Pir Sultan Abdal

84 Werke, 3 analysiert · Quelle: deyis.pdf

Temennaya Geldim Erenler Size
PSA_0001 · S. 4 · 29 Zeilen · 6 Zeilen, 6 mit Ayet, 1 mit Beleg aus einem Zusatzkorpus
Temennaya geldim erenler size Temenna edeyim destur olursa Mürvet kapıların bağlaman bize İçeri gireyim destur olursa Pirim deyu divanına geçeyim Destinizden ab-ı hayat içeyim İzniniz olursa ağzım açayım Bir mana söyleyim destur olursa Günahım sorulsun canlar yanında Zülfikar oynuyor durmaz kınında Rehberin önünde pir meydanında Kemerbest olayım destur olursa İzin verin bu meydana varayım Erenlerin huzurunda durayım Mürşidimden müşkülümü sorayım Çaremi bileyim destur olursa Rehbere bağlıdır talibin başı Durmadan akıyor didemin yaşı Arafat dağında koçun bir eşi Erkana geleyim destur olursa Pir Sultan Abdal’ım ey güzel Şah’ım Günahlıyım arşa çıkıyor ahım Gerçek erenlerle benim penahım Terceman olayım destur olursa

Zuordnungen

Verszeile(n)Bezug
Temennaya geldim erenler size Temenna edeyim destur olursa Mürvet kapıların bağlaman bize İçeri gireyim destur olursa
Konuşan, olgunlaşmış manevi kişilerin huzuruna saygı ve bağlılık göstererek kabul edilme dileğiyle geldiğini bildirir. Konuşan, manevi mecliste selamlama görevini ancak izin verilirse yerine getireceğini söyler. Konuşan, cömertlik ve bağışlayıcılık alanlarının kendilerine kapanmamasını, yani manevi kabulden mahrum bırakılmamayı diler. Konuşan, dış görünüşte kalmayıp manevi hakikat alanına ancak izin ve usul yoluyla geçmek istediğini belirtir.
„Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahipleriyle kaynaşıp izin almadan, bir de ev sakinlerine selam vermeden girmeyin. Düşünüp taşınmanızı sağlamada bu sizin için daha hayırlıdır."
NUR 24:27 · Similarity 0.4248 · über original
„Rablerinden korkanlar da bölükler halinde cennete sevk edilirler. Oraya geldiklerinde, cennet kapıları da kendilerine açıldığında, oranın bekçileri onlara şöyle derler: “Selam size! Tertemizsiniz. Hadi girin şuraya, sürekli kalıcılar olarak!”"
ZÜMER 39:73 · Similarity 0.4435 · über original
„Şöyle demiştik: “Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bolbol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘affet bizi’ deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz.”"
BAKARA 2:58 · Similarity 0.4348 · über original
„“Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya.”"
HİCR 15:46 · Similarity 0.4481 · über original
Freigabe: pending
Pirim deyu divanına geçeyim Destinizden ab-ı hayat içeyim İzniniz olursa ağzım açayım Bir mana söyleyim destur olursa
Konuşan, pirini manevi otorite kabul ederek onun huzurundaki meclise katılmak ister. Konuşan, pirin sözünü, öğüdünü ve manevi nefesini hayat veren bilgi olarak almak istediğini ifade eder. Konuşan, söz söylemeye başlamadan önce meclisin ve büyüklerin onayını almayı ister. Konuşan, görünen sözlerin ardındaki batıni anlamı ancak izin verilirse paylaşacağını söyler.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak izin, edepli hitap, rehbere tâbi olma ve ilahî bilgi talebi temaları bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Musa ona dedi ki: “Sana öğretilenden bana da bir olgunluk / bir bilgi öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?”"
KEHF 18:66 · Similarity 0.4153 · über bedeutung
„Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin. Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider."
HUCURAT 49:2 · Similarity 0.4125 · über bedeutung
„Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O’dur; hüküm ve hikmet sahibi O’dur."
ŞURA 42:51 · Similarity 0.4258 · über bedeutung
„Musa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle yakardı: “Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni.” Dedi: “Asla göremezsin beni. Ama şu dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni göreceksin.” Rabbi, dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: “Tespih ederim o yüce varlığını, tövbe edip sana yöneldim. İman edenlerin ilkiyim ben.”"
A’RAF 7:143 · Similarity 0.4034 · über bedeutung
Freigabe: pending
Günahım sorulsun canlar yanında Zülfikar oynuyor durmaz kınında Rehberin önünde pir meydanında Kemerbest olayım destur olursa
Konuşan, kusurlarının manevi topluluk önünde sorgulanmasını ve hesap verme sorumluluğunu kabul eder. Zülfikarın kından çıkmış biçimde hareket etmesi, gücün ve terbiye edici müdahalenin hazır ve etkin olduğunu anlatır. Olayın, rehberin gözetiminde ve pirin manevi otoritesini temsil eden meydanda gerçekleştiği belirtilir. Konuşan, izin verilirse belini bağlayıp hizmete hazır ve yolun disiplinlerine bağlı bir talip olmayı kabul eder.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak günahın ikrarı, bağışlanma dileği ve itaat/teslimiyet anlamlarıyla ilişkilendirilebilir:
„“Rabbim, öz benliğime zulmettim, beni affet” diye yakardı da Allah onu affetti. Gafur O’dur, Rahim O’dur."
KASAS 28:16 · Similarity 0.4367 · über original
„İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah’a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu."
MUHAMMED 47:21 · Similarity 0.4387 · über bedeutung
„Günahkarları, Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş olarak şöyle derken bir görsen: “Rabbimiz; gördük, duyduk, geri gönder bizi ki barışa yönelik iyi bir iş yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz.”"
SECDE 32:12 · Similarity 0.4434 · über bedeutung
„“Din gününde hatalarımı affetmesini umup durduğum da O’dur.”"
ŞUARA 26:82 · Similarity 0.4658 · über original
Ehl-i Beyt kaynağı
“Zülfikar”ın simgelediği kudretin rehber ve pir huzurunda “kemerbest” bir teslimiyetle sınırlandırılması, İmam Ali’nin öğretisindeki gücü nefsânî övünme veya haksızlık için değil, adalet, ahde vefa ve kul hakkı sorumluluğu içinde kullanma ilkesine dayanır.
53. Mektup Boynuna aldığın ve ilâhî ahdine riayet etmen gereken işin sıkıntısı, hiçbir hakkın olmadığı hâlde seni verdiğin ahdini bozmaya yöneltmesin. Ortadan kalkmasını umduğun ve güzel sonucuna göz diktiğin işin sıkıntısına sabretmen; akıbetinden korktuğun ihanetten, Allah'ın seni sorguya çekmesinden ve dünya ve ahirette bağışlanma yolunun yüzüne kapanmasından daha hayırlıdır. Kanlardan ve onları helal olmaksızın akıtmaktan sakın. Çünkü azaba sebep olan, daha büyük bir şey yoktur. Kanların haksız yere dökülmesinden başka, hesab sorulmasına, nimetinin zevaline ve müddetin kesilip ömrün bitmesine sebep olacak bir şey yoktur. Allah, kıyamet gününde insanlardan ilk olarak, akıttıkları kanları sorup kulları arasında hükmedecektir. Haram olan kanı akıtmakla otoriteni güçlendirmeye kalkışma. Çünkü bu, gücü zayıflatan işlerdendir. Hatta gücü yok edip götürür veya başkalarına verir. Kasten adam öldürme hususunda ne benim yanımda, ne de Allah katında hiçbir özrün olamaz. Çünkü cezası kısastır. Eğer hatayla birini öldürürsen, kamçın, kılıcın veya elin yanlışlıkla veya istemeden cezalandırmada aşırı giderek veya hafif bir darben veya biraz daha fazlası ölüme sebep olursa, gücüne güvenerek öldürülen kimsenin velilerine haklarını vermezlik etme. Kendini beğenmekten, seni nefsinle böbürlenmeye sevk eden şeylere güvenmekten, aşırı övgüyü sevmekten sakın. Çünkü bunlar, ihsan sahiplerinin ihsanlarını helak etmek için şeytanın aradığı uygun fırsatlardır. Halka karşı yaptığın iyiliği başlarına kakmaktan, onları minnet altında bırakmaktan ve yaptığını olduğundan çok gösterip övünmeye kalkışmaktan sakın. Vaadedince vaadinden dönme. Yaptığınla kişiyi minnet altında bırakmak, ihsanını yok eder. Yaptığını çok görüp onunla övünmek, hakkın nurunu götürür. Vaadinden dönmek, insanların nefretini, Allah'ın azabını gerektirir. Allah-u Teâlâ, "Allah katında en büyük azaba sebep olan şey, yapmadığınız şeyi söylemenizdir."1 buyurmuştur.
Nehcü'l-Belâğa – İmam Ali – 53. Mektup, s. 442 · Similarity 0.5097
Freigabe: pending
İzin verin bu meydana varayım Erenlerin huzurunda durayım Mürşidimden müşkülümü sorayım Çaremi bileyim destur olursa
Konuşan, erkânın yürütüldüğü manevi topluluk alanına katılmak için yetkililerden açık kabul ister. Konuşan, olgun manevi kişilerin karşısında saygıyla bulunarak onların değerlendirmesine ve rehberliğine açık olduğunu bildirir. Konuşan, çözemediği manevi veya ahlaki sorunları mürşidine danışarak aydınlatmak ister. Konuşan, izin ve rehberlik yoluyla sıkıntısına uygun manevi çözümü öğrenmek istediğini ifade eder.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak mürşidden bilgi ve yol göstermesini isteme, izin ve edep üzere soru sorma temalarıyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Musa ona dedi ki: “Sana öğretilenden bana da bir olgunluk / bir bilgi öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?”"
KEHF 18:66 · Similarity 0.4059 · über bedeutung
„“Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim.”"
MERYEM 19:43 · Similarity 0.4417 · über original
„Şöyle konuştular: “Çağır Rabbine bizim için, açıklasın bize neymiş o!” Cevap verdi: “O diyor ki, bahsettiğim ne yaşlıdır ne de körpe. İkisi arası bir inektir.” Hadi size emredileni yapın."
BAKARA 2:68 · Similarity 0.4065 · über bedeutung
„Ey iman edenler! Resulle gizlice konuşacağınız zaman, bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bu imkanı bulamazsanız bilin ki, Allah Gafur’dur, Rahim’dir."
MÜCADİLE 58:12 · Similarity 0.4257 · über bedeutung
Freigabe: pending
Rehbere bağlıdır talibin başı Durmadan akıyor didemin yaşı Arafat dağında koçun bir eşi Erkana geleyim destur olursa
Talibin yönelişinin, eğitiminin ve manevi sorumluluğunun rehberin denetimi ve yol göstericiliğiyle bağlı olduğunu söyler. Konuşanın gözyaşları, yoğun pişmanlık, özlem ve manevi etkilenme içinde bulunduğunu gösterir. Bu dize, Arafat imgesiyle manevi buluşmayı ve koç imgesiyle adanma, itaat ve kurban olma çağrışımını birlikte kurar. Konuşan, yolun tören ve kurallar bütünü olan erkâna ancak izin verilirse katılmak istediğini belirtir.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak rehbere uyma, doğru yolda ilerleme ve bağışlanma dileği temalarıyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Her ümmet için biz, bir ibadet şekli / bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et / dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın."
HAC 22:67 · Similarity 0.4651 · über bedeutung
„“Ey toplumumuz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun.”"
AHKAF 46:31 · Similarity 0.4678 · über bedeutung
„“Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim.”"
MERYEM 19:43 · Similarity 0.4427 · über original
„Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme salarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!"
NİSA 4:115 · Similarity 0.4703 · über bedeutung
Freigabe: pending
Pir Sultan Abdal’ım ey güzel Şah’ım Günahlıyım arşa çıkıyor ahım Gerçek erenlerle benim penahım Terceman olayım destur olursa
Konuşan, kendisini Pir Sultan Abdal’ın mazlumluk ve hakikate bağlılık mirasıyla özdeşleştirerek yüce kabul ettiği Şah’a seslenir. Konuşan, günahkârlık bilinciyle duyduğu derin pişmanlık ve yakarışın yüce makama ulaştığını anlatır. Konuşan, manevi sığınağının hakikate ulaşmış erenlerin rehberliği ve topluluğu olduğunu bildirir. Konuşan, izin verilirse manevi mecliste sözü açıklayan, dile getiren ve topluluğa hizmet eden bir görev üstlenmek ister.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak günahını ikrar edip bağışlanma ve rahmete yönelme bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Davud dedi ki: “Vallahi, senin birtek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu, birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır.” Davud, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi, rüku ederek yerlere eğildi ve Allah’a yöneldi."
SAD 38:24 · Similarity 0.4145 · über bedeutung
„“Rabbim, öz benliğime zulmettim, beni affet” diye yakardı da Allah onu affetti. Gafur O’dur, Rahim O’dur."
KASAS 28:16 · Similarity 0.4354 · über original
„Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah’a yönelin. Umulur ki Rabbiniz çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen herşeye Kadir’sin, herşeye gücün yeter.”"
TAHRİM 66:8 · Similarity 0.4321 · über bedeutung
„De ki: “Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan / aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafur, mutlak Rahim’dir.”"
ZÜMER 39:53 · Similarity 0.4492 · über beide
Freigabe: pending

Genel İzlenim

Deyiş, meydana girişte izin isteme, selam ve tevazu gösterme; hatayı açıkça görmeye ve bağışlanma dilemeye razı olma gibi ilkeleri öne çıkarır. Bu yönleriyle Kur’an’daki izinsiz girmeme, huzurda edep, tövbe, affa ümit bağlama ve doğru yola kılavuzluk talep etme temalarıyla ortak bir ahlâk dili taşır. Pir, rehber, kapı, divan ve ab-ı hayat gibi ifadeler, Alevî-Bektaşî erkânında manevî terbiyeyi ve hakikate yönelişi simgeleyen mecazlardır; Kur’an’daki ilahî bağışlama ve hidayet ise bu sembollerin aşkın referansını oluşturur. “Günahın canlar yanında sorulması” ve “kemerbest olmak”, kişinin topluluk önünde sorumluluk almasını, ikrarına sadakatini ve görgüden geçmeye hazır oluşunu anlatır.

Sözlük

  • Âb-ı hayat: Tasavvufta evliyanın sözü, öğüdü ve nefesi; uyarıcıdan alınan bilgi.
  • Ah: Günah, acı ve pişmanlık içinden yükselen içten yakarış.
  • Arafat dağı: Manevi buluşma, tanıma ve insanın kendisiyle yüzleşmesi çağrışımını taşıyan dağ imgesi.
  • Arş: Yakarışın ve manevi yönelişin ulaştığı en yüce makamı simgeleyen göksel alan.
  • Baş: Talibin yönelişini, iradesini ve sorumluluğunu simgeleyen beden bölümü.
  • Canlar: Manevi topluluğu oluşturan yol kardeşleri ve eşit kişiler.
  • Dest: Manevi aktarımın ve rehberlikten alınan desteğin işareti.
  • Destur: Bir işe veya manevi meclise başlamadan önce alınan izin.
  • Divan: Manevi otoritenin huzurunda toplanılan meclis ve değerlendirme alanı.
  • Erenler: Gerçekliğe ulaşmış, manevi olgunluk ve üstünlük derecesine erişmiş dervişler.
  • Erkân: Yolun törenlerini, kurallarını ve uygulanış biçimlerini belirleyen düzen.
  • Gerçek erenler: Hakikate ulaşmış ve manevi olgunluğu temsil eden dervişler.
  • Gözyaşı: İçsel pişmanlık, özlem ve manevi arınma duygusunun dışa vurumu.
  • Huzur: Manevi otoritenin ve topluluğun karşısında bulunma durumu.
  • İçeri: Dış görünüşten içsel hakikate ve manevi birlik alanına geçiş.
  • Kapı: Manevi kabul ve içsel geçiş imkânını simgeleyen eşik.
  • Kemerbest: Beline kemer kuşanmış, hizmete hazır derviş; ayrıca eline, beline ve diline sahip olmayı simgeleyen bağlanma işareti.
  • Kın: Gücün henüz kullanılmadığı veya geri çekildiği durumu simgeleyen muhafaza.
  • Koç: Adanma, itaat ve kurbanlık sorumluluğunu çağrıştıran hayvan imgesi.
  • Mânâ: Sözlerin ve olayların görünür yüzünün ardındaki batıni anlam.
  • Meydan: Topluluğun bir araya geldiği, erkânın uygulandığı ve talibin sınandığı manevi alan.
  • Mürşid: Talibe hakikat ve yol terbiyesi konusunda rehberlik eden manevi öğretici.
  • Mürvet: Cömertlik, yardımseverlik ve bağışlayıcı erdem.
  • Penah: Sığınılan, güven ve manevi koruma sağlayan dayanak.
  • Pir: Talibe yol gösteren, manevi otorite ve rehber konumundaki kişi.
  • Pir meydanı: Manevi otorite, topluluk ve erkânın bir araya geldiği kutsal kabul edilen alan.
  • Pir Sultan Abdal: Mazlumluk, hakikate bağlılık ve erkân karşısında dirençle özdeşleşen deyiş geleneği kişiliği.
  • Rehber: Talibi erkân içinde yönlendiren ve manevi sürecine eşlik eden görevli.
  • Şah: Yüceltilen manevi otorite veya gönülde üstün kabul edilen makam.
  • Temenna: Saygı, bağlılık ve huzura kabul dileğini gösteren törensel selamlama.
  • Zülfikar: Alevi-Bektaşi şiirinde gücü, tarikat törenlerinde ise terbiye aracı olarak alaca değneği simgeleyen kılıç.

Herkunft

meaning_model: gpt-5.6-luna ranking_model: gpt-5.6-luna reasoning_model: gpt-5.6-terra validation_model: gpt-5.6-sol embedding_model: text-embedding-3-large retrieval_mode: hybrid retrieval_context_lines: 2 min_score: 0.4 analyzed_at: 2026-08-06T21:05:06.462772+00:00
Yel Esti Mi Aşka Gelir Sallanır
PSA_0002 · S. 5 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Yel esti mi aşka gelir sallanır Bahar aylarında dillenir ağaç Kıpkırmızı donlar giyer allanır Hü diye çağırır dillenir ağaç Çiçek açar domur domur dal verir Kimi uzar birbirine el verir Kimi meyve verir kimi gül verir Kuşlar ötüşünce dillenir ağaç Bahçelerde ayva ile nar ile Arılar bal yapar intizar ile Koç yiğidin eğlencesi yar ile Muhabbet ederken dillenir ağaç Pir Sultan Abdal’ım seyre çıkarım Ağaçların endamına bakarım Kurumuş dalına teller takarım Ustanın elinde dillenir ağaç
Turab Oldum Düştüm Toza
PSA_0003 · S. 6 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Turab oldum düştüm toza İncinme gönül incinme Tahammül eyle her söze İncinme gönül incinme Turablık cümlenin başı Üstüne atarlar taşı Daim çiğnenmektir işi İncinme gönül incinme Koy sana kötü desinler Ayıp demeyip gülsünler Her gün gıybetin etsinler İncinme gönül incinme Herkes ile alıp satma Helalına haram katma Yolun eğrisine gitme İncinme gönül incinme Pir Sultan’ım doğan aylar Geçinir yoksullar baylar Herkes kemalını söyler İncinme gönül incinme
Gel Ey Kardaş Pirden Ayak Tutalım
PSA_0004 · S. 7 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gel ey kardaş pirden ayak tutalım Biz tutalım tutmayandan bize ne Hakikatı muhabbete katalım Biz katalım katmayandan bize ne Bizim yola yeni bir yol demişler Bir lokmayı kırk can ile yemişler Erenler bu doğru yolu komuşlar Biz gidelim gitmeyenden bize ne Çiçekler açılır baharımızdan Bülbüller ötüşür seherimizden Alın ey cananlar gevherimizden Biz satalım satmayandan bize ne Yine Hak sendedir sen sana bakın Kalbini pak eyle küfürden sakın Bir niyaz kılalım can Hakk’a yakın Biz kılalım kılmayandan bize ne Pir Sultan Abdal’lım ikrar güdelim Biz bizi görelim eli n’edelim Sınık gönülleri mamur edelim Biz edelim etmeyenden bize ne
Deli Gönül Viran Eyleme Köşkü
PSA_0005 · S. 8 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Deli gönül viran eyleme köşkü Çek bu sefineyi bir göl üstüne Alemi bürümüş hubların aşkı Bülbüllerin zarı hep gül üstüne Yetmiş bin deryada yetmiş bin perde Onun da kilidi bir gerçek erde Erenler oynuyor bir gizli sırda Şimdi faş etmezler şol il üstüne Müşkül halletmeğe mürşit gerekir Kamil mürşit yerden göğe direktir Yüküm ağır menzilimiz ıraktır Dökme yüklerini sen yol üstüne Şeriat tarikat hamların dili Marifet hakikat gerçekler hali Zahidin nesi var şunda hay deli Kamusu bizimdir bir al üstüne Kimisi avare çöllerde hacı Kimi yolu bilmez vurunur tacı Pir Sultan Abdal’ım pirimiz Naci Hızır ilmin okur bir dal üstüne
Ademoğlu Şu Dünyaya Gelince
PSA_0006 · S. 9 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Ademoğlu şu dünyaya gelince Yeni açmış güle benzer misali Anasından doğup kırkı çıkınca Kalaylanmış tasa benzer misali Mushaf alıp hocasına varınca Destur alıp mektebinden dönünce On yaşından on beşine girince Fidan sürmüş dala benzer misali Yirmisinde kara sakal getirir Otuzunda bağdaş kurmuş oturur Kırk yaşında sohbetleri yetirir Önü bendli göle benzer misali Ellisinde kara sakal bozarır Altmışında dinlenmekten haz alır Kalbi dıkızlanır aklı azalır İçi çürük koza benzer misali Yetmişinde deve gibi muzular Sekseninde ilik kemik sızılar Doksanında yol göründü gaziler Gazel olmuş güle benzer misali Pir Sultan’ım bunu böyle buyurdu Gerçekleri Hak kendisi kayırdı Yüz yaşında talan geldi savurdu Esip giden yele benzer misali
Erenlere Eş Olayım
PSA_0007 · S. 10 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Erenlere eş olayım Bu yola yoldaş olayım İçeyim sarhoş olayım Aymak elinden gelir mi Meydanda gördüm mertleri Virana dönmüş yurtları Yürekten gitmez dertleri Duymak elinden gelir mi Meydanda gördüm gaziyi İçimden çıkmaz sızıyı Aşkla yazılan yazıyı Bozmak elinden gelir mi Dere tepe dümdüz olur Gece geçer gündüz olur Gökte kaç bin yıldız olur Saymak elinden gelir mi Varma münkirin yanına Teni değmesin tenine Oddan gömleği eğnine Giymek elinden gelir mi Kırklardan geldi bu dolu Erenler kurdu bu yolu Bir gerçeğe dedik beli Uymak elinden gelir mi Pir Sultan’ım ey Hatayi Dilimiz söyler hatayı Pişmeden çiğ yumurtayı Soymak elinden gelir mi
Bir Öğüdüm Vardır Sana Söyleyim
PSA_0008 · S. 11 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir öğüdüm vardır sana söyleyim En iyi dostundan sakın sen seni Dinlersen öğüde mana vereyim En iyi dostundan sakın sen seni Yanına gelince gülerek oynar Alır noksanını yadlara sunar Bütün mahlukatın iki yüzü var En iyi dostundan sakın sen seni Senin ile hüsnün bahçesin gezer Gönül aşk elinden satırlar yazar Dönünce ardında kuyular kazar En iyi dostundan sakın sen seni Dostluk fidanını yetmeden söker Gözlerinden kanlı yaşını döker Ayağın kayınca urganın çeker En iyi dostundan sakın sen seni Pir Sultan öğüdü böyle eyledi İndi aşkın deryasını boyladı İşitmeyenlere yine söyledi En iyi dostundan sakın sen seni
Kalbi Kara Sofu Kalleş
PSA_0009 · S. 12 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Kalbi kara sofu kalleş Şu cihana gelse gerek Adı helalzade konmuş Helal haram yese gerek Helal haram yiyen kişi Hak ile yoktur bir işi Oturmuş da sallar başı Zikrullahım dese gerek Görmez amma gönül katar Çıkmaz yataklarda yatar Ödünç alır ödünç satar Karı ziyan olsa gerek Hem pirinden gülbank alır Nasihata kulak vurur Nefis için mihman olur Ben hacıyım dese gerek Pir Sultan’ım varmayanlar Pir cemalin görmeyenler Bir ikrarda durmayanlar Yaşamadan ölse gerek
Yakını Görmeyip Uzak Gidersin
PSA_0010 · S. 13 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Yakını görmeyip uzak gidersin Hasmını ararsan sendedir aşık Kamil oldum deyi dava edersin Ahmaklık nişanı kimdedir aşık Ehl-i dil olmadan söyleme hemen Kıldığın bu dava kiminle neden Nice canlar konup göçtü dünyadan Gerçeklerin nuru kimdedir aşık Ben de bilemedim nasıl sevdadır Senin sürdürdüğün kuru kavgadır Biri Medine’de biri Tur’dadır Geleceğin mührü kimdedir aşık Gözle erkanını dönme yolundan Dererler goncayı gülün dalından Pir Sultan’ım korkma almam elinden Senin sende benim bendedir aşık
Bir Servi Dalında Dilek Diledim
PSA_0011 · S. 14 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir servi dalında dilek diledim Cennette Tuba’yı görmezden evvel Kaşların mihrabın tavaf eyledim Dergah-ı ulyayı görmezden evvel Aşık olmayanı insan sanırdım Gördüğüm boncuğu mercan sanırdım Bu aşkı bilmezdim asan sanırdım Başımda sevdayı görmezden evvel Huda halkeyledi can ile teni Ya nice beslemez gidince beni Ta ezelden verdi kısmetim Gani Şu fani dünyayı görmezden evvel Hak alemi yaratmadan sormuştur Cümlenin rızkını anda vermiştir Bu fani dünyada neler görmüştür Adem’i Havva’yı görmezden evvel Pir Sultan’ım diler vasl-ı cananı Hayaldır demişler geri kalanı İstemem cenneti huri gılmanı Ela gözlü yari görmezden evvel
Kem Söz Duyan Gönül Gam Keder Alır
PSA_0012 · S. 15–17 · 26 Zeilen · noch nicht analysiert
Kem söz duyan gönül gam keder alır Sakın el sözüne uymalı değil Kazandığın mallar dökülür kalır Şu tatlı canına kıymalı değil Hırsın nefsin yaylasını kışlama Bezirganın işlerini işleme Evliyayı embiyayı dışlama Ezazül donunu giymeli değil Gölgesiz ağaçtır dünyanın aslı Silinsin kalmasın gönüller paslı Kimisi dik durur kimi de yaslı Şu ilin yayığın yaymalı değil Bulanık çeşmeden suyu doldurma Edebi hayayı hemen kaldırma Olura olmaza meylin bildirme Yedi kat perdeyi soymalı değil Pir Sultan Abdal’ım gördüm halini Ne hoşça severler kızı gelini Helal haram şu ellerin malını Toplayıp doldurup koymalı değil PİR SULTAN ABDAL DEYİŞLER
Amanın Dersin Ahiri
PSA_0013 · S. 18 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Amanın dersin ahiri Gördüğüne akma gönül Yüzüne bakmazsa biri Sen tozuna bakma gönül Gel engin ol yüksek uçma Gördüğüne sırrın açma Her diyara konup göçme Boşa emek çekme gönül Bir kardaşa meyil verip Tuz ile ekmeğin yiyip Azıcık eksiğin görüp Tez başına kakma gönül Arap ata binip coşma Karlı buzlu dağda aşma Olur olmaz yere koşma Doluları dökme gönül Dost odur çağırsan yeter Özünü özüne katar Ham yerde tohum mu biter Emek çekip ekme gönül Pir Sultan’ım dosttan yana Çektiğim emekler buna Nasihatım olsun sana Sen hatırlar yıkma gönül
Yağmur İle Yağdım Yel İle Estim
PSA_0014 · S. 19 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Yağmur ile yağdım yel ile estim Yanmış yüreğime kar bulamadım İndim bahçeleri seyran eyledim Hiç bir el değmedik nar bulamadım Şimdi bahçelerde nar mı bulunur Er demeyle hemen er mi bulunur Değme bir kişide ar mı bulunur İkrarına sahip yar bulamadım Erler eri sınar münafık körü Sinemden çıkmıyor şu aşkın narı Beyan eylediler o gizli sırrı Gizli sır içinde sır bulamadım Sakın meyil verme yüze gülene Bahçedeki gülü verir talana Bu dünya fanidir kendin bilene Gönül konduracak yer bulamadım Pir Sultan Abdal’ım olmuşum nazır Serim meydandadır her daim hazır Binbir ismi ile gelmiştir Hızır Daha O’ndan gayrı Pir bulamadım
Erenlerin Gülü Canların Canı
PSA_0015 · S. 20 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Erenlerin gülü canların canı Ben seni defter-i Rahman’a yazdım Safalar getirdin gönül mihmanı Ben seni defter-i Rahman’a yazdım Mihmandan Hızır’ın kokusu gelir Mihman gelse gönül şadıman olur Küçük büyük cümle kadrini bilir Ben seni defter-i Rahman’a yazdım Erenler işini Hakk’a yetirdi Can evinde can tohumun bitirdi Mihman ol Şah’ımdan bir gül getirdi Ben seni defter-i Rahman’a yazdım Ol Şah’ım da kaldı benim nazarım Hak evinde kuruludur pazarım Oturuben aşk kitabın yazarım Ben seni defter-i Rahman’a yazdım Mihmanı sevmezin yanına varma Hasta olsa varıp hatırın sorma Muhabbete gelse dahi oturma Ben seni defter-i Rahman’a yazdım Yücede dolanan bir ulu kuştur Muhabbet dediğin bir güzel iştir Benim Şah’ım cümle mihmana baştır Ben seni defter-i Rahman’a yazdım Erenler mihmana olayım kurban Mihmanı görünce olurum handan Pir Sultan’ım daim hoş ola mihman Ben seni defter-i Rahman’a yazdım
Emek Çektim Bir Ev Yaptım Erenler
PSA_0016 · S. 21 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Emek çektim bir ev yaptım erenler Yine bu güzele bildiremedim Bahar geldi güller derdi derenler Toprak güldü taşı güldüremedim Önüne irehber almış kadıyı İlim kitabını okusun deyi Ayrı ayrı buldum yetmiş ikiyi İkisin bir kaba sığdıramadım Yüreğimde derin derin yaralar Aşkın merhemini sürüp saralar Cahil niyaz eylemeye ar eyler Eğilip bir secde kıldıramadım Hü demine bir ikrarı güdenin Tu yüzüne ikrarından dönenin Pir Sultan’ım münafığın nadanın Gönül aynasını sildiremedim
Diken Arasında Güledir Zarım
PSA_0017 · S. 22 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Diken arasında güledir zarım Bülbülüm bahçende ötmeğe geldim Bezirganım gevher alıp satarım Rıza pazarına dökmeğe geldim Baç’ım vermeyince yüküm satılmaz Gevherin hasına hile katılmaz İnkar toru ile şahin tutulmaz Bir gerçek tor’una düşmeğe geldim Bend oldum da şu meydana atıldım İkrar verdim ikrarıma tutuldum Gevher yüklü bir kervana katıldım Pirin eteğini tutmağa geldim Pir Sultan Abdal’ım sevdiğim öğün Gerçekler rengine boyandım bugün İrehber pişirir talibin çiğin Ahiri bu imiş pişmeğe geldim
Sarı Tanburam Gel Beri
PSA_0018 · S. 23 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Sarı tanburam gel beri Böyle niçin inilersin Kovanda iniler arı Onun için inilerim Uğradım bir ulu şara Hak aşkına yandım nara Açıldı bağrımda yara Onun için inilerim Hakk’ın yoluna nazarım Dost ile benim pazarım Ayn-i cemlerde gezerim Onun için inilerim Gerimizde gözettiler Aramızı uzattılar Yaramıza tuz attılar Onun için inilerim Gel benim sarı tanburam Dizler üstünde yatıram Ben ayn-i ceme yetirem Onun için inilerim Pir Sultan Abdal’ım gülmez Göz yaşımı kimse silmez Nadanlar derdimi bilmez Onun için inilerim
Gerçek Aşıklara Uğradım Erken
PSA_0019 · S. 24 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gerçek aşıklara uğradım erken Derdi olan gelsin dermanı buldum Ah ile vah ile cevlan ederken Canımın içinde cananı buldum Aşıklar sadıklar doğru varırlar Anda cem olmuşlar alıp verirler Cümle enbiyalar divan dururlar Hakk’a karşı olan divanı buldum Açılmış dükkanlar kurulmuş pazar Canlar mezat olmuş tellalda gezer Oturmuş ümmetin beratın yazar Cevahir bahş olan dükkanı buldum Akardı gözümden yaş yerine kan Zerrece görünmez gözümde cihan Deryalar nuş edip kandırmaz iken Aşıklar kandıran ummanı buldum Pir Sultan Abdal’ım hoş pazar imiş Aşıklar seyr edip hem gezer imiş Cümlenin maksudu bir didar imiş Hakk’a karşı duran şeytanı buldum
Seyran Ettim Erenlerin Demini
PSA_0020 · S. 25 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Seyran ettim erenlerin demini Kudret kandilini yanarken gördüm Saki sundu içtim hayat ab-ını Anda tüm canları kanarken gördüm Günde bin kez Hakk’a niyaz ederken Sohbet edip sedasını duyarken Güzel pirin didarına giderken Canlar müşkülünü anarken gördüm Vefası yoğumuş şunda fenanın Hesabı yoğumuş mülke konanın Yavrusun yitirmiş garip ananın Ağlayı ağlayı dönerken gördüm Pir Sultan Abdal’ım dostlar gelmişler İkrar verip ikrarını almışlar Bir birinin eteğini tutmuşlar Müşkülün mürşide sunarken gördüm
Secaatin Varsa Kendine Sakla
PSA_0021 · S. 26 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Secaatin varsa kendine sakla Nasihatım dinle sakın gururdan Bir işin önünden sonunu yokla Nasihatım dinle sakın gururdan Hünerin var ise kendini devşir Söyleyecek sözü kalbinde pişir Ululuk büyüklük Hakk’a yakışır Nasihatım dinle sakın gururdan Hatırın yıkarlar hatır yıkınca Göz yaşı eğlenmez taşıp akınca El elden üstündür arşa çıkınca Nasihatım dinle sakın gururdan Pir Sultan ulular izini izle Kemlik iyi olur iyi bir sözle Hasmın karıncaysa merdane gözle Nasihatım dinle sakın gururdan
Sabah Olur Cümle Alem Uyanır
PSA_0022 · S. 27 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Sabah olur cümle alem uyanır Kervanlarla dolar yollar sabahtan Bu güzel katara neler dayanır Boz deve yuları teller sabahtan Bülbülü gülünden alan muzular Anasız mı olur körpe kuzular Peteğin içinde arı vızılar Alınır oğuldan ballar sabahtan Aşk ateşi ona oluptur meze Can dayanmaz bu ateşe bu köze Ol garip bülbüle bu nasıl eza Görmeden açılır güller sabahtan Dudular kumrular peşkeş çekildi Ayvalar turunçlar çitil dikildi Ağcabük’e gövel turnam döküldü Seslenir deryalar göller sabahtan Balı kudrettendir aslı sinektir Yolumuzun üstü konak konaktır Al kırmızı giymiş pembe yanaktır Temennaha iner kullar sabahtan Pir Sultan Abdal’ım seçiktir deyu Hulle donlarımız biçiktir deyu Hacet kapıları açıktır deyu Hakk’ı zikr eyliyor diller sabahtan
Ben Dervişim Deyü Dava Kılarsın
PSA_0023 · S. 28 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Ben dervişim deyü dava kılarsın Dervişlik ahdine durabilirsen Dervişliğin yolu tekin bilesin Eğer kail olup girebilirsen Dünyaya gelenin işi ölmektir Ölenleri gören sağlar örnektir Yola ikrar vermek oddan gömlektir Eğnine alıpta giyebilirsen Adem topraktandır maya nedendir Sevgiyle yoğruldu düşmanı kindir Altı bir deryadır üstü madendir Ortasında sır var erebilirsen Rahmet ile yoğururlar toprağı Baktıkça dallanır muhabbet bağı Her daim canlıdır solmaz yaprağı Eğer yemişini derebilirsen Pir Sutan Abdal’ım ey cömertkani Hakiki esrardan giydim bu donu Her günah oldukça anarlar seni Cümlesinden geçip gelebilirsen
Gelmiş İken Bir Habercik Sorayım
PSA_0024 · S. 29–30 · 54 Zeilen · noch nicht analysiert
Gelmiş iken bir habercik sorayım Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Gerçek erenlere yüzler süreyim Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Alçağında al kırmızı taşın var Yükseğinde turnalardan eşin var Bilemedim ne talihsiz başın var Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Benim Şah’ım al kırmızı bürünür Dost yüzün görmeyen düşman sayılır Yücesinden Şah’ın ili görünür Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın El ettiler turnalara kazlara Dağlar yeşillendi döndü yazlara Çiğdemler takınsın söyle kızlara Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Şah’ın bahçesinde gonca gül biter Anda garip garip bülbüller öter Bunda ayrılık var ölümde beter Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Acep farır m’ola seni görenler Dost bağında gonca gülü derenler Seyrangahta seyran eder erenler Niçin girmez Yıldızdağı dumanın Yıldızdağı başın karlı meşeli Yamaçların çayır çimen döşeli Yüzüm gülmez senden ayrı düşeli Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Yükseğinde yavru şahin beslenir Engininde telli turna seslenir Melil düşen gelir sana yaslanır Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Bozulur mu anlımızda yazılar El değmeden yaralarım sızılar Bahar gelir seyran eder gaziler Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Yükseğinde namlı namlı karın var Engininde eğlenecek yerin var Dosttan mı ayrıldın ah-u zarın var Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Ben de bildim şu dağların şahısın Gerçek erenlerin nazargahısın Pir Sultan Abdal’ın seyrangahısın Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın
Alay Alay Olmuş Gelen Turnalar
PSA_0025 · S. 33 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Alay alay olmuş gelen turnalar Kanadı var kolları var turnanın Çırpınıp uzamaz menzil görenler Gök yüzünde yolları var turnanın Çırpınıp uçar da kanadın çatar Seçer kılavuzu önüne katar Kırklar cem olmuş da semahın tutar Bu diyarda illeri var turnanın Sesleri naziktir nağme okunur Avazı bağrımı deler dokunur Yalabık yalabık tüyler takınır Eğrim eğrim telleri var turnanın İki turna gördüm kanadı eğri Yönünü döndermiş sılaya doğru Bu cevre dayanmaz aşığın bağrı Türlü türlü halleri var turnanın İki turna gördüm durur dallarda Avcılar oturmuş bekler yollarda Sizi bekleyen var bizim illerde Dost bağında gülleri var turnanın İki turna gördüm aklı karalı Birini vurmuşlar biri yaralı Turnalara sorun aslı nereli Düz ovada çölleri var turnanın Pir Sultan yardımcın Yaradan olsun Aşık olan aşık didarın bulsun Arif olan anlar cahil ne bilsin Her manadan dilleri var turnanın
Sultan Nevruz Günü Cemdir Erenler
PSA_0026 · S. 34 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Sultan Nevruz günü cemdir erenler Himmeti erince Nevruz Sultan’ın Cemal-i Hak bilir doğru görenler Himmeti erince Nevruz Sultan’ın Cümle eşya bu gün destur aldılar Aşk ile didara karşı yandılar Erenler ceminde bade sundular Himmeti erince Nevruz Sultan’ın Erenler dergahı ruşen bu günde Doldurmuş badeyi sunar elinde Susuz olan kanar kendi gölünde Himmeti erince Nevruz Sultan’ın Sultan Nevruz günü canlar uyanır Hal ehli olanlar nura boyanır Muhip olan bu gün ceme dolanır Himmeti erince Nevruz Sultan’ın Pir himmet eyledi bu gün kuluna Musahipler bu gün cemde buluna Cümle eşya konar kudret balına Himmeti erince Nevruz Sultan’ın Aşık olan canlar bu gün gelirler Sultan Nevruz günü birlik olurlar Dertliler derdine deva bulurlar Himmeti erince Nevruz Sultan’ın Pir Sultan Abdal’ım erenler cemde Akar çeşmim yaşı her dem bu demde Muhabbet ateşi yanar sinemde Himmeti erince Nevruz Sultan’ın
İsa Peygambere Hakk’ı Buyurdu
PSA_0027 · S. 35 · 14 Zeilen · 11 Zeilen, 7 mit Ayet
İsa peygambere Hakk’ı buyurdu Mürşide teslim ol yolda kalırsın Cebrail Ahmed’e dahi yürüdü Mürşide teslim ol yolda kalırsın Talip olan nutku mürşidi duya Mürşid gelip bizim kalbimiz yuya Öğüt dinlemezsen kalırsın yaya Mürşide teslim ol yolda kalırsın Hakikatın ilmi baki cennettir Uğraması kolay değil zahmettir Pir Sultan’ım senin yolun vuslattır Mürşide teslim ol yolda kalırsın

Zuordnungen

Verszeile(n)Bezug
İsa peygambere Hakk’ı buyurdu
İlahi hakikatin ve buyruğun İsa peygambere bildirildiği anlatılır.
„Sizin için, dinden Nuh’a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: “Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın.” Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir."
ŞURA 42:13 · Similarity 0.5022 · über original
„Meryem oğlu İsa’nın da şöyle dediğini hatırla: “Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim.” Fakat İsa’nın müjdelediği elçi onlara apaçık delilleri getirdiğinde: “Bu, katıksız bir büyüdür.” dediler."
SAFF 61:6 · Similarity 0.53 · über original
Freigabe: pending
Mürşide teslim ol yolda kalırsın
Manevi rehbere güvenip bağlanmayan kişinin hakikate ilerleme sürecinde yönünü kaybedeceği söylenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak resule ve müminlerin yoluna uymayı vurgulayan ayetlerle dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme salarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!"
NİSA 4:115 · Similarity 0.5104 · über bedeutung
„Allah’a itaat edin, resule itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin: Bizim resulümüze düşen sadece apaçık bir tebliğdir."
MAİDE 5:92 · Similarity 0.5056 · über bedeutung
Freigabe: pending
Cebrail Ahmed’e dahi yürüdü
İlahi bildirimin ve rehberliğin Ahmed’e de ulaştığı ifade edilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak Cebrâil’in Hz. Muhammed’e vahiy getirmesi, “Ahmed” müjdesi ve kula vahyedilmesi bağlamında dolaylı olarak ilişkilendirilebilir.
„Meryem oğlu İsa’nın da şöyle dediğini hatırla: “Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim.” Fakat İsa’nın müjdelediği elçi onlara apaçık delilleri getirdiğinde: “Bu, katıksız bir büyüdür.” dediler."
SAFF 61:6 · Similarity 0.5304 · über original
„Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini."
NECM 53:10 · Similarity 0.5229 · über bedeutung
Freigabe: pending
Mürşide teslim ol yolda kalırsın
Manevi rehberin yönlendirmesini kabul etmeyen kişinin hakikate giden yolda ilerleyemeyeceği belirtilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Talip olan nutku mürşidi duya
Hakikati arayan kişinin mürşidin sözünü dikkatle dinleyerek manevi eğitim alması gerektiği anlatılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Mürşid gelip bizim kalbimiz yuya
Mürşidin rehberliğiyle insanın iç dünyasının arınacağı ve manevi kirlerden temizleneceği söylenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak kalbin arınması ve doğru yola yönelme bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Sonra, Rabbi onu arıtıp temizledi, onun tövbesini kabul edip kendisini iyiye ve doğruya kılavuzladı."
TAHA 20:122 · Similarity 0.5629 · über bedeutung
„Benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur."
ŞEMS 91:9 · Similarity 0.5168 · über bedeutung
Freigabe: pending
Öğüt dinlemezsen kalırsın yaya
Manevi öğütleri reddeden kişinin ilerleme araçlarından yoksun kalıp geride kalacağı bildirilir.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak öğüdü dinlememenin hidayet yolundan uzak kalmaya yol açması bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çeviren ve iki elinin hazırlayıp önden gönderdiği şeyleri unutandan daha zalim kim olabilir? Şu bir gerçek ki, biz onların kalpleri üzerine onu anlamamaları için kabuklar geçirdik, kulakları içine de ağırlıklar koyduk. Onları hidayete çağırsan da bu durumda hidayete asla ulaşamazlar."
KEHF 18:57 · Similarity 0.4832 · über bedeutung
„Bu bir öğüt verici, düşündürücüdür. Dileyen, Rabbine doğru, bir yol edinir."
MÜZZEMMİL 73:19 · Similarity 0.4881 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Mürşide teslim ol yolda kalırsın
Manevi rehbere teslimiyetin hakikate ulaşma yolunda ilerlemek için gerekli olduğu vurgulanır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Hakikatın ilmi baki cennettir
Hakikate dair kalıcı bilginin insana süreklilik taşıyan manevi bir esenlik ve ödül kazandırdığı ifade edilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Uğraması kolay değil zahmettir Pir Sultan’ım senin yolun vuslattır
Manevi olgunluğa ve hakikate ulaşmanın emek, sabır ve sıkıntılara katlanmayı gerektirdiği söylenir. Pir, izlenen manevi yolun sonunda ilahi sevgiliyle birleşme ve yakınlığa ulaşılacağını bildirir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak manevi yolun zorluğu ve Allah'a kavuşma fikriyle dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Ey İnsan! Sen, Rabbine varmak için çok didinecek, sonunda O’na kavuşacaksın."
İNŞIKAK 84:6 · Similarity 0.4928 · über original
„“Yavrucuğum; namazı kıl, iyiliği emret, kötülüğü yasakla, başına gelene sabret. Çünkü bunu yapabilmek, zorlu / önemli işlerdendir.”"
LUKMAN 31:17 · Similarity 0.515 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Mürşide teslim ol yolda kalırsın
Mürşidin rehberliğini kabul etmeyen kişinin manevi ilerleme ve hakikate ulaşma yolunda geride kalacağı belirtilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak resule itaat ve müminlerin yolundan ayrılmama vurgusuyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„De ki: “Allah’a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz / yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.”"
NUR 24:54 · Similarity 0.5114 · über bedeutung
„Erdirici kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme salarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!"
NİSA 4:115 · Similarity 0.5537 · über bedeutung
Freigabe: pending

Genel İzlenim

Deyiş, Kur’an’daki tevhid, vahye bağlılık, peygamberlerin ortak çağrısı ve insanın hidayet yolunda rehberliğe ihtiyaç duyması ilkeleriyle anlam bakımından ilişkilendirilebilir. Buradaki “mürşid”, yalnızca tarihsel bir kişi değil; kişiyi nefsin karanlığından arındıran, ilme, ahlâka ve Hakk’a yönelten manevî kılavuzun sembolü olarak okunabilir. İsa’nın, Cebrail’in ve Ahmed’in anılması, ilahî bilginin silsile, vahiy ve irşad yoluyla tecelli ettiğini ifade eden tasavvufî bir dil kurar. “Kalbin yıkanması”, “yolda kalmak” ve “vuslat” ifadeleri ise Kur’an’daki arınma, doğru yola erişme ve Rabb’e dönüş temalarıyla örtüşen mecazlardır.

Sözlük

  • Hak: İlahi gerçekliği ve mutlak varlığı ifade eder.
  • Hakikat: Görünenin ötesindeki ilahi ve manevi gerçekliği ifade eder.
  • Kalp: İnsanın niyet, bilinç ve manevi idrak merkezini ifade eder.
  • Mürşid: Talibe manevi yolu gösteren rehberdir.
  • Pir: Manevi olgunluğu ve yol gösterici otoriteyi temsil eder.
  • Talip: Hakikati ve manevi olgunluğu arayan kişidir.
  • Vuslat: İlahi hakikatle veya sevgiliyle manevi birleşmeyi ifade eder.
  • Yol: Hakikate ve manevi olgunlaşmaya götüren süreçtir.

Herkunft

meaning_model: gpt-5.6-luna ranking_model: gpt-5.6-luna reasoning_model: gpt-5.6-terra validation_model: gpt-5.5-2026-04-23 embedding_model: text-embedding-3-large retrieval_mode: hybrid retrieval_context_lines: 2 min_score: 0.4 analyzed_at: 2026-08-05T08:38:00.263355+00:00
Ademoğlu Gafil Olma
PSA_0028 · S. 36 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Ademoğlu gafil olma Öldüğünü bilemezsin Korlar bir karanlık dama Kapı baca bulamazsın Yağmur yağar seller akar Sinini başına yıkar Tenini canavar sıkar Hiç birine vuramazsın Gel bu öğüdü al benden Yarın fırsat gider elden Hak saklasın cehennemden Karanlıktır göremezsin Yer pamuk olur atılır Cümle deryalar katılır Dilin damağın tutulur Doğru cevap veremezsin Pir Sultan’ım dedik beli Elden koyma doğru yolu Bunda kalır dünya malı Birin alıp gidemezsin
Nedendir Dinmiyor Gözümün Yaşı
PSA_0029 · S. 37 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Nedendir dinmiyor gözümün yaşı Zulmette kaldığım dost senin için Kalktı havalandı gönlümün kuşu Çevrinip geldiğim dost senin için Gönlüm düşmüş gezer tozlu yollarda Gahi kırcı gahi boran bellerde Buncadır diyarı gurbet illerde Eğlenip kaldığım dost senin için Efkarı çoğaltıp düşürdün zara Zülfün ziya vermiş her bir diyara Baştan aştı dalgam değer kenara Ummana daldığım dost senin için Yoktan var eyledi bizi ol Gani Fehm eyle sevdiğim özünü tanı Derdinden divane ettin sen beni Sararıp solduğum dost senin için Pir Sultan Abdal’ım yudular aynım Turabın yönüne eğridir yönüm Verseler dünyayı şad olmaz gönlüm Şad olup güldüğüm dost senin için
Men Aref Sırrını Kardaş
PSA_0030 · S. 38 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Men aref sırrını kardaş Bildim sanma bilemedin Ölmeden ölmeli yoldaş Öldüm sanma ölemedin Göçmeden dar-ı fenadan Samanı ayır daneden Kuş gibi iki anadan Geldim sanma gelemedin Baz bazınan kaz kazınan Vaz vazınan vız vızınan Beş vakti bir niyazınan Kıldım sanma kılamadın Gerek gücen gerek kakı Gerek Dürr-i Meknun oku Sen bu amel ile Hakk’ı Buldum sanma bulamadın Mürşit bir ince elektir Ondan elenmek gerektir Benlik bir dipsiz külektir Doldum sanma dolamadın Pir Sultan Abdal’ım pirdir İkrarında duran erdir Cümle sırra aklın erdir Erdim sanma eremedin
Kaynat Muhabbetin Kazanın Kaynat
PSA_0031 · S. 39 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Kaynat muhabbetin kazanın kaynat Azizim sultanım sen safa geldin Bir nasihat elye dostlara dinlet Azizim sultanım sen safa geldin Kamiller oturup muhabbet açar Dinleyen canlara Hak rahmet saçar Yar olan yar için serinden geçer Azizim sultanım sen safa geldin Yari olan arar yarini bulur Eser bad-ı saba bu gönlüm farır Yükü katarlanmış Nevruz’dan gelir Azizim sultanım sen safa geldin Abdal olan giyer hırkayı şalı Yar için çekeriz biz bu zevalı Ol irfan ceminde süreriz yolu Azizim sultanım sen safa geldin Pir Sultan Abdal’ım ağladım güldüm Yardan ayrılalı ne halde kaldım Hak nasib eyledi cemalin gördüm Azizim sultanım sen safa geldin
Geçti Kış Ayları Bahar Erişti
PSA_0032 · S. 40 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Geçti kış ayları bahar erişti Dostlar bizi sılamıza gönderin Kırmızı gül goncasına kavuştu Dostlar bizi sılamıza gönderin Yüce dağdan sular akar durulmaz Gurbette kalanın hali sorulmaz Tabibe varmazsan yara sarılmaz Dostlar bizi sılamıza gönderin Himmet erenlerde özüm dardadır Kendim gurbet ilde fikrim yardadır Aramıza karlı dağlar perdedir Dostlar bizi sılamıza gönderin Bahar gelmeyince güller açılmaz Aşka düşmeyince dolu içilmez Sular dalgalandı dağlar geçilmez Dostlar bizi sılamıza gönderin Erenler bu yolda nişan koyarlar Verdiği ikrara her dem uyarlar Benim bunda öldüceğim duyarlar Dostlar bizi sılamıza gönderin Pir Sultan Abdal’ım okur yazarım Aralarda garip düştüm gezerim Şahın dergahında kaldı nazarım Dostlar bizi sılamıza gönderin
Gül Yüzlü Yar Bugün Mahleme Gelmiş
PSA_0033 · S. 41 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gül yüzlü yar bugün mahleme gelmiş Varsın irakipler ne derse desin Sinesi yareli merheme gelmiş Varsın irakipler ne derse desin Kırmızı gül karışıktır har ile Mansur da bağlıdır bir ikrar ile Sarılıp yatayım nazlı yar ile Varsın irakipler ne derse desin Aşkın kitabını okur yazarım O güzelde hemen kaldı nazarım Sevdiğimin düğmelerin çözerim Varsın irakipler ne derse desin Gönül aşk atına bindi yarıştı Gide gide dostun iline düştü Hasretliler birer birer kavuşyu Varsın irakipler ne derse desin Pir Sultan Abdal’ım derdi tazele Ben seni sevmişim ezel ezele Meylim düştü senin gibi güzele Varsın irakipler ne derse desin
Elif’tir Doksan Bin Kelamın Başı
PSA_0034 · S. 42 · 24 Zeilen · 18 Zeilen, 12 mit Ayet
Elif’tir doksan bin kelamın başı Var Hakk’a şükreyle be’yi n’eylersin Rahmet damlasından kalbine taşı Yüzünü yumağa suyu n’eylersin Yalan söyleyip de geçme sıraya Evliya nefesin verme araya Var bir amel kazan Hakk’a yaraya Hakk’a yaramayan huyu n’eylersin Şeytan benlik ile yolundan azdı Aşık maşukunu aradı gezdi Erenler rızadan bir engür ezdi Hak’tan gelmiyorsa payı n’eylersin Varın görün irakipler kandedir Hak ehli kardaşlar yolda demdedir Bilin ayn-el yakin canlar cemdedir Birlik olamayan köyü n’eylesin Pir Sultan Abdal’ım okur yazarım Turap oldum ayaklarda tozarım Yar elinden içtim sermest gezerim Yardan içilmeyen meyi n’eylersin

Zuordnungen

Verszeile(n)Bezug
Elif’tir doksan bin kelamın başı
Elif, bütün sözlerin ve anlamların kaynağındaki birlik ve başlangıç ilkesini simgeler.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Var Hakk’a şükreyle be’yi n’eylersin
İnsanın harflerin biçimsel bilgisine takılmak yerine Hakk’a şükür ve yönelişi esas alması gerektiği söylenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak Hakk’a yönelme ve şükretme vurgusuyla verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Başkasına değil, sadece Allah’a kulluk / ibadet et; şükredenlerden ol!"
ZÜMER 39:66 · Similarity 0.5003 · über bedeutung
„Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir."
DUHA 93:11 · Similarity 0.5367 · über original
Freigabe: auto_approved
Rahmet damlasından kalbine taşı
İlahi merhametin gönülde içselleştirilerek insanın ahlaki ve manevi dönüşümüne kaynaklık etmesi istenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak rahmetin insanın kalbinde tövbe, bağışlama ve yumuşaklık olarak tecelli etmesiyle ilişkilendirilebilir:
„Tövbe ederek inanan ve barışa yönelik iyi bir iş yapan müstesna. Allah, böylelerinin kötülüklerini güzelliğe dönüştürür. Allah Gafur’dur, Rahim’dir."
FURKAN 25:70 · Similarity 0.497 · über bedeutung
„Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim konusunda da onlarla şuraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah’a güvenip dayan. Allah, tevekkül edenleri sever."
ALİ İMRAN 3:159 · Similarity 0.5047 · über bedeutung
Freigabe: pending
Yüzünü yumağa suyu n’eylersin
Sadece dış görünüşü temizlemek, gönül ve davranış arınmadıkça gerçek manevi temizliği sağlamaz.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak dışsal yıkanmadan ziyade kalbin arınmasına vurgu bakımından verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„“Yalnız temiz bir kalple Allah’a varan kurtulur.”"
ŞUARA 26:89 · Similarity 0.525 · über bedeutung
„Bakmaz mısın, şu benliklerini ak-berrak gösterip duranlara! Hayır! İş, sandıkları gibi değil. Ancak Allah, dilediğini temizleyip aklar. Ve bir hurma lifi kadar zulme uğratılmazlar."
NİSA 4:49 · Similarity 0.5067 · über bedeutung
Freigabe: pending
Yalan söyleyip de geçme sıraya
Kişinin manevi veya toplumsal bir mertebeye ulaşmak için doğruluktan ayrılmaması gerektiği vurgulanır.
„Allah buyurdu: “Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. Sonsuza dek kalacaklardır orada.” Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razıdır. İşte budur büyük kurtuluş."
MAİDE 5:119 · Similarity 0.4869 · über bedeutung
„Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin de beklemedin ki, doğru söyleyenler sana açık- seçik belli olsun da yalancıları bilesin."
TEVBE 9:43 · Similarity 0.5106 · über original
Freigabe: pending
Evliya nefesin verme araya
Bilge ve ermiş kişilerin manevi öğüdüyle insan arasına engel koyulmaması ve bu rehberliğin bozulmaması gerektiği belirtilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Var bir amel kazan Hakk’a yaraya Hakk’a yaramayan huyu n’eylersin
İnsanın hakikate uygun, yararlı ve samimi eylemler biriktirmesi gerektiği öğütlenir. Hakikate ve iyiliğe hizmet etmeyen alışkanlıkların terk edilmesi gerektiği söylenir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak Allah’ın razı olacağı güzel amel ve ahlâkı benimseme çağrısıyla ilişkilendirilebilir:
„Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden / edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yazaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor."
NAHL 16:90 · Similarity 0.5322 · über bedeutung
„Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiyi-güzeli emrederler, kötüyü ve çirkini yasaklarlar. Hayır işlerde yarışırcasına koşarlar. İşte bunlar hakka ve barışa yönelik hizmet üretenlerdendir."
ALİ İMRAN 3:114 · Similarity 0.5525 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Şeytan benlik ile yolundan azdı
Kibir ve benlik duygusunun insanı hakikat yolundan saptıran başlıca iç engel olduğu anlatılır.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak benlik, gurur ve büyüklenmenin kişiyi hakikate karşı çıkışa ve sapmaya sürüklemesi bakımından ilişkilendirilebilir:
„Ona, “Allah’tan kork” dendiğinde, gurur kendisini günaha götürür. Böylesine, cehennem yeter. Gerçekten ne kötü yataktır o."
BAKARA 2:206 · Similarity 0.4934 · über bedeutung
„Zulüm ve böbürlenmeyle, ona karşı çıktılar. Oysa ki öz benlikleri, onun gerçekliğine kanaat getirmişti. Bak da gör, nasıl olmuştur o bozguncuların sonu!"
NEML 27:14 · Similarity 0.5029 · über bedeutung
Freigabe: pending
Aşık maşukunu aradı gezdi
İlahi sevgiyi arayan gönlün, özlediği hakikate ulaşmak için sürekli bir arayış ve yolculuk içinde olduğu anlatılır.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak kulun Allah’ın rızasını ve rahmetini araması bağlamında sembolik olarak ilişkilendirilebilir:
„Yüceler yücesi Rabbinin yüzünü özleyip istemek için veren hariç."
LEYL 92:20 · Similarity 0.4865 · über bedeutung
„İnanıp hicret eden ve Allah yolunda uğraşıp didinenlere gelince, onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok affedici, çok merhametlidir."
BAKARA 2:218 · Similarity 0.4738 · über bedeutung
Freigabe: pending
Erenler rızadan bir engür ezdi
Olgun kişiler, ilahi hoşnutluğu manevi bir içecek gibi işleyerek ondan gönül sarhoşluğu ve huzur üretir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Hak’tan gelmiyorsa payı n’eylersin
Bir nasip veya kazanç hakikate ve ilahi ölçüye dayanmıyorsa onun gerçek bir değer taşımadığı belirtilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak nasibin ve rızkın Allah’tan geldiği inancıyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Ve onu hiç beklemediği yönden rızıklandırır. Kim Allah’a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşkusuz Allah emrini yerine getirecektir. Allah herşey için bir ölçü / bir kader belirlemiştir."
TALAK 65:3 · Similarity 0.5117 · über bedeutung
„Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kişi ölmez. Vakti belirlenmiş bir yazıdır o. Dünya çıkarını gözetene ondan veririz; ahiret yararını gözetene de ondan veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz biz."
ALİ İMRAN 3:145 · Similarity 0.5121 · über bedeutung
Freigabe: pending
Varın görün irakipler kandedir
Kişi, hakikate yönelişini engelleyen rakipleri veya karşıt güçleri tanıyıp onların durumunu dikkatle gözlemlemeye çağrılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Hak ehli kardaşlar yolda demdedir
Hakikati benimseyen kardeşlerin manevi yol üzerinde birlik ve canlı bir sohbet hâlinde bulunduğu anlatılır.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak müminlerin kardeşliği ve birlik içinde yürümeleri bakımından bu ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’tan korkun ki, size merhamet edilebilsin."
HUCURAT 49:10 · Similarity 0.5165 · über bedeutung
„Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız."
ALİ İMRAN 3:103 · Similarity 0.5345 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Bilin ayn-el yakin canlar cemdedir Birlik olamayan köyü n’eylesin
Hakikatin doğrudan kavranmasıyla gönül sahiplerinin cem hâlinde birlik ve ortak bilinç içinde bulunduğu bildirilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak birlik, kardeşlik ve ayrılıktan kaçınma vurgusuyla verilen ayetlerle ilişkilendirilebilir:
„Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız."
ALİ İMRAN 3:103 · Similarity 0.4818 · über beide
„Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’tan korkun ki, size merhamet edilebilsin."
HUCURAT 49:10 · Similarity 0.4745 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Pir Sultan Abdal’ım okur yazarım
Şair persona, kendisini geleneğin manevi otoritesine bağlayan ve sözlü bilgiyi okuyup yazıyla aktaran bir kişi olarak tanıtır.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak okuma-yazma ve öğrenme vurgusu bakımından verilen ayetlerle dolaylı olarak ilişkilendirilebilir.
„O’dur kalemle öğreten."
ALAK 96:4 · Similarity 0.4561 · über bedeutung
„“Ve Kur’an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: ‘Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!’”"
NEML 27:92 · Similarity 0.4135 · über original
Freigabe: pending
Turap oldum ayaklarda tozarım
Konuşan kişi, nefsini küçültüp herkesin hizmetinde ve tevazu içinde bulunmayı benimsediğini ifade eder.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak tevazu ve kibri terk ederek teslimiyet gösterme bakımından verilen ayetlerle sembolik olarak ilişkilendirilebilir:
„“Söylediği şu: Bana büyüklük taslamaya kalkmayın. Teslim olarak huzuruma gelin.”"
NEML 27:31 · Similarity 0.4854 · über bedeutung
„Allah resulünün huzurunda seslerini alçaltanlar var ya, onlar Allah’ın, gönüllerini takva için imtihan ettiği kişilerdir. Bir bağışlanma vardır onlar için, bir büyük ödül vardır."
HUCURAT 49:3 · Similarity 0.5095 · über bedeutung
Freigabe: pending
Yar elinden içtim sermest gezerim
İlahi sevgiliden gelen sevgiyle gönlü coşan kişi, gündelik ölçülerin ötesinde manevi bir vecd hâlinde yaşar.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Yardan içilmeyen meyi n’eylersin
Hakiki sevgiden doğmayan hiçbir coşku veya manevi sarhoşluğun değer taşımadığı belirtilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved

Genel İzlenim

Deyiş, Kur’an’ın tevhid, şükür, doğruluk, güzel amel, nefis ve kibirden arınma, kardeşlik ve Allah rızasına yönelme ilkeleriyle güçlü ortaklıklar taşır. Elif, be, su, rahmet damlası, engür/mey ve cem gibi ifadeler, Alevi-Bektaşi tasavvufunun zahirden bâtına; şekilden öze, dış temizliğinden gönül temizliğine geçişi anlatan sembolik dilidir. Metinde “Hakk’a yarayan amel”, “rızalık”, “temiz kalp” ve “birlik” vurguları, Kur’an’daki ihlas, salih amel, takva ve müminlerin kardeşliği anlayışıyla örtüşür. Mey ve yar gibi imgeler ise literal bir çağrıdan ziyade ilahî aşkı, irfanı ve Hak’tan gelen manevî feyzi dile getiren tasavvufî mecazlar olarak okunmalıdır.

Sözlük

  • Aşık: Hakikati ve ilahi sevgiyi arayan insanı simgeler.
  • benlik: Kişinin kendisini merkezleştirerek tevazu ve birlikten kopmasını ifade eder.
  • Canlar: Manevi topluluğa katılan gönül sahiplerini ve içsel canlılığı simgeler.
  • Cem: Birlikte bulunmayı, ortak manevi bilinci ve topluluk bütünlüğünü ifade eder.
  • Dem: Canlı manevi sohbeti, içinde bulunulan hakikat anını ve ortak coşkuyu ifade eder.
  • Elif: Birliği, başlangıcı ve bütün anlamların tek kaynağa bağlanmasını simgeler.
  • Engür: Ham maddeden manevi sarhoşluğa dönüşen içsel olgunlaşmayı ve sevgi şarabını simgeler.
  • Erenler: Manevi olgunluğa ulaşmış, rehberlik taşıyan kişileri simgeler.
  • Evliya nefesi: Manevi olgunların sözünü, rehberliğini ve dönüştürücü etkisini simgeler.
  • Hak: Nasibin ve değerin kaynağı olarak görülen ilahi hakikati ifade eder.
  • Hakk: Mutlak gerçekliği ve ilahi hakikati ifade eder.
  • Maşuk: Aşığın yöneldiği ilahi sevgiliyi ve nihai hakikat hedefini ifade eder.
  • Mey: İlahi aşkın verdiği coşkuyu, vecdi ve içsel dönüşümü simgeler.
  • Pir: Manevi rehberliği, öğreticiliği ve gelenek içindeki otoriteyi simgeler.
  • Şeytan: İsyanı, saptırmayı ve insanı hakikatten uzaklaştıran yıkıcı eğilimi simgeler.
  • Turap: Toprağa dönüşen benliği, alçakgönüllülüğü ve hizmete adanmayı simgeler.
  • Yar: İlahi sevgiliyi ve gönlün yöneldiği nihai hakikati simgeler.
  • Yol: Manevi ilerleyişi ve hakikate yönelen yaşam çizgisini simgeler.

Herkunft

meaning_model: gpt-5.6-luna ranking_model: gpt-5.6-luna reasoning_model: gpt-5.6-terra validation_model: gpt-5.5-2026-04-23 embedding_model: text-embedding-3-large retrieval_mode: hybrid retrieval_context_lines: 2 min_score: 0.4 analyzed_at: 2026-08-05T09:07:46.542837+00:00
Dolanıp Gezersin Baharda Güzde
PSA_0035 · S. 43 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Dolanıp gezersin baharda güzde Bire dedem yağmadan mı gelirsin Hiç Hakk’ın korkusu yok mudur sizde Bire dedem yağmadan mı gelirsin Çok dedelik gördüm sarı kürkünde Dedelik nişanı vardır börkünde Altın mıdır bakır mıdır terkinde Bire dedem yağmadan mı gelirsin Dedelik edersin gezdiğin yerde Yarmayı bulguru sezdiğin yerde Muzuluk edersin azdığın yerde Bire dedem yağmadan mı gelirsin Haramilik dedelikten iyi mi Tuttuğunuz haramilik toyu mu Yardığınız anbar mıdır kuyu mu Bire dedem yağmadan mı gelirsin Tarikat evinde vardır yurdunuz Marifetten hakikata girdiniz Beş düğeyi nasıl yedi dördünüz Bire dedem yağmadan mı gelirsin Olura olmaza sırrımı demem Bu sözü burada edelim tamam Sizin verdiğiniz lokmayı almam Bire dedem yağmadan mı gelirsin Pir Sultan’ım bu sözüme küstünüz Hasım ola hırka ile postunuz Talipleri damızlıktan kestiniz Bire dedem yağmadan mı gelirsin
Kazanıp Kazanıp Verme Havaya
PSA_0036 · S. 44 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Kazanıp kazanıp verme havaya Alınmaz eski gün aldıramazsın Bir kişi ki her dem durup ağlaya Ona gül demekle güldüremezsin Merhem etme azmış onun yarası İnkarın kalbinden çıkmaz karası Düşünmekle bulunamaz çaresi Birikmiş kurdunu öldüremezsin Erenler sözümüz rızasız soru Mürşitler bu yola koymuyor zoru Musahip kavline girmeyen körü Görgü meydanında gördüremezsin Pir Sultan Abdal’ım eğme boyunu Herkes beğenmiştir kendi huyunu Dibi delik kaba aşkın suyunu Taşıyıp yorulma dolduramazsın
Yürü Bre Yürü Yoldan Dönücü
PSA_0037 · S. 47 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Yürü bre yürü yoldan dönücü Erenlerin kahrı üstüne olsun Uğrasın boynuna Şah’ın kılıcı Erenlerin kahrı üstüne olsun Erenler görmez mi yolda şaşanı Kaldırırlar elbet şaşıp düşeni Bunda belli her kişinin nişanı Erenlerin kahrı üstüne olsun Bu yola sıtkınan eyledim nazar İkrarsız yar ile olur mu pazar Yolunu bilmeyen serseri gezer Erenlerin kahrı üstüne olsun Erenler düşeni tutup kaldırır Hak diyene hakikatı buldurur Herkes ettiğini kendi bildirir Erenlerin kahrı üstüne olsun Pir Sultan Abdal’ım Hak deyip vardın Can gözüyle Hakk’ın cemalin gördün Evvel ikrar verip geriye durdun Erenlerin kahrı üstüne olsun
Kırklar Meydanında Erkan İsteyen
PSA_0038 · S. 48 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Kırklar meydanında erkan isteyen Arıtsın kalbini gelsin otursun Erenler önünde lokmayı sunan Hicap perdesini silsin otursun Ona lokma sunanların nargı var Talipten talibe yolun farkı var Yol içinde türlü rürlü görgü var Herkes görgüsünü bilsin otursun İkrar verdik geldik girdik araya Hatır yıkıp göç eyleme saraya Alır üstat verir seni küreye Ateşin darbında kalsın otursun Bir dolu sunayım ben de yarime Ayrılık düşmeden yine serime Bir niyaz kılayım bunda pirime Herkes niyazını kılsın otursun Pir Sultan Abdal’ım kandilde nura Er gerek erenler yolunu süre Bütün canlar derildiler bir yere Muhabbet gölüne dalsın otursun
Gelin Yiyelim İçelim
PSA_0039 · S. 49 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gelin yiyelim içelim Bu güzellik geçer bir gün Batıl davadan geçelim Hak sırrını açar bir gün Yeyip yedirelim her dem Eksik etmez bari Hüda’m Göğ ekine misal adem Onu eken biçer bir gün Yeyip yedirmesi hoştur Nekesin gayreti boştur Can dediğin uçan kuştur Kuş kafesten uçar bir gün Ağaçlarda yeşil yaprak Bastığımız kara toprak Yer altında kefen yırtmak Başımızdan geçer bir gün Pir Sultan’ım düşümüzde Uzak değil karşımızda Baykuş mezar taşımızda Dertli dertli öter bir gün
Eğer Farz İçinde Farzı Sorarsan
PSA_0040 · S. 50 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Eğer farz içinde farzı sorarsan Yine farz içinde farzdır musahip Dört kapıdan kırk makamdan ararsan Yine farz içinde farzdır musahip Musahipsiz kişi ceme gelir mi Ettiği niyazlar kabul olur mu Yalınız derdine derman bulur mu Yine farz içinde farzdır musahip Musahipsiz ise ceme götürme Tecellisi bozuk Hakk’a yetirme Musahipsiz ile durup oturma Yine farz içinde farzdır musahip İkrar musahibin şefaat pirden Musahibin işi daima sırdan Musahipli kişi ol Şah-ı Merdan Yine farz içinde farzdır musahip Pir Sultan Abdal’ım ey Kerem-Kani Yine sensin du cihanın sultanı Talip musahibin buldunsa hani Yine farz içinde farzdır musahip
Ey Yolcu Gül Yüzlü Şah’a Haber Ver
PSA_0041 · S. 51 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey yolcu gül yüzlü Şah’a haber ver Verdiği ikrarda durmuyor talip Her kişi başına sürek sürüyor Mürşidin emrini tutmuyor talip Kız anayı saymaz talip pirini Faş ettiler erenlerin sırrını Gördünüz mü dört kitapta yerini Tarıksız tercüman soruyor talip İçeri girince beli Hak derler Dışarı çıkınca ikrar yok derler Senden gayrı mürşit olan çok derler Verdiği ikrardan dönüyor talip Kimi talip pir postuna oturur Onun için ele güne tutulur Hakikatlı sözün üstü örtülür Artık alıp eksik satıyor talip Pir Sultan Abdal’ım ben bir fukara Talib boyun eğip durmuyor dara Sınıklar sarılıp onulmaz yara İnleye inleye ölüyor talip
Kısmet Verip Attı Çölden Çöllere
PSA_0042 · S. 52 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Kısmet verip attı çölden çöllere Ya eceldir ya didardır ya nasip Felek bizi saldı özge hallere Ya eceldir ya didardır ya nasip Kısmet verip çevre çevre yeldirdi Bilmediğim hikmetlere daldırdı Çekip ayrılığın okun doldurdu Ya eceldir ya didardır ya nasip Felek arka vermiş çarhın devine Arıt kalb evini vicdan sevine Türlü dalga geldi gönlüm evine Ya eceldir ya didardır ya nasip Muhanettir dünyasını kayıran Şol Gani Settar’dır açlar doyuran Beni de sevgili yardan ayıran Ya eceldir ya didardır ya nasip Pir Sultan Abdal’ım der ki vardığım Ulu dergahıdır yüzler sürdüğüm Bilmediğim hikmetleri gördüğüm Ya eceldir ya didardır ya nasip
Yeşil Başlı Ördek Öter Derinden
PSA_0043 · S. 53 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Yeşil başlı ördek öter derinden Canlar duysun deyu bizi asarlar Bir taş oynamasın yerli yerinden Canlar duysun deyu bizi asarlar Göllerin çevresi ayva nar incir Zalimin elinde canım zar incir Elimde kelepçe boynumda zincir Canlar duysun deyu bizi asarlar İlimi sorarsan köyümdür Banaz Dilerim onmasın ol kanlı Sivas Bir ben ölmeyinen alem yıkılmaz Canlar duysun deyu bizi asarlar Pir Sultan Abdal’ım kaddim büküldü Gözümün gevheri yere döküldü Kendir kement boğazıma takıldı Canlar duysun deyu bizi asarlar
Yalan Dünya Sana Bel Mi Bağlanır
PSA_0044 · S. 54 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Yalan dünya sana bel mi bağlanır Hani benim önüm sıra gelenler Söylesem dayanmaz yürek dağlanır Sonra duydum essah imiş yalanlar Yaratmıştır insan ile hayvanı İnsanda emanet koydu bu canı Üçyüz altmış altı peygamber hanı Bizi kor mu ya onları alanlar Nasıl bir günahkar kul türemişim Bilmem kime nerde ne eylemişim Feleğin burcunu çok denemişim Güvenir mi şu dünyayı görenler Pir Sultan Abdal’ım gezerek gelir Elinde defteri yazarak gelir Sıra dolanarak bize dek gelir Ölmez imiş bizim için ölenler
Evvel İkrar Verip Beli Diyenler
PSA_0045 · S. 55 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Evvel ikrar verip beli diyenler İkrarı üstünde kaim dursunlar Derviş makamında hırka giyenler Sualini sabır ile sorsunlar Akıl başta olur gerçek er ise Yorulmaya eğer hali var ise Günleyin evinde mihman görürse Hak olan lokmayı ona versinler Mihman Hak’tır hakikatten gelince Gerçek talip bilir hemen görünce Kondurup mihmanı yerli yerince Yarasına göre merhem sarsınlar Mest olmuştur aşk şarabın içenler Nefsine kıymıştır serden geçenler Sohbet edip mihmanından kaçanlar Erkandan cüdadır onu sürsünler Pir Sultan Abdal’ım yola bendeyim İki seksen üç evveli kandeyim Hak olan mihmandır ya ben nerdeyim Arayanlar Hakk’ı mihman görsünler
Evvel Bu Dergahtan Nasip
PSA_0046 · S. 56 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Evvel bu dergahtan nasip Alır da var almaz da var Hak yoluna kadem basıp Gelir de var gelmez de var Bazını almış destine Hizmet ediyor dostuna Ahd ile ikrar üstüne Durur da var durmaz da var Olayım der isen Hızır İrfan defterine nazır Hak her yerde daim hazır Görür de var görmez de var İçin bizim dolumuzdan Çıkman sakın yolumuzdan Pir Sultan’ım halimizden Bilir de var bilmez de var
Yüce Yüce Dağlardan Mı Gelirsin
PSA_0047 · S. 57 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Yüce yüce dağlardan mı gelirsin Hayır mı gök turnam yardan ne haber Benim sevdiğimi sen de bilirsin Hayır mı gök turnam yardan ne haber Koyu verin ben yarime varayım Muradıma maksuduma ereyim Sen bilmezsen ak kuğudan sorayım Hayır mı gök turnam yardan ne haber Benim yarim kıya kıya bakınır Ak ellere al kınalar yakılır O da senin gibi güller takınır Hayır mı gök turnam yardan ne haber Benim yarim gelişinden bellidir Ak elleri deste deste güllüdür İbrişim kuşaklı ince bellidir Hayır mı gök turnam yardan ne haber Pir Sultan Abdal’ım güllerin üçtür Yarimden ayrıldım günlerim hiçtir Kılavuzun birdir katarın kaçtır Hayır mı gök turnam yardan ne haber
Şu Karşıki Karlı Dağı Gördün Mü
PSA_0048 · S. 58 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Şu karşıki karlı dağı gördün mü Rüzgarını bulmuş eriyip gider Çağlayan sulardan ibret aldın mı Yüzünü yerlere sürüyüp gider Sürünün önünce gidiyor koçlar Sıcak günde yanar topraklar taşlar Evvel zaman yemiş veren ağaçlar Onlarda kalmamış kuruyup gider Derindir deryamız kolay boylanmaz Bin nasihat versen biri dinlenmez Gidi merkep hiç bir yere bağlanmaz Başında yuları sürüyüp gider Pir Sultan’ım sözü söyler özünden Maşukun sakınır iki gözünden Olur olmaz münkirlerin sözünden Eksilmez gölümüz kuruyup gider
Erlerin Gittiği Güzel Yolları
PSA_0049 · S. 61 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Erlerin gittiği güzel yolları Şimdi türlü türlü yol eylediler Cerrahlar azdırdı şu yaraları Nice kanlar aktı sel eylediler Bu gidişat fırsatçıya yaradı Birliği dirliği bozmak muradı Yoloğlu gelmedi fitne çoğaldı Gerçek akıllıyı del’eylediler Gonca güller gibi açılam derdim Yetmiş iki dilden seçilem derdim Şurda üç beş sene geçinem derdim Ahiri dünyayı çöl eylediler Pir Sultan Abdal’ım bu bir nur idi Akılları ermez gizli sır idi Canlar arasında ikrar var idi Ayaklar altında çul eylediler
Kişinin Özünde İkilik Varsa
PSA_0050 · S. 62 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Kişinin özünde ikilik varsa Hakk’ın didarını görmez erenler Kem göz ile erenlere bakarsa Eli bir gerçeğe ermez erenler Cihanı seyahat edip de gezse Doksan bin kelamı okuyup yazsa Bir kişi harama kuşağın çözse Derdinin dermanı olmaz erenler Eli ile koymadığın alırsa Doğru bilmez eğri yolda kalırsa Yalan söyler Hakk’a asi olursa Cehennem oduna yanar erenler Bir güzel kötünün yüzüne baksa Gayet gerçek olsa şol meyli aksa Gece gündüz Hakk’ın şemini yaksa Hak günahlarından geçmez erenler Pir Sultan’ım Hak bil Hakk’ın işini Bir kişi bıraksa kendi eşini Kimse yemez ekmeğini aşını Yedi başlı hınzır olur erenler
Mürşide Varmağa Talip Olursan
PSA_0051 · S. 63 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Mürşide varmağa talip olursan İptida insanda rehber isterler Verdiğin ikrara doğru gelirsen Ahd ile peymandan rehber isterler Rehberin var ise olursun insan Rehberin yok ise kalırsın hayvan Arasat gününde açılır meydan Açılan meydandan rehber isterler Mürşidin nazarı müşkülü seçer Kamil olan talip sıratı geçer Can kuşu kafesten akibet uçar Tenden uçan candan rehber isterler Hak erenler bir yol kurdu kuluna Her can kendi rehberinden biline Girmek ister isen Hakk’ın yoluna Kapıyı açmaya rehber isterler Tarikat babına girmek dilersen Hakikat güllerin dermek dilersen Erenler sırrına ermek dilersen Sır ile pinhandan rehber isterler Pir Sultan’ım söyler bu hikayeti Yirmi sekiz huruf yedi ayeti Nefsini bilmektir sözün gayeti İlimden irfandan rehber isterler
Gerçek Erenlerin Eli Değil Mi
PSA_0052 · S. 64 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Gerçek erenlerin eli değil mi Hak bilip tuttuğum el bana yeter Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi Hü deyip gittiği yol bana yeter Varan canlar muradını alırsa Her biri cihanın kutbu olursa Mürşidin elinden her ne gelirse Sunduğu zehirse bal bana yeter İki yüzlü iki dinli olanlar İki pirli iki yollu olanlar Onlar değil midir lanet alanlar Pire doğru gelen kul bana yeter Kamile varmadan kamil olunmaz Her mürşit olanda kemal bulunmaz Nefsini bilmeden Halık bilinmez Okuduğum cim’se dal bana yeter Yeter bana ol pirimin cemali Celali içinde vardır kemali N’eylerim alemi n’eylerim malı Mürşidimden olan hal bana yeter Pir Sultan damenin tuttunsa erin Hakk’ın rızasıdır rızası pirin Mürşidin gönlünde var ise yerin Beytullah değil mi ol bana yeter
Bir Çocuk Da Anasından Doğunca
PSA_0053 · S. 65 · 32 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir çocuk da anasından doğunca Bedenini pişirmeye tuz ister Üryan büryan ortalıkta kalınca Setirini örtünmeye bez ister Kanla sudan gelir daim gıdası Nasibini veren Bari Hüda’sı Beşiklere beler onun anası Akşam sabah emzirmeye yüz ister Bir yaşında ürüm ürüm ürünür İkisinde sürüm sürüm sürünür Üç yaşında adım adım yürünür Dört yaşında söylemeye söz ister Beş yaşında dili civan sevişir Altısında uşağınan döğüşür Yedisinde dişlerini değişir Sekizinde her gediği düz ister Dokuzunda olur bir tosun maya Onunda da benzer kaşları yaya On birinde başı girer sevdaya On beşinde ala gözlü kız ister Yirmisinde akıl başta savrulur Otuzunda vursa dağlar devrilir Kırk yaşında akıl başa çevrilir Ellisinde avın almış baz ister Altmışında iner bir merdivenden Yetmişinde tutsa düşer duvardan Sekseninde su getirmez pınardan Doksanında döşeğini düz ister Pir Sultan Abdal’ım söz hepimize Belki kış ayında belki de yaza Yüz yaşında ölüm görünür göze Zemheriyi çıkarmaya yaz ister
Ey Tamburam Gel Yanıma
PSA_0054 · S. 66 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Ey tamburam gel yanıma Senin aslın ağaçtandır Ağaç dersem gönüllenme Kırmızı gül ağaçtandır Şah’ın dergahına vardım Dost bağından güller derdim Türlü türlü yemiş gördüm O da yine ağaçtandır Hızır’dır erlerin eri La mekandır yoktur yeri Boz atın terki eğeri O da yine ağaçtandır Sarp kayada gezer geyik Dolu içtim oldum ayık Deryalarda yüzen kayık O da yine ağaçtandır Arı ol bahçeye yetti Çiçeğin tozunu yuttu Bal edip peteğe kattı O da yine ağaçtandır Nurdandır dostun eşiği Cihanı tuttu ışığı Analar sallar beşiği O da yine ağaçtandır Yeter Pir Sultan’ım yeter Dertlilere derman katar Türlü türlü meyve biter O da yine ağaçtandır
Gerçek Erenleri Candan Seversen
PSA_0055 · S. 67 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Gerçek erenleri candan seversen Doğrulara eğri bakma zarardır Hak yoluna beli deyip varırsan Özünü ayırıp bükme zarardır Havadan özünü alçağa indir Müşkülün hal eyle gölünü kandır Rehberin önünde özünü yandır Hamdan tarla olmaz ekme zarardır Kendi ateşinle kendin yakarsın Adını kendine kendin takarsın Yediğinde nice zarar çekersin Hak olmayan yerde lokma zarardır Beri gel beri gel doğru gelirsen Her mahlukun rızkı vardır bilirsen Marifetli dilden mana alırsan Gevheri çalıya dökme zarardır Pir Sultan Abdal’ım söyle sözünü Havadan alçağa indir özünü Su arıtmaz kalp evinin tozunu Sakın gönül evi yıkma zarardır
Yer Altında Sarı Öküz
PSA_0056 · S. 68 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Yer altında sarı öküz Dahi bin bir yaşındadır Direği on iki boynuz Bütün dünya başındadır Hemi sarı hemi sakar Daim kaim Hakk’a bakar Silkinse alemi yıkar Bir sinecik peşindedir Mermer taşındandır dizi İleriye varmaz izi Cevahir gibidir gözü Hesap onun kaşındadır Kaf’dan kahve altı gelir Az görünce melul olur Sabaha sofralık kalır Zerrecesi dişindedir Kuyruğu Umman’a atmış Başı ol Tebriz’e yetmiş Kubbeyi beliyle tutmuş Ol Horasan döşündedir Döşü Horasan’ı tuttu Yelesin Mısır’a attı Onu da ol Hak yarattı Her dem o da işindedir Pir Sultan Abdal’ım sonu Dağlardan kalındır gönü Çifte koşa idim onu Hesap onun eşindedir
İnsanoğlu Şu Cihana Gelince
PSA_0057 · S. 69 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
İnsanoğlu şu cihana gelince Bir ağaçta bir gül bitmiş gibidir Kamil olur on beşine yetince Yükünü kumaştan tutmuş gibidir Ol nedir ki elden ele yayılan Yiye içe yakasından soyulan Nekes sofrasında karnın doyuran İk’eliyle ağu yutmuş gibidir Pirin eşiğine yaslansam yatsam Yönümü döndersem ben Hakk’a yetsem Güzel sevdiğimin sesin işitsem Gönül güvercinim ötmüş gibidir Dostun bahçesinde yayılan ceren Yad avcılar gelmiş sen sana güven Şimdi güzellere meylini veren Serini çaylara atmış gibidir Pir Sultan’ım sözüm yoktur yalana Çaylak kuşu dağı taşı dolana Sevdiği yar ile birlik olana Günde düğün bayram etmiş gibidir
Bizim İçtiğimiz Dolu
PSA_0058 · S. 70 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Bizim içtiğimiz dolu Doluların dolusudur Ummanlardan geçer yolu Erenlerin birisidir Hiç ummana dalmadığı Dalıp gevher almadığı Talip yola gelmediği Kendi gönül kurusudur Ulu şarlar bedestanlar Ela gözlü ol mestanlar Al çiçekli gülistanlar Erenlerin korusudur Kimdir bunu böyle bilen Erenlerden öğüt alan Bu aleme çekip gelen Gerçeklerin çerisidir Bağban gülü güle katmış Bedestanda güller satmış Erenler bir bina çatmış Muhabbetten örüsüdür Pir Sultan’ım didara bak Mansur ipin boynuna tak Nesimi oldu Hak’la Hak Ol yüzülen derisidir
Eğer Gözlü İsen Katıl Katara
PSA_0059 · S. 71 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Eğer gözlü isen katıl katara Bu yol gözlünündür körün değildir Aşık isen varıp maşukun ara Bu gül bülbülündür harın değildir Benim mürşidimin gönlü ganidir Mürşidin didarı Hak didarıdır Girebilir isen gönül evidir Giremezsen senin yerin değildir Kapıya varmadan dibe geçilmez Mürşit olmayınca müşkül seçilmez Çarşıyı görmeden dükkan açılmaz Bedestan ararsın şarın değildir İkilik tutanın hem yüzü kara Cihanda kendine bir mürşit ara Eğer aşık isen gel gir katar Aşık değil isen yerin değildir Bak şu erenlere durmuş divana Çaylak kar eylemez şahin olana Pir Sultan Abdal’ım çağır pirine Gelip yetişmezse pirin değildir
Yad Ellere Düştüm Halim Perişan
PSA_0060 · S. 72 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Yad ellere düştüm halim perişan Dost selamın gelmez oldu nedendir Ne bir haber aldım ne de bir nişan Dost selamın gelmez oldu nedendir İki elim kalkmaz oldu dizimden Bilmem emel midir yoksa özümden Ah ettikçe yaşlar gelir gözümden Dost selamın gelmez oldu nedendir Ayrılmak zor imiş dostun ilinden Kurtulmadım şu rakibin dilinden Arz eyledim bilen yoktur halimden Dost selamın gelmez oldu nedendir Dost yoluna koydum garip serimi Dost için terk ettim namus arımı Dost yolunda od a yaktım varımı Dost selamın gelmez oldu nedendir Terk eyledim vatanımı ilimi Gurbete çevirdim yine yolumu Garip düştüm kimse bilmez halimi Dost selamın gelmez oldu nedendir Pir Sultan Abdal’ım beni şakıttın Gözlerimden kanlı yaşlar akıttın Hatayi’den metaımı dokuttun Dost selamın gelmez oldu nedendir
Kargaya Bülbüldür Diyen
PSA_0061 · S. 75 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Kargaya bülbüldür diyen Gülün kadrini ne bilir Kendi kadrini bilmeyen Elin kadrini ne bilir Sofra kıyısı bükmeyen Meydana lokma dökmeyen Çalışıp emek çekmeyen Malın kadrini ne bilir Koyun kuzudur meleyen Kelptir ısırıp dalayan Şeker diye şap yalayan Balın kadrini ne bilir Atadan yiğit olmazsa Adı dünyaya gelmezse El kapısını bilmezse Kulun kadrini ne bilir Hal olunca müşkül işler Yollarda bezirgan işler Karada yayılan kuşlar Gölün kadrini ne bilir Tarlaya ekin ekmeyen Hakk’ın yoluna bakmayan Bülbülün zarın çekmeyen Dilin kadrini ne bilir Varılır mı gel olmasa Bağlanacak dal olmasa Pir Sultan Abdal olmasa Şalın kadrini ne bilir
Bir Kişinin Eli Darlığa Düşse
PSA_0062 · S. 76 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir kişinin eli darlığa düşse Varıp onun halin kimse sormuyor Sonradan da eli varlığa yetse Onun bildiğini alem bilmiyor Eğer malın varsa beri gel derler Kanlı olsan dahi seni tez yurlar Bir fukara gelse öte ederler Fukara halini kimse sormuyor Eğer malın varsa halk seni bilir Her kimi çağırsan yanına gelir Yoksulluğa düşen hep deli kalır Yoksulun halini kimse sormuyor Fukara özünü teslim eylese Hakikat gölüne inse boylasa Kitaba yakışır bir söz söylese Zamane insanı onu almıyor Pir Sultan Abdal’ım bu nasıl haldır Yiğidi meydana getiren maldır Fukaranın yüzü bir soğuk göldür Soyunup da ona kimse dalmıyor
Bir Arzuhal Yazdım Gül Yüzlü Şah’a
PSA_0063 · S. 77 · 14 Zeilen · noch nicht analysiert
Bir arzuhal yazdım gül yüzlü Şah’a Gelsin beni elden alsın ha n’olur Beni yalvartmasın o padişaha Carıma yetişsin gelsin ha n’olur Kollarıma zincir taktı muhannet Senden başkasına eylemem minnet Arzuhalim pire güzelce ilet Perişan halimi bilsin ha n’olur Pir Sultan Abdal’ım çile bitmedi Kavim kardaşlarım vefa etmedi Madem güzel dostun eli yetmedi Hızır’ı carıma salsın ha n’olur
Her Sabah Her Sabah Kalkar Bakarım
PSA_0064 · S. 78 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Her sabah her sabah kalkar bakarım Karşımda üç yıldız süzülür durur Günahım çok deyu kaygı çekerim Kusurum deftere yazılır durur On iki yıldızın üçü terazi Ülker’e karıştı gitti birazı Yarın mahşer günü tartarlar bizi Hak mizan terazi kurulur durur Hani bizim ile gezen erenler Zahir batın hikmetine erenler Rehberin eşiğin bilemeyenler Doğru cehenneme sürülür durur Nurdan imiş güzel dostun yapısı Besmelesiz açılmıyor kapısı Cehennemden öte gayya kuyusu Sıratın köprüsü kurulur durur Pir Sultan Abdal’ım ben bir fakirim Aşkın kitabını açtım okurum İzin aldım dost bağında şakırım Kısmetimiz Hak’tan verilir durur
Kalk Gidelim Deli Gönül
PSA_0065 · S. 79 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Kalk gidelim deli gönül Bizi burda bilen yoktur İster ağla istersen gül Yanımıza gelen yoktur Karşımızda karlı dağlar Viraneye döndü bağlar Gözüm yaşı durmaz çağlar Eğilip de silen yoktur Aç bakalım kemalini Seyredelim cemalini Her yerde satma malını Pahasından alan yoktur Bir su içtim derin gölden Yüz çevirmem doğru yoldan Arif olan alır telden Cahillerden bilen yoktur Mihman oldum yatam dedim Gam yükünü atam dedim Dükkan açtım satam dedim Kumaşımdan alan yoktur Pir Sultan’ım söyler geçer Arif olan bir bir seçer Mihman dehman konar göçer Eğlenip de kalan yoktur
Gönül Tasalanıp Sen Melul Olma
PSA_0066 · S. 80 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Gönül tasalanıp sen melul olma Bizi ağlatan pir yine güldürür Başına geleni kimseden bilme Bizi ağlatan pir yine güldürür Bu haneye geldik bilmek içinde Bu dünyaya geldik gülmek içinde Yürüyelim hırka gömlek içinde Bizi ağlatan pir yine güldürür Hakikatta işin tamam olursa Hak’tan bil başına ne hal gelirse Mevla verdiğini yine alırsa Bizi ağlatan pir yine güldürür Hakikat yoluna gel eyle nazar Mektebe gidenler okuyup yazar Yolunu bilmeyen serseri gezer Bizi ağlatan pir yine güldürür Hakikat kapısın açmış ulular Hakk’ı sevenleri arar bulurlar Hakk’ı sevenler de Hakk’a gelirler Bizi ağlatan pir yine güldürür Hakk’ı sevenlerin gerekmez yaşı Nadanın eşidir aşkı yok kişi Pir Sultan’ım mürvet pirimin işi Bizi ağlatan pir yine güldürür
Girdim Seyr Eyledim Felek İşini
PSA_0067 · S. 81 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Girdim seyr eyledim felek işini Bunda aşıklara seyran kalmamış Elinden aldırmış gevher başını Dertli olanlara derman kalmamış Evlerinin duvarları delinmiş Harami girmiş de kumaş alınmış Aliminden gayrı alim bulunmuş Üstad yapısından binan kalmamış Gonca vermiş çiçek gibi yetmişsin Varmış muhabbete gönül katmışsın Farımış da sonra inkar etmişsin Pirlerin ceminde yerin kalmamış Yar ile ettiğim ahd aman n’oldu Arada söylenen nefesler kaldı Yola hayıf geldi emek zay oldu Pir Sultan Abdal’ım kimsen kalmamış
Dervişlikten Nişan Budur Erenler
PSA_0068 · S. 82 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Dervişlikten nişan budur erenler Derviş bir ikrarda durmalı imiş Hak yoluna girip gönül verenler Adım adım Hakk’a varmalı imiş Uymayıgör ol iblisin sözüne Sonra mil çekerler iki gözüne Kervanın uğrasın kendi özüne Ol kapıyı açıp girmeli imiş Mansur Hak dedi de buldu darını Talip burda çeker ahret zarını Cümle kazanç ile külli varını Hakikat yoluna vermeli imiş Mürşide tabidir pirlerin piri Yol erleri kabul etmez münkiri Kişi eli ile yıktığı yeri İmar edip sonra girmeli imiş Pir Sultan Abdal’ım böyle olunca Sene tamam olup çile dolunca Herkesin sahibi vardır gelince Birlikte bir devran sürmeli imiş
Mürvet Dedim Geldim Yola
PSA_0069 · S. 83 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Mürvet dedim geldim yola Mürvet hey erenler mürvet Kusurumu aldım ele Mürvet hey erenler mürvet Hak dedim de durdum dara Bülbül gibi düştüm zara Bulunmaz derdime çare Mürvet hey erenler mürvet Düşenleri kaldırırlar Gerçekleri buldururlar Şah diyeni güldürürler Mürvet hey erenler mürvet Meydanda gevherin kanı Kan ile yumazlar kanı Ben yitirdim bende beni Mürvet hey erenler mürvet Aşkın dolusundan içtim Müşkülü müşkülden seçtim Kan eyledim kandan geçtim Mürvet hey erenler mürvet Pir Sultan’ım yana geldim Aşk deminden kana geldim Bir ulu divana geldim Mürvet hey erenler mürvet
Oturmuş Arapça Ferman Okursun
PSA_0070 · S. 84 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Oturmuş Arapça ferman okursun Gel bunun manasın ver imdi sofu Ehl-i dil olmuşsun kelam dokursun Gel bunun manasın ver imdi sofu Bu bir ağır yüktür yükünü götür Arifsen bu sırra manayı yetir Anası kız oğlu koynunda yatır Gel bunun manasın ver imdi sofu Abdalları üryan gezer donu yok Coşa coşa sular akar sonu yok Cesedinde canı vardır kanı yok Gel bunun manasın ver imdi sofu Gözlere görünmez varından yüce Gerçekler yoğruldu döküldü saca Anası kızoğlan oğlu bir koca Gel bunun manasın ver imdi sofu Erenlerin kıldan ince yolu var Dört kapının iki çatal dili var Bir kuş gördüm ayağında nalı var Gel bunun manasın ver imdi sofu Pir Sultan Abdal’ım hey şems-ü kamer İnkarın boynunda tığ ile teber Bir kısrak gördüm ki tayını emer Gel bunun manasın ver imdi sofu
Şah’ın İllerinden Gelen Turnalar
PSA_0071 · S. 85 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Şah’ın illerinden gelen turnalar Çığrışıp çığırışıp konar Şah deyu Talip olan mürşidini arzular Destine el salıp sunar Şah deyu İki kuş bir yavru besler yuvada Ona mürşid gerek yuya arıda İki yüce şahin döner havada Dostun hanesine tüner Şah deyu Aramıza düştü ayrılık tozu Buymuş alnımıza yazılan yazı Bağrımızı ezdi turna avazı Sivas göllerine iner Şah deyu Hak’tan nida geldi garip bülbüle Bülbül aşık oldu bahçede güle Sevdası girerse hangi gönüle Pervaneler gibi döner Şah deyu Pir Sultan Abdal’ım gözümün yaşı Delik deşik oldu bağrımın başı Kalktı havalandı gönlümün kuşu Şah’ın dergahına konar Şah deyu
İnsanoğlu Şu Cihanı Görmeden
PSA_0072 · S. 86 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
İnsanoğlu şu cihanı görmeden Anasırda duran piri gördün mü Cümle alem anda divan durmadan Üstümüzde doğan nuru gördün mü Niyaz verdik Hacı Bektaş Veli’ye Hiç sual olur mu yatan ölüye Vardan geçip yoğu aramak niye Cahilin çektiği zoru gördün mü Hak rahmeti yeryüzüne saçıla Görsem dost yüzünü kalbim açıla Ham sofudan hal bilmezden kaçıla İkrarla varılan darı gördün mü Erenler kaimdir berktir kuşağı Örtüsü turabdır yerdir döşeği Yedi gökten yedi yerden aşağı Kırkların durduğu yeri gördün mü Pir Sultan’ım okuyuben yazarım Turab oldum ayaklarda tozarım Yok mu benim şunda bir can pazarım Tellalı çağrışan şarı gördün mü
Gül Bittiği Yeri Bilirim Dersin
PSA_0073 · S. 89 · 28 Zeilen · noch nicht analysiert
Gül bittiği yeri bilirim dersin Bilir misin benlik şeytana düştü Cevahir madeni bulurum dersin Cevahir bulanlar ummana düştü Selmanın çiğninde bir oğlan geldi Desturu Şah deyip elini aldı Melekler terini gül ile sildi Ol vakit kokusu insana düştü Canları seyr ettim mahbub çağında Bir nur sağda durur biri solunda Cennetten içeri dostun bağında Bülbül feryat etti figana düştü Erenleri gören gözler ağladı Sel gibi dökülen yaşlar çağladı Cebrail canların belin bağladı Kırklar meclisinde erkana düştü Kırklar gelip her çiçekten derdiler Gülü kokulayıp yüze sürdüler Herbirini bir güzele verdiler Gül Ali’ye nergiz Selman’a düştü Erenler Cennet’ten kapı açtılar Rahiyasın yeryüzüne saçtılar Selman üzüm sıktı anda içtiler Size mescit bize meyhane düştü Pir Sultan Abdal’ım dilek diledi Destur aldı şu cihanı eledi Arafat dağında bir koç meledi İsmail önünde kurbana düştü
Kurtulmadık Zalimlerin Zulmünden
PSA_0074 · S. 90 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Kurtulmadık zalimlerin zulmünden Dağlar da ağlaşır Pir Sultan deyü İntizam bozulmuş ne gelir elden Canlar da ağlaşır Pir Sultan deyü Dara götürdüler pirin ikisin Onlar da çekerdi Hakk’ın korkusun Kamiller söylemiş işin doğrusun Arifler ağlaşır Pir Sultan deyü Cellatların eli kana bulaştı Can cesetten çıkıp Hakk’a ulaştı Koyun geldi kuzuları meleşti Koçlar da ağlaşır Pir Sultan deyü Uzundu usuldu o Şah’ın boyu Yakılsın yıkılsın zalimin soyu Dertli akar Yıldız Dağı’nın suyu Sular da ağlaşır Pir Sultan deyü Pir Sutan Abdal’ım ey yüce Gani Hakk’a teslim ettik bu tatlı canı Döküldü toprağa karıştı kanı Taşlar da ağlaşır Pir Sultan deyü
Duvara Asıldı İnmiyor Sazım
PSA_0075 · S. 91 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Duvara asıldı inmiyor sazım Arşa direk direk oldu avazım Dört şey vardır aşıklara hep lazım İlim kelam biri nefes biri saz Ağyar gelsin karşımızda salınsın Doğan aylar gibi doğsun dolunsun Dört şey vardır şu insanda bilinsin Sabır şükür bir niyettir bir niyaz Cahil olan söyler sözünü bilmez Kamilin yanına varıp dinlemez Dört şey var ne etse Cennet’e girmez Münkir münafık bir koğcu bir gammaz Yaz gelende çayır çimen üstüne Armağan gönderir dostu dostuna Dört şey vardır onu almış destine Esir cura biri şahin biri baz Pir Sultan Abdal’ım gelenler gider Aşık maşukunun devranın güder Dört şey vardır şu dünyayı devr eder Aydır gündür biri kıştır biri yaz
Duvara Asıldı İnmiyor Sazım
PSA_0076 · S. 92 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Varlığından geç gel açılsın meydan Mansur olmayınca dara durulmaz Ne davacı olup ne dava kazan Dava ile Hak katına varılmaz Buna umman derler dalabilirsen Gevher bundan çıkar alabilirsen Ol erkana teslim olabilirsen Teslim olmayana sitem sürülmez Bay olur marifet ehli fakirler Bülbül olmuş gül dalında şakırlar Münkir münafığa lanet okurlar Doğru söz diyene sorgu sorulmaz Talip baştan başa dara görünse Muhabbetle varıp yare görünse Musahipsiz kişi pire görünse Ora sırdır musahipsiz girilmez Gözlü isen gel uzatma arayı Arif olan seçer ağı karayı Mürşide teslim ol sarsın yarayı Tabip olmayınca yara sarılmaz Pir Sultan Abdal’ım böyle der isen Verdiğin ikrara sadık yar isen Mansurun sırrına ereyim dersen Erkan olmayınca dara durulmaz
Bunda Kısmetimiz Bizi Gezdirir
PSA_0077 · S. 93 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Bunda kısmetimiz bizi gezdirir Biri gani biri karar biri az Üç şey vardır aşıkları bezdirir Biri sitem biri cefa biri naz Bugün alamadım elime sazım Arşa direk direk oldu avazım Dört şey vardır bir aşığa hep lazım Bir ilim bir kelam bir nefes bir saz Cahil olan söyler sözünü bilmez Meydana gelince özünü bilmez Üç şey vardır cennet yüzünü görmez Biri münkir bir münafık bir gammaz Pir Sultan Abdal’ım aşktır sorulmaz Aşıklar yorulur maşukun yormaz Üç şey vardır yıldan yıla hiç durmaz Biri aydır biri kıştır biri yaz
Deli Gönül Ne Kaçarsın Ölümden
PSA_0078 · S. 94 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Deli gönül ne kaçarsın ölümden Serin vermeyince sır ele geçmez Benim şikayetim gonca gülümden Bülbül olmayınca yar ele geçmez Sırrını bildirme rakip başına Bekle engellere haber taşına Bir derde düş olan durup düşüne Aşk ateşi gibi kar ele geçmez Gönül sen Hak ile yeksan olagör Gir gönül evine mihman olagör Vücüdün şehrine sultan olagör Şöyle bir mülazım şar ele geçmez Mansur idim geldim düşman eline Bunun için düştüm halkın diline Asılmağa geldim zülfün teline Ben razıyım amma dar ele geçmez Pir Sultan Abdal’ım kılalım ahı Kılıç arş yüzüne asılır ahi Sinemi yakmaya şöyle bir dahi Aşk ateşi gibi nar ele geçmez
Bülbül Olsam Gül Dalında Şakırım
PSA_0079 · S. 95 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Bülbül olsam gül dalında şakırım Öz bağımda biten gül neme yetmez Süleyman’ım kuş dilinden okurum Bana talim olan dil neme yetmez Derviş oldum pir eteğin tutarım Hakk’a doğru çekilmiştir katarım Baykuş gibi garip garip öterim Issız viraneler çöl neme yetmez Aşk kitabın ele aldım yazarım Daim Hakk’a doğru meylim nazarım Neme gerek dağı taşı gezerim Karşıda görünen yol neme yetmez Dünyanın ötesi neden malumdur Onunda aslına eren alimdir Az yaşa çok yaşa sonu ölümdür Bir eski hırkayla şal neme yetmez Pir Sultan’ım sırrın kimseye demez Muhannet olana hiç boyun eğmez Kişi nasibinden gayrısın yemez Bana kısmet olan mal neme yetmez
Canlar Hakkın Helal Etsin Canlara
PSA_0080 · S. 96 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Canlar hakkın helal edin canlara Gayrı size ermez oldu elimiz Bizi bilen sadık dost olanlara Bir rızalık göndermektir karımız Kanmayın erenler dünya ağıdır Gelip geçen güzellerin çağıdır Bazı değirmenler gevher öğüdür Muhabbet arkından gelir suyumuz Kıyman hey erenler yola yazıktır Çok çileler çektim bağrım eziktir El vurulmuş bağlarımız bozuktur Şimdi yaprağını döktü gülümüz Pir Sultan Abdal’ım burda gezeriz Muhiplere cevr ü cefa ederiz Akşam geldi isek sabah gideriz Kimselerde yoktur ad u sanımız
Hakk’ız Hakk’ın Kullarıyız
PSA_0081 · S. 97 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Hakk’ız Hakk’ın kullarıyız Yaradan’dan uç değiliz Kanaat ile yürürüz İlla tokuz aç değiliz Evliya gönlümüz aldı Kalbimiz nur ile doldu Gözlerimiz cemal gördü Cennete muhtaç değiliz Evvel biziz ahir biziz Her dem leyl-ü nehar biziz Gül açılmış bahar biziz Biz yaz olduk kış değiliz Yüzlerden Kırklara erdik Tarikat ehlini bulduk Yedilerden haber sorduk Üçlerdeniz hiç değiliz Pir Sultan’ım göçür göçün Sızdık eridik Hak için Dünyayı terk etmek için Altun olduk tunç değiliz
Yine Mihman Geldi Gönlüm Şad Oldu
PSA_0082 · S. 98 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Yine mihman geldi gönlüm şad oldu Mihman canlar bize safa geldiniz Kasavet kalmadı kadehler doldu Mihman canlar bize safa geldiniz Himmet edin bize misafir gele Yavan yahşi yiye yüzümüz güle Büyük küçük onu hep Hızır bile Mihman canlar bize safa geldiniz Bir kula kahr etse misafir gitmez Çalışsa çırpınsa ektiği bitmez Yolu dolaşıktır menzile yetmez Mihman canlar bize safa geldiniz Misafir kapının iç kilididir Ev sahibi onun gonca gülüdür Misafir Hızır’ın hazır halidir Mihman canlar bize safa geldiniz Pir Sultan Abdal’ım kayda verile Misafir kısmetin getirir bile Misafir gelirse hizmet edile Mihman canlar bize safa geldiniz
Dikenli Çalıda Gönül Eğlenmez
PSA_0083 · S. 99 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Dikenli çalıda gönül eğlenmez Gülistan kuşuyuz güle gideriz Bizim kıymetimiz burda bilinmez Muhabbeti candan ile gideriz Sır ile hakikat söylenmez oldu Ulular nefesi dinlenmez oldu Şahinim kolumda eğlenmez oldu Turnası çok olan göle gideriz Cennet’in kokusu gelir uçmaktan Aşıklar usanmaz bade içmekten Öyle namert köprüsünü geçmekten Akar boz bulanık sele gideriz Pir Sultan Abdal’ım niyazım Hak’tan Hak’tır cümlemizi var eden yoktan Aşıklar usanmaz bayırdan sarptan Erenler yol kurmuş yola gideriz
Deli Gönül Senden Şikayetim Var
PSA_0084 · S. 100 · 19 Zeilen · noch nicht analysiert
Deli gönül senden şikayetim var Pazarlık kurarsın benden habersiz Emanet sahibi hakkını arar Yakanı devşirir senden habersiz Akıl fikir ettim ben beni bildim Aradım noksanı özümde buldum Harabat bahrine gemiyi saldım Geminin yelkeni yönden habersiz Talip olan talip ikrara uyar Eldeki varını meydana koyar Arifler bu sırrı böylece duyar Nadan can evinde candan habersiz Pir Sultan’ım Hakk’ı hazır bilenler Arayıp özünde gevher bulanlar Nerdedir ölmeden evvel ölenler Canı çıkar gider tenden habersiz