Kul Himmet

17 Werke, 2 analysiert · Quelle: Alevilik-Kul-himmet.pdf

Allah bir Muhammed Ali diyerek
KH_0001 · Gedicht Nr. 1 · S. 53 · 43 Zeilen · noch nicht analysiert
Allah bir Muhammed Ali diyerek Bülbül de gül için figana başlar Allah bir Muhammed Ali diyerek Fatma Düldül Kamber durdu duaya İsa kahrıyla ağdı havaya Şehriban soyundu bindi deveye Allah bir Muhammed Ali diyerek Kıblemizden kısmetimiz verile Arı da iniler kudret balına Veysel Karan gitti Yemen eline Allah bir Muhammed Ali diyerek Biz çekelim imamlarını yasını Dinleyelim gerçeklerin sesini İmam Hasan içti ağu tasını Allah bir Muhammed Ali diyerek Mümin olan inc‟elekten elendi Talip olan Hak yoluna dolandı Şah Hüseyin al kanlara bulandı Allah bir Muhammed Ali diyerek İmam Zeynel parelendi bölündü Muhammed Bakır‟a secde kılındı İmam Cafer‟e de erkan çalındı Allah bir Muhammed Ali diyerek Uçtu gönül kuşu bulmaz yuvası Serimize çöktü Şah‟ın havası Musa Kazım Rızan‟nın da duası Allah bir Muhammed Ali diyerek Taki ile Naki bir olup gitti Ol Hasan Askeri nur olup gitti Mehdi mağarada sır olup gitti Allah bir Muhammed Ali diyerek Dört kitap indi de dördüne düştü Kuran Muammed‟in virdine düştü Kul Himmet Ali‟nin derdine düştü Allah bir Muhammed Ali diyerek
Bugün bize Pir geldi
KH_0002 · Gedicht Nr. 2 · S. 54–57 · 142 Zeilen · noch nicht analysiert
Bugün bize Pir geldi Gülleri taze geldi Önü sıra Kamber‟i Ali Murtaza geldi La ilahe illallah Ali Murtaza şahım Yüzüdür kıblegahım Miracdaki Muhammed Alemde padişahım La ilahe illallah Padişahım yaradan Okur ağdan karadan Ben Pirden ayrılalı Bin yıl geçti aradan La ilahe illallah Aramı uzattılar Yarama tuz attılar Bir kul geldi Fazlı‟ya Bedestanda sattılar Lailahe illallah Sattılar bedestanda Ses verir gülistanda Muhammed‟in hatemi Bergüzar bir arslanda La ilahe illallah Arslanda bergüzarım Pir hayalin gözlerim Hep hasretler kavuştu Ben hala intizarım La ilahe illallah İntizarlık çekerim Lebleri bal şekerim Ben Pir‟den ayrı düştüm Göz yaşları dökerim La ilahe illallah Dökerim gözyaşını Gör Mevla‟nın işini Keşiş kurban eyledi Yedi oğlunun başını La ilahe illallah Keşiş kurban eyledi Kafirler kan eyledi Gökten indi melekler Yerde figan eyledi La ilahe illallah Figan eyler melekler Kabul olsun dilekler Yezid bir derd eyledi O derd beni helaklar La ilahe illahlah Dört eylemış kapısın Lal-ü gevher yapısın Yezidler şehit etti İmamların hepisin La ilahe illallah Hasana ağu virdiler Hüseyine kıydılar Zeynel ile Bakırı Bir zindana koydular La ilahe illallah Zindanda bir ezadır Ca‟fer yolu gözedir Ca‟ferin de bir oğlu Musa Kazım Rıza‟dır La ilahe illallah Taki Naki ağlarım Sinem yara dağlarım Askeri ye Mehdi ye On ikiye bağlarım La ilahe illallah Müşteriye satarım Dürlü Matah tutarım Yüküm lal-ü gevherdir On ikidir katarım La ilahe illallah Satarım müşteriye Kervan kalsın geriye Cebrail huş eyledi Cennetteki huriye La ilahe illallah Cebrail huş eyledi Hatırım hoş eyledi Kanat verdi kuluna Havada kuş eyledi La ilahe illallah Kuş eyledi havada Gezer dağda ovada El kaldırmış melekler Saf saf durmuş duada La ilahe illallah El kaldırmış Hak‟ına İsm-i azam okuna İsm-i azam duası Tatlı cana dokuna La ilahe illallah Dokunur tatlı cana Ağlarım yana yana İmamların davası Kaldı ulu divana La ilahe illallah Ulu divan kuruldu Cümle mahluk derildi Yezdan işaret etti Sur-u mahşer vuruldu La ilahe illallah Pir dediler Ali‟ye Hacı Bektaş Veli‟ye Hacı Bektaş tacını Vurdu Kızıl Deli‟ye La ilahe illallah Kızıl Deli tacımız Şah Ahmet muracımız Karaca Ahmet Gözcümüz Yalıncak duacımız La ilahe illallah Kul Himmet üstadımız Bunda yoktur yadımız Şah-ı Merdan aşkına Hak vere muradımız La ilahe illallah
Gece gündüz intizarım Pirime
KH_0003 · Gedicht Nr. 3 · S. 57–58 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Gece gündüz intizarım Pirime On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş Kanım kaynar Ehlibeytin kanına On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş Kimim umudu var kimin akçası Kimi şalvar geyer yoktur bohçası Bu garip gönlümün bağı bahçesi On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş Bizi ilettiler Mansur darına İman ikrar getir derler pirine Lanet olsun münafıklar canına On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş Tavus kuşu cevlan kurar bu demde Çekmişler Mansur‟u dara meydanda Nice sefillerin boynu urganda On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş Kul Himmet der kulkhü vallahü ahad Cesedimde can kalmadı bu saat Dünü günü virdim Ali Muhammed On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Pervaneyi aşk oduna yandıran
KH_0004 · Gedicht Nr. 4 · S. 58–59 · 33 Zeilen · noch nicht analysiert
Pervaneyi aşk oduna yandıran Aman Şahı Merdan sen imdat eyle Dalga vurup deryaları coşturan Aman Şahı Merdan sen imdat eyle Mansur‟u öldürüp darda astıran Çekip Zülfikar‟ı taşı kestiren Miraç‟ta Muhammede nişan gösteren Aman Şahı Merdan sen imdat eyle Fani imiş şu dünyanın ötesi Söylerim sözümü var mı hatası Hasan ile Hüseyin‟in atası Aman Şahı Merdan sen imdat eyle Zindanda Zeynel‟in payını veren Muhammed Bakır‟ın payını veren Mahrum kalmaz dergahına yüz süren Aman Şahı Merdan sen imdat eyle İmam Cafer Kazı Musa İrıza Mümine irahmet yezide ceza Sahib-i Zülfikar hulk-i irıza Aman Şahı Merdan sen imdat eyle Taki Naki hem dertlerin devası Hasan-ül Askeri Mehdi livası Muhammed Mustafa sırr-ı Hüdası Aman Şahı Merdan sen imdat eyle Kul Himmet‟im ziyan etmez karında Her kulun bir sevdası var serinde Dünyada ahrette mahşer yerinde Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Esti sinem yeli derdim artırdı
KH_0005 · Gedicht Nr. 5 · S. 59 · 24 Zeilen · noch nicht analysiert
Esti sinem yeli derdim artırdı Ateşim yanmadan korlandı yine Gülistan elinden selam getirdi Sinem bülbülleri söylendi yine Hayyellerin kalb evime yeritti Benliği perişan etti dağıttı Senin aşkın bana “Hü dost!” çağırttı Can zülfün teline bağlandı yine Gerçek bu meydanda gafil oturmaz Asla vücuduna hile getirmez Gönül aşnasını buldu yitirmez Dost zülfün teline bağlandı yine Değme dala değme gönül sayyadı Dostun bahçesine kondurma yadı Muhammed Ali‟den tuttum bünyadı Gönül bir ikrara bağlandı yine Coştu Kul Himmet‟im coştu ayılmaz Arığına muhabbete doyulmaz Tabip olmayınca yara sarılmaz Yar geldi yaralar sarıldı yine
Kul Himmet‟in Gezdiği Yerler
KH_0006 · Gedicht Nr. 6 · S. 59–63 · 117 Zeilen · noch nicht analysiert
Onsekiz bin alemi gezip seyreden Şah-i Merdan ile gezdiğim yerler Kah bir mekan gelir bir mekan gider Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Okundu (...?) ayet suresi Pak oldu yerin göğün arası Kara Hamdelistan(?) yöresi Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Bak şu silsileden sohbet edene Temaşa kıl dünyaya gelip gidene Karaman Kırşehir gölü Adana Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Hem de aştı Musul‟u Hasan Keyfi İmamlar soyudur pirim Şeyh Safi Hamel(?) Halep İstanbul Ayasofya‟yı(?) Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Gayet sıcaktır ağır havası Katarlanmış gider atı devesi Amasya Çorum Merzifon ovası Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Kayseri'de Erciyes dağlar ulusu Bozoğlan Bulanık Bulgar Yalusu Hemdinli ve Karadeniz yalusu Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Sahilinde çok olur turnası kazı Bozoğlan Bulanık Bulgar Yalısı Hemdinli‟nin Karadeniz kıyısı Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Kudrettendir Kiloğlu'nun feneri Kafir kırmak azizlerin hüneri Kızılelma Akdeniz'in kenarı Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Kabeye gider doksan bin hacı Dimyat begleri alırdı pacı Müminin durağı..... Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Düldülü incitir Ali'nin zoru Ona karim olmaz alemin varı Sofya da Bulgaristan'ın kenarı Şahı Merdan ile gezdiğim yarlar Nur ile doludur Kerbela vari Orda şehit oldu imamlar serveri İlbazlı iklimi Dımışki şarı (Şam çarşısı) Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Giydiği al yeşil nurdan eyeri Mekke Medine Arap diyarı Şahı Merdan'ın indiği kühsarı (dağın tepesi) Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Deşt-i Serendib'de Adem‟in izi Arafat'ta güzel koçun boynuzu Tur dağında Çin-i Maçin‟in yüzü Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Hazret Ali dürür ol büyük insan Bir burçtan bir burca okunu atan Baruburak(?) Karabarak(?) akmadan Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Evvel bu dünyaya kim geldi Halık Dört kapı ve kırk makam da mevasık(gerçek şeyler) Yeraltında sarı öküzle balık Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Balığın üstüne koydular taşı Baksın bundan ibret alsın her kişi Onsekiz bin alemin içi dışı Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Dahi çoktur sohbetimin akisi Yel estikçe gelir yarin kokusu Kanber dağı Erenlerin sekisi Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Çarh-ı Musul yüce dağların çoğu Suları çağlar hoş bahçası bağı Hey Saatçukuru gel Ağrı dağı Şah-ı Merdan ile gezdiğim yerler Cem kuruldu aşık nefese başlar Kim estirir yeli bre kardaşlar Tozan Canyaylası dağ ile taşlar Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Acel gelip biz göçmeden fenadan Nasibimiz versin Mevlam yaradan Bağdad Kerbela Erdebil‟le Hemedan Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Yaradan bilir gizlim saklımı O yürütür daim benim aklımı Hind Horasan ile Irak iklimi Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Oniki İmama kast eyledi Mervan Kim yayar kudret devesin seyran Karabağ Gence Şemahı Şirvan Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Kahi Elburz dağın aşıyor yolu Dertli dertli öter seher bülbülü Kılbarak'tan beri Kem(h)keşan (?) eli Şahı Merdan ile gezdiğim yerler Ben Derviş Himmet‟im derdim bir tümen Denizlerin taş-ı lal dür semen (değerli) Şah Necef iklimi Hindistan Yemen Şah-i Merdan ile gezdiğim yerler
Ali ile Dev destanı
KH_0007 · Gedicht Nr. 7 · S. 63–67 · 149 Zeilen · noch nicht analysiert
Yerde insan gökte melek yogiken Kudretinden bir nur indi süzüldü İki isim bir kandilde nur iken Ayin Ali mim Muhammed yazildi Ol dem yaratıldı dev ile peri Kaftan kafa hükmederdi herbiri Anların var idi bir sultanları Gayetten pehlivan pek zorba idi Üçyüz altmış batman gürzü çekerdi Vuruncağız Kaf'ı Küf‟ü yıkardı Cümle devler anın havfin çekerdi Yedi iklim çar köşede az idi Üçyüz altmış arşın idi kameti Yetmiş yedi arşın idi sıfatı Hiçbir kula benzemezdi heybeti Bakınca mağripten meşrık düz idi Kaf dağında bir bağ vardı hurmadan O zaman yoğidi dünyada insan Gördü bağ içinde bir taze civan Şad ü hurrem oldu güldü sevindi Nigar mısın deyip sundu elini Benliğinden geçti sıydı halini Özge bilemedi hiç ahvalini Tezden hemen yüzüstüne yıkıldı Yedi günden sonra buldu özünü Eli bağlı kan doldurmuş gözünü Sultan Süleymana vurdu yüzünü “Süleymansın şu bendimi çözündü” Süleyman der: “Kim bağlamış elini Kaddin hilal olmuş bükmüş belini Kimler kıldı sana bunca zulümü Hakk‟ın emri yoksa böyle yazıldı?” Dev de der ki: “Ahirinde n‟olacak Bu dert bize kıyamete kalacak” Süleyman der: “Muhammed var gelecek Ahir zaman yakın derler, sezindi” Bir zaman söylendi dillerde bu ad Nice bin yıl geçti nice bin saat Zahir oldu Ali ile Muhammed Devler geldi karşısınde dizildi Mekke medine‟nin halkı dirişdi Devi görenlerin tebdili şaştı Mekke‟nin üstüne zulümat düştü Kimisi korktu da benzi bozuldu Yedi iklim padişahı geldiler Alay alay taraf taraf durdular Tezden Muhammed‟e haber verdiler Arafa‟a ulu divan kuruldu Muhammed der deve: “Nedir ahvalin? Sinende yaran var baglıdır elin Vatanın neredir nereden gelin? Eğlen de bir haber ver tezindi” Dev de der ki: “Kaf dağıdır mekanım Dünyada yoğidi eşim nökerim Nice bin yıl ben bu derdi çekerim Kuşça canım kafesinden üzüldü” Muhammed der deve: “Nerde bağlandın? Adın nedir bunca eğlenlendin? Süleyman Nebi'ye Nuh'a varmadın Elin baglı bin yıl daha gezindi'' Dev de der ki: “Rezputeş‟tir adım Kaf'tan Kaf'a kadar hüküm ederdim Süleyman Nebi‟ye Nuh'a uğradım Ne yaram onuldu ne bend çözüldü” “Yüz yigirmi dörde verilmez adet Bunca peygamberden bulmadım medet Sana geldim düştüm el aman mürvet Muhammed‟sin şu bendimi çözündü” “-Süleyman‟dan haberini alın mı Kaf‟tan ırak yollarından gelin mi Elini bağlayanı görsen bilin mi? Eğlenme de şu orduyu gezindi” Küçük büyük bu haberi duydular Dellal koyup çarşı çarşı sordular Cümlesi de derildiler geldiler Hepsi devin karşısına dizildi Nice günler nice saatler geçdi Dert ehli de dermanına kavuşdu Bunca insan tek tek oldu savuşdu Gümanı kalmadı umum üzüldü Dev de der ki: “Beni aldı bir firak Gelemem bir dahi menzilim ırak Derc etdim orduyu oğlan burda yok Yana yana şu vücudum köz oldu” Muhammed der: “Dava etdin Bunca halkı biraraya derledin Oğlan burda sen oğlanı görmedin Elin bağlı bin yıl daha gez indi” Dev de der ki: “Sanma beni deliyim Kaf‟dan da ırak yollardan gelirim Görünceğiz ben oğlanı bilirim” Kaşlarında mim duası yazılı Hak emriyle gökten Cebrail indi Okudu nameyi sultana sundu Tanrı Muhammed‟e selam gönderdi “Devin ilacını görsün tezindi Muhammed Selman'a gel dedi geldi Aleme bir nurdur balkıdı doğdu Selman'ın çiğninde Ali'yi gördü Dev Muhammed hırkasına dolundu Dev de Muhammed'e söyler pusudan: “İşte bu oglandı bana iş eden Yerde insan gökde melek yoğiken Duyar idim çok dev başın keserdi” Ali'm der “Deve olmaz irağbet Dev adam eti yer bu nasıl adet?” Muhammed Ali'ye eyledi minnet İşaret eyledi bendi çözüldü Ali devin kususruna kalmadı Kimi inandı kimi inanmadı Ta elest‟ten ikrar veren dönmedi Yezid‟in gönlüne lanet yazıldı Büyük küçük bu haberi işitdi Sevdası serimden ayrılmaz her dem Ruh aşinasıydık Elest gününden İsm-i Ali kalb evine yazıldı Kul Himmet‟im eydür dediğim neden Sevdası serimden ayrılmaz her dem Ruh aşinasıydık Elest gününden İsm-i Ali kalb evine yazıldı
Yedi iklim dört köşeyi dolandım
KH_0008 · Gedicht Nr. 8 · S. 67 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Yedi iklim dört köşeyi dolandım Ben Ali‟den gayrı bir er görmedim Kısmey verip alemleri yaratan Ben Ali‟den gayri bir er görmedim Bir ismi Ali‟dir bir ismi Allah İmlarım yoktur hem vallah billah Muhammed Ali yoluna Allah eyvallah Ben Ali‟den gayri bir er görmedim Ol kudret bendini kırdım gark ettim Sarı öküz tüyün sandım fark ettim Arş-ı muallağı gezdim seyrettim Ben Ali‟den gayri bir er görmedim Ali gibi er gelmedi cihana Ona da buldular binbir bahane Yedi kez vardım ben ulu divana Ben Ali‟den gayrı bir er görmedim Cennet bahçesinin nedendir taşı İncidir toprağı hikmettir işi Yüz yigirmi bin peygamber başı Ben Ali‟den gayri bir er görmedim Kul Himmet‟im eydür Kırklara beli Dilim medhin söyler aslımız deli Evveli Muhammed ahiri Ali Ben Ali‟den gayri bir er görmedim
Sabahın seher vaktinde
KH_0009 · Gedicht Nr. 9 · S. 67–68 · 19 Zeilen · 15 Zeilen, 2 mit Ayet
Sabahın seher vaktinde Ali‟yi gördüm Ali‟yi Eğildim niyaz eyledim Ali‟yi gördüm Ali‟yi Arslanı gördüm Meşhed‟de Kırk mum yanar bir şişede Yedi iklim dört köşede Ali‟yi gördüm Ali‟yi Cennet kapısında duran Hayber‟in kilidin kıran Kafire zülfikar çalan Ali‟yi gördüm Ali‟yi Çiskin dağlar başı çiskin Kul Himmet‟im oldu küskün Cümle yerden erden üstün Ali‟yi gördüm Ali‟yi

Zuordnungen

Verszeile(n)Bezug
Sabahın seher vaktinde
Günün manevi uyanış ve arınma zamanı olan seherde bir hakikat tecrübesinin gerçekleştiği anlatılır.
„De ki: “Yarılan karanlıktan çıkan sabahın Rabbine / yarılışlardan fışkıran oluşun Rabbine sığınırım."
FELAK 113:1 · Similarity 0.4563 · über original
„Andolsun sabaha, ağarıp ışıdığında,"
MÜDDESSİR 74:34 · Similarity 0.499 · über beide
Freigabe: auto_approved
Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Anlatıcı, Ali şahsında velayet, cesaret, adalet ve hakikatin temsilini gördüğünü bildirir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Eğildim niyaz eyledim
Anlatıcı, karşılaştığı kutsal veya manevi hakikat karşısında tevazu göstererek yöneliş ve yakarışta bulunduğunu söyler.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Tekrarlanan ifade, Ali figürünün anlatıcının manevi görüşündeki merkezî ve sürekli konumunu vurgular.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Arslanı gördüm Meşhed‟de
Ali’nin arslan imgesiyle ilişkilendirilen yiğitlik ve ruhsal kudretinin kutsal kabul edilen bir mekânda tecelli ettiği anlatılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Kırk mum yanar bir şişede
Bir kap içinde yanan kırk ışık, çokluk içinde birliği ve ortak manevi aydınlanmayı simgeler.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak kandil, sırça ve nur imgeleri bakımından verilen ayetlerle sembolik olarak ilişkilendirilebilir:
„Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir."
NUR 24:35 · Similarity 0.5329 · über bedeutung
„“Ve Ay’ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş’i bir kandil haline getirdi.”"
NUH 71:16 · Similarity 0.5138 · über bedeutung
Freigabe: pending
Yedi iklim dört köşede
Bütün yeryüzü ve yönler, Ali’ye atfedilen manevi etkinliğin evrensel kapsamını gösterecek şekilde kuşatılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Bu tekrar, bütün kozmik alanı kuşatan manevi merkez olarak Ali algısını pekiştirir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Cennet kapısında duran
Ali, kurtuluş ve sonsuz mutluluk eşiğinde duran, rehberlik ve geçiş yetkisiyle ilişkilendirilen bir figür olarak tasvir edilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Hayber‟in kilidin kıran Kafire zülfikar çalan
Ali, büyük engelleri aşan, adalet ve inanç uğrunda güçlü direnci ortadan kaldıran kahraman olarak sunulur. Ali’nin Zülfikar’la zulme ve düşmanlığa karşı mücadele eden adalet savunucusu kimliği öne çıkarılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Tekrar, Ali’nin hem manevi rehber hem de adalet mücadelesinin merkezî şahsiyeti olduğunu vurgular.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Çiskin dağlar başı çiskin
Sisle örtülü dağlar, hakikate ulaşma yolundaki belirsizliği, sınavı ve manevi perdelenmeyi anlatır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Kul Himmet‟im oldu küskün
Şair, kendisini kul olarak konumlandırıp manevi uzaklık veya gönül kırgınlığı sebebiyle içsel bir küskünlük yaşadığını belirtir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Cümle yerden erden üstün
Manevi olgunluğa erişmiş er kişinin bütün dünyevi konumların üzerinde tutulduğu ve gerçek üstünlüğün erdemden kaynaklandığı söylenir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Deyiş, bütün bu manevi imgeleri Ali’nin velayet ve adalet merkezli şahsında yeniden birleştirerek sona erer.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved

Genel İzlenim

Deyiş, seher, nur, kandil ve çerağ imgeleri üzerinden ilahî hakikatin insanın gönlünde görünür hâle gelmesini anlatır. Kur’an’daki sabahın aydınlığı, Allah’ın nuru ve kandil sembolüyle paralel biçimde, Ali adı adalet, yiğitlik, velâyet ve hakikate bağlılık gibi erdemlerin timsali olarak kullanılır. Hayber, Zülfikâr ve cennet kapısı ifadeleri tarihî-dinî hatıraları çağrıştırırken, deyişin asıl yönelimi zulme karşı duruş, manevi rehberlik ve Hakk’a niyazdır. Alevî-Bektaşî yorum geleneğinde “Ali’yi görmek”, yalnız tarihsel bir şahsiyeti görmekten öte, her yerde tecelli eden ilahî nur ve kâmil insan idealini idrak etmek şeklinde sembolik olarak da okunabilir.

Sözlük

  • Ali: Alevi-Bektaşi sembolizminde velayet, hakikate bağlılık, adalet ve erdemli insan idealinin temsilcisi.
  • Arslan: Cesaretin, koruyucu gücün ve adalet uğrundaki kararlılığın sembolü.
  • Cennet kapısı: Kurtuluşa, ilahî rahmete ve manevi eşiği aşmaya açılan sınır.
  • Dağ: Aşılması gereken manevi engeli, yüksekliği ve hakikate yönelen çileli yolu temsil eder.
  • Dört köşe: Mekânın bütün yönlerini ve evrensel kuşatıcılığı ifade eden sembol.
  • Er: Manevi olgunluğa, cesarete ve hakikat bilgisine ulaşmış kişi.
  • Kapı: Bir makamdan diğerine geçişi ve hakikate ulaşma eşiğini ifade eder.
  • Kilit: Hakikate veya özgürlüğe ulaşmayı engelleyen güçlük ve kapanmışlık.
  • Kırk: Olgunlaşma, tamamlanma ve kolektif manevi birlik fikrini ifade eden sayı.
  • Kul: Benliği geri plana çekerek bağlılık, kulluk ve tevazu ifade eden tasavvufi kimlik.
  • Mum: Karanlığı gideren bilgi, hakikat ve manevi aydınlanma.
  • Niyaz: Manevi makama saygıyla yönelme, yakarış ve teslimiyet.
  • Seher: Manevi uyanışın, içsel açıklığın ve ilahî tecelliye hazırlığın zamanı.
  • Şişe: Çok sayıdaki ışığı bir arada tutan kap olarak birlik ve bütünlük imgesi.
  • Yedi iklim: Dünya bütününü ve insanlığın tamamını temsil eden kozmik kapsam.
  • Zülfikar: Haksızlığa karşı mücadele, adalet ve koruyucu yiğitliğin sembolü.

Herkunft

meaning_model: gpt-5.6-luna ranking_model: gpt-5.6-luna reasoning_model: gpt-5.6-terra validation_model: gpt-5.5-2026-04-23 embedding_model: text-embedding-3-large retrieval_mode: hybrid retrieval_context_lines: 2 min_score: 0.4 analyzed_at: 2026-08-05T09:22:18.973250+00:00
Yocu oldum yola düştüm
KH_0010 · Gedicht Nr. 10 · S. 68 · 23 Zeilen · noch nicht analysiert
Yocu oldum yola düştüm Yollarım Ali çağırır Bülbül oldum güle düştüm Dillerim Ali çağırır Bir zaman türapta yattım Türlü çiçeklerden bittim Arı ile çok bal ettim Ballarım Ali çağırır Bulut oldum göğe ağdım Yağmur oldum yere yağdım Coşkun coşkun ben kaynadım Sellerim Ali çağırır Bu hana mihman gelmişim Kah ağlayıp kah gülmüşüm Bahr-i Umman‟a dalmışım Göllerim Ali‟ çağırır Kul Himmet‟im aşka düştü Aşk deryası boydan aştı Virdimiz Ali‟ye düştü Dillerim Ali çağırır
Sevdiğim Muhammed Ali
KH_0011 · Gedicht Nr. 11 · S. 69 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Sevdiğim Muhammed Ali Çağırıram gel ha gel Urum‟da Bektaşi Veli Çağırıram gel ha gel Cebrail arşın yüzünde Melekler döner izinde Hızır Nebi hazır demde Çağırıram gel ha gel Ferhad isen dağı dolaş Şehit isen kana bulaş Fatma Ana cara ulaş Çağırıram gel ha gel Zeynel Bakır Cafer canda Çok günahlar vardır bende Özüm darda gözüm yerde Çağırıram gel ha gel Kazım Musa Rıza aman Taki‟ye Naki‟ye deman Eriş Mehdi Sahib-zaman Çağırıram gel ha gel Kul Himmet söylemez yalan Sen de buikrara dolan Kesikbaş carına gelen Çağırıram gel ha gel
Gel benim derdime bir derman eyle
KH_0012 · Gedicht Nr. 12 · S. 69–70 · 24 Zeilen · 19 Zeilen, 11 mit Ayet
Gel benim derdime bir derman eyle Alemler derdine derman olan Şah Hükmümün üstüne bir ferman eyle Alemler hükmüne ferman olan Şah Bir ismi Seyyid‟dir bir ismi Ali Hak sana Murtaza dedi ya veli Şu dünyanın evvelisin ahiri Şu kevn ü mekanda sultan olan Şah Seyrangahım oldu arşın yücesi Düldül‟ün ıssısı Kanber hocası Server Enbiyanın Miraç gecesi Yedinci kat gökte arslan olan Şah Musa‟nın asasın ejderha eden İsa‟ya ölüyü hem de dirilten Muhammed aşkına Zülfikar çalan Küfür yerlerini iman eden Şah Kıl Himmet‟im eydür meydanda sırdım Her nereye baksam Ali‟yi gördüm Her seher vaktinde dilimde virdim Müminler dilinde ezber olan Şah

Zuordnungen

Verszeile(n)Bezug
Gel benim derdime bir derman eyle
Konuşan kişi, manevi sıkıntısının giderilmesi ve içsel iyileşmeye kavuşması için yüce bir makama yalvarır.
„“Hastalandığımda O’dur bana şifa ulaştıran.”"
ŞUARA 26:80 · Similarity 0.4602 · über original
„İnsana bir zarar / zorluk dokununca, Rabbine yönelerek O’na dua eder. Sonra ona bir nimet lütfettiğinde, önceden O’na yalvarmakta olduğunu unutur, O’nun yolundan saptırmak için Allah’a eşler, ortaklar isnat eder. De ki: “Birazcık nimetlen küfrünle. Hiç kuşkusuz sen, ateş halkındansın.”"
ZÜMER 39:8 · Similarity 0.5008 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Alemler derdine derman olan Şah
Şah, bütün varlıkların sıkıntılarını gideren evrensel merhamet ve şifa kaynağı olarak tasvir edilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak dertlere derman olma vasfı, mutlak rahmet, lütuf ve zararı giderme kudretinin Allah’a ait oluşuyla ilişkilendirilebilir:
„Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kaldıracak olan başkası değil yine O’dur. O sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu reddedecek yoktur. Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir. Gafur’dur O, Rahim’dir."
YUNUS 10:107 · Similarity 0.4758 · über bedeutung
„Allah’ın insanlar için açıp yaydığı rahmeti hiç kimse tutup kısamaz. Onun tutup kıstığını ise O’ndan sonra salıp açacak yoktur. Aziz’dir O, Hakim’dir."
FATIR 35:2 · Similarity 0.4802 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Hükmümün üstüne bir ferman eyle Alemler hükmüne ferman olan Şah
Kişi, kendi iradesini aşan ilahi bir düzenleme ve yönlendirme talep eder. Şah, bütün âlemlerin düzenini belirleyen ve kozmik hükmü geçerli olan yüce otorite olarak sunulur.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak mutlak hükümranlık ve hikmet verme yetkisinin Allah’a ait oluşu bakımından ilişkilendirilebilir:
„Şöyle yakar: “Ey mülkün Malik’i, sahibi olan Allahım! Sen mülk ve saltanatı dilediğine verir, mülk ve saltanatı dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltir aziz edersin, dilediğini alçaltır zelil kılarsın. İmkan, mal ve nimet senin elindedir. Sen, herşeye kadirsin.”"
ALİ İMRAN 3:26 · Similarity 0.5051 · über original
„“Rabbim, bana hükmetme gücü / hikmet bağışla, beni barışsever iyiler arasına kat.”"
ŞUARA 26:83 · Similarity 0.4863 · über original
Freigabe: pending
Bir ismi Seyyid‟dir bir ismi Ali
Şahın kimliği, Hz. Ali’ye ve onun soyundan gelen manevi önderlik geleneğine bağlanan iki adla açıklanır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Hak sana Murtaza dedi ya veli
Ali, Hak tarafından seçilmiş ve manevi velayet makamına sahip bir veli olarak yüceltilir.
Bu ifade Kur’an’da birebir geçmez; ancak Allah’ın seçip üstün kılması temasıyla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Peygamberleri onlara dedi ki: “Allah, Talut’u size kral gönderdi.” Şöyle konuştular: “O bizim üzerimizde nasıl saltanat kurabilir? Yönetimde biz ondan daha çok hak sahibiyiz. Ona bir mal genişliği de verilmiştir.” Peygamber dedi ki: “Allah onu seçip size üst olarak gönderdi. Onu bilgi ve beden gücü yönünden üstün kıldı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, mülkü genişletendir, herşeyi bilendir."
BAKARA 2:247 · Similarity 0.4787 · über original
„Allah; Adem’i, Nuh’u, İbrahim Ailesi’ni, İmran Ailesi’ni ıstıfa ile seçip alemlere üstün kılmıştır;"
ALİ İMRAN 3:33 · Similarity 0.56 · über bedeutung
Freigabe: pending
Şu dünyanın evvelisin ahiri
Şah, dünyanın başlangıcını ve sonunu kuşatan aşkın varlık olarak nitelendirilir.
„Evvel’dir O, başlangıcı yoktur; Ahir’dir O, sonu yoktur; Zahir’dir O, herşeyde belirir; Batın’dır O, gözlerden gizlenmiştir. Herşeyi en güzel biçimde bilendir O."
HADİD 57:3 · Similarity 0.4565 · über bedeutung
„Sonrası da öncesi de / ahiret de dünya da Allah’ındır."
NECM 53:25 · Similarity 0.4387 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Şu kevn ü mekanda sultan olan Şah
Şah, oluş ve varlık alanının tamamında hüküm süren kozmik sultan olarak gösterilir.
„Mülk ve yönetim elinde bulunan o Allah ne yücedir! O, herşeye Kadir’dir."
MÜLK 67:1 · Similarity 0.4799 · über bedeutung
„Şöyle yakar: “Ey mülkün Malik’i, sahibi olan Allahım! Sen mülk ve saltanatı dilediğine verir, mülk ve saltanatı dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltir aziz edersin, dilediğini alçaltır zelil kılarsın. İmkan, mal ve nimet senin elindedir. Sen, herşeye kadirsin.”"
ALİ İMRAN 3:26 · Similarity 0.4658 · über original
Freigabe: pending
Seyrangahım oldu arşın yücesi
Konuşanın manevi seyri, dünyevi sınırları aşarak en yüksek kozmik makama yönelir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Düldül‟ün ıssısı Kanber hocası
Şah, Ali’ye bağlılık ve hizmet geleneğinin sembolü olan Düldül ile Kanber üzerinden manevi rehber ve koruyucu olarak anılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Server Enbiyanın Miraç gecesi
Şah, peygamberlerin önderiyle ilişkilendirilen Miraç hadisesinin manevi yüceliş ve yakınlık boyutunda anılır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Yedinci kat gökte arslan olan Şah
Şah, göksel mertebelerin en yücesinde cesaret ve kudretin temsilcisi olarak tasvir edilir.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Musa‟nın asasın ejderha eden
Şah, sıradan görünen bir aracı olağanüstü güce dönüştüren ilahi kudretin sahibi olarak anlatılır.
„Bunun üzerine Musa, asasını yere attı; birden korkunç bir ejderha oluverdi o."
A’RAF 7:107 · Similarity 0.4974 · über original
„O da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa korkunç bir ejderha oluvermiş."
ŞUARA 26:32 · Similarity 0.4361 · über original
Freigabe: auto_approved
İsa‟ya ölüyü hem de dirilten
Şah, ölümün karşısında hayat verme ve yeniden canlandırma gücüne sahip aşkın kudret olarak tanımlanır.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Muhammed aşkına Zülfikar çalan
Şah, Muhammed’e duyulan manevi sevgi adına adalet ve mücadele gücünü temsil eden Zülfikar’ı kuşanır.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak Allah yolunda mücadele ve savaş bağlamında dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Küfre batmışlarla burun buruna geldiğinizde, boyunlar vurulur. Nihayet onları bastırıp sindirdiğinizde, antlaşma bağını sıkı bağlayın. Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir. Nihayet harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, onlardan öc alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek için böyledir. Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla gözardı edilmeyecektir."
MUHAMMED 47:4 · Similarity 0.4493 · über bedeutung
„Nice peygamber, beraberinde kendisini Rabb’e adayan birçok kişi bulunduğu halde savaşmıştır. Onlar, Allah yolunda kendilerine gelip çatan zorluklar yüzünden gevşememiş, zayıflık göstermemiş, susup pusmamışlardır. Allah sabredenleri sever."
ALİ İMRAN 3:146 · Similarity 0.4479 · über bedeutung
Freigabe: pending
Küfür yerlerini iman eden Şah
Şah, inkâr ve karanlıkla nitelenen alanları inanç ve manevi aydınlanmayla dönüştüren güç olarak gösterilir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak küfürden imana ve karanlıklardan nura çıkarılma temasıyla ilişkilendirilebilir:
„Allah, iman sahiplerinin Veli’sidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennem halkıdır. Orada sürekli kalacaktır onlar."
BAKARA 2:257 · Similarity 0.4861 · über bedeutung
„Bir elçi indirmiştir ki, iman edip hayra ve barışa yönelik işler sergileyenleri, karanlıklardan nura çıkarmak için Allah’ın ayetlerini açık-seçik okur. Allah’a inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanları Allah, altlarından ırmaklar akan cennetlere / bahçelere koyacaktır. Onlar orada sonsuza dek kalıcıdır. Allah böylesi için rızkı gerçekten güzelleştirmiştir."
TALAK 65:11 · Similarity 0.498 · über bedeutung
Freigabe: pending
Kıl Himmet‟im eydür meydanda sırdım
Himmet, manevi topluluk ve erkân alanında kendi hakikatini açığa vurduğunu veya bu hakikate teslim olduğunu söyler.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Her nereye baksam Ali‟yi gördüm
Konuşan kişi, bütün varlık ve deneyimlerde Ali’ye atfedilen manevi hakikati ve velayet izini algılar.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Freigabe: auto_approved
Her seher vaktinde dilimde virdim
Kişi, her sabah manevi zikri düzenli biçimde tekrarlayarak bağlılığını ve içsel yönelişini sürdürür.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak seher vaktindeki vird, sabah Allah’ı tesbih etme çağrısıyla ilişkilendirilebilir.
„O’nu sabah-akşam tespih edin."
AHZAB 33:42 · Similarity 0.5742 · über bedeutung
„Allah’a ve resulüne inanasınız, O’nu destekleyesiniz, O’nu yüce bilesiniz ve sabah-akşam O’nu tespih edesiniz diye."
FETİH 48:9 · Similarity 0.507 · über bedeutung
Freigabe: auto_approved
Müminler dilinde ezber olan Şah
Şah, inananların ortak hafızasında dua, övgü ve bağlılıkla sürekli anılan manevi merkezdir.
Bu ifade Kur'an'da birebir geçmez; ancak müminlerin Allah’ı dillerinde anması bağlamında dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
„Ey iman edenler! Allah’ı çok anın."
AHZAB 33:41 · Similarity 0.5087 · über bedeutung
„Kandil, Allah’ın yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Orada sabah-akşam O’nu tespih eder."
NUR 24:36 · Similarity 0.4806 · über bedeutung
Freigabe: pending

Genel İzlenim

Deyiş, Alevi-Bektaşi tasavvufunun Hz. Ali sevgisini ve velâyet anlayışını yoğun sembollerle dile getirirken, Kur’an’ın Allah’ın mutlak kudreti, şifa vericiliği, mülkün sahibi oluşu ve müminleri karanlıktan nura çıkaran velâyeti gibi temel ilkeleriyle ilişki kurmaktadır. “Evvel-ahir”, “derman”, “ferman”, “arslan”, “Miraç” ve “Zülfikar” ifadeleri, tarihî şahsiyetten öte manevî rehberlik, cesaret, hikmet ve ilahî hakikate yakınlık çağrışımları taşıyan tasavvufî mecazlar olarak okunabilir. Bununla birlikte Kur’an’da şifa, hüküm, mutlak tasarruf ve mucize yaratma doğrudan Allah’a nispet edilir; deyişte bunların Hz. Ali’ye atfedilmesi, Alevi-Bektaşi şiir dilindeki tecelli, mazhar ve velâyet merkezli sembolik anlatım çerçevesinde değerlendirilmelidir. Son kıtadaki “her nereye baksam Ali’yi gördüm” sözü de, yaratılmışlarda ilahî isim ve sıfatların yansımasını görme fikrine dayanan tasavvufî bir birlik ve basiret dili olarak anlaşılabilir.

Sözlük

  • Ali: Manevi önderlik, adalet ve velayet idealini simgeler.
  • Arş: Kozmik düzenin ve aşkın ilahi makamın en yüksek mertebesini simgeler.
  • Asa: Manevi yetkiyi, rehberliği ve ilahi kudretin aracını simgeler.
  • Aşk: İlahi ve manevi bağlılığın dönüştürücü gücünü simgeler.
  • Düldül: Manevi güç, yolculuk ve Ali’ye bağlılığı simgeler.
  • Ejderha: Gizli gücün açığa çıkmasını ve olağanüstü dönüşümü simgeler.
  • Hak: Mutlak gerçekliği ve ilahi varlık ilkesini simgeler.
  • Kanber: Sadakat, hizmet ve manevi bağlılığı simgeler.
  • Meydan: Manevi buluşma, yüzleşme ve hakikatin görünür hâle geldiği topluluk alanını simgeler.
  • Miraç: Manevi yükselişi, ilahi yakınlığı ve bilinç dönüşümünü simgeler.
  • Şah: İlahi veya aşkın otoriteyi ve bütün varlıklara hükmeden yüce makamı simgeler.
  • Zülfikar: Adalet, hakikati savunma ve manevi cesareti simgeler.

Herkunft

meaning_model: gpt-5.6-luna ranking_model: gpt-5.6-luna reasoning_model: gpt-5.6-terra validation_model: gpt-5.5-2026-04-23 embedding_model: text-embedding-3-large retrieval_mode: hybrid retrieval_context_lines: 2 min_score: 0.4 analyzed_at: 2026-08-05T09:30:23.531028+00:00
Müminler bu yolda türap olursa
KH_0013 · Gedicht Nr. 13 · S. 70–71 · 29 Zeilen · noch nicht analysiert
Müminler bu yolda türap olursa Mahrum kalmaz Ali diye çağıran Darda bun‟da zulümatta kalırsa Mahrum kalmaz Ali diye çağıran Akılbaliğ yaşı tende ise de Hakk‟ın hayalleri canda ise de İki elleri kızıl kanda ise de Mahrum kalmaz Ali diye çağıran Talib on yaşında musahb tuta Yigirmi de özün gerçeğe kata Otuzunda vara mürşide yete Mahrum kalmaz Ali diye çağıran Kırk yaşında pişkin söyler sözünü Ellisinde türap etse özünü Altmışında Hakk‟a dikse gözünü Mahrum kalmaz Ali diye çağıran İhlas talip meylin Şah‟a verirse Yetmişinde balasını bulursa Sekseninde Hak aşkına varırsa Mahrum kalmaz Ali diye çağıran Kul Himmet üstadım yiye hanını Doksanında değiştirse donunu Yüz yaşında haka verse tenini Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Hak Muhammed pirim Ali
KH_0014 · Gedicht Nr. 14 · S. 71–72 · 33 Zeilen · noch nicht analysiert
Hak Muhammed pirim Ali Amana geldim amana Hünkar Hacı Bektaş Veli Amana geldim amana Ali‟dir izzetli Şah‟ım İmamlardır secdegahım Yerden gökten çok günahım Amana geldim amana Fatma anayı ararım Kalmadı sabrım kararım Hata ettim günahkarım Amana geldim amana Hasan şehidlerin başı Şah Hüseyin karındaşı Sebil oldu gözüm yaşı Amana geldim amana Zeynel Bakır Cafer Kazım İrıza‟ya bağlı özüm Cümlenize var niyazım Amana geldim amana Taki Naki Şah Askeri Gelmişim divandan beri Mürvet Ali‟nin Kanber‟i Amana geldim amana Aman Kul Himmet‟im aman Yetiş Mehdi Sahib Zaman Yardım eylen Oniki İmam Amana geldim amana
Ali‟nin Yüzüğü Destanı
KH_0015 · Gedicht Nr. 15 · S. 72–73 · 59 Zeilen · noch nicht analysiert
Kapıya bir sail geldi Ya Ali ben acım deyü Uzak yollardan gelmişim Bir nana muhtacım deyü Ali‟nin yoktu azuğu Arab‟a geldi yazuğu Çıkardı verdi yüzüğü Var git şara nan al deyü Arab yola revan oldu Bir ulu da şara vardı Yüzüğü Cıfıt‟a verdi Ağırınca nan ver deyü Cıfıt da yüzüğü aldı Ol dem dükkanına geldi Bir şehr ekmeğini saldı Daha yüzük ağır deyü Arap sen bize gelmişsin Bir gece mihman olmuşsun Yüzüğü benden çalmışsın İşte şahidim şar deyü Cıfıt ben size gelmedim Bir gece mihman olmadım Yüzüğü senden almadım Yüzüğün ıssı var deyü Şahit mahluku derildi Nemrud kadısı buyurdu Yüzüğü Cıfıt‟a verdi Var şurada dur deyü Diktiler demür dayağın Sordular haberin sağın Bağlattı elin ayağın Sen burada yat deyü Oradan geri çıkdılar Yüzüğü ateşe attılar Bin batman demür eridi Daha yüzük boz deyü Yazık Arab‟a yazık Arab‟ın gül benzi bozuk Tekin degildir bu yüzük Var Arab‟dan sor deyü Arab çağırır pirine Alem boyanır nuruna Ya Ali yetiş carıma Sefil halimden bil deyü Kul Himmet‟im yandı tüttü Sinem bülbülleri öttü Pirim Ali geldi yetti Yüzüğün sahibi ben deyü
İnşallah yerde kalmaz ahlarım
KH_0016 · Gedicht Nr. 16 · S. 73–78 · 194 Zeilen · noch nicht analysiert
İnşallah yerde kalmaz ahlarım Sedeften geçer Şahlarım Meleklerin feriştahların Hörmeti hakkı için ya Ali medet Yeryüzünde kıblegahın Karadonlu Beytullahın İbrahim Halilullah‟ın Hörmeti hakkı içi ya Ali medet Mümün sadık kullarının Hakk‟a giden yollarının Arafatta kesilen kurbanların Hörmeti hakkı için ya Ali medet Çoşkun akan çayların Sıtkım Hakk‟a bağlarım Balkıyıp inen nurların Hörmeti hakkı için ya Ali medet Karlı karlı dağların Özüm Hakk‟a bağların Doğan günlerin çıhan ayların Hörmeti hakkı için ya Ali medet Gökten inen Kuran‟ın Demler süren irfanın Dünyaya hükmeden Süleymanın Hörmeti hakkı için ya Ali medet Eşiğinde ben sailem Her ne dersen ben kailem Cebrail Mikail İsrafil Azrailin Hörmeti hakkı için ya Ali medet Çeke idim şu Mansur‟un dar‟ını Göre idim ol Hakk‟ın didarını Dünya pehlivanı Hamza‟yla Keçeci Baba‟nın Hörmeti hakkı için ya Ali medet Menzili yoktur yalanın Hü deminde ikrarında duranın Yemen‟de Veysel Karani‟nin Hörmeti hakkı için ya Ali medet Dillerine ben mailem Herne dersen ona kailem İmamlar soyu Şah İsmail‟in Hörmeti hakkı için ya Ali medet Gerçekler katarını yederim Çekip dergaha doğru giderim Ölüyü diri kılan Şeyh Ahmed‟in Hörmeti hakkı için ya Ali medet Süreğimiz Erdebilli süreği Kadir Mevlam kabul eyle dileği Kemah‟ta yatan Sultan Melek‟in Hörmeti hakkı için ya Ali medet Bağdad‟ın elinde Musul erlerin Mucizatlı (veli) Sultan Munzur‟un Abdal Musa ile Hazret Hızır‟ın Hörmeti hakkı için ya Ali medet Envai biten otların Henüz arttı firaklarım Sakilerin cömertlerin Hörmeti hakkı için ya Ali medet Seherde öten garip kuşların Baharda açan ağaçların Kerbela‟ya giden dervişlerin Hörmeti hakkı için ya Ali medet Deryada yüzen balıkların Kalmadı daha konuklarım Hak ismin zikreden aşıkların Hörmeti hakkı için ya Ali medet Türabına yüz sürem Abul Kasım‟ın Mevlam versin herkesin nasıbın Zehra ile Hazreti Yusuf‟un Hörmeti hakkı için ya Ali medet Ne sevdalı imiş şu benim başım Sel revan oldu akar gözyaşım Niksar‟da Melik Gazi Samsun‟da Ergünaş‟ın Hörmeti hakkı için ya Ali medet İşine kimse karışmaz Hakk‟ın Eğlenmem giderim yollarım yakın Eyüp peygamber ile Hazreti Nuh‟un Hörmeti hakkı için ya Ali medet Güruhu Naci‟nin Havva Ana‟nın Sultan Kara Yakup‟un Keçesini döven Ahi Baba‟nın Hörmeti hakkı için ya Ali medet Hazreti Fatma‟nın Şehriban Ana‟nın Sultan Çığırgan‟ın ona inananın Sivas‟ta yatan Ali Baba‟nın Hörmeti hakkı için ya Ali medet Tövbesi kabul ola hatanın Herkes arzuluyor kendi vatanın Necef‟te (doğrusu Serendib'de) yatan Adem atanın (!?) Hörmeti hakkı için ya Ali medet Hakk‟ın deryaları derindir Lütfu (a)çık Mevlam kerimdir Yüzyirmi dört bin peygamberlerin Hörmeti hakkı için ya Ali medet Bahçede açılan güllerin Şakıyıp öten bülbüllerin Horasan‟dan gelen erlerin Hörmeti hakkı için ya Ali medet Oğlunu kurban veren Halil‟in Bulgar‟da yatan Kızıl Deli‟nin Serçeşme Hacı Bektaş Veli‟nin Hörmeti hakkı için ya Ali medet Daim dillerde söylenir adın Mevlam hub yaratmıştır bünyadın Balım Sultan‟ınan Kara Pirbad‟ın Hörmeti hakkı için ya Ali medet Göz görenin yol varanın Hakk‟ı kalbinde bilenin Kerbela‟da yatan İmamın Hörmeti hakkı için ya Ali medet Nutkun çoktur boldur rahmetin Doksan bin ere kadeh götürenin Hünkar‟ın gözcüsü Karaca Ahmed‟in Hörmeti hakkı için ya Ali medet On iki imamdır delilim Hem Ruşen‟in hem Veli‟nin Pirler Pir‟i Hazreti Ali‟nin Hörmeti hakkı için ya Ali medet Düldül ile Zülfikar‟ın Fatima ile Kanber‟in Tozanlı‟da yatan Hubyar‟ın Hürmeti hakkı için ya Ali medet Zehri nuş eden İmam Hasan Mucizatı çoktur asanın Münacatta Hazreti Musa‟nın Hörmeti hakkı için ya Ali medet Tuba ağacından düzdüler tabudun Kerbela‟da çağrılır Hüseyin adın İsa peygamber ile Davud‟un Hörmeti hakkı için ya Ali medet Nesli çoktur Nesimi‟nin Ötesi ummandır Teslimi‟nin Zeynel Abidin ile Ebul Muhsin‟in(!?) Hürmeti hakkı için ya Ali medet Küfrüne karışmam kafirin Cahdiyle tamam dört duvarın İmam Bakır Cafer Kazım Musa Rıza‟nın Hürmeti hakkı için ya Ali medet Herkes Piriye‟nin... yakının(!?) Şerden merden sakının İmam Taki ile Naki‟nin Hürmeti hakkı için ya Ali medet Issız koyma Pir‟im tahtını Mevlam yerine getirsin ahdını Hasan Askeri ile Muhammed Mehdi‟nin Hürmeti hakkı için ya Ali medet Otuz dokuzda kıldım kararım Bir dert ehli hoş yar ararım Sinop‟ta yatan Hazreti Bilal‟ın Hürmeti hakkı için ya Ali medet Çok serencemler geçti serden Lal-i gevher çıkar diden Horasan‟da Erdebil‟de yatan erlerin Hürmeti hakkı için ya Ali medet Kul Himmet‟im açıldı varaklarım Kabul olsun dileklerim Hurilerin meleklerin Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Erenler Destanı
KH_0017 · Gedicht Nr. 17 · S. 78–80 · 79 Zeilen · noch nicht analysiert
Pirim güzel Şah‟ı görelim Yoluna da can ve baş var O canı Şah‟a verelim Erenler ilen pazar var O can erenlere yetti İndi Mekke‟yi seyretti Ali Şah Necef‟de yattı Munzur‟da bir çim ağ taş var Ali‟m Necef‟den göçtü Bağdad ehli de ağlaştı Hasan Hüseyi inleşti Onun‟çün gözümde yaş var Kal deyince durdu Hacer Tenimiz toprakta kocar Kerbela‟da oyuk tecer Ziyareti de on beş var Yine taştı Pasin suyu Yoktur(?) Alagöz‟ün dağı Samsun‟da Kör İsa Suyu Sanusa‟da akar taş var Sür dünyada zevk ü sefa Kılma gör canına cefa Gündüz‟de Hasan Halife Niksar‟da Melik Gazi‟ye iş var Kara Baba esriğinden Pirim Holgin gitmez candan Dolu iç Köse Süleynman‟dan Önüm Saru Yaser hoş var Şeyh Aslı Merzifonlu Ayık Erenler önünce peyik Pir Nebat (doğrusu Pirabad) Çöreği Büyük Önünce beş on derviş var Aslan Oğlu içmiş içmiş Gözü Kanlı nere düşmüş Şeyh Nusreddin çırağı yanmış Pervane ol şemine düş var Kırağ yağmış boran esmiş Gelmez geyikleri küsmüş Ziyaretler kar basmış Akdağ üstünde pek kış var Saru Saltuk Babadağ‟da Kes ismini Şerif doğra İn İbrahim Hacı‟ya uğra Bu(l)gar‟da Bozoğlan aş var Sivas şehrine varmağa Ali Baba‟yı görmeğe Abdüvahhab‟a yüz sürmeğe Kaynar yüreğimde cuş var Palas Gölü Budak Özü Ernefes‟dendir de düzü Engürü‟de Seyyid Gazi Urum‟da Hacı Bektaş var Al Koyun Baba‟dan tövbe Hem küfür getirme lebe Hü demde er Gulu Baba Sende batında çok iş var İstanbul‟da Nigar Saru‟ya Ayasofya‟ya yüz sürüye Var Eyyub Sultan‟a uğra Eline ayağına düş var Kul Himmet erenleri öğer Duası müminlere değer Her tüyünden rahmet yağar Beyt ül-mamur‟da bir kuş var