Prüfdokument Lauf 001 – Virani
Status: alle · 30 Zeile(n) ·
Schwelle für automatische Freigabe: 0.85
Nur zum Lesen - Entscheidungen werden mit
python review_queue.py review erfasst.
Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
VIR_0001 · Seite 2 · 8 Tabellenzeile(n) · 8 offen
VIR_0001#1 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.98 · pending
Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Etmişem kâlû belâ ikrâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, manevi güzelliğin ve hakikatin sevgilisi olan varlığa yönelen ruhun ondan asla ayrılmayacağını söyler.
Şair, ezelî sözleşmede Allah’a verdiği sözü ve yola giriş ikrarını temel alarak ilahi hakikatten dönmeyeceğini bildirir.
Ozanın ezelî ikrarına ve yâre bağlılıktan dönmeme kararlılığı, Ahzâb 33:23 ve Ra‘d 13:20’de övülen Allah’a verilen ahde sadakat ve misakı bozmama ilkesiyle örtüşür.
AHZAB 33:23İnananlardan öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadakatle dururlar. Onlardan bazısı aldığını yerine getirdi, bazısı da bekliyor. Sözlerini asla değiştirmediler.
Similarity 0.5573 · gefunden über die Bedeutung
RA’D 13:20İşte bunlardır, Allah’a verdikleri söze sadık kalanlar ve antlaşmayı bozmayanlar.
Similarity 0.5223 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0001#2 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.96 · pending
Sad hezârân taş atar ol yâr için ağyâr bana
La'net ol ağyâra kim ey yâr senden dönmezem
Bedeutung: İlahi sevgili uğruna dış dünyanın ve karşıtların yönelttiği sayısız eziyete göğüs gerdiğini anlatır.
Şair, ilahi sevgiliden uzaklaştırmaya çalışan karşıt güçleri reddeder ve bağlılığından vazgeçmeyeceğini ilan eder.
Ozanın yâr uğruna taşlanmaya ve lânete rağmen ikrarından dönmeme tavrı, bu ayetlerdeki eziyet karşısında sabırla iman üzere sebat edip yalnız Allah’a tevekkül etme ilkesiyle örtüşür.
İBRAHİM 14:12“O, bize yollarımızı göstermişken neden Allah’a tevekkül etmeyecekmişiz? Bize yaptığınız eziyetlere elbette sabredeceğiz. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”
Similarity 0.5323 · gefunden über die Bedeutung
A’RAF 7:126“Sen bizden, sırf Rabbimizin ayetleri bize gelince, onlara iman ettiğimizden ötürü intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Canımızı müslümanlar olarak al.”
Similarity 0.5302 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0001#3 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.93 · pending
Nâr-ı aşkın germini eyler melâmet gam değil
Nûr olupdur ol bana gülnâr senden dönmezem
Bedeutung: İlahi aşkın ateşi, başkalarının kınamasını ve ayıplamasını önemsizleştirerek âşığa dayanma gücü verir.
İlahi sevgilinin ateşli güzelliği şair için aydınlatıcı bir nura dönüşmüş ve onu bu kaynaktan ayrılmaz kılmıştır.
Ozanın aşk ateşini ilâhî nura dönüştürerek melâmete rağmen yârdan dönmeme teslimiyeti, Nur sûresinin nura erişme ve Tevbe sûresinin söndürülemez ilâhî nur ilkesiyle örtüşür.
NUR 24:35Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.4805 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
TEVBE 9:32Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kafirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan başka birşey istemiyor.
Similarity 0.4864 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0001#4 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.97 · pending
Çün beni aşkın giriftâr eyledi bir bende kim
Dü cihânı verseler hep var senden dönmezem
Cismimin her zerresini sad hezârân etseler
Kâilim ben olmağa sad bâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, ilahi aşk tarafından kuşatıldığını ve kendisini Allah’a bağlı bir kul olarak gördüğünü belirtir.
Şair, iki dünyanın bütün nimetleri kendisine sunulsa bile ilahi sevgiliden ayrılmayacağını söyler.
Şair, bedeni sayısız parçaya ayrılsa bile hakikate bağlılığından vazgeçmeyeceğini ima eder.
Şair, defalarca ağır sınanıp dönüştürülmeyi kabul edeceğini ve yine de ilahi sevgiliden ayrılmayacağını bildirir.
Ozanın aşk uğruna hiçbir dünyevî karşılık ve eziyet karşısında yârdan dönmeme kararlılığı, bu ayetlerdeki Allah’a verilen ahde sadakat, bütünüyle O’na adanma ve kayıtsız şartsız teslimiyet ilkesiyle örtüşür.
AHZAB 33:23İnananlardan öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadakatle dururlar. Onlardan bazısı aldığını yerine getirdi, bazısı da bekliyor. Sözlerini asla değiştirmediler.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
EN’AM 6:162De ki: “Benim namazım, ibadetlerim / kurbanlarım, hayatım, ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.”
Similarity 0.4288 · gefunden über den Wortlaut
TEVBE 9:129Eğer çekip giderlerse de ki: "Allah bana yeter. İlah yok O'ndan başka. Yalnız O'na dayandım ben; büyük arşın sahibi O'dur."
Similarity 0.4335 · gefunden über den Wortlaut
SAFFAT 37:103Böylece ikisi de teslim olup İbrahim onu alnı üzerine yatırınca,
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
VIR_0001#5 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.97 · pending
Cümle âlem düşmen olsa ey melek-sîmâ cebîn
Kimse hiç kılmaz bana ber-kâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, melek yüzlü sevgiliye yöneldiği için bütün dünyanın kendisine düşman kesilmesini göze aldığını söyler.
Şair, hiç kimsenin kendisi üzerinde üstünlük veya etkili bir güç kuramayacağını ve bağlılığının sarsılamayacağını belirtir.
Ozanın her türlü düşmanlık ve kınama karşısında ikrarından dönmeme yoluyla yâra bağlı kalma anlayışı, Ahzâb 33:23 ve Mâide 5:54’ün Allah’a verilen söze sadakat ve kınayanın kınamasından korkmama ilkesiyle örtüşür.
AHZAB 33:23İnananlardan öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadakatle dururlar. Onlardan bazısı aldığını yerine getirdi, bazısı da bekliyor. Sözlerini asla değiştirmediler.
Similarity 0.5045 · gefunden über die Bedeutung
MAİDE 5:54Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kafirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın dilediğine sunduğu bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, herşeyi bilir.
Similarity 0.5135 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0001#6 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.97 · pending
Aşkının Mansûruyem her dem ene'l-Hak söylerem
Pes ne gamdır ger olam berdâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, Hallâc-ı Mansûr imgesi üzerinden ilahi aşkla benlik sınırlarının aşılmasını ve birlik tecrübesinin dile getirilmesini anlatır.
Şair, ilahi sevgiliye bağlılığı uğruna dara çekilse bile bunu keder saymayacağını ifade eder.
Ozanın darağacı ve kınanma pahasına yârdan dönmeme tavrı, Allah rızası uğruna benliğini feda eden ve yolunda eziyete katlananların karşılıksız bırakılmayacağına dair teslimiyet ve fedakârlık ilkesiyle örtüşür.
BAKARA 2:207İnsanlardan öylesi de vardır ki, benliğini Allah’ın hoşnutluğunu elde etmeye satar. Allah, kullarına karşı Rauf’tur, çok şefkatlidir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
ALİ İMRAN 3:195Rableri onlara cevap verdi: “Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkenceye uğratılanlar, çarpışıp da öldürülenler var ya, onların kötülüklerini yemin olsun örteceğim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karşılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım.” Allah katındadır karşılıkların en güzeli.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
VIR_0001#7 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 15 · Konfidenz 0.96 · pending
Ölmezem şimden gerü Hak'tır mekânım tâ ebed
Çün seni buldum şeh-i ebrâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, hakikati bulduktan sonra ölüm korkusunu aştığını ve ebedî varoluş yerini Hak olarak gördüğünü söyler.
Şair, iyilerin hükümdarı olarak gördüğü ilahi sevgiliyi bulduktan sonra başka bir yöne dönmeyeceğini bildirir.
Ozanın Hak’ta ebedî mekân bulup yârından dönmeme ikrarı, Yusuf ve Kehf ayetlerinde dile gelen Allah’ı yegâne veli ve rab bilerek O’na ortak koşmaksızın teslimiyetle bağlı kalma ilkesiyle örtüşür.
YUSUF 12:101“Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve düşlerin yorumundan bana bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Benim dünyada da ahirette de Veli’m sensin. Beni müslüman olarak öldür ve beni barış ve iyilik sevenler arasına kat.”
Similarity 0.4079 · gefunden über den Wortlaut
KEHF 18:38“Lakin, o Allah benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.”
Similarity 0.4017 · gefunden über den Wortlaut
VIR_0001#8 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.84 · pending
Cennet ü adn oldu vechin bu Vîrânî hasteye
Her nefes söyler dili dîdâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, sevgilinin yüzünü manevi hastalığına şifa veren ve cennet huzurunu taşıyan ilahi tecelli olarak görür.
Şair, her nefeste sevgilinin yüzünü ve ilahi güzelliği andığını, bu sürekli hatırlayıştan ayrılmayacağını söyler.
Ozanın dîdârdan dönmeme ve yâra sığınma ikrarı, hastalığın şifasını ve kulun güvenini yalnız Hayy olan Allah’a bağlayan **ilâhî şifaya ve tevekküle teslimiyet** ilkesiyle örtüşür.
ŞUARA 26:80“Hastalandığımda O’dur bana şifa ulaştıran.”
Similarity 0.41 · gefunden über den Wortlaut
FURKAN 25:58O hiç ölmeyecek diriye, o Hayy olana dayanıp güven, onu överek tespih et. Kullarının günahlarından onun haberdar olması yeter.
Similarity 0.4616 · gefunden über die Bedeutung
Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
VIR_0002 · Seite 3 · 7 Tabellenzeile(n) · 1 ohne Zuordnung · 6 offen
VIR_0002#1 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.96 · pending
Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Cennetü'l-me'vâyı ister râh bimez kandadır
Bedeutung: Kendini üstün gören zahit, Allah'ı yalnız dış görünüşte aradığı için ilahi hakikatin nerede tecelli ettiğini kavrayamaz.
Cenneti arzulayan fakat ona ulaştıracak manevi yolu bilmeyen kimse, isteği ile yönelişi arasındaki çelişkiyi fark etmez.
Ozanın burada dile getirdiği kendini beğenmişlik ve gösterişten arınmadan Hakk’a ve cennete erilemeyeceği ilkesi, ayetlerin ihlâslı kulları yüceltip kibirden uzak takvayı ahiret saadetinin şartı saymasıyla örtüşür.
HİCR 15:40“İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
KASAS 28:83İşte ahiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde üstünlük taslamayanlarla bozgunculuk peşinde koşmayanlara veririz. Sonuç, takva sahiplerinindir.
Similarity 0.5571 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0002#2 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.94 · pending
Ermeyen savm u salâtın remzine ahvâline
Bu perestiş üzre Beytullâh bilmez kandadır
Bedeutung: Oruç ve namazın yalnız biçimlerini yerine getirip onların içsel anlamına ve ruh hâline ulaşamayan kişi ibadetin özünü kavrayamaz.
Sadece dışsal tapınmaya bağlı kalan kişi, Allah'ın evi olarak gönülde ve kâmil insanda tecelli eden ilahi merkezi tanıyamaz.
Ozanın dile getirdiği ibadetin remzini bilerek bilinç ve ihlâsla yönelme ilkesi, Enfâl’deki şekle indirgenmiş kulluğun reddi ve Zümer’deki bilenle bilmeyeni ayıran şuurlu ibadet anlayışıyla örtüşür.
ENFAL 8:35Onların Beytullah’taki namazı; ıslık çalmak, el çırpmak / engel olmaktan başka birşey değildir. O halde inkar etmekte olduğunuz için tadın azabı.
Similarity 0.5422 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
ZÜMER 39:9Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır.”
Similarity 0.5254 · gefunden über die Bedeutung
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)Satır, savm ve salâtın remzini kavramayanın Beytullah’ı da yalnız zahirde arayacağını söyler; bu, Ehl-i Beyt öğretisindeki ibadetin Allah’ın ihtiyacını karşılamak değil tazim, itaat ve batınî idrakle anlam kazanması anlayışına dayanır.
Ey bir şeyi işitmesi başka bir şeyi işitmesine engel olmayan! Ey isteyenlerin kendisini yanlış yapmaya sürüklemediği! Ey zorlayı cıların zorlamasının kendisini bükmediği! Affının serinliğini, rah metinin ve mağfiretinin tatlılığını bana tattır.144 Allah’ım! Bu namazımı, senin ona olan ihtiyacından dolayı kılmadım. Senin ona bir hasretin de yoktur. Ancak seni tazım et mek, sana itaat etmek ve bana emrettiğine icabet etmek amacıyla kıldım. İlâhî! Eğer onda bir eksiklik varsa veya rükû ve secdele rinde bir noksanlık varsa, ondan dolayı beni cezalandırma. Kabul ve gufranla bana ihsanda bulun.145 Memleketinin ehline zulmetmeyen Allah yücedir. Yeryüzü halkım çeşidi azap türleriyle cezalandırmayan Allah yücedir. Raûf ve rahîm olan yücedir. Allah’ım! Kalbimde benim için bir nûr, bir basiret, bir anlayış ve bir ilim kıl. Şüphesiz ki sen her şeye kadirsin.146 ...................... ............................ M 4 T ) V
Sahîfe-i Aleviyye – İmam Ali – I, s. 164 · Similarity 0.5561
VIR_0002#3 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.96 · pending
Dalmayan kendi vücûdu ilmine gavvâs-teg
Bu ne hikmet nakş-ı ilmü'llâh bilmez kandadır
Bedeutung: Kendi varlığını bir dalgıç gibi derinlemesine araştırmayan kişi, insan bedeninde ve benliğinde saklı hakikati keşfedemez.
Kendi varlığındaki ilahi bilgi izlerini göremeyen kişi, bu hakikatin nasıl bir hikmet taşıdığını anlayamaz.
Ozanın dile getirdiği insanın kendi vücudunda ve benliğinde ilâhî nakşı araması ilkesi, Zâriyât ve Kıyâmet surelerinde insanın hakikate kendi öz varlığında derin nazarla yönelmesiyle örtüşür.
ZARİYAT 51:21Benliklerinizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?
Similarity 0.5216 · gefunden über die Bedeutung
KIYAMET 75:14Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Similarity 0.5075 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0002#4 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.93 · pending
Sûret-i âdemde Hakk'ı görmeyenler âşkâr
Kaldı zulmet içre zâtullah bilmez kandadır
Bedeutung: İnsan suretinde açıkça beliren ilahi hakikati göremeyenler, görünür olan tecelliyi fark edemeyen kimselerdir.
Görünmeyen ve bilinmeyen karanlıklar alanında kalan kişi, ilahi zatın hakikatini idrak edemez.
Ozanın sûret-i âdemde Hakk’ın tecellisini göremeyenin zulmette kalacağına dair **basiret ve ilâhî nur ilkesi**, En‘âm ve Nûr ayetlerinde gönül gözünü kapatanın karanlıkta kalmasıyla aynı manada dile getirilir.
EN’AM 6:104Gerçek şu ki size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına… Ben sizin üzerinize bekçi değilim.
Similarity 0.5327 · gefunden über die Bedeutung
NUR 24:40Onların amelleri, engin denizdeki karanlıklara da benzer. Üst üste dalgaların kapladığı bir deniz. Daha üstünde de bulutlar var. Birbiri üstüne karanlıklar… Elini çıkarsa göremeyecek halde. Allah’ın ışık vermediği kişiye hiçbir ışık bulunamaz.
Similarity 0.5451 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0002#5 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.93 · auto_approved
Levh-i mahfuz tılsımın ol ki te'vîl eylemez
Âdemin ayninde vechullah bilmez kandadır
Bedeutung: İlahi kader ve bilgi kaynağının gizli anlamlarını yorumlayamayan kişi, varoluşun derin düzenini ve işaretlerini çözememiş olur.
İnsanın aynasında görünen ilahi yüzü ve tecelliyi fark etmeyen kişi, insanın hakikati yansıtan yönünü kavrayamaz.
Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.
Yol öğretisi (Makâlât) (kein Ayet · yol)Satır, Âdem aynasında Vechullah’ı idrak etmeyi kişinin kendi hakikatini tanımasına bağladığı için Marifet Kapısı’nın **kendini bilmek** makamına işaret eder.
10. Bölüm – Bu bölüm Âdem (A.S.)ın sıfatını beyân eder.
açık olduğu zaman (gece) insanların ayakları, yolu görür. Her kimin
gerçek ilmi olursa o da Hak'tan yana olan yolu görür ve her şeyi anlar
hale gelir. Buna karşılık, gök yüzü bulutlu olunca insanların ayakları, yolu
göremez. O hâlde; akıl, marifet ve ilmi olmayan biri Hak'tan yana yolu nasıl
görebilir ki? Yine âlimler olmasa, bir kimse Hak'tan yana olan yolu nasıl göre-
bilir ki? Şimdi ilim büyüklerine babadan ve anneden daha çok değer ver-
mek gerekir. Çünkü, baba ve anne, çocuklarını dünya belasından,
dünya ateşinden ve dünya sıkıntısından korurlar. Buna karşılık
âlimler, müslümanları, âhiret belasından, cehennem ateşi ve sıkıntı-
sından korurlar:
"İlim adamları herkese fayda temin ederler". (Hadis)
İlmin aynaya benzediğini de belirttik. Aynaya bakan kendi yüzü-
nü görür. Yani kişi odur ki kendi kötü taraflarını (da) görür. Kendi
ayıplarını gören kişi, kimsenin ayıbına dil uzatmamalıdır. Hak Subhanehu ve Ta'âlâ buyurur ki:
Ey kullarım! Beni ne uzakta ne de yakında isteyin; nerede olur-
sanız benimle olun. Çünkü, sizlere sizden yakınım ve nerede oldu-
ğunuze biliyorum! "Şüphe yok ki ben çok yakınımbır. Bana dua ettiği zaman dua
edenin duasını kabul ederim".
Makâlât – Hacı Bektaş Veli – 10. Bölüm – Bu bölüm Âdem (A.S.)ın sıfatını beyân eder., s. 57 · Similarity 0.5564
Prüfung bemängelt: ayet_relevant
VIR_0002#6 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.92 · pending
Men arefle cismini her kim ki bünyâd etmedi
Âlem-i ma'nîde arşullah bilmez kandadır
Bedeutung: Kendi bedenini ve varlığını tanıma temeli kurmayan kişi, hakikate dayalı bir benlik ve manevi idrak geliştiremez.
Manevi anlamlar âleminde insanın kâmil gönül ve cem meydanı olarak ilahi arşa karşılık geldiğini anlayamayan kişi, hakikatin merkezini bulamaz.
Ozanın insanın kendi varlığında mânevî hakikati ve Arşullah’ı idrak etmesi gerektiğini bildiren **nefsini bilme ve içte tecelli eden Hakk’ı görme ilkesi**, bu ayetlerin insanın kendi benliğine yönelerek hakikati kavramaya çağıran mânasıyla örtüşür.
ZARİYAT 51:21Benliklerinizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?
Similarity 0.5092 · gefunden über die Bedeutung
KIYAMET 75:14Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Similarity 0.5413 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0002#7 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.76 · pending
İçmeyen Hızr'ın elinden çeşme-i âb-ı hayât
Ey Vîrânî işte Fazlullah bilmez kandadır
Bedeutung: Hızır'ın manevi rehberliğinden bilgi ve öğüt almayan kişi, gönlü dirilten ilahi feyizden ve yaşam verici irfandan mahrum kalır.
Virani, ilahi lütuf ve faziletin nerede tecelli ettiğini kavrayamayan kişinin bütün bu manevi işaretlerden habersiz kaldığını bildirir.
Ozanın Hızır’ın âb-ı hayâtını Fazlullah’ın lütfuyla ilişkilendiren **ilâhî lütuf ve hikmetin seçilmiş kullara öğretilmesi** anlayışı, bu ayetlerde Allah’ın dilediğine geniş lütuf, kitap ve hikmet vermesi ilkesiyle örtüşür.
NİSA 4:113Eğer Allah’ın senin üzerindeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni şaşırtmaya mutlaka yeltenecekti. Ama onlar kendinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah sana Kitap’ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Similarity 0.53 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:73Dininize uyandan başkasına inanmayın.” Söyle onlara: “Hidayet, Allah’ın kılavuzlamasıdır. Size verilenin benzeri bir başkasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartışarak size üstün gelecekler diye mi bütün bunlar?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vasi’dir, varlığı sürekli genişletir; Alim’dir, herşeyi en iyi şekilde bilir.”
Similarity 0.5404 · gefunden über die Bedeutung
Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
VIR_0003 · Seite 3 · 8 Tabellenzeile(n) · 8 offen
VIR_0003#1 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.91 · pending
Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Cân u dilden uş muhibb-i Murtazâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Allah’ın lütfuna ve Hz. Muhammed’e kul olarak bağlanmış manevi yol erleri olduklarını bildirir.
Abdâller, bütün gönülleriyle Murtazâ’ya yani Hz. Ali’ye sevgi besleyen samimi bağlılardır.
Bu dizelerdeki Allah ve Resûl yolunda Murtazâ’ya gönülden bağlılık ve müminlerle saf tutma ilkesi, Fetih 48:29 ile Mâide 5:56’nın iman ehlinin Allah, Resûl ve müminler çevresinde kenetlenerek ilâhî lütuf ve zafere erişeceği hükmüyle örtüşür.
FETİH 48:29Muhammed Allah’ın resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çok çetin, kendi aralarında çok merhametlidirler. Sen onları rüku eder, secdeye kapanır halde görürsün. Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ister dururlar. Görünüşlerine gelince, yüzlerinde secde eseri / izi vardır. Bu onların Tevrat’taki nitelikleri. İncil’deki nitelikleri de şöyle: Tıpkı bir ekin ki filizini çıkarmış, o filizi kuvvetlendirmiş. Filiz kalınlaştı, gövdesi üzerine dikildi. Ziraatçıları da imrendirir / hayran bırakır bu ekin. Allah böyle yapar ki, onlar sayesinde inkar edenleri öfkelendirsin. Allah onlardan iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara bir bağışlanma ve büyük bir ödül vaat etmiştir.
Similarity 0.4998 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
MAİDE 5:56Allah’ı, O’nun resulünü ve iman edenleri dost edinen / Allah’tan, O’nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır.
Similarity 0.4939 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)Satır, Hz. Ali’ye (Murtazâ) gönülden bağlılığı yücelterek pasajdaki Ali’nin Peygamber tarafından vezir, halife ve vasi olarak tanınmasına dayanan velâyet/Ehl-i Beyt bağlılığı öğretisini dile getirir.
Ali (a.s) da O'nun vezir ve halifesi idiler. “Yakınlarını korkut” 1 mealindeki ayet nazil olduğunda, Peygamber-i Ekrem (s.a.a) risaletini, getirmiş olduğu dini açıklamak ve tebliğ etmekle görevlendirildi. Peygamber (s.a.a)’in buyruklarını kimsenin kabul etmediği bu dönemde, yalnız Ali (a.s) idi ki, bütün Allah Resulünün söylenenleri kabul ettiğini bildirdi. Bu arada Resulullah (s.a.a) da, bu macerada Ali (a.s)’ın İslam ve imanını kabul etmiş, onu kendi kardeşi, halifesi ve vasisi olarak tanıtmıştır.2 Aslında Hz. Ali (a.s)’ın imanı, köklü bir yapıya sahipti. Allah Rusülü de, bu macerada O’nu kendi vezir ve halifesi olarak tanımlarken O’nun ve babasının İslam’a olan himaye ve yardımlarına değer veriyordu… Şunu da eklemekte yarar görüyoruz ki: Peygamber (s.a.a) hiçbir zaman anlamsız ve mübalağa edici sözler sarf etmemiştir. İşte buradan, Ali (a.s)’ın İslam, iman, basiret ve sebat üzere olduğu ve Allah tarafından makbul ve övülmüş olduğunu anlıyoruz. Bunlara ilave olarak, yine Ali (a.s)’ın kendisi, Resulullah (s.a.a)’den sonra ümmetin en bilgini olduğunu vurgulamakta ve bu makamıyla iftihar ederek şöyle buyurmaktadır: “Ben sıddık-ı ekberim.
Hz. Abbas – Hz. Abbas – Birinci Fasıl:, s. 23 · Similarity 0.5563
VIR_0003#2 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.93 · pending
Âh Hasen zehr-i şehîd ü vah Hüseyn'im deyüben
Sîneler çâk eyleyüben Kerbelâ abdâller
Bedeutung: Söyleyen, Hasan’ın zehirlenerek şehit edilmesine ve Hüseyin’in kaybına duyduğu pişmanlık, özlem ve acıyı yakarışla dile getirir.
Abdâller, Kerbelâ’nın acısını yüreklerinde derin bir yara olarak taşıdıklarını ve bu acıyla matem tuttuklarını söyler.
Ozanın Hasan ve Hüseyin için dile getirdiği şehadet acısı, yas ve fedakârlık ilkesi, Yusuf 12:84’teki derin ayrılık hüznü ve Âl-i İmrân 3:140’taki müminlerin imtihan içinde şehitlik mertebesine erişmesi anlayışıyla örtüşür.
YUSUF 12:84Ve yüzünü onlardan öteye döndürdü de şöyle inledi: “Ey Yusuf’a duyduğum gam, neredesin!” Ve kederden gözlerine ak düştü. Durmadan yutkunuyordu.
Similarity 0.442 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:140Size bir yara değiyorsa, o topluma da benzeri bir yara mutlaka değmiştir. Bak işte günler! Biz onları insanlar arasında dolandırır dururuz. Allah bu sayede, iman edenleri bilecek, sizden tanıklar / şehitler edinecektir. Allah zulme sapanları sevmez.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)Deyiş, Kerbelâ şehitlerine “âh/vah” ile yas tutup sine dövme motifi üzerinden, İmam Seccad’ın Hüseyin’in şehadetini bütün varlığı yaralayan ve Ehl-i Beyt’e reva görülen zulmü görünür kılan onulmaz bir musibet olarak dile getiren matem öğretisine dayanır.
Ey insanlar! İçinizde hangi erkek, onun ölümünden sonra sevinebilir? Ondan dolayı hangi yürek üzüntüden yanmaz? Hangi göz, yaşlarını tutar da sel gibi akıtmaz? Onun öldürülmesinden dolayı yedi kat gök ağladı; denizler dalgalarıyla, gökler dayanaklarıyla, yer kuşe bucaklarıyla, ağaçlar dallarıyla, balıklar, denizlerin derinlikleri, mukarreb melekler ve bütün semavat ehli ağladı. Ey insanlar! Onun öldürülmesinin acısıyla parçalanmayacak kalp var mıdır? Hangi yürek onun için yanmaz ki? İslâm'ın surunda açılan bu kapanmaz gediği, bu onmaz yarayı duymayan kulak kaldı mı? Ey insanlar! Şehirlerden, diyarlardan kovulur, sağa sola savrulur, memleketlerden çıkarılır, uzaklaştırılır olduk. Sanki Türklerin ve Kabil'in çocuklarıymışız gibi! Hem de işlediğimiz bir suç, irtikâp ettiğimiz bir günah olmaksızın! İslâm'da yıkıcı bir gedik açmadığımız hâlde! Önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Bu, olsa olsa uydurulmuş bir düzendir. Allah'a yemin ederim ki, eğer Peygamber (s.a.a) bizi sevmelerini, bize itaat etmelerini önerdiği gibi, bizi öldürmelerini önermiş olsaydı, bu yaptıklarından fazlasını yapmayacaklardı. Hiç şüphesiz biz Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz. Ne büyük ne acı bir felaket! Ne korkunç, ne yakıcı, ne dehşet verici, ne elemli ve ne müthiş bir musibet!! Başımıza gelenlerden ve bize yapılan kötülüklerden dolayı Allah'ın sevabını umuyoruz. Çünkü O, üstün iradelidir, öç alıcıdır.1 Kısa olmasına rağmen bu konuşma, Kerbelâ olayını bütün gerçekliğiyle somutlaştırıyordu. Bir yanda, Hüseyin b.
Hidayet Önderleri: İmam Seccad (Zeynelabidin) – İmam Zeynelabidin – İMAM ZEYNELABİDİN (a.s) MEDİNE'DE, s. 89 · Similarity 0.5819
VIR_0003#3 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.90 · pending
Âbidîn ü Bâkır u Ca'fer'den irşâd oldular
Sıdk ile ihlâs ile nûr-ı bekâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Zeynelâbidîn, Muhammed Bâkır ve Cafer’in öğretileriyle manevi olarak yönlendirilip olgunlaştıklarını belirtir.
Abdâller, doğruluk ve riyasız kulluk sayesinde kalıcı manevi aydınlığa eriştiklerini bildirir.
Bu dizelerdeki sıdk ve ihlâsla imamların irşadına bağlanarak nûr-ı bekâya erme anlayışı, Bakara 2:257 ve Muhammed 47:17’nin Allah’ın velâyetiyle müminleri karanlıktan nura çıkarıp hidayetlerini artırması ilkesine dayanır.
BAKARA 2:257Allah, iman sahiplerinin Veli’sidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennem halkıdır. Orada sürekli kalacaktır onlar.
Similarity 0.4564 · gefunden über die Bedeutung
MUHAMMED 47:17Kılavuzlarını bulmuş olanlara gelince, Allah onların hidayetini artırmış ve korunma imkanlarını kendilerine vermiştir.
Similarity 0.4539 · gefunden über die Bedeutung
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)Satırdaki “irşâd” ve “sıdk ile ihlâs” vurgusu, İmam Zeynelâbidîn’den İmam Bâkır ve İmam Ca‘fer’e uzanan Ehl-i Beyt’in ilim, ahlâk ve manevî rehberlik silsilesine dayanır.
Masum Ehl-i Beyt İmamları'ndan beşincisi olan oğlu İmam Muhammed Bâkır (a.s), Müslümanların imamlarının en ünlüsü, ilme en çok katkısı olan birisi oldu. Oğullarından bir diğeri Abdullah Bahir ise, fazileti ve ilmî derecesi itibariyle en parlak âlimlerden biri olarak temayüz etmişti. Bir diğer oğlu Zeyd ise, Müslüman âlimlerin en büyüklerinden biriydi. Fıkıh, hadis, tefsir ve kelam gibi birçok ilim dalında bir yıldız gibi parlamıştı. Ezilen mazlumların haklarının savunulması uğruna mücadele meydanına atılmıştı. İslâm toplumunda siyasal bilinç tohumlarını eken kanlı kıyama önderlik etmişti. Emevî yönetimi devirmek için etkin ve aktif bir mücadele yürütmüştü.1 İmam (a.s), oğullarına bazı vasiyetlerde bulunmuştu ki, bu vasiyetler, hayat sürecinde davranışlarının şekillenmesinde etkin bir yöntem olsunlar: 1- Oğlum! Beş kişiye dikkat et, onlarla arkadaşlık etme, onlarla sohbet etme, onlarla yola çıkma. Oğlu: "Bunlar kimlerdir?" diye sordu. Dedi ki: Yalancıdan uzak dur. Çünkü yalancı serap gibidir, sana uzağı yakın, yakını da uzak gibi gösterir. Günah işleyenden uzak dur. Çünkü günahkâr, bir lokma veya bundan daha az bir değer karşılığında seni satar. Cimriden uzak dur.
Hidayet Önderleri: İmam Seccad (Zeynelabidin) – İmam Zeynelabidin – Oğullarıyla Münasebetleri, s. 48 · Similarity 0.5595
VIR_0003#4 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.86 · pending
Mûse-i Kâzım Alî Mûsâ Rızâ dergâhına
Yüz sürüp nâz u niyâz ü hem duâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Musa Kâzım ile Ali Musa Rıza’nın manevi makamına ve dergâhına yöneldiklerini ifade eder.
Abdâller, manevi makam karşısında tevazu gösterip yakarış ve dua ile dilekte bulunurlar.
Bu dizelerdeki dergâha yüz sürüp niyaz ve dua ile yönelme anlayışı, Kur’an’ın tevazu, kulluk ve içten yakarışla Allah’a yönelme ilkesiyle örtüşür.
MÜ’MİN 40:60Rabbiniz buyurmuştur ki: Dua edin bana, cevap vereyim size. Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
A’RAF 7:55Rabbinize, boyun bükerek, gizlice / ürpererek yakarın. O, haddi aşanları / azmışları sevmez.
Similarity 0.515 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Peygamber kıssası (kein Ayet · peygamberler)Satır, Mûsâ el-Kâzım ile Ali er-Rızâ’nın dergâhına yönelişi, Hz. Mûsâ’nın Allah’a niyaz ve münacaatla yöneldiği kıssanın dua, yakarış ve ilahî yakınlık boyutuna bağlar.
Allah, onları, ne işlerse, hakkıyla görücüdür Mûsâ Aleyhisselâm'ın Yüce Allâh'dan Bazı Soruları Ve Dilekleri: Mûsâ Aleyhisselâm, bir gün; "Ey Rab! Kullarının, Sana, sevgilisi, hangisidir?" diye sordu. Yüce Allah: "Onların, beni, en çok zikredenidir!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm: "Yâ Rab! Kullarının en zengini, hangisidir?" diye sordu. Yüce Allah: "Kendisine verdiğim şeye, en razı olanıdır!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm: "Ey Rab! Kullarının en iyi hüküm vereni, hangisidir?" diye sordu. Yüce Allah: "insanlar hakkında, kendisi için hüküm verdiği gibi, hüküm verendir" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm: "Yâ Rab! Kullarının, Sana karşı en haşyetlisi hangisidir?" diye sordu. Yüce Allah: "Onların, beni, en iyi bilenidir!" buyurdu. "ilâhî! Ben, Sana nasıl şükredeyim ki: Bana, ihsan buyurduğun nimetlerinden en küçük bir nimete bile bütün amellerim denk gelmez!" dedi. Yüce Allah: "Ey Mûsâ! işte, sen, şimdi, bana şükrettin!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm "Ey Rabb'im! İyiliği, emir, kötülükten nehy ve Allah'a imân eden hayırlı bir Ü'm-met'in, insanlar için, ortaya çıkarılacağını, Tevratta yazılı buldum. Onları, benim ümmetim yap! dedi. Yüce Allah: "Onlar, Ahmed (Aleyhisselâm)ın Ümmeti'dir." buyurdu.
Peygamberler Tarihi – MUSA VE HARUN ALEYHİSSELÂMLAR – Mûsâ Aleyhisselâm'ın Yüce Allâh'dan Bazı Soruları Ve Dilekleri:, s. 429 · Similarity 0.4816
VIR_0003#5 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.84 · pending
Askerî hem Mehdî-i sâhib-zamân'ın aşkına
Cismine dağlar yakıp oldu fenâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Hasan el-Askerî ve zamanın sahibi olarak anılan Mehdi’ye duydukları aşkı adanmışlıklarının temeli olarak gösterirler.
Abdâller, bedensel ve nefsî varlıklarını ağır çilelerle yakıp benlikten geçerek fenâ hâline ulaştıklarını anlatır.
Ozanın Mehdî ve Ehl-i Beyt aşkıyla benliği feda edip dünyadan geçme çağrısı, Tevbe 9:111 ve Bakara 2:165’in müminin canını Allah yoluna adaması ve sevgisini her şeyin üstünde tutmasıyla örtüşen **ilâhî aşkta teslimiyet ve fedakârlık** ilkesidir.
TEVBE 9:111Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah’ın; Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattir bu. Ahdine, Allah’tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.
Similarity 0.4068 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:165İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah’a eş tutarlar da onları Allah’ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah’a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah’ta bulunduğunu, Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)Satır, İmam Hasan Askerî’nin zühd ve ibadetle çevresini dönüştüren manevî otoritesini, Ehl-i Beyt velâyeti uğrunda benliği feda eden abdâl/fenâ anlayışıyla ilişkilendirir.
Bulabildiğim en kötü, en şerli iki adamı onun başına musallat etmişim. Bir süre sonra bu iki adam, ibadet, namaz ve oruç bakımından olağanüstü mesafeler kat ettiler." Sonra o bekçileri ihzar etti ve onlar da dedi ki: "Onun ne özelliği vardır ki, sizi bu derece değiştirebildi?" Dediler ki: "Gündüzleri oruç tutan, geceleri sabaha kadar kıyam edip namaz kılan, konuşmayan, ibadet dışında bir şeyle uğraşmayan bir insan hakkında ne söylenebilir ki? Ona baktığımız zaman vücudumuzdaki bütün damarlar titriyordu; içimizde öyle duygular ve korkular oluşuyordu ki, kendimize hâkim olamıyorduk." Abbasîler bu sözleri duyunca, ümitleri kırılarak geri döndüler.1 Muhtedi, İmam'ı ölümle tehdit ediyordu. Haber, İmam'ın (a.s) bazı adamlarına ulaşınca, ona şöyle yazdılar: "Ey Efen- dim! Başka şeylerle meşgul ederek onları senden uzak tutan Allah'a hamdolsun! Bana onların seni tehdit ettikleri haberi ulaştı." Bu olay, Müthedi'nin mevali fitnesiyle uğraştığı ve onların kökünü kazımaya karar verdiği dönemdi. Burada İmam'ın (s.a) Muhtedi'nin geleceğiyle ilgili verdiği hassas cevabı görüyoruz. Yazılı cevabı şu şekildedir: Bu onun ömrünü kısaltacak.
Bugünden itibaren beş gün say, altıncısında zillet ve alçaklık içerisinde öldürülecek.1 Dediği gibi de oldu; Muhtedi'nin ordusu yenilgiye uğradı, tek başına Samarra'ya girerek halktan şu sözlerle yardım istedi: "Ey Müslümanlar topluluğu! Ben Müminlerin emîri yim, halifeniz için savaşın!" (Bütün çağrılarına rağmen) kimse ona karşılık vermedi.2 Ebu Haşim el-Caferî şöyle der: Hasan Askerî ile birlikte Muhtedi b. el-Vasık'ın hapishanesinde mahpustum. Bana şöyle dedi: "Bu gece Allah onun ömrünü sona erdirecek." Sabahladığımızda Türklerin çıkardığı karışıklıklar hadisesi meydana geldi, böylece Muhtedi öldürüldü ve Mutemed onun yerine geçti.3 3- Abbasî Halifesi Mutemed b. Mütvekkil (Hicrî 279-256) İmam Hasan Askerî (a.s), Mu'tez ve Muhtedi'den sonra Abbasî halifelerinden Mutemed'in döneminde de yaşadı.
Hidayet Önderleri: İmam Hasan Askerî – İmam Hasan Askerî – İmam Hasan Askerî Çağı, s. 141 · Similarity 0.5297
VIR_0003#6 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.91 · pending
Verdiler cümle cihânın varlığın yokluğa
Bir deminde girdiler şâh u gedâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, bütün dünyevî varlık ve sahiplik iddialarını terk ederek kendilerini yokluk ve teslimiyet hâline bırakırlar.
Abdâller, kısa bir anda şah ile dilenci arasındaki dünyevî ayrımların ötesine geçerek bütün insanları eşit gören bir makama ulaştıklarını söyler.
Bu dizelerdeki dünyalık varlıktan geçip tek hakikate teslim olma ilkesi, Kasas 28:88’in Allah dışındaki her şeyin faniliğini ve Zümer 39:29’un bölünmemiş kullukla tek Rabbe yönelişi bildiren manasıyla örtüşür.
KASAS 28:88Allah’ın yanında diğer bir tanrıya daha kulluk etme. İlah yok O’ndan başka. O’nun yüzü dışında herşey helak olacaktır. Hüküm yalnız O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
ZÜMER 39:29Allah; hakkında birbiriyle didişen ortakların bulunduğu bir adamla, bir tek ere teslim olan bir adamı örnek verdi. Örnek olarak bu ikisi eşit olur mu? Hamd yalnız Allah’adır. Ama onların çokları bilmiyorlar.
Similarity 0.4373 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0003#7 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.96 · pending
Âl u evlâd aşkına ser cümlesinden geçtiler
Ana ata cân u mansıb elvedâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Ehlibeyt sevgisi uğruna kendi başları ve bütün kişisel bağlılıklarından vazgeçtiklerini bildirirler.
Abdâller, ana babaya, cana ve dünyevî makama veda ederek bütün kişisel bağlarını yol uğruna geride bıraktıklarını söyler.
Bu dizelerdeki Allah ve Ehl-i Beyt sevgisi uğruna aile, can, makam ve dünyalık bağlardan geçme fedakârlığı, Tevbe 9:24 ve 9:111’in Allah yolunu her şeyden üstün tutma ve canı-malı ilahî ahde adama ilkesiyle örtüşür.
TEVBE 9:24De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz / menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah’tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.”
Similarity 0.483 · gefunden über die Bedeutung
TEVBE 9:111Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah’ın; Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattir bu. Ahdine, Allah’tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.
Similarity 0.4656 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0003#8 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 15 · Konfidenz 0.94 · pending
Uş niyâz eyler Vîrânî ayni cem âşıklara
Tâ edeler yine gül-beng ü bukâ abdâller
Bedeutung: Vîrânî, aynı cem içinde bulunan âşıklara saygı ve yakarışla yönelir.
Vîrânî, abdâllerin yeniden topluca gülbeng söyleyip içli ağıt ve gözyaşıyla anma erkânını sürdürmesini diler.
Ozanın cem âşıklarını gülbeng ve niyazda buluşturan kardeşlik ve ortak yakarış ilkesi, Haşr 59:10 ve Âl-i İmrân 3:103’te müminlerin gönül birliğiyle Allah’a yönelmesi emriyle örtüşür.
HAŞR 59:10Onlardan sonra gelenler de şöyle derler: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi affet; kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”
Similarity 0.4903 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:103Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
VIR_0004 · Seite 4 · 7 Tabellenzeile(n) · 6 offen
VIR_0004#1 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.88 · pending
Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Nakş-ı zâtın bilmeyen insânı bilmez kimdurur
Bedeutung: Kişi kendi içindeki yıkıcı arzuları ve ruhsal varlığını tanımadan Tanrı'yı gerçek anlamda kavrayamaz.
İnsanın varlığında bulunan ilahi izi ve anlamı kavramayan kişi insanın gerçek mahiyetini de anlayamaz.
Bu dizelerdeki nefsin tezkiyesiyle insanın kendi varlığındaki ilahî işaretleri tanıma ilkesi, Kur’an’ın nefsin kötülüğe çağırıcı tabiatına karşı rahmete sığınmayı ve benlikteki delilleri görmeyi öğütlemesiyle örtüşür.
ZARİYAT 51:21Benliklerinizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?
Similarity 0.5074 · gefunden über die Bedeutung
YUSUF 12:53“Nefsimi ak-pak gösteremem. Çünkü nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder. Ama Rabbim çok affedici, çok esirgeyicidir.”
Similarity 0.4912 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0004#2 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.94 · auto_approved
Kul olup satılmayan elden ele Yûsuf gibi
Hâkim-i Mısr olmayan Ken'ân'ı bilmez kimdurur
Bedeutung: Hakikate yönelen kişi, Yusuf kıssasındaki gibi benliğini geri plana çekip ağır sınavlar ve teslimiyet süreçlerinden geçmelidir.
Kişi olgunluk ve yetkinlik makamına erişmeden kendi asli kaynağını ve ruhsal yurdunu tanıyamaz.
Ozanın Yusuf gibi elden ele satılıp zillete düşmeyi aşarak Mısır’da hükümranlığa erişme imgesi, ayetlerdeki Yusuf’un değersiz görülerek satılmasından sonra tecelli eden **sabırla imtihandan geçip hakikate ve izzete yükselme ilkesi**yle örtüşür.
YUSUF 12:20Onu basit bir karşılıkla, birkaç paraya sattılar. Ona fazla rağbet gösterenler değillerdi.
Similarity 0.4676 · gefunden über den Wortlaut
YUSUF 12:19Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. “Müjde! Bu bir oğlan!” diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Similarity 0.4611 · gefunden über den Wortlaut
VIR_0004#3 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.97 · pending
Cism içinde cân u dil mir'âtını sâf etmeyen
Görmedi ayne'l-yakîn cânânı bilmez kimdurur
Bedeutung: Bedenin içinde bulunan ruh ve gönül aynasını arındırmayan kişi hakikati yansıtacak iç berraklığa ulaşamaz.
Hakikati doğrudan müşahede ederek kesinlik kazanmayan kişi ilahi sevgilinin gerçekliğini tam olarak bilemez.
Bu dizelerdeki gönül aynasını nefsin kirlerinden arındırarak ilahî hakikati ayne’l-yakîn tanıma ilkesi, Şuarâ 26:89 ve Şems 91:9’un kalbin ve benliğin tezkiyesini kurtuluşun şartı sayan hükmüyle örtüşür.
ŞUARA 26:89“Yalnız temiz bir kalple Allah’a varan kurtulur.”
Similarity 0.5436 · gefunden über die Bedeutung
ŞEMS 91:9Benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur.
Similarity 0.5693 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0004#4 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.72 · pending
Sedd-i İskender olup zulmet yerağın görmeyen
Âb-ı hayvân içre kim hayvânı bilmez kimdurur
Bedeutung: Görünmeyen ve bilinmeyen âleme açılan engeli aşamayan kişi hakikatin gizli boyutunu fark edemez.
Manevi dirilik ve hakikat bilgisinin kaynağı içinde bulunduğu hâlde gerçek hayatın anlamını kavrayamayan kişi bilgiyi özümsememiştir.
Ozanın zulmette yol ve hayat sırrını kavrayamayanın cehaletini dile getirdiği gaybı ve hakikati bilme ilkesi, bu ayetlerde Allah’ın görünmeyeni de görüneni de kuşatan mutlak bilgisiyle örtüşür.
TEĞABÜN 64:18Görünmeyen ve görünen alemleri bilendir O; Aziz’dir, Hakim’dir.
Similarity 0.5046 · gefunden über die Bedeutung
MÜMİNUN 23:92Gözle görülmeyeni de görüleni de bilendir O. Uzaktır onların ortak koştuklarından.
Similarity 0.5016 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0004#5 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.91 · pending
Derde her kim ki giriftâr olmadı Eyyûb gibi
Zahmına em bulmadı Lokmân'ı bilmez kimdurur
Bedeutung: Sınav ve acıyla karşılaşmayan kişi sabırla olgunlaşmanın ve manevi dayanıklılığın değerini kavrayamaz.
Kendi yarasına çare arayıp şifayı deneyimlemeyen kişi gerçek tedavi bilgisinin ve hikmetinin değerini anlayamaz.
Ozanın dile getirdiği, derdin sabırla taşınarak nefsin olgunlaşması ve hakikate erişilmesi ilkesi, bu ayetlerde belâların iman, mücadele ve sabrı açığa çıkaran ilahî imtihan oluşuyla örtüşür.
ALİ İMRAN 3:140Size bir yara değiyorsa, o topluma da benzeri bir yara mutlaka değmiştir. Bak işte günler! Biz onları insanlar arasında dolandırır dururuz. Allah bu sayede, iman edenleri bilecek, sizden tanıklar / şehitler edinecektir. Allah zulme sapanları sevmez.
Similarity 0.4958 · gefunden über die Bedeutung
MUHAMMED 47:31Andolsun, içinizden gayret gösterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edeceğiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacağız.
Similarity 0.509 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0004#6 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.90 · pending
Nefs-i ejderhâsını katl etmeyen merdâne var
Sanma ol merdânedir merdâne bilmez kimdurur
Bedeutung: İçindeki yıkıcı arzuları ejderha gibi görüp onlarla mücadele etmeyen kişinin gerçek yiğitliği bulunmaz.
Nefsini yenmemiş kişiyi gerçek anlamda yiğit saymak, yiğitliğin manevi ölçüsünü bilmemektir.
Bu dizelerdeki nefsin mağlup edilmesiyle kazanılan gerçek erlik ilkesi, ayetlerdeki secde, istiğfar ve kulluk tevazuu yoluyla ilahî kabulü dileme anlayışıyla örtüşür.
BAKARA 2:58Şöyle demiştik: “Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bolbol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘affet bizi’ deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
BAKARA 2:127İbrahim’ini İsmail’le birlikte, Beytullah’ın ana duvarlarını yükselterek şöyle yakardıkları zamanı da an: “Rabbimiz, bizden gelen niyazları kabul buyur; sen, evet sen, Semi’sin, herşeyi çok iyi duyarsın; Alim’sin, herşeyi çok iyi bilirsin.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
VIR_0004#7 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.76 · pending
Ey Vîrânî ehl-i diller sohbetinde devrimiz
Anlamaz ol Fazl-ı Hak Yezdân'ı bilmez kimdurur
Bedeutung: Virani, içinde bulunulan zamanın gönül ehliyle yapılan hakikat sohbeti içinde anlam kazandığını belirtir.
İlahi yardım ve bağışın anlamını kavramayan kişi Tanrı'yı gerçekten tanıdığını sanmamalıdır.
Ozanın dile getirdiği, ilâhî fazlı ve Hakk’ın lütfunu tanımayanın hakikatten gaflette kalacağı ilkesi, Zümer 39:49 ve Âl-i İmrân 3:73’te nimetin ve hidayetin ancak Allah’ın lütfu olduğunu bilme hükmüyle örtüşür.
ZÜMER 39:49İnsana bir zorluk / zarar dokunduğunda bize yalvarır-yakarır; sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde şöyle der: “Bu bir ilim sayesinde verildi bana!” Hayır, öyle değil; o bir fitnedir ama onların çokları bilmiyorlar.
Similarity 0.5055 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:73Dininize uyandan başkasına inanmayın.” Söyle onlara: “Hidayet, Allah’ın kılavuzlamasıdır. Size verilenin benzeri bir başkasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartışarak size üstün gelecekler diye mi bütün bunlar?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vasi’dir, varlığı sürekli genişletir; Alim’dir, herşeyi en iyi şekilde bilir.”
Similarity 0.5006 · gefunden über die Bedeutung