakikati kavramak isteyen kişinin içsel bilgi ve manevi idrak arayışına yönelmesi gerektiği söylenir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Bir mürsid-i kâmil bul da andan gei (S)
Manevi olgunluğa ulaşmak isteyen kişinin yetkin bir rehber bulup onun eğitim ve yönlendirmesinden geçmesi gerektiği belirtilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Küfrünü îmâna satayım dersen
İnkâr ve hakikatten uzaklık hâlini bırakıp bilinçli inanç ve teslimiyet durumuna geçme arzusu dile getirilir.
„İman karşılığında küfrü satın alanlar, Allah’a herhangi bir biçimde asla zarar veremezler. Korkunç bir azap vardır onlar için."
ALİ İMRAN 3:177 · Similarity 0.5341 · über original
„Ama tövbe eden, inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapan kişinin, kurtuluşa erenlerden olması ümidi vardır."
KASAS 28:67 · Similarity 0.5275 · über bedeutung
Freigabe: pending
Var kendi küfrünü bil de andan gel
Kişinin önce kendi inkârını, eksikliğini ve hakikatten uzaklığını fark ederek dönüş yoluna girmesi öğütlenir.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak kişinin kendi inkâr ve kusurunu fark ederek tövbeye yönelmesi bakımından ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Af dileyin Rabbinizden; sonra da tövbe ile O’na yönelin ki, belirlenmiş bir süreye kadar sizi güzel bir nimetle nimetlendirsin ve her farklı derece sahibine hak ettiği ödülü versin. Eğer yüz çevirirseniz, o taktirde sizi büyük bir günün azabıyla korkuturum."
HUD 11:3 · Similarity 0.5314 · über bedeutung
„Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah’a yönelin. Umulur ki Rabbiniz çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen herşeye Kadir’sin, herşeye gücün yeter.”"
TAHRİM 66:8 · Similarity 0.5341 · über bedeutung
Freigabe: pending
Şeriat ma’nisi insana sözdür
Dini hükümlerin ve ahlaki ilkelerin insanlara söz ve öğretim yoluyla bildirilen dış çerçeveyi oluşturduğu söylenir.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak şeriatın insana yönelik ilahî hüküm, öğüt ve hayat düzeni oluşu bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Sana da Kitap’ı hak olarak indirdik. Kitap’tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenirliğini sağlayıcı olarak. O halde onlar arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet, Hak’tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden herbiri için bir yol ve bir metod belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir."
MAİDE 5:48 · Similarity 0.427 · über bedeutung
„Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden / edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yazaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor."
NAHL 16:90 · Similarity 0.4526 · über bedeutung
Freigabe: pending
Tarikat sözlerimiz gece gündüzdür
Manevi yolun öğretilerinin sürekli hatırlanması, konuşulması ve hayatın her zamanında uygulanması gerektiği ifade edilir.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak gece gündüz zikri ve öğüdü sürdürme anlayışıyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Benliğini, sabah-akşam yüzünü isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma. Ve sakın, kalbini bizim Zikrimiz’den / bizi anmaktan gafil koyduğumuz, boş arzularına uymuş kişiye boyun eğme. Böylesinin işi hep aşırılıktır."
KEHF 18:28 · Similarity 0.4724 · über bedeutung
„Hatırlat / öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek müminlere yarar sağlar."
ZARİYAT 51:55 · Similarity 0.4974 · über bedeutung
Freigabe: pending
Gönül bahr-i aşktır deryâ denizdir
İnsan gönlü, ilahi aşkla derinleşen ve sınırsız bir manevi deniz gibi tasavvur edilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak gönlün ilahî aşkla dolması, Allah’a yönelik güçlü sevgi ve O’nun sevgi/merhamet sıfatlarıyla sembolik olarak ilişkilendirilebilir:
„İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah’a eş tutarlar da onları Allah’ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah’a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah’ta bulunduğunu, Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!"
BAKARA 2:165 · Similarity 0.4748 · über bedeutung
„“Rabbinizden af dileyip O’na yönelin. Rabbim Rahim’dir, rahmeti sınırsızdır; Vedud’dur, çok sevgilidir.”"
HUD 11:90 · Similarity 0.4853 · über bedeutung
Freigabe: pending
Bahrî ol ummana dal da andan gel
Kişinin aşk ve hakikat denizine bütünüyle girerek yüzeysel bilgiden derin manevi tecrübeye ulaşması öğütlenir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Pişin pişiri söyle sözünü
Konuşmadan önce olgunlaşmak ve sözü düşünerek, ölçülü ve sorumlu biçimde söylemek gerektiği öğütlenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak sözün yerinde, ölçülü ve güzel söylenmesi bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„“Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar en güzel yolla ilgilenme hali müstesna. Ölçme ve tartmayı tam bir dürüstlükle yerine getirin. Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde yükümlülük getirmiyoruz. Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız aleyhine de olsa, adaleti gözetin. Ve Allah’a verdiğiniz söze sadık kalın. Düşünüp öğüt alasınız diye O size bunları önerdi."
EN’AM 6:152 · Similarity 0.4937 · über bedeutung
„“Ona yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin; belki öğüt alır, yahut ürperir.”"
TAHA 20:44 · Similarity 0.519 · über bedeutung
Freigabe: pending
îki babdan ayırma gör gözünü
Kişinin öğretinin iki temel yönünü birbirinden koparmadan idrakini açık tutması gerektiği belirtilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Mürşidine teslim eyle özünü
Talibin kişisel benlik iddiasını azaltarak manevi rehberin eğitimine güven ve disiplin içinde bağlanması öğütlenir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Musâhib kapusun bul da andan gel
Kişinin manevi sohbet ve dayanışma topluluğuna kabul edildiği kapıyı bularak bu birliktelik içinde ilerlemesi gerektiği söylenir.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak musâhiblikteki manevi kardeşlik ve birlik anlayışı verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’tan korkun ki, size merhamet edilebilsin."
HUCURAT 49:10 · Similarity 0.4844 · über bedeutung
„Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız."
ALİ İMRAN 3:103 · Similarity 0.5219 · über bedeutung
Freigabe: pending
Cellâd oluben cânma kıyagör
Kişinin nefsani benliğine karşı sertleşip onu feda edecek ölçüde dönüştürmesi, fakat bunu fiziksel değil manevi anlamda yapması istenir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Ârif olub her ma’niden duyagör
Kişinin ariflik kazanarak görünen ifadelerin ardındaki farklı anlam katmanlarını sezmesi ve kavraması öğütlenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak hikmet, düşünme ve öğüt alma yoluyla manaları kavrama açısından ilişkilendirilebilir:
„O, hikmeti dilediğine verir. Ve kendisine hikmet verilmiş olana çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz."
BAKARA 2:269 · Similarity 0.5446 · über bedeutung
„Dileyen düşünür onu, öğüt alır."
MÜDDESSİR 74:55 · Similarity 0.4881 · über bedeutung
Freigabe: pending
Cesedin kendi elinde yuyagör
Kişinin kendi bedenini ve nefsani yönlerini arındırma sorumluluğunu başkasına bırakmadan üstlenmesi gerektiği söylenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak kişinin kendi arınmasından ve yükünden öncelikle kendisinin sorumlu oluşuyla sembolik olarak ilişkilendirilebilir:
„Benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur."
ŞEMS 91:9 · Similarity 0.4733 · über bedeutung
„Hiçbir günahkar, bir başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiçbir şey yüklenilmez. Akraba bile olsa… Sen ancak Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Arınıp temizlenen, kendi benliği için arınıp temizlenir. Dönüş Allah’adır."
FATIR 35:18 · Similarity 0.5391 · über bedeutung
Freigabe: pending
Kendi namazmı kıl da andan gel
Kişinin ibadet ve kulluk sorumluluğunu başkasına devretmeden bizzat yerine getirerek manevi yola devam etmesi öğütlenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak namazın ve manevi sorumluluğun kişinin öncelikle kendisine ait oluşuyla ilişkilendirilebilir:
„“Yavrucuğum; namazı kıl, iyiliği emret, kötülüğü yasakla, başına gelene sabret. Çünkü bunu yapabilmek, zorlu / önemli işlerdendir.”"
LUKMAN 31:17 · Similarity 0.4817 · über bedeutung
„Hiçbir günahkar, bir başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiçbir şey yüklenilmez. Akraba bile olsa… Sen ancak Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Arınıp temizlenen, kendi benliği için arınıp temizlenir. Dönüş Allah’adır."
FATIR 35:18 · Similarity 0.5024 · über beide
Freigabe: pending
Şah Hatâyî’m ma’ni söylerim düden
Şair, sözlerini görünür anlatımın ötesinde manevi anlam taşıyan öğretiler olarak sunduğunu bildirir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Ayırırlar seni kibr ile kinden
Manevi yolun, kişiyi benlik üstünlüğü ve düşmanlık duygusundan uzaklaştırarak ahlaki arınmaya yönelttiği belirtilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak benliğin arındırılması, kibir ve kin gibi ahlaki kötülüklerden uzaklaşma ile dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur."
ŞEMS 91:9 · Similarity 0.4413 · über bedeutung
„Benliğini arındıran / zekat veren, kurtuluşa gerçekten ermiştir."
A’LA 87:14 · Similarity 0.4455 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Ölmeyene nasîb olmaz bü yoldan
Nefsani benliğini dönüştürmeyen kişinin manevi yolun gerçek kazanımına ulaşamayacağı ifade edilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak nefsin terbiye edilmesi ve benliğin arındırılması bağlamında sembolik olarak ilişkilendirilebilir:
„Benliğini arındıran / zekat veren, kurtuluşa gerçekten ermiştir."
A’LA 87:14 · Similarity 0.497 · über bedeutung
„Rabbinin yüceliğinden korkup nefsini boş heveslerden yasaklamış olan içinse,"
NAZİAT 79:40 · Similarity 0.4824 · über bedeutung
Freigabe: pending
Var ölmezden evvel öl de andan gel
Kişinin biyolojik ölümden önce nefsani tutkularını ve benlik iddiasını terk ederek manevi yeniden doğuşa ulaşması öğütlenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak nefsî dönüşüm, samimi tövbe ve Allah’a yöneliş bağlamında ilişkilendirilebilir:
„Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah’a yönelin. Umulur ki Rabbiniz çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen herşeye Kadir’sin, herşeye gücün yeter.”"
TAHRİM 66:8 · Similarity 0.4788 · über bedeutung
„Ancak tövbe edip hallerini düzelterek Allah’a yapışan ve dinlerini samimiyetle Allah’a özgülüyenler müstesnadır. İşte böyleleri, müminlerle beraber olacaktır. Ve Allah, müminlere yakında çok büyük bir ödül verecektir."
NİSA 4:146 · Similarity 0.4951 · über bedeutung
Freigabe: pending

Genel İzlenim

Deyiş, Kur’an’ın tövbe, nefsin arındırılması, ihlâs, hikmet, kardeşlik ve Allah’a yöneliş çağrısıyla geniş ölçüde ortak bir ahlâkî-manevî zemin paylaşır. “Küfrünü bilmek”, “ölmeden evvel ölmek”, “cellâd olup cana kıymak” gibi ifadeler, zahirî anlamda değil; kibir, kin, bencillik, cehalet ve nefsî tutkuların terk edilmesini anlatan tasavvufî mecazlar olarak okunmalıdır. Mürşid, musahiplik ve tarikat dili ise Kur’an’daki doğrudan Allah’a kulluk ve sorumluluk ilkesini ortadan kaldıran unsurlar değil, Alevî-Bektaşî geleneğinde ahlâkî eğitim, irşad, dayanışma ve içsel olgunlaşma vasıtaları şeklinde yorumlanmaktadır. Deyişin ana yönelimi, kişinin kendi kusurunu görmesi, samimi dönüş yapması ve gönlü sevgi, adalet ve hikmetle arındırarak Hakk’a yaklaşmasıdır.

Sözlük

  • Ali: Tasavvufi bağlamda velayet, hakikatin bilgisi ve manevi rehberlik makamını simgeler.
  • Ârif: Hakikati yalnız bilgiyle değil, manevi idrak ve tecrübe yoluyla kavrayan kişiyi simgeler.
  • Aşk: Kişiyi benlik sınırlarını aşarak ilahi hakikate yönelten güçlü manevi bağlılığı ifade eder.
  • Can: Kişinin yaşamını, özünü ve manevi varlığını ifade eder.
  • Cellâd: Nefse karşı mücadele eden ve benlik bağlarını kesen sert iç disiplini simgeler.
  • Ceset: Nefsin maddi ve geçici yönünü, arınması gereken bedensel varlığı simgeler.
  • Dalmak: Manevi hakikate bütünüyle yönelip yüzeysel bağlılığı aşmayı ifade eder.
  • Deryâ: Hakikatin ve aşk tecrübesinin sınırsız derinliğini simgeler.
  • Gece gündüz: Manevi yönelişin kesintisiz ve hayatın bütün zamanlarını kapsayan niteliğini simgeler.
  • Geçmek: Bir rehberin terbiyesinden geçerek manevi dönüşüm yaşamak.
  • Gelmek: Uzaklıktan dönerek hakikate ve manevi yola yönelmeyi ifade eder.
  • Gönül: İlahi hakikatin ve manevi tecrübenin iç dünyada idrak edildiği merkezi simgeler.
  • Göz: Hakikati ayırt eden dış ve iç görüşü ifade eder.
  • İki bab: Manevi öğretinin birbirini tamamlayan iki temel bölümünü veya kapısını simgeler.
  • İman: Hakikate güven, kabul ve ilahi yöneliş hâlini ifade eder.
  • Kapı: Manevi topluluğa, eğitime ve yeni bir bilinç düzeyine giriş eşiğini ifade eder.
  • Kibir: Kişinin kendini üstün görmesini ve hakikate kapanmasını simgeler.
  • Kin: Bağışlamayı ve kardeşliği engelleyen düşmanlık duygusunu ifade eder.
  • Küfür: Hakikati örtme, inkâr ve manevi uzaklık hâlini simgeler.
  • Mânâ: Sözlerin ve olayların görünür yüzünün ardındaki batıni anlamı ifade eder.
  • Mürşid: Talibi manevi eğitim ve hakikat bilgisi bakımından yönlendiren rehberi simgeler.
  • Mürsid-i kâmil: Talibi manevi olgunluğa yönlendiren ve hakikate ulaşma yolunda rehberlik eden yetkin kişi.
  • Musâhib: Manevi yol arkadaşlığını, karşılıklı sorumluluğu ve dayanışmayı simgeler.
  • Namaz: Kişinin ilahi huzurda yönelişini, kulluğunu ve düzenli ibadet sorumluluğunu simgeler.
  • Ölmek: Fiziksel ölümü değil, nefsani benliğin ve eski alışkanlıkların terk edilmesini ifade eder.
  • Öz: Kişinin benlik merkezini ve iç varlığını ifade eder.
  • Pişmek: Manevi ve ahlaki olgunlaşma sürecini simgeler.
  • Şah Hatâyî: Deyişi söyleyen ozan kimliğini ve Alevi-Bektaşi irfanının şiirsel aktarımını temsil eder.
  • Şeriat: Dini düzeni, davranış ilkelerini ve görünür ibadet çerçevesini simgeler.
  • Sır: Görünen anlamın ardındaki batıni bilgi ve ilahi hakikat katmanını ifade eder.
  • Tarikat: Manevi eğitim, disiplin ve hakikate ilerleme yolunu ifade eder.
  • Teslimiyet: Benlik iddiasını bırakıp manevi terbiyeye güvenle bağlanmayı simgeler.
  • Umman: İlahi hakikatin sınırsız ve kuşatıcı derinliğini simgeler.
  • Yıkamak: Günah, kibir ve nefsani bağlılıklardan temizlenmeyi ifade eder.
  • Yol: Manevi eğitim, dönüşüm ve hakikate ilerleme sürecini simgeler.

Herkunft

meaning_model: gpt-5.6-luna ranking_model: gpt-5.6-luna reasoning_model: gpt-5.6-terra validation_model: gpt-5.5-2026-04-23 embedding_model: text-embedding-3-large retrieval_mode: hybrid retrieval_context_lines: 2 min_score: 0.4 analyzed_at: 2026-08-05T09:56:09.788990+00:00
Bu yolun yolcusu olayım dersen
SH_0015 · Gedicht Nr. 19 · S. 56–57 · 25 Zeilen · noch nicht analysiert
Bu yolun yolcusu olayım dersen Elde iki karpuz tutmalı değU Derviş olub şalvar giyeyim dersen Gâhi giyüb gâhi atmalı değil Lâden bahçesinde gonca gül olmaz Kâmil üe yoldaş olan yorulmaz İki mahlûk vardır HakTca kul olmaz Mağrurluk gibirlik etmeli değil Mağrurlar orada olurlar yalan Kibr imiş yorulub yollarda kalan Eğer yolcu isen köprüyü dolan Göz göre çamura batmah değil Mc. Koyrtn kuzusuna nasıl meledi Öküzün kulağına kimler enedi Garib bülbül gül dalmda tünedi Her çalı başmda ötmeli değil Şah Hatâyı îmam Cafer muhbiri Hak’km yârânıdır Veyselkarânî Hak’km haznesinden gelen güheri Müşteri olmayana satmalı değil
Bir güzelin vücûdunun şehrine
SH_0016 · Gedicht Nr. 20 · S. 57 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir güzelin vücûdunun şehrine Bak nazar eyle de heman ârif ol Dükkânında dediğin metâma Bak nazar eyle de heman ârif ol Seyr et özge erenlerin göresin Tabib sarar yüreğimin yarasın Çerb eyleme mahabbetin çırasın Yak nazar eyle de heman ârif ol Hercai güzele koşma başını Hercailik edüb atar taşını Müşteri bulursan çöz kûmaşmı Sat nazar eyle de heman ârif ol Beş vakit farzıdır sünneti de kaç Özünü tanış da müşkilini seç Hakikat tarlasma ma’rifet saç Ek nazar eyle de heman ârif ol Hatâyî’m der rahm etmezem yalana Özün teslim eder kendi gelene Ay Ali’dir gün Muhammed bilene Bak nazar eyle de heman ârif ol
Muhammed Ali’nin aldım elini
SH_0017 · Gedicht Nr. 21 · S. 57–58 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Muhammed Ali’nin aldım elini Hak deyip tuttuğum elden ayrılmam On iki İmam’m tuttum yolunu Hak deyip tuttuğum yoldan ayrılmam Mürşidin nefesi Hak nefesidir Mürşid sözün tutmayanlar âsidir Mürşidin rızâsı Hak rızâsıdır Hak deyüp tuttuğum yoldan ayrılmam Mürşidin gittiği veli yoludur Gitme dediğine gitmemelidir Zâhir, bâtın da Muhammed Ali’dir Hak deyüb tuttuğum yoldan ayrılmam Hak erenler bir araya derilse Cümle âşıklara nasîb verilse Aşikâre Hak göziyle görülse Hak deyüb tuttuğum yoldan ayrılmam Şah Hatâyî’m Hak bil tuttuğun eli Zahirde bâtında Hak gördü seni Gerçek erenlerden aldım haberi Hak deyüb tuttuğum yoldan ayrılmam
îkrar verdim dönmem Elest bezminden
SH_0018 · Gedicht Nr. 22 · S. 58–61 · 87 Zeilen · noch nicht analysiert
îkrar verdim dönmem Elest bezminden Müridim ikrân îmandan aldım Başka seyran gördüm kendi özümden Bu mahabbeti ben Merdan’dan aldım Nâr ü bâd ü hâkden halk oldum Kendi kendim ana rahminde buldum Müddet tamâm oldu dünyâya geldim Bu ibret nümâyı cihandan O ) aldım Bildiğim unuttum eylerem feryâd Derdim budur dil yok isteyem imdâd Tekrar yine ta’lîm etti bir üstâd Dersimi mekteb-i irfandan aldım Can gözü gafletten açıla düştü İkilik perdesi seçile düştü Kudret hazînesi açıla düştü Cevâhiri kân-ı mercandan aldım Bu bir gizli sırdır her can duyamaz Ehl-i aşkın katarma uyamaz Değme cevherfüruş bahâ koyamaz Bu dürr ü yektâdır ummandan aldım Bu aşk ki görünmez bilmem nerdedir Esrâr-ı mahabbet gizli yerdedir Gerçeğe ayandır bize perdedir (3> Hakikati Şâh-ı Merdan’dan aldım Gel düşünme akla sığmaz bu ilim Kudret hazînesi miftâhı dilim Bir ulu dergâha ulaştı yolum Bilmeyen sanur ki dükkândan aldım Âh edüb utandım kendi sözümden Mest olub tiirâba düştüm özümden Kanlı yaş akıttım iki gözümden Mâcerâyı çeşm-i giryandan aldrnı Mûsâ-ya tecellî göründü Tur’dan Mest olub aklım şaşırdı sırdan Enelhak sırrmi-aldım Manşur’dan Mahabbet kemerin erkândan aldım Mü’minler bulurlar oddan necâtı Budur mü’minlerin elde berâtı Mi’racdan indirdi savm ü salâtı Hak bilür hazret-i Sultandan aldım Şeriat sancağı geldi dikildi Tarikat yolunda dürler saçıldı Ma’rifet deryâsı taştı döküldü Hakikati pir ü pirandan aldım Hakikat yolunda gör savaşımı Akıttım gözümden kanlı yaşımı Pirler eşiğine koydum başımı İcazet ol demde meydandan aldım Hak budur sözüme hile katmazam Her kese bu sırrı ayân etmezem Kıymeti bilinmez yerde satmazam Ben bu nasihati bir candan aldım Çalış bu girdâbm çık yöresine Derman gizlenübdür derd araşma Merhem sarılır mı aşk yaraşma Bu ilm-i hikmeti Lokman’dan aldım Âlem baştan başa bir seyrangâhtır Gir gönül şehrine gör ne dergâhtır Bir gizlice sırdır kudretullahtır Yazılmış defter ü dîvandan aldun Terk ü tecrid oldum döktüm kabâyı Eğnime giyindim şâl ü abayı Bana sorun kimden aldım yasayı îsmâil’e inen kurbandan aldım Dünyâdan el çektim erkândır işim Çeşmile burhandır dökülür yaşım Sizlere hediye eldedir başım Ol yeşil yaprağı Selman’dan aldım Gerçi HatâyPyem günahım çoktur Kalbimde benlikten bir eser yoktur İncil, Tevrat, Zebur dört kitab haktır Lezzeti âyât-i Fürkan’dan aldım
Dön beri dön beri yüzün göreyim
SH_0019 · Gedicht Nr. 23 · S. 61 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Dön beri dön beri yüzün göreyim Ben seni Ali’nin yoluna saldım tkrân boynuna zencir olası Ben seni Ali’nin yoluna saldım Yârden ayrılmışam bu gündür yasım İşitsün âvâzım dinlesün sesim Yollar karîm olsun ikrârm hasım Ben seni verdiğin ikrara saldım Fatma Ana oturur muhkem yurduna Yüzün gören yanmaz tamu od’una îmamda okunan hutbe adına Ben seni Ali’nin yoluna saldım Şah HatâyVta. eydür derdlerim koman Yezidler çevirmiş vermiyor aman Yardımcımız olsun On iki imam Ben seni Ali’nin yoluna saldım
Var hey ikrârma durmaz yalancı
SH_0020 · Gedicht Nr. 24 · S. 61–62 · 18 Zeilen · noch nicht analysiert
Var hey ikrârma durmaz yalancı Yolunu koyub da mâle salana Çalar seni erenlerin kılıcı Ben seni verdiğin ikrâre saldım Uğrun uğrun yanımızdan geçersin Hak’km selâmını niçün kesersin Verdiğin ikrân niçün basarsın Ben seni verdiğin ikrâre saldım Beri tut kulağın dinle bu sesi Yârden ayrılmıştır bu gündür yası Câna karîm olsun ikrânn âsî Ben seni verdiğin ikrâre saldım Şah Hatâyî’m eydür söyledi yaman Azrail duyarsa hiç vermez aman Yardımcm olmazsa on iki imam Ben seni verdiğin ikrâre saldım
Bir kandilden bir kandile atıldım
SH_0021 · Gedicht Nr. 25 · S. 62 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir kandilden bir kandile atıldım Türâb olub yer yüzüne saçıldım Bir zaman Hak idim Hak ile kaldım Gönlüme od düşdü yandım da geldim Ezelden evveli biz Hak’kı bildik Hak’dan nidâ geldi Hak’ka Hak dedik Kırklar meydanında yunduk pâk olduk İstemem taharet yundum da geldim Şunda bir kardaşla kayda düşmüşem Pirler makamında yanub pişmişem Kırklar meydanmda hem görüşmüşem İstemem yanmağı yandim da geldim Şah Hatâyı eydür şenindir ferman Olursun her kulun derdine derman Güzel şâhım sana bin cânun kurban İstemez kurbânı kestim de geldim
Muhammed Ali’nin gittiği yola
SH_0022 · Gedicht Nr. 26 · S. 63–64 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Muhammed Ali’nin gittiği yola Biz dahi gidelim yorulmayalım İmamlar defterine kayıd olalım Bir gayrı defterde bulunmayalım Allah bir Muhammed Hak Tann birdir Erenler üstünde balkır bir nurdur Cennet-i a’lâda bir dergâh vardır Biz de ol dergâhtan ayrılmayalım Sevdiğimiz bizim anlar da bilsün însâf ehli olan insafa gelsün Bir olsun birlik olsun dirlik olsun Biz gittiğimizden ayrılmayalım Kaba saba olsun heman yük olsun Arıdalım gönül evi pâk olsun Şah HatâyVm nefesimiz hak olsun Biz nefesimizden ayrılmayalım
Eçer tarîkatten haber sorarsan
SH_0022b · Gedicht Nr. 27 · S. 63–64 · 25 Zeilen · noch nicht analysiert
Eçer tarîkatten haber sorarsan Murtezâ Ali’dir pirimiz bizim Göre geldiğimiz süre igideriz Kırklardan ayrılmış sürümüz bizim ..................... ............... bakmayız Rızâ kapısmdan taşra çıkmayız Cennet cehennem korkusun çekmeyiz Bunda sorulmuştur sorumuz bizim m t SuT HakTca gerçeklere baş koşduk Çiy yerimiz yoktur kürede piştik Ne yoldan ne farzdan sünnetten düştük O can gediğidir yerimiz bizim Kazancımız meydana getürürüz Eksikliğimiz varsa bitiriniz Aşna meşreb evinde otururuz Bine sayılmıştır birimiz bizim Derviş Hatâyı der gerçek erenler Anda pişmân olur bunda yerenler Bin kana bir mürvet dedik erenler Gerçekler eridir dânmız bizim
Ben de bildim benlik yoktur özümde
SH_0023 · Gedicht Nr. 28 · S. 64–65 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Ben de bildim benlik yoktur özümde Benliğim mürvete saldım ezelden. Tuttuğumuz îman ikrar kapusu Bir pirin eteğin tuttum ezelden Şeriat öğrendim bin bir ad içün Hakikat öğrendim ayn-ı zât içün Ma’rifet öğrendim bu sıfât içün Tarıkate hizmet ettim ezelden Şerîatin ince yolları vardır Hakikatin derin gölleri vardır Ma’rifetin gonca gülleri vardır Bülbülüm gülşende öttüm ezelden Rahman kılıcıdır seyf-i Ahmedî Çaldı çarpâreden tîğ-ı Hayderi Fâtıma hem Zülfİkar-ı Kanberi O demde kırklara yettim ezelden Nuh ile ben bir gemiye binmişem Yusuf u t^ıfanda sele vermişem Sanma bu cihana henüz gelmişem Bunca geldim bunca gittim ezelden Hüseynî’yem bugün meydan içinde Okudum dinledim irfân içinde Yetmiş bin yıl evvel Fürkan içinde Cebrail’e kelâm ettim ezelden Hatâyı ümidim kesmezem Hak’tan Bizi var eyledi o demde yoktan Balçığunız yuğurmuştur topraktan Türâbîyem yerde bittim ezelden
Gel Ali yoluna belî desene
SH_0024 · Gedicht Nr. 29 · S. 65 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel Ali yoluna belî desene En sonunda gark olursun sele sen Yetiş bir kerrecik eteğinden tut Deli mi oldun ne uydım ile sen Ârif isen bir gün seni seslerler Bülbül deyu gülistanda beslerler Bir gün seni rehberinden isterler Kimin izni ile girdin yola sen Kiminle oturub yahud durursun Kimden mu’cizât aldın götürürsün Konma gül dalma hâr bitirirsün Bağban olmaymca konma güle sen Özün eğri, ise yola zararsın Derdini yitirmiş derman ararsm Maslahatın nedir şan sorarsm Sarraf olmayınca girme sara sen Kapudan çıkmca köşe gözetme İçin karartıp da dışm düzetme Şah Hatâyı ötesini uzatma Mü’min isen bir ikrarda dura sen
Muhammed Ali’nin kurduğu yoldur
SH_0025 · Gedicht Nr. 30 · S. 65–66 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Muhammed Ali’nin kurduğu yoldur Ak üstünde ağı görebilürsen Tanıyan i’tikad söyleyen dildir Hakikat bahrine dalabilürsen Gel derler de seni Cem’e çekerler Evvel bildiğin yabana atarlar Andan sonra yularından tutarlar Yettikleri yere varabilürsen Özü Mervan olan ummana dalmaz Özü HakTca vâsıl olan can ölmez Mü’minin hisâbı yarına kalmaz Bunda suâlini verebilürsen Yola beli deyen can ulu olur Kaynar kudret küresinden eli olur Dünyâda ahrette doğru yol-olur Verdiğiii ikrâra durabilürsen Teslimiyet seni yola getürür Eksik olan işlerini bitüriir Bir kardaşm olub Hak’ka götürür Özünden Mervân’ı sürebilürsen Evvel ihtidadan musâhib bulup Mürebbî yanında pişip hali olup Üstad nazannda yanup kül olup Kûllî varlığmı verebilirsen Şah Hatâyî’m eydür yola getüren Yerini bekleyüb posta oturan Talibi rehberdir Hak’ka yetüren Cennette Rıdvân’ı görebilürsen
Âhırete ne gerekdir bilemez
SH_0026 · Gedicht Nr. 31 · S. 66–67 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Âhırete ne gerekdir bilemez Aklı yok beyni yok kimi canlann Varub bir mürşidden irşâd olamaz Pirden eli yoktur kimi canlann Tevbe edüb nefsin öldürememiş Hâlin âşıklara bildirememiş Evin yapmış için dolduramamış Mumu var balı yok kimi canların Âşıklarm kalbidir Hak’km evi Nâhak evin koyup eyleme daVî İlde sofî kendi evinde Muâvı Dili var hâli yok kimi canlann Avcı bir çifteye uğrasa atar Arifler özüne ne gelse tutar Bülbül olmuş gajm bağçede öter Dalı var gülü yok kimi canlann Şah Hatâyî’m eder pirim Ali’dir Gittiğimiz imamlarm yoludur Benliğinden geçen Hak’km kuludur Gümanı kali yok kimi canlann
Vücûdum şehrin seyr edüb gezerim
SH_0027 · Gedicht Nr. 32 · S. 67–68 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Vücûdum şehrin seyr edüb gezerim Dîdâr ile mahabbete aşk olsun Heman bir nesnede kaldı nazarım Dîdâr ile mahabbete aşk olsun Aşkm cûş eyledi geçti serimden Artup gelür mahabbetin nûrundan Niyazımız budur Gani kerimden Dîdâr ile mahabbete aşk olsun Kudret kandilinden attı dâneyi İndi levhi üzre tuttu binâyı Cünbüşe getüren çerh-i fenayı Dîdâr ile mahabbete aşk olsun Fil yükün yükletme karınca çekmez Dürlü reyhan çokdur gül gibi kokmaz Dünyâ mâlin versen bize gerekmez Dîdâr ile mahabbete aşk olsun Yücelerde olur ol hümâ kuşu Dostun mahabbettir âşıka işi Pirim Hatâyî’âir cümlenin başı Dîdâr ile mahabbete aşk olsım
Kahnna küfrüne cümle dayandım
SH_0028 · Gedicht Nr. 33 · S. 68–69 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Kahnna küfrüne cümle dayandım Evvel ikrar verüb dönen gelmesün Rengi boyasma cümle boyandım Bu renklere boyanmayan gelmesün Rengine boyandım men camdan içtim Nice canlar ile kondum konuştum Mahabbet eyledim candan seviştim Mahabbeti küfür sayan gelmesün Mahabbet eyledim sevdim yârimi Hare eyledim elde olan varımı Bir asilzâdeyle et pâzârmı Ettiği pazardan dönen gelmesün Gerçek imiş serserîye gelmeyen Er odur ki ikrarından dönmeyen Kalbinde gönlünde rij^â saymayan İkilik gömleğin giyen gelmesün Günahkâra tarik sitem kodular Meydâna gelene kırklar dediler Dostu dosttan seçiverin dediler Efsâne sözlere uyan gelmesün Şah Hatâyı eder bu doğru yoldur Doğru yoldur bu hem aşk makamıdır Eksiğe kalmayan pîrim Ali’dir Kalbinde şüphesi olan gelmesün
Türbesinin üstün nakş eylemişler
SH_0029 · Gedicht Nr. 34 · S. 69 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Türbesinin üstün nakş eylemişler Gel dînim irnânmı İmamı Hüseyn Seni dört köşeye baş eylemişler Gel dînim îmânım İmamı Hüseyn Çağlar sular gibi akasım gelmez Şehrine girince çıkasım gelmez Yezîd’in yüzüne bakasım gelmez Gel dînim îmânım İmamı Hüsejm • Senin âşıklarm yanar yakilur On iki İmam katarına katılur Bunda Yezid’lere lâ’net okunur Gel dînim îmânım İmamı Hüseyn Senin dervişlerin sema’lar döner Kadir geceleri şem’alar yanar Katarımız İmam Ca’fer’e uyar Gel dînim îmânım İmamı Hüseyn İmâmı Hüseyn’in kollan bağlu Muhib âşıkların ciğeri dağlu Hazreti Ali’nin en küçük oğlu Gel dînim îmânım imamı Hüse3m Şah Hatâyı'm eder erenler nerde Çalısız kayasız bir sahrâ yerde Kerbelâ çölünde kandilde nurda Gel dînim îmânım İmamı Hüsem
Sim sırr eylemek Ali’den kaldı
SH_0030 · Gedicht Nr. 35 · S. 69–70 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Sim sırr eylemek Ali’den kaldı Sim durmaz beyân eyler ba’züar Âşıklık nihâyetsiz bir deryadır Dalga gelir yüreciğim sızılar Menîden halk etti ol rahmi Ganî Nerde yarlığadı bu ten ü canı Fehm ettin mi neye benzer iz’ânı KIi kitabda gördüm kara yazılar Yezid’ler oğlu kelâmı denedi Zıyâ, siyah ile etti inadı San öküzü Cebrâil enedi Ayağı sızlar çilçipil gazüer Gördünüz mü harman ola yazısın Göstermeden nam vermişdir azısın Karıştırman yat kojmnun kuzusun Koyun gelür kuzum deye arzular Şah Hatâyî’tn katar nerden üzüldü Yüklenmeden göçün önü çözüldü Kudretinden kimin kabri kazıldı Menzil budur ilerisin arzular
Gel gönül pirlerin nasihatini
SH_0031 · Gedicht Nr. 36 · S. 70–71 · 18 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel gönül pirlerin nasihatini Biz tutalım tutmayanda nemiz var Dost mahabbetin mahabbetimize Biz katalım katmayanda nemiz var Bize bunu deyen böyle demiştir Bir lokmayı bin cân ile yemiştir Erenler bir doğru yoldur kurmuştur Biz gidelim gitmiyende nemiz var Yine Hak şendedir sen sana baka Sen sana bakuîj da sen senden korka îhlâs ile niyazımızı Hak’ka Biz edelim etmeyende nemiz var Gel Hatâyı ikrânmız güdelim Biz bizi görelim gayrı nidelim Yıkık gönülleri ma’mûr edelim Biz edelim etmeyende nemiz var
Bâtmımda dedi bana bir aziz
SH_0032 · Gedicht Nr. 37 · S. 71 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Bâtmımda dedi bana bir aziz Mahabbetten geçen Hak’dan da geçer Vermen nasibini kesin gıdâsm Mahabbetten geçen Hak’dan da geçaar Mahabbet âdemi Hak’ka yaradır Mahabbet etmeyen can müdârâdır Dünyâ vü ahrette yüzü karadır Mahabbetten geçen Hak’dan da geçer Gerçek olan bir nefese inana Canımız veririz kurban cânâna Lrâ’net olsun ikrarından dönene Mahabbetten geçen Hak’dan da geçer Mahabbetten hâsıl oldu Muhammed Ali’ye verildi cümle velâyet On iki imâmm erkânı şefaat Mahabbetten geçen Hak’dan da geçer Dört kapu kırk makam yetmiş iki kat Mahabbet dedikleri tecellî-zat Mü’mine müslime hayır nasihat Mahabbetten geçen Hak’dan da geçer Mahabbet dediğin haslar hasıdır Mahabbet olmayan Hakkm nesidir Dost Hatâyfrmv bu Hak nefesidir Mahabbetten geçen Hak’dan da geçer
Karşıki karlıca dağı gördün mü
SH_0033 · Gedicht Nr. 38 · S. 71–72 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Karşıki karlıca dağı gördün mü Yoldurmuş eyyamın eriyüb gider Akan sulardan sen ibret aldm mı Yüzünü yerlere sürüyüb gider Kadirsin hey ulu şâhım kadirsin Her nereye baksam anda hazırsm Üstümüzde dört köşeli çadırsm Cümlemizi birden bürüyüb gider Sıra sıra gelen ol ülu kuşlar Sırlı olur yakmaz anı güneşler Evvel ezel mejrva veren ağaçlar Anlar da kalmayub çürüyüb gider Derindir bizim deryâmız boylanmaz Bin bir kelâm desem biri anlanmaz Kişi ikrarsız yulara bağlanmaz Yuları koynunda yürüyüp gider Şah Hatâyı’m söyler sözü özünden Dervişlerin sakmuptur gözünden Olur olmaz münkirlerin sözünden Esriyib gönlümüz farıyıb gider
Erenlerin erkânma yoluna
SH_0034 · Gedicht Nr. 39 · S. 72–73 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Erenlerin erkânma yoluna Tâ ezelden tâlib oldum erenler Cân ile gönülden durdum düşündüm Bu gün mürşidimi buldum erenler Cân ile gönülden gezdim aradım Hak’km didârmı görmek murâdım Dîdâr ile mahabbettir talebim Ya bu gün ya yarm öldüm erenler Geçmişem serimden korkmam ölümden Münkir bilmez evliyânın hâlinden Yezid oğlu bir Hârici elinden Çok demdir dîdardan kaldım erenler Sen Hak’kı yabanda arama sakm Uyduysan kalbine Hak sana yakm Âdeme hor bakma kendini sakm Cümlesin âdemde buldum erenler Şah Hatâyî’m arz edeyim hâlimi Hare edeyim elde olan varımı Süre süre Şâh’a gidem yüzümü Mürvet kabul eyle geldim erenler
Bahânn geldiğin neden büeyim
SH_0035 · Gedicht Nr. 40 · S. 73 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Bahânn geldiğin neden büeyim Gül dikende biter bülbül daldadır Eyyub’ım teninde iki kurt kaldı Biri ipek sarar biri baldadır Gönlüne getirme şek ile güman Seyyid Nesîmi’ye de ol oldu şan Tanrı ile bin bir kelâm söyleşen Ali Medine’de Mûsâ Tûr’dadır Şeriat yolunu Muhammed açtı Tarikat gülünü Şah Ali seçti Şu dünyadan niçe yüz bin er geçti Anleır ittifakta Mehdî yoldadır Ademin hâtemin zât-ı Fazlullah Eşyâyı gark etmiş bu bir sırrullah Şehinşah-ı kutb-i âlem zıllullah Kudret-i nazan mü’min kuldadır Şah Hatâyî’m. eydür sırrmı deme Küagör namâzm kazaya koma Şu yalan dünyâda hiç sağım deme Tenin teneşirde sinin saldadır
Men dervişem deye göğsün gerersin
SH_0036 · Gedicht Nr. 41 · S. 73–74 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Men dervişem deye göğsün gerersin Hak’kı zikr etmeğe dilin var mıdır Kendini görsene ilde ararsm Hâlin hâl etmeğe hâlin var mıdır Bir gün balık gibi ağa sararlar Mürşidden rehberden haber sorarlar Tütsü yakub köşe köşe ararlar Men anyun dersin balın var mıdır Derdli olmayanlar derde yanar mı Sâdık derviş ikrârmdan döner mi Her bir uçan gül dalına konar mı Men bülbülüm dersin gülün var mıdır Şah Hatâyı senin derdin deşilmez Derdi olmayanlar derde duş olmaz Mürşidsiz rehbersiz yollar açılmaz Mürşid eteğinde elin var mıdır
Murtezâ Ali’yi candan seversen
SH_0037 · Gedicht Nr. 42 · S. 74–75 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Murtezâ Ali’yi candan seversen Aç can gözünü gafletten uyandır Musâhibsiz ile durub oturma Bir içim su verse külli ziyandır Rehberin önünde pîre uyuldu Yalan gerçek şu meydanda duyuldu Varlığmdan geçen üstad sayıldı Hak bilür ötesin şâha ayandır Gittiği yolun edebin sakman Yalan gerçek şu meydanda dokuna» Her cemiyette teberrâ okunan Ali sun cümle nâsa beyandır Can gözü örtüktür Hak’kı göremez Üstadın yoluna doğru varamaz Cemiyette suâlimi veremez Hâli yoktur dört kapuda yabandır Şah Hatâyî yeri göğü yaradan Men akdan okudum bilmem karadan Sürün çıksm hal bilmezi aradan Mümin müslim al rengine boyandır
İkilikle sakm girme meydana
SH_0038 · Gedicht Nr. 43 · S. 75 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
İkilikle sakm girme meydana İkinin birisi pîrim Alîdir Derdinin mübtelâsıyam ben anın Ednâ kulum pâdişâhım Ali’dir Sâdıklarm sıdkı âşıkın renci Pirlerin piridir gençlerin genci Hem deryadır hem sadeftir hem inci Lâ’l ile mercânım dürrüm Ali’dir Zülfikar ü kemer vardır belinde Gazileri yürür sağ u solunda Münâdî Muhammed mi’rac yolımda Arslanım kaplanım şîrim Ali’dir Âşıklar aşk ile kendüyü yakar Münâfıklar gönül kâ’be’sin yıkar Erenlerin yolu Ali’ye çıkar Başımdaki tâc-ı sırrım Ali’dir Hatâyı Yeziâ!e hiç verme aman Âlemde neslini kese gör heman Bulut içinde gizlendi bir zaman Bu dünyâ yoğ iken vanm Ali’dir
Mürebbînin musahibin aşkma
SH_0039 · Gedicht Nr. 44 · S. 76–77 · 38 Zeilen · noch nicht analysiert
Mürebbînin musahibin aşkma Gönlüme gözüme düşen Ali’dir Yüreğim yaralı yaralar başlı Ezelden seven sevişen Ali’dir Ali’dir dünyâya edâyı veren Ali’dir sofiye sevdâıa veren Ali'dir Yezid’e gavgayı veren Hak’ka vâsıl olan merdan Ali’dir Mihr-i yâr’ı divlerin savasında Kendine bend etti on beş yaşında Üç yüz yıldan sonra yedi yaşında İfrît’in bendini çözen Ali’dir Yedinci felekte arslan görünen Hâtemin ağzına veren sır eden Gelüb kırklar ile cemde bulunan Cümlesine serdâr olan Ali’dir Ali’dir cesedin kendisi yuyan Yuyup kefeniyle tabuta koyan Ali’dir devesin kendisi yeden Hak ile Hak olan Arslan Ali’dir Yâ Allah dedi de Düldül’e bindi İşâret edince gün geri döndü Yetmiş bin kâfir de hep dîne geldi Öğlenin vaktinde eren Ali’dir Yıldımn gibidir Zülfİkar yüzü İmam Hüseyin’dir Ali’nin sözü çekicek Necef denizi Hikmetle kaynayub coşan Ali’dir Şah Hatâyî’va. eydür derd ile âhı Diline vird etti ol Ganî Şâiu Lâmekân ilinin hem pâdişâhı Mü’minlere Yezdân olan Ali’dir
Mü’min müslim gelia seyrân edelim
SH_0040 · Gedicht Nr. 45 · S. 77 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Mü’min müslim gelia seyrân edelim Muhammed Ali’nin göçü geliyor Keselim ciğeri biryân edelim Muhammed Ali’nin göçü geliyor Men de bellü deyem anın ucunu Nûr ile doldurmuşlardır içini Cennete doğru çekerler göçünü Muhammed Ali’nin göçü geliyor Nûra gark olmuş Fatma ana’nm saçı Al yeşil bezenmiş cennetin içi Sevdiğini almış çekiyor göçü Muhammed Ali’nin göçü geliyor Yanı sıra yüz bin evliya bile Mü’min müslim ana devaha ine Kubbesinin üstü güvercin kona Muhammed Ali’nin göçü geliyor Ali Muhammed’dir Muhammed Ali Devah eder ana cümlenin van Âlemler serveri anlar Hatâyı Muhammed Ali’nin göçü geliyor
Ne yitirdin ararsın sen burada
SH_0041 · Gedicht Nr. 46 · S. 77–78 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Ne yitirdin ararsın sen burada Gel ey tâüb özün kul eyleyi gör Yoklamada bile olub sırada Gel ey tâlib özün kul eyleyi gör Mîzânını kend-elinle tartasın Gözünle gördüceğini örtesin Bu dîvandan ol dîvâna irtesin Gel ey tâlib özün kul eyleyi gör Sen özünü rehberine berk eyle Ma’rifete üç yüz altmış ağ eyle Kırk makamı dört kapıda fark eyle Gel ey tâlib özün kul eyleyi gör Hatâyı der üç dürlüdür velilik Düşmüşlerin elin almak Ali’lik Türâba yüz sürmekle olur ululuk Gel ey tâlib özün kul eyleyi gör
Hû diyelim gerçeklerin demine
SH_0042 · Gedicht Nr. 47 · S. 78–79 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Hû diyelim gerçeklerin demine Gerçeklerin demi nurdan sayılur On iki imam katanna uyanlar Muhammed Ali’ye yârdan sayılur Üç gün imiş şu dünyânın saf âsi Safâsından artık olur cefâsı Gerçek erenlerin nutku nefesi Biri kırktır kırkı birden sayılur îhlâs ile gelen bu yoldan dönmez Dost olan dostuna ikilik sanmaz Eri Hak görmeyen HakTcı da görmez Gözü bakar ammâ körden sayılur Gerçek âşık menzilinde durursa Çerağ gibi yanub yağı erirse Eksikliği kendüsünde bulursa O da erdir nne erden sayilur Şah Hatâyî’m eder Bağdad’dır vatan İkilikten geçüb birliğe yeten Erenler yanında kîl ü kal tutan Yolu dikenlidir hardan sayilur
Gaziler bu yola riyala girmen
SH_0043 · Gedicht Nr. 48 · S. 79 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Gaziler bu yola riyala girmen Yarın anda kıl köprüler kurulur Hak kadıdır Muhammed şefâatçi Cümle mahlûk gelüb anda derilür Cennet cehennemde mevcuddur anlar Od ile türabdan biçülür donlar Rehberi emrinde olmayan canlar Yüzü dönmüş cehenneme sürülür Gördüm deyen göze miller çekerler Ayak altına kızgın saç dökerler Münkir olanları od’a yakarlar Mü’minin günâhı bunda sorulur Her halîfe sancağın çeker gelür Özün tamvanlar mürşidin bulur Yol gözedir huri kızlan alur Varır anda obasma derilür Yol oğlundan baeçenizi sakınman Yen yedirin yemişiniz koruman Musâhibsiz yedi adım yürümen Musahibi olmayan anda yorulur Şah Hatâyı tâ ezelden ahdiıdır Yol oğlu yol yıksa hem günahlıdır İkrar ehli olan cennet ehlidir İnkâr olanın günahı sorulur
Dünyâdan elin çek dîvâne gönlüm
SH_0044 · Gedicht Nr. 49 · S. 80 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Dünyâdan elin çek dîvâne gönlüm Ulaş bir üstâda er ile görüş Mürşid nazarını yâd ederse dil İkilikten geçüb bir ile görüş Er eteğine yüz sürmek dilersen Asima zâtma ermek dilersen Hak’km cemâlini görmek dilersen Nûr ile nûr olup sırr ile görüş Sen nefsjni öldür olagör yeksan Varlık gömleğini eylegil üryan Yedi iklim dört köşede Lâmekân Erenlerin sırrı nûr ile görüş Aşık-ı sâdıklar ola gelmiştir Ağlayanlar bu gün güle gelmiştir El ele el Hak’ka bula gelmiştir Tanı kendi özün pîr ile görüş Hatâyı bîçâre kuldur şâhına Hünkâr Hacı Bektaş nazargâhma Deli gönül hâk ol düş dergâhına Er olayım dersen er ile görüş
Tâ Kalû belâdan sevdik seviştik
SH_0045 · Gedicht Nr. 50 · S. 80–81 · 48 Zeilen · noch nicht analysiert
Tâ Kalû belâdan sevdik seviştik Ezel bizim ile yârdır mahabbet Mahabbet eyleyüb birliğe yettik Cesedin içinde birdir mahabbet Can câna mahabbet verse erkândır Zîrâ mahabbetin arzûsu candır Kırklar makamına varsa civandır Rızânm yurdunda birdir mahabbet Mahabbettir yerin göğün direği Mahabbet edenin yanar çırağı Asıkın Beytullah ma’şuk durağı Hak nazar ettiği yerdir mahabbet Bizim yerde bahar olur kış olmaz Öter bülbülleri dilleri durmaz Kokusu kesilmez rengi de solmaz Necef bâğı gül’izardır mahabbet Gel beri gel beri aman edersin Gelme hakkm değil îmân edersin Sırnn tercemâna beyân edersin Zîrâ halk içinde sırdır mahabbet Mahabbet edenler kısmetin alur Arar bir derd ehlin dermânm bulur Serçeşme Muhammed Ali’den gelür Tükenmez dalgası göldür mahabbet Mahabbettir Lâilâhe illallah Mahabbettir Muhammed Resûlullah Mahabbettir Aliy-yi velij^mllah Üçü de ma’nâda birdir mahabbet Hak Muhammed Ali’dir ötesinde Beytullah içinde Hak haznesinde Rızâ yurdunda a ş ^ deryâsmda Cibril’in gördüğü nurdur mahabbet Hakikat kitâbm okur Cebrail Ma’rifet lokmasın sunan Mîkâil Canı Hak’ka teslim eder Azrâil İsrafil dilinde surdur mahabbet Hatâyı bu makam özge makamdır Makaımn mihri on iki imamdır Şeyh Safı’nin buyruğunda tamamdır Zîrâ can arzûsu dîdar mahabbet
Muhammed Ali’den kurulu yoldur
SH_0046 · Gedicht Nr. 51 · S. 81–82 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Muhammed Ali’den kurulu yoldur Evvel rehberinden kaçana lâ’net Evvel ikrar verüp sonra dönene Yapıştığı elden kaçana lâ’net Erenler bu yolda hazırdır hazır Musâhib levnini defterden kazır Gerekse eylesiin bin kerre özür Anlar ile yiyüp içene lâ’net Aklını bej;enüp ikrarın koyup Kalkup havalanup nefsine uyup Teberrâ gömleğin eğnine giyüp Azâzil yurduna göçene lâ’net İblis gibi iller aybma bakup îmânın terk edüb dîninden çıkup Eliyle boynıma ilmiğin takup Gaybet edüp sırrı açana lâ’net Beğenmeyüp erenlerin sözünü Benlik yurduna kondurmuş özünü Hak kapudan döndürmüştür yüzünü Azâzil donunu giyene lâ’net Arifler böyle dediler uluya Azâzil neylesün kalbi doluya Teberrâ okundu yanlış bilüye Kendi bilisine uçana lâ’net Hatâyî’m der bir velîyim yoluyla Sultânın sohbeti her dem kuluyla Gönülde kibr olub soğuk dil ile Özün mahabbetten seçene lâ’net
Âdem olub geldim âdem içine
SH_0047 · Gedicht Nr. 52 · S. 82–83 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Âdem olub geldim âdem içine Nasîb olmaz dürlü candan içeni Zenbûr olub kândan kâna geçerken Bir kâna uğradmı kândan içeni Kardaş gel erkâna bu erkân değil Oynatma atmı bu meydan değil Süleyman'dan esen Süleyman değil Süleyman var Süleyman’dan içeni İrfan meclisinde irfan almışam Lâ’l-i Bedahşan’dan mercan almışam Bin câm verüben bir can almışam Ol cânı saklaram candan içeru Hatâyı sultan’ın nutkunu hakla Ne dileğin varsa kendinde yokla Mürşidin pendini iyice sakla Damardan ilikten kandan içeni
Zâhid Hû demejri inkâr eyleme
SH_0048 · Gedicht Nr. 53 · S. 83–85 · 58 Zeilen · noch nicht analysiert
Zâhid Hû demejri inkâr eyleme Ne içün çağırır insan Hû deyu Hû demenin aslı nedir nedendir Eyleyeyim sana beyan Hû deyu Evvel Hû âhır Hû Allah ekber Sıfât-ı zâtmdan doğdu bir güher Muhammed Mustafâ Şah imam Hayder Oldu ol gevherden ayan Hû deyu Aşkm tecellîsi çün başa geldi Gevher eriyüb derya cû§a, geldi Çerh-i felek anda çünbişe geldi Dem bu demdir döner devran Hû deyu Muhammed Hâtem-i peygamber oldu Ali cümle evliyâya ser oldu Şah anda Cebrâire rehber oldu Ol demde kuruldu erkân Hû deyu Anlar gizli idi ol Lâmekânda Mustafâ Murtezâ bir idi anda Lâfetâ okuyub karşu gelende Yedi kez çağırdı sultan Hû deyu Âşık ma’şûkuna yâr yâre kargu Nâz ü niyaz eder Settâr’e karşu Nice jrüz bin yıllar dîdâre karşu Baktılar kaldılar hayran Hû desm Bir üzüm dânesi ol şâh elinde Kırklara verildi kısmet gününde Hak HabîbuIIah’a mi’rac yolunda Şey'enliUâh dedi Selman Hû deyu Ol üzüm dânesin getürdü Selman Kırklar da ol demde olmuştu üryan Muhammed şerbetten nûş etti ol an Sâkî kadeh sundu peyman Hû deyu Kırklar içti ol şerbetten mest oldu Şâh-ı Merdan cümlesinden üst oldu Setirpuş bağlandı kemer best oldu Semâa girdiler üryan Hû deyu Kırkların birine neşter uruldu Aktı kan cümleden isbât olundu Hak Muhammed anda mevcud bulundu Hû Allah çağırdı irfan Hû deyu HÛ demenin aslı böyledir böyle Zâhid nedir sözün gel beri söyle Tasdik îman getür şahadet eyle Gel sen de bu renge boyan Hû deyu Hatâyı bu meydan sarhoş olalı Can gözü tecellîye duş olalı Hak Habib aşkma yoldaş olalı Hayâli gönlümde mihman Hû deyu
Bir giin Muhammed evde otururken
SH_0049 · Gedicht Nr. 54 · S. 85–86 · 44 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir giin Muhammed evde otururken Dört melâik ana nidâ getürdü Selmân’m çeğninde geldi bir oğlan Ne güzel izzetle kelâm getürdü Muhammed oğlanm selâmın aldı Kalkuben ayağa buyurun dedi Muhammed oğlana yerini verdi Oğlan geçti seccâdeye oturdu Cebrâil der bu oğlanı bilsevüz İzzet edüb selâmmı alsavuz Üstümüzde benlik vardır görsevüz Ayağına yüzümüzü sürüdü Muhammed ider bu oğlan Ali’dir İns ü cinn ü meleklerden uludur Gerçeklerin izzet etmek yoludur İşitti Cebrâil özün yitürdü Ali yaradılmış mısın sen dedi Muhammed yüzünü gördü dost dedi Melekler Ali’den nişan istedi Zühre yıldızm alnında getürdü Oğlanm Ali idüğün bildiler Mürvet deyüben dârma durdular Özlerine hayli sitem sürdüler Birisi cennetten elma getürdü Elmayı getürüb terceman kodu Şah eline alub çarpâre kırdı Birini Muhammed nûş etti gördü Uçan melekler dergâha yetürdü Haktaâlâ gör nice nazar kıldı Cümle velâyeti Şah -ana verdi Biri Düldül biri Zülfikar oldu Fâtıma vü Kanber anda yaturdu Şah Hatâyı eydür özün bilenler Arayub özünde gevher bulanlar Üstad nazannda kâmil olanlar Anlar da özün dergâha yetürdü
Bugün ele almaz oldum ben sazım
SH_0049b · Gedicht Nr. 55 · S. 85–86 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Bugün ele almaz oldum ben sazım Arşa direk direk çıkar avazım Dört şey vardır bir karındaşa lâzım Bir ilim, bir kelâm, bir nefes, bir saz Güzel Ali’m çıksa çıksa salınsa Bedir aylar gibi doğsa dolunsa Dört şey vardır bir karmdaşa lâzım Bir hayr, bir şer, bir ibâdet, bir niyaz Yaz olunca çayır çemen üstüne Armağan sunarlar dostu dostuna Dört şey vardır avı almış destine Bir şâhin bir doğan bir espir, bir baz Câhil olan söyler sözünü bilmez Meydana gelince özünü bulmaz Dört şey vardır cennet yüzünü görmez Bir münkir, münâfık, bir yezid, gammaz Şah Hatâyî’m eydür sen kulun nider Güzel dünyâsını terk eder gider Dört şey vardır yıldan yıla devr eder Bir aydır, bir gündür, bir kıştır, bir yaz
Gelüb ihlâs ile yola gidenin
SH_0050 · Gedicht Nr. 56 · S. 87 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gelüb ihlâs ile yola gidenin Derece gönlünde güman gerekmez Sil süpür kalbini evin pâk eyle Mü’minin aynası duman gerekmez Bir kişinin iki yerde eli olsa Fâidesi olmaz Ali oğlu olsa Musâhibden gizli dalda yeri olsa Andan sana gelen îman gerekmez Musâhib mürebbi yolda bir Mşi Dili söyler ammâ değildir işi Çünki baş etmezsin tuttuğun işi Er yükü gevherdir saman gerekmez Mürebbî musâhib cesedde cânım Mürebbî îmânım musâhib dînim Âşinâ et yolda ....... kanın (?) Önü yahşi sonu yaman gerekmez Can Hatâyî’m eydür düşürdün derde Zavallı sofudan kalkmıyor perde Gördün ki bir lokma geldi bir yerde O lokma çiğ ise yemen gerekmez
Bir can bir cana özenüb gelince
SH_0051 · Gedicht Nr. 57 · S. 87–88 · 33 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir can bir cana özenüb gelince El uzatmayınca etek tutulmaz Rehberinden tevbe okunmayınca Yuyma anın insanlığı bilinmez Kâmil rehberdürür özünü yuyan Ol kerem kâmdır suyunu koyan Varub Hak ceminde yerini btüan Musâhibsiz anm özü yuyulmaz Musahibi olan özü yuyulur Hak ceme elsiz ayaksız vanlur Elahn küfrü lûtfu hep îmân olur Aşnasız işleri varsa da olmaz Aşna gerek imiş yola gitmeğe Cehd eyleyüb dost gediğin aşmaya Dört kapu içinde bir ev yapmaya Mürşidsiz ol dört kapudan girilmez Mürşid olur dört kapudan girilür Özün teslim edüb nzâ sürülür Mü’min ise nurdan kefen sanlur Pirsiz cemâatte namaz kılmmaz Namaz kılar cemâatte irfanda Canm yarhgasın o tatlı sinde Yarm varırsanız mahşer yerinde Yarlıganmadan cennete girilmez Hatâyım türâba indirdi teni Âleme nûr ile doldurdu seni Pirin meydânmda kurtarsın seri Anlar cehennemin od’una yanmaz
Uzanub bir cana vanimayıcak
SH_0052 · Gedicht Nr. 58 · S. 88–89 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Uzanub bir cana vanimayıcak Elin tutmaymca ikrar verilmez Rehberinin öğüdün almayıcak Güman gitmez îman niydüğün bilmez Kâmil olur kâmil sözüne uyan Ol kerem kânıdır şol yolu koyan O Hak’kın gününde yerini bulan Musâhibsiz asla özün bulamaz Musâhib olunca özünü bulur Kahrı küfrü iûtfu hep îmân olur Hak katma elsiz ayaksız varır Âşinâsiz bir i§ dürüst olamaz Âşinâ gerekmiş Hak’ka yetmeğe Yorulmadan Hak’dan Hak’ka gitmeğe Kapusuz bacasız bir ev yapmağa Meşrebsiz ol dört kapudan varılmaz Meşreb ile dört kapudan. girülür Özün teslimle Allah’a varılur Mürşidin önünde kefen sarılur Cemiyette pirsiz namaz kılmmaz Cemiyet namazın kıla irfanda Rahmetindir tenin ol yeter sende Günâhın mahv olur suâlin bunda Yarlıganmaymca kabrine konmaz Hatâyî türaba katıldı tenin Rahmet nûru ile nurlandı canın Mürşid nazarından kurtaran serin Anlar cehennemin od’una yanmaz
Sofi mezhebimin nesin sorarsın
SH_0053 · Gedicht Nr. 59 · S. 89–90 · 33 Zeilen · noch nicht analysiert
Sofi mezhebimin nesin sorarsın Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz Gözüyle gizli yok ya sen ne dersin Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz Eğnimize kırmızılar giyeriz Hâlimizce her ma’nâdan duyarız Katarda İmam Ca’fer'e uyarız Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz tüccar değiliz alub satmayız Erkân gözediriz yoldan sapmayız Gönlümüz ganîdir kibir tutmayız Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz Her kimin ki çerağmı Hak yakar Mü’min olanları katara çeker Aslımız on iki imama çıkar Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz Muhammed Ali’dir kırkların başı Uralun Yezîd’e lâ’neti taşı Hünkâr Hacı Bektaş Veli’dir eşi Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz Baharda açılur gonca gülümüz Ol dergâha doğru gider yolumuz On iki imam ismin okur dilimiz Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz Şah Hatâyî’m ider Muhammed Ali Anlardan öğrendik erkânı yolu Ali Muhammed’dir Muhammed Ali Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz'
Biz de hânedana gider der idik
SH_0054 · Gedicht Nr. 60 · S. 90–91 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Biz de hânedana gider der idik Mihman canlar bize safâ geldiniz Her sabah her sabah yüzüm üstüne Mihman canlar bize safâ geldiniz Beli dedik bir gerçeğin destine Canım kurbân olsun Hak’kın dostuna Her sabah her sabah yüzüm üstüne Mihman canlar bize safâ geldiniz Tuttuğumuz bir gerçeğin elidir Gittiğimiz imamlarm yoludur Serçeşmemiz Hacı Bektaş Veli’dir Mihman canlar bize safâ geldiniz Gitti yoldaşlarım kaldım yalmız Bağçede açılur gonca gülümüz Seker mahabbetiz tatlı dilimiz Mihman canlar bize safâ geldiniz Baykuş gibi ne beklersin viranı Şükür olsun seni bize vereni Sultan Hatâyî’nia. işi yereni Mihmari canlar bize safâ geldiniz
Yine mihman gördüm gönlüm §âd oldu
SH_0055 · Gedicht Nr. 61 · S. 91 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Yine mihman gördüm gönlüm §âd oldu Mihmanlar siz bize safâ geldiniz Kar kış yağar iken bahar yaz oldu Mihmanlar siz bize safâ geldiniz Misâfir aşk kapusunun dilidir Hızr’ı sev kim sahibinin gülüdür Tanrı misâfiri pîrim Ali’dir Mihmanlar siz bize safâ geldiniz \ Bir eve kahr ola misâfir gelmez Çalınsa çırpmsa ektiği bitmez Çağırsa bağırsa bir ere yetmez Mihinanlar siz bize safâ geldiniz Himmet eyle sen ki dâima gele Yavan yaşık bizim yüzümüz güle Büyük küçük anı hep Hızır bile Mihmanlar siz bize safâ geldiniz Misâfir gelir ki kısmeti bile Misâfir Hızır’dır özrünü dile Hatâyî’m uğruyu tut ver gel ele Mihmanlar siz bize safâ geldiniz (4>
Var imdi var imdi var senin olsun
SH_0056 · Gedicht Nr. 62 · S. 91–92 · 12 Zeilen · noch nicht analysiert
Var imdi var imdi var senin olsun Bir karârı bütün yâr senin olsun Eğer havalanıp dıksek uçarsan Yerlerden yukan gök senin olsun Mürvet deyüb alçaklara inersen Bu yeter başına yer senin olsun Eğer bülbül olub dalda ötersen Üşte bağçe bağban bağ'senin olsun Eğer sarraf olub cevher satarsan Üşte çarşu pazar şar senin olsun Özün Hak’ka tapşır sultan Hatâyı Üşte kara toprak sar senin, olsun
Ne hâceyim ne de mâl eksiğimdii:
SH_0057 · Gedicht Nr. 63 · S. 92 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Ne hâceyim ne de mâl eksiğimdii: Ne sultânım ne hod kul eksiğimdir Erenler dünyeye murdar demişler Ne Gerkesim ne murdâr eksiğimdir Men gurab değilim zâğı gözleyem Zîrâ men bülbülem gül eksiğimdir Seyr eyledim tamunun dört köşesin Ne yanaram ne hod nâr eksiğimdir Şah Hatâyî’m her şeyde bir nazar var Bir yüzü nurlu dîdâr eksiğimdir
Neyleyem neşleyem yâr yad olubdur
SH_0058 · Gedicht Nr. 64 · S. 92 · 12 Zeilen · noch nicht analysiert
Neyleyem neşleyem yâr yad olubdur Âhımdan zânmdan feryâd olubdur Yârin mahabbeti gönlüm evinde Yüce dağlar gibi bünyâd olubdur Apardı gönlümü vermez murâdmı Evvel ikrar şimdi inkâr olubdur Horasan ilinde haraç verenler Bağdad’a vannca azâb olubdur Bağdad’a yetişür şâhm kulları Günâhın bilenler hem şâd olubdur Pîre hizmet eyle Sultan Hatâyı Pîre hizmet eden üstâd olubdur
Kara saç boynuma serildi düştü
SH_0059 · Gedicht Nr. 65 · S. 92–93 · 16 Zeilen · noch nicht analysiert
Kara saç boynuma serildi düştü Sanarsm ay ile gün smdı düştü Bugün ulaştılar hublar hubuna Bize hublar hubu esindi düştü Yanağın çevresi gül harmanıdır 0 gül harmanına çesengi düştü Habibim yürüdü bağçeye karşu Utandı serviye çişindi düştü İdris de cennette hülle biçerken Gözümden yaş elem can sindi düştü Bize yedden inen kısmet günüdür Size mescid bize meyhane düştü Ne bâkim var benim rakib yanında İşittim kuyu kazan kendi düştü Can Hatâyî’m inanma mala gence Anca mal ile gence bendi düştü.
Ali’yi severem candan içeru
SH_0060 · Gedicht Nr. 66 · S. 93 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Ali’yi severem candan içeru Yolunu sürerem yoldan içeru Bana bende demen bende değilem Dahi bendeler var benden içeru Dînin terk edenün işidür küfrü 01 ne küfürdür îmandan içeru Şeriat tarikat ma’rifet hakdır Hakikat od’u var andan içeru Süleyman kuş dilin bilür dediler Süleyman var Süleyman’dan içeru Hak rehberi varır Hak’ka yetürür Dahi rehber var rehberden içeru Şah Hatâyı özün Hakka yetürür Kapuda kuldürür sultan içeru
Gel bir şaha kul olagör
SH_0061 · Gedicht Nr. 67 · S. 96–97 · 39 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel bir şaha kul olagör Her giz ma’zûl olmaz ola Bir eşiğe yaslanıgör Kimse elden almaz ola Bir işi bittirmek gerek Eksiğin yetürmek gerek Yâr ile oturmak gerek Hiç siteme göymez ola Bir susuz sulamak gerek Bir açı doyurmak gerek Bir dili söylemek gerek Feriştehler bilmez ola Kuş oluben uçmak gerek Ovalara göçmek gerek Bir doludan içmek gerek İçenler ayılmaz ola Çok behreler almak gerek Ummanlara dalmak gerek Bir gevher çıkarmak gerek Değnjıe sarraf bilmez ola Gerçek âşık olmak gerek Ma’^ûkunu tıulmak gerek Ölmezden ön ölmek gerek Vamb anda ölmez ola Bağçelere girmek gerek Güllerinden dermek gerek Bir gülü koklamak gerek Hergiz ol gül solmaz ola Şah Hatâyî’m der geç otur Hizmetini hora yetür Gerçeklerden bir er getür Cana başa kalmaz ola
Çıktım kırklar yaylasına
SH_0062 · Gedicht Nr. 68 · S. 97–98 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Çıktım kırklar yaylasına Çağırdım üçler aşkına Özümü ummana saldım Muhammed Ali aşkına Gelsin Muhammed’im gelsin Düşmüşlerin elin alsın Canım Hak’ka kurban olsun Muhammed Ali aşkına Gelin şu faktan geçelim Akı karayı seçelim Âb-ı kevserden içelim Muhammed Ali aşkına Bu dünyâ kurulu fakür Gerçeklere sözüm yoktur Allah bir Muhammed hakür On iki tmam aşkına Şah Hatâyî'm der varalım Anda dîdarlar görelim Gerçeğe canlar verelim Muhammed Ali âşkma
Güzelce şâhm ordusu
SH_0063 · Gedicht Nr. 69 · S. 98 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Güzelce şâhm ordusu Çekildi kondu Füzana Gaziler bize tutalı Ah şu dergâhtan bezene Elifi koy bâdan başla Nefsin kalesini taşla Var Hak’ka yarar iş işle Bak üstündeki yazana Tura giden dura gitme Bir söz deyeyin ımutma îldeki çöpe ta’n etme Bak gözündeki hizana Gökten feriştehler insün Gaziler ummana dalsun Er Hakkm yüzleri dönsün Yoldan dûr olan arana Şah Hatâyî’m der varalım Şah dîvânına duralım Kendi hâlimiz görelim Ya şu illerden bize ne
Gönül seyranda gezerken
SH_0064 · Gedicht Nr. 70 · S. 98–99 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gönül seyranda gezerken Şah geldi kondu saraya Hak’ka niyâz eyler iken Bir engel düştü araya HakTcın kapusundan girdim Kendi vücûdumu gördüm Ma’rifet kazanm kurdum Aşkı kaynadan küreye Mahabbet haslar hasıymış Etmeyen Hak’km nesiymiş Sevgi Hak sevgisi imiş Erenler ne der buraya Hele küşâdm düşürdün Firkat kazanm taşır dm Ma’rifet aşm pişirdin Tuzun tattırdın bereye Hatâyı der ihtiyarsız Neyleyim dünyâyı yârsız Ol âlemden bî habersiz Tuz ekmek ister yaraya
Şu âleme bir nur doğdu
SH_0065 · Gedicht Nr. 71 · S. 99–100 · 39 Zeilen · noch nicht analysiert
Şu âleme bir nur doğdu Muhammed doğduğu gece Yeşil kandilden nûr indi Muhammed doğduğu gece Muhammed anadan düştü Kâfirlerin aklı şaştı Bin kilise yere geçti Muhammed doğduğu gece Anda göbeği kesildi Gözüne sürme çekildi İsmi Muhammed okundu Muhammed doğduğu gece Ağlayan uşak avındı Doğuran ana sevindi Kâfirler îmâna geldi Muhammed doğduğu gece Huri kızları geldiler Muhammed dînin sordular Nurdan kundağa sardılar Muhammed doğduğu gece Muhammed kalkdı oturdu Ali hizmetin yetürdü Yer gök salevat getürdü Muhammed doğduğu gece Melekler hâzır hepisi Doldu Muhammed tapusu Açıldı cennet kapuşu Muhammed doğduğu gece Şah HatâyVm der dervişler Sağ olsun cümle kardeşler Secdeye indi ağaçlar Muhammed doğduğu gece (1}
Önüme bir çığır geldi
SH_0066 · Gedicht Nr. 72 · S. 100–101 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Önüme bir çığır geldi Bir ucu var şar içinde Attarlan dükkân açmış Her ne dersen var içinde Gir dükkâna pazar eyle Hışmı yenip hazer eyle Aya güne nazar eyle Ay Muhammed nur içinde Ay Ali’dir gün Muhammed Üç yüz altmış altı âyet Balıklardır suya hasret Çarhı döner göl içinde Kudretinden verdi balı Bahânesi oldu an Men kılarım âh ü zân Arı inler bal içinde Can Hatâyî’m. adm hezar Aynımızda ak yazılar Tâlibler pirin arzular Bülbül oynar gül içinde
Gel Ali’m yola gidelim
SH_0067 · Gedicht Nr. 73 · S. 101 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel Ali’m yola gidelim Ali’m kendi yolu ile Açlar doyar susuz kanar Leblerinin balı ile Ali’m bana neler etti Aldı elim dâra çekti Üstüme yürüyüş etti Elindeki dolu ile İçilmez dolu içilmez Sevgili dosttan geçilmez îkisi birdir seçilmez Has bağçenin gülü ile Aşı urur devran döner Kuş budağa bir dem konar Doldurmuş dolustm sunar Ali’m kendi eli ile Erenler lokması hurdur Lokmaya elini sundur Şah Hatâyî’m doğru yoldur Ali’m kendi yolu ile
Gevherin geçmeyen yerde
SH_0068 · Gedicht Nr. 74 · S. 102 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gevherin geçmeyen yerde Satma kardaş kerem eyle Lâ’l taşmı çay taşma Katma kardaş kerem eyle Gördün bir yerde âşinâ Her ne dersen öz başma Yol taşmı yol kuşıma Atma kardaş kerem eyle Gördünse bir yerde rakîb Neylersin yüzüne bakıb Münkiri katara çekib Yedme kardaş kerem eyle Firdevs güllerinden misin İmam kullarmdan mısm Ali oğulundan mısm Gitme kardaş kerem eyle Hatâyî’m çağmr ere I^ünyâ böyle gelmiş zîrâ Ârif okım abes yere Atma kardaş kerem eyle
Akıl gel beru gel beru
SH_0069 · Gedicht Nr. 75 · S. 102–103 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Akıl gel beru gel beru Gir gönüle nazar eyle Görür göz işidir kulak Söyler dile nazar eyle Baştır gövdeyi götüren Ayak menzile yetüren Dürlü maslahat bitüren İki ele nazar eyle Sofî İsen alub satma Helaline haram katma Yolun eğrisine gitme Doğru yola nazar eyle İki elin kızıl kanda Çok günahlar vardır bende Yâ îlâhî kerem sende Düşkün kula nazar eyle Hatâyı eydür yâ Ganî Veren Mevlâ alur canı Evvel kendi kendin tanı Sonra ile nazar eyle
Gel ey Muhammed ümmeti
SH_0070 · Gedicht Nr. 76 · S. 103–104 · 33 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel ey Muhammed ümmeti Bu devlete saâdete Bu din Muhammed dînidir Parmak getür şehâdete Âdem’de Hak’kı buldular Âdeme secde kıldılar Azâzil secde kılmadı Dolaştı tavk-ı lâ’nete Genc-i nihânı bulmuşam însânı halka söylererh Biz demezin günâh ola Özü kala kıyâmete Men hod özümden söylemem Ol hod söyledir özünü Dopdolu Hak’kın sırrıdır Muhtâcı yok keramete Yarmki gün soracaktır Konşu hakkını konşudan Gelmezse canlan çıksur Özü kala kıyâmete Muhammed Ali dedi kim Bin yıl toprakta yatmayan Resul hadiste buyurur İnanm bu rivayete Miskin Hatâyı burhânı Böyle buyurdu irfanı Peygamberdin kavli budur Gelin peyk-i be§ârete
Hak Taâlâ Cebrail’e
SH_0071 · Gedicht Nr. 77 · S. 104–105 · 44 Zeilen · noch nicht analysiert
Hak Taâlâ Cebrail’e Cebrâil’im gelsün dedi Varm söylen Halil’ime Ahdi yerin bulsun dedi Yine geldi bayram ayı Titirer Halil’in canı Yavrum Ismâil’im seni Hak’ka kurban demiş dedi Hak kabûl ederse meni Ata sen hiç çekme gamı Koç kuzu kurban olmazsa Serim Hak’ka kurban dedi Çıkın bakm da zevalden Yönün çevirmiş kıbleye Belki telâş verem ata Ellerim bağlasm dedi Ellerin bağla bağladı Anası uğnm ağladı Yetmiş yedi kere çaldı Kessene hey zâlim dedi Bıçak dedi hâşâ hâşâ Niçün çaldm meni taşa Taşı kestim baştan başa Boyunca nûra boyandı Yâ Halil nice dayandı Kurbânı gönderdi delil Cebrail önünce gelür Men senden cömerdim Halil Ağlar iken gülüştüler Göz yaşlann süiştiler Hep döşendi peygamberler Koç etini bölüştüler Hatâyt’m bayramda kurban Ola derdlilere derman Sırâtı geçmeye insan Korkmasın kullarım dedi
Ne hoş yerde makamm var
SH_0072 · Gedicht Nr. 78 · S. 105–106 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Ne hoş yerde makamm var Senin hey Murtazâ Ali Kandan gelür acap senin Kokun hey Murtazâ Alî Seni seven serden geçti Hem nâmus u ardan geçti Dîv işitti aklı şajtı Ünün hey Murtazâ Ali Yattığm yer Kerbelâ’dır Çevresi burc-i kaledir Yolun cümleden a’lâdır Senin hey Murtazâ Ali Sur çalmsm halk çekilsin Yezid meydana yığılsm Senin aşkına dökülsün Kanım hey Murtazâ Ali Hatâyî’m mürvete kalman Hak Muhemmed Ali Selman Seni sevenlere kurban Canım hey Murtazâ Ali
Men dahi nesne bilmezem
SH_0073 · Gedicht Nr. 79 · S. 106–107 · 33 Zeilen · noch nicht analysiert
Men dahi nesne bilmezem Allah bir Muhammed Ali Özüm gurbete salmazam Allah bir Muhammed Ali Anlar birdir bir olubdur Yerden göğe nûr olubdur Dört köşede sırr olubdur Allah bir Muhammed Ali Mü’min müslim etek tutar Bir gönülde mekân tutar Hû deyicek gelür yeter Allah bir Muhammed Ali İki yavru var yuvada Muallâk döner havada Dağda deryâda ovada Allah bir Muhammed Ali Bindikleri burakdürür Yaktıkları çırakdürür Yerden göğe direkdürür Allah bir Muhammed Ali Anlar bir kılağuz işler Her dem doğru yola başlar Üçler beşler ile işler Allah bir Muhammed Ali Hatâyı bu yolda serdir Serin verenler de erdir Ayda sırdır günde nurdur Allah bir Muhammed Ali
Hakikat bir gizli sırdır
SH_0074 · Gedicht Nr. 80 · S. 107 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Hakikat bir gizli sırdır Açabilirsen gel beri Küfr içinde îman vardır Seçebilirsen gel beri Açıldı cennet kapusu Lâ’l ü gevherdir yapusu Kıldan incedir köprüsü Geçebilirsen gel beri Cânımız melek canıdır Tenimiz Selmen tenidir İçtiğim arslan kanıdır İçebilirsen gel beri Pirimden öğüt almışam Üstadımdan ders almışam Men kanadım bağlamışam Uçabilirsen gel beri Men bağçelerin gülüyem Ayn-ı cem’in bülbülüyem Kırk kapunun kilidiyem Açabilirsen gel beri Şah HatâyVm eydür heman Dağlan bürüdü duman İşte İncil iste Kur’an Seçebilirsen gel beri
Men dervişem deyen kişi
SH_0075 · Gedicht Nr. 81 · S. 108 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Men dervişem deyen kişi Evvel neden geçmek gerek Bilisini terk eyleyüb Rızâ ile uçmak gerek Aşk tavasmda kavrulup Yanub kül olup savrulup Benlik dıvarm devinip Hak’tan yana geçmek gerek Ko kalsun arada kalan Menzile varama yalan Talihlere rehber olan Müşkilleri seçmek gerek Deli gönül murâd ilen Yanar yüreğim od ilen Şah Hatâyî’m bu vird ilen Gamlı gönlü açmak gerek
Bir nefescik söyliyeyim
SH_0076 · Gedicht Nr. 82 · S. 108–109 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir nefescik söyliyeyim Dinlemezsen neyleyeyim Aşk deryâsm boylayayım Ummana dalmağa geldim Aşk harmanmda savruldum Hem elendim hem jmğruldum Kazana girdim kavruldum Meydana yenmeğe geldim Ben Hak’la oldum âşinâ Kalmadı gönlümde nesne Pervâneyem âteşine Şem’ine yanmağa geldim Ben Hak’kın kemter kuluyam Kem damarlardan berîyem Ayn-ı cemih bülbülüyem Meydana ötmeğe geldim Şah HatâyfûİT özümde Hiç hilâf yoktur sözümde Eksiklik kendi özümde Dârma durmağa geldim
Seksen bin ielâmm başı
SH_0077 · Gedicht Nr. 83 · S. 109 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Seksen bin ielâmm başı Kanlıdır nefes öldüren Budur evliya buyruğu Kanlıdır nefes öldüren Kötünün sözü ağudur Urur sinemi dağıdır Kalbimiz HEak’km evidir Kanlıdır nefes öldüren İyinin sözü dişlidir Dâimâ gözü yaşlıdır Âdem öldüren suçludur Kanlıdır nefes öldüren KâTbe yaptım Halîl ile Âyet ile delîl ile Fakir ile zelîl ile Kanlıdır nefes öldüren Hatâyı kendi hâlinde Muhammed Ali yolunda Bir kelâm geldi dilinde Kanlıdır nefes öldüren
Gaibden delil göründü
SH_0078 · Gedicht Nr. 84 · S. 109–110 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gaibden delil göründü Dedem hoş geldin hoş geldin Bizi sevüb sevindirdi Dedem hoş geldin hoş geldin İki cân idik birleştik Mahabbet kapusun açtık Şükür dîdâra eriştik Dedem hoş geldin hoş geldin Üstümüze yol uğrattın Gevher aldm geyher sattm Erliğini isbât ettin Dedem hoş geldin hoş geldin Bir ağaçta güller biter Dalmda bülbüller öter Şâhıma bergüzar gider Dedem hoş geldin hos geldin Böyle Şah HatâyTm böyle Pîrim destur versin söyle Şâha benden niyâz eyle Dedem hoş geldin hoş geldin
Dil ile dervişlik olmaz
SH_0079 · Gedicht Nr. 85 · S. 110–111 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Dil ile dervişlik olmaz Hâli gerek yol ehlinin Anleyin her çiçekten Balı gerek yol ehlinin Geçmek gerek dört kapıdan Kurtulasm mürebbîden Mürebbîden musâhibden Eli gerek yol ehlinin Men gezerim derdli derdli Öter firkatli firkatli Bülbül gibi ünü tatlı Dili gerek yol ehlinin Men gezerim ayık ayık Deryâlarda olur kayık Bülbülleri Şaha lâyık Gülü gerek yol ehlinin Hatâyî’m der kuşak kuşan Toz olur türaba düşen Budur dervişliğe nişan Yolu gerek yol ehlinin
Bu gün matem günü geldi
SH_0080 · Gedicht Nr. 86 · S. 111–112 · 48 Zeilen · noch nicht analysiert
Bu gün matem günü geldi Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Senin derdin bağnm deldi Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Kerbelâ’nm önü yazı Yüreğimden çıkmaz sızı Yezidler mi kırdı sizi Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Bizimle gelenler gelsün Serini meydana koysun Hüseyn ile şehîd olsun Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Kerbelâ’nm yazıları Şehîd düştü gazileri Fatma Ana kuzuları Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Esti deli poyraz esti Kâfir Mervan bizi bastı Hüseyn’in başım kesti Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Kerbelâ’nın önü düzdür Geceler bana gündüzdür Şah Kerbelâ’da yalnızdır Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Gökte yıldız paralandı Şehriban ana karalandı İmam Hüseyn yaralandı Ah Hüseyn ü vah Hüseyin İmam Hüseyn attan düştü Kâfir gelüb kanın içti Atı Medine’ye kaçtı Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Bir su verin ma’sum cana Yezid içti kana kana Fatma Ana yana yana Ah Hüseyn ü vah Hüseyin Kerbelâ’da biter yonca Boyu uzun beli ince Şah Hatâyî’m kasânnca Ah Hüseyn ü vah Hüseyin
Gel gönül incinme bizden
SH_0081 · Gedicht Nr. 87 · S. 112–113 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel gönül incinme bizden Kalsun gönül yol kalmasun Evvel âhır yol kadimdir Kalsun gönül yol kalmasun Erenler bize pusudur Yalan söyleyen âsidir Bu gerçekler nefesidir Kalsun gönül yol kalmasun Bağçede açılan güldür Ma’nâyı söyleyen dildir Pes ezelden yol kadimdir Kalsım gönül yol kalmasun Başındadır altun tacı Budur erenler mi’racı Keskindir yolun kılıcı Kalsun gönül yol kalmasun Hey Allah’ım hey Allah’ım Eyü olmaz benim âhım Saltanatlı pâdişâhım Kalsun gönül yol kalmasun Ey dîvâne ey dîvâne Âşık olan kıyar câne Hatâyı der tadı hâne Kalsun gönül yol kalmasun
Kırklar meydanına vardım
SH_0082 · Gedicht Nr. 88 · S. 113–114 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Kırklar meydanına vardım Gel beni ey can dediler İzzet ile selâm verdim Gel işte meydan dediler Kırklar bir yerde durdular Otur deyu yer verdiler Önüme sofra yazdılar El lokmaya sun dediler Kırklarm kalbi durudur Gelenin kalbin andır Gelişin kanden beridir Söyle sen kimsin dediler Gir semâa bile ojma Silinsün açılsun ayna Kırk yıl kazanda dur kayna Dahi çiğ bu ten dediler Gördüğünü gözün ile Söyleme sen sözün ile Andan sonra bizim ile Olasın mihman dediler Düşme dünyâ mihnetine Tâlib ol Hak hazretine Âb-ı zemzem şerbetine Parmağmı ban dediler Şeyh Hatâyî’m nedir hâlin Hak’ka şükr et kaldır elin Gaybetten kese gör dilin Her kula yeksan dediler
Serseri girme meydana
SH_0083 · Gedicht Nr. 89 · S. 114 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Serseri girme meydana Âşık senden yol isterler Kallâş ile oturmadm îman ehli kul isterler Bu yola giı^en oturmaz Hak söze hile katılmaz Bunda hiç hile satılmaz Cevherinden pul isterler Bir kılı bin pâre eder Bu yolu ihtiyar eder Şâhım bir yol kurmuş gider Yol içinde yol isterler Şah Hatâyı der neylersin Her müşkili hail eylersin Ansm çiçek derersin Yarın senden gül isterler
Şu dünyânın ötesine
SH_0084 · Gedicht Nr. 90 · S. 114–115 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Şu dünyânın ötesine Vardım deyen yalan söyler Baştan başa safâsını Sürdüm deyen yalan'söyler Ark kazarlar argın argın Felek çevirmekte çerhin Bu dünyâda mal ü mülküm Vardır deyen yalan söyler Kuru ağaçta olur gazel Kendi okur kendi yazar Ahdi bütün hüsnü güzel Vardır deyen yalan söyler Avcılar avlarlar bazı Hak’ka eylerler niyazı Dâim beş vakit namazı Kıldım deyen yalan söyler Şah Hatâyi’m der varılmaz Varılırsa da gelinmez Rehbersiz hiç yol bulunmaz Buldum deyen yalan söyler
Be erenler be gaziler
SH_0085 · Gedicht Nr. 91 · S. 115–116 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Be erenler be gaziler Gelen Murtezâ Ali’dir Yezîd’e bâtın kılıcın Çalan Murtezâ Ali’dir Alçağa indirmiş özünü Eder Hak’ka niyazını Kırklar ile bir üzümü Yeyen Murtezâ Ali’dir Turnaya vermiş sesini İmamlar çeker yasmı Yine kendi devesini Yeden Murtezâ Âli’dir Getür ahret azığını Âşık çeker yazığını Muhammed’in yüzüğünü Yudan Murtezâ Ali’dir Cennetin yemişi elma Sarar benzim sarar solma Şah Hatâyım inkâr olma Gelefı Murtezâ Ali’dir
Gönülleri §âd eyleyen
SH_0086 · Gedicht Nr. 92 · S. 116–117 · 33 Zeilen · noch nicht analysiert
Gönülleri §âd eyleyen Hak bir Muhammed Ali’dir Bu yolda irşâd eyleyen Hak bir Muhammed Ali’dir Gönüle gevher ekenler Ehl-i Hak özün dökenler Mîzan terâzu çekenler- Hak bir Muhammed Ali’dir Biçildi hulle-i kisbi Cümle âlemin eyisi Ğazîlerin sermâyesi Hak bir Muhammed Ali’dir Terâzûsım heng eyleyen Dört kapuyu deng eyleyen Küffâr ile ceng eyleyen Hak bir Muhammed Ali’dir Balık kursağında yatan Oynayub hırkatı üten Gemi gark oldukta tutan Hak bir Muhammed Ali’dir Ak deveye binüb giden Gülzânndan yedüb giden Kırklar ile sohbet eden Hak bir Muhammed Ali’dir Hatâyî’m. der efendimiz Hem pirimiz üstadımız Heman bizim muradımız Hak bir Muhammed Ali’dir
Bizim içtiğimiz dolu
SH_0087 · Gedicht Nr. 93 · S. 117 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Bizim içtiğimiz dolu Erenlerin dolusudur Ummanlara dalub giden Erenlerin gemisidir Hiç ummana dalmadm mı Dalnb gevher almadın mı Tâlib yola gelmedin mi Yine kendi bilisidir Ulu şarlar bedestanlar Al çiçekli gülistanlar Ala gözlü mestâneler Pîrim Ali korusudur Klimdir bunu böyle deyen Erenlerden öğüd alan Yeşil alem çeküb gelen Pîrim Ali kendisidir Şah Hatâyı didâra bak Mansur ipin bojmuna tak Nesimi oldu Hakla Hak Ol üzülen derisidir
Ibtidâdan yol sorarsan
SH_0088 · Gedicht Nr. 94 · S. 117–118 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Ibtidâdan yol sorarsan Yol Muhammed Ali’nindir Yetmiş iki dil sorarsan Dil Muhammed Ali’nindir Gece olur gündüz olur Cümle âlem dümdüz olur Gökte kaç bin yıldız olur Ay Muhammed Ali’nindir Varma Yezid’in yanma Çirki dokunur tenine Lâ’net Yezîd’in canına Can Muhammed Ali’nindir Ali Yezid’den seçilür Âleme rahmet saçılur Evvel baharda açılur Gül Muhammed Ali’nindir Gökten rahmetler saçıldı Mü’min olanlar seçildi Âb-ı kevserler içildi Dem Muhammed Ali’nindir Varma Yezid Meclisine Kulak verme hiç sesine Satır Yezid ensesine Sejrf Muhammed Ali’nindir Hatâyı oturmuş ağlar Diline geleni söyler Top olmuş ortada döner Nur Muhammed Ali’nindir
îmam Ca’fer kullarıyız
SH_0089 · Gedicht Nr. 95 · S. 119 · 33 Zeilen · noch nicht analysiert
îmam Ca’fer kullarıyız Sohbetimiz nihân olur Ölmezden evVel ölüyüz Câna vâsi olan cân olur îmam kulları derilür Yol erkân sohbet sürülür Mahşer sorusu sorulur Bunda ulu dîvân olur Bunda kibr ile kın olmaz Hem sen olub hem ben olmaz Âdem öldürsen kan olmaz Nefes öldürsen kan olur Budur evvel budur âhır Budur mahabbette mihir Küfür her mezhebde küfür Bunda küfür îmân olur Aşk şerâbından içilür Müşkil hail olur seçilür Kan eşkerinden geçilür Erenler mürvet kân olur Sohbet ederler Enelhak Tek derdine dermâne bak Üç yüz altmış altı uğrak Sekizi asl-ı dîn olur Hatâyı der ben bundayın Hak dîvânında gündeyin Sen bendesin ben sendeyin Ne sen olur ne ben olur
Ne dinlersin dervişleri
SH_0090 · Gedicht Nr. 96 · S. 120 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Ne dinlersin dervişleri Dervişlerde dem bulunur Bekle Hak’km eşiğini Derdine derman bulunur Eğer oldun ise haste Var derdine derinan iste İhlâslı gidersin dosta Ölürsen de can bulunur Alçağa indir özünü İn türaba sür yüzünü Pişir de söyle sözünü Arasında çiğ bulunur Bahri isen ummana dal Sarraf isen gir gevher al Merdân isen meydâna gel Meydanda merdan bulunur Şah HatâyVm özün takın Sırrını ladinden sakın Kudretinden değen okun Yâresine em bulunur
Bu yolun ötesi hakdır
SH_0091 · Gedicht Nr. 97 · S. 120–121 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Bu yolun ötesi hakdır Mürvet erenler mürüvvet Bu yoldan özge yol yokdur Mürvet erenler mürüvvet Dilde nefes öldürmezler Yezid kavmin güldürmezler Mürvet deyeni üzmezler Mürvet erenler mürüvvet Âşık oldum yana geldim Pervâneyem döne geldim Men kan ettim yine geldim Mürvet erenler mürüvvet Ehl-i irfandır dilimiz Sırr-ı hakikat gülümüz îmam Ca’fer mezhebimiz Mürvet erenler mürüvvet Şah Hatâyî’ra hâle geldim Hâl içinde yola geldim Eksikliyim dara geldim Mürvet erenler mürüvvet
Mürvet deyen-öldürmezler
SH_0092 · Gedicht Nr. 98 · S. 121–122 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Mürvet deyen-öldürmezler Mürvet hey erenler mürvet Eksikliğim aldım ele Mürvet hey erenler mürvet Buıida nefes öldürmezler Yezidleri güldürmezler Mürvet deyeni üzmezler Mürvet hey erenler mürvet Şahadır gevherin kânı Kan ile joımazlar kam Katardan ayırman meni Mürvet hey erenler mürvet Şah oğluyam durdum dâra Sığmdmı Ganî Settâr’a Şah dehmanı geldim ceme Mürvet hey erenler mürvet Yüreğimdeki yaralar TabiJjler merhem saralar Klaynajoıb coşan bereler Mürvet hey erenler mürvet îkrar verildi bir cana Aşkm şerbetinden kana Men kül oldımı yana yana Mürvet hey erenler mürvet Hatâyî’m der Şam’a geldim Şamenize yana geldim Bin kan ettim ceme geldim Mürvet hey erenler mürvet
Elim alub bu dergâha
SH_0093 · Gedicht Nr. 99 · S. 122–123 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Elim alub bu dergâha Getürenin demine hu İki gönül birliğine Yetürenin demine hu Arı eyle gönül şehrin Hâk olub pâyine sürün Görüb bir kardeşde sırnn Sır edenin demine hu Kınnm giymiş donunu Hak’ka döndürmüş yönünü Gönülden kibr ü kinini Giderenin demine hu Güzeldir Ali’nin sesi Siler gönüllerden pası Ehl-i tarikat nefesi Bitirenin demine hu Hatâyî’nin dimeğini Zâyi etme emeğini Döküp malın, yemeğini Yedirenin demine hu
Diz çöküben zikr edelim
SH_0094 · Gedicht Nr. 100 · S. 123 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Diz çöküben zikr edelim Cân ü dilden illâllah Hû Yedi ceddin yarliğamış Anmca illâllah Hû Bunda yanarimiş odlar Anda olurmuş heybetler Cehennem kapusun kitler Anmca illâllah Hû Okumuşam dört kitâbı Âyet âyet ü harf be harf Cümlesinden gürbüz erdir Anmca illâllah Hû Başı yasdığa düşünce Gezer îmânın kasdma Şeytan ana zafer kılmaz Anınca illâllah Hû Can Hatâyî’m hepisine Andan şahın tâpusma Sekiz uçmak kapısına Yazmışlardır illâllah Hû
Serime bir sevdâ geldi
SH_0095 · Gedicht Nr. 101 · S. 123–124 · 43 Zeilen · noch nicht analysiert
Serime bir sevdâ geldi Muhammed Ali’den beru Yandı vücûdum kül oldu Tâ Kalûbelîden beru Ali’nin Fatma Kanber’i Hırka tutunur önleri Severim on iki imamı Atası pirimden beru Hasen’le Hüseyn’i sevdim İkrarım anlara verdim Kâfirlerin bütün kırdım Halil-ür-Rahman’dan beru Zeynelâbidin yolları Açılur gonca gülleri Bâkır imamlar serveri Severim soyundan beru Muhammed dünyâya geldi Şu âlem nûr ile doldu Hâcem İmamı Câfer’i Okuram Kur’an’dan beru Musahibim Mûsâ Kâzım Rızâ’ya bağlıdır özüm Kolumda şâhinim bazım Beslerim zamandarı beru Takî’den etek tutmuşam Naki sırrına yetmişem Askerî’den mey içmişem Sarhoşam zamandan beru İkrârın bendi boşandı İndi türâba döşendi Mehdi’den kılıç kuşandı Bilürem zamandan beru Şah Hatâyî’m. Hak’ka yalvar Sevdiğim Ali’dir server Sorarlarsa bizi erler Gelürem dîvandan beru
Hak’dan bir nidadır geldi
SH_0096 · Gedicht Nr. 102 · S. 125–126 · 53 Zeilen · noch nicht analysiert
Hak’dan bir nidadır geldi Yan ey deniz tutuş deyu Köpüğünden dağlar durdu Tütününden arş kürs deyu Arşa direk oldu zârım Pîre hizmete varalım Kandilden ayrıldı nûrum Muhammed’e yoldaş deru Can kandilden gevher ister Gör ki rakibe ne ister Yâ Ali kerâmet göster Kanber sofrayı aç deyu Sofr-açıldı ni’ınet oldu Sundu destisini aldı Dolandı kapuya geldi Sefilim kapuy-aç deyu Kapudan içeri vardı Mü’minlere selâm verdi Birine bir neşter urdu Kırkından kan aksın deyu Kırkından da kan döküldü Dürlü bedenler söküldü Selman bir üzüm getürdü Ez de Muhammed iç dejru Muhammed içti esridi Abdallar samaha girdi Şemlesitı kırk pâre böldü Kalksın başından taç deyu Tâc-ı devlet seri idi Gül Mııhammed teri idi Veyis emekdân idi Yalan söylemen hiç deyu Yalanlar anda mat oldu Ali’nin sim zât oldu Muhammed Mi’râc-atüdı Dur hey mübarek taş deyu Taş anda muallak durdu Hacılar devaha indi Arafafdan bir koç geldi Arafat koçu meledi Arşı cenneti eledi Şah Hatâyî’m bile idİ Her kardeşe yoldaş deyu
Sözünü bir söyleyenin
SH_0097 · Gedicht Nr. 103 · S. 126–128 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Sözünü bir söyleyenin Sözünü eder sağ bir söz Pir nefesin dinleyenin Yüzünü eder sağ bir söz Bir söz vardır hâlk içinde Dahi söz var hulk içinde Olmaya ki delk içinde Deyesün çarkadağ bir söz Söz vardır kestirir başı Söz vardır keser savaşı Söz vardır ağulu aşı Bal ilen eder yağ bir söz Sözünü yahşi pişürgil Yahşi us ile düşürgil Yaramazını şişirgil Canına olur dağ bir söz İsterem göreyim yârı Bu remzi anlagil varı Hezâran ehl-i ikrân Eder kara toprağ bir söz Şah Hatâyı âyâtından Sözün söyle öz zâtmdan Oîmaya kim pir katından Seni ede ırağ bir söz
Şâh-ı merdan kullarıyız
SH_0097b · Gedicht Nr. 104 · S. 126–128 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Şâh-ı merdan kullarıyız Kolayına iş değilüz Kanâat ile yürürüz İllâ tokuz aç değilüz Evliyâ gönlümüz aldı Kalbimiz nûr ile doldu Gözlerimiz dîdâr igördü Cennete muhtaç değilüz Evvel biziz âhır biziz Heman leyi ü nehar biziz Gül açılmış bahar biziz Yaz oldu biz kış değilüz Binlerden kırklara erdik Tarikat evinde durduk, Yedilerden haber verdik Üçlerdeniz hiç değilüz Şah Hatâyî’ra göçür göçün Dünyâyı terk etmek içün Sızdık eridik Hak içün Altun olduk tuç değiliz
Dervişlik eydür bana
SH_0098 · Gedicht Nr. 105 · S. 132 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Dervişlik eydür bana Sen derviş olamazsın Bari diyeyim sana Sen derviş olamazsın Özünden geçmeyince Birliğe yetmeyince El etek tutmayınca Sen derviş olamazsın Özün ile fakırsm Dürlü diller okursun Var yok yere kakırsm Sen derviş olamazsın Kakmak eğer olaydı Muhammed’den kalaydı Derviş terkin kılaydı Sen derviş olamazsm Hatâyî’m Hak kuludur Akar çeşmi selidir Dervişlik pek uludur Sen derviş olamazsm
Hatâyî can argına
SH_0099 · Gedicht Nr. 106 · S. 132–133 · 4 Zeilen · noch nicht analysiert
Hatâyî can argına Ehl-i irfan argına Ma’rifetten su gelüb Dokunur can argına
Gönül verme nâdâne
SH_0100 · Gedicht Nr. 107 · enthält auch Nr. 107, 108 · S. 133 · 11 Zeilen · noch nicht analysiert
Gönül verme nâdâne Hak’kı inkâr edene Müridim Hak demişim Mahabbet hânedâne ~ 108 — HatâyVm der bayağı Atılandır bayağı Kuşlarda ne kuşu var Tepesinde ayağı
Hatâyî'ye han geldi
SH_0101 · Gedicht Nr. 109 · S. 133 · 4 Zeilen · noch nicht analysiert
Hatâyî'ye han geldi Mürde cisme can geldi Ya’kub-i zâr olmuşam Yûsuf-i Ken’an geldi
Hatâyî’yem hattârem
SH_0102 · Gedicht Nr. 110 · S. 133 · 4 Zeilen · noch nicht analysiert
Hatâyî’yem hattârem Hak sırrma settârem Hekimlerin dermanı Tabiblere attârem
HatâyVyem bir hâlim
SH_0103 · Gedicht Nr. 111 · S. 133–134 · 4 Zeilen · noch nicht analysiert
HatâyVyem bir hâlim Elif üstünde dâlim Sofîyem tarîkatte Hakikatte abdâlim
Hatâyî’m ver cevablen
SH_0104 · Gedicht Nr. 112 · S. 134 · 4 Zeilen · noch nicht analysiert
Hatâyî’m ver cevablen iCırmızi gül kullâblen Senden can esirgemem Zira kim hisâb ilen
Er düvel hanedandır
SH_0105 · Gedicht Nr. 113 · S. 134 · 4 Zeilen · noch nicht analysiert
Er düvel hanedandır Pîrim Şâh-ı Merdan’dır Tarik yolun bilmeyen Arada sergerdandır
Hatâyı Han duran bir
SH_0106 · Gedicht Nr. 114 · S. 134 · 4 Zeilen · noch nicht analysiert
Hatâyı Han duran bir Ceseddir can soran bir Pîrimdir mürşidimdir Kanığım kandıran bir
Hatâyı Mehdi oldu
SH_0107 · Gedicht Nr. 115 · S. 134 · 4 Zeilen · noch nicht analysiert
Hatâyı Mehdi oldu İmamlar cehdi oldu Getür gitti gam gussa Şâdîlik vakti oldu
Ey muhibb-i Mustafâ vü bende-i Âl-i Abâ
SH_0108 · Gedicht Nr. 116 · S. 140 · 22 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey muhibb-i Mustafâ vü bende-i Âl-i Abâ Dinle imdi söyleyem min §erh-i tâc-i evliya Evvelini geydi Âdem Nûh u îbrâhim sebz Çün sefîdin geydi Ahmed ol Resûl-i Kibriya Ol zamanda şâh-i âlem server-i dünyâ vü din Kırmızısın başa geydi ol Aliy-yi Murtezâ Pîşüvâ-yi tacı bildi kim ki hakkın tanıdı Zahiri on iki imam bâtmı nûr-i Hudâ Hidmet-i pir oldu ol dem bildi tâcm sünnetin Sünnetin çün farza tuttu eyledi zevk u safâ Asl-i tâc estağfurullah şöyle bilgil ey muhib Fer’-i tâc-ı nâsezâlardan kesilmek bî riyâ Kelle-i tâc oldu elf-i külli sensin yâ Ali Yeltesi oldu halîfe tâlibe Hak rehnümâ Asabesi pir oldu zikr-i Hak takdir imiş Rengi döndü güle çün hûn-i Sehîd-i Kerbelâ Penbesi mihr ü mahabbet hülle oldu asdan Bâşa geymekdır hayâtı mematı ez hod cüdâ îğnesi Ülker olubdur ipe;ği nes tâlibe Erkân-i râh-i meşâyih kıl özüne pîşivâ Bende-i Şâh-ı velâyet’dir Hatâyı bilmiş ol Fikr-i pây-i Şâh olubdur gözlerime tûtyâ
Diyâr-i aşka sultânım dilâ ben de zamanımda
SH_0109 · Gedicht Nr. 117 · S. 140 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Diyâr-i aşka sultânım dilâ ben de zamanımda Gam u gussa vezîrimdir oturur iki yanımda Ben ol şehbâz-ı kühsânm baş eğmem kulle-i kafa Niçe anka gibi yavru uçurdum âşiyânımda Ben ol canbâz-ı serbâzım felek farkmdadır dârıtn Niçe Hallâc-ı Mansûr’u yürüttüm rîsmânımda Belâ vü mihnet ü derd ü gam ile öyle yandım kim Eridi kara su oldu ilikler istihânmıda Heman el arkası yerde cihanın pehlivanıdır Hatâyı baştan geçsün kadem koyan nişanımda
Hatâ ettim Hudâ içün bağışla
SH_0110 · Gedicht Nr. 118 · S. 141 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Hatâ ettim Hudâ içün bağışla Muhammed Mustafâ içün bağışla Safî nesli Cüneyd ü Hayder oğlu Aliy-yel-Murtezâ içün bağışla Hasen aşkı ile meydâna girdim Hüseyn-i Kerbelâ içün bağışla İmam Zeyn-el-Abâ Bakır ü Ca’fer îmam Kâzım Rızâ içün bağışla Severem Şah Tâki vü hem Nakî’yi Hasen Asker livâ içün bağışla îmam Mehdi eşiğinde kul olan Ol eşikte velâ içün bağışla İmamlar nûr olubdur ey Hatâyı Ki ol nûr-i Hudâ içün bağışla
Sâkıyâ sun bâde-i sâfı safânm aşkma
SH_0111 · Gedicht Nr. 119 · S. 141 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Sâkıyâ sun bâde-i sâfı safânm aşkma Doldurup ver gel Aliy-yel-Murtezâ’nın aşkına Sad hezar lâ’net Yezîd’e çünki ol şehzâdeye Bir içim su vermedi kadir Hudâ’nm aşkma Sen dahi oynat başmı ol belânm aşkma Âyet-i Nasrün rninallah’dan mekân oldu .nüzul Kim yedi iklîmi feth ettim rızânın aşkma Tohm-i Merv-ân’ın Yezîd’in kökünü min â^bet Yer yüzünden kaldıram Âl-i abâ’nın aşkma Ey mevâlîler bilin sâhib zamânm devridir Çalaram kılıncı ben sâhib zamânm aşkma Ey Hatâyî çünki ceddin eylemiştir çok gaza Sen dahi başla gazaya ol gazânm aşkma
Fâiîâtün îâilâtün iâilâtün îâilün
SH_0112 · Gedicht Nr. 120 · S. 142 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Fâiîâtün îâilâtün iâilâtün îâilün Neylerem ol cenneti içinde dîdâr olmasa Koy anı vîrâne kalsun bağçede yâr olmasa Gaflet ehli kaldı hakdan şöyle bil kim_ bî nasib Kande dîdân görür ol bunda bîdâr olmasa Dünyede âşık olan geydi melâmet donunu Her yeten âşık olur mu derd ana kâr olmasa Âşıkın meydanda başı top yerine çalmur Başmı meydâne koymaz kim ki serdâr olmasa Doğruluk dost kapusudur doğru gel gir bu yola Eğri meydanda utanur bunda ikrar olmasa Ey Hatâyî cevheri hare eyleme nâdâna sen Cevherin kadrini bilmez ger hırîdâr olmasa
Ol elif kaddine menzil geldi hatt-ı istivâ
SH_0113 · Gedicht Nr. 121 · S. 142 · 32 Zeilen · noch nicht analysiert
Ol elif kaddine menzil geldi hatt-ı istivâ Be bulundu kametin vaslı visâl-i müntehâ Te tebârek söyledi her kim ki gördü hüsnünü Se siyâkatle yazılmış alnmızda Kâfhâ Ce cemâlin ma’nisin her kim sorarsa bir nefes Hâ hayât akar lebinden yâ Muhammed Mustafâ Hı haber ver gel ne yüzden okunur ismin senin Dal delîl-i evliyâsm yâ Aliy-yel-Murtezâ Zâl zâhirdir solar kim dâima zikrin eder Rı rakibler zehrin içmiş ol Hasen Hulk-i Rızâ Ze zeminin kâ’besin her kim görürse bir nefes Sîn sensin âlem içre ey Hüseyn-i Kerbelâ Şm şehîd et canını Zeyn-el-abâ’nm aşkına Sad safâ-yi Bâkır’a ermek dilersen tâlibâ Dâd dâdın rna’nisin Ca’fer büübdür bil tamâm Tl tarikat içre sensin yâ imâm-ı rehnümâ Zây zâlimdir solar kim zâlime zulm ettiler Ayn inâd edindiler şvmlara der rûz-i cezâ Gayn gayrı bilemem ben her ne kim görsem bugün Fâ Fazlullah’sm sen yâ Ali Mûsâ Rızâ Kaf kıyamet mahşerinde Şah Takî vü bâ Nakî Kef kerârnet ma’dininde ol Kasen Asker lika Lâm lâ’lin cem’edübdür leşker-i âşıklan Mîm Mehdî sancağıdır sancağ-ı sâhib livâ Nun nüzûl-i kaşlarına kılmayan candan sücûd Vav visâlin firkatinden ağlaram ben dembedâ He hevâ devranların tâatleri külli riyâ Lâmeliflâ’dan göründü derdine çünkim deva Ye yüzün nûrun görelden bu Hatâyı hastedir , Hânedân-ı Mustafâ’yı medh eder subh u mesâ Pâ pâk et nefsini tâ kim bulasın nurunu Çâ çek cürmünü her ne geldi ise ver nzâ
Hudâ vü1*Nîustaîâ vü Murtezâ’ya
SH_0114 · Gedicht Nr. 122 · S. 143 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Hudâ vü1*Nîustaîâ vü Murtezâ’ya Ezelden tâlibem Şâh-i velâya' Hasen vechine hasretdir bu cânım Ki müştâkuıı Hüseyn-i KerbelâVa Ali ZejTi-el-a.bâ Bâkır’dan oldu Mahabbet ehlmin dânna dâye İlâhî Ca’fer-i Sâdık hakiçün Muhibbim Şah Ali Mûsâ Rızâ’ya Takî vü bâ Nakî sertâcım oldu Kulak çektim dahi ehl-i safâya Muhibb-i Askerî’yem yâr-ı Mehdi Şükür Hak’ka eriştim bu hevâya Mevâlîyem Hatâyî şöyle sâdık Teşebbüh kılmışam Âl-i Abâ’ya
Dinim içinde îmandır musâhib
SH_0115 · Gedicht Nr. 123 · S. 144 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Dinim içinde îmandır musâhib Gönül tahtında sultandır musâhib Koruk değil ana çubuk denilmez Tarîk evinde tersandır musâhib Yolumuz incedir varabilene Sefil gönülde mihmandır musâhib Yola eğri giden menzile ermez Sülük içinde erkândır musâhib Musâhib yol varandır ey Hatâyî Muhibb-i hânedanımdır musâhib
Destgîr-i âsiyansm yâ Ali senden meded
SH_0116 · Gedicht Nr. 124 · S. 144 · 20 Zeilen · noch nicht analysiert
Destgîr-i âsiyansm yâ Ali senden meded Pdişâh-ı dü cihansm yâ Ali senden meded Eahr-ı âlem Lâhmüke lâhmî buyurdu şânma Âşıkm cisminde cansın yâ Ali senden meded Nûr-i ayn-î âşıkansın tâc-ı erbâb-ı yakîn Çeşm-i düşmenden nihansın yâ Ali senden meded Lâfetâ illâ Ali virdim olaldan sevdiğim Kande baktımsa ayansm yâ Ali senden meded Şah Hasen ile Hüseyn aşkma Mervan katline Serverân-ı gaziyansm yâ Ali senden meded Asl-ı Zejmül’âbidin’sin hem Muhammed Bâkır’i Câ’fer-i 53âdık nişansın yâ Ali senden meded Hem Ali Mûs-er-Rızâ’dır nûr-i çeşm-i hanedan Şah Takî’den hoş Ibeyansın yâ Ali senden meded Bâ Nakî vü Askeri has^fm Yezîd’in almağa Mehdi-i sâhib zamansm yâ Ali senden meded Zâhir ü bâtın menim her hâlimin âgâhısm Merhamet bahrine kânsm yâ Ali senden meded Enbiyânm hırkasm geydim senin bîçârenem Sana düşman od’a yansm yâ Ali senden meded
Hüsn içinde bây imişsin yâ Ali senden meded
SH_0117 · Gedicht Nr. 125 · S. 145 · 20 Zeilen · noch nicht analysiert
Hüsn içinde bây imişsin yâ Ali senden meded Gök yüzünde cây imişsin yâ Ali senden meded Aşk ile ma’şûk u âşık senden olmuşdur nü^ûl Sırr-ı Mâ evhâyimişsin yâ Ali senden mede4 Hak okurlar ismini râh-ı hakikatte senin Aşk ile şeydâyimişsin yâ Ali senden meded Mü’mine dâim edersin lûtf u ihsân u kerem Kâfire gavgayimişsin yâ Ali senden meded Bunca yıl kim gezerem ben bu vücûdun şehrini Hüsn-i bîhemtâsâmişsin yâ Ali senden meded Yerde görmez gökte ister kör münâfıklar seni Zâhir ü peydâyimişsin "yâ Alî senden meded Kîsmet-i bezm-i ezelden Murtezâ ismin senin Nerkis-i şehlâyimişsin yâ Ali senden meded Enbiyâlar evliyalar çokdürür ammâ ki sen Cümleden a’lâyimişsin yâ Ali senden meded Bu cihânı seyr idenler bir cemâlûllah içün Hüsn ile zibâyimişsin yâ Ali senden meded Birliğe bel bağlamıştır bu Hatâyı hasta dil Vâhid ü yektâyimişsin yâ Ah senden meded
Eğildim secde kıldım hânedâne
SH_0118 · Gedicht Nr. 126 · S. 145 · 22 Zeilen · noch nicht analysiert
Eğildim secde kıldım hânedâne Nuş ettim şerbetinden kane kane Zihî devlet beşâret ben gedâya Yürürken uğradım dürlü dükâne Sarâf olan bilür gevher bahâsın Anı kıldı mübah pır ü civâne Yürüdüm dest be-dest kıldım meâli Düşübdür meskenim iki cihâne Erenler asmanın direğidir Direk yerden dikilür âsmâne Ululuk ister isen hizmet eyle Ayak bir bir basarlar nerdübâne Cihanı açtı Sultan Haydar oğlu Erişti gaziler kevh ü mekâne Hezâran kisveden baş gösterirsin Anınçün halkı salarsm gümâne Musâhib olana hem dest gerektir Kadîmi gelicek kalmaya câne Biner Düldül çalar şah Zülfikar’ı Kalubdur Ali’den darb-ı nişane Hatâyî’yera bu gün meydân içinde Şah’m medhin okuram dervişâne
Nefesim ehl-i dile gevher-i kândır bilene
SH_0119 · Gedicht Nr. 127 · S. 146 · 12 Zeilen · noch nicht analysiert
Nefesim ehl-i dile gevher-i kândır bilene Nutkumuz kudret-i Hak rûh-i revandır bilene Ma’rifet bahrine dal dahi güherler alagör İşte bu ilm ü hüner genc-i nihandır bilene İstedi âb-i hayat çeşmesine erdi Hızır Ol verir doğru haber bellü beyandır bilene Şerbet-i Hak’dan içenler olur âzâd elbet Şöyle sermest olanm küfrü imandır bilene Kavli yalancı ile olma musâhib çek eli Hemdem olmak div ile külli ziyandır bilene Ey Hatâyı Hak’ı özünde tanı ârif olub Dahi söz söyleme gel bu söz ayandır bilene
Beni sermest ü hayrân eyleyen Şâh
SH_0120 · Gedicht Nr. 128 · S. 146–147 · 12 Zeilen · noch nicht analysiert
Beni sermest ü hayrân eyleyen Şâh Gönül şehrinde seyrân eyleyen Şâh Müsehhar eyledin cümle cihanı Yezid kavmin müselmân eyleyen Şâh Beni bednam edüb saldm cihâna Dü çeşmim zâr ü giryân eyleyen Şâh Enelhak çağırub Mansûr dâre Yine râzmı pinhân eyleyen Şâh Şu deşt erzende Selmân Fârisî’yi Alub arslandan ihvân eyleyen Şâh Hatâyı gice gündüz şah çağırur Yarm mahşerde dîvân eyleyen Şâh
Sırr-ı aşkmdan şehâ her kim ki âgâh olmadı
SH_0121 · Gedicht Nr. 129 · S. 147 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Sırr-ı aşkmdan şehâ her kim ki âgâh olmadı Kaldı mahrum tâ ebed makbûl-i dergâh olmadı Bilmeyen kendi vücûdun Hak’kı bilmez lâcerem Kim W bildi nefsini âlemde gümrâh olmadı Gözgüsü an değildir çâre yoktur pasma Kaldı nâpâk tâ ebed Fazi ana hemrâh olmadı Her ne kılsan nîk ü bed âhır sana ol tuş olur Çekmedi şermendelik her kim ki bedhâh olmadı Zevkine aldanmagıl fikri öğüstür dünyenin Kangı gün hoş geçti kim anın sonu âh öitnadı Zevk u şevkin günlerinde kim olar yârim dedi Bir melâmet günü geldi kimseler yâr olmadı Şah Hatâyı bende oldun bende fermân ol yürü Bende fermân olmayanlar lâyık-ı şâh olmadı
— Mefâîîün mefâîîün mefâîîün mefâîîün —
SH_0122 · Gedicht Nr. 130 · S. 147 · 32 Zeilen · noch nicht analysiert
— Mefâîîün mefâîîün mefâîîün mefâîîün — Taâlâ şânuhu gel gör ki bir nûr-i Hudâ geldi Cemî’-i hatm-i enbiyâ Muhammed Mustafâ geldi Sevindi cân-ı âşıklar açıldı baht-ı sâdıklar Çağırdı rûh-i mü’minler safâ geldi safâ geldi Safâ ehli zeminlerde zamanlarda mukaddemde Feleklerden meleklerden hezâran merhaba geldi Feriştehler inüp gökten beşâret ehl-i irfâna Havâric’e ecel yetti Yezid’lere belâ geldi Azâzil aslı şeytandır yeter iğvâsına uyma Öğüt tut Hak yolun gör gel imâm-ı rehnümâ geldi İşitti mürşid-i kâmil kamu ehl-i imân oldu Sevindi gaziler cümle ki hatm-ı enbiyâ geldi Bahâdir gaziler koptu başında tâc-ı devlet var Budur Mehdi zaman devri cihan nûr-i baka geldi İmâm-ı Hayder oğluna dil ü candan rızâ verdik Ki Ca’fer Mûsi-i Kâzım Ali Mûsâ Rızâ geldi Halîlullah donım geymiş çağırmış adm îsmâîl Ana kurban olun deyu çün Allah’tan nidâ geldi Hak’a mazhardürür âdem sücûd et uyma İblîs’e Ki âdem donuna girmiş Hudâ geldi Hudâ geldi Dalâlet içre zulmette bitürmüştür çerağını Gözün aç gör bu zulmetten ki din bedr-i dücâ geldi Cihânı sihr ile Fir’avn özüne kani’ etmişti Buları yutmağa Mûsâ asâsı ejdehâ geldi Özü Yâsin dili Tâhâ yanağı Kaf vel-Kur’an Kaşı Nun saçı Vel-leylü jrü^ü §ems-i Duhâ geldi Güzel şâhım Kamer mâhım muradgâhım gönül hâhım Cemâli mazhar-Allahım güzîn-i evliyâ geldi Hatâyı hastesin şâhm cemâli vasim istersen Revân-ı can satun algıl bu ilme can bahâ geldi
Hak’ı gönülde sır sakla özünden bî haber sofî
SH_0123 · Gedicht Nr. 131 · S. 148 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Hak’ı gönülde sır sakla özünden bî haber sofî Bu deryâdan derin sırrı ne bilsün deng-i ser sofî Tanımamış o nefsini nice bilsün ki Rabbini Kâlubdur lâda illâda görün ne zerk eder sofî Sevübdür sîm ile zeri koyubdur vasl-ı dildârı Eğer doğrusunu dersem olur hışm ile ner sofî Özünü bilen er sofî hem oldur sofî-i sâfî Desen revâdürür ana gel ey sâhib nazar sofî Hatâyı mürşid ü pirler elini tutub âr etme Eğer ârif isen anla kerem kıl olma har sofî
Elf anı bilmişem ben lâ fetâ illâ Ali
SH_0124 · Gedicht Nr. 132 · S. 149 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Elf anı bilmişem ben lâ fetâ illâ Ali Ye yalanı silmişem ben lâ fetâ illâ Ali Be baka rriülkünde hâkim Mustafâ vü Murtezâ Lâm elif lâ dimezem men lâ fetâ illâ Ali Te temennâ eyledim sırnnda izhâr eyleyüb He hilâl levhinde gördüm lâ fetâ illâ Ali Se sebâtım od u su toprak u yeldendir benim Vav vücûdun şehriyem ben lâ fetâ illâ Ali Cim cemâlinle celâlin isteyüb kıldım taleb Nun nihâyet buldu cânım lâ fetâ illâ Ali Hâ hayâl eyler zebânım âlini yâd etmeğe Mim Muhammed Mustafâ’dır lâ fetâ illâ Ali Hı haber verdi Hasen hulk-ı Rızâ etbâma Lâm letâfet mülki içre lâ fetâ illâ Ali Dal dilimde Şah Hüseyn-i Kerbelâ’nm medhi var Kef kerem kânı Ali’dir lâ fetâ illâ Ali Zel zelîl et nefsini Zeyn-el-abâ’nın aşkma Kaf karibdir Hak yolunda lâ fetâ illâ Ali Rı riyâ etti havâricîer Muhammed Bâkır’a Fe Furât akub dedi kim lâ fetâ illâ Ali Ze ziyâde kıldı gönlüm Ca’fer’in mahabbetin Gayn gayn dimezem ben lâ fetâ illâ Ali Sîn serhûş eyledi Mûsî-i Kâzım bil meni Ayn-ı aynımda ayandır lâ fetâ illâ Ali Şîn Şâh-ı Horâsan İbn-i Ali Mûsrer-Rızâ Zı zuhûr oldu cihanda lâ fetâ illâ Ali Sad safâ ehli Takî’dir âlem içre gerçi kim tarîki gösterir hem lâ fetâ illâ Ali Dad zamirim mülküne server Nakî’dir 5ilmişem Askeri'nin zikridir hem lâ fetâ illâ Ali Yâ Muhammed Mehd-i sâhib zaman sırr-ı Resûl Teşbihim, zikrim dilimde lâ fetâ illâ Ali Ey Hatâyı ger hayât-ı câvidan bulsan nola Gönlüne mihmân olubdur lâ fetâ illâ Ali
Dâima fikrimde zikrim yâ Muhammed yâ Ali
SH_0125 · Gedicht Nr. 133 · S. 150 · 12 Zeilen · noch nicht analysiert
Dâima fikrimde zikrim yâ Muhammed yâ Ali Gönlümün evinde şükrüm yâ Muhammed yâ Ali Kendi özün tanıyamaz seni yakin bilmeyen Âlemin âyînesistn yâ Muhammed yâ Ali Kalmışam zulmet içinde sen inâyet kıl bana . 'Men günehkârem günehkâr yâ Muhammed yâ Ali Seyyidî Battâl Gazi, Hacı Bektâş-ı Velî Cümlesinin sırrı sensin yâ Muhammed yâ Ali Baş açık yalm ayak yüğürüşür abdallar Kerbelâ’da çağrışurlar yâ Muhammed yâ Ali Bu Hatâyî vâsıl olmuş sıdk ile şâha müdâm Dü cihanda matlabım bu yâ Muhanmıed yâ Ali
Gevher-i zât-ı kadîm-i Kibriyâsm yâ Ali
SH_0126 · Gedicht Nr. 134 · S. 150 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Gevher-i zât-ı kadîm-i Kibriyâsm yâ Ali Enbiyâ vü evİiyâya pîşüvâsuı.yâ Âli Kimse bilmez rna’ni-i zât u sıfâtındır senin Lâmekân bahrinde dürr-i müntehâsın yâ Ali Kabiliyyet sende görmüştür Resûl-i Hâşimî Şükr lillâh hemdem-i Hayrünnisâ’sın yâ x\li Hem havâric sımnı bildin ki idrâk eylemez Zahir ü bâtında sen mu'ciz nümâsra yâ Ali Mustafâ gördü seni arslan sıfatlı bir melek Sâhib-i mi’râc hem tâc ü livasın yâ Ali Züifilcar ile kamu kıldm müsehhar âlemi Bilmişem tahkik ile kim lâfetâsm yâ Ali Bu Hatâyî'ye dîn ü îmân şendendir dürüst Nûr-i çeşm-i hânedân-ı Mustafâ’sm yâ Ali
Yerde gökte Hayder-i Kerrâr’sm sen yâ Ali
SH_0127 · Gedicht Nr. 135 · S. 151 · 22 Zeilen · noch nicht analysiert
Yerde gökte Hayder-i Kerrâr’sm sen yâ Ali Rûz-i mahşer sâki-i ebrârsın sen yâ Ali Hamset-ül-esmâ okurlar ismini ey Büîhasen İbn-i amm-i Ahmed-i Muhtâr’sın sen yâ Ali Anter’in başın kesen Hayber kapusun koparan Ceng içinde katil-i küffârsın sen yâ Ali İfritin bendini aldm üç bin yıldan sonra Deşt-i erzende geçen Kerrâr’sm sen yâ Ali Lâ fetâ illâ Ali şânmda olmuştur nüzûl Hadd içinde sikke vü dînârsm sen yâ Ali Evvel ü âhır da sensin zâhir ü bâtm da sen Akl-i evvelden hüveydâ yârsın sen yâ Ali Evvel ü âhırda sensin dînini şerh eyleyen Dillere gönüllere ikrârsın sen yâ Ali Çıkdı Mi’râca Muhammed dedi doksan bin kelâm Sırr-ı Hak’ka m.ahrem-i esrârsın sen yâ Ali Enbiyalar mihrisin sen evliyalar serveri Gazilere server ü serdârsın sen yâ Ali Henüz âdem mâ ü tıynden halk olunmamış iken Dü cihan halkı yoğ iken varsın sen yâ Ali Bu Hatâyı bendenin sensin murâd ü maksadı Kande baksam görünen dîdârsın sen yâ Ali
Gammdan gözlerim umman değil mi
SH_0128 · Gedicht Nr. 136 · S. 151 · 12 Zeilen · noch nicht analysiert
Gammdan gözlerim umman değil mi Visalin cân içinde can. değil mi Yazılmış hâl ü hattın bî mürekkeb Acâyib sûret-i Rahman değil mi Eğer derviş eğer mîr ü salâtin Bu .beş gün dünyede mihman değil mi Cihâna aşk ile üryan gelenler Gidende hem yine üryan değil mi Eğer Tevrât eğer İncîl ü Zebur Be hakk-ı enbiyâ Fürkan değil mi Gününü hoş geçür miskin Hatâyı , Gelen devran aceb devran değil mi
Ey Hak kelâm içinde dedi Murtezâ seni
SH_0129 · Gedicht Nr. 137 · S. 152 · 36 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey Hak kelâm içinde dedi Murtezâ seni Bilirdi cân sıdk ile ehl-i safâ seni Gümrâh olaydı halk-ı cihan serbeser kamu. Ger kUnıasaydı âleme Hak rehnümâ seni Lâ fark evinde Beyneke beynî makamma Hemdem ohıdı sırrına hem Mustafâ seni Hâs etti her peyemberi bir dîn ü millete Gönderdi cümle âleme Hak muktedâ seni Heycâ giinünde durmadı hiç kimse tîgma Şîrim deyüb bu mâ’niden öğdü Hudâ seni Mislin gibi cihanda şehâ kimse görmedi Lâ se^ denildi tîgma hem Lâfetâ seni Sözün beyân-ı Hak’dır özün Hak nişâmsm Kâfirdir ol ki söyledi Hak’dan cüdâ seni Allah yoluna vermeğe can kimse râzı yok Bu bâb içinde gördüler ehl-i nzâ seni Diler günâh-ı ümmetin olmaz devâsı hiç- Bu illet-i devâsıza bildik devâ seni Zâhirde gerçi sûretin oldu beşer velî İnsan demek muâyine olmaz revâ seni Men şi’r ile kaçan yetem evsâf-ı zâtma Kur’ân içinde ta’rif eder Vedduhâ seni Künh-i hakikatini senin kimse bilmedi Sormak gerekdürür yine senden sana seni Şekk ü gümân içinde fena buldu tâ -ebed Dâr-ül-fenâda bilmeyen elıl-i baka seni Yetmezdi hiç makama kerâmât-ı evliyâ Ger önlerince kılmasalar pîşüvâ seni Bahr-i şecaat e^vc-i sehâvet mekân-ı lûtf Kân-ı kerem seni derim ehl-i vefâ seni Esrar içinde yetmediler enbiyâ sana İhsan içinde Hak dediler evliyâ seni Bildik ne ma’nidir Al-el-insân hîn-i dehr Kur’anda çünki kıldı beyan Hel etâ seni Yâ Rab Hatâyı bendene kılgıl şefaati Ol günde kim penâh eder ehl-i hatâ seni
Ey gönül yâd et Hudâ-yi ekberi vü ekseri
SH_0130 · Gedicht Nr. 138 · S. 153 · 22 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey gönül yâd et Hudâ-yi ekberi vü ekseri Öldürür fettâh-ı bâb-ı cümle âlem defteri Mustafâ’ya rahmeten-lil-âlemin çün dedi Hak Hel etâ’da sâki-i kevser buyurdu Hay deri Serfirâz-ı dîn ü dünyâdır Hasen hulk-ı Rızâ Şah Hüseyn-i Kerbelâ’dır hem imamlar serverî Olmasa her bir gönülde mihr-i Zemerâbidin Yekdüriir ma’nîde anlardan Yehûd ü Hayberî Mûsi-i Kâzım kim oldur pîşüvâ-yi mü’minan Şâh Ali Musâ Rızâ’dır evliyalar serveri Şah Takî vü bâ Nakî’dir kurra-tül-ayn-i Nebî Öldürür burc-i saadet evc-i âlem âhteri Şah Hasen-ül-Askerî’dir kıblegâh-ı ehl-i din Mehdi-i sâhib zamandır müttakîler rehberi Tâ ezelden Mustafâ vü Murtezâ meddâhıyem Hem bu on iki imâmm çâkeriyem çâkeri Şâh-ı merdân’m kuluyam demeğe haddim değil îsterem kim sâdık elam Kanber'inin Kanber’i Men tevellâ kılalı şoi hânedâna sıdk ile Olmuşam her dem havâric gözlerinin hançeri Can fedâ kıl ey Hatâyı âline peygamberin Tâ cehennem âteşinden olmak istersen berî
Gel temâşâ eylegil zâhid cemâlûllaha bak
SH_0131 · Gedicht Nr. 139 · S. 154 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel temâşâ eylegil zâhid cemâlûllaha bak Perde-i pindân kaldır Semme vechullaha bak Kâşif-i levh-i hakayık sırr-ı Sübhânellezî Nûr-i kerremnâ ile âyîne-i Allah’a bak Râ vü mîm ü zâ ile idrâk kıl mâhiyyetin Mazhar-ı Kur’an-ı Hak esrâr-ı Fazlullah’a bak Sâhib-i ta’bîr-i ma’nâ âlim-i ilm-i ledün Feyz-i pîr-i ma’nevî kesb eyle rûhullaha bak Bist ü heşt ü sî vü dürür nokta-i bism-i İlâh Sâye-i rûh-ül-kudüs ayn-ı kelâmullah’a bak Fâtih-i miftâh-ı ebvâb-ı tılısmât-i Hudâ Nâzır-i mir’at-ı Allah olan ehlullaha bak Ey Hatâyı âlem-i zâhir vücûd-i mutlakı Görmek istersen cemâl-i nûr-i zâtullaha bak'
Ey deyen kim âkilim dîvâne hoş gelmek gerek
SH_0132 · Gedicht Nr. 140 · S. 154 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey deyen kim âkilim dîvâne hoş gelmek gerek Kim kılur lâf-ı hüner merdâne hoş gelmek gerek Çün azîz-i mısr-ı aşk olmak dilersen ey gönül Yûsufri Mısrî gibi dîvâne hoş gelmek gerek Âşıkam dersen gönül aşk âteşinden dönine kim Şem’ od’una yanmağa pervane hoş gelmek gerek- Zâhid evrâd ile dâim fikr ü zikri rûy-i dost Ehl-i islâmım deyen îmâna hoş gelmek gerek Ey gönül lâf etme kim ma’nîde lâf iden kişi Ma’rifet meydânına merdâne hoş gelmek gerek- Âşıkam dersin gönül şartı budur âşıklığın Her ne kim cânâne kılsa câna hoş gelmek gerek Ey Hatâyı şi’rini ol yâr ister dinleye Dilrübâlar gûşıma dürdâne hoş gelmek gerek
Ey perî hüsnün senin nûr-i Huda’dır bilmiş ol
SH_0133 · Gedicht Nr. 141 · S. 155 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey perî hüsnün senin nûr-i Huda’dır bilmiş ol Servidir boyun senin hem müntehâdır bilmiş ol Men senin derd ü gamından incimen ey bî vefâ Her ne cevr etsen bana ayn-ı vefadır bilmiş ol Yoktur eşyânm içinde kimsene Hak’tan cüdâ Cilve kılan âleme nûr-i Hudâ’dır bilmiş ol Gerçi çok geldi nebiler devr-i âdemden berî Hatmi cümle enbiyânın Mustafâ’dır bilmiş ol Gel vefâ kıl bu Hatâyı bendene yad kılma kim Rûz şeb virdim sana zikr ü duâdır bilmiş ol
Dilberâ hüsn ü ruhin gülzâr ü cennet bilmişem
SH_0134 · Gedicht Nr. 142 · S. 155 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Dilberâ hüsn ü ruhin gülzâr ü cennet bilmişem Her ne kim senden gelürse ayn-ı rahmet bilmişem Her ne kim cevr ü cefâ kılsan bu miskin gönlüme Ben gammdan ağrıman bu câna minnet bilmisem Tende cân oldukça gitmen âstânmdan senin Kâkipâyın ey sanem bâşımda devlet bilmişem Her ne kim senden gelürse haste cânım nûş eder Kahrını râhat senin çevrini hürmet bilmişem Men Hatâyı bendeyem bir pâdişâh-ı vakte kim Eşiğinde kulluğun sultanca izzet bilmişem
Âlemin çeşm ü çerâğı âhıretin hânıyem
SH_0135 · Gedicht Nr. 143 · S. 155–156 · 16 Zeilen · noch nicht analysiert
Âlemin çeşm ü çerâğı âhıretin hânıyem Hazret-i Hak sevgilisi ma’rifetin kânıyem I-------------------------------- ----------------------------- -------- Ben donuyâm kim gözlüler görür beni Pes ki kızıl gülüyem hem güllerin reyhanıyem îsevij''em Mûsevî’yem Dâvudî’yem Ahmedî Hem Süleymân-ı zamanem ins ü cinnin hânıyem Sûre-i İnnâ fetahnâ şanıma geldi velî Can Tebârek âyeti vü Mushaf'ın Kur’ân’ıyem Ben sadefem dürlü dürlü inciler benden çıkar Gevher-i deryâ benem deryaların ummânıyem Şeriatem tarikatem hakikatem bilene İlm ü hem âlim benem âlimlerin irfânıyem Ben Hatâyî’yem bu gün kim gözlüler görür beni Kâfirin küfrü benem hem mü’minin îmânıyem
Menem ki cân ü dilden Hayderî’yem
SH_0136 · Gedicht Nr. 144 · S. 156 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Menem ki cân ü dilden Hayderî’yem Habîb-i Zülcelâi’ijı çâkeriyem Gulâm-ı hânedân-ı Ahmed’em ben Ali’nin Kanber’inin Kanber’iyem Hasen Hulk-i Rızâ’dır nur-i çeşmim Hüseyn-i Kerbelâ’nın kemteriyem Muhibbem âşıkanı Zejmel’ibâd’a Muhammed Bâkır’ın hâk-i deriyem Münezzeh meşrebim men yâr-i sâdık Mevâlî mezhebim hak Ca’ferî’yem tmam Kâzım Ali Mûsâ Rızâ’nın Muhibbiyem adûsundan berîyem Takî tacım Nakî’dir nûr-i aynım Fedâ-yi hâk-i pây-i Askerî’yem Muhammed Mehdi-i sâhib zamânm Mutî’em emrine ferman-berîyem Havâric Hânedân’ın düşmenidir Zarûretten der ol men Hayderîyem Tevelİâ kıimışam ÂI-i abâ’ya Havâric gözlerinin hanceriyem Hüseynî’yem Yezîd’e lâ’netim var Ezelden men düçâr-ı Hayberi’yem Ha^âyı’yem bugün meydân içinde Hakikat ehlinin serdefteri’yem
Yer yoğ iken gök yoğ iken tâ ezelden var idim
SH_0137 · Gedicht Nr. 145 · S. 157 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Yer yoğ iken gök yoğ iken tâ ezelden var idim Gevherin yekdâ nesinden ileru perkâr idim Gevheri âb eyledim tuttu cihânı serbeser İns ü cinni arş ü kürsî yaradan Settâr idim Girdim âdem donuna sırrımı kimse bilmedi Men o.Beytullah içinde tâ ezelden vâr idim On sekiz bin âlemi gezmiş idim Cercîs ile _^Derya altındaki saçı kızdıran envâr idim Ol zamanda ben anın sırrın bilirdim ol benim Anm içün Hak ile hem sırr idim esrar idim Ey Hüseynî hârici lâm ile bozdu postumu jGâh Mansur donuna girüp Enelhak dâr idim Ey Hatâyı Hak’kı bilüb tanımışam bî güman Anın içün ol yarattı ben ana inkâr idim
Ezelden aşk ile dîvâne geldim
SH_0138 · Gedicht Nr. 146 · S. 157–158 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Ezelden aşk ile dîvâne geldim Erenler rengine boyana geldim Senin gönlüme büründü hayâlin Nigâhm uyhudan uyana geldim Ezelden aşk ile ben lâmekânem Didâre müştakam seyrâna geldim Kulum kulluğumun rıoksânı çoktur Kerem kıl lûtf ile ihsâne geldim Menem bunda .Hatâyı Hayderoğlu Kalender deryişem meydâne geldim
Ezelden aşk ile dîvâne geldim
SH_0139 · Gedicht Nr. 147 · S. 158 · 9 Zeilen · noch nicht analysiert
Ezelden aşk ile dîvâne geldim Yerim meyhânedir mestâne geldim Hezâran dona girdim ben dolandım Bu gün hasm ile ben meydâne geldim İmâmımdır benim ol Şâh-ı merdan Bugün nesl-i Ali dîvâne geldim îmam aşkma çalaram küıcı Münafık kırmağa merdâne geldim Menim bunda Hatâyî Hayder oğlu
Cümle eşyada zuhûr eden kelâmımdır benim
SH_0140 · Gedicht Nr. 148 · S. 158 · 18 Zeilen · noch nicht analysiert
Cümle eşyada zuhûr eden kelâmımdır benim Hil’at-i arz u semâ sırr-ı kıyâmımdır benim Vâkıf oldum çün zemîn ü âsmânm sırrma Cismimin sultânıyem âlem gulâmımdır benim Enbiyâ esrârma vâkıf olursam n’ola çün Mürşidim pîrim ayında yâ vü lâmımdır benim Dâhil oldum Kâ’be’ye tâ kim vücûdum Fazl-ı Hak Secdegâhım lemyezel Beyt-ül-harâmımdır benim Sırr-ı Elfakrü sevad-ül-vechi idrâk eyledim Hatt u hâlin dilberâ nûr-i zalâmımdır benim Çünki geçtim istivâsmdan cemi’-i âlemin Cennet ehliyem sefer dâr-üs-selâmımdır benim N’ola pervâz eyler isem on sekiz bin âleme Mürg-ı ankayem cihan her sû makamımdır benim Dürlü ziynet ni’met ile doldu bezm-i kâinât Nutk-ı Hakçün anda sâkî hamr-ı hâmımdır benim Ey Hatâyı gayre niçün yüz tutam ikrâm içün Kıble çünkim suret-i bedr-i tamâriıımdır benim
Vücudum şehrine girdim bu şehri pür ziyâ gördüm
SH_0141 · Gedicht Nr. 149 · S. 159 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Vücudum şehrine girdim bu şehri pür ziyâ gördüm Velâyet ilmine erdim aceb nûr-i Hudâ gördüm Şeriat şartım bildim tarikat yoluna vardım Hakikat bahrine daldım Aliy-yel-Murtezâ gördüm Hakikat ilminin sırrm ne bilsün her tahâretsiz Bu sırra ermedi münkir anm katlin reva gördüm Gönül şehrine ol dilber benim rûh-ul-emînimdir Yüzün Seb’ulmesânî’dir yedi hat istivâ gördüm Elestü Rabbüküm sırrı dehânından ayân oldu Gözün Vattini vezzeytun yüzün Şems-i duhâ gördüm Vücûdum şehrine girdim eriştim gevher-i kâna Serâser gönlümün şehrin bilin nûr-i Hudâ gördüm Kamu eşyâ vücûdvmda sen o seyyâr-i âlemsin. Cemâlin âstânmda Hatâyî’yi gedâ gördüm
Visalinden senin dûr oldu gönlüm
SH_0142 · Gedicht Nr. 150 · S. 159 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Visalinden senin dûr oldu gönlüm Kati bîmâr ü rencûr oldu gönlüm Dil-i vîrânıma tâ geldi aşkın Sanasın beyt-i ma’mûr oldu gönlüm Cemâlin tâ ki gördüm ey perî rû Yüzün şevkiyle pür nûr oldu gönlüm Cefâ vü mihnetin tâ geldi câna Belâlardan kamu dûr oldu gönlüm Gözünden tâ ırağ oldu Hatâyı Katı bîmâr ü rencûr oldu gönlüm
Cemâlin göreli can buldum ey can
SH_0143 · Gedicht Nr. 151 · S. 160 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Cemâlin göreli can buldum ey can Yüzünde nûr-i Rahman buldum ey can Gözün görende gerçi haste oldum Visalin derde derman buldum ey can Senin mihr-i cemâlin şükr-lillâh Gönül tahtında sultan buldum ey can Bihamdillâh ki hicran zulmetinden Lebini âb-i hayvan buldum ey can Hatâyî'yem ayağm toprağmda Bugün mülk-i Süleyman buldum ey can
Bihamdillâh safâ bulduk cemâli nevbahârından
SH_0144 · Gedicht Nr. 152 · S. 160 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Bihamdillâh safâ bulduk cemâli nevbahârından Gönül mir’âtı jeng olmaz anm hatt-ı gubânndan Görüb kûyinde dildârm rakibi çekme gam hergiz Meseldir gül derenler ağlamaz gülşende hânndan Geçüb her mâsivâdan tâlib-i dîdâr olan âşık Elin çekmek gerek ey dil cihânın cümle vârmdan Hayâl-i yâr ile kani’ olub meyl-i visâl etme Şikâyet eylemez sâdık olanlar rûzgârmdan Hatâyı ölmeğe can vermeyüb meydân-ı aşk içre Yezîd olam dönersem Murtezâ’nm Zülfikanndan'
Gönlüm ister vuslatı ey cân ü cânan yeniden
SH_0145 · Gedicht Nr. 153 · S. 160–161 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Gönlüm ister vuslatı ey cân ü cânan yeniden Âb-ı lâ’linden kılam bu derde derman yeniden yüzüne şeytan gibi tâ kılmadı zâhid sücûd Mutlaka kâfirdir ol îman getürsün yeniden Aşk geldi gönlüme hükm etti cânım mülküne Şükr-liilâh tahtına uş geldi sultan yeniden Hatt u hâl ü zülfünü her kim ki gördü söyledi Hızr ile zulmâta girmiş âb-ı hayvan yeniden Kapuna geldi gedâ tek bu Hatâyı dilberâ Sen ana kıl ey sanem bir lûtf ü ihsân yeniden
Mihrini mühr etmişem ben sinem içre Hayder’in
SH_0146 · Gedicht Nr. 154 · S. 161 · 27 Zeilen · noch nicht analysiert
Mihrini mühr etmişem ben sinem içre Hayder’in Cân ü dilden çâkeriyem sıdk ile ol serverin Nâzil oldu Hel etâ şânmda dahi Lâ fetâ Sahibidir Düldülün hem Hâcesidir Kanber’in Zülfikar’iyle müsehhar kıldı heft-i kişveri Parmağıyle feth edübdür kapusunu Hayber’in Mustafâ Şems-üd-duhâ hem Murtezâ’dır Vel-kamer Hem emîr-ül-mü’minin hem sakisidir kevserin Nûr-i çeşmi Ahmed’in hem Murtezâ’nm didesi Kurrat-ül-ayni Ali’nin âlidir Peygamber’in Bâb-ı Şebpîr ile Şebperdir Haşan biri Hüseyn Ey mevâlî bil bulardürür imâm ü rehberin Ba’de Zeyn-el-âbidin’dir hem imâm-ı mü’minân Çün Muhammed Bâkırî oldu atası bunların Mûsi-i Kâzım muhit-i mihr-i ilm ü ma’rifet Hem Ali Mûsâ Rızâ’dır Kâ’besi mü’minlerin Keşf ola bâb-ı tarikat hem Takî’nin aşkına Sıdk ile bel bağlayub terk, eylegil cân ü serin Hak’ka kurbet bulasın ger diler isen ey azîz Mezhebinden yüz çevirme ol Nakî vü Asker’in Atol. Yâ Muhammed Mehdİ-i sâhib zamân ile zuhûr Neslini kati eyle müşrikler ile kâfirlerin Yâ İlâhî Mustafâ vü Murtezâ’nm hakkiçüir Sen duâsm müstecâp et bu kemterin
— Meiâîlün meiâîlün îaûlün ■—
SH_0147 · Gedicht Nr. 155 · S. 162 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
— Meiâîlün meiâîlün îaûlün ■— Kızıl gül bâğ ü büstânın ne dersin Fedâ olsun sana canım ne dersin Karârım kalmadı sabrım tükendi Kesildi külli fermânım ne dersin Benim cehdim senin yolunda ölmek Sana kanım helâl olsun ne dersin Niçe yıllar yatam toprak içinde Dürüsttür ahd ü peymânım ne dersin Kiminin küfr ile îmânı vardır . Benim küfrümdür îmânım ne dersin Hatâyîyem. bugün meydan içinde Seven ölsün mü sultânım ne dersin
Bendeem şâhâ ezel nûr-i sıfâtm hakkiçiin
SH_0148 · Gedicht Nr. 156 · S. 162 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Bendeem şâhâ ezel nûr-i sıfâtm hakkiçiin Sâki-i mahşer Muhammed Mustafâ’nm hakkiçün. Mahremi Şâh’m ezelden Fâtıma bint-i- Niebî ; Düldül ü Kanber Aliy-yel-Murtezâ’nm hâkkiçün Cân ü başı hânedânm yoluna terk iderem Şah Haşen ü Şah Hüseyn Zeynerabâ’nln hâkkiçün Bâkır-ı sâdık’dürür gönlümde îmânım benim Mûsi-i Kâzım Ali Mus-er-Rızâ’nin hâkkiçün Ş ^ Takî şâh-ı cihandır hem Nâkî nûr-i iman Yokdürür sözde hilaf şems-i duhânm hâkkiçün Sad hezâran lâ’netim var tohm-i Mervân’a yakin Ol imâm-ı Askerî Âl-i abâ’mn hakkiçün Yâ İlâhî bu Hatâyî’nm. günâhın afv kıl Şah Muhammed Mehdi-i sâhib zamânm hakkiçün
Hak taâlâ hub yaratmış bu teni ol cân içün
SH_0149 · Gedicht Nr. 157 · S. 163 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Hak taâlâ hub yaratmış bu teni ol cân içün Bir aceb halvet serây açmıştır ol mihmân içün Hâzır olgıl ol serâya gayrisi dahi etmesün Bezegil her ziynet ile taht-ı dil sultân içün Bî edeb tertib ziyâde yâr şikâyet kılmasun Hak özün verdi sana bu gevheri îmân içün Halkı inşânı yarattı ya’ni özün tanıya Cümle eşyâyı yarattı hassaten insan içün Ey Hatâyî ger hatâ sâdır olursa sehv ola Gafir-üz-zenb oldu peydâ gam yeme isyan içün
Ey ki yoktan bu cihânı var eden Perverdigâr
SH_0150 · Gedicht Nr. 158 · S. 163 · 26 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey ki yoktan bu cihânı var eden Perverdigâr Yeri sâbit gökleri devvâr eden Perverdigâr Küntükenzen âyeti vâsfmda olmuştur nüzûl Varlığma Künfekân ikrâr eden Perverdigâr Cümle bu âlemde sen günden dahi zâhir iken Dilde dâim adını Settâr eden Perverdigâr Mü’mine mesken kılubdur bâğ-ı cennât-ı naim Münkire kâfir makamm nâr eden Perverdigâr Cümle eşyâlar gözün der hâb ettin giceler Gökte kevkebler gözün bîdâr eden Perverdigâr Üşte doğdu ay ü gün hem gölge saldı âlerne Künfekânm sırrmı izhâr eden Perverdigâr Mısr içinde Yûsuf’u bir kul iken sultân edüb Derd ile Ya’kub’ımu bîdâr eden Perverdigâr Yunus’u derya içinde jmtturan bir balığa Âteşi İbrahim’e gülzâr eden Perverdigâr Bir kulunu zâr edüb hışm ile fin-nâr-ıs-sekar Bir kulunu mahrem-i esrâr eden Perverdigâr Yağdıran deryâya gökten âb-ı nîsan yağmurun Katresinden lü’lü-i şehvâr eden Per\^erdigâr Enbiyâlar cem’ine yazdırdı a’lâ mertebe Mustafâ’yı cümleden m^uhtâr eden Perverdigâr On iki ma’sûm imamı piş eden keramete Murtezâ’yı Hayder-i Kerrâr eden Perverdigâr Lûtf ile ahvâline kılgıl Hatâyf nin nazar Aşk içinde vâlih-i dîdâr eden Perverdigâr
Tâ ki düştüm hecrine gönlüm figana başlar
SH_0151 · Gedicht Nr. 159 · S. 164 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Tâ ki düştüm hecrine gönlüm figana başlar Geldi âbımdan heman feryâda dağ u taşlar Hüsnünü yâd eylesem ey sery boylu dilberim Firkatinden çeşme tek akar gözümden yaşlar Mihr-i rûyin serbeser sihrile tuttu âlemi Fitne vü gavgaya saldı sol gözile kaşlar Aşka dil verdik deyu cevr etme zâhit gel bana Can verir ma'şûka dâim âşık-ı kallâşlar Nâsıhâ ayb etme gel miskin Hatâyı şi'rine Çün Hak’a ma’lûmdur gönlünde sim fâşlar
Gitmesün aşkm ki bir genc-i nihân elden gider
SH_0152 · Gedicht Nr. 160 · S. 164 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Gitmesün aşkm ki bir genc-i nihân elden gider Bil ki sen gitsen yanımdan tende cân elden gider Gaib oldu gün TÜzün çeşmimden ey rûh-i revan Korkaram ki sünbül-i anber feşân elden gider Candan oldum ey perîveş mihnetinden Tannçün Kıl terahhum ki bu cism-i nâtüvâri elden gider Âhiîiı od’undan kim oldu yer ü gök zîr ü zeber îhtiyât et ki zemîn ü âsmân elden gider Men yamân. etsem niçe sen yahşilik kıl ey azîz Nesne kalmaz dünyede yahşi yaman elden gider Basma sen her yere kim bir dem kadem tutmaz karâr Mesken ile çün müşerreftir mekân elden gider Bu Hatâyı ey sanem bir dem cemâlin görmese ; Tâkat etmez vâh ey rûh-i revan elden gider
îki âlemde sultandır Kalender
SH_0153 · Gedicht Nr. 161 · S. 165 · 16 Zeilen · noch nicht analysiert
îki âlemde sultandır Kalender Kadimi küfr ü îmandır Kalender Kalenderdir hakikat sırr-ı kevneyn Emîr-i Hayy-i fermandır Kalender Kalender Mustafâ vü Mürtezâ’dır Zihi cism ile hem candır Kalender Cihâh içinde sertâpâ biirehne Şehin aşkına kurbandır Kalender Misâfirler ki mest-i câm-ı Hak’tır Visâl-i şâha mihmandır Kalender Cİhânın devrini buldu gıdâ nû§ Acâyib ehl-i îmandır Kalender Geç imdi şöhret-i âlem göründü Hisâba cümle ihsandır Kalender Velâyet Kâ’besin açtı Hatâyı Gulâm-ı Şâh-ı Merdan’dır Kalender
Gönül şâd ol ma’şukun geldi derler
SH_0154 · Gedicht Nr. 162 · S. 165 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Gönül şâd ol ma’şukun geldi derler Bü inürde cismine can geldi derler Şikâyet eyleme şen hecr elinden Senin derdine derman geldi derler Bu zulmet çevrini çok çekti bülbül Bahâr erdi gülistan geldi derler Kırınca bağladı bel hizmetine Esen yeller Süleyman geldi derler Hatâyı can fedâ dostun ybluna Bugün dost sana mihman geldi derler
Bu gürı gam tekyegâhmda feda bir cânımız vardır
SH_0155 · Gedicht Nr. 163 · S. 166 · 16 Zeilen · noch nicht analysiert
Bu gürı gam tekyegâhmda feda bir cânımız vardır Gönül abdâl-i aşk olmuş gelen kurbânımız yardır Evel birdir alıır birdir zahir birdir batın birdir Çü bildik birliğe erdik şükür irfanımız yardır Safiyyttilah Halîlullah Esedullah demiş billâh Bihamdillâh ki buia^rdan kadim erkânımız vardır Perî pieyker melek manzar bize âdem demez amma Dem olur ki meleklerle bizirxi seyrânımız vardır Çemende bülbülü gördüm açeb efgan ile söyler Dahi sad hâr ile her dem gül-i handâmmız vardır Serabın bezmidir sâkî şerâbın lâ’l reng olmuş Gönül şişinde pişmiş bir . ciğer biryânimız vardır Hatâ benden atâ senden güneh benden lütuf senden Bizim cürmümüze bakmaz zira Mennân’ımız vardır Hatâyî bendesin etmiş kerem babın küşad etmiş Demişler gelsün ol gedâ ona ihsanımız vardır
Ezelden Şah bizim sultânımızdır
SH_0156 · Gedicht Nr. 164 · S. 166 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Ezelden Şah bizim sultânımızdır Pirimiz niürşîdimiz cânımızdır Gezeriz Şah deyüb .meydân içinde Hüseynîyiz bugün devransmızdır , İmam kullanyız sadıkane Şehidlik gazilik nişânımızdır Yolumuz incedir inceden ince Bu yola baş fedâ erkânımızdır Çürüğe yuf deriz yalancıya merk Âşıkın sohbeti irfânımızdır Şehâ tuhfe getürdüm ben bu cânı Şehin sözü bizim îmânımızdır HatâyTâm mevâlî sırr-ı Hayder Şehi Hak bilmeyen düşmansmızdır
Gel tırâş et hattmı şâh-ı cihan üç günde bir
SH_0157 · Gedicht Nr. 165 · S. 167 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel tırâş et hattmı şâh-ı cihan üç günde bir Tâ olasın âfet-i devr-i zamân üç günde bir Men seni çokdan severdim bilme misin ey perî Öldürür uşşâkmı vermez âmân üç günde bir Çâr ebrû dilberi sevdim garaz kocmak değil Merhaba etsün bizimle tek heman üç günde bir İki cihan hürmetiyçün sofi sen gel cân ile İçelim lâ’l-i şerâb-ı erguvan üç günde bir Ey güneş yüzlü yüzün göster Hatâyı bendene Nûr ile dolsun zemîn ü asman üç günde bir
Âşık isen gel beru gel cân ü canan mendedir
SH_0158 · Gedicht Nr. 166 · S. 167 · 22 Zeilen · noch nicht analysiert
Âşık isen gel beru gel cân ü canan mendedir Zâhidâ sen kandesin ol nûr-i îman mendedir Mendedir hem yer ü göğün hikmeti vü kudreti Âb ü âteş hâk ü bad-ı cümle yeksan mendedir Hak Taâlâ dört kitabı gökten indirdi bize Men anı hıfz etmişem çün küll-i Fürkan mendedir Zâhidâ âğ u karaya bakma seni azdırır As kulak dinle meni âvâz-ı Kur’an mendedir Eyjoıb’a vermişdür derd ü belânın şiddetin Gel sana göstereyim §ol derde derman mendedir Ya’kub’u zâr ettiren çün Yûsuf-i Ken’an .içün Menkigenc-i vâhidem mihr-i Süleyman mendedir Pehlevanlar çok cihanda Rüstem ü Zâl olmuşam Hüner-i îskenderî hüktn-i Süleyman mendedir Şâh-ı Merdân-ı Ali’nin âliyem evlâdıyem Tâc ü Düldül Zülfikar-ı Şâh-ı Merdan mendedir Açaram dîn-i Muhammed mezhebin îrnân içün Lâ fetâ illâ Ali ol sırr-ı pinhan mendedir Sıdk ile men câmmı ol şâha kurbân etmişem Ger inâyet kılsa makbul îde kurban mendedir Men Hatâyî'yem okuram Şâh’ımın vasfm müdâm Sıdk ile bel bağladım defter ü dîvân mendedir
Tâ menim gönlümde cânâ hasret-i cânânedir
SH_0159 · Gedicht Nr. 167 · enthält auch Nr. 167, 168 · S. 168–169 · 55 Zeilen · noch nicht analysiert
Tâ menim gönlümde cânâ hasret-i cânânedir Hak bilür kim ağlamaktan gözlerim peymânedir Ârızm gülşendürür canım ana bülbül gibi Ruhlerin çün şem’dir gönlüm ana pervânedir Men sana her dem vefâlar kıluram ey bî vefa Ey sanem niçün senin her günde kasdın cânedir Saçlarm zulmetdürür yüzün ana hurşîd var Leblerin tab’ına nisbet çeşme-i hayvânedir Derd-i aşkmdan senin ger gille etsem dürd olur Neylesün bu haste gönlüm derd ilen humhânedir Bağçe içinde gül-i hamrâ ne nisbet vechitıe 01 yanağın kanına can lâle-i hamrâ nedir Bu Hatâyı -baştan ayağa dizilmiştir tamâm Nice kim ol zülfüne mahrem hemîşe şânedir Yakin bil ebced ü bürhan Ali’dir Beyân-ı tevhid ü Kur’an Ali’dir Muhammed Mi’raca vardığı gece Kapuda gördüğü arslan Ali’dir Çıkardı yüzüğün verdi nişane Hakikat gördü kim Sübhan Ali’dir Hak ile kıldı doksan bin kelâmı Otuz bin sırr ile, sırdan Ali’dir Çıkârub yeryüzünden gÖğe ol dem Aparub getüren Rahman Ali’dir Görüb yer üzre bir günbed yasmmış Acâyib günbed-i hadran Ali’dir İçinde sürülür sırr-ı hakikat Kurulmuş mahşer ü mîzan Ali’dir İlerü yürüyüb kapuyu kakdı Ana kimsin deyu soran Ali’dir Dedi kim hâdimem Hayr-ün-nisâ’yem Hem ol dem kapuyu, açan Ali’dir Çü gördü çîl er var sırr-ı kudret İçinde server-i merdan Ali’dir İçerü girüben kıldı rnahabbet Biri kırk kırkı bir eden Ali’dir Acâyib remz içinde kaldı Ahmed Bu remzi gösteren âsan Ali’dir Birine çaldı kırkından kan akdi Hem ol dem neşteri çalan Ali’dir Çıkardı bir üzüm sâil donunda Eline hadimin sunan Ali’dir Ezildi şerbet oldu içti anlar ' Cünün ü âşık u hayran Ali’dir , Çalındı keff ü dest kopdu simâ’ı Bulan mest eden mestan Ali’dir İçildi şerbet ü yırtıldı tülbend Yüzüğün gösteren nişan Ali’dir Yoğ iken yer ü gök arş ile kürsî Hakikat mîzanm kuran Ali’dir Bu ma’nîden Ali sırdır yekin bil Havâric gözüne sinan Ali’dir Bu bîçâre Haiâyî’nin penâhı Devasız derdlere derman Ali’dir (2>
Bu surâhî bir dilârâm ü perî nisbetlidir
SH_0160 · Gedicht Nr. 169 · S. 170 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Bu surâhî bir dilârâm ü perî nisbetlidir Şekli bir mahbûb-i hûbun peykeri nisbetlidir Oturur mecliste bir zerrin külâh-i sîm ten Asili zülf-i müselsel anberi nisbetlidir Taht-ı sîmîn üzre oturmuş Süleyman hükm içün Elde bir zerrin ayağ engüsteri nisbetlidir Yoksa doğmuş arada bir âftâb-ı şem’-i bezm Çeşm-i merdüm ana ol su müşteri nisbetlidir Azm eder bezm-i Hatâyı âb-ı kevserden müdâm Şâh-ı Merdân-ı Alî’nin Kanber’i nisbetlidir
Deryâ-yi Necef gevherine kân Ali’dir
SH_0161 · Gedicht Nr. 170 · S. 170 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Deryâ-yi Necef gevherine kân Ali’dir Billâh leb-i lâ’l-i Bedahşân Ali’dir Eşyâdâ iki nûr ki meşhûd olubdur Hurşîd Muhammed meh-i tâbân Ali’dir Ma’bûd ebedî âlem anın hükmüne ferman Can içre ayan oldu vü pinhân Ali’dir Mi’râca Muhammed ki urûc eylediği dem Bir dergeh-i Hak gördü ki Arslan Ali’dir İslâm anası Fâtıma-i hayr-i nisadır Zirâ ki o âyet din ü îmân Ali’dir Men çâkeriyem Şah Hasen pâdişeh-i vakt Hakdır ki gönül tahtına sultân Ali’dir Ver başi Hüseyn aşkına ey sofî şehîd ol Gel şübheden ann şeh-i merdân Ali’dir Gir Zeynelabâ gûşesine söyle Enelhak Tahkîk-i perestiş ile Yezdan Ali’dir Mü’min bana mîr oldu Muhamrhed ile zâhif Bakır bana cism oldu velî cân Ali’dir Ca’fer yüzünün harfına yüz ders okudum ben Her sûre ile sûre-i Rahman Ali’dir Her pâ yed ile Mûsi-i Kâzım be-hakikat Deryâ-yi muhît oldu çü ummân Ali’dir Sekiz kapusu cennetri adnin be-velâyet Mûsî-i Rızâ şâh-ı Horasan Ali’dir Bil ahsen-i takvimi hakikatte Takî’dir Takvaya harîs olma ki irfan. Ali’dir Bağdâd-ı vücûdumda imam üşte Nakî’dir Her gerdis ile günbed-i devrân Ali’dir Bâ dest-i tevekkül tutagör dâmen-i Asker Yekreng olanın derdine dermşn Ali’dir Sultân-ı serâperde zuhûr oldu çü Mehdî Âlemlere fâş oldu şehenşâb Ali’dir Terk eyler idi küfrünü bîşekk Hatâyı Ger dîv-i lâin mülke Süleymân Ali’dir
Ey perî hüsnün senin cisminde cşndan yahşidir
SH_0162 · Gedicht Nr. 171 · S. 171 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey perî hüsnün senin cisminde cşndan yahşidir Bil ki ancak can değil cân-ı cihandan yahşidir Gerçi Ya’kub’u zaîf etti firâkı Yûsuf’un Za’f içinde ol dahi men nâtüvandan' yahşidir Âşıkı vîrâneden menetme ey akl ehli kim Haste dil Mecnûn’a sahrâ liânümandan yahşidir Öğmegör mâh-ı feleğin pertev-i ruhsârmı 01 perinin hüsnü mâh-ı asmandan yahşidir Cû kenânnda Hatâyı nice baksun serve kim Kadd-i reftârm senin serv-i revandan yahşidir
Çü kıblem nûr-i Peygamber imâm-ı nakd-i ELayder^dir
SH_0163 · Gedicht Nr. 172 · S. 172 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Çü kıblem nûr-i Peygamber imâm-ı nakd-i ELayder^dir Elinde bâde-i gülreng içer gazilerin şahı Ne hacettir nukul sükker sözün kand-i mükerrerdir Şecâat bu velayet bu kerâmet bu mürüvvet bu Ali’yi görmeyen hâzır Yezîd ü gebr ü kâferdir Sırat köprüsünü geçtim amel menziline göçtüm Yolundan azanm billâh makamı nâr-ı eskardır Ali oldur ki cennette olubdur sâki-i kevser Budur cennet budur kevser şerâbı âb-ı kevserdir Eyâ mihrâb eden taşı hakikat mezhebin bil kim Nigârm kamet ü kaşı bana mihrâb u minberdir Hadîs ü va’z u Kur’ah’da ne buldun gel gel ey zâhid İmamın ismi Kur’an’dır hadîs Allahu ekberdir Eğer nâzır isen tâlib Hak’ı insanda gör gitme Mübârek Hâce’min vechi Hak’ın nûriyle en verdir Behişt istersen ey arif biyâ der meclis-i rindan Hak’ın dîdârı ey âşık ne cennât-ı muattardır Hatâyî’nin değil haddi Şeh’e kulum diyebilmek Velî hizmet kabûl olsa anm mevlâ’sı Kanber’dir
Biz ol zâtız ezelden var olubdur
SH_0164 · Gedicht Nr. 173 · S. 172 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Biz ol zâtız ezelden var olubdur Muhammed’le Ali’ye vâr olubdur Ki bir sırr-ı kader çıktı cihâna Velî mü’minlere izhâr olubdur Hlsâbım aluram ilm okuyandan Nice Mansnr’îarın berdâr olubdur ■ Cihan baştan basa hep leşker oldu Küseyn-i Kerbelâ serdâr olubdur Yezîd ü Şirnr ile Mervân elinden Öğüş gazilere efkâr olubdur Havâric neslini koymaz cihanda Amnçün Züîfikâr bîdâr olubdur Hatâyı nefesi, can bülbülüdür Cemâlin gülsen ü gülzar olubdur
Fâiîâtün fâilâtiin iâilâtün iâilün
SH_0165 · Gedicht Nr. 174 · S. 173 · 16 Zeilen · noch nicht analysiert
Fâiîâtün fâilâtiin iâilâtün iâilün Ey gönül ol ma’nisiz câhili yâr etmek mi olur Ma’nisiz câhil sözüne i’tibâr etmek mi olur Hem anın kavli hatâdır hem karârı bî vefâ Öyle bir bednam ile kavlü karâr etmek mi olur Hâkipây-i ehl-i dil ol olmagîl cehle refik Çün ebabil var İken zâğı şikâr etmek mi olur Cehlini irfân idende hâkipây oİgıl ana Ehl-i sohbet göricek andan kenâr etmek mi olur Her kes öz aybıyla Settâr’ma tutmuştur yüzün Sen anın aybmı açub şermsâr etmek mi olur. Bir nice vakt yâr olub bir kimsenin aybm tutub Sen anın gizlüce sırrın âşikâr etmek mi olur Ey Hatâyı can fedâ kıl bir vefâlî yâr içün Her vefasız bî vefayı ihtiyâr etmek ini olur
■ Fâiîâtün iâilâtün fâiîâtün iâilün —
SH_0166 · Gedicht Nr. 175 · S. 173 · 16 Zeilen · noch nicht analysiert
■ Fâiîâtün iâilâtün fâiîâtün iâilün — Dilberâ hüsnünü sâni’ âftâb etmişdürür Bilmezem niçün gözünden dür hicab etmişdürür Gel humârım yâz menim vasim deminden ey peri 01 şerâbm hasreti bağrım kebâb etmişdürür Gam yemen gönlüm çü mesken buldu aşkın gencini Gerçi ol viraneyi mihrin harâb etmişdürür Hâfızâ Kur’an’mı âşıklar ezber kılmağa Hak cemâlin âyetin Ümmülkitâb etmişdürür Hub yüze bakMaklığı zâhid günâh okur velî Ol günâhı âşıka am-ı savâb etmişdürüi: Tâ yaman göz dikmesün ey mâh hüsnün bâğma Hak Taâlâ zülfünü deyr-i azâb etmişdürür Ey meh-i nâ mihribân sor gel Hatâyı hâlini Firkatin ol hasteyi taht-et-türâb etmişdürür
Meiâîlün meîâîlün iâilün
SH_0167 · Gedicht Nr. 176 · S. 174 · 32 Zeilen · noch nicht analysiert
Meiâîlün meîâîlün iâilün O §âh-ı ekrem ü sâhib hünerdir Velâyetdir yakin nûr-i başardır Kusandı gaziler sejrf ü silâhı Münâfık cânma havf ü hatardır Yezıd’in çerisi yüz bin olursa Velayet leşkerinden bir yeterdir Müâvî çerisi bir gazi görse Koyunu kurd kovar andan beterdir îşâret kıldığmda bir nazar şâh Olanda Şimr ü Mervan derbederdir Nişânî şol güneş tal’atlı şâhın Başında tâc ü belinde kemerdir Olardır çün misâl-i sırr-ı kudret Bunu ârif bilür nice haberdir Velâyet şrrrma yol bulmayanlar Gözü a’mâdır ahmak bihaberdir Cihangir gaziler meydâna girse Havâricler ayağa pây serdir Yezîd’e zahm-i seyf ü tığ ü hançer Başındaö gitmeye tîğ u teberdir Ki rahmet yağmuru indi zemine X i her bir gaziye yüz nâmeverdir Ali bahr^i hakikattir yakin bil Hayât-ı câvidâni mu’teberdir Kızıl alem, kızii bayrak, kızıl tâc Yine gazilere ol gün hazerdir Nefes gevherdir anı bir İDÜenler Sözün can söyleyenler gerçek erdir Hatâyı şah yolunda can fedadır Çi câyı mülk ü mâl ü sîm ü zerdir
Aşkın ey dilber gönül tahtına şâh olmuşdürür
SH_0168 · Gedicht Nr. 177 · S. 175 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Aşkın ey dilber gönül tahtına şâh olmuşdürür Sûretin can mülküne hurşîd ü mâh olmuşdürür Aşkmı gönlümde men dahi niçün pinhân idem Eşg-i sürhum rûy-i zerdim çün güvâh etmişdürür Sûretin her kim ki gördü vâlih ü hayran olub Aktı yaşı dâne dâne benzi kâh olmuşdürür Bağçede hüsnün gezerken bülbül-i şeydâ görüb İşi anm dünyede feryâd ü âh olmuşdürür Bu Hatâyı jmzünü. gördü senin hûb-i Huten Ol cihetten Hind içinde pâdişâh olmuşdürür
Tâ ser-i kûjrinde bu gönlüm mukîm olmuşdürür
SH_0169 · Gedicht Nr. 178 · S. 175 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Tâ ser-i kûjrinde bu gönlüm mukîm olmuşdürür Dil makam-ı bâğ-ı cennât ü naîm olmufdürür Defter-ı hüsnünde ol harf-i hat u hâlin senin Satr-ı Bismillâh-i Rahmân-er-Rahîm olmuşdürür Yüzümüz ol veçhedir kim Hak olur andan zuhûr Kim tarîkatte sırât-ül-müstekîm olmuşdürür Şer’iniz yolımda biz kıldık hatâ sen kıl kerem Bin bir admdan senin biri Kerîm olmuşdürür Ey Hatâyı çekme gam ger hecr ile bîmâr isen Çün sana ol Hâlik’m fazlı Hakini olmuşdürür
Bu âlem hüsnüne hayrandır ey dost
SH_0170 · Gedicht Nr. 179 · S. 175–176 · 12 Zeilen · noch nicht analysiert
Bu âlem hüsnüne hayrandır ey dost Sana bu gonca leb handandır ey dost Sen ol Ya’kub nisbet zârı buldum Cemâlin Yûsuf-i Ken’an’dır ey dost Hilâl kaşmı tâ ki gördü çeşmim Bu cânim îdine kurbandır ey dost Cana kevn ü mekân vâlih olubdur Ki senin sûretin Rahman’dır ey dost Senin aşkın vücûdum şehri içre. - Bu gönlüm tahtma sultandır ey dost Hatâyî’ye demişsin cevr edem çok Yine lûtf u yine ihsandır ey dost
Mefâtlün mefâîîün iaûlün
SH_0171 · Gedicht Nr. 180 · S. 176 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Mefâtlün mefâîîün iaûlün Hakikat bahr-i zât-ı enver oldu Sıfâtmdan anm bir gevher oldu O gevher Mustafâ’dır nakd-i âlem Kemâl'i kudretinden Hayder oldu Hasen hüsnüne hayrandır melekler Hüseyn-i Kerbelâ tâc-ı ser oldu îmam Zeynel’abâ nakdidürür hâk Mevâlîler İmâmı Ca’fer oldu îmam Kâzım Ali Mûsâ Rızâ'dan TakS vü bâ Nakî sâh Asker oldu Erişti va’desi sâhib zamânm Ulu dîvan kuruldu mahşer oldu Velâyet bağçesiııin bâğbânı Yüzün açtı cihan münevver oldu Şu canlar kim dem urur evliyadan Niçe âşıklara gör rehber oldu Şolar kim tâbi’-i Mervânilerdir Sürüldü aradan hep ebter oldu Ezelden dostdur anlar evliyaya Ahiler gaziler abdallar oldu Bu Hak yolda ayak toprağı sâdık Hatâyı cümlesine kemter oldu
Sen dahi cân olmadan cânânı bilmezsin jmrü
SH_0172 · Gedicht Nr. 181 · S. 177 · 12 Zeilen · noch nicht analysiert
Sen dahi cân olmadan cânânı bilmezsin jmrü Derde müştak olmadan dermanı bilmezsin yürü Okumadm Fâtiha’nın sûresin ihlâs ile Ebcedi tanımadan Kur’ân’ı bilmezsin yürü Sen senî ver mürşide alsun seni versün sana Mürşidi tanımadan erkânı bilmezsin yürü Nûr-i îman şu’lesinden küfr ü zulmet ref’olur Küfrünü tanımadan îmânı bilmezsin yürü Ecnebiden okumuşsun ilm-i hikmet bâbmı Hikmeti tanımadan irfânı bilmezsin yürü Ey Hatâyı sen bu nütku kendüzünden söyledin Dahi sen kül olmadan sultânı bilmezsin yürü
Evliyadan hâsıl ettik aşk ile sevdayı biz
SH_0173 · Gedicht Nr. 182 · S. 177 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Evliyadan hâsıl ettik aşk ile sevdayı biz Zâhide verdik anmçün zühd ile takvâyı biz Dediler ki yedi tamu zulmetin hicrânıdır Ölmeden önden cihanda çektik ol gavgayi biz Dediler ki sekiz uçmak sırr olubdur zâhide Perdesiz nûr anda gördük cennet-ül-me’vâyi biz Cennet ilinden içetn bir acâyib mülk var Bî hicab ol ilde gördük pîrim ol hemtâa biz Cân ü cânan bilmiş idik küfr ü dîni bî edeb Ka’re-i ummana daldık geçtik ol deryayı biz Niçeler tâlib olubdur bu hümâ gölgesine Çın ilinden seyr ederken bulduk ol deryayı biz Ey Hatâyı dedi Tûbâ pirimin yek boyuna Hayder’in yüzünde gördük ol gül-i ra’nâyı biz
Fâîlâtün iâilâtün iâitâtün İâiîün
SH_0174 · Gedicht Nr. 183 · S. 178 · 16 Zeilen · noch nicht analysiert
Fâîlâtün iâilâtün iâitâtün İâiîün Biz ezelden tâ ebed meydâna gelmişlerdeniz Şâtı-ı merdân aşkına merdâne gelmişlerdeniz Yazmağa Hak’km kelâmullah-ı nâtık şerhini Bu beyânm ilmine Kur’ân’a gelmişlerdeniz Gayb-i mutlaktan temâşâ-yi ruh-i zibâ içün Bu şehâdet mülküne seyrâna gelmişlerdeniz Kâinâtı şûret-i Rahmân’a tebdil eyleriz Rûİı-i kudsün ruhuyuz inşâna gelmişlerdeniz Bir muanber turranm küfrüne âmenna deyüb Hak’ka teslim olmuşuz îmâna gelmişlerdeniz Sâki-i bakî elinden mest olub içmekteyiz Katre-i mest olmuşuz mestâne gelmişlerdeniz Ey Hatâyı îd-i ekberdir cemâli dilberin Biz bu îd-i ekbere kurbâna gelmişlerdeniz
Men am bilmişem kavl-i Huda’dır
SH_0175 · Gedicht Nr. 184 · S. 182 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Men am bilmişem kavl-i Huda’dır Anmçün okuram lâ’net Yezîd’e Yezîd'e lâ'net etmek hem sezâdır Anmçün okuram lâ’net Yezîd’e Güıan fahri Muhammed Mustafâ’dır AIiy-yel-Murtezâ şîr-i Hudâ’dır İmâmım çün Hasen Hulk-ı Rjzâ’dır Amnçün okuram lâ’net Yezîd’e Hüseyn-i Kerbelâ’dır dürr ü gevher İmam Zeyn-el-abâ’dır şırr-ı Hayder Muhammed Bakır oldu pâk server Anmçün okuram lâ’net Yezîd’e İmâm-ı Ca’fer’in men kemteriyem Kâzım’ı sevmeyenlerden berîyem Ali Mûsâ Rızâ’mn kanberiyem , Anmçün okuram lâ’net Yezîd’e Takî gönlümde îmânım olubdur Nakî sırrımda sultânım olubdur Canımda Askerî mihman olubdur Anmçün okuram lâ’net Yezîd’e Muhammed Mehdi’dir âlemde şâhım Dün ü gün öldürür hem secdegâhım Hafâyî’yem Ali’dürür penâhım Anmçün okuram lâ’net Yezîd’e
Bendesiyem cân ü dilden pâdişahımdır Ali .
SH_0176 · Gedicht Nr. 185 · S. 182–183 · 34 Zeilen · noch nicht analysiert
Bendesiyem cân ü dilden pâdişahımdır Ali . Gözlerim nûru ziyası bedr-i mâhımdır Ali Yoluna hâk olduğum püştü penâhmıdır Ali Kıblegâhımdır Muhammed secdegâhımdır Ali Men Hasen Hulk-ır-Rızâ’nın bir muhibb-i âliyim Hamdülillâh kim hasedle kibr ü kinden hâliyim Şah Hüseyn-i Kerbelâ’nm baş açık abdâliyim Kıblegâhımdır Muhammed secdegâhımdır Ali Şâh Zeynelâbidin hem Bâkır ile Ca’fer’i Biliniz bunları sevmektir iman ey din eri Dâimâ söyle bu nutku olmaiyasm serseri Kıblegâhuiıdır Muhammed secdegâhımdır Ali Mûsi-i Kâzım^ı her kim bildi bldu ,ehl-i Hak Gel şehim şâhı Ali Mûsâ Rızâ’dan al sebak Ten gözünü giderüb can gözü ile ana bak Kıblegâhımdır Muhammed secdegâhımdır Ali Şah Takı vü bâ Nakî’nin kulu ol ey bahtiyar Bunları sevene rahmet eyledi Perverdigâr Mü’min olanlar bu nutku zikr ederler aşikâr Kıblegâhımdır Muhammed secdegâhımdır Ali Askerî’ye asker olmak diler isen ey hümâm Kıl tevellâ hânedâna Ahmed’i bulgil tamâm Hatm oliserdir imamet Mehdi’de beyn-el-enâm Kıblegâhımdır Muhammed secdegâhımdır Ali Ey Hatâyı gafil olma işbu dünyâ fânidir Her ne kim geldi vücûde âlemin mihmâmdır Bu kelâmı vird edinmek ârifin erkânıdır Kıblegâhımdır Muhammed secdegâhımdır Ali
Âftâb-ı âlem-i tevhidi kıldı âşikâr
SH_0177 · Gedicht Nr. 186 · S. 183–184 · 39 Zeilen · noch nicht analysiert
Âftâb-ı âlem-i tevhidi kıldı âşikâr Kalmadı dünyâ jrüzünde mihnet-i jeng-i gubâr Bu duayı zâhir etti ol §eh-i Düldül süvar Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfekar Bin şükür bes tahtma geldi Süleytnan-ı zaman Hükmüne fermanber oldu hem zemîn ü asman Bu duâyı hâtemine yazdı çün nakş-ı nişan Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfekar Çünki çıktı Kâ’be’den hak ile bâtıl farkına Bâtıl oldu ol kişi aldandı dünyâ zevkına Bu duâyı okuyanlar düşdü ralımet garkma Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfekar Tann arşdan Kürs’e indirdi anı çün bî nikab Öâki sırrm keşf kıldı aradan gitti hicâb Bu duâyı hak bilenler secdeye kıldı şitâb Lâ fetâ illâ Aii lâ seyfe illâ Zülfekar Bu kamer devrinde mü’min müşrikin oldü cüda Bunu böyle tâ ezelden zikr ederdi Mustafâ Mü’rhinin dilinde dâim zâhir idi bu duâ Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfekar Doğdu mağribden güneş geldi kıyâmetten nişan îsi gökten yere indi zâhirâ devr-i zaman' Bu duâyı eyledi Hak leşkeri vird-i zeban Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfekar Mehdi-i sâhib zaman devrânı geldi âleme Külli eşyâ ehlinin sultânı geldi âleme Bu duâ derd ehlinin dermâm geldi âleme Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfekar Ey Hatâyı Mehdi-i sâhib zaman devrânıdır Ehl-i fazla va’de-i hûr ü cinan devrânıdır İsm-i a’zam zâhir oldu Câvidan devrânıdır Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfekar
Şah iki cihanın efdalidir
SH_0178 · Gedicht Nr. 187 · S. 185–187 · 88 Zeilen · noch nicht analysiert
Şah iki cihanın efdalidir Allah’ın eli anın elidir Ol söz ki zamane heykelidir Allah ü Muhammed ü Ali’dir Olmak dilesen işin mülâyim Olgıl Ali’nin işine kaim Kim ehl-i Hak’ın dilinde dâim Allah ü Muhammed ü Ali’dir Grer diler isen olasın âdem Halk içre ola sözün mükerrem Yâd et ki duâ-yi ism-i a’zam Allah ü Muhammed ü Ali’dir Ol sırr-ı velâyet ü kerâmet Hem sâhib hüner ü hem şecaat Hak’kı sevene kıla hiimâyet Allah ü Muhammed ü Ali’dir Evrâd-ı cemâd ü vird-i hayvan Der rûy-i zemin çerh-i giyvan Tesbîh-i melek duâ-yi insan Allah ü Muhammed ü Ali’dir Sahrâda zebân-ı her giyâhi Deryâda hemîşe zikr-i mâhî Hâcet dileyende yâ îlâhî Allah ü Muhammed ü Ali’dir Mûr ü mekes ü tuyûr ü zenbûr Hüşyâr ü, divâne mest ü mahmûr Her şâm ü seher dilinde mezkûr Allah ü Muhartımed ü Ali’dir Her şey ki yarattı der dü âlem Âdem demine be devr-i hâtem Zikrinde hemen sabâh ü ahşem Allah ü Muhammed ü Ali’dir İkbâl ü heme kemâl-i tâat Envâr-ı hüdâ çerâğ-ı rahmet Miftâh-ı kilîd-i bâb-ı cennet Allah ü Muhammed ü Ali’dir Yazıldı velîler adı üzre Cibrîl-i Emîn kanâdı üzre Zülfekar’mm fulâdı üzre Allah ü Muhammed ü’ Ali’dir Kalkan-ı kazâ zamân-ı mühlet Tîr-i kerem u kemân-ı nusret Ümmîd-i cüıan şefî’-i ümmet Allah ü Muhammed ü Ali’dir Her mu’tekifin gönlünde fikri Sofilerin her zamanda şükrü Gazilerin her gazada zikri Allah ü Muhammed ü Ali’dir Mü’minlerin oldu gamgüsân İsyan kışının güzü bahân Arşm direği yerin karârı Allah ü Muhammed ü Ali’dir Feth-i şeref-i nüfûs-i eyyam Zikr ü heves-i havâs iîe âm Nakş ü alem-i Düvazde imam Allah ü Muhammed ü Ali’dir Ya’kubu gamile ağladan zâr Yûsuf’a veren cemâl-i ruhsâr Hem od’u kılan Halil’e gülzâr Allah ü Muharrimed ü Ali'dir Mü’mine nihâd-ı asî-ı îman -Hem def’-i belâ-yi şerr-i seytpn Hak’dan sebeb-i nüzûl-i fürkan Allah ü Muhammed ü Ali’dir Mazmûn-i ibâdet-i şeriat Matlûb-i irâdet-i tarikat Maksûd-i hakayık-ı hakikat Allah ü Muhammed ü Ali’dir Kamu kulunun ümîdgâhı Dünyâ ile tıkbi pâdişâhı Bîçâre Hatâyî’nin penâhı Allah ü Muhammed ü Ali’dir ( t)
Hublarm sultânısm âlemde, var hân ol yürü
SH_0179 · Gedicht Nr. 188 · S. 187–188 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Hublarm sultânısm âlemde, var hân ol yürü Âşıkm canmda cansın vara cânân ol yürü Sen rakibin meclisinde şem’a gibi yan yürü Gönlümüzü bize ver de Mısr’a sultân ol yürü Yerde kalmaz çün bilesin ey melek âhım benim Yalınıza yardım ider vardır Allah’ım benim Bi vefâlık resmini elden gider şahım benim Gönlümüzü bize ver de Mısr’a sultân ol yürü Niçe kerre dimedim mi gözleri âhû sana Bı vefâlık etmemek gerek idi cânmı sana Yürü var ömrüm heman şimden gem yâ hû sana Gönlümüzü bize ver de Mısr’a sultân ol yürü Yâ İlâhî bilmezem kim n’oliser hâlim benim Gönlüm aldı müslümanlar şimdi bir zâlim benim Sevdiğim ömrüm efendim hey gülüm bâlim benim Gönlümü ver bana da var Mısr’a sultân ol yürü Ey Hatâyı bulmadım bir yâr ü hemdem dünyede Âh ü vâhî geçti Ömrüm neyleyem ben dünyede Servi gibi serkeş ola sağ heman sen dünyede Gönlümüzü bize ver de Mısr’a sultân ol yürü
Va’de-i vasi ideli bir kılca kaldı cânımız
SH_0179b · Gedicht Nr. 189 · S. 187–188 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Va’de-i vasi ideli bir kılca kaldı cânımız Göklere erse erübdür nâle vü efganımız Yola bakmaktan çıkubdur dîde-i giryânımız Kani zâlim yâ seninle ahdimiz peymânımız Gül§en-i bâğ-ı cinansın ask ola dîdâr ana Ben dahi bir bülbül-i şûrîdeyem gülzânna Yürü ey yâr-ı vefâsız durmadan ikrânna Kani zâlim yâ seninle ahdimiz peymânımız Her kaçan câm-ı şerâb-ı şiveyi nûş eyledin Ettiğin kavi ü karârı hep ferâmûş «yledin Çeşrn-i mahmûrunla ben miskini serhûş eyledin Kani zâlim yâ seninle ahdimiz peymânımız Al sehâb-ı rûyini hüsnün gibi olsun müdâm Mihr ile dolsun benim mâhım zemin ü âsman Söyledin gönlüm almca bana bin dürlü yalan Kani zâlim yâ seninle ahdimiz peymânımız Ebr-i bâran gibi ağlarken Hatâyî zâr zâr Gözlerinin yaşı eder durma derdin âşikâr Dün gece kûyinde oldum subh olunca intizâr Kani zâlim yâ seninle ahdimiz peymânımız
Yaradan bu kudreti gökü yeri
SH_0180 · Gedicht Nr. 190 · S. 192–196 · 104 Zeilen · noch nicht analysiert
Yaradan bu kudreti gökü yeri Melâik hem âdem div ile peri Erenler güzîni cihan serveri Nebiler içinde odur mehteri Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü §efî’-ül-velî Hemişe Hudâ ile hemdem olan Sırmda Muhammed’le mahrem olan Zulıûr-i sıfat ile mahrem olan Hem evvel hem âhırda hâtem olan Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yüİ-azîm ü §efı'-ül-velî Velâyet sırını zuhûr eyleyen Bu âlem zünûbun gafûr eyleyen Peyamberler içre umûr eyleyen Cihanı zuhûriyle nûr eyleyen Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-jrül-azîm ü şefî’-ül-velî Per-i Cebreil’i bulan serbeser Yoğiken nişân ü makam ü mekar Sefâtı kelâm içre hayr-ül-beşer Anın hemdemi hem Hak idi meğer Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü ^ fî’-ül-velî O Tâhâ vü Yâsin gelen şânma Yer ü gök yakışmaz hem eyvânma Delîl Elkehf oldu bürhânma Becüz tiiç kes ermez hem ihsânma Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü §efî’-ül-velî Bu İslâm kapusun açan âleme Sen anı Hudâ bil ü Âdem deme Veren mu’cizâtı Bin-i Meryem’e Getüren beşâret benî âdeme Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü şefî’-ül-velî Var idi Hudâ ile sırrı behem Getürdü vücûda bizi ez adem Anınla serîf oldu Beyt-ül-harem Makam-ı velâyet mekân-ı kerem Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü şefî’-ül-velî Hak idi kim ol indi gökten yere Ki halk-ı cihâna yüzün göstere Şefaat ol eyler bu âlemlere Glan Lâhmüke lâhmi Peygamber’e Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü şefî’-ül-velî Adınm sıfâtı hezâran hezâr Döner hikmeti birle leyi ü nehâr Ki ismi Ali’dir Özü Girdigâr Tutupdur sözimden yer ü gök karâr Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü şefî’-ül-velî Sıfât-ı elif lâm ü Yâsin dili Kim oldu anm Lâmekân menzili Burâk u kerâmet'anm mahmili Açub rûşen iden'kamu müşkili Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü şefî’-ül-velî Makamâtı Rahman özü Lâmekân Ol ervâha menzil karâr-ı cihan Vücûdu muhalled özü câvidan Gehî âşikâre gehîdir nihan Ali’dir Âli’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü şefî’-ül-velî Kelâmın delîlinde bürhân olan Bu dünyâ vü ukbâda sultân olan Felekler anmçündür eyvân olan Kemine makamatı Giyvân olan Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm ü şefî’-ül-velî Odur tevbe ber kalb-i âdem veren Zi gark âb-ı Nûh’u çeküb kurtaran Hem Eyyûb derdin şifâ gösteren Dem-i gamda JYa’kub’a feryâd eren Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-ül-azîm ü şefî’-ül-velî Hemışe özü Hayy ü bakî olan Be ten Sündüs adlu Burâkı olan Hak ile müdâm ittifakı olan O kevser suyu üzre sâkî olan Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-ül-azîm ü şefî’-ül-velî Kemîne Hatâyî’yi kul eyleyen Cemî’-i murâdm husûl eyleyen Diline sıfatın nüzûl eyleyen Hasûdun zalûmen cehûl eyleyen Ali’dir Ali’dir Ali’dir Ali Aliy-yül-azîm-ü şefî’-ül-velî T E R C Î - İ
Lâyı iskat eyleyüb bir bilmeyen illâsmı
SH_0181 · Gedicht Nr. 191 · enthält auch Nr. 191, 192 · S. 198–204 · 450 Zeilen · noch nicht analysiert
Lâyı iskat eyleyüb bir bilmeyen illâsmı Bilmedi nefy ile isbâtm nedir ma’nâsmı Vâdi-i isyanda kaldı anmadı Mevlâ’smı Âb-ı tevhîd ile tâhir kılmadı a’zâsmı İçmedi bezm-i Eles’tin bâde-i hamrâsmı Açmadı nûr-i velâyet çeşm-i nâbînâsmı Görmedi gün turrasmdan leyle-tül-esrâsmı Bulmadı râh-ı yakînin menzil-i a’lâsmı Kabe kavsem’in yanıldı kurb-i ev ednâ’sını Silmedi âyîne-i dilden gubâr ü pâsmı Müfti-i aşk böyle vermiştir bunım fetvâsını Yâ çek el serden ya gel çınlatma aşkın tâsmı Yoğiken kevn ü mekân ü sâhil-i ağ u kara. Cûşa geldi şevk ile bahr-i mahabbet ibtidâ Taşa çaldı şişesin etti temevvüc her yana Serbeser eşyayı seyrân eyledi çûn ü çerâ Aşk Mansûr’ımu gördü ol arada âşinâ Bir fenâ abdal geldi yanıma dedi bana Var ferâgat gûşesin idin makam-ı dilküşâ K^oldürür dâr-ı şifâ vü derdmendâne devâ Âlem-î bahr-i tahaj^ürde gezerken bî nevâ Gûşuma erdi serâser gaybdan işbu nida Müfti-i aşk böyle vermiştir bunun fetvâsını Yâ çek el serden ya gel çınlatma aşkın tâsmı Şol zaman kim batn-ı ümde nutfe-i medfûn idik Emr-i Bârî ile anda perde-i pür hûn idik Katre-i nâçîz idik mudga uyuşmuş hûn idik Kâsesin kesr eylemiş bir L«eyli-i Mecnûn idik Serseri idik eğerçi tâlib-i Bîçûn idik Sa’y ile deryâya ermiş bir dür-i meknûn idik Özümüz fark etmeyüb dembeste vü mahzûn idik Kûh-i tende sa’y ile Ferhâd üe Hâmûn idİk Âciz ü zâr ü zelil ü müflis ü medyûn idik Destgir olmasa bir kân-ı kerem mağbûn idik- Müfti-i aşk böyle vermiştir bunun fetvâsmı Yâ çek el serden ya gel çmlatma aşkın tasını Âdein-i hâkinin anladmsa tin ü mâsını Bâtıl inkârı gider fehm et hayâlin hâsmı Lâda kalma sofiyâ bil tevhidin illâsmı Uyma §eytân-ı lâine dinleme vesvâsını Jeng-i gamdan aça gör mir’ât-ı kalbin pâsmı Dâh'i aşk içre bulasın menzil-i a’Iâsmı İbn-i vakt ol anma dehrin imruz u ferdasını bu âun himmet fenânm ü şer gavgasım Göricek etsen gerek gerçeklerin da’vâsmı Anladmsa ehl-i aşkın sözünün ma’nâsını Müfti-i aşk böyle vermiştir bunun fetvâsmı Yâ çek el serden ya gel çmlatma aşkın tâsım Âşık ol ol gül’izânn bülbül-i nâlânı ol Can verüb yolunda sıdk ile kulu kurbânı ol Künc-i gamda derd ü mihnet ma’dininin kânı ol Geç feragat tahtma gel âlemin sultânı ol Rûz ü şeb ol mehlikanm vâlih ü hayrânı ol Bâkidir sanma fena dârm heman mihmâm 61 Ger saadet gencini bulmak dilersen fâni ol Kûy-i fakr içre gedâlık mülkünün hâkanı öl Ehl-i aşkın âstânı babının derbâm ol Baş açık meydân-ı aşkın soyunub üryânı ol Müfti-i ask böyle vermiştir bunun fetvâsmı Yâ çek el serden ya gel çınlatma aşkın tâsmı Hamdülillâh irişüb cânâneye cân olmuşuz Ser verüb meydân-ı aşka girüb üryân olmuşuz Katre-i nâçîz iken deryâ-yi umman olmuşuz Fahr edüb dervişliği âlemde sultân otmuşuz Tekye-i fânide bir kaç gün ki mihmân olmuşuz Da’vi-i hâm etmeziz râh-ı taayyün bulmuşuz Ey birader aşk esrâriyle hayrân olmuşuz Der senkim dehr pirinden nasihat almışız İrişüb feyz-i îlâhi bize teslim olmuşuz Cân ü dil terkin urub meydân-ı aşka gelmişüz Müfti-i aşk böyle vermiştir bunun fetvâsmı Yâ çek el serden ya gel çınlatma aşkm tâsmı Perde-i pindârdan geç âlemin sultânı ol Her gedâya şefkat idüb cânı içre cânı ol Cevher-i aklı maâniden çıkargıl kânı ol Kûy-i aşkm sen dahi bir baş açık üryanı ol Na’re-i yâ hû ile doldur cİhânı fâni ol Gâh mest ü gâh esrük bir mehin hayranı ol Can verüb aşk ile yolunda kulu kurbânı ol Baş açık bir pâdişâhm bende-i fermânı ol Müfti-i aşk böyle vermiştir bunun fetvâsmı Yâ çek el serden ya gel çmlatma aşkm tâsmı Vasf-ı yâre ey Hatâyı söz demek şânımdadır Cilveler kılmak benim tab’-ı suhandânımdadır Hemdemim hem meşrebim derd ü belâ yanımdadır Yâr içün ölmek benim âyîn ü erkânımdadır Qn sekiz bin âlemin esması divâriımdadır Kâinatm sâbitâtı kasr u eyvânımdadır On iki şehzâdenin imlâsı pinhânmıdadır Sâye salmış üstüme mihr-i dirahşânımdadır Mustafâ’nın ümmetiyem sevgisi cânımdadır Hem Aliy-yel-Murtezâ’nm derdi dermânımdadır Müfti-i aşk böyle vermiştir bunun fetvâsmı Yâ çek el serden ya gel çınlatma aşkm tâsmı ^ 1 9 2 — Sığın Fazl-ı Hak’a ey tâlib-i râh Ki dost aşkın özüne eyle hemrâh Teveccüh kıl teveccüh ol Kerîm’e Cemâl-i eııver-i zât-ı kadîme Tevekkül kapusunda sen mukîm ol Tarîk-ı aşk içinde müstakim ol Teferrüc ehli ol âlemde sâdık Tahayyür şu’le-i dîdâre âşık Her i§ kim tutasın aşk ile tut gıl İki sanmaklığı ey can unutgıl Niyazmend ol müdam yol içre doğru Ki sûret tebdil edüb olma uğru Yakin bil doğruluk dost kapusudur Hakikat âleminin tapusudur Kimin kim olmaya özrü niyâzı Kabûl olmaz namâzı hem niyâzı Özünü meskenet bâbında hâk et Bu cismi ma’rifet âbında pâk et Ki benlik menzilin mahv eyle dâim Ola gör aşk ile hizmette kaim İre tâ Fazl-ı Hak’dan sana in’âm Düşe kalbine rahmet feyzi ilham Haberdâr olasın Hak cânibinden Çıka zât-ı şerifin küfr ü kinden Erişe hâlet-i aşk-ı İlâhî Ola cânında her dem derd ü âhi Dilinde feth-i devlet ola yâ hu Gönülde hîkmet-i yâ hû vü men hû Dilersen kim olasın ehl-i tevhîd Ki sende olmaya bir şemme taklîd Gönül sâf eyle sâf ol sâdıkane Hak’ı birle hakikat âşıkane Kadîm ü lâyezâl ü ferd ü yektâ Ki misli yok anm zâtında hemtâ Şerîki yokdur anın vechi hûdnr Müberrâdır kamudan şöyle Hûduı Münezzehtir kamudan gayr-i Zâtı Velî her şeyde zahir mu’cizâtı İkilikten beridir zât-ı mutlak Kemâl-i kudretinden söyle saddak Özüdür her ;şe her kâre mi’mâr Bu remzi anlagıl ey ehl-i ikrâr Cihâm târümâr etmek elinde Yine bir demde vâr etmek elinde Görünen gösteren gözde gören ol Aparub götüren veren alan ol Dahi kimden görürsün bunca işler Öz işidir var işi böyle işler Gehî mazhar cemâle geh celâle Aceb sırdır bu sır Celle celâle Ki Hakdır secde çün zikr ile şükrÜH Kilîsa mescid ü küfrüne küfrün Kim oldur her şeyija asmmda mevcûd Öcüdür cümle mahlûk içre ma’bûd Bahânedir velîkin işi halka Kulağmda bu pendi eyle halka Anın kudretlerinin hikmeti çok Ne diyem bî nihâyet pâyanı yok Tarîk-ı ehl-i Hak bir özge haldir Kalanı bozulacak kîl ü kaldir Kim ol tevhid makamıdır bu yollar Bu yoldan çıkanı ehli yollar Hakikat içre bil varlık özüdür Denilen cümle dilde öz sözüdür Velî setr-i edebdir görmek andan Beşer filini ya’ni bilmek andan Ki söz var söylene bu halk içinde Dahi söz var nihânî halk içinde Çıkarma perdeden taşra bu sırrı İşit ey seyr eden bu berr ü bahri Geçit gözle sakm geçme bu berri Div-i nâ .mahreme açma bu sırrı Makam-ı hayret içre eyle seyran Deli vü esrüg ü sermest ü hayran Olasm tâ kim oî dildâre mahrem Visâl-i hazret-i dîdâre mahrem Ezelden bir meseldir kim demişler Tarikat pirleri şekker yemişler Ne İse zahirin bâtının oldur Zahirden bâtına düş doğru yoldur Nazar eyle Hak’ın hikmetlerine Taâlâllah zihî kudretlerine Yarattı cânmı Hak bir nefesten Anı bil çıkmadan u§ bu kafesten Ki bir gevherdürür eşyanın ash Hem anın ma’dini menba’ı nesli Ki her kim dürr iledür kân-ı gevher Ne ge^vher kim hakikat Hak’ka mazhar Cihan katre anın bahri yanmda Ki gark olur akıllar pâyanında Velî katre değil deryâdan ayru Ulaşıcak bir olur sanma gayru Eline alıcak bir saf âyine Yine özün görürsün her âyine Görünen göz göre hem öz cemâlin Dahi nedir sana senden hayâlin Yakın bak kim sana senden yakindir Irak bakma beru gel sen yakindir Yüzünde vü gözünde vü sözünde Özüdür can olan hey can özünde Kamuda oynayan bu devr-i Hak’dır Özün bilene bu yahşi sebaktır Bu ma’na her kimin hakkı değildir Ki sıdk ile gönül sâfî değildir Eğer seyr eylesen cân iklimini Serây-i gülşeni cânân ilini Ki özü câna cân olmuş bu câne Nihânî geşt eder hâne be-hâne Yakin ajTU değildir kendüden can Ki birdir ma’nide katre vü umman Güneş zerre vü hem zerre güneştir Özünü özüne ey can ulaştır Çerâğ-ı aşk ile et cânı rûşen Ki zulmet ref’olub cism ola gülşen Kimin ki aşkı yok varma yanınca Geçer fursat o aşka boyanınca Kim ola aşk ile sermest divâne Ana yoktur kalem varsa divâne Yürü aşkı özüne pişe eyle Yeter uzakı fikr endîşe eyle Bu demi hoş gör ey can Hak’ka şükr et Bu fikrin terkin ur özünü fikr et Ne idin âlem-i vahdette söyle Bu kesret evine düştün mü böyle Neye geldin ne getürdün cihâne Ne ütersin sen âhır câvidâne Bunu bildin ise erdin makame Hakikat menzili dâr-üs-selâme Bu remzi iste bir ehl-i nazardan Vere lûtf eyleyüb ger nev haberden , Elinde var iken bir ihtiyarlık Hak’m âşıklariyle eyle yarlık Elini alalar bir dar mahalde Gerektir ancileyin. yar mahalde Yârim deyen çok olur bunda ey yâr Sakm her birine aldannia ziiıhâr Kimi sevsen hem anmla koparsm Ana kim cân ü dilden sen taparsın Uzaktır menzilin azık kazangıl Yeter özendiğin dünyâya vazgıl Hayâl-i aşka özün hemdem eyle Anmla hos safâ vü hem dem eyle Ki her halde ola aşkın hayâli Değildir halden ol hâl ehli hâli Tesebbüh evle ey can hânedâna Yolunda kalma anm cism ü câna Cemâl-i Mustafâ’ya ver' salevât Bulasın dü cihân içre saâdât İbâdetler başıdır dinle kardaş Salâvat aşk ile ger ola yoldaş Kimin aşkına yarattı cihânı Budur ayn-i ibâdet anla anı Tevekkül kıl tefekkür eyle idrâk Nedir ol âlem-i ma’nide Levlâk Muhammed ümmeti kalmaz tamuda Salevat ver canm yanmaya od’a Ana ihlâs ile ümmet olagör Ola münkir olanın gözleri kör Hak’ın dostunu bil kim dost olasm Şehâ ulaşuben peyvest olasın Kimin elindedir bu cümle âlem Bu hikmete ulaşur gerçek şdem Nebî mi’râca çıktı kimi gördü Makam-ı müntehâda kime erdi Yol üstünde durur Arslan’ı gördü Çıkardı yüzüğünü ana verdi Dedi ki aramızda bu nişane Bu sözlere mevâlîler inane Bunu fehm eyle kim özge hayaldir Hayâl içre visâl içre maaldir Yürü şâhâ müdam gönlün açılsun Lâtif söyle lebinden dür saçılsun Nişan göster kim olasın şehâ kul Ki değme kimse olmaz saha makbul Nedir söyle bana şâhın nişânı Eğer mü’min isen sen Şâhı tam Anın emriyle çeğzinür felekler Ana secde kılur gökte melekler Mürüvvetle kerem lûtf u sehâvet Nişânı şâhın ey ehl--i saâdet Hasen Hüseyn’i sev candan hemîşe Zehi kutlu ki can §âha ulaşa Ali Zeynelabâ Bâkır u Ca’fer Bulardır rehbere mürşid ü rehber İmam Kâzım Ali Musâ Rızâ’ya Rızâ verdim yakin Âl-i Abâ’ya Takî vü bâ Nakî Şah Askerî’den Olagör şah imamlar serverinden Erişti va’de-i Âl-i Muhammed Zuhûr ede ki ol Mehdî Muhammed' Bu on iki imama kıl ivallah Eğer mü’min isen yaricin Allah Yakin oldu çıka sâhib zamanın Velâyet leşkeriyle hânedânın Alâmetler göründü cümle ahvâl Ki tebdil .görebilmez öyle ef’âl Cihan aksine döndü ey birâder Diler dîv ola insana berâber Kaçan dost oliser bu ham hayaller Yakışmaz yol içinde işbu haller Bu bir kâr ebesi mülkünü gözler Görür bu ma’ni ışığmı gözler Zuhur olmaz cihan karışmaymca Bu âlem halkı küfre düşmeyince Yine oynaya Şâh’m Zülfekar’ı Mutî’ ola anm emrine varı Gel imdi bir dahi sohbeti dinle Kulak tut bu sözün ma’nîsin anla Eder bundan ahır seyrân anda Ne köşk ü taht yaparsm ya’ni bunda Yükün zulm ise arkandan bırakgıl Teferrüc eyleyüb dîdâre bakgıl Eresin menzile oynaya güle Ki şeklin benzeye gülşende güle Bu dünyâ mihnetin vahdete değşür Özünü sıdk ile sen Şâha tapçur Hak’ı erden eri mü’minden iste Budur pendim sana şikeste beste Ere yeten Hak’a yeter yakin bil Eğer tâlib isen bu remzi duy bil Kim ol can kim hakikat pîrimizdir Yolunda teslimiz ol mirimizdir Eğerçi katreyi sudan yarattı Velî öz aşkını ana yâr etti Bu sun’ullaha eyle sen sücûdu Münevver eylegil işbu vücûdu Gerek sun’-i Hak’a ikrâm ü ta’zîm Melek âdemden alur ilm ü ta’Iîm Zehî suret anı canlar göricek Yanmca sürünür olur zaifcek Gönül gözüyle bak dîdar göresin Nice bir bu der ü dîvar göresin Ne kim vardır bu sûrette göründü Tecellî şevkini bunda gör indi Ki bunda görmeyen can anda görmez Kalur ol vuslat-ı cânâne ermez Bu vechin tefsiri Tevrat ü tncîl Eder Zebûr ü Fürkan ehli teVîl Şerîatle tarikat yollarıdır Ki ma’rifet hakikat halleridir Bu dört kitablarm ma’nîsini hem Özün bilüb olasın yolda muhkem Yakîn ehli yanmda yol sürüldü Ki münkirler bu dergâhtan sürüldü Bu yolda bir delil rehber gerektir Tarikat içre ihlâs er gerektir Mürid olur ola ehl-i irâdet Ala her işte ol pirden icazet Ram ide uyhuyu ol dost yolundan Yana pervâne tek bu aşk od’undan Tarîk-ı evliya bir doğru yoldur Yeter her yitene kendini buldur Eğer olmaz isen bu yolda gerçek Velayet sofrasmdan sen elin çek Kerem kânı Ali’dir hâşe lillâh Kaçan öz çâkerini ide gümrah Muhibb-i şâh olan mihnette kalmaz Çıkar aydmiığa zulmette kalmaz Koma Şah dâmenini dâim elden Yapış silsilesine cân ü dilden Çalmma dört yana bağlan Ali’ye Erenler serveri şâh-ı veli’ye Terazi sûr u mizan haşr ü mahşer Ali elindedir filcümle yekser Geçerem ol sırât-ı müstakimi Anm himmetidir ezel kadimi Velâyet şehrinin kadri Ali’dir Hak’ın fermânile §âh-ı velîdir Yedi tamu sekiz cennet nişanı Kamusu şendedir anm beyânı Vücûdundan gider tamu sıfatın Yaman hûdur bırak elden berâtın Sıfât-ı ehl-i cennet yahşi hûdur Ki hulku yahşi olan bahtlûdur Kemâl ehli ile olgıl musâhib Ki andan ma’rifet kesb et acâyib Özün bilmez ile durma oturma Ömür zâyi’ geçer akim yitürme Kişiye durmak oturmak gerektir Velî öz lâyıkiyle yeğrektir Kimin kiıt; ma’ni içre zâtı yoktur Çürürktür sözünün bünyâdı yoktur Yakin sıdk âdemin sermayesidir Bu remzi ol bilür cân ebesidir İman ehli isen ey can velîkin Ki cism ü can dilinde tutmagıl kin Budur benden sana pend ü emânet Gönül yıkma velî eyle imaret Dahi yoldaşmı komşunu gözle Ki halkın aybını sen açma gizle Yoldaş olur rahm ede yoldaşma Yoldaşm uğratmaya yoldaşma Kamu amelden efdaldürür insâf Hak’ın öz evidir olsa gönül sâf - Be-hakk-ı Fazl-ı Hak çün oldu tevfîk Yola tapanlara hak yolu tahkik Hak’ın ol haklığı hakkı hakiçün Ki zât-ı mutlakı Fazlı hakiçün CemâU pertevi şevki hakiçün Kemâİ-i kudreti aşk hakiçün Hem ol ayn-ı müsemmâsı hakiçün Kelâm ü ilm ü esmâsı hakiçün Muhammed ü Ali dîni hakiçün Velîler hırkası donu hakiçün Nebî seyrettiği mi’rac hakiçün Ki Mekke Medine ol Hac hakiçün Serâser cümle evliyâ hakiçün Tarik u remz-i evliya hakiçün îmam Hasen şehîd cam hakiçün Dökülen Şah Hüseyn kanı hakiçün Hem on iki şah imamlar hakiçün Kıgıncak yeten erler hakiçün Enelhak söyleyen Mansur hakiçün Şehidler üzre inen nur hakiçün Seyid Gazî hocam Hünkâr hakiçün Erenler ettiği ikrar hakiçün Kim üçler yediler kırklar hakiçün Budala kavm-i sermestler hakiçün Ki Rum abdallan sıdkı hakiçün Horâsan pirleri nutku hakiçün Nihan dervişlerin sırrı hakiçün Bu yol pirlerinin pîri hakiçün Ki Mecnun hasret-i Leylî hakiçün Kadılar hürmeti yolu hakiçün Safâ ehli sofi sâfî hakiçün İvallah ehli insâfı hakiçün Âşıklar âte§-i aşkı hakiçün Ki tesbîh-i sehergâhı hakiçün Müdam çağırdığım ol Şah hakiçün Hacet kabûl olan dergâh hakiçün Suçum bağışla Şah-ı Kerbelâ’ya Kamu âşıklann şah evliyaya Kabûl et bu duâmı yâ İlâhî Ki sensin cümlenin püşt ü penâhı Şehin bir bendesiyem hâs mevli Didar-ı aşka sâdık lâübâlî Ne erbâbem ne zâhid hâk-i payem Bihamdillâh ki dost aşkıyla mâyem Lûtui ıssı ganîdir pâdişâhmı Ümidgâhım penâhım âli şâhım HatâyTta. derdmendem bir kemine Anıcak Hû diniz anm demine Teveccehtü tevekkeltü alâllah Kulak çektim dedim âlemlere şâh Cihanda kalmağiçün bir nişane Nasîhatnâme dedim dervişâne
Ol şâh ki mazhar-ı Hudâ’dır
SH_0182 · Gedicht Nr. 193 · S. 212–216 · 72 Zeilen · noch nicht analysiert
Ol şâh ki mazhar-ı Hudâ’dır Hak’tan anı kim dedi cüdâdır Cümle sebak aldı evliyâdan Piş oldu kemâli enbiyâdan Maksûd-i cihan cemî’ sensin Ey gevher-i pâk sen nedensin Âdem ne bilür hakikatini Bilmez çü melek tarîkatini Geldin çü vücûda Hak seversin Hak sende zulıur çü ayn-ı Hak’sın Ey sırr-ı velayet ü hidâyet Bu bendene eyle lûtf inayet Arş oldu çü kürsi istivâdan Kaddin ki göründü müntehâdan Firdevs-i berin makamı sende Cibrîl-i emin peyâmı sende Rûhülkudüs oldu ism-i zâtın Münkir ne bilür senin sıfâtın Hem sende bulundu ism-i a’zam Hem sende göründü rûh-i âdem Hakkmda denildi satr-ı Levlâk Levlâke lema halekt-ül-eflâk Deryâ kamusu mürekkeb olsa Kâtib melekût müretteb olsa Yazmaya olur kamusu vasfın Hak’dan hak olur nasîb kısmın Gönlün senin oldu bahr-i kudret Ol bâhre kim oldu mevc-i rahmet Ayırma fakîri rahmetinden Dûr eyleme şükr ü ni’metinden Men tek sana bende ola bîhad Kemter zi kemin gulâm bî ad Lûtf eyle fakire yâ İlâhî Şerm eyleme gel bü rû siyâhi Göre kerem ü livâ-yı rahmet Deryâ-yi fütüvvet ü mürüvvet Çün nûr-i zemîn ü âsmansm Maksûd ü murâd-ı Kün fekânsm Tendir bu cüıân içinde sen can Yalnuz ne ki cân ü hem canan Bu bendelerin işinden agâh Sen mazhar-ı lûtf-i Hak’sın ey şâh Çün rahmetine ümîd vârem Kim var dahi ben de kime varem Ger mukbil isem beni kabûl et Hak dergehine kemine kul et Ger müdbir isem heman seninen? Ger yahşi eğer yaman seninem Hiç yoktur ola elimde nesne Bîçâre kulum şikeste beste Sen şâh-ı kerîm ü pür keremsin Ümmîd ederem emim de sensin Hak’kın sağ eli senin elindir Allah’ın yolu senin yolundur Hak yoldan azıtma yâ İlâhî Kim sensin iki cihan pehâhı Çün gördü seni be şekl-i arslan Yedinci felekte sebz-i derban Kesme nazarın bu nâtüvandan Ayırma bizi ol âstandan Sensin yaradan bu hâs ü âmı Küstahem dimem dâhi kelâmı Ey nûr-i Hudâ çerâğ-ı âlem Koyma meni zulmet içre kalam Ey iki cihanın âftâbı Var eyle çü zerre men türabı Kıl'bâkî meni fenâ yüzünden Sen haksin ü men hatâ yüz:iinden Sen kân-ı mürüvvet ü atâsm Bağışla Hatâyı’nm hatâsın D E H N Â M E ’ D E N
Bâ ism-i ilâh'i Ferd ü Yezdan
SH_0183 · Gedicht Nr. 194 · S. 218 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Bâ ism-i ilâh'i Ferd ü Yezdan Rahmân ü Rahîm ü Hayy u Sübhan Her kârına ey dil ibtidâ kıl Çürx ahde Belî dedin vefâ kıl Tâ her bir işin yete kemâle Şükr eyle Celîl-i Zülcelâl’e Vird eyle senâ-yi Mustafâ’yı Zikr eyle kemâl-i Murtezâ’yı Tâ ola işin dürüst ü kâmil Ez fazl-ı eimme-i efâzıl
Sıfât-7 ğülşen~i bahar
SH_0184 · Gedicht Nr. 195 · S. 218 · 8 Zeilen · noch nicht analysiert
Sıfât-7 ğülşen~i bahar Kış gitti yine bahar geldi Gül bitti vü lâlezâr geldi Kuşlar kamusu figane düştü Aşk odu yine bu câne düştü Yer geydi kabâ-yi Hızr pûşan Cümle dile geldi leb hamûşan
Şr’r şikâyet ez jşk
SH_0185 · Gedicht Nr. 196 · S. 218 · 20 Zeilen · noch nicht analysiert
Şr’r şikâyet ez jşk Ey can ü dili harâb eden aşk Usşâkı kem ez türâb eden aşk Odlara salub feragat ehlin Yakup ciğerin kebâb eden aşk Ma’şûka müdâm içmek içün Diller kanmı şerâb eden aşk Dîvânelerin tutub tarîkin Terk-i vera’u sevâb eden ask Her zerre teki vücûde düşse Meşhur çü âftâb eden aşk Dünyâda her ehl-i hânümâm Bî mesken ü hord ü hâb eden ask Zühd ehli suâl edende her dem Min sohbete bir cevâb eden aşk Ma’şûka sanıya baksa âşık Baht-ı siyehin nikab eden aşk Her demde Hatâyı haste hâle Sad nâz ile min itâb eden aşk
Si’r ez zebân-ı âsjk
SH_0186 · Gedicht Nr. 197 · S. 219 · 16 Zeilen · noch nicht analysiert
Si’r ez zebân-ı âsjk Şah şahlığ eder çü nevker olsa Eşikte gulâm-ı kemter olsa Hoşdur felek üste mâh-ı dücû Ammâ ki yanmda Ülker olsa Hurşîd önünde zerre hoştur Göklerde karîn-i ahter olsa Dâim yaşmı ol ayağa damsun Ser ayağı hûb olur ter olsa Hüsnü sıfatm yazam kitaba Vasfmda hoş ola defter olsa Çevgân kimi zülfü var işittim Top olrnağa ana bir ser olsa Alsun kulağa Hatâyı şi’rin Şahlar kulağmda gevher olsa
— Şi’r ba^resm-i şikâyet ez tâli’
SH_0187 · Gedicht Nr. 198 · S. 219 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
— Şi’r ba^resm-i şikâyet ez tâli’ Yandım gam od’una serbeser men Gam hemdemi yâr gitti elden Şâd olma gönül çek imdi gamler Destimde ne vâr gitti elden Nîsan kimi tökgil ey gözüm yaş 01 tâze bahâr gitti elden Bu sabr ü karâr gitti menden Nâmûs ile âf gitti elden Cântm dileği refik u yârim Her nesne ki vâr gitti elden Düş ayağa gölge tek Hatâyî Ol serv-i çenâr gitti elden
Peh peh ki menem o cism-i bi can
SH_0188 · Gedicht Nr. 199 · S. 220 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Peh peh ki menem o cism-i bi can Kim nâgeh ona ulaştı bir can Peh peh ki menem o Hızr’a nisbet Kim ona bulahtı âb-ı hayvan Peh peh ki menem sakîm-i mühlik Hatiften erişti ona derman Peh peh ki menem şikeste Ya’kub Kim buldu visâl-i hûb-i Ken’an Peh peh ki menem azîz-i Kâ’be Hannân’e erişti buldu Mennan Peh peh ki menem o mûr-i pâmâl Kim verdi nigin ona Süleyman Ey haste Hatâyî şâkir ol kim Mİhr ile visâle döndü hicran
Şi’r ez zebân-ı âşık nehc-i taîeb-i-ma’şûk—
SH_0189 · Gedicht Nr. 200 · S. 220 · 18 Zeilen · noch nicht analysiert
Şi’r ez zebân-ı âşık nehc-i taîeb-i-ma’şûk— Hoş dem ki bu cism ü can kavuştu Cânan ile hem cilıan kavuştu Bu gündürür ol ki haste Ya’kub Yûsuf’dan erüb revan kavuştu Bu gicedir ol , bu teşne Hızr’a Hayvan suyu nâgehan kavuştu Bu dün^odürür ki Fahr-i âlem Bâ haiiret-i Lâmekân kavuştu Âdemle bugün buluştu Havva Yüz cehd iledir cihan kavuştu Oldur bu gece ki ehl-i îman Uçmağ ile câvidan kavuştu Ferhunde "zaman ki dilberine Ölmüş ten üe çü can kavuştu Şükr eyle Hatâyı kim senünlen Ol şâhid-i mihriban kavuştu
Ol gül ki ona zelil bülbül
SH_0190 · Gedicht Nr. 201 · S. 221 · 10 Zeilen · noch nicht analysiert
Ol gül ki ona zelil bülbül Gülzâr-ı ruhindedir yavuz gül Ol şûha ki cân olurdu Ferhâd Şîrin dudağmdan aldı yüz dâd ' Ol yâre ki akl olurdu Mecnûn Uş Leyli saçına oldu makrun Pervane idi bu şem’a ol can Pürtâb-ı ruhinden oldu re;j'yan Ol mâha ki cân müşteriydi Vuslat gecesinde hoşteriydi