Review-Queue

Status: unbewertet · 105 Zeile(n) · Schwelle für automatische Freigabe: 0.85

Nur zum Lesen - Entscheidungen werden mit python review_queue.py review erfasst.

So geht es: Trage oben deinen Namen ein und gehe die Zeilen durch. Freigeben heißt „die Zuordnung passt“, ablehnen heißt „sie passt nicht“ — beim Ablehnen wird gefragt, ob ein anderes Ayet hingehört oder gar keins. Das ist der wichtige Unterschied.

Auch die Zeilen ohne Zuordnung brauchen dich — sie sind blasser gesetzt. Dort hat die Analyse keinen passenden Vers gefunden. Ob das richtig ist, kann nur ein Mensch sagen: Die Zuordnungen prüft das Programm selbst, aber was fehlt, sieht es nicht. Wenn du weißt, dass sehr wohl etwas hingehört, ist das die wertvollste Rückmeldung überhaupt — trag den Vers oder den Zusammenhang ins Anmerkungsfeld.

Am Ende auf Urteile herunterladen drücken. Es entsteht eine JSON-Datei auf deinem Rechner, die du zurückschickst. Deine Eingaben werden laufend im Browser gesichert — ein versehentliches Schließen kostet nichts, aber ein anderer Rechner oder ein privates Fenster sieht sie nicht.

Es wird nichts übertragen. Diese Seite sendet nichts, sie erzeugt nur die Datei.

0 beurteilt

Gece gündüz intizarım Pirime

KH_0003 · Seite 57 · 4 Tabellenzeile(n) · 4 offen

KH_0003#1 · Gece gündüz intizarım Pirime
Seite 57 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.87 · pending
Gece gündüz intizarım Pirime On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş Kanım kaynar Ehlibeytin kanına On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Bedeutung: Anlatıcı, manevi rehberinden gelecek yardım ve yönlendirmeyi hayatının her anında beklediğini söyler. Anlatıcı, manevi uyanış ve açıklık anında Oniki İmam’ın yardımını ve yetişmesini dilemektedir. Anlatıcı, kendisini Ehlibeyt soyuna ve onların manevi mirasına güçlü bir yakınlık içinde görmektedir. Anlatıcı, içsel uyanış zamanında Oniki İmam’dan manevi yardım ve koruyucu rehberlik istemektedir.

Ozanın Pir ve On İki İmam’a yönelişle dile getirdiği velâyet ve hidayete sığınma ilkesi, bu ayetlerde Allah’ın müminlerin Velîsi olarak onları dosdoğru yola ve karanlıklardan nura çıkarması anlayışıyla örtüşür.

NİSA 4:175
Allah’a inanıp O’na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.
Similarity 0.5031 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
BAKARA 2:257
Allah, iman sahiplerinin Veli’sidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennem halkıdır. Orada sürekli kalacaktır onlar.
Similarity 0.5004 · gefunden über die Bedeutung
MERYEM 19:43
“Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim.”
Similarity 0.4932 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:68
Şu bir gerçek ki, insanların İbrahim’e gönülce en yakın olanları, elbette ona uyanlar, bu peygamber, bir de iman sahipleridir. Allah, müminlerin Veli’sidir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
KH_0003#2 · Gece gündüz intizarım Pirime
Seite 57 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.93 · pending
Kimim umudu var kimin akçası Kimi şalvar geyer yoktur bohçası Bu garip gönlümün bağı bahçesi On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş Bizi ilettiler Mansur darına İman ikrar getir derler pirine Lanet olsun münafıklar canına On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Bedeutung: İnsanların kimisinin umuda, kimisinin ise maddi imkâna dayanarak hayatını sürdürdüğünü ve farklı dayanaklara sahip olduğunu belirtir. Toplum içinde bazı insanların görünür bir varlığa sahipken temel ihtiyaç ve imkânlardan yoksun kaldığını anlatır. Anlatıcı, kendi iç dünyasını hüzün ve özlem taşıyan, fakat aynı zamanda manevi değerlerin yeşerebileceği bir alan olarak tasvir eder. Anlatıcı, manevi uyanış anında Oniki İmam’ın yardımını yeniden ve ısrarla talep etmektedir. Anlatıcı, kendilerinin hakikat uğruna bedel ödeyen Mansur’un darağacı ve sınanma makamıyla özdeşleştirildiğini söyler. Yola girmek isteyen kişiden hem inancı tasdik etmesi hem de Pirine bağlılık sözünü vermesi istenir. Anlatıcı, içiyle dışı bir olmayan ve hakikate bağlılık görüntüsü altında güveni bozan kişileri sert biçimde kınamaktadır. Anlatıcı, manevi uyanış zamanında Oniki İmam’ın yetişip yardım etmesi için yakarışını sürdürür.

Ozanın dara düşen gönlün On İki İmam’ın manevî himmetine sığınması, ikrarda sadakat göstermesi ve münafıklıktan sakınması çağrısı; Kur’an’ın Allah’a sarılanlara rahmet ve yardım vadeden, iman iddiasından sonra yüz çevirenleri ise kınayan **sadakat, umut ve ilahî yardıma yöneliş ilkesiyle** örtüşür.

NUR 24:47
“Allah’a ve o resule inandık, boyun eğdik” diyorlar, sonra da içlerinden bir zümre bunun hemen ardından yüz çeviriyor. Bunlar, inanmış insanlar değiller.
Similarity 0.4493 · gefunden über den Wortlaut
ENFAL 8:9
Hani siz Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: “Hiç kuşkunuz olmasın, ben size meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
5:9
Allah, inanıp barışa yönelik işler / iyilikler yapanlara vaatte bulunmuştur: Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: Hacı Bektaş ordnet diesen Vers einer Stufe des Yol zu (Makâlât)
AHZAB 33:12
Münafıklarla, kalplerinde maraz olanlar şöyle diyorlardı: “Allah ve resulü bize, bir aldanıştan başka birşey vaat etmemiş.”
Similarity 0.4706 · gefunden über den Wortlaut
NİSA 4:175
Allah’a inanıp O’na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
RUM 30:49
Oysa ki onlar, yağmur kendilerine indirilmeden önce iyice suskun ve ümitsiz idiler.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
KH_0003#3 · Gece gündüz intizarım Pirime
Seite 57 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.88 · pending
Tavus kuşu cevlan kurar bu demde Çekmişler Mansur‟u dara meydanda Nice sefillerin boynu urganda On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Bedeutung: Tavus kuşunun hareketi, o anda ortaya çıkan görkemli ve dikkat çekici bir tecelli veya gösteri imgesi olarak sunulur. Mansur’un topluluk önünde dara çekilmesi, hakikat uğruna verilen bedelin ve kamusal bir sınanmanın görüntüsünü anlatır. Çok sayıda yoksul ve çaresiz insanın ağır baskı, ceza veya ölüm tehdidi altında tutulduğu anlatılır. Anlatıcı, zulüm ve sıkıntı ortamında manevi uyanış anında Oniki İmam’ın yardımını istemektedir.

Ozanın dara düşenlerin On İki İmam’a sığınışıyla dile getirdiği zulüm karşısında ilahî yardım ve kurtuluş dileme ilkesi, bu ayetlerde peygamberlerin zalimlerden korunmak için Rabb’e yakarışında aynı manayla dile getirilir.

CİN 72:19
Allah’ın kulu kalkmış O’na yakarırken, onlar onun üzerine keçeleşir gibi üşüşüyorlardı.
Similarity 0.4661 · gefunden über die Bedeutung
KASAS 28:21
Bunun üzerine Musa, oradan korka korka çıktı. Her yanı gözlüyordu. Şöyle yakardı: “Rabbim, beni şu zalimler topluluğundan kurtar.”
Similarity 0.465 · gefunden über die Bedeutung
KAMER 54:10
Bunun üzerine yakardı Rabbine, “yenilgiye uğradım işte, yardım et” diye…
Similarity 0.4737 · gefunden über die Bedeutung
ENBİYA 21:87
Ve Zünnun. Hani kızarak gitmişti de ona asla güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Sonra, karanlıkların bağrında şöyle yakardı: “Senden başka ilah yok, tespih ederim seni. Kuşkusuz, ben zalimlerden oldum.”
Similarity 0.4644 · gefunden über die Bedeutung
KH_0003#4 · Gece gündüz intizarım Pirime
Seite 57 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.82 · pending
Kul Himmet der kulkhü vallahü ahad Cesedimde can kalmadı bu saat Dünü günü virdim Ali Muhammed On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Bedeutung: Kul Himmet, Allah’ın mutlak ve bölünmez tekliğini açıkça dile getirerek tevhid inancını ifade eder. Anlatıcı, içinde bulunduğu anda bedensel ve ruhsal gücünün tamamen tükendiğini söyler. Anlatıcı, geçmişten bugüne bütün zamanını Ali ve Muhammed’i anmaya ve onların manevi mirasına yönelmeye ayırdığını belirtir. Deyiş, manevi uyanış vaktinde Oniki İmam’dan yardım ve rehberlik isteyen sürekli yakarışla sona ermektedir.

Ozanın dara düştüğünde Ali-Muhammed ve On İki İmam’a yönelişinde dile gelen tevhid, zikir, teslimiyet ve ilahî yardım umudu ilkesi, verilen ayetlerde Allah’ın tek sığınılacak mutlak kudret oluşu ve müminlerin yalnız O’na dayanmasıyla örtüşür.

İHLAS 112:2
Allah’tır; Samed’dir / tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir.
Similarity 0.5601 · gefunden über die Bedeutung
TAHA 20:14
“Hiç kuşkulanma ki ben Allah’ım. İlah yoktur benden başka. O halde bana kulluk / ibadet et ve namazını, beni hatırlayıp anmak için yerine getir.”
Similarity 0.555 · gefunden über die Bedeutung
TEĞABÜN 64:13
Allah… İlah yok O’ndan başka! Yalnız Allah’a güvenip dayanır iman sahipleri.
Similarity 0.5535 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:255
Allah’tan başka ilah yok. Hayy’dır O, sürekli diridir; Kayyum’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça kim şefaat edebilir!.. O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!.. İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim’dir O, büyüklüğü sınırsızdır.
Similarity 0.5625 · gefunden über die Bedeutung
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, “Kul hüvallâhu ehad” ikrarını Ali-Muhammed ve On İki İmam sevgisiyle birlikte dile getirerek, pasajdaki her hâlde Allah’ın birliğine şehadet etme esasına dayanan Ehl-i Beyt merkezli tevhid anlayışını yansıtır.
İhtiyarlıktan önce gençlikte, gençlikten sonra ihtiyarlıkta ve ebedî olarak her halde Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ede rim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Meşguliyetten önce boş vakitte, boş vakitten sonra meşguli yette ve ebedî olarak her halde Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. Eller çalıştığı ve çalışmadığı sürece ve ebedî olarak her halde Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir or tağı yoktur. İki kulak işittiği ve işitmediği sürece ve ebedî olarak her halde Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. İki göz gördüğü ve görmediği sürece ve ebedî olarak her halde Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Dil döndüğü ve dönmediği sürece ve ebedî olarak her halde Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Kabrime girmeden önce ve kabrime girdikten sonra ve ebedî olarak her halde Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Karanlığı çöktüğü zaman gecede, aydınlandığı zaman gündüzde Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir or tağı yoktur. Dünyada ve âhirette Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Kıyâmet gününün korkusu için sakladığım bir şehâdetle Allah’tan başka ilâh olma dığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Hak şehâdet ve ihlâs kelimesiyle Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ede rim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Kulağımın, gözümün, etimin, kanımın, kılımın, cildimin, bey nimin, kemiğimin, damarımın ve ayağımın taşıdığı şeyin şâhid ol duğu bir şehâdetle Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ede rim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Allah’tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Ruhum çıktığı anda ölünceye kadar bu şehâdetle Allah’ın dilimi serbest bırakmasını ve son amelimi hayırlı kılmasını umuyorum. Duâmı kabul buyur ey âlemlerin Rabbi!
Sahîfe-i Aleviyye – İmam Ali – I, s. 225 · Similarity 0.6037

Sabahın seher vaktinde

KH_0009 · Seite 67 · 4 Tabellenzeile(n) · 1 ohne Zuordnung · 3 offen

KH_0009#1 · Sabahın seher vaktinde
Seite 67 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.88 · pending
Sabahın seher vaktinde Ali‟yi gördüm Ali‟yi Eğildim niyaz eyledim Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Bedeutung: Manevi uyanışın ve içsel açıklığın en yoğun olduğu zamanda kutsal bir görme deneyiminin gerçekleştiği anlatılır. Anlatıcı, Ali şahsında kutsal rehberlik ve manevi hakikatin tecellisini gördüğünü bildirir. Anlatıcı, karşısındaki manevi makama saygı, yakarış ve teslimiyetle yöneldiğini ifade eder. Anlatıcı, Ali şahsında kutsal rehberlik ve manevi hakikatin tecellisini yeniden vurgular.

Bu dizelerdeki seherde niyazla nurlu rehbere yönelme ve teslimiyet ilkesi, Kur’an’ın sabah vaktinin tanıklığı, Allah’a çağıran ışık ve gönlü Rabbine yönelten kılavuzluk anlayışıyla örtüşür.

İSRA 17:78
Güneşin kaymasından / aşağı sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namazı kıl. Sabah Kur’an’ını da gözet. Çünkü sabah okunan Kur’an tanıklarca izlenmektedir.
Similarity 0.4122 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 25/100 · Yalnızca 'sabah' sözcüğünün geçmesi sebebiyle kurulmuş zayıf bir kelime benzerliğidir.
AHZAB 33:46
Ve Allah’ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak…
Similarity 0.4903 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayetin Hz. Muhammed'i niteleyen ifadeleriyle deyişin içeriği arasında konu bağı yoktur.
BAKARA 2:112
İş onların sandığı gibi değil! Kim güzel davranışlar sergileyerek yüzünü Allah’a teslim ederse, Rabbi katında ödülü vardır onun. Korku yoktur böyleleri için; tasalanmayacaklardır onlar…
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 15/100 · Teslimiyet ve ödül kavramları genel bir tematik çağrışım yapsa da deyişteki özel olayla doğrudan ilgili değildir.
NAZİAT 79:19
“Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin.”
Similarity 0.4823 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Musa ve Firavun kıssasına ait bir ayet olup deyişteki seher vakti ve Ali figürüyle ilgisi bulunmamaktadır.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Deyişte Ali’yi seher vaktinde görüp niyaz etme imgesi, Ehl-i Beyt öğretisinde İmam Ali’nin Peygamber’e ilk iman eden, ilk namaz kılan ve ibadette örnek rehber kabul edilmesine dayanır.
Namaz Kılanların İlki Ali (a.s) İmam Ali (a.s), yüce Peygamber'in (s.a.a) hayatında meydana gelen bütün değişiklikleri onunla birlikte yaşadı. Hz. Muhammed'in (s.a.a) şahsında bilgi açlığını ve dehasını doyuran kusursuz bir örnek görüyordu. Onun fiillerini taklit ediyor, hareketlerini dikkatle izliyordu. Ona uyuyor, bütün emir ve yasaklarına itaat ediyordu. Bu, peygamber olarak görevlendirilmesinden önce başlayıp Hz. Peygamber'in (s.a.a) ömrünün en son anına kadar böyle devam etti. Tarihçiler Ali'nin (a.s) Resulullah'ın (s.a.a) hiçbir sözüne itiraz etmediği hususunda tam bir görüş birliği içindedirler. İmam (a.s), Resulullah'tan (s.a.a) sonra ilk olarak kendisinin namaz kıldığını açıkça ifade eder: Benden önce sadece Resulullah (s.a.a) namaz kılmıştır.1 Habbe el-Urenî'den şöyle rivayet edilir: Bir gün Ali'nin (a.s) güldüğünü gördüm. O güne kadar bu şekilde azı dişleri görülecek şekilde güldüğünü hiç görmemiştim. Sonra şöyle dedi: Allah'ım! Şu ümmetten, Peygamber'inden başka benden önce namaz kılan birini bilmiyorum.2 "Rükû edenlerle beraber siz de rükûa gidin."3 ayetinin tefsiri bağlamında İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilir: Bu ayet Resulullah (s.a.a) ve Ali b. Ebu Talip (a.s) hakkında nazil olmuştur. Bunlar, ilk kez namaz kılan ve rükûa varanlardır.4
Hidayet Önderleri: İmam Ali – İmam Ali – Namaz Kılanların İlki Ali (a.s), s. 72 · Similarity 0.5826
KH_0009#2 · Sabahın seher vaktinde
Seite 67 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.93 · pending
Arslanı gördüm Meşhed‟de Kırk mum yanar bir şişede Yedi iklim dört köşede Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Bedeutung: Meşhed, Ali ile ilişkilendirilen arslan imgesi üzerinden cesaretin, kudretin ve velayet heybetinin görüldüğü kutsal bir mekân olarak sunulur. Tek bir kapta yanan kırk ışık, birlik içinde çoğalan manevi aydınlanmayı ve veliler topluluğunun temsil ettiği hakikat bilgisini anlatır. Ali’ye atfedilen manevi etkinliğin dünyanın bütün bölgelerini ve insanlığın tamamını kuşattığı ifade edilir. Anlatıcı, bütün kozmik kapsam içinde Ali’yi manevi görünün ve rehberliğin merkezi olarak tanımlar.

Ozanın Ali’de tecelli eden ve âlemin dört yanını kuşatan kutsal ışığı tasviri, bu ayetlerdeki **nur, velâyet ve hidayet ilkesiyle** örtüşür: Allah’ın nuru kullarını karanlıktan aydınlığa çıkaran, anıldığı kutlu mekânlarda parlayan ilahî rehberliktir.

NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.4373 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Metindeki 'kırk mum yanar bir şişede' imgesi, ayetteki çerağ ve kandil (sırça) metaforuyla güçlü bir dolaylı anlam benzerliği taşımaktadır.
ŞURA 42:52
İşte böylece, sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 25/100 · Ayetin genelindeki 'nur' kavramı deyişteki aydınlık tasviriyle zayıf bir genel çağrışım kurmaktadır.
BAKARA 2:257
Allah, iman sahiplerinin Veli’sidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennem halkıdır. Orada sürekli kalacaktır onlar.
Similarity 0.4284 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayet karanlıktan aydınlığa çıkıştan bahsettiği için deyişin içeriğiyle anlamsal olarak ilgisizdir.
NUR 24:36
Kandil, Allah’ın yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Orada sabah-akşam O’nu tespih eder.
Similarity 0.4181 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Önceki kandil ayetinin devamı niteliğinde olsa da, deyişteki mekânsal ve tasavvufi ifadelerle yalnızca zayıf bir bağ kurar.
Yol öğretisi (Makâlât) (kein Ayet · yol)
Satır, Ali’nin her yerde tecelli eden hikmet ve irfanını simgeleyerek Yol’un **Marifet Kapısı’nın ilim makamına** işaret eder.
40. Bölüm – Ali b. Ebu Talib Ashabın En Üstünüdür Ama Ali b. Ebu Talib böyle miydi? Hz. Peygamber’in davetinin ilk günü, İslâm dinini açıkça kabul ederek Resul-ü Ekrem ile omuz omuza namaz kıldı, hâlbuki o zamanlar daha bulûğ çağına ermemişti bile. Bu da gösteriyor ki hakkı bilme ve hakikati arayıp bulma ve teşhis etme gücü Hz. Ali’de çocukluk çağında bile kemal derecesine varmıştı. Caferî Mezhebi'nde İnanç İlkeleri □ 87 Hz. Ali'nin İlmî Açıdan Fazileti Onun büyük faziletlerinden biri de ilmi ve kültürel makamıdır. Bir kimsenin ilim derecesi ne kadar yüksek olursa, onun büyüklüğü de o derece fazla olur. Nitekim Zat-ı Bari şöyle buyuruyor: Allah sizlerden iman eden kimseler ile onlara ilim verilen kimselerin derecelerini yükseltir.(1) Allah Teala, Hz. Peygamber’in gönderilmesi hususunda buyurmuştur ki: Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler. (2) Yine şöyle buyurmuştur: Andolsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik.(3) Yine şöyle buyurmuştur: Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir.
Buyruk (İmam Cafer Sadık) – İmam Cafer Sadık – 40. Bölüm – Ali b. Ebu Talib Ashabın En Üstünüdür, s. 85 · Similarity 0.4998
KH_0009#3 · Sabahın seher vaktinde
Seite 67 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.88 · pending
Cennet kapısında duran Hayber‟in kilidin kıran Kafire zülfikar çalan Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Bedeutung: Ali, kurtuluşa ve ahiret mutluluğuna geçişin eşiğinde duran manevi koruyucu ve rehber olarak tasvir edilir. Ali, aşılması güç engelleri ortadan kaldıran olağanüstü güç ve kahramanlık sahibi olarak anlatılır. Ali’nin Zülfikar’la kötülüğe ve düşmanlığa karşı mücadele eden adalet ve yiğitlik temsilcisi olduğu ifade edilir. Anlatıcı, kahramanlık ve adalet imgelerinin merkezindeki Ali’yi manevi görünün kaynağı olarak tekrarlar.

Ozanın Hz. Ali’de simgelediği velâyet, iman ehlinin koruyuculuğu ve küfre karşı ilahî destekle galip gelişi ilkesi, bu ayetlerde Allah’ın dostlarının nur ve zafer üzere olmasıyla örtüşür:

MAİDE 5:56
Allah’ı, O’nun resulünü ve iman edenleri dost edinen / Allah’tan, O’nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır.
Similarity 0.4316 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayet genel bir dostluk ve taraftarlık ilkesine işaret ederken, deyiş bölümü Hz. Ali'nin Hayber ve Zülfikar gibi spesifik tarihsel/mitolojik kahramanlıklarına odaklandığından içerik olarak ilgisizdir.
BAKARA 2:257
Allah, iman sahiplerinin Veli’sidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennem halkıdır. Orada sürekli kalacaktır onlar.
Similarity 0.4703 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 15/100 · Ayet Allah'ın müminlerin velisi olmasını ve onları aydınlığa çıkarmasını anlatır; deyiş ise doğrudan Hz. Ali'nin savaşçı ve kapıcı sıfatlarını işlediği için anlam bağı çok zayıftır.
ALİ İMRAN 3:13
Yüz yüze gelen şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışıyordu; ötekisi küfre batmıştı. Allah yolunda çarpışanları, kafa gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah, öz yardımıyla dilediğini destekler. İşte bunda, gözleri olanlar için gerçek bir ibret vardır.
Similarity 0.4602 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Ayet savaş ve çatışma bağlamını içerse de, deyişle kurulan bağ yalnızca genel bir 'savaş/mücadele' temasına dayanmakta olup doğrudan bir ilke ilişkisi içermez.
BAKARA 2:244
Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, herşeyi duyar, herşeyi bilir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 20/100 · Ayet genel olarak Allah yolunda savaşmayı emreder, deyiş bölümü ise Hz. Ali'nin Hayber'deki rolü ve Zülfikar kullanmasını övdüğü için aradaki bağlantı yalnızca genel bir savaşçılık çağrışımıyla sınırlıdır.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, Hz. Ali’nin Hayber’de “kilit/kale kapısını kıran” olağanüstü kudretini Ehl-i Beyt geleneğinde velayet, yiğitlik ve ilahî yardımın mazharı oluşu anlayışıyla ilişkilendirir.
Üst üste iki zırh giymiş, iki kılıç kuşanmış ve başına iki sarık birden bağlamıştı. Elinde ise çatallı bir mızrak vardı. O ve Ali birbirlerine karşılıklı olarak birer darbe indirdiler. Ali bir darbe indirdi. Başının üzerine yerleştirdiği taş par- çasını ve miğferi parçaladı ve kafasını ikiye ayırdı. Kılıç azı dişlerine kadar batmıştı. Yahudiler savaşçıları Merhab'a olanları görünce, bozguna uğramış olarak kaleye geri döndüler ve kapıları üzerlerine kilitlediler. Ali (a.s) kapıya yöneldi ve kapıyı açıncaya kadar zorladı. İnsanların çoğu kalenin etrafındaki hendeğin öbür tarafında bulunuyorlardı ve onunla birlikte karşı tarafa geçmemişlerdi. Ali kalenin kapısını kavradı ve yerinden söktü. Onu hendeğin üzerine bir köprü gibi yerleştirdi. Ardından Müslümanlar kapının üzerinden karşı tarafa geçtiler. Kaleyi ele geçirip sayısız ganimetler elde ettiler.1 Rivayet edilir ki, daha sonra, Ali'nin tek başına yerinden söküp köprü gibi hendeğin üzerine koyduğu bu kapıyı yerinden oynatmak için birkaç kişi uğraşmışlarsa da kapıyı yerinden oynatamamışlar. İbn Amr şöyle der: Biz, yüce Allah'ın Hayber'i Ali (a.s) aracılığıyla bize açmasına şaşırmadık.
Hidayet Önderleri: İmam Ali – İmam Ali – d- Hudeybiye Barışı'nda153F Ali (a.s), s. 116 · Similarity 0.6255
KH_0009#4 · Sabahın seher vaktinde
Seite 67 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.96 · auto_approved
Çiskin dağlar başı çiskin Kul Himmet‟im oldu küskün Cümle yerden erden üstün Ali‟yi gördüm Ali‟yi
Bedeutung: Dağların sis ve yağışla örtülü görünümü, manevi yolculuktaki belirsizlik ve hakikate ulaşmanın güçlüğü olarak sezdirilir. Kul Himmet, manevi özlem veya karşılanmamış beklenti nedeniyle kırgın ve içe dönük bir ruh hâlini dile getirir. Ali’nin bütün mekânlardan ve erenlerden üstün tutulan yüce bir manevi konuma sahip olduğu belirtilir. Deyiş, Ali’nin manevi rehberlik, yiğitlik ve hakikatle özdeşleştirilen görüsünü son kez vurgulayarak tamamlanır.

Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.

Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
“Cümle yerden erden üstün Ali” sözü, İmam Ali’nin yoksulla özdeşleşen tevazusu, izzet-i nefsi ve ahlâkî yüceliğiyle Ehl-i Beyt geleneğinde örnek insan ve manevî rehber kabul edilmesine dayanır.
O, sazlıklardan kesilmiş kuru kamıştan yapılan derme çatma kulübelerde yaşayan çok sayıdaki yoksulların meskenlerinden daha yüksek bir yerde oturmayı kabul etmemişti. Aşağıdaki sözleri, onun hayat tarzının çarpıcı bir ifadesidir: Müminlerin çektiği acılara, zorluklara ortak olmadığım hâlde "Şu, Müminlerin Emiri'dir." denilmesini nasıl içime sindirebilirim?2 İzzet-i Nefsi Ali b. Ebu Talip yiğitliği, en göz kamaştırıcı anlamıyla, izzet-i nefsin her türlü görkemiyle temsil ediyordu. İzzet-i nefsin ve yüceliğin somut bir örneğiydi. Üstünlük, yiğitlik ruhunun en temel özelliklerindendir. Dolayısıyla bunlar İmam'ın karakteristik özellikleriydiler. Bu nedenle, kendisini incitmiş olsa bile, bir adama eziyet etmeyi asla hoş karşılamazdı. Bir adamın, canına kastettiğinden emin olsa bile, ona karşı saldırgan bir tutum takınmazdı. İzzet-i nefis sahibi olması hasebiyle, kendisini söven ve bu sövmeyi gelenek hâline getiren Emevîlere aynı şekilde karşılık vermeye yeltenmedi; onların düzeyine inmeye tenezzül etmedi... Tam tersine, arkadaşlarının Emevîler hakkında yakışıksız sözler söylemelerine engel oldu. Onlara şöyle diyordu:
Hidayet Önderleri: İmam Ali – İmam Ali – İMAM ALİ'NİN (a.s) KİŞİLİĞİNDEN GÖRÜNÜMLER, s. 37 · Similarity 0.5602
Prüfung bemängelt: reasoning_sound, ayet_relevant

Yocu oldum yola düştüm

KH_0010 · Seite 68 · 4 Tabellenzeile(n) · 4 offen

KH_0010#1 · Yocu oldum yola düştüm
Seite 68 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.94 · pending
Yocu oldum yola düştüm Yollarım Ali çağırır Bülbül oldum güle düştüm Dillerim Ali çağırır
Bedeutung: Konuşan, dünyasal bağlılıklardan ayrılarak manevi arayış ve dönüşüm yoluna girdiğini bildirir. Manevi yönelişin bütün yolları Alevi-Bektaşi yolunun temel şahsiyeti Ali’ye ve onun temsil ettiği hakikate yönelmektedir. Ruh, güzelliğin ve hakikatin simgesi olan sevgiliye duyduğu özlemle onun çevresinde dönen bülbül gibi tasvir edilir. Kişinin sözleri ve zikri sürekli olarak Ali’nin adını anarak manevi bağlılığını dışa vurur.

Ozanın yol, gül ve dil sembolleriyle dile getirdiği Ali adıyla irşad ve aşk içinde Hakk’a yöneliş ilkesi, bu ayetlerde Allah’a sarılma, O’nun adını anarak benlikten soyunma ve yüzü O’na teslim etme çağrısıyla örtüşür.

NİSA 4:175
Allah’a inanıp O’na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.
Similarity 0.4303 · gefunden über die Bedeutung
MÜZZEMMİL 73:8
Rabbinin adını an ve tebettül et, tüm benliğinle ona yönel.
Similarity 0.4557 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
LUKMAN 31:22
Güzel düşünüp güzel davranarak yüzünü Allah’a teslim eden, en sağlam kulpa yapışmıştır. İş ve oluşların sonu Allah’a varır.
Similarity 0.4336 · gefunden über die Bedeutung
NİSA 4:125
Güzellikler sergileyerek ve özü-sözü doğru bir halde İbrahim’in dinine uyarak yüzünü Allah’a teslim edenden daha güzel dinli kim olabilir! Allah İbrahim’i dost edinmişti.
Similarity 0.4403 · gefunden über die Bedeutung
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
“Yollarım/dillerim Ali çağırır” sözü, pasajdaki Allah’ı zikretme, nefsin şerrinden korunma ve doğru yola yönelme niyetiyle birleşerek Ehl-i Beyt öğretisindeki Ali’yi velâyet, irşad ve Hakk’a götüren manevi rehber olarak görme anlayışına dayanır.
Cehaletimden dolayı sana isyan ettim. Cehaletimden dolayı günah işledim. Cehaletimden dolayı seni anmayı unuttum. Ce haletimden dolayı dünyaya güvendim. Cehaletimden dolayı dün yanın süslerine aldandım. Sen, bana, benden daha çok acıyansın. Sen, beni benden daha iyi gözetensin. Beni bağışla ve merhamet et. Bildiğin günahlanma aldırma. Şüphesiz sen, en aziz ve en cö mertsin. Allah’ım! Beni, işlerin en doğrusuna yönelt ve nefsimin şerrinden koru. Allah’ım! Rızkımı genişlet. Ömrümü uzat. Günahlarımı bağışla. Beni dinine yardım edenlerden eyle. Yerime başkasını koyma. Ey Hannân! Ey Mennân! Ey Hayy! Ey Kayyûm! Kalbimi zik rin için boşalt. Allah’ım! Ey yedi göğün, yedi yerin, ikisinde ve aralarında bu lunanların Rabbi! Ey Seb'u’l-Mesânî ve yüce Kur’ân’ın Rabbi! Ey Cebrail, Mikâîl ve İsrafil’in Rabbi! Ey bütün meleklerin Rabbi! Ey nebilerin ve resûllerin sonuncusu olan Muhammed’in (s.a.a.) Rabbi! Muhammed’e ve Âl-i Muhammed’e salât ve selâm et. Beni kul larına kulluktan kurtar ve kolaylıkla, kifâyetle, kanaatle, sana te vekkülde gerçek bir yakînle sana ibadet etmeye muvaffak kıl. Allah’ım! Göğü, yeri, ikisinde ve aralarında bulunanlan ayakta tutan, kendisiyle dirileri öldürdüğün, ölüleri dirilttiğin, ecelleri saydığın, dağlan tarttığın, denizleri ölçtüğün, zelili aziz, azizi ze lil yaptığın, kendisiyle dilediğini yaptığın, bir şeye ol dediğin ve onun da olduğu yüce isminle istiyorum. GŞD
Sahîfe-i Aleviyye – İmam Ali – I, s. 264 · Similarity 0.4587
KH_0010#2 · Yocu oldum yola düştüm
Seite 68 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.88 · pending
Bir zaman türapta yattım Türlü çiçeklerden bittim Arı ile çok bal ettim Ballarım Ali çağırır
Bedeutung: Kişi bir dönem toprağa dönüşü, alçakgönüllülüğü ve nefsin sükûna ermesini temsil eden bir hâlde bulunmuştur. Kişi farklı tecrübelerden ve manevi hâllerden geçerek yeni bir canlılık ve olgunluk kazanmıştır. Mürşidi simgeleyen arının rehberliğiyle talip, kutsal hakikati ve manevi özü temsil eden balı elde etmiştir. Elde edilen manevi hakikat ve olgunluk Ali’nin temsil ettiği merkeze yönelerek anlam kazanır.

Ozanın topraktan çiçeğe, çiçekten bala uzanan devrini Ali zikriyle Rabb’e yönelişe bağlayan **dönüşüm, tecelli ve rıza ile asla dönüş ilkesi**, verilen ayetlerdeki yaratılışın şifalı hikmeti, gönlün takvayla arınması ve insanın hâlden hâle Rabbine dönmesi anlayışıyla örtüşür.

NAHL 16:69
“Sonra meyvaların her türünden ye de boyun bükerek Rabbinin yollarına koyul.” Onun karıncıklarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, insanlar için onda şifa vardır. Derin derin düşünen bir topluluk için, bunda kesin bir mucize var.
Similarity 0.4327 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
FECR 89:28
Dön Rabbine, razı etmiş ve razı edilmiş olarak.
Similarity 0.4323 · gefunden über die Bedeutung
HUCURAT 49:3
Allah resulünün huzurunda seslerini alçaltanlar var ya, onlar Allah’ın, gönüllerini takva için imtihan ettiği kişilerdir. Bir bağışlanma vardır onlar için, bir büyük ödül vardır.
Similarity 0.4523 · gefunden über die Bedeutung
ZÜHRUF 43:14
“Ve gerçekten biz, halden hale geçerek Rabbimize mutlaka döneceğiz.”
Similarity 0.4663 · gefunden über die Bedeutung
Yol öğretisi (Makâlât) (kein Ayet · yol)
Satır, toprağa düşüp çiçeğe ve bala dönüşen varlık imgesiyle, **Marifet kapısının aşk makamında** canın ilâhî nura erip her tecelliyi Ali/Ehl-i Beyt sevgisiyle dile getirmesine işaret eder.
7. Bölüm – Bu bölüm marifetin bilinen cevabını beyân eder. Şimdi, sözü bırakmayalım; bizim sözümüz canı beyan etmektir. Canın dirilmesine sebep dördüncü canın marifet, beşinci canın aşk olmasıdır. Nitekim, o ârifler sultanı, manâlar madeni ve şeyhler seyyidi Molla Sadeddin - Kaddesa'l-lahu sirrehu'l-aziz- buyurur ki: Ol cân ki aşktan olur/Bekası bin cân olur Kamu canlar ölünce/Hem o can diri kalır Aşk dirliğin alalım/Bu dirlikte kalalım Ölmez dirlik bulalım/Çün can dosta birikir. Resûl Hazreti Aleyhis-selâm buyurur: Ne zaman ki bir veli "yarabbi" dese, Hak Subhanehu Ta'âlâ "lebbeyk" sesini o velinin kulağına duyurur. O velinin "Yarabbi" demesiyle Allahu Ta'âlâ Hazretlerinin "lebbeyk" demesi arşta birleşir ve bu iki sözün arasında bir nur çıkar. O nurun parlamasından yedinci kat gökte renk renk çiçekler biter. Ta altıncı kat gök arası o çiçeklerin güzel kokusuyla dolar. Beşinci kat gök arası, amber; dördüncü kat gök arası misk; üçüncü kat gök arası, reyhan; ikinci kat gök arası, misk ve birinci kat gök arası gül kokusuyla dolar, âlem münevver olur (nurlanır). O zaman yedi katın melekleri birbirlerine müjde verirler ve şöyle seslenirler:
Makâlât – Hacı Bektaş Veli – 7. Bölüm – Bu bölüm marifetin bilinen cevabını beyân eder., s. 31 · Similarity 0.4701
KH_0010#3 · Yocu oldum yola düştüm
Seite 68 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.68 · pending
Bulut oldum göğe ağdım Yağmur oldum yere yağdım Coşkun coşkun ben kaynadım Sellerim Ali çağırır
Bedeutung: Kişi maddi ağırlıklardan sıyrılarak ruhsal yükseliş ve ilahi âleme yöneliş hâline geçmiştir. Kişi göksel bir lütuf gibi yeryüzüne dönerek varlıklara hayat ve bereket taşıyan bir hizmet hâline gelmiştir. İç dünyada yoğunlaşan aşk ve manevi heyecan, kişiyi durağanlıktan çıkarıp güçlü bir arayışa sürüklemiştir. İçte taşan manevi coşku ve duygu akışı Ali’nin adına yönelerek tek bir manevi merkezde birleşir.

Bu dizelerdeki varlığın rahmet gibi akıp benlikten geçerek Mevlâ’ya yönelmesi ilkesi, verilen ayetlerde Allah’a sarılma, O’nun adını anarak bütün varlıkla O’na yönelme ve geçici dünya bağlarını aşarak O’na varma çağrısıyla örtüşür.

NİSA 4:175
Allah’a inanıp O’na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.
Similarity 0.4682 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:14
Kadınlara, oğullara, altın ve gümüşten oluşturulmuş yığınlara, salma atlara, davarlara ve ekinlere tutkunlukların sevgisi, insanlar için süslenip püslenmiştir. Tüm bunlar geçici-iğreti hayatın nimetidir. Allah’a gelince, varılacak yerin en güzeli O’nun yanındadır.
Similarity 0.4544 · gefunden über die Bedeutung
MÜZZEMMİL 73:8
Rabbinin adını an ve tebettül et, tüm benliğinle ona yönel.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
HAC 22:78
Allah uğrunda ona yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim’in dinini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap’ta da “müslümanlar” diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın. O’dur sizin Mevla’nız. Ne güzel Mevla’dır O, ne güzel yardımcıdır O!
Similarity 0.4458 · gefunden über die Bedeutung
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
“Sellerim Ali çağırır” sözü, varlığın coşkunluk ve akış hâlinde hakikate yönelişini dile getirerek Hz. Ali’nin Ehl-i Beyt geleneğinde zühd, ibadet, ihlâs ve mânevî irşadın önderi kabul edilmesi öğretisine dayanır.
Şerh ettiğimiz şu kitap [Nehc'ül-Belâğa kitabı], fesahatte onunla yarışılmayacağının, belâgatte onunla boy ölçüşülemeyeceğinin kanıtıdır..." Ardından şunları söyler: "Dünyadan uzak durmaya gelince, o, zahitlerin lideridir; o, ermişlerin piridir. Ona doğru göçler yapılır. Çullar onun yanında silkilir. Hiçbir zaman bir yiyeceği doyasıya yemedi. İnsanlar arasında ondan daha fazla kuru yiyecekler ve kaba giysiler giyen bir başkası yoktu." "İbadet hususunda ise, insanların en çok namaz kılanı, en fazla oruç tutanı idi. Gece namazını, namazlardan sonra çekilen virtleri ve nafile ibadet maksadıyla geceleri kalkmayı ondan öğrendi insanlar. Şöyle bir tasavvur edin! Namaz virtlerini yerine getirmesi için, Sıffin Savaşı'nda ok vızıltısının ve yay gıcırtısının bütün sesleri bastırmasından dolayı Leylet'ulHerir1 diye isimlendirilen gecede bir seccade seriliyor ve o bu seccadenin üzerinde, namazını kılıyor, sonra virtlerini çekiyor. O sırada ayağının dibine oklar düşüyor, sağından solundan vızıldayarak uçuşuyordu. O bütün bunlara aldırmadan ibadetine devam ediyor, ibadî vazifesini tamamlamadan da yerinden kalkmıyor. Bunu tasavvur edebiliyor musunuz?" "Hz. Ali'nin dualarını, yakarışlarını incelediğin; bu dua ve yakarışlarda Allah'ı tazim edişleri, ululamaları, Allah'ın heybeti karşısında boyun eğişleri, izzeti karşısında kapıldığı huşûyu ve emre amadeliği düşünüp üzerinde durduğun zaman, nasıl bir ihlâstan fışkırdıklarını bilir, nasıl bir kalpten çıktıklarını ve nasıl bir dille ifade edildiklerini anlardın. Abitlik özelliğiyle belirginleşen Ali b. Hüseyin şöyle der: Benim ibadetimin dedemin ibadetinin yanındaki durumu, dedemin ibadetinin Resulullah'ın (s.a.a) ibadetinin yanındaki durumu gibidir..."
Hidayet Önderleri: İmam Ali – İmam Ali – İlmi, s. 50 · Similarity 0.5239
KH_0010#4 · Yocu oldum yola düştüm
Seite 68 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.94 · pending
Bu hana mihman gelmişim Kah ağlayıp kah gülmüşüm Bahr-i Umman‟a dalmışım Göllerim Ali‟ çağırır Kul Himmet‟im aşka düştü Aşk deryası boydan aştı Virdimiz Ali‟ye düştü Dillerim Ali çağırır
Bedeutung: Kişi dünyayı kalıcı yurt değil, Allah’ın gönderdiği insanın geçici olarak konuk olduğu bir mekân olarak görür. Kişi dünya hayatında acı ve sevinç arasında değişen sınamalardan geçerek insanlık hâllerini deneyimlemiştir. Kişi sınırsız ve derin bir manevi hakikat alanına girerek kendisini aşkınlık içinde aramıştır. İç dünyada biriken derin duygu ve idrak alanları Ali’nin adına yönelerek manevi bir merkez bulur. Şair Kul Himmet, insanı manevi arayışa sürükleyen derin sevgi ve bağlılık hâline girdiğini bildirir. İlahi sevginin yoğunluğu kişisel sınırları aşarak insanı bütünüyle kuşatan sınırsız bir hâle dönüşmüştür. Topluluğun sürekli tekrarladığı manevi anış ve niyaz Ali’nin adına yönelmiştir. Kişinin dili, bütün bu manevi tecrübelerin sonunda Ali’nin adını sürekli anarak bağlılığını ifade eder.

Ozanın dünyayı geçici bir konak, aşkı ise insanı benlikten geçirip ilâhî dönüşe taşıyan engin bir derya olarak anlatan **fenâ, zikr ve Hakk’a rücû ilkesi**, bu ayetlerde de dünya nimetlerinin geçiciliği, tüm benlikle Rabb’e yöneliş ve sonunda O’na dönüş hakikatiyle örtüşür.

MÜ’MİN 40:39
“Ey toplumum, şu iğreti dünya hayatı, geçici bir nimetlenmeden ibarettir. Ahiretse sürekli durulacak yurdun ta kendisidir.”
Similarity 0.5268 · gefunden über die Bedeutung
MÜZZEMMİL 73:8
Rabbinin adını an ve tebettül et, tüm benliğinle ona yönel.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
ZÜHRUF 43:14
“Ve gerçekten biz, halden hale geçerek Rabbimize mutlaka döneceğiz.”
Similarity 0.5044 · gefunden über die Bedeutung
ŞURA 42:36
Size verilen şeyler, şu iğreti hayatın nimetidir. İnanıp Rablerine tevekkül edenler için Allah katında bulunan ise daha hayırlı, daha kalıcıdır.
Similarity 0.5114 · gefunden über die Bedeutung
KEHF 18:109
De ki: “Rabbimin kelimeleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce deniz mutlaka biter. Bir o kadarını daha getirsek de yetmez.”
Similarity 0.4049 · gefunden über den Wortlaut
YUSUF 12:86
Dedi ki: “Ben, içimi doldurup taşan özlemimi, kederimi Allah’a arz ederim. Ve Allah’ın yardımıyla sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.”
Similarity 0.4116 · gefunden über den Wortlaut
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
“Bu hana mihman gelmişim” sözü, dünyanın geçici bir konak ve insanın yolcu oluşu anlayışıyla, pasajdaki dünya bağından sıyrılma ve nefsin faniliğini idrak ederek Hakk’a yönelme öğretisine dayanır.
İlahî! Gönüllerimiz, dünyayla dostluğa nasıl sevinebilir ki? İş lerimiz onun tufan/acılarmda nasıl iyileşebilir ki? Sevinçlerimiz onda nasıl halis olabilir ki? Yanılmalanmız/gururlarımız oyun ve eğlenceyle bize nasıl sahip olabilir ki? Ecellerin yaklaşmasıyla ka birlerimiz bizi çağırmaktadır. İlahî! Bizi yere yatıran çukurlann bize kazıldığı, ecellerin/kaderlerin elleriyle ihanetinin tuzaklarının örüldüğü, mecburiyetlerin/meşakkatlerin acılık yudumlarım bize yutturduğu, nefsin, yaşamının biteceğini bize gösterdiği bir diyarda nasıl sevinebili riz ki? İlahî! Nefsin hilesinin tuzaklarından sana sığınırız. Şeddini aşmak için senden yardım diliyoruz. Organlarımızı, şehvetinin memelerinden kesmeni istiyoruz. Karıştırma örtülerini kaldır manı istiyoruz. Cehaletinin zorluğuna karşı kalpleri seninle doğ rulturuz. İlahî! Yurtlar için sakinlerini ağır kayıpların felaketlerinden alıkoyman nasıl olur! Her yurtta kaderin paylarından bir pay bana düştü. İlâhî! Eğer orada iyilerle arkadaşlıktan korkuya düşürmezsen, nefislerimiz bu diyardan göçmekle acı duymayacaktır. İlâhî! Ey ihsânlann sahibi! Eğer bizi kendine yakmlaştınrsan, kardeşlerden ve yakınlardan ayrılmak bize ağır gelmez. İlâhî! Eğer uğursuzluk baykuşlarını iştiyâk pınarlarımızda uçurtmazsan, umut suyu eğlence akıntılarımızı kurutmaz.
Sahîfe-i Aleviyye – İmam Ali – Rahman ve Rahîm olan Allah’ın Adıyla, s. 73 · Similarity 0.5756

Gel benim derdime bir derman eyle

KH_0012 · Seite 69 · 5 Tabellenzeile(n) · 4 offen

KH_0012#1 · Gel benim derdime bir derman eyle
Seite 69 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.91 · pending
Gel benim derdime bir derman eyle Alemler derdine derman olan Şah Hükmümün üstüne bir ferman eyle Alemler hükmüne ferman olan Şah
Bedeutung: Söyleyen, kendi sıkıntısının ilahi yardım ve şefkatle giderilmesini dilemektedir. Şah, bütün varlıkların sıkıntılarını gideren ve zulme karşı iyilik ile doğruluğu gerçekleştiren kurtarıcı güç olarak yüceltilmektedir. Söyleyen, kendi iradesinin üzerine bağlayıcı ve üstün bir ilahi buyruğun gelmesini istemektedir. Şah, bütün varlık âlemleri üzerinde hüküm sahibi olan ve iradesi geçerli bulunan yüce otorite olarak tasvir edilmektedir.

Ozanın Şah Ali’yi dertlere derman, hükmü yürüyen manevi sığınak olarak çağırması, bu ayetlerde dile getirilen **darda kalana rahmetle yetişme ve sıkıntıyı giderme** ilkesiyle örtüşür.

NEML 27:62
Yoksa zorda kalan yalvardığında, onun imdadına yetişip sıkıntı ve kederi kaldıran, sizi yeryüzünün hükmedenleri kılan mı hayırlı? Allah’ın yanında bir ilah daha var mı!? Ne kadar da az ibret alıyorsunuz!
Similarity 0.5585 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, darda kalanların imdadına yetişen ve sıkıntıları gideren ilahi kudreti vurgulayarak deyişteki 'derde derman olan Şah' motifiyle doğrudan örtüşmektedir.
ENBİYA 21:84
Hemen cevap verdik ona, kendisindeki derdi kaldırdık. Tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatırlatma olarak, ona ailesini ve beraberlerinde benzerlerini de verdik.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Ayet, Eyüp peygamberin derdinin giderilmesini anlatması bakımından deyişteki 'derdime derman eyle' talebiyle doğrudan ilgili bir ilkeyi yansıtmaktadır.
YUNUS 10:107
Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kaldıracak olan başkası değil yine O’dur. O sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu reddedecek yoktur. Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir. Gafur’dur O, Rahim’dir.
Similarity 0.4348 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, zararı ve sıkıntıyı giderecek yegane varlığın Allah olduğunu belirterek deyişin ana teması olan derman arayışı ve şifa merciini doğrudan desteklemektedir.
SAD 38:42
“Ayağını yere vur. İşte yıkanacak bir yer, işte içilecek soğuk bir su!..” dedik.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Ayet, Eyüp peygamberin sıkıntısının çözümü için spesifik bir fiziksel eylemi anlatmakta olup, deyişin genel derman talebiyle yalnızca zayıf ve dolaylı bir bağ kurmaktadır.
KH_0012#2 · Gel benim derdime bir derman eyle
Seite 69 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.91 · pending
Bir ismi Seyyid‟dir bir ismi Ali Hak sana Murtaza dedi ya veli Şu dünyanın evvelisin ahiri Şu kevn ü mekanda sultan olan Şah
Bedeutung: Yüceltilen şahsiyet, biri soylu ve saygınlık bildiren Seyyid, diğeri Ali olmak üzere farklı adlarla anılmaktadır. İlahi gerçeklik, Ali’nin Murtaza adıyla anılan ve ermişlik niteliği taşıyan seçkin bir kişi olduğunu bildiren yüce kaynak olarak sunulmaktadır. Yüceltilen varlık, dünyanın başlangıcını ve sonunu kuşatan aşkın bir varlık olarak gösterilmektedir. Şah, oluş ve mekânın tamamında hüküm süren yüce yol ulusu ve manevi egemen olarak tanımlanmaktadır.

Ozanın Ali’yi Hakk’ın seçtiği veli ve manevi sultan olarak öven velâyet/ilâhî tevcih anlayışı, mülkün ve yüceliğin Allah’a ait olup dilediğini yükseltmesi ilkesiyle örtüşür.

NECM 53:25
Sonrası da öncesi de / ahiret de dünya da Allah’ındır.
Similarity 0.4338 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 95/100 · Ayet, deyiş bölümündeki 'dünyanın evvelisin ahiri' ifadesiyle doğrudan örtüşerek her iki alemin de Allah'a (ve bu bağlamda ilahi hakikate) ait olduğunu belirtmektedir.
BAKARA 2:255
Allah’tan başka ilah yok. Hayy’dır O, sürekli diridir; Kayyum’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça kim şefaat edebilir!.. O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!.. İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim’dir O, büyüklüğü sınırsızdır.
Similarity 0.5188 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Ayet içerisindeki 'Aliyy' sıfatı ile deyişteki 'Ali' ve 'sultan' kavramları arasında yüzeysel bir fonetik ve genel ululuk çağrışımı dışında doğrudan içerik bağı zayıftır.
MÜMİNUN 23:116
Yücelerden yücedir, o hak padişah olan Allah. İlah yok O’ndan başka. O şanlı arşın Rabbidir O.
Similarity 0.4594 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, deyişte geçen 'sultan olan Şah' ve hak padişahlık kavramını doğrudan destekleyen bir ilahi yücelik vurgusu içermektedir.
ALİ İMRAN 3:26
Şöyle yakar: “Ey mülkün Malik’i, sahibi olan Allahım! Sen mülk ve saltanatı dilediğine verir, mülk ve saltanatı dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltir aziz edersin, dilediğini alçaltır zelil kılarsın. İmkan, mal ve nimet senin elindedir. Sen, herşeye kadirsin.”
Similarity 0.4571 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 70/100 · Ayet, mülkün sahibi olma ve dilediğini yüceltme temasıyla deyişteki sultanlık ve ulu makam vurgusuyla dolaylı bir ilişki kurmaktadır.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, İmam Ali’ye “Evvel, Âhir” gibi ilahî isimlerin mazharı olarak kozmik bir velâyet atfetme anlayışına dayanır; pasajdaki bu sıfatlar ise Ehl-i Beyt öğretisinde zatî değil, Allah’a ait tecellîler olarak okunur.
Allah’ım! Sen Allah’sın. Sen Rahmânsın. Sen Rahimsin. Melik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Aziz, Cebbar, Mütekebbir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Hamîd, Mecîd, Mübdi, Muld, Vedûd, Şehîd, Kadîm, Alîyy, Sâdık, Rauf, Rahim, Şekûr, Gafûr, Aziz, Hakim, Zu’l-Kuw eti’l-Metîn’sin. Rakîb, Hafîz, Zu’l-Celâl ve’l-İkrâmsm. Azîm, Alîm, Ganî, Velî, Fettâh, Murtâh, Kâbîz, Bâsît, Adi, Vefî, Hakku’l-Mübin’sin. Hallâk, Rezzâk, Vehhâb, Tevvâb, Rabb, Vekil, Latîf, Habîr, Semî’, Basîr’sin. Deyyân, Muteâl, Karîb, Mücîb, Bâ’is, Vâris, Vâsi’, Bâkî, Hayy, ölmeyecek Dâim’sin. Kayyûm, Nûr, Gaffâr, Vâhid, Kahhâr, Ahad, doğurmamış, doğrulmamış ve dengi olma yan Samed’sin. Zu’t-Tavl, Muktedir, Allâmu’l-Guyûb, Bedi, Bedî’ Dâl, Tâhir, Mukît, Muğîs, Dâfi’, Râfi’, Dârr, Nâfi’, Mu’izz, Muzill, Mut’im, Mun’im, Müheymin, Mükrim, Muhsin, Mücmil, Hannân, Mufdil, Muhyî, Mümît, Fa’âlun limâ Yürîdsin. Ey mutlak mülk sa hibi! Dilediğine mülkü verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini aziz dilediğini zelil edersin. Haynn tamamı senin elindedir. Çünkü sen her şeye kadirsin.
Sahîfe-i Aleviyye – İmam Ali – Rahman ve Rahîm olan Allah’ın Adıyla, s. 36 · Similarity 0.5383
KH_0012#3 · Gel benim derdime bir derman eyle
Seite 69 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.94 · pending
Seyrangahım oldu arşın yücesi Düldül‟ün ıssısı Kanber hocası Server Enbiyanın Miraç gecesi Yedinci kat gökte arslan olan Şah
Bedeutung: Söyleyenin manevi seyir alanı, kozmik makamların en yücesine ulaşan aşkın bir görüş ve idrak ufkuna dönüşmüştür. Manevi önder, Düldül’ün sahibi ve Kanber’in hocası olarak Ali’ye bağlılık ve rehberlik ilişkileri içinde tasvir edilmektedir. Peygamberlerin önderi, manevi yükseliş gecesinin merkezindeki yüce rehber olarak anılmaktadır. Şah, en yüce kozmik makamda cesaret, koruyuculuk ve adalet kararlılığını taşıyan kudret olarak betimlenmektedir.

Ozanın burada dile getirdiği Ali’nin miraç, arş ve yedi kat gökle simgelenen yüce manevi makamı ilkesi, bu ayetlerde Allah’ın katındaki dereceler, arşın azameti ve seçkin kulların yüceltilmesi anlayışıyla örtüşür.

MEARİC 70:3
Yükselme boyutlarının / derecelerinin sahibi Allah’tandır o.
Similarity 0.4502 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Ayet, ilahi makamların yüceliğinden bahsetse de, deyişte geçen arş ve gök katı unsurlarıyla sadece zayıf bir kavramsal çağrışım kurmaktadır.
MÜMİNUN 23:86
Sor: “Yedi göklerin Rabbi ve o büyük arşın Rabbi kimdir?”
Similarity 0.4282 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, deyişte vurgulanan 'arşın yücesi' ve 'yedi kat gök' kavramlarıyla içerik ve tema bakımından doğrudan örtüşmektedir.
TEKVİR 81:20
Çok güçlüdür o elçi. Arş sahibinin katında saygındır.
Similarity 0.4323 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 50/100 · Ayet genel olarak arş sahibinin katından bahsetse de, deyişin Miraç ve Ali figürüyle olan özel bağını dolaylı olarak yansıtmaktadır.
MERYEM 19:57
Onu yüce bir mekana yükselttik.
Similarity 0.4212 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 60/100 · Ayet bir peygamberin yüce bir mekana yükseltilmesinden söz ettiği için, deyişteki Miraç temasıyla kısmen ve dolaylı bir ilgi kurmaktadır.
KH_0012#4 · Gel benim derdime bir derman eyle
Seite 69 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.96 · auto_approved
Musa‟nın asasın ejderha eden İsa‟ya ölüyü hem de dirilten Muhammed aşkına Zülfikar çalan Küfür yerlerini iman eden Şah
Bedeutung: Yüceltilen güç, Musa’nın asasını olağanüstü biçimde ejderhaya dönüştüren ilahi kudret olarak anlatılmaktadır. Yüceltilen kudret, İsa’ya ölüleri diriltme yetkisi veren hayat verici güç olarak sunulmaktadır. Şah, Muhammed’e duyulan sevgi ve bağlılık adına Zülfikar’la hakikati savunan savaşçı güç olarak gösterilmektedir. Şah, inkâr ve sapma alanlarını imana, doğruluğa ve hakikate dönüştüren kurtarıcı güç olarak tasvir edilmektedir.

Ozanın Şah Ali’de tecelli eden ilahî kudret ve velâyet anlayışı, verilen ayetlerde Musa’nın asası üzerinden açığa çıkan mucizevî tasarruf ilkesiyle örtüşür.

A’RAF 7:107
Bunun üzerine Musa, asasını yere attı; birden korkunç bir ejderha oluverdi o.
Similarity 0.5251 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 95/100 · Ayet, deyiş bölümünde geçen Musa'nın asasının ejderha olmasına dönüşmesini doğrudan ve birebir anlatmaktadır.
ŞUARA 26:32
O da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa korkunç bir ejderha oluvermiş.
Similarity 0.4907 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 95/100 · Ayet, deyiş bölümündeki Musa'nın asasının ejderha olma mucizesini doğrudan doğrulamaktadır.
A’RAF 7:117
Biz de Musa’ya şöyle vahyettik: “Hadi at asanı!” Bir de ne görsünler, asa, onların ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.
Similarity 0.4698 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Ayet Musa'nın asasıyla ilgilidir ancak deyişin vurguladığı ejderha olma halinden ziyade büyüleri yutması üzerinedir.
ŞUARA 26:45
Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, o onların hüner olarak ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.
Similarity 0.4645 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Ayet Musa'nın asasının mucizesini anlatsa da, deyişte geçen ejderha motifinden ziyade yutma eylemine odaklanmaktadır.
Peygamber kıssası (kein Ayet · peygamberler)
Satır, Musa’nın asasının ilâhî kudretle ejderha/yılan oluşması mucizesine gönderme yaparak Şah’ın iman dönüştürücü kudretini bu peygamberî tecellî üzerinden dile getirir.
Yaklaş bana!" buyurdu. "Ey Mûsâ! O sağ elindeki nedir?" diye sordu. Mûsâ Aleyhisselâm "O, benim Âsamdır." dedi. Yüce Allah: "Onunla, ne yaparsın?" diye sordu. Musa Aleyhisselâm: "Ona, dayanırım. Onunla, vurup ağaçtan, koyunlarıma yaprak dökerim. Onu, bana âid azık dağarcığımı, su tulumumu, üzerinde taşımak gibi hacetlerde de, kullanırım." dedi. Yüce Allah: "Ey Mûsâ! Onu, (elinden) bırak!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm, (elinden, yere) bırakınca, Asa, koşar bir yılan oluverdi! Asanın iki çatalı, yılanın ağzı, sivri ucu da, arkasında kuyruk şeklini aldı. Yılanın azı dişleri ise, titriyordu! Yüce Allah, onun, ne şekle girmesini, istemişse, o, o şekli almış bulunuyordu. Mûsâ Aleyhisselâm, onu, böyle korkunç bir halde görünce, tâkıb edemeyip geri döndü. Rabb'i, ona: "Ey Mûsâ! Beri gel, korkma! Biz, onu, eskiden olduğu gibi, Asa haline çevireceğiz!" buyurdu.' Mûsâ Aleyhisselâm, son derece korkmuş bir halde, geri dönüp gelince de, Yüce Allah:
Peygamberler Tarihi – MUSA VE HARUN ALEYHİSSELÂMLAR – Mûsâ Aleyhisselâmın İlâhî Tecellîye, Vahy'e Mazhar Ve Peygamber Oluşu:, s. 350 · Similarity 0.5066
KH_0012#5 · Gel benim derdime bir derman eyle
Seite 69 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.88 · pending
Kıl Himmet‟im eydür meydanda sırdım Her nereye baksam Ali‟yi gördüm Her seher vaktinde dilimde virdim Müminler dilinde ezber olan Şah
Bedeutung: Himmet, meydanın erkânı içinde kendisini sırrın ve manevi hakikatin taşıyıcısı olarak ifade etmektedir. Söyleyen, baktığı her yerde Ali’nin temsil ettiği hakikat ve manevi varlığın izini gördüğünü belirtmektedir. Söyleyen, her sabah dilinde tekrarladığı sürekli anma ve dua ile manevi bağlılığını canlı tutmaktadır. Şah, inananların ortak hafızasında ve dilinde sürekli anılan, imanla benimsenmiş manevi önder olarak sunulmaktadır.

Ozanın Ali’yi gönülde ve dilde daimî hazır bilip zikretmesi, bu ayetlerde müminlere öğretilen sürekli zikir, tesbih ve salihlerin adını yaşatma ilkesiyle örtüşür.

AHZAB 33:41
Ey iman edenler! Allah’ı çok anın.
Similarity 0.4578 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, deyişte geçen 'dilimde virdim' ifadesindeki Allah'ı ve Hz. Ali'yi sürekli anma (zikretme) pratikliğiyle doğrudan örtüşmektedir.
TAHA 20:34
“Seni çokça analım.”
Similarity 0.4174 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 80/100 · O'nu çokça anma vurgusu, deyişin 'dilimde virdim' ve 'ezber olan' ifadeleriyle içeriksel bir paralellik taşımaktadır.
FETİH 48:9
Allah’a ve resulüne inanasınız, O’nu destekleyesiniz, O’nu yüce bilesiniz ve sabah-akşam O’nu tespih edesiniz diye.
Similarity 0.4688 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayetin 'sabah-akşam tespih edesiniz' vurgusu, deyişteki 'her seher vaktinde' anma eylemiyle doğrudan ilgilidir.
SAFFAT 37:129
Sonrakiler içinde İlyas’ı hatırlatacak birşey de bıraktık.
Similarity 0.4628 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayet sadece anma/hatırlatma fiili üzerinden çağrışım yapsa da, deyişteki mistik zikir ve Şah vurgusuyla gerçek bir içerik bağı yoktur.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, her yerde Ali’yi görme ve onun adını vird edinme fikrini, pasajdaki gibi Ehl-i Beyt’in Hz. Peygamber’in soyundan gelen, ümmete hidayet ve manevî şahitlik eden önderler olduğu öğretisine dayandırır.
Nitekim İmam'ın (a.s) Mütevekkil'e sürekli nasihatte bulunmak, onu irşat etmek, ona öğüt vermek suretiyle onun bu tür düşüncelerden sıyrılmasını sağlamaya çalıştığını gözlemliyoruz. İbn Şehraşub, kendi rivayet zinciriyle Ebu Muhammed el-Fahham'dan şöyle rivayet etmiştir: Mütevekkil, İbn Cehm'e en iyi şairin kim olduğunu sordu. O da cahiliye döneminin ve İslâmi dönemin şairlerini sıraladı. Sonra Ebu'l-Hasan'a (a.s) sordu. O da, "En iyi şair, şu şiirin sahibi Hammanî'dir." dedi: Kureyş'ten bir topluluk bizimle övünme yarışına girdi Çekik yanakları ve uzun parmaklarıyla. Bu konuda tartıştığımız zaman bizim lehimize Onların aleyhine mabetlerden yükselen ses hüküm verdi. Sustuğumuzu görürsün, ama onlardan üstün olduğumuza Her camiden yükselen ses şahitlik eder. Çünkü Allah'ın Resulü Ahmed bizim dedemizdir Biz de onun doğmakta olan yıldızları andıran evlâtlarıyız. Mütevekkil, "Ey Ebu'l Hasan! Mabetlerden yükselen ses nedir?" dedi. Buyurdu ki: "Eşhedu en lâ ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden Resulullah.
Hidayet Önderleri: İmam Hadi – İmam Ali Hadi – İmam Hadi'nin Çağının Beklentileri, s. 169 · Similarity 0.5441

GAZEL 1

NES_0001 · Seite 4 · 9 Tabellenzeile(n) · 9 offen

NES_0001#1 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.93 · pending
Âlemde bu gün sencileyin yâr kimün var Ger var dir isen yoh dimezen var kimün var
Bedeutung: Bütün varlık içinde Muhammedî ve ilahî sevgiliyi temsil eden Gün gibi eşsiz bir sevgilinin bulunmadığı söylenir. Sevgiliye denk bir varlık bulunduğunu ileri süren kişinin bunu açıkça göstermesi istenir, çünkü böyle bir eşin olmadığı belirtilir.

Ozanın ilâhî yârin benzersizliğini ilan eden tevhid ve eşsizlik ilkesi, İhlâs ve Ayetü’l-Kürsî’de Allah’ın dengi olmayan, mutlak diri ve bütün varlığın sahibi oluşuyla örtüşür.

İHLAS 112:4
Hiç kimse onun dengi ve benzeri olmamıştır, olamaz.”
Similarity 0.5404 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:255
Allah’tan başka ilah yok. Hayy’dır O, sürekli diridir; Kayyum’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça kim şefaat edebilir!.. O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!.. İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim’dir O, büyüklüğü sınırsızdır.
Similarity 0.4817 · gefunden über die Bedeutung
NES_0001#2 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.97 · pending
Dildâr-ı mecâzî bulınur âşıka yüz min Benzer sana tahkîkda dildâr kimün var
Bedeutung: Hakikati arayan kişi için görünüşteki ve geçici sevgililerden sayısız örnek bulunabileceği söylenir. Gerçek ve kesin düzlemde, ilahî sevgiliye benzeyen başka bir sevgilinin bulunmadığı ileri sürülür.

Ozanın mecazî sevgililerin fâniliği karşısında Hak sevgilisinin eşsizliğini bildiren tevhid ve ilâhî aşk ilkesi, bu ayetlerde Allah’a hiçbir varlığın denk tutulamayacağı ve batıp gidenlerin gerçek sevgili olamayacağı hükmüyle örtüşür.

BAKARA 2:165
İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah’a eş tutarlar da onları Allah’ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah’a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah’ta bulunduğunu, Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!
Similarity 0.4754 · gefunden über die Bedeutung
EN’AM 6:76
Gece üstüne çökünce bir yıldız gördü de “işte Rabbim bu” dedi. Yıldız battığında ise “batıp gidenleri sevmem” diye konuştu.
Similarity 0.4683 · gefunden über die Bedeutung
NES_0001#3 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.72 · pending
Mahbûb kamer yüzlü boyı sidre yüküşdür Yanagları gül la‘l-i şeker-bâr kimün var
Bedeutung: Allah’ın sevgilisi olarak görülen mahbûb, ay yüzlü ve yüceliği göksel sınırları aşan bir varlık olarak tasvir edilir. Sevgilinin yüzü manevi güzelliği, sözleri ise tatlılık ve hayat veren lütfu temsil edecek biçimde eşsiz gösterilir.

Bu dizelerdeki ilâhî sevgilinin bütün güzellikleri aşan nur ve yücelik olarak tasviri, Allah’ın her türlü benzetmenin ötesindeki aşkınlığını ve âlemi aydınlatan nur oluşunu bildiren ayetlerle örtüşür.

İSRA 17:43
O hep tespih edilen, onların söylediklerinden çok uzak ve çok yüksek; hem de ölçüye sığmayacak kadar yüksek…
Similarity 0.5215 · gefunden über die Bedeutung
NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.503 · gefunden über die Bedeutung
NES_0001#4 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.93 · pending
Işkun gamına eylemişem gönlümi mahzen Bir munçılayın mehzen-i esrâr kimün var
Bedeutung: Şair, ilahî sevginin hüznünü gönlünde saklanan derin bir iç tecrübe ve manevi emanet hâline getirdiğini söyler. Şair, kendi gönlündeki sırlar hazinesi kadar derin ve yoğun bir manevi birikime sahip başka birinin bulunmadığını söyler.

Bu dizelerdeki gönlü ilâhî aşkın gam ve sırlarına mahzen kılma anlayışı, Yusuf’un kederini Allah’a arz eden irfanı ve Allah’a yönelen kalbin esas oluşunu bildiren ayetlerle örtüşür: ortak ilke, kalbin ilâhî huzurda sır ve tecellî mekânı oluşudur.

YUSUF 12:86
Dedi ki: “Ben, içimi doldurup taşan özlemimi, kederimi Allah’a arz ederim. Ve Allah’ın yardımıyla sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.”
Similarity 0.4755 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
KAF 50:33
Görmediği halde Rahman’dan ürperen ve Allah’a yönelik bir kalp getiren herkese…
Similarity 0.4626 · gefunden über die Bedeutung
NES_0001#5 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.82 · pending
İy nisbet iden yüzini gülzâra vü bâga Yüzi tek anun gülşen ü gülzâr kimün var Ayyâreleyin turrası menden gönül aldı Benzer sana bir turra-i tarrâr kimün var
Bedeutung: Sevgilinin yüzünü bahçe ve gül bahçesiyle karşılaştıran kişinin, onun güzelliğini tabiatın en seçkin imgeleriyle ölçmeye çalıştığı söylenir. Sevgilinin yüzü, bütün güzellikleri kendinde toplayan bir gül bahçesine benzetilir ve bunun eşi olmadığı söylenir. Sevgilinin hareketli ve çekici perçemi, şairin gönlünü bütünüyle kendine bağlayıp ondan almıştır. Sevgilinin gönülleri çalan perçemi kadar etkili ve çekici başka bir güzellik bulunmadığı belirtilir.

Ozanın ilâhî sevgilinin güzelliğini bütün gül bahçelerinden üstün tutup gönlü yalnız O’na bağlaması, Kur’an’daki yaratılış güzelliğinin Allah’a nispet edilmesi ve imanın Allah’a eşsiz, en güçlü sevgi olması ilkesine dayanır.

TEĞABÜN 64:3
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı; sizi biçimlendirdi ve görünüşlerinizi güzel yaptı. Yalnız O’nadır dönüş.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
RAHMAN 55:48
İkisi de çeşit çeşit ağaçlarla / bitkilerle doludur.
Similarity 0.4231 · gefunden über den Wortlaut
ŞUARA 26:134
Bahçeler, pınarlar.”
Similarity 0.4443 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:165
İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah’a eş tutarlar da onları Allah’ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah’a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah’ta bulunduğunu, Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NES_0001#6 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.94 · pending
Fâş eylemişem halka ene’l-hakkı vü Hak’dan Bir mencileyin âşık-ı berdâr kimün var
Bedeutung: Şair, hakikatle birleşme iddiasını ve Hak’tan gelen sırrı halkın önünde açıkça ilan ettiğini söyler. Şair, hakikati uğruna darağacına çıkmayı göze alan kendisi gibi fedakâr bir âşığın bulunmadığını ileri sürer.

Ozanın ene’l-hakkı açıkça ilan edip dara çekilmeyi göze alan âşık tavrı, ilâhî hakikati korkusuzca tebliğ etme ve Allah yolunda feda oluşun ölüm değil dirilik oluşu ilkesiyle bu ayetlerde doğrulanır.

HİCR 15:94
Emrolunduğum şeyi, kafalarını çatlatırcasına tebliğ et; şirke bulaşmışlara aldırma.
Similarity 0.4166 · gefunden über den Wortlaut
ALİ İMRAN 3:169
Allah yolunda öldürülmüş olanları ölüler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NES_0001#7 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 15 · Konfidenz 0.88 · pending
İy moncugı dürdâne sanan gevherüni bil Tâ kim bilesen lü’lü’-i şehvâr kimün var
Bedeutung: Kendi değerli cevherini sıradan bir boncuk sanan kişiye, özündeki gerçek kıymeti fark etmesi öğütlenir. İnsanın gerçek cevherin ve sultanlara layık incinin kime ait olduğunu ayırt etmesi istenir.

Ozanın sahte parıltıyla hakiki cevheri ayırt etmeyi öğütleyen **basiret ve marifet** ilkesi, Neml sûresinde de görünüşün ardındaki hakikatin ilâhî bilgiyle kavranıp benliğin teslimiyete yönelmesiyle dile getirilir.

NEML 27:40
Kendinde Kitap’tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: “Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm.” Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: “Rabbimin lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor. Esasında şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Rabbim Gani’dir, cömerttir.”
Similarity 0.5149 · gefunden über die Bedeutung
NEML 27:44
Ona denildi: “Köşke gir.” Melike onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki: “O, cilalı sırçadan yapılmış parlak bir avlu / zemindir.” Melike dedi: “Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman’la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oluyorum.”
Similarity 0.4922 · gefunden über die Bedeutung
NES_0001#8 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.91 · pending
Gerçi yanagı matla-ı envârdur anun Zülfi kimi bir matla-ı envâr kimün var
Bedeutung: Sevgilinin yanağı, manevi ışıkların doğduğu ve aydınlığın görünür hâle geldiği kaynak olarak tasvir edilir. Sevgilinin saçı gibi ışıkları ortaya çıkaran ve onun güzelliğine denk bir kaynak bulunmadığı söylenir.

Ozanın sevgilinin yanağını ve zülfünü nurun doğuş yeri sayan **ilâhî nurun tecellisi** anlayışı, bu ayetlerde nurun ışık üstüne ışık olarak parlaması ve yüzleri aydınlatmasıyla aynı manada dile getirilir.

NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.532 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
ABESE 80:38
Yüzler vardır o gün, pırıl pırıl.
Similarity 0.46 · gefunden über die Bedeutung
NES_0001#9 · GAZEL 1
Seite 4 · Verszeile 19 · Konfidenz 0.88 · pending
Tâtara saçun tozını tüccâr ile gönder Tâ kim bileler nâfe-i Tâtâr kimün var Cân ile cihân yâre fedâ kıldı Nesîmî Anun kimi bir yâr-ı vefâdâr kimün var
Bedeutung: Sevgilinin saçından kalan en küçük izin bile uzak diyarlara gönderilecek kadar değerli ve etkileyici olduğu anlatılır. Uzak diyarlardaki insanların bile bu eşsiz misk kokusunun hangi sevgiliden yayıldığını öğrenmesi amaçlanır. Nesîmî, canını ve bütün dünyaya ait bağlılıklarını ilahî sevgili uğruna feda ettiğini bildirir. Nesîmî’nin bağlandığı sevgili kadar sadık ve güvenilir başka bir ilahî sevgilinin bulunmadığı söylenir.

Ozanın ilâhî sevgilinin nişanesiyle tanınan hakikate canı ve cihanı feda ederek teslim olma ilkesi, Yusuf’un kokusunun uzaktan duyulması ile kurban ve teslimiyet ayetlerinde aynı manada dile getirilir.

YUSUF 12:94
Kervan oradan ayrılınca, öte yandan babaları şöyle seslendi: “Yemin olsun, ben Yusuf’un kokusunu duyuyorum. Umarım bana bunaklık isnat etmezsiniz.”
Similarity 0.4315 · gefunden über die Bedeutung
HAC 22:34
Biz her ümmet için bir kurban yeri / bir kurban kesme tarzı belirlemişizdir ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üstüne Allah’ın ismini ansınlar. Sizin tanrınız birtek tanrıdır; o halde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllü, saygılı kişileri muştula.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
SAFFAT 37:103
Böylece ikisi de teslim olup İbrahim onu alnı üzerine yatırınca,
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NEML 27:44
Ona denildi: “Köşke gir.” Melike onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki: “O, cilalı sırçadan yapılmış parlak bir avlu / zemindir.” Melike dedi: “Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman’la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oluyorum.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe

GAZEL 4

NES_0003 · Seite 10 · 6 Tabellenzeile(n) · 6 offen

NES_0003#1 · GAZEL 4
Seite 10 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.90 · pending
Nigârum dilberüm yârüm enîsüm mûnisüm cânum Refîküm hem-demüm ömrüm revânum derde dermânum
Bedeutung: Konuşan kişi, sevgiliyi kendisine yakınlık veren, gönül yoldaşlığı eden ve hayatının özü olan ilahî varlık olarak över. Sevgili, insanın hayat boyunca eşlik eden ruhsal yoldaşı ve bütün sıkıntılarına şifa veren kaynak olarak gösterilir.

Bu dizelerdeki sevgiliyi can yoldaşı, sığınak ve derde derman bilen velâyet anlayışı, Bakara ve Mâide’de iman edenlerin Allah, Resul ve müminlerle kurduğu nurlandırıcı gönül dostluğu ilkesiyle örtüşür.

MAİDE 5:55
Sizin gönül dostunuz Allah’tır, O’nun resulüdür, bir de rüku eder bir halde namazı kılıp zekatı vererek iman edenlerdir.
Similarity 0.482 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:257
Allah, iman sahiplerinin Veli’sidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennem halkıdır. Orada sürekli kalacaktır onlar.
Similarity 0.4563 · gefunden über die Bedeutung
NES_0003#2 · GAZEL 4
Seite 10 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.91 · pending
Şehüm mâhum dil-ârâmum hayâtum dirligüm rûhum Penâhum maksadum meylüm medâru fikrüm ü cânum
Bedeutung: Sevgili, gönle huzur veren, hayatı anlamlandıran ve varoluşa ruh kazandıran yüce merkez olarak tasvir edilir. Bütün sığınma, yönelme, düşünme ve yaşama gücü tek bir ilahî merkeze bağlanır.

Ozanın sevgiliyi hayatın, canın, sığınağın ve bütün yönelişlerin merkezi sayan tevhidî bağlılık anlayışı, İhlâs ve Bakara ayetlerinde Allah’ın Hayy, Kayyûm ve Samed olarak tüm varlığın dayanağı ve nihaî maksadı oluşuyla örtüşür.

İHLAS 112:2
Allah’tır; Samed’dir / tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir.
Similarity 0.5067 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:255
Allah’tan başka ilah yok. Hayy’dır O, sürekli diridir; Kayyum’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça kim şefaat edebilir!.. O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!.. İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim’dir O, büyüklüğü sınırsızdır.
Similarity 0.4964 · gefunden über die Bedeutung
NES_0003#3 · GAZEL 4
Seite 10 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.93 · pending
Kamer-çehrem perî-ruhum zarîfüm şûhum u şengüm Semen-bûyum gül-endâmum zehî serv-i gülistânum
Bedeutung: Sevgilinin yüzü aydınlık, görünüşü büyüleyici, tabiatı zarif, canlı ve neşeli bir güzellik olarak yüceltilir. Sevgili, güzel kokusu, zarif bedeni ve dik duruşuyla manevi güzelliğin açıldığı ideal bir bahçe gibi anlatılır.

Ozanın sevgilide topladığı zarafet, güzellik ve gönül çekiciliği ilkesi, Rahman ve Vakıa sûrelerinde övülen güzel ve cilveli dilber tasviriyle mana bakımından örtüşür.

RAHMAN 55:70
İçlerinde iyi mi iyi, güzel mi güzel hanımlar var.
Similarity 0.502 · gefunden über die Bedeutung
VAKIA 56:37
Yaşıt cilveli dilberler halinde,
Similarity 0.477 · gefunden über die Bedeutung
NES_0003#4 · GAZEL 4
Seite 10 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.88 · pending
Latîfüm nâzüküm hûbum habîbüm turfe mahbûbum Hicâzum Kâbe vü Tûrum behiştüm hûr u rıdvânum
Bedeutung: Sevgili, incelik, zarafet, eşsiz güzellik ve gönülden sevilen yakınlıkla tanımlanan benzersiz bir varlıktır. Sevgili, insanın yöneldiği kutsal merkez, ilahî tecellinin mekânı ve manevi huzurla tamamlanan vuslat hedefi olarak sunulur.

Ozanın sevgiliyi Kâbe, Tûr ve cennet güzellikleriyle özdeşleştiren methiyesindeki **ilahî tecellinin kıble ve sığınak oluşu** ilkesi, bu ayetlerde Beytullah’ın âlemler için bereket ve hidayet merkezi, yalnız Allah’a yönelişin temiz makamı kılınmasıyla örtüşür.

ALİ İMRAN 3:96
Şu bir gerçek ki, alemlere bir bereket kaynağı ve yol gösterici halinde insanlar için kurulan ilk ev Mekke’dekidir.
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: die Ehl-i-Beyt-Auslegung verbindet diesen Vers mit der genannten Gestalt
HAC 22:26
Bir zamanlar İbrahim için, Beytullah’ın yerini, şöyle diyerek hazırlamıştık: Bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rüku-secde edenler için temizle.
Similarity 0.4382 · gefunden über den Wortlaut
NES_0003#5 · GAZEL 4
Seite 10 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.82 · pending
Gülüm reyhânum eşcârum abîrüm anberüm ûdum Dürüm mervâridüm kânum akîküm la‘l ü mercânum Dil-efrûzum vefâdârum ciger-sûzum cefâkârum Hudâvendüm cihândârum emîrüm şâh u sultânum
Bedeutung: Sevgili, gönlü ferahlatan çiçek, ağaç ve güzel koku imgeleriyle çevresine güzellik ve hoşluk yayan manevi bir varlık olarak övülür. Sevgili, nadir ve değerli cevherlerle özdeşleştirilerek varlığın en kıymetli ve vazgeçilmez hazinesi olarak gösterilir. Sevgili, gönlü aydınlatan ve vefa gösteren olduğu kadar ayrılık ve sınanma acısını da derinleştiren güçlü bir bağlılık odağıdır. Sevgili, bütün varlığın sahibi ve yöneticisi, aynı zamanda zulmü kaldıran hakikat ve iyilik gücü olan yüce hükümdar şeklinde tasvir edilir.

Bu dizelerdeki sevgiliyi hayatın, nurun, velâyetin ve mutlak hükümranlığın kaynağı bilme anlayışı, Kur’an’ın Allah’ı Hayy-Kayyûm, Nur, Melik ve kulun dünyada-ahirette Velîsi olarak tanıtmasıyla örtüşür.

HAŞR 59:23
Öyle Allah ki O, ilah yok O’ndan gayrı. Melik, Kuddus, Selam, Mümin, Müheymin, Aziz, Cebbar, Mütekebbir. Allah, onların ortak koşmalarından yücedir, arınmıştır.
Similarity 0.4383 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:255
Allah’tan başka ilah yok. Hayy’dır O, sürekli diridir; Kayyum’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça kim şefaat edebilir!.. O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!.. İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim’dir O, büyüklüğü sınırsızdır.
Similarity 0.4389 · gefunden über die Bedeutung
NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.4488 · gefunden über die Bedeutung
YUSUF 12:101
“Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve düşlerin yorumundan bana bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Benim dünyada da ahirette de Veli’m sensin. Beni müslüman olarak öldür ve beni barış ve iyilik sevenler arasına kat.”
Similarity 0.4526 · gefunden über den Wortlaut
NES_0003#6 · GAZEL 4
Seite 10 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.86 · pending
Çerâğum şemüm ü nûrum ziyâ’um yılduzum şemsüm Hezârum bülbülüm kebküm Nesîmî yahşı elhânum
Bedeutung: Sevgili, karanlığı gideren ışık kaynaklarının tamamı olarak insanın yolunu aydınlatan ilahî rehberlik makamında gösterilir. Konuşan kişi kendisini sevgilinin çevresinde öten, neşeyle hareket eden ve güzel ezgiler söyleyen bir âşık olarak sunarken Nesîmî adını mahlas olarak kullanır.

Ozanın sevgiliyi çerağ, nur, yıldız ve güneş diye övmesindeki **ilahî nurun bütün varlığı aydınlatan ve hidayete ulaştıran kaynak oluşu** ilkesi, bu ayetlerde de aynı şekilde dile getirilir.

NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.5558 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
ŞURA 42:52
İşte böylece, sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe

GAZEL 5

NES_0004 · Seite 11 · 8 Tabellenzeile(n) · 1 ohne Zuordnung · 7 offen

NES_0004#1 · GAZEL 5
Seite 11 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.86 · pending
Nûşîn lebinün lâli lâli lebinün nûşîn Şirin severem cândan cândan severem şîrin
Bedeutung: Sevgilinin dudakları tatlılık ve yakut gibi değerli bir güzellikle tasvir edilir. Sevilen varlığa duyulan sevgi, insanın canından ve bütün benliğinden gelen içten bir bağlılık olarak anlatılır.

Ozanın sevgilinin lâl dudaklarında tecelli eden güzelliğe canından bağlanışı, Rahmân sûresindeki yakut ve mercan benzetmesiyle 5:54’te bildirilen karşılıklı ilahî sevgi ve lütuf ilkesiyle örtüşür.

RAHMAN 55:58
Sanki yakut onlar, sanki mercan…
Similarity 0.5094 · gefunden über die Bedeutung
5:54
Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kafirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın dilediğine sunduğu bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, herşeyi bilir.
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: Hacı Bektaş ordnet diesen Vers einer Stufe des Yol zu (Makâlât)
NES_0004#2 · GAZEL 5
Seite 11 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.82 · pending
Hûrî yüzüni görse görse yüzüni hûrî Miskîn olur ol hayrân hayrân olur ol miskîn
Bedeutung: Sevgilinin yüzü, cennet güzelliğinin ölçüsü sayılan hûrî güzelliğini bile geride bırakacak bir parlaklıkta gösterilir. İlahî güzellik karşısında kişi kendi varlık iddiasını yitirerek yokluk bilincine ve hayranlık hâline ulaşır.

Ozanın Şah cemalinde tecelli eden nura hayran olup miskinleşmeyi anlattığı **ilâhî nur karşısında hayret ve huşû ilkesi**, Nur 24:35’in hidayete sevk eden nur anlayışı ve İsrâ 17:109’un huşûyu artıran secde tasviriyle örtüşür.

NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
İSRA 17:109
Ağlayarak çeneleri üstü kapanıyorlar; o onların huşuunu artırıyor.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NES_0004#3 · GAZEL 5
Seite 11 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.86 · pending
Tûbâ kadini yârün yârün kadini Tûbâ Temkîn kıluram cândan cândan kıluram temkîn Hüsnün tutar âfâkı âfâkı tutar hüsnün Tahsîn idedür hurşîd hurşîd idedür tahsîn
Bedeutung: Sevgilinin boyu, cennetteki Tûbâ ağacının ve ilahî huzurdaki sükûnun güzelliğiyle özdeşleştirilir. Söyleyen, bütün canıyla Allah yolunda kararlı olmayı ve dünyaya yönelişi bırakmayı benimsediğini bildirir. Sevgilinin güzelliği bütün ufukları kuşatan ve varlık alanını dolduran evrensel bir nitelik olarak sunulur. Güneş bile sevgilinin güzelliğini överek onun ışığının kendi parlaklığını aştığını kabul eder.

Ozanın Şah’ın cemâlinde âfâkı kuşatan ilahî nuru ve vuslat yönelişini övmesi, bu ayetlerdeki kulun yalnız Rabbine yönelmesi ve Allah’ın nuruyla dosdoğru yola erişmesi ilkesiyle örtüşür.

İNŞİRAH 94:8
Ve yalnız Rabbine yönelip doğrul.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
ALİ İMRAN 3:8
Ey Rabbimiz! Bizi doğruya ve güzele yönelttikten sonra kalplerimizi bozup eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla. Sen, yalnız sen Vahhab’sın, bol bol bağışta bulunansın.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NİSA 4:175
Allah’a inanıp O’na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.5268 · gefunden über die Bedeutung
NES_0004#4 · GAZEL 5
Seite 11 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.88 · pending
Devr-i kameri yüzün yüzün devr-i kameri Pür çîn girih-i zülfün zülfün girihi pür çîn
Bedeutung: Sevgilinin yüzü, ayın döngüsel ve aydınlatıcı görünümüyle bir tutulup kozmik güzelliğin merkezi hâline getirilir. Sevgilinin kıvrımlı saçları, güzelliğin çekiciliğini ve hakikate ulaşmadaki örtülü, dolaşık yolu ifade eder.

Ozanın yüzü ayın devrine, zülfü ise onun eğri ve kıvrımlı seyrine benzeterek dile getirdiği ilahî cemalin kozmik tecellisi ilkesi, Yâsîn ve Nûh sûrelerinde ay ile güneşin yaratılmış nur ve düzen içinde birer güzellik ve kudret nişanesi kılınmasıyla örtüşür.

YASİN 36:39
Ay’a gelince, biz onun için de bir takım durak noktaları / bir takım evreler belirledik. Nihayet o, eski hurma sapının eğrilmişi gibi geri döner.
Similarity 0.4557 · gefunden über die Bedeutung
NUH 71:16
“Ve Ay’ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş’i bir kandil haline getirdi.”
Similarity 0.4603 · gefunden über die Bedeutung
NES_0004#5 · GAZEL 5
Seite 11 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.91 · auto_approved
Kuçmış bilini her dem her dem bilini kuçmış Zerrin kemer-i nâzük nâzük kemer-i zerrîn
Bedeutung: Sevgilinin beli sürekli kucaklanmış olarak anlatılarak yakınlık ve ayrılmaz bağ duygusu öne çıkarılır. Sevgilinin ince beli, zarafet ve değer ifade eden altın bir kemerle kuşatılmış olarak betimlenir.

Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.

Prüfung bemängelt: reasoning_sound, ayet_relevant
NES_0004#6 · GAZEL 5
Seite 11 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.87 · pending
Şâhâ yüzünüz ayı ayı yüzünüz şâhâ Rengin çü gül-i ahmer çü gül-i ahmer rengîn
Bedeutung: Sevgilinin yüzü, hükümdarane yüceliğiyle birlikte ayın aydınlığına ve parlaklığına benzetilir. Sevgilinin yüzünün rengi, kırmızı gülün güzelliği ve canlılığıyla hakikatin görünür hâle gelmesini çağrıştırır.

Bu dizelerdeki Şah’ın cemalinde ay, güneş, gül ve nur olarak tecelli eden ilahî güzelliği seyretme ilkesi, Nur 24:35 ve Nuh 71:16’nın kâinattaki ışığı Allah’ın nuruna işaret eden bir tecelli kılmasıyla örtüşür.

NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.4575 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
NUH 71:16
“Ve Ay’ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş’i bir kandil haline getirdi.”
Similarity 0.4309 · gefunden über die Bedeutung
NES_0004#7 · GAZEL 5
Seite 11 · Verszeile 15 · Konfidenz 0.94 · pending
Her kim yüzüni görmez görmez yüzüni her kim Çendîn çeker ol hicrân hicrân çeker ol çendîn
Bedeutung: Sevgilinin yüzünü görmeyen kişi, hakikatin tecellisinden ve onun sağladığı manevi yakınlıktan mahrum kalır. Sevgiliden uzak kalan kişi, derin ve uzun süren bir ayrılık acısı yaşar.

Ozanın dile getirdiği ilahî cemalden ve zikrinden uzak kalmanın doğurduğu derin hicran ilkesi, Zühruf’taki yüz çevirişin manevî mahrumiyeti ve Yusuf’taki ayrılık acısıyla örtüşür.

ZÜHRUF 43:36
Kim Rahman’ın Zikri’ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de ona can yoldaşı olur.
Similarity 0.4647 · gefunden über die Bedeutung
YUSUF 12:84
Ve yüzünü onlardan öteye döndürdü de şöyle inledi: “Ey Yusuf’a duyduğum gam, neredesin!” Ve kederden gözlerine ak düştü. Durmadan yutkunuyordu.
Similarity 0.4673 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
NES_0004#8 · GAZEL 5
Seite 11 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.84 · pending
Buldı Nesîmî vaslı vaslı Nesîmî buldı Üstün kamudan sözi sözi kamudan üstün
Bedeutung: Nesîmî, aradığı sevgiliye kavuşmayı ve hakikatle birleşme hâlini bulmuş kişi olarak gösterilir. Nesîmî’nin sözü, diğer bütün sözlerden üstün tutularak onun hakikate dayalı irfanını ve ifade gücünü öne çıkarır.

Bu dizelerdeki Nesîmî’nin vuslata ermiş, sözü hikmetçe herkesten üstün kişi oluşu anlayışı, Sad 38:40 ve Kamer 54:5’in bildirdiği ilahî yakınlık, güzel makam ve doruk hikmet ilkesiyle örtüşür.

SAD 38:40
Ve gerçekten, katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir geleceği vardı.
Similarity 0.4016 · gefunden über die Bedeutung
KAMER 54:5
Doruk noktaya çıkmış, isabetli tartışmasız bir hikmettir o. Ama uyarılar yarar sağlamıyor.
Similarity 0.4033 · gefunden über die Bedeutung

GAZEL 6

NES_0005 · Seite 13 · 7 Tabellenzeile(n) · 1 ohne Zuordnung · 5 offen

NES_0005#1 · GAZEL 6
Seite 13 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.94 · pending
Yüzün âyine-i ehl-i safâdur Sözün bu derdüme her dem devâdur
Bedeutung: Senin yüzün, gönlü arınmış kişilerin içsel saflığını ve hakikate yönelişini yansıtan bir aynadır. Senin sözün, gönül sıkıntısını sürekli gideren manevi bir şifa kaynağıdır.

Bu dizelerdeki Hakk’tan gelen sözün gönül derdine şifa olması ilkesi, Yunus ve İsrâ sûrelerinde Kur’an’ın müminler için şifa, rahmet ve hidayet oluşuyla örtüşür.

YUNUS 10:57
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, inananlara bir kılavuz ve bir rahmet geldi.
Similarity 0.5334 · gefunden über die Bedeutung
İSRA 17:82
Biz Kur’an’dan, inananlar için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin yıkımını artırmaktan başka katkı sağlamıyor.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NES_0005#2 · GAZEL 6
Seite 13 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.84 · pending
Boyun Tûbâ la’lündür âb-ı Kevser Şarâb-ı la’lünüz nutk-ı Hudâdur
Bedeutung: Sevgilinin boyu cennet huzurunu, dudakları ise ilahi ikram ve manevi içimi simgeler. Sevgilinin yakut renkli dudaklarından çıkan söz, insanı manevi coşkuya ulaştıran ilahi kelam olarak tasvir edilir.

Bu dizelerdeki mürşidin sözünde ilâhî kelâmı ve yüzünde cennetî rahmeti tanıma ilkesi, Yâsîn ve Tûr sûrelerinde Rabbin selâmı ile günahsız, hikmetli cennet kadehinin tecellisiyle örtüşür.

YASİN 36:58
Rahim Rab’den bir de sözlü selam…
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
TUR 52:23
Orada bir kadeh tokuştururlar ki, içinde ne bir boş laf var ne de günaha sokuş.
Similarity 0.5453 · gefunden über den Wortlaut
NES_0005#3 · GAZEL 6
Seite 13 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.94 · pending
Kaşun mihrâbına aynun imâmı Kılur men secdeyi bi’llâh revâdur
Bedeutung: Sevgilinin kaşları ibadet yönünü belirleyen mihraba, gözleri de bu yönelişe öncülük eden imama benzetilir. Konuşan kişi, sevgilinin manevi makamını ilahi izin ve hakikat anlayışı içinde secdeye layık görür.

Bu dizelerdeki Hakk’ın tecelli ettiği kıbleye yönelme ve secdeyle yakınlaşma anlayışı, Kur’an’ın ilahî kıbleye dönme ve Allah’a secde ederek yaklaşma hükmüyle örtüşür.

BAKARA 2:144
Biz senin, yüzünü habire göğe doğru çevirdiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.
Similarity 0.4758 · gefunden über die Bedeutung
ALAK 96:19
Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NES_0005#4 · GAZEL 6
Seite 13 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.87 · pending
Saçun el-fakru fahridür fakîre Sevâdü’l-vechi fî-dâri’l-bekâdur Sıfâtun Hak kelâmı zâhir oldı Ki zâtun mebde’i her dü serâdur
Bedeutung: Sevgilinin saçı, maddi ve nefsani bağımlılıklardan özgürleşen fakir için manevi yoksunluğun bir onur olduğunu anlatır. Yüzün karalığı, geçici görünüşün ötesinde beka yurduyla ilişkilendirilen kalıcı bir manevi anlam olarak sunulur. Senin niteliklerin, ilahi gerçekliğin ve kelamının görünür hâle gelmesi olarak açıklanır. Senin özün, dünya ve ahiret olarak anlaşılan iki âlemin başlangıcı ve temel kaynağıdır.

Bu dizelerdeki fakr, tevazu ve fânî dünya süsünden yüz çevirip Hakk’a bağlanma ilkesi, verilen ayetlerin Allah’ın velâyetine, zikrine, kalıcı rızkına ve mutlak ilmine yönelmeyi emretmesiyle örtüşür.

12:101
“Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve düşlerin yorumundan bana bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Benim dünyada da ahirette de Veli’m sensin. Beni müslüman olarak öldür ve beni barış ve iyilik sevenler arasına kat.”
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: Hacı Bektaş ordnet diesen Vers einer Stufe des Yol zu (Makâlât)
KEHF 18:28
Benliğini, sabah-akşam yüzünü isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma. Ve sakın, kalbini bizim Zikrimiz’den / bizi anmaktan gafil koyduğumuz, boş arzularına uymuş kişiye boyun eğme. Böylesinin işi hep aşırılıktır.
Similarity 0.4951 · gefunden über die Bedeutung
TAHA 20:131
Onlardan bazı çiftlere, kendilerini imtihan etmek için iğreti hayatın süsü olarak sunduğumuz nimetlere, gözlerini dikme, Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem daha süreklidir.
Similarity 0.4711 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:32
Dediler ki: “Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim’sin, herşeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakim’sin, herşeyin bütün hikmetlerine sahipsin.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
NES_0005#5 · GAZEL 6
Seite 13 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.86 · auto_approved
Cemâlün tân ider cennetde hûra Cihânda her ne var şâh u gedâdur
Bedeutung: Senin güzelliğin, cennetteki hurilerin bile kıskanacağı üstün bir güzellik olarak yüceltilir. Dünyadaki bütün insanlar ve varlıklar, makamları farklı olsa da şahlık ile yoksulluk arasındaki toplumsal çeşitlilik içinde gösterilir.

Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.

Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, dünya makamı ve güzelliğinin geçiciliğini ima ederek Ehl-i Beyt öğretisindeki kanaat, takvâ ve ahireti dünyaya satmama ilkesine dayanır.
Kendini insan için güzel gösteren dünya, kötü bakışın çirkin gördüğü ahiretin yerini alamaz. Bütün gayretiyle dünyada yüce makamlara erişen mağrur kimse, ahiretten en küçük bir nasip elde eden kimse gibi değildir.1 371- İslâm'dan daha yüce bir şeref, takvadan daha izzetli bir izzet, veradan (haram ve şüpheli şeylerden kaçınmaktan) daha güzel bir sığınak, tövbeden daha çok kurtarıcı bir şefaatçi, kanaatten daha zengin bir hazine ve rızka razı olmak kadar da fakirliği gideren bir mal yoktur. Kifayet edecek kadarıyla yetinen sürekli rahatlığa erer, esenliğe kavuşur. Dünyaya rağbet ise meşakkatin (veya bitkinliğin) anahtarı ve sıkıntının bineğidir. Hırs, kibir ve haset insanı günaha düşmeye çağıran şeylerdir; şer (kötülük) ise tüm çirkinlikleri toplayandır.2 372- Cabir b. Abdullah el-Ensari'ye şöyle buyurdu: Ey Cabir! Din ve dünyanın kıvamı, dört şeyle ayakta durur: İlmiyle amel eden âlim, öğrenmekten çekinmeyen cahil, iyilik ve ihsan etmekte cimrilik etmeyen cömert, ahiretini dünyası için satmayan fakir. Âlim ilmini zayi ederse, cahil de öğrenmekten kaçınır. Zengin iyilik yapmada cimri davranırsa, fakir de ahiretini dünyasına satar.
Nehcü'l-Belâğa – İmam Ali – İlginç Sözler756F, s. 565 · Similarity 0.4903
Prüfung bemängelt: ayet_relevant
NES_0005#6 · GAZEL 6
Seite 13 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.98 · auto_approved
Kerîm ü râhim ü rahmânsın iy dost Mükerrim pür keremlerden ulâdur
Bedeutung: Ey ilahi dost, sen cömertlik, merhamet ve bağışlayıcılığın kaynağı olan mutlak varlıksın. Sen, ikram ve cömertlik sahibi olanların hepsinden üstün bir lütuf ve kerem kaynağısın.

Ozanın dostta tecelli eden kerem, rahmet ve ikramı övmesi, Fâtiha ve Rahmân surelerinde bildirilen Allah’ın Rahmân, Rahîm ve ikram sahibi oluşu ilkesiyle örtüşür.

RAHMAN 55:78
İkram ve kudret sahibi Rabbinin ismi öyle yüce ki…
Similarity 0.5527 · gefunden über den Wortlaut
FATİHA 1:3
Rahman’dır, Rahim’dir O.
Similarity 0.5628 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
NES_0005#7 · GAZEL 6
Seite 13 · Verszeile 15 · Konfidenz 0.93 · pending
Nesîmî’nün kelâmından işitdün Ki cânı Hakk’ı ilen âşinâdur
Bedeutung: Dinleyene, Nesîmî'nin sözlerinden ve öğretilerinden haberdar olması çağrısında bulunulur. Nesîmî'nin sözü, canın Hak ile tanışıp ilahi hakikate yakınlık kazanması gerektiğini bildirir.

Bu dizelerdeki canı Hakk ile tanış kılan irfan ve O’na tüm benliğiyle yönelme ilkesi, verilen ayetlerdeki Allah’ın çağrısına gönülden icabet ve tam teslimiyet buyruğuyla örtüşür.

MÜZZEMMİL 73:8
Rabbinin adını an ve tebettül et, tüm benliğinle ona yönel.
Similarity 0.4884 · gefunden über die Bedeutung
ENFAL 8:24
Ey iman sahipleri! Sizi, size hayat verecek şeye çağırdığında, Allah’a da resule de “buyur” deyin. Şunu da bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına sokulur ve bilin ki en son O’nun huzurunda haşredileceksiniz.
Similarity 0.5068 · gefunden über die Bedeutung

Temennaya Geldim Erenler Size

PSA_0001 · Seite 4 · 6 Tabellenzeile(n) · 6 offen

PSA_0001#1 · Temennaya Geldim Erenler Size
Seite 4 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.97 · pending
Temennaya geldim erenler size Temenna edeyim destur olursa Mürvet kapıların bağlaman bize İçeri gireyim destur olursa
Bedeutung: Konuşan, olgunlaşmış manevi kişilerin huzuruna saygı ve bağlılık göstererek kabul edilme dileğiyle geldiğini bildirir. Konuşan, manevi mecliste selamlama görevini ancak izin verilirse yerine getireceğini söyler. Konuşan, cömertlik ve bağışlayıcılık alanlarının kendilerine kapanmamasını, yani manevi kabulden mahrum bırakılmamayı diler. Konuşan, dış görünüşte kalmayıp manevi hakikat alanına ancak izin ve usul yoluyla geçmek istediğini belirtir.

Bu dizelerdeki izin, edep ve huzura saygı ilkesi, Nûr ve Hucurât surelerinde bildirilen izinsiz girmeme, selamla yaklaşma ve ulunun huzurunda tevazu gösterme hükmüyle örtüşür.

NUR 24:28
Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size “geri dönün” denirse, dönün; bu sizin için daha iyi ve temizdir. Allah, yaptıklarınızı çok iyi biliyor.
Similarity 0.4315 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, tıpkı deyişteki "destur olursaeri girmek" vurgusu gibi, izin alınmadan ve "geri dönün" denildiğinde girilmemesi gerektiğini doğrudan ifade eder.
NUR 24:27
Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahipleriyle kaynaşıp izin almadan, bir de ev sakinlerine selam vermeden girmeyin. Düşünüp taşınmanızı sağlamada bu sizin için daha hayırlıdır.
Similarity 0.4233 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 90/100 · Ayet, evlere izin almadan ve selam vermeden girilmemesini emreder; bu da deyişteki "destur olursa içeri gireyim" temasıyla birebir örtüşmektedir.
HUCURAT 49:3
Allah resulünün huzurunda seslerini alçaltanlar var ya, onlar Allah’ın, gönüllerini takva için imtihan ettiği kişilerdir. Bir bağışlanma vardır onlar için, bir büyük ödül vardır.
Similarity 0.4631 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 25/100 · Erenler huzurundaki edep ile Peygamber huzurundaki ses alçaltma arasında zayıf bir genel çağrışım bulunsa da içerik doğrudan örtüşmez.
HUCURAT 49:2
Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin. Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.
Similarity 0.4722 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Huzurda ses yükseltmeme uyarısı ile deyişteki saygılı duruş arasında yalnızca genel bir edep ve erkân ilişkisi vardır.
PSA_0001#2 · Temennaya Geldim Erenler Size
bereits angemerkt[ABD, unsicher] Hier möchte das Gedicht die Situation darstellen, in dem eine Person (Talip oder Pir) sich vor dem "erenler" meclis stellt und um Einlass bittet und vom "Abu Hayat" zu trinken, was wissen und ewiges leben verspricht, für die Lebenszeit stellt ein solcher Meclis die vorstufe dar. Dieser Meclis ist mit Allah in bindung. Sie würden keine Entscheidung treffen die Allah. Das Ayet im Araf stellt dar wie Musa genau in einer ähnlichen Situation steht, er bittet von Allah ihn zu sehen <-> (Abi hayat ist auch ein sehr mächtiger wunsch) dieser ayet zeigt ja das sogar ein peygamber sich solch hohen wünsche auch wenn er sie erfüllt bekommt nicht standhält und ohnmächtig wird. Daher sehe ich die Verbindung insofern sinnvoll, dadurch zu erklären, wie vorsichtig man um etwas bittet und ohne zusprache allahs der einem alles auch geben würde einen nicht davon abhält "ohnmächtig" zu sein, dir strophe zeigt serh viel über turablik demütig an das meclis rangehen. Symbolisch kann man deuten " ereneler" als vahiy zu sehen. Weil man siehch nicht anmaßt direkt an Allah eine bitte zu geben, zumindedst in dieser situation man ist ja kein peygamber bezug auf Sura ist insofern schon sinnvoll. Hucurat passt insofern das man diese bitte auch nicht laut offentbart. kehf ist die suche musas nach einem gelehrten und später interesannt dann die begegnung mit hizir. Deswegen unsicher, die Deutungsebene ist sehr wichtig, und wie deuten wie wir die verbindung der ayets, was passiert da im hintergunrd?
Seite 4 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.97 · pending
Pirim deyu divanına geçeyim Destinizden ab-ı hayat içeyim İzniniz olursa ağzım açayım Bir mana söyleyim destur olursa
Bedeutung: Konuşan, pirini manevi otorite kabul ederek onun huzurundaki meclise katılmak ister. Konuşan, pirin sözünü, öğüdünü ve manevi nefesini hayat veren bilgi olarak almak istediğini ifade eder. Konuşan, söz söylemeye başlamadan önce meclisin ve büyüklerin onayını almayı ister. Konuşan, görünen sözlerin ardındaki batıni anlamı ancak izin verilirse paylaşacağını söyler.

Ozanın dile getirdiği mürşid huzurunda izin, edep ve teslimiyetle irfan talep etme ilkesi, bu ayetlerde de bilgili rehbere tabi olma ve onun huzurunda sözü ölçülü söyleme hükmüyle örtüşür.

KEHF 18:66
Musa ona dedi ki: “Sana öğretilenden bana da bir olgunluk / bir bilgi öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?”
Similarity 0.4836 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, müridin pirinden ilim öğrenme talebini doğrudan yansıtarak deyişteki 'ağzım açayım / bir mana söyleyim' isteğiyle örtüşmektedir.
KEHF 18:70
Dedi: “Bak, eğer bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis açıncaya değin hiçbir şey hakkında bana soru sorma!”
Similarity 0.4732 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 55/100 · Pirin veya mürşidin izniyle konuşma ve soru sorma adabını dolaylı olarak hatırlatmaktadır.
HUCURAT 49:2
Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin. Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.
Similarity 0.4898 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Yalnızca huzurda edep ve izinle konuşma kuralına zayıf ve genel bir çağrışım yapmaktadır.
MERYEM 19:43
“Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim.”
Similarity 0.4434 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 50/100 · Bir bilenden rehberlik talep etme temasını dolaylı olarak içermektedir.
PSA_0001#3 · Temennaya Geldim Erenler Size
bereits angemerkt[ABD, unsicher] 28:16,32:12 Finde ich gut, wie anfangs gesagt, dieser meclis ist deutsam das man vor gott tritt. Hier wird eine einzel person dargestellt, die bereut und von seinen schlechten taten sich entferenn möchte dazu bittet er das vortritt und sein nefs durch kemerbest versiegeln möcht ein ikrar eingeht. dazu vielleciht die suche erweitern. daher stimme ich da gemini nicht so sehr zu 47:21,26:82 find cih nicht so passend. die ehlibeyt befund ist insofern interessant wenn man dann in der gesamtaussage, sagt bzw betont das imam ali in dieser hutbe bzw brief die suche nach reue und das unterbinden von schlimmen taten hervorhebt. könne man überlegen ob man nach jedem deyis eine solche bewertung überliefert. Haben wir auf der Ebene schon Bedeutungen ?
Seite 4 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.96 · pending
Günahım sorulsun canlar yanında Zülfikar oynuyor durmaz kınında Rehberin önünde pir meydanında Kemerbest olayım destur olursa
Bedeutung: Konuşan, kusurlarının manevi topluluk önünde sorgulanmasını ve hesap verme sorumluluğunu kabul eder. Zülfikarın kından çıkmış biçimde hareket etmesi, gücün ve terbiye edici müdahalenin hazır ve etkin olduğunu anlatır. Olayın, rehberin gözetiminde ve pirin manevi otoritesini temsil eden meydanda gerçekleştiği belirtilir. Konuşan, izin verilirse belini bağlayıp hizmete hazır ve yolun disiplinlerine bağlı bir talip olmayı kabul eder.

Bu dizelerdeki meydanda günahını ikrar edip mürşid rehberliğinde tövbe, teslimiyet ve edebe bağlanma anlayışı, Kur’an’ın Allah’ın hükmü önüne geçmemeyi, zulmü kabul ederek af dilemeyi ve samimi tövbeyle arınmayı emreden **tövbe ve edep ilkesiyle** örtüşür.

SAD 38:24
Davud dedi ki: “Vallahi, senin birtek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu, birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır.” Davud, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi, rüku ederek yerlere eğildi ve Allah’a yöneldi.
Similarity 0.4829 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayet, Hz. Davud'un tövbesini anlatmakta olup deyişteki günah ikrarı ve rehber önünde teslimiyet temasıyla yalnızca zayıf bir bağ kurmaktadır.
HUCURAT 49:1
Ey iman edenler! Allah’ın ve resulünün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Allah gerçekten çok iyi duyan ve gereğince bilendir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 0/100 · Ayet, Allah'ın ve resulünün önüne geçilmemesini emreder; deyişteki rehber ve pir huzurundaki kemerbest olma durumuyla içeriksel bir ilgisi yoktur.
KALEM 68:29
O zaman dediler ki: “Tespih ederiz seni, ey Rabbimiz. Gerçekten biz zalimler olduk.”
Similarity 0.5137 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 15/100 · Ayet, zalim olduklarını itiraf edenlerin pişmanlığını ifade eder; deyişte geçen günah sorgulamasıyla sadece genel bir pişmanlık bağlamında örtüşür.
TAHRİM 66:8
Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah’a yönelin. Umulur ki Rabbiniz çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen herşeye Kadir’sin, herşeye gücün yeter.”
Similarity 0.4871 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 65/100 · Ayet, samimi bir tövbe ile Allah'a yönelmeyi ve günahların bağışlanmasını ister; bu durum deyişteki günahların sorulması ve tövbe/teslimiyet (kemerbest olma) arayışıyla doğrudan ilgilidir.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
“Günahım sorulsun” sözü, Ehl-i Beyt öğretisindeki kulun kendi fiilinden sorumluluğu kabul edip pir–rehber huzurunda nefis muhasebesine ve ahde bağlılığa yönelmesi anlayışına dayanır.
Boynuna aldığın ve ilâhî ahdine riayet etmen gereken işin sıkıntısı, hiçbir hakkın olmadığı hâlde seni verdiğin ahdini bozmaya yöneltmesin. Ortadan kalkmasını umduğun ve güzel sonucuna göz diktiğin işin sıkıntısına sabretmen; akıbetinden korktuğun ihanetten, Allah'ın seni sorguya çekmesinden ve dünya ve ahirette bağışlanma yolunun yüzüne kapanmasından daha hayırlıdır. Kanlardan ve onları helal olmaksızın akıtmaktan sakın. Çünkü azaba sebep olan, daha büyük bir şey yoktur. Kanların haksız yere dökülmesinden başka, hesab sorulmasına, nimetinin zevaline ve müddetin kesilip ömrün bitmesine sebep olacak bir şey yoktur. Allah, kıyamet gününde insanlardan ilk olarak, akıttıkları kanları sorup kulları arasında hükmedecektir. Haram olan kanı akıtmakla otoriteni güçlendirmeye kalkışma. Çünkü bu, gücü zayıflatan işlerdendir. Hatta gücü yok edip götürür veya başkalarına verir. Kasten adam öldürme hususunda ne benim yanımda, ne de Allah katında hiçbir özrün olamaz. Çünkü cezası kısastır. Eğer hatayla birini öldürürsen, kamçın, kılıcın veya elin yanlışlıkla veya istemeden cezalandırmada aşırı giderek veya hafif bir darben veya biraz daha fazlası ölüme sebep olursa, gücüne güvenerek öldürülen kimsenin velilerine haklarını vermezlik etme. Kendini beğenmekten, seni nefsinle böbürlenmeye sevk eden şeylere güvenmekten, aşırı övgüyü sevmekten sakın. Çünkü bunlar, ihsan sahiplerinin ihsanlarını helak etmek için şeytanın aradığı uygun fırsatlardır. Halka karşı yaptığın iyiliği başlarına kakmaktan, onları minnet altında bırakmaktan ve yaptığını olduğundan çok gösterip övünmeye kalkışmaktan sakın. Vaadedince vaadinden dönme. Yaptığınla kişiyi minnet altında bırakmak, ihsanını yok eder. Yaptığını çok görüp onunla övünmek, hakkın nurunu götürür. Vaadinden dönmek, insanların nefretini, Allah'ın azabını gerektirir. Allah-u Teâlâ, "Allah katında en büyük azaba sebep olan şey, yapmadığınız şeyi söylemenizdir."1 buyurmuştur.
Nehcü'l-Belâğa – İmam Ali – 53. Mektup, s. 442 · Similarity 0.5063
PSA_0001#4 · Temennaya Geldim Erenler Size
bereits angemerkt[ABD, unsicher] Die aussage betont eigentlich das vorherige mit anderen worten. [ABD, unsicher] Die aussage betont eigentlich das vorherige mit anderen worten.
Seite 4 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.97 · pending
İzin verin bu meydana varayım Erenlerin huzurunda durayım Mürşidimden müşkülümü sorayım Çaremi bileyim destur olursa
Bedeutung: Konuşan, erkânın yürütüldüğü manevi topluluk alanına katılmak için yetkililerden açık kabul ister. Konuşan, olgun manevi kişilerin karşısında saygıyla bulunarak onların değerlendirmesine ve rehberliğine açık olduğunu bildirir. Konuşan, çözemediği manevi veya ahlaki sorunları mürşidine danışarak aydınlatmak ister. Konuşan, izin ve rehberlik yoluyla sıkıntısına uygun manevi çözümü öğrenmek istediğini ifade eder.

Bu dizelerdeki mürşid huzurunda izin, edep ve öğrenme talebiyle durma anlayışı, Kur’an’ın ilim ve manevi otorite karşısında tevazu, saygı ve disiplin ilkesini emreden hükmüyle örtüşür:

KEHF 18:66
Musa ona dedi ki: “Sana öğretilenden bana da bir olgunluk / bir bilgi öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?”
Similarity 0.4858 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Hz. Musa'nın Hızır'dan ilim öğrenmek için izin istemesi ve talebi, deyişteki mürşitten müşkül sorma ve izin alma temasıyla doğrudan örtüşmektedir.
MÜCADİLE 58:11
Ey iman edenler! Size, “meclislerde yer açın” dendiğinde, yer açın ki Allah da sizin için genişlik sağlasın. “Kalkın” denildiğinde de kalkın ki Allah, içinizden inananlarla kendilerine ilim verilmiş olanların derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 60/100 · Ayet ilim sahiblerinin derecesinin yükseltilmesinden bahsetse de, deyişteki mürşid huzurunda soru sorma ve izin alma durumunu dolaylı olarak desteklemektedir.
HUCURAT 49:1
Ey iman edenler! Allah’ın ve resulünün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Allah gerçekten çok iyi duyan ve gereğince bilendir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 45/100 · Otoritenin önüne geçmeme ilkesi genel bir edep kuralı verse de, deyişteki özel olarak mürşide varma ve müşkül sorma durumuyla zayıf bir bağa sahiptir.
HUCURAT 49:2
Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin. Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.
Similarity 0.4649 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Peygamber huzurundaki ses tonuyla ilgili bu ayet, deyişte geçen erenlerin huzurunda durma ve izin isteme kavramıyla yalnızca genel bir meclis edebi bağlamında ilişkilendirilebilir.
PSA_0001#5 · Temennaya Geldim Erenler Size
Seite 4 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.91 · pending
Rehbere bağlıdır talibin başı Durmadan akıyor didemin yaşı Arafat dağında koçun bir eşi Erkana geleyim destur olursa
Bedeutung: Talibin yönelişinin, eğitiminin ve manevi sorumluluğunun rehberin denetimi ve yol göstericiliğiyle bağlı olduğunu söyler. Konuşanın gözyaşları, yoğun pişmanlık, özlem ve manevi etkilenme içinde bulunduğunu gösterir. Bu dize, Arafat imgesiyle manevi buluşmayı ve koç imgesiyle adanma, itaat ve kurban olma çağrışımını birlikte kurar. Konuşan, yolun tören ve kurallar bütünü olan erkâna ancak izin verilirse katılmak istediğini belirtir.

Ozanın burada dile getirdiği rehbere bağlılık, izinle müşkül sorma ve tövbeyle erkâna yönelme ilkesi, bu ayetlerdeki doğru kılavuza uyma, sorumluluk bilinci ve Allah’a dönüş anlayışıyla örtüşür.

KEHF 18:70
Dedi: “Bak, eğer bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis açıncaya değin hiçbir şey hakkında bana soru sorma!”
Similarity 0.5434 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Metindeki rehber-talip ilişkisi ve 'erka'na gelme' çabası, Hz. Musa'nın Hızır'a uyması ve kurallarına itaati bağlamıyla dolaylı olarak ilgilidir.
NUR 24:54
De ki: “Allah’a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz / yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.”
Similarity 0.5153 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 60/100 · Peygambere ve dolayısıyla tarikat pirine/rehberine itaat edip 'yolu bulma' teması deyişin ruhuyla kısmen uyuşmaktadır.
MERYEM 19:43
“Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim.”
Similarity 0.4677 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 65/100 · Hz. İbrahim'in babasına rehberlik etme çağrısı ve 'uyma' motifi, talibin rehbere bağlanması ilkesiyle dolaylı bir paralellik taşır.
9:118
Geride bıraklılan üç kişinin de tövbesini kabul etmiştir. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmiş, öz benlikleri kendilerini sıkıştırmıştı; Allah’ın öfkesinden kurtulmak için yine Allah’a sığınmaktan başka çare olmadığını fark etmişlerdi. Sonra onlara tövbe nasip etti ki, eski hallerine dönsünler. Hiç kuşkusuz Allah, tövbeleri çok çok kabul eden, rahmeti sınırsız olandır.
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: Hacı Bektaş ordnet diesen Vers einer Stufe des Yol zu (Makâlât)
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayet sefere katılmayanların tövbesini konu alırken, deyiş rehbere teslimiyet ve erkanla ilgilidir; aradaki bağlantı tamamen ilgisizdir.
PSA_0001#6 · Temennaya Geldim Erenler Size
bereits angemerkt[ABD, unsicher] 28:16,66:8 39:53 insofern passend, da im kuran bewusst steht, das allah jene belohnt die vom faslchen weg (günhalar,..) zum richtigen druch tövbe zurück finden. hier gibt der ozan kenntlich das er den wahren weg aufsucht. könnte man auch mit fatiha sure zusammen bringen, die bitte bring uns zum richtigen pfad und nur der liebe schöpfer allah kann uns das
Seite 4 · Verszeile 21 · Konfidenz 0.96 · pending
Pir Sultan Abdal’ım ey güzel Şah’ım Günahlıyım arşa çıkıyor ahım Gerçek erenlerle benim penahım Terceman olayım destur olursa
Bedeutung: Konuşan, kendisini Pir Sultan Abdal’ın mazlumluk ve hakikate bağlılık mirasıyla özdeşleştirerek yüce kabul ettiği Şah’a seslenir. Konuşan, günahkârlık bilinciyle duyduğu derin pişmanlık ve yakarışın yüce makama ulaştığını anlatır. Konuşan, manevi sığınağının hakikate ulaşmış erenlerin rehberliği ve topluluğu olduğunu bildirir. Konuşan, izin verilirse manevi mecliste sözü açıklayan, dile getiren ve topluluğa hizmet eden bir görev üstlenmek ister.

Ozanın günahını ikrar edip erenlerin himmetine ve desturuna sığınması, bu ayetlerdeki kulun kusurunu tanıyıp tevbe, af ve rahmete yönelmesi ilkesiyle örtüşür.

KASAS 28:16
“Rabbim, öz benliğime zulmettim, beni affet” diye yakardı da Allah onu affetti. Gafur O’dur, Rahim O’dur.
Similarity 0.427 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, deyişteki "günahlıyım" ifadesiyle doğrudan örtüşen bir pişmanlık ve bağışlanma talebi içermektedir.
ZÜMER 39:53
De ki: “Ey öz benlikleri aleyhine sınırı aşan / aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafur, mutlak Rahim’dir.”
Similarity 0.4314 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 80/100 · Ayet, deyiş sahibinin "günahlıyım" diyerek af dilemesini ve şahına sığınmasını destekleyen genel bir ilahi rahmet ve bağışlama çağrısı sunmaktadır.
SECDE 32:12
Günahkarları, Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş olarak şöyle derken bir görsen: “Rabbimiz; gördük, duyduk, geri gönder bizi ki barışa yönelik iyi bir iş yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz.”
Similarity 0.4692 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 25/100 · Ayet ahiretteki pişmanlığı konu alırken, deyiş dünyevi bir yakarışı ve günah itirafını yansıttığı için bağlamları zayıftır.
SAD 38:24
Davud dedi ki: “Vallahi, senin birtek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu, birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır.” Davud, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi, rüku ederek yerlere eğildi ve Allah’a yöneldi.
Similarity 0.4516 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Ayet, tıpkı deyişteki gibi bir kulun hata yapıp ardından af dilemesi ve tövbe etmesi temasını doğrudan işlemektedir.

İsa Peygambere Hakk’ı Buyurdu

PSA_0027 · Seite 35 · 3 Tabellenzeile(n) · 3 offen

PSA_0027#1 · İsa Peygambere Hakk’ı Buyurdu
Seite 35 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.91 · pending
İsa peygambere Hakk’ı buyurdu Mürşide teslim ol yolda kalırsın Cebrail Ahmed’e dahi yürüdü Mürşide teslim ol yolda kalırsın
Bedeutung: İlahi hakikat ve buyruk peygamber aracılığıyla insanlara bildirilmiştir. Hakikat yolunda ilerlemek isteyen kişi kendisini manevi rehberin yönlendirmesine ve biatına bırakmalıdır. İlahi bildirinin peygambere ulaştırılması, manevi rehberliğin peygamberlikte bile gerekli olduğunu gösterir. Hakikat yolunda ilerlemek isteyen kişi kendisini manevi rehberin yönlendirmesine ve biatına bırakmalıdır.

Ozanın dile getirdiği mürşide teslimiyet ve onun irşadına uyma ilkesi, Kur’an’ın peygambere itaati hidayetin şartı sayan ve İsa ile Cebrâil’in ilâhî tebliğ zincirindeki rehberliğini bildiren ayetleriyle mana bakımından örtüşür.

SAFF 61:6
Meryem oğlu İsa’nın da şöyle dediğini hatırla: “Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim.” Fakat İsa’nın müjdelediği elçi onlara apaçık delilleri getirdiğinde: “Bu, katıksız bir büyüdür.” dediler.
Similarity 0.5262 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 45/100 · Ayet, deyişte geçen İsa ve Ahmed (Hz. Muhammed) isimleriyle kelime ve karakter düzeyinde benzerlik taşısa da, deyişin ana teması olan 'mürşide teslimiyet' ilkesini doğrudan ele almamaktadır.
BAKARA 2:97
De ki: “Kim Cebrail’e –ki o, Allah’ın izniyle Kur’an’ı kendinden öncekini doğrulayıcı, insanlara yol gösterici ve müjde olarak senin kalbine indirmiştir- düşman kesilirse,
Similarity 0.5327 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Ayet sadece Cebrail ve Hz. Muhammed'in (Ahmed) adını geçirdiği için deyişle zayıf bir kelime ortaklığı kurmaktadır, içerik olarak mürşide teslimiyetle ilgisi yoktur.
NUR 24:54
De ki: “Allah’a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz / yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.”
Similarity 0.5236 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Ayet, resule itaat etmenin ve yol bulmanın önemini vurguladığı için deyişteki 'mürşide teslim ol yolda kalırsın' temasıyla dolaylı bir içerik ilişkisine sahiptir.
MAİDE 5:92
Allah’a itaat edin, resule itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin: Bizim resulümüze düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
Similarity 0.529 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 60/100 · Ayet Allah'a ve resule itaati emretmekle birlikte, deyişin vurguladığı tasavvufi mürşid-mürit ilişkisi ve teslimiyet öğretisinden uzaktır.
Peygamber kıssası (kein Ayet · peygamberler)
Satır, İsrâ-Mirâç anlatısında Cebrâil’in Hz. Muhammed’i belirli bir makama kadar götürüp orada ayrılması motifine gönderme yaparak, manevî yolculukta mürşid rehberliğinin zorunluluğunu ifade eder.
Deve üzerinde bulunduğu sırada da, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisse-lâma böyle Vahy geldiği olur, devenin, inen Vahy'in ağırlığına dayanamadığı, bacaklarının ikiyana ayrıldığı, büküldüğü, kırılacak gibi olduğu, bazan da, çöktüğü görülürdü. Vahy tarzlarından beşincisi: Vahy Meleği Cebrail Aleyhisselâmın, Yüce Allah tarafından yaratıldığı aslî hey'et ve surette görünerek Yüce Allah'ın dilediğini, Peygamberimiz Aleyhisselâm'a Vahy edişidir. Bu da, iki kerre vuku bulmuş, Peygamberimiz Aleyhisselâm, Cebrail Aley-hisselâmı, yaratıldığı aslî hey'et ve suret üzere altıyüz kanadıyla iki defa, yerle gök arasını doldurur bir halde görmüştür. Vahy tarzlarından altıncısı: Yüce Allah'ın Mirâc gecesinde olduğu gibi, göklerin üstünde, Peygamberimiz Aleyhisselâm'a, uyanık iken, perde arkasından, hitabda bulunması, ya da, uyurken, arada, Vahy Meleği bulunmaksızın, Peygamberimizle konuşmasıdır. Vahy tarzlarından yedincisi de: Yüce Allah'ın, arada, Vahy Meleği bulunmaksızın, Peygamberimiz Aleyhisselâma doğrudan doğruya hitab buyurmuş olmasıdır. Peygamberimiz Aleyhisselâmın bildirdiklerine göre: Mirâc gecesinde, Cebrail Aleyhisselâm, Peygamberimizi, yukarı götüre götüre, nihayet (Kaza ve Kaderi yazan) Kalemlerin cızırtılarını işitecek kadar yüksek bir yere çıkardı. Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm orada, Cennet'ten, yemyeşil bir Ref-ref(ipek döşek)'in, birden, ufku kapladığını, doldurduğunu, gördü. Peygamberimiz, onun üzerine oturdu. Cebrail Aleyhisselâm, Peygamberimizden ayrıldı. Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâm, Aziz ve Cebbar (dilediğini, yaptırmağa kadir olan) Rabb'ına, yükseltilip yaklaştırıldı. Kendisinden, bütün sesler, kesildi.
Peygamberler Tarihi – NÜBÜVVET, NEBÎ VE RESUL – Vahy Tarzlarından 2-7'ye Kadar Olanlar:, s. 14 · Similarity 0.5615
PSA_0027#2 · İsa Peygambere Hakk’ı Buyurdu
Seite 35 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.94 · pending
Talip olan nutku mürşidi duya Mürşid gelip bizim kalbimiz yuya Öğüt dinlemezsen kalırsın yaya Mürşide teslim ol yolda kalırsın
Bedeutung: Yola girmek isteyen talip, mürşidin sözünü dinleyerek onun manevi öğretisini kabul etmelidir. Mürşidin rehberliği, insanın iç dünyasındaki kötülükleri arındırıp kalbini manevi olgunluğa hazırlamalıdır. Rehberlik ve öğüt kabul edilmediğinde kişi manevi ilerleme araçlarından mahrum ve yönsüz kalır. Hakikat yolunda ilerlemek isteyen kişi kendisini manevi rehberin yönlendirmesine ve biatına bırakmalıdır.

Bu dizelerdeki mürşide bağlanıp öğüdüne uyma yoluyla hidayet ve teslimiyete erme ilkesi, verilen ayetlerde de doğru kılavuza uymanın insanı dosdoğru yola ve Allah bilincine ulaştıracağı hükmüyle örtüşür.

MERYEM 19:43
“Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim.”
Similarity 0.4989 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 65/100 · Mürşide uyma ve doğru yola iletilme teması dolaylı bir benzerlik taşımaktadır.
MUHAMMED 47:17
Kılavuzlarını bulmuş olanlara gelince, Allah onların hidayetini artırmış ve korunma imkanlarını kendilerine vermiştir.
Similarity 0.5004 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Doğru yolu bulma kavramı geçse de, mürşide teslimiyet ve öğüt dinleme vurgusu bu ayette zayıf kalmaktadır.
NUR 24:54
De ki: “Allah’a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz / yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.”
Similarity 0.4941 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 70/100 · İtaat etme ve yolu bulma vurgusu, mürşide teslim olmama durumundaki sonuçla içeriksel bir paralellik kurmaktadır.
NAZİAT 79:19
“Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin.”
Similarity 0.4969 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 55/100 · Kılavuzluk ve doğru yola yönlendirme fikri deyişteki mürşid rehberliğiyle kısmen örtüşmektedir.
PSA_0027#3 · İsa Peygambere Hakk’ı Buyurdu
bereits angemerkt[ABD, unsicher] Ja es kann hindeuten. das hier die ankunft des propheten offenlegt der ahmed heißt aber viel mehr auch mit dem ayet wo cebrail sich dem propheten das erstemal zeigt, vllt auch mit hadisen über en propheten
Seite 35 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.96 · pending
Hakikatın ilmi baki cennettir Uğraması kolay değil zahmettir Pir Sultan’ım senin yolun vuslattır Mürşide teslim ol yolda kalırsın
Bedeutung: Hakikatin bilgisi, geçici dünya değerlerini aşan kalıcı bir mutluluk ve kurtuluş olarak yüceltilir. Hakikate ve manevi olgunluğa ulaşmak, sabır ve sürekli çaba isteyen zorlu bir süreçtir. Pir Sultan’ın diliyle bu yol, insanı hakikate ve manevi birleşmeye ulaştıran bir güzergâh olarak sunulur. Hakikat yolunda ilerlemek isteyen kişi kendisini manevi rehberin yönlendirmesine ve biatına bırakmalıdır.

Bu dizelerdeki hakikate yönelip doğru yola teslim olarak vuslata erme anlayışı, ayetlerde Hak Rabbin dosdoğru yoluna bağlı kalanlara ebedî cennet ve büyük kurtuluş vaat edilmesi ilkesiyle örtüşür.

FURKAN 25:15
De ki: “Bu mu daha iyi, yoksa korunanlara vaat edilen o sonsuzluk cenneti mi? O cennet de bu korunanların ödülü ve dönüş yeridir.”
Similarity 0.4895 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Ayet, şiirdeki baki cennet ve vuslat (dönüş yeri) kavramlarıyla içeriksel olarak örtüşmektedir.
MAİDE 5:119
Allah buyurdu: “Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. Sonsuza dek kalacaklardır orada.” Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razıdır. İşte budur büyük kurtuluş.
Similarity 0.4767 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 70/100 · Ayet, cennet vaadini ve nihai kurtuluşu vurgulayarak deyişteki hakikat ve cennet temasıyla dolaylı bir bağ kurmaktadır.
HİCR 15:41
Buyurdu: “İşte bana varan dosdoğru yol budur.”
Similarity 0.5 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 80/100 · Ayet, deyişte geçen 'Hakikatın ilmi' ve 'senin yolun' ifadeleriyle doğrudan uyuşan 'dosdoğru yol' kavramını dile getirmektedir.
YUNUS 10:32
İşte bu Allah’tır sizin Hak Rabbiniz. Hak’tan sonra sapıklıktan başka ne kalır ki? Peki, nasıl oluyor da yüz geri döndürülüyorsunuz?
Similarity 0.4791 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Ayet genel olarak hak kavramına değinse de, deyişin ana teması olan mürşide teslimiyet ve yolculukla zayıf bir çağrışımdan öteye geçmemektedir.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satırdaki “mürşide teslimiyetle vuslata erme” anlayışı, Ehl-i Beyt öğretisinde nefsin terbiye edilip hak dışı yollardan yüz çevrilerek insanı Hakk’a ulaştıran doğru rehbere/yola bağlanma ilkesine dayanır.
Ama gönüller o paydan ve olgunluktan nasipsiz gaflete dalarak kaskatı kesilmiş, asıl yolundan sapmış, başka bir yolda yürüyor. Sanki hakkın maksadı kendilerinden başkasıdır ve doğru yolu bulmak dünyaları elde etmekten ibarettir. Bilin ki, ceza yurduna giderken geçidiniz, ayakları kaydıran, sürçüp düşmekten korkulan tehlikelerle dolu olan sırattır. Ey Allah'ın kulları! Allah'tan gönlünü O'na veren, düşüncesiyle bedenini korku saran, gece namazlarıyla uykusuz kalan, geceyi ümitle, gündüzleri de susuzlukla geçiren akıllı kişinin korktuğu gibi korkun. Zühd ile şehvetlerini öldürmüş, Allah'ın zikri dilini hareket ettirmiş, Allah korkusunu güvende olmak için önceden göndermiş, hak dışında tüm yollardan yüz çevirmiş ve insanı hakka ulaştıran en iyi yolu kat etmiştir. Aldatıcı şeyler onu aldatmamış, şüpheli şeyler gözlerini kör etmemiştir. Oysa o, müjde ferahlığının sevincini tatmış, en tatlı uykusuna esenlik nimetleriyle yatmış ve sorgu gününden eminliğe ermiştir. Çabuk geçilen geçitten (dünyadan) övülmüş bir şekilde geçip gitmiş, ileride varılacak yerin azığını önceden iyi hazırlamıştır.
Nehcü'l-Belâğa – İmam Ali – 78. Hutbe, s. 116 · Similarity 0.5373

Elif’tir Doksan Bin Kelamın Başı

PSA_0034 · Seite 42 · 5 Tabellenzeile(n) · 4 offen

PSA_0034#1 · Elif’tir Doksan Bin Kelamın Başı
Seite 42 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.96 · pending
Elif’tir doksan bin kelamın başı Var Hakk’a şükreyle be’yi n’eylersin Rahmet damlasından kalbine taşı Yüzünü yumağa suyu n’eylersin
Bedeutung: Hakikatin ve bütün anlamlı sözlerin başlangıcı, birliği ve ilkesi olan ilahi kaynağa işaret edilir. İlahi hakikate yönelip şükretmek varken biçimsel ve ikincil ayrıntılara takılmanın gereksiz olduğu söylenir. İlahi merhametin küçük bir payını bile gönülde yaşatıp ahlaki dönüşüme dönüştürmek öğütlenir. İçsel arınma gerçekleşmeden yalnızca dış temizliğe yönelmenin hakikate ulaştırmayacağı belirtilir.

Ozanın gönlü rahmetle arındırıp şükür, ihlâs ve Hakk’a yönelişle yaşama çağrısı, bu ayetlerdeki temiz kalple Allah’a varma, nimeti dile getirme ve yüzü yalnız O’na çevirme ilkesiyle örtüşür.

ŞUARA 26:89
“Yalnız temiz bir kalple Allah’a varan kurtulur.”
Similarity 0.5239 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 90/100 · Ayet, deyiş bölümündeki kalbin rahmetle doldurulması ve şekilsel ibadetlerin ötesine geçilerek temiz bir kalple Hakk'a varılması ilkesini doğrudan desteklemektedir.
DUHA 93:11
Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir.
Similarity 0.5736 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Ayet, nimeti dile getirmeyi emrederken deyiş ise şekilsel su yerine kalbe rahmet taşınmasını vurguladığından, ilişki yalnızca genel bir şükür bağlamıyla sınırlıdır.
A’RAF 7:29
Şunu da söyle: “Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi O’na doğrultun. Dini yalnız O’na özgüleyerek, O’na yakarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi O’na döneceksiniz.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Ayet genel olarak yüzü ve dini Allah'a yöneltmeyi emretse de, deyişin şekilsel su ve harfler üzerinden yaptığı bâtıni vurguyla doğrudan bir içerik örtüşmesi yoktur.
KASAS 28:70
O, Allah’tır. Tanrı yoktur O’ndan başka. İlkte de sonda da hamd O’nadır. Ve siz O’na döndürüleceksiniz.
Similarity 0.5217 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 20/100 · Ayet Allah'a hamd edilmesini ve O'na döndürüleceğini belirtirken, deyişin kelamın başı ve kalbin arındırılması temasıyla zayıf bir genel çağrışım dışında bağı yoktur.
PSA_0034#2 · Elif’tir Doksan Bin Kelamın Başı
Seite 42 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.97 · pending
Yalan söyleyip de geçme sıraya Evliya nefesin verme araya Var bir amel kazan Hakk’a yaraya Hakk’a yaramayan huyu n’eylersin
Bedeutung: Yalanla topluluk içinde ilerlemeye veya kabul görmeye çalışmanın ahlaki düzene aykırı olduğu söylenir. Allah’a yakın kişilerin manevi sözünü ve rehberliğini kendi müdahalesiyle kesmemek, onlara edep göstermek gerektiği anlatılır. İnsanın hakikate uygun ve yararlı bir eylem edinerek manevi değer kazanması istenir. İlahi hakikate ve iyiliğe hizmet etmeyen alışkanlıkların terk edilmesi gerektiği söylenir.

Ozanın yalandan, boş sözden ve Hakk’a yaramayan huydan sakındırıp dürüst amel ve edep üzere hizmete çağıran **doğru söz, salih amel ve manevi saygı ilkesi**, verilen ayetlerde de aynı şekilde dile getirilir.

HUCURAT 49:2
Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin. Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 45/100 · Amellerin boşa gitmesi konusunda genel bir tematik benzerlik bulunsa da, bağlam doğrudan Peygamber'in huzurundaki ses yüksekliğiyle ilgilidir.
FURKAN 25:72
Onlar yalana tanıklık etmezler / yalan söze kulak vermezler. Boş lakırdıya rastladıklarında soylu bir tavırla geçip giderler.
Similarity 0.5353 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, deyişteki yalan söylememe ilkesini doğrudan desteklemekte ve yalandan kaçınanları övmektedir.
AHZAB 33:70
Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sağlam söz söyleyin.
Similarity 0.528 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 80/100 · Ayet, deyişteki doğru sözlü olma ve dürüstlük çağrısıyla içerik bakımından doğrudan uyuşmaktadır.
SAFF 61:3
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük bir günahtır.
Similarity 0.5035 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 82/100 · Ayet, deyişte eleştirilen özü sözü bir olmama ve Hakka yaramayan tutumlarla doğrudan paralellik göstermektedir.
PSA_0034#3 · Elif’tir Doksan Bin Kelamın Başı
bereits angemerkt[ABD, unsicher] ich finde beide ayets bringen den ausdruck hervor, gottes "rahmet" sicht in seinem herzen zu tragen ein grundstein für den gläubigen ist, ich würde die verbundenheit daher betonen, das der kuran diese aussage im gedicht unterstützt. vllt ist genau das nicht so ganz in logik des promptes angekommen. Deyislerin Sözünü Kuran Ayetleri Manasiyla Dogrulamak, Anlatilanin benzerini bulmak ve Ozanlarin Kuran Bilgisini hervorheben. Das hier ekeine Widersprüche entstehen.
Seite 42 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.96 · auto_approved
Şeytan benlik ile yolundan azdı Aşık maşukunu aradı gezdi Erenler rızadan bir engür ezdi Hak’tan gelmiyorsa payı n’eylersin
Bedeutung: Şeytanın sapmasının temelinde kibirli benlik ve ilahi düzene karşı çıkış bulunduğu anlatılır. Hakikati ve ilahi sevgiyi arayan kişi, sevgilisine ulaşmak için sürekli bir arayış ve yolculuk içindedir. Olgunlaşmış yol erlerinin rıza halini manevi sarhoşluk ve sevgiye dönüştürdüğü anlatılır. İlahi hakikatten ve meşru kaynaktan gelmeyen bir nasibin değer taşımadığı belirtilir.

Ozanın benlik ve isyan yüzünden Hak yolundan düşme uyarısı, verilen ayetlerdeki İblis’in kibirle Rahman’a karşı gelerek dosdoğru yoldan sapmasıyla örtüşen **benliği terk edip Hakk’a teslim olma ilkesi**dir.

SAD 38:74
İblis etmemişti. O, kibre sapmış ve inkarcılardan olmuştu.
Similarity 0.5487 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 90/100 · Ayet, deyişteki şeytanın benlik (kibir) yüzünden yoldan azması temasını doğrudan doğrulamaktadır.
A’RAF 7:16
Dedi: “Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım.”
Similarity 0.5385 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Şeytanın yoldan azdırma ve doğru yoldan sapma iddiası deyişin ilk dizesiyle doğrudan örtüşmektedir.
HİCR 15:31
İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı.
Similarity 0.5395 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · İblis'in isyanını genel olarak verse de deyişteki benlik ve azgınlık vurgusuyla dolaylı bir ilişkiye sahiptir.
MERYEM 19:44
“Babacığım, şeytana kulluk etme. Çünkü şeytan Rahman’a isyan etmişti.”
Similarity 0.5325 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Şeytanın isyanına değinse de deyişte işlenen benlik ve ilahi rıza kavramlarıyla zayıf bir çağrışım kurmaktadır.
PSA_0034#4 · Elif’tir Doksan Bin Kelamın Başı
Seite 42 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.97 · pending
Varın görün irakipler kandedir Hak ehli kardaşlar yolda demdedir Bilin ayn-el yakin canlar cemdedir Birlik olamayan köyü n’eylesin
Bedeutung: Kişi, kendisine karşı duranların veya rekabet edenlerin nerede bulunduğunu fark etmeye çağrılır. Hakikate bağlı kardeşlerin yol üzerinde manevi bir birlik ve olgunluk hali içinde bulunduğu söylenir. Manevi topluluğun, hakikatin doğrudan ve kesin bilgisine dayanan bir cem birliği içinde bulunduğu bildirilir.

Ozanın cem ve yol kardeşliğiyle dile getirdiği birlik, nefsini aşma ve gönülleri birleştirme ilkesi, bu ayetlerde müminlerin kardeşliği, bölünmekten sakınması ve özveriyle birbirini gözetmesi olarak aynı manayla doğrulanır.

ALİ İMRAN 3:103
Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
Similarity 0.5263 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 95/100 · Ayet, fırkalara bölünmeyip birlikte Allah'ın ipine sarılmayı ve kardeşliği emrettiği için deyişteki birlik vurgusuyla doğrudan örtüşmektedir.
HUCURAT 49:10
Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’tan korkun ki, size merhamet edilebilsin.
Similarity 0.5496 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 90/100 · Müminlerin kardeş olduğunu vurgulayan bu ayet, deyişte geçen 'Hak ehli kardaşlar' ifadesini ve birlik çağrısını doğrudan desteklemektedir.
HAŞR 59:14
Onlar sizinle toplu halde değil ancak müstahkem kaleler içinde yahut duvarlar arasından savaşabilirler. Onların kendi aralarındaki problemleri / çıkmazları çetindir / ciddidir. Sen onları birlik / beraberlik halinde sanıyorsun, oysa ki onların kalpleri darmadağınık / parça parçadır. Böyledir; çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.
Similarity 0.52 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 65/100 · Ayet kalplerin dağınıklığından ve topluluk görünümünün ardındaki parçalanmışlıktan bahsettiği için, deyişteki 'birlik olamayan' vurgusuyla dolaylı bir tezat oluşturur.
HAŞR 59:9
Onlardan önce yurda konmuş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile, ötekileri kendi nefslerine tercih ederler. Nefsinin cimriliğinden / doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Similarity 0.5417 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Müminlerin birbirini nefsine tercih etmesinden bahsettiği için deyişteki genel kardeşlik ruhuyla zayıf bir bağ kurmaktadır.
PSA_0034#5 · Elif’tir Doksan Bin Kelamın Başı
Seite 42 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.88 · pending
Pir Sultan Abdal’ım okur yazarım Turap oldum ayaklarda tozarım Yar elinden içtim sermest gezerim Yardan içilmeyen meyi n’eylersin
Bedeutung: Şair, kendisini bilgiyle ve sözlü-yazılı ifade gücüyle hakikati dile getiren bir ozan olarak tanıtır. Şair, benliğini toprağa dönüştürerek tevazuya ve başkalarına hizmete adanmışlığını dile getirir. Şair, ilahi sevgiliden aldığı sevgiyle dünyevi ölçülerin ötesinde manevi coşku ve sarhoşluk yaşadığını söyler. İlahi sevgiliden kaynaklanmayan sevgi ve manevi coşkunun gerçek değer taşımadığı belirtilir.

Ozanın ilimle olgunlaşıp benliği toprağa veren ve Hakk’ın aşkından sarhoş olarak yaşayan kul anlayışı, bu ayetlerdeki bilgi, hikmet ve kulluğu yalnız Rabb’e adama ilkesiyle örtüşür.

3:79
Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” desin. O ancak şöyle der: “Okuyup araştırdığınız şeylere, öğrettiğiniz şu Kitap’a dayanarak benliklerini Rabb’e adamış kullar olun.”
Similarity None · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayetler arasındaki ilişki sadece ayette geçen 'kitap' ve şiirdeki 'okur yazarım' sözcüğünün yarattığı yüzeysel bir kelime benzerliğinden ibarettir.
ZÜMER 39:9
Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır.”
Similarity 0.4025 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 5/100 · Şiirdeki manevi sarhoşluk ve aşk hali ile ayetteki ibadet edenlerin karşılaştırılması arasında içeriksel bir bağ bulunmamaktadır.
YUSUF 12:22
Yusuf gerekli olgunluğa ulaşınca ona hükmetme yeteneği ve ilim verdik. Güzel düşünüp güzel davrananları biz işte böyle ödüllendiririz.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayet, Yusuf'a verilen ilimden bahsederken, şiir hak aşığının irfani durumunu anlattığı için aradaki bağ tamamen zayıftır.
KASAS 28:14
Musa, yiğitlik çağına ulaşıp olgunlaşınca ona hikmet ve ilim verdik. Biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Hz. Musa'ya verilen hikmet ve ilim ile Pir Sultan Abdal'ın dervişane hâli arasında anlam bakımından doğrudan bir ilişki yoktur.

Bir Arzuhal Yazdım Gül Yüzlü Şah’a

PSA_0063 · Seite 77 · 3 Tabellenzeile(n) · 3 offen

PSA_0063#1 · Bir Arzuhal Yazdım Gül Yüzlü Şah’a
Seite 77 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.91 · pending
Bir arzuhal yazdım gül yüzlü Şah’a Gelsin beni elden alsın ha n’olur Beni yalvartmasın o padişaha Carıma yetişsin gelsin ha n’olur
Bedeutung: Anlatıcı, manevi güzelliği ve hakikati temsil eden yüce sevgiliye içten bir dilekçe sunarak yardım ve kabul istemektedir. Anlatıcı, içinde bulunduğu sıkıntı ve çaresizlikten ilahi yardım yoluyla kurtarılmayı dilemektedir. Anlatıcı, yüce otoritenin huzurunda küçük düşürücü bir bekleyişe ve aşırı yalvarışa maruz bırakılmamayı istemektedir. Anlatıcı, sıkıntı anında yardımının gecikmeden ulaşması için yüce güce yakarmaktadır.

Ozanın çaresizlik içinde Şah’tan ve Hızır’dan medet umarak yakarışı, Kur’an’da darda kalan kulun Rabbine yönelip yardım dilemesi ve ilahî imdada erişmesi ilkesiyle örtüşür.

NEML 27:62
Yoksa zorda kalan yalvardığında, onun imdadına yetişip sıkıntı ve kederi kaldıran, sizi yeryüzünün hükmedenleri kılan mı hayırlı? Allah’ın yanında bir ilah daha var mı!? Ne kadar da az ibret alıyorsunuz!
Similarity 0.5579 · gefunden über die Bedeutung
ENFAL 8:9
Hani siz Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: “Hiç kuşkunuz olmasın, ben size meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
KAMER 54:10
Bunun üzerine yakardı Rabbine, “yenilgiye uğradım işte, yardım et” diye…
Similarity 0.5778 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
ENBİYA 21:83
Ve Eyyub… Rabbine şöyle yakarmıştı: “Dert gelip çattı bana, sen rahmet edenlerin en merhametlisisin.”
Similarity 0.5716 · gefunden über die Bedeutung
PSA_0063#2 · Bir Arzuhal Yazdım Gül Yüzlü Şah’a
Seite 77 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.96 · pending
Kollarıma zincir taktı muhannet Senden başkasına eylemem minnet Arzuhalim pire güzelce ilet Perişan halimi bilsin ha n’olur
Bedeutung: Anlatıcı, merhametsiz ve haksız bir kişinin kendisini baskı altına alarak özgürlüğünü kısıtladığını bildirmektedir. Anlatıcı, bağlılığını ve şükranını yalnızca hitap ettiği yüce varlığa yönelterek başka güçlere boyun eğmeyeceğini söylemektedir. Anlatıcı, durumunun ve dileğinin yolun manevi rehberine doğru ve özenli biçimde ulaştırılmasını istemektedir. Anlatıcı, yaşadığı dağınıklık ve acının manevi rehber tarafından fark edilip dikkate alınmasını dilemektedir.

Ozanın zincir, vefasızlık ve perişanlık içinde yalnız Hak’tan medet umup hâlini pire arz etmesi, Kur’an’ın sıkıntıda Allah’a yakarma, O’na tevekkül etme ve işi O’na havale etme ilkesiyle örtüşür.

KAMER 54:10
Bunun üzerine yakardı Rabbine, “yenilgiye uğradım işte, yardım et” diye…
Similarity 0.546 · gefunden über die Bedeutung
NEML 27:62
Yoksa zorda kalan yalvardığında, onun imdadına yetişip sıkıntı ve kederi kaldıran, sizi yeryüzünün hükmedenleri kılan mı hayırlı? Allah’ın yanında bir ilah daha var mı!? Ne kadar da az ibret alıyorsunuz!
Similarity 0.5437 · gefunden über die Bedeutung
İBRAHİM 14:12
“O, bize yollarımızı göstermişken neden Allah’a tevekkül etmeyecekmişiz? Bize yaptığınız eziyetlere elbette sabredeceğiz. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”
Similarity 0.566 · gefunden über die Bedeutung
MÜ’MİN 40:44
“Size söylemekte olduklarımı yakında hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Allah, kullarını iyice görmektedir.”
Similarity 0.5406 · gefunden über die Bedeutung
PSA_0063#3 · Bir Arzuhal Yazdım Gül Yüzlü Şah’a
Seite 77 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.98 · pending
Pir Sultan Abdal’ım çile bitmedi Kavim kardaşlarım vefa etmedi Madem güzel dostun eli yetmedi Hızır’ı carıma salsın ha n’olur
Bedeutung: Anlatıcı kendisini mazlumluk, hakikate bağlılık ve erkân karşısında dirençle özdeşleşen Pir Sultan Abdal kişiliğiyle tanımlayarak sınavlarının sürdüğünü belirtmektedir. Anlatıcı, yakın çevresinden beklediği sadakat ve desteği göremediğini, toplumsal bağların görevini yerine getirmediğini söylemektedir. Anlatıcı, sevgi ve güzellikle özdeşleştirdiği manevi dostun yardımının henüz kendisine ulaşmadığını ifade etmektedir. Anlatıcı, darda kalmış kişiye yetişen kurtarıcı ve yol gösterici Hızır’ın yardımına gönderilmesini dilemektedir.

Ozanın çile ve vefasızlık karşısında Hızır simgesiyle ilâhî yardım istemesi, bu ayetlerdeki belâya sabırla katlanıp Rabb’e sığınma, tevekkül ve yardım dileme ilkesiyle örtüşür.

ENBİYA 21:83
Ve Eyyub… Rabbine şöyle yakarmıştı: “Dert gelip çattı bana, sen rahmet edenlerin en merhametlisisin.”
Similarity 0.4897 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
KAMER 54:10
Bunun üzerine yakardı Rabbine, “yenilgiye uğradım işte, yardım et” diye…
Similarity 0.5008 · gefunden über die Bedeutung
ENFAL 8:9
Hani siz Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: “Hiç kuşkunuz olmasın, ben size meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
İBRAHİM 14:12
“O, bize yollarımızı göstermişken neden Allah’a tevekkül etmeyecekmişiz? Bize yaptığınız eziyetlere elbette sabredeceğiz. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”
Similarity 0.5011 · gefunden über die Bedeutung

Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem

VIR_0001 · Seite 2 · 8 Tabellenzeile(n) · 8 offen

VIR_0001#1 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.98 · pending
Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem Etmişem kâlû belâ ikrâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, manevi güzelliğin ve hakikatin sevgilisi olan varlığa yönelen ruhun ondan asla ayrılmayacağını söyler. Şair, ezelî sözleşmede Allah’a verdiği sözü ve yola giriş ikrarını temel alarak ilahi hakikatten dönmeyeceğini bildirir.

Ozanın ezelî ikrarına ve yâre bağlılıktan dönmeme kararlılığı, Ahzâb 33:23 ve Ra‘d 13:20’de övülen Allah’a verilen ahde sadakat ve misakı bozmama ilkesiyle örtüşür.

AHZAB 33:23
İnananlardan öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadakatle dururlar. Onlardan bazısı aldığını yerine getirdi, bazısı da bekliyor. Sözlerini asla değiştirmediler.
Similarity 0.5573 · gefunden über die Bedeutung
RA’D 13:20
İşte bunlardır, Allah’a verdikleri söze sadık kalanlar ve antlaşmayı bozmayanlar.
Similarity 0.5223 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0001#2 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.96 · pending
Sad hezârân taş atar ol yâr için ağyâr bana La'net ol ağyâra kim ey yâr senden dönmezem
Bedeutung: İlahi sevgili uğruna dış dünyanın ve karşıtların yönelttiği sayısız eziyete göğüs gerdiğini anlatır. Şair, ilahi sevgiliden uzaklaştırmaya çalışan karşıt güçleri reddeder ve bağlılığından vazgeçmeyeceğini ilan eder.

Ozanın yâr uğruna taşlanmaya ve lânete rağmen ikrarından dönmeme tavrı, bu ayetlerdeki eziyet karşısında sabırla iman üzere sebat edip yalnız Allah’a tevekkül etme ilkesiyle örtüşür.

İBRAHİM 14:12
“O, bize yollarımızı göstermişken neden Allah’a tevekkül etmeyecekmişiz? Bize yaptığınız eziyetlere elbette sabredeceğiz. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”
Similarity 0.5323 · gefunden über die Bedeutung
A’RAF 7:126
“Sen bizden, sırf Rabbimizin ayetleri bize gelince, onlara iman ettiğimizden ötürü intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Canımızı müslümanlar olarak al.”
Similarity 0.5302 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0001#3 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.93 · pending
Nâr-ı aşkın germini eyler melâmet gam değil Nûr olupdur ol bana gülnâr senden dönmezem
Bedeutung: İlahi aşkın ateşi, başkalarının kınamasını ve ayıplamasını önemsizleştirerek âşığa dayanma gücü verir. İlahi sevgilinin ateşli güzelliği şair için aydınlatıcı bir nura dönüşmüş ve onu bu kaynaktan ayrılmaz kılmıştır.

Ozanın aşk ateşini ilâhî nura dönüştürerek melâmete rağmen yârdan dönmeme teslimiyeti, Nur sûresinin nura erişme ve Tevbe sûresinin söndürülemez ilâhî nur ilkesiyle örtüşür.

NUR 24:35
Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Similarity 0.4805 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
TEVBE 9:32
Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kafirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan başka birşey istemiyor.
Similarity 0.4864 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0001#4 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.97 · pending
Çün beni aşkın giriftâr eyledi bir bende kim Dü cihânı verseler hep var senden dönmezem Cismimin her zerresini sad hezârân etseler Kâilim ben olmağa sad bâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, ilahi aşk tarafından kuşatıldığını ve kendisini Allah’a bağlı bir kul olarak gördüğünü belirtir. Şair, iki dünyanın bütün nimetleri kendisine sunulsa bile ilahi sevgiliden ayrılmayacağını söyler. Şair, bedeni sayısız parçaya ayrılsa bile hakikate bağlılığından vazgeçmeyeceğini ima eder. Şair, defalarca ağır sınanıp dönüştürülmeyi kabul edeceğini ve yine de ilahi sevgiliden ayrılmayacağını bildirir.

Ozanın aşk uğruna hiçbir dünyevî karşılık ve eziyet karşısında yârdan dönmeme kararlılığı, bu ayetlerdeki Allah’a verilen ahde sadakat, bütünüyle O’na adanma ve kayıtsız şartsız teslimiyet ilkesiyle örtüşür.

AHZAB 33:23
İnananlardan öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadakatle dururlar. Onlardan bazısı aldığını yerine getirdi, bazısı da bekliyor. Sözlerini asla değiştirmediler.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
EN’AM 6:162
De ki: “Benim namazım, ibadetlerim / kurbanlarım, hayatım, ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.”
Similarity 0.4288 · gefunden über den Wortlaut
TEVBE 9:129
Eğer çekip giderlerse de ki: "Allah bana yeter. İlah yok O'ndan başka. Yalnız O'na dayandım ben; büyük arşın sahibi O'dur."
Similarity 0.4335 · gefunden über den Wortlaut
SAFFAT 37:103
Böylece ikisi de teslim olup İbrahim onu alnı üzerine yatırınca,
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
VIR_0001#5 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.97 · pending
Cümle âlem düşmen olsa ey melek-sîmâ cebîn Kimse hiç kılmaz bana ber-kâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, melek yüzlü sevgiliye yöneldiği için bütün dünyanın kendisine düşman kesilmesini göze aldığını söyler. Şair, hiç kimsenin kendisi üzerinde üstünlük veya etkili bir güç kuramayacağını ve bağlılığının sarsılamayacağını belirtir.

Ozanın her türlü düşmanlık ve kınama karşısında ikrarından dönmeme yoluyla yâra bağlı kalma anlayışı, Ahzâb 33:23 ve Mâide 5:54’ün Allah’a verilen söze sadakat ve kınayanın kınamasından korkmama ilkesiyle örtüşür.

AHZAB 33:23
İnananlardan öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadakatle dururlar. Onlardan bazısı aldığını yerine getirdi, bazısı da bekliyor. Sözlerini asla değiştirmediler.
Similarity 0.5045 · gefunden über die Bedeutung
MAİDE 5:54
Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kafirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın dilediğine sunduğu bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, herşeyi bilir.
Similarity 0.5135 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0001#6 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.97 · pending
Aşkının Mansûruyem her dem ene'l-Hak söylerem Pes ne gamdır ger olam berdâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, Hallâc-ı Mansûr imgesi üzerinden ilahi aşkla benlik sınırlarının aşılmasını ve birlik tecrübesinin dile getirilmesini anlatır. Şair, ilahi sevgiliye bağlılığı uğruna dara çekilse bile bunu keder saymayacağını ifade eder.

Ozanın darağacı ve kınanma pahasına yârdan dönmeme tavrı, Allah rızası uğruna benliğini feda eden ve yolunda eziyete katlananların karşılıksız bırakılmayacağına dair teslimiyet ve fedakârlık ilkesiyle örtüşür.

BAKARA 2:207
İnsanlardan öylesi de vardır ki, benliğini Allah’ın hoşnutluğunu elde etmeye satar. Allah, kullarına karşı Rauf’tur, çok şefkatlidir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
ALİ İMRAN 3:195
Rableri onlara cevap verdi: “Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkenceye uğratılanlar, çarpışıp da öldürülenler var ya, onların kötülüklerini yemin olsun örteceğim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karşılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım.” Allah katındadır karşılıkların en güzeli.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
VIR_0001#7 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 15 · Konfidenz 0.96 · pending
Ölmezem şimden gerü Hak'tır mekânım tâ ebed Çün seni buldum şeh-i ebrâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, hakikati bulduktan sonra ölüm korkusunu aştığını ve ebedî varoluş yerini Hak olarak gördüğünü söyler. Şair, iyilerin hükümdarı olarak gördüğü ilahi sevgiliyi bulduktan sonra başka bir yöne dönmeyeceğini bildirir.

Ozanın Hak’ta ebedî mekân bulup yârından dönmeme ikrarı, Yusuf ve Kehf ayetlerinde dile gelen Allah’ı yegâne veli ve rab bilerek O’na ortak koşmaksızın teslimiyetle bağlı kalma ilkesiyle örtüşür.

YUSUF 12:101
“Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve düşlerin yorumundan bana bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Benim dünyada da ahirette de Veli’m sensin. Beni müslüman olarak öldür ve beni barış ve iyilik sevenler arasına kat.”
Similarity 0.4079 · gefunden über den Wortlaut
KEHF 18:38
“Lakin, o Allah benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.”
Similarity 0.4017 · gefunden über den Wortlaut
VIR_0001#8 · Ey yüzü gül bülbül-i gülzâr senden dönmezem
Seite 2 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.84 · pending
Cennet ü adn oldu vechin bu Vîrânî hasteye Her nefes söyler dili dîdâr senden dönmezem
Bedeutung: Şair, sevgilinin yüzünü manevi hastalığına şifa veren ve cennet huzurunu taşıyan ilahi tecelli olarak görür. Şair, her nefeste sevgilinin yüzünü ve ilahi güzelliği andığını, bu sürekli hatırlayıştan ayrılmayacağını söyler.

Ozanın dîdârdan dönmeme ve yâra sığınma ikrarı, hastalığın şifasını ve kulun güvenini yalnız Hayy olan Allah’a bağlayan **ilâhî şifaya ve tevekküle teslimiyet** ilkesiyle örtüşür.

ŞUARA 26:80
“Hastalandığımda O’dur bana şifa ulaştıran.”
Similarity 0.41 · gefunden über den Wortlaut
FURKAN 25:58
O hiç ölmeyecek diriye, o Hayy olana dayanıp güven, onu överek tespih et. Kullarının günahlarından onun haberdar olması yeter.
Similarity 0.4616 · gefunden über die Bedeutung

Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır

VIR_0002 · Seite 3 · 7 Tabellenzeile(n) · 1 ohne Zuordnung · 6 offen

VIR_0002#1 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.96 · pending
Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır Cennetü'l-me'vâyı ister râh bimez kandadır
Bedeutung: Kendini üstün gören zahit, Allah'ı yalnız dış görünüşte aradığı için ilahi hakikatin nerede tecelli ettiğini kavrayamaz. Cenneti arzulayan fakat ona ulaştıracak manevi yolu bilmeyen kimse, isteği ile yönelişi arasındaki çelişkiyi fark etmez.

Ozanın burada dile getirdiği kendini beğenmişlik ve gösterişten arınmadan Hakk’a ve cennete erilemeyeceği ilkesi, ayetlerin ihlâslı kulları yüceltip kibirden uzak takvayı ahiret saadetinin şartı saymasıyla örtüşür.

HİCR 15:40
“İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
KASAS 28:83
İşte ahiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde üstünlük taslamayanlarla bozgunculuk peşinde koşmayanlara veririz. Sonuç, takva sahiplerinindir.
Similarity 0.5571 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0002#2 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.94 · pending
Ermeyen savm u salâtın remzine ahvâline Bu perestiş üzre Beytullâh bilmez kandadır
Bedeutung: Oruç ve namazın yalnız biçimlerini yerine getirip onların içsel anlamına ve ruh hâline ulaşamayan kişi ibadetin özünü kavrayamaz. Sadece dışsal tapınmaya bağlı kalan kişi, Allah'ın evi olarak gönülde ve kâmil insanda tecelli eden ilahi merkezi tanıyamaz.

Ozanın dile getirdiği ibadetin remzini bilerek bilinç ve ihlâsla yönelme ilkesi, Enfâl’deki şekle indirgenmiş kulluğun reddi ve Zümer’deki bilenle bilmeyeni ayıran şuurlu ibadet anlayışıyla örtüşür.

ENFAL 8:35
Onların Beytullah’taki namazı; ıslık çalmak, el çırpmak / engel olmaktan başka birşey değildir. O halde inkar etmekte olduğunuz için tadın azabı.
Similarity 0.5422 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
ZÜMER 39:9
Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır.”
Similarity 0.5254 · gefunden über die Bedeutung
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, savm ve salâtın remzini kavramayanın Beytullah’ı da yalnız zahirde arayacağını söyler; bu, Ehl-i Beyt öğretisindeki ibadetin Allah’ın ihtiyacını karşılamak değil tazim, itaat ve batınî idrakle anlam kazanması anlayışına dayanır.
Ey bir şeyi işitmesi başka bir şeyi işitmesine engel olmayan! Ey isteyenlerin kendisini yanlış yapmaya sürüklemediği! Ey zorlayı cıların zorlamasının kendisini bükmediği! Affının serinliğini, rah metinin ve mağfiretinin tatlılığını bana tattır.144 Allah’ım! Bu namazımı, senin ona olan ihtiyacından dolayı kılmadım. Senin ona bir hasretin de yoktur. Ancak seni tazım et mek, sana itaat etmek ve bana emrettiğine icabet etmek amacıyla kıldım. İlâhî! Eğer onda bir eksiklik varsa veya rükû ve secdele rinde bir noksanlık varsa, ondan dolayı beni cezalandırma. Kabul ve gufranla bana ihsanda bulun.145 Memleketinin ehline zulmetmeyen Allah yücedir. Yeryüzü halkım çeşidi azap türleriyle cezalandırmayan Allah yücedir. Raûf ve rahîm olan yücedir. Allah’ım! Kalbimde benim için bir nûr, bir basiret, bir anlayış ve bir ilim kıl. Şüphesiz ki sen her şeye kadirsin.146 ...................... ............................ M 4 T ) V
Sahîfe-i Aleviyye – İmam Ali – I, s. 164 · Similarity 0.5561
VIR_0002#3 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.96 · pending
Dalmayan kendi vücûdu ilmine gavvâs-teg Bu ne hikmet nakş-ı ilmü'llâh bilmez kandadır
Bedeutung: Kendi varlığını bir dalgıç gibi derinlemesine araştırmayan kişi, insan bedeninde ve benliğinde saklı hakikati keşfedemez. Kendi varlığındaki ilahi bilgi izlerini göremeyen kişi, bu hakikatin nasıl bir hikmet taşıdığını anlayamaz.

Ozanın dile getirdiği insanın kendi vücudunda ve benliğinde ilâhî nakşı araması ilkesi, Zâriyât ve Kıyâmet surelerinde insanın hakikate kendi öz varlığında derin nazarla yönelmesiyle örtüşür.

ZARİYAT 51:21
Benliklerinizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?
Similarity 0.5216 · gefunden über die Bedeutung
KIYAMET 75:14
Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Similarity 0.5075 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0002#4 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.93 · pending
Sûret-i âdemde Hakk'ı görmeyenler âşkâr Kaldı zulmet içre zâtullah bilmez kandadır
Bedeutung: İnsan suretinde açıkça beliren ilahi hakikati göremeyenler, görünür olan tecelliyi fark edemeyen kimselerdir. Görünmeyen ve bilinmeyen karanlıklar alanında kalan kişi, ilahi zatın hakikatini idrak edemez.

Ozanın sûret-i âdemde Hakk’ın tecellisini göremeyenin zulmette kalacağına dair **basiret ve ilâhî nur ilkesi**, En‘âm ve Nûr ayetlerinde gönül gözünü kapatanın karanlıkta kalmasıyla aynı manada dile getirilir.

EN’AM 6:104
Gerçek şu ki size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına… Ben sizin üzerinize bekçi değilim.
Similarity 0.5327 · gefunden über die Bedeutung
NUR 24:40
Onların amelleri, engin denizdeki karanlıklara da benzer. Üst üste dalgaların kapladığı bir deniz. Daha üstünde de bulutlar var. Birbiri üstüne karanlıklar… Elini çıkarsa göremeyecek halde. Allah’ın ışık vermediği kişiye hiçbir ışık bulunamaz.
Similarity 0.5451 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0002#5 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.93 · auto_approved
Levh-i mahfuz tılsımın ol ki te'vîl eylemez Âdemin ayninde vechullah bilmez kandadır
Bedeutung: İlahi kader ve bilgi kaynağının gizli anlamlarını yorumlayamayan kişi, varoluşun derin düzenini ve işaretlerini çözememiş olur. İnsanın aynasında görünen ilahi yüzü ve tecelliyi fark etmeyen kişi, insanın hakikati yansıtan yönünü kavrayamaz.

Bu ifade için sunulan ayetler arasında kesin bir karşılık bulunamadı.

Yol öğretisi (Makâlât) (kein Ayet · yol)
Satır, Âdem aynasında Vechullah’ı idrak etmeyi kişinin kendi hakikatini tanımasına bağladığı için Marifet Kapısı’nın **kendini bilmek** makamına işaret eder.
10. Bölüm – Bu bölüm Âdem (A.S.)ın sıfatını beyân eder. açık olduğu zaman (gece) insanların ayakları, yolu görür. Her kimin gerçek ilmi olursa o da Hak'tan yana olan yolu görür ve her şeyi anlar hale gelir. Buna karşılık, gök yüzü bulutlu olunca insanların ayakları, yolu göremez. O hâlde; akıl, marifet ve ilmi olmayan biri Hak'tan yana yolu nasıl görebilir ki? Yine âlimler olmasa, bir kimse Hak'tan yana olan yolu nasıl göre- bilir ki? Şimdi ilim büyüklerine babadan ve anneden daha çok değer ver- mek gerekir. Çünkü, baba ve anne, çocuklarını dünya belasından, dünya ateşinden ve dünya sıkıntısından korurlar. Buna karşılık âlimler, müslümanları, âhiret belasından, cehennem ateşi ve sıkıntı- sından korurlar: "İlim adamları herkese fayda temin ederler". (Hadis) İlmin aynaya benzediğini de belirttik. Aynaya bakan kendi yüzü- nü görür. Yani kişi odur ki kendi kötü taraflarını (da) görür. Kendi ayıplarını gören kişi, kimsenin ayıbına dil uzatmamalıdır. Hak Subhanehu ve Ta'âlâ buyurur ki: Ey kullarım! Beni ne uzakta ne de yakında isteyin; nerede olur- sanız benimle olun. Çünkü, sizlere sizden yakınım ve nerede oldu- ğunuze biliyorum! "Şüphe yok ki ben çok yakınımbır. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasını kabul ederim".
Makâlât – Hacı Bektaş Veli – 10. Bölüm – Bu bölüm Âdem (A.S.)ın sıfatını beyân eder., s. 57 · Similarity 0.5564
Prüfung bemängelt: ayet_relevant
VIR_0002#6 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.92 · pending
Men arefle cismini her kim ki bünyâd etmedi Âlem-i ma'nîde arşullah bilmez kandadır
Bedeutung: Kendi bedenini ve varlığını tanıma temeli kurmayan kişi, hakikate dayalı bir benlik ve manevi idrak geliştiremez. Manevi anlamlar âleminde insanın kâmil gönül ve cem meydanı olarak ilahi arşa karşılık geldiğini anlayamayan kişi, hakikatin merkezini bulamaz.

Ozanın insanın kendi varlığında mânevî hakikati ve Arşullah’ı idrak etmesi gerektiğini bildiren **nefsini bilme ve içte tecelli eden Hakk’ı görme ilkesi**, bu ayetlerin insanın kendi benliğine yönelerek hakikati kavramaya çağıran mânasıyla örtüşür.

ZARİYAT 51:21
Benliklerinizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?
Similarity 0.5092 · gefunden über die Bedeutung
KIYAMET 75:14
Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Similarity 0.5413 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0002#7 · Zâhid-i hodbîni gör Allah bilmez kandadır
Seite 3 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.76 · pending
İçmeyen Hızr'ın elinden çeşme-i âb-ı hayât Ey Vîrânî işte Fazlullah bilmez kandadır
Bedeutung: Hızır'ın manevi rehberliğinden bilgi ve öğüt almayan kişi, gönlü dirilten ilahi feyizden ve yaşam verici irfandan mahrum kalır. Virani, ilahi lütuf ve faziletin nerede tecelli ettiğini kavrayamayan kişinin bütün bu manevi işaretlerden habersiz kaldığını bildirir.

Ozanın Hızır’ın âb-ı hayâtını Fazlullah’ın lütfuyla ilişkilendiren **ilâhî lütuf ve hikmetin seçilmiş kullara öğretilmesi** anlayışı, bu ayetlerde Allah’ın dilediğine geniş lütuf, kitap ve hikmet vermesi ilkesiyle örtüşür.

NİSA 4:113
Eğer Allah’ın senin üzerindeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni şaşırtmaya mutlaka yeltenecekti. Ama onlar kendinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah sana Kitap’ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Similarity 0.53 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:73
Dininize uyandan başkasına inanmayın.” Söyle onlara: “Hidayet, Allah’ın kılavuzlamasıdır. Size verilenin benzeri bir başkasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartışarak size üstün gelecekler diye mi bütün bunlar?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vasi’dir, varlığı sürekli genişletir; Alim’dir, herşeyi en iyi şekilde bilir.”
Similarity 0.5404 · gefunden über die Bedeutung

Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller

VIR_0003 · Seite 3 · 8 Tabellenzeile(n) · 8 offen

VIR_0003#1 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.91 · pending
Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller Cân u dilden uş muhibb-i Murtazâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Allah’ın lütfuna ve Hz. Muhammed’e kul olarak bağlanmış manevi yol erleri olduklarını bildirir. Abdâller, bütün gönülleriyle Murtazâ’ya yani Hz. Ali’ye sevgi besleyen samimi bağlılardır.

Bu dizelerdeki Allah ve Resûl yolunda Murtazâ’ya gönülden bağlılık ve müminlerle saf tutma ilkesi, Fetih 48:29 ile Mâide 5:56’nın iman ehlinin Allah, Resûl ve müminler çevresinde kenetlenerek ilâhî lütuf ve zafere erişeceği hükmüyle örtüşür.

FETİH 48:29
Muhammed Allah’ın resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çok çetin, kendi aralarında çok merhametlidirler. Sen onları rüku eder, secdeye kapanır halde görürsün. Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ister dururlar. Görünüşlerine gelince, yüzlerinde secde eseri / izi vardır. Bu onların Tevrat’taki nitelikleri. İncil’deki nitelikleri de şöyle: Tıpkı bir ekin ki filizini çıkarmış, o filizi kuvvetlendirmiş. Filiz kalınlaştı, gövdesi üzerine dikildi. Ziraatçıları da imrendirir / hayran bırakır bu ekin. Allah böyle yapar ki, onlar sayesinde inkar edenleri öfkelendirsin. Allah onlardan iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara bir bağışlanma ve büyük bir ödül vaat etmiştir.
Similarity 0.4998 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
MAİDE 5:56
Allah’ı, O’nun resulünü ve iman edenleri dost edinen / Allah’tan, O’nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır.
Similarity 0.4939 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, Hz. Ali’ye (Murtazâ) gönülden bağlılığı yücelterek pasajdaki Ali’nin Peygamber tarafından vezir, halife ve vasi olarak tanınmasına dayanan velâyet/Ehl-i Beyt bağlılığı öğretisini dile getirir.
Ali (a.s) da O'nun vezir ve halifesi idiler. “Yakınlarını korkut” 1 mealindeki ayet nazil olduğunda, Peygamber-i Ekrem (s.a.a) risaletini, getirmiş olduğu dini açıklamak ve tebliğ etmekle görevlendirildi. Peygamber (s.a.a)’in buyruklarını kimsenin kabul etmediği bu dönemde, yalnız Ali (a.s) idi ki, bütün Allah Resulünün söylenenleri kabul ettiğini bildirdi. Bu arada Resulullah (s.a.a) da, bu macerada Ali (a.s)’ın İslam ve imanını kabul etmiş, onu kendi kardeşi, halifesi ve vasisi olarak tanıtmıştır.2 Aslında Hz. Ali (a.s)’ın imanı, köklü bir yapıya sahipti. Allah Rusülü de, bu macerada O’nu kendi vezir ve halifesi olarak tanımlarken O’nun ve babasının İslam’a olan himaye ve yardımlarına değer veriyordu… Şunu da eklemekte yarar görüyoruz ki: Peygamber (s.a.a) hiçbir zaman anlamsız ve mübalağa edici sözler sarf etmemiştir. İşte buradan, Ali (a.s)’ın İslam, iman, basiret ve sebat üzere olduğu ve Allah tarafından makbul ve övülmüş olduğunu anlıyoruz. Bunlara ilave olarak, yine Ali (a.s)’ın kendisi, Resulullah (s.a.a)’den sonra ümmetin en bilgini olduğunu vurgulamakta ve bu makamıyla iftihar ederek şöyle buyurmaktadır: “Ben sıddık-ı ekberim.
Hz. Abbas – Hz. Abbas – Birinci Fasıl:, s. 23 · Similarity 0.5563
VIR_0003#2 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.93 · pending
Âh Hasen zehr-i şehîd ü vah Hüseyn'im deyüben Sîneler çâk eyleyüben Kerbelâ abdâller
Bedeutung: Söyleyen, Hasan’ın zehirlenerek şehit edilmesine ve Hüseyin’in kaybına duyduğu pişmanlık, özlem ve acıyı yakarışla dile getirir. Abdâller, Kerbelâ’nın acısını yüreklerinde derin bir yara olarak taşıdıklarını ve bu acıyla matem tuttuklarını söyler.

Ozanın Hasan ve Hüseyin için dile getirdiği şehadet acısı, yas ve fedakârlık ilkesi, Yusuf 12:84’teki derin ayrılık hüznü ve Âl-i İmrân 3:140’taki müminlerin imtihan içinde şehitlik mertebesine erişmesi anlayışıyla örtüşür.

YUSUF 12:84
Ve yüzünü onlardan öteye döndürdü de şöyle inledi: “Ey Yusuf’a duyduğum gam, neredesin!” Ve kederden gözlerine ak düştü. Durmadan yutkunuyordu.
Similarity 0.442 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:140
Size bir yara değiyorsa, o topluma da benzeri bir yara mutlaka değmiştir. Bak işte günler! Biz onları insanlar arasında dolandırır dururuz. Allah bu sayede, iman edenleri bilecek, sizden tanıklar / şehitler edinecektir. Allah zulme sapanları sevmez.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Deyiş, Kerbelâ şehitlerine “âh/vah” ile yas tutup sine dövme motifi üzerinden, İmam Seccad’ın Hüseyin’in şehadetini bütün varlığı yaralayan ve Ehl-i Beyt’e reva görülen zulmü görünür kılan onulmaz bir musibet olarak dile getiren matem öğretisine dayanır.
Ey insanlar! İçinizde hangi erkek, onun ölümünden sonra sevinebilir? Ondan dolayı hangi yürek üzüntüden yanmaz? Hangi göz, yaşlarını tutar da sel gibi akıtmaz? Onun öldürülmesinden dolayı yedi kat gök ağladı; denizler dalgalarıyla, gökler dayanaklarıyla, yer kuşe bucaklarıyla, ağaçlar dallarıyla, balıklar, denizlerin derinlikleri, mukarreb melekler ve bütün semavat ehli ağladı. Ey insanlar! Onun öldürülmesinin acısıyla parçalanmayacak kalp var mıdır? Hangi yürek onun için yanmaz ki? İslâm'ın surunda açılan bu kapanmaz gediği, bu onmaz yarayı duymayan kulak kaldı mı? Ey insanlar! Şehirlerden, diyarlardan kovulur, sağa sola savrulur, memleketlerden çıkarılır, uzaklaştırılır olduk. Sanki Türklerin ve Kabil'in çocuklarıymışız gibi! Hem de işlediğimiz bir suç, irtikâp ettiğimiz bir günah olmaksızın! İslâm'da yıkıcı bir gedik açmadığımız hâlde! Önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Bu, olsa olsa uydurulmuş bir düzendir. Allah'a yemin ederim ki, eğer Peygamber (s.a.a) bizi sevmelerini, bize itaat etmelerini önerdiği gibi, bizi öldürmelerini önermiş olsaydı, bu yaptıklarından fazlasını yapmayacaklardı. Hiç şüphesiz biz Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz. Ne büyük ne acı bir felaket! Ne korkunç, ne yakıcı, ne dehşet verici, ne elemli ve ne müthiş bir musibet!! Başımıza gelenlerden ve bize yapılan kötülüklerden dolayı Allah'ın sevabını umuyoruz. Çünkü O, üstün iradelidir, öç alıcıdır.1 Kısa olmasına rağmen bu konuşma, Kerbelâ olayını bütün gerçekliğiyle somutlaştırıyordu. Bir yanda, Hüseyin b.
Hidayet Önderleri: İmam Seccad (Zeynelabidin) – İmam Zeynelabidin – İMAM ZEYNELABİDİN (a.s) MEDİNE'DE, s. 89 · Similarity 0.5819
VIR_0003#3 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.90 · pending
Âbidîn ü Bâkır u Ca'fer'den irşâd oldular Sıdk ile ihlâs ile nûr-ı bekâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Zeynelâbidîn, Muhammed Bâkır ve Cafer’in öğretileriyle manevi olarak yönlendirilip olgunlaştıklarını belirtir. Abdâller, doğruluk ve riyasız kulluk sayesinde kalıcı manevi aydınlığa eriştiklerini bildirir.

Bu dizelerdeki sıdk ve ihlâsla imamların irşadına bağlanarak nûr-ı bekâya erme anlayışı, Bakara 2:257 ve Muhammed 47:17’nin Allah’ın velâyetiyle müminleri karanlıktan nura çıkarıp hidayetlerini artırması ilkesine dayanır.

BAKARA 2:257
Allah, iman sahiplerinin Veli’sidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennem halkıdır. Orada sürekli kalacaktır onlar.
Similarity 0.4564 · gefunden über die Bedeutung
MUHAMMED 47:17
Kılavuzlarını bulmuş olanlara gelince, Allah onların hidayetini artırmış ve korunma imkanlarını kendilerine vermiştir.
Similarity 0.4539 · gefunden über die Bedeutung
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satırdaki “irşâd” ve “sıdk ile ihlâs” vurgusu, İmam Zeynelâbidîn’den İmam Bâkır ve İmam Ca‘fer’e uzanan Ehl-i Beyt’in ilim, ahlâk ve manevî rehberlik silsilesine dayanır.
Masum Ehl-i Beyt İmamları'ndan beşincisi olan oğlu İmam Muhammed Bâkır (a.s), Müslümanların imamlarının en ünlüsü, ilme en çok katkısı olan birisi oldu. Oğullarından bir diğeri Abdullah Bahir ise, fazileti ve ilmî derecesi itibariyle en parlak âlimlerden biri olarak temayüz etmişti. Bir diğer oğlu Zeyd ise, Müslüman âlimlerin en büyüklerinden biriydi. Fıkıh, hadis, tefsir ve kelam gibi birçok ilim dalında bir yıldız gibi parlamıştı. Ezilen mazlumların haklarının savunulması uğruna mücadele meydanına atılmıştı. İslâm toplumunda siyasal bilinç tohumlarını eken kanlı kıyama önderlik etmişti. Emevî yönetimi devirmek için etkin ve aktif bir mücadele yürütmüştü.1 İmam (a.s), oğullarına bazı vasiyetlerde bulunmuştu ki, bu vasiyetler, hayat sürecinde davranışlarının şekillenmesinde etkin bir yöntem olsunlar: 1- Oğlum! Beş kişiye dikkat et, onlarla arkadaşlık etme, onlarla sohbet etme, onlarla yola çıkma. Oğlu: "Bunlar kimlerdir?" diye sordu. Dedi ki: Yalancıdan uzak dur. Çünkü yalancı serap gibidir, sana uzağı yakın, yakını da uzak gibi gösterir. Günah işleyenden uzak dur. Çünkü günahkâr, bir lokma veya bundan daha az bir değer karşılığında seni satar. Cimriden uzak dur.
Hidayet Önderleri: İmam Seccad (Zeynelabidin) – İmam Zeynelabidin – Oğullarıyla Münasebetleri, s. 48 · Similarity 0.5595
VIR_0003#4 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.86 · pending
Mûse-i Kâzım Alî Mûsâ Rızâ dergâhına Yüz sürüp nâz u niyâz ü hem duâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Musa Kâzım ile Ali Musa Rıza’nın manevi makamına ve dergâhına yöneldiklerini ifade eder. Abdâller, manevi makam karşısında tevazu gösterip yakarış ve dua ile dilekte bulunurlar.

Bu dizelerdeki dergâha yüz sürüp niyaz ve dua ile yönelme anlayışı, Kur’an’ın tevazu, kulluk ve içten yakarışla Allah’a yönelme ilkesiyle örtüşür.

MÜ’MİN 40:60
Rabbiniz buyurmuştur ki: Dua edin bana, cevap vereyim size. Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
A’RAF 7:55
Rabbinize, boyun bükerek, gizlice / ürpererek yakarın. O, haddi aşanları / azmışları sevmez.
Similarity 0.515 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Peygamber kıssası (kein Ayet · peygamberler)
Satır, Mûsâ el-Kâzım ile Ali er-Rızâ’nın dergâhına yönelişi, Hz. Mûsâ’nın Allah’a niyaz ve münacaatla yöneldiği kıssanın dua, yakarış ve ilahî yakınlık boyutuna bağlar.
Allah, onları, ne işlerse, hakkıyla görücüdür Mûsâ Aleyhisselâm'ın Yüce Allâh'dan Bazı Soruları Ve Dilekleri: Mûsâ Aleyhisselâm, bir gün; "Ey Rab! Kullarının, Sana, sevgilisi, hangisidir?" diye sordu. Yüce Allah: "Onların, beni, en çok zikredenidir!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm: "Yâ Rab! Kullarının en zengini, hangisidir?" diye sordu. Yüce Allah: "Kendisine verdiğim şeye, en razı olanıdır!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm: "Ey Rab! Kullarının en iyi hüküm vereni, hangisidir?" diye sordu. Yüce Allah: "insanlar hakkında, kendisi için hüküm verdiği gibi, hüküm verendir" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm: "Yâ Rab! Kullarının, Sana karşı en haşyetlisi hangisidir?" diye sordu. Yüce Allah: "Onların, beni, en iyi bilenidir!" buyurdu. "ilâhî! Ben, Sana nasıl şükredeyim ki: Bana, ihsan buyurduğun nimetlerinden en küçük bir nimete bile bütün amellerim denk gelmez!" dedi. Yüce Allah: "Ey Mûsâ! işte, sen, şimdi, bana şükrettin!" buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm "Ey Rabb'im! İyiliği, emir, kötülükten nehy ve Allah'a imân eden hayırlı bir Ü'm-met'in, insanlar için, ortaya çıkarılacağını, Tevratta yazılı buldum. Onları, benim ümmetim yap! dedi. Yüce Allah: "Onlar, Ahmed (Aleyhisselâm)ın Ümmeti'dir." buyurdu.
Peygamberler Tarihi – MUSA VE HARUN ALEYHİSSELÂMLAR – Mûsâ Aleyhisselâm'ın Yüce Allâh'dan Bazı Soruları Ve Dilekleri:, s. 429 · Similarity 0.4816
VIR_0003#5 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.84 · pending
Askerî hem Mehdî-i sâhib-zamân'ın aşkına Cismine dağlar yakıp oldu fenâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Hasan el-Askerî ve zamanın sahibi olarak anılan Mehdi’ye duydukları aşkı adanmışlıklarının temeli olarak gösterirler. Abdâller, bedensel ve nefsî varlıklarını ağır çilelerle yakıp benlikten geçerek fenâ hâline ulaştıklarını anlatır.

Ozanın Mehdî ve Ehl-i Beyt aşkıyla benliği feda edip dünyadan geçme çağrısı, Tevbe 9:111 ve Bakara 2:165’in müminin canını Allah yoluna adaması ve sevgisini her şeyin üstünde tutmasıyla örtüşen **ilâhî aşkta teslimiyet ve fedakârlık** ilkesidir.

TEVBE 9:111
Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah’ın; Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattir bu. Ahdine, Allah’tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.
Similarity 0.4068 · gefunden über die Bedeutung
BAKARA 2:165
İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah’a eş tutarlar da onları Allah’ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah’a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah’ta bulunduğunu, Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, İmam Hasan Askerî’nin zühd ve ibadetle çevresini dönüştüren manevî otoritesini, Ehl-i Beyt velâyeti uğrunda benliği feda eden abdâl/fenâ anlayışıyla ilişkilendirir.
Bulabildiğim en kötü, en şerli iki adamı onun başına musallat etmişim. Bir süre sonra bu iki adam, ibadet, namaz ve oruç bakımından olağanüstü mesafeler kat ettiler." Sonra o bekçileri ihzar etti ve onlar da dedi ki: "Onun ne özelliği vardır ki, sizi bu derece değiştirebildi?" Dediler ki: "Gündüzleri oruç tutan, geceleri sabaha kadar kıyam edip namaz kılan, konuşmayan, ibadet dışında bir şeyle uğraşmayan bir insan hakkında ne söylenebilir ki? Ona baktığımız zaman vücudumuzdaki bütün damarlar titriyordu; içimizde öyle duygular ve korkular oluşuyordu ki, kendimize hâkim olamıyorduk." Abbasîler bu sözleri duyunca, ümitleri kırılarak geri döndüler.1 Muhtedi, İmam'ı ölümle tehdit ediyordu. Haber, İmam'ın (a.s) bazı adamlarına ulaşınca, ona şöyle yazdılar: "Ey Efen- dim! Başka şeylerle meşgul ederek onları senden uzak tutan Allah'a hamdolsun! Bana onların seni tehdit ettikleri haberi ulaştı." Bu olay, Müthedi'nin mevali fitnesiyle uğraştığı ve onların kökünü kazımaya karar verdiği dönemdi. Burada İmam'ın (s.a) Muhtedi'nin geleceğiyle ilgili verdiği hassas cevabı görüyoruz. Yazılı cevabı şu şekildedir: Bu onun ömrünü kısaltacak. Bugünden itibaren beş gün say, altıncısında zillet ve alçaklık içerisinde öldürülecek.1 Dediği gibi de oldu; Muhtedi'nin ordusu yenilgiye uğradı, tek başına Samarra'ya girerek halktan şu sözlerle yardım istedi: "Ey Müslümanlar topluluğu! Ben Müminlerin emîri yim, halifeniz için savaşın!" (Bütün çağrılarına rağmen) kimse ona karşılık vermedi.2 Ebu Haşim el-Caferî şöyle der: Hasan Askerî ile birlikte Muhtedi b. el-Vasık'ın hapishanesinde mahpustum. Bana şöyle dedi: "Bu gece Allah onun ömrünü sona erdirecek." Sabahladığımızda Türklerin çıkardığı karışıklıklar hadisesi meydana geldi, böylece Muhtedi öldürüldü ve Mutemed onun yerine geçti.3 3- Abbasî Halifesi Mutemed b. Mütvekkil (Hicrî 279-256) İmam Hasan Askerî (a.s), Mu'tez ve Muhtedi'den sonra Abbasî halifelerinden Mutemed'in döneminde de yaşadı.
Hidayet Önderleri: İmam Hasan Askerî – İmam Hasan Askerî – İmam Hasan Askerî Çağı, s. 141 · Similarity 0.5297
VIR_0003#6 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.91 · pending
Verdiler cümle cihânın varlığın yokluğa Bir deminde girdiler şâh u gedâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, bütün dünyevî varlık ve sahiplik iddialarını terk ederek kendilerini yokluk ve teslimiyet hâline bırakırlar. Abdâller, kısa bir anda şah ile dilenci arasındaki dünyevî ayrımların ötesine geçerek bütün insanları eşit gören bir makama ulaştıklarını söyler.

Bu dizelerdeki dünyalık varlıktan geçip tek hakikate teslim olma ilkesi, Kasas 28:88’in Allah dışındaki her şeyin faniliğini ve Zümer 39:29’un bölünmemiş kullukla tek Rabbe yönelişi bildiren manasıyla örtüşür.

KASAS 28:88
Allah’ın yanında diğer bir tanrıya daha kulluk etme. İlah yok O’ndan başka. O’nun yüzü dışında herşey helak olacaktır. Hüküm yalnız O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
ZÜMER 39:29
Allah; hakkında birbiriyle didişen ortakların bulunduğu bir adamla, bir tek ere teslim olan bir adamı örnek verdi. Örnek olarak bu ikisi eşit olur mu? Hamd yalnız Allah’adır. Ama onların çokları bilmiyorlar.
Similarity 0.4373 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0003#7 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.96 · pending
Âl u evlâd aşkına ser cümlesinden geçtiler Ana ata cân u mansıb elvedâ abdâller
Bedeutung: Abdâller, Ehlibeyt sevgisi uğruna kendi başları ve bütün kişisel bağlılıklarından vazgeçtiklerini bildirirler. Abdâller, ana babaya, cana ve dünyevî makama veda ederek bütün kişisel bağlarını yol uğruna geride bıraktıklarını söyler.

Bu dizelerdeki Allah ve Ehl-i Beyt sevgisi uğruna aile, can, makam ve dünyalık bağlardan geçme fedakârlığı, Tevbe 9:24 ve 9:111’in Allah yolunu her şeyden üstün tutma ve canı-malı ilahî ahde adama ilkesiyle örtüşür.

TEVBE 9:24
De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz / menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah’tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.”
Similarity 0.483 · gefunden über die Bedeutung
TEVBE 9:111
Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah’ın; Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattir bu. Ahdine, Allah’tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.
Similarity 0.4656 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0003#8 · Bende-i Fazl-ı Hüdâ vü hem Mustafâ abdâller
Seite 3 · Verszeile 15 · Konfidenz 0.94 · pending
Uş niyâz eyler Vîrânî ayni cem âşıklara Tâ edeler yine gül-beng ü bukâ abdâller
Bedeutung: Vîrânî, aynı cem içinde bulunan âşıklara saygı ve yakarışla yönelir. Vîrânî, abdâllerin yeniden topluca gülbeng söyleyip içli ağıt ve gözyaşıyla anma erkânını sürdürmesini diler.

Ozanın cem âşıklarını gülbeng ve niyazda buluşturan kardeşlik ve ortak yakarış ilkesi, Haşr 59:10 ve Âl-i İmrân 3:103’te müminlerin gönül birliğiyle Allah’a yönelmesi emriyle örtüşür.

HAŞR 59:10
Onlardan sonra gelenler de şöyle derler: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi affet; kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”
Similarity 0.4903 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:103
Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe

Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur

VIR_0004 · Seite 4 · 7 Tabellenzeile(n) · 6 offen

VIR_0004#1 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.88 · pending
Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur Nakş-ı zâtın bilmeyen insânı bilmez kimdurur
Bedeutung: Kişi kendi içindeki yıkıcı arzuları ve ruhsal varlığını tanımadan Tanrı'yı gerçek anlamda kavrayamaz. İnsanın varlığında bulunan ilahi izi ve anlamı kavramayan kişi insanın gerçek mahiyetini de anlayamaz.

Bu dizelerdeki nefsin tezkiyesiyle insanın kendi varlığındaki ilahî işaretleri tanıma ilkesi, Kur’an’ın nefsin kötülüğe çağırıcı tabiatına karşı rahmete sığınmayı ve benlikteki delilleri görmeyi öğütlemesiyle örtüşür.

ZARİYAT 51:21
Benliklerinizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?
Similarity 0.5074 · gefunden über die Bedeutung
YUSUF 12:53
“Nefsimi ak-pak gösteremem. Çünkü nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder. Ama Rabbim çok affedici, çok esirgeyicidir.”
Similarity 0.4912 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0004#2 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 3 · Konfidenz 0.94 · auto_approved
Kul olup satılmayan elden ele Yûsuf gibi Hâkim-i Mısr olmayan Ken'ân'ı bilmez kimdurur
Bedeutung: Hakikate yönelen kişi, Yusuf kıssasındaki gibi benliğini geri plana çekip ağır sınavlar ve teslimiyet süreçlerinden geçmelidir. Kişi olgunluk ve yetkinlik makamına erişmeden kendi asli kaynağını ve ruhsal yurdunu tanıyamaz.

Ozanın Yusuf gibi elden ele satılıp zillete düşmeyi aşarak Mısır’da hükümranlığa erişme imgesi, ayetlerdeki Yusuf’un değersiz görülerek satılmasından sonra tecelli eden **sabırla imtihandan geçip hakikate ve izzete yükselme ilkesi**yle örtüşür.

YUSUF 12:20
Onu basit bir karşılıkla, birkaç paraya sattılar. Ona fazla rağbet gösterenler değillerdi.
Similarity 0.4676 · gefunden über den Wortlaut
YUSUF 12:19
Bir yolcu kafilesi gelmişti. Sucularını gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. “Müjde! Bu bir oğlan!” diye haykırdı. Ticaret maksadıyla onu sakladılar. Allah ne yaptıklarını çok iyi biliyordu.
Similarity 0.4611 · gefunden über den Wortlaut
VIR_0004#3 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.97 · pending
Cism içinde cân u dil mir'âtını sâf etmeyen Görmedi ayne'l-yakîn cânânı bilmez kimdurur
Bedeutung: Bedenin içinde bulunan ruh ve gönül aynasını arındırmayan kişi hakikati yansıtacak iç berraklığa ulaşamaz. Hakikati doğrudan müşahede ederek kesinlik kazanmayan kişi ilahi sevgilinin gerçekliğini tam olarak bilemez.

Bu dizelerdeki gönül aynasını nefsin kirlerinden arındırarak ilahî hakikati ayne’l-yakîn tanıma ilkesi, Şuarâ 26:89 ve Şems 91:9’un kalbin ve benliğin tezkiyesini kurtuluşun şartı sayan hükmüyle örtüşür.

ŞUARA 26:89
“Yalnız temiz bir kalple Allah’a varan kurtulur.”
Similarity 0.5436 · gefunden über die Bedeutung
ŞEMS 91:9
Benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur.
Similarity 0.5693 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0004#4 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 7 · Konfidenz 0.72 · pending
Sedd-i İskender olup zulmet yerağın görmeyen Âb-ı hayvân içre kim hayvânı bilmez kimdurur
Bedeutung: Görünmeyen ve bilinmeyen âleme açılan engeli aşamayan kişi hakikatin gizli boyutunu fark edemez. Manevi dirilik ve hakikat bilgisinin kaynağı içinde bulunduğu hâlde gerçek hayatın anlamını kavrayamayan kişi bilgiyi özümsememiştir.

Ozanın zulmette yol ve hayat sırrını kavrayamayanın cehaletini dile getirdiği gaybı ve hakikati bilme ilkesi, bu ayetlerde Allah’ın görünmeyeni de görüneni de kuşatan mutlak bilgisiyle örtüşür.

TEĞABÜN 64:18
Görünmeyen ve görünen alemleri bilendir O; Aziz’dir, Hakim’dir.
Similarity 0.5046 · gefunden über die Bedeutung
MÜMİNUN 23:92
Gözle görülmeyeni de görüleni de bilendir O. Uzaktır onların ortak koştuklarından.
Similarity 0.5016 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0004#5 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.91 · pending
Derde her kim ki giriftâr olmadı Eyyûb gibi Zahmına em bulmadı Lokmân'ı bilmez kimdurur
Bedeutung: Sınav ve acıyla karşılaşmayan kişi sabırla olgunlaşmanın ve manevi dayanıklılığın değerini kavrayamaz. Kendi yarasına çare arayıp şifayı deneyimlemeyen kişi gerçek tedavi bilgisinin ve hikmetinin değerini anlayamaz.

Ozanın dile getirdiği, derdin sabırla taşınarak nefsin olgunlaşması ve hakikate erişilmesi ilkesi, bu ayetlerde belâların iman, mücadele ve sabrı açığa çıkaran ilahî imtihan oluşuyla örtüşür.

ALİ İMRAN 3:140
Size bir yara değiyorsa, o topluma da benzeri bir yara mutlaka değmiştir. Bak işte günler! Biz onları insanlar arasında dolandırır dururuz. Allah bu sayede, iman edenleri bilecek, sizden tanıklar / şehitler edinecektir. Allah zulme sapanları sevmez.
Similarity 0.4958 · gefunden über die Bedeutung
MUHAMMED 47:31
Andolsun, içinizden gayret gösterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edeceğiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacağız.
Similarity 0.509 · gefunden über die Bedeutung
VIR_0004#6 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 11 · Konfidenz 0.90 · pending
Nefs-i ejderhâsını katl etmeyen merdâne var Sanma ol merdânedir merdâne bilmez kimdurur
Bedeutung: İçindeki yıkıcı arzuları ejderha gibi görüp onlarla mücadele etmeyen kişinin gerçek yiğitliği bulunmaz. Nefsini yenmemiş kişiyi gerçek anlamda yiğit saymak, yiğitliğin manevi ölçüsünü bilmemektir.

Bu dizelerdeki nefsin mağlup edilmesiyle kazanılan gerçek erlik ilkesi, ayetlerdeki secde, istiğfar ve kulluk tevazuu yoluyla ilahî kabulü dileme anlayışıyla örtüşür.

BAKARA 2:58
Şöyle demiştik: “Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bolbol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘affet bizi’ deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
BAKARA 2:127
İbrahim’ini İsmail’le birlikte, Beytullah’ın ana duvarlarını yükselterek şöyle yakardıkları zamanı da an: “Rabbimiz, bizden gelen niyazları kabul buyur; sen, evet sen, Semi’sin, herşeyi çok iyi duyarsın; Alim’sin, herşeyi çok iyi bilirsin.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
VIR_0004#7 · Nefsin idrâk etmeyen Rahmân'ı bilmez kimdurur
Seite 4 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.76 · pending
Ey Vîrânî ehl-i diller sohbetinde devrimiz Anlamaz ol Fazl-ı Hak Yezdân'ı bilmez kimdurur
Bedeutung: Virani, içinde bulunulan zamanın gönül ehliyle yapılan hakikat sohbeti içinde anlam kazandığını belirtir. İlahi yardım ve bağışın anlamını kavramayan kişi Tanrı'yı gerçekten tanıdığını sanmamalıdır.

Ozanın dile getirdiği, ilâhî fazlı ve Hakk’ın lütfunu tanımayanın hakikatten gaflette kalacağı ilkesi, Zümer 39:49 ve Âl-i İmrân 3:73’te nimetin ve hidayetin ancak Allah’ın lütfu olduğunu bilme hükmüyle örtüşür.

ZÜMER 39:49
İnsana bir zorluk / zarar dokunduğunda bize yalvarır-yakarır; sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde şöyle der: “Bu bir ilim sayesinde verildi bana!” Hayır, öyle değil; o bir fitnedir ama onların çokları bilmiyorlar.
Similarity 0.5055 · gefunden über die Bedeutung
ALİ İMRAN 3:73
Dininize uyandan başkasına inanmayın.” Söyle onlara: “Hidayet, Allah’ın kılavuzlamasıdır. Size verilenin benzeri bir başkasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartışarak size üstün gelecekler diye mi bütün bunlar?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vasi’dir, varlığı sürekli genişletir; Alim’dir, herşeyi en iyi şekilde bilir.”
Similarity 0.5006 · gefunden über die Bedeutung

Muhammed Ali’yi candan sevenler

SH_0010 · Seite 52 · 5 Tabellenzeile(n) · 5 offen

SH_0010#1 · Muhammed Ali’yi candan sevenler
Seite 52 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.90 · pending
Muhammed Ali’yi candan sevenler Yorulub yollarda kalmaz inşallah İmamı Hasan’m yüzün görenler Hüseyin’den mahrûm olmaz inşallah
Bedeutung: Muhammed ile Ali’ye içten bağlı olanların manevi sadakat ve kurtuluş yoluna girdiği anlatılır. Manevi yürüyüşte kararlılığını koruyan kişinin zorluklara rağmen yolda bırakılmayacağı umudu dile getirilir. Hasan’ın manevi hakikatini ve örnekliğini kavrayanların kutsal soy ve irfan zincirine bağlandığı anlatılır. Hasan’ın manevi yolunu tanıyanların Hüseyin’in temsil ettiği adalet, direnç ve hakikat mirasından yoksun kalmayacağı söylenir.

Ozanın burada dile getirdiği Muhammed-Ali ve Ehl-i Beyt sevgisine sıdkla bağlanıp dosdoğru yoldan ayrılmama ilkesi, bu ayetlerde Allah’a, Resulüne ve iman ehline velâyetle sarılanların rahmet, hidayet ve kurtuluşa ereceği hükmüyle örtüşür.

BAKARA 2:218
İnanıp hicret eden ve Allah yolunda uğraşıp didinenlere gelince, onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok affedici, çok merhametlidir.
Similarity 0.4718 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 45/100 · Yol ve inanç temaları üzerinden zayıf bir genel çağrışım kurmaktadır.
NİSA 4:175
Allah’a inanıp O’na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.
Similarity 0.4998 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Yol kavramı ortaklığına dayanan dolaylı ve zayıf bir ilişki barındırmaktadır.
MAİDE 5:56
Allah’ı, O’nun resulünü ve iman edenleri dost edinen / Allah’tan, O’nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır.
Similarity 0.4266 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 65/100 · Muhammed ve iman edenleri dost edinme vurgusu, deyişteki Muhammed Ali sevgisiyle içeriksel bir paralellik taşımaktadır.
ALİ İMRAN 3:144
Muhammed bir resulden başkası değildir. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölse yahut öldürülse ökçeleriniz üzerine gerisin geri mi döneceksiniz! İki ökçesi üzerine geri dönen, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah, şükredenleri ödüllendirecektir.
Similarity 0.4284 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Yalnızca Muhammed adı üzerinden kurulmuş olup, şiirin Ehlibeyt sevgisi ve kurtuluş temasıyla doğrudan bir anlam bağı yoktur.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Deyişteki “Muhammed Ali’yi candan sevmek” ve yolda kalmamak düşüncesi, pasajdaki İmam Hasan’ın Ehl-i Beyt imamına bağlılık, onun çağrısına icabet ve hak yanında sebat etmeyi hidayet vesilesi sayan öğretisiyle bağlanır.
Allah'a yemin ederim ki, Ali'yi aklı başında kimseler izlerse, dünyada ve ahirette örnek olacak ve hayırlı bir sonuç ortaya çıkacaktır. Çağrımıza icabet ederek bizim ve sizin başınıza gelen belâda bize yardım edin. Emirü'l-Müminin diyor ki: "Ben bu sefere ya zalim veya mazlum olarak çıktım. Ben Allah'ın hakkını gözeten kimsenin de mutlaka sefere çıkması hususunda Allah'ı hatırlatırım. Eğer mazlum isem, bana yardım etmiş olur. Eğer zalim isem, cezamı verir. Allah'a yemin ede- rim ki, Talha ve Zübeyir bana ilk biat eden ve ilk haksızlık eden kimselerdir. Ben zimmetime mal mı geçirdim ve herhangi bir hükmü mü değiştirdim? Sefere çıkın, marufu emredin ve kötülükten sakındırın."1 Bu konuşma sonucu halk İmam Hasan'ı (a.s) dinledi ve çağrısına icabet etti. Fakat Malik Eşter işin tamamlanması için Ebu Musa'nın aşağılanmış ve gücü, benliği yıkılmış olarak makamından çıkarılması gerektiği görüşünde idi. Bu düşünce ile kendine bağlı bir grup eşliğinde valilik sarayına gidip orayı kuşattılar ve sonra Ebu Musa'yı dışarı çıkardılar. Mesele İmam Hasan'ın (a.s) arzu ettiği kıvama gelince, halka dönerek onları şu sözlerle cihada çıkmaya çağırdı: Ey insanlar, ben yola çıkıyorum. İsteyen benimle hayvan sırtında yola çıksın, isteyen nehir yolundan gitsin.2 Böylece halk yığınları İmam Hasan'ın (a.s) çağrısına icabet etti. Şair Kays b. Sa'd bu durumu görünce, içi sevinç dolarak şu beyitleri söyledi: Allah, bugün Kûfe halkını desteği ile ödüllendirsin! Onlar icabet ettiler ve döneklerin dönekliğine uyarak reddetmediler. Onlar: "Ali, en sağlam yere basan ve dayanıklı adımlıdır." dediler. Ahdini bozup sözünü değiştirenlere karşı ondan hoşnut olduk. O ikisi kasten Peygamber'in eşini öne çıkardılar Onu deve sırtında dörtnala giden atlar sevk eder.3
Hidayet Önderleri: İmam Hasan – İmam Hasan – Halifeler Döneminde İmam Hasan, s. 115 · Similarity 0.6511
SH_0010#2 · Muhammed Ali’yi candan sevenler
Seite 52 · Verszeile 5 · Konfidenz 0.96 · pending
tmamı Zeynel’den bir dolu içen İmamı Bâkır’dan kaynayub coşan Sıdk ile İmam Ca’fer’e ulaşan Bundan özge yola sapmaz inşallah
Bedeutung: Zeynel’in manevi irfanından pay alan kişinin kutsal bilgi ve içsel dirilik kazandığı anlatılır. Bâkır’dan alınan irfanın kişinin içinde canlı, taşkın ve etkili bir manevi heyecana dönüştüğü anlatılır. Doğruluk ve içtenlikle Cafer’in manevi makamına yönelen kişinin hakikate erişme imkânı bulduğu belirtilir. Hakikate ulaştıran bu manevi yönelişi benimseyen kişinin başka ve yanlış yollara yönelmeyeceği umudu ifade edilir.

Ozanın sıdk ile İmamlar yoluna bağlanıp başka yollara sapmama çağrısı, Kur’an’ın ilahî hidayete uyup dosdoğru yolda sebat etme ilkesiyle örtüşür.

MAİDE 5:16
Allah, rızasına uyanları o Kitap’la esenlik ve barış yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp şaşmayan ve sapmayan dosdoğru yola kılavuzlar.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, tıpkı deyişteki "yola sapmaz" ifadesinde olduğu gibi, Allah'ın insanları doğru yola ilettiğini ve sapmaktan koruduğunu doğrudan vurgulamaktadır.
BAKARA 2:120
Sen onların öz milletlerine uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar. De ki: “Allah’ın kılavuzluğu erdirici kılavuzluğun ta kendisidir.” İlimden sana ulaşan nasipten sonra bunların boş ve iğreti arzularına uyarsan, Allah katından ne bir dostun olur ne de bir yardımcın.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 15/100 · Ayet sadece "uymak" fiili üzerinden yüzeysel bir sözcük benzerliği taşımakta olup, deyişteki batıni ve tasavvufi yol anlayışıyla içeriksel bir bağı yoktur.
FATİHA 1:6
Dosdoğru giden yola ilet bizi…
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 80/100 · Ayet, deyişin son mısrasında geçen "özge yola sapmaz" temasıyla doğrudan örtüşen doğru yola iletilme dileğini içermektedir.
ALİ İMRAN 3:8
Ey Rabbimiz! Bizi doğruya ve güzele yönelttikten sonra kalplerimizi bozup eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla. Sen, yalnız sen Vahhab’sın, bol bol bağışta bulunansın.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Ayet, doğru yola iletildikten sonra sapmama duasını içermesi bakımından deyişin "yola sapmaz" ilkesiyle güçlü bir dolaylı ilişki kurmaktadır.
Yol öğretisi (Makâlât) (kein Ayet · yol)
Satır, Ehl-i Beyt imamlarının Zeynelâbidîn’den Bâkır’a ve Ca‘fer es-Sâdık’a uzanan irfan silsilesine sadakatle bağlanmayı ifade ederek Yol’un **marifet kapısındaki imamet/irfan makâmına** işaret eder.
3. Bölüm – İmam-ı Â’zam, İmam Mâlik ve Diğer İslâm Büyüklerinin Sözleri Fakat hiçbirini fıkıh ve içtihat konusunda İmam Cafer Sadık’a eş görmemiş; İmam hakkında daima şu cümleyi tekrarlamıştı: Muhammed oğlu Cafer’den daha fakih bir kimse görmedim.(1) 3- Sıbt İbn Cevzî el-Hanefî O, Ebu Nuaym İsfahâni’den, o da Amr İbn Mikdâd’dan nakleder ki: Muhammed oğlu Cafer’e baktığım zamanlar, onun peygamberler soyundan geldiğine, Peygamber sülalesine mensup olduğuna kesinlikle kanaat getirdim.(2) 4- Sehristâni: Şehristani, İmam Cafer Sadık’ı hakkıyla övmüş ve şöyle demiştir: Muhammed oğlu Cafer Sadık; büyük bilgi, tam ve olgun bir edep, hikmet ve züht sahibidir. Dostlarına bilgi sırlarını öğretti ve hilafet mevzuunda kimse ile çekişmedi. Çünkü marifet denizine gark olan kimse, ırmağa teveccüh göstermez; gerçeğin doruğuna ulaşan kimse, küçük sayılmaktan, bir köşede kalmaktan korkup üzülmez.(3) 5- Karamani: Karamani Tarihi’nde şöyle denmektedir: İmamCafer Sadık, babasının yerine geçmiştir. Ondan nak1- Menâkıb-ı Ebu Hanife. 5. 1, s. 173. Câmiu Mesânid-i Ebi Hanife, 222, Tezkiretu’l-Huffaz, Zehebi, c. 1, s. 157. 2- Tezkiretu’l-Havâss, s. 342. 3- Milel ve Nihal, c. 1, s. 272, 5. Baskı. ledilen bilgi, hiç kimseden nakledilmemiştir. Hadiste devrinin en ileri geleni idi.
Buyruk (İmam Cafer Sadık) – İmam Cafer Sadık – 3. Bölüm – İmam-ı Â’zam, İmam Mâlik ve Diğer İslâm Büyüklerinin Sözleri, s. 16 · Similarity 0.5632
SH_0010#3 · Muhammed Ali’yi candan sevenler
Seite 52 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.84 · pending
İmamı Mûsâ’dan gelen erenler Can baş fedâ edüb cemler görenler İmamı Rızâ’ya zehir verenler Dîvanda şefâat bulmaz inşallah
Bedeutung: Musa’nın manevi silsilesinden gelen olgun dervişler ve hakikat yolunun ehilleri anılır. Bütün varlığını yola adayan ve cem erkânına katılanların topluluk içinde manevi birlik ve hizmet tecrübesi kazandığı anlatılır. Rızâ’ya kötülük edenlerin manevi ve ahlaki suç işledikleri, bu zulmün karşılıksız kalmayacağı ima edilir. Zulüm işleyenlerin ilahi yargı huzurunda bağışlanma ve aracılık beklentisine sığınamayacağı söylenir.

Ozanın Ehl-i Beyt imamlarına eziyet edenlerin şefaatten mahrum kalacağına dair vurgusu, Allah’ın seçkin kullarına ve hakka kılavuzluk edenlere zulmetmenin sapkınlık ve ilâhî azaba götüreceği ilkesiyle bu ayetlerde örtüşür.

İBRAHİM 14:21
Hepsi toplu halde, Allah’ın huzuruna çıkmış olacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: “Biz sizin birer uydunuzduk. Şimdi siz Allah’ın azabından bir kısmını bizden uzaklaştırabilir misiniz?” Cevap verecekler: “Allah bize kılavuzluk etseydi elbette biz de size kılavuzluk ederdik. Şimdi inleyip feryat etsek de sabretsek de bir. Sığınacak hiçbir yerimiz yok.”
Similarity 0.4906 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Ayet ahiretteki hesap gününden ve yardımlaşamamaktan bahsetmektedir, bu da deyişteki 'dîvanda şefâat bulmaz' ifadesiyle sadece genel bir ahiret ve divan çağrışımı kurar.
SAFF 61:5
Hani, Musa, toplumuna şöyle demişti: “Ey toplumum! Benim size gönderilen Allah elçisi olduğumu bilip durduğunuz halde, beni neden incitiyorsunuz?” Onlar bozulup sapınca Allah da onların kalplerini eğriltti. Çünkü Allah, fasıklaşmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.
Similarity 0.4636 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayet Hz. Musa'ya yapılan eziyetleri ve kavminin sapmasını anlatır, ancak deyişteki İmam Musa el-Kâzım ve İmam Rıza konusunu değil, İsrailoğulları peygamberi olan Hz. Musa'yı konu alır.
A’RAF 7:159
Musa kavminden bir topluluk vardır ki, hakka kılavuzluk eder ve yalnız hakka dayanarak adaleti gözetir.
Similarity 0.5106 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 0/100 · Ayet Hz. Musa kavminden hakka kılavuzluk eden bir topluluktan söz eder; deyişin içeriğindeki imamlar ve şefaat meselesiyle hiçbir anlam bağı yoktur.
AHZAB 33:69
Ey iman edenler! Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın. Allah, Musa’yı onların dediğinden uzak tutmuştur. O, Allah katında olumlu, itibarlı bir kul idi.
Similarity 0.4982 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Ayet İsrailoğullarının peygamberi olan Hz. Musa'ya eziyet edilmemesini emreder, deyişte geçen İmam Mûsâ (Mûsâ-i Kâzım) ile isim benzerliği dışında içeriksel bir ilgisi yoktur.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satır, İmam Mûsâ Kâzım’ın oğlu İmam Rızâ’nın Abbasî iktidarınca zehirletilmesi hafızasına dayanarak Ehl-i Beyt’e zulmedenlerin ilahî adalet divanında şefaatten mahrum kalacağı öğretisini dile getirir.
Bir gün Mervan b. Ebu Hafsa, Abbasî halifesi Mehdi'nin huzuruna girer ve Abbasîleri övdüğü, Ehl-i Beyt'i (a.s) yerdiği bir şiir okur. Halife caize olarak ona yetmiş bin dirhem verir.1 Abdullah b. Malik, Mehdi'ye şarkıcı bir cariye gönderir. O da bunun karşılığında ona kırk bin dirhem gönderir.2 Halife er-Reşid, Cafer el-Bermekî ve kız kardeşi Abbase binti Mehdi ile birlikte şarap içmeye pek düşkündü. er-Reşid şarap içmek istediği zaman kız kardeşi de yanında olurdu. Sonra oradan kalkar, sarhoş olan kız kardeşiyle Cafer elBermekî'yi yalnız bırakırdı.3 3- Siyasal Bozulma: İmam (a.s), Abbasîlerin hilafet makamını nasıl kullandıklarına tanık olmuştu. Onlara göre hilafet, Resulullah (s.a.a) tarafından amcası Abbas aracılığıyla kendilerine miras kalmıştı. Bu yüzden bu makamı babadan oğla miras bıraktılar ve Müslümanların görüşlerini dikkate almadılar. Ayrıca Resulullah'ın (s.a.a) Allah'ın emriyle bu göreve tayin ettiği meşru halifelik mirasçılarına da hiçbir konuda başvurmadılar. Abbasîler, yargıyı politikalarının aracı hâline getirdiler. Dini, insanları kandırdıkları bir örtü olarak kullandılar. Suçlarını ve sapıklıklarını din kisvesi altında gizlediler. Bu bağlamda, Allah tarafından görevlendirildiklerini, dolayısıyla insanların kendilerini eleştirmelerinin, sorgulamalarının caiz olmadığı fikrini yaydılar. 4- Müslümanların Ehl-i Beyt'e (a.s) Duyduğu Sempati: İmam Rıza (a.s), Müslümanlar tarafından Ehl-i Beyt sevgisi ve dostluğu şeklinde belirginleşen ruhu yaşadı. Bu, geçmiş atalarının çabalarının bir semeresiydi.4
Hidayet Önderleri: İmam Rıza – İmam Rıza – İmam Rıza Babası İmam Musa Kâzım himayesinde, s. 62 · Similarity 0.5822
SH_0010#4 · Muhammed Ali’yi candan sevenler
Seite 52 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.93 · pending
Bir gün olur okuturlar defteri Şah oğlunun elindedir teberi Uyanırsa Takî, Nakî, Askerî Açılan gülümüz solmaz inşallah
Bedeutung: İnsanın bir gün bütün yaptıklarının ortaya çıkarılacağı ve sorumluluğuyla yüzleşeceği anlatılır. Hakikatin ve adaletin kurtarıcı gücü olarak görülen Şah’ın oğlunun elinde zulmü kesip ayıran yaptırım yetkisi bulunduğu belirtilir. Takî, Nakî ve Askerî’nin manevi otoritesinin yeniden etkinleşmesiyle hakikatin ve adaletin güç kazanacağı tasvir edilir. Ortaya çıkan manevi güzelliğin, umudun ve irfan mirasının kalıcı olacağına dair güven dile getirilir.

Bu dizelerdeki kıyamet günü defterlerin açılması, amellerin adaletle hesap edilmesi ve imama bağlılığın kurtuluş ümidi oluşu anlayışı, Kur’an’ın herkesin önderiyle çağrılıp yaptıklarının eksiksiz karşılığını göreceği hesap ve adalet ilkesiyle örtüşür.

İSRA 17:71
Gün olur, insan gruplarından herbirini kendi önderiyle çağırırız. O gün kitabı kendisine sağdan verilenler, kitaplarını okuyacaklar ve bir kıl kadar haksızlığa uğratılmayacaklar.
Similarity 0.4296 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 75/100 · Ayet, deyişteki defterin okunması ve hesap günü temasıyla doğrudan örtüşmektedir, ancak önder vurgusu dolaylı bir bağ kurar.
ENBİYA 21:47
Kıyamet günü için adalet terazilerini kuracağız / adaleti terazilere koyacağız. Hiç kimseye zerre kadar zulüm edilmeyecek. Hardal tanesi kadar birşey olsa onu ortaya getiririz. Hesapçılar olarak biz yeteriz.
Similarity 0.4879 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Ayet genel kıyamet ve adalet terazisi kavramını işler, deyişteki defter açılması ve batıni imamlar motifini doğrudan karşılamaz.
MÜCADİLE 58:6
Gün olur, Allah onların hepsini diriltir ve yapıp ettiklerini onlara haber verir. Allah onu iyice sayıp zaptetmiştir, onlarsa unutmuşlardır. Allah, herşey üzerinde tam bir tanıktır.
Similarity 0.4298 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 65/100 · Ayet amellerin hesabı ve diriliş gününü vurguladığı için deyişin ilk dizesindeki 'defterin okutulması' fikriyle tematik bir ilgi kurar.
ALİ İMRAN 3:25
Peki, o kendisinde kuşku bulunmayan günde, onları biraraya topladığımız vakit halleri nice olacak! O gün her benlik, kazandığının karşılığını tam almıştır. Onlar, hiçbir zulme uğratılmazlar.
Similarity 0.4871 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 50/100 · Ayet kıyamet gününde herkesin kazandığının karşılığını alacağını belirtir, ancak deyişin özel imgesel yapısıyla zayıf bir bağa sahiptir.
Peygamber kıssası (kein Ayet · peygamberler)
Satır, Hz. Dâvud’un Câlût’u öldürerek seçkinliğinin ve hükümdarlığının ortaya çıkması kıssasına, özellikle de kaynakta anlatılan “teber/balta”yı taşıyabilecek güç ve ilâhî seçilmişlik işaretine gönderme yapmaktadır.
"Rabb'im, senin, yalan söylediğini, bunlardan başka, bir oğlun daha bulunduğunu, bana haber verdi!" dedi. İşa: "Ey Allah'ın Peygamberi! Doğrudur! Benim, Dâvud adında bir oğlum daha vardır. Fakat, halkın, onun kısa boyluluğunu ve çelimsizliğini, görmesinden utandığım için, koyunlarımı güttürmek üzere, kendisini, geride bıraktım!" dedi. Şemûyel Aleyhisselâm: "Nerededir o?" diye sordu. İşa: "Filan vadinin filan yerinde, filan dağın, filan yerindedir." dedi. Şemûyel Aleyhisselâm, hemen, o tarafa doğru gitti ve onu, oradaki vadide buldu. Kendisinin, vadide akan sel sularına ve su biriken çukurlara davarları düşürmemek için, ikişer ikişer taşıyıp geçirmeğe çalıştığını görünce: "İşte, hiç şüphesiz, budur o! Hayvanlara, böyle acırsa, o, insanlara, daha çok acır!" dedi. Yağ boynuzunu, onun başına koyunca, içindeki yağ, kaynamağa başladı. Demir Tennûr'un içine girince de, vücudu, onu, doldurdu! Şemûyel Aleyhisselâm; Allah tarafından, kendisine verilen Yağ Boynuzu ile demirden yapılmış Tennûr'u, Tâlût'a gönderdi. Câlût'u, öldürecek olan adamınızın başına, Yağ boynuzu, konulunca, içindeki yağ, kaynayacak, o, yağdan başına sürünecek, süründüğü yağ, yüzüne akmayacaktır. Yağ boynuzu, aynı zamanda, onun başında bir Tac şeklini alacaktır. Kendisinin vücudu da, Tennûr'un içine girince, onu, dolduracaktır!" dedi.
Peygamberler Tarihi – ŞEMÛYEL ALEYHİSSELÂM – Kral Tâlût'un Câlût İle Çarpışmağa Gidişi:, s. 546 · Similarity 0.4556
SH_0010#5 · Muhammed Ali’yi candan sevenler
Seite 52 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.90 · pending
Hatâyı der bu iş bir gün biter a Özünü katagör ulu katara Mehdî şevki bu cihanı tutar a Şah oğlıma sitem olmaz inşallah
Bedeutung: Şah Hatayi, yaşanan sıkıntıların ve çatışmaların sonunda sona ereceğini bildirerek geçicilik ve umut duygusu verir. Kişi kendi varlığını yüce manevi topluluğun ve hakikat yolunun yürüyüşüne katmalıdır. Hidayete erdirilmiş kurtarıcı Mehdi’ye duyulan coşkun beklentinin bütün dünyaya yayılacağı anlatılır. Şah’ın oğlunun temsil ettiği kurtarıcı adalet düzeninde zulüm, haksızlık ve incitici baskının bulunmayacağı umudu dile getirilir.

Ozanın Mehdî şevkiyle zulmün ve ayrılığın sona ereceği yönündeki **ilahî nurun tamamlanması, hidayete bağlılık ve hakikatin üstün gelmesi** ilkesi, bu ayetlerde de müminlerin bütünüyle doğru yola girmesi ve Allah’ın nurunu mutlaka tamamlamasıyla dile getirilir.

SAFF 61:8
İstiyorlar ki ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürsünler. Ama Allah, küfre batanlar hoş görmeseler de nurunu tamamlayacaktır.
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: die Ehl-i-Beyt-Auslegung verbindet diesen Vers mit der genannten Gestalt
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Metindeki Mehdî şevki ve adaletin tecellisi teması, Allah'ın nurunu tamamlaması kavramıyla zayıf bir çağrışım kurmaktadır.
BAKARA 2:208
Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 15/100 · Metindeki 'ulu katara' ifadesindeki katılım çağrısı ile ayetteki barışa girme emri yalnızca ortak bir yönelim kelimesi yüzünden eşleşmiş olup içerik olarak ilgisizdir.
DUHA 93:4
Sonrası senin için öncesinden elbette ki daha mutlu ve kutlu olacaktır.
Similarity 0.4514 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 65/100 · Ayet, deyişin sonundaki 'bu iş bir gün biter' ve gelecekteki ferahlama (Mehdî şevki) beklentisiyle içerik bakımından dolaylı bir iyimserlik paralelliği taşımaktadır.
SAFF 61:9
Resulünü hidayet ve hak dini getirmek üzere O görevlendirdi ki, ortak koşanlar hoşlanmasa bile, onu tüm dinlerden üstün kılsın.
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: die Ehl-i-Beyt-Auslegung verbindet diesen Vers mit der genannten Gestalt
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 45/100 · Hak dinin ve adaletin hakim olacağı inancı, metindeki Mehdi'nin cihanı tutması fikriyle kısmen örtüşse de doğrudan bir kaynak ilişkisi kurmamaktadır.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Satırdaki “Mehdî şevki” ve zulmün son bulacağı ümidi, Ehl-i Beyt öğretisindeki İmam Mehdi’nin zuhuruyla adaletin gerçekleşeceği inancına dayanır.
Kuşkusuz, Resul-i Erkem'in (s.a.a) -Kur'ân direktiflerine uyarak- İslâm'ın evrensel ıslahatçısına dair hazırlıklar yapması, onun Fatıma ve Ali'den (a.s) doğma Peygamber evlât- larının soyundan geleceğini, Şehit Hüseyin'in (a.s) dokuzuncu göbekten çocuğu olacağını açıkça ilân etmesi, akidenin farz kıldığı İslâmî bir zorunluluktu. Çünkü o, Müslümanların içinden geçecekleri zulüm dönemlerinde bir aydınlık noktası ve umut merkezi olacaktı. Nitekim Resulullah'ın (s.a.a) vefatından sonra Müslümanların başına gelen hadiseler, zamanından önce verilen bu haberleri destekliyordu. Resulullah'ın (s.a.a) zihinleri hazırlama amaçlı bu açıklamaları, gerek Şia'nın, gerekse Ehlisünnet'in kaynaklarında 500 nassı bulmaktadır ki, bunların tamamı İmam Mehdi'nin (a.s) zuhurunun, doğumunun, gaybetinin, gaybetten sonra ortaya çıkışının, zuhurunun alâmetlerinin, adaletinin ve ideal İslâmî yönetiminin kesinlikle gerçekleşeceğini ifade etmektedirler. Resulullah'tan (s.a.a) sonra iki asır içinde gelen Ehl-i Beyt İmamları (a.s) da onun yolunu izlediler.
Hidayet Önderleri: İmam Hadi – İmam Ali Hadi – İmam Hadi'nin Çağının Beklentileri, s. 161 · Similarity 0.6125

Ali’nin sırrına ereyin dersen

SH_0014 · Seite 55 · 4 Tabellenzeile(n) · 4 offen

SH_0014#1 · Ali’nin sırrına ereyin dersen
Seite 55 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.94 · pending
Ali’nin sırrına ereyin dersen Bir mürsid-i kâmil bul da andan gei (S) Küfrünü îmâna satayım dersen Var kendi küfrünü bil de andan gel Şeriat ma’nisi insana sözdür Tarikat sözlerimiz gece gündüzdür Gönül bahr-i aşktır deryâ denizdir Bahrî ol ummana dal da andan gel
Bedeutung: Hakikatin derin anlamına ulaşmak isteyen kişinin görünüşün ötesindeki manevi bilgiyi araması gerektiğini söyler. Manevi olgunluğa ulaşmak isteyen kişinin kendisine hakikate giden yolu gösterecek yetkin bir rehbere bağlanmasını öğütler. İnkâr ve gaflet hâlinden çıkarak inanç, güven ve teslimiyet bilincine geçmek isteyen kişiye dönüşüm çağrısı yapar. Kişinin önce kendi inkârını, bilgisizliğini ve hakikatten uzaklığını fark ederek arınma yoluna girmesini ister. Şeriatın insan için Tanrı buyruklarının dış ve öğretici düzeyini ifade ettiğini belirtir. Tarikatın yalnızca sözde kalmayan, sürekli ve disiplinli bir manevi eğitim yolu olduğunu anlatır. İç dünyanın aşk yoluyla ilahî hakikati kavrayan sınırsız bir manevi varlık alanı olduğunu söyler. Kişiyi insan-ı kâmilin ve varlığın derin manevi alanına girerek hakikati yaşayarak öğrenmeye çağırır.

Ozanın dile getirdiği, kişinin küfrünü ve nefsini tanıyıp tövbe, teslimiyet ve basiret üzere kâmil bir rehbere bağlanarak hidayette ilerlemesi ilkesi, verilen ayetlerde Allah’ın yoluna uyma, rehberliğe teslim olma ve hidayetin artırılması hükmüyle örtüşür.

KEHF 18:70
Dedi: “Bak, eğer bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis açıncaya değin hiçbir şey hakkında bana soru sorma!”
Similarity 0.472 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 45/100 · Mürşide uymak ve soru sormamak teması Kehf suresindeki Hızır-Musa kıssasıyla zayıf bir şekilde ilişkilendirilebilir ancak doğrudan bir ilke birliği yoktur.
EN’AM 6:126
Rabbinin yolu işte budur, dosdoğru, kıvamında… Biz öğüt alan bir topluluğa ayetleri detaylı bir biçimde açıkladık.
Similarity 0.4779 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 40/100 · Metindeki 'yol' kavramı ile ayetteki 'Rabbinin yolu' ifadesi arasında sadece genel bir kelime ve kavram çağrışımı bulunmaktadır.
9:118
Geride bıraklılan üç kişinin de tövbesini kabul etmiştir. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmiş, öz benlikleri kendilerini sıkıştırmıştı; Allah’ın öfkesinden kurtulmak için yine Allah’a sığınmaktan başka çare olmadığını fark etmişlerdi. Sonra onlara tövbe nasip etti ki, eski hallerine dönsünler. Hiç kuşkusuz Allah, tövbeleri çok çok kabul eden, rahmeti sınırsız olandır.
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: Hacı Bektaş ordnet diesen Vers einer Stufe des Yol zu (Makâlât)
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 10/100 · Tövbe ve iç sıkıntısı temaları, deyişte geçen mürşit arama ve küfrünü bilme motifleriyle içerik bakımından tamamen ilgisizdir.
TAHA 20:123
Allah dedi: “İkiniz birlikte inin oradan. Birbirinize düşmansınız. Benden size bir hidayet geldiğinde, benim o hidayetime uyan artık ne sapar ne de bedbaht olur.”
Similarity 0.49 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 55/100 · Ayetin hidayete uymayı ve sapmamayı vurgulaması, deyişteki mürşid-i kâmil bulma ve doğru yola girme ilkesiyle dolaylı olarak örtüşmektedir.
MUHAMMED 47:17
Kılavuzlarını bulmuş olanlara gelince, Allah onların hidayetini artırmış ve korunma imkanlarını kendilerine vermiştir.
Similarity 0.4727 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayetin kılavuzunu bulmuş olanların hidayetinin artmasını vurgulaması, deyişteki 'mürşid-i kâmil bul da' ilkesiyle doğrudan uyuşmaktadır.
YUSUF 12:108
De ki: “İşte benim yolum budur. Ben, Allah’a basiret üzere çağırırım / dua ederim. Beni izleyenler de… Şanı yücedir Allah’ın! Ben müşriklerden değilim.”
Similarity 0.4658 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 50/100 · Ayetin basiret üzere çağrı yapmayı vurgulaması, deyişteki irşat ve bilgiyle yola gitme temasıyla dolaylı bir bağ kurmaktadır.
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
Deyişteki “mürşid-i kâmil” arayışı, Nehcü’l-Belâğa’nın hevasını bırakıp Kur’an’a bütünüyle tabi olan, hakkı yaşayan ve sahte âlimden ayrılan basiretli rehber anlayışına dayanır.
O, karanlıkların ışığı, şüphelerin gidericisi, belirsizliklerin anahtarı, güçlükleri gideren, uçsuz bucaksız çöllerde yol gösterendir. Söyler, anlatır; susar, kurtulur. İhlâsla Allah'a yönelir, Allah da ona ihlâs verir. O, Allah'ın dininin madenlerinden, arzının direklerindendir. Adaleti kendisine farz kılmıştır. Adaletinin ilk uygulaması, kendisini heva ve heveslerinden uzaklaştırmasıdır. Hakkı tanır ve onunla amel eder. Hayırda yönelmeyeceği bir son yoktur. Faydalı sanıp da kast etmeyeceği şey yoktur. Dizginlerini kitabın (Kur'ân'ın) emrine vermiştir. Kur'ân onun öncüsü ve önde- ridir. O, yükünü nereye indirirse o da oraya iner, konduğu yere konar. (Her şeyiyle Kur'ân'a uyar.) Bir başkası da var, ilim sahibi olmadığı hâlde kendini âlim diye tanıtır. Cahillerden ve sapıklardan birkaç sapıklığı ve cehaleti almış, insanlara aldatış ağlarını germiş, sahte sözler söylemektedir. Kitabı dilediği gibi anlatmakta, hakkı hevasına uydurmaktadır. İnsanlara büyük günahlar için güvence verir. Büyük suçları onlara küçük gösterir. Şüpheli şeylerde "duraklarım" der de şüphelerin içine düşer; "bidatlerden sakınırım." der, fakat onların içine yuvarlanır. Suratı insan, kalbi ise hayvan kalbidir.
Nehcü'l-Belâğa – İmam Ali – 87. Hutbe, s. 131 · Similarity 0.5467
SH_0014#2 · Ali’nin sırrına ereyin dersen
Seite 55 · Verszeile 9 · Konfidenz 0.94 · pending
Pişin pişiri söyle sözünü îki babdan ayırma gör gözünü Mürşidine teslim eyle özünü Musâhib kapusun bul da andan gel
Bedeutung: Söz söylemeden önce olgunlaşmayı ve başkalarını yönlendirecekse onları da olgunlaştıracak bir anlayış edinmeyi öğütler. Kişinin varlığı ikilik içinde parçalayan bakıştan sıyrılıp görüşünü hakikate yöneltmesini ister. Talibin benlik iddiasını bırakarak kendisini manevi rehberinin eğitimine ve yolun sorumluluğuna vermesini öğütler. Talibi karşılıklı sorumluluk ve dayanışmaya dayanan manevi yol arkadaşlığını bulmaya çağırır.

Ozanın mürşide teslimiyet, nefsin kibir ve gafletinden sakınma ve hikmet ehliyle yol alma öğretisi, bu ayetlerdeki ilâhî rehberliğin önüne geçmeme, zikr ehline bağlanma ve hikmeti talep etme ilkesiyle örtüşür.

KEHF 18:66
Musa ona dedi ki: “Sana öğretilenden bana da bir olgunluk / bir bilgi öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?”
Similarity 0.5097 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Hz. Musa'nın Hızır'a ilim öğrenmek için tabi olması, deyişte vurgulanan mürşide teslim olma ve yol bulma ilkesini doğrudan desteklemektedir.
KEHF 18:28
Benliğini, sabah-akşam yüzünü isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma. Ve sakın, kalbini bizim Zikrimiz’den / bizi anmaktan gafil koyduğumuz, boş arzularına uymuş kişiye boyun eğme. Böylesinin işi hep aşırılıktır.
Similarity 0.5024 · gefunden über den Wortlaut
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 45/100 · Hakikat ehline yoldaş olmayı öğütlesede, deyişteki özel mürşit-musahiplik ilişkisiyle doğrudan değil, genel bir topluluk bilinciyle ilgilidir.
HUCURAT 49:1
Ey iman edenler! Allah’ın ve resulünün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Allah gerçekten çok iyi duyan ve gereğince bilendir.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 60/100 · Allah ve Resulünün önüne geçmeme uyarısı, Alevi-Bektaşi gelenegindeki mürşide ve yola itaatsizlik etmeme kuralıyla dolaylı bir ilke benzerliği taşır.
BAKARA 2:269
O, hikmeti dilediğine verir. Ve kendisine hikmet verilmiş olana çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Hikmetin verilmesi genel olarak ilim ve irfanla ilgili olsa da, deyişte geçen musahiplik ve mürşide teslimiyet konularıyla doğrudan bir içerik bağı yoktur.
SH_0014#3 · Ali’nin sırrına ereyin dersen
Seite 55 · Verszeile 13 · Konfidenz 0.91 · pending
Cellâd oluben cânma kıyagör Ârif olub her ma’niden duyagör Cesedin kendi elinde yuyagör Kendi namazmı kıl da andan gel
Bedeutung: Kişiden bedenine değil, nefsine ve benlik bağlarına karşı sert bir iç mücadele yürütmesini ister. Kişiyi her söz ve olayın ardındaki manevi anlamı kavrayabilecek gönül bilgisine ve olgunluğa ulaşmaya çağırır. Kişinin kendi bedenini ve benliğini başkasına bırakmadan içsel arınma sorumluluğunu üstlenmesini, ayrıca sembolik ölümü gerçekleştirmesini anlatır. Kişinin ibadetini ve kulluk sorumluluğunu başkasına devretmeden bizzat yerine getirmesi gerektiğini söyler.

Bu dizelerdeki nefsi hesaba çekip öldürmeden önce arındırma ve irşada teslim olma ilkesi, Şems, A‘lâ, Nâziât ve Yusuf surelerinde nefsin kötülükten sakındırılarak tezkiye edilmesiyle kurtuluşa erişileceği hükmüyle örtüşür.

ŞEMS 91:9
Benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur.
Similarity 0.534 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, deyişteki nefis terbiyesi ve kişinin kendi arınmasını sağlama ilkesiyle doğrudan örtüşmektedir.
A’LA 87:14
Benliğini arındıran / zekat veren, kurtuluşa gerçekten ermiştir.
Similarity 0.5022 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 85/100 · Ayet, kişinin kendi benliğini arındırmasının kurtuluş için şart olduğunu vurgulayan deyişle doğrudan uyumludur.
NAZİAT 79:40
Rabbinin yüceliğinden korkup nefsini boş heveslerden yasaklamış olan içinse,
Similarity 0.5032 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 80/100 · Ayet, nefsi kontrol altına alıp arındırmayı, deyişte geçen içsel hesaplaşma ve sorumluluk ilkesiyle doğrudan bağlamaktadır.
YUSUF 12:53
“Nefsimi ak-pak gösteremem. Çünkü nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder. Ama Rabbim çok affedici, çok esirgeyicidir.”
Similarity 0.4981 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 45/100 · Nefsin kötülüğü emretme eğiliminden bahsetse de, deyişin vurguladığı aktif içsel arınma ve kendi cenazesini/namazını kılma eylemiyle zayıf bir bağa sahiptir.
SH_0014#4 · Ali’nin sırrına ereyin dersen
Seite 55 · Verszeile 17 · Konfidenz 0.91 · pending
Şah Hatâyî’m ma’ni söylerim düden Ayırırlar seni kibr ile kinden Ölmeyene nasîb olmaz bü yoldan Var ölmezden evvel öl de andan gel
Bedeutung: Şah Hatâyî, sözlerinin yüzeysel anlatım değil, derin manevi anlam taşıdığını bildirir. Bu manevi anlamların kişiyi kibir ve kin gibi benliği ve toplumsal barışı bozan duygulardan uzaklaştıracağını belirtir. Benlik ve eski tutkular bakımından sembolik bir ölüm yaşamayan kişinin manevi yola gerçekten dâhil olamayacağını söyler. Kişiyi fiziksel ölüm gerçekleşmeden önce nefsini, kibir ve benlik iddiasını öldürerek manevi olgunluğa ulaşmaya çağırır.

Ozanın “ölmeden evvel ölmek” diye dile getirdiği nefsin kibir ve kinden arındırılması, kâmil rehbere teslimiyet ve birlik içinde hakikate yönelme ilkesi, bu ayetlerde de tezkiye, hidayet ve Allah’ın ipine sarılma olarak doğrulanır.

ŞEMS 91:9
Benliği temizleyip arındıran gerçekten kurtulmuştur.
Similarity 0.4724 · gefunden über die Bedeutung
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 90/100 · Ayet, deyişin son dizesinde vurgulanan nefs terbiyesi ve 'ölmeden evvel ölmek' (nefsi arındırmak) ilkesini doğrudan dile getirmektedir.
TAHA 20:122
Sonra, Rabbi onu arıtıp temizledi, onun tövbesini kabul edip kendisini iyiye ve doğruya kılavuzladı.
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): bestätigt, 70/100 · Ayet, kulun arınmasını ve doğru yola kılavuzlanmasını konu alması bakımından deyişin manevi olgunlaşma temasıyla dolaylı bir ilişki içerisindedir.
NAZİAT 79:18
“De ki ona: ‘Arınıp temizlenmeye ne dersin?’”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 25/100 · Ayet sadece 'arınıp temizlenme' kavramı üzerinden yüzeyel bir sözcük ve genel çağrışım bağı kurduğu için deyişin ana felsefesiyle zayıf bir ilişkiye sahiptir.
3:103
Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
Similarity None · ★ ÜBERLIEFERT: Hacı Bektaş ordnet diesen Vers einer Stufe des Yol zu (Makâlât)
Zweitmeinung (gemini-flash-lite-latest): widerspricht, 30/100 · Ayet toplumsal birliği ve kardeşliği vurgularken, deyiş bireysel nefs terbiyesini ve tasavvufi ölümü ele aldığı için aralarındaki bağlantı zayıftır.

Hatâyî can argına

SH_0099 · Seite 132 · 1 Tabellenzeile(n) · 1 offen

SH_0099#1 · Hatâyî can argına
Seite 132 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.95 · pending
Hatâyî can argına Ehl-i irfan argına Ma’rifetten su gelüb Dokunur can argına
Bedeutung: Şah Hatâyî'nin deyiş söyleyen kimliği, insanın içsel can akışına yönelen bir irfan yolunu temsil eder. Hakk’ı tanıma bilgisine sahip kişilerin de insanın manevi özüne yönelen aynı irfan akışı içinde bulunduğu anlatılır. Hakk’ı tanımaya dayalı ma’rifet, canı besleyen ve ona ulaşan su gibi tasvir edilir. Ma’rifetle gelen manevi bilgi, insanın canına ulaşarak onun iç dünyasında etkisini gösterir.

Ozanın dile getirdiği ma’rifet ve irfanın gönülde canı diriltip Hakk’a yöneltmesi ilkesi, bu ayetlerde ilmin kalplerde yerleşerek insanı hakikate, iman olgunluğuna ve Rabb’e adanmışlığa ulaştırmasıyla örtüşür.

ANKEBUT 29:49
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüsleri içinde ayan-beyan ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse inkar etmez.
Similarity 0.4586 · gefunden über den Wortlaut
HAC 22:54
Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak olduğunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye böyle yapılmıştır. Şu bir gerçek ki Allah Hadi’dir, iman edenleri dosdoğru yola mutlaka ulaştıracaktır.
Similarity 0.4747 · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
SEBE’ 34:6
Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin, hakkın ta kendisi olduğunu, Hamid ve Aziz olan Allah’ın yoluna kılavuzladığını görürler.
Similarity 0.4652 · gefunden über die Bedeutung
3:79
Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” desin. O ancak şöyle der: “Okuyup araştırdığınız şeylere, öğrettiğiniz şu Kitap’a dayanarak benliklerini Rabb’e adamış kullar olun.”
Similarity None · über Wortlaut UND Bedeutung – der belastbarste Fall
Ehl-i Beyt kaynağı (kein Ayet · ehlibeyt)
“Ma‘rifetten su gelüb / dokunur can argına” sözü, canın ilâhî mârifetle arınmasını dile getirir ve İmam Hüseyin’e nispet edilen niyazdaki, eserlerde oyalanmadan basiret ve ilâhî nurla Hakk’a yönelme öğretisine dayanır.
Etkilerin değişmesi ve tavırların dönüp durmasıyla bildim ki, senin muradın, her şeyde ken- dini bana tanıtmaktır, ta ki hiç bir hususta seni bilmezlik etmeyeyim… c- İlâhî! Eserlerin arasında gidip gelmem, beni ziyaretinden uzaklaştırdı. Beni bir hizmete ver ki, beni sana kavuştursun. Varlığı için sana muhtaç olan bir şeyi senin için delil olarak kullanmak nasıl olabilir ki? Senden başkasında sende olmayan bir zuhur mu var ki, o seni ortaya çıkarsın?! Sen ne zaman kayboldun ki, seni bulmak için delile ihtiyaç olsun? Ne zaman uzaklaştın ki, sana ulaştıracak eserlere ihtiyaç olsun? Seni, üzerinde denetleyici olarak görmeyen göz kördür. Senin sevginden pay almayan kulun ticareti de hüsranla sonuçlanmıştır. d- İlâhî! Eserlerine başvurmamızı emrettin. Şimdi beni, nurlar kisvesi ve basiret rehberliğiyle kendine döndür ki, eserler aracılığıyla senin katına girdiğim gibi, onlar aracılığıyla sana döneyim; kalbi onlara bakmaktan korunmuş, himmeti onlara dayanmaktan yücelmiş olarak. e- Sana ulaşmayı senden istiyorum. Senin delilin olarak seni kullanıyorum. Nurunla beni kendine ilet; dosdoğru kullukla beni huzurunda kaim kıl. f- İlâhî! Saklı ilminden bana öğret. Koruyucu örtünle beni koru.
Hidayet Önderleri: İmam Hüseyin – İmam Hüseyin – Akıl, İlim ve İrfana Dair Sözleri, s. 259 · Similarity 0.5574

Hatâyî'ye han geldi

SH_0101 · Seite 133 · 1 Tabellenzeile(n) · 1 offen

SH_0101#1 · Hatâyî'ye han geldi
Seite 133 · Verszeile 1 · Konfidenz 0.96 · pending
Hatâyî'ye han geldi Mürde cisme can geldi Ya’kub-i zâr olmuşam Yûsuf-i Ken’an geldi
Bedeutung: Hatâyî'nin manevi alanına yücelik ve dönüştürücü güç taşıyan bir geliş ulaşmıştır. Ölü ve anlamsız hale gelmiş varlık, manevi hayatın ulaşmasıyla yeniden dirilmiş ve anlam kazanmıştır. Söyleyen, ayrılık ve hasret içinde hakikate kavuşmayı bekleyen sabırlı ve yaralı insan hâlini dile getirmektedir. Sıkıntı ve esaretlerden geçerek olgunlaşan hakikat, insanı asli yurduna ve kökenine yeniden bağlayan bir kavuşma olarak ortaya çıkmıştır.

Bu dizelerdeki ilahî lütufla ölü gönlün dirilmesi ve ayrılığın vuslata dönüşmesi ilkesi, Yusuf’un gelişiyle Yakub’un gözlerinin açılması ve aile kavuşmasının anlatıldığı ayetlerle örtüşür.

YUSUF 12:96
Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca, gözü derhal görür hale geldi. Yakub: “Ben size demedim mi? Allah’ın izniyle sizin bilmediklerinizi bilirim.” diye konuştu.
Similarity 0.5243 · gefunden über den Wortlaut
ALİ İMRAN 3:27
“Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü diriden çıkarırsın. Dilediğini hesapsızca rızıklandırırsın.”
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
EN’AM 6:95
Hiç kuşkusuz Allah’tır daneyi yaran, çekirdeği patlatan. Ölüden diri çıkarır O; diriden ölüyü çıkaran da O’dur. İşte budur Allah! Peki nasıl ters bir yöne çevriliyorsunuz?
Similarity None · gefunden über gemeinsame Suchbegriffe
YUSUF 12:99
Nihayet Yusuf’un huzuruna vardıklarında Yusuf, ana-babasına sarılıp kucakladı. Ve şöyle dedi: “Girin Mısır’a, Allah dilerse emniyet ve güven içinde olacaksınız.”
Similarity 0.4703 · gefunden über den Wortlaut
Peygamber kıssası (kein Ayet · peygamberler)
Satır, Yâkub’un Yûsuf’un ayrılığıyla yaşadığı derin hüzün ve hasretin, Yûsuf’un Ken‘an’a dönüşüyle can buluşa dönüşmesi kıssasına gönderme yapar.
. İbn.Sa'd-Tabakat c.1,s.54, İbn.Kuteybe-Maarif s. 18, Taberi-Tarih c.1,s.162-163, Hâkim-Müstedrek c.2,s.569. . İbn.Kuteybe-Maarif s.17, Taberî-Tarih c.1 ,s.162, Mes'udîMurucuzzeheb c.1 ,s.46, Salebî-Arais s.101, ibn.Esîr-Kâmil c.1,s. 126. . İbn.Kuteybe-Maarif s.17, Taberi-Tarih c.1,s.164, Salebi-Arais s.101, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.126. . Taberi-Tarih c.1,s.165, İbn.Esir-Kâmil C.1.S.127. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/263. . İbn.Kuteybe-Maarif s.18, Taberi-Tarih c.1,s.164, Salebi-Arais s.101, İbn.Esir-Kamil c.1,s. 126. . İbn.Kuteybe-Maarif s.18. . Hâkim-Müstedrek c.2,s.557. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/263. . Yâkubi-Tarih C.1.S.29. . İbn.Kuteybe-Maarif s.19, Yakubi-Tarih c.1,s.29. . İbn.Kuteybe-Maarif s. 18. . Taberî-Tarih c.1,s.164-165, İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39. . ibn.Kuteybe-Maarif s.18. . ibn.Kuteybe-Maarif s.19, Yâkubî-Tarih c.1,s.3O, Taberi-Tarih c.1,s.163, Salebi-Arais s.102, İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39. . İbn.Kuteybe-Maarif s.19, Taberi-Tarih c.1,s.163, Salebi-Arais s. 102. . Yakubi-Tarih c.1,s.31, Taberi-Tarih c.1,s.163, Mes'udi-Murucuzzeheb c.1,s.47, Salebi-Arais s.102, Ebülferec İbn.Cevzi-Tabsıra c.1,s.178, İbn.EsirKâmil c.1,s.126, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.197. . Yakubi-Tarih c.1,s.31, Mes'udi-Murucuzzeheb c.1,s.47, HâkimMüstedrek c.2,s.57O, Salebi-Arais s.102, Ebülferec İbn.Cevzi-Tabsıra c.1,s.178. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/263-264. . İbn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.4O. . Ankebut: 27. . Sâd: 47. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/265. . Şâlebî-Arais s.266-267. . Mîr Hâvend-Ravzatussafa Tercemesi s.225. . ibn.Hacer-Fethulbâri c.6,s.291. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/265-267. . Sâiebî-Araiss.130. . Taberî-Tefsir c.i3,s.46, Sâiebî-Arais s.135. . Sâiebî-Arais s.135. . Taberî-Tefsir d3, s.46.
Peygamberler Tarihi – YAKUB ALEYHİSSELÂM – Yâkub Aleyhisselâmın Yûsuf Aleyhisselâmdan Dolayı Üzüntülere Düşüşü:, s. 236 · Similarity 0.5727