84 Werke, 3 analysiert · Quelle: deyis.pdf
| Verszeile(n) | Bezug |
|---|---|
Temennaya geldim erenler size
Temenna edeyim destur olursa
Mürvet kapıların bağlaman bize
İçeri gireyim destur olursa Konuşan, olgunlaşmış manevi kişilerin huzuruna saygı ve bağlılık göstererek kabul edilme dileğiyle geldiğini bildirir.
Konuşan, manevi mecliste selamlama görevini ancak izin verilirse yerine getireceğini söyler.
Konuşan, cömertlik ve bağışlayıcılık alanlarının kendilerine kapanmamasını, yani manevi kabulden mahrum bırakılmamayı diler.
Konuşan, dış görünüşte kalmayıp manevi hakikat alanına ancak izin ve usul yoluyla geçmek istediğini belirtir. | „Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahipleriyle kaynaşıp izin almadan, bir de ev sakinlerine selam vermeden girmeyin. Düşünüp taşınmanızı sağlamada bu sizin için daha hayırlıdır." NUR 24:27 · Similarity 0.4248 · über original „Rablerinden korkanlar da bölükler halinde cennete sevk edilirler. Oraya geldiklerinde, cennet kapıları da kendilerine açıldığında, oranın bekçileri onlara şöyle derler: “Selam size! Tertemizsiniz. Hadi girin şuraya, sürekli kalıcılar olarak!”" ZÜMER 39:73 · Similarity 0.4435 · über original „Şöyle demiştik: “Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bolbol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘affet bizi’ deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz.”" BAKARA 2:58 · Similarity 0.4348 · über original „“Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya.”" HİCR 15:46 · Similarity 0.4481 · über original Freigabe: pending |
Pirim deyu divanına geçeyim
Destinizden ab-ı hayat içeyim
İzniniz olursa ağzım açayım
Bir mana söyleyim destur olursa Konuşan, pirini manevi otorite kabul ederek onun huzurundaki meclise katılmak ister.
Konuşan, pirin sözünü, öğüdünü ve manevi nefesini hayat veren bilgi olarak almak istediğini ifade eder.
Konuşan, söz söylemeye başlamadan önce meclisin ve büyüklerin onayını almayı ister.
Konuşan, görünen sözlerin ardındaki batıni anlamı ancak izin verilirse paylaşacağını söyler. | Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak izin, edepli hitap, rehbere tâbi olma ve ilahî bilgi talebi temaları bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir: „Musa ona dedi ki: “Sana öğretilenden bana da bir olgunluk / bir bilgi öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?”" KEHF 18:66 · Similarity 0.4153 · über bedeutung „Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin. Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider." HUCURAT 49:2 · Similarity 0.4125 · über bedeutung „Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O’dur; hüküm ve hikmet sahibi O’dur." ŞURA 42:51 · Similarity 0.4258 · über bedeutung „Musa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle yakardı: “Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni.” Dedi: “Asla göremezsin beni. Ama şu dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni göreceksin.” Rabbi, dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: “Tespih ederim o yüce varlığını, tövbe edip sana yöneldim. İman edenlerin ilkiyim ben.”" A’RAF 7:143 · Similarity 0.4034 · über bedeutung Freigabe: pending |
Günahım sorulsun canlar yanında
Zülfikar oynuyor durmaz kınında
Rehberin önünde pir meydanında
Kemerbest olayım destur olursa Konuşan, kusurlarının manevi topluluk önünde sorgulanmasını ve hesap verme sorumluluğunu kabul eder.
Zülfikarın kından çıkmış biçimde hareket etmesi, gücün ve terbiye edici müdahalenin hazır ve etkin olduğunu anlatır.
Olayın, rehberin gözetiminde ve pirin manevi otoritesini temsil eden meydanda gerçekleştiği belirtilir.
Konuşan, izin verilirse belini bağlayıp hizmete hazır ve yolun disiplinlerine bağlı bir talip olmayı kabul eder. | Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak günahın ikrarı, bağışlanma dileği ve itaat/teslimiyet anlamlarıyla ilişkilendirilebilir: „“Rabbim, öz benliğime zulmettim, beni affet” diye yakardı da Allah onu affetti. Gafur O’dur, Rahim O’dur." KASAS 28:16 · Similarity 0.4367 · über original „İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah’a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu." MUHAMMED 47:21 · Similarity 0.4387 · über bedeutung „Günahkarları, Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş olarak şöyle derken bir görsen: “Rabbimiz; gördük, duyduk, geri gönder bizi ki barışa yönelik iyi bir iş yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz.”" SECDE 32:12 · Similarity 0.4434 · über bedeutung „“Din gününde hatalarımı affetmesini umup durduğum da O’dur.”" ŞUARA 26:82 · Similarity 0.4658 · über original Ehl-i Beyt kaynağı “Zülfikar”ın simgelediği kudretin rehber ve pir huzurunda “kemerbest” bir teslimiyetle sınırlandırılması, İmam Ali’nin öğretisindeki gücü nefsânî övünme veya haksızlık için değil, adalet, ahde vefa ve kul hakkı sorumluluğu içinde kullanma ilkesine dayanır. 53. Mektup
Boynuna aldığın ve ilâhî ahdine riayet etmen gereken işin sıkıntısı, hiçbir hakkın olmadığı hâlde seni verdiğin ahdini bozmaya yöneltmesin. Ortadan kalkmasını umduğun ve güzel sonucuna göz diktiğin işin sıkıntısına sabretmen; akıbetinden korktuğun ihanetten, Allah'ın seni sorguya çekmesinden ve dünya ve ahirette bağışlanma yolunun yüzüne kapanmasından daha hayırlıdır. Kanlardan ve onları helal olmaksızın akıtmaktan sakın. Çünkü azaba sebep olan, daha büyük bir şey yoktur. Kanların haksız yere dökülmesinden başka, hesab sorulmasına, nimetinin zevaline ve müddetin kesilip ömrün bitmesine sebep olacak bir şey yoktur. Allah, kıyamet gününde insanlardan ilk olarak, akıttıkları kanları sorup kulları arasında hükmedecektir. Haram olan kanı akıtmakla otoriteni güçlendirmeye kalkışma. Çünkü bu, gücü zayıflatan işlerdendir. Hatta gücü yok edip götürür veya başkalarına verir. Kasten adam öldürme hususunda ne benim yanımda, ne de Allah katında hiçbir özrün olamaz. Çünkü cezası kısastır.
Eğer hatayla birini öldürürsen, kamçın, kılıcın veya elin yanlışlıkla veya istemeden cezalandırmada aşırı giderek veya hafif bir darben veya biraz daha fazlası ölüme sebep olursa, gücüne güvenerek öldürülen kimsenin velilerine haklarını vermezlik etme. Kendini beğenmekten, seni nefsinle böbürlenmeye sevk eden şeylere güvenmekten, aşırı övgüyü sevmekten sakın. Çünkü bunlar, ihsan sahiplerinin ihsanlarını helak etmek için şeytanın aradığı uygun fırsatlardır. Halka karşı yaptığın iyiliği başlarına kakmaktan, onları minnet altında bırakmaktan ve yaptığını olduğundan çok gösterip övünmeye kalkışmaktan sakın. Vaadedince vaadinden dönme. Yaptığınla kişiyi minnet altında bırakmak, ihsanını yok eder. Yaptığını çok görüp onunla övünmek, hakkın nurunu götürür. Vaadinden dönmek, insanların nefretini, Allah'ın azabını gerektirir. Allah-u Teâlâ, "Allah katında en büyük azaba sebep olan şey, yapmadığınız şeyi söylemenizdir."1 buyurmuştur. Nehcü'l-Belâğa – İmam Ali – 53. Mektup, s. 442 · Similarity 0.5097 Freigabe: pending |
İzin verin bu meydana varayım
Erenlerin huzurunda durayım
Mürşidimden müşkülümü sorayım
Çaremi bileyim destur olursa Konuşan, erkânın yürütüldüğü manevi topluluk alanına katılmak için yetkililerden açık kabul ister.
Konuşan, olgun manevi kişilerin karşısında saygıyla bulunarak onların değerlendirmesine ve rehberliğine açık olduğunu bildirir.
Konuşan, çözemediği manevi veya ahlaki sorunları mürşidine danışarak aydınlatmak ister.
Konuşan, izin ve rehberlik yoluyla sıkıntısına uygun manevi çözümü öğrenmek istediğini ifade eder. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak mürşidden bilgi ve yol göstermesini isteme, izin ve edep üzere soru sorma temalarıyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir: „Musa ona dedi ki: “Sana öğretilenden bana da bir olgunluk / bir bilgi öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?”" KEHF 18:66 · Similarity 0.4059 · über bedeutung „“Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim.”" MERYEM 19:43 · Similarity 0.4417 · über original „Şöyle konuştular: “Çağır Rabbine bizim için, açıklasın bize neymiş o!” Cevap verdi: “O diyor ki, bahsettiğim ne yaşlıdır ne de körpe. İkisi arası bir inektir.” Hadi size emredileni yapın." BAKARA 2:68 · Similarity 0.4065 · über bedeutung „Ey iman edenler! Resulle gizlice konuşacağınız zaman, bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bu imkanı bulamazsanız bilin ki, Allah Gafur’dur, Rahim’dir." MÜCADİLE 58:12 · Similarity 0.4257 · über bedeutung Freigabe: pending |
Rehbere bağlıdır talibin başı
Durmadan akıyor didemin yaşı
Arafat dağında koçun bir eşi
Erkana geleyim destur olursa Talibin yönelişinin, eğitiminin ve manevi sorumluluğunun rehberin denetimi ve yol göstericiliğiyle bağlı olduğunu söyler.
Konuşanın gözyaşları, yoğun pişmanlık, özlem ve manevi etkilenme içinde bulunduğunu gösterir.
Bu dize, Arafat imgesiyle manevi buluşmayı ve koç imgesiyle adanma, itaat ve kurban olma çağrışımını birlikte kurar.
Konuşan, yolun tören ve kurallar bütünü olan erkâna ancak izin verilirse katılmak istediğini belirtir. | Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak rehbere uyma, doğru yolda ilerleme ve bağışlanma dileği temalarıyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir: „Her ümmet için biz, bir ibadet şekli / bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et / dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın." HAC 22:67 · Similarity 0.4651 · über bedeutung „“Ey toplumumuz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun.”" AHKAF 46:31 · Similarity 0.4678 · über bedeutung „“Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim.”" MERYEM 19:43 · Similarity 0.4427 · über original „Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme salarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!" NİSA 4:115 · Similarity 0.4703 · über bedeutung Freigabe: pending |
Pir Sultan Abdal’ım ey güzel Şah’ım
Günahlıyım arşa çıkıyor ahım
Gerçek erenlerle benim penahım
Terceman olayım destur olursa Konuşan, kendisini Pir Sultan Abdal’ın mazlumluk ve hakikate bağlılık mirasıyla özdeşleştirerek yüce kabul ettiği Şah’a seslenir.
Konuşan, günahkârlık bilinciyle duyduğu derin pişmanlık ve yakarışın yüce makama ulaştığını anlatır.
Konuşan, manevi sığınağının hakikate ulaşmış erenlerin rehberliği ve topluluğu olduğunu bildirir.
Konuşan, izin verilirse manevi mecliste sözü açıklayan, dile getiren ve topluluğa hizmet eden bir görev üstlenmek ister. | Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak günahını ikrar edip bağışlanma ve rahmete yönelme bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir: „Davud dedi ki: “Vallahi, senin birtek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu, birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır.” Davud, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi, rüku ederek yerlere eğildi ve Allah’a yöneldi." SAD 38:24 · Similarity 0.4145 · über bedeutung „“Rabbim, öz benliğime zulmettim, beni affet” diye yakardı da Allah onu affetti. Gafur O’dur, Rahim O’dur." KASAS 28:16 · Similarity 0.4354 · über original „Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah’a yönelin. Umulur ki Rabbiniz çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen herşeye Kadir’sin, herşeye gücün yeter.”" TAHRİM 66:8 · Similarity 0.4321 · über bedeutung „De ki: “Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan / aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafur, mutlak Rahim’dir.”" ZÜMER 39:53 · Similarity 0.4492 · über beide Freigabe: pending |
| Verszeile(n) | Bezug |
|---|---|
İsa peygambere Hakk’ı buyurdu İlahi hakikatin ve buyruğun İsa peygambere bildirildiği anlatılır. | „Sizin için, dinden Nuh’a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: “Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın.” Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir." ŞURA 42:13 · Similarity 0.5022 · über original „Meryem oğlu İsa’nın da şöyle dediğini hatırla: “Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim.” Fakat İsa’nın müjdelediği elçi onlara apaçık delilleri getirdiğinde: “Bu, katıksız bir büyüdür.” dediler." SAFF 61:6 · Similarity 0.53 · über original Freigabe: pending |
Mürşide teslim ol yolda kalırsın Manevi rehbere güvenip bağlanmayan kişinin hakikate ilerleme sürecinde yönünü kaybedeceği söylenir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak resule ve müminlerin yoluna uymayı vurgulayan ayetlerle dolaylı olarak ilişkilendirilebilir: „Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme salarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!" NİSA 4:115 · Similarity 0.5104 · über bedeutung „Allah’a itaat edin, resule itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin: Bizim resulümüze düşen sadece apaçık bir tebliğdir." MAİDE 5:92 · Similarity 0.5056 · über bedeutung Freigabe: pending |
Cebrail Ahmed’e dahi yürüdü İlahi bildirimin ve rehberliğin Ahmed’e de ulaştığı ifade edilir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak Cebrâil’in Hz. Muhammed’e vahiy getirmesi, “Ahmed” müjdesi ve kula vahyedilmesi bağlamında dolaylı olarak ilişkilendirilebilir. „Meryem oğlu İsa’nın da şöyle dediğini hatırla: “Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim.” Fakat İsa’nın müjdelediği elçi onlara apaçık delilleri getirdiğinde: “Bu, katıksız bir büyüdür.” dediler." SAFF 61:6 · Similarity 0.5304 · über original „Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini." NECM 53:10 · Similarity 0.5229 · über bedeutung Freigabe: pending |
Mürşide teslim ol yolda kalırsın Manevi rehberin yönlendirmesini kabul etmeyen kişinin hakikate giden yolda ilerleyemeyeceği belirtilir. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Talip olan nutku mürşidi duya Hakikati arayan kişinin mürşidin sözünü dikkatle dinleyerek manevi eğitim alması gerektiği anlatılır. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Mürşid gelip bizim kalbimiz yuya Mürşidin rehberliğiyle insanın iç dünyasının arınacağı ve manevi kirlerden temizleneceği söylenir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak kalbin arınması ve doğru yola yönelme bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir: „Sonra, Rabbi onu arıtıp temizledi, onun tövbesini kabul edip kendisini iyiye ve doğruya kılavuzladı." TAHA 20:122 · Similarity 0.5629 · über bedeutung „Benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur." ŞEMS 91:9 · Similarity 0.5168 · über bedeutung Freigabe: pending |
Öğüt dinlemezsen kalırsın yaya Manevi öğütleri reddeden kişinin ilerleme araçlarından yoksun kalıp geride kalacağı bildirilir. | Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak öğüdü dinlememenin hidayet yolundan uzak kalmaya yol açması bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir: „Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çeviren ve iki elinin hazırlayıp önden gönderdiği şeyleri unutandan daha zalim kim olabilir? Şu bir gerçek ki, biz onların kalpleri üzerine onu anlamamaları için kabuklar geçirdik, kulakları içine de ağırlıklar koyduk. Onları hidayete çağırsan da bu durumda hidayete asla ulaşamazlar." KEHF 18:57 · Similarity 0.4832 · über bedeutung „Bu bir öğüt verici, düşündürücüdür. Dileyen, Rabbine doğru, bir yol edinir." MÜZZEMMİL 73:19 · Similarity 0.4881 · über bedeutung Freigabe: auto_approved |
Mürşide teslim ol yolda kalırsın Manevi rehbere teslimiyetin hakikate ulaşma yolunda ilerlemek için gerekli olduğu vurgulanır. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Hakikatın ilmi baki cennettir Hakikate dair kalıcı bilginin insana süreklilik taşıyan manevi bir esenlik ve ödül kazandırdığı ifade edilir. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Uğraması kolay değil zahmettir
Pir Sultan’ım senin yolun vuslattır Manevi olgunluğa ve hakikate ulaşmanın emek, sabır ve sıkıntılara katlanmayı gerektirdiği söylenir.
Pir, izlenen manevi yolun sonunda ilahi sevgiliyle birleşme ve yakınlığa ulaşılacağını bildirir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak manevi yolun zorluğu ve Allah'a kavuşma fikriyle dolaylı olarak ilişkilendirilebilir: „Ey İnsan! Sen, Rabbine varmak için çok didinecek, sonunda O’na kavuşacaksın." İNŞIKAK 84:6 · Similarity 0.4928 · über original „“Yavrucuğum; namazı kıl, iyiliği emret, kötülüğü yasakla, başına gelene sabret. Çünkü bunu yapabilmek, zorlu / önemli işlerdendir.”" LUKMAN 31:17 · Similarity 0.515 · über bedeutung Freigabe: auto_approved |
Mürşide teslim ol yolda kalırsın Mürşidin rehberliğini kabul etmeyen kişinin manevi ilerleme ve hakikate ulaşma yolunda geride kalacağı belirtilir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak resule itaat ve müminlerin yolundan ayrılmama vurgusuyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir: „De ki: “Allah’a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz / yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.”" NUR 24:54 · Similarity 0.5114 · über bedeutung „Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme salarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!" NİSA 4:115 · Similarity 0.5537 · über bedeutung Freigabe: pending |
| Verszeile(n) | Bezug |
|---|---|
Elif’tir doksan bin kelamın başı Elif, bütün sözlerin ve anlamların kaynağındaki birlik ve başlangıç ilkesini simgeler. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Var Hakk’a şükreyle be’yi n’eylersin İnsanın harflerin biçimsel bilgisine takılmak yerine Hakk’a şükür ve yönelişi esas alması gerektiği söylenir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak Hakk’a yönelme ve şükretme vurgusuyla verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir: „Başkasına değil, sadece Allah’a kulluk / ibadet et; şükredenlerden ol!" ZÜMER 39:66 · Similarity 0.5003 · über bedeutung „Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir." DUHA 93:11 · Similarity 0.5367 · über original Freigabe: auto_approved |
Rahmet damlasından kalbine taşı İlahi merhametin gönülde içselleştirilerek insanın ahlaki ve manevi dönüşümüne kaynaklık etmesi istenir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak rahmetin insanın kalbinde tövbe, bağışlama ve yumuşaklık olarak tecelli etmesiyle ilişkilendirilebilir: „Tövbe ederek inanan ve barışa yönelik iyi bir iş yapan müstesna. Allah, böylelerinin kötülüklerini güzelliğe dönüştürür. Allah Gafur’dur, Rahim’dir." FURKAN 25:70 · Similarity 0.497 · über bedeutung „Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim konusunda da onlarla şuraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah’a güvenip dayan. Allah, tevekkül edenleri sever." ALİ İMRAN 3:159 · Similarity 0.5047 · über bedeutung Freigabe: pending |
Yüzünü yumağa suyu n’eylersin Sadece dış görünüşü temizlemek, gönül ve davranış arınmadıkça gerçek manevi temizliği sağlamaz. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak dışsal yıkanmadan ziyade kalbin arınmasına vurgu bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir: „“Yalnız temiz bir kalple Allah’a varan kurtulur.”" ŞUARA 26:89 · Similarity 0.525 · über bedeutung „Bakmaz mısın, şu benliklerini ak-berrak gösterip duranlara! Hayır! İş, sandıkları gibi değil. Ancak Allah, dilediğini temizleyip aklar. Ve bir hurma lifi kadar zulme uğratılmazlar." NİSA 4:49 · Similarity 0.5067 · über bedeutung Freigabe: pending |
Yalan söyleyip de geçme sıraya Kişinin manevi veya toplumsal bir mertebeye ulaşmak için doğruluktan ayrılmaması gerektiği vurgulanır. | „Allah buyurdu: “Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. Sonsuza dek kalacaklardır orada.” Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razıdır. İşte budur büyük kurtuluş." MAİDE 5:119 · Similarity 0.4869 · über bedeutung „Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin de beklemedin ki, doğru söyleyenler sana açık- seçik belli olsun da yalancıları bilesin." TEVBE 9:43 · Similarity 0.5106 · über original Freigabe: pending |
Evliya nefesin verme araya Bilge ve ermiş kişilerin manevi öğüdüyle insan arasına engel koyulmaması ve bu rehberliğin bozulmaması gerektiği belirtilir. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Var bir amel kazan Hakk’a yaraya
Hakk’a yaramayan huyu n’eylersin İnsanın hakikate uygun, yararlı ve samimi eylemler biriktirmesi gerektiği öğütlenir.
Hakikate ve iyiliğe hizmet etmeyen alışkanlıkların terk edilmesi gerektiği söylenir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak Allah’ın razı olacağı güzel amel ve ahlâkı benimseme çağrısıyla ilişkilendirilebilir: „Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden / edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yazaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor." NAHL 16:90 · Similarity 0.5322 · über bedeutung „Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiyi-güzeli emrederler, kötüyü ve çirkini yasaklarlar. Hayır işlerde yarışırcasına koşarlar. İşte bunlar hakka ve barışa yönelik hizmet üretenlerdendir." ALİ İMRAN 3:114 · Similarity 0.5525 · über bedeutung Freigabe: auto_approved |
Şeytan benlik ile yolundan azdı Kibir ve benlik duygusunun insanı hakikat yolundan saptıran başlıca iç engel olduğu anlatılır. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak benlik, gurur ve büyüklenmenin kişiyi hakikate karşı çıkışa ve sapmaya sürüklemesi bakımından ilişkilendirilebilir: „Ona, “Allah’tan kork” dendiğinde, gurur kendisini günaha götürür. Böylesine, cehennem yeter. Gerçekten ne kötü yataktır o." BAKARA 2:206 · Similarity 0.4934 · über bedeutung „Zulüm ve böbürlenmeyle, ona karşı çıktılar. Oysa ki öz benlikleri, onun gerçekliğine kanaat getirmişti. Bak da gör, nasıl olmuştur o bozguncuların sonu!" NEML 27:14 · Similarity 0.5029 · über bedeutung Freigabe: pending |
Aşık maşukunu aradı gezdi İlahi sevgiyi arayan gönlün, özlediği hakikate ulaşmak için sürekli bir arayış ve yolculuk içinde olduğu anlatılır. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak kulun Allah’ın rızasını ve rahmetini araması bağlamında sembolik olarak ilişkilendirilebilir: „Yüceler yücesi Rabbinin yüzünü özleyip istemek için veren hariç." LEYL 92:20 · Similarity 0.4865 · über bedeutung „İnanıp hicret eden ve Allah yolunda uğraşıp didinenlere gelince, onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok affedici, çok merhametlidir." BAKARA 2:218 · Similarity 0.4738 · über bedeutung Freigabe: pending |
Erenler rızadan bir engür ezdi Olgun kişiler, ilahi hoşnutluğu manevi bir içecek gibi işleyerek ondan gönül sarhoşluğu ve huzur üretir. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Hak’tan gelmiyorsa payı n’eylersin Bir nasip veya kazanç hakikate ve ilahi ölçüye dayanmıyorsa onun gerçek bir değer taşımadığı belirtilir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak nasibin ve rızkın Allah’tan geldiği inancıyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir: „Ve onu hiç beklemediği yönden rızıklandırır. Kim Allah’a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşkusuz Allah emrini yerine getirecektir. Allah herşey için bir ölçü / bir kader belirlemiştir." TALAK 65:3 · Similarity 0.5117 · über bedeutung „Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kişi ölmez. Vakti belirlenmiş bir yazıdır o. Dünya çıkarını gözetene ondan veririz; ahiret yararını gözetene de ondan veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz biz." ALİ İMRAN 3:145 · Similarity 0.5121 · über bedeutung Freigabe: pending |
Varın görün irakipler kandedir Kişi, hakikate yönelişini engelleyen rakipleri veya karşıt güçleri tanıyıp onların durumunu dikkatle gözlemlemeye çağrılır. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Hak ehli kardaşlar yolda demdedir Hakikati benimseyen kardeşlerin manevi yol üzerinde birlik ve canlı bir sohbet hâlinde bulunduğu anlatılır. | Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak müminlerin kardeşliği ve birlik içinde yürümeleri bakımından bu ayetlerle ilişkilendirilebilir: „Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’tan korkun ki, size merhamet edilebilsin." HUCURAT 49:10 · Similarity 0.5165 · über bedeutung „Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız." ALİ İMRAN 3:103 · Similarity 0.5345 · über bedeutung Freigabe: auto_approved |
Bilin ayn-el yakin canlar cemdedir
Birlik olamayan köyü n’eylesin Hakikatin doğrudan kavranmasıyla gönül sahiplerinin cem hâlinde birlik ve ortak bilinç içinde bulunduğu bildirilir. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak birlik, kardeşlik ve ayrılıktan kaçınma vurgusuyla verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir: „Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız." ALİ İMRAN 3:103 · Similarity 0.4818 · über beide „Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’tan korkun ki, size merhamet edilebilsin." HUCURAT 49:10 · Similarity 0.4745 · über bedeutung Freigabe: auto_approved |
Pir Sultan Abdal’ım okur yazarım Şair persona, kendisini geleneğin manevi otoritesine bağlayan ve sözlü bilgiyi okuyup yazıyla aktaran bir kişi olarak tanıtır. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak okuma-yazma ve öğrenme vurgusu bakımından verilen ayetlerle dolaylı olarak ilişkilendirilebilir. „O’dur kalemle öğreten." ALAK 96:4 · Similarity 0.4561 · über bedeutung „“Ve Kur’an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: ‘Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!’”" NEML 27:92 · Similarity 0.4135 · über original Freigabe: pending |
Turap oldum ayaklarda tozarım Konuşan kişi, nefsini küçültüp herkesin hizmetinde ve tevazu içinde bulunmayı benimsediğini ifade eder. | Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak tevazu ve kibri terk ederek teslimiyet gösterme bakımından verilen ayetlerle sembolik olarak ilişkilendirilebilir: „“Söylediği şu: Bana büyüklük taslamaya kalkmayın. Teslim olarak huzuruma gelin.”" NEML 27:31 · Similarity 0.4854 · über bedeutung „Allah resulünün huzurunda seslerini alçaltanlar var ya, onlar Allah’ın, gönüllerini takva için imtihan ettiği kişilerdir. Bir bağışlanma vardır onlar için, bir büyük ödül vardır." HUCURAT 49:3 · Similarity 0.5095 · über bedeutung Freigabe: pending |
Yar elinden içtim sermest gezerim İlahi sevgiliden gelen sevgiyle gönlü coşan kişi, gündelik ölçülerin ötesinde manevi bir vecd hâlinde yaşar. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Yardan içilmeyen meyi n’eylersin Hakiki sevgiden doğmayan hiçbir coşku veya manevi sarhoşluğun değer taşımadığı belirtilir. | Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı. Freigabe: auto_approved |
Nichts gefunden.